yani anlatmaya gerek yok, luciyi hepimiz biliyoruz, tanıyoruz bizim luci işte . burada sorulması gereken soru şudur: bu yazar iftirayı veya böyle bir muhattap alınma şeklini mi hak ediyor? bence bu kadar acımasız olmayın ve karşınızdaki kim olursa olsun haddinizi aşmayın.
devamını gör...

öğrencisi olduğum okulum için katıldığım protesto.

bu protestonun amacı okul dışından (siyasi kariyeri, intihallerle dolu akademik kariyerinin önüne geçmiş) birinin "atanarak" rektör yapılmasına karşı çıkmaktı. daha önceki sistemde okul içinde okul mensuplarıyla yapılan seçim sonucunda rektör belirlenirdi. ilk kez, seçilen yerine atanarak gelen mehmed özkan ile bu sistem değişti. mehmed özkan boğaziçi mensubu olduğu için o dönem yeterince ses çıkarılmadı. 20 yıldır bu ülkede yapılan hiçbir şey tek seferde yapılmamıştı oysa. hep bir öncü adımı oldu ve biz bu adımda ses çıkarmadığımız için son kaçınılmazdı hep.

ne diyordum? hah, ben bugün oradaydım. başta her şey çok güzeldi. daha önce boğaziçi'nde bu kadar büyük bir kalabalığın ortak bir fikir için bir araya geldiğini görmemiştim. öncesinde yapılan uyarılar işe yaramış, seviyeli bir eylem yapılıyordu. ta ki güney kampüse mezunların ve okul dışından öğrencilerin girişi engellenene kadar. grup bir anda ikiye bölündü ve bir kısmı içeri girerken diğer kısım dışarıda kaldı.

bu protesto planı yapılırken birçok kez öğrencilerin kaçınması gereken tutumlar konuşulmuştu. olayı amacından saptırmayacak bir açıklama hazırlanmıştı ve sloganlar da çirkinleşmeden devam ediyordu. fakat bir noktadan sonra polise su dolu pet şişe fırlatan birkaç kişi oldu. hatta bir ara havada uçan bir taş gördüm. ondan sonrası tomadan su sıkılması ve biber gazı vs. o taşı gördüğümde bittiğini düşündüm. saatlerce meramını düzgünce anlatmak, sesini duyurmak için çırpınan öğrencilerin bütün çabaları yok sayılacak ama o taş bütün haberlerde yer alacaktı ve hepimiz terörist ilan edilecektik. beklediğim gibi oldu...

çarşamba günü tekrar bir protestonun yapılacağı söyleniyor. bu protestolar nereye varır bilemem. yıllardır okuduğumuz okulu bizden sonrakilere emanet ederken içimiz rahat olsun istiyorum sadece. bu ülkede bizim neslimize emanet edilenler ortada. sırtladığımız enkazı büyütüp teslim edecek olmak çok acı geliyor.
devamını gör...

ataerkil toplumlardaki kadinlarin kanayan yarasi.

neyi giymem, neyi sevmem, neyi konusmam, nasil yurumem, nasil sevilmem, nasil kadin olmam gerektigini; erkeklerin bir kadin olarak benden daha iyi bilmesine, muhtesem fikirlerini bana empoze etmesine bir nilufer.
devamını gör...

sadık hidayet'in ilk öykülerinin yer aldığı kitapta okuyucu başlangıçta aynı isimli bir öykü karşılıyor. 1903 doğumlu yazarın henüz 1929-1930 yıllarında yazdığı öyküler gelecek yıllarda vereceği eserlerin izlekleri ile ilgili de ipucu vermesi bakımından oldukça güzel bir keşif. sadık hidayet için intihar düşüncesinin yeni olmadığını biliyoruz ancak ilk dönem eserlerinde bu temanın yansımalarını görmek benim için fazlasıyla keyifli. kitap, bir kısmı paris'te, bir kısmı tahran'da yazılmış dokuz öyküden oluşuyor. eserin türkiye'de ilk basımı yapı kredi yayınları tarafından ilk kez 1995'te gerçekleştirilmiş.

diri gömülen isimli öykü için özel bir parantez açmak mecburiyetindeyim. bu ilk öykü yazarın planladığı eylemlerin yıllar öncesini -ya da sonrasını- gösteren bir ayna gibi. tutkuyla yazıldığını hissettiren bu öykü nitekim yazarın ölüm biçimiyle fazlasıyla örtüşüyor. bir iç döküm diyebilirim. intihara dair düşüncelerinin bir eylemle sonuca bağlanacağı kaçınılmazdır sanıyorum. bu öyküden paylaşmak istediğim, içselleştirdiğim pek çok cümle varsa da bunu kısa bir alıntıyla sınırlı tutacağım. sadık hidayet, okuyucusunu bulan bir cevher bence. bazı insanlar, mekanlar, olaylar gibi nehir insanı onu okumaya sürükleyecektir diye düşünüyorum.


kendim, kendi gözümde yabancıyım. niçin yaşadığıma, neden burada olduğuma hayret ediyorum. gördüğüm bu insanlar kim ve benden ne istiyorlar?

kaynak: sadık hidayet, diri gömülen, s. 21, yapı kredi yayınları.

diğer öyküleri ise iran'a has motiflerin sıkça tercih edildiği insan ve toplumun ana hatlarıyla görülebileceği bir çizgide. tagore öykülerini anımsatan bir biçem hissettim. tabii hidayet, ta 1936'da gidiyor hindistan'a, bu kitap dediğim gibi 6-7 yıl öncenin ürünlerinden oluşuyor. iran toplum yapısıyla taşıdığımız benzerlikler bu öykülerde oldukça belirgin. belki farklı bir toplumun ve kültürün ürünü olduğu dahi hissedilmeyebilir bazı ciddi ayrımlar dışında. masal özelliği gösteren son öykü, bu günümüzün en açık tasvirlerinden biri.

sadık hidayet, diri gömülen ile gelecek yapıtlarının bir vaadini sunuyor sanki, (bkz: kör baykuş (kitap)).
devamını gör...

beyler gün içerisinde moralimi bozan olaylar yaşandı, hanginiz maşallah demedi çabuk söylesin.
ama aykut modum düşmesin diye bana dostane yaklaşımlarda(!) bulundu.
gözümdeki yaşları sildim beklemedeyim.
devamını gör...

bu akşam, yemek masasında, beni mutlu eden 3 canın vesilesi ile sahip olduğum sıfat.
dualarımın özneleri, yüreğimin sesleri...
çocuk sevmeyenleri, sevemememe sebep olan durum.
devamını gör...

- okuduklarını, dinlediklerini anlamamaları,

- saygısız olmaları, dünyada kendilerinden başkası yokmuş gibi, toplum içerisinde gürültü patırtı yapmak, komşuluk ilişkilerinde yine gürültüsüyle kendinden bezdirmek gibi eylemlere öne çıkmaları ve biri uyardığında hatasını anlayıp özür dilemek yerine kavga ederek üste çıkmaya çalışmaları,

- oy verirken motivasyonlarının "inadına bilmem kim" şeklinde olması, vatanın milletin geleceğini inat uğruna yok etmeleri,

- kadınlar/erkekler rerörö şeklinde başlıklar açmaları ve insanları kendi tanıdıkları birkaç kişi üzerinden değerlendirip dar kalıplara sokarak sınıflandırmaları

...
devamını gör...

abi beyaz ekran kullanıyosunuz bari ss alıp atmayın gözümden bazuka mermisi yedim şaka gibi..
devamını gör...

ömrün boyunca sadece bir sanatçı dinleme hakkın var deseler, hiç düşünmem bu hakkı mor ve ötesi'nden yana kullanırım.
şarkıları sanki yavaş yavaş ruhumu çözümlüyor. bir kaç düğümü dinlerken çözdüğümü hissediyorum. şarkılar karşınıza geçmiş kafa sallıyor sizi anladığını onaylıyor resmen. düşüncelerime ve duygularıma çok yakından bakan şarkılar bunlar. bir tane diyemiyorum işte aralarından en iyisi bu diye. hepsi çok iyi.. bir derdim var'ın çok acayip bir tadı var ona bir şey diyemem ama her dönem farklı bir mor ve ötesi şarkısını bulup defalarca dinliyorum. o zaman en iyisi o oluyor sonra bir başka şarkısı... dünden beri tekrar tekrar dinlediğim o şarkı.. anlatamıyorum.. sözlerine çok takıldım. daha önce de defalarca dinledim ama şu an çok daha fazla takıldım.

orhan veli dizeleri nakarat bölümünde,
bir yer var, biliyorum;
her şeyi söylemek mümkün;
epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
anlatamıyorum.


şarkının şiirselliği şu sözler ile devam ettiriliyor;

ne oldu?
karıştı her şey
korktuğum sözün bir adım geride
şimdi duyuyor musun?
her şey, ama her şey geçer
sakinsin, biraz derdin var
kendi kendine dünyayı ters çevirmişsin
bir şey biliyor musun?
ben doğduğumdan beri hep böyleyim
ne çok şey gizlemişim rüyalarıma
ne kadar çok hüzün yüklü omuzlarımda
bir şey içsem, sorunları çözsem
olur mu?
olur mu?
bir yer var biliyorum.
(yine efsane sözler)

bu işi hakkıyla yapıyorlar. onlar gerçek sanatçılar.
orhan veli kanık içinde söylenecek çok söz var. onu da kendi başlığında karşılarız artık.
devamını gör...

arapça lazım kökünden gelen daha gerekli en gerekli anlamında, kulağa hoş gelen bir kelimedir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

şakacı öğretmendir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

çocuk deĝilim. artık cenin pozisyonu olmadan da ağlayabilirim.
devamını gör...

iman gücüdür.
vaadedilen toprakların tamamını ele geçirmeden delirme lüksüm yok. fırat nehrine kadar yolumuz var!
devamını gör...

ayten alpman-söyle buldun mu.
devamını gör...

bir yeme bozukluğudur. kişi zayıf olduğu halde kendisini şişman olarak algılar ve kilo almamak için yemek yemeyi reddeder.
45 kilonun altına düştükleri görülür.
sağlığı tehdit eden bir bozukluktur.
devamını gör...

bugün itibariyle engellediğim yazar. fazla yumuşak başlı biri olabilirim ama her şeyin de bir sınırı var.
devamını gör...

16 ekim 2014 yılında intihar etmiş olan insan. ben o zamanlar ortaokul öğrencisiydim. benim açımdan akşam haberlerinde gördüğüm bir haberden fazlası değildi. sonra çok değil aslında 4 yıl kadar süre geçmesi gerekti. yıldönümü vesilesi ile anılırken gördüm. sonra intihar videosunu izledim. hayatını okudum. taşan bir bardakta, son damlayı sorumlu tutmak doğru olmaz sözü ile aklımda kalacak olan insandır kendisi. dünya hassas kalpler için bir cehennemdir.
devamını gör...

"aman, söylesem ne değişecek." diye diye konuşmayı unuttuk be hüseyin..
devamını gör...

uykumdan uyandıran gece, alacağın olsun.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim