yatırılan para miktarının belirli bir yüzdesi alınarak hesaplanan faiz'dir.
devamını gör...

lice'de öldü medeni. 28 mayıs 2013'te. gezi şehidimiz dememiz bile battı birilerine. olay diyarbakır'da oldu diye. medeni kurşunla, gerçek kurşunla öldü diye!
ayrıştırıcı diliniz, zihniyetiniz batsın! size rağmen siz biz değiliz! olmayacağız! gönlünüz kaldırırsa açın görüntüleri izleyin. medeni 18 yaşındaydı henüz...
devamını gör...

yanlış önerme.

örnek vermek gerekirse iran'a nasreddin şahın haremindeki kadınlara ve kızlarına, torunlarına bakılabilir. o zamanlar mesela bıyık güzel bir şey olarak görülüyordu kadınlarda. yine bazı bölgelerde birleşik kaş güzel olarak görülüyor.
iran nasreddin şahın haremi

yani güzellik kesinlikle görecelidir. başka örnek verelim. mesela çinde eskiden kadınlar güzel görünebilmek için ayaklarına şekil vermeye çalışıyorlardı ve küçüklükten beri kullandıları ipler ve ayakkabılar sayesinde ayaklarına lotus şekli veriyorlardı. küçük ayaklı olmak güzellik algısının bir parçasıydı.
lotus ayaklı çinli kadınlar

güzellik görecelidir efendim. afrikaya bakalım bu sefer. afrikada bazı kabilelerde kadınlar güzel görünmek için ağızlarına ve kulaklarına kesikler açıp tabak koyuyorlar. yine bizim güzellik anlayışımıza hiç uymayan şekillerde vücutlarını kesiyorlar.
mursi kabilesi kadınları

daha bir çok örnek verilebilir. hem tarihte güzellik algısının nasıl değiştiğinden hem de günümüzde dünyanın farklı yerlerinde güzellik algısının ne kadar değişik olduğundan.
siz çevrenize bakıyor ve herkesin güzellik algısı aynı diyorsanız, çevrenizdeki herkes instagram kullanıyor, televizyon izliyor, filmler izliyor demektir. çünkü tüm bu içerikler bizde belli bir güzellik çerçevesi oluşturuyor. o çerçeve uyan kişilere de güzel diyoruz. bu tür mecralardan uzak yaşamış ve yaşayan insanlarla tanışıp fikirlerini alın. sizin güzellik algınızla ne kadar farklı güzellik algıları olduğunu göreceksiniz.
devamını gör...

üstteki yazar arkadaşa katılıyor ve ekliyorum. bazı siyasi partilerdeki hanımefendilerin allah'ın rızasından önce iktidardaki beylerin rızası için başörtüsü takıyor olması bunun en iğrenç örneği bence. iğrenç diyorum çünkü allah'ın verdiği aklı hakir görüp "böyle olacak, ben doğrusunu biliyorum!" kibiri, insanları islamdan ve müslümanlardan soğutuyor. "insan allah'ın halifesi, dini güzelce tebliğ et" desen, "bırak gavuru/dinsizi/imansızı...(liste bu şekilde uzar gider) cehennemde yanacak hepsi" diyerek (bundan da zevk alarak) cevap verecek insan(!) gelmiş başörtüsüz kadın bilmem neye benzer diye nutuk atıyor. bu düzene ve bu insanlara gerçekten çok sinirliyim. aynı candan, aynı kandan olan insanları birbirine bu kadar düşman edip kutuplaştıran, allah inananın da inanmayanın da rızkını verirken kendisi hadsizce bunun hesabını yapan insanlara hakkımı helal etmiyorum. bu insanlar(!) yüzünden bana karşı eskiden normal olan bakışlar şimdi nefrete dönüyorsa helal etmemekte en büyük hakkım. ben de başörtülüyüm ve bu diğer insanlara olan bakışımı asla değiştirmiyor,insanım çünkü, herkes gibi. içim çok dolu bu mevzuya, ne kadar konuşsam da az gelecek gibi. ayrıca bu iktidar sayesinde başörtülü kadın sayısı arttı diye sevinen arkadaşlara kötü bir ayrıntı belirteceğim. başörtülü kadın sayısı artmış olabilir ama maalesef "kendi isteği ile başörtüsü takan kadın" sayısı azaldı. daha neyin ne olduğunu anlayamacak yaştaki kız çocukları bile başörtüsü takıyor. seçimleri onlar değil de aileleri yapıyor. ben burada sevinecek bir taraf göremiyorum maalesef. (hadi uzayı felan geçtim) dünyada açlık ve zulüm ile boğuşan onlarca insan varken nasıl bir çare bulabiliriz diye düşünmek yerine, hala birbirimizi ötekileştirip nefret etmek için sebep arıyoruz. kafamızı bir gün taşlara vuracağız da yazık olmuş olacak hepimize.
devamını gör...

paris'te bulunan ve aşıklar köprüsü olarak da bilinen çiftlerin aşklarının sonsuzluğunu mühürlemek için asma kilitler astığı köprüdür. aslında adı sanat köprüsü olarak çevriliyor ama asma kilitler nedeniyle aşıklar köprüsü olarak anılıyor.
çiftler tarafından yıllardan beri o kadar çok kilit asılmış ki köprü çökme tehlikesi ile karşı karşıya kalmış, bu nedenle artık kilit asmak yasaklanmış.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

okuyabilmek için büyük bir sinir kuvveti gerektiren kitap. yoksa insanın elinde ağırlaşıyor; sayfalar çevrilmiyor pek. bu kitabı okuduğum günden beri ayıkladığım, olur olmadık zamanlarda kafamda dönen bazı alıntıları aşağıda toplayacağım;


"her insanın içinde bir peygamber uyuklar ve o uyandığında dünyadaki kötülük biraz daha artar."
"içimizdeki peygamber bizi kendi boşluğumuzda ihya eden deli tarafımızdır."

"vaaz verme çılgınlığı içimizde öylesine yer etmiştir ki, korunma içgüdüsünün bilmediği derinliklerden doğar. her insan kendinin bir şey önereceği anı bekler: ne önerdiği önemli değildir. bir sesi vardır ya o yeter. ne sağır ne dilsiz olmanın bedelini pahalıya öderiz."

"her geceden sonra, kendimizi yeni bir günün karşısında bulduğumuzda, o günü doldurma gerekliliğinin gerçekleştirilemez oluşu içimizi ürküntüyle doldurur; ve ışık içinde nerede olduğumuzu şaşırmış bir halde, sanki dünya az önce sarsılmış ve kendi yıldızını icat etmiş gibi, bir teki bile bizi zamanın dışına çıkarmaya yetecek olan gözyaşlarından kaçarız."

"ümitsizliğe talim eden ve kendini kabullenen cesetleriz; kendimize rağmen hayatta kalırız ve yalnızca yararsız bir formaliteyi yerine getirmek için ölürüz: sanki hayatımız, sadece ondan kurtulabileceğimiz ânı ileri atmamıza bağlıymış gibi..."

"kararlılığının baş ilkesi, harekete geçiş ve anlayış biçimin olan burukluk, dünyadan tiksinmenle kendine acıman arasındaki gelgitin tek sabit noktasıdır."

"giysi bizimle hiçlik arasına girer. vücudunuza bir aynada bakın; ölümlü olduğunuzu anlayacaksınız. parmaklarınızı kaburga kemiklerinizin üzerinde bir mandoline dokunur gibi gezdirin: mezara ne kadar yakın olduğunuzu göreceksiniz. giyimli olduğumuz içindir ki ölümsüzlükle böbürleniriz. bir kravat takıldığında nasıl ölünebilir ? (...)
bir şapka taktığınızda ana karnında günler geçirdiğiniz ya da solucanların yağlarınızı tıka basa yiyecekleri kimin aklına gelir ?"

bi de şey var:

"melankoli, egoizmin düş halidir."
cioran öyle bir adam ki sanki ne yapsam ne hissetsem her ihtimalde karşıma dikiliyor.
devamını gör...

banu berberoğlu ve diggat etmelik sevgilisi
devamını gör...

(bkz: virtual reality)
devamını gör...

"insanlar birbirlerine kızdıklarında aşağılamak için 'hayvan' derler. oysa hayvan kelimesinin aşağılama amaçlı kullanılması haksızlıktır. insanlar hayvanların sergilemedikleri nice ahlak dışı, insana yakışmayan davranış sergilerler de, yine de her zaman, her konuda hayvanlardan üstün olduklarını düşünürler. hiçbir köpek, sahibini evden uzaklara, mesela belgrat ormanları'na götürüp, tek başına bırakıp arabasına atlayıp kaçmaz. hiçbir kedi, sahibini çuvala koyup eve uzak bir yerde salıvermez. pek çok köpek, sahibi yere uzandığında telaşlanır, onu yerden kaldırmadan rahat etmez; uzaklara bırakılan kediler ve köpekler, kilometrelerce yol kat edip -aslında kendilerine ait olmayan- evlerine dönerler. yani hayvanlar insanlara oranla daha sadıktırlar, dostlarına haksızlık etmezler; bu arada adlarının hakaret amaçlı kullanılmasını da hak etmezler."
miyase'nin kuzuları - üstün dökmen.
devamını gör...

geri geldiği gün ayrılarak gerçekleştirdiğim olaydır.
kısa dönem askerde olan er kişinin, çıkan öğle yemeğini beğenmeyip arkadaşlarıyla pizza söylemesi ve pizzacının orası uzak kalıyor getiremeyiz demesi nedeni ile beni işteyken arayıp 2 saat pizzacıyı, 1 saat bölgedeki geri kalan esnafı şikayet etmesi üzerine ayrılma kararı almıştım. sonra çok telefonla konuştuğum için iş yerimden uyarı almıştım adam hala uyarı almamı umursamadan canı sıkıldıkça arıyordu ( günde yaklaşık 20 kez hemde)
siz söyleyin dayanılır mı bu eziyete?
devamını gör...

deney hayvanlarından elde edilen verilerle geliştirilmiş ilaç, aşı vs.lerin veganlar tarafından kullanıp kullanmadığını merak etmeme sebep olmuş canlılardır.
devamını gör...

açık tonlarda ahlaksızım... bakıra çalan bi ahlaksızlık bu, anlat deseniz anlatamam sözlük... öyle diyolla...
devamını gör...

gerçekten de acıların kadınıdır.

bundan çok seneler mukaddem, şiddet görmesi ve öldürülmesi. türkiye'de yine her şey aynıydı... kadına dair, cezaya dair.

bergen, belgin'di aslında, gerçek adı buydu.

sevgilisi ona tecavüz etti.
bir adamla evlendi, mutsuz oldu boşandı.
bir adam tanıdı, işin içinde başka iş de vardı, sevdi, o mahluk, bergen'e şiddet uyguladı.
yine o aynı mahluk, kezzap attı yüzüne.
iki gözünü kaybetti bergen. yandı birçok yeri.
haftalarca tedavi gördü.
sol gözü aylar sonra görme yetisi kazandı.
sağ gözü üstüne saçını attı, öyle de çok sevildi bergen.

bergen gazinoda bıçaklandı yok yere, azmettiren muhtemelen o mahluktu, hiçbir şey olmadı.
o mahluk tarafından yıllar sonra kurşunlandı bu sefer bergen, öldü.

bergen ölmüştü artık lakin daha senesi çıkmadı, o mahluk 7 ay sonra hapishaneden çıktı.

o mahluk için, hapishane kapısı önünde kurban kesildi.

devlet baktı.

'seni mezarında bile rahat bırakmayacağım.' dedi o mahluk yıllarca.

bergen'in annesi, mezarını demirden kafesle kapattı.

şimdi o kafesin ön tarafı açık. yan ve arkası halen demir örgülüdür...

o mahluk yıllar önce çocuğa tacizden gözaltına alındı.

o mahluğun akıbetini bilmiyorum, umarım can çekişerek ölmüştür ya da ölür.

belgin her zaman güzeldi de, yüzüne kezzap atılmadan önce, gençlik yıllarında çok çok güzeldi. bakmaya doyulmazdı.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

şimdi bizler, yalan ve geçici şeyler yaşayıp der-sıkıntı diyoruz adına.

insan bi' utanıyor.

şimdi, güzel bir bergen şarkısı dinlemek icap eder...
devamını gör...

kafa sözlük diye geldik, inci sözlük çıktı.
devamını gör...

hayat berbat
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

takvim yılı içerisinde gerçekleşen 13. dolunay evresine verilen isimdir.geleneksel bir ihanet eden anlamına gelen belewe kelimesinin zaman içerisinde blue yani mavi kelimesine dönüşmesinden alan bu kültürel olgu, insanlar bir yılda 12 dolunay beklerken gerçekleşen 13. dolunayın takvime ihanet ettiği göndermelerinden alır. yani ay’ın rengi ile hiçbir ilgisi yoktur.
en son 22 ağustos 2021 tarihinde sahnelere çıktı. sanki her şey dolup dolup taştı. ah astrologlar kovaydı akrepti derken uyuşturdunuz beynimizi. mavisi geldi geçti derken sıraya mor'u gelirse şaşırmam. bu tutulmalar beni aşar.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel stanisław masłowski - moonrise (1884)
devamını gör...

ben hiç kar görmedim. ciddi söylüyorum. böyle karın yanına gidip canlı canlı elime alıp birine atmadım, üzerinde yürümedim, o beyaz örtüyü, doğanın gelinliğini görmedim. hep uzaktan dağlarda aaa kar dedim. nasip olmadı gitmek. belki de yarın ölsem hiç kar topu oynamadan, kar görmeden ölüp gitcem. kimse inanmıyor o ayrı. bir ailem ve yakın arkadaşlarım bilir bunu. bir kere okulun bahçesine kamyonla dökmüşlerdi ama gerçekten kar öyle mi? kar yağışını zaten hiç bilmiyorum.
bir gün sabahtan akşama kadar birlikte olacağız eminim ama o gün kim bilir ne zaman?
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim