portakaldan elektrik üretmek
o zaman artık kendi elektriğimizi kendimiz üretebiliriz. böylece sözlüğün elektrik masrafı ortadan kalkmış olur. yazar maaşlarına da zam gelir böylelikle. yoldaş duy sesimizi. çocuklar evde aç, ay sonunu getiremiyoruz. *
devamını gör...
ben dili
ben dilinde, karşımızdakine yönelik yargılayıcı ifadelerden ziyade kendimizde oluşan etkilerini ifade etme şeklidir. kendimizdeki durumu ifade ederken karşı tarafın iletişime set çekmesine de engel oluruz. çünkü ondan değil kendimizden bahsederek farkındalık oluşturmak istenir. bence empati yeteneğini de geliştiren bir dil. suçlayıcı değildir. karşıdaki kişinin sizde bıraktığı etkiyi anlamasını sağlar. daha sağlıklı bir iletişim gerçekleşir. eğitimde önemi büyüktür. aslında eğitimden ziyade toplumumuzda da çokça kullanılması gerekir. örneğin, odası dağınık bir çocuğa annesi "yeter artık bıktım odanı toplamaktan hemen topla odanı" demek yerine "odanı toplamaman beni üzüyor ve ayrıca diğer işlerimden fırsat bulamıyorum ve oldukça yoruluyorum" derse daha etkili olur ve sağlıklı bir iletişim gerçekleşir. o yüzden odanızı toparlayın ve ben dilini kullanın.
devamını gör...
cinsiyetçi başlık açanlar uçurulsun kampanyası
+1
çok çok fazla haklı bulduğum, katıldığım kampanyadır. yoksa burası da değerini kaybedecek.
çok çok fazla haklı bulduğum, katıldığım kampanyadır. yoksa burası da değerini kaybedecek.
devamını gör...
günaydın sözlük
güüüüüüüünnnnnaaaaaayyyydddıııınnnn!
uzun bir aradan sonra ve özel istek olan seda sayanca günaydın ile karşınızdayım!
şiş gözlere rağmen inadına enerjik olmaya çalışan, saya söve işe yetişen, yavrularını okula gönderip evin işiyle maratonu başlatan herkese kocaman günaydınlar! öpüldünüz!
uzun bir aradan sonra ve özel istek olan seda sayanca günaydın ile karşınızdayım!
şiş gözlere rağmen inadına enerjik olmaya çalışan, saya söve işe yetişen, yavrularını okula gönderip evin işiyle maratonu başlatan herkese kocaman günaydınlar! öpüldünüz!
devamını gör...
psikoloğa giden psikoloğa gidilir mi sorunsalı
esas ona gidilir,
psikoloğa sadece sağlıksız insanlar gitmez, sağlıklı insanlar da gider, hatta psikoloğa gitmek sağlıklı birşeydir,
nasılki arada bir kan, idrar tahlili yaptırırsın, şeker, demir, vitamin vs baktırırsın, onun gibi, psikolog da psikoloğa gidebilir.
ayrıca, bir tanıdığımızın oğlu uzman psikolog olarak çalışmaya başladı özel bir hastanede, sanırım 1-2 yıl oldu, psikologların da mesleki olarak düzenli gitmesi gerektiği için, kendiside terapiye başlıycaktı, yani profesyonel bir hareket bu arkadaşım.
psikoloğa sadece sağlıksız insanlar gitmez, sağlıklı insanlar da gider, hatta psikoloğa gitmek sağlıklı birşeydir,
nasılki arada bir kan, idrar tahlili yaptırırsın, şeker, demir, vitamin vs baktırırsın, onun gibi, psikolog da psikoloğa gidebilir.
ayrıca, bir tanıdığımızın oğlu uzman psikolog olarak çalışmaya başladı özel bir hastanede, sanırım 1-2 yıl oldu, psikologların da mesleki olarak düzenli gitmesi gerektiği için, kendiside terapiye başlıycaktı, yani profesyonel bir hareket bu arkadaşım.
