ölülerin yakılması
birçok politeist inançta bulunan ritüeldir. ölen kişinin cesedi kültüre özel yağlarla kaplanır. ateşte kül edildikten sonra kutsal kabul edilen bir yere atılır ya da gömülür.
bugün günümüzde anlaşıldığı üzere *bağlantıyı koparmak için değil, aksine bağlantıyı kuvvetlendirmek içindir. çünkü ritüeller yeniden doğuşu simgelerler. eski inanışlarda yakılma da bir yeniden doğuştur. ateş yeniden doğuşa, tanrı katına yükselmeye aracıdır.
antik yunan'da inanıldığı gibi, eti insan yiyeceğinden ilahi yiyeceğe dönüştüren, başka durumlarda dünyevi olanı ilahiye dönüştüren şey ateşti. tarım ve bereketin tanrısı, zeus'un kardeşi demeter, bir bebeği ölümsüz kılmak istediğinde, onu ambrosia ile yağladı ve ona nefes verdi. ölümlü kısımlarını yakıp kül etmek için onu bi ocağın ateşine tuttu. keza herakles'in ölümünde de benzer bi hikaye görürsünüz.
bugün günümüzde anlaşıldığı üzere *bağlantıyı koparmak için değil, aksine bağlantıyı kuvvetlendirmek içindir. çünkü ritüeller yeniden doğuşu simgelerler. eski inanışlarda yakılma da bir yeniden doğuştur. ateş yeniden doğuşa, tanrı katına yükselmeye aracıdır.
antik yunan'da inanıldığı gibi, eti insan yiyeceğinden ilahi yiyeceğe dönüştüren, başka durumlarda dünyevi olanı ilahiye dönüştüren şey ateşti. tarım ve bereketin tanrısı, zeus'un kardeşi demeter, bir bebeği ölümsüz kılmak istediğinde, onu ambrosia ile yağladı ve ona nefes verdi. ölümlü kısımlarını yakıp kül etmek için onu bi ocağın ateşine tuttu. keza herakles'in ölümünde de benzer bi hikaye görürsünüz.
devamını gör...
evli birinin eşinden başka birine aşık olması
(bkz: ahlak bozacak başlıklar)
bunun olmaması için, evli olan insan başka biri ile yazışmayacak, flörtöz flörtöz takılmayacak.
evli olan insan, sağa sola bakmayacak, önüne bakacak.
evliliği ciddiye alacak, yaptığım bana yapılırsa diye her dakika empati kuracak.
çünkü (bkz: etme bulma dünyası).
bunun olmaması için, evli olan insan başka biri ile yazışmayacak, flörtöz flörtöz takılmayacak.
evli olan insan, sağa sola bakmayacak, önüne bakacak.
evliliği ciddiye alacak, yaptığım bana yapılırsa diye her dakika empati kuracak.
çünkü (bkz: etme bulma dünyası).
devamını gör...
almanya'da evsizler için kurulan uyku kapsülleri
250-300 dolarlık güneş paneli var üstünde. çocuğun kardan adamı çalınan ülkede yorum sizin.
devamını gör...
naomi
cuniçiro tanizaki romanıdır.
birçok nitelikli okur nabokov’un lolita’sına aşinadır. kitap olarak aşina değilseniz bile en azından kubrick tarafından 1962’de sinemaya uyarlanmış halini izlemişsinizdir. o kadar eski filmler izleme alışkanlığınız yoksa adrian lyne’nın 1997 uyarlamasını mutlaka izlemiş en azından görmüşsünüzdür. bu yapacağım incelemenin lolita ile bir ilgisi yok aslında, ben bambaşka birinden bahsedeceğim: na-o-mi. tanizaki’nin naomi’si nabokov’un lolita’sından aşağı yukarı 20 sene önce yazılmış. ama bu iki kitap derin benzerlikler taşıyor. bununla birlikte çok büyük farklılıkları da yok değil.
lolita 13 yaşında bir kız çocuğudur ve yazar humbert humbert bu kız çocuğuna derin bir cinsel istek duymaktadır. lafı dolandırmadan, doğrudan söylemek de fayda var açık net bir pedofili vakasıdır kitapta anlatılan. ancak naomi 15 yaşındadır ve joji onu fiziksel olarak beğense de olay asla pedofiliye dönmez çünkü joji’nin aklında bambaşka bir plan vardır.
lolita kıyaslamalarına burda bir virgül koyuyorum ama bu incelemenin sonunda son bir kez daha değinmek üzere. kitap bana - belki size gülünç gelecek ama - manga grubunun “ bir kadın çizeceksin” şarkısını anımsattı çünkü joji 15 yaşındaki naomi’yi yanına onu batılı tarzda bir eş olarak yetiştirmek için alıyor.
köylü kızı naomi fiziksel olarak serpilip güzelleşse de git gide joji’nin asıl beklentisi bu değil. onun isteği naomi’nin batılı tavırları, batılı giyim tarzı, batılı konuşmasıyla hayranlık uyandıracak bir genç kadın olması, tabii ki sonra da naomi’ylr evlenip yanına yakışır bir kadınla “boy” göstermek.
naomi’nin joji’nin istediği bir kadın olup olmadığını yazmayacağım elbette burda ama kitapta sağlam bir japonya eleştirisi olduğuna değinmeden de geçemeyeceğim. biraz “ araba sevdası” tadı da yok değil kitapta. japonların batı hayranlığının bizimkinden geri kalır yanı olmadığını görüyoruz roman boyunca.
gelelim lolita ile naomi arasındaki son kıyaslamamıza. naomi’nin alt başlığı “ bir budalanın aşkı”. lolita’nın alt başlığı ise “ beyaz ırktan dul bir adamın itirafları”. yani iki roman da sonunda vaat ettiği hikayeyi anlatıyor.
birçok nitelikli okur nabokov’un lolita’sına aşinadır. kitap olarak aşina değilseniz bile en azından kubrick tarafından 1962’de sinemaya uyarlanmış halini izlemişsinizdir. o kadar eski filmler izleme alışkanlığınız yoksa adrian lyne’nın 1997 uyarlamasını mutlaka izlemiş en azından görmüşsünüzdür. bu yapacağım incelemenin lolita ile bir ilgisi yok aslında, ben bambaşka birinden bahsedeceğim: na-o-mi. tanizaki’nin naomi’si nabokov’un lolita’sından aşağı yukarı 20 sene önce yazılmış. ama bu iki kitap derin benzerlikler taşıyor. bununla birlikte çok büyük farklılıkları da yok değil.
lolita 13 yaşında bir kız çocuğudur ve yazar humbert humbert bu kız çocuğuna derin bir cinsel istek duymaktadır. lafı dolandırmadan, doğrudan söylemek de fayda var açık net bir pedofili vakasıdır kitapta anlatılan. ancak naomi 15 yaşındadır ve joji onu fiziksel olarak beğense de olay asla pedofiliye dönmez çünkü joji’nin aklında bambaşka bir plan vardır.
lolita kıyaslamalarına burda bir virgül koyuyorum ama bu incelemenin sonunda son bir kez daha değinmek üzere. kitap bana - belki size gülünç gelecek ama - manga grubunun “ bir kadın çizeceksin” şarkısını anımsattı çünkü joji 15 yaşındaki naomi’yi yanına onu batılı tarzda bir eş olarak yetiştirmek için alıyor.
köylü kızı naomi fiziksel olarak serpilip güzelleşse de git gide joji’nin asıl beklentisi bu değil. onun isteği naomi’nin batılı tavırları, batılı giyim tarzı, batılı konuşmasıyla hayranlık uyandıracak bir genç kadın olması, tabii ki sonra da naomi’ylr evlenip yanına yakışır bir kadınla “boy” göstermek.
naomi’nin joji’nin istediği bir kadın olup olmadığını yazmayacağım elbette burda ama kitapta sağlam bir japonya eleştirisi olduğuna değinmeden de geçemeyeceğim. biraz “ araba sevdası” tadı da yok değil kitapta. japonların batı hayranlığının bizimkinden geri kalır yanı olmadığını görüyoruz roman boyunca.
gelelim lolita ile naomi arasındaki son kıyaslamamıza. naomi’nin alt başlığı “ bir budalanın aşkı”. lolita’nın alt başlığı ise “ beyaz ırktan dul bir adamın itirafları”. yani iki roman da sonunda vaat ettiği hikayeyi anlatıyor.
devamını gör...
asla yemem deyip kölesi olmak
(bkz: haram yemek)
devamını gör...
hiç tanım girmediğimiz başlıklar
bel altı başlıklar ve faşist başlıklar.
ıkisine de aynı mesafedeyim.
çocuklarımda konuşmadığım hiç bir şeyi yazmam.
ıkisine de aynı mesafedeyim.
çocuklarımda konuşmadığım hiç bir şeyi yazmam.
devamını gör...
en saçma çocukluk yanılgıları
#1378084 yalnız olmadığımı biliyordum.
bir de mandalina ve portakalların içinde hani minikleri olur ya onları da büyük dilimlerin yavrusu sanıyordum ben...
başka yanılgılarım da vardı elbette ama onları söyleyip de çocuk halimi rencide etmek hiç istemiyorum.
bir de mandalina ve portakalların içinde hani minikleri olur ya onları da büyük dilimlerin yavrusu sanıyordum ben...
başka yanılgılarım da vardı elbette ama onları söyleyip de çocuk halimi rencide etmek hiç istemiyorum.
devamını gör...
dolmuşta en önde oturmak
ankarada bir dolmuşta en önde oturmak resmen bir işkencedir. sürekli şoföre para uzatmak zorunda kalınır, arkadan kimisi dürter şu parayı uzat diye kimisi parayı elinize verir hiç sormadan. birçok kez en önde oturmamak için ayakta kalmayı tercih etmişimdir. o kadar pis paraya aynı anda dokunmak ve resmen muavinlik yapmak oldukça iğrençtir. bir de verilen bozuk paraların birini yere düşürdüğünüzde utanmadan sizden almanızı beklerler.
devamını gör...
simli far
sözlük'ümüzün yeni haberci yazarıdır kendisi.
sadece belli kategorilerde değil çeşit çeşit pek çok haberi, buraya taşımaktadır. sayesinde haber sitelerine girmeme gerek kalmamıştır. kendi adıma teşekkürlerimi sunuyor, hep güzel haberlerden haberdar etmesini niyaz ediyorum*.
iyi sözlükler sayın yazar!
sadece belli kategorilerde değil çeşit çeşit pek çok haberi, buraya taşımaktadır. sayesinde haber sitelerine girmeme gerek kalmamıştır. kendi adıma teşekkürlerimi sunuyor, hep güzel haberlerden haberdar etmesini niyaz ediyorum*.
iyi sözlükler sayın yazar!
devamını gör...
eleştiri kabul etmeyen insan
kendini mükemmel sanan, kusur arayan fakat kendi kusurunu asla görmek istemeyen, görse bile inkar mekanizması full performans çalışan insandır. koşarak uzaklaşın.
devamını gör...
son sigara
bugün çalıştığım tatil oteline 5 ay önce kaybettiğim abimin 7 yaşındaki oğluyla yengem geldi. uzun yıllardır hiç eğlenmediğim kadar güzel eğlendik bir tanemle. yüzüne her baktığımda ağlayasım geliyor çocuğun. ama bir yandan o güzel yeğemime bakınca hayatı da daha çok seviyorum. bu ne yaman çelişkidir dostlar? ben de babasız büyüdüm. gece 12-08 mesaim var. uyumaya çıktım odama. ağlamaktan uyku tutmuyor. son bir sigara içeyim sonra uyurum diyorum son sigaralarım da çelişkiler de hiç bitmiyor.
neyse konumuza dönelim. saund kalite bakımından berbat bir şarkıdır. lakin yeşim ablanın sesi harika bir enstruman. bana yoldaşlık etti bu kötü günümde.
sizler de, dostlar da yeşim abla da var olsun. yaşam da var olsun.
neyse konumuza dönelim. saund kalite bakımından berbat bir şarkıdır. lakin yeşim ablanın sesi harika bir enstruman. bana yoldaşlık etti bu kötü günümde.
sizler de, dostlar da yeşim abla da var olsun. yaşam da var olsun.
devamını gör...
artı sonsuzla eksi sonsuzun toplamı
matematik bilsek yazar mı olurduk ulan tepkisini vermeme sebep olmuş başlıktır.
devamını gör...
171 cm üstündeki kadın
şu ezik erkekler de bir bitiremedi kadınlarla alakalı başlık açmayı.
devamını gör...
sevilen şiirin en vurucu dizeleri
“ hep böyle midir
kalbin hep böyle yavaş mıdır ruknettin?
aynalar sana bir savaş mıdır ruknettin?
yarin dudaklarından trenler geçer de
kalbiyin istasyonunda durmaz mı
sen hiç satrançta yenilmez misin
atına binip hep gider misin
bilmez misin,atından ayrı düşen bir vezir
zehir gibi çoğaltır kanında yalnızlığı
ve nihayet şahlar da aynalardan geçer
bir sen mi kalırsın bu rüyada ruknettin
herhalde hep böyledir
bu dünya sevenlere bir tuzaktır ruknettin! “
her kelimesi kalbimi titreten kemal sayar şiiri.
kalbin hep böyle yavaş mıdır ruknettin?
aynalar sana bir savaş mıdır ruknettin?
yarin dudaklarından trenler geçer de
kalbiyin istasyonunda durmaz mı
sen hiç satrançta yenilmez misin
atına binip hep gider misin
bilmez misin,atından ayrı düşen bir vezir
zehir gibi çoğaltır kanında yalnızlığı
ve nihayet şahlar da aynalardan geçer
bir sen mi kalırsın bu rüyada ruknettin
herhalde hep böyledir
bu dünya sevenlere bir tuzaktır ruknettin! “
her kelimesi kalbimi titreten kemal sayar şiiri.
devamını gör...
türk eğitim sistemi
içerenköy / seneler önce
devamını gör...
normal sözlük'ün renginin turuncu olmasının anlamı
siyah, beyaz ve gri ile güzel kontrast oluyor bence.
devamını gör...
düzenli çiğ sarımsak yemek
4 yıl önce youtube da eric bugenhagen adlı bir arkadaşı keşfettim. saygıdeğer ağırlıklar kaldırıyor arka planda çalan hardcore metal parçası eşliğinde ağzından salyalar saçarak headbang yapıyor, damardan 100 gr kafein almış gibi kendinden geçiyordu. neyse bu deli simdi wwe güreşçisi oldu ayrı mesele. diyeceğim şu ki eric düzenli olarak her gün 1 baş sarımsak yiyen ve sarımsağın faydalarını saymakla bitiremeyen her iki lafından biri ''garlic!'' olan biriydi. kendisiyle birlikte ben de günlük sarımsak yemeye başladım ve 2 yıldır yiyor 1 yıldır düzenli olarak yiyorum. sarımsağı oldum olası aşırı seven bir insan olarak çiğ yerken bile keyif alıyorum ama faydaları (özel olarak yaptırdığım arıvital polen arı sütü propolis vs karışımı dışında) bugüne kadar yediğim hiç bir besinde olmadığı kadar sansasyoneldir.
kanlı canlı bir denek olarak tecrübelerim şunlar ki, düzenli yemek şartıyla her gün 1-3 büyük diş sarımsak, vücuttaki yenilenmeyi doruğa çıkartıyor. nedir bu yenilenme fiziksel olarak ağır bir işle uğraşıyorsanız ertesi gün yine aynı yoğunlukta yapabilecek bir yenilenme sağlıyor. nasıl sağlıyor yorulmuş bitap düşmüş merkezi sinir sisteminizin her yerine işleyip güçlendiriyor. yumuşak doku ve kaslardaki tahribin rejenarasyonunu hızlandırıyor.
2. si; stres seviyesini düsürüyor. ve vucudu sakinleştiriyor. ne melisa ne papatya ne kedi otu ben de bu etkiyi yapmıyor.
3.sü; bekar bir adam olarak benim bir işime yaramasa da evlilerin yarar, libidoya nitro oksit bağlamış seviyeye getiriyor. insan her gün azgın olur mu düzenli sarımsak yersen oluyorsun.
4.sü; bağışıklık sistemi üzerinde bariz bir şekilde etkisini gördüğüm yukarıdaki saydığım karışım dışında doğrudan etki yapan tek besin kaynağıdır. özellikle anne sütü emmemiş tiplere ısrarla tavsiye ediyorum, bakın ikide bir hasta oluyorsanız sarımsak sizin devanız ilacınızdır.
bunlar, iki yıldır yiyen ve son 1 yılda etkilerini ciddi şekilde gören benim şahsi tecrübelerimdir.bu zorlu dönemde benim gibi doğal eslenme sevdalı arkadaşlara bir tavsiyemdir.
yeme şekli olarak ise, çiğneyerek yemenizi ve direkt su içmenizi tavsiye ederim. yutmaya kalkmayın midenizi duman eder, garanti ederim ki ağrısından kusarsınız, o yüzden ısırarak ağzınızda parçalayıp sonra suyla direkt yutun.
kanlı canlı bir denek olarak tecrübelerim şunlar ki, düzenli yemek şartıyla her gün 1-3 büyük diş sarımsak, vücuttaki yenilenmeyi doruğa çıkartıyor. nedir bu yenilenme fiziksel olarak ağır bir işle uğraşıyorsanız ertesi gün yine aynı yoğunlukta yapabilecek bir yenilenme sağlıyor. nasıl sağlıyor yorulmuş bitap düşmüş merkezi sinir sisteminizin her yerine işleyip güçlendiriyor. yumuşak doku ve kaslardaki tahribin rejenarasyonunu hızlandırıyor.
2. si; stres seviyesini düsürüyor. ve vucudu sakinleştiriyor. ne melisa ne papatya ne kedi otu ben de bu etkiyi yapmıyor.
3.sü; bekar bir adam olarak benim bir işime yaramasa da evlilerin yarar, libidoya nitro oksit bağlamış seviyeye getiriyor. insan her gün azgın olur mu düzenli sarımsak yersen oluyorsun.
4.sü; bağışıklık sistemi üzerinde bariz bir şekilde etkisini gördüğüm yukarıdaki saydığım karışım dışında doğrudan etki yapan tek besin kaynağıdır. özellikle anne sütü emmemiş tiplere ısrarla tavsiye ediyorum, bakın ikide bir hasta oluyorsanız sarımsak sizin devanız ilacınızdır.
bunlar, iki yıldır yiyen ve son 1 yılda etkilerini ciddi şekilde gören benim şahsi tecrübelerimdir.bu zorlu dönemde benim gibi doğal eslenme sevdalı arkadaşlara bir tavsiyemdir.
yeme şekli olarak ise, çiğneyerek yemenizi ve direkt su içmenizi tavsiye ederim. yutmaya kalkmayın midenizi duman eder, garanti ederim ki ağrısından kusarsınız, o yüzden ısırarak ağzınızda parçalayıp sonra suyla direkt yutun.
devamını gör...


