--- alıntı ---

ırak'taki çatışma bölgelerinde bulunan ve bombalı araç hazırlığı gibi eylemlere yardım ettiği tespit edilen "ibrahim" kod adlı deaş'lı terörist, istihbarat ve terör birimlerinin ortak operasyonuyla ankara'da saklandığı evde yakalandı. yakalanan teröristin çatışma bölgelerindeyken kalaşnikof tüfekle atış yaptığı görüntülere ve irtibatı bulunan çok sayıda deaş'lının fotoğraflarına ulaşıldı.

--- alıntı ---
buradan
devamını gör...

her konuda fikri değil her konuda zikri olan insandır. fikir üretebilen insan, konuşmak için iki kere düşünür.
devamını gör...

bazen arkaya bile bakmadan kaçmaktır. sevgi; bir insanın sadece var olarak bile size acı vermesine sebep olacak kadar tehlikeli bir duygudur . tam da bu yüzden, birini seviyorsanız eğer onun için yapabileceğiniz en iyi şey çekip gitmek olabilir. sevgi tatlı bir zehirdir yine de tatlı olması zehir olduğu gerçeğini değiştirmez. bu işin bir galibi yoktur, bu savaştan muzaffer ayrılmak sadece aşk romanlarına özgü bir zırvadan ibaret. bazen, sevdiğiniz insanları bu tehlikeden uzak tutmak sevdiğinizi söylemenin bir yolu olabilir.
devamını gör...

"yan yana yürümeyelim diye dar yapılmıştı kaldırımlar ve yan yana yürümeyelim diye dar kafalıydı insanlar. sırf dardı diye kafalar, düşünmeyi bırakıp sevmeyi denedik, sarılmak yakar bizi deyip aşkı hep uzaktan sevdik..."
charles bukowski
devamını gör...

daha dikkatli olduğum, beğenilerimi dağıtmayı hatırlatan durum.
devamını gör...

bu memlekette kimin tuzu kuruysa en fazla bayrak edebiyatı yapan, en fazla şükret diyen o oluyor. çünkü başka derdi yok. laf kalabalığı yaparak gündem olmaya çalışıyor. aksi halde gündemden düşer.
devamını gör...

günümüzde kaf dağı'nın ardındaki zümrüdü anka kuşunu bulmak kadar zordur.
devamını gör...

sözlüğün, abartmıyorum, en iyi yazarlarından. takip edilmesi gerekenlerden hem de. bol bol yazmasına ihtiyacı olan bir sözlük var burada...*
devamını gör...

anadolu'yu cennete çevirebilecekken kapatılıp insanımızı cehalete teslim ettiğimiz gerçek eğitim yuvaları.

içimde resmen yaradır köy enstitüleri.
istanbul'dan kars'a kadar tren yolculuğu yaparken köylerimizin nasıl zavallı olduğunu görmüştüm. insanımızın ne denli cahil olduğunu da anlatmaya gerek yok.
kapatılması bize yapılan en büyük kötülüklerden biri.
eğer hala faaliyetleri devam ediyor olsaydı bugün yaşadığımız üretim, dengesiz nüfus dağılışı, eğitim gibi sorunlarını asla yaşamazdık.

en yakın zamanda yenilenmiş bir modelle tekrar gündeme gelmeli ama nerede bizde milleti düşünen devlet büyükleri.
hizmet kelimesi dillerden düşmez ama işte halkı da fakirliğe, cahilliğe de siyaset sürükler.
devamını gör...

hangi doktor olduğuna göre gidişatı değişebilen durumdur.

normalde evlilikte yapılan mesleğin değil de tarafların karakterlerinin daha önemli olduğunu düşünmeme rağmen, evleneceğiniz kadın doktorsa belli başlı zorluklarla karşılaşabileceğinizi düşünüyorum.
mesela cerrahi bölümlerin asistanı olan biri ile evlenirseniz, muhtemelen çoğu sevgiliden daha az birbirinizi görürsünüz. bayram günlerinde tatil günlerinde o nöbet tutarken, tek başınıza ne yapsam diye günü geçirirsiniz.
acilde çalışan bir pratisyen veya uzmanla evlenirseniz her ay farklı bir program ile çalışan, belli düzeni olmayan ve sinir stres katsayısı tavan yapmış bir eş ile evlenmiş olursunuz.
devlette veya özelde uzman doktor birisi ise kısmen daha rahat çalışan ama yine de işi gündelik hayatının çok büyük kısmında aklından çıkmayan biri ile evlenmiş olursunuz.

bu liste böyle gider en başta dediğim gibi ne doktoru olduğu çok şeyi değiştirir. bir aile hekimiyse mesela çoğu iş kolundan daha rahat çalışıyor ve daha az yoruluyordur.

şimdi buraya kadar karşınıza çıkacak kadın doktorun sahip olabileceği yaşam koşullarından bahsettik. efendim biraz da toplumumuzda erkeklerde gördüğümüz genel beklentilerden bahsedelim.

benim gözlemlediğim erkekler genelde eşinin daha fazla kazanmasını istemiyor, çünkü her ne kadar bunu dile getirmese de kendini evde daha üst konumda görüyor ve bunun yıkılmasını istemiyor. doktor kadın erkekten daha fazla kazanabilir bunu göz önünde bulundurmak lazım. peki bundan memnun olacak erkekler de yok mu, tabi ki var. ne güzel işte maddi yönden sıkıntı çekmem diye düşünenler de var. ama bu düşünceyle başlayıp sonra toplumun küçüklükten beri kodladığı ve hala baskı yapmaya devam ettiği düşünceler sayesinde bir süre sonra bu baskı altında ezilebiliyorlar.

ikinci bir mesele ev işleri ve çocukların bakımları. yine toplum öğretilerini çok fazla sorgulamamış çoğu erkekte, eşinden evin işleri ile ilgilenmesi, güzel yemek yapması, her yeri bal dök yala şeklinde temiz tutması, annesi babası akrabaları gelince onlara en üst seviyede hizmet göstermesi gibi beklentileri oluyor. doktor kadının ise bunları yapmaya ne vakti ne de enerjisi kalıyor. (branşın burda çok önemli olduğunu tekrar hatırlatmak isterim.) yani muhtemelen evinize yardımcı bir kadın gelip ev işlerini o yapacak. çocucuklarınıza ise bakıcılar bakacak. gerçi iki tarafın da çalıştığı çoğu durumda zaten böyle oluyor ama doktorların iş hayatının daha yorucu olduğu da su götürmez bir gerçek.

tüm bunların yanında kadın doktorların gerek eğitim hayatında gerekse iş hayatında kazandığı bazı özellikler de olabilir.

mesela kendi hemcinsleri arasında çalışma oranı düşük olduğu için ve zaten toplumda da doktorluk mesleğine karşı anlamsız bir abartma
hakim olduğu için egoları bir miktar yükselmiş oluyor bu arkadaşların. bu da evlilikte tahammül sınırını aşağı çekebilir. insanoğlu zaman zaman hatalar yapar ve bu çok doğal bir şey. ama karşınızdaki insan egolu olursa sizin bu hatalarınızı alttan almak istemez ve kendinin daha iyisine layık olduğunu düşünüp evliliğe huzursuzluk getirebilir. tabi ki bunlar benim gördüklerim sonucu yaptığım genellemeler, böyle olmayan kadın doktorlar da var ve onları tenzih ederim.

major cerrahi bölümlerinde olan kadınlarda ise zannediyorum ortamın sertliğine karşı geliştirilen bir kalkan olarak aşırı bir huysuzluk ve çemkirmeye yatkınlık oluşuyor. dün akşam eve gelince çıkardığınız çorabınızı koltuğun kenarında unuttunuz diye sabah sert bir fırça ile uyanabilirsiniz. yine böyle olmayanları tenzih ederim.

aslında her branş için ayrı ayrı yazılabilecek bir konu. çünkü bir biyokimya uzmanı veya aile hekimi ile bir kadın doğum uzmanı arasında dağlar kadar fark olur.(mecaz zannediyorsunuz ama deği,gerçekten dağlar kadar fark var) ama genel olarak ortalamanın daha üstünde efor vermeniz gereken bir evlilik olacağı aşikar. eğer siz de doktorsanız bir kez daha düşünmenizi, doktor değilseniz iki kez daha düşünmenizi tavsiye ederim.

yazıyı şunu söyleyerek bitirmek istiyorum. eğer birinin kalbini sevmişseniz, onun mesleğinin ırkının dış görünüşünün hiç bir önemi kalmaz. bu hayatta risk almaya değecek tek şey sevginin peşinden koşmaktır. keşke yapsaydım lafı, keşke yapmasaydımdan her zaman daha çok ukte bırakır.
devamını gör...

mahalle bakkalları.
devamını gör...

yahu bildiğin terapi bu.

tanım : haftalar sonra tekrar yerimizi aldığımız yayın.
devamını gör...

