laf olsun torba dolsun diye başlık açıp tanım girmek
bunaltandır. tamam kitaplar sizin olsun. kitap kaygısı güden nokta koysun, virgül koysun 800e tamamlasın. yoluna baksın. ama bir şeyler okumak, birazcık ekşi iticiliğinden uzaklaşmak isteyenlerin kalacağı bir yer olsun. çabamız da bununçün.
devamını gör...
sirius black
harry potter'ın vaftiz babası, anne ve babasının en yakın arkadaşı. serinin en sevdiğim iki karakterinden biri, adam gibi adam, her ne kadar onlar öyle görmese de bizim için blacklerin yüz akı.
devamını gör...
geceye bir hayat dersi bırak
nezaketin işe yaramadığı yerde nazik olmak beyhudedir, kabalaşmak da bir tercih olmamalı. sessizce çekilmek en güzeli.
devamını gör...
galatasaray forması
vişneye çalan koyuca tatlı bir kırmızı, öteki de, içinde turuncudan iz taşıyan tok bir sarı.
devamını gör...
melih bulu'nun boğaziçi'ne atanması devrimdir
mevcut cumhurbaşkanı ve yetkileri göz önünde bulundurularak yapılan atamanın devrim olmayacağının kanıtı, zaten bir lafıyla bir insanı rektör yapabilmesidir. şayet devrim yapmak istiyorsa buyursun yök’ü kapatsın, üniversitelerin de özerkliğine karışmasın.
devamını gör...
hallstatt
avusturya’nın salzkammergut bölgesinde yer alan ve geçmişi oldukça eskiye dayanan tuz madenlerine sahip köyünün adıdır. adını yanında kurulduğu hallstatt gölü’nden almıştır.
geçmişi yedi bin yıl öncesine dayanan köyde demir çağına ait izler bulunmaktadır ve köy unesco dünya mirasları listesinde yer almaktadır.
köy, yer aldığı bölgenin en çok turist çeken ve fotoğraflanan yeridir. yaz, kış, bahar fark etmeksizin her mevsim harika bir manzaraya ev sahipliği yapar.
bahar aylarından bir kare;

kış aylarından bir kare;

ps: bölge ve tuz madeni hakkında verdiği bilgi için ozgur1ey'e teşekkür ediyorum. gerekli düzenleme yapılmıştır.
geçmişi yedi bin yıl öncesine dayanan köyde demir çağına ait izler bulunmaktadır ve köy unesco dünya mirasları listesinde yer almaktadır.
köy, yer aldığı bölgenin en çok turist çeken ve fotoğraflanan yeridir. yaz, kış, bahar fark etmeksizin her mevsim harika bir manzaraya ev sahipliği yapar.
bahar aylarından bir kare;

kış aylarından bir kare;

ps: bölge ve tuz madeni hakkında verdiği bilgi için ozgur1ey'e teşekkür ediyorum. gerekli düzenleme yapılmıştır.
devamını gör...
balon çocuk david
ağır kombine immün yetmezlik ya da kısaca scid* adı verilen hastalık nedeniyle 12 yıllık hayatını bir balon içerisinde yaşamaya mahkûm olan, david phillip vetter isimli çocuk.
scid, bağışıklık sisteminin hızlıca çökmesine neden olan bir hastalık. örneğin sağlıklı doğan insanlar için sıkıntılı sonuçlar doğurmayacak olan sıradan mikroplar scid hastaları için ölümcüldür.
david'in hikâyesi tam bir talihsizlik abidesi diyebilirim. david'in ailesi daha önce doğan çocuklarını da scid nedeniyle kaybetmiş. aile daha sonra bir kız çocuk sahibi olmuş. kız sağlıklı doğmuş. doktorlar aileye tekrar bir erkek çocuk sahibi olmaları durumunda, onun da %50 ihtimalle aynı hastalıktan muzdarip olacağını söylemiş. ancak bir yandan da aileyi bir erkek çocuk yapmaları konusunda teşvik etmişler. aslında amaç yeni doğacak olan bu çocuğu bir çeşit deneye alet etmekmiş. aileye, çocuğu yaşatabilmek için bir tedavi yöntemi geliştirecekleri sözünü vermişler ve annenin bebeği aldırma isteğine yanaşmamışlar.
texas çocuk hastanesinde doğan david, doğduktan sadece 20 saniye sonra, nasa mühendisleri tarafından geliştirilen yalıtkan plastik bir balonun içine yerleştirilmiş. 6 yaşına kadar bu balonun içerisinde steril bir şekilde yaşayan david, yine nasa'nın tasarladığı, astronot kıyafetine benzer bir giysi sayesinde dış dünyayla tanışabilmiş. ancak başı yine, astronotların kaskına benzer bir baloncuk içerisinde olmak kaydıyla...
kafası bir balon içerisinde de olsa bir şekilde yaşıtları gibi okul eğitimi alan ve hemen hemen normal bir çocuk hayatı süren david, ablasından yapılan kemik iliği naklinden 2 gün sonra ne yazık ki hastalanmış ve lenfoma nedeniyle hayata veda etmiş. kısacık ömrünü, doktorların başarısız bir çalışması olarak sürdürmesi ve bir çeşit kobay olması oldukça üzücü bir olay. özellikle de ailesi için...
***
emrah'ın ölesiye sevmek adlı filminde böyle steril bir odada yaşayan bir genç kızın hayatı konu edilmiştir. eski türk filmlerini sevenlere bilgi vermiş olayım. belki izlemek isteyenler olur.

görselin kaynağı
scid, bağışıklık sisteminin hızlıca çökmesine neden olan bir hastalık. örneğin sağlıklı doğan insanlar için sıkıntılı sonuçlar doğurmayacak olan sıradan mikroplar scid hastaları için ölümcüldür.
david'in hikâyesi tam bir talihsizlik abidesi diyebilirim. david'in ailesi daha önce doğan çocuklarını da scid nedeniyle kaybetmiş. aile daha sonra bir kız çocuk sahibi olmuş. kız sağlıklı doğmuş. doktorlar aileye tekrar bir erkek çocuk sahibi olmaları durumunda, onun da %50 ihtimalle aynı hastalıktan muzdarip olacağını söylemiş. ancak bir yandan da aileyi bir erkek çocuk yapmaları konusunda teşvik etmişler. aslında amaç yeni doğacak olan bu çocuğu bir çeşit deneye alet etmekmiş. aileye, çocuğu yaşatabilmek için bir tedavi yöntemi geliştirecekleri sözünü vermişler ve annenin bebeği aldırma isteğine yanaşmamışlar.
texas çocuk hastanesinde doğan david, doğduktan sadece 20 saniye sonra, nasa mühendisleri tarafından geliştirilen yalıtkan plastik bir balonun içine yerleştirilmiş. 6 yaşına kadar bu balonun içerisinde steril bir şekilde yaşayan david, yine nasa'nın tasarladığı, astronot kıyafetine benzer bir giysi sayesinde dış dünyayla tanışabilmiş. ancak başı yine, astronotların kaskına benzer bir baloncuk içerisinde olmak kaydıyla...
kafası bir balon içerisinde de olsa bir şekilde yaşıtları gibi okul eğitimi alan ve hemen hemen normal bir çocuk hayatı süren david, ablasından yapılan kemik iliği naklinden 2 gün sonra ne yazık ki hastalanmış ve lenfoma nedeniyle hayata veda etmiş. kısacık ömrünü, doktorların başarısız bir çalışması olarak sürdürmesi ve bir çeşit kobay olması oldukça üzücü bir olay. özellikle de ailesi için...
***
emrah'ın ölesiye sevmek adlı filminde böyle steril bir odada yaşayan bir genç kızın hayatı konu edilmiştir. eski türk filmlerini sevenlere bilgi vermiş olayım. belki izlemek isteyenler olur.

görselin kaynağı
devamını gör...
kürtleri sevmemek
biz kürtler kimseyle var olmadık, yok da olmayız şükür.çok da umrumuzda olmayan durumdur açıkçası.
devamını gör...
kalbin acıyınca sığındığın şeyler
uzun uzun yazarım hislerimi kendi yarattığım dünya'nın duvarlarına.
cennetten kovulmuş bu ruhuma tek iyi gelen şey yasak dünyamın duvarlarına hiç dile getiremediğim sözlerimi döşemektir.
cennetten kovulmuş bu ruhuma tek iyi gelen şey yasak dünyamın duvarlarına hiç dile getiremediğim sözlerimi döşemektir.
devamını gör...
aylar sonra merhaba yazan sevgili ya da arkadaş
"merhaba. nasıl yardımcı olabilirim?" cümlesiyle karşılık vererek santrale bağladığım durum.
aylardır arayıp sormayan insan, yardımcı olabileceğim bir şey olmasa başka niye yazar ki?*
aylardır arayıp sormayan insan, yardımcı olabileceğim bir şey olmasa başka niye yazar ki?*
devamını gör...
behzat ç.
emrah serbestin kaleminden çıkan bir ankara polisiyesi, behzat ç. öyle herhangi bir polisiye değil. ağır bir sistem eleştirisi olan bir polisiye. cinayet büro amiri behzat ç'nin kızının intiharı ile başlar. bir dizi cinayetler, soruşturmalar, ekip içindeki insanların yaşadıkları ile devam eder konu olarak. dizi türk dizilerine pek benzemez. ondan izlemesi keyiflidir. 3. sezonun başında 6 behzat fikri çok sıcak gelmemiş olsa da bana, yine de izlettirir kendini. özellikle behzat ç ile savcı esra arasında geçen 'dünyanın ekseni kaydı behzat, 12 santim yerinden oynadı. sen bana bir santim bile yaklaşmadın' diyaloğı ile 'bizde mutsuz olalım, ne var? bizde mutsuz oluruz. ben seninle mutsuzluğa da varım.' diyoloğu akıllara kazınmıştır.
oyuncu ekibine gelir isek, başta erdal beşikçioğlu ve nejat işler olmak üzere ayça varlıer, canan ergüder gibi çok yetenekli oyuncular yer alıyor.
canım erdal beşikçioğlu'nun o dillere destan oyunculuğunu keyifle izliyorsunuz. harunun höt zöt tavırları ile fatih artman birleşmiş gibi öyle samimi, hayalet ve akbabayı ise bence inanç konukçu ile berkan şal dışında birisi canlandırmış olsa, kesinlikle yarım kalırdı karakterler. yani nasıl bu kadar başarılı oyuncu ekibi oluşturuldu hayret ediyorum. şuleyi canlandıran ayça bile gerçekten muhteşemdi. ki onun oyuncu olmak ile bi ilgisi de yokmuş. set fotoğrafçılığı peşindeyken bi bakmış dizinin şulesi oluvermiş. tüm dizide birtek bana bahar karakteri çiğ geldi. oyunculuğuna söz etmek yakışık almaz tabi ayça varlıer in ama muhtemelen karakteri çok gıcıktı ve ayça da güzel canlandırdığından iyice soğudum karakterden. işin özü bu ekiple behzat ç bin efsane olmaması imkansızdı.
şimdi okadar oyunculardan bahsettik, yönetmenden bahsetmezsek ayıp olur. yönetmen koltuğunda bakıyorız serdar akar var. kurtlar vadisi, elveda rumeli gibi pek çok iyi yapımda yönetmene bakınca onu görüyorız. işin başarısında biraz onun bakış açısının farklılığı da etkili oluyor diye düşünüyorum. birde sanırım çekimi canon marka dslr fotoğraf makineleri ile yapmışlar ve bu da sokakta gerçekleşen her aksiyon sahnesinin inandırıcılığını üst seviyede olmasına neden olmuş. polisiyelerde malum, kovalama sahneleri 'al bunu burdan' tarzında olunca dizi komediye kayıyor daha çok. ondan polisiyeyi polisiye yapan o aksiyon sahnelerinin ayarının tutturulmuş olması. bunu da bu çekimle çok kolay sağlamışlar ve yıllara meydan okuyacak bi iş çıkarmışlar. yine behzat ç izleyesim geldi bakın, gidip biraz harunun sorgulamak için gittiği yerlerde kendini tanıtma şekillerini izleyeyim de neşem yerine gelsin.
oyuncu ekibine gelir isek, başta erdal beşikçioğlu ve nejat işler olmak üzere ayça varlıer, canan ergüder gibi çok yetenekli oyuncular yer alıyor.
canım erdal beşikçioğlu'nun o dillere destan oyunculuğunu keyifle izliyorsunuz. harunun höt zöt tavırları ile fatih artman birleşmiş gibi öyle samimi, hayalet ve akbabayı ise bence inanç konukçu ile berkan şal dışında birisi canlandırmış olsa, kesinlikle yarım kalırdı karakterler. yani nasıl bu kadar başarılı oyuncu ekibi oluşturuldu hayret ediyorum. şuleyi canlandıran ayça bile gerçekten muhteşemdi. ki onun oyuncu olmak ile bi ilgisi de yokmuş. set fotoğrafçılığı peşindeyken bi bakmış dizinin şulesi oluvermiş. tüm dizide birtek bana bahar karakteri çiğ geldi. oyunculuğuna söz etmek yakışık almaz tabi ayça varlıer in ama muhtemelen karakteri çok gıcıktı ve ayça da güzel canlandırdığından iyice soğudum karakterden. işin özü bu ekiple behzat ç bin efsane olmaması imkansızdı.
şimdi okadar oyunculardan bahsettik, yönetmenden bahsetmezsek ayıp olur. yönetmen koltuğunda bakıyorız serdar akar var. kurtlar vadisi, elveda rumeli gibi pek çok iyi yapımda yönetmene bakınca onu görüyorız. işin başarısında biraz onun bakış açısının farklılığı da etkili oluyor diye düşünüyorum. birde sanırım çekimi canon marka dslr fotoğraf makineleri ile yapmışlar ve bu da sokakta gerçekleşen her aksiyon sahnesinin inandırıcılığını üst seviyede olmasına neden olmuş. polisiyelerde malum, kovalama sahneleri 'al bunu burdan' tarzında olunca dizi komediye kayıyor daha çok. ondan polisiyeyi polisiye yapan o aksiyon sahnelerinin ayarının tutturulmuş olması. bunu da bu çekimle çok kolay sağlamışlar ve yıllara meydan okuyacak bi iş çıkarmışlar. yine behzat ç izleyesim geldi bakın, gidip biraz harunun sorgulamak için gittiği yerlerde kendini tanıtma şekillerini izleyeyim de neşem yerine gelsin.
devamını gör...
yazarların çocukken en sevdiği çizgi film
devamını gör...
geceye bir söz bırak
hiç kimseyi, rüyanda görecek kadar sevme.
çünkü o zaman uyusan da geçmez...*
çünkü o zaman uyusan da geçmez...*
devamını gör...
çatalhöyük
insanlık tarihinin ilk “kent” yerleşmesi olarak kabul edilmektedir. unesco listesinde bulunmaktadır. konya’da yer alır.
(kaynak: tarih defterim.)
(kaynak: tarih defterim.)
devamını gör...




