çağımızın hastalığı
herkesin kendini çok özel bir insan zannetmesi. şöyle bir yirmilerinin ortasına gelince yavaş yavaş anlıyolar öyle önemli bi insan olmadıklarını. sonrası depresyon mutsuzluk.
halbuki başta çocukken sen çok özelsin çok zekisin denilerek büyütülmese, hayatta her istediğini elde edemeyeceği öğretilse çok daha başarılı ve mutlu olabilir insanlar. sadece çok çalışarak, emek vererek ve iyi bir insan olarak hem başarılı hem mutlu olunabilceği öğretilse keşke.
özel insanlar çok az onlardan biri olmanız çok düşük bir ihtimal kendinize çok yüklenmeyin elinizden gelenin en iyisini yapın sadece.
halbuki başta çocukken sen çok özelsin çok zekisin denilerek büyütülmese, hayatta her istediğini elde edemeyeceği öğretilse çok daha başarılı ve mutlu olabilir insanlar. sadece çok çalışarak, emek vererek ve iyi bir insan olarak hem başarılı hem mutlu olunabilceği öğretilse keşke.
özel insanlar çok az onlardan biri olmanız çok düşük bir ihtimal kendinize çok yüklenmeyin elinizden gelenin en iyisini yapın sadece.
devamını gör...
geçmiş
boşuna "miş"li olmayan, her detayının akılda kalmaması gereken zaman dilimi.
...............
miş'li geçmişte sorunlar saklanır
aya dokunmanın tam zamanıdır
...............
(bkz: bozburun)
(bkz: bülent ortaçgil)
...............
miş'li geçmişte sorunlar saklanır
aya dokunmanın tam zamanıdır
...............
(bkz: bozburun)
(bkz: bülent ortaçgil)
devamını gör...
tuhaf takıntılar
çayı şekersiz içerim ama karıştırmadan içemem. çünkü karışmayınca tadı farklı geliyor . ciddiyim .
devamını gör...
günün sözü
“sizi üzenlere hala selam veriyor olmanız vicdanınızın sadakasıdır.”
mevlana
mevlana
devamını gör...
özel güvenlik görevlisi
2004 yılında çıkarılan 5188 sayılı kanun ile görev ve yetkileri belirtilmiştir.özel güvenlik görevlileri kamu güvenliğini tamamlayıcı mahiyettedir.
devamını gör...
antika titanik
bir murat menteş kitabıdır. kitabı yarım saat önce bitirdim.
kitap 360 sayfalık bir polisiye kitabı. genel olarak tarz olarak diğer murat menteş kitaplarına benziyor. ruhi mücerret, korkma ben varım, dublörün dilemması kitapları gibi bir tarzı var. hızlı okunuyor. çabuk tüketiliyor. hızlı bir okuma keyfi vadediyor. bence murat menteş'in alameti farikası bu konu. kısa kelimeler süratli bir okuma deneyimi sunuyor.
kitap konu olarak tekrar inşa edilen titanik gemisini anlatıyor. kitapta bazı karakterler bölüm bölüm ayrılmışlar hikaye anlatımı yapıyorlar. tıpkı diğer romanları gibi.
kitaptaki karakterlerden bahsedecek olursak.
refik risk, şifa şavk, marco montes, ıgor jaguar, dr. akula, apo calpyso, jojo jaguar ve owen wow.
karakterlerin bazıları gerçekten çok eğlenceliydi. bazı karakterler ise sıkıcı ve zorlamaydı.
murat menteş bu kitabında bence diğer kitaplarını taklit etmeye çalışmış ve zorlama bir kitap ortaya çıkarmış. kendi çok sevilen tarzını taklit etmeye çalışmış. sanırım diğer üç kitap çok başarılı olduğu için üzerinde bir baskı vardı. şahsen üzüldüm murat menteş'ten böyle bir kitap beklemiyordum olmamış.
haa tabii kitabın eksi yönleri olduğu gibi artı yönleri de var.
çok araştırılmış ve çok düşünülmüş bir kitap olduğu çok belli oluyor. bu kitabı yazmak için baya bir kafa patlatmış. hatta fazla patlatmış belki o yüzden böyle olmuş.
hızlı bir okuma imkanı sunuyor. bir solukta okuyorsunuz. komik ve mizahi öğeler çok fazla. kelime oyunları her zaman olduğu gibi çok başarılı.
eksi yönleri ise artı yönlerinden fazla. zorlama cümleler, sıkıcı ve eksik kurgu, saçma söylemler, sürekli tekrara düşmesi, sık sık okuyucuyla sohbet etmeye çalışması gibi şeyler kitabın havasını mahvetmiş.
kitapta çok fazla şey olmasını istemiş ama bunu yaparken kocaman bir çorba metni hazırlamış. mesela bir karakter kitaptan nefret ettirdi.
sürekli şöyle cümleler kuruyor ve hepsi çok basit, itici cümleler.
"hani bazen şöyle şeyler olur ve şu olur ya " bu tarzda bir sürü sıkıcı, berbat, anlamsız cümle vardı. diğer kitaplarına çok fazla alakasız gönderme vardı. beğenmediğim kısımlar bunlardı.
yapmaya çalıştığı şeye çok fazla saygı duyuyorum. kariyerinde benim için nazarlık olabilecek kötü bir kitap olmuş. korkma ben varım, ruhi mücerret, dublörün dilemması gibi müthiş kitaplar ile çıtayı çok yükseğe koymuştu. umarım tekrar o çıtaya yetişecek kitaplar yazar.
kitap 360 sayfalık bir polisiye kitabı. genel olarak tarz olarak diğer murat menteş kitaplarına benziyor. ruhi mücerret, korkma ben varım, dublörün dilemması kitapları gibi bir tarzı var. hızlı okunuyor. çabuk tüketiliyor. hızlı bir okuma keyfi vadediyor. bence murat menteş'in alameti farikası bu konu. kısa kelimeler süratli bir okuma deneyimi sunuyor.
kitap konu olarak tekrar inşa edilen titanik gemisini anlatıyor. kitapta bazı karakterler bölüm bölüm ayrılmışlar hikaye anlatımı yapıyorlar. tıpkı diğer romanları gibi.
kitaptaki karakterlerden bahsedecek olursak.
refik risk, şifa şavk, marco montes, ıgor jaguar, dr. akula, apo calpyso, jojo jaguar ve owen wow.
karakterlerin bazıları gerçekten çok eğlenceliydi. bazı karakterler ise sıkıcı ve zorlamaydı.
murat menteş bu kitabında bence diğer kitaplarını taklit etmeye çalışmış ve zorlama bir kitap ortaya çıkarmış. kendi çok sevilen tarzını taklit etmeye çalışmış. sanırım diğer üç kitap çok başarılı olduğu için üzerinde bir baskı vardı. şahsen üzüldüm murat menteş'ten böyle bir kitap beklemiyordum olmamış.
haa tabii kitabın eksi yönleri olduğu gibi artı yönleri de var.
çok araştırılmış ve çok düşünülmüş bir kitap olduğu çok belli oluyor. bu kitabı yazmak için baya bir kafa patlatmış. hatta fazla patlatmış belki o yüzden böyle olmuş.
hızlı bir okuma imkanı sunuyor. bir solukta okuyorsunuz. komik ve mizahi öğeler çok fazla. kelime oyunları her zaman olduğu gibi çok başarılı.
eksi yönleri ise artı yönlerinden fazla. zorlama cümleler, sıkıcı ve eksik kurgu, saçma söylemler, sürekli tekrara düşmesi, sık sık okuyucuyla sohbet etmeye çalışması gibi şeyler kitabın havasını mahvetmiş.
kitapta çok fazla şey olmasını istemiş ama bunu yaparken kocaman bir çorba metni hazırlamış. mesela bir karakter kitaptan nefret ettirdi.
sürekli şöyle cümleler kuruyor ve hepsi çok basit, itici cümleler.
"hani bazen şöyle şeyler olur ve şu olur ya " bu tarzda bir sürü sıkıcı, berbat, anlamsız cümle vardı. diğer kitaplarına çok fazla alakasız gönderme vardı. beğenmediğim kısımlar bunlardı.
yapmaya çalıştığı şeye çok fazla saygı duyuyorum. kariyerinde benim için nazarlık olabilecek kötü bir kitap olmuş. korkma ben varım, ruhi mücerret, dublörün dilemması gibi müthiş kitaplar ile çıtayı çok yükseğe koymuştu. umarım tekrar o çıtaya yetişecek kitaplar yazar.
devamını gör...
kitaplarla ilgili en güzel sözler
"odamda beni kitaplarım bekler. bu yegâne tesellidir."
değirmen - sabahattin ali
değirmen - sabahattin ali
devamını gör...
misc radyo yayını
oh kaos dozumu almaya geldim. hadi spawn kaosla bizi.
devamını gör...
