iktidardan astronot adaylarının seçimi başlıyor müjdesi
ama kafamız nasıl güzel biliyo musun?
devamını gör...
abdullah avcı
sistemsel olarak iyi bir teknik direktör. şahsen ben onun yerinde olsam şansımı yurtdışında bir kez olsun denerdim.
devamını gör...
dünyanın en huzurlu şeyi
sevdiğin kadar sevilmek ve sevdiğin birinin kalp atışlarını hissetmek.
devamını gör...
bir zamanlar moda olan şimdi yüzüne bakmadığımız şeyler
deri mont.
devamını gör...
sormadığın halde laf arasında maaşını söyleyen insan
-nasılsın
+sekiz bin lira maaşla mı
+sekiz bin lira maaşla mı
devamını gör...
bin muhteşem güneş
khaled hosseini'nin okuduğum ilk kitabı. kitap sayesinde farklı jenerasyondan iki kadının hayatına girme imkanı bulurken, hayatlarının acımasızlığının da ortak oluşuna şahit oluyoruz.
eserde, afganistan'daki kadınların birey olarak ele alınmadığı, birçok haklarının ellerinden alındığı, türlü şiddete maruz kaldıkları yansıtılıyor.
''sürekli seni düşünürdüm. yüz yaşına kadar yaşaman için dua ederdim. bilmiyordum. benden utandığını bilmiyordum ki."
eserde, afganistan'daki kadınların birey olarak ele alınmadığı, birçok haklarının ellerinden alındığı, türlü şiddete maruz kaldıkları yansıtılıyor.
''sürekli seni düşünürdüm. yüz yaşına kadar yaşaman için dua ederdim. bilmiyordum. benden utandığını bilmiyordum ki."
devamını gör...
ortaokullarda seçmeli satranç dersinin okutulmasına karar verilmesi
"yes be" dedirten durum.
aa unutmuşum orta okul biteli seneler oldu
aa unutmuşum orta okul biteli seneler oldu
devamını gör...
yazarların normal sözlük’te yazma nedenleri
anlaşılmak istemek, herkesin içinde durduramadığı bir güdü. yazının icat olunduğu günden beri insanların anlaşılmak için seçtikleri yollardan biri. okunmayan şeyler yazılabilir ama anlaşılmak için yazılanların okunması elzemdir. okunanlara alınan dönütler daha iyi olmaya iter. bunun en kolay yolu bir burası olabilir. yazdıklarının sana ait olduğunun bilinmemesi bence en keyifli kısmı. kalbini açarken tereddüt etmezsin çünkü. bilmezler sen olduğunu, sevselerde kızsalarda ...
devamını gör...
orhan veli kanık
geçtiğimiz 13 nisanda doğum günü olan rahmetli şairimiz. onun şiirleri hep başkadır ,farklıdır bence . anlatılamayanı anlatmaya çalışan ve oldukça değerli bir şairdi. şiirlerinde süslü olmayı reddetmiş gayet yalın bir anlatım ile duygulara tercüman olmuştur. benim için anlatamıyorum ve istanbul'u dinliyorum şiirlerinin ayrı yeri vardır . huzur içinde uyusun .
ağlasam sesimi duyar mısınız,
mısralarımda;
dokunabilir misiniz,
gözyaşlarıma, ellerinizle?
bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
bu derde düşmeden önce.
bir yer var, biliyorum;
her şeyi söylemek mümkün;
epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
anlatamıyorum.
ağlasam sesimi duyar mısınız,
mısralarımda;
dokunabilir misiniz,
gözyaşlarıma, ellerinizle?
bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
bu derde düşmeden önce.
bir yer var, biliyorum;
her şeyi söylemek mümkün;
epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
anlatamıyorum.
devamını gör...
aniden gelen göğüs ağrısı
bazen geliyor, nefes almamı bile engelliyor. ilk başlarda çok korkuyordum da artık alıştım, çok da bir şeyi yok.
devamını gör...
dünyanın en huzurlu şeyi
âna göre değişebilen şeylerdir.
kokunuzu daha iyi duyumsayabilmek için size doğru dönen kar tavşanı gibi 8 aylık bir kız bebek düşünün. bir kaç buçuk santimetrelik elini göğsünüze koyar.sol bacağını da karnınıza yaslar.dünyanın pisliğinden dehşetinden bir haber, bir yandan emziğini şapırdatarak diğer yandan sizi süzerek uyur.uyanmasın diye saatlerce kıpırdamazsınız.
o an baba olmayı çok istemiştim.
dünyanın en huzur verici düşüncesiydi.
geçen sene 1 aylık kar topu gibi yavru bir köpeği annesinden ayırdılar.
geceydi,hava yağmurluydu aldım odama.küçük kilimden bir yer yatağı yaptım.uyudum. şiddetli gök gürültüsünün sesiyle uyandım.yataktan inip ışığı açtım.tespih boncuğu gibi gözlerini korkuyla bana dikmiş titriyor.yanına oturup duvara yaslandım.duvarla sırtımın arasına girdi,biblo gibi yana devrildi, patilerini belime bastırarak uyudu.uyanmasın diye 2 saat kıpırdamadım.
o an bir köpek olmak istedim.
dünyanın en huzur verici düşüncesiydi.
kokunuzu daha iyi duyumsayabilmek için size doğru dönen kar tavşanı gibi 8 aylık bir kız bebek düşünün. bir kaç buçuk santimetrelik elini göğsünüze koyar.sol bacağını da karnınıza yaslar.dünyanın pisliğinden dehşetinden bir haber, bir yandan emziğini şapırdatarak diğer yandan sizi süzerek uyur.uyanmasın diye saatlerce kıpırdamazsınız.
o an baba olmayı çok istemiştim.
dünyanın en huzur verici düşüncesiydi.
geçen sene 1 aylık kar topu gibi yavru bir köpeği annesinden ayırdılar.
geceydi,hava yağmurluydu aldım odama.küçük kilimden bir yer yatağı yaptım.uyudum. şiddetli gök gürültüsünün sesiyle uyandım.yataktan inip ışığı açtım.tespih boncuğu gibi gözlerini korkuyla bana dikmiş titriyor.yanına oturup duvara yaslandım.duvarla sırtımın arasına girdi,biblo gibi yana devrildi, patilerini belime bastırarak uyudu.uyanmasın diye 2 saat kıpırdamadım.
o an bir köpek olmak istedim.
dünyanın en huzur verici düşüncesiydi.
devamını gör...
yavrum diyen erkek
yavrum baban nereli diyorsa bir gideri olur bence.
devamını gör...
olağanüstü bir gece
"bir kez kendini bulmuş olan kişinin bu yeryüzünde yitirecek bir şeyi yoktur artık. ve bir kez kendi içindeki insanı anlamış olan bütün insanları anlar."
ailesinden kalan miras ile sıradan ve sıkıntısız bir hayat süren kahramanımızın kendine olan yolculuğunu ele alıyor kitap. burjuva olarak adlandırılan kahramanımız, kendisine yabancılaşmış, hayata karşı son derece duyarsızlaşmış, duygularını yitirmiş ve hissetmeyi unutmuştur. bu şekilde devam ettirdiği hayat kendisi için adeta bir ızdıraptır. kitap tam da bu noktada, kahramanın işlediği bir suç ile içindeki duygu patlamasını, insan olmanın hissiyatını ve heyecanını tüm benliğinde yaşamasını anlatıyor. alt tabaka olarak nitelendirilen mahallede geçirmiş olduğu bir gecede, kendi benliğine yapmış olduğu yolculuğu, duyguları ve hisleri ile tekrar barışmasını harika bir şekilde ele alıyor yazar. işte bu olağanüstü gece adeta kahramanın tekrar doğuşudur. hissiz, duyarsız, duyarsız bir hayata, yaşamak denilebilir mi?
stefan zweig'ın harika psikolojik tespitleri ile dolu, mükemmel bir içsel yolculuk.
ailesinden kalan miras ile sıradan ve sıkıntısız bir hayat süren kahramanımızın kendine olan yolculuğunu ele alıyor kitap. burjuva olarak adlandırılan kahramanımız, kendisine yabancılaşmış, hayata karşı son derece duyarsızlaşmış, duygularını yitirmiş ve hissetmeyi unutmuştur. bu şekilde devam ettirdiği hayat kendisi için adeta bir ızdıraptır. kitap tam da bu noktada, kahramanın işlediği bir suç ile içindeki duygu patlamasını, insan olmanın hissiyatını ve heyecanını tüm benliğinde yaşamasını anlatıyor. alt tabaka olarak nitelendirilen mahallede geçirmiş olduğu bir gecede, kendi benliğine yapmış olduğu yolculuğu, duyguları ve hisleri ile tekrar barışmasını harika bir şekilde ele alıyor yazar. işte bu olağanüstü gece adeta kahramanın tekrar doğuşudur. hissiz, duyarsız, duyarsız bir hayata, yaşamak denilebilir mi?
stefan zweig'ın harika psikolojik tespitleri ile dolu, mükemmel bir içsel yolculuk.
devamını gör...
makyajını sil tecavüzden kurtul
damacana da mı makyaj yapmış?
devamını gör...
delice sevişirken kapıya gelen komşu
sevişmeyi gürültü yapmak , ne kadar bağırabiliyorsa o kadar iyi s..tiğini sanan bir ergenin açacağı bir başlıktı bravo
devamını gör...




