güzel kitap isimleri
lehv-i mahfuz
devamını gör...
şarkı olmuş şiirler
sus kimseler duymasın
duymasın ölürüm ha
aymışam yarı gece
seni bulmuşam sonra
seni kaburgamın altın parçası
seni dişlerinde elma kokusu
bir daha hangi ana doğurur bizi
ahmed arif - suskun
ahmet kaya - suskun
devamını gör...
performansı düşük diye kocasına dava açan kadın
cinsellik sadece erkeklerin tekelinde olacak değil ya! sen fantezi kıyafetleri farklı farklı pozisyonlar, dik dolgun göğüsler, dudaklar pürüzsüz ten bilmem ne o kadar şey beklerken bir kadının performans beklemesi çok mu?!
devamını gör...
anka kuşu
sümer mitolojisindeki kartalın (önce fırtına, yağmur tanrısı olan ninurtha'nın) babil, akad etkisi ile güneş tanrılarının özelliklerini de bünyesinde toplamaya başlamasıyla oluşan mitolojik heyvan.. akad ve babil'in sümer devletlerini işgal etmesiyle kaynaşan bu kültürler nedeniyle savaşçı bir tanrı haline gelmeye başlayan ninurta; fırtına, kaos ve şimşeğin yanı sıra sabah güneşi, ilkbahar güneşi tanrısı olarakta görülmeye başlanmıştır. güneşle özdeşleşip savaşçı bir tanrı olmasının sebebi de; her gün geceleri kaosla ve karanlıkla savaşmasıdır. aynı şekilde her kış mevsiminde de aynı rolü üstlenir.
mısır ve yunan'da da vardır benzer inanış. güneş her gece yer altına iner ve oradaki kötü yılan ya da güçlerle savaşıp gündüz tekrardan doğar. kışın ise; ölür ve ilkbahar da tekrardan doğar. anka'nın küllerinden doğması inancı bu fenomenden kaynaklanmaktadır. kartal, anka, hüdhüd, simurg, anzu da tıpkı güneş gibi gökyüzündedir, genelde yalnız uçarlar ve etraflarına enerji, yaşam dağıtırlar. anka kuşunun iyileştirici özelliği buradan gelmektedir.
güneş denince akla gelen diğer hayvanlar, yunanda phaeton(at), pegasus (kanatlı at), mısırda horus(atmaca kafalı bir insan) olarak tasvir edilir. güneş'i simgeleyen hayvanların kanatlı vs olarak resmedilmesi de güneşin hareketini açıklamak istemeleri nedeniyledir.
mısır ve yunan'da da vardır benzer inanış. güneş her gece yer altına iner ve oradaki kötü yılan ya da güçlerle savaşıp gündüz tekrardan doğar. kışın ise; ölür ve ilkbahar da tekrardan doğar. anka'nın küllerinden doğması inancı bu fenomenden kaynaklanmaktadır. kartal, anka, hüdhüd, simurg, anzu da tıpkı güneş gibi gökyüzündedir, genelde yalnız uçarlar ve etraflarına enerji, yaşam dağıtırlar. anka kuşunun iyileştirici özelliği buradan gelmektedir.
güneş denince akla gelen diğer hayvanlar, yunanda phaeton(at), pegasus (kanatlı at), mısırda horus(atmaca kafalı bir insan) olarak tasvir edilir. güneş'i simgeleyen hayvanların kanatlı vs olarak resmedilmesi de güneşin hareketini açıklamak istemeleri nedeniyledir.
devamını gör...
hiç bilinen türk ressam olmaması
hoca ali rıza beyin kemiklerini sızlatan başlıktır, yazıktır, günahtır.
devamını gör...
mündemiç
felsefe terimi olan içkin kelimesinin diğer ismi.
yani varlığın yapısına karışmış, varlığın içinde bulunan. mesela enerji, maddenin içinde münberiçtir.
yani varlığın yapısına karışmış, varlığın içinde bulunan. mesela enerji, maddenin içinde münberiçtir.
devamını gör...
yoldaş'ın beş vakit namaz kılan müslüman olması
karışmayın benim güzel kardeşime. helal olsundur.*
devamını gör...
turistlere kısıtlama olmaması
türkiye'de bir alman, bir fransız bi de türk denize girmişler.
türk'e ceza kesmişler.
türk'e ceza kesmişler.
devamını gör...
impossible (yazar)
imkânsız. bir de yazar.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının şiirleri
daha cemre bile düşmeden
toprağa, havaya, suya
madımaklar güvermeden
taze bir bahar yeli değmeden
siyah ipekten saçlarına
seçmeden çiçekler içinden bir renk
koymak için bir çocuğun avucuna
nisan yağmurunda bereket dilemeden
ve karanlıklara armağan etmek için
koparıp almadan mayısın göğsünden
bir parça parlak güneşi
gidiyorsun amazonlar ülkesine
git, her gidiş bir varıştır
git, her ayrılık bir vuslatı müjdeler
gözün ve gönlün arkada kalmasın
güzel dostum, güle güle
toprağa, havaya, suya
madımaklar güvermeden
taze bir bahar yeli değmeden
siyah ipekten saçlarına
seçmeden çiçekler içinden bir renk
koymak için bir çocuğun avucuna
nisan yağmurunda bereket dilemeden
ve karanlıklara armağan etmek için
koparıp almadan mayısın göğsünden
bir parça parlak güneşi
gidiyorsun amazonlar ülkesine
git, her gidiş bir varıştır
git, her ayrılık bir vuslatı müjdeler
gözün ve gönlün arkada kalmasın
güzel dostum, güle güle
devamını gör...
yazarların en sevdiği mfö şarkısı
ali desidero.
devamını gör...
tanrı olmak zor iş
kitap aslında biraz 1984'ten biraz da mülksüzlerden esintiler taşır. kitabı sürükleyici kılan şey kanımca anton karakteridir. yoksa strugatski kardeşlerin anlatım tekniği olarak diğer eserlerinden daha geridedir. faşizan polis devleti uygulamaları vesaire bunlar alışık olduğumuz kurgular ama kurgunun bu kitapta biraz daha zenginleştirilmiş olduğunu görüyoruz. bilim adamlarının, doktorların, sanatçıların ve benzeri yaratıcı meslek gruplarının tabiri caizse av haline dönüştüğü bir dünya var arkanar'da... işte anton burada vicdan muhasebesi kartı ile devreye giriyor. zorbaların arasında zorbalığı hazmedemeyen bir adam olarak karşımıza çıkıyor. bir de kendi içsel çatışmaları ve saklaması gereken gerçekler var. bu arada baskıcı yönetim yüzünden halkın gösterdiği bir tutum var ki, gerçek dünyada da durum kitaptakinin aynısı. bir yanda tüm olanlar karşısında içten içe karşı çıkmak isteseler dahi çeşitli sebeplerden ötürü susanlar, diğer yanda bu deliliğe övgü düzenler. yani toplumun şirazesi kaymış. ahı gitmiş vahı kalmış. yani yaşayabilmek adına sergilenen bir boyun eğişin sert bir örneğidir arkanar toplumu. sanırım size başka toplumları anımsatmıştır bu durum * yok birbirimizden farkımız hepimiz bu evrenin çocuklarıyız*
kitapla ilgili çok fazla ipucu vermek istemem ama cidden okunasıdır. zaten noon evrenine dair olan tüm kitaplar okunasıdır benim gözümde onlar arasında bir ayrım gözetmem. kurgu kitapların, baskıcı yönetim ve dizayn edilen toplum analizlerini seviyorsanız bu kitabı da seversiniz diye düşünüyorum. anton'u ise daha çok seversiniz.
kitapla ilgili çok fazla ipucu vermek istemem ama cidden okunasıdır. zaten noon evrenine dair olan tüm kitaplar okunasıdır benim gözümde onlar arasında bir ayrım gözetmem. kurgu kitapların, baskıcı yönetim ve dizayn edilen toplum analizlerini seviyorsanız bu kitabı da seversiniz diye düşünüyorum. anton'u ise daha çok seversiniz.
devamını gör...
josef stalin
josef stalin, lenin ve troçki'nin dogal devamidir. stalin, genel olarak çok yargilanan bir tarihi kisilik. bazi solcular, lenin ya da troçki'yi stalin karsisinda romantiklestiriyorlar. lenin ve troçki 1918'de kurucu meclisi kapatmasi, rus ekonomisini merkezilestirmesi unutuluyor. politik muhalifleri rusya'da ilk siddetle susturan ya da ekonomik ve idari hatalarindan dolayi milyonlarin açliktan olmesine yol açan stalin degildi.
stalin'in sovyetler birligi kesinlikle çok daha baskici ve zor durumdaydi. ancak ıkinci dunya savasi ve soguk savasin baslangici, sovyet rejimini her turlu sertlestirecekti. amerika bile 1930'lar, 40'lar ve 50'lerde daha baskici bir yer haline geldi. sovyetler birliginde bu donemde olen birileri varsa tek suclanacak kisi stalin degildir. otoriter komunizmin dogal olarak gelecegi nokta burasiydi. rosa luxemburg bu durumu "rus devrimi" adli denemesinde, 1918 yilinda zaten elestirmisti. demokrasisiz, proletarya diktatorlugu olmaz.
(bkz: rosa luxemburg)
not: stalin ile hitler'i ayni kefeye koymak ya dupeduz cahilliktir ya da nazi sempatizanligidir. turkiye'de genelde nazi ideolojisinin ne bicim bir sacmalik aldigi ciddi bir sekilde anlatilmiyor. bir tarafta, aryan irk denilen sacmaliktan olmayan herkesin ya yok edilmesi ya da kolelestirlmesi gerektigini savunan bir adam var. stalin'in hedef kitlesi ya politik muhaliflerdi ya da entelijensiya. diger olenler, ukrayna durumu disinda idari ve ekonomik problemler ve beceriksizliklerin yol actigi acliklardan dolayi olduler. hitler yahudileri bir irk olarak iddia edip bu irkin yok edilmesini savunuyor. bunun yaninda sakatlar, politik muhalifleri ve slavlar da var. stalin hicbir zaman yahudi soykiriminda kullanilan tipte makinelesmis bir soykirim gerceklestirmemistir.
stalin'in sovyetler birligi kesinlikle çok daha baskici ve zor durumdaydi. ancak ıkinci dunya savasi ve soguk savasin baslangici, sovyet rejimini her turlu sertlestirecekti. amerika bile 1930'lar, 40'lar ve 50'lerde daha baskici bir yer haline geldi. sovyetler birliginde bu donemde olen birileri varsa tek suclanacak kisi stalin degildir. otoriter komunizmin dogal olarak gelecegi nokta burasiydi. rosa luxemburg bu durumu "rus devrimi" adli denemesinde, 1918 yilinda zaten elestirmisti. demokrasisiz, proletarya diktatorlugu olmaz.
(bkz: rosa luxemburg)
not: stalin ile hitler'i ayni kefeye koymak ya dupeduz cahilliktir ya da nazi sempatizanligidir. turkiye'de genelde nazi ideolojisinin ne bicim bir sacmalik aldigi ciddi bir sekilde anlatilmiyor. bir tarafta, aryan irk denilen sacmaliktan olmayan herkesin ya yok edilmesi ya da kolelestirlmesi gerektigini savunan bir adam var. stalin'in hedef kitlesi ya politik muhaliflerdi ya da entelijensiya. diger olenler, ukrayna durumu disinda idari ve ekonomik problemler ve beceriksizliklerin yol actigi acliklardan dolayi olduler. hitler yahudileri bir irk olarak iddia edip bu irkin yok edilmesini savunuyor. bunun yaninda sakatlar, politik muhalifleri ve slavlar da var. stalin hicbir zaman yahudi soykiriminda kullanilan tipte makinelesmis bir soykirim gerceklestirmemistir.
devamını gör...
mahlassızım
nasıl cici, nasıl güzel, sohbetinden zevk aldığım, tanımaktan memnun olduğum kitap sever arkadaşım.
devamını gör...
yazarların yirmi beş bin tl ile yapacakları
her ay kalifiye bir mühendisin günümüzde aldığı maaş olarak düşünürsek her ay başı hesabında 25bin tl ile uyanan binlerce mühendis ev araba kredilerini kredi kartı borçlarını ödüyordur.
devamını gör...
şener şen vs kemal sunal
bir kıyaslama yapmak çok zor, hatta imkansız.
ikisi de çok değerli oyuncular.
kemal sunalı kaybedeli 20 sene oluyor ama halen hatırlıyoruz,
şener şen de halen rol aldığı filmlerle bizleri farkı diyarlara götürüyor.
ikisi de çok değerli oyuncular.
kemal sunalı kaybedeli 20 sene oluyor ama halen hatırlıyoruz,
şener şen de halen rol aldığı filmlerle bizleri farkı diyarlara götürüyor.
devamını gör...
normal sözlük - yedikule hayvan barınağı yardımlarının ulaşması
haberdar olamadığım kampanya. eeey moderatör; gözümüze gözümüze sokun bu gibi kampanyaları lütfen. haberimiz olsun, faydamız dokunsun. tebrikler.
devamını gör...
what once was
bir her's şarkısı, songs of her's albümünden.
beni dinlerken nasıl oluyorsa hafif hafif mahveden ama dinlemeyi bırakamadığım, garip etkisinden dolayı da her zaman dinleyemediğim bir şarkı. şarkının bu etkisinin bir sebebi de grup üyelerinin anlamsız bir kaza sonucu hayatını kaybetmiş olması.
sözleri:
i guess i knew this would happen to you
inside i did, but i refuse to know the truth
i'm heading back inside to sit at home with you
think i know what's wrong
my friends put on their bravest face
their tales between their legs
something's out of place
i bet their mothers let them know
what i'm about to face
keep your mouth zipped, son
baby i've been there before
i was at the point where all i really wanted was someone
and now i'm still hanging on
i was at the end of every tether waiting
for what once was
tell me all the important stuff
what's your favorite color
what makes you so tough?
please don't let go when you've had enough
i'm on my knees
baby i've been there before
i was at the point where all i really wanted was someone
and now i'm still hanging on
i was at the end of every tether waiting
for what once was
baby i've been there before
i was at the point where all i really wanted was someone
and now i'm still hanging on
i was at the end of every tether waiting
for what once was
waiting for my love
waiting for...
beni dinlerken nasıl oluyorsa hafif hafif mahveden ama dinlemeyi bırakamadığım, garip etkisinden dolayı da her zaman dinleyemediğim bir şarkı. şarkının bu etkisinin bir sebebi de grup üyelerinin anlamsız bir kaza sonucu hayatını kaybetmiş olması.
sözleri:
i guess i knew this would happen to you
inside i did, but i refuse to know the truth
i'm heading back inside to sit at home with you
think i know what's wrong
my friends put on their bravest face
their tales between their legs
something's out of place
i bet their mothers let them know
what i'm about to face
keep your mouth zipped, son
baby i've been there before
i was at the point where all i really wanted was someone
and now i'm still hanging on
i was at the end of every tether waiting
for what once was
tell me all the important stuff
what's your favorite color
what makes you so tough?
please don't let go when you've had enough
i'm on my knees
baby i've been there before
i was at the point where all i really wanted was someone
and now i'm still hanging on
i was at the end of every tether waiting
for what once was
baby i've been there before
i was at the point where all i really wanted was someone
and now i'm still hanging on
i was at the end of every tether waiting
for what once was
waiting for my love
waiting for...
devamını gör...
efsane dizi replikleri
"rakı koy la"
devamını gör...
cipa
"congenital insensitivity to pain with anhydrosis" olarak geçer. ama kısaltması olarak "cipa" kullanılır. yani "anhidrozlu ağrıya doğuştan gelen bir duyarsızlık" olarak çevirirsem yanlış olmayacağını düşünüyorum. ağrıyı, sıcaklığı hissetmiyor hastalarımız. aynı zamanda terleyemiyor. sizin çekmeye katlanamayacağınız çok ciddi ağrıları bile. diğer bir adı ise "hsan ıv" yani "hereditary sensory and autonomic neuropathy type ıv" yani çevirirsek "kalıtımsal sensöriyel otonomik nöropati dördüncü türü".
acı, ağrı, sıcaklık, soğukluktan sorumlu olan genlerde meydana gelen genetik bir mutasyon neden olur. otozomal resesif bir hastalıktır. ngf* adlı protein ile bu genimizin sağladığı* nörotrofik tirozin kinaz reseptörü anne karnındayken etkileşim içinde olmalı bu sayede de sinir sistemimiz gelişmeli. ama işte bu hastalarımızda gen mutasyona uğradığı için zincirin geri kalan halkaları da pek mümkün olmuyor böylece ağrıyı falan hisseden hücrelerimiz de gelişmiyor.
genetik bir rahatsızlık olduğu için akraba evlilikleri olduğu durumlarda görülme olasılığı daha yüksek ve en çok negev bedevileri diye geçen toplumda yaygın. dünyada kayıtlara geçen yaklaşık 100 kişide bulunuyor. baya bir nadir görülen bir hastalık. çok şükür yani.
daha önceden de dediğim gibi vücut ısılarını dengeleyemiyorlar ve terlemiyorlar. bu yüzden bebekler hipertermi nöbetleri geçirebilirler. zaten bir kısmı da yaklaşık üç yaşlarına kadar bu yüzden hayatlarını kaybeder. ebeveynlerinin acayip dikkatli olması gerek çünkü malum acıyı hissetmiyorlar ve bu yüzden kendilerine çok fazla zarar veriyorlar fark etmeden.
acı, ağrı, sıcaklık, soğukluktan sorumlu olan genlerde meydana gelen genetik bir mutasyon neden olur. otozomal resesif bir hastalıktır. ngf* adlı protein ile bu genimizin sağladığı* nörotrofik tirozin kinaz reseptörü anne karnındayken etkileşim içinde olmalı bu sayede de sinir sistemimiz gelişmeli. ama işte bu hastalarımızda gen mutasyona uğradığı için zincirin geri kalan halkaları da pek mümkün olmuyor böylece ağrıyı falan hisseden hücrelerimiz de gelişmiyor.
genetik bir rahatsızlık olduğu için akraba evlilikleri olduğu durumlarda görülme olasılığı daha yüksek ve en çok negev bedevileri diye geçen toplumda yaygın. dünyada kayıtlara geçen yaklaşık 100 kişide bulunuyor. baya bir nadir görülen bir hastalık. çok şükür yani.
daha önceden de dediğim gibi vücut ısılarını dengeleyemiyorlar ve terlemiyorlar. bu yüzden bebekler hipertermi nöbetleri geçirebilirler. zaten bir kısmı da yaklaşık üç yaşlarına kadar bu yüzden hayatlarını kaybeder. ebeveynlerinin acayip dikkatli olması gerek çünkü malum acıyı hissetmiyorlar ve bu yüzden kendilerine çok fazla zarar veriyorlar fark etmeden.
devamını gör...