süleymancılar
gerçekten tehlikeli olduklarını düşündüğüm dini grup. ellerinde hem insan sayısı yönünden hem de maddi yönden ciddi güç barındırdıklarını düşünüyorum. bariz dress code'ları var. bana gerçekten itici geliyorlar. ayrıca pek bi kendini beğenmiş halleri var. itici itici.
devamını gör...
desem ki
cahit sıtkı tarancı'nın en güzel şiirlerinden biridir.
desem ki vakitlerden bir nisan akşamıdır
rüzgarların en ferahlatıcısı senden esiyor
sende seyrediyorum denizlerin en mavisini
ormanların en kuytusunu sende görmekteyim
senden kopardım çiçeklerin en solmazını
toprakların en bereketlisini sende sürdüm
sende tattım yemişlerin cümlesini
desem ki sen benim için,
hava kadar lazım,
ekmek kadar mübarek,
su gibi aziz bir şeysin;
nimettensin, nimettensin.
desem ki...
inan bana sevgilim inan
evimde şenliksin, bahçemde bahar;
ve soframda en eski şarap.
ben sende yaşıyorum,
sen bende hüküm sürmektesin.
bırak ben söyleyeyim güzelliğini,
rüzgarla nehirlerle, kuşlarla beraber.
günlerden sonra bir gün,
şayet sesimi fark edemezsen
rüzgarların nehirlerin kuşların sesinden,
bil ki ölmüşüm.
fakat yine üzülme müsterih ol
kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini
ve neden sonra
tekrar duyduğun gün sesimi gök kubbede
hatırla ki mahşer günüdür
ortalığa düşmüşüm seni arıyorum
desem ki vakitlerden bir nisan akşamıdır
rüzgarların en ferahlatıcısı senden esiyor
sende seyrediyorum denizlerin en mavisini
ormanların en kuytusunu sende görmekteyim
senden kopardım çiçeklerin en solmazını
toprakların en bereketlisini sende sürdüm
sende tattım yemişlerin cümlesini
desem ki sen benim için,
hava kadar lazım,
ekmek kadar mübarek,
su gibi aziz bir şeysin;
nimettensin, nimettensin.
desem ki...
inan bana sevgilim inan
evimde şenliksin, bahçemde bahar;
ve soframda en eski şarap.
ben sende yaşıyorum,
sen bende hüküm sürmektesin.
bırak ben söyleyeyim güzelliğini,
rüzgarla nehirlerle, kuşlarla beraber.
günlerden sonra bir gün,
şayet sesimi fark edemezsen
rüzgarların nehirlerin kuşların sesinden,
bil ki ölmüşüm.
fakat yine üzülme müsterih ol
kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini
ve neden sonra
tekrar duyduğun gün sesimi gök kubbede
hatırla ki mahşer günüdür
ortalığa düşmüşüm seni arıyorum
devamını gör...
duşa çıplak giren insan
sapıktır.
ben azerbaycan geleneksel kıyafetiyle giriyorum. duşa çıplak girilir mi lan?
ben azerbaycan geleneksel kıyafetiyle giriyorum. duşa çıplak girilir mi lan?
devamını gör...
deney hayvanları
deney hayvanlarından elde edilen verilerle geliştirilmiş ilaç, aşı vs.lerin veganlar tarafından kullanıp kullanmadığını merak etmeme sebep olmuş canlılardır.
devamını gör...
evli birinin eşinden başka birine aşık olması
insan zaten garip. olmayanı istiyor hep, toprak olup gidiyor olmazın peşinde.
devamını gör...
yakışıklı erkek vs komik erkek
devamını gör...
sözlük yazarlarına gelen son whatsapp mesajı
bana bak varoş gülü. oğluma büyü yaptırdığınızı biliyorum. benim memur oğlum senin gibi bir varoşun yüzüne bakmazdı normalde. artık nasıl bir büyü yaptırdıysanız oğlumu bir şekilde kendine bağladın ama o büyüleri tek tek bozduracağımdan emin olabilirsin. yeğenim avukat, ona söyledim, sana dava açıcam. büyü yaptırdıysa alırlar içeri dedi. cumhurbaşkanına bile yazacağım. cimer'e de yazacağım. senin oğlumu kendine aşık ederek öldürme çaban var. ama şunu o mercimek beynine sok bizim ailemize yakışmıyorsun. benim kocam 40 yıl boyunca hamallık yaparak bu aileyi ayakta tuttu, senin gibi birinin ailemizin içinde yeri yok. seni eve düşen yıldırım. sidikli. eğer oğlumun peşini bırakmazsan kapınızın önüne gelip yarın avazım çıktığı kadar bağırır, sizi rezil ederim. bu da son uyarım. anladım mı salak şey. aptal seni.
devamını gör...
günde 10 entry giren yazarın onlarca kez oylanması
katılıyorum kesinlikle kankacılık sektörünü çökertmemiz lazım... mesela ben günde sekiz yüz doksan beş entry girdiğim için favlarken şey diyorlar büyük ihtimalle neyse bu entrysini favlamıyım sonra başka entrysini favlarım. seç beğen al. zaten hep güzel yazıyo bu kız... ama asla kanka değiliz hiç kanka değiliz kimse sevmiyo beni herkes nefretimsin diye mesajlar atıyo.
devamını gör...
günaydın sözlük
güünaaayydııınnn sözlükk*
ben çok mutluyum bugün, yaklaşık 4-5 saat uyumuş olsam da çok mutlu ve heyecanlı uyandım yeni güne. ilk günaydınlarımdan birini de size vermek istedim. iyi ki varsınız hepiniz iyi kiii*.
hep beraber olduğumuz, burada yazmaya ve okumaya devam ettiğimiz günlere, daha bir sürü günaydın deme şansına inanalım bugün de*.
hep mutlu olmanız dileğiyle, tekrardan günaydıınnnnn*.
ben çok mutluyum bugün, yaklaşık 4-5 saat uyumuş olsam da çok mutlu ve heyecanlı uyandım yeni güne. ilk günaydınlarımdan birini de size vermek istedim. iyi ki varsınız hepiniz iyi kiii*.
hep beraber olduğumuz, burada yazmaya ve okumaya devam ettiğimiz günlere, daha bir sürü günaydın deme şansına inanalım bugün de*.
hep mutlu olmanız dileğiyle, tekrardan günaydıınnnnn*.
devamını gör...
güçlü kadınların ortak özelliği
güçlü kadınların ortak özelliği "vitaminsiz" erkeklerden uzak durmalarıdır.
devamını gör...
baba
perdeleri güneş yıpratır çocuk, kızları ise babaları...
devamını gör...
_buaradahukukokudum_
bu arada ilk kez bir çaylak görüyorum.
ilk defa görenler beğensin. subhanallah.*
ilk defa görenler beğensin. subhanallah.*
devamını gör...
psg (yazar)
sürekli açtığı anlamsız başlıkları sadece 800 tanıma ulaşıp kitap hediyesini almak için açıyorsa, istediği kitabı hediye edebileceğim yazar.
devamını gör...
geceye bir bilgi bırak
martılar aslında etçildirler onlara simit yemeyi türkler öğretmiştir.
devamını gör...
la luna
“duygulanarak çizilen her portre, modelin değil, sanatçının portresidir” der oscar wilde.
#253966 çizime bakınca resimdeki kız kelimeleri olmayan bir şiir gibi...biraz daha dikkatli bakınca renkleniyor ve çıkıyor duru güzelliği...gizemli havası ve hüzünlü gülümsemesi… "bazen insan öyle özlenir ki; özlenen bilse, yokluğundan utanır diyor gözleri"… yankılandı, boynundaki tatlı ben için sevdiceğinin sözleri...ilk fark eden de o olmuştu gamzelerini...yanakları al al oldu, çizildi eşsiz portresi.
çizdiği resimler ile bizi bir hayal alemine götüren; özellikle dizi, filmler ve kitaplar ile ilgili bilgi verici tanımlar ile takip edilesi başarılı bir yazardır auroraaa. yurt içi ve yurtdışı sergilerini açarken haber ver bize saygıdeğer yazar.
#253966 çizime bakınca resimdeki kız kelimeleri olmayan bir şiir gibi...biraz daha dikkatli bakınca renkleniyor ve çıkıyor duru güzelliği...gizemli havası ve hüzünlü gülümsemesi… "bazen insan öyle özlenir ki; özlenen bilse, yokluğundan utanır diyor gözleri"… yankılandı, boynundaki tatlı ben için sevdiceğinin sözleri...ilk fark eden de o olmuştu gamzelerini...yanakları al al oldu, çizildi eşsiz portresi.
çizdiği resimler ile bizi bir hayal alemine götüren; özellikle dizi, filmler ve kitaplar ile ilgili bilgi verici tanımlar ile takip edilesi başarılı bir yazardır auroraaa. yurt içi ve yurtdışı sergilerini açarken haber ver bize saygıdeğer yazar.
devamını gör...
babayla girilen diyaloglar
+rüyamda ............... işte yanımda da para olmayınca ödeyemedim sinirlendim adamlara.
-ben sana sürekli dışarı çıkarken paran var mı vereyim mi diye sormuyor muyum ?
+baba rüyamda gördüm ne alakası var onunla?
- her zaman yanında bulunacak. rüyada da olsa kimsenin önünde öyle çaresiz kalıp başını eymeyeceksin.
-ben sana sürekli dışarı çıkarken paran var mı vereyim mi diye sormuyor muyum ?
+baba rüyamda gördüm ne alakası var onunla?
- her zaman yanında bulunacak. rüyada da olsa kimsenin önünde öyle çaresiz kalıp başını eymeyeceksin.
devamını gör...
unutulmayan fakirlik anıları
en beteri ise; gördüğün bolluktan, görülmemiş yokluğa düşmek olmalı...
ben dünyaya geldiğim zamanlar, ailemin durumu fena sayılmazdı. babam iki işi vardı. kardeşim ve ben özel okula gidiyorduk. babamın oturduğumuz ev dışında iki tane daha ev, mercedes arabasının dışında, herkese aşırı güveni vardı.
benim dedemin köydeki evinin balkonunu boyama vakamdan sonraki haftasonu köye gelen babam, daha evvelki eve su doldurma olaylarımı da düşünüp dedemin evinin tadilatına girişti. yaklaşık iki ay toprak damı beton yapmak için uğraştı. babam evle uğraşa dursun, mersin'deki halı mağazasının ortağı, uçan kuşa bile borç takıp paralarla halep'e kaçmıştı.
biz mersin'e döndük, kapıya gelen alacaklılar kuyruk olmuş. sanki elvis presley, ızzet altınmeşe, bob marley ve frank sinatra aynı anda bizim evde imza günü düzenliyordu, yok böyle bir izdiham!
tabii bu dönemde babam evleri, arabası, nesi var nesi yok satıp borçları kapatmaya çalıştı. evimizdeki eşyalara bile icra geldi.
babama her şeyini kaybetmek değil, itibarini kaybetmek zor gelmis olacak ki mersin'den istanbul'a göçmek zorunda kaldık.
....
istanbul'daki ilk iki sene çok zorlu geçti. odun kömür dahi alamadık. zaten "inancli müminlere" karşı iyi niyetin yaşayan son temsilcisi babamı mersin olayı da akıllandırmamış olacak ki, aldığı koca demir döküm sobayı evin bahcesine koyunca, sabahına sobayı yerinde bulamadık.
ilk aylar parasızlıktan tavana duy alıp takamadık ama mersin'den getirdigimiz çalışma masalarımızın lambalarıyla aydınlandık. resmen varlik içinde yokluk.
...
asıl yokluk ise benim yüreğimdeydi...
o dönem içimde aileme karş korkunç kin ve kırgınlık vardı. gün içerisinde okulda ve annemden yediğim dayaklardan çok benden gizli iş çevirdikleri için dolap ve kapı arkalarinda gizli gizli ağlardım.
sözde kuru ekmeğe muhtaç gibi halleri var ama gerçek bana göre öyle degildi. kardeşlerim ve annem hep meyve ve başka yiyecekler kokuyor, bana hic vermiyorlar sadece kendileri yiyordu.
defalarca dolapları aradim, o yiyecekleri nerede sakladıklarını hiç bulmadım. iyi ama bana sadece şekerli, yağlı ve hamurlu şeyler yasaktı. mesela annemin yediği çilek bana yasak degildi ama o bana hicbir zaman yediginden vermiyordu. bu durum yüzünden anneme olan kırgınlığım daha da derinleşmisti.
...
bir gün kardeşimi annemlerin odasına çekip kapıyı kapattım. kapının arkasinda fısıltıyla;
-"kardeşim bana yediğin mandalinalardan bir tane verir misin? söz anneme demeyeceğim."dedim.
+abla evde mandalina mi var? dedi.
onun bu soruyu sorarken bile ağzının mandalina kokması, gözlerimden yaşları boşaltmaya yetti... ağlayarak bağırmaya başladım.
-var işte! var! hepiniz benden gizli bir şeyler yiyorsunuz bir tek bana vermiyorsunuz. nefret ediyorum hepinizden! hep beni ayırıyorsunuz! keşke ölsem!
...
seslerimizi duyup gelen babama da aynısını dedim. babamın gözleri doldu kocaman açıldı bana sarılıp ağlamaya başladı. ona göre ben şizofrendim.
...
beni sizofreni korkusuyla bakırköy ruh ve sinir hastalıkları hastanesine götürdü. uzun uzun incelediler. nihayetinde bana sinestezi teşhisi konuldu. bendeki sinestezinin seslerin ve renklerin tadını kokusunu alan, renklerini gören türüydü. diğer insanlar serçelerin şarkısının pırıltılarını görmezken ben görüyordum. oysa ben herkesi benim gibi görüyor sanıyordum.
ben dünyaya geldiğim zamanlar, ailemin durumu fena sayılmazdı. babam iki işi vardı. kardeşim ve ben özel okula gidiyorduk. babamın oturduğumuz ev dışında iki tane daha ev, mercedes arabasının dışında, herkese aşırı güveni vardı.
benim dedemin köydeki evinin balkonunu boyama vakamdan sonraki haftasonu köye gelen babam, daha evvelki eve su doldurma olaylarımı da düşünüp dedemin evinin tadilatına girişti. yaklaşık iki ay toprak damı beton yapmak için uğraştı. babam evle uğraşa dursun, mersin'deki halı mağazasının ortağı, uçan kuşa bile borç takıp paralarla halep'e kaçmıştı.
biz mersin'e döndük, kapıya gelen alacaklılar kuyruk olmuş. sanki elvis presley, ızzet altınmeşe, bob marley ve frank sinatra aynı anda bizim evde imza günü düzenliyordu, yok böyle bir izdiham!
tabii bu dönemde babam evleri, arabası, nesi var nesi yok satıp borçları kapatmaya çalıştı. evimizdeki eşyalara bile icra geldi.
babama her şeyini kaybetmek değil, itibarini kaybetmek zor gelmis olacak ki mersin'den istanbul'a göçmek zorunda kaldık.
....
istanbul'daki ilk iki sene çok zorlu geçti. odun kömür dahi alamadık. zaten "inancli müminlere" karşı iyi niyetin yaşayan son temsilcisi babamı mersin olayı da akıllandırmamış olacak ki, aldığı koca demir döküm sobayı evin bahcesine koyunca, sabahına sobayı yerinde bulamadık.
ilk aylar parasızlıktan tavana duy alıp takamadık ama mersin'den getirdigimiz çalışma masalarımızın lambalarıyla aydınlandık. resmen varlik içinde yokluk.
...
asıl yokluk ise benim yüreğimdeydi...
o dönem içimde aileme karş korkunç kin ve kırgınlık vardı. gün içerisinde okulda ve annemden yediğim dayaklardan çok benden gizli iş çevirdikleri için dolap ve kapı arkalarinda gizli gizli ağlardım.
sözde kuru ekmeğe muhtaç gibi halleri var ama gerçek bana göre öyle degildi. kardeşlerim ve annem hep meyve ve başka yiyecekler kokuyor, bana hic vermiyorlar sadece kendileri yiyordu.
defalarca dolapları aradim, o yiyecekleri nerede sakladıklarını hiç bulmadım. iyi ama bana sadece şekerli, yağlı ve hamurlu şeyler yasaktı. mesela annemin yediği çilek bana yasak degildi ama o bana hicbir zaman yediginden vermiyordu. bu durum yüzünden anneme olan kırgınlığım daha da derinleşmisti.
...
bir gün kardeşimi annemlerin odasına çekip kapıyı kapattım. kapının arkasinda fısıltıyla;
-"kardeşim bana yediğin mandalinalardan bir tane verir misin? söz anneme demeyeceğim."dedim.
+abla evde mandalina mi var? dedi.
onun bu soruyu sorarken bile ağzının mandalina kokması, gözlerimden yaşları boşaltmaya yetti... ağlayarak bağırmaya başladım.
-var işte! var! hepiniz benden gizli bir şeyler yiyorsunuz bir tek bana vermiyorsunuz. nefret ediyorum hepinizden! hep beni ayırıyorsunuz! keşke ölsem!
...
seslerimizi duyup gelen babama da aynısını dedim. babamın gözleri doldu kocaman açıldı bana sarılıp ağlamaya başladı. ona göre ben şizofrendim.
...
beni sizofreni korkusuyla bakırköy ruh ve sinir hastalıkları hastanesine götürdü. uzun uzun incelediler. nihayetinde bana sinestezi teşhisi konuldu. bendeki sinestezinin seslerin ve renklerin tadını kokusunu alan, renklerini gören türüydü. diğer insanlar serçelerin şarkısının pırıltılarını görmezken ben görüyordum. oysa ben herkesi benim gibi görüyor sanıyordum.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
bugün adım leyla... *
kırsam kıramam,
döksem dökemem, kıyamam sana,
dönemem geriye,
bugün adım leyla....
sen de otur bir düşün.
yaramaz mı talihine?
hayat bu hayal ötesi,
ne çıkarsa kısmetine...
kırsam kıramam,
döksem dökemem, kıyamam sana,
dönemem geriye,
bugün adım leyla....
sen de otur bir düşün.
yaramaz mı talihine?
hayat bu hayal ötesi,
ne çıkarsa kısmetine...
devamını gör...
sünnetlemek
tabakta artık bırakmamak, israf yapmamak anlamında kullanılan bir peygamber adeti.
devamını gör...
