kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
brancusi , the kiss
devamını gör...

fragmanı seyrettirseydin evvel.. inan gelmek istemezdim..
devamını gör...

sezen aksu, cüneyt arkın gibi isimlerdir.
devamını gör...

jülide ateş'in 2021 yılındaki yaşındasın, cool olduğun için aynı kaldın muhakkak. yolun açık olsun. cool olmaya devam.
devamını gör...

online eğitim döneminde bazı derslerde yapasım geliyor. öğrencilerin hiçbir tepki vermemesi bir noktadan sonra bizi zorlayabiliyor
devamını gör...

çikolata, kahve, üzüm, kuru üzüm, soğan, sarımsak, alkol kediler için toksiktir. böbrek rahatsızlıklarına ve zehirlenmelere neden olur.
tuzlu ve şekerli yiyecekler, glisemik seviyesi yüksek meyve ve sebzeler kedilere verilmez.
salam, sosis, sucuk gibi ürünlerde genelde yüksek oranda tuz vardır. kedilere bunları vermemekte fayda vardır. çok ısrar ederse ancak tuzsuzsa sadece tadımlık minnacık bir parça verilebilir.

kediler için faydalı yiyecekler
çiğ veya pişmiş kırmızı et, tavuk, hindi, keçi eti, pişmiş domuz eti vb.
taze somon sadece pişirilmiş olarak verilebilir. çiğ somon zehirlenmeye neden olur. somon füme vb. yüksek sodyum seviyesi nedeniyle verilmez. balıkların kimi sadece pişmiş kimi ise sadece çiğ verilebilir. bu konuda bilginiz yoksa vermemeyi tercih edebilirsiniz.
çiğ yumurtayı sindirebilirler ancak salmonella nedeniyle dikkatli olmak gerekir. kırılan taze yumurta hemen yenmeli, açıkta kalmamalıdır vb.
kediler zorunlu karnivordur. yemeklerinin en az % 80'i % 85'i hayvansal kaynaklı proteindir.
sebzeler faydalıdır ancak ana yemeklerini oluşturmamalıdır. özellikle koyu yeşil yapraklı sebzeler tavsiye edilir.
brokoli, ıspanak, kabak, kereviz, brüksel lahanası, havuç , bezelye, kara hindiba yiyebilirler.
salatalık yiyebilirler ancak fazla yemeleri ishale neden olur.
kediler çok sınırlı miktarda meyve yiyebilirler ancak meyvelerin yüksek şeker oranı nedeniyle pek çok meyve tavsiye edilmez.
kızılcık kediler için faydalı meyveler arasındadır. üriner sorunları olan kedilere özellikle tavsiye edilir.
yaban mersini, muz, kavun, bal kabağı gibi meyveleri az miktarlarla olmak kaydıyla yiyebilirler.
yoğurt, kefir ve tuzsuz peynir yiyebilirler.
hindistan cevizi yağı doymuş yağ olduğu için fazla verilmemekle birlikte az miktarda verilmesi ağız ve diş sağlığının korunmasına yardım eder. tüy yumaklarının kolay atılmasını sağlar.
kedi ve köpeklerin yiyebileceği yiyecekler
veteriner dr. karen becker buradan
veteriner dr. rodney habib buradan
devamını gör...

insanların ne giydiğini, ne yaptığını eleştirecek boyutu geçtik sanıyordum.
devamını gör...

eminem sayesinde oxford ingilizce sözlük'e "belirli bir ünlüye aşırı derecede takıntılı olan hayran" anlamıyla girmiş olan kelime. "stalker fan" yani sapık takipçi hayran anlamındaki kelimelerin birleştirilmesiyle oluşturulmuştur.

klip de şarkı da bence bir şaheser niteliğinde. eminem son derece zeki bir rap'çi. inanılmaz kelime oyunları var. tabii ingilizce bilmenin yanında, o oyunları hangi kavramlardan ya da hangi kişi ve olaylardan alıp da birleştirdiğini de bilmek gerekiyor. 1 cümlesinden konuyla ilgili 2-3 anlam çıkabiliyor bazen. bunu yapmak hiç ama hiç kolay bir şey değil.

stan adlı şarkıya gelince...


stanley, slim shady hayranı, takıntılı bir fandır. sürekli olarak ona olan hayranlığını, mektuplar yazarak dile getirir. şarkının ilk 3 verse'ü stanley yani namıdiğer stan'in ağzındanmış gibi yazılmıştır. shady'e hayranlığını anlatır, kendi hayatından, hamile kız arkadaşından bahseder. shady ile benzer bir çocukluk geçirdiğini anlatır vesaire... ilk verse, sohbet havasında geçer. bu arada klipte, bu ilk mektubun eminem'e ulaşmadığını, diğer mektuplarla beraber topluca taşınırken yere düştüğünü görürüz. ancak sonrasında satır arasından anlarız ki aslında gecikmeli de olsa ulaşmıştır.

2. verse, artık stan'in "bana neden cevap yazmıyorsun?" sitemleriyle karışık haldedir. bir yandan hâlâ ona olan hayranlığını ve tutkusunu görürüz. bir yandan da "hadi beni görmezden geldin, bari 6 yaşındaki kardeşime bir imza verseydin" gibi serzenişlerde bulunur. sahne sonunda hamile sevgili, stan'in bodrumdaki odasına iner ve odanın durumunu görür: her yerde shady'nin yüzlerce fotoğrafı vardır. televizyonda onun olduğu klipler dönmektedir sürekli. bu arada özellikle masada en üstte duran fotoğrafı görür hatun. burada stan, sevgilisiyle birlikte çektirdiği bir fotoğrafta, sevgilisinin olduğu kısmın üzerine shady'nin fotoğrafını yapıştırmıştır. hayranlığın eşcinsellik seviyesine dönüşüp dönüşmediği seyircinin aklına takılıverir bir anda. stan, kızın odayı kurcalayıp resimleri görmesinden rahatsız olur ve onu hamile oluşunu bile umursamadan yaka paça çıkarır oradan.

3. verse stan'in artık isyan bayrağı açtığını sahnelere gebedir. arabada, çılgın gibi yağmur altında direksiyon başında votka içerek hız yapmaktadır gece vakti. bir yandan da shady için bir ses kaydı hazırlamaktadır. artık ağzına geleni saymaktadır, bir mektup ya da çağrı almadığı için ondan. bu arada bagajdan bir çığlık gelir. kız arkadaşını ellerini bağlayarak bagaja koymuştur. son sahnede artık direksiyon hakimiyetini kaybederek nehre uçtuğunu görürüz arabanın. bu sahne 20 yıldır her izleyişimde tüylerimi diken diken etmiştir.

son verse, shady tarafından dile getirilmektedir. stan'e maktup yazmaya başlar ve "daha önce yazacaktım ama meşguldüm" der. işte olayın kopuş noktası budur aslında. stan o kadar körleşmiştir ki fanatikliği nedeniyle, bu kişinin ünü nedeniyle birçok işinin ve cevaplaması gereken birçok hayran mektubunun olduğu gerçeğini unutmuş, 3 canı birden alacak kadar delirmiştir. oysa biraz daha sabretse, beklediği yanıt gelecektir. shady tüm mektuplarında stan'in değindiği konulara tek tek cevap verir. ona profesyonel yardım alması gerektiğine dair hafif tertip tavsiyelerde bulunur. kız arkadaşının durumunu sorar, kardeşine imzalı şapka gönderdiğini yazar vesaire... klibin sonuna doğru şuna benzer şeyler yazar shady: "dostum, neden bu kadar kızgınsın? biraz rahatla, seni hayranım olarak görmeye devam etmek isterim. umarım bu mektup kendine zarar vermeden eline geçer. geçenlerde bir haber izledim ve midem bulandı. herifin biri kız arkadaşı bagajdayken arabasını köprüden sürüp intihar etmiş. bir kaset bulunmuş arabada ama kimin için olduğu belli değilmiş. adamın adı da... aman tanrım! o sendin."


eminem, son derece güzel bir kompozisyon ile anlatmış bu şarkıda, takıntılı hayran olayını. dümdüz kendi ağzından yazsaydı bu kadar ilgi çekici olmazdı belki. oysa karşılıklı mektuplaşma şeklinde düşünüldüğü için çok farklı bir tat veriyor dinleyen kişiye.

bu arada, machine gun kelly eminem'e diss atmıştı birkaç yıl önce (ne cesaretse). eminem'in ona karşılık olarak yazdığı diss'te mgk'ye "stan" diye hitap etmesi ve "here's that autograph for your daughter, i wrote it on a starter cap" cümlesi, aslında bu klibe ve "seni takıntılı bir hayranım gibi görüyorum" aşağılaması ile mgk'yi stan yerine koyuşuna bir göndermedir.

ve bir ilginç bilgi daha; klip 2000 yılında çekildi ve stan'in klipteki 6 yaşındaki kardeşinin adı matthew. 2020'de yani klipteki çocuk gerçek olsaydı, 26 yaşında olacağı bir yaşta, eminem'in evine biri girdi. adamın adı matthew ve 26 yaşında. adam eminem ile karşılaşmış ve oraya onu öldürmeye geldiğini söylemiştir. bu da bize her ne kadar klip kurgu olsa da "acaba tamamı olmasa da bir kısmı doğru mu?" sorusunu sordurmuş ilginç bir olaydır.

sansürsüz versiyonu:


şarkının sözleri (entry uzun görünmesin diye spoiler içerisine alıyorum):

my tea's gone cold i'm wondering why i
got out of bed at all
the morning rain clouds up my window
and i can't see at all
and even if ı could it'll all be gray
put your picture on my wall
it reminds me, that it's not so bad
it's not so bad

dear slim,i wrote you but still ain't callin'
i left my cell, my pager, and my home phone at the bottom
i sent two letters back in autumn, you must not-a got 'em
there probably was a problem at the post office or somethin'
sometimes i scribble addresses too sloppy when i jot 'em
but anyways, fuck it, what's been up? man how's your daughter?
my girlfriend's pregnant too, i'm 'bout to be a father
if i have a daughter, guess what i'm a call her?
i'ma name her bonnie
i read about your uncle ronnie too i'm sorry
i had a friend kill himself over some bitch who didn't want him
i know you probably hear this everyday, but i'm your biggest fan
i even got the underground shit that you did with skam
i got a room full of your posters and your pictures man
i like the shit you did with rawkus too, that shit was fat
anyways, i hope you get this man, hit me back,
just to chat, truly yours, your biggest fan
this is stan

my tea's gone cold i'm wondering why i
got out of bed at all
the morning rain clouds up my window
and i can't see at all
and even if ı could it'll all be gray
put your picture on my wall
it reminds me, that it's not so bad
it's not so bad

dear slim, you still ain't called or wrote, i hope you have a chance
i ain't mad, i just think it's fucked up you don't answer fans
if you didn't wanna talk to me outside your concert
you didn't have to, but you coulda signed an autograph for matthew
that's my little brother man, he's only six years old
we waited in the blistering cold for you
for four hours and you just said, "no."
that's pretty shitty man, you're like his fuckin' idol
he wants to be just like you man, he likes you more than i do
i ain't that mad though, i just don't like bein' lied to
remember when we met in denver, you said if i'd write you you would write back
see i'm just like you in a way
i never knew my father neither
he used to always cheat on my mom and beat her
i can relate to what you're saying in your songs
so when i have a shitty day, i drift away and put 'em on
'cause i don't really got shit else so that shit helps when i'm depressed
i even got a tattoo of your name across the chest
sometimes i even cut myself to see how much it bleeds
it's like adrenaline, the pain is such a sudden rush for me
see everything you say is real, and i respect you 'cause you tell it
my girlfriend's jealous 'cause i talk about you 24/7
but she don't know you like i know you slim, no one does
she don't know what it was like for people like us growin' up, you gotta call me man
i'll be the biggest fan you'll ever lose
sincerely yours, stan
p.s. we should be together too

my tea's gone cold i'm wondering why i
got out of bed at all
the morning rain clouds up my window
and i can't see at all
and even if ı could it'll all be gray
put your picture on my wall
it reminds me, that it's not so bad
it's not so bad

dear mister "i'm too good to call or write my fans"
this will be the last package i ever send your ass
it's been six months and still no word, i don't deserve it?
i know you got my last two letters, i wrote the addresses on 'em perfect
so this is my cassette i'm sending you, i hope you hear it
i'm in the car right now, i'm doing 90 on the freeway
hey slim, i drank a fifth of vodka
you dare me to drive?
you know the song by phil collins, "in the air of the night"
about that guy who could a saved that other guy from drowning
but didn't, then phil saw it all, then at a a show he found him?
that's kinda how this is, you could a rescued me from drowning
now it's too late, i'm on a thousand downers now, i'm drowsy
and all i wanted was a lousy letter or a call
i hope you know i ripped all of your pictures off the wall
i love you slim, we coulda been together, think about it
you ruined it now, i hope you can't sleep and you dream about it
and when you dream i hope you can't sleep and you scream about it
i hope your conscience eats at you and you can't breathe without me
see slim, shut up bitch! i'm tryin' to talk!
hey slim, that's my girlfriend screamin' in the trunk
but i didn't slit her throat, i just tied her up, see i ain't like you
'cause if she suffocates she'll suffer more, and then she'll die too
well, gotta go, i'm almost at the bridge now
oh shit, i forgot, how am i supposed to send this shit out?

my tea's gone cold i'm wondering why i
got out of bed at all
the morning rain clouds up my window
and i can't see at all
and even if ı could it'll all be gray
put your picture on my wall
it reminds me, that it's not so bad
it's not so bad

dear stan, i meant to write you sooner but i just been busy
you said your girlfriend's pregnant now, how far along is she?
look, i'm really flattered you would call your daughter that
and here's an autograph for your brother
i wrote it on the starter cap
i'm sorry i didn't see you at the show, i must of missed you
don't think i did that shit intentionally just to diss you
but what's this shit you said about you like to cut your wrists too?
i say that shit just clownin' dog, come on, how fucked up is you?
you got some issues stan, i think you need some counseling
to help your ass from bouncing off the walls when you get down some
and what's this shit about us meant to be together?
that type of shit will make me not want us to meet each other
i really think you and your girlfriend need each other
or maybe you just need to treat her better
i hope you get to read this letter, i just hope it reaches you in time
before you hurt yourself, i think that you'll be doin' just fine
if you relax a little, i'm glad i inspire you but stan
why are you so mad? try to understand, that i do want you as a fan
i just don't want you to do some crazy shit
i seen this one shit on the news a couple weeks ago that made me sick
some dude was drunk and drove his car over a bridge
and had his girlfriend in the trunk, and she was pregnant with his kid
and in the car they found a tape, but they didn't say who it was to
come to think about, his name was, it was you
damn!
devamını gör...

larian studios'un geliştirdiği rol yapma oyunu. temelinde source hunter olarak oynadığımız bir crpg oyun. izometrik bir bakış açısına sahip, yani karakterlere hafif açılı bir şekilde yukarıdan bakıyoruz. crpg olması sebebiyle birçok diyalog içermekte ve kendimiz de birçok şey seçebilmekteyiz. oyunun en temel özelliklerinden birisi dövüş dışındayken normal akan zaman dövüşe gelince sıra tabanlı hale geliyor. yani herkes aniden duruyor ve sırayla hareket etmeye başlıyor. böylelikle daha taktiksel bir oyun oynayabiliyorsunuz. pek olmuyor ama eğer olur da etrafınızda savaşa katılmayan npc'ler olursa onlar sıra tabanlıya geçmediği için normal hareket ediyorlar siz dururken. birazcık komik bir durum oluşturabiliyor. oyunda birçok tür de var. karakterinizi çok farklı şekillerde oluşturabiliyorsunuz. daha sonra bu alanlarda gelişebiliyor ya da başka alanlara yönelebiliyorsunuz. tam net hatırlamıyorum ama büyücü olabiliyorsunuz, uzun mesafe savaşçısı olabiliyorsunuz, yakıncı olabiliyorsunuz vs. tabi bunlar da kendi içinde ayrılıyor. pyrokinetic var, ateş büyücüsü. sucu var vs. partiniz de 4 kişi. yani birçok farklı alanda uzmanlaşmış kişilerle oluşturduğunuz bu partide çok farklı taktikler uygulayabilirsiniz. aynı zamanda, bu partiden bir karakteri bir arkadaşınız da yönetebilir, ki bana kalırsa oyunu oynamanın en zevkli şekli bu. devam oyunu olan divinity original sin 2 daha güzel olsa da temelinde çok fazla fark yok. eğer tek bir oyun oynayacak vaktiniz varsa ikincisini öneririm ama çok vaktiniz varsa iki oyunu da oynayabilirsiniz. ikisi de uzun sürüyor. arkadaşımla iki oyunda da 100 saati çok rahat devirdik.
devamını gör...

ne yahudiler gibi sizden olmayan herkesi öldürün der, ne de hristiyanlar gibi sağ yanağına vurana, sol yanağını çevir der. karşıdaki insana nasıl davranacağı, karşıdaki insanın davranışlarına bağlıdır.
devamını gör...

düşün. fethiye’deyiz, tüm gün koy koy dolaşıp uygun bulduğumuz yerde denize atlıyor, kurulanıp bira içiyoruz. saçma su savaşları bile yapmışız bi ara, bizim hatunlarla.

karayolundan o üstü açık yazlık vosvoslar falan geçiyor. gözleme açan tontiş teyzeler var gölgede, karşı koyda lüks tekneler demirlemiş. dibimizde günü birlik turcular. süt mısırı dişleyen sevgililer. denizde bindikleri muz takla atınca coşan kadınlı erkekli o şen grup.

akşam karanlığı basınca, kumsalda şezlonga dayanmış, manitolarımızla geyik yapıyoruz. ortamda başkaları da var. herkes mutlu halinden. hiç sabah olmayacak gibi.

derken moderatör lucifer'den telefon geliyor sana ‘yoldaş koş sözlükte isyan çıktı’

"hallet valla hacı, naparsan yap" deyip telefonu kapatıp biradan bir fırt daha çekip serin akdeniz gecesine uzanıyoruz.
devamını gör...

bu üçlü içinde system of a down sadece kumda oynama konusunda ilk sırada gelebilir. you know it's sad but true.
devamını gör...

eğitim sistemi ve onun kronikleşmiş sorunlarını bir kenara bırakarak başlıyoruz işe koyulmaya. herhangi bir dili öğrenmek için ciddi bir sebebimiz olmalı. söz konusu ingilizce olduğunda herkesin öyle veya böyle sebepleri vardır. benim açımdan öncelikle hayatım boyunca sadece türkçe konuşan insanlarla muhatap olmaya mecbur kalma fikri çok ürkütücüydü. bundan sonra ise ingilizce okuyabilmek, daha fazla kitaba erişebilmek ve dünyaya açılabilmekti. muhtemelen buradaki çoğu insandan daha kötü bir 12 yıllık ingilizce eğitimi görmüşümdür. hiçbir şey öğrenmedim diyebilirim bu süreçte. 3 yıl kadar önce bir kursa yazılmış bir iki kur gittikten sonra hiçbir şey öğrenmeden ayrılmıştım. aslında hep erteliyordum bu geçtiğimiz süreçte, nasıl olsa öğrenirim filan diyerek boşluyordum meseleyi. sonra işin ciddiyetinin farkına vardım ve 2 yıl önce başladım hakikaten çalışmaya. önce murat kurt'tu galiba ismi tam olarak hatırlamıyorum, gramer kitabını edinip ona çalıştım biraz. gramerin önemli olduğunu biliyordum ama açıkçası gramer çalışmak hem çok sıkıcı hem de ağır ilerleyen bir süreçti. sonra benim asıl öğrenme sürecim başladı. bu asıl öğrenme süreci dediğim şey okuyarak oldu. ilkokul seviyesindeki çocuklara yönelik hazırlanan resimli öyküler vardır, onları okuyarak başladım. eş zamanlı olarak da kelime öğrendim. yani okuma sürecinde öğrendiğim kelimelerin haricinde de günlük 5-10 kelimeyi not defterime yazdım. zamanla 40-50 sayfalık kitaplara geçtim, kadıköy'de filan sahaflara gidip 5 liraya kitaplar alıyordum. bu kitapları okuduktan sonra iki tanesini verip aynı sahaftan yeni bir kitap alıyordum. bu şekilde okuyarak ve adım adım seviye yükselterek ilerledim. bu arada ilave olarak tabii ki altyazılı dizi ve film izliyordum. sevdiğim şarkıları bir deftere yazıp bazılarını ezberliyor ve tekrar tekrar dinliyordum. agatha christie, arthur conan doyle, hemingway, truman capote filan derken şimdi david hume gibi filozofları okuyabilecek durumdayım.

edit: benim kişisel öğrenme sürecim konuşabilmek için pek etkili bir yol değil. çokça yazılmış, doğrudur, konuşabilmek için bu dili pratik etmeniz gerekir. birkaç yıla çok spesifik olmayan metinleri çevirebilecek duruma gelebilirim ama o masadan kalkma fırsatı bulamazsam konuşma konusunda hep sıkıntı yaşayacağım. imkânı olan kişinin yapacağı en doğru şey ingilizcenin konuşulduğu bir ülkeye kursa gitmektir.
devamını gör...

denizde kürekleri olmayan bir kayığın içinde hızla sürüklenirken birden bir arabanın önümüzde yavaş yavaş hız keserek bizi durduğu bir rüya görmek.

hayır yani denizden karayoluna nasıl ve ne zaman geçtik diye düşünürken adama teşekkür de edemedim. oysaki hayatımı kurtardı.
devamını gör...

bu güne kutlu olsun deyip geçmek hem günün kutsiyetini gölgede bırakır hem de tarihin kara lekelerinden birinin üstünü kapatmak için yeter de artar. böyle yapmayacağım. biraz uzun olsa da elimden geldiği kadar aktarmaya çalışacağım.

ilk olarak. hiçbir bilinçli türkçü; olmuş, olan ve olacak olay ve gelinen durumları dünyanın geri kalanından kopuk ve sadece memleketin iç mekaniğinin etkisiyle oluşacağını düşünmez ve düşünmemelidir.

ıı. dünya savaşı'nda türkiye'nin konumu her ne kadar gelinen durumun arka planını açıklamamızda bize yardımcı olacaksa da 1944 davasının mahkumları için bu arka plan çok daha eskiden; ı. dünya savaşı'ndan başlamaktaydı. balkan harbi, ı. cihan harbi ve ardından türklerin ölüm kalım savaşı olmuş türk istiklâl harbi sadece okumuş ulema ve asker kesimi değil halkı da körü körüne bir var oluş mücadelesine millet bilincini kazandırmaya itmiştir. osmanlı'nın son döneminde ortaya atılan osmanlıcılık ve islâmcılık fikirleri tebaa da karşılık bulmadığı gibi aksine imparatorluk için çok daha problemleri beraberinde getirir. osmanlı türkçülük fikirleri ile tam anlamıyla çok geç olarak bâbıali baskını ile tanışmış, o günden günümüze türk siyasetini ve siyasasını etkilemeye devam etmiştir. itc*'nin özellikle 1913'den itibaren izlediği ana politika türkçülük olmuş ve batıcılık düşüncesiyle birlikte bir çok değişim devlet içinde palazlandırılmıştı. bu dönemde özellikle cemiyet yetkililerinin almanya ile müttefiklik anlaşması imzalamasına kadar mustafa kemal için de çok büyük bir terslik olmamıştır. ve devamı malumun ilanı. harbin sonunda osmanlının yenilgisi ile itc dağılır ve sevr imzalanır. buradan sonra türk'ün ateşle imtihanı başlar. bir avuç türk'ün cihana karşı savaşı. milli mücadele sırasında bir çok parametrenin (sultancılık, çerkezcilik, kürtçülük, irtica vs.) araya girmesi yanında başta mustafa kemal atatürk olmak üzere yüksek rütbelilerin büyük çoğunluğu itc mensubu veya bir zamanlar mensubu olan kişilerdi. bu kişilerin hemen hemen hepsinin düşüncesi milli bir kurtuluş hareketi oluşturmak ve silahlı bir milli mücadeleye girişmek olmuştur. mustafa kemal atatürk'ün de liderliğinde bu düşünce gerçekleşmiş ve milletin kurtuşu bu yolla gerçekleşmiş olmuştu. işte türkçülük düşüncesi bu badirenin arkasından da toplumun dimağından atılmaya çalışılmamış tam aksine atatürk'ün katıksız milliyetçiliği bu düşüncenin batıcılık ile birlikte cumhuriyetin iki ayağından biri olmasına vesile olmuştur. bu anlattıklarım sadece buz dağının görünen yüzü çünkü daha öncesinde fikren bu düşünceyi azerbaycan türkleri ve özellikle kırım tatarları rusya imparatorluğunun dağılmasıyla ortaya atmışlardır. türkçülük pek tabii itc'in iktadarı ile değil ırken değil ruhen de incelikle yaratılmış şairlerin işlemesiyle ortaya çıkmıştır. burada ismini saymamız gereken ama etkilerinden bahsetmeyeceğimiz isimler: yusuf akçura, ismail gaspıralı, sadi maksudi ve özellikle ilk başta yakın arkadaşları tarafından da amacı anlaşılmayan ziya gökalp'tir. nihayetinde cihan harbinin ve çok net olarak milli mücadele'nin acı ve hain izlerini hatıralarında saklayanlar cumhuriyeti kurmuşlar ve çocukları da bu hatıralar ile büyümüş ve yetişmiştir. aslında bu arka planı anlatmam da ki sebep tam olarak budur. bu düşünce bir akşam üzeri çay sohbetinde düşünülmemiş ve düşüncenin savunurları istanbul'un beyoğlu, moda semtlerinde ovardalıkla uğraşanlar tarafından ortaya atılmamıştır. arka plandanda anlaşılacağı gibi türk'ün yediği her darbe, düştüğü her çukur, giriştiği her savaş ve yediği her kurşun bu düşünceyi bir damla kuvvetlendirmiş ve bir çelik dayanıklığında aklında yer ettirmiştir. işte 20. yüzyılın bu sert ve özellikle türkler için acımasız bir hal alan döneminde doğan çocuklar sadece üstü kapalı hicivlerle eleştiri yapmayacak, gerek gördüğünde başbakana açık mektup yazacak kadar ileri gidecek ve bizzati reis-i cumhurun hukuka müdahalesiyle tabutluklara gireceklerdir.

türkçülerin rahatsızlığı aslında inönü dönemiyle başlar. bu rahatsızlık özellikle miğfer devletlerin avrupa'da güç kaybetmeye başlaması ve buna mukabil reis-i cumhur inönü'nün türkçü-turancı yükselişe ve türkçülüğe aleni bir bayrak açmasıyla son haddeye ulaşır. türkiye'de olmayan faşizmin f'sina bile artık geçit yoktur. oysa aynı reis-i cumhur bir kaç sene evvel, 1944'de yargılanacak reha oğuz türkkan'ın "faşizm tehklikedir!" yazısını tehlikeli bulur. inönü, aslında önceliklerini farklı belirler. katı bir mantıkçı olan bu lider, koruması gereken ülkeyi önceliğine alarak düşünse de türklük şuuruyla ortaya çıkmış milli mücadele ve cumhuriyeti de göz ardı etmiş ve türkçü aydın kesimin yönetime karşı ikazlarını dikkate almamıştır. tüm bunların yanında sözde müttefik sscb'ye şirin gözükme çabaları ve devlet kurumlarında yoğunlaşan sol ve materyalist kadrolaşma ülkeyi farklı boyutlara götürebilecek bir boyut ve hız kazanmıştır. bunu elbet inönü'nün ıı. dünya savaşı döneminde uyguladığı dış politikanın bir iç diyeti olarak görebiliriz. ama mesela boraltan olayı gibi tarihin kara lekelerini böyle bir politikanın diyeti olarak kabul etmek kendine türk diyen şüphesiz herkes için imkansızdır. tüm bunlarla birlikte böyle bir dönemde denge politikasının tezahürü olarak iç siyasette oynak bir haldeydi. gazeteler bir gün hitler'in vecizelerini sıralarken öteki gün inönü ile stalin'in fotoğralarını boydan veriyor ve halkı salak yerine koymaya devam ediyordu. işte böyle bir dönem de başbakan saraçoğlu tbmm'de bir söylevinde şöyle dedi:


"biz türk'üz, türkçüyüz ve daima türkçü kalacağız. bizim için türkçülük bir kan meselesi olduğu kadar bir vicdan ve kültür meselesidir. biz azalan veya azaltan türkçü değil, çoğalan ve çoğaltan türkçüyüz. ve her vakit bu istikamette çalışacağız."


tabii bu sözlere pek itibar etmeyen türkçü cenahtan atsız, dönemin başbakanı şükrü saracoğlu'na orhun dergisinde 1 mart 1944'te ve gene bir ay sonra 1 nisan 1944'te olmak üzere iki açık mektup kaleme aldı. mektup tüm devlet kademelerinde büyük etki uyandırdı. türkçüler adeta "ırkçıyım" diyen bir başbakana açık mektup yazma cesareti gösteriyorlar ve bunu açık ve aleni yapıyorlardı. atsız, açık uyarısında sabahattin ali ve hasan âli yücel gibi solcu, komünist bir çok ismi de zikreder. derhal görevlerinden alınmalarını ve haklarında soruşturma açılmasını salık verir. sabahattin ali atsız'ın mektubuna mektupla karşılık verme cesareti göstermez ve hakkındaki hakaretleri mahkemeye taşır. 26 nisan 1944'te ankara'da başlayan ilk mahkeme, genç seline uğrar. mahkeme özüme kavuşmaz ve hakim mahkemeyi 3 mayıs 1944'e erteler.

nihayet o, 3 mayıs 1944 tarihi gelip çatmıştı.
bu sefer sayı daha da artmıştı. binlerce üniversiteli genç ankara sokaklarındaydı. inönü ve tek parti iktidarı ne yapacağını şaşırmıştı. yıllardır tek parti iktidarından rahatsız olan halk ve gençler bu rahatsızlıklarını açığa vurma fırsatı bulmasında bu kalabalığın oluşmasında sebebi büyüktü. iktidara halkın ve gençliğin gücünü göstermek için bundan daha iyi bir fırsat olamazdı.

gençlerin duruşma salonuna alınmamaları bardağı taşıran son damla olmuştu. polislerin de tavrı birden değişmişti. coplarına sarılan polisler acımasızca gençleri dövmeye başladılar. kafaları yarılan ve kan içinde kalan gençler neye uğradıklarını anlamamışlardı. 3 mayıs günü başbakan saraçoğlu ile görüşmek isteyen öğrencilerin bu isteği kabul edilmemiş; bu gençlerden 165'i gözaltına alınmış daha sonra serbest bırakılmıştır.

mahkeme duruşmayı 9 mayıs tarihine ertelemişti. oteline dönen ve mahkemenin tutuklamadığı atsız'ı polisler göz altına aldı. aynı saatlerde atsız'ın istanbul'daki evi didik didik aranıyordu.olayların boyutu gittikçe büyüyordu. türkçü olduğunu iddia eden hükümet 18 mayıs 1944 günü yayınladığı bir bildiri ile atsız ve arkadaşların "ırkçılık ve turancılıkla ve hükümeti devirmeye çalışmakla" suçluyordu. ilk anda 14 asteğmen tutuklanmış ve 250 harbiyeli hakkında soruşturma açılmıştı.
9 mayıs'ta yapılan duruşmada atsız, 6 aya mahkûm edilmiş, ağır tahrik nedeniyle ceza 4 aya indirilip tecil edilmişti. atsız buna rağmen serbest bırakılmamıştı.

19 mayıs gelip çatmıştı, herkes inönü’den bayram konuşması yapmasını beklerken o devleti kuran irade ve fikri suçlayan bir konuşma yaparak güya gençlik ve spor bayramını kutluyordu. milli şef henüz soruşturması bile başlamayan bir davada türk milliyetçilerini ağır şekilde suçladı:


"turancılar, türk milleti'ni bütün komşularıyla onarılmaz bir surette düşman yapmak için bire bir tılsım bulmuşlardır. bu kadar şuursuz ve vicdansız fesatçıların tezvirlerine, türk milletini teslim etmemek için elbette cumhuriyetin bütün tedbirlerini kullanacağız."


inönü'nün konuşmasını bir talimat olarak emir gibi algılayan savcılar, istanbul ve ankara'da milliyetçi avını başlattılar dönemin önde gelen türkçü aydınları nezarete alınıp istanbul’a götürüldüler ve tutuklandılar. tutuklanan türkçü aydınlar, istanbul emniyet müdürlüğü'nün adına "tabutluk" denilen ünlü betondan ve tabuta benzeyen hücrelerinde savcının istediği şekilde ifade vermeleri için işkenceye tabi tutulmuşlardır. tabutluklar dikine konulmuş ve ancak bir tabut genişliğinde beton oyuklardı. tabutluğa konulanların üstünde beş yüzer voltluk üçer adet lamba yanıyordu.

tutuklular nihayet 7 eylül 1944 günü, istanbul 1 nolu sıkıyönetim mahkemesinde; hükümete karşı gizli örgüt kurmak, düzen düşmanlığı yapmak, hükümeti düşürmeye çalışmak ve ırkçılık, turancılık yapmakla suçlanırlar. askeri savcı kazım alöç, sanıkların idamla yargılanmasını istemektedir. ırkçılık-turancılık davası 7 eylül 1944'te başlar ve haftada üç gün süren oturumlarla 65 oturum sürer. atsız, altı buçuk yıla arkadaşları da çeşitli cezalara çarptırılırlar. temyize başvurulması üzerine askeri yargıtay davayı esastan bozar.
sanıkları tutuksuz yargılayan 2 no’lu sıkı yönetim mahkemesi kararını açıklar:
-"sanıklar suçsuzdur, beraatlerine..."-

inönü ve çevresindekiler bu mahkeme kararı ile büyük bir şoka uğrarlar ve kararı temyiz ederler. askeri yargıtay temyiz başvurusunu inceler ve mahkemenin verdiği beraat kararını onaylar. türk milliyetçiliğine husumeti, varlık sebebi gibi gören çevreler ısrarlıdırlar: bu defa yargıtay başsavcısı münif kocaçıtak mahkemenin tekrar görüşülmesini ister. askeri yargıtay bunu da red eder. böylece "türkçülük-turancılık" davası türk milliyetçilerini zaferi ile neticelenmiş olur.

bu günün en büyük kazanımı bugün de durmadan yükselen türkçülüğün bir hareket olmasıdır. gerisini atsız beğ tamamlasın.


“3 mayıs 1944… 3 mayıs türkçülüğün tarihinde bir dönüm noktası oldu. o, zamana kadar yalnız duygu ve düşünce olan, ebedî ve ilmî sınırları pek de aşmayan türkçülük, 1944 yılının 3 mayıs’ında birden bire hareket oluverdi.

ali suaviler, süleyman paşalar, mehmet eminler, ziya gökalplar, rıza nurlar yalnız duygu, düşünce, iş türkçüsü idiler. hareket türkçüsü olmamışlardı. çırağan baskını türkçü ali suavi’nin siyasî bir hareketiydi. bunun türkçülükle ilgisi yoktu. sıhhiye vekili (sağlık bakanı) olduğu zaman gayrî türkleri atarak yerine türkleri yerleştiren rıza nur, fiilî türkçülük yapıyordu. fakat bu da hareket değildi.

türkçülükte ilk hareketi, 3 mayıs 1944 çarşamba günü, ankara’daki birkaç bin meçhul türk genci yaptı. bu bakımdan türkçülük tarihinde onların hususî bir şerefi vardır.
bundan sonra 3 mayıs türkçülerin günüdür. o’na bir bayram diyemeyeceğiz. çünkü yıllarla süren büyük ızdırabımız o gün başlamıştır. o’na bir matem demek de kabil değildir. çünkü bunca sıkıntıların arasında bize büyük bir imtihan vermek, yürekliyle yüreksizi er meydanında denemek, yahşı ile yamanı ayırmak fırsatını vermiştir. o güne kadar tehlikelerden gafil bir çocuk toyluğu ile yürüyen türkçülük 3 mayıs’ta gafletten ayılmış, maskelerin arkasındaki iğrenç yüzleri görmüş, can düşmanlarını tanımış, dost sandığı hainleri ayırt etmiş, hayalin yumuşak bulutlarından gerçeğin sert topraklarına düşmüştür.

böyle sağlam bir sonuca varmak için çekilen bunca sıkıntılar boşa gitmiş sayılmaz. bundan dolayı biz 3 mayıs’a “türkçüler günü “deyip çıkıyoruz.

hoşlanmayanlar onu benimsemesin. yalnız kendilerine benzeyenler, yani türk’e benzemeyenler onu yadırgasın. biz 3 mayıs’ı sevmekte devam edeceğiz. türkçülük, tek sandığı düşmanına karşı 3 mayıs hareketini yaparken onun çift olduğunu acı bir deneme ile öğrendi.

bu millî hareketin zaferinden korkan türkçülük düşmanları, türkçüler ortaçağı andıran vahşetlerle hapse atılır ve aleyhlerinde türlü yayınlar yapılırken, onları tartışmaya çağırmak garabetini de gösterdiler. tarih bunu bağışlamayacak ve türkçülerin günü olan 3 mayıs, bir gün türklerin günü olunca onlar tarihin büyük mahkemesinde lâyık oldukları akıbete uğrayacaklardır.

türkçüler! toplu veya yalnız, her yerde 3 mayıs’ı analım. anlatalım ve kürşad’ın hâtırasını yüceltelim...

ne mümkün zulm ile bîdâd ile imhayı hürriyet,
çalış, idrâki kaldır muktedirsen âdemiyetten! ”

hüseyin nihal atsız (kürşad dergisi,1964, sayı.2)


davada 23 sanık yargılanmıştır:
1-hasan ferit cansever, dr. yüzbaşı
2-fethi tevetoğlu, dr. üsteğmen
3-alparslan türkeş, piyade üsteğmen
4-nurullah barıman, piyade teğmen
5-zeki özgür sofuoğlu , topçu asteğmen,
6-fazıl hisarcıklı, ulaştırma asteğmen
7-hüseyin nihal atsız, edebiyat öğretmeni
8-hüseyin namık orkun, tarih öğretmeni
9-nejdet sancar, balıkesir lisesi edebiyat öğretmeni
10-saim bayrak, temyiz mahkemesi evrak memuru
11-ismet rasin tümtürk, istanbul belediyesi murakıbı
12-cihat savaşfer, y. mühendis mektebi öğrencisi
13-muzaffer eriş, y. mühendis mektebi öğrencisi
14-fehiman altan, y. mühendis mektebi öğrencisi
15-yusuf kadıgil, lise öğrencisi
16-cebbar şenel, adana adliyesi'nde hakim adayı
17-zeki velidi togan, türk tarihi profesörü
18-orhan şaik gökyay, ankara konservatuarı direktörü
19-hikmet tanyu, içişleri bakanlığında memur
20-reha oğuz türkkan, istanbul üniversitesi doktora öğrencisi
21-hamza sadi özbek, aydın maliye tahsilat şefi
22-cemal oğuz öcal, gazi eğitim enstitüsü öğrencisi
23-said bilgiç, ankara adliyesi'nde hakim adayı
aynı davadan sanık olarak mehmet külahlıoğlu ve osman yüksel serdengeçti de bir süre tutuklu kalmışlardır

şimdi... kutlu olsun.
devamını gör...

özü, topla ve kaç tane toplamışsan, ona böldür.
parametresiz edemeyen, dört yılımı verdiğim ilimdir.
deprem sözkonusu olunca biraz safsata gibi gelsede üretim alanında çok işe yarayan bir bilimdir.
medyanı, standart sapması, latince karakterleri bir başka güzel olan bilim. *
devamını gör...

diğer ismi folie à deux olan hastalık literatürde deliliğin iki kişi tarafından paylaşılması, ikiz delilik gibi kavramlarla da anılır.
bu sendromda sanrısal düşüncelerin ya da normal dışı davranışların bir kişiden yakın olunan bir başka kişiye aktarılması olarak tanımlanıyor. özellikle de izole halde yaşayan kadınlarda daha fazla görülebiliyor.
bu psikotik bozukluğun olabilmesi için bireyin hastanın yanında yaşaması gerekiyor ve bu yolla ancak diğer kişi de bu psikozu paylaşabiliyor. adeta enfeksiyon gibi bulaşıcı olabilmesi sendromun en ilginç yanlarından biri.
devamını gör...

2 ağustos 2014 eminönü
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kültürel olarak uygun bulunmayan ancak kişisel olarak sakınca görmediğim durumdur . geleceğinin iyi olacağını düşündüğünüz bir ilişki için birlikte yaşama durumunu göze alın . yoksa ilerde eşinizle yemek yaparken onun yüzünü görme ihtimaliniz yüksektir .
devamını gör...

içimizdeki bilmem nelere güzide bir örnektir. zaten ilk çıktığı günden beri bir tiksinti uyandırıyordu bu karı bende.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim