normal sözlük yazarlarının karalama defteri
nasıl anlatılır ki bu boşluk? bir yoksunluğa inat başlayan, günbegün hayatıma dolan, kırılma noktasında kırılmayan, aksine daha da güçlenen, ömrüme kök salan, uzun bir aşk hikayesi bu. sonu baştan belli olan. ama başlamanın bir anlamı varsa o da bitişi göze almak değil miydi zaten?
kimim ben? senin için kim olabilirim? sevmekten başka verebileceğim bir şey yok. onu da tükettin sanırım. haklısın da. çünkü bir hayatın olmalı. ben bu hayatın neresinde duracağımı bilemem.
senin için ne olduğumu düşündüğüm çok zaman var. hayatının önünde bir engel, ayak bağı.
daha önce de içine düştüğüm bir kaygı bu. yiyip bitiren. etrafına zarar veren. ancak hiçbir zaman sebepsiz olmadı. küçük ipuçları beni bir şekilde buraya getirdi. hiç de yanıltmadı. ama bu sebep mi sonuç muydu? sanırım hiç öğrenemeyeceğim.
içimi kemiren o yoğun duygular başladığında elimden bir şey gelmiyor. yanımdayken yolladığın sevgi mesajları geliyor gözümün önüne. üçüncü tekil şahıs olduğundan habersiz çocuk. bu hale düşmek istemiyorum. bunu bana yapma. yalan söylemek mesela. tereddütsüz söyleyebildiğin. yalan söylenen biri yapma beni. bunu hak etmedim.
"ayrılık ne biliyor musun? ne araya yolların girmesi, ne kapanan kapılar...ne yapacağımı sanıyorsun bundan sonra. tenin tenime bu kadar sinmişken, ömrüm azala azala önümde akarken, gittiğin gerçek bu kadar herkese benzerken..."
ne zaman başladı biliyorum senin uzaklığını hissetmem. o gün gitmeliydim evden. dönmemecesine. kırılmış bir cam gibi. eski haline dönmesi mümkün olmayan. aslında kırmamak için uğraştığını gördüm gözlerinde. ama kırıktı işte. merhamet miydi? sevgi belki. sözlere inanmayı seçtim. başkasına baktığın fotoğrafları gördüm. artık bana bakmayan. içinde ben olmayan. korkularımı sana anlattığımda ben hep seni seveceğimden, yanında olacağıma dönüşen sözler. dayanırım sandım. olmadı.
yağmur yağıyor şimdi. gökten değil, yüreğimin boşluğundan ömrümün ıssız toprağına.
insan nereye giderse gitsin düşüncelerini de yanında götürüyor. o içindeki ince sızı hiç geçmiyor. nasıl anlatılır ki bu boşluk?
bir gün senin adını bana sorduklarında. dostum diyebileceğim sadece. sonbaharı hatırlatacak, gözlerimdeki hüznü kimse görmeyecek. dostum diyebileceğim sadece. bütün bu anlar yitip gidecek, tıpkı yağmurdaki gözyaşları gibi.
kimim ben? senin için kim olabilirim? sevmekten başka verebileceğim bir şey yok. onu da tükettin sanırım. haklısın da. çünkü bir hayatın olmalı. ben bu hayatın neresinde duracağımı bilemem.
senin için ne olduğumu düşündüğüm çok zaman var. hayatının önünde bir engel, ayak bağı.
daha önce de içine düştüğüm bir kaygı bu. yiyip bitiren. etrafına zarar veren. ancak hiçbir zaman sebepsiz olmadı. küçük ipuçları beni bir şekilde buraya getirdi. hiç de yanıltmadı. ama bu sebep mi sonuç muydu? sanırım hiç öğrenemeyeceğim.
içimi kemiren o yoğun duygular başladığında elimden bir şey gelmiyor. yanımdayken yolladığın sevgi mesajları geliyor gözümün önüne. üçüncü tekil şahıs olduğundan habersiz çocuk. bu hale düşmek istemiyorum. bunu bana yapma. yalan söylemek mesela. tereddütsüz söyleyebildiğin. yalan söylenen biri yapma beni. bunu hak etmedim.
"ayrılık ne biliyor musun? ne araya yolların girmesi, ne kapanan kapılar...ne yapacağımı sanıyorsun bundan sonra. tenin tenime bu kadar sinmişken, ömrüm azala azala önümde akarken, gittiğin gerçek bu kadar herkese benzerken..."
ne zaman başladı biliyorum senin uzaklığını hissetmem. o gün gitmeliydim evden. dönmemecesine. kırılmış bir cam gibi. eski haline dönmesi mümkün olmayan. aslında kırmamak için uğraştığını gördüm gözlerinde. ama kırıktı işte. merhamet miydi? sevgi belki. sözlere inanmayı seçtim. başkasına baktığın fotoğrafları gördüm. artık bana bakmayan. içinde ben olmayan. korkularımı sana anlattığımda ben hep seni seveceğimden, yanında olacağıma dönüşen sözler. dayanırım sandım. olmadı.
yağmur yağıyor şimdi. gökten değil, yüreğimin boşluğundan ömrümün ıssız toprağına.
insan nereye giderse gitsin düşüncelerini de yanında götürüyor. o içindeki ince sızı hiç geçmiyor. nasıl anlatılır ki bu boşluk?
bir gün senin adını bana sorduklarında. dostum diyebileceğim sadece. sonbaharı hatırlatacak, gözlerimdeki hüznü kimse görmeyecek. dostum diyebileceğim sadece. bütün bu anlar yitip gidecek, tıpkı yağmurdaki gözyaşları gibi.
devamını gör...
uçan kuşa borcu olan insan
böyle insanlar zeki, sıcakkanlı ve konuşkan insanlardır. ikna kabiliyetleri tavan yapmıştır. borç ile borç ödeyerek sonsuz bir belirsizliğin içine girerler ve hiçbir zaman düze çıkamazlar.
devamını gör...
aseksüel
entrylere bakıp kudurdum teşekkürler arkadaşlar...
bakın yanlış bilinen doğrularınızı şöyle bir düzeltmeye geldim. öğrenmek isteyen herkese açıktır bu yazım ( yerinde saymak istiyorsan o senin tercihin)
aseksüeller aşık olabilir. seks yapabilir veya mast yapabilirler. diğer insanlardan bir farkları yoktur ve ya hepsi içine kapanık kişiler değillerdir. aseksüellik kendi içinde birden fazla noktaya ayrılır. bunları sıralamak uzun olacağından "romantik" olarak sınıflandırılır. bunlar "seksüel" kavramının yerine geçen ancak cinsel çekimin az olduğundan dolayı sadece karşı tarafa romantik/ romantizm olarak sergilenen durumdur. aseksüel birisiyle olmak/ilişki kurmaya çalışmak (romantik anlamda) diğer insanlara nazaran daha zorlu bir süreçtir. ilişkinizin temelinde güven ve saygı her daim olmalıdır. bizi istemediğimiz şeylere zorlamak ya da kendi cinsel çekiminizi ve enerjinizi bencilce tatmin etmeye çalışmak bizi size yakınlaştırmıyor aksine koşarak uzaklaşmamıza sebep oluyorsunuz.
toplumda sıkça karşılaşılan "doğru kişiyi bulamamışsın sen, biraz sosyalleş kendine gelirsin, seks yapılmadan yaşam mı olur lan vb." durumlar aseksüel insanların yönelimini değiştirtecek kadar güçlü sözler değil aksine kullandığınızda sizi oracıkta gebertmek bile istiyoruz. lütfen kullanmayın!!!!
ilişkinizi bitirdikten sonra çektiğiniz acıyla "tamam ben artık aseksüelim" demek sizi aseksüel yapmıyor arkadaşlar. size sesleniyorum "aseksüelim" dedikten sonra ki gün cinsel enerjisini tatmin etmeye çalışan kişi "aseksüellik cinsel tercih değildir,sonradan olabileceğin birşey değildir. yönelimdir."
size tavsiyem ilk olarak eğer gerçekten "aseksüel" birinden hoşlandıysanız ya da tutulduysanız ilk olarak yukarda yazdıklarımı aklınıza getirmenizi ikinci tavsiyem onun hangi romantik türden olduğunu anlamaya çalışmak üçüncü olarak seks,birliktelik gibi konulardan karşı taraf rahatsız oluyor ise fazla bahsetmemek ve son olarakta cinsel çekimi az olduğundan sizi fark etmesi oldukça zor olacaktır. onun ile vakit geçirip tanımaya çalıştıktan sonra duygularınız dile getirmekte fayda var.
"aseksüeller'de vardır ve insandır. kalıplarınızı yıkın düşüncenizi değiştirin ve sevgiyle kalın..."
bakın yanlış bilinen doğrularınızı şöyle bir düzeltmeye geldim. öğrenmek isteyen herkese açıktır bu yazım ( yerinde saymak istiyorsan o senin tercihin)
aseksüeller aşık olabilir. seks yapabilir veya mast yapabilirler. diğer insanlardan bir farkları yoktur ve ya hepsi içine kapanık kişiler değillerdir. aseksüellik kendi içinde birden fazla noktaya ayrılır. bunları sıralamak uzun olacağından "romantik" olarak sınıflandırılır. bunlar "seksüel" kavramının yerine geçen ancak cinsel çekimin az olduğundan dolayı sadece karşı tarafa romantik/ romantizm olarak sergilenen durumdur. aseksüel birisiyle olmak/ilişki kurmaya çalışmak (romantik anlamda) diğer insanlara nazaran daha zorlu bir süreçtir. ilişkinizin temelinde güven ve saygı her daim olmalıdır. bizi istemediğimiz şeylere zorlamak ya da kendi cinsel çekiminizi ve enerjinizi bencilce tatmin etmeye çalışmak bizi size yakınlaştırmıyor aksine koşarak uzaklaşmamıza sebep oluyorsunuz.
toplumda sıkça karşılaşılan "doğru kişiyi bulamamışsın sen, biraz sosyalleş kendine gelirsin, seks yapılmadan yaşam mı olur lan vb." durumlar aseksüel insanların yönelimini değiştirtecek kadar güçlü sözler değil aksine kullandığınızda sizi oracıkta gebertmek bile istiyoruz. lütfen kullanmayın!!!!
ilişkinizi bitirdikten sonra çektiğiniz acıyla "tamam ben artık aseksüelim" demek sizi aseksüel yapmıyor arkadaşlar. size sesleniyorum "aseksüelim" dedikten sonra ki gün cinsel enerjisini tatmin etmeye çalışan kişi "aseksüellik cinsel tercih değildir,sonradan olabileceğin birşey değildir. yönelimdir."
size tavsiyem ilk olarak eğer gerçekten "aseksüel" birinden hoşlandıysanız ya da tutulduysanız ilk olarak yukarda yazdıklarımı aklınıza getirmenizi ikinci tavsiyem onun hangi romantik türden olduğunu anlamaya çalışmak üçüncü olarak seks,birliktelik gibi konulardan karşı taraf rahatsız oluyor ise fazla bahsetmemek ve son olarakta cinsel çekimi az olduğundan sizi fark etmesi oldukça zor olacaktır. onun ile vakit geçirip tanımaya çalıştıktan sonra duygularınız dile getirmekte fayda var.
"aseksüeller'de vardır ve insandır. kalıplarınızı yıkın düşüncenizi değiştirin ve sevgiyle kalın..."
devamını gör...
sözlüğün ölü saatlerinde başlık açmak
bu saatlerde sözlükte yaşam belirtisi gösteren tek tük yazara olan saygımızdandır.
onlarda bizim ışığımızdan ve faziletimizden faydalansın, ilim ve bilim dolu entrylerimle aydınlansın diyedir.*.
dipçe: bu dediğime kendim de inanmadım tabi.
onlarda bizim ışığımızdan ve faziletimizden faydalansın, ilim ve bilim dolu entrylerimle aydınlansın diyedir.*.
dipçe: bu dediğime kendim de inanmadım tabi.
devamını gör...
aldattıktan sonra yapılmaması gerekenler
gidip karşıdakinden özür dileyin ve eğer ayrılmak istiyorsa saygı duyun. bir saçmalık yaptınız bari arkasında durun.
devamını gör...
ingilizce klavye ile sözlükte yazmak
eksi sozluk'un ilk zamanlarinda yani 1999-2000 yillarinda html icerisinde ya da veritabani sistemlerinde turkce karakter destekleri ya yoktu ya sikintili ya da zahmeliydi. sanirim bu yuzden ssg nin ilk kodladigi sitede turkce karakterler de duzgun cikmadigi icin turkce klavyesi olanlar da turkce karakterleri yazmiyordu. hatta ş karakteri yerine $ kullanilmasi da bu sebepten cok yaygindi.
devamını gör...
ışid'in yok ettiği tarihi miras
bazı yerleri put kırıyoruz reklamları için patlatsalarda, büyük kısmını "birilerine" sattıkları söyleniyordu. muhtemelen 50 sene sonra ortam sakinleşince bir ülkenin müzesinde çıkar.
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
bir insanın ölümü, güçlü bir ulusun düşmesi gibidir:
geçmişte kalmıştır yiğit orduları, kaptanları,
yalvaçları, görkemli limanları, denizlerde egemen gemileri, ama artık o ulus, kuşatılmış kentleri kurtaramaz, antlaşma yapamaz başka uluslarla; kentleri boşalmıştır, halkı darmadağın, devedikeni kaplamıştır eskiden ekin dolu topraklarını, ülküsü unutulmuş, dili yitip gitmiştir: bir köy ağzı kalmıştır ta yükseklerde, dağ başlarında...
czeslaw milosz
geçmişte kalmıştır yiğit orduları, kaptanları,
yalvaçları, görkemli limanları, denizlerde egemen gemileri, ama artık o ulus, kuşatılmış kentleri kurtaramaz, antlaşma yapamaz başka uluslarla; kentleri boşalmıştır, halkı darmadağın, devedikeni kaplamıştır eskiden ekin dolu topraklarını, ülküsü unutulmuş, dili yitip gitmiştir: bir köy ağzı kalmıştır ta yükseklerde, dağ başlarında...
czeslaw milosz
devamını gör...
felsefeden anlayan kadın vs mantı yapabilen kadın
mantı da istemiyorum felsefe de yapmasın. akıllı olsun yeter. akıllı ol kızım, yemek işi benden.
devamını gör...
saç döken üniversite bölümleri
mühendislik!!!! 4. sınıf erkeklerinin %85 ini kel gören benim ilk yıl şaşkınlığım. sonradan biz kadınlar için de dökülmenin normal olması şoku. saç dökmeden müh bitiren bordo berelilere selam olsun.
devamını gör...
nasıl sevilmek isterdiniz sorunsalı
rütbeli sevilmek isterim. halktan biri sevmesin beni kardeşim,üzerim. şöyle albay,yarbay bir hanım neden sevgilim olmasın? ya da yok yok allah'ın japon'u prensesle evleniyor benim neyim eksik? prenses tarafından sevilmek isterdim.
devamını gör...
atv a haber a spor
televizyon izlemem ama zap yaparken atv'nin bir haberine rastlamıştım.ürünleri pahalı satan marketlermiş.reyon parası alındığından fiyatlar artıyormuş.indirimi yapan da firmalarmış.bütün suç marketlerde demek istiyorlar. biz de yedik atv!
devamını gör...
yalnızlık
-"berlin'de yalnızsınız değil mi?" dedi
-"ne gibi?"
-"yani... yalnız işte... kimsesiz... ruhen yalnız... nasıl söyleyeyim... öyle bir haliniz var ki..."
-"anlıyorum, anlıyorum... tamamen yalnızım. ama berlin'de değil... bütün dünyada yalnızım... küçüklüğümden beri..."
raif efendi'nin haleti ruhiyesidir, kürk mantolu madonna'da.
bunu okuyunca dünyadaki bir başınalığım bana mahsus değilmiş demiştim. gecenin bir saati ya da sabahın ilk ışıklarında uyku ile uyanıklık arasında bir yerde içimi kocaman bir boşluk kaplıyor. soğuk bir ürperme ile şu hayattan geçiyorum ama sanırım hep kendimle olacağım, beni gerçekten anlayan ya da gerçekten anlayabildiğim bir ruh olmayacak diye düşünüyorum. derin bir sis kaplıyor. bazen yönümü buluyorum. farkındalığını yaşamayan bir insan gibi gündelik hayatıma dönüyor ve devam edebiliyorum. ama bazen kaybolup gidiyorum. derinlik artıyor. hissiz bir huzursuzluk kaplıyor her yanımı. çabalamaktan vazgeçiyorum. bırakıyorum hüzün, damarlarımda dolaşsın özgürce.
-"ne gibi?"
-"yani... yalnız işte... kimsesiz... ruhen yalnız... nasıl söyleyeyim... öyle bir haliniz var ki..."
-"anlıyorum, anlıyorum... tamamen yalnızım. ama berlin'de değil... bütün dünyada yalnızım... küçüklüğümden beri..."
raif efendi'nin haleti ruhiyesidir, kürk mantolu madonna'da.
bunu okuyunca dünyadaki bir başınalığım bana mahsus değilmiş demiştim. gecenin bir saati ya da sabahın ilk ışıklarında uyku ile uyanıklık arasında bir yerde içimi kocaman bir boşluk kaplıyor. soğuk bir ürperme ile şu hayattan geçiyorum ama sanırım hep kendimle olacağım, beni gerçekten anlayan ya da gerçekten anlayabildiğim bir ruh olmayacak diye düşünüyorum. derin bir sis kaplıyor. bazen yönümü buluyorum. farkındalığını yaşamayan bir insan gibi gündelik hayatıma dönüyor ve devam edebiliyorum. ama bazen kaybolup gidiyorum. derinlik artıyor. hissiz bir huzursuzluk kaplıyor her yanımı. çabalamaktan vazgeçiyorum. bırakıyorum hüzün, damarlarımda dolaşsın özgürce.
devamını gör...
bodrum bodrum
1984 çıkışlı ele güne karşı yapayalnız albümünden meşhur bir mfö parçası.
şarkının orjinal kaydı oldukça eskidir, ki zaten mazhar alanson'un vokalinden de anlaşılabilir. ankara'da bir stüdyoda kaydı alınmış, sonrasında mazhar alanson birçok denemeye rağmen o ilk kaydı kullanmak istemiştir. parçadaki mandolinleri moğollar grubunun bas gitaristi taner öngür çalmıştır.
daha sonra 90'lı yıllara gelindiğinde hatıralarımın üstüne oteller yapmışlar adı altında mazhar alanson tarafından güncellenme girişimine uğrayan şarkı, başka sözler ile yandım ismini almış ve yine unutulmaz başka bir mfö parçasına dönüşmüştür.
şarkının orjinal kaydı oldukça eskidir, ki zaten mazhar alanson'un vokalinden de anlaşılabilir. ankara'da bir stüdyoda kaydı alınmış, sonrasında mazhar alanson birçok denemeye rağmen o ilk kaydı kullanmak istemiştir. parçadaki mandolinleri moğollar grubunun bas gitaristi taner öngür çalmıştır.
daha sonra 90'lı yıllara gelindiğinde hatıralarımın üstüne oteller yapmışlar adı altında mazhar alanson tarafından güncellenme girişimine uğrayan şarkı, başka sözler ile yandım ismini almış ve yine unutulmaz başka bir mfö parçasına dönüşmüştür.
devamını gör...
aniden gelen göğüs ağrısı
bazen başıma gelen ve korkmama sebep olan şey
devamını gör...
z kuşağının normal sözlük'e girişinin yasaklanması gerekliliği
keşke z kuşağı kadar zeki olsaydı, z kuşağına burun kıvıranlar.
devamını gör...
zaten herkes benle uğraşıyor kafasındaki insanlar
tamamına yakını benden uzak dursun.
devamını gör...
8 binler kulübü
kalıcı olarak aramızdan ayrılan yazarların yerine yenileri eklenerek hak sahibi olan diğer yazarların kitaplarına kavuşmalarının sağlanabileceği güzide etkinlik.
devamını gör...

