buraya öyle bir odaklandım ki, televizyon, facebook, instagram, youtube, diğer sosyal medyalar, gazeteler vs. şu anlık rafa kaldırdım. kafa sözlük, abartmak gibi olmazsa 13 yıllık internet hayatımda bir kilometre taşı, bir dönüm noktası olabilir böyle giderse.
devamını gör...

bir uzvu diger uzvun üstüne atmak ilk ne zaman ayıp sayıldı acaba. mesela el el üstüne atmak da ayıp mı? saçma sapan şeyler.
devamını gör...

adalet, hukuk gibi kavramlardır.
devamını gör...

doğar doğmaz özünü bulmuş ve ona sıkı sıkı sarılmış, umut sarıkaya tiplemesi.
kültürüne, geçmişine sıkı sıkı bağlıdır, kendi öz babasından helallik isteyecek kadar anadolu'nun yanık tenli öz oğludur, batıya bakmaz.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bir oruç aruoba kitabıdır.

yürüme üçlüsünün ikinci kitabıdır. ilk kitabı için (bkz: yürüme) girdiğim tanım için ise #1108937 .
kitap oruç aruobanın felsefi söylemlerinden oluşur. sayfalarca şiirsel metinler. düşünmek için bırakılan boşluklar.

kitap 4 bölümden oluşuyor.

anlama-
rayış

ölüm (de )

yaşam (ki)

felsefe (işte)


genel olarak oruç aruoba tespitleriyle öne çıkıyor. şu şöyledir bu böyledir şeklinde yazıları okuyucuya düşündürtüyor. her bölümden büyük keyif aldım.
tabi yaşam ve felsefe bölümlerine ayrı parantez açmak istiyorum özellikle felsefe yani işte kısmı müthişti.
felsefe kısmı bizle oruç aruobayı ayıran kısım. diğer konularda en azından bilgi sahibiyiz. felsefe kısmında büyük usta nasıl bir felsefeci olduğunu göstermiş.
zaten daha önce dediğim gibi türkiye'de felsefe hakkında konuşabilecek en yetkin kişilerden biridir kendisi.
okurken cidden öyle dediğim ve canımı yakan bol bol tespitler vardı.
hoşuma giden başka kısım ise oruç aruobanın büyük düşünürlerin söylemleri hakkında yorum yapması oldu. mesela bazı sayfalarda bir düşünürün düşüncesi ile ilgili kendi yorumlarını yapmış ve altına o düşünürün adını yazmış.
tabi bol bol oruç aruobanın etkilendiği felsefecileri görüyoruz. özellikle nietzsche, kant ve wittgenstein ağırlıklı şekilde düşüncelerini okuyoruz.
felsefe hakkında nedir ne değildir nasıl yapılmalı gibi sorulara cevap getirmeye çalışıyoruz hem de oruç aruoba yardımıyla.
büyük felsefecilerin hakkında hikayeleri sayfa altında ufak yazılarla okuyup öğreniyoruz.
ölüm ve yaşam hakkında nefis analizleri bize ders oluyor.
ölüm nedir yaşam ne değildir görüyoruz.
bazen başımıza gelen olayları yazdığını görüyoruz ve yutkunuyoruz. altta örnek vereyim hemen.

yaşamında şunları da yaşayabileceksin:

1
birisini, ona söyleyecek bir şey bulamadığın için aramak.

2) birisini, onu artık görmeyeceğini söylemek için beklemek.

3) birisini, onu görmeye dayanamadığın için terk etmek.

neler yaşamayacaksın ki ! )

mesela bunların yazılı olduğu sayfa kalbime tornavida soktu. hepsini yaşamış biri olarak boğazım düğümlendi.

ölüm hakkında dedikleriyle ölüme sarıldım. ölümden korkmamayı gördüm. her bölümden ayrı ayrı keyif aldım. herkese yürüme üçlüsünü tavsiye ederim.

ha bu arada kitap metis yayınlarından yayınlanmıştır.
devamını gör...

bu nasıl bir aşktır anlayamadığım, gruplar halinde veya tek başına değişken arazi ve hava koşullarında belirli bir hedefe yönelme çabası.

önemli not: eksi elli derecede dağ zirvesine kasan arkadaşlar, buyurun çay demledim ve sizinle konuşacaklarım var.
devamını gör...

(bkz: turgut uyar)’ın (bkz: göğe bakma durağı) adlı seçme şiirlerden oluşan kitabında yer alan, okuduğumdan beri etkisinden kurtulamadığım şiir.
bir insan mutsuzluğu, umutsuzluğu, vazgeçmişliği, çaresizliği daha nasıl ifade edebilirdi bilmiyorum. kitaptaki özellikle 2 şiiri okudukça gözlerim doluyor, boğazımda bir şeyler düğümleniyor.

mutsuzluktan söz etmek istiyorum dikey ve yatay mutsuzluktan mükemmel mutsuzluğundan insansoyunun sevgim acıyor biz giz dolu bir şey yaşadık onlar da orada yaşadılar bir dağın çarpıklığını bir sevinç sanarak en başta mutsuzluk elbet kasaba meyhanesi gibi kahkahası gün ışığına vurup da ötede beride yansımayan yani birinin solgun bir gülden kaptığı frengi öbürünün bir kadından aldığı verem bütün işhanlarının tarihçesi bütün söz vermelerin tarihçesi sevgim acıyor yazık sevgime diyor birisi güzel gözlü bir çocuğun bile o kadar korunmuş bir yazı yoktu ne denmelidir bilemiyorum sevgim acıyor gemiler gene gelip gidiyor dağlar kararıp aydınlanacaklar ve o kadar tavrım bir şeyi bulup coşmaktır sonbahar geldi hüzün kış geldi kara hüzün ey en akıllı kişisi gündüzün sevgim acıyor kimi sevsem kim beni sevse eylül toparlandı gitti işte ekim falan da gider bu gidişle tarihe gömülen koca koca atlar tarihe gömülür o kadar
devamını gör...

ailemin yaşadığı kötü tecrübeler sonucu bana sürekli ulu orta derdini anlatma,insanlar sevinip açığından vurabilir demesi ve benim kimsenin samimiyetine güvenmemem sebebiyle anksiyete denizinde yüzmem. işin garibi derdimi açtığım her insanın ailemi haklı çıkarması(bkz: ben kime güvenicem)
devamını gör...

bana gore insani suca iten en onemli unsur yasadigi toplumun dayatmalarindan ote, bireyin icinde bulundugu kosullarıdir. toplum her ne kadar suca tesvik etse dahi, kişi kendi ahlaki ilkeleri icerisinde irade gosterip suca karsi dirayet gosterebilir. ama kaos aninda suc islemeyi reddetmek zordur. ozellikle ölum kalim meselesi gibi hayati durumlar kisiyi suca itebilir. aclik aninda yağmalamak, fiziksel saldiri aninda karsilik vermek gibi... bu gibi zoraki kosullar disinda kisinin suc islemesi sadece nefsi tercihidir. tabi tercihe itebilecek bazi etkenlerde olabilir. (genetiksel yatkinlik, cevresel etkiler vb).
devamını gör...

ortamda para konuları hakkında konuşulmamalıdır. özellikle eviniz kaç artı kaç, ailenin veya senin gelirin gibi konular çok rahatsız edici konulardır.
devamını gör...

bence kaşıkla yenir ama ben çatalla yiyorum. neden? belirsiz. kaşıkla yerken sanki çok yemişim gibi hissediyorum ama aynı zamanda çatalla yerken düşen pilav tanelerine de düştüler diye sinirleniyorum. bir çeşit ruh hastalığı olabilir.
devamını gör...

bu daha cok hormonsal sebeplerden (ozellikle troid hormonu), yaş, cinsiyet, hatta vucuttaki kas oraniyla baglantili olan durumdur. ıyi bir sey gibi gorunse de, kisiye sagliksiz beslenme aliskanliklari katmasinda en buyuk etkendir. "nasil olsa kilo almiyorum canim" diyerek gecenin bir körunde elinizde cikolatayla entry girmeyin mesela. bu saatte insulininizi tavan yaptirmayin, kolestrolunuzu cikartmayin.yaziktir,gunahtir...
devamını gör...

sözlüğümüzün entelleri artık bu vaziyettedir. entel mi bıraktınız burada*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

görmeden de seviyorum hepiciğini. burada benimle duygularımı paylaşıyorlar, bu çok mutluluk verici..
bilmiyorum onlar kimler ama selam olsun hepsine. gözlerinizden öperim.*

bir gün malım mülküm artarsa kıycam paraya söz.*
devamını gör...

nazik bir insana benziyor. kalemine sağlık.
devamını gör...

bir tür deniz salyangozu. deniz kertenkelesi, mavi ejderha gibi isimlerle de bilinir.

mavi-gri renkleriyle bu tür, okyanuslarda kolayca kamufle olur. boyu birkaç santimetreye kadar çıkabilir. midesinde bulunan hava kabarcıkları sayesinde su yüzeyinde durabilir. çift cinsiyetli bir türdür. bazen kendi türlerinin bireylerini yiyerek beslenirler. yedikleri zehirli bazı türlerin zehirlerini vücutlarında depolar ve savunma aracı olarak kullanırlar.

olsa da beslesem dediğim bir tipi var:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
görselin kaynağı
devamını gör...

türkiye türkçesine en yakın türk dillerinden biridir. gagavuz türkçesine örnek olarak aşağıdaki gagavuz türküsü okunabilir.

"oğlan oğlan kalk gidelim
granitza'nın boyunda koyun güdelim
ne güzel oğlan, yalabık çoban

oğlan'ın evi sarı samandan
o'na yaklaşamıcan tozdan dumandan
ne güzel oğlan, yalabık çoban

oğlan'ın sopası ceviz kökünden
yanına sakın gitme köpek sesinden
ne güzel oğlan, yalabık çoban

oğlan oğlan, boynuma dolan
şu elinlen saçından bana yap yorgan
ne güzel oğlan, yalabık çoban

oğlan oğlan, ne güzelsin sen
yandı üreğim eridi, bekledim seni
ne güzel oğlan, yalabık çoban"
devamını gör...

artık yeni hiçbir şey yok. icat edilebilecek her şey icat edildi.
charles duell (amerika patent dairesi başkanı, 1899)
devamını gör...

haydi açalım sınıf defterini.. bir sene boyunca alınan yoklama.. öğretmenler yazıyor, çiziyor karalama defteri sanki. her gün açılıp kapatılıyor o sayfalar. sene sonuna doğru yıpranmış üzerinde epey çalışılmış kutsal defter oluyor onaylı hemde tüm öğretmenler'in imzalarıyla (yüce jüri) yeni dönem'e çok gezip çok çalışıp gelin kitap okumayı ihmal etmeyin gibisinden her sene duyduğunuz standart cümleler..

ne değişiyor? her sene biraz daha büyüyorsunuz ama aynı sınıf işte. sene başında yaşadığın heyecan sene sonunda bir an önce bitse kına yakacan moduna bırakıveriyor.

okulun ilk günü bazı öğretmenler değişmiş bazı arkadaşlar taşınmış. gidenler sevdiğin arkadaşlarınsa ufak bir hüzün çöküyor değil mi? yeni gelenlere de farklı bakıyorsun ama gizemliler bir merhaba'ya ne dersin.. önce arkasından ufak bir dedikodu edersin ne tuhaf bu kimseyle konuşmuyor ya da eyvah bunun sesi çok çıkıyor.. gıcık oldun hemen ne bekliyorsun ki. sanki sınıf senin, sıra tapulu malın, en önce ben geldim ben oturmalıyım çık oradan hep tekrara düşüyorsun. görmek istemediklerinle de başlattın meşhur kavgalarını..

her sene okul'un ilk günü değiştin sanırsın değil mi? sen aynısın be çocuk bak öğretmenler bile başladı hiç değişmemişsine getirdi mevzuyu. söyle onlara çocuk bağıra bağıra asıl siz hiç değişmemişsiniz... demedin değil mi? tadın kaçar deme not verecekler sana çünkü.
devamını gör...

11 temmuz 1995 - srebrenitsa katliamı

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim