ödünç vermek mühim değildir, mühim olan geri alamamaktır.
devamını gör...

2002-2003 yıllarında yönetmenliğini özer kızıltan'ın senaristliğini rüya işçileri, meriç demiray, cenk bogatur, cem görgeç, barış erdoğan üstlendiği kanal d'de yayımlanmış
aile dizisi.

başrollerinde,
şevval sam
nejat işler
meral çetinkaya
kamran usluer
bora ayanoğlu
yeşim ceren bozoğlu

demiroğlu ve dursunoğlu ailelerinin çatışmalarını, kavgalarını, hüzünlerini, umutlarını anlatan bir dizidir. karadeniz'im çayeli ilçesindeki bu aileler anlaşmazlıkları ve komik diyaloglarıyla seyircilerin ilgisini çekmiştir. peki ya düşman aile olurda birbirine aşık olan aile üyeleri olmaz mı kaçamak kuçamak aşk yaşayacak?

gülbeyaz (şevval sam) ve kadir (nejat işler) işte tam bu noktada devreye giriyor. aslında birbirine pek uyumlu olmayan bu iki genç zıt kutuplar birbirini çeker mantığıyla adeta birbirine çekilir ve sonu belirsiz bir aşk macerasına atılırlar.

ve bu aileler arasındaki ilk aşk serüvenide onlar değildir. ailenin büyükleri de birbirine aşık olmuş ama aralarına başkaları girmiş ve bu aşk külleri yerini nefrete bırakmıştır. nefret kalkar küller üfelenirse aşk yeniden alevlenir mi? kim bilir...

beyaz nine ( meral çetinkaya) ve demir demiroğlu'nun (kamran usluer) bu kadar büyük nefretin bir nedeni olmalıydı değil mi? vardı.


oyuncular,
şevval sam/ gülbeyaz dursunoğlu
nejat işler/ kadir demiroğlu
meral çetinkaya/ beyaz ana
ceren şekercioğlu/ genç beyaz ana
kamran usluer/ demir demiroğlu
sermin hürmeriç/ neriman demiroğlu
serdar orçin/ tahir demiroğlu
mine tugay/ başak
haldun boysan/ ali kemal
savaş akova/ musa demiroğlu
bora ayanoğlu/ kamil dursunoğlu
yeşim ceren bozoğlu/ meryem dursunoğlu
burak sarımola/ hami dursunoğlu
selma kutluğ/ saniye demiroğlu
selin işcan/ zeynep demiroğlu
cüneyt türel/ halit kaptan
alican yarka/ yener
erkan cihangir / taci dursunoğlu
berk yarıcı/ yunus demiroğlu
özlem çınar/ neşe
ercü turan/ kazım manioğlu
aytaç yörükaslan/ vecdi
bilgen gökçen/ imdat'ın annesi
bedia ener/ kazım'ın annesi
devamını gör...

sapık olduğunuzun alametidir.
devamını gör...

şuan okumakta olduğum, okurken de oğuz atay'a bir kez daha hayranlık duyduğum kitap.

daha kaç kez ıskalayacağız hayatı olric?
oklarımız bitene kadar efendim.
devamını gör...

kullandığınız ürüne para vermiyorsanız ürün sizsinizdir.
devamını gör...

çay..
devamını gör...
(tematik)

afrika'da bulunan nijer ülkesinin başkentidir.
devamını gör...

öldü..
devamını gör...

kimseyi sevgilisi gibi sevmemekten kaynaklanır.* herkesin sevgi gösterisine kimse karışamaz sonuçta.*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ralph ukdesi

her daim acılara gark olan ve duruma alışmış olan ama içten içe de bu durumun değişmesini bekleyen insanımız..

-bak bu iş olmaz.
(yine olmaz)...
-bir kere de yanıl be!
devamını gör...

lindy hop, 1928'de harlem, new york city'deki afrikalı-amerikalı topluluklarda doğmuş ve o zamandan beri gelişen bir amerikan dansıdır.
lindy hop kendisinden önce gelen veya gelişimi sırasında popüler olan ancak esas olarak caz, tap, breakaway ve charleston'a dayanan birçok dansın bir birleşimiydi. sıklıkla bir caz dansı olarak tanımlanır ve swing dansı ailesinin bir üyesidir.

frankie manning, yeni nesil lindy hoppers'ın bir parçası ve tarihteki en ünlü lindy hopper'dır. al minns ve pepsi bethel, leon james ve norma miller da lindy hop'un çağdaş tarihlerinde önemli bir yere sahiptir. frankie manning'in birkaç dans fotoğrafını aşağıya ekliyorum.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

'lindy hop' isminin kökeni hala lindy hop toplulukları arasında çok fazla tartışılan bir konudur.

bir açıklamaya göre 19. ve 20. yy. amerikan sokak dilinde 'lindy' genç kızlara verilen bir isimdi. 'hop' kelimesinin ise 1913 tarihinde swing dansları için kullanılan bir terim olduğu belgelenmiştir. ayrıca texas tommy dansında temel adım için kullanılan bir terim olarak kullanılmıştır.

2000'li yıllardan itibaren tüm dünyada yaygınlaşmaya başlayan bu dans türkiye'de ilk istanbul'da swing istanbul stüdyosuyla eğitime başlamıştır.
sosyal bir ortam olarak harika bir atmosferin olduğu bu sınıflardan sonra pratik yapma ve her hafta olan dans partileride işin ayrı bir güzelliği doğrusu.
eskilerden siyah&beyaz bir dans videosu

buda 2019 yılında yapılan meşhur yarışmalardan birtanesinden kesit
devamını gör...

eski bir yunan tarihçi. ne kadar eski? şu an yaşasa, yaşı 2112 olacak kadar eski. yani m.ö. 91 doğumlu. ne kadar iyi hesaplamışımdır bilemeyeceğim artık. o değil de bu adam, şimdi o dönemde bilebilir miydi, ölümünden 2000+ yıl sonra, birisinin ondan bahsedeceğini. ben de bu soruyu 2011 yılında düşünmüştüm sokakta yürürken. dedim ki, ulan acaba, öldüğümde kimse beni hatırlamasa bile, bir gün mesela 10.000 yıl sonra, biri çıkıp kemiklerimi bulup "aha da 10.000 yıllık insan" diyerekten müzede sergileyecek mi. ya da şimdi artık ne zaman yeni bir insan görsem, diyorum ki olm belki de bu insanın kemikleri 20.000 yıl sonra bir müzede sergilenecek. ya da 2000 yıl sonra kendisinden bahsedilecek. şimdi bu diodorus abinin de başına bu geldi yani. şu an birisi ondan bahsediyor normal adam zaten ünlü bir tarihçi, fakat şuanda kendisinden bahseden kişi yani ben, adama abi çekiyorum. garip.

neyse, diodorus bibliotheke historike denen kitabıyla ünlenmiştir. fakat, bana göre bu kitapla değil eski bir yunan olduğu için ünlendi. çünkü eski yunanlar, bir gün ünlenmeye mahkumdur. bu doğanın kanunudur. hele ki o kişi atinalıysa, demek ki kendisinden binlerce yıl bahsedilecektir. bi ankaralı olmak vardır (iskenderiyeli yunanlar) bir de istanbullu olmak vardır (atinalı yunanlar). iskenderiyeliler pek ünlü değiller fakat atinalılar 7'den 70'e filosoflar. filosof değillerse bile filosoflar. hani günümüzde profesör doktor olmayıp da profesör doktor olanlar var ya, işte bu atinalılar da öyle.

diodorus, bildiği herşeyi mısırdan öğrendiğini yazar. ne var ki, ben yine eski bir yunan tarihçi olan herodot'un da benzer ifadelerini biliyorum. herodot'u bilirsiniz zaten, fenerbahçede mesut özil ne ise, tarihte de herodot odur. bir sitede, 2-3 yıl önce sanırsam herodot'un "ben en zeki insanları mısır'da gördüm" dediğini söyleyen bir ifadeye denk gelmiştim. artık ne kadar doğrudur bilemeyeceğim. doğrusunu söylemek gerekirse, umrumda da değil. banane antik mısır'dan. gerçi benim için bugün en güzel ülke mısır. napsam, ben de mi tarihçi olsam acaba? ama şaka değil cidden öyle. çünkü hiç gündemde mısır'ı görmedim ben. adamların muhteşem tarihi var, ama kendi hallerindeler. arda turan gibiler, salmışlar hayatı. şimdi konumuzla alakası yok ama, babam, anneme balayı için mısır'a gidelim demişti. annem kabul etmeyince babam boşanmak istemişti. ki babam da tarihçi. şaka tarihçi falan değil. ama mısır'a gitmek istediğine göre, olabilir evet.

diodorus, birçok yer gezmiş ve başına gelmeyen kalmamıştır. size doğrusunu söyleyeyim, diodorus hakkında türk kaynaklarda çok az bilgi bulabilirsiniz fakat, yazdığı şeyler arasında ilginç bilgiler var. ve size 2 tane çok güzel bilgi vereyim, kabe'den ve stonehenge'den ilk kez diodorus bahsetmiştir. diodorus, tüm arapların saygı duyduğu çok kutsal olan bir tapınağın kuruluşundan bahseder. bazı tarihçiler (ki aralarında önemliler de var) çıkıp der ki, bu bahsedilen yer kabe'dir. tabii nasıl bu sonuca ulaşmışlar bilmiyorum. arapların saygı duyduğu bir tapınak kabe olmak zorunda mı. bundan ilave, herodot, kabe'den bahsetmediği için bazı çevreler, diodorus, kabe'den bahseden ilk kişi, herodot kabe'den bahsetmez, demek ki kabe m.ö. 90-larda yapıldı bile demişlerdir. sanırsın herodot, her yıl kabe'yi ziyaret eden bir hacı.

stonehenge olayına gelelim. stonehenge'yi bilen vardır, tarih öncesinde yapılmış bir anıt. dikili taşlar. tarih öncesi ne demek, yani yazının bulunmasından önceki dönem (m.ö. 3.000'den önce). işte bu stonehnege de o dönemlerde yapılmış. ve bu anıttan bu dikili taşlardan da ilk diodorus söz etmiştir. ilk önce stonehenge bazı teorilere göre evrenin merkezi bazı teorilere göreyse uzaylıların yapmış olduğu bir yerdir. fakat evrenin merkezi ne yani? evrenin merkezi dikili taşlar mı diye de düşünüyor insan. veya evrenin merkezi dünya gezegeninde mi olma zorunda? bundan ilave uzaylılar yani hep böyle iddialar var, işte bunu uzaylılar yaptı şunu uzaylılar yaptı. ya bakın abiler-ablalar, uzaylılar dünya gezegenine gelebilecek kadar, yani dünyaya gelmelerine yardım edecek araçları bulunabilecek kadar, dünyada bir yaşamın var olduğunu keşfetmiş olabilecek kadar gelişmişlerse, neden dünyaya gelip, taşları alıp bir anıt yapsınlar? veya diyorlar ki bunlar piramitleri yaptı. neden? gelip burda birbirlerine, abi bak taş var gel anıt yapak falan mı dediler. bakın, biz insanlar da uzaylıyız. yani biz başka bir gezegende yaşam bulsak o gezegende farklı canlılar yaşasa, biz o gezegene gitsek onlar bize aa uzaylı diyecekler. madem diğer gezegenlerde yaşam var, onların bizler gibi "acaba uzaylılar var mı? acaba bizi ziyarete gelecekler mi?" gibi düşünmediklerini nerden biliyoruz yani. o yüzden bu iddialar komik. 2 dikili taş görüp aha da gizem aha da korkunç diyerek anında farklı-farklı şeyler düşünmek, teoriler üretmek de komik. bir şeyin sebebini açıklayamıyorsak, tarihini bilmiyorsak, kesin uzaylılar yapmıştır demek de komik. ki bunu bilim adamları da yapıyor. araştırmacılar, uzmanlar da yapıyor. belki de bir uzaylının deneyiyizdir diyen kaç tane araştırmacı, uzman var yani. elon musk bile piramitleri uzaylılara bağladıysa, yani halkı suçlayamayız.

diodorus, tarih öncesinde yapılmış olan bu anıtın, güneş tanrısı apollon için yapıldığını kaydeder. daha sonraları başkaları, sezar için ve bazı diğerleri de augustus için yapıldığını söyler. stonehenge'yi gizemli yapan bir detay da, antik insanlar şu koskocaman taşları nasıl taşımışlar. bu bilinmiyor fakat bazı görüşler ortaya atılmış durumda. şunu da söylemem lazım ki, stonehenge 70 yıl öncesinde bile tekrar-tekrar inşa edilmiş ve hatta tarihin birçok döneminde birçok kez değiştirilmiştir. yani orjinal stonehenge değiştirilmiştir. stonehenge'yi yapan toplum, medeniyet kimlerdi? bu insanlar hakkında hiçbir yazılı kaynak bulunmadığı için bilinmiyor.

ve ilginç bir bilgi daha; diodorus, bir gün mısır'a gezintiye çıkar. orda, bir romalı, yanlışlıkla bir kediyi öldürür. yanlışlıkla kediyi öldürmek nasıl oluyor derseniz, ben de zamanında, öğrencilik dönemimde kalemi gözüme soktum yanlışlıkla. işte bu nasıl olduysa, o da öyle olmuştur. bunu gören mısır halkı, romalı idam edilsin demişlerdir. çünkü, kediler, antik mısır'da kutsal sayılırlardı.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

seher vakitlerinde doğudan esen hafif rüzgar.

edebiyatta sevgiliden haber getirdiğine de inanılan manidar rüzgar.
devamını gör...

kişisel gelişe gelişe bir hal olduğumuzdan çevremizdeki hemen hemen bütün insanlara belirli bir yakıştırma yapma maksadıyla belirlediğimiz veya gözlemlediğimizi zannettiğimiz yakıştırmalar trajikomik belirtilerdir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

tolgame'nin sorusu.
--- alıntı ---
1. hoşlandığınızi nasıl belli edersiniz?
2. gerçekten trip atmaktan haz alıyor musunuz?
3. neden ilk adımı erkek atmalı ?
4. kıyafet giyim tercihinizdi en çok dikkat çektiğiniz nelerdir ?
5. libidonuzu yükselten şeyler nelerdir örneğin erkeğin bakışı duruşu sizce ?
--- alıntı ---

cevap 1: çoğu kız kelimeleriyle belli eder kendini. çok gizli anahtar kelimelerimiz vardır. ya da hareketlerimiz belli eder.

cevap 2: trip atmaktan haz almıyoruz. yukarıda da söylenmişti; trip atan kadın ilgi isteyen kadındır. azıcık ilgi her sıkıntıyı çözer.

cevap 3: bilmem erkekler farkında mı ama zülfü livaneli'nin deyimiyle "burası erkek bir ülke." ilk adımı kızın atması için kimsenin ilk adımı atan kızı yargılamaması lazım. yargılandığımız için erkekten bekliyoruz.

cevap 4: soruyu yanlış anlamadıysam kıyafet tercihimizde en çok dikkat ettiğimiz etkeni soruyorsunuz. şudur; giydiklerimizin uyumu.

cevap 5: aseksüel bir bireyim. libidom yükselmiyor erkelere/kadınlara karşı. malesef, soruyu başka kadın yazarlara paslıyorum. *
devamını gör...

uçsuz bucaksız bir alem.
devamını gör...

çıkar mı çıkmaz mı bilmem ben , ama sevgilisine çiçek veren tek hayvan sincaptır.

edit: böylesine ince zevki olan canlıya da hayvan denir mi yemin ederim boşlukta kaldım.
devamını gör...

+lütfen ateş etmeyin, ben polonyalıyım.
-peki neden o lanet alman paltosunu giyiyorsun?
+üşüyorum.

piyanist.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim