normal sözlük yazarlarının karalama defteri
günler vızır vızır geçiyor ve geri alamıyorum onları bu da beni üzüyor. takvim her baktığımda daha da ilerlemiş oluyor ve ona ayak uyduramıyorum artık . eskisi gibi motive olamıyorum hiçbir şeye ve düşünceye . içimde derin mülahazalar oluyor ve çoğunlukla kaybeden ben oluyorum . bir kişi kendisine sunabileceği değişimi yine kendisi sunabilir ve bunun yegane kaynağı da motivasyon bence . kaybettiğim ama eski dostumu, bir şeyi arıyorum ve içimde yeniden ortaya çıkmayı bekliyor. insanın biraz kendini dinlemesi lazım çünkü kendini yeniden motive edebilmek için gerekli. sevdiğim bir dostoyevski sözü şöyle der;aşkla yapılmış ölesiye bir çalışma, işte gerçek mutluluk. gerçek mutluluk içimizde ama mutsuzlukta sadece seçim bizim.
devamını gör...
viyana kuşatması
başarısız olması nedeniyle merzifonlu kara mustafa paşa'nın idamına yol açmış kuşatmadır. asıl nedeni başarısız olması mıdır yoksa viyana kuşatması'nı başlatması mıdır tartışılır. hatta bunlara; kuşatma sırasında viyana'daki hazineleri yağmadan koruma çabası da eklenebilir.
avusturya seferi'ne çıkıldığında kurulan savaş divanında yanıkkale* üzerinden mi viyana üzerinden mi gidileceği tartışılmış, diğer divan üyeleri yanıkkale üzerinden gidilmesi gerektiğini savunmuştur.
avusturya seferi'ne çıkıldığında kurulan savaş divanında yanıkkale* üzerinden mi viyana üzerinden mi gidileceği tartışılmış, diğer divan üyeleri yanıkkale üzerinden gidilmesi gerektiğini savunmuştur.
devamını gör...
sözlük yazarlarının olmak isteyeceği ünlü yazarlar
ben kesinlikle oğuz atay olurdum. detaycıyım ve edebi anlatımda bile teknik detaylardan bahsetmeyi seviyorum.
devamını gör...
şiirin aptalca bir uğraş olması
üniversitedeyken* poetry 1-2-3 derken yıllarca şiir analizi yaptık. valla ne kadar boş işlerle uğraşmışız. bizim bir bölüm başkanı vardı, şiirleri analiz ederken fikirlerimizi saçma bulursa, "şimdi şair mezarında ters döndü." derdi. sizin gibileri görse neler derdi acaba? o koca koca şairleri anlamaya yüreğiniz yetmeyince "şiir aptalca bir uğraş yaa" dersiniz, zaten hep böyledir, insanoğlu anlamadığı şeyleri kötüler.
devamını gör...
benim adım kırmızı
bir orhan pamuk kitabıdır.
türkiye’de konuyu ilgili olan ya da olmayan herkesin bir şekilde fikir sahibi olduğu bir konudur orhan pamuk’un nobel edebiyat ödülü kazanmış olması. hiç orhan pamuk okumadan, yazarın nobel edebiyat ödülü alacak eserler ortaya koymadığını söyleyen bir dolu insan görebilirsiniz.
orhan pamuk iyi bir romancıdır. romanlarında anlatım bozuklukları ve bazı mantık hataları olsa da kurgusu çok iyi çatılmış romanlar yazar. ve benim için de orhan pamuk’un en iyi romanı benim adım kırmızı’dır.
yazar bir yazısında “dedi, demişti” gibi ifadelerden kurtulmak için yollar aradığını yazmıştı. bence de bu ifadeler romanın içindeki cümle akışını sekteye uğratıyor. ve orhan pamuk, bu romanında bahsettiğim bu sorunun üstesinden gelmeyi başarmıştır.
romanda her karakter, hatta karakter dışındaki nesneler bile, kendi hikayelerini anlatır. kendi bakış açıları ile romana dahil olur. bu da romana çok ayrı bir boyut kazandırır.
roman dokuz günlük karlı fırtınalı bir romandır. hattatlar ve nakkaşlar padişahın emri ile günaha girmek için birbirleri ile yarışırlar, üzerinde çalıştıkları kitabın eşliğinde.
ve her hattat üzerinde bir toplu iğne taşır. gözlerinin feri sönene kadar.
türkiye’de konuyu ilgili olan ya da olmayan herkesin bir şekilde fikir sahibi olduğu bir konudur orhan pamuk’un nobel edebiyat ödülü kazanmış olması. hiç orhan pamuk okumadan, yazarın nobel edebiyat ödülü alacak eserler ortaya koymadığını söyleyen bir dolu insan görebilirsiniz.
orhan pamuk iyi bir romancıdır. romanlarında anlatım bozuklukları ve bazı mantık hataları olsa da kurgusu çok iyi çatılmış romanlar yazar. ve benim için de orhan pamuk’un en iyi romanı benim adım kırmızı’dır.
yazar bir yazısında “dedi, demişti” gibi ifadelerden kurtulmak için yollar aradığını yazmıştı. bence de bu ifadeler romanın içindeki cümle akışını sekteye uğratıyor. ve orhan pamuk, bu romanında bahsettiğim bu sorunun üstesinden gelmeyi başarmıştır.
romanda her karakter, hatta karakter dışındaki nesneler bile, kendi hikayelerini anlatır. kendi bakış açıları ile romana dahil olur. bu da romana çok ayrı bir boyut kazandırır.
roman dokuz günlük karlı fırtınalı bir romandır. hattatlar ve nakkaşlar padişahın emri ile günaha girmek için birbirleri ile yarışırlar, üzerinde çalıştıkları kitabın eşliğinde.
ve her hattat üzerinde bir toplu iğne taşır. gözlerinin feri sönene kadar.
devamını gör...
yazarların yazar takip etme kriterleri
benim yazmak için girdiğim tanımı ya da benzerini benden önce yazmış yazar kişilerini itinayla takip ediyorum. bir de konu ve olaylara mizahi yaklaşan, önyargısız, genelleme yapmadan derdini anlatabilenler en takip edilesicelerdir.
devamını gör...
berrak tüzünataç'ın evinde çırılçıplak gezdiği iddiası
ben de geziyorum konu berrak hanım olunca haber oluyor.
açsanıza ıvanmılınskı’nin evinde çıplak gezdiği iddiası diye başlık. neyim eksik.
herkes evinde istediği gibi gezebilir. ister çıplak gezer ister kapı açık duş alır.
açsanıza ıvanmılınskı’nin evinde çıplak gezdiği iddiası diye başlık. neyim eksik.
herkes evinde istediği gibi gezebilir. ister çıplak gezer ister kapı açık duş alır.
devamını gör...
hasta olduğunu sosyal medyada paylaşmak
alacağı bir kaç beğeni ve yorumlarla takip listesinde ki insanların gündemine girip ilgi görme çabasıdır.
genellikle, hastane de serum ile çekilen fotoğraflardır.
genellikle, hastane de serum ile çekilen fotoğraflardır.
devamını gör...
streisand etkisi
bir bilgiyi yasaklamaya veya gizlemeye çalıştığımız zaman, istemediğimiz bir şekilde bilginin hızla yayılma durumudur.
devamını gör...
tıp öğrencisi kız nasıl ayarlanır sorunsalı
ona popona iğne yapması için küçük izinler ver.
devamını gör...
istanbul
istanbul…
16 sene yaşadım kelimelerin anlatmaya yeterli gelmediği bu şehirde. sonrasında bir kırılma noktası ankara’ya taşındım. belki istanbul’da yaşadığım süre boyunca anlamamıştım değerini, belki arkadaşlıklarım belki farklı şeyler şehrin önüne geçmişti ama sonradan fark ettim ki benim en iyi arkadaşım benim her şeyim istanbul’muş. 1-2 sene boyunca atlatamadım durumu. ankara da güzel şehir ne kadar zor olabilir bu durum demeyin gözyaşı dökmüşlüğüm bile vardır. canım sıkılınca bisiklete atlayıp sahile iner bir ağacın altına oturur denizi izlerdim ve bunu sabahtan akşama kadar yapabilirdim. o kadar çok şey vardı ki yapılabilecek asla sıkmazdı beni bu şehir. bir arkadaşa veya bir sevgiliye ihtiyaç duymazdım. *
olumsuzlukları yok muydu vardı tabii ki herkesin bildiği o trafiği (ben o trafiği bile özlüyorum şu an), insan çokluğundan dolayı kimin ne yapacağını kestirememen ve daha bir çok olumsuz durum. ama o boğazın manzarası bütün olumsuzlukları, her şeyi unutturuyordu işte insana…sanki dünyada değil de cennetteymişsin gibi hissettiriyordu.
en çok üzüldüğüm nokta da bu güzel şehrin çok daha güzel olabilecekken maalesef bu durumda olması yoksa paris falan hikaye…
…
yedi tepe üstünde zaman bir gergef işler!
yedi renk, yedi sesten sayısız belirişler...
eyüp öksüz, kadıköy süslü, moda kurumlu,
adada rüzgar, uçan eteklerden sorumlu.
her şafak hisarlarda oklar çıkar yayından
hala çığlıklar gelir topkapı sarayından.
ana gibi yar olmaz, istanbul gibi diyar;
güleni şöyle dursun, ağlayanı bahtiyar...
gecesi sünbül kokan
türkçesi bülbül kokan,
istanbul,
istanbul...
necip fazıl kısakürek
16 sene yaşadım kelimelerin anlatmaya yeterli gelmediği bu şehirde. sonrasında bir kırılma noktası ankara’ya taşındım. belki istanbul’da yaşadığım süre boyunca anlamamıştım değerini, belki arkadaşlıklarım belki farklı şeyler şehrin önüne geçmişti ama sonradan fark ettim ki benim en iyi arkadaşım benim her şeyim istanbul’muş. 1-2 sene boyunca atlatamadım durumu. ankara da güzel şehir ne kadar zor olabilir bu durum demeyin gözyaşı dökmüşlüğüm bile vardır. canım sıkılınca bisiklete atlayıp sahile iner bir ağacın altına oturur denizi izlerdim ve bunu sabahtan akşama kadar yapabilirdim. o kadar çok şey vardı ki yapılabilecek asla sıkmazdı beni bu şehir. bir arkadaşa veya bir sevgiliye ihtiyaç duymazdım. *
olumsuzlukları yok muydu vardı tabii ki herkesin bildiği o trafiği (ben o trafiği bile özlüyorum şu an), insan çokluğundan dolayı kimin ne yapacağını kestirememen ve daha bir çok olumsuz durum. ama o boğazın manzarası bütün olumsuzlukları, her şeyi unutturuyordu işte insana…sanki dünyada değil de cennetteymişsin gibi hissettiriyordu.
en çok üzüldüğüm nokta da bu güzel şehrin çok daha güzel olabilecekken maalesef bu durumda olması yoksa paris falan hikaye…
…
yedi tepe üstünde zaman bir gergef işler!
yedi renk, yedi sesten sayısız belirişler...
eyüp öksüz, kadıköy süslü, moda kurumlu,
adada rüzgar, uçan eteklerden sorumlu.
her şafak hisarlarda oklar çıkar yayından
hala çığlıklar gelir topkapı sarayından.
ana gibi yar olmaz, istanbul gibi diyar;
güleni şöyle dursun, ağlayanı bahtiyar...
gecesi sünbül kokan
türkçesi bülbül kokan,
istanbul,
istanbul...
necip fazıl kısakürek
devamını gör...
kırmızı dudaklı yarasa balığı
makyajını abartı bulduğum balıktır.
devamını gör...
kadın adı var ise ak parti sayesinde
akp yokken annem babamdı, akp geldi ve annemin kadın olduğunun farkına vardık.
iyi ki geldin anne, pardon akp.
iyi ki geldin anne, pardon akp.
devamını gör...
film uyarlamaları kendinden iyi olan kitaplar
1. forrest gump
2. ingiliz hasta
3. the constant gardener
4. jackie brown
5. yabana doğru
6. blade runner
7. sapık
8. v for vendetta
9. tiffanyde kahvaltı
10. motosiklet günlükleri
2. ingiliz hasta
3. the constant gardener
4. jackie brown
5. yabana doğru
6. blade runner
7. sapık
8. v for vendetta
9. tiffanyde kahvaltı
10. motosiklet günlükleri
devamını gör...
akp'nin pandemi bahanesiyle gece hayatını bitirmesi
fransız sosyal teorisyen michel foucault'un salgın hastalıklarla ilgili bir incelemesi vardı. sanıyorum biyopolitikanın doğuşu eserinde geçiyordu. geçen sene hukuk fakültesini bitirmeye çalışırken, soyut derslerden birinde verilen bir tez ödevi için araştırma yaparken rastlamıştım. şayet üşenmezsem, teorisyenin başlığına bir ara ayrıntılı bir yazı yazarım; ancak özetle şunu belirtebilirim ki türkiye'de salgın yönetimi foucault'un metaforu ile "su çiçeği" yönetiminden "veba" yönetimine doğru dönüşmeye başladı.
yarınların özgürlüğü için çok ince bir çizgiden geçiyoruz. bu tarz cüretler insan hakları üzerinde ağır yaralar açacak yeni cüretlere önayak olabilir.
bir de şu var ki, çok kişinin bunu kabul edecek zeka kapasitesi yoktur fakat; gece hayatı ya da benim deyimimle günah turizmi toplumu diri, sakin ve çalışkan tutan; faydası zararından kat be kat fazla olan bir mekanizmadır. tarih boyunca eğlencesi özgür bırakılmış medeniyetler, baskı altında sıkılan medeniyetlerden daha üretken olmuşlardır. nazi almanyasında dahi, kasvetli ve aşırı ciddi gündüzleri, zevkle dolu ışıltılı geceler izlemiş; aceleye getirilen bir savaş ortamı olmasa uzun yıllar sürdürülebilecek bir denge sağlanmıştı.
şimdi bu durumdaki türkiye, yoz bir zümrenin hastalıklı siyasal orgazmını sağlayabilmek için üzerine fazla düşünülmemiş hamleler elinde geriye götürülmekte. önce gece saatlerine konulan sokağa çıkma yasakları, sonrasında yasak günlerinde ve kapanma dönemindeki alkol satış yasağı, şimdi de bu... bunun kokusu çok önceden geliyordu ancak gerçekten en fazla üzüldüğüm şey şu: bize bunları yapan güruh, bizi yönetmek için yeterince zeki değil. yazık benim ülkeme.
yarınların özgürlüğü için çok ince bir çizgiden geçiyoruz. bu tarz cüretler insan hakları üzerinde ağır yaralar açacak yeni cüretlere önayak olabilir.
bir de şu var ki, çok kişinin bunu kabul edecek zeka kapasitesi yoktur fakat; gece hayatı ya da benim deyimimle günah turizmi toplumu diri, sakin ve çalışkan tutan; faydası zararından kat be kat fazla olan bir mekanizmadır. tarih boyunca eğlencesi özgür bırakılmış medeniyetler, baskı altında sıkılan medeniyetlerden daha üretken olmuşlardır. nazi almanyasında dahi, kasvetli ve aşırı ciddi gündüzleri, zevkle dolu ışıltılı geceler izlemiş; aceleye getirilen bir savaş ortamı olmasa uzun yıllar sürdürülebilecek bir denge sağlanmıştı.
şimdi bu durumdaki türkiye, yoz bir zümrenin hastalıklı siyasal orgazmını sağlayabilmek için üzerine fazla düşünülmemiş hamleler elinde geriye götürülmekte. önce gece saatlerine konulan sokağa çıkma yasakları, sonrasında yasak günlerinde ve kapanma dönemindeki alkol satış yasağı, şimdi de bu... bunun kokusu çok önceden geliyordu ancak gerçekten en fazla üzüldüğüm şey şu: bize bunları yapan güruh, bizi yönetmek için yeterince zeki değil. yazık benim ülkeme.
devamını gör...
normal sözlük'te kendi halinde yazan yazarlar
kimseye karışmam etmem. arada bir aklıma bir şeyler gelirse kalemimi tutabildiğim kadarıyla yazar, yayınlar ve çıkarım efenim.
devamını gör...
değeri bilinmeyen anlar
sağlığın yerinde olduğu her an bence. sağlık gidince hiçbir anın değeri kalmıyor.
devamını gör...
normal sözlük’teki oylama alışkanlığı
sözlüğe kayıt olalı 24 saat olmadı. bununla birlikte 167.tanıma merhaba dediğim için ben de oy vermeye destek olmak amacıyla şahsım adına bir kampanya yaparak 800 tanımı geçen ilk 100 yazar arasına girmem durumunda kazanacağım promosyonu kampanyaya katılmamış ve sözlük yönetiminden olmayan en çok + oy vermiş yazara devredeceğimi beyan ve ilan ediyorum. herkese hayırlı uğurlu olsun.
(bkz: başkasının cinsel organı ile gerdeğe girmek)
(bkz: başkasının cinsel organı ile gerdeğe girmek)
devamını gör...
kedi
tekiri evde rahat durmaz illa bir fırlamalık yapar.
devamını gör...