devamını gör...
sırtlan saldırısında yapılacaklar
ileride sırtlan saldırısına uğrayabileceklere tavsiye vermemizi isteyen başlıktır.
hayvanı sırtlanıp gezintiye çıkmak. hem sırtlan saldırısına uğrayan kişi hem de sırtlan için bir değişiklik olur. kanınız kasavetiniz dağılır.
hayvanı sırtlanıp gezintiye çıkmak. hem sırtlan saldırısına uğrayan kişi hem de sırtlan için bir değişiklik olur. kanınız kasavetiniz dağılır.
devamını gör...
neden ünlü olduğu bilinmeyen ünlüler
keşfettiğime sevindiğim yazar. yazdığı tanımları gerçekten hoşuma giderek okuyorum. naçizane fikrim böyle devam ederse çok iyi bir ünlü yazar olacağı yönünde. benim de yazılarımı okuması beni çok mutlu etmiştir. teşekkürler efeniim. *
devamını gör...
parmaklıklar ardında
avlu'nun eski versiyonu. onun gibi uyarlama olmasına rağmen, gerçek bir hapishanede (meşhur sinop cezaevi) çekildiği ve sanat yönetimi daha gerçekçi olduğu için yapay bir havası yoktu. yine de senaryo olarak avlu daha güçlü.
nisan akman'ın yönetmen, feride çiçekoğlu'nun senarist olduğu, müziklerinde ilk sezonda kibariye'nin vokaldeyken sonraki bölümlerde kazım koyuncu'nun selimina'sının kullanıldığı dizide oyuncu kadrosu sıkça değişiyordu. istanbul dışında çekim yapmanın zorluğu muydu bu, cezaevinde çalışmak psikolojileri mi etkiliyordu yoksa sette başka sıkıntılar mi vardı (ki hatırladığım kadarıyla oyuncular uzun süre alacaklarını alamamıştı) bilmiyorum...
ilk sezonda genel olarak şu karakterler işlenmişti:
hayriye abla*: koğuş ağasının bile pek bulaşmadığı, saygı gören koğuş kıdemlisi. hemşireyken ötenazi yaptığı için ceza almış, daha sonra tahliye olsa da dışarıda yaşayamayıp tekrar ötenazi yaparak tekrar hapse girmiş.
nur ana*: koğuş ağası. tüm otoriterliğinin yanında uyuşturucu bağımlısı bir kızı vardır. kızının ölümünün ardından kocasını da vurur.
gülten*: canavar başgardiyan. astlarını habire ezer, öykünün geçtiği b2 koğuşundansa sevgilisi tahsin orada öldürüldüğü için nefret eder, sürekli kuyularını kazmaya çalışır.
aliye*: koğuşun refüzesi. başlangıçta nur anayla arası bozukken kardeşinin onun kızıyla beraber olması bir tür kader birliğine sürükler. sonraki bölümlerde yeni koğuş ağası ziynet'le de çok uğraşır.
suzan*: öğretmen. kocasından dayak yediği bir anda dayakçı kocasını bıçaklayınca hapse girer, ilk bölüm üstüne kuruludur. daha sonra ağır tahrik vs hükümleriyle yeniden yargılanırken koğuştan alınmıştı.
filiz*: koğuşun üçkağıtçısı, dışarıdan uyuşturucu getirip satar. ayrıca koğuşun ilk bölümden beri şüphelisi olduğu gardiyan tahsin'i öldüren odur.
beray*: namı diğer dağlar kızı, geniş bir kürt aşiretine mensup. ilk bölümlerde tam bir erkek fatma iken sonradan gardiyan cengiz'le tanışmaları ikisinin de hayatını değiştirir...
handan*: cezaevinin almanya'dan yeni gelen müdürü. iyi niyetli ve merhametli biri olmasına rağmen hep ofsayta düşer, özellikle aliye'nin oyuncağı olur.
cengiz*: handan'ın sağ kolu. o da sert bir gardiyandır, ama beray'la işi pişirdikleri zaman hayatı değişir...
doktor tarık*: hapishane doktoru, handan'ın sevgilisi. annesi hapiste öldüğü için kadın mahkûmlara hep şefkatle davranır.
ilk sezon özellikle gardiyan cinayeti ve bu karakterler üstüne şekillenmişti. derken sezon finalinde kumarhane baskınına benzer bir katliam yaşandı, nur ve gülten öldüler, yeni sezona böylece gidildi...
ikinci sezonda yukarıda sayılan karakterlerden sadece beray ve eski muhbir perihan* sonuna kadar gitti. diğer tüm mahkûmlar ya öldü, ya kaçtı, ya başka cezaevlerine sürüldü. idareciler de peyderpey değişti. bu sezon gelen karakterlerse;
ziynet*: parası ve otoriterliğiyle yeni koğuş ağası olur. eski bir fahişedir, ayrıca kesinlikle dokunamadığı, kızıyla yatmasına bile ses edemediği, torunuyla yatınca torununu öldürdüğü bir mafyatik dostu vardır. özellikle koğuşun kıdemlileriyle çok kapışır, otoritesini korkuyla kurar. sonradan eskilerle barış çubuklarını yakar.
kutsiye*: evlat katili, ayrıca üfürükçü. çok yobazdır, ayrıca gelir gelmez koğuşta analığa oynar, ziynet'le kapışır.
yasemin*: hayat kadını, ziynet'in düşmanı ve rakibi. ufak bir suçtan girdiği cezaevinde hızla yeni suçlar işler, ziynet'in kızını öldürmeye kadar varır.
ekrem*: yeni gardiyan. gülten gibi psikopat olmasına rağmen ondan daha sempatik biridir, komik kötü yani. yine de az kişinin sebebi olmadı hani...
savcı tansel*: gülten'in hamisi olan salih bey'in yerine gelen yeni savcı. selefi kadar içten pazarlıklı, sinsi ve ayrıca ekrem'in hamisi. defalarca görevden alındı, hapse bile düştü ama hep sıyrıldı...
ahmet kalafatçıoğlu*: soruşturma için cezaevine gelen müfettiş. geldiği gibi de handan hanımı görevinden alarak kendini müdür ilan eder, savcı hanımla sıkça kapışır. sinop'un en zengin ailelerinden birine mensuptur.
bu sezon da ziynet'in maceraları, aliye başta olmak üzere karakterlerin çıkış öyküleri, beray'ın cengiz'den hamile kalması, doğum yapması ve bebeğin babasını saklaması, derken ahmet bey'in maceraları üzerine kuruluydu.
üçüncü sezonda şarkıcı toprak*, bir mahkûmla resmen evlenen ilk personel olan gardiyan kemal* ve ahmet'in baba bir kardeşi, mafyatik küçük ahmet* katıldılar. bu sezon yüzde 90 ahmet üstüne kuruluydu, ayrıca üç bölümde bir şifahen değişen müdürler, eski müdürün bir mahkemeye bile vermemesi (her daim olmadık işlerden değiştirildikleri halde), müfettişin soruşturmayı unutup hapishane müdürü olması gibi mantık hatalarıyla doluydu. son bölümde de beray'ın kızını alıp hapisten çıkması dışında bir final yoktu, normal bir bölüm gibi bitti gitti.
nisan akman'ın yönetmen, feride çiçekoğlu'nun senarist olduğu, müziklerinde ilk sezonda kibariye'nin vokaldeyken sonraki bölümlerde kazım koyuncu'nun selimina'sının kullanıldığı dizide oyuncu kadrosu sıkça değişiyordu. istanbul dışında çekim yapmanın zorluğu muydu bu, cezaevinde çalışmak psikolojileri mi etkiliyordu yoksa sette başka sıkıntılar mi vardı (ki hatırladığım kadarıyla oyuncular uzun süre alacaklarını alamamıştı) bilmiyorum...
ilk sezonda genel olarak şu karakterler işlenmişti:
hayriye abla*: koğuş ağasının bile pek bulaşmadığı, saygı gören koğuş kıdemlisi. hemşireyken ötenazi yaptığı için ceza almış, daha sonra tahliye olsa da dışarıda yaşayamayıp tekrar ötenazi yaparak tekrar hapse girmiş.
nur ana*: koğuş ağası. tüm otoriterliğinin yanında uyuşturucu bağımlısı bir kızı vardır. kızının ölümünün ardından kocasını da vurur.
gülten*: canavar başgardiyan. astlarını habire ezer, öykünün geçtiği b2 koğuşundansa sevgilisi tahsin orada öldürüldüğü için nefret eder, sürekli kuyularını kazmaya çalışır.
aliye*: koğuşun refüzesi. başlangıçta nur anayla arası bozukken kardeşinin onun kızıyla beraber olması bir tür kader birliğine sürükler. sonraki bölümlerde yeni koğuş ağası ziynet'le de çok uğraşır.
suzan*: öğretmen. kocasından dayak yediği bir anda dayakçı kocasını bıçaklayınca hapse girer, ilk bölüm üstüne kuruludur. daha sonra ağır tahrik vs hükümleriyle yeniden yargılanırken koğuştan alınmıştı.
filiz*: koğuşun üçkağıtçısı, dışarıdan uyuşturucu getirip satar. ayrıca koğuşun ilk bölümden beri şüphelisi olduğu gardiyan tahsin'i öldüren odur.
beray*: namı diğer dağlar kızı, geniş bir kürt aşiretine mensup. ilk bölümlerde tam bir erkek fatma iken sonradan gardiyan cengiz'le tanışmaları ikisinin de hayatını değiştirir...
handan*: cezaevinin almanya'dan yeni gelen müdürü. iyi niyetli ve merhametli biri olmasına rağmen hep ofsayta düşer, özellikle aliye'nin oyuncağı olur.
cengiz*: handan'ın sağ kolu. o da sert bir gardiyandır, ama beray'la işi pişirdikleri zaman hayatı değişir...
doktor tarık*: hapishane doktoru, handan'ın sevgilisi. annesi hapiste öldüğü için kadın mahkûmlara hep şefkatle davranır.
ilk sezon özellikle gardiyan cinayeti ve bu karakterler üstüne şekillenmişti. derken sezon finalinde kumarhane baskınına benzer bir katliam yaşandı, nur ve gülten öldüler, yeni sezona böylece gidildi...
ikinci sezonda yukarıda sayılan karakterlerden sadece beray ve eski muhbir perihan* sonuna kadar gitti. diğer tüm mahkûmlar ya öldü, ya kaçtı, ya başka cezaevlerine sürüldü. idareciler de peyderpey değişti. bu sezon gelen karakterlerse;
ziynet*: parası ve otoriterliğiyle yeni koğuş ağası olur. eski bir fahişedir, ayrıca kesinlikle dokunamadığı, kızıyla yatmasına bile ses edemediği, torunuyla yatınca torununu öldürdüğü bir mafyatik dostu vardır. özellikle koğuşun kıdemlileriyle çok kapışır, otoritesini korkuyla kurar. sonradan eskilerle barış çubuklarını yakar.
kutsiye*: evlat katili, ayrıca üfürükçü. çok yobazdır, ayrıca gelir gelmez koğuşta analığa oynar, ziynet'le kapışır.
yasemin*: hayat kadını, ziynet'in düşmanı ve rakibi. ufak bir suçtan girdiği cezaevinde hızla yeni suçlar işler, ziynet'in kızını öldürmeye kadar varır.
ekrem*: yeni gardiyan. gülten gibi psikopat olmasına rağmen ondan daha sempatik biridir, komik kötü yani. yine de az kişinin sebebi olmadı hani...
savcı tansel*: gülten'in hamisi olan salih bey'in yerine gelen yeni savcı. selefi kadar içten pazarlıklı, sinsi ve ayrıca ekrem'in hamisi. defalarca görevden alındı, hapse bile düştü ama hep sıyrıldı...
ahmet kalafatçıoğlu*: soruşturma için cezaevine gelen müfettiş. geldiği gibi de handan hanımı görevinden alarak kendini müdür ilan eder, savcı hanımla sıkça kapışır. sinop'un en zengin ailelerinden birine mensuptur.
bu sezon da ziynet'in maceraları, aliye başta olmak üzere karakterlerin çıkış öyküleri, beray'ın cengiz'den hamile kalması, doğum yapması ve bebeğin babasını saklaması, derken ahmet bey'in maceraları üzerine kuruluydu.
üçüncü sezonda şarkıcı toprak*, bir mahkûmla resmen evlenen ilk personel olan gardiyan kemal* ve ahmet'in baba bir kardeşi, mafyatik küçük ahmet* katıldılar. bu sezon yüzde 90 ahmet üstüne kuruluydu, ayrıca üç bölümde bir şifahen değişen müdürler, eski müdürün bir mahkemeye bile vermemesi (her daim olmadık işlerden değiştirildikleri halde), müfettişin soruşturmayı unutup hapishane müdürü olması gibi mantık hatalarıyla doluydu. son bölümde de beray'ın kızını alıp hapisten çıkması dışında bir final yoktu, normal bir bölüm gibi bitti gitti.
devamını gör...
karl marx
akademi dünyasının peygamberi. çoğu filozoftan farklı olarak bir şeyi eleştirirken aynı zamanda iyisiyle kötüsüyle bir alternatif sunarak kendisini başka bir boyuta taşımıştır. aydın insanların en büyük sorununun her zaman bir şeyi eleştirip elini hiçbir zaman taşın altına koymamak olduğunu düşünürsek (bkz: domuzcuk) (bkz: sineklerin tanrısı) ( umarım anlayan olur), karl marx çok büyük bir adamdır ve mülk’ü (bkz: jean jacques rousseau) ‘dan alıp başka bir boyuta taşımıştır.
dünyayı anlamak yetmez, onu değiştirmek de gerekir.
dünyayı anlamak yetmez, onu değiştirmek de gerekir.
devamını gör...
sabahattin ali
edebiyatımızın en nahif yazarı demek doğru olacaktır. ''ilkbahar gibi bir mevsimi olan bu dünya, üzerinde yaşanmaya değer.. ne olursa olsun.'' demiştir fakat bir ilkbahar günü o çok sevdiği mevsimden ve dünyadan ayrılmak zorunda bırakılmıştır. kendisini ziyaret edip dertleşebileceğimiz, belki bir çiçek, gönlümüzden bir söz bırakabileceğimiz bir yer yoktur. gönlümüzde küçük de olsa bir yer ayırmamız yetecektir belki de.
"sana kızgın değilim. sana kızmayacak kadar seni iyi tanıyorum. sonra seni seviyorum. neden sevdiğimi bilmeden seviyorum. bu sevgiyi her gittiğim yere beraber götüreceğim. allahaısmarladık." demiştir içimizdeki şeytan'da, işte bu şekil onu seviyor, saygı ve özlem duyuyorum.
"sana kızgın değilim. sana kızmayacak kadar seni iyi tanıyorum. sonra seni seviyorum. neden sevdiğimi bilmeden seviyorum. bu sevgiyi her gittiğim yere beraber götüreceğim. allahaısmarladık." demiştir içimizdeki şeytan'da, işte bu şekil onu seviyor, saygı ve özlem duyuyorum.
devamını gör...
gecesi gündüzüne karışan yazarlar
dün gece erken uyuyarak aralarından çıkmaya yeltendiğim yazar grubu.**
devamını gör...
tanımını beğendiğin yazarın beğenileriyle geri dönmesi
başkaları hakkında ukalalık ederek ahkam kesmem mümkün değil.
ben sadece kendi adıma konuşabilirim.
okumadığım, beğenmediğim, saçma bulduğum, espri barındırmayan, emek ve bilgi barındırmayan tanımlara beğeni girmem.
tanım ; içinde bir şeyler barındırıyorsa beğenirim.
fakat tanımlarımı beğenen yazarların profil sayfalarına girerim ve beğendiğim tanımları like'larım.
ben sadece kendi adıma konuşabilirim.
okumadığım, beğenmediğim, saçma bulduğum, espri barındırmayan, emek ve bilgi barındırmayan tanımlara beğeni girmem.
tanım ; içinde bir şeyler barındırıyorsa beğenirim.
fakat tanımlarımı beğenen yazarların profil sayfalarına girerim ve beğendiğim tanımları like'larım.
devamını gör...
yaş ilerledikçe azalan şeyler
yaş ilerledikçe cesaretin de azaldığını düşünüyorum. eskiden yapılan şeyleri düşününce "ne cesaretliymişim" cümlesini sıkı sık kullanıyoruz.
devamını gör...
the fool
rus sineması’nın yükselişte olan yönetmenlerinden olan yuriy bykov'un karanlık filmi. film umursamazlık, o günün rusyasında olan kendini kurtarma, gelir adaletsizliği, rüşvet gibi konulara öyle bir parmak basıyor ki en aptal olanın anlayacağı bir şekilde. hikayemizin merkezinde sıradan babası ile tesisatçılık yapan dima yer almaktadır. dima iyilik sever dürüst namuslu bir adamdır fakat sosyal konular ve siyasetl ile de ilgilidir. aslında hayatı her hece kırılıp tamir ettiği evinin önünde olan bank gibidir. her gece sarhoş uyuşturucu etkisinde olan gençler kavga eder kırar, o da babası ile bıkmadan usanmadan tamir eder, hayalinde olan toplum gibi. filmin esas başlangıcı patlayan boruyu tamir etmek için gittiği fakir bir semtte olan binanın yıkılacak olduğunu farketmesi üzerine annesinin yardımıyla o gece doğumgününü şehrin ileri gelenleri aslında pisliğe batmış olanları ile kutlayan belediye başkanına aktarır ama eğlencede bulunanların umrunda değildir o binadakiler sadece kendi keseleri umurlarındadır ve bunun için herkesi harcayabilirler dimayı bile. bir süre sonra dima önemli bir karar ile başbaşa kalacaktır ya kendi canı ya binada olanların canı.
karanlık film sevenler için kaçırılamayacak bir yuriy bykov ustalığı.
karanlık film sevenler için kaçırılamayacak bir yuriy bykov ustalığı.
devamını gör...
dünyanın en değerli şeyi
zaman değil mutluluktur. ölene kadar mutsuz yaşayacaksam, geçirdiğim zamanın ne önemi var.
devamını gör...
açacak başlık bulamamak
(bkz: açacak başlık bulamamak)
devamını gör...
özdemir asaf
"uykunun içinde bir rüya,
rüyamda bir gece,
gecede ben...
bir yere gidiyorum,
delice...
aklımda sen.”
rüyamda bir gece,
gecede ben...
bir yere gidiyorum,
delice...
aklımda sen.”
devamını gör...
bekârın parasını it yer yakasını bit
sorumluluk sahibi olmayan kişilerin neyi nasıl harcadığına, nasıl yaşadığına dikkat etmediğini anlatan bir acayip atasözü. sanki herkes aynı olmak zorundaymış gibi...
devamını gör...

