platon bunun mümkün olduğunu düşünüyordu. onun ilgisini tikeller değil tümeller çekiyordu. bilimin konusu da yalnızca tümeller olabilirdi. evrensel bir ahlak yasasını tesis etmek istiyordu. duyulardan nefret ettiği için duyumcu bir ahlak anlayışına karşı çıkıyordu. akılcı bir bakış açısıyla meseleye yaklaşıyordu. ama genel ahlak anlayışı ulusal önyargılardan kurtulabilmiş değildi. yunan toplumunda erdemli sayılan davranışlar genel olarak onun ahlak/etik anlayışını oluşturur. cesur olmak, ölçülü olmak, adil olmak, dürüst olmak, cömert olmak vesaire... bunlar erdemli ve ahlaklı eylemlerdir. platon'un iki dünyalı metafiziğini düşündüğümüzde bunların tümel veya evrensel idealar olduğunu görürüz. mesela iyi kavramını düşünelim. iyi olmayan bir evrensel ahlak olabilir mi? herhangi bir ahlak olabilir mi? dünyada tek tek iyi davranışlar vardır ve bunlar idealar dünyasındaki kendinde iyi sayesinde vardırlar. ondan pay alırlar. ona iştirak ederler. bu tümel ideaları çok yönlü kullanmıştır platon. evrensel bir bilim ve ahlak anlayışı için de onlara başvurmuştur.
ahlak denince akla gelen birkaç filozoftan biridir kant. modern felsefede bu konuyla en çok ilgilenen filozofların başında gelmektedir. kant ahlakın kökeninde duyuları gören hume ve rousseau'dan tamamen ayrılır. o ahlakın kökeninde insan aklını görür. ahlak veya ahlaklılık duygusu insana dışarıdan verili değildir. onu arar ve hiçbir yerde bulamaz kant. ahlak duygusu insanın dışındaki bir şeyden kaynaklanmaz. o insanın kendisinden kaynaklanır. insan aklından kaynaklanır. bu ahlak yasası çok basit şekilde özetlenebilir: " yapmamalısın!" yapmamalısın çünkü yapmayabilirsin. akıl sahibi özerk bir varlık olarak filanca eylemi yapmamalısın veya yapmalısın. ahlak yasası buyurucudur. insan bunu ödevi olarak bilmelidir. ahlak yasası evrenseldir. ahlak yasasını akıldan yani insanın kendi doğasından türettiğiniz zaman ona evrensel demek daha kolay oluyor. kant evrenselci ve soyut ahlak anlayışıyla kendisinden önceki herkesten ayrılır. ahlakî olarak en üstün iyi yani mutluluk anlayışından, hazcılıktan ve faydacılıktan ayrılır. kant eylemleri ve davranışları sonuçlarıyla tartmaz. onun için önemli olan ahlak yasasına uygun olup olmamasıdır. hatta bir eylemin erdemli ve ahlakî olabilmesi için ahlak yasasına uygun olması da yeterli değildir. ahlak yasasından doğması gerekir... mesela müşteri kazanmak amacıyla pazarlık yaptığı kişiye adil bir fiyat veren esnaf ahlak yasasına uygun davranmıştır. ama bu eylemi ahlak yasasından doğmamıştır. çıkar elde etme umudu vardır adil davranışının ardında. dolayısıyla bu ahlakî değildir. kant şöyle der: " her baktığımda beni tekrar tekrar büyüleyen iki şey vardır: üstümdeki yıldızlı gökyüzü ve içimdeki ahlak yasası." felsefede yaptığını söylediği kopernik devrimi'nin en önemli kısımlarından biridir bu radikal ahlak anlayışı değişikliği. zirâ ahlak anlayışını tanrı'ya veya göksel kutsallığa da bağlamaz. kimileri tanrısız ahlak der onun bu yaklaşımına. özgürlük anlayışı da ahlakla iç içedir. ahlak yasası veya ahlaklılık özgürlüğü gerektirir. özgürlük onun ön koşulu gibidir. dolayısıyla o insanı akıl sahibi, özgür veya özerk ve ahlaklılık bilincine sahip bir varlık olarak ele alır. bu potansiyeli vardır en azından. irade burada çok önemlidir.
söz konusu olan bu dünyaya dair bir meseleyse-ahlak böyle bir şeydir- platon'u pek çok başka konuda olduğu gibi dışarıda tutarım. fazla dinsel ve göksel bir bakış açısı vardır. başka birtakım dünyalar olduğunu iddia eder. dahası bu dünyayı tıpkı bir hristiyan veya müslüman gibi hor görür. iki din üzerinde de çok büyük etkisi vardır zaten.
kant pek çok bakımdan müthiş bir filozoftur. ahlak söz konusu olduğunda da çok etkileyici tarafları vardır. ama yine de oldukça soyut bir ahlak yasasından bahseder. içimde bir yasanın varlığını ben bulamıyorum. aklım tabii ki eylemlerimde önemli bir yer tutuyor ama bunun evrensel bir yasadan ötürü olduğunu düşünmüyorum. ayrıca tarihsel ve toplumsal bağlam neredeyse tamamen göz ardı edilmiştir. bu önce hegel'in daha sonra marx'ın ona yönelik eleştirileridir. insanı toplumsallığından koparıp soyut bir bağlama yerleştirmiştir. "amaçlar ülkesi"ne yerleştirmiştir.
başlık sahibinin yorumuna katılıyorum. evrensel bir ahlak yasasına veya ahlak anlayışına katılmıyorum. insanı tarihsel ve toplumsal bağlamda değerlendirmek gerektiğini düşünüyorum. toplumdan topluma, dönemden döneme, ülkeden ülkeye değişebilen bir şeydir ahlak. benim kutsal saydığım bir değer için başka bir coğrafyada insan öldürebilirler. ayrıca ülkelerin üretim biçimleri ve üretim ilişkilerini göz ardı etmemek gerekir. ekonomik altyapı ahlakı doğrudan etkileyebilir. hızla değişen dünyada aynı ülkedeki veya toplumdaki ahlak anlayışları dahi dönüşebiliyor. 50 sene önceki türkiye ile bugünkü aynı mı? son bir mesele olarak, ahlak islam toplumlarında ve türkiye'de sanıldığı gibi bir kadının vajinasıyla ilgili bir şey değildir. aslında ahlak dine bırakılamayacak kadar değerli ve önemli bir konudur. eğer hakiki bir islam ahlakı olduğunu kabul etsem bile-çok ciddi tereddütlerim var bu konuda- nietzsche nasıl hristiyan ahlakı karşıtıysa ben de öyle islam "ahlakı" karşıtıyım.
devamını gör...

tabi ki mutlu oluyorum. ama peş peşe gelince '' acaba okumuyor mu ? '' şüphesi geliyor. ama ne olursa olsun karşılığını, okuyup oylamayla veriyorum.
devamını gör...

kadınların demeyelim, genç erkekler de yapıyor zira.
bizim asansör tam poz vermelik, değerlendirmeyelim mi?
devamını gör...

zaman gerçekten çok hızlı imiş, doktorluk yapıyorum şu an. şaka gibi tıp fakültesi bitmiş!
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

her kuşağa gençliğinde tü kaka dendi. ciddiye almayın. hayatın tadını çıkarmaya bakın*.
devamını gör...

5 ilişkide ne var anlamadım. gayet normal olandır. benim hayat tarzımdan uzak ancak bana ne ki diye düşünürdüm herhalde.
devamını gör...

annem öğretmendi ve küçükken bazen beni yanında okula götürürdü. işte o zamanlar öğretmenlerin ve öğrencilerinin ilgi odağı olurdum. çikolatalar , minik hediyeler, benle şakalaşmalar . ben de pek yüz vermez, annemin yanına gider hıh mıh yapardım. * bu çok küçükken .

ortaokul ve lise yıllarında ise çok aktif ve sosyal biri olduğumdan:

basketbol maçlarına çıktığım da
tiyatro gösterileri yaptığım da
dans gösterileri yaptığım da ve
uzun mesafe koşuculuğu yaptığım da

kendimi havalı hissederdim.
devamını gör...

baskıya maruz kaldığımda sadece 8 yaşındaydım. amcam karar vermiş artık kapanmam gerektiğine. eğer inat etmeseydim dayağa boyun eğseydim şuan ben de onlardan biri olacaktım.
devamını gör...

prens veya prenses değil insan yetiştir. ayrıca çok korumacı davranarak çocuğa iyilik yapmıyorsun, bırak sorunlarla kendisi başa çıkmayı öğrensin.
devamını gör...

hafta sonu keyiflerimizin perşembeden başlayacağını müjdeleyen, daha "günaydın" görselleriyle bile bütün stresimizi, gün başlar başlamaz üzerimizden alıp uzaklaştıran, daim olmasını dilediğim heyecanı klavyesinden okunan yeni yayıncımızın güzel haberi. yıldızlar arası yolculuğu hayırlı olsundur, tuşlarına asteroid değmesindir.
devamını gör...

şahtır. mat olmak dışında bir vasfı yoktur. piyon liyakate inanır. at fil ve kale savaşa savaşa gelmiştir oraya vezir ise doğuştan şanslıdır. ama şah aman bana yaklaşmayın. ay bunaldım. dokunmayın çok fenayım modunda hep
devamını gör...

ben de isterim.
devamını gör...

dönem sonuna kalmaz aşı bile bulur bunlar.


gaziantep'te sanko okulları öğrencileri, covid-19’dan şüphelenilen durumlarda hastanelere gidilerek pcr veya antikor testi yaptırılmadan önce uygulanabilecek güvenilir, maliyeti daha düşük, yapay sinir ağı kullanılan ve kesin sonuçlar alınabilecek test cihazı geliştirdi. testte kişiden tükürük testi alınıp, nişasta ile birleştirildikten sonra cihaza konulması ve sonuç alınması, yaklaşık 5 dakika sürdüğü belirtildi.

özel sanko okulları'nda eğitim gören lise öğrencileri ece güner, çiçek dilara kaya ve elif nida tahaoğlu, 'covid-19' projeleri ile tübitak 52'nci lise öğrencileri araştırma projeleri yarışması'nda bölge birincisi oldu. finalde türkiye birinciliği hedefiyle yarışacak öğrencilerin çalışması için patent başvurusu yapılacak.



sanko okulları genel müdürü fırat mümtaz asyalı, "covid-19 tüm dünyayı etkileyen bir süreç. öğrencilerimiz de geçen yıl kasım ayından itibaren covid-19 ile ilgili nasıl proje yapabiliriz, diye fikirler yürüttüler. projenin iki boyutu var. birinci boyut, teşhis boyutu; ikinci boyut ise kanıtlandırma boyutudur. yapay zeka ve bilgisayar kodlamasıyla sonuçlar doğrulanıyor. tüm dünyada teşhisler sürüntü testleriyle yapılıyor. projemizi ocak ayında tübitak'a ilettik. ilk elemelerden geçtikten sonra bölge finallerine davet edildik. bölgede biyoloji dalında sağlık ve medikal cihazlar alt dalında bölge birinciliği elde ettik. yapılan araştırmalarda şu ana kadar tükürük üzerinden bu enzimlerle covid-19'u teşhis etmeye yönelik akademik bir çalışma olmamış. kişiden tükürük testi alınıp nişasta ile birleştirildikten sonra cihaza konulması ve sonuç alınması yaklaşık 5 dakika sürüyor. ev ortamında herkes bunu kolaylıkla uygulayabilecek. sonucun pozitif çıkması durumunda daha resmi bir teşhis için hastaneye gidilip sürüntü testi verilebilir. yapay zeka üzerinden çalıştığımız için yüzde 95 seviyelerinde doğru sonuçlar alacağımızı düşünüyoruz" diye konuştu.



'insanlar bu testi evlerinde de yapabilecek'

test cihazını geliştiren ekipten 11'inci sınıf öğrencisi çiçek dilara kaya, "covid-19 salgınından yola çıkarak bu projeyi geliştirdik. bir test cihazı geliştirmek istedik. şu anda pcr ve antikor testleri var fakat bunlar uzun sürede sonuç veren ve maliyeti yüksek ve acılı testler. daha kolay uygulanacak bir test düşündük. tükürüğün kullanılması ile yapılan bir test bu. aynı zamanda tat ve koku kaybını da buna ekleyerek, yapay zekaya veriler girerek çok güvenilir sonuçlar almak istedik. güvenilirlik oranımız yüzde 95. hedefimiz ileride çok daha fazla kişiyle çalışarak yapay zekamıza da on binlerce veri girerek testin güvenilirliğini daha da artırmak. şu an testimizi derecelendirerek yapıyoruz. insanlar bu testi evlerinde de alıp yapabilirler" diye konuştu.





'tükürüklere nişasta ekliyoruz'

deneklerden aldıkları tükürüklerin içine nişasta ekleyerek, testleri uygulamaya koyduklarını anlatan 11'inci sınıf öğrencisi elif tahaoğlu ise "deneklerimizden tükürükleri alıyoruz. laboratuvar ortamında içine nişasta ekliyoruz sonra deneklerimizden bir de tat ve koku testlerimizden tatmalarını istiyoruz. bu değerleri de yapay zekaya giriyoruz. yapay zeka test için süreyi çok daha hızlandırıyor ve istatistiksel olarak da çok daha güvenilir. projemiz için patent başvurumuzu da yapacağız. tübitak bölge finallerinde birinci olduk, şimdi de türkiye finallerine gideceğiz. hedefimiz, bu projemizi tüm dünyaya ulaştırmak. testimiz deneklerden tükürük alma süreciyle birlikte ortalama 5 dakikada sonuç veriyor" dedi.


buradan
devamını gör...

tanımlarının bir kısmını okuduğum ve çok beğendiğim yazar arkadaşımızdır kendileri.

nickaltını açmak da bana nasip olmuştur.
devamını gör...

parçalanmış bir çocukluk demektir. sürekli bir arkadaşın olamamasıdır. tam bir yere gidersiniz yeni okula alışırsınız ki anne-babanızın tayini çıkmış oradan başka bir yere oraya alışırsınız derken başka bir yer.. sürekli bir döngü hali.
devamını gör...

chuck palahniuk'un yazdığı yeraltı edebiyatı'nın en iyi örneklerinden olan muhteşem kitap. tabi ki filmi çekildikten sonra çok daha geniş kitlelere ulaştı ve kült hale geldi ama kitabın yeri bende her zaman çok daha önemli. açıkçası insanın kendine yabancılaşması, topluma yabancılaşması, makineleştirilmesi gibi konuları çok iyi işlemiş bir kitap. kesinlikle temelinde albert camus'nun yabancılaşma üzerine yazıları ve felsefesi mevcut. ve de aynı zamanda jean-paul sartre'ın bulantı kitabını okuduğumuzda da baş karakter jack'inbir bulantı içinde olduğunu anlayabiliyoruz. aslında diğer karakterler de öyle. örneğin marla. kesinlikle hem kendine hem topluma yabancılaşmış, yaşama amacı olmayan, hayatı anlamsız bulan bir karakter. jack ise marla'ya göre farklı görünse de hissiyat açısından aynı yerdeler. jack işi gücü olan, beyaz yakalı, orta sınıf, ikea'dan koltuklarla evini döşemiş, sürekli uçakla yurt dışı seyahatleri yapan bir tip. ancak o da en az marla kadar kendine ve topluma yabancılaşmış. hayatı anlamsız. modern toplumda hiç bir yaşama amacı olmayan bir tip. konformizmin dibine kadar batmış. asla otantik yaşayamayan bir karakter. her şeyi var gibi görünüyor ama mutsuz. işte o zaman ortaya bir başkası çıkıyor. jack'in zıddı bir tip. tyler durden. bu jack'in içinde sakladığı, hep olmak istediği ama olamadığı gölgesidir. jack'in tam tersi, hayatta yapmak istediği her şeyi yapan, otantik yaşayan, mahalle baskısı, toplum baskısı nedir hiç umursamayan biri. dark pessenger. bunu jung'ta görüyoruz.

carl jung’un analitik psikolojisine göre, gölge arketipi kişiliğinizin “karanlık tarafını” temsil eder. kendinizin en ilkel kısmını sakladığınız ruhsal bir alem dünyasıdır. bencillik, bastırılmış içgüdüler ve bilinçli zihninizin reddettiği “yetkisiz” benlik. bu, varlığınızın en derin girintilerine gömülmüş olan bölümdür
.
aslında olan biten jack ve tyler aynı kişiler. bir tür çoklu kişilik. yani disosiyasyon.
ve işte tyler jack'i hep olmak istediği ama kismeye bahsetmemesi gereken dövüş kulübüne götürür. filim merkezinde bu kulüp var gibi görünse de kitabın da filmin de felsefesi bahsettiğim konulardır. muhteşemdir.
devamını gör...

son gelişmelere dair bizim de bir kaç kelam etmemiz elzem oldu. sözlüğün içinde bulunduğu çalkantılı durum bir türlü sona ermiyor. kızıl öfke benjamin'in park ve bahçeler müdürlüğünde işe başlamasıyla birlikte olaylar iyice içinden çıkılmaz bir hal almaya başladı. adam sözlük yüzünden, yakın bir zaman diliminde, izbe bir parkın kıyıda köşede kalmış bir bankında köpek öldüren içmeye başlayacak haberiniz olsun. aldığımız bilgilere göre benjamin babasından kalan tüm parayı sözlüğe gömmüş ve en nihayetinde musluğun vanaları kısılmış. durum akmasa da damlıyor kritik eşiğini bile geçmiş. biz zamanında kendisine söylemiştik, hazıra dağ dayanmaz benjamin demiştik ama kendisine dinletememiştik. o hafiye örgütlerine, maaşlı trollere, canım cicim terör örgütlerine kamyonlarla giden karma puanlar yoldaşın resmen ipini çekti. o kadar masrafa can mı dayanır? an itibarıyla altına çekecek doğru düzgün bir sandalye bile bulamamış bir kurucu liderden bahsediyoruz. gitmiş ikinci el aldığı sandalyelerle poz vermek zorunda kalmış. işin daha acı tarafı sözlüğün tüm iplerini elinde tuttuğunu düşündüğümüz nükleer güdümlü füze benjamin'in birasını bile eyluling'in ısmarlamış olması. yani koskoca tek adamın son kertede geldiği nokta ne yazık ki bu oldu. aylar süren istibdat rejiminin sonunda yazarlara müjde vereceğim diyerek havaların neden sıcak olduğu konusunda başlık açması da her şeyin üzerine tuz biber oldu.

bu bir dramdır sayın okuyucular. muhabirimizin klasik koşullanma metodu ile pavlov'un göbeğinden aldığı bilgiler cidden çok sağlam. o göbekte daha ne gurultular var bir bilseniz. duysanız şokları yaşarsınız. ama muhabirimizin baskılarına dayanamayan pavlov'un göbeği 4-5 şişe sodayı hızlıca yuvarlayıp, ser veririm daha da sır vermem diyerek olay yerinden uzaklaşmış. muhabirimizin söylediğine göre sorulan soruların can alıcılığı karşısında rengi sararmış. sapsarı olmuş adam. ayrıca yine söylentilere göre yoldaş aylık internet ücretini ödeyemediği için sitede iki moderatörü nöbetçi moderatör sıfatı ile görevlendirmiş. bu moderatörlerden senpolitbaskıcıbizmutsuz'un radyo programını bırakmasının sebebi de tam olarak buymuş. yoldaş siteye ancak internet kafeden girebildiği için modları daha uyanık olması için uyarmış. haklı da olsam haksız da olsam mutlu olamıyorum bu angarya görev sonrası hiç mutlu olmadığını dile getirmiş. aramızda para toplayalım yoldaşın internetini açtıralım demiş. ama bizim kızıl öfke onurlu adam olduğu için bu teklifi kabul etmemiş ve cağnım iki modu yerel salatalığımızın önüne atmış. yerel salatalığımız da bu fırsatı kaçırmayacak 7/24 kendilerine çengelköy işkencesi uygulamaya başlamış.

inanın bu dramatik gelişmeler sonrasında sözlükte işler ne noktaya gidecek biz de kestiremiyoruz. ama kesin olan bir şey varsa o da şu; yoldaş'ı bu sıkıntının içinden kurtarmamız lazım. bu sebeple de kurban derilerinizi yoldaşa bağışlamanız yönünde bir kampanya başlatmaya karar verdik. belki bu sefer yazarlarım beni affetsin diyerek daha demokratik bir yönetim şekline doğru evrilir. ya da kurban derilerini bulunca yine demir yumruk olup tepemize biner. belki de yazarlarım demekten vazgeçer yazarlar der. tüm bunlar muamma. ama her ne olursa olsun biz iyilik yapalım denize atalım arkadaşlar. her ne olursa olsun bu siteye can vermiş bu adama destek olalım. evet muhalif bir yayın organıyız ama düşene bir tekme de biz vuralım mantığı bize ters.

şimdilik bizden bu kadar. kurban derileri yoldaşa. bu kısım mühim. bu kısmı unutmuyoruz. zaten havalar da sıcak. sorunsal dediğin böyle olur.

açık mert korkusuz kafa sözlük haber ajansı bilgilendirme servisini okudunuz.

sürç-i lisan ettiysek af ola!
devamını gör...

beni de ekleyebilirsiniz.
devamını gör...

valla kardeşimle çıktım bir, bir buçuk saat önce. arabanın üstündeki karları temizledik, silecekleri kaldırdık, biraz da oynadık sonra eve girdik. pardon da insanlar mutlu olunca siz neden geriliyorsunuz?
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim