g3
barut gazının geri tepmesi, icra mili ve yayının ileri itmesi ile çalışan, hava ile soğuyan, 7.62 mm'lik fişek atan, yarı ve tam otomatik atış modları olan, 4 yiv 4 setten oluşan piyade tüfeğidir.
etkili menzili 400m olup azami menzili 800m'dir. türk silahlı kuvvetleri envanterinde piyade tüfeği olarak bulunmakta ve kullanılmaktadır. makine kimya endüstrisi kurumu tarafından g3a7 lisansı ile üretilmektedir.
heckler & koch alman silah şirketi tarafından 1950'lerde üretilmiştir.
söküp parçalaması ve birleştirip toplaması oldukça kolay olup, bakımı ve temizliği bu nedenle rahattır. gözler bağlı bir şekilde bile çok çabuk ve pratik olarak parçalayıp, birleştirilebilir.
sabit dipçikli g3 piyade tüfeğinde atış oldukça rahattır. sabit dipçikli g3 ile 200m menzildeki hedefi vuramayana askerde kör ya da ebleh muamelesi yapılır. işin sırrı, dipçiği omuz boşluğuna doğru yerleştirme ve kaynak alma dediğimiz, dipçiğe yanağınızı yerleştirmededir. dipçiği omuz boşluğuna doğru oturtmuş ve kaynağını doğru almış bir atıcının 200m menzilde insan gövdesi boyutlarındaki sabit bir hedefi vuramaması için kör ya da ebleh olması gerek.* vuramamışsa büyük ihtimalle kaynağını doğru alamamış ya da dipçiği omuz boşluğuna oturtamamıştır.
g3 piyade tüfeği hedefi imha etmeye yönelik tasarlanarak üretilmiş bir tüfektir. etkili menzil içerisinde, mermi vücuda saplandıktan 18 cm sonra takla atarak vücutta ilerlemeye başlar. bu da tahrip gücünü vücuda girdikten sonra 10 kat artırır. merminin çıkış noktasında açılan delik, giriş noktasında açılan deliğin yaklaşık 10 katı kadardır. mermi vücut içerisinde bir kemiğe rastlaması durumunda kemiği de parçalayarak yön değiştirir. hem merminin yön değiştirmesi hem de parçalanan kemiğin şarapnel etkisi yaratması tahrip gücünü artırır.
g3 mermisi gövdesine isabet etmiş bir kişinin yaşama şansı oldukça düşüktür. iç organların da bulunduğu bir bölgeye isabet etmiş bir g3 mermisi iç organları da parçalayarak kısa zamanda ölümü gerçekleştirir. g3 mermisine maruz kalıp, hayatta kalan kişiler genelde merminin takla atmaya zaman bulamayacağı, ince noktalardan*, kol, bacak** gibi bölgelerden ya da şansına giriş-çıkış noktaları arasında hayati bir tahribat yaratılamayacak bir boşluktan isabet almış insanlardır. bunların haricinde de bu mermiye hedef olup hayatta kalanlar ise hayatlarına eksik olarak devam ederler.
askere gitme hazırlığında olan arkadaşların çoğunu beklemektedir bu tüfek. eğitimde ve nöbette kullanmaları için kendilerine zimmetlenecektir. önerim bu tüfeğe saygı duymaları ve tüfeği çok sevmeleri yönünde olacaktır. hayır yani önemsemeyebilirsiniz de tabi ama takım ya da bölük komutanınızın gazabına uğramak istemiyorsanız diye dedim.* ayrıca şunu unutmayın; size zimmetlenen o tüfek yıllardır ordu içerisinde kullanılıyor ve devlet malı. o tüfek geçmişte can aldı, can kurtardı ve icap etmesi halinde gene can alır, can kurtarır. o tüfeğe bu bilinçle bakarsanız o tüfeğin saygıyı hakettiğini düşünür ve gereken değeri verirsiniz. aksi durumda o tüfeğe baston muamelesi yaparsınız o zaman da takım ya da bölük komutanınız annenizden emdiğiniz sütü burnunuzdan getirir.*
etkili menzili 400m olup azami menzili 800m'dir. türk silahlı kuvvetleri envanterinde piyade tüfeği olarak bulunmakta ve kullanılmaktadır. makine kimya endüstrisi kurumu tarafından g3a7 lisansı ile üretilmektedir.
heckler & koch alman silah şirketi tarafından 1950'lerde üretilmiştir.
söküp parçalaması ve birleştirip toplaması oldukça kolay olup, bakımı ve temizliği bu nedenle rahattır. gözler bağlı bir şekilde bile çok çabuk ve pratik olarak parçalayıp, birleştirilebilir.
sabit dipçikli g3 piyade tüfeğinde atış oldukça rahattır. sabit dipçikli g3 ile 200m menzildeki hedefi vuramayana askerde kör ya da ebleh muamelesi yapılır. işin sırrı, dipçiği omuz boşluğuna doğru yerleştirme ve kaynak alma dediğimiz, dipçiğe yanağınızı yerleştirmededir. dipçiği omuz boşluğuna doğru oturtmuş ve kaynağını doğru almış bir atıcının 200m menzilde insan gövdesi boyutlarındaki sabit bir hedefi vuramaması için kör ya da ebleh olması gerek.* vuramamışsa büyük ihtimalle kaynağını doğru alamamış ya da dipçiği omuz boşluğuna oturtamamıştır.
g3 piyade tüfeği hedefi imha etmeye yönelik tasarlanarak üretilmiş bir tüfektir. etkili menzil içerisinde, mermi vücuda saplandıktan 18 cm sonra takla atarak vücutta ilerlemeye başlar. bu da tahrip gücünü vücuda girdikten sonra 10 kat artırır. merminin çıkış noktasında açılan delik, giriş noktasında açılan deliğin yaklaşık 10 katı kadardır. mermi vücut içerisinde bir kemiğe rastlaması durumunda kemiği de parçalayarak yön değiştirir. hem merminin yön değiştirmesi hem de parçalanan kemiğin şarapnel etkisi yaratması tahrip gücünü artırır.
g3 mermisi gövdesine isabet etmiş bir kişinin yaşama şansı oldukça düşüktür. iç organların da bulunduğu bir bölgeye isabet etmiş bir g3 mermisi iç organları da parçalayarak kısa zamanda ölümü gerçekleştirir. g3 mermisine maruz kalıp, hayatta kalan kişiler genelde merminin takla atmaya zaman bulamayacağı, ince noktalardan*, kol, bacak** gibi bölgelerden ya da şansına giriş-çıkış noktaları arasında hayati bir tahribat yaratılamayacak bir boşluktan isabet almış insanlardır. bunların haricinde de bu mermiye hedef olup hayatta kalanlar ise hayatlarına eksik olarak devam ederler.
askere gitme hazırlığında olan arkadaşların çoğunu beklemektedir bu tüfek. eğitimde ve nöbette kullanmaları için kendilerine zimmetlenecektir. önerim bu tüfeğe saygı duymaları ve tüfeği çok sevmeleri yönünde olacaktır. hayır yani önemsemeyebilirsiniz de tabi ama takım ya da bölük komutanınızın gazabına uğramak istemiyorsanız diye dedim.* ayrıca şunu unutmayın; size zimmetlenen o tüfek yıllardır ordu içerisinde kullanılıyor ve devlet malı. o tüfek geçmişte can aldı, can kurtardı ve icap etmesi halinde gene can alır, can kurtarır. o tüfeğe bu bilinçle bakarsanız o tüfeğin saygıyı hakettiğini düşünür ve gereken değeri verirsiniz. aksi durumda o tüfeğe baston muamelesi yaparsınız o zaman da takım ya da bölük komutanınız annenizden emdiğiniz sütü burnunuzdan getirir.*
devamını gör...
zeitgeist
zamanın ruhu anlamına gelen, almanca fakat uluslararası nitelikteki tabir. kitlesel beğeni merkezli toplumsal hareketlerin incelenmesinde anahtardır.
devamını gör...
