chopstick
ingilizce bir kelime olup ; bazı asya ülkelerinde kaşık ya da çatal yerine kullanılan yemek çubuklarına verilen ad. japoncası waribashi’dir. kimileri hashi de der.birçoklarına göre eski çin’de icat edildiği düşünülmektedir ama bu konuyla ilgili kesin bir bilgi yoktur. odundan, altından, gümüşten, fildişinden, bambudan ya da plastikten yapılırlar. altın ve gümüş yemek çubukları hem ağır hem de pahalı olduğundan sadece süs eşyası olarak kullanılırlar.
devamını gör...
bitter çikolata yiyenlerin biraz özenti olması
devamını gör...
even steven
genelde ingiliz ingilizcesinde kullanılan bir deyimdir.
hem spor karşılaşmalarında berabere biten maçlar için kullanılır, hem de intikam alıp ödeştikten sonra durumların eşitlenmesi anlamında kullanılır.
“ we are even-steven” şeklinde kullanılan yapı oldukça melodik olmasının yanı sıra çok da kullanışlıdır. bir dil iyi bilmek için o dilde geçen kullanımlara hakim olmak da gerekir bence. daha önce bir tanımda whoopsie daisies’den bahsetmiştim. ve kendimi adadığım bu göreve devam etmeye sonuna kadar niyetliyim.
peki nerden aklıma geldi birden? tabii ki kill bill volume 1 izlerken canımız ciğerimiz beatrix kiddo’nun mutfakta eski günlerden bahsedip o kara günle ilgili konuştukları vernita green’e ödeşmelerinin mümkün olması için önce onu, sonra odasına gidip küçük kızını son olarak da eve gelmesini bekleyip kocasını öldürdüğü takdirde eşitleneceklerini söylediği sahnede birden bir şimşek çaktı kafamda, bu kafa sözlük tarihine yazılmalıydı.

işin en güzel yanı ise bu deyimi sadece ayakları değil oyunculuğu da çok güzel alan uma thurman’ın “ to really get even, even steven…” diye başlayarak çok çekici bir hava ile söylemesi idi.
hem spor karşılaşmalarında berabere biten maçlar için kullanılır, hem de intikam alıp ödeştikten sonra durumların eşitlenmesi anlamında kullanılır.
“ we are even-steven” şeklinde kullanılan yapı oldukça melodik olmasının yanı sıra çok da kullanışlıdır. bir dil iyi bilmek için o dilde geçen kullanımlara hakim olmak da gerekir bence. daha önce bir tanımda whoopsie daisies’den bahsetmiştim. ve kendimi adadığım bu göreve devam etmeye sonuna kadar niyetliyim.
peki nerden aklıma geldi birden? tabii ki kill bill volume 1 izlerken canımız ciğerimiz beatrix kiddo’nun mutfakta eski günlerden bahsedip o kara günle ilgili konuştukları vernita green’e ödeşmelerinin mümkün olması için önce onu, sonra odasına gidip küçük kızını son olarak da eve gelmesini bekleyip kocasını öldürdüğü takdirde eşitleneceklerini söylediği sahnede birden bir şimşek çaktı kafamda, bu kafa sözlük tarihine yazılmalıydı.

işin en güzel yanı ise bu deyimi sadece ayakları değil oyunculuğu da çok güzel alan uma thurman’ın “ to really get even, even steven…” diye başlayarak çok çekici bir hava ile söylemesi idi.
devamını gör...
kırmızı pazartesi
kırmızı pazartesi bir toplum eleştirisidir. vicario kardeşlerin her yerde santiago nasar'ı öldüreceklerini söylemelerinin nedeni aslında öldürmek istememelerindendir. onlar, birilerinin kendilerini durdurmasını isterler ama ne yazık ki bana dokunmayan yılan bir yaşasıncılar ve herkes duydu zaten, birileri benden önce söylemiştirciler yüzünden belki de santiago dahil olmadığı bir namus davası yüzünden öldürülmüştür.
devamını gör...
babaların garip huyları
odaya baskın yapar gibi girmeleri
devamını gör...
atılan mesaja cevap vermeyen terbiyesiz yazar
buna sinirlenmek çok minnoş bişey ama bi salın yani canı istemiyordur tek neden bu da olabilir bari burda canımızın istediği olsun
devamını gör...
chernobyl
kaliteli vakit geçirdiğimi hissettiren, konusu ve sinematografisiyle oldukça başarılı mini dizidir. hatta izlediğim mini diziler arasında en iyilerindendir. yaşanılanların gerçek olması da çokça rahatsız olmama sebep olmuştur.
devamını gör...
diyanet işleri başkanlığı
din işleri ile ilgilenen devlet kurumu.
verdiği fetvalar ve bütçesi ile sıkça eleştiri konusu olmaktadır.
verdiği fetvalar ve bütçesi ile sıkça eleştiri konusu olmaktadır.
devamını gör...
sözlükte mizah anlayışına uygun yazarlar olmadığını görmek
40 liralık internet paketiyle bu kadar oluyor kusura bakmayın.
benim için bir şakayı yaptığımda evde dayak yemiyorsam, o şaka kalitelidir. o kadar vizyonsuzum yani ne bekliyorsunuz.
benim için bir şakayı yaptığımda evde dayak yemiyorsam, o şaka kalitelidir. o kadar vizyonsuzum yani ne bekliyorsunuz.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının en yaşlı özelliği
sade soda içiyorum.
devamını gör...
islam dininin etkisini kaybetmesi
internetin yaygınlaşmasıyla bilgiye hızlı ulaşım gerçekleşmesi sonucunda gelinen durumdur.
bu sadece islamın değil tüm semavi dinlerin başına gelmiştir.
ve giderek artacaktır.
bu sadece islamın değil tüm semavi dinlerin başına gelmiştir.
ve giderek artacaktır.
devamını gör...
ilk başta sevilmeyip zamanla alışılan şeyler
rakı.
anason kokusundan ölesiye tiksinirken, mide sorunum nedeniyle 15-20 şişe (belki daha fazla) içmek zorunda kaldığım anasonlu şurup sayesinde alıştım.
şimdi tek başına rakı içecek olsam bile bir güzel sofra hazırlıyorum kendime.
teşekkürler (bkz: antepsin)
anason kokusundan ölesiye tiksinirken, mide sorunum nedeniyle 15-20 şişe (belki daha fazla) içmek zorunda kaldığım anasonlu şurup sayesinde alıştım.
şimdi tek başına rakı içecek olsam bile bir güzel sofra hazırlıyorum kendime.
teşekkürler (bkz: antepsin)
devamını gör...
dragonfly
2002 yapımı, başrollerinde kevin costner ‘ın ve yönetmen koltuğunda tom shadyac’ın olduğu amerika yapımı film.
kevin costner’ın rolden role koştuğu ve iyi iş başardığı zamanlardan film. ne zamandır ekranlarda görmeyince başına bir şey mi geldi dedim de; iyiymiş neyse ki. costner daha çok bodyguard filmiyle ünlendi. bir kaç iyi filmde de oynadı. bu film çok bilinen bir filmi değil ama fantastik ve gizem unsurlarını seven ben ve benim gibiler için önemi olan bir filmdi.
konusu ise joe ve emily doktor olan bir çift. emily idealist bir kadın; şu sınır tanımayan doktorlardan. ihtiyacı olanlara yardım etmek için venezuela’ya gidiyor . emily hamile ve bulunduğu araç heyelan nedeniyle nehre kayıyor ve bir çok kişi ölüyor. bunların arasında emily de var. film bundan sonra başlıyor.
joe sesler duymaya başlıyor ve olagandışı olaylar geliyor başına. ama asıl unsur dragonfly; yani yusufçuk. eşi yusufçukları çok seviyor ve karşısına hep bu canlı çıkıyor. burası tamamen gizem dolu bir yolculuk zaten.
türkiye’de aşkın gücü ismiyle yayınlandı. ne alaka diyorum, bence orijinal ismi daha afiliydi. bayılıyoruz her şeye aşk kelimesini katmaya.
film konu itibariylr ve sürükleyiciğiyle gerçekten iyi bir film. ama sevgili kevin’ın oyunculuğunu beğenemedim. ne bileyim, bir sürü şey geliyor olağandışı, ama sabah çayını içiyormuş gibi sakin. yine de konusu itibaritle izlenir film.
kevin costner’ın rolden role koştuğu ve iyi iş başardığı zamanlardan film. ne zamandır ekranlarda görmeyince başına bir şey mi geldi dedim de; iyiymiş neyse ki. costner daha çok bodyguard filmiyle ünlendi. bir kaç iyi filmde de oynadı. bu film çok bilinen bir filmi değil ama fantastik ve gizem unsurlarını seven ben ve benim gibiler için önemi olan bir filmdi.
konusu ise joe ve emily doktor olan bir çift. emily idealist bir kadın; şu sınır tanımayan doktorlardan. ihtiyacı olanlara yardım etmek için venezuela’ya gidiyor . emily hamile ve bulunduğu araç heyelan nedeniyle nehre kayıyor ve bir çok kişi ölüyor. bunların arasında emily de var. film bundan sonra başlıyor.
joe sesler duymaya başlıyor ve olagandışı olaylar geliyor başına. ama asıl unsur dragonfly; yani yusufçuk. eşi yusufçukları çok seviyor ve karşısına hep bu canlı çıkıyor. burası tamamen gizem dolu bir yolculuk zaten.
türkiye’de aşkın gücü ismiyle yayınlandı. ne alaka diyorum, bence orijinal ismi daha afiliydi. bayılıyoruz her şeye aşk kelimesini katmaya.
film konu itibariylr ve sürükleyiciğiyle gerçekten iyi bir film. ama sevgili kevin’ın oyunculuğunu beğenemedim. ne bileyim, bir sürü şey geliyor olağandışı, ama sabah çayını içiyormuş gibi sakin. yine de konusu itibaritle izlenir film.
devamını gör...
hayattan gram zevk almamak
bu aralar yaşadığım durum, umarım kimse yaşamaz.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının nicklerinin hikayesi
anlatmaya gerek yok, görüyorsunuz.
devamını gör...
friedrich nietzsche sözleri
"cahil bir toplum, özgür bırakılıp kendine seçim hakkı verilse dahi, hiçbir zaman özgür bir seçim yapamaz. sadece seçim yaptığını zanneder. cahil toplumla seçim yapmak okuma yazma bilmeyen adama hangi kitabı okuyacağını sormak kadar ahmaklıktır! böyle bir seçimle iktidara gelenler, düzenledikleri tiyatro ile halkın egemenliğini çalan zalim ve madrabaz hainlerdir!"
devamını gör...