türkiye'de bir erkeğin cinselliğini satabilmesi için, epey bir extrem özelliklere sahip olması gerekiyor.

bu adamların çoğu, ağasın, paşasın, kralsın, yıkar geçersin usulü büyütülmüş sanırım.

aslanım öyle olmuyor o işler. ama şurada bir hatun kişisi çıkıp, var mı benimle yatacak yazsa, server kilitlenir, kafaya bir hafta ulaşılamaz anasını satayım.*

öyle bir cinsel açlık mevcut ne yazık ki.
devamını gör...

bilgiyi sevmek'ten türemiştir.. rasyonel düşünmenin ve insan aklının var olmak, bilgi, neden-sonuç, değerler, akıl ve dil gibi genel ve temel kavramlarına ve ilişkin sorularına yanıt arar, bulabilir.. dalları vardır; çiçeklenir..
devamını gör...

konstantinos’un seçtiği bu şehir o zamanlarda 20.000 kişinin yaşayacağı büyüklükte bir yerleşim yeri olarak geçmekteydi. şehrin inşasına muhtemelen 324 yılında başlanıldı. konstantinos, şehri düşmanlara karşı korumak için kara tarafını marmara’dan haliç’e kadar uzanan bir surla çevirtmiştir.

yeni başkente saray, senato binası, hipodrom ve forum yapılmıştır. sanat eseriyle süslenen şehir 11 mayıs 330’da kırk gün süren eğlenceler sonunda resmen açılmıştır. başkent, yeni roma (nea roma), ikinci roma (secunda roma) veya kurucusunun adını alarak konstantinopolis geçmektedir.
devamını gör...

bektaşi bir dervişi ramazan’da yemek yerken görmüşler.

“neden oruç tutmuyorsun?”

bektaşi sinirlenmiş:

“ulan aç gezerken kimse bir şey sormuyor, bugün bir yiyecek buldum, hepiniz üstüme geliyorsunuz!”


ben sizinle aşık atamam a dostlar! yeşillik olsun diye geldim, yazdım, gidiyorum. *
devamını gör...

nerede ince ve güzel düşünülmüş bir iş orada kafa sözlük ,emeği geçenleri kutlarım.
devamını gör...

şükrü erbaş, vefat eden eşi hatice hanım'a ömür hanım diyerek hitap eder şiirlerinde. bu nedenledir ki pek çok şiirinde ömür vardır. tabii bu metin düz yazı türünde, şiir olarak isimlendirmek doğru olur mu bilmiyorum. eserlerinin derlendiği bir kitapta da metin, deneme eserleri arasında yer alıyordu. yoğun, etkileyici bir deneme. arada bir açar okurum kendi kendime, herkesin perde perde çekildiği bir akşamda.

--- alıntı ---

kimse düşlerine yetişemez ve kimse geçemez gerçeğini bir adım bile; bu yüzden sıkıntı verir zaman, kısa kalır, sonsuz olur, insanın küçücük ömrünün karşısında. istemenin kuralı yoktur, de, açıklaması sınırı suçu yoktur; istemek yaşamın kendiliğinden sonucudur, ne haklı ne haksız, ne yerinde ne yersiz...

--- alıntı ---
devamını gör...

beni bu gruba defalarca kez davet etti ama kabul etmemiştim. kötü bir niyeti olduğunu sanmıyorum ilk başta amaçları gerçekten eğlenceydi bence sonradan işler rayından çıkmıştır. ama bu gibi grupların sonu hep kötü biter tam da tahmin ettiğim gibi öyle bitti. diğer yazarların onun etkisi altında kaldığını ve gruplaştığını bazı yazarları topluca linçlediklerini daha önceden farketmiştim ama sonucunda zaten bu tarz bir şeyin yaşanacağını bildiğimden ses etmeye gerek duymamıştım. bence gayet de diğer kişiler kendi fikri olmadan başkalarının aklıyla hareket ediyor hepsinin hesabını bir anda dondurması bunun kanıtı. bilemiyorum ya herkesin kendi iradesi var ve bu iradeyi başkalarına teslim etmeyin bence kendi kararlarınızı kendiniz verin başkalarının direktiflerine göre yaşamayın.
devamını gör...

bu ne lan. yeter artık iğrençlikleriniz. adamın yaptığı şey iğrenç bir şey elbette. ama ondan daha iğrenci adamın yaptığı/yapmaya çalıştığı şeyi yanlış olarak görmemesi. adam yanlışı ve doğruyu ayırt edemiyorken biz bunla aynı dünyada nefes alıp veriyoruz.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim