aksaray'ın merkeze bağlı sevinçli köyü muhtarı umut ş.

kız kaçırmak için yakınlarıyla birlikte köyde bir evi basmış. kaçırmak istedikleri 15 yaşındaki kızı evde bulamayınca eve silahla ateş açıp aileyi taş ve sopalarla darbetmiş. 1'i ağır 3 kişinin yaralandığı olayda 7 kişi gözaltına alınmış.

muhtar kızı daha önce bir defa kaçırmış. vali devreye girip kızı bulmuş ve ailesine teslim etmiş. fakat muhtar rahat durmayıp kızı yine kaçırmaya çalışınca olaylar bu noktaya gelmiş. hayır yani ilk kaçırmasında neden bu adam içeri tıkılmıyor da dışarda dolaşıyor. kafayı yememek elde değil. teksas sanki.

kızın 15 yaşında olmasına mi üzülsem, olayı gerçekleştiren kişinin muhtar olmasına mı küfretsem, yoksa daha önce kaçırdığı halde dışarda dolaşmasına mı kafa yorsam anlamadım gitti.

kaynak: www.haberler.com/kiz-kacirm...
devamını gör...

hediye

ben gecenin sonundan söz ediyorum
ben karanlığın sonundan
ve gecenin sonundan söz ediyorum

evime gelirsen eğer sevgili bana bir ışık getir
ve küçücük bir pencere oradan
mutlu sokağın kalabalığını seyredeyim


iran'ın kederli kadın şairidir füruğ ferruhzad. her cümlesinde ayrı bir dokunuş vardır. şiirleri çok güzeldir her okuduğunuzda size başka bir şey katar. daha çok genç yaşta 32 yaşında hayata veda etmiştir. ama geriye mükemmel eserler bırakmıştır.
bu şiirinde kendimden izler buluyorum o yüzden de en sevdiğim olabilir açıkçası. çok sevdiğim bir de sözü vardır.

"çocukluğum beni görse ne yaptılar sana böyle diye ağlardı."
devamını gör...

bir (bkz: yiannis kotsiras) şarkısı. nakarat kısmı bugün neredeyse hiç çıkmadı aklımdan. dergi karıştırıyorum aklımda, süpürge tutuyorum aklımda, çiçek suluyorum aklımda. e artık paylaşmasam olmazdı tabii. "her defa" olarak çevirebileceğimiz şarkının türkçesi şöyledir efenim:

dünyanın sona erdiği her defa
tut elimden sıkıca
yanımda yürü harabelerden geçerken
gözlerime bak gözlerin kapalı

dünyanın sona erdiği her defa
ağladığımda, senin gülmeni istiyorum bana
sevdiğim hangi şarkı varsa
sen fısılda kulaklarıma

ve dünya sona erdiğinde yine
öp beni ilk seferki gibi
sıcak kucağında
belki yeniden hayat bulur dünya

dünyanın sona erdiği her defa
uzak tut beni sulardan
göçün soğuk, hırçın dalgalarında
kaybolmayayım ışığım!

dünyanın sona erdiği her defa
ağladığımda, senin gülmeni istiyorum bana
sevdiğim hangi şarkı varsa
sen fısılda kulaklarıma

ve dünya sona erdiğinde yine
öp beni ilk seferki gibi
sıcak kucağında
belki yeniden hayat bulur dünya


open.spotify.com/track/2OZM...
devamını gör...

bundan sonra birçok kişinin başlıklara bakarken "birbiriyle uyumlu nickler" arayacağına yemin edebilirim, yakında ispatını da yapacağım. *

(bkz: kişi kendinden bilir işi)

edit: kelime hatası.
devamını gör...

mit olsa yine iyi. rus ajanları tarafından kurulmuş ve hızlı bir şekilde rus istihbaratına bilgi aktarımı yapmaktadır. bir bilen: putin diyorlar ama ben anlamam ellaam.
devamını gör...

bir miko tamlaması. elle film başlığında isabelle huppert için kullanılmıştır #959805.
sizin de seyretmelere doyamadığınız bayıldığınız bir oyuncu varsa devamında bu tamlamayı kullanıp üyeliğinizi gerçekleştirebilirsiniz.

açıkçası favori bir oyuncum olmadığı için bu tarz bir derneğe bırakın asil üyeliği normal bir üye bile olamayacağım muhtemelen.
ama örnek vermek gerekirse ben de belki rachel weisz oyunculuğuna taparlar derneği asil üyesi olabilirim.

not: bu yaratıcı tamlama için teşekkürler.
devamını gör...

hani kalıplaşmış bir söz vardır ya; kelimelerin kifayetsiz kalması. işte onun vücut bulmuş halidir. onun gibisi bir daha gelmez eminim.
hayatı anlatır.
bir şarkısında "sevincede kederede doğumada ölümede çiçekler yolluyoruz." diyerek her şeyi ne kadar sıradanlaştırdığımızdan bahseder.
diğer şarkısında gülhane parkında bir ceviz ağacıdır.
bir başkasında öyle bir "hayatta hiçbir şeyim az olmadı senin kadar, hiçbir şeyi istemedim seni istediğim kadar." der ki giden gittiğine utanır mı bilmem ama...
"bugün sen çok gençsin yavrum." diyerek ümidinizi tüketmeyin der.
namus belasında verdiği dersler vardır birde.
son olarak daha doğrusu daha nicelerinin arasından son olarak değineceğim deniz üstü köpürürdür.
"benim de şu cihandan gidişim hey canım rinananay rina rinanay
memleket sevdasından, hey canım hey" der ve tercüman olur hislerimize.
devamını gör...

soğuk kış günlerinde de üzeri incecik giysilerle dışarı çıkan kişiler için kullanılan bir deyim.

öncelikle deyimin doğrusu ‘zemherir zürafası’dır. günlük kullanım dilinde zemheri olarak yerleşmiş. zemherir kelimesi arapça olup, bulunduğumuz yarım küre için 22 aralık-21 ocak tarihleri arasına denk gelmektedir. malumunuz bu tarih aralığı, kışın soğuğunun en çok hissedildiği tarih aralıklarındandır; kara kış yani. zürafa ise yine arapça ‘zürefa’dan gelmektedir. zürefa ise zarif kelimesinin çoğulu.

şu an bu anlamda kullanılan deyim, farklı zamanlarda farklı anlamlarda da kullanılmış. rivayete göre, eski istanbul argosunda zürefa kelimesi ‘lezbiyen’ anlamına gelirmiş. ‘kışın soğuğunda incecik giyip aranan kadın’ anlamında kullanılırmış bu deyim.

biz yine bildiğimiz anlamıyla kullanalım.
devamını gör...

çok sevimli bir harun kolçak şarkısıdır aynı zamanda, 1993'te çıkmış olan ve bütün şarkılarının ayrı güzel olduğu "en büyük aşk" albümünden.*

devamını gör...

tarih boyunca meydana gelen göçlerin, doğal, sosyal, siyasal ve ekonomik açıdan çok farklı sebepleri olabilmektedir. bunların bazıları gönüllü göçler olmakla beraber bazıları zorunlu göçlerdir. zorunlu göçlerin başlıca sebepleri arasında güvenlik ihtiyacı vardır. her insan kendini güvende hissetmeye ihtiyaç duyar. çünkü güvenli ortamı bozulduğunda beslenme, barınma gibi en temel ihtiyaçlar da karşılanamaz hale gelecektir. dolayısıyla göç deneyiminin ortaya çıkardığı öncelikli ihtiyaç, yaşamak için güvenli bir yer bulmaktır.

göç olayını, yer değişikliği olarak algılamak ne kadar doğru değilse bir yerin nüfusunun azalıp bir yerin nüfusunun artması olarak değerlendirmek de o kadar yanlış olacaktır. göç, sosyo-ekonomik boyutu oldukça fazla olan bir nüfus hareketi olarak ele alındığında, göçten sonra geçim ihtiyaçlarını karşılamak en önemli ihtiyaçlardandır. örneğin; çiftçilikle uğraşan bir ailenin göçtüğü yerdeki topraklar tarım yapmaya elverişli değilse yeni bir geçim kaynağı bulmak bir sorun haline gelecektir. bu örnekte, 1923 tarihli mübadele göçünde de en sık karşılaşılan durumlardan birini görmekteyiz.

göç deneyimi, sadece fiziksel ihtiyaçlardan ibaret olmayıp beraberinde sosyo-kültürel ve psikolojik açıdan da birçok ihtiyaç getirmektedir. bunlardan birisi göç edilen toplum tarafından sosyal kabul (onay) almaktır.
devamını gör...

iyi ki yabani çileğe hamuçora denilen köyde değilim çünkü kendimi yabani çileğin yanında değil pişinin gözlemenin yanında bulurdum. bu kadar da hamura benzeyen isim olmaz yani.
devamını gör...

genellikle amerika’nın güney ve batı kısımlarında kullanılan bir sözdür. günaydın demenin daha melodik ve daha neşeli bir yoludur. ve muhattap olan kişi uyandığında onu lezzetli bir sürpriz beklediğini ima eder.

bu sözün kökenin ne olduğu, ilk olarak nerede kullanıldığı ile ilgili net bir bilgi olmamakla birlikte çok yaygın bir kullanım olduğu da bir gerçek.

eggs and bacon klasik bir amerikan kahvaltısıdır. yumurta ve domuz pastırmasından oluşan bu kahvaltıyı birçok amerikan filminde gördüğümüz için lezzeti ile ilgili de bir fikrimiz varmış gibi hissederiz.

başlıkta bahsettiğimiz söz kahvaltını hazır olduğunu, bir an önce uyanılması gerektiğini ve muhtemelen neşeli ve mutlu bir kahvaltı geçirileceğine işaret eder.

ayrıca bu söz karşımıza kill bill volume 2’da da çıkar. michael madsen’ın canlandırdığı sidewinder olarak da bilinen ve bill’in erkek kardeşi olan budd tarafından beatrix kiddo’ya söylenmiştir. filmde budd gelini alt etmeyi başarmış tek insan olarak karşımıza çıkar ve tam bu esnada bu sözü kullanır. ancak söz yukarıda anlattıklarımdan çok uzak bir ima ile kullanılmıştır.
devamını gör...

