11 ocak 2021 papa francis'in tutuklandığı iddiası
twitter'da bir çok hesap tarafından paylaşılan iddia. katoliklerin ruhani lideri papa francis'in pazar ayinine katılmamasının ardından söylentiler dolaşmaya başlamış. tutuklamanın sebebinin abd seçimleri ile bağlantısı olabileceği söylenir. yine roma'da vatikan'a çıkan tüm yolların kapatıldığı iddiası var.
bir diğer iddia ise covid-19 sebebi ile ölmüş olabileceği. şahsi doktorunun covid-19 nedeni ile vefat ettiği bilgisi haber kaynakları tarafından bugün verilmişti.
edit: pedofili soruşturması iddiası da var.
kaynak-1
kaynak-2
kaynak-3
bir diğer iddia ise covid-19 sebebi ile ölmüş olabileceği. şahsi doktorunun covid-19 nedeni ile vefat ettiği bilgisi haber kaynakları tarafından bugün verilmişti.
edit: pedofili soruşturması iddiası da var.
kaynak-1
kaynak-2
kaynak-3
devamını gör...
don't feed the troll
"trollü beslemeyin" anlamına gelen, bir uyarı cümlesi. bunun yazan da, trollün başlığını uplamak suretiyle, bir miktar beslemiş olsa da, gerçek olup olmadığını anlamayanlar için, birisinin bunu söylemesi elzem olabiliyor.
edit: bir noktalama işareti eksikliğinden başlık çöplüğü oluşmaması adına, tanım bu başlığa taşınmıştır.
edit: bir noktalama işareti eksikliğinden başlık çöplüğü oluşmaması adına, tanım bu başlığa taşınmıştır.
devamını gör...
bilmediği konular hakkında yorum yapan insanlar
burası türkiye cumhuriyeti burada bilmiyorum diye bir kelime yok.
devamını gör...
eş cinsellerden nefret etme hakkı
hoşlanmayabilirsin tamam ama insanın ben eşcinsel olacağım/olmayacağım deme lüksü yok ki. doğuştan gelen bir durum için neden şahsın kendisine nefret besleyesin ki?
devamını gör...
yeni doğmuş bebek
çok bebek, çok küçük bebek.
dün bir arkadaş ortamında otururken canım ablamın 7 yaşında ikizleri gösterirken kullandığı tabir, tanım.
'çok bebeklerdi onları gördüğümde' dedi. anaları 'hee evet yeni doğmuşlardı. bir kaç günlüklerdi' dedi. ablam devam etti 'ya çok küçük bebektiler. yani şey küçük bebeklerdi, bebeklerdi işte.'
ayrıca benim o ortamda ne işim vardı hala şaibeli. sanırım aç karnımı doyurmaya gitmiş sonrasında gelen misafirlerin arasında sıkışmış kalmıştım.
gerçi biraz geçmişe gittik gelen kadını pek tanımam. çok bebekleri hiç tanımam. ama annesini tanır ve çok severim. yıllardır görmüyorum az biraz ondan dem vurduk.
dobra, dediğim dedik çaldığım düdük bir kadındı. iri yarı, bir ortama girdim mi insanı tırstıracak cinsten. konuşmaya başladı mı zaten tam salak savar. tahammülü kalmamıştı insanlara özellikle beyin yerine başka organlarını kullananlara.
yani sanki kadın ölmüş gibi konuşuyorum ama hala hayatta. aynı şehirdeyiz hatta. yıllardır görmüyorum.
yıllardır görmediğim ne çok insan var kim bilir? bazısı yanı başımda. en dibimde dokunabildiğim ama hüzünlerini hissedemediğim. güzin ablalığı çok boşlamışım.
eskiden insanlarla konuşarak, onları dinleyerek analiz ederdim. şimdi bir bakışım yetiyor. en azından topuklayacak kadar . *
dün bir arkadaş ortamında otururken canım ablamın 7 yaşında ikizleri gösterirken kullandığı tabir, tanım.
'çok bebeklerdi onları gördüğümde' dedi. anaları 'hee evet yeni doğmuşlardı. bir kaç günlüklerdi' dedi. ablam devam etti 'ya çok küçük bebektiler. yani şey küçük bebeklerdi, bebeklerdi işte.'
ayrıca benim o ortamda ne işim vardı hala şaibeli. sanırım aç karnımı doyurmaya gitmiş sonrasında gelen misafirlerin arasında sıkışmış kalmıştım.
gerçi biraz geçmişe gittik gelen kadını pek tanımam. çok bebekleri hiç tanımam. ama annesini tanır ve çok severim. yıllardır görmüyorum az biraz ondan dem vurduk.
dobra, dediğim dedik çaldığım düdük bir kadındı. iri yarı, bir ortama girdim mi insanı tırstıracak cinsten. konuşmaya başladı mı zaten tam salak savar. tahammülü kalmamıştı insanlara özellikle beyin yerine başka organlarını kullananlara.
yani sanki kadın ölmüş gibi konuşuyorum ama hala hayatta. aynı şehirdeyiz hatta. yıllardır görmüyorum.
yıllardır görmediğim ne çok insan var kim bilir? bazısı yanı başımda. en dibimde dokunabildiğim ama hüzünlerini hissedemediğim. güzin ablalığı çok boşlamışım.
eskiden insanlarla konuşarak, onları dinleyerek analiz ederdim. şimdi bir bakışım yetiyor. en azından topuklayacak kadar . *
devamını gör...
özgür irade
özgür irade konusu felsefenin temel taşlarından biridir ve 1900'lü yıllardaki gelişen bilimsel çalışmaları sebebiyle felsefeciler ve bilim adamları arasında süregelen bir tartışma konusudur.
özgür iradeyi tamamen materyalist bir bakış açısı ile yorumladığımızda her neden sonuç ilkesine bağlı olarak daha üst akıl tarafından tahmin edilebileceğini o sebeple de olmayacağı sonucuna varabiliriz..
tersinden bir bakış açısı ile de felsefi açıdan bakarsak bir insanın kendisini uçurumdan atıp atmaması yüzlerce parametreye bağlı olup o insanın kendisini o uçurumdan atıp atmamasının tamamen özgür iradesine bağlı olduğu sonucuna da varabiliriz..
özgür irade denkleminde kurulan bu eşitliği bozmak ise ruh varlığının görevidir ve de ruh varlığı olgusunu denklem dışı bırakarak bu konuya bir çözüm bulabilmek çok mümkün olmamaktadır..
bu bakımdan özgür irade ve kader konusu iki kardeşler gibi hareket ederler ve esasında benzer sonuçları vermektedirler..
bu bağlamda özgür irade ya da kader* hem vardır hem de yoktur...
olayı spiritüel boyuttan ele alırsak ruh varlığı madde dünyasına tekamül etmek * için gelmektedir ve tüm yaşadığı deneyimleri ile bazen hızlı bazen de yavaş bir şekilde gelişmektedir. bu bağlamda varlığın özgür iradesi tekamül etmesi ve kendi tekamül etme şartları ile sınırlıdır . daha basit bir anlatımla beşer varlığı uzay gemisine binerek şu aşamada ay ya da en fazla marsın ötesine geçemiyor. bu sebeple benim özgür iradem var ve ben satürn'e özgür iradem ile 5 sene sonra gideceğim diyemez, diyemeyiz bu mantığa aykırıdır.
ama ben insan varlığı olarak 10 sene içinde mars'a 50 sene içinde jüpiterin uydularına , 100 senede jüpitere , 200-250 sene içinde de satürn'e gideceğim derse ve bu doğrultuda çalışmaya başlarsa bunu özgür iradesi ile gerçekleştirmeye çalışabilir ve bu çalışmaya karar verip bu yolda devam etmeye başladığı anda da bu yol artık onun kadersel planına girmiş olmaktadır.
sonuç olarak evet tamamen özgür irade ile 3 boyutlu evren dahilinde hareket edebilecek yetimiz yok ama belli kararları da özgür irademiz ile vererek bir yön çizerek beşer varlıkları olarak gelişmeye ilerlemeye devam etmeye çalışıyoruz..
özgür iradeyi tamamen materyalist bir bakış açısı ile yorumladığımızda her neden sonuç ilkesine bağlı olarak daha üst akıl tarafından tahmin edilebileceğini o sebeple de olmayacağı sonucuna varabiliriz..
tersinden bir bakış açısı ile de felsefi açıdan bakarsak bir insanın kendisini uçurumdan atıp atmaması yüzlerce parametreye bağlı olup o insanın kendisini o uçurumdan atıp atmamasının tamamen özgür iradesine bağlı olduğu sonucuna da varabiliriz..
özgür irade denkleminde kurulan bu eşitliği bozmak ise ruh varlığının görevidir ve de ruh varlığı olgusunu denklem dışı bırakarak bu konuya bir çözüm bulabilmek çok mümkün olmamaktadır..
bu bakımdan özgür irade ve kader konusu iki kardeşler gibi hareket ederler ve esasında benzer sonuçları vermektedirler..
bu bağlamda özgür irade ya da kader* hem vardır hem de yoktur...
olayı spiritüel boyuttan ele alırsak ruh varlığı madde dünyasına tekamül etmek * için gelmektedir ve tüm yaşadığı deneyimleri ile bazen hızlı bazen de yavaş bir şekilde gelişmektedir. bu bağlamda varlığın özgür iradesi tekamül etmesi ve kendi tekamül etme şartları ile sınırlıdır . daha basit bir anlatımla beşer varlığı uzay gemisine binerek şu aşamada ay ya da en fazla marsın ötesine geçemiyor. bu sebeple benim özgür iradem var ve ben satürn'e özgür iradem ile 5 sene sonra gideceğim diyemez, diyemeyiz bu mantığa aykırıdır.
ama ben insan varlığı olarak 10 sene içinde mars'a 50 sene içinde jüpiterin uydularına , 100 senede jüpitere , 200-250 sene içinde de satürn'e gideceğim derse ve bu doğrultuda çalışmaya başlarsa bunu özgür iradesi ile gerçekleştirmeye çalışabilir ve bu çalışmaya karar verip bu yolda devam etmeye başladığı anda da bu yol artık onun kadersel planına girmiş olmaktadır.
sonuç olarak evet tamamen özgür irade ile 3 boyutlu evren dahilinde hareket edebilecek yetimiz yok ama belli kararları da özgür irademiz ile vererek bir yön çizerek beşer varlıkları olarak gelişmeye ilerlemeye devam etmeye çalışıyoruz..
devamını gör...
sonu olmayan tartışma konuları
(bkz: menemen domatesli mi olur domatessiz mi sorunsalı)
(bkz: menemen soğanlı mı olur soğansız mı sorunsalı)
(bkz: menemen soğanlı mı olur soğansız mı sorunsalı)
devamını gör...
günde 1 litre süt içmek
süt, insan yaşamına genel bir besin maddesi olarak henüz 20. yy başlarında katılmıştır. insan varlığıyla karşılaştırdığımızda bunun çok erken bir tarih olduğunu söyleyebiliriz. günde 1 litre süt içmek kemiklerdeki kalsiyum yoğunluğunu azaltıp kemik kırıklarına davetiye çıkarabilir. dikkat etmek gerek, 1 litre az bir miktar değil.
devamını gör...
zülfü kaküllerin amber misali
sıdki baba'nın hz. muhammed için yazdığı, "insanı sessizleştiren" şiiri. erkan oğur'un yorumu ile harika bir müzik olmuştur. kafa radyoyu dinlerken karşınıza çıkabilir.
zülf-ü kaküllerin amber misali
buy-u erguvan dan güzelsin güzel
kızarmış gonca gül gibi yüzlerin
şah-ı gülistan dan güzelsin güzel
yüzünde yeşil ben aşikar olmuş
çekilmiş kaşların zülfikar olmuş
gözlerin aleme hükümdar olmuş
mihr-i süleyman dan güzelsin güzel
kurulmuş göğsünde bahçe-i vahdet
hatmolmuş kadrinle tubayı hikmet
cemalin seyreden istemez cennet
sen huri gılman dan güzelsin güzel
gözlerin velfecri benzer imran 'e
seni seven aşık olur divane
yanakların şule, vermiş cihana
yüz mahı taban dan güzelsin güzel
çiğ düşmüş çayıra benzer yüzlerin
âşıkın öldürür şirin sözlerin
mısrın hazinesi değer gözlerin
zühre-i rahşan dan güzelsin güzel
sıdkı der suretim hattın secdegah
cümle güzellere oldum pişegah
güzeller tacısın yüzün padişah
yusuf-u kenan'dan güzelsin güzel
youtube
zülf-ü kaküllerin amber misali
buy-u erguvan dan güzelsin güzel
kızarmış gonca gül gibi yüzlerin
şah-ı gülistan dan güzelsin güzel
yüzünde yeşil ben aşikar olmuş
çekilmiş kaşların zülfikar olmuş
gözlerin aleme hükümdar olmuş
mihr-i süleyman dan güzelsin güzel
kurulmuş göğsünde bahçe-i vahdet
hatmolmuş kadrinle tubayı hikmet
cemalin seyreden istemez cennet
sen huri gılman dan güzelsin güzel
gözlerin velfecri benzer imran 'e
seni seven aşık olur divane
yanakların şule, vermiş cihana
yüz mahı taban dan güzelsin güzel
çiğ düşmüş çayıra benzer yüzlerin
âşıkın öldürür şirin sözlerin
mısrın hazinesi değer gözlerin
zühre-i rahşan dan güzelsin güzel
sıdkı der suretim hattın secdegah
cümle güzellere oldum pişegah
güzeller tacısın yüzün padişah
yusuf-u kenan'dan güzelsin güzel
youtube
devamını gör...
laf olsun torba dolsun diye başlık açıp tanım girmek
bunaltandır. tamam kitaplar sizin olsun. kitap kaygısı güden nokta koysun, virgül koysun 800e tamamlasın. yoluna baksın. ama bir şeyler okumak, birazcık ekşi iticiliğinden uzaklaşmak isteyenlerin kalacağı bir yer olsun. çabamız da bununçün.
devamını gör...
büyük çin kıtlığı
diğer adlarıyla üç yıllık felaket ya da üç yıllık büyük kıtlık. 1959-1961 yılları arasında çin'de gerçekleşen kıtlık olayı. insanlık tarihinin en ölümcül kıtlığıdır. aynı zamanda dünya tarihinde insanın sebep olduğu en büyük felaketlerden biridir.
resmi rakamlara göre 15 milyon, bazı araştırmacılara göreyse 55 milyon insan hayatını kaybetmiştir. bu da, en iyi ihtimalle, hiroşima ve nagasaki'ye atılan atom bombalarının sebep olduğu toplam ölümün 66 katı kadar insanın ölmesi demek. en kötü ihtimal ise, insanlık tarihinin en kanlı savaşı olan 2. dünya savaşı'nda bütün dünyanın vermiş olduğu kaybın yarısından fazlasına tekabül ediyor.
kıtlığın en büyük sebebi, çin komünist partisi'nin (çkp) 1958 ile 1962 yılları arasında güttüğü büyük ileri atılım* politikalarıdır. bu politikalara paralel olarak, rus tarım uzmanı trofim lysenko'nun fikirlerine dayanarak tarımcılık organizasyonunda zararlı birtakım değişiklikler yapılmıştı. bu değişiklikler de aslında büyümeyi durduracak ve daha düşük verimle sonuçlanacaktı. üzerine, aşırı kuraklık ve seller gibi doğal afetler de yaşanacaktı. neticede 1962'de çin halk cumhuriyeti'nin ikinci başkanı olan liu shaoqi kıtlığın sebebini "%30 doğal afetler, %70 insan yapımı hatalar" olarak değerlendirirken; bir süre sonra çkp de kıtlığın ana sebebinin büyük ileri atılım politikaları olduğunu, sağcı karşıtı hareket, çin-sovyet ayrılığı ve doğal sebepler gibi birkaç diğer gerekçeyle birlikte, resmen itiraf edecekti.
büyük ileri atılım sırasında çiftçilik halk komünlerinde organize edilmeye çalışıldı ve özel mülkiyete ait arazinin ekilmesi ve çiftlik sahibi olmak yasaklandı. bu halk komünleri arasında rekabet özendirildi. bu da beklenen tahıl üretimi rakamlarının olabileceğinden fazla astronomik rakamlarla gösterilmesiyle sonuçlandı. bu da bir çeşit aşırı bolluk yanılsamasına sebep olacaktır. hatta bu aşırı bolluk yanılsamasının etkisiyle; demir ve çelik üretimi ekonomik büyüme için bir gereklilik olarak görüldüğünden, milyonlarca köylüye demir-çelik üretiminde çalışmaları ve tarım işlerinden uzak durmaları emredilmiştir. bazı tarihçiler bu yanılsamayı kıtlığın ana sebebi olarak değerlendirir.
ek olarak o tarihlerde başlatılan dört haşere harekatında vatandaşlardan tarlaları korumak için serçeleri ve mahsul yiyen diğer yabani kuşları imha etmeleri istendi. kuşlar tükenene kadar vuruldu ya da yere inmekten korkutuldu. neticesinde özellikle serçelerin yok edilmesi, şiddetli bir ekolojik dengesizliğe ve çekirge gibi ekin yiyen böceklerin patlamasına sebep oldu. 1960 yılında mao zedong serçelere karşı eylemi durduracak ve dördüncü haşerat olarak tahtakurularını gösterecekti.
esasen, kıtlık çin'in her bölgesinde aynı zamanda ve aynı şiddette gerçekleşmedi. ama normalde gıda üretiminin gerçekte düşmediği yerleşimlerde bile maoist yönetim kıtlık sebebiyle gıda ürünlerine el koyduğu için şaşırtıcı bir gıda bulunabilirliği kaybı yaşandı. öyle ki, kişi başına daha fazla gıda üreten bölgelerde şaşırtıcı şekilde daha fazla ölüm rapor edilecektir.
felaket sırasında hükümet tarafından örtbas etme yoluna gidildi. doktorların ölüm raporlarında açlıktan bahsetmesi ve raporlaması yasaklandı. propaganda amaçlı üretimin yolunda olduğunu gösteren afişler ve reklamlar yayınlandı. bütün bunların yanında kuraklık ve seller gibi doğal afetlerin varlıklarının ya da etkilerinin çin hükümeti tarafından gizlenmesi ve bu afetlere verilen reaksiyonların başarısızlıklardan bahsetmeden, direkt başarı olarak lanse edilmesi; kıtlığa karşı hızlı cevap verebilmeyi de imkansız kılacaktı.
takvimler 1962'yi gösterdiğinde ise tarihin en başarısız kalkınma planlarından biri olan büyük ileri atılım nihayet sonlandırılacaktır. sonraki zamanlarda da tarım ve sanayi sistemlerini kökten değiştirecek olan "reformlar ve açılma programı" başlatılacaktır. zaman geçtikçe devlet bazı demografik verileri paylaşmaya başlayacak ve kıtlık üzerine akademik çalışmalar da böylece başlamış olacaktır.
büyük çin kıtlığı'nın insanlık tarihine bıraktığı en çarpıcı gerçek, görülen yamyamlık vakalarıdır. insan yamyamlığının çeşitli şekillerde yaşandığına dair birtakım resmi belgeler ve raporlar, bunu, "20. yüzyılda görülmemiş bir ölçekte" olarak değerlendirir. buna göre; insanlar önce kendi hayvanlarını, sonra sokak hayvanlarını, bitkileri, ağaçları ve son çare olarak da insanları yemeye başladılar. önce mezarları kazdılar ve tamamen çürümemiş cesetleri yediler. daha sonra ise savunmasız konumdaki çocuklar ikincil hedefler oldu. genelde komşu çocukları ve ailesi ölmüş olan çocuklar tercih ediliyordu. hatta bazı kişiler, kendi aile üyelerine dahi kastetmişlerdi.
---
ve okuyanlara sonsuz teşekkürler! bitti.
işbu giri; zamanında kendi kendime sorduğum "ya bu çinliler neden yarasa yiyor?" sorusu üzerine, yani tamamen kişisel merakım üzerine yaptığım üstünkörü bir araştırmaya dayanıyor. türkçe pek derli toplu kaynak bulamamış; tek tük yaptığım bir iki okuma dışında, ilgili ingilizce wikipedia sayfasını okumuş, kendimce özetlemiş, notlar almıştım. bu giri üzerindeki emeği büyüktür, herhalde bahsetmesem olmazdı. akademik bir amaç gütmediği için de kaynak olarak wikipedia'yı göstermekte beis görmüyorum. hatta içimde hep ukte kalmıştı.*
resmi rakamlara göre 15 milyon, bazı araştırmacılara göreyse 55 milyon insan hayatını kaybetmiştir. bu da, en iyi ihtimalle, hiroşima ve nagasaki'ye atılan atom bombalarının sebep olduğu toplam ölümün 66 katı kadar insanın ölmesi demek. en kötü ihtimal ise, insanlık tarihinin en kanlı savaşı olan 2. dünya savaşı'nda bütün dünyanın vermiş olduğu kaybın yarısından fazlasına tekabül ediyor.
kıtlığın en büyük sebebi, çin komünist partisi'nin (çkp) 1958 ile 1962 yılları arasında güttüğü büyük ileri atılım* politikalarıdır. bu politikalara paralel olarak, rus tarım uzmanı trofim lysenko'nun fikirlerine dayanarak tarımcılık organizasyonunda zararlı birtakım değişiklikler yapılmıştı. bu değişiklikler de aslında büyümeyi durduracak ve daha düşük verimle sonuçlanacaktı. üzerine, aşırı kuraklık ve seller gibi doğal afetler de yaşanacaktı. neticede 1962'de çin halk cumhuriyeti'nin ikinci başkanı olan liu shaoqi kıtlığın sebebini "%30 doğal afetler, %70 insan yapımı hatalar" olarak değerlendirirken; bir süre sonra çkp de kıtlığın ana sebebinin büyük ileri atılım politikaları olduğunu, sağcı karşıtı hareket, çin-sovyet ayrılığı ve doğal sebepler gibi birkaç diğer gerekçeyle birlikte, resmen itiraf edecekti.
büyük ileri atılım sırasında çiftçilik halk komünlerinde organize edilmeye çalışıldı ve özel mülkiyete ait arazinin ekilmesi ve çiftlik sahibi olmak yasaklandı. bu halk komünleri arasında rekabet özendirildi. bu da beklenen tahıl üretimi rakamlarının olabileceğinden fazla astronomik rakamlarla gösterilmesiyle sonuçlandı. bu da bir çeşit aşırı bolluk yanılsamasına sebep olacaktır. hatta bu aşırı bolluk yanılsamasının etkisiyle; demir ve çelik üretimi ekonomik büyüme için bir gereklilik olarak görüldüğünden, milyonlarca köylüye demir-çelik üretiminde çalışmaları ve tarım işlerinden uzak durmaları emredilmiştir. bazı tarihçiler bu yanılsamayı kıtlığın ana sebebi olarak değerlendirir.
ek olarak o tarihlerde başlatılan dört haşere harekatında vatandaşlardan tarlaları korumak için serçeleri ve mahsul yiyen diğer yabani kuşları imha etmeleri istendi. kuşlar tükenene kadar vuruldu ya da yere inmekten korkutuldu. neticesinde özellikle serçelerin yok edilmesi, şiddetli bir ekolojik dengesizliğe ve çekirge gibi ekin yiyen böceklerin patlamasına sebep oldu. 1960 yılında mao zedong serçelere karşı eylemi durduracak ve dördüncü haşerat olarak tahtakurularını gösterecekti.
esasen, kıtlık çin'in her bölgesinde aynı zamanda ve aynı şiddette gerçekleşmedi. ama normalde gıda üretiminin gerçekte düşmediği yerleşimlerde bile maoist yönetim kıtlık sebebiyle gıda ürünlerine el koyduğu için şaşırtıcı bir gıda bulunabilirliği kaybı yaşandı. öyle ki, kişi başına daha fazla gıda üreten bölgelerde şaşırtıcı şekilde daha fazla ölüm rapor edilecektir.
felaket sırasında hükümet tarafından örtbas etme yoluna gidildi. doktorların ölüm raporlarında açlıktan bahsetmesi ve raporlaması yasaklandı. propaganda amaçlı üretimin yolunda olduğunu gösteren afişler ve reklamlar yayınlandı. bütün bunların yanında kuraklık ve seller gibi doğal afetlerin varlıklarının ya da etkilerinin çin hükümeti tarafından gizlenmesi ve bu afetlere verilen reaksiyonların başarısızlıklardan bahsetmeden, direkt başarı olarak lanse edilmesi; kıtlığa karşı hızlı cevap verebilmeyi de imkansız kılacaktı.
takvimler 1962'yi gösterdiğinde ise tarihin en başarısız kalkınma planlarından biri olan büyük ileri atılım nihayet sonlandırılacaktır. sonraki zamanlarda da tarım ve sanayi sistemlerini kökten değiştirecek olan "reformlar ve açılma programı" başlatılacaktır. zaman geçtikçe devlet bazı demografik verileri paylaşmaya başlayacak ve kıtlık üzerine akademik çalışmalar da böylece başlamış olacaktır.
büyük çin kıtlığı'nın insanlık tarihine bıraktığı en çarpıcı gerçek, görülen yamyamlık vakalarıdır. insan yamyamlığının çeşitli şekillerde yaşandığına dair birtakım resmi belgeler ve raporlar, bunu, "20. yüzyılda görülmemiş bir ölçekte" olarak değerlendirir. buna göre; insanlar önce kendi hayvanlarını, sonra sokak hayvanlarını, bitkileri, ağaçları ve son çare olarak da insanları yemeye başladılar. önce mezarları kazdılar ve tamamen çürümemiş cesetleri yediler. daha sonra ise savunmasız konumdaki çocuklar ikincil hedefler oldu. genelde komşu çocukları ve ailesi ölmüş olan çocuklar tercih ediliyordu. hatta bazı kişiler, kendi aile üyelerine dahi kastetmişlerdi.
---
ve okuyanlara sonsuz teşekkürler! bitti.
işbu giri; zamanında kendi kendime sorduğum "ya bu çinliler neden yarasa yiyor?" sorusu üzerine, yani tamamen kişisel merakım üzerine yaptığım üstünkörü bir araştırmaya dayanıyor. türkçe pek derli toplu kaynak bulamamış; tek tük yaptığım bir iki okuma dışında, ilgili ingilizce wikipedia sayfasını okumuş, kendimce özetlemiş, notlar almıştım. bu giri üzerindeki emeği büyüktür, herhalde bahsetmesem olmazdı. akademik bir amaç gütmediği için de kaynak olarak wikipedia'yı göstermekte beis görmüyorum. hatta içimde hep ukte kalmıştı.*
devamını gör...
hdp'ye oy veren vatandaş
ya bölücüdür -yüksek ihtimal- ya da az bir oranla apolitiktir. neyin ne olduğunu bilmiyordur. ama büyük oranda bölücüdür.
"hdp'ye verilen her oy, halka sıkılan bir kurşundur."
"hdp'ye verilen her oy, halka sıkılan bir kurşundur."
devamını gör...
yazarların bugünkü mutluluk sebebi
evde piknik yaptık. bayağı eğlenceli oldu.
devamını gör...
kıvırcık saçlılara tavsiyeler
terli terli soğuk su içmeyin.
devamını gör...
tartışmayı bilmeyen insan
tartışmanın sonunda birinin diğerinin fikrini kabul etmesi gerektiğini düşünen insandır. bu insanlarla tartışmayınız.
devamını gör...
code lyoko
yarı 2d animasyon, yarı 3d cgi olmasıyla öne çıkan, 2003 yapımı bilim kurgu tarzı fransız çizgi dizisi. dört sezonu, toplam 95 bölümü vardır. 30 ülkede resmi olarak yerel dublajlar ile yayınlanmıştır.
hikayenin devamı, bir sezondan oluşan ve 2d animasyon sahneleri canlı çekim ile değiştirilen code lyoko: evolution ile sürdürülmüştür fakat serinin sahibinin iflas etmesi nedeniyle, tüm marka hakları satılmış ve ilerleyen çekimler iptal edilmiştir.
başrolü jérémie, ana karakterleri; aelita, odd, ulrich, yumi ve william olan bir kadrosu vardır. bir kuantum bilgisayarda barındırılan sanal dünyada yaşayan x.a.n.a. adlı programın irade kazanıp, dünya elektrik ve internet ağına tam erişim arzulayan bir otonom yapay zekaya dönüşümesi ve bunun karakterlerimiz tarafından önlenmeye çalışılması konu alınır.
türkiye'de lyoko kodu olarak çeşitli kanallarda yayınlanmış, jenerik olarak amerikan ingilizcesi seçilmiştir.
türkiye'deki yayıncılar, diğer ülkelerin aksine jeneriği çevirmeye yeltenmedikleri gibi, orijinalini değil ingilizcesini kullanmışlardır. seslendirmede de odd'un ses sanatçısı, tüm dizi boyunca zırt pırt değişmektedir.
code lyoko: evolution ise, türkiye'ye resmen pazarlanmamış, türkçe altyazıları bir fan tarafından yapılmaya başlamış, tarafımca devam ettirilmiş ve lyoko kodu: evrim olarak çeşitli çevrim içi video platformlarında yayınlanmıştır. eksik bölümlerin sebebi, marka hakları el değiştirilirken telif hakkımızı kaybetmemizdir.
en sevdiğim, aşık olduğum çizgi filmdir. gerek bilgisayar bilgilerinin doğruluğu ile, gerekse animelere taş çıkaracak hikaye örgüsü ve karakter gelişimleri ile batı çizgi film kuşağında ayrı bir yeri vardır. dizideki konumlar fransadaki gerçek konumlardan esinlenilerek tasarlanmıştır.
orijinal seriyi türkçe dublaj ile buradan izleyebilirsiniz.
hikayenin devamı, bir sezondan oluşan ve 2d animasyon sahneleri canlı çekim ile değiştirilen code lyoko: evolution ile sürdürülmüştür fakat serinin sahibinin iflas etmesi nedeniyle, tüm marka hakları satılmış ve ilerleyen çekimler iptal edilmiştir.
başrolü jérémie, ana karakterleri; aelita, odd, ulrich, yumi ve william olan bir kadrosu vardır. bir kuantum bilgisayarda barındırılan sanal dünyada yaşayan x.a.n.a. adlı programın irade kazanıp, dünya elektrik ve internet ağına tam erişim arzulayan bir otonom yapay zekaya dönüşümesi ve bunun karakterlerimiz tarafından önlenmeye çalışılması konu alınır.
türkiye'de lyoko kodu olarak çeşitli kanallarda yayınlanmış, jenerik olarak amerikan ingilizcesi seçilmiştir.
türkiye'deki yayıncılar, diğer ülkelerin aksine jeneriği çevirmeye yeltenmedikleri gibi, orijinalini değil ingilizcesini kullanmışlardır. seslendirmede de odd'un ses sanatçısı, tüm dizi boyunca zırt pırt değişmektedir.
code lyoko: evolution ise, türkiye'ye resmen pazarlanmamış, türkçe altyazıları bir fan tarafından yapılmaya başlamış, tarafımca devam ettirilmiş ve lyoko kodu: evrim olarak çeşitli çevrim içi video platformlarında yayınlanmıştır. eksik bölümlerin sebebi, marka hakları el değiştirilirken telif hakkımızı kaybetmemizdir.
en sevdiğim, aşık olduğum çizgi filmdir. gerek bilgisayar bilgilerinin doğruluğu ile, gerekse animelere taş çıkaracak hikaye örgüsü ve karakter gelişimleri ile batı çizgi film kuşağında ayrı bir yeri vardır. dizideki konumlar fransadaki gerçek konumlardan esinlenilerek tasarlanmıştır.
orijinal seriyi türkçe dublaj ile buradan izleyebilirsiniz.
devamını gör...
normal sözlük'ün özgür bir sözlük olmaması
küfür ifade özgürlüğüdürden sonrasını okumadım.
devamını gör...
kilerde duran bisikletin inik lastiği
bundan da iyi rumuz olur bak.
herkesin çocukluğunda en az bir kere yaşadığı durumdur.
cemre toprağa düşer.
bahar havası gelir ve o paslı kiler kilidi açılır.
bisikletin lastiği inmiştir.
hemen lastikçiye gidilir hava ile şişirilir. siboplar değişir. zincir yağlanır ve mutlu son. frenler telleri kopuk.
herkesin çocukluğunda en az bir kere yaşadığı durumdur.
cemre toprağa düşer.
bahar havası gelir ve o paslı kiler kilidi açılır.
bisikletin lastiği inmiştir.
hemen lastikçiye gidilir hava ile şişirilir. siboplar değişir. zincir yağlanır ve mutlu son. frenler telleri kopuk.
devamını gör...
geceye bir söz bırak
“ayrılık dedim;
insanın içini dökmekten vazgeçmesi...”
-şükrü erbaş
insanın içini dökmekten vazgeçmesi...”
-şükrü erbaş
devamını gör...