mehmet pişkin
yılın belirli aralıklarında müteveffa şahsın intihar öncesi son sözlerini söylediği videosu youtube algoritması tarafından recommendation listeme düşüyor.
youtube neyin peşindesin? intiharla ilgili video da izlemiyorum anlamadım ki.
youtube neyin peşindesin? intiharla ilgili video da izlemiyorum anlamadım ki.
devamını gör...
zamanın en yavaş işlediği anlar
hiç iyi olmadığın bir dersten, okul numara sırasına göre sözlü olmayı beklemek.
devamını gör...
depresyon
günümüzde ciddi anlamda yaygın bir hastalıktır.
insanların %15'i en az bir defa majör depresyon geçirir.
genellikle kadınlarda sıklık oranı daha fazladır. sıkı bir tedaviyle atlatılabilir. terapi ve ilaç desteği iyi bir öneridir.
ve genelde bir nedene bağlı olarak depresyona girilmez çoğu zaman birkaç sorun- travmalar dahilinde ortaya çıkar.
insanların %15'i en az bir defa majör depresyon geçirir.
genellikle kadınlarda sıklık oranı daha fazladır. sıkı bir tedaviyle atlatılabilir. terapi ve ilaç desteği iyi bir öneridir.
ve genelde bir nedene bağlı olarak depresyona girilmez çoğu zaman birkaç sorun- travmalar dahilinde ortaya çıkar.
devamını gör...
anne ve babanızın sevda öyküsü
kitapçıda tanışmışlar benimkiler. baya romantik aslında düşününce...
devamını gör...
annenin en iyi olduğu konu
annem olması.
devamını gör...
iyi insan olmaya çalışmak
zoraki olmayacak tek şey.
devamını gör...
gece yarısı ağlayarak soğuk bulgur pilavı yemek
eğer yanında yoğurt ve turşu varsa ağlamam uzun sürmez, muhtemelen dakikalar içinde neye ağladığımı unuturum*
devamını gör...
yazarların sempati duyduğu kötü karakter
(bkz: ercümen çözer)
devamını gör...
d vitamini
bu vitamini almak için bütün gün güneşin altında olmak gerekmiyor. günlük 20 dakika civarı el ayaları, dirsek içleri güneş görse yetiyor. kısa kollu bir giysiyle açık havada biraz gezinmek bile yeterli.
eksikliği halsizlik, yorgunluk, kilo verememe, kemiklerde ağrı, güç bulamama, kasların zayıflaması, depresyon, değişken ruh halleri, saç dökülmesi gibi çok ciddi sorunlara yol açabilir.
eksikliği halsizlik, yorgunluk, kilo verememe, kemiklerde ağrı, güç bulamama, kasların zayıflaması, depresyon, değişken ruh halleri, saç dökülmesi gibi çok ciddi sorunlara yol açabilir.
devamını gör...
ihanete alışmış insan
(bkz: alışmış kudurmuştan beterdir).
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
gittikçe tekil bir hal alıyor insanlar. gittikçe bencilleşiyor. fedakarlık demode kavram zihinlerde. kişisel gelişim furyası kişiliksizleştiriyor. bildikleri şeyler artıyor ama kendilerini bilmez, ne istediklerini bilmez bir şeye dönüşüyorlar. değerlerini yitirmeyi, değerlenmek sanıyorlar. kandırıyorlar kendilerini. görünüşün hakimiyeti altında, şekil sevdasıyla benzeşmeyi özgünleşmek olarak görüyorlar. özgürlüğü, kurallarla göre hareket etmek olarak göremeyecek kadar körler. yıldızlara, gezegenlere ve fallara kapılmışlar. içindeki dolmayan boşluğun ve kötü hissin bir gezegenin retrosuna bağlamak kendilerini iyi hissettiriyor. belki vardır etkisi ama kendi yetersizliği kadar etkili olmaz hiçbir astrolojik manevra. çok bencilleşmiş bir kitle var dışarıda. herkes talepkar. hatta istekte bulunmayanların isteksizliğinden bile rahatsız olmakta. isteksizlerin arzularına yenik düşmesini isteyen tüketim kültürü gibi, istemeyenden de istemesini istiyorlar. istenmenin tahrik ediciliği de bir istek sonuçta. çoğunluktan olamayışım azınlıklarla da olamayışıma neden.
-iç kusması.
-iç kusması.
devamını gör...
yazarların yazın yapmak isteyip de yapamadığı şeyler
benim değil ancak kurucumuz yoldaş benjamin franklin'in yapmak isteyip yapamadığı tatilin hikayesini anlatmak istediğim başlık buldum ne güzel. *
aylardan mayıstır, yoldaş ile olan sohbetimizde yazın neler yapacağımız üzerinde sohbet etmekteyizdir.
yoldaş benjamin franklin: bu sene ege akdeniz taraflarına gitmek istiyorum ama önce bi ada taraflarına mı gitsem yoksa bolu mu?
bengaripsengüzeldünyaumutlu: oh valla ne güzel, gez tabi gez.
yoldaş benjamin franklin: gezeyim tabi, oraya gideyim burayı göreyim, şurayı gezeyim oh mis.
aylardan haziran olmuş yoldaş herhangi bir konum değişikliği belirtisi göstermemiş ancak tatil planı yapmaya devam etmektedir.
yoldaş benjamin franklin: ya bakma bolu falan olmadı ama kesin egeye giderim.
bengaripsengüzeldünyaumutlu: olsun daha yaz uzun gidersin tabi sıkma sen canını.
bu sırada temmuz ayı gelip çatmış insanlar tatile gitmeye başlamıştır. gerek penceren bakıp gerek sosyal medyada tatile gidenleri gören yoldaşın aklından şu geçmektedir:

ne sandın sayın kurucum herkes seni mi bekleyecek ?
her neyse, temmuz ayı bitip ağustos ayına girmişken tatil fotoğraflarına bakıp bakıp iç geçiren yoldaş'tan aldığımız görsel şu şekildeydi:

hayır adam aylardır tatil planı yapıyor, kıyamıyorum da dalga geçmeye ancak bugün olanlar oldu. aramızda geçen muhabbet;
yoldaş benjamin franklin: ya şurası sana ne kadar uzaklıkta? denize girenler ıslanıyormuş doğru mu, suyu da tuzlu diyorlar aslı var mı? bir arkadaşım anlattı da bana palavra gibi geldi sen söyle, doğru değil di mi?
bengaripsengüzeldünyaumutlu: hayır canım ne alakası var bakma sen onlara.*
bu sırada yoldaş;

bakın sevgili sözlük ahalisi, bakın sevgili yazarlar, arkadaşlar, kardeşler! gelin bu adamı tatile gönderelim, çok değil 1 hafta sakin sakin sözlüğü bitirmeden, kapatmadan, batırmadan kendi halimizde takılalım. bırakalım adam denizin çağırdığı yerlere şu sekilde koşsun ve rahat rahat tatilini yapsın:

yoksa tüm sene şu şekilde tatile gitmeyen yoldaş tribi yeriz benden demesi.*
aylardan mayıstır, yoldaş ile olan sohbetimizde yazın neler yapacağımız üzerinde sohbet etmekteyizdir.
yoldaş benjamin franklin: bu sene ege akdeniz taraflarına gitmek istiyorum ama önce bi ada taraflarına mı gitsem yoksa bolu mu?
bengaripsengüzeldünyaumutlu: oh valla ne güzel, gez tabi gez.
yoldaş benjamin franklin: gezeyim tabi, oraya gideyim burayı göreyim, şurayı gezeyim oh mis.
aylardan haziran olmuş yoldaş herhangi bir konum değişikliği belirtisi göstermemiş ancak tatil planı yapmaya devam etmektedir.
yoldaş benjamin franklin: ya bakma bolu falan olmadı ama kesin egeye giderim.
bengaripsengüzeldünyaumutlu: olsun daha yaz uzun gidersin tabi sıkma sen canını.
bu sırada temmuz ayı gelip çatmış insanlar tatile gitmeye başlamıştır. gerek penceren bakıp gerek sosyal medyada tatile gidenleri gören yoldaşın aklından şu geçmektedir:

ne sandın sayın kurucum herkes seni mi bekleyecek ?
her neyse, temmuz ayı bitip ağustos ayına girmişken tatil fotoğraflarına bakıp bakıp iç geçiren yoldaş'tan aldığımız görsel şu şekildeydi:

hayır adam aylardır tatil planı yapıyor, kıyamıyorum da dalga geçmeye ancak bugün olanlar oldu. aramızda geçen muhabbet;
yoldaş benjamin franklin: ya şurası sana ne kadar uzaklıkta? denize girenler ıslanıyormuş doğru mu, suyu da tuzlu diyorlar aslı var mı? bir arkadaşım anlattı da bana palavra gibi geldi sen söyle, doğru değil di mi?
bengaripsengüzeldünyaumutlu: hayır canım ne alakası var bakma sen onlara.*
bu sırada yoldaş;

bakın sevgili sözlük ahalisi, bakın sevgili yazarlar, arkadaşlar, kardeşler! gelin bu adamı tatile gönderelim, çok değil 1 hafta sakin sakin sözlüğü bitirmeden, kapatmadan, batırmadan kendi halimizde takılalım. bırakalım adam denizin çağırdığı yerlere şu sekilde koşsun ve rahat rahat tatilini yapsın:

yoksa tüm sene şu şekilde tatile gitmeyen yoldaş tribi yeriz benden demesi.*
devamını gör...
türklere özgü davranışlar
ayrılırken ayakta 5 dakika daha konuşup ayrılamamak.
devamını gör...
kadınların tahammül edilemeyen hareketleri
herkeste iğrenç ama avmde gezerken,durakta beklerken ağzınızı sonuna kadar açıp esnemeyin,evinizde değilsiniz.bir kişi mi eliyle kapatmaz.sürekli denk geliyorum.inanın berbat görünüyor.
devamını gör...
erkeklerin sürekli birbirlerinin arkalarını kollamaları
aşırı kıskandığım olay, erkeklerin arkadaşlığı kesinlikle daha uzun ömürlü.
şu videoyu kesin izleyin.buradan
şu videoyu kesin izleyin.buradan
devamını gör...
gençler ne istiyor sorunsalı
umursanmayan isteklerdir. bildiğimiz üzere gençler son yıllarda en fazla hakkı yenilen kesimdir.
devamını gör...
dizi izleyerek ingilizce öğreneceğini sanan yurdum gençliği
sadece dizi izleyerek ingilizce öğrenmek bence de mümkü değildir, ama başlığı açan arkadaşa katılmıyorum. şimdi çok basit bir mantıkla düşünelim.
hep ne diyorlar? "bir dili en güzel konuşulduğu bir yerde yaşayarak öğrenebilirsin." neden, çünkü sürekli maruz kalıyorsun ve iletişime geçmek için bu dili kullanmayı da öğreniyorsun. e peki türkiye'de bunu nasıl yapacaksın? yapabileceğin en faydalı şey dizi izlemek. günde iki, üç saat ingilizce altyazıyla dizi izleyen bir insan istese de istemese de çok fazla günlük kalıp, çok fazla ifade öğrenecektir. bunun yanında gramer ve kelime çalışması da yapıyorsa bunların günlük dilde nasıl işlediğini görüp çalıştığı konuları da pekiştirmiş olacaktır. şahsen ben faydalı olduğunu düşünüyorum.
ama altını çizelim tek başına dizi izleyerek ingilizce bence de öğrenilmez, ama ingilizce öğrenen birine ise çok yardımcı olur.
hep ne diyorlar? "bir dili en güzel konuşulduğu bir yerde yaşayarak öğrenebilirsin." neden, çünkü sürekli maruz kalıyorsun ve iletişime geçmek için bu dili kullanmayı da öğreniyorsun. e peki türkiye'de bunu nasıl yapacaksın? yapabileceğin en faydalı şey dizi izlemek. günde iki, üç saat ingilizce altyazıyla dizi izleyen bir insan istese de istemese de çok fazla günlük kalıp, çok fazla ifade öğrenecektir. bunun yanında gramer ve kelime çalışması da yapıyorsa bunların günlük dilde nasıl işlediğini görüp çalıştığı konuları da pekiştirmiş olacaktır. şahsen ben faydalı olduğunu düşünüyorum.
ama altını çizelim tek başına dizi izleyerek ingilizce bence de öğrenilmez, ama ingilizce öğrenen birine ise çok yardımcı olur.
devamını gör...
erdem beyazıt
asıl adı adil erdem bayazıt olan şairimiz 1940 yılında maraş'ta dünyaya gelmiş ve maalesef ki 2008 yılının bir temmuz ayı aramızdan ayrılmıştır. gençlik yılları güneydoğu taraflarında geçmiştir. cahit zarifoğlu gibi birçok ünlü şairle lise yıllarında aynı sırayı paylaşmıştır. ankara üniversitesi dil ve tarih-coğrafya fakültesi türk dili ve edebiyatı bölümünü bitirdi. bir süre milli kütüphane'de çalıştı ardından lise düzeyinde edebiyat öğretmenliği yapmaya başladı. 1987 yılında siyasetle haşır neşir olmuş olmalı ki maraş milletvekili seçildi. yazı ve şiirlerini 1960 yılında yani 20 yaşındayken yayınlamaya başladı. 1969 yılından itibaren ise uzun yıllar edebiyat dergiciliği yapmaya başladı. sebep ey ve risaleler iki tane şiir kitabıdır aynı zamanda ipek yolundan afganistan'a ise gezi yazılarındandır.
birçok şiirinde tasavvuftan çokça yararlanmıştır. hatta sebep ey adlı şiir kitabında her şeyin tek ve mutlak sebebinin allah* olduğundan bahseder. şiirlerinde şehrin doğallıktan uzak ortamından kaçışı, zulme haksızlığa başkaldırı gibi şeyler de bulunur. aynı zamanda ünlü şair çok az yazar çünkü şiirin zamanı geldiğinde kendiliğinden ortaya çıkacağına inanır. hiçbir vezine bağlı kalmayan sanatçı serbest bir şekilde şiirlerini yazar. 2. yeni şiir akımının anlatım olanaklarını islami ögelerle birleştirerek şiire mistik bir boyut katmıştır. islam estetiğinin biçimlendirdiği kapalı ve imgelerle dolu bir söylem ortaya koymuştur. şiirlerinde daha çok doğallıktan uzak beşerileşmiş endüstri toplumunun parçaladığı insanı dinsel duyarlılığa davet etmiştir.
risaleler adlı şiir kitabı sayesinde türkiye yazarlar birliği 1988 şiir ödülünü
ipek yolundan afganistan'a adlı gezi yazısı sayesinde ise tyb 1983 gazetecilik ödülünü
almaya hak kazanmıştır.
birçok şiirinde tasavvuftan çokça yararlanmıştır. hatta sebep ey adlı şiir kitabında her şeyin tek ve mutlak sebebinin allah* olduğundan bahseder. şiirlerinde şehrin doğallıktan uzak ortamından kaçışı, zulme haksızlığa başkaldırı gibi şeyler de bulunur. aynı zamanda ünlü şair çok az yazar çünkü şiirin zamanı geldiğinde kendiliğinden ortaya çıkacağına inanır. hiçbir vezine bağlı kalmayan sanatçı serbest bir şekilde şiirlerini yazar. 2. yeni şiir akımının anlatım olanaklarını islami ögelerle birleştirerek şiire mistik bir boyut katmıştır. islam estetiğinin biçimlendirdiği kapalı ve imgelerle dolu bir söylem ortaya koymuştur. şiirlerinde daha çok doğallıktan uzak beşerileşmiş endüstri toplumunun parçaladığı insanı dinsel duyarlılığa davet etmiştir.
risaleler adlı şiir kitabı sayesinde türkiye yazarlar birliği 1988 şiir ödülünü
ipek yolundan afganistan'a adlı gezi yazısı sayesinde ise tyb 1983 gazetecilik ödülünü
almaya hak kazanmıştır.
devamını gör...