normal sözlük aşık atışması
olur araya kaynama
demlemenin yanında olur mu hiç sallama
hatlar karışsa bile arada
çay ve çekirdek hep yanı başımda.
demlemenin yanında olur mu hiç sallama
hatlar karışsa bile arada
çay ve çekirdek hep yanı başımda.
devamını gör...
felsefe ile düşünme
felsefe ile düşünme
düşünme: nesne, olay veya semboller arasında bağ kurmaktır. akla mantığa uygun ve doğru düşünme ile felsefe yapılabilir.
mantık bilimi: doğru düşünmenin kural ve ilkelerini inceleyen bilim dalıdır.
doğru düşünmek için kavramları bilmeliyiz ve düzgün bir şekilde kullanarak düşünmeliyiz.
gerçeklik: nesne, durum ve olayların varlığını belirleyen kavramdır. iki tür gerçeklik vardır;
reel: doğada var olan, beş duyu organı ile algılanabilen somut varlıklardan oluşur.
* ağaç, taş, insan, kitap, güneş...
ideal ( düşünsel ): doğada var olmayan, insan zihni tarafından üretilen düşünsel - soyut - varlıklardır.
* sayılar, semboller, harfler, kavramlar, hayali karakterler...
doğruluk: varlıklara ilişkin bilgilerin nesnelerine uygun olmasıdır.
örnek; deniz tuzludur. gerçek varlık olan denize ait doğru bir bilgidir.
2 x 2= 4 eder bilgisi, ideal ( düşünsel ) varlık olan sayılar ile ilgili doğru bir bilgidir.
önerme: doğru ya da yanlış kesin yargı bildiren ifadelere denir.
* soru, emir, istek, dua, nida, cümleleri kesin yargı bildirmediği için önerme değildir.
hem felsefe hem bilim; önermeleri kullanarak bilgi üretir, eleştirir, sorgular.
* önermeler ikiye ayrılır;
analitik ve sentetik önermeler, önermenin içeriği düşünsel ( ideal ) varlıklar ile ilgili ise mantıksal bilgidir ve analitik önermedir.
örnek: üçgen üç kenarlıdır. bekar evli olmayandır. ekvator, dünyayı ikiye böler.
sentetik önerme: reel ( doğada bulunan ) varlıklar ile ilgili bilgi verir. doğruluğu için deney - gözlem yapılabilir.
örnek: ışık, sesten hızlıdır. güneş sıcaktır. tuzlu suyun kaldırma kuvveti daha fazladır.
düşünme: nesne, olay veya semboller arasında bağ kurmaktır. akla mantığa uygun ve doğru düşünme ile felsefe yapılabilir.
mantık bilimi: doğru düşünmenin kural ve ilkelerini inceleyen bilim dalıdır.
doğru düşünmek için kavramları bilmeliyiz ve düzgün bir şekilde kullanarak düşünmeliyiz.
gerçeklik: nesne, durum ve olayların varlığını belirleyen kavramdır. iki tür gerçeklik vardır;
reel: doğada var olan, beş duyu organı ile algılanabilen somut varlıklardan oluşur.
* ağaç, taş, insan, kitap, güneş...
ideal ( düşünsel ): doğada var olmayan, insan zihni tarafından üretilen düşünsel - soyut - varlıklardır.
* sayılar, semboller, harfler, kavramlar, hayali karakterler...
doğruluk: varlıklara ilişkin bilgilerin nesnelerine uygun olmasıdır.
örnek; deniz tuzludur. gerçek varlık olan denize ait doğru bir bilgidir.
2 x 2= 4 eder bilgisi, ideal ( düşünsel ) varlık olan sayılar ile ilgili doğru bir bilgidir.
önerme: doğru ya da yanlış kesin yargı bildiren ifadelere denir.
* soru, emir, istek, dua, nida, cümleleri kesin yargı bildirmediği için önerme değildir.
hem felsefe hem bilim; önermeleri kullanarak bilgi üretir, eleştirir, sorgular.
* önermeler ikiye ayrılır;
analitik ve sentetik önermeler, önermenin içeriği düşünsel ( ideal ) varlıklar ile ilgili ise mantıksal bilgidir ve analitik önermedir.
örnek: üçgen üç kenarlıdır. bekar evli olmayandır. ekvator, dünyayı ikiye böler.
sentetik önerme: reel ( doğada bulunan ) varlıklar ile ilgili bilgi verir. doğruluğu için deney - gözlem yapılabilir.
örnek: ışık, sesten hızlıdır. güneş sıcaktır. tuzlu suyun kaldırma kuvveti daha fazladır.
devamını gör...
insanların zamanla değişmesi
7 yaşına kadar öğrendiği, aileden, atalardan aktarılan bilgilerle tüm ömrünü geçirme niyetinde olanlar zamanla değişmez çünkü onlara göre "bu devran, böyle gelmiş, böyle gider." ama gelişmeye, olgunlaşmaya niyeti olanlar ise zamanla değişir çünkü böyle gelmiş olan devranın, artık böyle gitmemesi gerektiğine inanırlar ve değiştirmek için öncelikle kendilerinden başlayarak bütüne yayılan bir değişim hareketi başlatırlar.
devamını gör...
güdük necmi
rıfat ılgaz’ın hababam sınıfı kitabında sınıfın haylaz çocuğu olarak kurguladığı karakterdir.
hababam sınıfı filmlerinde saygı değer sanatçımız halit akçatepe’nin canlandırdığı film karakteri.
hababam sınıfı filmlerinde saygı değer sanatçımız halit akçatepe’nin canlandırdığı film karakteri.
devamını gör...
normal sözlük'ün en yaşlı yazarı
40+ arkadaşlarla yakın gözlüklerimizi taktık, kupa hangimize gidecek bekliyoruz.
devamını gör...
karanlıktan korkmak
benimdir bu. daha veletken köy ziyaretinde gece yanan sobanın borusuna asılan ceketin oynayan gölgesini cin zannedip altıma yapmışlığım var. o gün bu gündür korkarım.
devamını gör...
kendime not
geçmiş tozdur, üfle gitsin.
devamını gör...
faydalı mobil uygulamalar
kullandığınız takdirde sizlere oldukça fayda sağlayabilecek uygulama/sitelerdir. siftah benden, bereket sizden;
- akademia: birçok farklı katagorideki makaleyi tek seferde elinizin altında bulundurabileceğiniz çok güzel bir uygulamadır.
uzun süredir kullandığım bu uygulama sayesinde bilgi birikimimi x2 şeklinde arttırmış olabilirim.
- raf: diziler, kitaplar ve filmler hakkında bilgi içeren şahayane bir uygulamadır. yorumlar da içerir.
- futureme: bu site makara arayanlar için oldukça güzel. gelecekteki kendinize mail atıyorsunuz, ayarladığınız tarihte mail gelip kapınızı çalıyor!
benden bu kadar.
- akademia: birçok farklı katagorideki makaleyi tek seferde elinizin altında bulundurabileceğiniz çok güzel bir uygulamadır.
uzun süredir kullandığım bu uygulama sayesinde bilgi birikimimi x2 şeklinde arttırmış olabilirim.
- raf: diziler, kitaplar ve filmler hakkında bilgi içeren şahayane bir uygulamadır. yorumlar da içerir.
- futureme: bu site makara arayanlar için oldukça güzel. gelecekteki kendinize mail atıyorsunuz, ayarladığınız tarihte mail gelip kapınızı çalıyor!
benden bu kadar.
devamını gör...
çok fena cehaletin döndüğü düşünülen yerler
birçok gündüz kuşağı programları(bkz: doya doya moda)
devamını gör...
düğün
özetle evlilik törenidir.
iki insanın bir hayatı birleştirmek için girdikleri yolun bir dönemeci, bir durağı denebilir belkide.
evliliklerini şatafatla, eğlenceyle, ne bileyim bana göre işkenceyle taçlandırmak isteyen insanların tercih ettiği tören şekli.
ortadoğu ülkeleri (ve dahi türkiye dahil) tarafından genelde abartılan, günlerce süren seromonilerle devam eden bir tören.
düğünlere harcanan paralar dudak uçurtacak cinsten. salondu, organizasyondu, gelinlikti, damatlıktı, çalgı çengiydi, yok efendim yemeğiydi ıvırı zıvırı derken akıl tutulması yaşatan paralar harcanıyor.
genelde 'bir kere evleniyoruz canım' cümlesi devamında ucu bucağı olmayan adet ve kültür gösterimi hallerle yapılan organizasyonlar ve o organizasyonlara dökülen paralar.
para benim kırmızı çizgim arkadaş. daha az para harcansa belki katlanabilirim. şaka şaka benim altından kalabileceğim durumlar değil.
tercih eden, seven çok tabi. ama bana hep garip gelir. iki insan evleniyor diye neden bu kadar tantana çıkıyor anlam veremem.
içimde kalmasın diyenler olur belki ne bileyim benim içimde öyle bir şey varsa zaten kalmasın der çeşitli meditasyon teknikleriyle o iç karışıklığı ve tutukluğu dışarı çıkarırım.
pandemi dolayısıyla iki senedir pek göremiyoruz tabi artık. en büyük yeğenim pandeminin başında yaptı coronayı bahane edip gitmedim. bir küçüğü başka ablamdan kendileri onunkine katıldım vallahi ortama ayak uydurup göbek bile attım. sefam olsun oh. küçük olanın ki tabi daha sadeydi. bahçede abartısız daha sakin ve pandemi kurallarına uydurulup daha kısa sürdü. yıllar sonra ben de düğün görmüş oldum.
tercih etmem edene de niye ediyorsunuz demem. ama 'çok para az etmen guzum' derim tabi içimden. düğün yapın yapmayın demiyorum ama lütfen beni çağırmayın. saygılar efem.
iki insanın bir hayatı birleştirmek için girdikleri yolun bir dönemeci, bir durağı denebilir belkide.
evliliklerini şatafatla, eğlenceyle, ne bileyim bana göre işkenceyle taçlandırmak isteyen insanların tercih ettiği tören şekli.
ortadoğu ülkeleri (ve dahi türkiye dahil) tarafından genelde abartılan, günlerce süren seromonilerle devam eden bir tören.
düğünlere harcanan paralar dudak uçurtacak cinsten. salondu, organizasyondu, gelinlikti, damatlıktı, çalgı çengiydi, yok efendim yemeğiydi ıvırı zıvırı derken akıl tutulması yaşatan paralar harcanıyor.
genelde 'bir kere evleniyoruz canım' cümlesi devamında ucu bucağı olmayan adet ve kültür gösterimi hallerle yapılan organizasyonlar ve o organizasyonlara dökülen paralar.
para benim kırmızı çizgim arkadaş. daha az para harcansa belki katlanabilirim. şaka şaka benim altından kalabileceğim durumlar değil.
tercih eden, seven çok tabi. ama bana hep garip gelir. iki insan evleniyor diye neden bu kadar tantana çıkıyor anlam veremem.
içimde kalmasın diyenler olur belki ne bileyim benim içimde öyle bir şey varsa zaten kalmasın der çeşitli meditasyon teknikleriyle o iç karışıklığı ve tutukluğu dışarı çıkarırım.
pandemi dolayısıyla iki senedir pek göremiyoruz tabi artık. en büyük yeğenim pandeminin başında yaptı coronayı bahane edip gitmedim. bir küçüğü başka ablamdan kendileri onunkine katıldım vallahi ortama ayak uydurup göbek bile attım. sefam olsun oh. küçük olanın ki tabi daha sadeydi. bahçede abartısız daha sakin ve pandemi kurallarına uydurulup daha kısa sürdü. yıllar sonra ben de düğün görmüş oldum.
tercih etmem edene de niye ediyorsunuz demem. ama 'çok para az etmen guzum' derim tabi içimden. düğün yapın yapmayın demiyorum ama lütfen beni çağırmayın. saygılar efem.
devamını gör...
geceye bir 45'lik bırak
you’ll never walk alone - frank sinatra
devamını gör...
erdoğan'ın dünyada ekonomisi en hızlı büyüyen ülke olduk demesi
bir düş yakamızdan artık anladık be anladık, halkımız siyah havyar sürüyor ekmeğe sabahları zeytin ezmesi yerine biz de biliyoruz dediğim açıklama.
devamını gör...
2 milyon aileye 1100 tl tam kapanma yardımı yapılması
türkiye’de ise ulusal engelli veri taban’ına göre engelli birey sayısı 1.559.222. (ancak resmi olmayan rakamlara göre %13 düzeyinde, 9 milyon olduğu söyleniyor) bunların %27’si 0-21 yaş, %36’sı 22-49 yaş, %37’siyse 50-64 yaş arasında…
iki milyon badem bıyıklı g*tü pantolonundan taşan müptezel yerine bu insanlara öncelik verilir mi?
zannetmiyorum!
iki milyon badem bıyıklı g*tü pantolonundan taşan müptezel yerine bu insanlara öncelik verilir mi?
zannetmiyorum!
devamını gör...
hayatı güzelleştiren ufak detaylar
öylesine yazılmıs minik notlar..sebepsiz mutlu olurum..
devamını gör...
herkes mahlasına yakışanı yapsın
kaç gündür bu başlığı görüyorum ama şimdi ben napayım? mahlasıma nasıl yakışanı yapayım ki bilemedim. yazsam olmuyor yazmasam olmuyor kararsız kaldım. ben toprak mı olayım çiçek mi olayım ne olayım? kafamda deli sorular
devamını gör...
elfen lied
"elfen lied" almancadır ve elf'in şarkısı anlamına gelir.
2004'te yayınlanmaya başlamasıyla birlikte o yıl çok konuşulan ve ses getiren animelerden biriydi, elfen lied.
konuya bakacak olursak;
yeni bir türün ilk bireyleri yavaş yavaş dunyaya adım atmaya başlamıştır, öyle ki bu daha tam olarak çıkmamış olan türün insan ırkının sonunu getireceği bile düşünülmektedir. bu yeni türün insanlara yaşatabileceği vahşetin kapasitesi gun geçtikçe açığa çıkarken uzmanlar, bilim insanları bu tür üstünde deneylerine başlamıştır bile, devlet de arkasındadır.
bu bahsedilen yeni türün, sırtlarından çıkan 'vektör' adı verilen 2 metre boyutunda elleri ve kafalarının üzerinde küçük bir çift boynuzları bulunmaktadır, fakat insanlar 'vektör' denen elleri goremezler. ayrıca bu turdekiler genelde kırmızı gözlere ya da pembemsi saçlara sahip olurlar. aynı zamanda bu 'vektör'lerin başka bir insana teması o virüsün yayılmasını sağlar, virüsün bulaştığı kişilerin doğacak çocukları da diclonius adı verilen yeni türe dahil olur.
tabi her ne kadar insanlığı "tehdit " edici olsalar da, animeler bu türün uzerinden işlenir, suçsuz olmasına rağmen işkencelere, acımasız deneylere maruz kalan, dışlanılan, sevilmeyen, masum küçük bir çocuk olsa dahi günah kecisi ilan edilen bu yeni türlerden.
öncelikle animenin kendisi kadar ünlü olan açılış müziği ile başlayayım, çünkü animedeki duyguyu gerçekten çok iyi aktarıyor. ayrıca klipteki görselleri de gustav klimt'in eserlerinden yola çıkarak yapmışlar. bunlarla birlikte latincenin güzelliği de olaya dahil edilince mükemmel bir opening çıkmış.
dinlemek için buradan
şimdi senaryoya gelecek olursak;
bir gün bu lablardan kaçmayı başaran bir diclonius, insanların arasına karışır. adı lucy olan bu diclonius, kaçarken başına aldığı bir kurşun darbesiyle hafızasını kaybetmiş ve kişiliği bölünmüştür...
sabaha karşı denizi izlemeye gelen iki kuzen yuka ve kouta, sadece "nyuu" diyebilen iki boynuzlu çıplak bir kızla karşılaşırlar. nyuu'yu evlerine götürürler ve onunla yaşarlar. ama nyuu'nun hafızası zaman zaman yerine gelir ve o zaman acımasız katil lucy'ye dönüşür,
ve insanlığın yok olmasını engellemek isteyen bilim insanları lucy'yi öldürmek zorundadırlar...
onu evine alan kouta'nın ise babası ve kız kardeşi öldürüldüğünden sonra aklı dengisi bozulmuştur, hastanede yattığı sırada aldığı ilaclar nedeniyle de geçmişini hatırlayamamaktadır. ve lucy ile zaman içerisinde unuttuğu bazı şeyleri hatırlayacaktır...
animenin konusu, senaryosu gayet güzel. lakin işleyiş konusunda da aynı şeyi diyemem, bolca mantık hatası ve boş sahne var.
öyle ki ana karakter ve mantıken animenin onun etrafında dönmesi gereken lucy, aksine nadir karşımıza çıkıyor. peki biz napıyoruz? 13 bölüm boyunca salak iki kuzenin (kouta ve yuka) hayatını, aşklarını, hiç durup düşünmeden sokakta görüp eve aldıkları kızları,cinsiyetler arasında yaşanan cinsel gerilimin yarattığı komiklikleri(!), ve gereksiz çıplaklığı izliyoruz. sonra son iki üç bölümde anime birden yine lucy'e odaklanıyor, allam lütfen sonu kötü bitmesin!!1!1! diye şükrediyoruz..
ama sonu da çok havada kalmıştı diyebilirim. yarıda kesilmiş gibiydi, gerçi animenin manga ile bir süre sonra yolları ayrılıyordu. yine de oradada benzer bir son vardı diye hatırlıyorum, gerisi spoiler, ona da gerek yok...
( japonya da kuzen ilişkisi normal karşılanıyormus bu arada, bunu da öğrenmiş olduk..)
mantık hataları da bolca var, ama benim kafama en çok takılan ve gözüme çarpan şey boynuzlardı. iyi tamam, evrim geçiriyorlar sonuçta, falan filan.. ama neden boynuz- daha doğrusu kedi kulağına benziyor- çünkü bizim gibi primat ailesine mensup olanların boynuzlarının olmamasının bir nedeni vardır, evrim geçiriyorlar ise, neden böyle birşeye ihtiyaç duyup da geçiriyorlar? animedeki çoğu şey ile birlikte bu soru da havada kalmıştı...
fakat bu animeye "duygu sömürüsü" demek yanlış. böyle diyen birçok kişi var. anime ilk bölümden, hayatın tüm acı gerçeklerini yüzünüze vuruyor. tüm mantık hatalarına ya da gereksiz sahnelere rağmen izlenilesi bir anime.
kısaca animede bolca dram var. acı, kan, vahşet, dehşet, kıskançlık, nefret, aşk, yalnızlık, travma. çok hassas iseniz, izlemenizi en başından önermiyorum. ama bunun dışında yine ne olursa olsun, izlenmeye değer bir anime diye düşünüyorum, öyle ki, sadece bir kaç dakikalık sahneleri için bile izlenir. bittikten sonra gerçekten üzerinizde bir etki bırakıyor, zaten izlerken de o hissi çok iyi yaşatıyor. isteyerek ya da istemeyerek sizi o havaya sokuyor. hiç değilse, sadece lucy'nin hikayesi için izleyin...
başka anime eleştirilerinde görüşmek üzere...
2004'te yayınlanmaya başlamasıyla birlikte o yıl çok konuşulan ve ses getiren animelerden biriydi, elfen lied.
konuya bakacak olursak;
yeni bir türün ilk bireyleri yavaş yavaş dunyaya adım atmaya başlamıştır, öyle ki bu daha tam olarak çıkmamış olan türün insan ırkının sonunu getireceği bile düşünülmektedir. bu yeni türün insanlara yaşatabileceği vahşetin kapasitesi gun geçtikçe açığa çıkarken uzmanlar, bilim insanları bu tür üstünde deneylerine başlamıştır bile, devlet de arkasındadır.
bu bahsedilen yeni türün, sırtlarından çıkan 'vektör' adı verilen 2 metre boyutunda elleri ve kafalarının üzerinde küçük bir çift boynuzları bulunmaktadır, fakat insanlar 'vektör' denen elleri goremezler. ayrıca bu turdekiler genelde kırmızı gözlere ya da pembemsi saçlara sahip olurlar. aynı zamanda bu 'vektör'lerin başka bir insana teması o virüsün yayılmasını sağlar, virüsün bulaştığı kişilerin doğacak çocukları da diclonius adı verilen yeni türe dahil olur.
tabi her ne kadar insanlığı "tehdit " edici olsalar da, animeler bu türün uzerinden işlenir, suçsuz olmasına rağmen işkencelere, acımasız deneylere maruz kalan, dışlanılan, sevilmeyen, masum küçük bir çocuk olsa dahi günah kecisi ilan edilen bu yeni türlerden.
öncelikle animenin kendisi kadar ünlü olan açılış müziği ile başlayayım, çünkü animedeki duyguyu gerçekten çok iyi aktarıyor. ayrıca klipteki görselleri de gustav klimt'in eserlerinden yola çıkarak yapmışlar. bunlarla birlikte latincenin güzelliği de olaya dahil edilince mükemmel bir opening çıkmış.
dinlemek için buradan
şimdi senaryoya gelecek olursak;
bir gün bu lablardan kaçmayı başaran bir diclonius, insanların arasına karışır. adı lucy olan bu diclonius, kaçarken başına aldığı bir kurşun darbesiyle hafızasını kaybetmiş ve kişiliği bölünmüştür...
sabaha karşı denizi izlemeye gelen iki kuzen yuka ve kouta, sadece "nyuu" diyebilen iki boynuzlu çıplak bir kızla karşılaşırlar. nyuu'yu evlerine götürürler ve onunla yaşarlar. ama nyuu'nun hafızası zaman zaman yerine gelir ve o zaman acımasız katil lucy'ye dönüşür,
ve insanlığın yok olmasını engellemek isteyen bilim insanları lucy'yi öldürmek zorundadırlar...
onu evine alan kouta'nın ise babası ve kız kardeşi öldürüldüğünden sonra aklı dengisi bozulmuştur, hastanede yattığı sırada aldığı ilaclar nedeniyle de geçmişini hatırlayamamaktadır. ve lucy ile zaman içerisinde unuttuğu bazı şeyleri hatırlayacaktır...
animenin konusu, senaryosu gayet güzel. lakin işleyiş konusunda da aynı şeyi diyemem, bolca mantık hatası ve boş sahne var.
öyle ki ana karakter ve mantıken animenin onun etrafında dönmesi gereken lucy, aksine nadir karşımıza çıkıyor. peki biz napıyoruz? 13 bölüm boyunca salak iki kuzenin (kouta ve yuka) hayatını, aşklarını, hiç durup düşünmeden sokakta görüp eve aldıkları kızları,cinsiyetler arasında yaşanan cinsel gerilimin yarattığı komiklikleri(!), ve gereksiz çıplaklığı izliyoruz. sonra son iki üç bölümde anime birden yine lucy'e odaklanıyor, allam lütfen sonu kötü bitmesin!!1!1! diye şükrediyoruz..
ama sonu da çok havada kalmıştı diyebilirim. yarıda kesilmiş gibiydi, gerçi animenin manga ile bir süre sonra yolları ayrılıyordu. yine de oradada benzer bir son vardı diye hatırlıyorum, gerisi spoiler, ona da gerek yok...
( japonya da kuzen ilişkisi normal karşılanıyormus bu arada, bunu da öğrenmiş olduk..)
mantık hataları da bolca var, ama benim kafama en çok takılan ve gözüme çarpan şey boynuzlardı. iyi tamam, evrim geçiriyorlar sonuçta, falan filan.. ama neden boynuz- daha doğrusu kedi kulağına benziyor- çünkü bizim gibi primat ailesine mensup olanların boynuzlarının olmamasının bir nedeni vardır, evrim geçiriyorlar ise, neden böyle birşeye ihtiyaç duyup da geçiriyorlar? animedeki çoğu şey ile birlikte bu soru da havada kalmıştı...
fakat bu animeye "duygu sömürüsü" demek yanlış. böyle diyen birçok kişi var. anime ilk bölümden, hayatın tüm acı gerçeklerini yüzünüze vuruyor. tüm mantık hatalarına ya da gereksiz sahnelere rağmen izlenilesi bir anime.
kısaca animede bolca dram var. acı, kan, vahşet, dehşet, kıskançlık, nefret, aşk, yalnızlık, travma. çok hassas iseniz, izlemenizi en başından önermiyorum. ama bunun dışında yine ne olursa olsun, izlenmeye değer bir anime diye düşünüyorum, öyle ki, sadece bir kaç dakikalık sahneleri için bile izlenir. bittikten sonra gerçekten üzerinizde bir etki bırakıyor, zaten izlerken de o hissi çok iyi yaşatıyor. isteyerek ya da istemeyerek sizi o havaya sokuyor. hiç değilse, sadece lucy'nin hikayesi için izleyin...
başka anime eleştirilerinde görüşmek üzere...
devamını gör...



