monica bellucci
italyan oyuncu ve eski modeldir. 1964 doğumlu olmasına rağmen hala taş gibidir. kadınların kadınları çekemediği söylenir ama çocukluğumdan beri güzelliğine hayranım. adını da sözlükte kaçırmadığım için mutluyum ayrıca tabi :)
devamını gör...
save ralph
bugun benim de rastlanti sonucu izledigim, "cruelty free" yani zulum deneyi 'ne dikkat cekmis kisa bir filmdir. bu deney ozellikle ilac ve kozmetik sanayilerinde yapilir, deneylerde filmdeki gibi de denek olarak tavsanlar tercih edilir. (tavsan cildi insan cildine en yakin cilt dokusuna sahip hayvandir, bilhassa kulaklarinin ic dokusu). ama son donemlerde olusan farkindalik ve yogun tepkilerden oturu kozmetik sirketleri yavas yavas bu deneyleri sonlandirip cruelty free markalar halini almaktadir. kullanilan kozmetik markalarinda asagidaki sembollerden birinin kullanilmasi, "cruelty free" oldugunun gostergesidir. ek olarak bu deneyin veganlikla hic bir alakasi yoktur. veganlik hayvansal hic bir urunun besin olarak tuketilmemesidir, bu bambaska bir konudur...
devamını gör...
erteleme hastalığı
"procrastination"
erteleme hastalığı ilginç bir konudur.
bu hastalığa sahip kişiler tembel değildir. verilen işleri mutlaka yaparlar. yapmamazlık etmezler.
tembel insan ; verilen işi yapmaz veya yarım bırakır.
bu hastalığa sahip kişiler aptal ve cahil değildir. verilen işi harfiyen, eksiksiz yaparlar.
tembeller ise işi yarım, yamalak yaparlar. işi yaptırdığına pişman ederler.
gelelim hastalığın tanımına...
bu ; istenilmeyen durumları psikolojik bir reddediştir.
psikolojinin yapılacak işler arasındaki seçiciliğidir.
---------------------------------
kişinin önünde bu gün 1-2-3 numaralı işler var.
kişi 2 numaralı işi sevmiyor.
kişi bu gün 1 ve 3 numaralı işleri yapar. 2 numara yarına kalır.
kişinin önünde yarın 2-4-5-6 numaralı işler var.
kişi yarın 4-5-6 numaralı işleri yapar ve 2 numara yine bir sonraki yarına kalır.
bir gün gelip 2 numaralı işi yapmak zorunda kaldığı gün yapar. hemde eksiksiz yapar.
----------------------------------
öğrenci milletinde bu hastalık pek çoktur.
koskoca dönem boyunca ; yarın çalışırım, yarın çalışırım diyerek ; dönemi bitirirler.
ve son iki günde ; dönem boyunca ötelediği kitabı ; okuyup bitirirler. ve o dersten geçerler.
çokda korkulacak bir hastalık değildir.
adamın iki ayağını ; son iki günde ; bir pabuca sokar.
erteleme hastalığı ilginç bir konudur.
bu hastalığa sahip kişiler tembel değildir. verilen işleri mutlaka yaparlar. yapmamazlık etmezler.
tembel insan ; verilen işi yapmaz veya yarım bırakır.
bu hastalığa sahip kişiler aptal ve cahil değildir. verilen işi harfiyen, eksiksiz yaparlar.
tembeller ise işi yarım, yamalak yaparlar. işi yaptırdığına pişman ederler.
gelelim hastalığın tanımına...
bu ; istenilmeyen durumları psikolojik bir reddediştir.
psikolojinin yapılacak işler arasındaki seçiciliğidir.
---------------------------------
kişinin önünde bu gün 1-2-3 numaralı işler var.
kişi 2 numaralı işi sevmiyor.
kişi bu gün 1 ve 3 numaralı işleri yapar. 2 numara yarına kalır.
kişinin önünde yarın 2-4-5-6 numaralı işler var.
kişi yarın 4-5-6 numaralı işleri yapar ve 2 numara yine bir sonraki yarına kalır.
bir gün gelip 2 numaralı işi yapmak zorunda kaldığı gün yapar. hemde eksiksiz yapar.
----------------------------------
öğrenci milletinde bu hastalık pek çoktur.
koskoca dönem boyunca ; yarın çalışırım, yarın çalışırım diyerek ; dönemi bitirirler.
ve son iki günde ; dönem boyunca ötelediği kitabı ; okuyup bitirirler. ve o dersten geçerler.
çokda korkulacak bir hastalık değildir.
adamın iki ayağını ; son iki günde ; bir pabuca sokar.
devamını gör...
andy warhol
pop artın mucidi, önderi denilebilecek zat. eserleriyle seri üretimi, standart kalıpları sorgulamıştır, bunu da seri üretimin temellerinden birisi olan matbaayı kullanarak gerçekleştirmiştir.
en meşhur eserleri arasında campbell's soup ve coca cola bottles vardır, kanımca en başarılı eserleri de bu ikisidir.
en meşhur eserleri arasında campbell's soup ve coca cola bottles vardır, kanımca en başarılı eserleri de bu ikisidir.
devamını gör...
aykut demir
radikal islamı savunan bir futbolcu. trabzonspor'da da forma giymiş sonrasında bir takım anlaşmazlıklardan sebep yolları ayrılmıştı.
2 sene kadar önce trabzonspor'un yapmış olduğu açıklamaya göre kendisine tamı tamına 9 milyon 815 tl ödenmiştir. radikal islamcı olarak bilinen beyefendi kur farkını ve faizini kuruşu kuruşuna almayı da ihmal etmemiş.
2 sene kadar önce trabzonspor'un yapmış olduğu açıklamaya göre kendisine tamı tamına 9 milyon 815 tl ödenmiştir. radikal islamcı olarak bilinen beyefendi kur farkını ve faizini kuruşu kuruşuna almayı da ihmal etmemiş.
devamını gör...
okurken mahlası yoran yazarlar
(bkz: ağzındakikanısilipişteşimdikızandövüşçü)
(bkz: ağzındakikanısilipişteşimdikızandövüşçü)
(bkz: ağzındakikanısilipişteşimdikızandövüşçü)
kaç para ulen bir space tuşu ?*
(bkz: ağzındakikanısilipişteşimdikızandövüşçü)
(bkz: ağzındakikanısilipişteşimdikızandövüşçü)
kaç para ulen bir space tuşu ?*
devamını gör...
rusya denince akla gelenler
150 milyon nufusu ile dünyanın en büyük yüzölçüme sahip ülkedir.
12 farklı saat dilimine sahiptir.
kimi bölgesi akdeniz kışı geçirirken, kimi bölgede ise yıl'ın 9 ay'ı kar vardır.
komünizm geçmişli kapitalizmi iliklerine kadar yaşar.
insanı çok okur ve bilgilidir, kibar ve asabidir, verilen söze değer verilir yalan aldatmadan beter sayarlar.
8 saatten fazla çalışmazlar, çalıştıramazsınız.
yaşlıları kapitalist düzenli iktidarın yetersiz ilgisinden ötürü, putin den nefret eder, aksine gençleri putine hayrandır.
votkası meşhurdur, kızları güzeldir, erkekleri %50 (öküzlerden özür dileyerek) tam öküz ve ilgisizdir.
sonsuz ormanı ve her yerde naturel doğası mevcut olup, her semt, ilçe ve köyde mutlaka doğal veya yapay göl mevcuttur.
avrupa hayranı orta asya duşmanı, kindar bir millettir.
12 farklı saat dilimine sahiptir.
kimi bölgesi akdeniz kışı geçirirken, kimi bölgede ise yıl'ın 9 ay'ı kar vardır.
komünizm geçmişli kapitalizmi iliklerine kadar yaşar.
insanı çok okur ve bilgilidir, kibar ve asabidir, verilen söze değer verilir yalan aldatmadan beter sayarlar.
8 saatten fazla çalışmazlar, çalıştıramazsınız.
yaşlıları kapitalist düzenli iktidarın yetersiz ilgisinden ötürü, putin den nefret eder, aksine gençleri putine hayrandır.
votkası meşhurdur, kızları güzeldir, erkekleri %50 (öküzlerden özür dileyerek) tam öküz ve ilgisizdir.
sonsuz ormanı ve her yerde naturel doğası mevcut olup, her semt, ilçe ve köyde mutlaka doğal veya yapay göl mevcuttur.
avrupa hayranı orta asya duşmanı, kindar bir millettir.
devamını gör...
sabahlamak
cıvık cıvık insan kalabalığı yok; ses, bağrış, iş makinesi yok; güneşin cilveli ışığı yok, öğlenin yağmuru yok; iki de bir zırtlayan telefon yok; dikkat dağıtacak bir kimse bir şey bile yok.
yağmuru içmiş taze ıhlamur kokusu var; gecenin öteden bir kaç kuşun sesini haber eden sessizliği var; ailenin mışıl mışıl uyurkenki huzuru var; kalmalara doyamadığım karanlık var; herkes off durumdayken night modu açmış zihnim ve elimde cigaram var.
imkan dahilinde ölene kadar her gün kalmak isteğim zaman bükülmesi. yemişim düzenini, uykunu.*
yağmuru içmiş taze ıhlamur kokusu var; gecenin öteden bir kaç kuşun sesini haber eden sessizliği var; ailenin mışıl mışıl uyurkenki huzuru var; kalmalara doyamadığım karanlık var; herkes off durumdayken night modu açmış zihnim ve elimde cigaram var.
imkan dahilinde ölene kadar her gün kalmak isteğim zaman bükülmesi. yemişim düzenini, uykunu.*
devamını gör...
mevlüt çavuşoğlu'nun protesto edilmesi
bu ülkenin bu hale gelmesinin sebebi mevlüt çavuşoğlu falan değildir. hani videonun sonunda, bakanı eleştiren halka "durun yapmayın ayıptır yav" diyen şakşakçı, yalaka çomar arkadaş var ya işte ülkenin sorunu bunun gibi insanların ülkede çok fazla olması. akp'yi başımıza bela eden de bu gürüh işte. azalarak bitersiniz de bu ülke sizin gerici zihniyetinizden kurtulur umarım.
devamını gör...
yeni biriyle tanışmak
belli bir yaştan ve kafadan sonra külfetten başka bir şey değildir.
yok adın ne,nelerden hoşlanırsın,şu filmi izledin mi, bu kitabı emükledin mi gibi sonu gelmez sıkıcı muhabbetler çekilir dert değil artık.
siz tanışın , ben yokum.
yok adın ne,nelerden hoşlanırsın,şu filmi izledin mi, bu kitabı emükledin mi gibi sonu gelmez sıkıcı muhabbetler çekilir dert değil artık.
siz tanışın , ben yokum.
devamını gör...
kitap alacaklara tavsiyeler
- (eski) ismimi bana veren seri: kara büyücü the black magician üçlemesi. sonea ile tanışınca büyücülere bakışınızın değişeceğine eminim. şu kitapları okuduktan sonra saygı duyduğum tek büyücü raistlin kaldı. laika’nın bastığı dönemde okumuştum, şimdi aslına uygun olarak 3 kitap şeklinde basılıyor pegasus tarafından. keşke the traitor spy da türkçeye çevrilse de okusak.
- büyü az olsun ama teknoloji ve ortaçağ harmanlansın (hala at arabalarının kullanıldığı, ahşap konaklarda oturulan fakat bilgisayarların, yapay zekanın ve boyutsal bir takım transformasyonların olduğu bir dönem) istiyorsanız: incarceron ve devam kitabı sapphique. filmi de çıkacaktı ama ne oldu bilmiyorum. özünde bir hapisten kaçış hikayesi fakat incarceron kimmiş, sapphique neler yapmış okumanız lazım.
- ben uzaylı şeyler okumak istiyorum, ciddi ve kaliteli olsun istiyorum: the expanse. piyasada bulup bulabileceğiniz en kaliteli space opera günümüzde bu. dizisi de amazon tarafından kurtarıldıktan sonra (#savetheexpanse) gayet güzel para getirmeye devam ediyormuş. dizisini de izleyin, kitaplarını da okuyun. ilk 3 kitap dışındakiler çevrilmedi zaten, ithaki’ye buradan saygılarımı tekrar sunuyorum.
- uzaylı olsun ama biraz daha komikli olsun istiyorum: yaşlı adamın savaşı serisi. zihin transferi, telepatik konuşma, çeşitli yüksek teknoloji bilimkurgu öğeleri vs içeriyor. hızlı akan ve yormayan bir okunuşa sahip.
- uzaylı olsun, yer yer gersin ama güldürünce de tam güldürsün: the martian. bayanlar ve baylar, filmini izlemeyen yoktur diye düşünüyorum. filmdeki esprilerin çoğu kitapta da var, kitapta çok daha ince zeka ürünü espriler var. mark watney çok zeki ve komik biri. tanıştığım en kaliteli karakterlerin başındadır heralde. (bkz: tanışılmak istenen roman karakterleri)
- uzay olsun, ama çok olmasın. daha fazla felsefe olsun, bitirince dolu hissedeyim: ay zalim bir sevgilidir the moon is a harsh mistress. bir süperbilgisayar ve espri yapma çabasının nasıl devrim ve bağımsızlıkla sonuçlandığını anlatır. özgürlüğün ne olduğunu, devrimin nasıl yapıldığını falan işler. mesajı güzeldir.
- mesajı bol olsun, felsefeden bayılayım: yıldız gemisi askerleri starship troopers. felsefeden boğuldum, onun dışında güzel bilimkurgu. öğretilerini görmezden gelmeyi başarabilirseniz seversiniz. ay zalim bir sevgilidir de bu adamın kitabı, yıldız gemisi askerleri de… ama birine bayılırken diğerini hiç beğenmiyorum. ilginç.
- distopya okuycam ben: biz mıy. yevgeni zamyatin’in kitabı. cesur yeni dünya’nın esinlenildiği kitap bu işte. her ne kadar aldous huxley kabul etmese de bal gibi esinlenmiş, hatta bayağı bayağı esinlenmiş. bunu okuyan şunu da okudu: cesur yeni dünya, 1984 (bu fantastik hiç değil ama bilimkurgu olup olmadığını tartışırım. azıcık bilim elementleri var), fahrenheit 451.
- içimi baydın çocuk. beni distopyayla değil zombiyle korkut: zombi savaşı world war z. world war z diye izlediğiniz filmin kitabı işte bu. kitapla filmin alakası yok. kitapta sağa sola gezip, gezdiği insanlarla röportaj yapan birini okuyoruz. kitap bildiğiniz röportaj.
- başka zombili yok mu: günbegün mahşer day by day armageddon. çıt diye bitiverecek çerez kitap. devamı da var ama dilimize çevrilmedi diye biliyorum. uzun zaman önce okudum, devam kitapları ne alemde bilmiyorum. basan yayınevi de kapanmıştı zaten: resif
- çıtır çerez kitaplar öneriyon, başka tür yok mu: uzaktan kumandalı kız the girl who was plugged in. avatar (film olan) gibi bir teknolojiyi anlatır fakat altındaki psikolojik bölünmeyi işler. çok güzel sorular sorar. birkaç saatte bitirebileceğiniz (ya da otobüste okumak için yanınızda taşıyabileceğiniz) bir kitap.
- sanal gerçeklikten girdim madem: başlat ready player one. ernest cline’ın kitabı, orijinal ismi ready player one. aynı isimli filmi de var (ki ben çok severim. matrix severseniz onun eğlenceli hali. tron ya da matrix gibi sanal bir ortama login olup orada yaşanan hayatı konu alıyor özetle).
- çok umutlu olduğum ama yarıda kesilen bir seri: karanlığa doğru fade to black. francis knight’ın kitabı, elf yayınları basıyordu. ne olduysa fantastik edebiyattan twilight edebiyatına kaydılar. sorularıma da cevap vermediler. yazık ettiler gül gibi kitaba bence. kitapta anlatılan şehir, biraz coruscant’ı anımastıyordu bana. aşağısı-yukarısı falan. serinin adı rojan dizon, ingilizce okurum derseniz buyrun.
- son zamanlarımın en büyük eğlencesi: katilbot günlükleri the murderbot diaries. çıtır çerez ile eğlenceli kategorilerine sokabileceğim bir kitap. kendi idari birimini hackleyip televizyon izleyen bir güvenlik robotunun maceralarını ve konforbotları “seksbot” diye aşağılamalarını okuyoruz hehe. katilbot, seviyorum seni.
- defalarca kez orada burada yazılmış olan 2 seriden bahsetmezsem allah çarpar: yerdeniz earthsea ve dragonlance. hem ged ile, hem de raistlin ile tanışmalısınız. okuyun mutlaka. ursula k. leguin’in bütün kitaplarını okuyun. mesela sürgün gezegeni planet of exile. aynı gezegeni paylaşan iki farklı türün kendilerine “insan” deyip diğer türü ötekileştirmesini metafor olarak kullanıp “hayatta kalmak” mı yoksa “modernizasyon” mu insanı asıl tanımlayan şeydir diye soruyor (bence). çok farklı soruları var aslında içinde ama okuyalı uzun zaman oldu, hatırlamıyorum tam olarak.
- alıp henüz okumadığım kitaplardan kötü çıkmasına asla ihtimal vermediğim sürü der schwarm ve [limit] (frank schatzing’in kitapları). 2001: a space odyssey, solaris ve fantastik kategorisine aday kanlı kızıl baron the bloody red baron (kim newman) da önerilerim arasına girebilir. henüz okumadım ama dediğim gibi, beğenmeyeceğime ihtimal dahi vermiyorum.
-çoluğunuza çocuğunuza okutursunuz: momo (michael ende) ve yeraltı günlükleri the underland chronicles (suzanne collins) güzel çocuk kitapları. yeraltı günlükleri deyince aklıma hep anansi çocukları anansi boys ve yazarı neil gaiman gelir. o da değişik bir deha tabii.
- ben bunu nasıl atlarım: labirent the maze runner. james dashner'ın yazdığı çokzel seri. açlık oyunları the hunger games havası var birazcık ama bayılmıştım ben. filmleri de çok güzel, her duyuru yapıldığında heyecanla beklemiştim.
- büyü az olsun ama teknoloji ve ortaçağ harmanlansın (hala at arabalarının kullanıldığı, ahşap konaklarda oturulan fakat bilgisayarların, yapay zekanın ve boyutsal bir takım transformasyonların olduğu bir dönem) istiyorsanız: incarceron ve devam kitabı sapphique. filmi de çıkacaktı ama ne oldu bilmiyorum. özünde bir hapisten kaçış hikayesi fakat incarceron kimmiş, sapphique neler yapmış okumanız lazım.
- ben uzaylı şeyler okumak istiyorum, ciddi ve kaliteli olsun istiyorum: the expanse. piyasada bulup bulabileceğiniz en kaliteli space opera günümüzde bu. dizisi de amazon tarafından kurtarıldıktan sonra (#savetheexpanse) gayet güzel para getirmeye devam ediyormuş. dizisini de izleyin, kitaplarını da okuyun. ilk 3 kitap dışındakiler çevrilmedi zaten, ithaki’ye buradan saygılarımı tekrar sunuyorum.
- uzaylı olsun ama biraz daha komikli olsun istiyorum: yaşlı adamın savaşı serisi. zihin transferi, telepatik konuşma, çeşitli yüksek teknoloji bilimkurgu öğeleri vs içeriyor. hızlı akan ve yormayan bir okunuşa sahip.
- uzaylı olsun, yer yer gersin ama güldürünce de tam güldürsün: the martian. bayanlar ve baylar, filmini izlemeyen yoktur diye düşünüyorum. filmdeki esprilerin çoğu kitapta da var, kitapta çok daha ince zeka ürünü espriler var. mark watney çok zeki ve komik biri. tanıştığım en kaliteli karakterlerin başındadır heralde. (bkz: tanışılmak istenen roman karakterleri)
- uzay olsun, ama çok olmasın. daha fazla felsefe olsun, bitirince dolu hissedeyim: ay zalim bir sevgilidir the moon is a harsh mistress. bir süperbilgisayar ve espri yapma çabasının nasıl devrim ve bağımsızlıkla sonuçlandığını anlatır. özgürlüğün ne olduğunu, devrimin nasıl yapıldığını falan işler. mesajı güzeldir.
- mesajı bol olsun, felsefeden bayılayım: yıldız gemisi askerleri starship troopers. felsefeden boğuldum, onun dışında güzel bilimkurgu. öğretilerini görmezden gelmeyi başarabilirseniz seversiniz. ay zalim bir sevgilidir de bu adamın kitabı, yıldız gemisi askerleri de… ama birine bayılırken diğerini hiç beğenmiyorum. ilginç.
- distopya okuycam ben: biz mıy. yevgeni zamyatin’in kitabı. cesur yeni dünya’nın esinlenildiği kitap bu işte. her ne kadar aldous huxley kabul etmese de bal gibi esinlenmiş, hatta bayağı bayağı esinlenmiş. bunu okuyan şunu da okudu: cesur yeni dünya, 1984 (bu fantastik hiç değil ama bilimkurgu olup olmadığını tartışırım. azıcık bilim elementleri var), fahrenheit 451.
- içimi baydın çocuk. beni distopyayla değil zombiyle korkut: zombi savaşı world war z. world war z diye izlediğiniz filmin kitabı işte bu. kitapla filmin alakası yok. kitapta sağa sola gezip, gezdiği insanlarla röportaj yapan birini okuyoruz. kitap bildiğiniz röportaj.
- başka zombili yok mu: günbegün mahşer day by day armageddon. çıt diye bitiverecek çerez kitap. devamı da var ama dilimize çevrilmedi diye biliyorum. uzun zaman önce okudum, devam kitapları ne alemde bilmiyorum. basan yayınevi de kapanmıştı zaten: resif
- çıtır çerez kitaplar öneriyon, başka tür yok mu: uzaktan kumandalı kız the girl who was plugged in. avatar (film olan) gibi bir teknolojiyi anlatır fakat altındaki psikolojik bölünmeyi işler. çok güzel sorular sorar. birkaç saatte bitirebileceğiniz (ya da otobüste okumak için yanınızda taşıyabileceğiniz) bir kitap.
- sanal gerçeklikten girdim madem: başlat ready player one. ernest cline’ın kitabı, orijinal ismi ready player one. aynı isimli filmi de var (ki ben çok severim. matrix severseniz onun eğlenceli hali. tron ya da matrix gibi sanal bir ortama login olup orada yaşanan hayatı konu alıyor özetle).
- çok umutlu olduğum ama yarıda kesilen bir seri: karanlığa doğru fade to black. francis knight’ın kitabı, elf yayınları basıyordu. ne olduysa fantastik edebiyattan twilight edebiyatına kaydılar. sorularıma da cevap vermediler. yazık ettiler gül gibi kitaba bence. kitapta anlatılan şehir, biraz coruscant’ı anımastıyordu bana. aşağısı-yukarısı falan. serinin adı rojan dizon, ingilizce okurum derseniz buyrun.
- son zamanlarımın en büyük eğlencesi: katilbot günlükleri the murderbot diaries. çıtır çerez ile eğlenceli kategorilerine sokabileceğim bir kitap. kendi idari birimini hackleyip televizyon izleyen bir güvenlik robotunun maceralarını ve konforbotları “seksbot” diye aşağılamalarını okuyoruz hehe. katilbot, seviyorum seni.
- defalarca kez orada burada yazılmış olan 2 seriden bahsetmezsem allah çarpar: yerdeniz earthsea ve dragonlance. hem ged ile, hem de raistlin ile tanışmalısınız. okuyun mutlaka. ursula k. leguin’in bütün kitaplarını okuyun. mesela sürgün gezegeni planet of exile. aynı gezegeni paylaşan iki farklı türün kendilerine “insan” deyip diğer türü ötekileştirmesini metafor olarak kullanıp “hayatta kalmak” mı yoksa “modernizasyon” mu insanı asıl tanımlayan şeydir diye soruyor (bence). çok farklı soruları var aslında içinde ama okuyalı uzun zaman oldu, hatırlamıyorum tam olarak.
- alıp henüz okumadığım kitaplardan kötü çıkmasına asla ihtimal vermediğim sürü der schwarm ve [limit] (frank schatzing’in kitapları). 2001: a space odyssey, solaris ve fantastik kategorisine aday kanlı kızıl baron the bloody red baron (kim newman) da önerilerim arasına girebilir. henüz okumadım ama dediğim gibi, beğenmeyeceğime ihtimal dahi vermiyorum.
-çoluğunuza çocuğunuza okutursunuz: momo (michael ende) ve yeraltı günlükleri the underland chronicles (suzanne collins) güzel çocuk kitapları. yeraltı günlükleri deyince aklıma hep anansi çocukları anansi boys ve yazarı neil gaiman gelir. o da değişik bir deha tabii.
- ben bunu nasıl atlarım: labirent the maze runner. james dashner'ın yazdığı çokzel seri. açlık oyunları the hunger games havası var birazcık ama bayılmıştım ben. filmleri de çok güzel, her duyuru yapıldığında heyecanla beklemiştim.
devamını gör...
bilgi içerikli tanım girmeye üşenmek
ben ve benim gibilerin hak ettiği değeri görmeyeceği için yaşadığı durumdur.
devamını gör...
zevat
"kişiler" anlamında kullanılan arapça kökenli kelime.
devamını gör...
tarihi bir görsel bırak

fotoğraf kaynağı: afet inan, atatürk hakkında hatıralar ve belgeler, iş bankası yayınları, 2007, s. 46
24 mayıs 1918 tarihinde, yakın arkadaşı ruşen eşref ünaydın'a imzaladığı fotoğraf. (1918)
fotoğrafın üzerine gazi mustafa kemal atatürk tarafından, ''her şeye rağmen, muhakkak bir nura doğru yürümekteyiz. bende bu imanı yaşatan kuvvet, yalnız aziz memleket ve milletim hakkındaki sonsuz sevgim değil, bugünün karanlıkları, ahlaksızlıkları, şarlatanlıkları içinde sırf vatan hakikat aşkıyla ışık serpmeye ve aramaya çalışan bir gençlik görmemdir.'' notu yazılmıştır.
devamını gör...
19 nisan 2021 gri pasaportla almanya'ya giden işçi röportajı
türkiye kurulduğundan beri bu kadar itibar kaybı yaşamadı. adamlar devletin verdiği özel pasaportla ülkeden kaçıyor üstelik devlet eliyle. devlet insan kaçakçılığı yapıyor bildiğin. gözüm çıksaydı da bu ülkeyi şu şekilde rezil rüsva halde görmeseydim.
devamını gör...
geceye bir şikayet bırak
kendimden şikayetçiyim sözlük. evde dura dura değişik bir şey oldum. neyse. bu kadardı..
devamını gör...
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
''ben bir hedefe koşmak istiyorum. kaçmak değil..'' alıntısını okumuştum geçenlerde bir yerde.
hedefe koşuyor mu yoksa kaçıyor muyum hiç bilmiyorum. tek bildiğim, hedeften günden güne uzaklaşıyor olmam. ya da ben öyle hissediyorumdur, belki de sadece yerimde sayıyorumdur fakat bir gün önceki halinden daha iyi olmaya çalışan biri için yerinde saymak kimi zaman kötü hissetmesine yeter de artar bile.
ah ben ''karanlık şeylerden bahsetmek için dünyaya gelmemişim. içim tatlı, sıcak, neşeli şeyler anlatmak isteğiyle yanıyor'' fakat birbirini tekrar eden endişe dolu, gelecekten bihaber düşünceler arasında kaybolmak bazen bu isteğin gerçekleşmesine engel olabiliyor. havanın ne ara karardığını bile bilmeyecek kadar boşa geçen zaman... zamanı umursamazca tüketmek...
neyse, kalbinizi sağlam tutun.
hedefe koşuyor mu yoksa kaçıyor muyum hiç bilmiyorum. tek bildiğim, hedeften günden güne uzaklaşıyor olmam. ya da ben öyle hissediyorumdur, belki de sadece yerimde sayıyorumdur fakat bir gün önceki halinden daha iyi olmaya çalışan biri için yerinde saymak kimi zaman kötü hissetmesine yeter de artar bile.
ah ben ''karanlık şeylerden bahsetmek için dünyaya gelmemişim. içim tatlı, sıcak, neşeli şeyler anlatmak isteğiyle yanıyor'' fakat birbirini tekrar eden endişe dolu, gelecekten bihaber düşünceler arasında kaybolmak bazen bu isteğin gerçekleşmesine engel olabiliyor. havanın ne ara karardığını bile bilmeyecek kadar boşa geçen zaman... zamanı umursamazca tüketmek...
neyse, kalbinizi sağlam tutun.
devamını gör...
bal porsuğu (yazar)
tanımlarını okumayı çok sevdiğim, bilgi fışkıran bir yazarımız. kendisini burada görmeye devam ederiz umarım. *
devamını gör...
massachusetts institute of technology
eğitime boston'da 1865 yılında başlayan, kısaca mit olarak bilinen ve özellikle mühendislik alanındaki başarılarıyla tanınmış olan kurum. dünya çapında 1. sırada yer alıyor.
bünyesinde 5 adet fakülte ve 1 adet sağlık bilimleri ve teknolojisi koleji var. 2018 yılı itibarıyla bu kurumdan çıkan kişilerden bazıları toplam 91 nobel ödülü, 25 turing ödülü, 8 fields madalyası kazanmış
bir dönem harvard üniversitesi ile birleştirilmesi düşünülmüş. ancak mezunlarının buna karşı çıkması nedeniyle bu fikirden vazgeçilmiş.
bünyesinde 5 adet fakülte ve 1 adet sağlık bilimleri ve teknolojisi koleji var. 2018 yılı itibarıyla bu kurumdan çıkan kişilerden bazıları toplam 91 nobel ödülü, 25 turing ödülü, 8 fields madalyası kazanmış
bir dönem harvard üniversitesi ile birleştirilmesi düşünülmüş. ancak mezunlarının buna karşı çıkması nedeniyle bu fikirden vazgeçilmiş.
devamını gör...
yaban koyununun izinde
haruki murakami'nin 1982'de yayınlanan the rat serisinin üçüncü kitabı. türkçeye nihal önol'un çevirisiyle 2008 yılında kazandırılmıştır.
murakami'nin en az beğendiğim kitaplarından biri. ama murakami ne yazsa okuyacak biri olarak yine de sevdim tabii ki. doğayla ilgili enfes tahliller ve fantastik kurgu seviyorsanız siz de keyif alırsınız diye düşünüyorum.
"eğer istersek, varsayımlar alanında dilediğimiz kadar at koşturabiliriz. başıboş bir ilkbahar rüzgarının savurduğu kanatlı bir tohum gibi köksüz.
öte yandan da, aynı zamanda, rastlantı diye bir şeyin varlığını yadsıyabilir, bilmezden gelebiliriz. olan olmuştur, olacak olan da besbelli olacaktır, işte böyle, sürüp gidebilir. başka bir deyimle, aramızdaki "her şey" ile önümüzdeki "sıfır" arasında sıkıştırılmış olduğumuzdan, bizimkisi, içinde ne rastlantıya ne olanağa yer verilen, geçici bir varoluştur."
murakami'nin en az beğendiğim kitaplarından biri. ama murakami ne yazsa okuyacak biri olarak yine de sevdim tabii ki. doğayla ilgili enfes tahliller ve fantastik kurgu seviyorsanız siz de keyif alırsınız diye düşünüyorum.
"eğer istersek, varsayımlar alanında dilediğimiz kadar at koşturabiliriz. başıboş bir ilkbahar rüzgarının savurduğu kanatlı bir tohum gibi köksüz.
öte yandan da, aynı zamanda, rastlantı diye bir şeyin varlığını yadsıyabilir, bilmezden gelebiliriz. olan olmuştur, olacak olan da besbelli olacaktır, işte böyle, sürüp gidebilir. başka bir deyimle, aramızdaki "her şey" ile önümüzdeki "sıfır" arasında sıkıştırılmış olduğumuzdan, bizimkisi, içinde ne rastlantıya ne olanağa yer verilen, geçici bir varoluştur."
devamını gör...