ümit hırsızı
sözü ve müziği tarkan'a ait olan ve bülent ersoy tarafından seslendirilen şarkı.
aslında bu şarkıyı tarkan'dan dinleyecektik fakat bülent ersoy şarkıyı çok beğenmiş,
tarkan'a buluştuklarında şöyle demiş: 'ben bunu kıskandım, şahsen ben okumak isterdim'
tarkan beyefendi tabi. nezaket ötesi bir tavır sergilemiş bülent ersoy'a göre ve demiş ki:
'zatıaliniz okursa ben çok daha mutlu olurum'
muhtemelen tarkan'ın bu şarkıyı nasıl söylediğini tahmin etmekle yetineceğiz. elbette bülent ersoy da güzel söylemiş, hakkını yemeyelim şimdi.*
kaynak
aslında bu şarkıyı tarkan'dan dinleyecektik fakat bülent ersoy şarkıyı çok beğenmiş,
tarkan'a buluştuklarında şöyle demiş: 'ben bunu kıskandım, şahsen ben okumak isterdim'
tarkan beyefendi tabi. nezaket ötesi bir tavır sergilemiş bülent ersoy'a göre ve demiş ki:
'zatıaliniz okursa ben çok daha mutlu olurum'
muhtemelen tarkan'ın bu şarkıyı nasıl söylediğini tahmin etmekle yetineceğiz. elbette bülent ersoy da güzel söylemiş, hakkını yemeyelim şimdi.*
kaynak
devamını gör...
dolap uygulaması
bugün size ‘dolap’ uygulamasından bahsedeceğim. dolap uygulaması ilk olarak nisan 2016’da üç ortak tarafından kuruluyor. cenk çivici, yiğit darçın ve hande izmirlioğlu tarafından. (bkz: evet tarafından)insanların 2.el ürünlerini sattığı, satıp yeni ürünler almanızı sağlayan bir uygulama. dolap ile tanışmam bir arkadaşımın tavsiyesi ile oldu, kendi işimin yanında lostra işleriyle uğraşıyorum. 2. el ayakkabılar alıp, tamir edip ufak kar ekleyerek satıyorum. dolabı ilk kullanmaya başladığımda direk silmiştim. komisyon oranı %20 idi. bilmeyenler için, bu tarz uygulamaları kullanıyorsanız belli bir komisyon oranı oluyor ve benim için %20 fazlaydı. o dönem zebramo,gardrops, modacruz gibi uygulamaları tercih ediyordum. sonrasında dolap komisyonu %10 a indirdi, sürekli kuponlar veriyor %10-15-20 yani bir ürün aldınız bunun %20 sini dolap hediye veriyordu.
bir ürün alacaksınız diyelim 200 lira, kupon ile 160 liraya geliyordu. dolaptaki mantık şu, sizdeki ürünün fotoğrafını çekip uygulamaya yüklüyorsunuz, ayakkabı,kıyafet,mont bla bla bla sonrasında ürününüz satılıyor, dolapın anlaşmalı olduğu kargo firmalarına ürünü götürüp, dolabın size verdiği kargo kodu ile,kargoyu teslim ediyorsunuz, yolladığınız ürün alıcıya ulaşıyor ve herşey sorunsuz geçerse(sorunsuz kısmını anlatacağım sabredin) ürün onaylanıyor,alıcı size bir puan veriyor ve para hesabınıza geçiyor. burası çokomelli dolap size diyor ki eğer paranı çekmezsen ve dolapta harcarsan sana %10 kupon veririm, bir zorunluluk yok sadece bir teklif bu.
eğer yok çekicem diyorsanız da uygulamaya kayıt olurken, girdiğiniz ibana, yine uygulama üzerinden ‘paramı çek’ dediğiniz an da para hesabınıza en geç 1-3 iş günü geçiyor. dolap gerçekten faydalı bir uygulama, insan ihtiyacı olmasa da birşeyleri almak istiyor ki 1.000 den fazla alışverişim oldu, bilgisayar dan tutun da araba parçalarına kadar ürün aldım. burdaki mantık şu ‘ikinci el ürün alınır mı, giyilir mi’ öncelikle 2. el kültürü bizde gelişmemiş, bizde genelde çöpe atılacak ürün olarak bakılıyor ama amerika da bu durum çok daha yaygın. çok ürün aldım çok ürün sattım, illallah ettiğim de oldu çok mutlu olduğum da. gelelim zurnanın zırt dediği yere, dolap öncelikle diktatör gibi. kendi içinde bir bütünlüğü yok. uygulamaya yüklemenin yasak olduğu ürünler var mesela cinsel sağlık ürünleri,sigara bla bla bla gibi ama nike ilanına sigara koyup satan var. şikayet ediyorsun dönüş yok.
kullanılmış iç çamaşırları, kullanılmış çorap alanlar,satanlar, fetişler, sapıklar, dolandırıcılar her türlü insan var. mesela uygulamada gezerken bir ayakkabı ilanın da ‘kullanılmış çorap var mı almak istiyorum’ tarzında yorum görebilirsiniz. yada bir telefon sattınız, sattığınız kişi telefonun içindeki parçaları alıp, bu hasarlı diyip iade edebilir. iade prosedürü tamamen kafalarına göre yani allah’a emanet ürün satıyorsunuz. normalde replika ürün satmak yasak ama zibilyon tane butik, mağaza var. ‘ben komisyonuma bakarım’ diyip sesini çıkarmıyor. eskaza bir uyarı aldınız ve hesabınız kapandı diyelim ip ban atıyorlar. yani uygulamayı kullandığınız telefondan uygulamaya giremiyorsunuz, aynı isim, tc, numara ile kayıt olamıyorsunuz. herşeyi amiyane tabirle mimliyorlar. uygulamayı kullanıp havale ile yada elden satış yapan da var, uygulamanın sağladığı avantajı kullanıp, ama uygulama üzerinden değil de havale ile satış yapıyor.
dolapta mesajlaşma özelliği yok, herşey yorumlar üzerinden bunu da sözde ‘şeffaf’ olmak için yapmışlar ama baya baya yorumlar üzerinden her türlü pislik dönüyor. şikayet de etseniz kafalarına göre davranıyorlar. dolap şuan aşırı kötü, çünkü trendyol dolabı satın aldı, haliyle komisyon %13 oldu, en ucuz kargo 8 liradan 12 liraya çıktı. büyük ürünlerde 16 lira oldu, ilk başta anlattığım dolap hesap ile alışveriş yaparsan kupon %10 dan %2 ye düştü . kimileri trendyol bilerek yapıyor, dese de dolap gerçekten kötü oldu. bir zamanlar insanların pandemi döneminde 3-5 kuruş birşey kazanmak için uğraştıkları,bir uygulama iken şimdilerde ne kazanırsanız hepsi benim diyen bir uygulama haline geldi. 50 liraya kadar satışlara komisyon 6,5 lira, 50 lira üstü satışlarda %13, 1.000 lira üstü ise 130 lira sabit olarak yapıldı. bunları sözde reklamlar ve giderler için kullanıyorlarmış. bazı kurnaz satıcılar halen dolabı kullanıp satış yapıyor halen hatrı sayılır bir kullanıcı oranına sahip olsa da eski albenisi yok. tabiki kullanıcıların da etkisi büyük, dolabın kargo avantajını kullanıp bisiklet, ağır ağır koliler, koşu bandı yollayanlar vardı onlar da bu şekilde bir önlem almış. bu arada söylemeyi unuttum eskiden sadece kadın ve çocuk ürünleri varken artık erkek ürünleri de var. iç güveysinden hallice bir uygulama.
bir ürün alacaksınız diyelim 200 lira, kupon ile 160 liraya geliyordu. dolaptaki mantık şu, sizdeki ürünün fotoğrafını çekip uygulamaya yüklüyorsunuz, ayakkabı,kıyafet,mont bla bla bla sonrasında ürününüz satılıyor, dolapın anlaşmalı olduğu kargo firmalarına ürünü götürüp, dolabın size verdiği kargo kodu ile,kargoyu teslim ediyorsunuz, yolladığınız ürün alıcıya ulaşıyor ve herşey sorunsuz geçerse(sorunsuz kısmını anlatacağım sabredin) ürün onaylanıyor,alıcı size bir puan veriyor ve para hesabınıza geçiyor. burası çokomelli dolap size diyor ki eğer paranı çekmezsen ve dolapta harcarsan sana %10 kupon veririm, bir zorunluluk yok sadece bir teklif bu.
eğer yok çekicem diyorsanız da uygulamaya kayıt olurken, girdiğiniz ibana, yine uygulama üzerinden ‘paramı çek’ dediğiniz an da para hesabınıza en geç 1-3 iş günü geçiyor. dolap gerçekten faydalı bir uygulama, insan ihtiyacı olmasa da birşeyleri almak istiyor ki 1.000 den fazla alışverişim oldu, bilgisayar dan tutun da araba parçalarına kadar ürün aldım. burdaki mantık şu ‘ikinci el ürün alınır mı, giyilir mi’ öncelikle 2. el kültürü bizde gelişmemiş, bizde genelde çöpe atılacak ürün olarak bakılıyor ama amerika da bu durum çok daha yaygın. çok ürün aldım çok ürün sattım, illallah ettiğim de oldu çok mutlu olduğum da. gelelim zurnanın zırt dediği yere, dolap öncelikle diktatör gibi. kendi içinde bir bütünlüğü yok. uygulamaya yüklemenin yasak olduğu ürünler var mesela cinsel sağlık ürünleri,sigara bla bla bla gibi ama nike ilanına sigara koyup satan var. şikayet ediyorsun dönüş yok.
kullanılmış iç çamaşırları, kullanılmış çorap alanlar,satanlar, fetişler, sapıklar, dolandırıcılar her türlü insan var. mesela uygulamada gezerken bir ayakkabı ilanın da ‘kullanılmış çorap var mı almak istiyorum’ tarzında yorum görebilirsiniz. yada bir telefon sattınız, sattığınız kişi telefonun içindeki parçaları alıp, bu hasarlı diyip iade edebilir. iade prosedürü tamamen kafalarına göre yani allah’a emanet ürün satıyorsunuz. normalde replika ürün satmak yasak ama zibilyon tane butik, mağaza var. ‘ben komisyonuma bakarım’ diyip sesini çıkarmıyor. eskaza bir uyarı aldınız ve hesabınız kapandı diyelim ip ban atıyorlar. yani uygulamayı kullandığınız telefondan uygulamaya giremiyorsunuz, aynı isim, tc, numara ile kayıt olamıyorsunuz. herşeyi amiyane tabirle mimliyorlar. uygulamayı kullanıp havale ile yada elden satış yapan da var, uygulamanın sağladığı avantajı kullanıp, ama uygulama üzerinden değil de havale ile satış yapıyor.
dolapta mesajlaşma özelliği yok, herşey yorumlar üzerinden bunu da sözde ‘şeffaf’ olmak için yapmışlar ama baya baya yorumlar üzerinden her türlü pislik dönüyor. şikayet de etseniz kafalarına göre davranıyorlar. dolap şuan aşırı kötü, çünkü trendyol dolabı satın aldı, haliyle komisyon %13 oldu, en ucuz kargo 8 liradan 12 liraya çıktı. büyük ürünlerde 16 lira oldu, ilk başta anlattığım dolap hesap ile alışveriş yaparsan kupon %10 dan %2 ye düştü . kimileri trendyol bilerek yapıyor, dese de dolap gerçekten kötü oldu. bir zamanlar insanların pandemi döneminde 3-5 kuruş birşey kazanmak için uğraştıkları,bir uygulama iken şimdilerde ne kazanırsanız hepsi benim diyen bir uygulama haline geldi. 50 liraya kadar satışlara komisyon 6,5 lira, 50 lira üstü satışlarda %13, 1.000 lira üstü ise 130 lira sabit olarak yapıldı. bunları sözde reklamlar ve giderler için kullanıyorlarmış. bazı kurnaz satıcılar halen dolabı kullanıp satış yapıyor halen hatrı sayılır bir kullanıcı oranına sahip olsa da eski albenisi yok. tabiki kullanıcıların da etkisi büyük, dolabın kargo avantajını kullanıp bisiklet, ağır ağır koliler, koşu bandı yollayanlar vardı onlar da bu şekilde bir önlem almış. bu arada söylemeyi unuttum eskiden sadece kadın ve çocuk ürünleri varken artık erkek ürünleri de var. iç güveysinden hallice bir uygulama.
devamını gör...
kişide kaçma isteği uyandıran sözcükler
aşko.
devamını gör...
29 temmuz 2021 hdp’nin orman yangınları açıklaması
hdp'sinin de, akp'sinin de, rantçısının da, pkk'lısının da komple gebermesi dileğiyle.
devamını gör...
insanları itici yapan detaylar
sürekli kendini övmesi ve bilgisizliğine rağmen çok konuşması.
devamını gör...
sherlock holmes
filmi, dizisi, kitabı kısacası her şeyi ile bana göre en iyi kurgusal karakterdir. benedict’in oynadığı sherlock favorimdir.
devamını gör...
yazarların çocukken en çok korktuğu şeyler
eskiden mahallemize seyyar satıcılar gelirdi. nevresim takımı vs. gibi şeyler satarlardı. annem hep onlardan uzak durmamız gerektiğini, bize zarar verilebileceklerini söylerdi. hâlâ da korkarım.
devamını gör...
türkiye iş bankası
türkiye cumhuriyeti devletinin ilk bankasıdır, ziraat bankası ise 1888 yılında 'menafi sandıklarının birleştirilmesiyle kurulmuş bir osmanlı bankasıdır.
ayrıca, türkiye iş bankasının %5 hissesi atatürk'te bulunan ve vefatının ardından atatürk'ün arzusu üzerine hissesinin chp'ye devredildiği bankadır.
ayrıca, türkiye iş bankasının %5 hissesi atatürk'te bulunan ve vefatının ardından atatürk'ün arzusu üzerine hissesinin chp'ye devredildiği bankadır.
devamını gör...
öğretmenlerin yarım gün çalışıp 3 ay tatil yapması
aynen öyle yapıyoruz, sen de gelsene.
devamını gör...
trainspotting
irvine welsh'in aynı adlı romanından uyarlanan danny boyle'ın yönettiği 1996 yapımı film. filmin ismi bir hobiden gelir. trainspotting, grup halinde ya da tek başına tren takibi ya da tren izleme etkinliği anlamına gelir. bu filmde ise tren durmadan ilerleyen zamanı, hayatı sembolize etmektedir. karakterler ise bu hayata katılım göstermeyen, eyleme geçmeyen izleyicilerdir. hayat karakterlerin gözleri önünde bir tren misali akıp gitmektedir. karakterler eylemsizliklerine devam mı edecektir yoksa trene binmeyi seçerek (choose life!) toplumda kaybolacaklar mıdır?
devamını gör...
goruk
küçükken bütün kuzenlerimle anneannemin bahçesinde birleşip topladığımız, yüzümüzü türlü mimiklere sokan meyve.
(bkz: nostalji 101)
(bkz: nostalji 101)
devamını gör...
adana deyince akla gelenler
yumurtalık, sakin sessiz şirin bir tatil ilçesi, insanları çok içten samimi iyimser.
adana ile hiç alakası yokmuş gibi.
adana ile hiç alakası yokmuş gibi.
devamını gör...
yazarların hayatta yapmam deyip sonradan yaptığı bir şey
uzak mesafe ilişkisi hayatta yapmam yapamam ki ben dedim. sonra hayat her zamanki asla dediklerimi yaşattı ve bunu da yapmış oldum*.
devamını gör...
acımasız dünya sendromu
gerbner'ın isim verdiği,
fazla tv izlenen bir evde yaşıyan bireyin az tv izleyen komşusuna göre dünyayı daha daha kötü görmesi anlamına gelen kavramdır.
şiddetle yoğrulmuş tv dünyasına aşırı biçimde maruz kalanlar,
dünyayı güvenli olmayan acımasız bir yer olarak algılamaktadır.
1980lerde ortaya atılan bu kavramın,
bu gün hayatımızın her alanını işgal eden internet sonrası hali,
bu günün insanın umutsuzluğunu da açıklayabilir.
fazla tv izlenen bir evde yaşıyan bireyin az tv izleyen komşusuna göre dünyayı daha daha kötü görmesi anlamına gelen kavramdır.
şiddetle yoğrulmuş tv dünyasına aşırı biçimde maruz kalanlar,
dünyayı güvenli olmayan acımasız bir yer olarak algılamaktadır.
1980lerde ortaya atılan bu kavramın,
bu gün hayatımızın her alanını işgal eden internet sonrası hali,
bu günün insanın umutsuzluğunu da açıklayabilir.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının okumakta olduğu kitaplar
harper lee - bülbülü öldürmek
devamını gör...




