merkezi sinir sistemini en çok yoran hareket. neden, çünkü deadlift en çok kas grubunu tek seferde hareket ettiren tek harekettir. cns küçük bir bölgeye odaklanması ile bütün vücuda ekstrem yoğunlukta baskıya mukabele gelmesi çok farklıdır çok daha çabuk yorulur. ne demek en çok yoran sık sık maksimal alamazsınız sık sık %90 ağırlık oranında çalışamazsiniz. herhangi bir harekete olan adaptasyon kişiden kişiye değişse de her hafta maksimal ağırlığıniza yakın deadliftler yapmak yahut haftanın 2-3 günü ağır deadlift yapmak çok kısa sürede cns i bitirir ırzıniza geçer ve deadliftiniz direkt olarak bayır aşağı gider.
deadlift öyle bir harekettir ki kendisini artırmak için kendisinden çok destekleyici hareketlere yönelmek deadliftinizi daha güçlü hâle getiriyor.
aylarca deadlift yapmadıgim sadece low bar yaptığım halde deadlift maksimalim yaptığım zaman artmıştı. çünkü kendisini yapmasam dahi ayni kas grubuna saldıran hareketlere yogunlastim. hem merkezi sinir sistemim sıcak da kalmış lokuma dönmedi hem güçlenmeye devam ettim.
son dönemde büyük bir hata yapıp her antrenmanda maksimal deadlift sezonları yaptım. en son 267 kg luk maksimumu aldıktan sonra deadlift direkt olarak bayır aşağı gitmeye başladı. yeni bir programa başlamış olsam dahi programın istediği ağırlıkları kaldıramayacak şekilde vücudum parmak çekmeye başladi.
bu sinir sisteminin hareket modelini artık tamamen istememesiyle alakalı olup değiştir hareketi kardeşim kendime gelmem lazım müsaade et bağırışıdir.
bugün yine bok gibi bir antrenman sezonundan sonra programı tamamen rafa kaldırıp bir kaç ay boyu deadlift yerine squat modellerine geçmiş bulundum. bu süre hem hareket modeline istemsiz davranan sinir sistemini yenileyecek hem de güçlenme devam edecek döndüğümde patlayıcı gücüm artmış olacak ve hareket modelini özleyen cns çok daha verimli çalışmaya başlayacak. umudum bu yönde...
devamını gör...

tanımları çok bilgilendirici, insanın okudukça okuyası geliyor. böyle bilgili insanlarla karşılaşınca çok mutlu oluyorum. kalemine sağlık, sözlükte daim olsun.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kış aylarımın vazgeçilmezidir. en sinir eden kısmı pişirdikten sonra kestanenin içindeki ince kabuktan ayrılmamış olmasıdır. soba artık nostalji olduğuna göre fırınlama tekniğini anlatalım ki bahsettiğim sorunu yaşamayın.

fırınlamadan önce kestaneleri 2-3 dk kadar suda bekletip, sonra dış kabuğunu kuruluyoruz. sonrasında kabuğu delecek çizik veya çizikler atıyoruz. 200 dereceye önceden ısıtılmış fırına atıp kestanelerin büyüklüğüne göre 20 ile 30 dk arasında bekliyoruz, afiyetle yiyoruz.

kestanenin ağaç üzerinde nasıl göründüğünü hiç bilmeyen yazar arkadaşlarımız için bir görsel bırakayım, ilginç bulabilirler.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

aşk.*
devamını gör...

ışık veya su dalgaları gibi girişim yapan dalgaların oluşturduğu desen.

