güney afrika'nın melezlerinin bayıldığı amerikalı şarkıcı, söz yazarı, oyuncudur. burada başlık açılmamış, türkiyede pek seveni yok galiba.
whitney elizabeth houston. a.b.d'nin new jersey eyaletinde, 9 ağustos 1963 yılında doğmuştur.
devamını gör...

yaklaşık 400 sene ispanya sömürgesi olan küba, ispanyol-amerikan savaşından sonra bu seferde amerika egemenliğine geçer....
amerika kübaya bağımsızlık vermesine verir ama ; her an müdahale doğrudan müdahale hakkı doğuran bir anlaşmada yapar...platt değişikliği ismi verilen bu anlaşmayla fidel castronun ''küba’nın kalbindeki hançer” olarak nitelendirdiği guantanamo da askeri üs olarak amerikaya kiralanmıştır...
bu süreç içerisinde küba başkanlarının hepsi abd destekli başkanlardır...öğrenci ve işçilerden oluşan oldukça güçlü bir muhalif yapı; aralarında fulgencio batista’nın da bulunduğu ordu içerisindeki bir grup düşük rütbeli asker, 4 eylül 1933’te yönetimi ele geçirmiştir...
kurulan hükümetin, halkçı politikalarından rahatsız olan abd ise; yeni hükümetin genel kurmay başkanı fulgencio batista ikinci bir darbeyle 5 ocak 1934 tarihinde başkanı olması için destekliyor......neyse efem gel zaman git zaman fulgencio batista, ülkeyi bırakıp 7 yıl boyuncaflorida da yaşıyor...ülkeyi hükümete bırakıp çekip gidiyor....
bu süreçte ülkeyi bok götürüyor... sendika liderleri bertaraf edilerek yerlerini gangsterler almış, işçi liderleri cinayetlere kurban gitmiş, her türlü memuriyet satılığa çıkarılmış; rüşvet, hırsızlık ve yolsuzluk devletin her kademesine hakim oluyor...
küba’da 1 haziran 1952 yılında genel seçimlerin yapılacak..... abd için kötü haber....ülkede esen rüzgarların kokusuna bakarsak seçimide kesin sol gruplar kazanacak... ee bir taraftan da soğuk savaş var.... abd batistaya bir ıslık çalıyor geç diyor şu ülkenin başına ....

iş böyle olunca batista komutu aldığı gibi kübaya dönüp, 10 mart 1952 tarihinde carlos prio socarras u deviriyor ..yeniden ülke yönetimine el koyuyor..
ama ülke leş...batista’nın ülke yönetiminden uzak olduğu yıllar boyunca, küba’da kamu hizmeti diye bir şey kalmamış... rüşvet, yolsuzluk ve toplumsal yozlaşma ...ne ararsan var...
hal böyle olunca halk batista'nın dönmesini tepkiyle değil onayla karşılıyor...
10 martta darbe oluyor ve 25 martta “la habana” gazetesinde bir yazı yayınlanıyor...yazıyı yazan kişi genç bir avukat olan fidel castro... yazıda kısaca darbeyi yapanların amaçlarını sorguluyor ve bu darbeyle kübaya yeni bir diktatörlük mü getirmek istiyorsunuz? diye soruyordu...

bu avukat, aynı gün havana yüksek mahkemesine, batista’nın anayasayı ihlal ettiği için ,cezalandırılmasını isteyen bir dilekçe veriyordu.... castronun amacı diktatörlüğün demokratik açıdan yasadışı olduğunu yasal bir
yöntemle ortaya koymaktı...yani demem o ki eğer mahkeme cuntayı onaylarsa,mahkeme gayri meşru duruma düşecek; yok eğer mahkeme meşru ise cunta gayrimeşru duruma düşecekti...( bu mahkeme sonucunu çok aramama rağmen bulamadım...bulabilen beri gelsin)

bütün demokratik yollar kapanıyor ve bu sebepten cuntayı sona erdirmek için yapılacak tek
şey kalıyordu...silahlı mücadele...
1953 başlarında batista diktatörlüğünü yıkmak amacıyla küçük bir grup oluşturan castro, 26 temmuz'da santiago'daki moncada kışlası'na 165 arkadaşıyla birlikte bir baskın düzenledi; ama başarısızlığa uğrayarak tutuklandı. 16 ekim 1953'te santiago'daki küba yüksek mahkemesi'nde yapılan yargılamada 'sayın yargıç siz beni mahkûm edin! tarih beni haklı çıkaracaktır!' (la historia me absolvera) cümlesiyle biten ünlü savunmasını yaptı. mahkeme sonunda 16 yıla mahkum oldu.

hapishanelerde maruz kaldığı ağır işkencelerden haberdar olan destekçileri, mahkumların serbest kalmaları yönünde hükümet üzerinde kurduğu baskı, seçimlerin de yaklaşmasıyla sonuç vermiş ve mayıs 1955’te çıkarılan
af kanunuyla castro ve arkadaşları hapisten çıkmıştır .
üzerindeki baskı ve hayati tehlikesinin bulunmasından dolayı ; kübayı terk etmiş ve meksikaya gitmiştir...

meksika da askeri taktiklerile ilgili, ispanya iç savaşına katılmış emekli bir asker olan general
alberto bayo dan dersler almışlardır...meksika’ya gelişinin üzerinden henüz birkaç ay geçmişti ki castro hem kendi hayatı hem de küba devrimi adına büyük bir öneme sahip olan bir isimle tanıştı ernesto (che) guevara.

bu arada küba içinde sürekli bildiriler manifestolar yayımlanıyor...hatta amerikada filan epey destekçileri oluyor efem...
bu kadar eğitim yeter dedikleri 25 kasım 1956 da ;fidel castro ve beraberindeki 82 arkadaşı devrimi
gerçekleştirmek maksadıyla poza rica şehrindeki tuxpan limanından ,granma/büyükanne” isimli bir gemiye atlayıp kübaya yol alıyorlar...

30 kasım’da adaya varıyorlar...cunta bu işten haberdar ve karşılıyorlar..şiddetli çatışmalar oluyor...bu çatışmadan 21 kişi sağ çıkıyor ve sierra maestra dağlarına doğru çekilmek zorunda kalıyorlardır...

bu arada radyo yayınları şehirle kurulan bağlar derken zaman geçmiş ve artık batista ya karşı güçlü eylemler gerçekleştirmişlerdir... 2 yıl sonra 1 ocak 1959’da mevcut rejimini yıkarak küba’da devrimi ilan ettiler.

bu kübanın hayatında verdiği üçüncü bağımsızlık mücadelsidir.
birincisi ;on yıl savaşı
ikincisi ; küba devrimci partisinin ispanyollarla savaşı
üçüncüsündeküba devrimisonucunda gelen bağımsızlık...
küba'nın böylece 500 yıllık çektiği çile bitiyor ve artık bağımsız oluyordu...
kaynak:
dergipark.org.tr/tr/downloa...
tr.wikipedia.org/wiki/K%C3%...
devamını gör...

sözlük formatlarında usability devrimi gerçekleştiren iko reise saygı duyduğumuz özelliktir.
devamını gör...

ekşi sözlükte gördüm .
başıma bir iş gelir , sosyal medyadan adalet arama gerkirse lazim olur diye de üye oldum.
devamını gör...

hayattaki tek başarısı ekşide yazar olmak olanların rahatsız olduğu durum.
devamını gör...

sözleri : bana bir şeyler anlat
canım çok sıkılıyor
bana birşeyler anlat anlat
içim içimden geçiyor
yanımdasın susuyorsun
susuyor konuşmuyorsun
bakıyor görmüyorsun
dokunsan donacağım
içimde intihar korkusu var
bir gülsen ağlayacağım
bir gülsen kendimi bulacağım
depremler oluyor beynimde
dışarıda siren sesi var
her yanımda susmuş insanlar susmuş
içimde ölen biri var
hadi birşeyler söyle
çocuk gözlerim dolsun
içinden git diyorsun
duyuyorum gülüm
gideceğim, son olsun
yanımdasın susuyorsun
susuyor konuşmuyorsun
bakıyor görmüyorsun
dokunsan donacağım
içimde intihar korkusu var
bir gülsen ağlayacağım
bir gülsen kendimi bulacağım
içimde soluyorsun
iki can var içimde
korkular salıyorsun üstüme korkular
her an başka biçimde
depremler oluyor beynimde
dışarıda siren sesi var
her yanımda susmuş insanlar susmuş
içimde ölen biri var
devamını gör...

bi de bana çay demlemişler biliyon mu, ama ayakları ters olduğundan tepsiyi yere düşürdüler!
devamını gör...

kök salmak güzel, kök salıp yeri geldiğinde gitmeyi bilmek de güzel. kanatları çıkarıp gökyüzüne uçmak sonra uygun bir tepeye döne döne inip, durmak. bazen de ah tamam işte buraya kök salayım dersin şartlar senin köklerini tutmaz. köklerin açıkta öylece kalıverirsin. o zaman işte yine kanatları takmak iyi gibi.
devamını gör...

hürgeneraliye ukdesidir.

gani müjde’nin kahpe bizans da yaptığı absürd komedinin daha önceki örneği olan arabesk filminde çalan şarkıdır.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kahpe bizans’ta kahramanlık filmleri ile dalga geçerken arabesk filminde ise buram buram arabesk kokan şarkılı filmlerle kafa bulmuştur gani müjde ve erten eğilmez.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

şarkının sözlerini aysel gürel yazarken bestesini atilla özdemiroğlu yapmıştır. klasik bir arabesk şarkıdan beklediğiniz her şey bu şarkının içinde bulunabilir.

şarkı önce ünlü bir şarkıcı olan müjde ar’ın sesinden çıkar karşımıza. müjde ar şarkıyı okur ve şener şen filmin içinde başına gelen binbir olaydan sonra hastane yatağında yatar ve yan yatakta yatmakta olan rasim öztekin’in çözdüğü bulmaca ile ilgili sorulara cevap verirken sadece bu şarkının sözlerini mırıldanır. delirtici bir an yaşamak herkes için ideal bir sahnedir bu.

müjde ar

rasim öztekin’i bir süre sonra çıldırtmaya başlayan terk edildim sözü izleyici üzerinde de aynı etkiyi yapar ve filmin üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin gün içinde ansızın aklınıza gelebilir.

şener şen

terk edildim, terk edildim, terk edildim...
devamını gör...

yazmayı bırakmanın zararı ne olur bilmiyorum. bir süredir yazmıyorum hatta okumuyorum hatta düşünmüyorum da. antidepresanı kafama göre kullanıyorum, doktorla görüşmeyeli aylar oldu. yeni psikoloğa da dönüş yapmıyorum. hangi evredeyim nasıl bi noktadayım kaybedeli çok oldu. bulabilecek miyim yolumu bilmiyorum. belki bi ihtimal. ama ben değişemedikten sonra o ihtimal nasıl gerçekleşsin ki? ey şiraze bul beni. ey anlamın frekansı bul beni. ey kalbim seni yola getiremedim ya da sen kendi yolundasın da ben aklımı yola getiremedim. ey akıl, uğra bana, kal biraz. gitme uzaklara.
devamını gör...

sakinlerinin diğer yerlere göre biraz daha açık fikirli olmasının sebebi vakti zamanında burada bine yakın personelin hizmet verdiği kocaman bir amerikan üssünün olması ve amerikan askerleriyle o zamanlar nüfusu hepi topu yedi bin civarında olan şehir halkı arasında yıllarca süregelmiş ilişkilerin olmasından ileri gelen şehirdir. tabii amerikan askerlerini bizdeki uzun dönem erler gibi düşünmemek lazım.
devamını gör...

ak parti ülkeyi uçuruyor. ( ironi canım sakin ol)
sözlük bizi. (bu gerçek)
devamını gör...

orijini sol kanat olsa da, görev verildiğinde sağda ya da merkezde oynayabileceğini ispat etmiş olan futbolcu.

kendini bozmaz sıkı çalışırsa geleceği parlak.
devamını gör...

su tabancasıyla roketlere misilleme yapılan bir başlık.
devamını gör...

an itibarı ile halâ sözlükte takılan, çeşitli sebeplerdendir ki henüz uykunun tesiri altına girmemiş veya ısrarla girmek istemeyenlerdir. şahsım başı çekiyor *
devamını gör...

an itibariyle sonunda 500 puanı toplamış oldum. sözlük içinde bir kişisel iletim bile yok diye zırlamıştım vakti zamanında bilenler bilir. kampanyalar başlatmıştım "brave'e kişisel ileti alacağız" kampanyası...

500 puan olduğunu görünce koşa koşa kafa store yollarını arşınladım. ancak ne mi oldu? eline 50 krş tutuşturulup dondurma alsın diye bakkala gönderilmiş bebe gibi kaldım orada. 50 kuruşumu çikolataya ve yumi yuma mı bölüştürsem yoksa en başından beri hedefim olan dondurmayı kazanmanın, başarmanın verdiği gurur edasıyla alıp toz mu olsam ikilemine düştüm. bütün özellikler çekici geliyor, tüm rozetler ışıl ışıl her yer sanki pavyon gözümde. nasıl da kıyıp harcayacağım puanımı bilemiyorum. her 0.001 biriminde kan var göz yaşı var, destek var, omuz vermiş yazar tanelerimin emeği var. normal hayatımda da hep böyle olmuştur, istediğim an elde edemediğim şeyler hep çok kıymetliydi. halbuki parası neyse verip alabilsek umrumda olmayacak.

yağdır mevlam kendime rozet alacağım deyip entry'i bitiriyorum.

not: çocuklar karma puan dilenmiyorum yanlış anlaşılmasın jdkd yalnızca duygularını uçlarda yaşayan bir çiçeğim. ayrıca dilensem karma puan mı dilenirim allasen. sizleri seviyorum. <3

(bkz: üzerinden 14 bin lira çıkan dilenci)
devamını gör...

tanrının varlığı ya da yokluğu benim en çok merak ettiğim şeydir. hatta hayatımdaki en önemli sorudur. yaşayacağımız hayat kaç sene ki? yetmiş, seksen, yüz sene olsa ne olur? öleceğimiz, toprağa karışacağımız kesindir.

öldükten sonra yaşam var mı? ya da hepten yok mu olacağız?

yaşamak, var olmak en temel güdümüz. yok olmayı kim ister ki? bu durumda ölümden sonra yaşamaya başka formda da olsa devam edip etmeyeceğim merakını hiç bir dürtü bastıramaz.

bu merakı giderecek kesin bilgi tabi ki kimsede yok. evet tanrıya işte bu noktada inanmak istiyorum. inanç meselesi. tanrıya isteyen inanır isteyen inanmaz derler. iş okadar basit değil. bir şeye inanman için kıymetli delil lazım. istemekle olmuyor.

dinin kanaat önderleri, tanrının yollamış olduğu mesajı dünyevi çıkarları uğruna eklemelerle, saptırmalarla yozlaştırmış olsa da, nakledilmiş bu uydurma öğretileri ana akım topluluklar sorgulamadan kabul etmiş olsa da bu beni ilgilendirmez. beni bir kalıba sokamaz.

tüm ön kabüllerden arınıp, tanrının varlığını ve indirdiği kitabı kendimce biriktirdiğim deliller ile kabul ediyor, inanıyorum.

karşısına çıktığım zaman ona diyeceğim şey şu, kitabını okudum bana verdiğin şuur ile doğru bulduğum yöne gittim.
devamını gör...

şimdiye kadar hiç intihar etmeyi düşünmedim ama yıllarca ailecek maddi ve manevi zorlukları atlattık. defalarca ev değiştirdik, binlerce lira zarar sonucunda iflas ettik. hayatta affedemediğim çok fazla insan var ve bunlar hep en yakın akrabalarım. yazar arkadaş burayı okur mu bilmiyorum ama ona söylemek istediğim birkaç şey var. geçirdiğimiz zor yıllar hakkında konuşurken babamın hep anlattığı bir olay vardır. iflas ettiğimiz ortada ve etrafımızda bize destek olan tek bir kişi dahi yok. annem ve babam maddi sıkıntılar nedeniyle neredeyse her gün kavga ediyor hatta boşanma muhabbeti dönüyor. insan tabii ki çıkış yolu arıyor durmadan. bir gün babam kahvede otururken yanına bir adam geliyor ve cebinden bir tohum çıkarıyor. "bu tohumdan bir tane ekiyorsun iki bin lira alıyorsun." diyor. o tohum kenevir tohumu. babam ben öyle işler yapmam deyince de "e o zaman al silahı da vur kendini. senin başka çıkışın yok kardeş." diyor. sonra babam eve geliyor düşünmek için. ama vazgeçiyor. babama ne oldu da vazgeçtin diye sorduğumda dediği tek bir şey olur her zaman. "ne olursa olsun değmeyecekti çok düşündüm değmeyecekti."

intihar gibi bir şeyi kim düşünüyorsa değmeyeceğini de bilmeli. psikolojik bir buhranda olabilirsin, maddi sıkıntıların olabilir ama değmiyor. babam yine yaptığı en büyük salaklığın da o gün gece bu ihtimali düşünmek olduğunu söylüyor. çok klasik belki ama bir ölüme yok çare. burayı okuyan ve sıkıntılar yaşayan kişiler inanın her şey geçiyor. tüm içtenliğimle söylüyorum geçiyor.
devamını gör...

sözlüğe seyahat/gezi benzeri bir kategori eklense (bilgi kategorisinin alt kategorisi de olabilir) ne güzel olur diye düşündüm az önce. birçok tarihi yapı, turistik mekan, müze, ören yeri, doğal güzellik ile ilgili tanım ve başlık giriliyor fakat hepsini bir arada görebileceğimiz işlevde bir kategori yok. bu tür başlıklar bir arada olsa ilgilisine daha çok hitap eder ve daha ulaşılabilir olur diye düşünüyorum. hem de güzel bir gezi rehberi olur.
devamını gör...

dikkat bu bir nickaltı yalakalığıdır! *
efenim ben tanımlarını severek okuduğum sevgili yazar arkadaşıma nasıl nickaltı yazmamışım diye hayıflandım. tanımları ve yazı dili çıtayı tepelere çıkarmış, cana yakın, sevecen, yardımsever, güleryüzlü bazen bir bahar kelebeği bazen arı maya* iyi kalpli güzel insan evernevergreen.. seviliyorsun.. * hep yazsın, hep okuyalım.. daim olsun kaliteli tanımları.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim