8 mart dünya emekçi kadınlar günü

"insan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan mürekkeptir. kabil midir ki, bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de kütlenin bütünlüğü ilerleyebilsin? mümkün müdür ki, bir cismin yarısı toprağa zincirlerle bağlı kaldıkça öteki kısmı göklere yükselebilsin?” - atatürk.

birinci dünya savaşı’ndaki emekçi kadın hemşirelerimiz (harp mecmuası, kasım / aralık 1916)
kurtuluş savaşı’nda üstün kahramanlıklar gösteren şerife bacı, halide onbaşı, halime çavuş, nezahat onbaşı, çete emir ayşe, fatma seher erden, gördesli makbule, tayyar rahmiye, hafız selman izbeli ve daha yüzlercesi…ruhunuz şad olsun. bu vatanın kurtarılmasında kadınlarımızın payı büyüktür.
“kadın; bilmeyene nefs, bilene nefes’tir" - şems-i tebrizi.
“kadın kendi başına ne gül goncasıdır, ne de diken; koklamasını bilirsen gül, tutmasını bilmezsen diken olur”- refik halit karay.
erkeğin adam olduğu yerde kadına her gün kadınlar günüdür ve her gün kutlanır.
kadınları güvende tutmak ise herkesin sorumluluğundadır.
"kadınlara ancak asalet ve şeref sahibi kimse değer verir. kadınları ancak kötü ve aşağılık kimseler hor görür” - hz. muhammed (sav).
devamını gör...
babanın sevilmeyen huyları
hiç alakası ve bilgisi olmayan konularda sorulmadan fikir beyan edip işe lafla karışmaya çalışmasıdır. çok biliyorsan gel kendin yap be adam.
devamını gör...
fuzzy lee
bu yazarın sağı solu belli olmaz. mevlana dan konuşurken serdar ortaç'a geçebilir.
devamını gör...
oyun teorisi
istatistikte, bir kişinin kazanç ya da başarısına ilişkin seçimlerde, diğer bireylerin davranışlarının ve seçimlerinin rolünün de göz önüne alınması gerektiğini gösteren, ekonomiye, siyasi konulara, sosyal hayata uygulanabilen teori.
bu konu hakkında yapılan irili ufaklı birtakım çalışmalar sonrasında, ilk kez 1944 yılında oskar morgenstern ve john von neumann bir kitap yazdılar. böylece iş biraz daha ciddiye binmiş oldu. ardından yine konuya ilişkin çok sayıda çalışma yapılmışsa da, en başarılı olanı nash dengesi olarak bilinen aracı da geliştiren john nash tarafından yapılandır.
***
meşhur bir örnekle bakalım konuya.
bir suçtan dolayı sorgulanan 2 kişi var. birbirlerinin sorguya çekileceğini biliyorlar ama birbirlerinin ne söyleyeceğini bilmiyorlar. 3 seçenek var karşılarında:
- suçu ikisi de inkar ederse 2'şer yıl hapis
- suçu ikisi birlikte itiraf ederse 3'er yıl hapis
- suçu biri itiraf, diğeri inkar ederse, inkar edene 10 yıl hapis
önemli olan, bu durumdan en kârlı çıkılacak yolun hangisi olduğuna karar vermek. ilk bakışta, en düşük ceza seviyesi olan 2 yıl mantıklı bir seçenek gibi dursa da öyle değil. sorgudaki kişilerden biri, diğerinin de inkar edip 2 yıla razı olacağını düşünerek inkar ederse suçu, 10 yıl içeride yatacaktır. bu durumda itiraf seçeneği mantıklı olan seçenektir aslında.
ancak gerçek hayatta karşılaşacağımız durumlar bundan çok daha karmaşıktır genellikle.
***
sol gözü kör kedi'nin ukdesidir.
bu konu hakkında yapılan irili ufaklı birtakım çalışmalar sonrasında, ilk kez 1944 yılında oskar morgenstern ve john von neumann bir kitap yazdılar. böylece iş biraz daha ciddiye binmiş oldu. ardından yine konuya ilişkin çok sayıda çalışma yapılmışsa da, en başarılı olanı nash dengesi olarak bilinen aracı da geliştiren john nash tarafından yapılandır.
***
meşhur bir örnekle bakalım konuya.
bir suçtan dolayı sorgulanan 2 kişi var. birbirlerinin sorguya çekileceğini biliyorlar ama birbirlerinin ne söyleyeceğini bilmiyorlar. 3 seçenek var karşılarında:
- suçu ikisi de inkar ederse 2'şer yıl hapis
- suçu ikisi birlikte itiraf ederse 3'er yıl hapis
- suçu biri itiraf, diğeri inkar ederse, inkar edene 10 yıl hapis
önemli olan, bu durumdan en kârlı çıkılacak yolun hangisi olduğuna karar vermek. ilk bakışta, en düşük ceza seviyesi olan 2 yıl mantıklı bir seçenek gibi dursa da öyle değil. sorgudaki kişilerden biri, diğerinin de inkar edip 2 yıla razı olacağını düşünerek inkar ederse suçu, 10 yıl içeride yatacaktır. bu durumda itiraf seçeneği mantıklı olan seçenektir aslında.
ancak gerçek hayatta karşılaşacağımız durumlar bundan çok daha karmaşıktır genellikle.
***
sol gözü kör kedi'nin ukdesidir.
devamını gör...
lordoz
omurganın bel kısmının anormal içe doğru eğriliğini ifade eder. bu anormalliğin aslında bir avantajı var.
evrimsel bağlamda baktığımızda, erkeklerin eş seçimdeki en önemli kriterlerinden birisi onlar bunun farkında olmasa da, kadınların bel kıvrımının açısı olabilir. evet. yanlış duymadınız. kadınların bel kıvrımı ne kadar içe doğru olursa erkeklere o kadar çekici geliyorlarmış. bu durum patolojik bir hastalık sonucu olsa bile böyle.
en ideal bel kıvrımı açısının 45 derece olduğunu da söylemek lazım. bel kıvrımı 45 derece olan kadınların hamilelik sırasında çok daha rahat iş yapabildikleri gösterilmiş.
evrimsel bağlamda baktığımızda, erkeklerin eş seçimdeki en önemli kriterlerinden birisi onlar bunun farkında olmasa da, kadınların bel kıvrımının açısı olabilir. evet. yanlış duymadınız. kadınların bel kıvrımı ne kadar içe doğru olursa erkeklere o kadar çekici geliyorlarmış. bu durum patolojik bir hastalık sonucu olsa bile böyle.
en ideal bel kıvrımı açısının 45 derece olduğunu da söylemek lazım. bel kıvrımı 45 derece olan kadınların hamilelik sırasında çok daha rahat iş yapabildikleri gösterilmiş.
devamını gör...
delirmemek için yapılanlar
yalnız kalmak.
devamını gör...
shelob
orta dünyanın kötücül yaratıklarından birisi olan shelob, ungoliant'ın kızıdır. orklar tarafından ''hanımefendi'' sıfatı kendisine layık görülmüş ve kendisinden bu şekilde bahsedilmiştir.
önceleri elf diyarında yaşamış olsa da, bu dönem hakkında çok fazla ayrıntı yoktur. bu dönemin sonunda kalıcı konutu olan torech ungol'a yerleşerek yaşamını orada idame ettirmeye başlamıştır.
yaydığı koku sayesinde avının zihnini bulandıran hanımefendi, burada kendisi için stokları ağzına kadar dolu bir ambar inşa etmiştir.
avlarını sarmış sarmalamış özenle ambarına yerleştirmiştir.
insanlar, elfler ve orklardan oluşan leziz yemek portföyüne hobbitleri de eklemek istemiş ancak bu konuda başarılı olamamıştır.
orta dünyanın cesur evladı samwise gamgee, shelob'u karnından yaralamak suretiyle geri püskürtmüştür.
shelob sam'in elinde yıldız camını da görünce, far görmüş tavşandan hallice, güç bela kendisini mağarasına atmıştır. bu da kendisine kapak olmuştur. bu olaydan sonra hanımefendi kayıplara karışmış bir daha kendisinden haber alınamamıştır. öldü mü kaldı mı, halen milleti sarıp sarmalayıp midesine indiriyor mu? ne yazık ki bunun bilgisini haiz değiliz.
shelob aslında sauron için ileri karakol vazifesi görmüştür. ''torech ungol''da yaşamasına izin verilmesinin sebebi tamamen duygusaldır. sauron mordor'a geldikten sonra, ülkesine gizlice girişlerin önünü shelob sayesinde kesmiştir. bu yüzden de kendisine dokunmamıştır. hatta dokunmayı bırakın, hanımefendiye hediyeler göndermiş ve her daim karnını tok sırtını pek tutmuştur.
netice olarak bu kıllı dev örümceği hiç bir zaman sevemedim. babasını da sevmezdim zaten.
önceleri elf diyarında yaşamış olsa da, bu dönem hakkında çok fazla ayrıntı yoktur. bu dönemin sonunda kalıcı konutu olan torech ungol'a yerleşerek yaşamını orada idame ettirmeye başlamıştır.
yaydığı koku sayesinde avının zihnini bulandıran hanımefendi, burada kendisi için stokları ağzına kadar dolu bir ambar inşa etmiştir.
avlarını sarmış sarmalamış özenle ambarına yerleştirmiştir.
insanlar, elfler ve orklardan oluşan leziz yemek portföyüne hobbitleri de eklemek istemiş ancak bu konuda başarılı olamamıştır.
orta dünyanın cesur evladı samwise gamgee, shelob'u karnından yaralamak suretiyle geri püskürtmüştür.
shelob sam'in elinde yıldız camını da görünce, far görmüş tavşandan hallice, güç bela kendisini mağarasına atmıştır. bu da kendisine kapak olmuştur. bu olaydan sonra hanımefendi kayıplara karışmış bir daha kendisinden haber alınamamıştır. öldü mü kaldı mı, halen milleti sarıp sarmalayıp midesine indiriyor mu? ne yazık ki bunun bilgisini haiz değiliz.
shelob aslında sauron için ileri karakol vazifesi görmüştür. ''torech ungol''da yaşamasına izin verilmesinin sebebi tamamen duygusaldır. sauron mordor'a geldikten sonra, ülkesine gizlice girişlerin önünü shelob sayesinde kesmiştir. bu yüzden de kendisine dokunmamıştır. hatta dokunmayı bırakın, hanımefendiye hediyeler göndermiş ve her daim karnını tok sırtını pek tutmuştur.
netice olarak bu kıllı dev örümceği hiç bir zaman sevemedim. babasını da sevmezdim zaten.
devamını gör...
ilk buluşmada kızı ciğerciye götüren varoş
sakatat candır..
o adama bir ömür verilir..
o adama bir ömür verilir..
devamını gör...
türkler hristiyanlığı kabul etseydi olabilecekler
hristiyan ismail, müslüman yorgo nickini alırdı.
bu vesileyle de onu anmış olayım.
bu vesileyle de onu anmış olayım.
devamını gör...
bir insandan soğumanıza neden olacak şeyler
iki yüzlülük ya. nefret ediyorum nefrett. sana başka ötekine başka davranan insanlar. iğrenç.
bir de yalan söyleyenler. en ufak şey bile olsa, söylemeyin abi. o küçücük yalan tüm her şeyi alıp götürüyor. sinirlendim yine.
bir de yalan söyleyenler. en ufak şey bile olsa, söylemeyin abi. o küçücük yalan tüm her şeyi alıp götürüyor. sinirlendim yine.
devamını gör...
insanı yoran şeyler
kırıldığını anlatmak kıran kişiye
anlatmak
anlatmadan anlayan, yanında olan güzel arkadaşlara selam olsun
anlatmak
anlatmadan anlayan, yanında olan güzel arkadaşlara selam olsun
devamını gör...
sakarya'da engelli kıza tecavüz eden baba iki amca ve sevgili
baba ya baba. bir baba kızına nasıl tecavüz eder mi? bir baba engelli kızına nasıl tecavüz eder mi? korumaya, kollanmaya ihtiyacı varken herkesten önce kendi zarar verir mi? amca baba demektir bizde. böyle amca mı olur? böyle baba olursa soysuz kardeşide böyle olur neden şaşırıyorum ki. hadi hepsi pislik hepsi ahlaksız ya sen annesin ya anne. bir anne canı pahasına korumaz mı evladını? ayağına diken batsa oturup ağlamaz mı? uçan yelden nem kapar diye endişelenmez mi? insanlığınız batsın sizin babalığınız, anneliğiniz batsın. keşke hepsi ölse...
devamını gör...
kurulmuş saat
40 yaş civarı yazarların bilebildiği, her gece kurulan, pilin icat olmadığı zamanların eşyası.
babaannem her gece kurardı duvar saatimizi.
kurmazsak küser, çalışmazdı.
hemen barışmaya çalışırdık.
saatsiz olmaz çünkü.
radyodan saati öğrenince, saati kurar saatle barışırdık.
ne güzeldi eski günler.
babaannem her gece kurardı duvar saatimizi.
kurmazsak küser, çalışmazdı.
hemen barışmaya çalışırdık.
saatsiz olmaz çünkü.
radyodan saati öğrenince, saati kurar saatle barışırdık.
ne güzeldi eski günler.
devamını gör...
tek çocuk olmak
anne ve babanın zamansız ölümü sonucu dımdızlak ortada kalmaktır.
devamını gör...
recep tayyip erdoğan
borsamızın %10’unu ihalesiz olarak katar’a satan, babasının malını satar gibi kaç paraya sattığını da açıklamaya tenezzül etmeyen cumhur başkanı.
neden ihalesiz satıldı, belki başka biri daha yüksek fiyat verecekti. neden kaç paraya satıldığı açıklanmıyor? tank palet fabrikası gibi peşkeş çekilmediği ne malum.
neden ihalesiz satıldı, belki başka biri daha yüksek fiyat verecekti. neden kaç paraya satıldığı açıklanmıyor? tank palet fabrikası gibi peşkeş çekilmediği ne malum.
devamını gör...
zihinde yer etmiş anonslar
"şimdi karşıya geçebilirsiniz"
devamını gör...
dövme ve piercingler yüzünden ebeveynliğe uygun görülmemek
devamını gör...
beni asla bırakma
bir kazuo ishiguro kitabıdır.
kitabı okumaya başlamadan önce kitaba adını veren şarkıyı dinlerseniz her şey daha gerçekçi ve çarpıcı olacaktır.
never let me go
şarkıyı birkaç kez dinleyip kitabın havasına girdikten sonra time dergisi tarafından ingilizce yazılmış en iyi 100 roman arasına giren ve bol bol ödül kazanan bu muhteşem kitabı okumaya başlayabilirsiniz.
bilimkurgu kitaplarında bizi genellikle uçan arabalar, robotlar, uzaylılar, zaman yolculukları ve benzer kavramlar bekler. bilimkurgu yazarlarını kurguladıkları gelecek genelde bu minvalde yoğunlaşır ancak kazuo ishiguro’nun öngördüğü bu dünyada bunların hiçbir yok.
her şey yerli yerinde ilerlemeye devam ediyor ama sağlıklı olmak ve belki de aslında ölümsüzlüğe ulaşmak için yanıp tutuşan insanoğlu uçan arabalardan ziyade klonlama teknolojisine odaklanmış ve bunda da beklenenden büyük bir başarı elde etmiştir.
klonlamanın dinlerin üzerinden etik bir tartışma konusu olduğu zaten malum ama asıl sorun bu kadar uhrevi mi gerçekten? toplumsal ve bireysel başka sorunlarla karşılaşma olasılığımız yok mu? öldürmek ve yaşatmak insanların kontrolündeki bir tercihe dönüşürse dünya nasıl bir hale gelir?
bu soruların cevabını bulmak için gitmemiz gereken yer halisham. halisham özel bir okul ve bu okulda yetişen, yetiştirilen gençlerin özel bir amaçları var ve okulda eğitim aldıkları süre boyunca sağlıklarını azami dikkat gösterme gerekliliği dışında normal gençlerden hiçbir farkları yok. en azından okulları bitene kadar.
romanımız ruth, kathy ve tommy’ye odaklanarak ilerliyor ve ben size garanti veriyorum ki bu üç genci çok seveceksiniz.
kitap 2010 yılında mark romanek tarafından sinemaya aktarıldı. bir kitabın filmini izlemek çoğu zaman olumsuz bir duygu uyandırsa da bence bir şana verilebilir. kathy rolünü oynayan carey mulligan bir röportaj esnasında bu romanın en sevdiğin roman olduğunu ve bir gün filme çekildiğinde kathy rolünü kendinden başkasının oynamasına dayanamayacağını düşündüğünü belirtmiştir.
roman bize umut etmek ve sevginin iyileştirici gücü üzerine düşünme olanakları da sağlaması açısından önemlidir. iç rahatlığıyla söyleyebilirim ki okuduğum en iyi romanlardan biri.
kitabı okumaya başlamadan önce kitaba adını veren şarkıyı dinlerseniz her şey daha gerçekçi ve çarpıcı olacaktır.
never let me go
şarkıyı birkaç kez dinleyip kitabın havasına girdikten sonra time dergisi tarafından ingilizce yazılmış en iyi 100 roman arasına giren ve bol bol ödül kazanan bu muhteşem kitabı okumaya başlayabilirsiniz.
bilimkurgu kitaplarında bizi genellikle uçan arabalar, robotlar, uzaylılar, zaman yolculukları ve benzer kavramlar bekler. bilimkurgu yazarlarını kurguladıkları gelecek genelde bu minvalde yoğunlaşır ancak kazuo ishiguro’nun öngördüğü bu dünyada bunların hiçbir yok.
her şey yerli yerinde ilerlemeye devam ediyor ama sağlıklı olmak ve belki de aslında ölümsüzlüğe ulaşmak için yanıp tutuşan insanoğlu uçan arabalardan ziyade klonlama teknolojisine odaklanmış ve bunda da beklenenden büyük bir başarı elde etmiştir.
klonlamanın dinlerin üzerinden etik bir tartışma konusu olduğu zaten malum ama asıl sorun bu kadar uhrevi mi gerçekten? toplumsal ve bireysel başka sorunlarla karşılaşma olasılığımız yok mu? öldürmek ve yaşatmak insanların kontrolündeki bir tercihe dönüşürse dünya nasıl bir hale gelir?
bu soruların cevabını bulmak için gitmemiz gereken yer halisham. halisham özel bir okul ve bu okulda yetişen, yetiştirilen gençlerin özel bir amaçları var ve okulda eğitim aldıkları süre boyunca sağlıklarını azami dikkat gösterme gerekliliği dışında normal gençlerden hiçbir farkları yok. en azından okulları bitene kadar.
romanımız ruth, kathy ve tommy’ye odaklanarak ilerliyor ve ben size garanti veriyorum ki bu üç genci çok seveceksiniz.
kitap 2010 yılında mark romanek tarafından sinemaya aktarıldı. bir kitabın filmini izlemek çoğu zaman olumsuz bir duygu uyandırsa da bence bir şana verilebilir. kathy rolünü oynayan carey mulligan bir röportaj esnasında bu romanın en sevdiğin roman olduğunu ve bir gün filme çekildiğinde kathy rolünü kendinden başkasının oynamasına dayanamayacağını düşündüğünü belirtmiştir.
roman bize umut etmek ve sevginin iyileştirici gücü üzerine düşünme olanakları da sağlaması açısından önemlidir. iç rahatlığıyla söyleyebilirim ki okuduğum en iyi romanlardan biri.
devamını gör...
browni reklamları
browniyi yiyor mu yoksa onunla sevişiyor mu anlaşılamayan birtakım kadınların bulunduğu reklamlar. itici...
bir de magnum reklamları var ki, sanırsın... neyse, bunu yazmayayım da hayal gücünüze bırakayım.
sizi bilmem ama bende tiksinti uyandırıyor bu tür reklamlar. tıpkı cips ya da kraker reklamlarındaki çatır çutur yeme sesinin yaptığı gibi...
bir de magnum reklamları var ki, sanırsın... neyse, bunu yazmayayım da hayal gücünüze bırakayım.
sizi bilmem ama bende tiksinti uyandırıyor bu tür reklamlar. tıpkı cips ya da kraker reklamlarındaki çatır çutur yeme sesinin yaptığı gibi...
devamını gör...
