kısa şiirler
devamını gör...
yaprak sarma
bir çeşit dolmadır. zira yapraklar da sarılmadan önce doldurulur. bu sebepten iki şekilde de bahsedilebilir. aksi şekilde düşünürseniz midye dolma yerine de midye kapatma demek gerek.
devamını gör...
wifi şifresi isteyen komşuyu savuşturma yolları
ağı gizlemek yeterli olacaktır kimseye sövmenize yalan söylemenize gerek yok.
devamını gör...
legatus
generallik mevzusu esasen galat-ı meşhur haline gelmiş bir klişedir. bunlar genelde askeri işlerden sorumlu olurlardı lakin çoğu eyalette legatusların askeri mevzularla hiç ilgilenmedikleri de bir vakıadır. bu elbette dönemsel farklılıklarla açıklanabilir. özellikle imparatorluk döneminde legatuslar adli mevzularla ilgilenmiş ve bu konular üzerinde mesai harcamışlardır. legatusların seçimini ise esasen senato yapar, bu seçimi yaparken de teamül olarak valinin fikri alınırdı. bu sebeple genelde legatusların seçimi valinin arzusu ve talebine göre yapılırdı demek doğru olabilir. zaten valilerin ekseriyetle, aile efradı ve tanıdık soyluları bu göreve uygun gördüğünü kayıtlardan anlamak mümkün. tabi legatus'larla ilgili en önemli ayrıntılardan bir tanesi, büyük bir çoğunluğunun praetor rütbesini haiz olmasıdır. yani bunların çoğu eski preator'lardır. bu yüzden de adli işlerle ilgilenmeleri daha akla yatkın olan seçenektir. cumhuriyet döneminde daha çok 2-3 senelik görevlendirmelerle işlerini yürütmüşlerdir. bununla beraber farklı eyaletlerde farklı bazı uygulamalar da görüyorsunuz. ya da farklı imparatorlar döneminde hususi farklı tercihler mevcut. ama o konu çetrefilli. bu mevzu ile ilgili daha ayrıntılı bilgi almak isteyenler bengt e. thomasson'un legatus adlı çalışmasını edinebilirler. türk tarih kurumu kütüphanesinden de kitaba ulaşmanız mümkün.
devamını gör...
sözlükte haddini bilmeyen bir kesimin olması
dünden beri bizzat yaşadığım duruma binaen bu başlığı açtım.
kendimce birşeyler yazıp çizmeye çalıştığım bu ve benzer mecralarda kişilerle birebir sürtüşme yaşamaktan özellikle kaçınmama rağmen, hiç kimseyi bireysel olarak konu etmememe rağmen, tam da bu söylediklerimi oldukça rahat biçimde yapan bir kesim var .
gerek entry altına, gerekse özelden mesaj yoluyla , karşısındaki kişinin kim olduğuyla ilgili hiç bir fikri olmadan ,
öğüt vermeye kalkanlar
git şunu öğren diyenler,
ben bilirim sen bilmezsin tarzı kişiye üstten bakan , kendini beğenmiş havasında olanlar ,
ukala ukala kelimelerle cevap yazanlar ,
daha az önce açtığım bir başlığın altına, açık açık ' çöp başlık ' diyebilecek kadar hadsiz olanlar, vs.
bunları çoğaltmak mümkün.
yazdıklarımı beğenmeyebilirsin,
sana, hayat görüşüne ters olabilir,
bir çok yazı benim hayat görüşüme de ters ama, her işin bir usulü var.
bunu bireysel hakarete , hadsizliğe götürmeden de pekala dile getirebilirsin.
kaldı ki, kimsenin bir diğerinden üstünlüğünün olmadığı bu tür yerlerde bunu en iyi biçimde yapmanın yolu da yine akıl kullanılarak üretilmiş cümlelerdir.
düşünür, bana bireysel saldırıya girişmeden pekala cevap verebilirsin.
ha bunu yapamıyorsan da , burada durma zaten , yanlış yerdesin .
ben yanılıyo olabilirim, sen gibi 'ben bilirim ' demiyorum.
ancak bunu belirtmenin etik bir yolu olduğunu, senin de bunu bulman , öğrenmen gerektiğini söylüyorum.
sözlük kurallarının dışında da olsa , şu andan itibaren bireysel hadsizliğe giren her türlü davranışı, yaklaşımı, yazıyı karşılıksız bırakmayacağımı bildirir , gerekirse bunları açık açık deşifre edeceğimi tüm katılımcılara bildiririm .
herkes haddini bilecek nokta
edit; evet , bu durum ülkenin sorunu olabilir,
bu ülke sorunudur deyip susalım, dile getirmeyelim , bu sorunla yaşamaya devam mı edelim ?
ben dile getiricem, sen dile getireceksin , bu kafa yapısındaki sorunluları , bir sekilde olması gerektiği kulvara getireceğiz.
aksi halde bunu kabullenmiş olmuyor muyuz ?
edit 2 ;
yazar arkadaşlar okumadan , meselenin özünü anlamadan gelip direkt yorum yapıyor.
sözlüklerin kaderi sanırım bu .
ben eleştiriden kaçan korkan bir insan değilim.
ancak eleştiri diyorum , hakaret değil.
ışın içine hakaret girince olayın rengi değişiyor.
adam gelmiş bana özel mesajla saldırıyor, yetmiyor direkt bana entry yazıyor. sözlüklerde böyle bir üslub yok diye biliyorum ben .
fikrini söyler çekilirsin kenara. karşılıklı bire-bir sohbete devam etmezsin .
burada tam da bu yapılıyor.
ıs mesaja dönüyor, orada da bir sürü densizlik alıp başını gidiyor .
ıs eleştiriden çok ahlaksızlığa terbiyesizlige doğru evriliyor .
ben şimdi bu başlık altında beni haksız gören yazarların başlıklarına gidip , hepsine tek tek bıkıp usanmadan ' bu başlıklar çöp , bir boka yaramazlar ' yazicam .
öyle ya eleştiri özgürlüğüm var ve onu kullanabilirim.
kimse de bundan rahatsız olmayacak .olan olursa buradaki yazılarını gösteririm kendilerine.
bunu mu yapalım meselenin özünü anlamanız için ?
kendimce birşeyler yazıp çizmeye çalıştığım bu ve benzer mecralarda kişilerle birebir sürtüşme yaşamaktan özellikle kaçınmama rağmen, hiç kimseyi bireysel olarak konu etmememe rağmen, tam da bu söylediklerimi oldukça rahat biçimde yapan bir kesim var .
gerek entry altına, gerekse özelden mesaj yoluyla , karşısındaki kişinin kim olduğuyla ilgili hiç bir fikri olmadan ,
öğüt vermeye kalkanlar
git şunu öğren diyenler,
ben bilirim sen bilmezsin tarzı kişiye üstten bakan , kendini beğenmiş havasında olanlar ,
ukala ukala kelimelerle cevap yazanlar ,
daha az önce açtığım bir başlığın altına, açık açık ' çöp başlık ' diyebilecek kadar hadsiz olanlar, vs.
bunları çoğaltmak mümkün.
yazdıklarımı beğenmeyebilirsin,
sana, hayat görüşüne ters olabilir,
bir çok yazı benim hayat görüşüme de ters ama, her işin bir usulü var.
bunu bireysel hakarete , hadsizliğe götürmeden de pekala dile getirebilirsin.
kaldı ki, kimsenin bir diğerinden üstünlüğünün olmadığı bu tür yerlerde bunu en iyi biçimde yapmanın yolu da yine akıl kullanılarak üretilmiş cümlelerdir.
düşünür, bana bireysel saldırıya girişmeden pekala cevap verebilirsin.
ha bunu yapamıyorsan da , burada durma zaten , yanlış yerdesin .
ben yanılıyo olabilirim, sen gibi 'ben bilirim ' demiyorum.
ancak bunu belirtmenin etik bir yolu olduğunu, senin de bunu bulman , öğrenmen gerektiğini söylüyorum.
sözlük kurallarının dışında da olsa , şu andan itibaren bireysel hadsizliğe giren her türlü davranışı, yaklaşımı, yazıyı karşılıksız bırakmayacağımı bildirir , gerekirse bunları açık açık deşifre edeceğimi tüm katılımcılara bildiririm .
herkes haddini bilecek nokta
edit; evet , bu durum ülkenin sorunu olabilir,
bu ülke sorunudur deyip susalım, dile getirmeyelim , bu sorunla yaşamaya devam mı edelim ?
ben dile getiricem, sen dile getireceksin , bu kafa yapısındaki sorunluları , bir sekilde olması gerektiği kulvara getireceğiz.
aksi halde bunu kabullenmiş olmuyor muyuz ?
edit 2 ;
yazar arkadaşlar okumadan , meselenin özünü anlamadan gelip direkt yorum yapıyor.
sözlüklerin kaderi sanırım bu .
ben eleştiriden kaçan korkan bir insan değilim.
ancak eleştiri diyorum , hakaret değil.
ışın içine hakaret girince olayın rengi değişiyor.
adam gelmiş bana özel mesajla saldırıyor, yetmiyor direkt bana entry yazıyor. sözlüklerde böyle bir üslub yok diye biliyorum ben .
fikrini söyler çekilirsin kenara. karşılıklı bire-bir sohbete devam etmezsin .
burada tam da bu yapılıyor.
ıs mesaja dönüyor, orada da bir sürü densizlik alıp başını gidiyor .
ıs eleştiriden çok ahlaksızlığa terbiyesizlige doğru evriliyor .
ben şimdi bu başlık altında beni haksız gören yazarların başlıklarına gidip , hepsine tek tek bıkıp usanmadan ' bu başlıklar çöp , bir boka yaramazlar ' yazicam .
öyle ya eleştiri özgürlüğüm var ve onu kullanabilirim.
kimse de bundan rahatsız olmayacak .olan olursa buradaki yazılarını gösteririm kendilerine.
bunu mu yapalım meselenin özünü anlamanız için ?
devamını gör...
izmir denince akla gelenler
emre altuğ'dan 2003 senesine damga vuran sıcak albümünün çıkış parçası akla geliyor efenim. bir kuble bkz...
sıcak çok sıcak... sıcak daha da sıcak olacak!
sıcak çok sıcak... sıcak daha da sıcak olacak!
devamını gör...
romeo ve juliet
william shakespeare'ın en ünlü oyunudur.
romeo: asaletim sadece aşkının tapınağına girdiğimde olacak içimde. bir gün yıkılırsa bedenin başka ülkelerin çamurlu evlerinde: bil ki bütün denizleri ayaklarına dökeceğim. juliet: eğer sevgin azalacaksa gittikçe çoğalan aşkımdan, bırak avcılar çıkarsın kalbimi yerinden! sök at ne varsa: çamura bulanmış sevdaları, bu dağların ceylanlarını, kana susamış kontları ve senden arta kalan şu cılız bedenimi! yok et benim olmadığım bütün şatoları. görebileceğin bir şey kalmasın benden kalan. romeo: senin dudaklarınla, dudaklarım günahtan arındı. juliet: öyleyse şimdi günah dudaklarımda kaldı.
romeo: asaletim sadece aşkının tapınağına girdiğimde olacak içimde. bir gün yıkılırsa bedenin başka ülkelerin çamurlu evlerinde: bil ki bütün denizleri ayaklarına dökeceğim. juliet: eğer sevgin azalacaksa gittikçe çoğalan aşkımdan, bırak avcılar çıkarsın kalbimi yerinden! sök at ne varsa: çamura bulanmış sevdaları, bu dağların ceylanlarını, kana susamış kontları ve senden arta kalan şu cılız bedenimi! yok et benim olmadığım bütün şatoları. görebileceğin bir şey kalmasın benden kalan. romeo: senin dudaklarınla, dudaklarım günahtan arındı. juliet: öyleyse şimdi günah dudaklarımda kaldı.
devamını gör...
