aşağıdaki sporlar ile ilgili turnuvalar giderek yaygınlaşıyor. kimbilir belki 1. kafa sözlük olimpiyat oyunları düzenleninceye kadar yeni enteresan sporlar da çıkar.
eş taşıma: kadın partnerinizi sırtınıza alıp, farklı parkurlardan oluşan yarışı birincilikle tamamlamaya çalışıyorsunuz. partnerinize ve de kendinize güveniyorsanız, finlandiya’nın sonkanjärvi kentinde düzenlenir.

bossaball: plaj voleyboluna bir alternatif olarak çıkan bu oyunun prensibi büyük bir trombolin (şişme tramplen) üzerinde voleybol, futbol ve latin danslarının karışımından oluşan hareketlerle müsabakayı kazanmak.

yastık savaşı: pijamayla yapılan bu aktiviteye katılanlar, koruyucu giysiler, dizlik ve dirseklik giymek zorundalar. yarışmaların galibi ise oyundaki dayanıklılık ve tekniğe göre belirleniyor.

bacak tekmeleme: ingiltere’nin gloucestershire bölgesi çıkışlı olan bacak tekmeleme (shin kicking) adlı sporun temelleri, 1600’lü yıllara dayanıyor. ingilizler, bu oyunu, o kadar kendi tarihlerinin ve geleneklerinin bir parçası olarak görüyorlar ki; bu sporun olimpiyatlarda yer alması için, olimpiyat komitesine başvuruda bile bulundular. ancak komite, bu sporu biraz şiddetli buldu.

cable wakeboard: elinizde ip, ayağınız ya da poponuzun üzerinde bir boardla bekliyorsunuz. makara dönüyor, ip geriliyor. sonra yarış başlıyor. makara sistemine dayalı bir parkurda kiteboard ve snowboard'un bir sentezi.

zorbing: plastik büyük bir topun içine girip bağlantılarla sabitlendikten sonra yamaçtan aşağı yuvarlanıyorsunuz. tehlikeli görünse de sıfır risk taşıyan bu sporu yapanlar çok zevkli olduğunu söylüyor.

merdiven tırmanma: merdiven tırmanarak spor yapmayı alışkanlık hâline getirmiş bir grup insan bir araya geliyor ve birlikte, 70 kat ve üzerindeki binalara tırmanmaya çalışıyor. empire state binası, chicago wills kulesi, tayvan kulesi gibi mekânlar, yarışma için en çok seçilen yerler arasında yer alıyor.

ayak voleybolu: "sepak takraw" olarak bilinen bu sporda üçer kişilik 2 takım, voleybolun aynısı olan sporu ellerini hiç kullanmadan ayaklarıyla yapmaya çalışıyorlar. bu file sporu büyük güç, konsantrasyon ve yetenek gerektiriyor.

yamakasi: luc besson'un aynı adlı filminden ilham alan bu sporda hiç bir ekipman kullanmadan oradan oraya sıçranıp atlanıyor, damdan dama geçiliyor.

unicycle: bir sirk maymununa benzediğiniz bu aktivitede tek tekerlekli bisiklet üzerinde hokey oynamak, yoga yapmak, yarışmak gibi istediğiniz aktiviteyi gerçekleştirebiliyorsunuz.

peynir yuvarlama: ingiltere'nin brockworth kentinde her yıl geleneksel olarak yüzlerce katılımcıyla yapılıyor. yarışmacılar bir yamaçtan aşağıya deli gibi koşarak, yuvarlanan yerel dev peyniri yakalamaya çalışıyorlar.

satranç boksu: hollandalı lepe rubingh'in, fransız çizer enki bilal’in satranç ve boksu birleştirdiği öyküsü “froid équateur (soğuk ekvator)”dan etkilenerek 2003 yılında spor dünyasına kazandırdığı satranç boksunda ringe çıktıktan sonra, hem birbirlerine vuruyor hem de satranç oynuyorlar.

bataklık futbolu: ilk dünya şampiyonası 1998 yılında finlandiya’da yapılan bataklık futbolu, 2000 yılından itibaren, ingiltere ve iskoçya’da da oynanmaya başladı. deterjan reklamlarına malzeme olacak cinsten bir çamurun içinde oynanan bu oyuna kadınlar da turnuvalara katılıyor.

bataklık dalışı: herhangi bir bataklıkta, düz bir parkurda, gözlük ve şnorkel takan yüzücüler yarışıyorlar. ancak klasik yüzme metotları yasak, sadece yunus gibi ayaklar kullanıp kıvrılarak yüzülmesine izin var.

gelincik saklama: bu sporda, bir hayvan olan dağ gelinciğini (ferret) paçalarını ayak bileğinize bağladığınız beyaz pantolonunuzdan içeri atıyorsunuz ve onu orada, mümkün olduğunca uzun bir süre tutuyorsunuz. bu spor için her yıl, ingiltere’nin york bölgesinde özel bir turnuva düzenleniyor. gelincikler ısırır ve beyaz pantolonunuzu kanlar içinde bırakabilir, dikkatli olun.

ekstrem ütücülük: 1997 yılında leicester'lı fabrika işçisi hans meimban’ın icat ettiği bir spor olan ekstrem ütücülük; havada, karada, dağda veya suda ütü yapmak isteyen çılgın insanların sporu olarak görülüyor. sporun ilk turnuvası, 2002 yılında, almanya’da yapıldı ve yarışmacılar; hurda bir otomobilde, ağaç tepesinde ve sörf yaparken ütü yapmaya çalıştı.
devamını gör...

80'li yıllarda trt'de yayımlanan fransız-japon ortak yapımı çizgi filmdir.
clementine adlı yatılı okulda okuyan kızımız, hemera isimli doğa üstü güçleri olan arkadaşın küresiyle zamanda yolculuk yaparak başı dertte olanlara yardım eder.

çizgi filmin özelliği, çocuklara çeşitli kültürlerin tanıtmasıdır. bir gün antik mısır'ın çöllerinde koşarken, bir diğer macerada japon geleneksel savaşçıları samuraylarla, bazen italya'da, bazen kızılderililerle, bazen de leonardo da vinci'nin hayatına bakış atarken izlersiniz.

fakat gelgelelim, her macerada kötü adamlar var. baş kötümüz alevden malmoth isimli yaratık. cehennemde yaşıyor ve karakteri kendisine uygun kişileri seçerek clementine'in başına sarıyor. elemanlar başarısız olunca da solucanımsı yılanımsı bir şeye çevirerek cehenneme atarak hesap soruyor.. kimileri için travma yaratmış olsa da aslında güzel çizgi filmdi. güzel bir giriş şarkısı vardı.
devamını gör...

sol akışı kurtarmak için yapılan bir hamle. ama ne hamle yahu!
abi kimin aklına geldi bu?
kimin aklına geldiyse iyi ki gelmiş.
ben bu kategoriye bayıldım!buradan

tabi bazı eleştiriler sözlükten soğutan moderasyon başlığında dile getirilmiş. haklı tarafları elbette var.
zaten dananın kuyruğu burada kopuyor.

moderasyonun hangi başlığın başıboş hangisinin akışta yer alması gereken başlık olduğuna iyi karar vermesi gerekir.
ben zamanla bu karar mekanizmasının amaçlanan şekilde çalışacağını ümit ediyorum.

hep eleştirdik, sözlük kötüye gidiyor neden bir şey yapmıyorsunuz, yoksa umurunuzda değil mi dedik?
ama hep iyi niyetimizden dedik.

şimdi bu hamle için ayağa kalkıyor ve kocaman bir alkış gönderiyorum!
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

içine atar çünkü dışa yansıtmasının anlamı yoktur. beklediği ilgiyi, alakayı görmeyince üzüldüğüyle kalır. boşa denmemiş;
derdin varsa git denize anlat. kedilere, bulutlara anlat. pencere pervazında çiçeklere anlat. insana dert anlatılır mı hiç?
devamını gör...

sağlıklı olduğunu hatırlamak. canınız aşırı sıkkınken bir anda aman ya çok şükür sağlıklıyım dersin ve hayat devam eder. klişedir ama gerçekten allah kimseyi sağlıkla imtihan etmesin.
devamını gör...

şak diye gündüz moduna geçince bir anda sözlükten uçurulduğumu düşündüren yeni güncelleme. ayol korktum...güzel olmuş. gece modu koyu mod gözümü yoruyordu bu iyi olmuş.

(bkz: çalmıyorlar ama çalışıyorlar)
devamını gör...

hepsini denemiş mi diye hep merak ettiğim kızdır.
devamını gör...

ege taraflarında goruk suyu yaparlar. bazı kahvehaneler ve cafelerde satılır da. hafif mayhoş muazzam bir tadı olur. denk gelirseniz paz geçmeyin.
devamını gör...

doğrudur. mesela benim içimde çok güzel bir insan var ama çok nadir çıkıyor dışarı. bir saniye falan çıkıyor. onu da siz göremediniz muhtemelen.
devamını gör...

babamın annemle ilk kez tanıştıkları efsanevi konser. anlattıklarına göre mükemmel bir ortam varmış.

freddie mercury ilk olarak we are the champions’un nakaratıyla sahneye çıkmış. birlikte we will rock you söylemişler. bohemian rhapasody, mama derken zaman su gibi akıp geçmiş.

belki de on binlerce kişinin konsere geldiğini ve öyle harika bir atmosferi hayatı boyunca yaşamadığını aktarıyor babam. f. mercury’nin mama diyişi hâlâ kulaklarımdadır diyor.

edit: konser öncesinde grubu kaymak yemeye götürdüklerini de söylemem gerek.
devamını gör...

tecrübelerin yanıltıcı olabileceğidir. iki iki daha dört etmez.
devamını gör...

modern tıbbın kıymetini bildirecek durumdur. yine de geçmiş olsun tabii.
devamını gör...

aslı, “zemherîr”dir. arapça bir kelime olup, kuzey yarımkürede 22 aralık ile 21 ocak arasında yaşanan en soğuk günlere verilen isimdir. tam türkçesi ise karakıştır.
devamını gör...

yemin ederim elim titriyor yazamıyorum. sabırla da yazmaya devam etmiş, içime kızgın yağ döken haber. daha fazla yazamıyorum, bir senedir oldu belki ağlamadım ama işimin ortasında ağlayacağım resme bir iki daha bakarsam.
devamını gör...

1999 yapımı james mangold filmi . alman yapımıdır . türkiye ' de gösterime girmemiştir . ( nedenini bilmiyorum ama fragmanları yayımlanmış bilen varsa beni de bilgilendirirse sevinirim. ) .
film 1960 larda bir akıl hastanesinde geçiyor. o yıllarda akıl hastaneleri ne durumdaydı hastalara nasıl davranılıyordu bunlara dayanan başrollerini angelina jolie ve winona ryder ' ın paylaştığı etkileyici filmlerden . ayrıca jolie'ye en iyi yardımcı kadın oyuncu oscar'ını kazandırmış filmdir ve bu kendisinin tek oscarıdır . filmin psikolojik açıdan rahatsız edici yönlerinin olduğunu söylemek gerek çünkü işlenen temalar arasında uyuşturucu, intihara eğilim, teşebbüs ve intihar var. birçok psikolojik rahatsızlığıda öğrenebileceğiniz aynı zamanda ufuk açıcıda bir film. ve söylemeden geçemeyeceğim angelina hanım filmde o kadar güzel ki o serseri havası konuşması saçları öylesine etkileyici ki filmi seytettiğimde kendisini hayran hayran izlemeye dalmaktan filmi habire geri sarıyordum.winona ryder ayrı bir güzellik ve oyunculuk performansı sunmuş bizlere . bu filmi izleyene kadar kendisinin en sevdiğim filmi " edward makas eller " filmiydi ama girl interrupted ( türkçeye "aklım karıştı " olarak çevrilmiştir .) yeni favorim oldu. içerdiği şiddet ögelerinden ötürü ( +18 sayılabilecek , bunu belirteyim ) bu filmi izlemeden fragmanına göz atmanızı öneririm . iyi seyirler



angelina hanımefendinin 2 tane oscar'ı varmış. yanlış olmuş affola.


her sene oscar ödüllerini düzenleyen sinema sanatları ve bilimi akademisi, ünlü yıldız angelina jolie'ye dünya çapında gönüllü olarak yaptığı insani yardımlar için jean hersholt hayırseverlik onur ödülü verildi


devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bunca şeyi sırtlanan bu omuzları öpmesem ayıp ederdim kendime.. ihtiyacım falan da yok kimseye ben kendime sarılır, öperim. geniş olunca yetişiyorum çok şükür...
devamını gör...

afganistan'da çocuk evliliklerine karşı bilinçlendirme konusunda ve çocuk seks istismarını önleme konusunda katıldığım çalışmalar sanırım benim için en zor olanıydı.
afganistan'da yasal evlenme yaşı anayasaya göre kızlar için 16, erkekler için 18 olmasına rağmen anayasada yer alan afganistan yasaları islam kuralları ile çelişemez ve çelişmesi durumunda islam kuralları izlenir dendiği için hem erkekler hem de kızlar çok daha erken yaşta aileleri tarafından evlendirilmekte.
afganistan'da bizdeki beşik kertmesi gibi 3-5 yaşındaki çocuklar nişanlandırılır ve genelde 9 yaştan itibaren ve bazen 6 yaştan itibaren evlendirilirler. burada 9 yaş ve 6 yaş farklılığı o bölgedeki mollanın muhammed'in ayşe ile olan evliliğinde ayşe'nin yaşına bağlı yorumundadır.
iki çocuğun evlendirilmesinin dışında aynı zamanda özellikle kız çocukları ekonomik nedenlerden ötürü başlık parası için evlendirilir. bir kız çocuğunun bedeli 35 kilo buğdaya kadar düşer. konuştuğum aileler içinde ya evlendireceğiz en azından onun karnı doyacak ve kardeşleri bu kışı sağ salim geçirecek ya da hem kız hem de diğer çocuklar açlıktan ölecek diyerek çaresizliklerini ortaya koymaktaydılar.
yine borç ve kan davası durumlarında çoğu zaman kadılar ailenin diyet olarak kızlarını borçlu olunan ya da kan davasının olduğu aileye gelin vermelerini isterler ya da oğlan çocukları o aileye hizmet etmek için verilir. çay oğlanı denilen bu çocuklardan kimi bache bazı olarak kullanılır.
dünyada çocuk evliliklerinin önlenmesinin tek yolu herkese evrensel temel gelir sağlanması, ailelerin çocuk evliliklerine, seks istismarına karşı bilinçlendirilmesi, çocuk hakları konusundaki düzenlemelerde dini ve kültürel hiç bir istisnanın kabul edilmemesi, yasaların uygulanmasıdır. çocukların yeri okul olmalıdır, karı-koca yatağı değil.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bazıları şey diyor, "kabeye tapmıyoruz, allah'ı simgelediği için kutsal diyoruz" vs vs...
bakınız putperestlik ikiye ayrılır zaten:

1) doğal veya yapay bir nesnenin direkt ilah olduğuna inanmak ve tapmak.

2) veya o nesnenin tanrı'yı temsil eden ve simgeleyen bir aracı olduğuna inanmak.*

ikinci örnekteki gibi nasıl bir put tanrı değil ama tanrıyı simgeliyor ve ona yönelmeyi ifade ediyorsa kabe de tam olarak aynı işlevi yerine getirmiş olur. madem allah her yerde, neden belirli bir taş yığınına doğru secde ediyorsunuz?

hadi namazın yönü teknik bir mevzu diyelim, onu bir kenara koyalım.
peki kabe'yi özellikle hacer-i esved'i öpmek, ona el yüz sürmek nedir?
bu da mı tapınmayla ilgisi olmayan teknik bir mevzu?

taş kardeşim o, bildiğin kuru bir taş. ne size ne de kendisine bir faydası olamaz , biraz zorlasan kırılır gider yani, ulan daha kendisini bile koruyamaz ki size faydası olsun. bildiğiniz normal kaya parçası, öpüp durmayın şu milyon kişinin tükürüğünün elinin kirinin bulaştığı şeyi. neymiş kutsal taşmış, taşın kutsalı mı olur? kutsal taş dediğin şey puttur.

bu adam, * o kadar uyanık ve o kadar kurnaz bir adammış ki; kendinden sonra da arap milleti para kazansın ve hatta tüm dünyadan insanlar bayıla bayıla koşup gelsinler diye islama haccı şart koymuş.

adam öylesine kuvvetli bir arap milliyetçiliği örmüş ki, bak oluk oluk para akıyor 1500 yıldır elin arabına. bizim ülkemizde neler neler var ama elin kuru çöl bedevisi kadar bile olup pazarlayamadığımız gibi,bir de gelen turisti bile ne yapıp edip kaçırıyoruz.

ve evet kısaca kâbe puttur.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim