yazarların bugünkü mutsuzluk sebebi

bugün günlerden emile mihai cioran
olsun mu?
mutluluk ile mutsuzluk birbirine karışsın mı?
ikisini de salla gitsin mi?
ne edem ben, nerelere gidem?
bugün de emil yaktı geçti..
devamını gör...
türk insanının atatürk ile osmanlı'yı ayrı ayrı benimsemesi
türk insanının tarihini kendi çabasıyla okuyup öğrenmeyi zahmet olarak görmesinden ve tarihini tarihçilerden değil de genelde dincilerden öğrenmeye kalkmasından kaynaklıdır.
ideoloji yobazlarını da unutmamak gerek.
ideoloji yobazlarını da unutmamak gerek.
devamını gör...
barış özcan
videolarını zevkle izlediğim değerli insan. bilgilendirici videolarıyla hayatıma yeni bilgiler katıyor. youtube'daki en kaliteli kanallar arasındadır.
devamını gör...
homo-duplex
emile durkheim göre, bir yanda sınırsız arzu ve isteklerin oluşturduğu ilkel benliği olan, öte yanda diğer insanlar ve toplumla kurulan ilişkiden meydana gelen toplumsal benliği olan, insanın tek insan değil çifte insan olduğu anlamında terim.
insanı insan yapan, toplumsal yönüdür. insanın ancak ilkel yönünün, denetim altına alınması ile toplum var olabilir.
insanı insan yapan, toplumsal yönüdür. insanın ancak ilkel yönünün, denetim altına alınması ile toplum var olabilir.
devamını gör...
evdeki böceğin bir anda kaybolması
neden bilmiyorum ama böyle bir durumda düşündüğüm ilk şey kulağıma kaçmış olması. kulağımda bir şey varmış gibi hissediyor ve kafayı yiyorum.
devamını gör...
fakirler intihar etseydi memleketin yarısı intihar ederdi
son zamanlarda çokça pot kırmaktalar. dillerine geliyor artık. resmen halkla dalga geçmek bu. fakirlikten intihar edilmez doğru, kuru ekmeğe şükretmeliler.
devamını gör...
martina hingis
bir zamanlar tenis sporuna gönül vermeme neden olan, her maçını büyük bir hayranlıkla izlediğim, bir dönemin teniste bir numaralı ismi olan hala hafızalarımızdan silinmemiş efsane tenisçidir.

güzelliği kadar muhteşem tenis yeteneği ile de ilgi odağı olan hingis henüz 17 yaşında iken dünya bir numarası olmayı başardı. slovak asıllı isviçreli bir tenisçi olan canımız ciğerimiz martina tüm zamanların en iyi tenisçilerinden biri sayılır hala.

aklımda en çok yer eden olay ise 99 fransa açık turnuvasında steffi graf ile oynadığı final maçında topun dışarıya çıktığını iddia edip iddiası kabul görmeyince sinirlenerek saçmasapan bir servis kullanması ve seyircileri karşısına alıp setlerde bir sıfır önde olduğu maçı kazanmak için iki servis kullanmasına rağmen kaybetmesidir.

maç bitiminde kimseyi dinlemeden çıkıp giden martina daha sonra annesinin kollarında tören için ağlayarak geri dönmüştür. ulusça ağladığımız bu anlarda martina güzelliğinden hiçbir şey kaybetmeyerek bir kez daha gönüllerin bir numarası olmayı başarmıştır.

o maçı kaybetmiş olmasına rağmen martina her zaman gönüllerimizin kazananı olmaya devam etmiştir. ve hala hiçbir tenisçi bir martina hingis olamamıştır.

güzelliği kadar muhteşem tenis yeteneği ile de ilgi odağı olan hingis henüz 17 yaşında iken dünya bir numarası olmayı başardı. slovak asıllı isviçreli bir tenisçi olan canımız ciğerimiz martina tüm zamanların en iyi tenisçilerinden biri sayılır hala.

aklımda en çok yer eden olay ise 99 fransa açık turnuvasında steffi graf ile oynadığı final maçında topun dışarıya çıktığını iddia edip iddiası kabul görmeyince sinirlenerek saçmasapan bir servis kullanması ve seyircileri karşısına alıp setlerde bir sıfır önde olduğu maçı kazanmak için iki servis kullanmasına rağmen kaybetmesidir.

maç bitiminde kimseyi dinlemeden çıkıp giden martina daha sonra annesinin kollarında tören için ağlayarak geri dönmüştür. ulusça ağladığımız bu anlarda martina güzelliğinden hiçbir şey kaybetmeyerek bir kez daha gönüllerin bir numarası olmayı başarmıştır.

o maçı kaybetmiş olmasına rağmen martina her zaman gönüllerimizin kazananı olmaya devam etmiştir. ve hala hiçbir tenisçi bir martina hingis olamamıştır.
devamını gör...
diskriminant
ax²+bx+c ikinci dereceden bir denklem olmak üzere bu denklemin köklerinin bulunması için gerekli olan cebirsel ifadeye diskriminant denir. diskriminant'ın formülü b²-4ac' dir. diskriminant'ın değeri negatif ise denklemin gerçek sayılarda bir kökü yoktur ancak sanal iki kökü vardır . diskriminant sıfıra eşit işe denklemin bir kökü vardır . diskriminant pozitif ise denklemin gerçek sayılarda iki kökü vardır.
devamını gör...
güne bir şarkı sözü bırak
bugünlerde mustafa sandal şarkıları içimi coşturuyor, dans ediyorum, mutlu oluyorum. bir tanesinin sözleri çok hoşuma gitti paylaşmak istiyorum.
"sanki kaderimi fırtınan da yazmışlar
rüzgarına dolayıp bırakmışlar
bak çıkamıyorum bu aşkın içinden
hele bi' sor bu gönül kimi dinler?"
"sanki kaderimi fırtınan da yazmışlar
rüzgarına dolayıp bırakmışlar
bak çıkamıyorum bu aşkın içinden
hele bi' sor bu gönül kimi dinler?"
devamını gör...
kendi kendine konuşmak
insanın içine atmamak için en güvenilir kişiyle konuşması durumudur. gayet normaldir. yalnız yaşayan insanlarda bu hadise daha sık görülür. mevzu ciddiyse aynanın karşısında konuşma yapmakta fayda vardır. ha değilse evin odalarında yürüyüş halindeyken de gayet kendi kendine konuşulabilir.
ona buna anlatıp emin olamayacağımız akıllar almaktansa kendimize anlatıp rahatlamak en iyisi dostlar.
ona buna anlatıp emin olamayacağımız akıllar almaktansa kendimize anlatıp rahatlamak en iyisi dostlar.
devamını gör...
güne bir şarkı bırak
devamını gör...
kanije seferi
sadrazam damad ibrahim paşa ve budin beylerbeyi tiryaki hasan paşanın 14 ağustos - 30 kasım 1600 tarihleri arasında süren seferidir.
ibrahim paşa 3 ay 17 gün sürecek kanije seferi için belgrad'dan ayrıldı. 22 ağustosta essek'e geldi. aynı gün budin beylerbeyi tiryaki hasan paşa emrindeki birliklerle orduya katıldı. hasan paşa, peç yakınlarında baranyavar'da bir alman ordusunu yok etmişti.
essek'te toplanan harp divanında hasan paşa kanijenin üzerine yürünmesini teklif etti. kendinden daha tecrübeli bir asker olan hasan paşanın sözünü dinleyen ibrahim paşa bu teklifi kabul etti.
ibahim paşa ve ordusu kanije üzerine yürürken karşılarına çıkan babofca kalesini 3 günlük bir muhasarnın ardından aldı. drava boyundaki bu kale birkaç sene evvel almanların eline geçmişti. tiryaki hasan paşa babofça da ordudan ayrıldı. ibrahim paşa onu budin beylerbeyi tayin etmişti. aynı zamanda rumeli beylerbeyi olan ve gelecekte sadrazam olacak olan lala mehmet paşa budin'den ayrıldı ve ibrahim paşanın ordusuna katıldı. kanijeye gelirken sınırdaki iki kaleyi daha kuşattı ve fethetti. ardından 10 gün sonra orduy-ı hümayun 10 eylül günü kanijeye ulaştılar ve 40 gün sürecek olan kanije muhasarası başladı.
türklerin "kanije", macarların "nagy-kanisza" almanların "gross-kanisa" dedikleri bu son derece müsthkem kalesiyle meşhur mühim şehir, balaton gölü ile drava nehri arasındadır. vaktiyle türkler'de iken almanların eline geçmiştir.
muhasaranın 13. gününde, 24 eylülde kanije barut mahzeninin havaya uçurulması, kalenin fethine giden yolda en önemli olaydır diyebiliriz. bu hadise türk milletinin kahramanlık destanları arasında yerini almıştır. şöyle ki: kanije'de esir tutalan 170 türk vardı. bunların içinde türk kadın ve çocuklar da bulunuyordu. almanlar, muhasara başlayınca bunları barut mahzeninin yanına toplu bir şekilde hapsetmiş ve kalede herhangi bir sabotaj ihtimalinin önüne geçmek istemişlerdir. tabi bunu yaparken doğal olarak türklerin, kendi hayatlarını ve çocuklarının hayatını dahi düşünmeden baruthaneyi patlatabileceklerini hesap etmemişlerdi.
fakat akla getirilmeyen hiç getirilmeyen o ihtimal vuku buldu. türkler mahzeni ateşe verip havaya uçurdular, tabi içlerinde kendileri de havaya uçtular. almanlar bu olayın neticesinde barutsuz kaldılar ve bütün alman topları sustu. yalnızca tüfek ateşiyle karşılık vermeye başladılar. fakat 7 ekimde 100 top taşıyan 40 bin kişilik bir alman ordusunun kanijeye gelmesi, türklerin durumunu sarstı ve kanijenin fethini geciktirdi. lorraine dukası prens emmanuel mercouer'ün kumanda ettiği bu ordu, türklere karşı taarruza geçti. yeniçeriler kaçıştılar fakat tımarlı sipahiler ve budin birlikleri şiddetle karşı koydular ve prens ağır zayiat vererek kanijeyi kaderine terk ederek kendi canını zor kurtardı.
22 ekimde kanije, teslim olmaya karar verdi. teslim şartlarına göre kalede bulunan 76 top haricinde herşeyi alabileceklerdi. alman tarihçi hammer'ın aktardığına göre almanlar, çocuk beşiklerine ve tavuk kafeslerine kadar her şeylerini aldılar ve sukunetle kendilerini seyreden türk ordusunun arasından geçip gittilerç yine hammer'a göre türkler eşyalarını taşıyabilsinler diye almanlar'a birkaç tane deve hediye ettiler.
kanijenin düşmesi üzerine civardaki birkaç kale de kendiliğinden teslim oldu. bu suretle almanlardan eğri ve kanije gibi iki kale fethedilmiş fakat estergon ve yanık gibi iki mühim kale de kaybedilmişti. ibrahm paşa kanijeyi eyalet merkezi yaptı. peç, sigetvar, osiek ve sikloş sancakları, budin eyaletinden alınıp, kanije eyaletine bağlandı. köstendil sancak beyi arnavut hasan bey ilk kanije beylerbeyi oldu. kanije'ye 5 bin askerden oluşan bir garnizon tahsis edildi. daha sonra ibrahim paşa bu eyalete daha tecrübeli birini getirmek istedi ve budin beylerbeyi tiryaki hasan paşa kanije beylerbeyi olarak buraya verildi.
kanije'de büyük bir camii inşa edildi. bu mühim fetih, istanbul'da ve diğer eyaletlerde üç gün üç gece şenlik yapılarak kutlandı.
ibrahim paşa 3 ay 17 gün sürecek kanije seferi için belgrad'dan ayrıldı. 22 ağustosta essek'e geldi. aynı gün budin beylerbeyi tiryaki hasan paşa emrindeki birliklerle orduya katıldı. hasan paşa, peç yakınlarında baranyavar'da bir alman ordusunu yok etmişti.
essek'te toplanan harp divanında hasan paşa kanijenin üzerine yürünmesini teklif etti. kendinden daha tecrübeli bir asker olan hasan paşanın sözünü dinleyen ibrahim paşa bu teklifi kabul etti.
ibahim paşa ve ordusu kanije üzerine yürürken karşılarına çıkan babofca kalesini 3 günlük bir muhasarnın ardından aldı. drava boyundaki bu kale birkaç sene evvel almanların eline geçmişti. tiryaki hasan paşa babofça da ordudan ayrıldı. ibrahim paşa onu budin beylerbeyi tayin etmişti. aynı zamanda rumeli beylerbeyi olan ve gelecekte sadrazam olacak olan lala mehmet paşa budin'den ayrıldı ve ibrahim paşanın ordusuna katıldı. kanijeye gelirken sınırdaki iki kaleyi daha kuşattı ve fethetti. ardından 10 gün sonra orduy-ı hümayun 10 eylül günü kanijeye ulaştılar ve 40 gün sürecek olan kanije muhasarası başladı.
türklerin "kanije", macarların "nagy-kanisza" almanların "gross-kanisa" dedikleri bu son derece müsthkem kalesiyle meşhur mühim şehir, balaton gölü ile drava nehri arasındadır. vaktiyle türkler'de iken almanların eline geçmiştir.
muhasaranın 13. gününde, 24 eylülde kanije barut mahzeninin havaya uçurulması, kalenin fethine giden yolda en önemli olaydır diyebiliriz. bu hadise türk milletinin kahramanlık destanları arasında yerini almıştır. şöyle ki: kanije'de esir tutalan 170 türk vardı. bunların içinde türk kadın ve çocuklar da bulunuyordu. almanlar, muhasara başlayınca bunları barut mahzeninin yanına toplu bir şekilde hapsetmiş ve kalede herhangi bir sabotaj ihtimalinin önüne geçmek istemişlerdir. tabi bunu yaparken doğal olarak türklerin, kendi hayatlarını ve çocuklarının hayatını dahi düşünmeden baruthaneyi patlatabileceklerini hesap etmemişlerdi.
fakat akla getirilmeyen hiç getirilmeyen o ihtimal vuku buldu. türkler mahzeni ateşe verip havaya uçurdular, tabi içlerinde kendileri de havaya uçtular. almanlar bu olayın neticesinde barutsuz kaldılar ve bütün alman topları sustu. yalnızca tüfek ateşiyle karşılık vermeye başladılar. fakat 7 ekimde 100 top taşıyan 40 bin kişilik bir alman ordusunun kanijeye gelmesi, türklerin durumunu sarstı ve kanijenin fethini geciktirdi. lorraine dukası prens emmanuel mercouer'ün kumanda ettiği bu ordu, türklere karşı taarruza geçti. yeniçeriler kaçıştılar fakat tımarlı sipahiler ve budin birlikleri şiddetle karşı koydular ve prens ağır zayiat vererek kanijeyi kaderine terk ederek kendi canını zor kurtardı.
22 ekimde kanije, teslim olmaya karar verdi. teslim şartlarına göre kalede bulunan 76 top haricinde herşeyi alabileceklerdi. alman tarihçi hammer'ın aktardığına göre almanlar, çocuk beşiklerine ve tavuk kafeslerine kadar her şeylerini aldılar ve sukunetle kendilerini seyreden türk ordusunun arasından geçip gittilerç yine hammer'a göre türkler eşyalarını taşıyabilsinler diye almanlar'a birkaç tane deve hediye ettiler.
kanijenin düşmesi üzerine civardaki birkaç kale de kendiliğinden teslim oldu. bu suretle almanlardan eğri ve kanije gibi iki kale fethedilmiş fakat estergon ve yanık gibi iki mühim kale de kaybedilmişti. ibrahm paşa kanijeyi eyalet merkezi yaptı. peç, sigetvar, osiek ve sikloş sancakları, budin eyaletinden alınıp, kanije eyaletine bağlandı. köstendil sancak beyi arnavut hasan bey ilk kanije beylerbeyi oldu. kanije'ye 5 bin askerden oluşan bir garnizon tahsis edildi. daha sonra ibrahim paşa bu eyalete daha tecrübeli birini getirmek istedi ve budin beylerbeyi tiryaki hasan paşa kanije beylerbeyi olarak buraya verildi.
kanije'de büyük bir camii inşa edildi. bu mühim fetih, istanbul'da ve diğer eyaletlerde üç gün üç gece şenlik yapılarak kutlandı.
devamını gör...
allah yazsam kaç kişi beğenir diyen kişi
beğenenler hakkında da başlık açılmalı bence hatta psikolojik ve biyolojik analizleri yapılmalı.
devamını gör...
asla mutlu olamayacak insanlar
kendi mutsuzluğunun sebebini kendinden çok aşağı gördüğü insanların mutluluğunda arayan insan. sık sık " bu bile" der, dururlar.
devamını gör...
metroda kitap okuyan erkek
hemen bir kağıt çıkarıverir, numaramı yazarım. altına da okuduğu kitaptan iki satır bir şey eklerim. düşürür sizden düştü der gülerim.
metroda aşk başkadır gençler.
normal insandır yav.
metroda aşk başkadır gençler.
normal insandır yav.
devamını gör...
ince çizgi radyo yayını
edebiyat bilmek çok önemli benim için. lakin edebiyatı yaşamak çok çok daha mühim bir konu. bahsi geçen radyo yayınının yayıncısı olan dostum, emekli albay, tam da bu grupta işte.
kendisiyle tanışmamızın takriben yarım saat sonrasında ona şunu dedim: "70'lerin atanamamış emekli albayı, bizim bir sözlük'ümüz ve bu sözlük'ümüzün de bir radyosu var. seni orada dinleme şansımız olur mu?" bana dedi ki: "ne zaman yapıyoruz?"
işte böylesi de nazik ve ılımlı bir insandır kendileri. kendi aramızda saatlerin nasıl aktığını fark edemeden yaptığımız sohbetler neticesinde diyebilirim ki, onun o hoş anlatımlarıyla edebiyata ilginiz yoksa dahi dinlemek isteyeceksiniz.
yoğun hayatından dolayı tanımlarıyla çok fazla aramızda olamasa da bundan sonra her pazartesi portakal hamamı radyo yayını ardına onun kibar sohbeti ve okuduğu şiirler ile aramızda olacak.
bir masa etrafında toplanmış 3 arkadaş olarak ettiğimiz sohbetleri şimdi radyodan dinlemek için heyecan ve merakla bekliyorum 70'lerin atanamamış emekli albayı!
kendisiyle tanışmamızın takriben yarım saat sonrasında ona şunu dedim: "70'lerin atanamamış emekli albayı, bizim bir sözlük'ümüz ve bu sözlük'ümüzün de bir radyosu var. seni orada dinleme şansımız olur mu?" bana dedi ki: "ne zaman yapıyoruz?"
işte böylesi de nazik ve ılımlı bir insandır kendileri. kendi aramızda saatlerin nasıl aktığını fark edemeden yaptığımız sohbetler neticesinde diyebilirim ki, onun o hoş anlatımlarıyla edebiyata ilginiz yoksa dahi dinlemek isteyeceksiniz.
yoğun hayatından dolayı tanımlarıyla çok fazla aramızda olamasa da bundan sonra her pazartesi portakal hamamı radyo yayını ardına onun kibar sohbeti ve okuduğu şiirler ile aramızda olacak.
bir masa etrafında toplanmış 3 arkadaş olarak ettiğimiz sohbetleri şimdi radyodan dinlemek için heyecan ve merakla bekliyorum 70'lerin atanamamış emekli albayı!
devamını gör...
je-
çok hızlı davrandım galiba, sonunu getiremeden satır bitti.
devamını gör...
hayal edilen ölüm şekli
uykuda sessiz sakin olması dileğimdir.
devamını gör...
surviving death
insana ölüm hakkında farklı bir bakış açısı kazandıracak 1 sezonluk altı bölümlük netflix belgeseli.
50 yıl boyunca yapılan araştırmalar sonucunda belgesel de ölüme yakın deneyimlerde bulunan insanların, medyumların,ölmüş insanlar ile iletişime geçmiş insanların ve ölüm anında görülen hayallerin ve olayların araştırıldığı ve reenkarnasyon- ölüm ile yaşam arasındaki sınırda ölüme yakın deneyimler gibi birden ortaya çıkan deneyimler inceleniyor.

6 bölümlük belgeselin bölüm başlıkları ve konuları ise şöyledir.
1. ölüme yakın deneyimler: şelaleden düştükten sonra cansız halde bulunan bir doktor ve başka insanların ölüme yakın deneyimleri aktarılıyor.
2.medyumlar:dünya ve ruhlar arasında konumlanan medyumların ölülerle iletişime geçmesi anlatılıyor.
3.medyumlar: (2. bölümün devamı niteliğindedir).
4.ölülerden işaretler:medyumlar, ölülerin kuşlar, dans eden ışıklar veya hissetme aracılığıyla sürekli bize işaret ve mesaj gönderdiğini aktarıyorlar.
5. ölüleri görme: ölümden sonra bilinç yaşamaya devam eder mi ? bir dedektifin tarihi bir yerde aldığı ses kayıtları, bir doktorun ölüm döşeğindeki hastalarıyla deneyimleri anlatılıyor.
6.reenkarnasyon: 5 yaşındaki bir çocuğun farklı anılardan ve detaylardan bahsetmesi, bir psikiyatristin hastalarının anılarından bahsetmesi anlatılıyor.
50 yıl boyunca yapılan araştırmalar sonucunda belgesel de ölüme yakın deneyimlerde bulunan insanların, medyumların,ölmüş insanlar ile iletişime geçmiş insanların ve ölüm anında görülen hayallerin ve olayların araştırıldığı ve reenkarnasyon- ölüm ile yaşam arasındaki sınırda ölüme yakın deneyimler gibi birden ortaya çıkan deneyimler inceleniyor.

6 bölümlük belgeselin bölüm başlıkları ve konuları ise şöyledir.
1. ölüme yakın deneyimler: şelaleden düştükten sonra cansız halde bulunan bir doktor ve başka insanların ölüme yakın deneyimleri aktarılıyor.
2.medyumlar:dünya ve ruhlar arasında konumlanan medyumların ölülerle iletişime geçmesi anlatılıyor.
3.medyumlar: (2. bölümün devamı niteliğindedir).
4.ölülerden işaretler:medyumlar, ölülerin kuşlar, dans eden ışıklar veya hissetme aracılığıyla sürekli bize işaret ve mesaj gönderdiğini aktarıyorlar.
5. ölüleri görme: ölümden sonra bilinç yaşamaya devam eder mi ? bir dedektifin tarihi bir yerde aldığı ses kayıtları, bir doktorun ölüm döşeğindeki hastalarıyla deneyimleri anlatılıyor.
6.reenkarnasyon: 5 yaşındaki bir çocuğun farklı anılardan ve detaylardan bahsetmesi, bir psikiyatristin hastalarının anılarından bahsetmesi anlatılıyor.
devamını gör...
18 aydır işsiz olan müzisyenin intihar etmesi
içler acısı...
bir insanın ailesini yarı yolda bırakıp gitmek zorunda kalacak kadar zor duruma düşmesi.
geriye kalanların iki savaşı atlatmak zorunda kalması.
çok da kelimeleri dökülesi bir durum değil.
umarım bir şeyler yoluna girer. umarım daha çok can yanmaz bu süreç yüzünden.
bir insanın ailesini yarı yolda bırakıp gitmek zorunda kalacak kadar zor duruma düşmesi.
geriye kalanların iki savaşı atlatmak zorunda kalması.
çok da kelimeleri dökülesi bir durum değil.
umarım bir şeyler yoluna girer. umarım daha çok can yanmaz bu süreç yüzünden.
devamını gör...