şamar oğlanı
enderunda bulunan mazlum. şehzadeye tokat atmak istediğin zaman kanı kutsal olduğu için günahsız bir yavruyu dövüyorsun.
devamını gör...
günlerce düşünüp aldığın karardan 30 saniye içinde vazgeçmek
biz de ata sporudur.
günlerce en ufak detayına kadar hesaplanır, sonra en ufak şey de hemen vazgeçilir.
işte feraset, işte irade, işte adam gibi adamlık.
günlerce en ufak detayına kadar hesaplanır, sonra en ufak şey de hemen vazgeçilir.
işte feraset, işte irade, işte adam gibi adamlık.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının hissettikleri
çoook çok sinirliyim.
bilgisayarım çok eski ve sürekli yaptırıyorum o da sürekli bir sorun çıkarıyor. çok ısınıyordu hatta elimi koyunca yakıyordu gidip yaptırdım, yeni batarya aldım. iç parçası yanmış wi-fi’ye bağlanmıyor harici usb girişine takılıp kullanılan parça aldım. sonra hoparlörü patladı parçası yok vs bende gidip bluetooth hoparlör aldım. bu kez de bluetooth’u çalışmıyor bozulmuş. cinnetin eşiğindeyim anlayacağınız. ben halletmeye çalıştıkça o bozuluyor. inatlaştıkça inatlaştı lanet..
bilgisayarım çok eski ve sürekli yaptırıyorum o da sürekli bir sorun çıkarıyor. çok ısınıyordu hatta elimi koyunca yakıyordu gidip yaptırdım, yeni batarya aldım. iç parçası yanmış wi-fi’ye bağlanmıyor harici usb girişine takılıp kullanılan parça aldım. sonra hoparlörü patladı parçası yok vs bende gidip bluetooth hoparlör aldım. bu kez de bluetooth’u çalışmıyor bozulmuş. cinnetin eşiğindeyim anlayacağınız. ben halletmeye çalıştıkça o bozuluyor. inatlaştıkça inatlaştı lanet..
devamını gör...
teleks
--- alıntı ---
faks cihazının bulunmasıyla birlikte, kullanımı giderek azalan, sadece yazı aktarabilen, 1970'li yılların popüler iletişim aygıtı. teleks ağları, iki yönlü metin tabanlı mesajlaşma için telgraf düzeyinde bağlantı devresi kullanan, telefon ağlarına benzer şekilde, teleprinterlar için bir müşteriden müşteriye anahtarlı ağ idi.
teleks, daktiloya benzer bir klavyeye sahiptir. aynı telefon numarası gibi bir numarası olur. karşı tarafın teleks numarası aranır, gönderilmek istenen veri, klavyeden girildiğinde, dakikada 45,5 bit hızıyla, karşı tarafın teleks aygıtında bulunan bir şaryodan kağıda dökülürdü.
teleks ilk olarak 1930'da almanya'da, 1970'te küba ve pakistan arasında kullanıldı. grafik, resim, fotoğraf vb. aktarımı sağlayamadığı, ağır ve hantal bir yapıya sahip olduğu, veri iletiminin yavaşlıkları gibi nedenlerle bugün demode sayılmaktadır.

--- alıntı --- buradan
şener şen'in meşhur banker bilo filminde "almanyadan teleks geldi" repliğinde ki teleks işte bu cihazdır.
faks cihazının bulunmasıyla birlikte, kullanımı giderek azalan, sadece yazı aktarabilen, 1970'li yılların popüler iletişim aygıtı. teleks ağları, iki yönlü metin tabanlı mesajlaşma için telgraf düzeyinde bağlantı devresi kullanan, telefon ağlarına benzer şekilde, teleprinterlar için bir müşteriden müşteriye anahtarlı ağ idi.
teleks, daktiloya benzer bir klavyeye sahiptir. aynı telefon numarası gibi bir numarası olur. karşı tarafın teleks numarası aranır, gönderilmek istenen veri, klavyeden girildiğinde, dakikada 45,5 bit hızıyla, karşı tarafın teleks aygıtında bulunan bir şaryodan kağıda dökülürdü.
teleks ilk olarak 1930'da almanya'da, 1970'te küba ve pakistan arasında kullanıldı. grafik, resim, fotoğraf vb. aktarımı sağlayamadığı, ağır ve hantal bir yapıya sahip olduğu, veri iletiminin yavaşlıkları gibi nedenlerle bugün demode sayılmaktadır.

--- alıntı --- buradan
şener şen'in meşhur banker bilo filminde "almanyadan teleks geldi" repliğinde ki teleks işte bu cihazdır.
devamını gör...
volkswagen vs toyota
manyak misiniz tabiki toyota... vw konfor olarak daha iyi olabilir ama toyotanin sorunsuzlugu herseyden onemli. konfor arayan vw ciler nasil audiye porsche'ye gidiyorsa konfor ve sorunsuzlugu bir arada arayan toyotacilar da lexus'a gidebilir pek ala.
devamını gör...
hüseyin nihal atsız
ne sağlığında ne de ölümünün ardından hak ettiği değeri görmediğini düşündüğüm, türk edebiyatının dev ismi.
aynı dünya görüşünü paylaşmıyor olabilirsiniz ancak mevz-u bahis türkiyat olduğunda, hiç kimse eline kolay kolay su dökemez. en nihayetinde fuad köprülü'nün talebesidir.
aynı dünya görüşünü paylaşmıyor olabilirsiniz ancak mevz-u bahis türkiyat olduğunda, hiç kimse eline kolay kolay su dökemez. en nihayetinde fuad köprülü'nün talebesidir.
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
sağa sola sallama yorulursun
ürktün de mi ona buna sataşırsın
buradan konuşuyorsun tabi
yoldaş buralarda dikkat et uçurulursun.
ürktün de mi ona buna sataşırsın
buradan konuşuyorsun tabi
yoldaş buralarda dikkat et uçurulursun.
devamını gör...
sözlükte artistlik yapan yazarla yolda karşılaşmak
(bkz: mal beyanı).
zor dakikalar? mayfa mısınız hayırdır? her anlaşamadığımız gırtlaklasın o zaman? kaçıncı yüzyıldayız hala şöyle şeyler yazılıyor yeminle çıldırtırsınız insanı.
zor dakikalar? mayfa mısınız hayırdır? her anlaşamadığımız gırtlaklasın o zaman? kaçıncı yüzyıldayız hala şöyle şeyler yazılıyor yeminle çıldırtırsınız insanı.
devamını gör...
içinden gelen his
koca bir hiç... sayılır mı?
devamını gör...
celal şengör'ün ilber ortaylı'ya dipsiz kuyu pezevenk demesi
tanım: yan yana geldiklerinde iki tatlış dede gibi samimiyetle konuşan ikilinin dışa yansıyan samimiyeti.
atayizsindir ama "vallahi billahi kikiki" dersin. atayizler şok. *
bir de mesaj limiti doldu uyarısı alan bir ben bırakayım. faşistsin yoldaş, yönetim istifa! *
instagram girişi yapamayanlar için;
atayizsindir ama "vallahi billahi kikiki" dersin. atayizler şok. *
bir de mesaj limiti doldu uyarısı alan bir ben bırakayım. faşistsin yoldaş, yönetim istifa! *
instagram girişi yapamayanlar için;
devamını gör...
birini çok sevdiğin halde onun seni sevmemesi
iyi bir şey değildir. (bkz: platonik aşk)
dünya küçülür, öyle dönemler gelir ki zaman, o insanı gördüğün kısa süreye; mekan, onu görebildiğin yere sıkışır. insan, kendi kendine ihanet ediyor. zamanın, hayatın değerini kaybettiği bu durumu açıklamak kolay değildir.
yalnızlar, sevgililer, nişanlılar, evliler diye sürüp giden bu dünyanın yetim çocukları platonik aşıklardır. düşünsenize, kendinizi hiçbir yere ait hissetmiyorsunuz. içinizde bitmek bilmeyen bir umut var. "ya olursa ?" şeklindeki düşünceniz, o naif umudunuz kanınızda gezip sizi her gün zehirliyor. insanın bir netice almak isteyip aynı zamanda o neticeden de en çok korktuğu durumlardan birisidir. ne olumlu bir dönüşün yaratacağı mutluluğu ne de olumsuz bir cevabın sizden koparacağı parçayı tasvir edemiyorsunuz. hayali bile müthiş bir haz veren insanın, gerçekten elini tuttuğunuzu düşündüğünüzde dünyanın en mutlu insanı olurdunuz herhalde. sizi reddettiğinde de dünyanın en sefil insanına dönüşürdünüz. böyledir hayallerde.
işi daha da zorlaştıran şeyler vardır mesela. sevmemeniz gereken birini sevdiğiniz bir hikaye, acıya acı katacaktır. ya da sevdiğiniz insanın sizi sevme ihtimalinin çok düşük olduğu bir durum düşünün. gözlerdeki umudu, yaşanılan her ana yüklenen anlamları, kendi kendine gelin güvey olmaları, üçüncü şahısların dahil olduğu durumda gözlerdeki tedirginliği. nereden bakarsanız bakın insanı eskiten bir şey.
iş sizden çıkmış; bir zayıflık, duygularınızın eline düşmüşsünüz, bir çaresizlik. iki dudak arasındasınız. insan kendine söz geçiremez mi? çok ilginç. onun adı, kokusu veya onu anımsatan bir şey söz konusu olduğu zaman hayat duruyor. önceliğiniz değişmiş. siz değilsiniz, anneniz, kardeşiniz veya arkadaşınız değil. para veya itibar da söz konusu değil. artık daha az ilgilisiniz bunlara. tüm ilginiz bir insan üzerinde toplanmış. bilinç altınız dolup taşıyor ve rüyalarınızın başrolüne sadece bir kişi hükmediyor.
bu hikaye, istisnalar dışında üzücü bitecektir. çoğunlukla gönül dünyası yıkılacaktır. platonik aşk, genellikle bir rakı sofrasında anlatılacak, hayatın, insana attığı en büyük kazıklardan biridir. lakin geçecek, geçiyor. yaşam, bir kadının yasını adam gibi tutturmuyor size. kızıyor bu şımarıklığa; size onun acısını unutturacak yenilerini gönderiyor.
dünya küçülür, öyle dönemler gelir ki zaman, o insanı gördüğün kısa süreye; mekan, onu görebildiğin yere sıkışır. insan, kendi kendine ihanet ediyor. zamanın, hayatın değerini kaybettiği bu durumu açıklamak kolay değildir.
yalnızlar, sevgililer, nişanlılar, evliler diye sürüp giden bu dünyanın yetim çocukları platonik aşıklardır. düşünsenize, kendinizi hiçbir yere ait hissetmiyorsunuz. içinizde bitmek bilmeyen bir umut var. "ya olursa ?" şeklindeki düşünceniz, o naif umudunuz kanınızda gezip sizi her gün zehirliyor. insanın bir netice almak isteyip aynı zamanda o neticeden de en çok korktuğu durumlardan birisidir. ne olumlu bir dönüşün yaratacağı mutluluğu ne de olumsuz bir cevabın sizden koparacağı parçayı tasvir edemiyorsunuz. hayali bile müthiş bir haz veren insanın, gerçekten elini tuttuğunuzu düşündüğünüzde dünyanın en mutlu insanı olurdunuz herhalde. sizi reddettiğinde de dünyanın en sefil insanına dönüşürdünüz. böyledir hayallerde.
işi daha da zorlaştıran şeyler vardır mesela. sevmemeniz gereken birini sevdiğiniz bir hikaye, acıya acı katacaktır. ya da sevdiğiniz insanın sizi sevme ihtimalinin çok düşük olduğu bir durum düşünün. gözlerdeki umudu, yaşanılan her ana yüklenen anlamları, kendi kendine gelin güvey olmaları, üçüncü şahısların dahil olduğu durumda gözlerdeki tedirginliği. nereden bakarsanız bakın insanı eskiten bir şey.
iş sizden çıkmış; bir zayıflık, duygularınızın eline düşmüşsünüz, bir çaresizlik. iki dudak arasındasınız. insan kendine söz geçiremez mi? çok ilginç. onun adı, kokusu veya onu anımsatan bir şey söz konusu olduğu zaman hayat duruyor. önceliğiniz değişmiş. siz değilsiniz, anneniz, kardeşiniz veya arkadaşınız değil. para veya itibar da söz konusu değil. artık daha az ilgilisiniz bunlara. tüm ilginiz bir insan üzerinde toplanmış. bilinç altınız dolup taşıyor ve rüyalarınızın başrolüne sadece bir kişi hükmediyor.
bu hikaye, istisnalar dışında üzücü bitecektir. çoğunlukla gönül dünyası yıkılacaktır. platonik aşk, genellikle bir rakı sofrasında anlatılacak, hayatın, insana attığı en büyük kazıklardan biridir. lakin geçecek, geçiyor. yaşam, bir kadının yasını adam gibi tutturmuyor size. kızıyor bu şımarıklığa; size onun acısını unutturacak yenilerini gönderiyor.
devamını gör...
artı oy vermede cömert olan yazarlar
düşünce yapıma ters düşmeyen, okuyupta ee doğru bu dediğim tanımları beğenerek içine dahil olduğum topluluk. favoriyi gerçekten çok beğendiysem konduruyorum. ama +lama konusunda kasmıyorum kendimi. sanki tanımlarını okuduğum yazarın üzerine ev tapusu geçiyormuş edasında bulunmadığım için sonunda içine dahil olabildiğim şirin mi şirin bir kitle buldum kendime yubbiliyuu.
devamını gör...
yazarlar pankart hazırlıyor olsaydı üzerine yazacakları şeyler
gençliğimizi çaldınız.
devamını gör...
kaç yaşıma gelirsem geleyim
kaç yaşına gelirsem geleyim sanırım hep çocuk kalacağım.
devamını gör...
gidince resimleri yakan mı yoksa saklayan mı çok sevmiştir
gülümseyin ülen kaderinize.
yıkık hareketlerinizden gerçekten tükendim.
devamını gör...
yaş ilerledikçe insanı yoran şeyler
sorumluluklar.
devamını gör...
dünyanın en gizemli olayları
(bkz: hugo'da küfreden çocuk)
devamını gör...