örneğin 2 ışık kaynağından gelen ışık demetlerinin oluşturduğu desen aşağıdakine benzer:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
(görsel, chegg. com'dan alıntıdır.)

buradaki karanlık bölgeler, bir dalganın tepesinin, diğerinin çukuruna denk geldiği ve dalgaların birbirini sönümlediği yerlerken, parlak bölgeler iki dalganın tepelerinin birbirine denk gelip birbirini güçlendirdiği yerlerdir. bunlardan ilki yıkıcı, ikincisi yapıcı girişim olarak adlandırılır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

tywin:sen benim oğlumsun gel odada konuşalım
tyrion:oraya dönemem orda shae var onu kendi ellerimle öldürdüm
tywin:ne yani ölü bi fahişeden mi korkuyorsun?
tyrion:ona bir daha sakin öyle deme
2.kez aynı lafı söyleyen tywin oğlu tarafından arbaletle tuvalette vurulur.
tywin:sen benim oğlum degilsin
tyrion:ben senin oğlunum ve hep öyleydim.
ardından müzik girer ve şehirde çanlar çalmaya başlar.
buradan
devamını gör...

ihtiyar heyeti yeni arayışlara girerlerse..?
ya bizim buralara gelirlerse?

yok yok,ne olursa olsun orası açık kalmalı.olmadı yeni yer açın canım,çok mu zor?
devamını gör...

buraya da geldim oblomovreis
yenilmelere doymayan bir seyis
ona buna sataşmakla olmaz
sen git oyna tenis.

nizanim koş buraya
bugün erken başladık, arada var bir
kaynama
sana da desteğim her türlü ama
bu maniler yapıştı ağzıma

akşam ola hayrola
arkamdan çok sallamayın verecem bir ara
geldiğimde görürsem bir dava
yine savunurum yana yakıla.
devamını gör...

seni çok özledim.
keşke son bir kez sarılabilseydim, hâlâ sen nefes alıyorken.
keşke kokunu, sesini ve gülüşünü saklayabilmenin bir yolu olsaydı.

sahi baba, vedalaşmadığımıza göre mutlaka bi yerlerde tekrar buluşmamız gerekmez mi?
devamını gör...

aileden aileye değişebilecek bir sorun.
asıl mesele, aile hangi çocuğa düşkün ise hep ona yatırım yapıyor. yatırım diyorum çünkü hep yaşlılık ön planda tutularak yapılıyor bu davranışlar.

babaannem kız çocuklarına güvenerek hep onlara özen gösterdi(otomatik olarak torun kayırma çıkıyor meydana),planları tutmadı o ayrı ancak geride saçma sapan bir aile kavramı kaldı.

annem..ben değil.*
devamını gör...

dinleyecek herkese bol bol eğlenceler.
kahkahanız, gülüşünüz eksik olmasın.
benim yerime de eğlenin.*
devamını gör...

kanaatimce olmayan ortamdır. sonuçta sözlükte kavga halinde olan, görüşleri birbirini tutmayan dolayısıyla birbirini sevmeyen pek çok yazar vardır. ayrıca bugün gördüğün yazarı yarın göremiyorsun. belki de birçok yazarı tanımıyorsun. birgün birisi ölse* haberin olmayacak. tabii aile ortamının olmaması kötü bir şey değil. kafa sözlük güzel bir yer, ama aile ortamı demek komik olur. çünkü biz birbirimizle arkadaş bile değiliz ki aile olalım. kim kimin umrunda. aile olmak kolay değil ki.
devamını gör...

yıllar sonra hatırlayıp efkârlanmamla birlikte başlığını açtığım oyundur. yaklaşık 7 sene önce sabahtan akşama kadar bu oyunu oynardım. bir de bu oyunu bilgisayarıma yüklediğimde yanında hediye olarak call of duty: black ops 2 oyunu da otomatikman bilgisayarıma yüklenmişti. evet ciddiyim, 1 taşla 2 kuş vurdum. belki de sadece bende değil herkeste böyledir, yani her black ops alana yanında black ops 2 bedava veriyorlardır.. eğer düşündüğüm gibiyse, keriz gibi bunu söyleyerek kendimi rezil ettim.

oyunun tüm görevlerini ezberledim. yani yine oynarsam, tüm görevleri 2 saatte bitirebilirim o kadar yani. tüm görevler ezberimde. oyunda biz mason'uz. mason derken, localı-mocalı olan değil, karakterimizin ismi mason. * ve biz, keltoş ama karizmatik bir adam ve bir de benim "arif" dediğim, bir gözü kör olan adam tarafından bir odaya hapsedilmişiz, elektrikli sandalyedeyiz. bu keltoş, bize herhalde anlat anlat diye baskı yapıyordur, biz de yaşadıklarımızı anlatıp görev halinde oynuyoruz. bu arada oyunu yabancı bir dilde oynamış olduğum için, anladığım kadarıyla söyledim. gerçekten olaylar böyle mi bilemeyeceğim. eğer öyle değilse, 7 yıldır bu oyunun hikayesini yanlış bilip, araştırmaya da üşenecek kadar kadar boş bir insanımdır.

bu muhteşem oyun, ölmeden önce oynamanız gereken oyunlar listesinde. eğer oynarsanız, kâh gülecek, kâh ağlayacaksınız. şaka şaka gülmeyeceksiniz, ben oynarken bol bol ağladım. o yüzden bunlara dayanıklı olabilmeniz için karakterler hakkında özet geçeceğim.

mason: biziz.
2-ci karakter: 2-ci ana karakterimiz. bazen mason reis yerine başka bir karakter ile oynuyoruz.
keltoş reis: bizi karanlık odaya hapseden psikopat, aslında arkadaşımız. son görevde serbest kalırız ve kendisiyle bir görev yaparız. iyidir iyi.
arif: sol gözü kör olan reis, keltoş reisin ortağıdır. kendisiyle de görevlerimiz vardır, iyi bir insandır. sağlamdır.
bowman: siyahi bir arkadaş. kankamızın kankası. sizin ağlamanıza sebep olacak karakterlerden biri de budur. çünkü çinli olan kardeşi tarafından öldürülmektedir bir görevde. ve bu sizi derinden üzebilir.
watson: uzun saçlı, kaslı, gözlüklü, dövmeli, güçlü, yakışıklı. hep gölgesinde kaldığımız kankamız ve komutanımız. bir görevde bizi korumak için canını feda etmiştir. fena ağladım bu görevde. iyidir. efsanedir.

yaşlı, sakallı reis: en yakın arkadaşımız. watson ile birlikte bu yaşlı reis de kankamızdır. biz genciz ama bu adam 60-lı yaşlarında. ama çok iyi biri(yani öyle sanıyorduk). fakat sonra biraz değişik bi reis olduğunu öğrenmemizle birlikte cinnet geçiririz, sezar gibi sen de mi brütüs? diyerekten, hayatımıza son veririz. şaka şaka ana karakteriz olm biz, ölmeyiz. neyse değişik olduğunu öğrendimizde, bize sana her şeyi açıklayabilirim, mason! gibi şeyler der, ve bu sahne beni ağlatmıştır. bir de bu kankamız sanırsam 60 yaşını esir olarak kutluyordu, mutsuz bir şekilde, bu da beni ağlatmıştır. ah be reis, ne olursa olsun seviyorum seni. oyunun ramiz karaeski'sidir bu arada.

sadece ilk görevde karşımıza çıkacak olan uzun saçlı reis: istihbaratçımız. doğru bir tanım mı bu bilemeyeceğim. yani kulaklıktan bir ses gelir, bize bir şeyler söyler falan. öyle yani.
kennedy: evet evet amerika başkanı olan. onunla da oyunda görüşürüz 1 kere ve bir psikopat gibi kendisini öldürdüğümüzü hayal ederiz.

evet öyle, yazmadığım karakterlerde var da neyse işte. bu arada biz amerika askeriyiz. ve oyunda düşmanlarımız sanırsam, çinli manyaklar ve sovyet ruslardır. ve 3 ana rus var ki, bunlar yüzünden gerçekleşir tüm savaş.

kel ve kaslı rus komutan
önceleri siyah sakallı olup daha sonra yaşlanan rus komutan
ve final bölümünde öldüreceğimiz olan, şerefsizlerin şerefsizi rus komutan.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

5 gün sonra gelen edit: ben bu oyunu boşa oynamışım lan, her şeyi yanlış biliyomuşum.
devamını gör...

kaynanamgil de içti iyileşti, eltimgile çok iyi geldi valla eskisinden de iyi şimdi diye sağdan soldan duyduğunuz her otun bitkinin içilmemesi, yani doktorunuza danışılmadan asla takviye gıda ya da alternetif tedavi yöntemlerine başvurulmaması gereken hastalıktır.

kanser, kontrolsüz bir biçimde çoğalmaya başlayan, tek amacı vücutta yıkım yapmak olan ve en önemlisi de bağışıklık sisteminden saklanmayı başarabilen kötü huylu hücreler topluluğudur. yani dışarıdan vücudunuza giren bir bakteri veya virüs değil bizzat kendi hücrenizdir. ve bu nedenle doktorunuzun uyguladığı tedavi ve tavsiye ettiği ilaçlar dışında, kanserle mücadele etmesi adına sağdan soldan duyduğunuz ve bağışıklık sisteminizi güçlendirmek için aldığınız her türlü yiyecek içecek kanser hücrelerinizi de güçlendirebilir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
yollarda kaybolmamak lazım
devamını gör...

1960 darbesinden sonra yürürlüğe girmiş olan, kanuni esasi de dahil olmak üzere bir buçuk asırlık anayasal tarihimizin en özgürlükçü anayasası.

hazırlanış sürecinde hukuk profesörlerine danışılmış, birçok aydın mesleki sınıfın temsil edildiği kurucu mecliste ve komisyonlarda içerik yönünden işin ehli olan kişilerce oluşturmuştur.

oylandığı referandumda yanılmıyorsam %61-62 gibi bir evet oyuyla yürürlüğe girmiştir. yapılan referandumda güya %91 evet oyu ile kabul edilen 1982 anayasasındaki gibi herhangi bir zorbalık icra edilmeksizin özü gibi özgürlükçü bir süreç yürütülmüştür.

bu anayasanın tesisatını sağladığı devlet gerçekten sosyal bir devlet yapısı kuruyordu. cumhurbaşkanlığı makamı partiler üstü ve tarafsız bir konuma geliyor, ihtiyar heyeti olarak da bilinen cumhuriyet senatosu meclisin bir parçası oluyordu. anayasada çoğulcu demokrasi anlayışı benimsenmiş, şimdilerde olduğu gibi %49, %51'e boğdurulmuyordu. üniversiteler ve trt özerkleştirilmişti. siyasal haklar genişletilmiş, toplumsal sınıflar arası denge sağlanmıştı.

ayrıca bu özgürlükçü anayasayı korumak üzere anayasa mahkemesi kurulmuştu.

sonraki süreçte özgürlük birilerine battığı için olacak 1971 ve 1973 yıllarındaki müdahalelerle özü yok edilerek etkisiz hale getirildi.

son olarak da 1980 darbesi ile feshedildi ve ülkemiz için asıl karanlık yıllar olacak yılların ortamı hazırlandı.
devamını gör...

geçen yıl okuduğum en şahane kitaplardan birinden paylaşacağım, kurşun kalemle tırnak içine aldığım kısım hayatı az çok yaşayıp görmüş çoğu kişinin toplumdaki insanları gözlemledikçe ruhunda oluşacak hisleri ve bakış açısını gerçekten güzel izhar etmiş bence;

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

' insanlardan iyice uzaklaşmıştı. onlara düzgün davranmak her geçen gün daha zor geliyordu. insanların varlığı martin' i huzursuz ediyor, onlarla konuşma çabası asabını bozuyordu. insanlardan rahatsız oluyor ve biriyle yan yana geldiği andan itibaren ondan kurtulmanın çaresini aramaya başlıyordu.'

martin eden, sayfa 468.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim