oscar wilde
özelliği anlatımındadır.ele aldığı her konunun gerçek görünüşünün yanında yerilecek,iğnelenecek yerlerini bulmakta ustadır.
devamını gör...
seni seviyorum sözüne karşılık verilebilecek cevaplar
bizde "seviyoz" denir, "aşırılı" diye cevap verilir.
devamını gör...
kız kardeşlik
devamını gör...
vine
bir devrin çılgınlığıydı. çok insanı meşhur etti. aykut elmas, kafalar falan hep buradan çıktı.
devamını gör...
me before you
filmin 10. dakikasından sonra bunu ilk çıktığında izlediğimi hatırladığım ama sanki hiç izlememiş gibi heyecanla tekrar izlediğim bir film oldu.
sam claflin mükemmel ötesi bir rol sergilediğine bir kez daha tanık oldum.
emilia clarke'ın kalbinin temizliğinin yüzüne yansıdığını da söylemeden edemeyeceğim. her gün farklı tatlılık ve rengarenk kıyafetleriyle güzel bir görsel şölen sunduğunu söylememek olmaz tabii..
gerçek hayatta da tanıdığım bu durumdan muzdarip birisinin olması ikinci kez empati gücümü yükseltti diyebilirim. çok zor, anlayabilmek mümkün değil ancak maalesef elinden bunu diyebilmekten başka bir şey de gelmiyor.
olayın geçtiği yer ve karakterler çok başarılı olmuş. ayriyeten british akşamına bayılan biri olarak keyifle konuşmalarını dinlediğim doğrudur.
öncekinde duygulandığım gibi bir kez daha filmin sonunda daha önceden konuştukları paristeki cafe, parfümcüye gittiği andaki okuduğu mektup içimi yaktı..
mükemmel bir film, şiddetle tavsiye ediyorum. keyifli seyirler.
sam claflin mükemmel ötesi bir rol sergilediğine bir kez daha tanık oldum.
emilia clarke'ın kalbinin temizliğinin yüzüne yansıdığını da söylemeden edemeyeceğim. her gün farklı tatlılık ve rengarenk kıyafetleriyle güzel bir görsel şölen sunduğunu söylememek olmaz tabii..
gerçek hayatta da tanıdığım bu durumdan muzdarip birisinin olması ikinci kez empati gücümü yükseltti diyebilirim. çok zor, anlayabilmek mümkün değil ancak maalesef elinden bunu diyebilmekten başka bir şey de gelmiyor.
olayın geçtiği yer ve karakterler çok başarılı olmuş. ayriyeten british akşamına bayılan biri olarak keyifle konuşmalarını dinlediğim doğrudur.
öncekinde duygulandığım gibi bir kez daha filmin sonunda daha önceden konuştukları paristeki cafe, parfümcüye gittiği andaki okuduğu mektup içimi yaktı..
mükemmel bir film, şiddetle tavsiye ediyorum. keyifli seyirler.
devamını gör...
kız arkadaşın sinirlenince sana buradan bir koyarım var ya medine dilencisi olursun demesi
az önce başıma gelmiş olaydır. bir tuhaf oldum, bana bir ürkme geldi sözlük. bilmiyorum ilişkimiz nasıl bu evreye geldi.
kız arkadaşım hasta olduğu için refakatçi olarak iki haftadır onunla kalıyorum. her şey güzel gidiyordu fakat bir iki gündür bana agresif hareketler sergiliyor. evet akla ilk pms dönemi geliyor fakat değil. çünkü hesapladım bundan bir hafta önce bitti dönemi. yani bunda bir başka gariplik var, sanki ilişkimiz benim zorlamamla ilerliyor gibi. aslında çok fazla fedakarlık gösterdiğimi düşünüyorum. onun hoşuna gidecek güzellikler yapıyorum fakat yine de o güzel yüzüne asla ve kat'a yakıştıramadığım asabi ve mutsuz suratı yok edemiyorum.
her zamanki gibi diğer koltuğa oturmuşum laptop'tan amerikan güreşi seyrediyor ve bir yandan da online kupon dolduruyorum. o da diğer koltukta ayaklarını uzatmış üstünde battaniyeyi çekmiş survivor'u izliyor. oldum olası hiç izlememişimdir şu programı ne muhabbetler dönüyor bilmem. sonra gidip çay koyayım dedim. koydum çayı tam yerime oturacağım bana dönerek:
"kemal sen benimle hiç vakit geçirmiyorsun!" dedi, şımarık bir kız gibiydi ses tonu. hani böyle istediği vakko kazak alınmamış ergen sesi gibi.
"hayatım aynı evde yaşıyoruz ve günlerdir yan yanayız daha nasıl vakit ayırayım. hahah bedenlerimizi değiştirelim istersen" dedim gülerek.
bak yemin ederim uykulu gözleri gitti yerine, büyü yapan kaynana gibi şirret bir yüz ifadesi takınarak yüzüme haykırdı:
"bak sana buradan bir koyarım var ya medine dilencisi olursun ha!!"
"esra bebeğim neden öyle dedin ki. hep sana vakit ayırıyorum??"
"şu kafa sözlük müdür nedir ona vakit ayırdığın kadar benimle ilgilensen!!"
tam da o anda eniştem whatsapp'tan yazdı: "başlatma lan güreşine. schalke dortmund kaç olur seriii!"
hemen mesaja geri dönüş yaparak "2,5 üstü enişte banko" dedim.
"eyvallah kayınço" dedi.
sonra gittim kızın yanına onunla ilgilendim. saçıyla okşanmdan çok hoşlanır kadınlar.. sakinleşirler.. kadınlarla kediler arasındaki en büyük iki benzerlikten birisidir bu. diğeri de tırnaklarını geçirmek tabii ki. ona çok sevdiği ve ezberden bildiğim dede korkut hikayelerinden bir part okudum ve uyuyakaldı. sonra gidip buzluktan bir carlsberg alıp amerikan güreşi izlemeye devam ettim.
kız arkadaşım hasta olduğu için refakatçi olarak iki haftadır onunla kalıyorum. her şey güzel gidiyordu fakat bir iki gündür bana agresif hareketler sergiliyor. evet akla ilk pms dönemi geliyor fakat değil. çünkü hesapladım bundan bir hafta önce bitti dönemi. yani bunda bir başka gariplik var, sanki ilişkimiz benim zorlamamla ilerliyor gibi. aslında çok fazla fedakarlık gösterdiğimi düşünüyorum. onun hoşuna gidecek güzellikler yapıyorum fakat yine de o güzel yüzüne asla ve kat'a yakıştıramadığım asabi ve mutsuz suratı yok edemiyorum.
her zamanki gibi diğer koltuğa oturmuşum laptop'tan amerikan güreşi seyrediyor ve bir yandan da online kupon dolduruyorum. o da diğer koltukta ayaklarını uzatmış üstünde battaniyeyi çekmiş survivor'u izliyor. oldum olası hiç izlememişimdir şu programı ne muhabbetler dönüyor bilmem. sonra gidip çay koyayım dedim. koydum çayı tam yerime oturacağım bana dönerek:
"kemal sen benimle hiç vakit geçirmiyorsun!" dedi, şımarık bir kız gibiydi ses tonu. hani böyle istediği vakko kazak alınmamış ergen sesi gibi.
"hayatım aynı evde yaşıyoruz ve günlerdir yan yanayız daha nasıl vakit ayırayım. hahah bedenlerimizi değiştirelim istersen" dedim gülerek.
bak yemin ederim uykulu gözleri gitti yerine, büyü yapan kaynana gibi şirret bir yüz ifadesi takınarak yüzüme haykırdı:
"bak sana buradan bir koyarım var ya medine dilencisi olursun ha!!"
"esra bebeğim neden öyle dedin ki. hep sana vakit ayırıyorum??"
"şu kafa sözlük müdür nedir ona vakit ayırdığın kadar benimle ilgilensen!!"
tam da o anda eniştem whatsapp'tan yazdı: "başlatma lan güreşine. schalke dortmund kaç olur seriii!"
hemen mesaja geri dönüş yaparak "2,5 üstü enişte banko" dedim.
"eyvallah kayınço" dedi.
sonra gittim kızın yanına onunla ilgilendim. saçıyla okşanmdan çok hoşlanır kadınlar.. sakinleşirler.. kadınlarla kediler arasındaki en büyük iki benzerlikten birisidir bu. diğeri de tırnaklarını geçirmek tabii ki. ona çok sevdiği ve ezberden bildiğim dede korkut hikayelerinden bir part okudum ve uyuyakaldı. sonra gidip buzluktan bir carlsberg alıp amerikan güreşi izlemeye devam ettim.
devamını gör...
yazarların aile evindeki adı
-o telefonu bir elinden bıraksan her seyi başaracaksın da...(telefonu bırakmadan derece yapmış olmam dışında hiçbir problem yok)
-bi çay koysan içeriz. (semaverim çünkü ben)
-misafir gelse odanı görse ne dicez biz elaleme (sanki eve gelen misafiri benim odamda ağırlıyoruz )
-bi çay koysan içeriz. (semaverim çünkü ben)
-misafir gelse odanı görse ne dicez biz elaleme (sanki eve gelen misafiri benim odamda ağırlıyoruz )
devamını gör...
carpe diem
anı yaşa.
dead poets society okuyup izlemediysen tanımın yeteriz kalacağı kavram.
dead poets society okuyup izlemediysen tanımın yeteriz kalacağı kavram.
devamını gör...
hızlı konuşan insan
aynen, bence de, yaani, hımm hımm gibi kelime ve öbekleri bu insanları anlayamadığınızda onları kırmadan kullanabileceğiniz savunma silahlarıdır. ayrıca beynin aspirini olan kitap okuma eylemi bu konuda da pozitif katkı sağlayacaktır.
devamını gör...
türk vampirin tıp literatürüne girmesi
ilgisiz ebeveyn terörünün bir sonucudur. buradan
türkiye’de 2013 yılında kan içme hastalığına yakalanan ve ‘vampirizm’ belirtisi gösteren 23 yaşındaki türk genci, o dönem tıp literatürüne girmiş ve dünyanın en prestijli dergilerinden ‘journal of psychotherapy and psychosomatics’de bu kişinin hikayesine yer verilmişti.
aradan geçen 8 yılın ardından türkiye'de bir vamprizim vakası daha ortaya çıktı. kendine zarar verme davranışı gösteren 19 yaşındaki adı saklı tutulan bir genç literatüre giren ilk kişi oldu.
erkek yüksekokul öğrencisinin, kan içme, insanlara güvenmekte zorlanma, birilerine zarar vermemek adına kalabalıktan kaçınma şikâyetleri yaşadığı belirlenirken, hasta yakınları psikiyatri uzmanları dr. ilknur kiraz avcı ile prof. dr. çiçek hocaoğlu’nun kapısını çaldı.
korku filmlerindeki sahneleri aratmayan davranışlar sergileyen ve vampiriristik özellikler gösteren 19 yaşındaki genç, uzmanlarla yaptığı görüşmede, ilk kez 13 yaşındayken bacağı kanayan bir arkadaşının kanının tadına baktığını söyledi.
genç, staj yaptığı hastanede kendisinden ve arkadaşlarından tetkik için birkaç tüp fazladan kan aldırdığını belirtti. vampiristik özellikleri olan genç kendini; “dışarıdan bakınca sakin ama aslında sinirli, duygularını belli etmeyen, duyguları çabuk değişen biriyim.
dr. ilknur kiraz avcı ile prof. dr. çiçek hocaoğlu, literatüre giren vampiristik özellikler gösteren genç hakkında, psikiyatrik değerlendirmede paranoid, borderline, antisosyal, disosiyatif kişilik özellikleri gösterdiğini tespit ettiler.
3 ay boyunca haftada bir görüşmelere devam edildiğine, kişilik ve davranış sorunlarına yönelik ilaç reçete edildiğine, tedaviyle son bir ayda hiç kan içme davranışı olmadığı gibi dürtüselliğinin azaldığına dikkat çektiler.
çocukluk döneminin hep hastalıklarla geçtiğini anlatan vampiristik özellikler taşıyan genç, sık sık karın ve boğaz ağrısı yaşadığını aktarırıken, annesinin ilgisiz babasının da mesafeli olduğunu belirtti.
uzmanlarla görüşmesinde, ‘ağabeyim kız kardeşim yerine benimle ilgilenseydi, ben şimdi burada olmazdım’ ifadelerini kullanan gencin, ilkokulda yakın arkadaşı olmadığı, arkadaşlarının kendisinden korktuğu kayda geçti.
türkiye’de 2013 yılında kan içme hastalığına yakalanan ve ‘vampirizm’ belirtisi gösteren 23 yaşındaki türk genci, o dönem tıp literatürüne girmiş ve dünyanın en prestijli dergilerinden ‘journal of psychotherapy and psychosomatics’de bu kişinin hikayesine yer verilmişti.
aradan geçen 8 yılın ardından türkiye'de bir vamprizim vakası daha ortaya çıktı. kendine zarar verme davranışı gösteren 19 yaşındaki adı saklı tutulan bir genç literatüre giren ilk kişi oldu.
erkek yüksekokul öğrencisinin, kan içme, insanlara güvenmekte zorlanma, birilerine zarar vermemek adına kalabalıktan kaçınma şikâyetleri yaşadığı belirlenirken, hasta yakınları psikiyatri uzmanları dr. ilknur kiraz avcı ile prof. dr. çiçek hocaoğlu’nun kapısını çaldı.
korku filmlerindeki sahneleri aratmayan davranışlar sergileyen ve vampiriristik özellikler gösteren 19 yaşındaki genç, uzmanlarla yaptığı görüşmede, ilk kez 13 yaşındayken bacağı kanayan bir arkadaşının kanının tadına baktığını söyledi.
genç, staj yaptığı hastanede kendisinden ve arkadaşlarından tetkik için birkaç tüp fazladan kan aldırdığını belirtti. vampiristik özellikleri olan genç kendini; “dışarıdan bakınca sakin ama aslında sinirli, duygularını belli etmeyen, duyguları çabuk değişen biriyim.
dr. ilknur kiraz avcı ile prof. dr. çiçek hocaoğlu, literatüre giren vampiristik özellikler gösteren genç hakkında, psikiyatrik değerlendirmede paranoid, borderline, antisosyal, disosiyatif kişilik özellikleri gösterdiğini tespit ettiler.
3 ay boyunca haftada bir görüşmelere devam edildiğine, kişilik ve davranış sorunlarına yönelik ilaç reçete edildiğine, tedaviyle son bir ayda hiç kan içme davranışı olmadığı gibi dürtüselliğinin azaldığına dikkat çektiler.
çocukluk döneminin hep hastalıklarla geçtiğini anlatan vampiristik özellikler taşıyan genç, sık sık karın ve boğaz ağrısı yaşadığını aktarırıken, annesinin ilgisiz babasının da mesafeli olduğunu belirtti.
uzmanlarla görüşmesinde, ‘ağabeyim kız kardeşim yerine benimle ilgilenseydi, ben şimdi burada olmazdım’ ifadelerini kullanan gencin, ilkokulda yakın arkadaşı olmadığı, arkadaşlarının kendisinden korktuğu kayda geçti.
devamını gör...
domestic hıyar
nickaltı yazmama huyumu ikidir çiğneten, duygularımla oynamış olan beyefendi. ne var yani gazozuna, aman pardon şarabına 2 ilaç koyup felekten bir gece çalmışsam. şarap + ilaçla ölmediğine dua edeceğine gelmiş bana sataşıyor. aşk olsun! gerçi zaten belli ki aşk olmuş. yengeye saygılar *
şu an sözlük radyosunda çalan şarkıyı kendisine hediye ediyorum ve çok karmaşık geçmişimizi inkâr etmek uğruna ölü at taklidi yapmamasını tavsiye ediyorum. anlamadım mı sanıyorsun o videodaki sübliminal mesajı?
lanet olsun atom fiziğine de profesörlüğe de! senin yüzünden gidip marmaris'e yerleşip resim yapmaya başlayacağım.
emekli mode: on
şu an sözlük radyosunda çalan şarkıyı kendisine hediye ediyorum ve çok karmaşık geçmişimizi inkâr etmek uğruna ölü at taklidi yapmamasını tavsiye ediyorum. anlamadım mı sanıyorsun o videodaki sübliminal mesajı?
lanet olsun atom fiziğine de profesörlüğe de! senin yüzünden gidip marmaris'e yerleşip resim yapmaya başlayacağım.
emekli mode: on
devamını gör...
aaahh belinda
türk sinemasının en beğendiğim ve başarılı bulduğum filmlerinden biri. buradan sonra söyleyeceklerim spoiler.
müjde ar'ın oynadığı naciye(serap) karakteri bize hiç de yabancı olmayan bir tabloyu sunuyor. 2 çocuklu, bankada çalışan, orta direk bir ailenin anne karakteri. hayali tiyatrocu olmak fakat gerçekler evde çocuklara yemek yap, kayınvalidenin huyuna git, kocanın gönlünü hoş tut, en büyük eğlencen cümbür cemaat gidilen piknikler olsun tadında bir hayat. bulunduğu şartlarda hayatta kalmak için bir tür hayalde yaşıyor naciye. onu canlı tutan, devam etmesini sağlayan hayaller. öyle ki naciye bu hayallerde serap* oluyor. naciye içine düştüğü hayatı kabullenmeye başladığında serap'a yeniden kavuşuyor. en çaresiz olduğu anda, artık hiç umudu kalmayıp pes ettiğinde başlıyor serap'ın hayatı. aksi halde naciye devam edemez. içine düştüğü cehennem gibi hayatta devam edebilmesi için tutanacak yegane şey kafasında kurduğu bu alternatif hayat. çok çok güzel.
not: ayrıca filmin açılışında bahsedilen asiye nasıl kurtulur oyunu da atıf yılmaz tarafından sinemaya uyarlanmış ve oyuncu kadrosu aynı. kesinlikle izlenmesi gereken güzel bir çalışma.
müjde ar'ın oynadığı naciye(serap) karakteri bize hiç de yabancı olmayan bir tabloyu sunuyor. 2 çocuklu, bankada çalışan, orta direk bir ailenin anne karakteri. hayali tiyatrocu olmak fakat gerçekler evde çocuklara yemek yap, kayınvalidenin huyuna git, kocanın gönlünü hoş tut, en büyük eğlencen cümbür cemaat gidilen piknikler olsun tadında bir hayat. bulunduğu şartlarda hayatta kalmak için bir tür hayalde yaşıyor naciye. onu canlı tutan, devam etmesini sağlayan hayaller. öyle ki naciye bu hayallerde serap* oluyor. naciye içine düştüğü hayatı kabullenmeye başladığında serap'a yeniden kavuşuyor. en çaresiz olduğu anda, artık hiç umudu kalmayıp pes ettiğinde başlıyor serap'ın hayatı. aksi halde naciye devam edemez. içine düştüğü cehennem gibi hayatta devam edebilmesi için tutanacak yegane şey kafasında kurduğu bu alternatif hayat. çok çok güzel.
not: ayrıca filmin açılışında bahsedilen asiye nasıl kurtulur oyunu da atıf yılmaz tarafından sinemaya uyarlanmış ve oyuncu kadrosu aynı. kesinlikle izlenmesi gereken güzel bir çalışma.
devamını gör...
yazarların aynı gün doğduğu ünlü
ya işimiz gücümüz yok onu mu araştırcaz. ne saçma sorular bunlar.
devamını gör...
şamanizm kökenli türk adetleri
(bkz: nazar boncuğu)
devamını gör...
ida
ülkemizde batı anadolu'da edremit körfezi üzerinde bulunan doğa harikası kaz dağları'nın mitolojik dönemlerdeki ismi.
devamını gör...
kendini ispatlayan genç iş bulur
ne yapsınlar sıradan bir iş bulmak için süper kahraman mı olsunlar?
evet,kalifiye olmalı girmek istediği işte ama asgari ücret ve asgari ücret altında maaş dayatmasıyla değil.
bunun yanı sıra insanlar kpss,ales,yds gibi sınavlardan çok yüksek puan alıp sistemin içine giriş yapamıyor. bu insanlar kendini ispatlamamış mı oluyor?
kendini ispatla diye yapılıyor mesela bu sınavlar.
kendi içinde çelişkiler yumağı olan siyasal islam sözü.
evet,kalifiye olmalı girmek istediği işte ama asgari ücret ve asgari ücret altında maaş dayatmasıyla değil.
bunun yanı sıra insanlar kpss,ales,yds gibi sınavlardan çok yüksek puan alıp sistemin içine giriş yapamıyor. bu insanlar kendini ispatlamamış mı oluyor?
kendini ispatla diye yapılıyor mesela bu sınavlar.
kendi içinde çelişkiler yumağı olan siyasal islam sözü.
devamını gör...
yoldaş benjamin levent gültekin podcast'i
yoldaş benjamin franklin ile levent gültekin'in yaptığı samimi sohbeti içerir.
radyo yayınları için düşündüğümüz podcast serisinin ilki.
radyo yayınları için düşündüğümüz podcast serisinin ilki.
devamını gör...
katılımcı ekonomi
ingilizcesi participatory economics yani kısaca parecon olan kapitalist küreselleşme karşıtı ekonomik vizyon.
kurucuları robin hahnel ve michael alberttir. hahnel ve albert kitaplarında mevcut ekonomik sistemin acımasızlığından, yıkıcılığından, adaletsizliğinden ve verimsizliğinden bahsederken diğer bütün ekonomik sistemlerin de eleştirisini yaparlar. hahnel liberter sosyalizme yakın görünse ve sıcak baksa da iktisadi adalet ve demokrasi adlı kitabının ikinci bölümünde "liberter sosyalizm: yanlış giden neydi?" başlığı altında liberter sosyalizmin ölümünün nedenlerini incelemektedir.
katılımcı ekonominin benimsediği temel değerler şunlardır: hakkaniyet, dayanışma, çeşitlilik, öz yönetim, ve ekolojik denge. michael albert katılımcı ekonomi: kapitalizmden sonra yaşam adlı kitabında katılımcı ekonominin beş tamamlayıcı bileşeni olarak şunları öneriyor: üretici varlıkların toplumsal mülkiyeti, öz yönetime dayalı işçi ve tüketici konseyleri, dengeli iş düzenleri, çaba ve fedakarlığın ödüllendirilmesi ve katılımcı planlama katılımcı ekonomi, tabi ki kusursuz bir ekonomik vizyon değildir ama bu kusurlar benimsediği temel değerlerde değildir bu yüzden eleştirirken insaflı olmak gerekir. ayrıca sadece ekonomik değil, toplumsal bir vizyondur da aynı zamanda.
kurucuları robin hahnel ve michael alberttir. hahnel ve albert kitaplarında mevcut ekonomik sistemin acımasızlığından, yıkıcılığından, adaletsizliğinden ve verimsizliğinden bahsederken diğer bütün ekonomik sistemlerin de eleştirisini yaparlar. hahnel liberter sosyalizme yakın görünse ve sıcak baksa da iktisadi adalet ve demokrasi adlı kitabının ikinci bölümünde "liberter sosyalizm: yanlış giden neydi?" başlığı altında liberter sosyalizmin ölümünün nedenlerini incelemektedir.
katılımcı ekonominin benimsediği temel değerler şunlardır: hakkaniyet, dayanışma, çeşitlilik, öz yönetim, ve ekolojik denge. michael albert katılımcı ekonomi: kapitalizmden sonra yaşam adlı kitabında katılımcı ekonominin beş tamamlayıcı bileşeni olarak şunları öneriyor: üretici varlıkların toplumsal mülkiyeti, öz yönetime dayalı işçi ve tüketici konseyleri, dengeli iş düzenleri, çaba ve fedakarlığın ödüllendirilmesi ve katılımcı planlama katılımcı ekonomi, tabi ki kusursuz bir ekonomik vizyon değildir ama bu kusurlar benimsediği temel değerlerde değildir bu yüzden eleştirirken insaflı olmak gerekir. ayrıca sadece ekonomik değil, toplumsal bir vizyondur da aynı zamanda.
devamını gör...
jose saramago
1998 yılında nobel edebiyat ödülünü almış olan portekizli yazar. o kadar muhteşem eserleri var ki, her birinin tadı birbirinden güzel. "körlük" adlı kitabını çoğu insan okumuştur mesela. sonrasında ise devamı niteliğinde olan "görmek" adlı kitabını okumanızı tavsiye ederim. ayrıca "körlük", beyaz perdeye de aktarılmıştır. kitabı okuduktan sonra filmi de izlemeniz, ımm, enfes olur. bunun yanında "ölüm bir varmış bir yokmuş" adlı kitabı da harikadır. azrail'in uğramadığı bir ülkedir kitapta bahsi geçen. ayrıca kitabın özelliklerinden biri, aynı cümle ile başlayıp bitmesidir. bunun yanında, "kabil" adlı eseri de insanı düşüncelere sevk eden nadide kitaplardandır. kısacası tüm eserlerini size sevdiren bir yazardır josé saramago..
devamını gör...
cinsellik içerikli başlıklardan nefret etme nedenleri
bu gibi başlıklardan hoşlanmamayı ''hiç mi cinsel hayatınız yok'' şeklinde ele almak nasıl bir kafa yapısıdır anlamak mümkün değil. aklı selim yazarlar, elbette ki buradaki amacın ve gidişatın farkında oldukları için tepki gösteriyorlar.
devamını gör...