seni öldürmeyen şey güçlendirir
bu kadar güçlü olmaya gerek kalmadan da bir şeyler yapılabilir bence, yeterince acı çekmiyor muyuz zaten?
devamını gör...
karayipler
batı hint adaları olarak da bilinirler.
meksika körfezi'nin güneydoğusunda atlas okyanusu'nın batı uzantısı olan karayip denizini, adalarını ve sahillerini kapsayan bölgedir. büyük mavi çukur bu bölgededir. bu adalar florida'nın güneyinden başlayıp venezuela'nın kuzey batısına kadar yayılmışlardır, büyük antiller ve küçük antiller olarak ikiye ayrılırlar. bölgede yaklaşık 7000 civarında ada ve adacık bulunur, bunlar değişik 25 bağımsız ülke veya sömürgeyi oluşmaktadır.
adaların bilinen en eski sahipleri, aravaklar* ve karayip* halkıdır. 1492 yılında hindistana ulaştığını sanan ispanyol kaşif kristof kolomb tarafından keşfedilmiştir.
tropikal iklime sahip adalar el değmemiş doğal güzellikleri ile insanları cezbetmiştir. her yıl zenginler tafafından tatil amaçlı ziyaret edilir. sınırsız deniz ürünleri ve baharatlı yemekleri ile ön plana çıkmaktadır. turizm sezonunu; dans, parti, reggae müzikleri, kokteyller, şakalar, eğlenceler ve aman sabahlar olmasın etkinlikleri ile dolu doludur.
- lol ukdesi -
meksika körfezi'nin güneydoğusunda atlas okyanusu'nın batı uzantısı olan karayip denizini, adalarını ve sahillerini kapsayan bölgedir. büyük mavi çukur bu bölgededir. bu adalar florida'nın güneyinden başlayıp venezuela'nın kuzey batısına kadar yayılmışlardır, büyük antiller ve küçük antiller olarak ikiye ayrılırlar. bölgede yaklaşık 7000 civarında ada ve adacık bulunur, bunlar değişik 25 bağımsız ülke veya sömürgeyi oluşmaktadır.
adaların bilinen en eski sahipleri, aravaklar* ve karayip* halkıdır. 1492 yılında hindistana ulaştığını sanan ispanyol kaşif kristof kolomb tarafından keşfedilmiştir.
tropikal iklime sahip adalar el değmemiş doğal güzellikleri ile insanları cezbetmiştir. her yıl zenginler tafafından tatil amaçlı ziyaret edilir. sınırsız deniz ürünleri ve baharatlı yemekleri ile ön plana çıkmaktadır. turizm sezonunu; dans, parti, reggae müzikleri, kokteyller, şakalar, eğlenceler ve aman sabahlar olmasın etkinlikleri ile dolu doludur.

- lol ukdesi -
devamını gör...
bir tanımın kalitesi nasıl ölçülür sorusu
kalite kişiden kişiye değişir diye düşünüyorum. benim için bir tanımın kaliteli olması;
-beni şaşırtması,
-okuduğum zaman doğru demiş demem,
-bilmediğim bir konu hakkında bilgilenmemi sağlaması veya bildiğim bir konu hakkında doğru bilgiler vermesi,
-özgün ve yazan kişinin düşüncelerini yansıtması,
-hoşuma gitmesi gibi şartlardan biri veya birçoğunu taşıması ile olur..
-
-beni şaşırtması,
-okuduğum zaman doğru demiş demem,
-bilmediğim bir konu hakkında bilgilenmemi sağlaması veya bildiğim bir konu hakkında doğru bilgiler vermesi,
-özgün ve yazan kişinin düşüncelerini yansıtması,
-hoşuma gitmesi gibi şartlardan biri veya birçoğunu taşıması ile olur..
-
devamını gör...
kürdistan
asya'nın ortadoğu'su olduğu gibi, ortadoğu'nun da kürdistan adında bir jeokültürel bölgesi vardır.
buradan
buradan
devamını gör...
apartman boşluğunun yayından kaldırılması hakkında
iki tarafta üzülmüş aslında hadi öpüşüp barışın emekler boşa gitmesin o kadar uğraşmışsınız. yönetimde uykusuz kalmış yayıncıda. ilk yayında bırakmak nedir ya çektiğiniz çileye değmez.
devamını gör...
ezberlenen en saçma şey
işte cesaret, işte feraset, işte fazilet, işte fedakarlık, işte mertlik, işte adam gibi adamlık.
devamını gör...
çaldırıp kapatmak
1 sms in 2 kontör olduğu zamanlarda, sms ve dakika hakkının hemen bitmesi sonucunda aklımdasın anlamında yapılan eylem.
devamını gör...
tamer karadağlı'dan nihal yalçın'a skandal davranış
ödülü alan kişi heyecanlı. ödülü vermeye çalışan kişi fevri. bize yansıyan görüntü bu.
ödülü takdim eden kişi, fazla tahammülü kalmamış görüntüsü veriyor, stresli. uzun bir süre böyle organizasyonlardan uzak durması gerekir. sıkılıyorsanız katılmayın. ödül alan kişilerin tadını kaçırmayın. ödül gününün mutluluğuna gölge düşürmüş.
biraz da nihal yalçın oyunculuğunu konuşalım. aşırı iyi bir oyuncu. hakedilmiş ödül. tebriks...
ödülü takdim eden kişi, fazla tahammülü kalmamış görüntüsü veriyor, stresli. uzun bir süre böyle organizasyonlardan uzak durması gerekir. sıkılıyorsanız katılmayın. ödül alan kişilerin tadını kaçırmayın. ödül gününün mutluluğuna gölge düşürmüş.
biraz da nihal yalçın oyunculuğunu konuşalım. aşırı iyi bir oyuncu. hakedilmiş ödül. tebriks...
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çocukluk fotoğrafları
tüm çocukluk fotoğraflarım garanti deniz kenarında çekilmiş. bir tanesinde yüzgeçlerim görünüyordu anasını satayım. çocukken de beni annem çok yakışıklısın diye kandırırdı bazen. resimlere bakıyorum bakıyorum bir halta benzetemiyorum. hani biraz sarışınlık ve renkli göz her şeyi çözerdi lan?
devamını gör...
2053’e kadar oyumuz yüzde 35’in altına düşmüyor
devamını gör...
spartakus
spartaküs benim!
eğer herkes bu kadar içten ve yürekten kurabilmiş olsaydı bu cümleyi, tarihin akışı bambaşka olurdu. kraldan ziyade kralcı olanların yaptıkları hatalar, kahramanlar çöplüğü yaratmaz, spartaküs gibilerin burnuna ot tıkanmazdı! çöplük diyorum, zira birer atıkmış gibi davranıyorlar onlara…
başlangıca değil, sona bakıyorlar. ve başkaldırının tarihini, acı sonlara atıf yaparak lanetli birer son söz haline getiriyorlar. böylece göreceli anlamda başarıya ulaşmayan her başkaldırının acı sonunu insanların zihinlerine kazıyorlar. korkuyu körüklüyorlar. isyan ateşini küllendiriyorlar.
spartaküs’ün son söz haline getirilmesi ve kimilerince itibarsızlaştırılması da aynı oyunun bir parçası. hikâye’ye hep thurium’dan başlıyorlar. oysa thurium şehrinde olanlar, bakmasını bilenler için sadece bir ders niteliği arz ediyor, tıpkı ispanya iç savaşında yaşananlar gibi…
oysa hikâyenin başına gitmek gerek! bir an için kendinizi, o dönemlerde herhangi bir savaşta esir düşmüş bir trak ya da galya’lı olarak hayal edin. köleleştiriliyorsunuz, bu da yetmiyor tüm alt soylarınız köleleştiriliyor. bütün haklarınızı kaybediyorsunuz. sizi yakalayan askerlerin ya da onlardan sizi satın alan romalıların malı haline geliyorsunuz…
buradaki mal kavramı mecazi değil. hukuki! zira roma hukuku sizi mal olarak görüyor…
sahibiniz üzerinizdeki tüm kullanım haklarına sahip. sizi dövebilir, öldürebilir, istediği gibi ikame edebilir… ve kimse ondan bu yaptıkları için hesap soramaz…
çocuklarınız, köle doğuyor! bildiğiniz şey; onlarında tıpkı sizin gibi mal olarak kullanılacağı…
belki siz esir düşmemiş olsanız bunlardan hiçbiri yaşanmayacaktı. durumdan bir nevi siz sorumlusunuz…
ne için mücadele ederdiniz? ya da kim için? başarısız olacağınızı düşünseniz bile böyle bir yaşamdan kurtulmak için en azından bir şeyler dener miydiniz?
elbette herkesin bu sorulara cevabı farklı olabilir. spartaküs’ün cevabı ise fark yaratan cinsten olmuştur.
yaşanan olumsuz örnekleri bilmesine rağmen, körüklenen korkunun esiri olmamıştır.
onun gözünü ne apuli’nin çarmıha gerilen 7500 adamı ne de sicilya’daki köle katliamları korkutmuştur.
o doğruluğuna inandığı şeyi yapmış, prometheus ’un kendisine fısıldadığı düşünceyi tüm insanlarına haykırmıştır;
özgürlük!
ve thurium kentinde tekrarlanan bir hikâye karşılar bizi, bir epimetheus ortaya çıkar, her şey tuzla buz olur…
zaaf! egemenlerin kullandığı zayıf yanımızın adıysa,
ihanet! egemenlerin kullanımına sunduğumuz aşağılık yanımızın adıdır!
roma’da isyan ateşi söner, spartaküs’ün bedeni parçalara ayrılır, sahi, o dönem epimetheus’ unun adını hatırlayabilen var mı aranızda?
sanmam…
ama bir başka yerde, birileri, bir şekilde spartaküs’ün adını hatırlayacaktır/hatırlamıştır da...
eğer herkes bu kadar içten ve yürekten kurabilmiş olsaydı bu cümleyi, tarihin akışı bambaşka olurdu. kraldan ziyade kralcı olanların yaptıkları hatalar, kahramanlar çöplüğü yaratmaz, spartaküs gibilerin burnuna ot tıkanmazdı! çöplük diyorum, zira birer atıkmış gibi davranıyorlar onlara…
başlangıca değil, sona bakıyorlar. ve başkaldırının tarihini, acı sonlara atıf yaparak lanetli birer son söz haline getiriyorlar. böylece göreceli anlamda başarıya ulaşmayan her başkaldırının acı sonunu insanların zihinlerine kazıyorlar. korkuyu körüklüyorlar. isyan ateşini küllendiriyorlar.
spartaküs’ün son söz haline getirilmesi ve kimilerince itibarsızlaştırılması da aynı oyunun bir parçası. hikâye’ye hep thurium’dan başlıyorlar. oysa thurium şehrinde olanlar, bakmasını bilenler için sadece bir ders niteliği arz ediyor, tıpkı ispanya iç savaşında yaşananlar gibi…
oysa hikâyenin başına gitmek gerek! bir an için kendinizi, o dönemlerde herhangi bir savaşta esir düşmüş bir trak ya da galya’lı olarak hayal edin. köleleştiriliyorsunuz, bu da yetmiyor tüm alt soylarınız köleleştiriliyor. bütün haklarınızı kaybediyorsunuz. sizi yakalayan askerlerin ya da onlardan sizi satın alan romalıların malı haline geliyorsunuz…
buradaki mal kavramı mecazi değil. hukuki! zira roma hukuku sizi mal olarak görüyor…
sahibiniz üzerinizdeki tüm kullanım haklarına sahip. sizi dövebilir, öldürebilir, istediği gibi ikame edebilir… ve kimse ondan bu yaptıkları için hesap soramaz…
çocuklarınız, köle doğuyor! bildiğiniz şey; onlarında tıpkı sizin gibi mal olarak kullanılacağı…
belki siz esir düşmemiş olsanız bunlardan hiçbiri yaşanmayacaktı. durumdan bir nevi siz sorumlusunuz…
ne için mücadele ederdiniz? ya da kim için? başarısız olacağınızı düşünseniz bile böyle bir yaşamdan kurtulmak için en azından bir şeyler dener miydiniz?
elbette herkesin bu sorulara cevabı farklı olabilir. spartaküs’ün cevabı ise fark yaratan cinsten olmuştur.
yaşanan olumsuz örnekleri bilmesine rağmen, körüklenen korkunun esiri olmamıştır.
onun gözünü ne apuli’nin çarmıha gerilen 7500 adamı ne de sicilya’daki köle katliamları korkutmuştur.
o doğruluğuna inandığı şeyi yapmış, prometheus ’un kendisine fısıldadığı düşünceyi tüm insanlarına haykırmıştır;
özgürlük!
ve thurium kentinde tekrarlanan bir hikâye karşılar bizi, bir epimetheus ortaya çıkar, her şey tuzla buz olur…
zaaf! egemenlerin kullandığı zayıf yanımızın adıysa,
ihanet! egemenlerin kullanımına sunduğumuz aşağılık yanımızın adıdır!
roma’da isyan ateşi söner, spartaküs’ün bedeni parçalara ayrılır, sahi, o dönem epimetheus’ unun adını hatırlayabilen var mı aranızda?
sanmam…
ama bir başka yerde, birileri, bir şekilde spartaküs’ün adını hatırlayacaktır/hatırlamıştır da...
devamını gör...
ilkay akkaya
1964 istanbul doğumlu müzisyen,grup yorum ve grup kızılırmak'ın solistliğini yapmış her yönüyle örnek alınası tam bir sanatçı.*
devamını gör...
psikolojik sağlık
sağlığımızın ne kadar değerli olduğunu ancak yaşadığımız kötü şeylerle anlayabiliyoruz.
bu, hiç üzülmemek, sinirlenmemek, endişelenmemek değildir. hayatımızda bazen molalara ihtiyaç vardır. durup dinlenmemiz gerekir ki, hayata daha sağlıklı devam edebilelim.
nasıl ki her bebek önce emekler, sürünür, düşer ve sonra yürür. düşe kalka öğrenmekte böyle değil midir?
bu, hiç üzülmemek, sinirlenmemek, endişelenmemek değildir. hayatımızda bazen molalara ihtiyaç vardır. durup dinlenmemiz gerekir ki, hayata daha sağlıklı devam edebilelim.
nasıl ki her bebek önce emekler, sürünür, düşer ve sonra yürür. düşe kalka öğrenmekte böyle değil midir?
devamını gör...
geceye bir kuş bırak
devamını gör...
mustafa akkad
1930 yılında halep, suriye'de doğmuş, daha sonra a.b.d vatandaşı olmuş yapımcı, yönetmendir.
a.b.d california'daki bir üniversitede tiyatro eğitimi almış ve bazı yönetmenlerin yanında çalışmaya başlamıştır. halloween, cadılar bayramı filmlerinin yapımcısıdır. çağrı ve çöl aslanı filmleri ile dünya çapında meşhur olmuştur. selahaddin eyyübi'nin hayatını anlatan bir film çekmek için çalışıyordu.
ne yazıkki 2005 yılında ürdün'ün başkenti amman'da bir otele yapılan bombalı saldırıda kızıyla birlikte vefat etmiştir.
a.b.d california'daki bir üniversitede tiyatro eğitimi almış ve bazı yönetmenlerin yanında çalışmaya başlamıştır. halloween, cadılar bayramı filmlerinin yapımcısıdır. çağrı ve çöl aslanı filmleri ile dünya çapında meşhur olmuştur. selahaddin eyyübi'nin hayatını anlatan bir film çekmek için çalışıyordu.
ne yazıkki 2005 yılında ürdün'ün başkenti amman'da bir otele yapılan bombalı saldırıda kızıyla birlikte vefat etmiştir.
devamını gör...
kalbimiz seninle
kafa sözlükten uzaklaştırılan yazarlar için kullanılan tabir.
apaçık riyakarlık göstergesidir. insanı hem sözlükten uzaklaştırıp hem kalbimiz seninle diye uğurlamak... ne bileyim?
apaçık riyakarlık göstergesidir. insanı hem sözlükten uzaklaştırıp hem kalbimiz seninle diye uğurlamak... ne bileyim?
devamını gör...




