dışarıdan soğuk görünen insan
buyrun benim.
içimde soğuk sadece dışım değil.
ailem ve yakın dostlarım hariç senli benli konuşulmasına dahi müsaade etmem terslerim,tek istisna çocuklar ve hayvanlardır ha bir de çiçeklerimi budarken ya da sularken puccini’den mırıldanırım,bunlar hariç bildiğin buz gibiyim ve gayet memnunum.
içimde soğuk sadece dışım değil.
ailem ve yakın dostlarım hariç senli benli konuşulmasına dahi müsaade etmem terslerim,tek istisna çocuklar ve hayvanlardır ha bir de çiçeklerimi budarken ya da sularken puccini’den mırıldanırım,bunlar hariç bildiğin buz gibiyim ve gayet memnunum.
devamını gör...
bal porsuğu (yazar)
kendisine hiç yakıştıramadığım faaliyetlerde bulunan ve beni fazlası ile üzen yazarımız.
oldukça çirkin bir algı yönetimi yürütüyor.
bu kötü davranışları da, kendisine girilen bir nickaltının silinmemesinden dolayı gerçekleştiriyor.
kendisi de, gerçekle en ufak bir paydaşı olmadığını bilmesine rağmen, absürt komedi tadında safsatalar ile onlarca yazara toplu mesajlar atarak, birçoğunun da sözlükten uzaklaşmasını sağladı.
çok ama çok üzücü.
durumun 15 gündür farkında olmamıza rağmen, bu çirkinliğe bir son vermesini beklemekteydik.
ancak daha fazla gösterecek sabrımızın kalmadığını da bildirmek isterim.
ek olarak ; sevgili bal porsuğunun, "ya nickaltıma girilen tanımı silersiniz ya da malum sözlükte 15 yıllık yazarım, twitterda şu kadar takipçim var, sizi rezil ederim" tavrına karşı, zamanında bir işlem yapmamış olmanın da pişmanlığını yaşadığımı da bilmesini isterim.
işbu sebepten, kafa sözlük'ten süresiz olarak uzaklaştırılmıştır.
(bkz: kalbimiz seninle)
oldukça çirkin bir algı yönetimi yürütüyor.
bu kötü davranışları da, kendisine girilen bir nickaltının silinmemesinden dolayı gerçekleştiriyor.
kendisi de, gerçekle en ufak bir paydaşı olmadığını bilmesine rağmen, absürt komedi tadında safsatalar ile onlarca yazara toplu mesajlar atarak, birçoğunun da sözlükten uzaklaşmasını sağladı.
çok ama çok üzücü.
durumun 15 gündür farkında olmamıza rağmen, bu çirkinliğe bir son vermesini beklemekteydik.
ancak daha fazla gösterecek sabrımızın kalmadığını da bildirmek isterim.
ek olarak ; sevgili bal porsuğunun, "ya nickaltıma girilen tanımı silersiniz ya da malum sözlükte 15 yıllık yazarım, twitterda şu kadar takipçim var, sizi rezil ederim" tavrına karşı, zamanında bir işlem yapmamış olmanın da pişmanlığını yaşadığımı da bilmesini isterim.
işbu sebepten, kafa sözlük'ten süresiz olarak uzaklaştırılmıştır.
(bkz: kalbimiz seninle)
devamını gör...
kelebek somun
herhangi bir alete ihtiyaç duyulmaksızın kulaklarından tutulup elle sıkılabilen ya da gevşetilebilen somun.
devamını gör...
ssuuddee
(bkz: hanım koş kavga çıkmış)
(bkz: kameralarımıza saldırdırlar)
(bkz: bahsi geçen yazarın olay sözleri az sonra)
(bkz: kameralarımıza saldırdırlar)
(bkz: bahsi geçen yazarın olay sözleri az sonra)
devamını gör...
her beğeni bir karma puan
niden beni beğenmiyorlar diye düşündüğümde aklıma geldi
başka yazarlarda beğeni aldıklarında mutlu olduklarına dair tanımlar girmişler.
ben de düşündüm ki; her beğeni attığımızda 1 karma puan kazansak, ortalık şenlenir.
şenlenmez mi?
hani teşvik gibi olur, karma puanın bir önemi yok ama birşeyler kazanmak , tatmin ediyor, hani doğru yoldaymışsın gibi. yazarlarda daha çok beğeni atmaya başlar.
ama favori atma için aynı şeyi söyleyemiyeceğim, onu not defteri gibi kullanan yazarlar var - benim gibi -
hani iyi bir şey gördün at fava, müsait olunca dön araştır/uygula.
başka yazarlarda beğeni aldıklarında mutlu olduklarına dair tanımlar girmişler.
ben de düşündüm ki; her beğeni attığımızda 1 karma puan kazansak, ortalık şenlenir.
şenlenmez mi?
hani teşvik gibi olur, karma puanın bir önemi yok ama birşeyler kazanmak , tatmin ediyor, hani doğru yoldaymışsın gibi. yazarlarda daha çok beğeni atmaya başlar.
ama favori atma için aynı şeyi söyleyemiyeceğim, onu not defteri gibi kullanan yazarlar var - benim gibi -
hani iyi bir şey gördün at fava, müsait olunca dön araştır/uygula.
devamını gör...
iq ortalaması düşük ortamlar
instagramdaki bazı humor sayfaları.
devamını gör...
ülkemizin değerini bilemediği sanatçılar
fazıl say.
onun kadar büyük ama değeri bilinmeyen bir sanatçı yoktur.
kendisi dünyaca ünlü bir sanatçı çok yetenekli ama değerini bilmiyoruz.
onun kadar büyük ama değeri bilinmeyen bir sanatçı yoktur.
kendisi dünyaca ünlü bir sanatçı çok yetenekli ama değerini bilmiyoruz.
devamını gör...
türkiye'de unutulamayan olaylar
başbakana yazar kasa fırlatan adam.
devamını gör...
soy ağacı
ailemin soy ağacı ailenin büyüklerinden öğrendiğime göre kafkas' a dayanıyor. annem de babam da göçmen çocukları. annemgilin adetleri düzenleri ahıska türklerine benzerken babamgilin görünüşleri tatarları andırıyor. bunu niye yazdım bilmiyorum içimden geldiyse zaarr
devamını gör...
aptal puma sendromu
bilindiği üzere pumalar çok zeki hayvanlardır.
içgüdüleri, bir avın peşinden ne zaman koşup koşmamaları gerektiğini söyler.
yeryüzünde en hızlı ve en çevik hayvanlardandır pumalar.
dolayısıyla da her bir av için yaptıkları koşu, ciddi bir enerji kaybı demektir.
eğer ki bu av, başarı ile sonuçlanırsa harcanan enerjiye değmiş demektir.
yok eğer başarısız bir avlanma olduysa pumalar için bir tehlikedir.
bu yüzden pumalar avlarını ve hangi ava ne kadar enerji harcamaları gerektiğini iyi seçerler.
yani bir ceylan ele geçirmek için koştuğu süre ile, bir tavşanın peşinden geçirdiği süreyi asla aynı tutmazlar.
önce bir dener, baktı tavşanı yakalayamıyor:
"aman be, bir tavşan için bu kadar enerji harcamaya değer mi?" diyip hemen başka bir ava yönelir.
burada amaç şu:
avı yakalarken harcadıkları enerji, avdan aldıkları enerjiden daha düşük olmalı.
bunları düşünmeden avlanan pumalar, bedelini ağır öder ve aptal durumuna düşer.
peki aptal puma sendromu nedir?
he işte olay tam da burada başlıyor,
pumalar ne kadar stratejik ve akıllıca davranıyorsa, aptal puma sendromu hatasına düşen kişiler bir o kadar boş işlerle uğraşır.
küçük hesaplar için büyük bedeller öder.
strateji yapmazlar, zaman kaybını veya hedefin ne getireceğini umursamazlar.
aslında ceylan peşinde olmaları gerekirken, tavşan peşinde telef olurlar.
kişi, bir şeyin peşinde koşarken kendisine sormalı:
" ulan ben bu kadar uğraşıyorum ama değecek mi?" (ulan diyip dememek tamamen insiyatif)
en basit örnekle:
50 puan getirecek bir amaca 150 puanlık enerji harcanmaz.
bu insan ilişkileri için de böyledir.
yanlış insan için zamanımızdan, enerjimizden hatta kendimizden ödün veririz.
sonra ne mi olur?
o insanın esasında bizim için yanlış insan olduğunu anladığımızda, bizden geriye de pek bir şey kalmamış olur.
sonra toparlan, toparlanabilirsen.
içgüdüleri, bir avın peşinden ne zaman koşup koşmamaları gerektiğini söyler.
yeryüzünde en hızlı ve en çevik hayvanlardandır pumalar.
dolayısıyla da her bir av için yaptıkları koşu, ciddi bir enerji kaybı demektir.
eğer ki bu av, başarı ile sonuçlanırsa harcanan enerjiye değmiş demektir.
yok eğer başarısız bir avlanma olduysa pumalar için bir tehlikedir.
bu yüzden pumalar avlarını ve hangi ava ne kadar enerji harcamaları gerektiğini iyi seçerler.
yani bir ceylan ele geçirmek için koştuğu süre ile, bir tavşanın peşinden geçirdiği süreyi asla aynı tutmazlar.
önce bir dener, baktı tavşanı yakalayamıyor:
"aman be, bir tavşan için bu kadar enerji harcamaya değer mi?" diyip hemen başka bir ava yönelir.
burada amaç şu:
avı yakalarken harcadıkları enerji, avdan aldıkları enerjiden daha düşük olmalı.
bunları düşünmeden avlanan pumalar, bedelini ağır öder ve aptal durumuna düşer.
peki aptal puma sendromu nedir?
he işte olay tam da burada başlıyor,
pumalar ne kadar stratejik ve akıllıca davranıyorsa, aptal puma sendromu hatasına düşen kişiler bir o kadar boş işlerle uğraşır.
küçük hesaplar için büyük bedeller öder.
strateji yapmazlar, zaman kaybını veya hedefin ne getireceğini umursamazlar.
aslında ceylan peşinde olmaları gerekirken, tavşan peşinde telef olurlar.
kişi, bir şeyin peşinde koşarken kendisine sormalı:
" ulan ben bu kadar uğraşıyorum ama değecek mi?" (ulan diyip dememek tamamen insiyatif)
en basit örnekle:
50 puan getirecek bir amaca 150 puanlık enerji harcanmaz.
bu insan ilişkileri için de böyledir.
yanlış insan için zamanımızdan, enerjimizden hatta kendimizden ödün veririz.
sonra ne mi olur?
o insanın esasında bizim için yanlış insan olduğunu anladığımızda, bizden geriye de pek bir şey kalmamış olur.
sonra toparlan, toparlanabilirsen.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
dünkü; pardon 00:30 dan sonra benim anonsum geçildiğine göre yani bugün oluyor.* bir assolist olduğum için en son sırada olduğumu bütün kafa sözlük yazarlarımız da anlamış oldu.*
devamını gör...
sabah namazı
imsak vaktinden güneş doğana kadar olan sürede sabah namazı olarak geçer.
devamını gör...
namuslu erkek yetiştiremeyen anne sorunsalı
bu namus nedir ne yapınca namuslu oluyosun?
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
yananlara...
devamını gör...
balkon insanı (yazar)
balkonunda asma yetiştirip, gün batımında dalından bir üzüm alıp ağzına attıktan sonra bir yudum da rakısından içen insan prototipi olduğu izlenimi uyandıran yazar.
devamını gör...
yalan
güne açan çiçekler gibiyiz
devamını gör...
geceye bir kuş bırak
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
durdu... kafasını kaldırıp, göğe doğru.... şu koca kainatta nereye akmakta olduğunu düşündü...
durdu. gidecek yeri yoktu...
nereden geldiğini de unutmuştu... bir anlık, bir saliselik bu zaman diliminde, kendini unutmuştu...
kimliği....
kim?liği...
unutmuştu..
durdu... ne bir adım ileri ne bir adım geri...
önünde, ardında insanlar, nereye aktığını bilmeden... insanlar...
bir salise öncesine kadar, o da...
lakin durdu... durdu... öylece! öylesi!
durdu... ne bir adım ileri ne bir adım geri... durdu...
yazma yeteneğinin benden ne vakit alındığını bilmiyordum. mecbur takıldığım 5 kişinin ortalaması olma lanetine de inanmıyordum. lakin tuttu. evet bu lanet geldi, en sonunda gizli evrenimi buldu. kalem değil, ruhum, klavye ve müzik üçgeninde. zihnin evrelerinden çıkagelen o çoklu genleri dile döküvermek, en efsunlu sığınağımken... tuttu...
bu lanet, habis bir güç gibi iliklerime kadar yoğurdu.. en baş, müzik evreninden beni soğuttu... ardından.. lanet bu ya, o 5 orta, bir derin efsun muhafız alayı kılındı. ne bir adım ileri ne bir adım geri... tuttu.. bu lanet tuttu.. .artık yazmak ağrısı ne başıma ne ruhuma vurdu... tuttu.
durdu. gidecek yeri yoktu...
nereden geldiğini de unutmuştu... bir anlık, bir saliselik bu zaman diliminde, kendini unutmuştu...
kimliği....
kim?liği...
unutmuştu..
durdu... ne bir adım ileri ne bir adım geri...
önünde, ardında insanlar, nereye aktığını bilmeden... insanlar...
bir salise öncesine kadar, o da...
lakin durdu... durdu... öylece! öylesi!
durdu... ne bir adım ileri ne bir adım geri... durdu...
yazma yeteneğinin benden ne vakit alındığını bilmiyordum. mecbur takıldığım 5 kişinin ortalaması olma lanetine de inanmıyordum. lakin tuttu. evet bu lanet geldi, en sonunda gizli evrenimi buldu. kalem değil, ruhum, klavye ve müzik üçgeninde. zihnin evrelerinden çıkagelen o çoklu genleri dile döküvermek, en efsunlu sığınağımken... tuttu...
bu lanet, habis bir güç gibi iliklerime kadar yoğurdu.. en baş, müzik evreninden beni soğuttu... ardından.. lanet bu ya, o 5 orta, bir derin efsun muhafız alayı kılındı. ne bir adım ileri ne bir adım geri... tuttu.. bu lanet tuttu.. .artık yazmak ağrısı ne başıma ne ruhuma vurdu... tuttu.
devamını gör...
0000 (yazar)
seçtiği kullanıcı adıyla çok düz bir insan olduğu hissi uyandıran birinci nesil yazar. hayır kim uğraşacak şimdi komikli, anlamlı falan bir kullanıcı adı seçmekle deyip basmış dört tane sıfırı. *
daim olsun.
daim olsun.
devamını gör...