araştırmaktır.
o başlık var mı diye iyice kurcalamaktır.
aynı başlıktan varsa veya aynı başlığın farklı isimli olanı varsa başlık açmamaktır.
devamını gör...

sanki kek tarifi veriyorlar ya kabarıncaya kadar da çırpın bari.
devamını gör...

korkaksın. kendin için bile savaşacak güce sahip değilsin.
devamını gör...

okurken neredeyse tiksinti uyandırabilen, anlatımı o denli güçlü ve etkileyici kitap. insanlık olarak geçmişte ve günümüzde ne kadar vahşi olabildiğimizi ve olabileceğimizi gözler önüne seriyor.

adeta tiksindirici bir durumun içerisine sürüklüyor okuyanı ve belki de dönemin insanlığına, alınan kararlara iğrenerek bakarak olayların gelişimini inceletiyor. bu denli rahatsız edici ancak aynı zamanda mükemmel bir kitabın oluşu gerçekten inanılmaz.

insanlığın bu denli aşağılık oluşu da aynı şekilde. kitabı okurken bu konuda çeşitli sorgulamalar yapabilme ve yeni bakış açıları kazanma şansı veriyor okuyucuya. kitapta giyotin anlatılırken idama, idamlara kayıyor akıl ve idam üzerine de derin sorgulamalar yapmaya sebebiyet veriyor.

ezcümle, gerçekten bir şeyler katabilen, okunması gereken bir kitap.
devamını gör...

vurmamak saçma olurdu. egitim sistemi gözler önünde, kaçınız başladığı sistemle okuldan mezun oldu.
ders kitapları rezalet. ek kaynaklar olmasa kimse bir sey öğrenemez.
kitap fiyatları da ortada, hayaller yıkık, umutlarımız kimilerinin mercedes'lerinde pudra şekeri olmuş.
ekranda bile bir tane komedi dizisi yok, gülmeyi unutmuşuz. allahın fimo hamuru 25 lira kibrit kutusu kadar bir şey. daha küpe yapamıyorum kendi halime...

5 yaşında sübyan mekteplerine, oradan medreselere verildik. kimimiz tecavüz edildi, kimimiz dayak yedi, kimimizin de beyni iğfal edildi.

başkaları küpünü doldururken, biz metrobüs kartımızı doldurma telâşındayız. işsizlik almış yürümüş, çalışana da zam yok 2 yıldır zam alamıyorum.

pardon da ne bekliyorsunuz bizden? cinnet getirmedigimize şaşırın.
devamını gör...

şiddet gördüm:(.hem de çok uzun yıllar.evet yalan değil seviyordum.o çocukluğunda babasından çok şiddet görmüş işkenceye uğramış diye her anlattığında hıçkırıklara bogulur ona daha çok sarılırdım.cok geçmeden o da bana şiddet göstermeye başladı ve hemen arkasindan büyük pişmanlıklar duyup ardından büyük sevgi gösterilerine ... bana çok büyük bir aşk duyardı ve inanılmaz bir ilgi gösterirdi hatta el üstünde tutar ancak öyle bir an gelirdiki ........... dilim varmıyor yakışmıyor insanoğluna :( .halbuki o cellat ben kurban olmuştum ancak sürüp giden zamanın içinde farkedememiş yaşadığımız bu ikili dengesiz yapıyı çevreye hiç bir şekilde açık vermemiştim, korumuştum onu .neden biliyor musunuz? seviyorum adı altında kendime değer vermediğim için , çalışmama rağmen boşanmaya cesaretim olmadığı için,onun ailesi zaten sorunlu yazık kıyamıyorum dediğim için, sonunu düşünmeden yaptığım çocuklar için, asıl en önemlisi yıllar sonra farkına vardığım bana şiddet sonrası gösterdiği o sahtekar sevginin müptelası olduğum için.sonuç farkındalığım canlandıkça uyandım ve inanılmaz zorluklarla boşandım.huzurluyum.çok daha güçlüyüm.geri dönüp baktığımda en büyük hatanın bende olduğunu çok net görebiliyorum.siddet gösterene daha ilkinde kendine dönüp ben değerliyim dedikten sonra 'dur'diyeceksin. "dur , bana bunu yapamazzzsssın."yoksa devamı karmakarışık bir çorap söküğü gibi geliyor.yillar uzadıkça kaosa dönüşüyor ve işin içinden çıkmak daha da zorlaşıyor.örnek olsun anlayamayanlara...
devamını gör...

a grubu beta hemolitik streptekoklar sebep olur. iyi tedavi edilmezse ya da tedavi yarıda bırakılırsa akut romatizmal ateş hastalığına çevirir. o da kalp, eklem, santral sinir sistemini ve böbrekleri tutar. başınıza oldukça büyük iş açmış olursunuz. tedavisi streptekok kökenli olduğunda penisilindir. penisilin allerjisi olan hastalarda ise eritromisin ya da azotromisin verilir.
devamını gör...

adam ülkenin en güçlü trolü yeminlen!*
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim