alfa kadın alfa erkek ilişkisi
devamını gör...
türk çocuklarının sürekli bağırıp ağlaması
bir gün bir arkadaşımla yemek yemek için güzel bir restorana gittik. yan masamızda tahminimce japon bir aile vardı. ilerleyen dakikalarda 3 yaşında olduğunu düşündüğümüz çocuklarından gık sesi dahi çıkmadı. çok da tatlı bir bebekti sevdik, falan filan.
sonra siparişimiz geldiği sıra çaprazımıza yine 3'lü yaşlarda çocuğu olan bir türk aile geldi. aman yarabbi. "yiyeceksin, yemeyecem, yiyeceksin, yemeyecem, x rahat dur çocuğum, durmayacam, x yerine otur, oturmayacam, eğvevee" sesleri ile korkan japon çocuğun da ağlamaya başlamasıyla ortalık yangın yeri. mahalle yanarken saçını taramak mentalitesiyle iplemeden yemeğimizi yedik o ayrı.
sonra siparişimiz geldiği sıra çaprazımıza yine 3'lü yaşlarda çocuğu olan bir türk aile geldi. aman yarabbi. "yiyeceksin, yemeyecem, yiyeceksin, yemeyecem, x rahat dur çocuğum, durmayacam, x yerine otur, oturmayacam, eğvevee" sesleri ile korkan japon çocuğun da ağlamaya başlamasıyla ortalık yangın yeri. mahalle yanarken saçını taramak mentalitesiyle iplemeden yemeğimizi yedik o ayrı.
devamını gör...
pierre loti tepesi
istanbul'un eyüp sultan ilçesinde bulunan, haliç'e bakan tepedir pierre loti tepesi.
adını asıl adı louis marie julien viaud olan, fransa'da dünyaya gelen, seyahat tutkunu olan ve bu seyahat tutkusunu gerçeğe dönüştürmek için çok küçük yaşlarda fransız donanmasına katılarak okyanuslara açılan pierre loti'den almıştır.( pierre loti'ye de bu ismi huzuruna çıktığı tahiti kraliçesi vermiştir.) pierre loti türk dostu kimliğiyle çok kez istanbul'u ziyaret etmiştir. asker ve seyyah olmasının yanında aynı zamanda çoğu kitabı yayımlanmış olan bir yazardır kendisi.
pierre loti istanbul'a ilk defa 1876 yılında gelir bir yıl kadar da kalır. istanbulda kaldığı vakitlerde de eyüp semtindeki bir kahvehanede zamanını geçirir ve orayı kendine mekan edinmiştir. -haliç'in o dönemki manzarasının pierre loti'ye sihirli geldiği söyleniyor.- tabi o zamanlar bu kahvehanenin adı pierre loti değildi. haliç'e hakim bu tepede kurulan bu kahvehanenin adı ''rabia kadın kahvehanesi'' olarak biliniyordu. istanbul'u gezerken notlar tutan ve bu notlarla da bir roman yazmaya başlayan pierre loti o sırada selanikli olan aziyade hanım'a aşık olur. aziyade bir osmanlı asilzadesinin haremindendir. bundan dolayı da kavuşulması mümkün olmayan imkansız bir aşktır onlarınki.
aziyade'nin hikayesi ve pierre loti'nin türklere olan ilgisinden dolayı ''rabia kadın kahvehanesi'' pierre loti olarak anılır. o yıllardan beri pierre loti kahvehanesi olarak anılan kahvehanenin bulunduğu tepeye de pierre loti tepesi denmiştir.
ayrıca;
kahvesi ile ünlü olan istanbul pierre loti tepesi, şehrin en çok ziyaret edilen yerlerinden biridir. burada neredeyse tepe ile özdeşleşmiş masa örtüleri üzerinde simit ve çayınızı yudumlarken haliç’in eşsiz manzarasını izleyebilir, türkiye’nin farklı şehirlerinden gelen yerli turistler kadar yabancı turistlerle de karşılaşma imkanı elde edebilirsiniz.

@yoldaş benjamin franklin ukdesi
adını asıl adı louis marie julien viaud olan, fransa'da dünyaya gelen, seyahat tutkunu olan ve bu seyahat tutkusunu gerçeğe dönüştürmek için çok küçük yaşlarda fransız donanmasına katılarak okyanuslara açılan pierre loti'den almıştır.( pierre loti'ye de bu ismi huzuruna çıktığı tahiti kraliçesi vermiştir.) pierre loti türk dostu kimliğiyle çok kez istanbul'u ziyaret etmiştir. asker ve seyyah olmasının yanında aynı zamanda çoğu kitabı yayımlanmış olan bir yazardır kendisi.
pierre loti istanbul'a ilk defa 1876 yılında gelir bir yıl kadar da kalır. istanbulda kaldığı vakitlerde de eyüp semtindeki bir kahvehanede zamanını geçirir ve orayı kendine mekan edinmiştir. -haliç'in o dönemki manzarasının pierre loti'ye sihirli geldiği söyleniyor.- tabi o zamanlar bu kahvehanenin adı pierre loti değildi. haliç'e hakim bu tepede kurulan bu kahvehanenin adı ''rabia kadın kahvehanesi'' olarak biliniyordu. istanbul'u gezerken notlar tutan ve bu notlarla da bir roman yazmaya başlayan pierre loti o sırada selanikli olan aziyade hanım'a aşık olur. aziyade bir osmanlı asilzadesinin haremindendir. bundan dolayı da kavuşulması mümkün olmayan imkansız bir aşktır onlarınki.
aziyade'nin hikayesi ve pierre loti'nin türklere olan ilgisinden dolayı ''rabia kadın kahvehanesi'' pierre loti olarak anılır. o yıllardan beri pierre loti kahvehanesi olarak anılan kahvehanenin bulunduğu tepeye de pierre loti tepesi denmiştir.
ayrıca;
kahvesi ile ünlü olan istanbul pierre loti tepesi, şehrin en çok ziyaret edilen yerlerinden biridir. burada neredeyse tepe ile özdeşleşmiş masa örtüleri üzerinde simit ve çayınızı yudumlarken haliç’in eşsiz manzarasını izleyebilir, türkiye’nin farklı şehirlerinden gelen yerli turistler kadar yabancı turistlerle de karşılaşma imkanı elde edebilirsiniz.

@yoldaş benjamin franklin ukdesi
devamını gör...
sevilen kızın bir şirket sahibiyle konuşmaya başlaması
yaz dizisi senaryosu.
devamını gör...
ankara'da yaşayan normal sözlük yazarları kulübü
ankara'da yaşayan yazarlar mı? ankara'da? yaşayan değil de nefes alan yazarlar kulübü diyelim biz ona.
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
halbuki korkulacak hiçbir şey yoktu ortalıkta
herşey naylondandı o kadar
ve ölünce beş on bin birden ölüyorduk güneşe karşı
ama geyikli geceyi bulmadan önce
hepimiz çocuklar gibi korkuyorduk.
geyikli geceyi hep bilmelisiniz
yeşil ve yabani uzak ormanlarda
güneşin asfalt sonlarında batmasıyla ağırdan
hepimizi vakitten kurtaracak
bir yandan toprağı sürdük
bir yandan kaybolduk
gladyatörlerden ve dişlilerden
ve büyük şehirlerden
gizleyerek yahut dövüşerek
geyikli geceyi kurtardık
evet kimsesizdik ama umudumuz vardı
üç ev görsek bir şehir sanıyorduk
üç güvercin görsek meksika geliyordu aklımıza
caddelerde gezmekten hoşlanıyorduk akşamları
kadınların kocalarını aramasını seviyorduk
sonra şarap içiyorduk kırmızı yahut beyaz
bilir bilmez geyikli gece yüzünden
'geyikli gecenin arkası ağaç
ayağının suya değdiği yerde bir gökyüzü
çatal boynuzlarında soğuk ay ışığı'
ister istemez aşkları hatırlatır
eskiden güzel kadınlar ve aşklar olmuş
şimdi de var biliyorum
bir seviniyorum düşündükçe bilseniz
dağlarda geyikli gecelerin en güzeli...
hiçbir şey umurumda değil diyorum
aşktan ve umuttan başka
bir anda üç kadeh ve üç yeni şarkı
belleğimde tüylü tüylü geyikli gece duruyor.
biliyorum gemiler götüremez
neonlar teoriler ışıtamaz yanını yöresini
örneğin manastırda oturur içerdik iki kişi
ya da yatakta sevişirdik bir kadın bir erkek
öpüşlerimiz gitgide ısınırdı
koltuk altlarımız gitgide tatlı gelirdi
geyikli gecenin karanlığında..
aldatıldığımız önemli değildi yoksa
herkesin unuttuğunu biz hatırlamasak
gümüş semaverleri ve eski şeyleri
salt yadsımak için sevmiyorduk
kötüydük de ondan mı diyeceksiniz
ne iyiydik ne kötüydük
durumumuz başta ve sonda ayrı ayrıysa
başta ve sonda ayrı olduğumuzdandı...
ama ne varsa geyikli gecede idi
bir bilseniz avuçlarınız terlerdi heyecandan
bir bakıyorduk akşam oluyordu kaldırımlarda
kesme avizelerde ve çıplak kadın omuzlarında
büyük otellerin önünde garipsiyorduk
çaresizliğimiz böylesine kolaydı işte
hüznümüzü büyük şeylerden sanırsanız yanılırsınız
örneğin üç bardak şarap içsek kurtulurduk
yahut bir adam bıçaklasak
yahut sokaklara tükürsek
ama en iyisi çeker giderdik
gider geyikli gecede uyurduk
'geyiğin gözleri pırıl pırıl gecede
imdat ateşleri gibi ürkek telaşlı
sultan hançerleri gibi ay ışığında
bir yanında üstüste üstüste kayalar
öbür yanında ben
ama siz zavallısınız ben de zavallıyım
domino taşları ve soğuk ikindiler
çiçekli elbiseleriyle yabancı kalabalık
gölgemiz tortop ayak ucumuzda
sevinsek de sonunu biliyoruz
borçları kefilleri bonoları unutuyorum
ikramiyeler bensiz çekiliyor dünyada
daha ilk oturumda suçsuz çıkıyorum
oturup esmer bir kadını kendim için yıkıyorum
iyice kurulamıyorum saçlarını
bir bardak şarabı kendim için içiyorum
'halbuki geyikli gece ormanda
keskin mavi ve hışırtılı
geyikli geceye geçiyorum'
uzanıp kendi yanaklarımdan öpüyorum.
geyikli gece
herşey naylondandı o kadar
ve ölünce beş on bin birden ölüyorduk güneşe karşı
ama geyikli geceyi bulmadan önce
hepimiz çocuklar gibi korkuyorduk.
geyikli geceyi hep bilmelisiniz
yeşil ve yabani uzak ormanlarda
güneşin asfalt sonlarında batmasıyla ağırdan
hepimizi vakitten kurtaracak
bir yandan toprağı sürdük
bir yandan kaybolduk
gladyatörlerden ve dişlilerden
ve büyük şehirlerden
gizleyerek yahut dövüşerek
geyikli geceyi kurtardık
evet kimsesizdik ama umudumuz vardı
üç ev görsek bir şehir sanıyorduk
üç güvercin görsek meksika geliyordu aklımıza
caddelerde gezmekten hoşlanıyorduk akşamları
kadınların kocalarını aramasını seviyorduk
sonra şarap içiyorduk kırmızı yahut beyaz
bilir bilmez geyikli gece yüzünden
'geyikli gecenin arkası ağaç
ayağının suya değdiği yerde bir gökyüzü
çatal boynuzlarında soğuk ay ışığı'
ister istemez aşkları hatırlatır
eskiden güzel kadınlar ve aşklar olmuş
şimdi de var biliyorum
bir seviniyorum düşündükçe bilseniz
dağlarda geyikli gecelerin en güzeli...
hiçbir şey umurumda değil diyorum
aşktan ve umuttan başka
bir anda üç kadeh ve üç yeni şarkı
belleğimde tüylü tüylü geyikli gece duruyor.
biliyorum gemiler götüremez
neonlar teoriler ışıtamaz yanını yöresini
örneğin manastırda oturur içerdik iki kişi
ya da yatakta sevişirdik bir kadın bir erkek
öpüşlerimiz gitgide ısınırdı
koltuk altlarımız gitgide tatlı gelirdi
geyikli gecenin karanlığında..
aldatıldığımız önemli değildi yoksa
herkesin unuttuğunu biz hatırlamasak
gümüş semaverleri ve eski şeyleri
salt yadsımak için sevmiyorduk
kötüydük de ondan mı diyeceksiniz
ne iyiydik ne kötüydük
durumumuz başta ve sonda ayrı ayrıysa
başta ve sonda ayrı olduğumuzdandı...
ama ne varsa geyikli gecede idi
bir bilseniz avuçlarınız terlerdi heyecandan
bir bakıyorduk akşam oluyordu kaldırımlarda
kesme avizelerde ve çıplak kadın omuzlarında
büyük otellerin önünde garipsiyorduk
çaresizliğimiz böylesine kolaydı işte
hüznümüzü büyük şeylerden sanırsanız yanılırsınız
örneğin üç bardak şarap içsek kurtulurduk
yahut bir adam bıçaklasak
yahut sokaklara tükürsek
ama en iyisi çeker giderdik
gider geyikli gecede uyurduk
'geyiğin gözleri pırıl pırıl gecede
imdat ateşleri gibi ürkek telaşlı
sultan hançerleri gibi ay ışığında
bir yanında üstüste üstüste kayalar
öbür yanında ben
ama siz zavallısınız ben de zavallıyım
domino taşları ve soğuk ikindiler
çiçekli elbiseleriyle yabancı kalabalık
gölgemiz tortop ayak ucumuzda
sevinsek de sonunu biliyoruz
borçları kefilleri bonoları unutuyorum
ikramiyeler bensiz çekiliyor dünyada
daha ilk oturumda suçsuz çıkıyorum
oturup esmer bir kadını kendim için yıkıyorum
iyice kurulamıyorum saçlarını
bir bardak şarabı kendim için içiyorum
'halbuki geyikli gece ormanda
keskin mavi ve hışırtılı
geyikli geceye geçiyorum'
uzanıp kendi yanaklarımdan öpüyorum.
geyikli gece
devamını gör...
bir kadına çirkinsin demek
psikolojik şiddettir.
hiçbir insan fiziksel özellikleri yüzünden böyle bir sıfatla damgalanmayı hak etmez.
hiçbir insan fiziksel özellikleri yüzünden böyle bir sıfatla damgalanmayı hak etmez.
devamını gör...
yanındakiyle yaşar aklındaki ile ölürsün
şimdi başlarım edebiyatınıza birini hayatınıza alıp onun size karşı yaptığı fedakarlıklara göz yumup ardından sizin için hiç çabalamamış gibi hiç emek vermemiş, her anınızda yanında bulunmamış gibi bir de aklındakiyle ölürsün edebiyatı yapıyorsunuz. ya insanları hayatınıza almayın ya da alırsanız geçmişi silip atın yoksa adam değilsiniz kusura bakmayın hiç.
devamını gör...
arada sırada radyo yayını
en üst edit: bugün 6 mayıs 2021. bu gece, yani 7 mayısa girerken 00.00'dan bahsediyorum. hâlâ soru geliyor, yanlış olmasın.
üst edit:
perşembe gecesini cumaya bağlayan 00.00'dan bahsediyorum. yanlış olmasın.
sevgili sözlük ahalisi;
6 mayıs perşembe gecesi, saat tam 00.00'ı vurduğunda * canlı yayınla karşınızda olacağız.
"biz" olacağız. biz kim?
kafa sözlük'ün en çok göze batan "troll" ismi, diğer troller'in idolü, "entel"lerin nefretini "kazanmış" kişi... bildiniz: lucifer. *
diğer isim de benim işte... hakkında anlatılacak pek bir şeyi olmayan, uzun yazı manyağı, baş "entel"lerden meja...
"siz ikiniz nasıl bir ortak paydada birleşmiş olabilirsiniz ki? ne konuşacaksınız allah aşkına!" sorusunu soruyorsanız tebrikler! normal bir insansınız. mini test sonucunu da bildirdiğime göre cevaplayayım: konumuz ilişkiler. arkadaşlık, karşı cins fark etmeksizin...
ancak tabii bu konuyla sınırlı kalmamıza gerek yok. yayının biteceği saate kadar, bu başlık altında "şunu konuşun, bundan bahsedin..." şeklinde bizlere ulaştıracağınız her konuyu ya da soracağınız her soruyu değerlendirmeye alacağız. tamam, her konu olmayabilir... mantıklı bir şeyler olsun yeter. yani öyle yeni spiker olmuş kız edasıyla soracağınız "ehü ehe sevgili lucifer; neden trollük?" tarzı sıradan sorularınızı ya da "bir tur sevişin de dinleyelim" gibi olağanüstü fikirlerinizi kendinize saklamanızı rica ediciiz. *
cıvıklığı bir kenara bırakıyorum ve çağrımı yineliyorum: 6 mayıs gecesi hepinizi kafa sözlük radyosuna bekliyoruz. yeni gelenler, "radyo nerede, hani link?" diyenler için aha da link:
radyo.kafasozluk.com/
programda görüşmek üzere...
not: programımız her hafta düzenli yapılacak bir program değil. kafamıza estikçe, yani arada sırada yapmayı düşündüğümüz bir program. hatta ilk ve son yayınımız bile olabilir. o nedenle kaçırmamanızı öneririm.
üst edit:
perşembe gecesini cumaya bağlayan 00.00'dan bahsediyorum. yanlış olmasın.
sevgili sözlük ahalisi;
6 mayıs perşembe gecesi, saat tam 00.00'ı vurduğunda * canlı yayınla karşınızda olacağız.
"biz" olacağız. biz kim?
kafa sözlük'ün en çok göze batan "troll" ismi, diğer troller'in idolü, "entel"lerin nefretini "kazanmış" kişi... bildiniz: lucifer. *
diğer isim de benim işte... hakkında anlatılacak pek bir şeyi olmayan, uzun yazı manyağı, baş "entel"lerden meja...
"siz ikiniz nasıl bir ortak paydada birleşmiş olabilirsiniz ki? ne konuşacaksınız allah aşkına!" sorusunu soruyorsanız tebrikler! normal bir insansınız. mini test sonucunu da bildirdiğime göre cevaplayayım: konumuz ilişkiler. arkadaşlık, karşı cins fark etmeksizin...
ancak tabii bu konuyla sınırlı kalmamıza gerek yok. yayının biteceği saate kadar, bu başlık altında "şunu konuşun, bundan bahsedin..." şeklinde bizlere ulaştıracağınız her konuyu ya da soracağınız her soruyu değerlendirmeye alacağız. tamam, her konu olmayabilir... mantıklı bir şeyler olsun yeter. yani öyle yeni spiker olmuş kız edasıyla soracağınız "ehü ehe sevgili lucifer; neden trollük?" tarzı sıradan sorularınızı ya da "bir tur sevişin de dinleyelim" gibi olağanüstü fikirlerinizi kendinize saklamanızı rica ediciiz. *
cıvıklığı bir kenara bırakıyorum ve çağrımı yineliyorum: 6 mayıs gecesi hepinizi kafa sözlük radyosuna bekliyoruz. yeni gelenler, "radyo nerede, hani link?" diyenler için aha da link:
radyo.kafasozluk.com/
programda görüşmek üzere...
not: programımız her hafta düzenli yapılacak bir program değil. kafamıza estikçe, yani arada sırada yapmayı düşündüğümüz bir program. hatta ilk ve son yayınımız bile olabilir. o nedenle kaçırmamanızı öneririm.
devamını gör...
yazarların itiraf edemediği şeyler
bazen kendi kendine sorar insan,
bazen kendine bile cevap veremez.
söylemek bağırmak ister de bazen,
kendi bile dinlemez.
halbuki her an kaçmaya hazırdır dudakların arasından.
hatta kaçsın istersin.
ama kaçmaz.
belki de vakti gelmiştir artık, ne dersin arkadaş?
p.s: makinist ile son istasyon radyo yayınında kullanılacak başlık.
bazen kendine bile cevap veremez.
söylemek bağırmak ister de bazen,
kendi bile dinlemez.
halbuki her an kaçmaya hazırdır dudakların arasından.
hatta kaçsın istersin.
ama kaçmaz.
belki de vakti gelmiştir artık, ne dersin arkadaş?
p.s: makinist ile son istasyon radyo yayınında kullanılacak başlık.
devamını gör...
kur'an'da kadına vurma ayeti
ya kardeşim sizin gibi akılsızlar , gözü olup görmezler, kalpler mühürlenmiştir (!).
bir kere oradaki kelimenin 18373924 farklı anlamı var ve arapça okuyacaksın. türkçeye çevrildiğinde hata oluyor yada bizim aklımız ermez belki bunu hiç düşünmedin mi ?
bir kere oradaki kelimenin 18373924 farklı anlamı var ve arapça okuyacaksın. türkçeye çevrildiğinde hata oluyor yada bizim aklımız ermez belki bunu hiç düşünmedin mi ?
devamını gör...
1984
bu kitap gelecek turkiyesini anlatıyor gibi gelmişti bana okuduğumda.
yavaş yavaş oluyor da.
yavaş yavaş oluyor da.
devamını gör...
ülkenin en önemli üç sorunu
sorun olmayan bir şey kaldı mı?
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının sevmediği özellikleri
kötü günler geçirdiğim zamanlarımda güzel bir şarkı dinlediğimde sonrasında bir daha asla açıp dinleyemiyorum. güzelim şarkıyı o ana harcıyorum bir nevi.
ne bileyim tekrar dinlersem o zamanlara geri dönermişim gibi hissediyorum. rahatsız oluyorum o hatıralar aklıma geldikçe.
ne bileyim tekrar dinlersem o zamanlara geri dönermişim gibi hissediyorum. rahatsız oluyorum o hatıralar aklıma geldikçe.
devamını gör...
örtüsüz kadın perdesiz eve benzer perdesiz ev ya satılıktır ya da kiralık
dedi kendini bilmez adam. "ümmet şairi" yaftasının "kuşum ajdar" la aynı değerde olduğu şair. her kelimesi tartışılır bu zorlama benzetmenin, doğrulukla da yürekle de imanla da zerre alakası yoktur.
devamını gör...
kitap sayfalarını ayraç niyetine katlayan insan
benimdir. kitap okumayı çok seven ve kitaplara değer veren biriyim ancak yukarıda yapılan edebiyatı anlayamadım pek. neymiş efendim kitaba saygım yokmuş; kitap katiliymişim, hapse atılmam gerekiyormuş. etkilendim. siz kitabın ciltlerini öperek, aman çizilmesin aman kırışmasın diyerek kitaba değer veriyor olabilirsiniz ama benim etkilendiğim şey maalesef bu değil, kitabın bana ne kattığıyla daha çok alakadar olmayı tercih ediyorum. hem yıpransın, tozlansın, ucu da biraz bükülüversin ne olacak? çok takılmayın böyle şeylere. bu yaptığınızın insanları kıyafetlerine göre yargılamaktan bir farkı yok.
devamını gör...
bir yalandan sonra tüm gerçeklerin şüpheli hale gelmesi
artık biri beşi onu fark etmediğindendir.
tek bir yalan; camın üzerindeki tek bir çatlak gibidir. o çatlaktan küçük küçük yeni çatlaklar doğar, ince ince yayılan bu dallar zamanla tüm camı ele geçirir ve sonunda o cam daha fazla dayanamaz ve tuzla buz olup tamamen parçalanır. güven de böyledir. yitip gitmesi için tek bir çatlak yeterlidir.
bir adet yalan çoktur çünkü kendinden önceki ve sonraki her şeyi sorgulatır. doğruluk algılarını bozar, güveni kırar, o insana duyulan inancı bitirir. hiçbir şey eskisi gibi olamaz. artık akılda hep bir süzgeç olur; sözler teker teker süzülür, yeni bir yalan yakalanmaya çalışılır.eğer bir tane varsa başkaları da vardır ya da olacaktır.
bir taneden bir şey olmaz diye düşünmek yanlıştır.konu yalansa tek bir yanlış bütün doğruları götürür.
tek bir yalan; camın üzerindeki tek bir çatlak gibidir. o çatlaktan küçük küçük yeni çatlaklar doğar, ince ince yayılan bu dallar zamanla tüm camı ele geçirir ve sonunda o cam daha fazla dayanamaz ve tuzla buz olup tamamen parçalanır. güven de böyledir. yitip gitmesi için tek bir çatlak yeterlidir.
bir adet yalan çoktur çünkü kendinden önceki ve sonraki her şeyi sorgulatır. doğruluk algılarını bozar, güveni kırar, o insana duyulan inancı bitirir. hiçbir şey eskisi gibi olamaz. artık akılda hep bir süzgeç olur; sözler teker teker süzülür, yeni bir yalan yakalanmaya çalışılır.eğer bir tane varsa başkaları da vardır ya da olacaktır.
bir taneden bir şey olmaz diye düşünmek yanlıştır.konu yalansa tek bir yanlış bütün doğruları götürür.
devamını gör...
hayatınızın mottosu olan sözler
kaybettiğinde değil,vazgeçtiğinde yenilirsin..
devamını gör...