mafia üzerine notlar
murat çulcu tarafından yazılmış. 1998 kasım ayında ilk baskısını yapmış. mafiayı sosyolojik manadan irdeleyen ilk türkçe kitaptır. köşe yazılarından oluşur. diğer kitaplar gibi işin magazinsel tarafını değil sosyokültürel altyapısını ele alır. kitabın giriş kısmında neden mafya değilde mafia denmesi gerektiğini güzel bir şekilde açıklar. çünkü mafia özel bir kavramdır. ve kısaltma olduğu düşünülmektedir. morta alla francia italia anela(fransızlara ölüm italya kükrüyor) veya mazzini autorizza furti incendi avvenamenati(mazzini suç işlemeye yetki veriyor) olduğu düşünülüyor. başka bir görüş de mahfelyadan geldiğini düşünse de bugün kü mafia sözcüğünün bir akrostişten oluştuğu daha yaygın bir kanı olduğundan mafia diye yazılır mafya diye değil. buradan sonra mafios düzenin ne olduğunu ve nasıl oluştuğunu açıklıyor. yerel gücün merkezi otoriteye direnişi olarak tanımlıyor mafios güçleri. gücünü de halkımızın çifte hukuk anlayışından aldığını vurguluyor. çünkü çifte hukuk anlayışında yazılı olmayan hukuk yani yerel bizim bugün sürekli şikayet ettiğimiz ataerkil yapıya dayanan herkesin kendi adaletini kendisi veyahut bir mafioso aracılığıyla aramasını gerektiren hukuk anlayaşı ön plandadır halkımız için. mafiosolar bu yüzden güçlüdür toplumumuzda. ha bu arada mafioso ne derseniz. mafioso bu sistemin merkezindeki insandır. şiddeti kullanarak yaptırım uygulayan yerel otoriteyi tesis eden bireydir. bazıları uzun bir suç kariyeri dolayısıyla tabiri caizse kendi ordularına sahip olduğundan doğrudan yaptırıma başvurmaz emir verir. ama kariyerin başlangıçlarında itibarlarını tesis etmek için kaba kuvvet şarttır. mafiosonun sadece suç işlemesi de yetmez bu suçlardan yırtacaktır. merkezi hukuktan kaçmanın yolunu bulması gerekir. bunları yaparsa hızlı bir itibar yükselişi sağlar. ekonomik yönden de güçlenmeye başlar ve partito denilen siyasal bağlantıları elde eder. merkezi otoritenin hakimiyetindeki bürokrasiye de sızar. mafiosonun tanımı böyle yapıyor murat çulcu. her ne kadar mafioso kadar olmasa da türkiyede her birey mafios davranış sergiler. mesela bir liseden mezun olan insanların işe alırken kendi lisesinin mezununa öncelik tanıması da maffios davranıştır. çeteleşmeye örnektir. memleketçilik de öyledir. veyahut tanık olunan bir yaralanma olayı sırasında aman abi şahit yazmasınlar diye kaçmak da bir nevi omertaya uymaktır. çocukken bizi bak polis gelir jandarma gelir diye korkutmaları dahi merkezi güçten korkulmasını yerel otoritelere bağlılığı gösteren bir hareket değil midir? ama en sıkıntılı mafios davranış galiba omertaya uymaktır. bu hukuk devletini kitliyor yazara göre. çünkü tanık kanıt mekanizmaları olmazsa çağdaş hukuk işlemez. kitabın ortalarına doğru uyuşturucu ve mafios faaliyetlerin finanse edilmesini işler. burada murat çulcunun çizdiği portreye göre abd çin gibi devletler cosa nostrayla iş birliği içerisinde türkiyenin de bulunduğu güzergah üzerinden karlı bir narkotik ağ kurmuştur. malum örgütün de bu işin içinde olduğunu söyler yazar. ki haklıdır da bence.
bundan sonraki terörü ele aldığı bölümde terörün nasıl abdnin elinde bir silahken mermisinin ters döndüğünü söyler. kitabın basımından birkaç yıl sonra 11 eylül olması pek manalıdır. bu bölümden sonra genel mafios toplum tespitlerini hadiselerle açıklayarak kapanışı yapar. dili akıcıdır anlatımı sadedir. ama pek baskısı bulunmaz kitaplarının. zaten böyle akademik denebilecek açıdan ele aldığından pek satmamıştır. çünkü halkımıza magazin lazımdır.
özetle eğer 90ları veyahut şimdiki iç hesaplaşmaları anlamak isterseniz okuyun okutun. hatta osmanlıdan beri süregelen şu örfi hukuk çağdaş hukuk çatışmasını da çok güzel açıklıyor.
bundan sonraki terörü ele aldığı bölümde terörün nasıl abdnin elinde bir silahken mermisinin ters döndüğünü söyler. kitabın basımından birkaç yıl sonra 11 eylül olması pek manalıdır. bu bölümden sonra genel mafios toplum tespitlerini hadiselerle açıklayarak kapanışı yapar. dili akıcıdır anlatımı sadedir. ama pek baskısı bulunmaz kitaplarının. zaten böyle akademik denebilecek açıdan ele aldığından pek satmamıştır. çünkü halkımıza magazin lazımdır.
özetle eğer 90ları veyahut şimdiki iç hesaplaşmaları anlamak isterseniz okuyun okutun. hatta osmanlıdan beri süregelen şu örfi hukuk çağdaş hukuk çatışmasını da çok güzel açıklıyor.
devamını gör...
belçika'da cinsel ilişki rıza yaşının 14 olması
dikkat edilirse 14 yaşındaki birey kendinden en fazla 5 yaş büyük biriyle birlikte olabiliyor. bu şekilde istismarın önüne geçilmiş oluyor.
ne olursa olsun 14 yaş küçük diyenler şuna dikkat etmeli. haberde yasa değişikliği önerisini veren cinsel sağlık merkezi yetkilisi mevcut 16 yaş sınırı için 'gerçekçi değil' ifadesini kullanıyor. yani orada hali hazırda birçok genç 14-15 yaşında cinselliği yaşamaya başlıyor. toplumda mevcut bir realiteye göre düzenleme yapılmış oluyor böylece.
mantıken düşündüğünüz zaman cinsel olgunluğa erişmiş bir bireyin kendi yaşıtlarıyla cinsellik yaşaması bir probleme neden olmayacaktır. adamlarda cinselliğin bir tabu olmadığını unutmayalım. çocuklara cinselliğin eğitimini, korunma yöntemlerini ve önemini anlatıyorlar. böylece istenmeyen durumların da önüne geçilmiş oluyor.
biraz radikal bir adım gibi görünüyor fakat kanuni düzenleme olmasa da zaten batılı ülkelerde ilk defa karşılıklı cinsel birlikteliği yaşama yaşı aşağı yukarı 14-15 civarına denk geliyor. gençler birbirini tanıyor, birbirlerinden utanıp çekinmeden büyüyorlar. hal böyleyken bizim gibi ülkelerle kıyaslandığında kimin kadın-erkek ilişkileri daha sağlıklı diye sormamız gerekiyor. cevap açık sanırım.
ne olursa olsun 14 yaş küçük diyenler şuna dikkat etmeli. haberde yasa değişikliği önerisini veren cinsel sağlık merkezi yetkilisi mevcut 16 yaş sınırı için 'gerçekçi değil' ifadesini kullanıyor. yani orada hali hazırda birçok genç 14-15 yaşında cinselliği yaşamaya başlıyor. toplumda mevcut bir realiteye göre düzenleme yapılmış oluyor böylece.
mantıken düşündüğünüz zaman cinsel olgunluğa erişmiş bir bireyin kendi yaşıtlarıyla cinsellik yaşaması bir probleme neden olmayacaktır. adamlarda cinselliğin bir tabu olmadığını unutmayalım. çocuklara cinselliğin eğitimini, korunma yöntemlerini ve önemini anlatıyorlar. böylece istenmeyen durumların da önüne geçilmiş oluyor.
biraz radikal bir adım gibi görünüyor fakat kanuni düzenleme olmasa da zaten batılı ülkelerde ilk defa karşılıklı cinsel birlikteliği yaşama yaşı aşağı yukarı 14-15 civarına denk geliyor. gençler birbirini tanıyor, birbirlerinden utanıp çekinmeden büyüyorlar. hal böyleyken bizim gibi ülkelerle kıyaslandığında kimin kadın-erkek ilişkileri daha sağlıklı diye sormamız gerekiyor. cevap açık sanırım.
devamını gör...
toplu taşıma araçlarında gıcık olunan tipler
ilk sırada deodorant kullanmayanlar geir.para uzatıp şunu verir misin diyenler onları takip eder..
devamını gör...
sofmusic
kafa sözlük'ün müzik otoritesi. âdeta terence fletcher'ın tatlı dilli, güler yüzlü** bir kişilikte vücut bulmuş hâli.
hayran kalınacak bir müzik zevkine sahip olmakla kalmaz, hikâyelerini de bilir şarkıların. uçsuz bucaksız melodileri tahayyülünde yoğurur, içine engin bilgisinden bir tutam katar ve bizlere de sunar.
yalnızca müzik için göstermez ama sanatkârlığını. mesela the veiled virgin anlatısı [#584266] enfestir. ya da pek duyulmamış bir şiiri hatırlatır [#632945] bazen. şimdiye kadar hiç dikkat kesilmediğimiz bir uğraşı bile ilgi çekici kılabilir [#500112] bize.
tıp [#501747], psikoloji [#448937], jeoloji [#455069]... bu çok yönlülük... bu kadar da olmaz artık! yok artık!
inanır mısınız, tarihe de meyletti [#643775], hâlâ işsiz kalacağım diye korkuyorum.**
***
ya bu giriyi yazmaya başladığımda "metin ışık - ağla gözüm (arabesk trap remix)" dinliyordum.* tam mapus damlarına düşmediğim ve görüşe de kimseyi beklemediğim gerçeğini idrak edecektim ki*, "not quite my tempo!" diye bir fısıltı duydum gaipten. kendi kendine bir şarkı [#665306] açıldı.
çok korkuyorum...
***
neyse, ne diyorduk, beğenileriyle mutl... lan?!*
hayran kalınacak bir müzik zevkine sahip olmakla kalmaz, hikâyelerini de bilir şarkıların. uçsuz bucaksız melodileri tahayyülünde yoğurur, içine engin bilgisinden bir tutam katar ve bizlere de sunar.
yalnızca müzik için göstermez ama sanatkârlığını. mesela the veiled virgin anlatısı [#584266] enfestir. ya da pek duyulmamış bir şiiri hatırlatır [#632945] bazen. şimdiye kadar hiç dikkat kesilmediğimiz bir uğraşı bile ilgi çekici kılabilir [#500112] bize.
tıp [#501747], psikoloji [#448937], jeoloji [#455069]... bu çok yönlülük... bu kadar da olmaz artık! yok artık!
inanır mısınız, tarihe de meyletti [#643775], hâlâ işsiz kalacağım diye korkuyorum.**
***
ya bu giriyi yazmaya başladığımda "metin ışık - ağla gözüm (arabesk trap remix)" dinliyordum.* tam mapus damlarına düşmediğim ve görüşe de kimseyi beklemediğim gerçeğini idrak edecektim ki*, "not quite my tempo!" diye bir fısıltı duydum gaipten. kendi kendine bir şarkı [#665306] açıldı.
çok korkuyorum...
***
neyse, ne diyorduk, beğenileriyle mutl... lan?!*
devamını gör...
karma puanı yükseltme
yahu bi özellik alicam 30 karma puanı lazım. dün 15'ti. bu nyie sürekli yükseliyor ey ahali?
devamını gör...
insanı yoran şeyler
-denir ki,
insan hep ruhunu, bedenini, sağlığını ve aklını yoran şeylerin peşinden koşuyor...
böyle işte. yormayan ne var ki?
insan hep ruhunu, bedenini, sağlığını ve aklını yoran şeylerin peşinden koşuyor...
böyle işte. yormayan ne var ki?
devamını gör...
sözlük bozdu sözlüğü bozdular ekşidi geyikleri
cidden artık bayan muhabbetler. yıl 2021. bunlar 10 yıl önce kafa sözlük te olsa ok eyvallah ama herkesin elinde telefon var. şuraya 10 tanım giren 13 yaşındaki bir çocuk dahi yazar sıfatı alabilir. hal böyleyken durmadan şikayet etmek acayip bayıyor. karanlıktan şikayet edeceğine kalk mum yak yahu.
rahatsız mısın entelektüel dünyana nanik yapanlardan? engelle. misal beni rahatsız edenleri engelliyorum. öff vallahi kasıntılı halleriniz baydı.
(bkz: başlıklarımı engelle)
rahatsız mısın entelektüel dünyana nanik yapanlardan? engelle. misal beni rahatsız edenleri engelliyorum. öff vallahi kasıntılı halleriniz baydı.
(bkz: başlıklarımı engelle)
devamını gör...
özlem duygusuyla baş edemeyince hırçınlaşmak
şahsiyet dizisinde dendiği gibi hınçla sevilmez hınçla özlenmez.
o yüzden kötü bir durumdur.
o yüzden kötü bir durumdur.
devamını gör...
ilginç genel kültür bilgileri
dünyanın en yalnız hayvanı 52 hertz isimli bir balinadır. hiçbir ortamda bu bilgiyi satmadım fakat sunumunu yapmıştım ve dinleyen insanlar bu hayvanla ilgili yeni şeyler öğrenmekten keyif aldıklarını söylemişlerdi.
devamını gör...
meriç deyince akla gelen ilk şey
(bkz: meriç aral)
devamını gör...
boşa gittiğine en çok üzülünen şeyler
su, sanki hiç bitmeyecekmiş gibi israf ettiğimizi düşünüyorum.
devamını gör...
likit radyo yayını
likitim hazır, bekliyorum heyecanla.*
devamını gör...