öz güveni azaltan şeyler
kendisi dışında herkese özenmek.
devamını gör...
tanrıya söylenmek istenen tek kelime
t: tanrı'ya söylenmek istenen o kadar çok şey varken tek kelimeyle sınırlandırılmış bir başlık.
iyi ki.
iyi ki.
devamını gör...
the prestige
christopher nolan isimli ünlü ve sinsi yönetmen tarafından çekilen, oyuncu kadrosu ve senaryosuyla aşırı etkileyici film.
hugh jackman ve christian bale’in oyunculukları mükemmeldir. her sahnesi etkileyici ve özeldir. filmin sonunda da bir kafa karışıklığıyla ortada bırakır nolan yine. ne olduğunu çözemeden biter film. ne olduğunu anlamadan birkaç dakika boş boş bakmanıza neden olur etrafınıza.
david bowie’li tesla ayrıntısı da filmi mükemmel yapan detaylardan biridir.
hugh jackman ve christian bale’in oyunculukları mükemmeldir. her sahnesi etkileyici ve özeldir. filmin sonunda da bir kafa karışıklığıyla ortada bırakır nolan yine. ne olduğunu çözemeden biter film. ne olduğunu anlamadan birkaç dakika boş boş bakmanıza neden olur etrafınıza.
david bowie’li tesla ayrıntısı da filmi mükemmel yapan detaylardan biridir.
devamını gör...
attack on titan
en spoilersız şekilde animeyi genel olarak tarif edeyim.
"bir dağa tırmandığınızı düşünün ve tepedeki gizemleri öğrenmek istiyorsunuz tabi ki de tırmanırken bazen tuttuğunuz kayalar kayıyor ve bir adım geriye düşüyorsunuz. ve tam tepeye vardığınızı düşünüyorsunuz ama aslında aşağıdan bakınca görülmeyen bir dağ daha çıkıyor. her seferinde kayan taşlar artıyor ve dağa tırmanmak zorlaşıyor fakat o dağa da tırmanınca bir dağa ile daha karşılaşıyorsunuz."
açıkçası başlamadan önce sadece devlerle savaşılan hiçbir derinliği olmayan basit mainstream bir anime sanıyordum. ama izlediğim, konusu en derin olan, hikayesi asla sıkmayan, bir süre sonra çok karışsa da mükemmel şekilde açıklanmış, dağın tepesindekini tırmanmadan asla göremeyeceğiniz bir anime. ilk sezonu ilk izlediğinizde zaten bağlanacaksınızdır fakat bütünü izledikten sonra ilk sezon aşırı basit gelecek o yüzden sadece ilk sezon hakkında değil bütün sezonları kapsayan bir şekilde anlatmak istedim zaten böyle bir animeyi ilk sezondan değerlendirmek aptallık olur.
"bir dağa tırmandığınızı düşünün ve tepedeki gizemleri öğrenmek istiyorsunuz tabi ki de tırmanırken bazen tuttuğunuz kayalar kayıyor ve bir adım geriye düşüyorsunuz. ve tam tepeye vardığınızı düşünüyorsunuz ama aslında aşağıdan bakınca görülmeyen bir dağ daha çıkıyor. her seferinde kayan taşlar artıyor ve dağa tırmanmak zorlaşıyor fakat o dağa da tırmanınca bir dağa ile daha karşılaşıyorsunuz."
açıkçası başlamadan önce sadece devlerle savaşılan hiçbir derinliği olmayan basit mainstream bir anime sanıyordum. ama izlediğim, konusu en derin olan, hikayesi asla sıkmayan, bir süre sonra çok karışsa da mükemmel şekilde açıklanmış, dağın tepesindekini tırmanmadan asla göremeyeceğiniz bir anime. ilk sezonu ilk izlediğinizde zaten bağlanacaksınızdır fakat bütünü izledikten sonra ilk sezon aşırı basit gelecek o yüzden sadece ilk sezon hakkında değil bütün sezonları kapsayan bir şekilde anlatmak istedim zaten böyle bir animeyi ilk sezondan değerlendirmek aptallık olur.
devamını gör...
kedilere özgü gariplikler
yolda gördüğüm ve selam verdiğim bir kedinin sanki beni tanıyormuşcasına yüzüme bakması. bakmayı geçtim, ben bakmaya devam ettikçe onunla bakışmaya devam etmemiz.
devamını gör...
z kuşağının normal sözlük'e girişinin yasaklanması gerekliliği
tiktok a mı girsin istiyorsunuz. karışmayın gençlere açık ve net.
devamını gör...
her şeye ve herkese rağmen yalnız hissetmek
biraz önce yaşadığım hadise.
öğleden sonra birden fenalaştım. önce karın ağrısı sonra ise mide bulantısı ve en son da eklem ağrısına bıraktı ağrılar kendisini.
ev halkının umurunda değil bu durum. sıcak hava çarpmıştır,soğuk bir şey içmişsindir, üşütmüşsündür deyip geçiştiriyorlar. kalktım ağrılı sızılı, kaselerce yoğurt yedim. üstüne bir de ağrı kesici. demem o ki insan bazen ailesinin içinde bile kendini yalnız hissedebiliyor. yemişim yalnızlığı bu saatten sonra kaselerce.
öğleden sonra birden fenalaştım. önce karın ağrısı sonra ise mide bulantısı ve en son da eklem ağrısına bıraktı ağrılar kendisini.
ev halkının umurunda değil bu durum. sıcak hava çarpmıştır,soğuk bir şey içmişsindir, üşütmüşsündür deyip geçiştiriyorlar. kalktım ağrılı sızılı, kaselerce yoğurt yedim. üstüne bir de ağrı kesici. demem o ki insan bazen ailesinin içinde bile kendini yalnız hissedebiliyor. yemişim yalnızlığı bu saatten sonra kaselerce.
devamını gör...
sigara içmeyenlerin üzüldüklerinde yaptıkları şeyler
kahve içiyorum; mutluyken sütlü, mutsuzken sade...
devamını gör...
aster çiçeği
zarafetin, inceliğin, sabrın sembolü olan ve yabani papatya ailesine mensup çiçek türü.
yıldızpatı olarak da bilinir. sonbahar da açtığı için sonbahar yıldızı diyenlerde mevcut. çiçek sonbaharın kasvetini dağıtan şahayane bir güzelliğe sahiptir. antik yunan'da kuduz olmuş köpekler tarafından ısırılan insanlar için tedavi amaçlı olarak kullanılıyordu. çiçeğin özü çıkarılarak merhem yapılıyordu. evde yetiştirilmek için gayet uygundur.
efsaneye göre;
tanrı jüpiter, dünyada savaş olduğunu görmüş, çok kızmış ve savaşan insanları yok etmek istemiştir. bunun için de yeryüzünü taşlarla döşemeye başlar. artık dünya'daki güzellikleri göremeyen göklerin kızı astraea ağlamaya başlar. gözyaşlarının düştüğü yerde, asteri/aster çiçeği yeşerir. daha sonra bu çiçekler birer birer yıldız olurlar.
ayrıca sonbahar aylarına ve başak burcuna ait olduğu bilinen bir çiçektir.
yıldızpatı olarak da bilinir. sonbahar da açtığı için sonbahar yıldızı diyenlerde mevcut. çiçek sonbaharın kasvetini dağıtan şahayane bir güzelliğe sahiptir. antik yunan'da kuduz olmuş köpekler tarafından ısırılan insanlar için tedavi amaçlı olarak kullanılıyordu. çiçeğin özü çıkarılarak merhem yapılıyordu. evde yetiştirilmek için gayet uygundur.
efsaneye göre;
tanrı jüpiter, dünyada savaş olduğunu görmüş, çok kızmış ve savaşan insanları yok etmek istemiştir. bunun için de yeryüzünü taşlarla döşemeye başlar. artık dünya'daki güzellikleri göremeyen göklerin kızı astraea ağlamaya başlar. gözyaşlarının düştüğü yerde, asteri/aster çiçeği yeşerir. daha sonra bu çiçekler birer birer yıldız olurlar.
ayrıca sonbahar aylarına ve başak burcuna ait olduğu bilinen bir çiçektir.
devamını gör...
kazıklı maria videolarını baştan sona izleyebilen tip
aşırı keyif alarak izliyorum ve videolarını yakından takip ediyorum. size hitap etmiyorsa izlemeyebilirsiniz gayet basit.
devamını gör...
hasret gültekin
ilk başta adını duyup pek aldırmadığım ama sonradan aklıma takılan sanatçı. nasıl öldüğünü biliyordum ama daha da derine inip araştırdığımda sinirlerime hakim olamadım. bu ülkede veya bu dünyada çok fazla sanatçı öldü. yine de yaşadıkları ana kadar ne kadar güzel şeyler bıraktıklarını görebiliyoruz. düzgün düşünen, tüketen ve üreten insanların burada tehlike altında olduğunu da biliyoruz. kendileri de bunun farkında olarak yaşıyorlar zaten. biraz dağınık ve aklımdakileri toparlayamadan anlatmış olabilirim ama kendisinin de şarkısında söylediği gibi: "sür umut tarlalarını ki ufukta belirsin güneş."
devamını gör...
