hevesim yok o yüzden yazıyorum. bu kadar.
hevesim gelirse yazmaya devam ederim.
(bkz: paradoks)
devamını gör...

gece vakti şarıl şarıl yağan, huzuru bol yağmurdur.
tam benzinliğe sigara almaya çıkarken yakalamıştır ama olsundur.
devamını gör...

katıldığım başlık.

ilk öpücüğü birinin vermesi gerekiyor yoksa oy atmıyorlar.
devamını gör...

kimse kimseyi sevmek zorunda değil.

bu ülke şu meselelere gülüp geçmeyi artık öğrensin, valla billa bıktım. belli dönemlerde siyasal islam marjinalliği, belli dönemlerde atatürkçülük marjinalliği ve sürekli sistem içerisinde bu tartışma yapılıyor. bırakın arkadaşım geçmişi ve geleceği, teknoloji diye bir tren var ve kaçıyor. ona bindik bindik yoksa yine atatürk gibi birine ihtiyaç duyup bizi kurtarması için çabalayacağız.

suni gündemlere toplumsal tepkiler verilmeli artık, tv lerde reyting uğruna bütün değerlerimizin içi boşaldı.

ben gelecek istiyorum, bana geçmişle gelmeyin. 50 yıl sonra 100 yıl sonra işleyecek devlet projeleri koyun ortaya, eğitimi düzeltin. bıktık marjinalliğinizden, radikallığınızdan
devamını gör...

bende diyorum ne kadar düşünceli insanlar yol veriyorlar. ınsanlara olan güvenim bir kere daha sarsıldı. hayır ağlamıyorum gözüme sözlük kaçtı.
devamını gör...

tofaş ile mercedes arabalarını kıyaslamak gibi bir versustur.

hasan denilen kişi cem yılmazın kesip attığı tırnağı olamaz bence.
devamını gör...

(bkz: gün batımı)*
devamını gör...

önce yaşam düşünceyi oluşturur.çevresel bi çok etken ve aile etkisiyle oluşan düşünce zamanla seçimi bireye bırakır. yeterli olgunluğa erişmiş birey ipleri eline alır ve düşüncesi ile yaşamını şekillendirir. tabi bu evreye gelene kadar yaşamını şekillendirebilecek gücü kaldıysa.
devamını gör...



“35 yaşındayım… daha hiç bir şey yaşamadım ki ortasında olayım hayatın. ama kenarındayım o kesin; hem de en kenarında, bizim mahalle gibi… hayatta en çok askerliği sevdim. ben askerken çok sevda mektubu yazdım; başkalarına. çok mektup okudum; başkalarının. elin gariplerine de eziyet ettim. niye? çünkü ben şehirliydim. nüfusumda buranın adı yazıyor; ama şehir beni takmıyor…”

yusuf (yeditepe istanbul-1. bölüm)
devamını gör...

"saçmalama, yazma" dedi bir dost ve o şimdi uyudu ve kulaklıkta streotipa* var, dönüyor, dönüyor, durmadan dönüyor.

yazacağım tabii ki ama o adam anlatsın, ben olamadım.

gündüz, 10 dakikalık bir yola gideceğim ama yürümek azap. dolmuş, el, durdu. arka en sol, güneş, sıcak.

3. dakikada sanırım dizimin üstüne kırmızı siyah bir arkadaş yerleşti, kırmızı ışıkta beklerken fotoğrafını çektim, öyle huysuz ki, yerinde duramayan bişi ama benden de ayrılmıyor, sevdi beni ya da bir mesaj, o an bilmiyorum.

uçar diye bekliyorum uçmuyor, dokunsam ölecek ufacık. ineceğim yere gelmek üzereyim, gözüm onda ama artık ne yaparsa yapsın dedim, boşverdim. hep öyle yapmaz mıyım zaten?

inilecek yer, devlet grisi binalar.
içimden "sen arabada kal, gez işte, ne güzel" dedim, zor bela çıktım arabadan.
üstümü düzelteyim diyorum, orada.
sol omuzumda bana bakıyor.

güldüm, "nasıl istersen?" dedim, kulağıma yaklaşmasını beklemeden, yoluma yürüdüm. bilmiyordum ki ya o / ya da / akrabası olan aynı elbiseyi giymiş başka bir böcek yine karşıma çıkacak ileriki saatlerde?

biri birgün bişi demişti benim için, "bir kere yolunuz kesiştiğinde kopamıyorsunuz.". doğru yalan bilemiyorum, onun yalancısıyım.

/ beni bir kadının hikayesinde yaşatan arkadaşım,teşekkür ederim
sahi, sen ne diyecektin bana? /

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kafa sözlüğün bir yazarı olmaktan an itibari ile gurur duydum. teşekkürler kafa sözlük. bizi de böyle güzel bir kampanyaya dahil olma fırsatı verdiğiniz için de ayrı teşekkürler.
devamını gör...

sosyal medyadan aşina olduğumuz bir terim. ne kadar çabalarsan çabala karşıda ki anlamaz da "ulan acaba ben mi malım da anlatamadım?" diye bir iç hesaplaşma yaparken derin bir nefes alıp "-oğlum bak son kez anlatıyom." diyerek en baştan, big bang teorisinden başlanır ya mevzuya, hah işte tam o an ortaya çıkan bir eylemdir bilâl'e anlatır gibi anlatmak.
devamını gör...

aşı olduk diye sevindik. kopacaksa kopsun kıyamet. zaten annemiz üzülmesin diye yaşıyoruz.
devamını gör...

henüz yeni keşfettiğim tears dont fall şarkıları ile beni benden almış heavy metal grubu.
devamını gör...

saçlarımdan tuttun, çamurumdan çıkardın, nefes alıyorum şimdi biraz.
bu çamur ikimize aitti di mi?
bıraktım seni di mi?
ama ben dedim sana "ya makaraya alırım ya da saldırır kaçarım" diye?

ve seni bir an bile makaraya almadım, alamazdım, kocaman yalanlar dolu bir hayatı önüne attım, bak dedim, "bunlar yok" artık.
anlamadım seni, anlayamadım ve korktum, zaten başın yeteri kadar balonlarla dolu iken seni de bulaştırmak istemedim kendimle.
kaçtım.
bilmiyorum be kadın, konuşuruz bunları, boyoz yumurta ve su bardağında çay * benden, mekan pasaport, zaman sabah.
sonra da elinden kahve içelim, olur mu?*

şunu da ortaya bırakayım, hangimiz yerinden bir milim kıpırdarsa öbürü üstüne atsın, aklı başına gelsin, bir daha olmasın, burnun çok güzel, ben salağım, teşekkür ederim......

aha da şuraya bıraktım.
devamını gör...

gelmiş geçmiş en etkileyici filmdir. en iyi filmler konuşurken matrix'in sıralamaya alınması haksızlıktır, daima yeri 1'dir. 100 kere de izleseniz her izleyişinizde "oha, bu böyleymiş lan" dersiniz, yeni bir şey keşfedersiniz.

filmin felsefi ana fikri için herkes benzer şeyler yazdığı için ben başka bir açısından özetlemek isterim:
diyelim ki 3 arkadaş takılıyorsunuz, bir anda kozmik bir portalın içinden robotlar çıkıp geliyor, insana estetik ve sentetik olarak birebir benzeyen bir robotu gelip yanınızdaki koltuğa oturtuyorlar, ve size diyorlar ki,

"bakın kardeşler, biz geldik, bir deney yapacağız, şimdi bu robotu komple insanmış gibi programlayacağız, 27 yaşındaki bir insanmışçasına 27 senelik hatıra yükleyeceğiz, doğma anne baba okul şu bu, işte sizi de 12 senelik arkadaşı sanacağı şekilde anıları da olacak" deyip robotu kurup gittiler, diyelim.

robot çalışmaya başladığı anda zınk diye sizinle direkt takılan, kendini insan zanneden, 27 senedir kendini yaşıyor zanneden, okul arkadaşları olan, doğum günlerini kutlamış şekilde hiçbir şeyin farkında olmaksızın dümdüz yaşama başlayacaktır.

buraya kadar kopmadan açıkladığımı varsayarak şimdi bu yazıyı okuyan size sorum şu, bir takım kozmik bir şeylerin ya da her neyse işte, gelip, sizi kurup, hatırları yükleyip, çalıştırıp gitmediğini nereden bilebilirsiniz, nasıl bilebilirsiniz?

işte, matrix'i izledikten sonra bu soruya gerçekçi ve tatminkar bir cevap aramaya başlamanız gerekir, bu sorunun varlığından bile haberdar olmayan milyonlarcasına selam etmiştir matrix. cevabı bulup işin içinden çıkan varsa, bana da anlatsın. bırakın yapay zekayı, savaşları, robotları vesaire, o konuları geçelim.. matrix'in olayı budur.
devamını gör...


zaman geçiyor. bizler zamanın içinde yüzdüğümüz halde zamanın geçişini değil de, o geçtikten sonra, sadece geçmiş olduğunu hissedebiliyoruz. o da şakağa düşen aklarda, alnımızdaki kırışıklıklarda, bele yapılan lumbago ağrılarında, nihayet hastalıkta, ölümde...

haldun taner'e ilk sait faik hikaye armağanı'nı kazandıran aynı adlı öykü kitabı.

okumalara doyamadığım, bana sürekli saati tahmin etme tiki kazandırmış bir hikaye.
devamını gör...

dinlemek kolay, zor olan anlamaktır.
devamını gör...

içimdeki toxiği salıcam kusura bakabilirsiniz.

o kadar romantize edildiki bu “iç ses” yıldım. vallahi bezdim. tamam hepimiz okuduk, sevdik, ettik. yeter ya. bence buraya kadar yetsin artık.

kitap o kadar uzundu ki hele hele ortalarında okuduğum yerde dalıyor, aynı cümleyi beş kez okuyordum. bitince üzerimden yük kalktı resmen.

yine söylüyorum çünkü öh geldi;
kitap o kadar uzundu ki, olric bu kadar konuştu mu? olric neyi ne kadar söyledi? artık biz mi olric söylemiş gibi cümleler sallıyoruz? emin olamıyorum, çünkü bin sene geçti üzerinden. salın artık ya, lütfen artık salın da tutunabilelim.
devamını gör...

üst ekleme- eğer 2 günde değişmezse aylık puan tablosundan gelecek ödülü ihtiyacı olan bir yere bağışlar mısınız?

tanım: doğumgününde sözlüğe bye diyen yazar.
yeteri kadar mide bulandırıcı olayı gördükten sonra, yönetimin bir kısmına yönetimde başarılar, diğer kısmına da koruyup kolladıkları ile mutlu mesut sözlükçülük oyununda başarılar diliyorum.

20 yıldan sonra herhangi bir sözlük için bu derece kafa yoramam.*

kalın sağlıcakla.**
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim