sözlükteki kadın yazar sayısının erkek yazar sayısından fazla olması
istatiklere inanmayı uzun zaman önce bıraktım, hiç unutmam, bir yazar nickaltına askere gideceğini yazmıştı, sonra o yazarın genel bilgiler'ine bakmıştım ve cinsiyet kısmında kadın yazıyordu.*
devamını gör...
türk insanının ömrünü mahveden üç şey
elalem, belirsizlik ve imkanların sınırlı olması şeklinde özetleyeceğim bir sürü problemden birkaçıdır.
devamını gör...
nutuk’u yasaklamak
gözümü zar zor açarken bu başlığa denk gelip anlık bir sinir krizi geçirdim. ne sanıyor bunlar kendini ya? nereden geliyor bu deli cesareti? yapamazsınız. elimden geldiği kadar size dur diyeceğim, insanların da farkına varması için çabalayacağım. elbet gün gelecek.. elbet. ne bu böyle ya!. perişan ettiler ülkeyi. ah, bunlara oy veren akılsız insanlar.. şimdi pişman mısınız acaba?*
devamını gör...
kızların espri yapmayı becerememesi
yapılan espriyi anlamaya zekası yetmeyen erkek söylemi.
devamını gör...
cezalar ağırlaştıkça suçun sıklığı azalır mı sorusu
istediğiniz kanunu ,reformu getirebilirsiniz ama önce toplumu bilinçlendirmek ve eğitmek lazım.onun için toplumu nizam ve kanunlara ,topluma saygı duymayı öğretmeliyiz.
devamını gör...
başarısız yemek yapma anısı
irmik helvası yapayım derken yanlışlıkla kocaman bir kaya parçası yapmam.
devamını gör...
yatakta kahvaltı etmek vs mutfakta kahvaltı etmek
balkonda kahvaltı etmek diyerek arttırıyorum.
devamını gör...
teokrasi
dilimize "dinerki" olarak geçmiştir. dine dayalı yönetim biçimidir.
devamını gör...
eşref saati
eskiden istanbul'da sefer, düğün, seyahat gibi önemli bir işe girişmeden önce mutlaka eşref, yani uğurlu bir zaman beklenirdi. o zamanlar saraydan halka herkesin inandığı bir olaydı.
sadece istanbul'da değil doğu ve batı kültürlerinde de bu inanışa rastlanmıştır. kişi önemli bir işe girişmeden önce, dönemin astronomu sayılan müneccime başvururdu. tabii bu durum toplumdan topluma değişir. bazı toplumlarda din alimleri buna karar verirken bazı toplumlarda müneccimler vardı. bu kişiler de yıldız hareketlerinden, gezegenlerin konumundan bir anlam çıkarıp uygun bir zaman belirlemişlerdir.
eşref saatini, bir işin olumlu gitmesi için en uygun zaman olarak tanımlayabiliriz. bazen ne cevap vereceğini bilmediğimiz birisinden bir şey isteyeceğimiz zaman "eşref saatini" beklemek gerek şeklinde de kullanabiliyoruz.
sadece istanbul'da değil doğu ve batı kültürlerinde de bu inanışa rastlanmıştır. kişi önemli bir işe girişmeden önce, dönemin astronomu sayılan müneccime başvururdu. tabii bu durum toplumdan topluma değişir. bazı toplumlarda din alimleri buna karar verirken bazı toplumlarda müneccimler vardı. bu kişiler de yıldız hareketlerinden, gezegenlerin konumundan bir anlam çıkarıp uygun bir zaman belirlemişlerdir.
eşref saatini, bir işin olumlu gitmesi için en uygun zaman olarak tanımlayabiliriz. bazen ne cevap vereceğini bilmediğimiz birisinden bir şey isteyeceğimiz zaman "eşref saatini" beklemek gerek şeklinde de kullanabiliyoruz.
devamını gör...
fyodor mihayloviç dostoyevski
gene hayata dönsem. ‘ bir sonsuzluk... her şey benim olurdu. dakikalar yüzyıl olurdu benim için. hiçbir şeyi kaybetmez, dakikaları gözetir, bir anı bile boşa harcamazdım. ‘
(bkz: dostoyevski-budala)
devamını gör...
u-turn
artificial animals riding on neverland tarafından je vais bien ne t'en fais pas filmi için hazırlanıp soundtrack albümüne ilk sıradan koyulan efsanevi parçadır.
sözlerini anlamasanız dahi müziğiyle size ne anlatmak istediğini hissettiren bir parçadır.
2.dakikanın 48.saniyesinden sonra dans etmek hatta zıplamak serbesttir..
sözlerini anlamasanız dahi müziğiyle size ne anlatmak istediğini hissettiren bir parçadır.
2.dakikanın 48.saniyesinden sonra dans etmek hatta zıplamak serbesttir..
devamını gör...
eski sevgilinin unutulması ne kadar zaman alır sorunsalı
bir dostum zamanında şöyle demişti: filanca hatun kucağında çocukla gelse yine de onunla evlenirim. yani zamanla alışılıyor, unutmak balıklara...
devamını gör...
apollo 13
11 nisan 1970 tarihinde ay'a insanlı iniş yapmak üzere başlatılan, ancak olmadık bir aksilik nedeniyle ay'a iniş yapamadan geri dönen astronotların yer aldığı nasa programı.
meraklısına detaylar geliyor. uzun bir yazı, uyarmadı demeyin.
--- mürettebat ---
görevin ilk mürettebatı gordon cooper, donn eisele ve edgar mitchell olarak belirlenmişti. fakat bu durum uzun sürmedi. kiminin eğitim sırasındaki davranışları, kiminin özel hayatındaki sorunlar göreve de yansıdı. böylece mürettebat alan shepard, stuart roosa ve edgar mitchell olarak yeniden düzenlendi. bu kez de ortaya birtakım sağlık sorunları çıktı derken yeniden bir düzenleme yapıldı: jim lovell, fred haise ve ken mattingly. mattingly de bir hastalık geçirince mürettebat yine yenilendi ve jim lovell, fred haise ile jack swigert görevde yer almak üzere son seçilen kadro oldu.
soldan sağa: swigert, lovell ve haise

(görsel, astronomy. com'dan alıntıdır.)
lovell daha önce nasa'da çalışıyordu zaten. haise ve swigert ise daha önce askeri pilotluk yapmıştı. bu nedenle ekip uçuş konusunda oldukça tecrübeliydi. bu, ilerleyen günlerde gelecek olan felaketler için büyük bir avantajdı.
--- uçuş öncesi ---
mekik, servis modülü, kumanda modülü odyssey ve ay örümceği aquarius adlı kısımlardan oluşuyordu. ay üzerindeki fra maura adlı bölgeye iniş planlanmıştı.
temsili bir çizim:

(görsel, awesomestories. com'dan alıntıdır.)
uçuştan önceki haftalarda geri sayım aşaması için tatbikat yapıldı. bir test sırasında, oksijen tankındaki likit oksijen boşaltılarak yerine gaz halinde oksijen dolduruldu. test sonrasında tank boşaltılırken, aracın boru tesisatının kontrol edilmediği görüldü. bunun üzerine gerçekleştirilen kontrol sırasında, ısıtıcı sistemin kullanacağı elektriği sağlamak için yeni bir düzenleme yapıldı.
burada bir ihmal söz konusu oldu. roket üreticisi ile oksijen tankı üreticisi arasında bir görüşme yapıldı ve tank üreticisine, termostatların çalışması için gereken voltaj aralığının yükseltilmesi gerektiği söylendi. ancak ne yazık ki bu yapılmadı. üstelik buna rağmen tank 2. kez kontrol edildi ve yıpratıldı ki zaten tankın üretilmesinin üzerinden yıllar geçmişti. bu ihmalin neye yol açtığını az sonra yazacağım.
--- uçuş günü ve sonrası ---
roket ateşlendi, araç beklenen yörüngeye oturdu. 2 saat kadar sonra, pogo salınımı başlayınca motorda bir tuhaflık olduğu fark edildi. aslında benzer bir durum apollo 6'nın testlerinde de ortaya çıktığı için, bir çeşit önlem alınmıştı bu duruma karşı. bu önlem devreye alındı ve sonrasında ay'a doğru yolculuk başladı. her şey düzeldi zannedildi ancak ne yazık ki durum sandıklarından daha kötüydü.
uçuşun 56. saatinde, her şey yolundaymış gibi görünürken son derece yüksek sesli bir patlama gerçekleşti.
ilk başta lovell bunu, test zamanlarında haise tarafından yapılan şakalardan biri zannetmiş. zira haise vanalarla oynayarak patlamaya benzer sesler çıkarmalarına neden olarak eğlenirmiş. ancak patlamanın ardından lovell ile göz göze geldiklerinde, haise korku dolu bir suratla "ben yapmadım" deyince lovell da endişelenmeye başlamış.
patlayan şey, yukarıda bahsettiğim ihmal nedeniyle, oksijen tankının ta kendisiydi çünkü tanka kontrol aşamasında 65 voltluk gerilim sağlayan bir devre düzenlemesi getirilmişti. fakat tank üreticisi yapılması gerekeni yapıp sistemi buna uygun hale getirmediğinden, tankın sıcaklığı 80 dereceyi bulmuştu. bu da ortamdaki sıvı oksijeni harekete geçirmişti. düşmesi gereken sıcaklık da hatalı sistem nedeniyle düşürülemediğinden süreç patlamayla sonuçlanmıştı.
--- houston, bir sorunumuz var ---
filmlerden bildiğimiz bu cümle, swigert'ın dudaklarından dökülen cümle oldu. oksijen tankına ait göstergede koca bir "sıfır" görünüyordu. modülün camından dışarıya baktıklarında, uzayın derinliklerine doğru yol alan bir sızıntı gördüler. ardından diğer tank da sıfırlandı ve kumanda modülünde gerekli teknik desteği sağlayan oksijen bir anda tükendi. bunun anlamı, kumanda modülünün işe yaramaz hale gelmesiydi.
yapılacak tek şey kalmıştı: ay örümceği aquarius'a geçmek (çünkü onun oksijen tankı sağlamdı) ve görevi falan bir kenara bırakıp dünyaya dönmek.
ancak aquarius, ay'a iniş için tasarlanmıştı. aslında bu da geri dönüşü sağlayabilecek bir araçtı ama yer atmosferine girildiğinde gerekecek olan ısı kalkanı bu araçta yoktu. normal şartlarda kumanda modülünü taşıyan mekikle geri dönüş mümkündü ama bunu yapmak için aquarius'u mekikten ayırmaları gerekiyordu. oysa şimdi iş, aquarius aracılığıyla geri dönmeye kalmıştı ki bu da başlı başına bir sorundu.
aquarius'un içerisinde sıcaklık dondurucu seviyelerdeydi. üstelik haise bir üriner enfeksiyon nedeniyle rahatsızlanmıştı ve halsiz bir şekilde bir kenara yığılmıştı. ihtiyaç olan elektrik seviyesi ellerinde bulunandan yüksekti. bu nedenle yer ekibiyle olan bağlantıları sık sık kesiliyordu.
neyse ki lovell oldukça tecrübeli biriydi. birkaç yörünge düzeltmesi ile ay'ın etrafından dolanıp dünyaya doğru yönelmeyi başardılar. dönüş için 2 kişiyi 2 gün süresince idare edecek bir oksijen filtresi vardı aquarius'un içerisinde. ancak dönüşün 4 gün süreceği ve içeride 3 kişi olduğu düşünülünce sıkıntının büyüklüğü anlaşılabilir sanıyorum. burada da yardıma yerdeki ekip koştu ve onların talimatı ile kumanda modülünün kare filtresini alarak binbir güçlükle aquarius'un yuvarlak bir kısmına takmayı başardılar. böylece araç içerisinde biriken karbondioksit sorunu çözülmüş oldu.
dünyaya yaklaşınca, ısı kalkanının devreye girmesi gerektiğinden, işe yaramaz haldeki odyssey yeniden çalıştırılmalıydı. üstelik aquarius'un da odyssey'den ayrılması gerekiyordu.
burada detaya fazlaca girmeme gerek yok. yer ekibinin yaptığı bir plan sayesinde işler yolunda gitti. odyssey pasifik okyanusu'na inmeyi (ya da düşmeyi diyelim) başardı. böylece filmlerdekilere benzeyen kabus gibi birkaç gün sona ermiş ve astronotlar bu görevden canlarını sağ salim kurtarmayı başarmıştı.
ay'a kadar gidip yüzeye epeyce yaklaşıp onu yakından görmek ama üzerine inemeden gerisin geri dönmek oldukça moral bozucu olmalı. ancak hayatınızın devamı ile görev aşkını kıyaslayınca, bunu sineye çekmek belki biraz daha kolay oluyordur, kim bilir.
kumanda modülü:

(görsel, space. com'dan alıntıdır.)
ay örümceği:

(görsel, wikimedia. org'dan alıntıdır.)
meraklısına detaylar geliyor. uzun bir yazı, uyarmadı demeyin.
--- mürettebat ---
görevin ilk mürettebatı gordon cooper, donn eisele ve edgar mitchell olarak belirlenmişti. fakat bu durum uzun sürmedi. kiminin eğitim sırasındaki davranışları, kiminin özel hayatındaki sorunlar göreve de yansıdı. böylece mürettebat alan shepard, stuart roosa ve edgar mitchell olarak yeniden düzenlendi. bu kez de ortaya birtakım sağlık sorunları çıktı derken yeniden bir düzenleme yapıldı: jim lovell, fred haise ve ken mattingly. mattingly de bir hastalık geçirince mürettebat yine yenilendi ve jim lovell, fred haise ile jack swigert görevde yer almak üzere son seçilen kadro oldu.
soldan sağa: swigert, lovell ve haise

(görsel, astronomy. com'dan alıntıdır.)
lovell daha önce nasa'da çalışıyordu zaten. haise ve swigert ise daha önce askeri pilotluk yapmıştı. bu nedenle ekip uçuş konusunda oldukça tecrübeliydi. bu, ilerleyen günlerde gelecek olan felaketler için büyük bir avantajdı.
--- uçuş öncesi ---
mekik, servis modülü, kumanda modülü odyssey ve ay örümceği aquarius adlı kısımlardan oluşuyordu. ay üzerindeki fra maura adlı bölgeye iniş planlanmıştı.
temsili bir çizim:

(görsel, awesomestories. com'dan alıntıdır.)
uçuştan önceki haftalarda geri sayım aşaması için tatbikat yapıldı. bir test sırasında, oksijen tankındaki likit oksijen boşaltılarak yerine gaz halinde oksijen dolduruldu. test sonrasında tank boşaltılırken, aracın boru tesisatının kontrol edilmediği görüldü. bunun üzerine gerçekleştirilen kontrol sırasında, ısıtıcı sistemin kullanacağı elektriği sağlamak için yeni bir düzenleme yapıldı.
burada bir ihmal söz konusu oldu. roket üreticisi ile oksijen tankı üreticisi arasında bir görüşme yapıldı ve tank üreticisine, termostatların çalışması için gereken voltaj aralığının yükseltilmesi gerektiği söylendi. ancak ne yazık ki bu yapılmadı. üstelik buna rağmen tank 2. kez kontrol edildi ve yıpratıldı ki zaten tankın üretilmesinin üzerinden yıllar geçmişti. bu ihmalin neye yol açtığını az sonra yazacağım.
--- uçuş günü ve sonrası ---
roket ateşlendi, araç beklenen yörüngeye oturdu. 2 saat kadar sonra, pogo salınımı başlayınca motorda bir tuhaflık olduğu fark edildi. aslında benzer bir durum apollo 6'nın testlerinde de ortaya çıktığı için, bir çeşit önlem alınmıştı bu duruma karşı. bu önlem devreye alındı ve sonrasında ay'a doğru yolculuk başladı. her şey düzeldi zannedildi ancak ne yazık ki durum sandıklarından daha kötüydü.
uçuşun 56. saatinde, her şey yolundaymış gibi görünürken son derece yüksek sesli bir patlama gerçekleşti.
ilk başta lovell bunu, test zamanlarında haise tarafından yapılan şakalardan biri zannetmiş. zira haise vanalarla oynayarak patlamaya benzer sesler çıkarmalarına neden olarak eğlenirmiş. ancak patlamanın ardından lovell ile göz göze geldiklerinde, haise korku dolu bir suratla "ben yapmadım" deyince lovell da endişelenmeye başlamış.
patlayan şey, yukarıda bahsettiğim ihmal nedeniyle, oksijen tankının ta kendisiydi çünkü tanka kontrol aşamasında 65 voltluk gerilim sağlayan bir devre düzenlemesi getirilmişti. fakat tank üreticisi yapılması gerekeni yapıp sistemi buna uygun hale getirmediğinden, tankın sıcaklığı 80 dereceyi bulmuştu. bu da ortamdaki sıvı oksijeni harekete geçirmişti. düşmesi gereken sıcaklık da hatalı sistem nedeniyle düşürülemediğinden süreç patlamayla sonuçlanmıştı.
--- houston, bir sorunumuz var ---
filmlerden bildiğimiz bu cümle, swigert'ın dudaklarından dökülen cümle oldu. oksijen tankına ait göstergede koca bir "sıfır" görünüyordu. modülün camından dışarıya baktıklarında, uzayın derinliklerine doğru yol alan bir sızıntı gördüler. ardından diğer tank da sıfırlandı ve kumanda modülünde gerekli teknik desteği sağlayan oksijen bir anda tükendi. bunun anlamı, kumanda modülünün işe yaramaz hale gelmesiydi.
yapılacak tek şey kalmıştı: ay örümceği aquarius'a geçmek (çünkü onun oksijen tankı sağlamdı) ve görevi falan bir kenara bırakıp dünyaya dönmek.
ancak aquarius, ay'a iniş için tasarlanmıştı. aslında bu da geri dönüşü sağlayabilecek bir araçtı ama yer atmosferine girildiğinde gerekecek olan ısı kalkanı bu araçta yoktu. normal şartlarda kumanda modülünü taşıyan mekikle geri dönüş mümkündü ama bunu yapmak için aquarius'u mekikten ayırmaları gerekiyordu. oysa şimdi iş, aquarius aracılığıyla geri dönmeye kalmıştı ki bu da başlı başına bir sorundu.
aquarius'un içerisinde sıcaklık dondurucu seviyelerdeydi. üstelik haise bir üriner enfeksiyon nedeniyle rahatsızlanmıştı ve halsiz bir şekilde bir kenara yığılmıştı. ihtiyaç olan elektrik seviyesi ellerinde bulunandan yüksekti. bu nedenle yer ekibiyle olan bağlantıları sık sık kesiliyordu.
neyse ki lovell oldukça tecrübeli biriydi. birkaç yörünge düzeltmesi ile ay'ın etrafından dolanıp dünyaya doğru yönelmeyi başardılar. dönüş için 2 kişiyi 2 gün süresince idare edecek bir oksijen filtresi vardı aquarius'un içerisinde. ancak dönüşün 4 gün süreceği ve içeride 3 kişi olduğu düşünülünce sıkıntının büyüklüğü anlaşılabilir sanıyorum. burada da yardıma yerdeki ekip koştu ve onların talimatı ile kumanda modülünün kare filtresini alarak binbir güçlükle aquarius'un yuvarlak bir kısmına takmayı başardılar. böylece araç içerisinde biriken karbondioksit sorunu çözülmüş oldu.
dünyaya yaklaşınca, ısı kalkanının devreye girmesi gerektiğinden, işe yaramaz haldeki odyssey yeniden çalıştırılmalıydı. üstelik aquarius'un da odyssey'den ayrılması gerekiyordu.
burada detaya fazlaca girmeme gerek yok. yer ekibinin yaptığı bir plan sayesinde işler yolunda gitti. odyssey pasifik okyanusu'na inmeyi (ya da düşmeyi diyelim) başardı. böylece filmlerdekilere benzeyen kabus gibi birkaç gün sona ermiş ve astronotlar bu görevden canlarını sağ salim kurtarmayı başarmıştı.
ay'a kadar gidip yüzeye epeyce yaklaşıp onu yakından görmek ama üzerine inemeden gerisin geri dönmek oldukça moral bozucu olmalı. ancak hayatınızın devamı ile görev aşkını kıyaslayınca, bunu sineye çekmek belki biraz daha kolay oluyordur, kim bilir.
kumanda modülü:

(görsel, space. com'dan alıntıdır.)
ay örümceği:

(görsel, wikimedia. org'dan alıntıdır.)
devamını gör...
kraliçe arı sendromu
1973'te tanımlanan kraliçe arı sendromu, otorite pozisyonundaki kadınların, kendi altında çalışan diğer kadınlara karşı daha eleştirel tutumlarda bulunması olarak tanımlanmıştır. bu sendroma sahip kişiler genellikle kariyerinde başarılı ve sosyal ilişkileri kuvvetli insanlardır. çevrelerindeki diğer kadınların eşit derecede başarılı olmalarını istemezler. bunun en önemli nedeni "rekabet" duygusudur. birazcık kıskançlıklar birazcık çekemezlilik de denebilir.
devamını gör...
duktal ektazi
duktal ektazi meme duktuslarının genişlemesi, periduktal mastit görülmesiyle karakterize bir meme rahatsızlığıdır.
klinikte tekrarlayan mastit atakları ve apse formasyonu tipiktir.
ilaveten zuska hastalığı tekrar eden periduktal mastit olarak bilinen hastalıktır.
klinikte tekrarlayan mastit atakları ve apse formasyonu tipiktir.
ilaveten zuska hastalığı tekrar eden periduktal mastit olarak bilinen hastalıktır.
devamını gör...
5000 tl'ye 72 milyon kişinin bilgilerinin satılmasi
düşündüğüm zaman bizi soyup soğana çeviren heriflerin bu kadar vizyonsuz olması, bilgilerimizin birilerine satılmasından daha çok endişe uyandırıyor.
devamını gör...
dünyanın en kolay şeyi
bir insanı haksız yere harcamak.
devamını gör...
bugün benim doğum günüm insanı
ya demeysene öyleğğğ!
sözlükte dikkat çekmek için, küfür de yese kendinden bahsettirmek için anüsünü zorlayanlardan yeğdir.
e benim bak bu kişi. geceden beri sağolsunlar mesaj atanlar oldu beklemedigim kadar. nick altım keza öyle. bu yüzden bugün kendimi ilgi budalası ilan ediyorum. so what? benimle ilgileneceksiniz bugün. çünkü doğum günü çocuğu benim bugünün.*
hepi bööört deeey tuuu miiiii...
sözlükte dikkat çekmek için, küfür de yese kendinden bahsettirmek için anüsünü zorlayanlardan yeğdir.
e benim bak bu kişi. geceden beri sağolsunlar mesaj atanlar oldu beklemedigim kadar. nick altım keza öyle. bu yüzden bugün kendimi ilgi budalası ilan ediyorum. so what? benimle ilgileneceksiniz bugün. çünkü doğum günü çocuğu benim bugünün.*
hepi bööört deeey tuuu miiiii...
devamını gör...

