nazi almanyası
1933-1945 arası iii.reich ın hüküm sürdüğü , 12 sene adolf hitler bu ülkenin führer’i olmuş, hitler intihar ettikten sonra birkaç saatliğine gobbels’in führer oldugu yer.
yabancı kaynaklarda aslında böyle bir ülke adı geçmez genel olarak iii.reich olarak yer alır.
nsdap (nasyonal sosyalist alman işçi partisi) 1933 de koalisyon kurup meclise girmiştir. ilerleyen günlerde erken seçimi ilan etmiş ve çoğunluğu sağlayarak yönetimi eline almıştır. almanya büyük buhran dan en fazla etkiyi görmüş, 1.dünya savaşı sebebiyle borç altında inim inim inleyen, işsizliğin hat safhada oldugu bir yerdi. hitler ilk olarak silahlanmaya önem verdi, versay antlaşmasını yırtıp atarak üstün nazi ordusunun ilk adımını atmıştır, çünkü bu antlaşma silahlanmayı sınırlıyordu. sıra karşıt görüşte olanlara gelmişti, bir gecede bütün meclisin bütün sol grubunu tutuklatmış ardından bütün siyasi partileri yasaklayarak diktatörlüğünü kurmuştur.
ilerleyen günlerde ırkçılık politikası ivme kazanacaktı nürnberg yasası ile yahudiler fişlenmeye başlanacak, etnik azınlıkların evlenmesi ve ticari ilişkilerde bulunması yasaklanacaktı. sıra üstün alman ordusunu kurmaya gelmişti, almanya'da hitler'den önce askerlik zorunlu değildi ve ordu subay yetiştirme gibi şeyler yapmıyordu. hitler wehrmacht ı kurup bunu 3 ayağa ayırmıştı bunlar kara, hava ve deniz kuvvetleri idi.
özellikle hava kuvvetlerinin kurulması çok önemlidir çünkü almanya'nın hava kuvvetleri kurması yasaktı. sıra almanya nın sınırlarını genişletmesine gelmişti. ekonomi düzeltilmiş, düzenli bir ordu kurulmuştu. alman ordusu 1 eylül 1939 günü polonya’yı işgale başlarlar. çok kısa bir sürede varşova’ya ulaşan birlikler polonya’nın batısı, sovyetler ise doğusunu ele geçirmiştir ülkenin.
sıra diğer ülkelere gelmişti, macaristan ve çekoslavakya'nın kalan bölümlerini işgal ettikten sonra hitler gözünü fransa'ya dikmişti.
zaten 1.dünya savaşında alsas-lorein nedeniyle işgal kaçınılmazdı. yanlış duymadınız, tam 20 gün içinde 1 buçuk milyon fransız askeri teslim olmuş ve fransa düşmüştür. avrupa’nın çocuğunu işgal eden hitler gözünü sovyetlere dikmiş, zengin petrol yatakları iştahını kabartmıştır.
operasyon barbarossa harekatı ile sovyetleri alt edebileceğini düşünmüştür, moskova önlerindeyken, şehiri tam alacakken panzer tümenine kiev’e yönelmelerine söyler bu yüzden moskova alınmaz. ilerleyen yıllarda bu harekat başarısız olur ve nazi almanyasının sonu gelmeye başlar. afrika’da ise ingiliz ve amerikan orduları ile çarpışmaktadır nazi almanyası, rommel komutasındaki afrikakorps başarılı olsa da sürekli yeni destek gelen müttefikler burada rommel’i alt etmiş daha sonra italya'yı savaş dışı bırakmışlardır.
daha sonra müttefikler normandiya cıkartmasını yapacak ve almanya’nın sonunun geldiğini bildireceklerdir. bunun sonucunda müttefikler almanya'yı batıdan, sovyetler ise doğudan işgale başlamıştır. keza berlin’e ilk girenler sovyetler olmuştur.
kültür bakımından konuya değinecek olursak alman gençleri hitler tarafından çok önemsenmekteydi. bunun içindir ki ; genç alman erkekleri için hitlerjugend (hitler gençliği) alman kızları için ise jungmädelbund (genç bayanlar birliği) kurulmuştur. daha sonra ise volkswagen gibi firmalar ise üretilen malları ihraç etmek yerine alman halkına ucuz bir şekilde satmıştır.
sportif açıdan ise her kasabaya bir yüzme havuzu yapılmıştır. ekonomik olarak ; hitler gelmeden önce %15 olan işsizlik %0 a indirgenmiştir. dış ülkelerden işçi alınıp istirham sağlanmıştır.
yabancı kaynaklarda aslında böyle bir ülke adı geçmez genel olarak iii.reich olarak yer alır.
nsdap (nasyonal sosyalist alman işçi partisi) 1933 de koalisyon kurup meclise girmiştir. ilerleyen günlerde erken seçimi ilan etmiş ve çoğunluğu sağlayarak yönetimi eline almıştır. almanya büyük buhran dan en fazla etkiyi görmüş, 1.dünya savaşı sebebiyle borç altında inim inim inleyen, işsizliğin hat safhada oldugu bir yerdi. hitler ilk olarak silahlanmaya önem verdi, versay antlaşmasını yırtıp atarak üstün nazi ordusunun ilk adımını atmıştır, çünkü bu antlaşma silahlanmayı sınırlıyordu. sıra karşıt görüşte olanlara gelmişti, bir gecede bütün meclisin bütün sol grubunu tutuklatmış ardından bütün siyasi partileri yasaklayarak diktatörlüğünü kurmuştur.
ilerleyen günlerde ırkçılık politikası ivme kazanacaktı nürnberg yasası ile yahudiler fişlenmeye başlanacak, etnik azınlıkların evlenmesi ve ticari ilişkilerde bulunması yasaklanacaktı. sıra üstün alman ordusunu kurmaya gelmişti, almanya'da hitler'den önce askerlik zorunlu değildi ve ordu subay yetiştirme gibi şeyler yapmıyordu. hitler wehrmacht ı kurup bunu 3 ayağa ayırmıştı bunlar kara, hava ve deniz kuvvetleri idi.
özellikle hava kuvvetlerinin kurulması çok önemlidir çünkü almanya'nın hava kuvvetleri kurması yasaktı. sıra almanya nın sınırlarını genişletmesine gelmişti. ekonomi düzeltilmiş, düzenli bir ordu kurulmuştu. alman ordusu 1 eylül 1939 günü polonya’yı işgale başlarlar. çok kısa bir sürede varşova’ya ulaşan birlikler polonya’nın batısı, sovyetler ise doğusunu ele geçirmiştir ülkenin.
sıra diğer ülkelere gelmişti, macaristan ve çekoslavakya'nın kalan bölümlerini işgal ettikten sonra hitler gözünü fransa'ya dikmişti.
zaten 1.dünya savaşında alsas-lorein nedeniyle işgal kaçınılmazdı. yanlış duymadınız, tam 20 gün içinde 1 buçuk milyon fransız askeri teslim olmuş ve fransa düşmüştür. avrupa’nın çocuğunu işgal eden hitler gözünü sovyetlere dikmiş, zengin petrol yatakları iştahını kabartmıştır.
operasyon barbarossa harekatı ile sovyetleri alt edebileceğini düşünmüştür, moskova önlerindeyken, şehiri tam alacakken panzer tümenine kiev’e yönelmelerine söyler bu yüzden moskova alınmaz. ilerleyen yıllarda bu harekat başarısız olur ve nazi almanyasının sonu gelmeye başlar. afrika’da ise ingiliz ve amerikan orduları ile çarpışmaktadır nazi almanyası, rommel komutasındaki afrikakorps başarılı olsa da sürekli yeni destek gelen müttefikler burada rommel’i alt etmiş daha sonra italya'yı savaş dışı bırakmışlardır.
daha sonra müttefikler normandiya cıkartmasını yapacak ve almanya’nın sonunun geldiğini bildireceklerdir. bunun sonucunda müttefikler almanya'yı batıdan, sovyetler ise doğudan işgale başlamıştır. keza berlin’e ilk girenler sovyetler olmuştur.
kültür bakımından konuya değinecek olursak alman gençleri hitler tarafından çok önemsenmekteydi. bunun içindir ki ; genç alman erkekleri için hitlerjugend (hitler gençliği) alman kızları için ise jungmädelbund (genç bayanlar birliği) kurulmuştur. daha sonra ise volkswagen gibi firmalar ise üretilen malları ihraç etmek yerine alman halkına ucuz bir şekilde satmıştır.
sportif açıdan ise her kasabaya bir yüzme havuzu yapılmıştır. ekonomik olarak ; hitler gelmeden önce %15 olan işsizlik %0 a indirgenmiştir. dış ülkelerden işçi alınıp istirham sağlanmıştır.
devamını gör...
karantinada en çok özlenilen şeyler
kitap kulübüne katılıp okuduğumuz kitabı tartışmak
sinemaya gitmek
tiyatroya gitmek
route’a gidip bira içmek
sinemaya gitmek
tiyatroya gitmek
route’a gidip bira içmek
devamını gör...
nickaltı olmayan yazar
kadın olduğunu söylememiştir.
devamını gör...
pisipisi (yazar)
pisipisi ile tanışmamız 2009 oktoberfest'e dayanıyor.
dönemin munich belediye başkanı christian ude'nin davet etmesiyle 25 ekim 2009 fenerbahçe - galatasaray derbisi için loca koltuğumu boş bırakmış, evcil rakunum remzi ile yollara düşmüştüm.
bilen bilir, en sevdiğim hobi mavi ekran verdirmek.
hostes: chicken or beef?
60: yes please.
eööö...
3.5 saat kadar süreç saçma sapan bir yolculuğun ardından havalimanına vardık, pasaport kuyruğu sırasına girdik ve pisipisi ile orada karşılaştım.
p:what is the purpose of your trip?
60:was?
p:was ist der zweck ihrer reise? warum bist du hier?
60: ich spreche kein deutsch...
gibi dünyanın neresinde olursak olalım sadece iki türk'ün içinde bulunabileceği kadar saçma bir dialog sayesinde ismini pisi olduğunu öğrendiğim bu yazar arkadaşımızla tanıştım.
14 günlük munich pisi ve tabii ki christian ude sayesinde 10 numara geçti. hele remzi, ertesi gün canım çıktı uyandırana kadar. tabii bu süre zarfında yıllık iznini apar topar kullandığı için pisipisi amirleri tarafından biraz rahatsız edildi ama, olsun.
umarım bir oktoberfestte daha görüşürüz, remzi'nin çok ama çok selamı var.
dönemin munich belediye başkanı christian ude'nin davet etmesiyle 25 ekim 2009 fenerbahçe - galatasaray derbisi için loca koltuğumu boş bırakmış, evcil rakunum remzi ile yollara düşmüştüm.
bilen bilir, en sevdiğim hobi mavi ekran verdirmek.
hostes: chicken or beef?
60: yes please.
eööö...
3.5 saat kadar süreç saçma sapan bir yolculuğun ardından havalimanına vardık, pasaport kuyruğu sırasına girdik ve pisipisi ile orada karşılaştım.
p:what is the purpose of your trip?
60:was?
p:was ist der zweck ihrer reise? warum bist du hier?
60: ich spreche kein deutsch...
gibi dünyanın neresinde olursak olalım sadece iki türk'ün içinde bulunabileceği kadar saçma bir dialog sayesinde ismini pisi olduğunu öğrendiğim bu yazar arkadaşımızla tanıştım.
14 günlük munich pisi ve tabii ki christian ude sayesinde 10 numara geçti. hele remzi, ertesi gün canım çıktı uyandırana kadar. tabii bu süre zarfında yıllık iznini apar topar kullandığı için pisipisi amirleri tarafından biraz rahatsız edildi ama, olsun.
umarım bir oktoberfestte daha görüşürüz, remzi'nin çok ama çok selamı var.
devamını gör...
şehirler arası otobüs yolculuğu yapmak
ah nasıl özledim... gecenin bir yarısı otogara gitmek, arkadaşınlaysan onunla otobüsü beklerken insanların yaşını ve nereye gidiceklerini tahmin etmek, bavulunu abi kırılcak şeyler var diyerek teslim etmek, muavinin ikram esnasında camdan dışarıyı izlerken sıranın sana gelmesini beklemek, arada bir gözüne kestirdiğin keki alan var mı diye göz ucuyla bakmak, arkadaşının izleriz diye indirdiği filmi asla izlemeyip müzik dinlemek, mola yerlerindeki sigara içmeler, herkes uyurken kulaklığından hepsi grubunun sesinin çıkması ama senin umursamaman...
reis aç şu okulları nolur.
reis aç şu okulları nolur.
devamını gör...
çirkin kedi olmaması
hepsinin içleri güzel olduğu için katıldığım durumdur. sevin efendiler besleyin bide ihmal etmeyin. onların tek ihtiyacı sevgi.
devamını gör...
geceye bir 90'lar şarkısı bırak
geceye biraz nostalji havası katalım.
"arnavut kaldırımlı taş sokakta
ah bir dili olsa da bir konuşsa
anlatırdı masumca seni bana"
"arnavut kaldırımlı taş sokakta
ah bir dili olsa da bir konuşsa
anlatırdı masumca seni bana"
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
devamını gör...
yazarların en çok özlemini duyduğu şey
arkadaşlarımla geçirdiğim dolu dolu zamanları,
çocukluğumda yediğim ekmek arası domatesi,
çocukluğumda erkenden uyanıp çizgi film izlemeyi,
sokakta sabahtan akşama kadar arkadaşlarla oynadıktan sonra eve koştur koştur gelip uyumayı.
çocukluğumda yediğim ekmek arası domatesi,
çocukluğumda erkenden uyanıp çizgi film izlemeyi,
sokakta sabahtan akşama kadar arkadaşlarla oynadıktan sonra eve koştur koştur gelip uyumayı.
devamını gör...
kısırı kısır yapan önemli detaylar
anne.
devamını gör...
yalnızlığın en iyi tanımı
güzel bir film izlerken beğendiğiniz bir sahneye, okuduğunuz kitapta sizi çok etkileyen bir sayfaya, radyoda aniden başlayan en sevdiğiniz şarkıya denk geldiğinizde dönüp gülümseyeceğiniz birinin olmamasıdır.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının benzetildiği ünlüler
küçükken sibel can'a benzetirlerdi. hey gidi günler hey. yaşlandık be sözlük!
devamını gör...
alanis morissette
kanada’nın dünyaya armağan ettiği en büyük, en afili, en hatrı sayılır güzelliklerden biridir.
hakkında bir tanımdan fazlası yazılmamış ve bu beni çok üzdü. alanis morissette bambaşka bir müzisyendir benim için. bazen çok bunaldığım zamanlarda, yanımda kimsenin olmasını istemediğimde, yalnız kalmak isteyip yapayalnız bırakılmaktan korktuğumda alanis morissette dinlemek alışkanlığındayım uzun zamandır.
alanis’in kim olduğu, neler yaptığı, hangi şarkıları söylediği ile ilgili bir tanım yazmak isterdim ama bu içimden gelmiyor şu an. ben kendimle ilgili şeyler anlatmak istiyorum. çünkü alanis morissette tamamen benimle ilgili bir konu.
ilk dinlediğim andan itibaren hayranlık duymaya başladım müzisyene. sesi de yorumu da duruşu da beni çok etkiledi. hala da etkilemeye devam eder.
şarkılarını yapayalnız kalmak istemediğim yalnızlık anlarında bolca dinlediğim müzisyenin youtube’da canlı bir performansına denk geldiğimde hayranlık derecemin o zamana kadar ne kadar düşük olduğunu fark ettim.
alanis şarkıyı söylerken kendinden geçmiş gibiydi. şarkı söylediği anlarda gözlerindeki ifade ile şarkı aralarındaki ifade arasında dağlar kadar fark vardı. alanis şarkı söylerken bir dönüşüm geçirir, fani bir şarkıcıdan ölümsüz bir tanrıçaya dönüşür. onu dinlemek bir ibadetin coşkusuna kendini kaptırmak gibidir. iyi ki vardır alanis morissette.
thank you silence!
hakkında bir tanımdan fazlası yazılmamış ve bu beni çok üzdü. alanis morissette bambaşka bir müzisyendir benim için. bazen çok bunaldığım zamanlarda, yanımda kimsenin olmasını istemediğimde, yalnız kalmak isteyip yapayalnız bırakılmaktan korktuğumda alanis morissette dinlemek alışkanlığındayım uzun zamandır.
alanis’in kim olduğu, neler yaptığı, hangi şarkıları söylediği ile ilgili bir tanım yazmak isterdim ama bu içimden gelmiyor şu an. ben kendimle ilgili şeyler anlatmak istiyorum. çünkü alanis morissette tamamen benimle ilgili bir konu.
ilk dinlediğim andan itibaren hayranlık duymaya başladım müzisyene. sesi de yorumu da duruşu da beni çok etkiledi. hala da etkilemeye devam eder.
şarkılarını yapayalnız kalmak istemediğim yalnızlık anlarında bolca dinlediğim müzisyenin youtube’da canlı bir performansına denk geldiğimde hayranlık derecemin o zamana kadar ne kadar düşük olduğunu fark ettim.
alanis şarkıyı söylerken kendinden geçmiş gibiydi. şarkı söylediği anlarda gözlerindeki ifade ile şarkı aralarındaki ifade arasında dağlar kadar fark vardı. alanis şarkı söylerken bir dönüşüm geçirir, fani bir şarkıcıdan ölümsüz bir tanrıçaya dönüşür. onu dinlemek bir ibadetin coşkusuna kendini kaptırmak gibidir. iyi ki vardır alanis morissette.
thank you silence!
devamını gör...
her başlığın zaten açılmış olması
ona bakarsanız dünya üzerinde zaten yaşanmamış söylenmemiş bir şey yok. ama senin nasıl söylediğin benim nasıl söylediğim farklı.
devamını gör...
kaza masrafını ödeyemem deyip kafaya sıkmak
adam artık ne kadar kötü durumdaysa dayanamamış intihar etmiş. yazık gerçekten yazık. bir taraftan bir araba parasına çanta alanlar bir taraftan parasızlıktan intihar edenler. dünya gerçekten de çok adaletsiz.
devamını gör...
en sevilen yalın şarkısı
her şey sensin.
devamını gör...
butterflies are free
milton katselas'ın yönetmenlğini yaptığı 1972 yılına ait sımsıcak şeker tadında tiyatral esintiler ile süslü romantizm komedi ve dram'ı içerisinde barındıran defalarca izlsenizde sıkmayan bir film. başrollerde ise deli dolu, umursamaz ve yaramaz rollerin efsane güzelliği goldie hawn ,edward albert, michael glaser ve eileen heckart yer almaktadır. eileen heckart bu filmdeki perfomansı ile en iyi yardımcı kadın oyuncu ödülünü almıştır.
filmimizin konusu:
doğuştan görme engelli müziğe yetenekli ve eski bir çocuk romanı yazarı olan annesinin kendisine çok düşkün olduğu adamımız don bu baskılardan sıkılıp kendi evine taşınır ama eve sürekli gelen en yakın arkadaşı ralph ve annesi sayesinde çok rahat edememiştir. sürekli balkonda otururken yan komşusu olan güzel bir kadın olan jill ile tanışır. aralarında arkadaşlık ile başlayan ilişki zamanla aşka dönecektir. aslında ilk zamanlar jill sürekli ron'un kendisini kestiğini düşünüyordur.
filmde efsane sahneler vardır jill'in ilk kez ron'un evine gelip bornozunu açtığı sahne başında komedi sonrasında ise hafif dram barındırır. bornozunu ron'un önünde açan jill ron'un tepkisizliği karşısında salakça bir ifade ile sorduğu sorular sonrasında ise ron'a aşık olması yavaş yavaş ne güzel sahnelerdir. bu arada öğrenmiş olduk edward albert abimizin sesi çok güzelmiş. goldie hawn ise bu filmde olabildiğine sevimli ve ponçiktir ısırasınız gelir.
filmimizin konusu:
doğuştan görme engelli müziğe yetenekli ve eski bir çocuk romanı yazarı olan annesinin kendisine çok düşkün olduğu adamımız don bu baskılardan sıkılıp kendi evine taşınır ama eve sürekli gelen en yakın arkadaşı ralph ve annesi sayesinde çok rahat edememiştir. sürekli balkonda otururken yan komşusu olan güzel bir kadın olan jill ile tanışır. aralarında arkadaşlık ile başlayan ilişki zamanla aşka dönecektir. aslında ilk zamanlar jill sürekli ron'un kendisini kestiğini düşünüyordur.
filmde efsane sahneler vardır jill'in ilk kez ron'un evine gelip bornozunu açtığı sahne başında komedi sonrasında ise hafif dram barındırır. bornozunu ron'un önünde açan jill ron'un tepkisizliği karşısında salakça bir ifade ile sorduğu sorular sonrasında ise ron'a aşık olması yavaş yavaş ne güzel sahnelerdir. bu arada öğrenmiş olduk edward albert abimizin sesi çok güzelmiş. goldie hawn ise bu filmde olabildiğine sevimli ve ponçiktir ısırasınız gelir.
devamını gör...
israil denilince akla gelenler
zulmün devletleşmiş halidir.
devamını gör...
guile
bir street fighter karakteridir.

oyunun, 1991 yılında kollu makinelerle oynandığı dönemdeki sekiz karakterden biridir.

o dönemler en popüler iki karakter olan ken ve ryu’dan sonra atari salonu fareleri tarafından en çok tercih edilen karakterdir.
guile amerikan ordusunda bir pilottur ve amerikan ordusuna mensup olduğu her halinden bellidir. gereksiz bir özgüvenle dolu oluşu, kaslarını sergilemek için sürekli atletle dolaşması, john wayne filmlerine olan hayranlığı ve kolunda dövme olarak taşıdığı amerikan bayrağı ile altı boş amerikan milliyetçiliğinin bir sembolüdür.
guile’ın en bilinen iki hareketi aleks bu ve jilet hareketleridir. orijinal isimleri bizi ilgilendirmediği için türkiye’de kullanılan isimlerini yazmayı tercih ettim. aleks bu hareketi ile rakibine şok dalgası yollayan guile, jilet hareketi ile de bir tür ters takla atarak rakibine şiddetli bir darbe vurur.

düzgün bir aile hayatı olan guile karısı julia ve kızları amy ile mutlu mesut bir halde amerikan rüyasını yaşamaktadır. guile aynı zamanda ken’in bacanağıdır.
guile’in derdi gücü ise m.bison tarafından öldürülen arkadaşı nash’in intikamını almaktır. zaten street fighter’a katılma nedeni de tam olarak budur.
street fighter filminde guile karakterini nokta atışı bir casting ile jean-claude van damme oynamıştır.

oyunun, 1991 yılında kollu makinelerle oynandığı dönemdeki sekiz karakterden biridir.

o dönemler en popüler iki karakter olan ken ve ryu’dan sonra atari salonu fareleri tarafından en çok tercih edilen karakterdir.
guile amerikan ordusunda bir pilottur ve amerikan ordusuna mensup olduğu her halinden bellidir. gereksiz bir özgüvenle dolu oluşu, kaslarını sergilemek için sürekli atletle dolaşması, john wayne filmlerine olan hayranlığı ve kolunda dövme olarak taşıdığı amerikan bayrağı ile altı boş amerikan milliyetçiliğinin bir sembolüdür.
guile’ın en bilinen iki hareketi aleks bu ve jilet hareketleridir. orijinal isimleri bizi ilgilendirmediği için türkiye’de kullanılan isimlerini yazmayı tercih ettim. aleks bu hareketi ile rakibine şok dalgası yollayan guile, jilet hareketi ile de bir tür ters takla atarak rakibine şiddetli bir darbe vurur.

düzgün bir aile hayatı olan guile karısı julia ve kızları amy ile mutlu mesut bir halde amerikan rüyasını yaşamaktadır. guile aynı zamanda ken’in bacanağıdır.
guile’in derdi gücü ise m.bison tarafından öldürülen arkadaşı nash’in intikamını almaktır. zaten street fighter’a katılma nedeni de tam olarak budur.
street fighter filminde guile karakterini nokta atışı bir casting ile jean-claude van damme oynamıştır.
devamını gör...