muhtaç birisine yardım ettiğinde insanın mutlu olmasının ardındaki sebebin ne olduğunun sorgulandığı başlıktır.

bir çok insan güzel, romantize edilmiş şeyler söyleyebilir bu konuda.

tam hatırlamıyorum hangisinde okuduğumu ama ya nietzsche ya sa schopenhauer bu mutluluğun altında yatan esas gerçeğin ego tatmini olduğunu ifade ediyordu. ona göre* insanın kendisinin bir başkasına yardım edecek kadar güçlü ve üstün olduğunu hissetmesiydi, yardım eden insanın yaşadığı mutluluğun sebebi.
devamını gör...

2015 yapımı bir sinema filmi versiyonu var heidi'nin. alain gsponer yönetmiş. bir kitap sinemaya nasıl uyarlanır sorusuna şahane bir örnek olmuş bu film. en küçük ayrıntısına dek ilmek ilmek işlenmiş, şahane oyunculukların izlendiği bir yapım olmuş. heidi rolündeki anuk steffen müthiş yetenekli bir genç oyuncu. bonus olarak bir de niki reiser tarafınfan bestelenen film müzikleri öyle güzel bir soundtrack albümü oluşturmuş ki, ne zaman dinlense insanı hem içten içe bir hüzne, hem de çocuksu bir neşeye sevkediyor.
film de albüm de en az birer kere mutlaka deneyimlenmeli...
devamını gör...

kökeni latince pluvia (yağmur) kelimesinden gelmektedir. pluviophile yağmurun yağmasından hoşlanan, yağmurlu havalarda mutlu olan ve yağmur yağdığında huzur bulan insanlar için kullanılan bir terimdir.
yağmurdan sonra ortaya çıkan yağmur kokusuna bayılırlar. bu koku literatürde petrikor olarak geçer. kaynağı elbette bitkilerdir. petrikorun ikinci sebebiyse aktinomiset diye bilinen toprakta bulunan bakterilerin salgıladıkları kimyasallar. bu ikisi yağmur yağınca toprakta karışıp kendine has bir koku yayar. duygu dolu insanlar bu kokuyu ruhlarının derinliklerine kadar hisseder.
yağmur suyunu tatmayı, yağmur altında yürüyüş yapmayı seven bu kişiler zor zamanlar geldiğinde “bunlar da geçecek” demesini iyi bilirler. yağmur aşığı tipik bir pluviophile gece yatmadan evvel yağmur sesi ile kolaylıkla uykuya dalar.
“en çok bolluk getiren yağmur, alın teridir” der cenap şahabettin. kafa sözlük için alınteri dökenlerin başında gelen bir yazardır pluviophile. sözlüğün en sevilen yazarları arasına girmeye aday, nicki kendi gibi huzur ve mutluluk veren saygıdeğer bir yazardır.
devamını gör...

bu arkadaşların cevap verme sürelerini daha da uzatabilmek adına dizdar koşu'dan feyzalarak zamanla kendi sorularını üretmeleri şiddetle önerilir... (bkz: cinayet süsü)

buyursunlar...

kaçta?
hangi?
ne ile?
ne için?
ne olmuş?
kimi?
nerede?
nasıl?
ne zaman?
kimden?
neyi?

ne belli? *
neye?
kim?


iyi geceler... iyi mi geceler? *
devamını gör...

endonezya'nın küçük sunda adaları'nda bulunan , bir yanardağdır. 1815 yılına kadar endonezya takım adasının en yüksek zirvesine sahipti. ancak 1815 yılında meydana gelen patlamada zirvesi havaya uçmuş böylelikle yüksek zirve birinciliğini kaybetmiştir.
tamboranın kül ve kükürt kusmasından dolayı havada oluşan tozlar, dünyayı sarmış, bu sebeple atmosfer ısınmış dünya yüzeyi ise soğumuştur.
tambora kül ve kükürt kusmaattı ve 1816 yılının yaz aylarında "yaz olmayan yıl" olarak bilinmesi, alışılmadık derecede düşük sıcaklıkların mahsul arızalarına ve açlıklara yol açtığı avrupa'da ve kuzey amerika'da etkileri büyük olmuştur.
yaklaşık 100 bin kişi ölmüş, hava soğuk olduğu içinyazsız yılyaşanmış ve insanlar açlıkla sınanmıştır. kıtlık, kuraklık ve salgınlarda artış meydana gelmiştir.
kırmızı dalga boylu ışıklar kül bulutundan geçerek dünyaya ulaşırken, mavi ve mor renkli dalga boylarındaki ışınlar yansımıştır. bu sebeple sonraki yıllarda gün doğumları ve gün batımları korkunçlu olmuştur. üstelik yanardağ patlamasından haberdar olamayacak kadar uzakta olan yerleri bile etkilemiştir.
yanardağ patlamasından sonra oluşan kasırga ve tusuninamiler, lahardenilen volkanik çamur akıntılarının oluşmasına neden olmuştur. bir çok kişi bu çamur deryasının altında kalmıştır.
devamını gör...

naber len!
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

edit: ilk defa kendi kedimden başka bir kedi gözüme tatlı göründü, hayret.
devamını gör...

ulaşabildiğim her yere cv bırakıyorum, başvuru yapıyorum. su an icin benim en önemli mevzum is bulmak. kendim icin yapabileceğim, gelebileceğim en üst noktaya gelmek istiyorum. çünkü bana ciddi emekler verildi ve hep idealist bir kadın oldum. ailem de beni bu konuda zorlamıyor ama ben evde boş boş oturmak istemiyorum. ilk olarak ehliyet almakla başladım bu kişisel gelişim serüvenime. bundan sonra aile danışmanlığı eğitimi geliyor. is mevzusunu bir an önce halletmem gerek.
tamam, bunu hallettim diyelim.
birileri hayatıma geliyor, tanışmak istiyor ben de deniyorum fakat içimde hep bir huzursuzluk.. sebebini bir türlü çözemiyorum.. birini tanımak, kriterlerime ve mantığıma uygunluğunu ölçmek benim için cok zorlaşmış bunu anladım. daha 1 saat önce benden hoşlandığına emin olduğum biri hakkında annemden fikir aldım, annem bu konularda acayip insan sarrafıdır. söyledikleri bana mantıklı geldi. zaten içimde kötü bir his olduğu icin ondan fikir aldım. sevseydim hic fikir almazdım, ‘seviyorum’ derdim. ona kötü hissettirdiğim için kendime kızıyorum fakat şunun da bilincindeyim; birini sevmek kadar birine karşı bir şey hissetmemek de normaldir. ama içine yara olmak istemiyorum kimsenin, kimsenin karmasını yasamak istemiyorum. doğru insan kim, ne zaman gelecek, nasıl biri bilmiyorum ama ne istediğimi biliyorum. galiba bu yüzden kimseyle olamıyorum, seçiciyim. konuşuyorum, tanışıyorum fakat ilerisi olmuyor.. yani o kadar çok yoruldum ki.. bunu daha nasıl anlatacağımı bilmiyorum. içimde bir huzursuzluk.. ne olacak böyle..
devamını gör...

özellikle yabancı kitabını çok sevdiğim yazar.
meursault gibi uyumsuz bir kahramanı çok güzel ve etkili anlatmış.
devamını gör...

son derece haklı bir söylemdir.
--- alıntı ---

ibb başkanı ekrem imamoğlu, basın toplantısında akit gazetesinden bir muhabirin sorusunu geri çevirdi, "bence çalıştığınız yer bir gazete değildir. sizin yayın organınızın sorusuna cevap vermeye tenezzül etmem" dedi.

--- alıntı ---
kaynak

ek: videolu haber
devamını gör...

an itibariyle yks'de bir milyonuncu olacağıma kanaat getirdim. aslında potansiyelim var (ya da ben öyle sanıyorum) ama çok yoruldum. galiba başaramayacağım.
devamını gör...

iyi bir kitap kadar insanı kendinden uzaklaştıran hiçbir şey yoktur.söz'ünün sahibidir.
devamını gör...

crıspr insan dna’sındaki genlerin tıpkı bilgisayara yazı yazar gibi kes-kopyala-yapıştır yöntemiyle yeniden düzenlenmesini sağlıyor.nasıl bilgisayarda word kelime işlemcisi varsa, genetik biliminde de crıspr cas9 gen işlemcisi vardır. bu enzim insan dna’sında bulunan genetik alfabedeki harfleri silmeye ve yeni harfler eklemeye izin vermektedir.cas9 enzimi sayesinde kök hücre tedavisinde önemli gelişmeler kaydedeceğiz. örneğin, laboratuarda karaciğer yetmezliğine karşı sağlıklı karaciğer hücreleri klonlayacak ve ardından biyoprinterda kendimize sağlıklı bir karaciğer basacağız.
buradan

dipnot: kopyala yapıştır yaptım çünkü sayfadaki yazıyı da ben yazdım linçlemeyin.
devamını gör...

gel yaralarını ben sarayım.
devamını gör...

kabak tatlısı
devamını gör...

bütün sınırları kaldırmak niyetinde olan yönetimin, önce kendi içerisinde aksiyon alma durumu.

edit : ileride tanım kutuları ile alakalı ufak bir geliştirmede daha bulunacağız.
devamını gör...

doğru şıkkı seçip sonra silip sonra da ilk seçilen şıkkın doğru çıkmasıdır.

sildiğinizle kalırsınız. sap gibi...
devamını gör...

profosyonel örgücü olan annem sayesinde ilkokulda iken öğrendiğim el işi.
ortaokulda kendi ördüğüm kazağı giymişliğim var.
çok cici bebek yeleği örerim.
bebeği olacak olan yazsın.
devamını gör...

bir olga tokarczuk kitabıdır.

olga tokarczuk nobel edebiyat ödülü sahibi muhteşem bir yazardır ve bu romanı da yazar için kullandığım sıfatı sonuna kadar hak eder. altmış altı yıllık bir zaman diliminde, yani iki dünya savaşı görmüş ve büyük devrimlere şahit olmuş bir zaman diliminde kurgusal bir polonya kasabasında geçen roman o kadar sürükleyici ki ne zaman başlayıp ne zaman bittiğini anlamak bile mümkün olmuyor.

aslında kadimzamanlar kasabasında da olaylar ne zaman başlayıp ne zaman bitiyor belli değil. hatta kasabanın sınırı bile belirsiz, sınırın olup olmadığı da.

herkes ve her şey kendi zamanını yaşıyor kadimzamanlar’da. ve herkes kendi derdine düşüyor; kimi mektup yollama derdinde, kimi hayatta kalma, kimi bir oyuna takıntı seviyesinde bağlı, kimi eşine, kimi birine ait kimi ise birilerine sahip. herkesin ve her şeyin zamanı bambaşka akıyor. sanki hayat kendini akışına bırakmış kadimzamanlar’da.

ben de kadimzamanlar’da yaşıyorum artık. benim de kendi zamanım var. insanolunbiraz’ın zamanı. ve ben de tüm kadimzamanlar ahalisi gibi hayatıma kimsenin bakmadığı yerlerden bakıyorum. kendi gözlerimi bıraktım hayatımı izlerken, iki buğulu gözle seyrediyorum zamanı, kadimzamanları ve diğer vakitleri.
devamını gör...

okurken böbreklerime ağrı giren başlık...
"(bkz: soğuğa yiğitlik taslanmaz) "derdi dedem.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim