inanmadığı dinle sabah akşam uğraşan ateist
(bkz: emil michel cioran) (bkz: çürümenin kitabı)'nda der ki;
"-dinden uzaklaştığında bile insan dine tabi kalır; bütün çabasıyla tanrı benzerleri yaratır, sonra da benimser bunları ateşlikle: içindeki kurgu ihtiyacı , mitoloji ihtiyacı, apaçık gerçeğin ve gülünçlüğün üstesinden gelir."
"-dinden uzaklaştığında bile insan dine tabi kalır; bütün çabasıyla tanrı benzerleri yaratır, sonra da benimser bunları ateşlikle: içindeki kurgu ihtiyacı , mitoloji ihtiyacı, apaçık gerçeğin ve gülünçlüğün üstesinden gelir."
devamını gör...
görünmez canavarlar
kurgusu dağınık ilerleyen ve fakat bu dağınıklığın sizi de, romandaki karakterler gibi kaosa sürüklediği muazzam bir (bkz: chuck palahniuk) kitabı. aralara serpiştirdigi ufak genel kültür bilgileri, sağlam aforizmaları ve "ohanness" dedirten finali ile sizi pişman etmeyecek bir eser.
"benim hiçbir şeyim orjinal değil. ben bildiğim tüm insanların ortak çabasıyım. "
"ne kadar dikkatli olursanız olun, hep bir şeyleri kaçırmış gibi hissedeceksiniz; sizi derinden etkileyen, tamamını tecrübe edemediğinizi söyleyen o berbat his...yani o hisse alışsanız iyi olur. günün birinde tüm yaşamınız bu histen ibaret olacak çünkü."
"hayatı doğru düzgün yaşamak için eğitilmişiz biz. hata yapmamak için. ne kadar büyük bir hata yaparsam, o kadar kurtulma ve gerçek bir hayat yaşama şansım olacağını fark ettim"
"istediğim şeyler gün geçtikçe istemeye eğitilmiş olduğum şeylermiş gibi görünmeye başladı."
"benim hiçbir şeyim orjinal değil. ben bildiğim tüm insanların ortak çabasıyım. "
"ne kadar dikkatli olursanız olun, hep bir şeyleri kaçırmış gibi hissedeceksiniz; sizi derinden etkileyen, tamamını tecrübe edemediğinizi söyleyen o berbat his...yani o hisse alışsanız iyi olur. günün birinde tüm yaşamınız bu histen ibaret olacak çünkü."
"hayatı doğru düzgün yaşamak için eğitilmişiz biz. hata yapmamak için. ne kadar büyük bir hata yaparsam, o kadar kurtulma ve gerçek bir hayat yaşama şansım olacağını fark ettim"
"istediğim şeyler gün geçtikçe istemeye eğitilmiş olduğum şeylermiş gibi görünmeye başladı."
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının ses tonları
voca.ro/1lPDb1blaXzB
benim neyim eksik.
benim neyim eksik.
devamını gör...
sıfır takipçisi olan bir yazarı ciddiye almak
ortalık çok takipçisi olup da zırvalayan insanlarla dolu
devamını gör...
diyalog katili
manidar beyanatıyla diyalogu katleden kişidir. diyalog katili, öyle bir neticesizlik doğurur ki üstüne ne söyleseniz / ne yazsanız anlamsızdır artık. boşluğa düşürür, uçsuz bucaksız evrenimizde çiğ tanesi kadar bile olmadığımızı hatırlatır.
örnek diyalog:
-burnumda tütüyorsun bir bilsen.
+durum bu. *
örnek diyalog:
-burnumda tütüyorsun bir bilsen.
+durum bu. *
devamını gör...
hayvanlarda bilinç
hayvanlarda da elbet bilinc vardir. ama insandan oldukca keskin bir cizgiyle ayrilacak kadar farklidir. oncelikle bilinc nedir ondan bahsedeyim; bir canlinin bir nesneyi hatta cevresini algilamasidir. gunumuz caginda bilinc, darwin'in evrim kuramini ele alarak uc farkli ogeye ayrilmaktadir. insan beyninden ornekleyecegim;

yukaridaki resimde goruldugu uzere insan beyni uc ogeye ayrilmaktadir. bu uc bolumunde faliyetleri farklidir ve surungen beyin ve memeli beyin olarak adlandirilan bolum hayvanlarla insanlarin bilinclerini ortak kilmaktadir.
surungen beyin yada beyin sapi: beynin arka kisminda bulunur, neredeyse surungenlerin beyniyle birebir aynidir. sindirim, solunum, denge, kalp atimi, bu bolge tarafindan yonetilir. ayrica savasma, avlanma, ureme, hayatta kalma gibi faliyetsel davranislar burada kontrol edilir. bilim insanlarinca buradaki bilinc duzeyine numara olarak bir puan verilmistir.
memeli beyin yada limbik sistem: bu bolge duygular ilgili yapilar icerir. birini sevmek yada potansiyel dusman olarak algilama, kisacasi bir seyi siniflandirma buranin gorevidir. ayriyeten anilar burada birikir. kararlar burada alinir (avi yakalama, atesten kacma, tehlikeli alandan uzak durma gibi ilkel icgudusel kararlar) hisler burada olusur vs vs. bilinc duzeyi ise numarasi 2'dir
insan beyni: insani diger canlilardan ayiran bolumdur. zaman algisi (gecmis gelecek bilinci), soyut dusunme, dil becerileri, hayal kurma,irade yonetimi bu merkezde gerceklesmektedir. insani diger canli turlerinden daha zeki yapan mekanizma tam olarak burasidir. bilinc duzeyine 3 numara verilmistir.
goruldugu uzere bilinc duzeyi canlilarda turlerine gore bile ayrilmaktadir. hatta memeli hayvanlarda ozellikle limbik sistem daha az gelismis/ cok gelismis olarak siniflandirilabilmektedir. (maymunun komut algisi farklidir keza kopegin farkli). sonuc olarak insanlari diger canlilardan ayiran en onemli farklar insan beyni olarak adlandirilan serebral korteks bolumunun, insani ozellikleri yonetmesidir. yani diyebilirz ki, hayvanlari insanlardan ayiran en belirgin bilincel ilk fark; gecmis gelecek algilarinin bulunmamasidir. ikinci bilincsel en onemli fark ise idare kontroludur. ornegin bir ayi, kis uykusuna kis mevsimi geldigi icin girmez, zaman algisi yoktur. mevsimsel sogukluktan oturu vucut sicakligi duser ve kendini muhafaza etmek icin kis uykusuna yatar. keza bir yirtici yakaladigi avini yerken, yarina da ac kalma korkusuyla bir bolumunu saklamaz. ama! hayvanlarda yasadiklarini kisa sureli de olsa hatirlar. verilen komutlari zeka duzeylerine gore algilayabilir. bir canliyla ozel bag kurup, nefret edebilir. duygulari vardir, hissiyatlari vardir...

yukaridaki resimde goruldugu uzere insan beyni uc ogeye ayrilmaktadir. bu uc bolumunde faliyetleri farklidir ve surungen beyin ve memeli beyin olarak adlandirilan bolum hayvanlarla insanlarin bilinclerini ortak kilmaktadir.
surungen beyin yada beyin sapi: beynin arka kisminda bulunur, neredeyse surungenlerin beyniyle birebir aynidir. sindirim, solunum, denge, kalp atimi, bu bolge tarafindan yonetilir. ayrica savasma, avlanma, ureme, hayatta kalma gibi faliyetsel davranislar burada kontrol edilir. bilim insanlarinca buradaki bilinc duzeyine numara olarak bir puan verilmistir.
memeli beyin yada limbik sistem: bu bolge duygular ilgili yapilar icerir. birini sevmek yada potansiyel dusman olarak algilama, kisacasi bir seyi siniflandirma buranin gorevidir. ayriyeten anilar burada birikir. kararlar burada alinir (avi yakalama, atesten kacma, tehlikeli alandan uzak durma gibi ilkel icgudusel kararlar) hisler burada olusur vs vs. bilinc duzeyi ise numarasi 2'dir
insan beyni: insani diger canlilardan ayiran bolumdur. zaman algisi (gecmis gelecek bilinci), soyut dusunme, dil becerileri, hayal kurma,irade yonetimi bu merkezde gerceklesmektedir. insani diger canli turlerinden daha zeki yapan mekanizma tam olarak burasidir. bilinc duzeyine 3 numara verilmistir.
goruldugu uzere bilinc duzeyi canlilarda turlerine gore bile ayrilmaktadir. hatta memeli hayvanlarda ozellikle limbik sistem daha az gelismis/ cok gelismis olarak siniflandirilabilmektedir. (maymunun komut algisi farklidir keza kopegin farkli). sonuc olarak insanlari diger canlilardan ayiran en onemli farklar insan beyni olarak adlandirilan serebral korteks bolumunun, insani ozellikleri yonetmesidir. yani diyebilirz ki, hayvanlari insanlardan ayiran en belirgin bilincel ilk fark; gecmis gelecek algilarinin bulunmamasidir. ikinci bilincsel en onemli fark ise idare kontroludur. ornegin bir ayi, kis uykusuna kis mevsimi geldigi icin girmez, zaman algisi yoktur. mevsimsel sogukluktan oturu vucut sicakligi duser ve kendini muhafaza etmek icin kis uykusuna yatar. keza bir yirtici yakaladigi avini yerken, yarina da ac kalma korkusuyla bir bolumunu saklamaz. ama! hayvanlarda yasadiklarini kisa sureli de olsa hatirlar. verilen komutlari zeka duzeylerine gore algilayabilir. bir canliyla ozel bag kurup, nefret edebilir. duygulari vardir, hissiyatlari vardir...
devamını gör...
blackeyes
kendisini blackeyes olarak tanıtsa da dünyaya son derece aydınlık bir bakışı olduğunu düşündüğüm yazar.
ilginç, bilgilendirici bir o kadar da güzel yorumladığı tanımlarını ilgiyle takip ediyorum.
emeğiniz daim olsun.
ilginç, bilgilendirici bir o kadar da güzel yorumladığı tanımlarını ilgiyle takip ediyorum.
emeğiniz daim olsun.
devamını gör...
sözlük yazarlarının satın aldıkları son kitap
devamını gör...
narsist anne
benim annem bizi kendi ailesi olarak da görmezdi, kendi ailesi için harcama yapardı, onları severdi. bencil olması bir yana babama ve onun ailesine karşı hissettiği aşağılık kompleksi ile hep bir kıskançlık hissederdim onda. iki yüzlüydü, bir tarafta köy çocuklarına acırken bir tarafta hiç durmadan insanlara tepeden bakar, fiziksel görünüşlerine çekinmeden saygısızlık eder beni de sadece başarısız olduğumda fark ederdi. başarılı olup kürsüde olduğumda hiç yanımda olmamış biri başarısız anlarımda bir anda ensemde belirirdi. doğrusu şimdi bu başlıktan sonra biraz daha iyi fark ettim.
devamını gör...
korkma ben varım
mükemmel bir murat menteş kitabıdır. mizah, polisiye, aksiyon, veciz sözler, felsefe... hepsi bu kapağın altındadır.
(bkz: müntekim gıcırbey)
(bkz: şebnem şibumi)
(bkz: hayati tehlike)
(bkz: müntekim gıcırbey)
(bkz: şebnem şibumi)
(bkz: hayati tehlike)
devamını gör...
kadınların çok açık giyinmesi
başlığı açan yazar,hangi ölçülerde giyinmemiz gerektiğini söylerse çözülecek olan sorundur.
söylesin ki o ölçülerden katbekat daha fazla açık giyinelim.
söylesin ki o ölçülerden katbekat daha fazla açık giyinelim.
devamını gör...
hayata dair iç burkan detaylar
ölen yaşlı insanların bir sonraki kışı göremeyecek olmasına rağmen bilmeden hazırlık yapmasıdır çok hüzünlü geliyor bana iç burkuyor.
turşu kuruyor mesela sonra ölüyor . çok hüzünlü.
turşu kuruyor mesela sonra ölüyor . çok hüzünlü.
devamını gör...
alexey kondakov
1984 doğumlu ukraynalı sanatçı.
kendisinin klasik sanat eserlerini kiev'in sokaklarına photoshop'ladığı ''the daily life of the gods'' isimli bir serisi var.
sanat eserlerinin modern dünyaya uyarlandığı bir çok resim var internette. mona lisa selfie çekiyor, frida kahlo ve van gogh kol kola geziyor, inci küpeli kız kot ceket giyiyor.. gibi gibi. sanatın ve sanatçıların kalitesini düşürdüğünü düşündüğüm için bunlar bana hitap etmiyor pek.
bu seri daha ilginç bana kalırsa. klasik tablolardan figürleri kiev'in metrolarında yolculuk yaparken, sokak aralarında, kitapçılarda, dükkanlarda görüyoruz. günümüz dünyası ile tablolardaki yüzyıllar önce çizilmiş kusursuz figürlerin arasındaki tezat göze çok hoş geliyor.
francesco hayez - the kiss (1859)
bouguereau - song of the angels (1881)

sanatçının instagram hesabı
diğer eserlerini incelemek için kaynak
kendisinin klasik sanat eserlerini kiev'in sokaklarına photoshop'ladığı ''the daily life of the gods'' isimli bir serisi var.
sanat eserlerinin modern dünyaya uyarlandığı bir çok resim var internette. mona lisa selfie çekiyor, frida kahlo ve van gogh kol kola geziyor, inci küpeli kız kot ceket giyiyor.. gibi gibi. sanatın ve sanatçıların kalitesini düşürdüğünü düşündüğüm için bunlar bana hitap etmiyor pek.
bu seri daha ilginç bana kalırsa. klasik tablolardan figürleri kiev'in metrolarında yolculuk yaparken, sokak aralarında, kitapçılarda, dükkanlarda görüyoruz. günümüz dünyası ile tablolardaki yüzyıllar önce çizilmiş kusursuz figürlerin arasındaki tezat göze çok hoş geliyor.

sanatçının instagram hesabı
diğer eserlerini incelemek için kaynak
devamını gör...
eypio
nazan öncel'in aynı nakarat şarkısına farklı/hoş bir yorum getiren bir rapçi.
devamını gör...
sözlükte de epey ünlü olmam
yazar benden mi bahsediyor ne?
tanım, ünlü olmayan yazarın kendisini öyle zannetmesi sonucunda açtığı başlık.
tanım, ünlü olmayan yazarın kendisini öyle zannetmesi sonucunda açtığı başlık.
devamını gör...
ümraniye
okuduğum liseye gelen birçok öğrencinin ikamet ettiği istanbul ilçesidir.
merkezi bir konumdadır ama çok gelişmemiştir.
merkezi bir konumdadır ama çok gelişmemiştir.
devamını gör...
kırmızı oda
çok ciddi sorunlar barındıran bir dizi olduğunu düşünüyorum, ne zaman denk gelsem böyle bir şey olabilir mi yahu deyip, tahammül edemeyip, değiştiriyorum. fakat tabii izleyici kitlesi açısından en azından terapinin gerekliliği ve faydaları anlamında bir farkındalık oluşturduğu çokça söylendi, bu açıdan iyi bir şeye hizmet ediyor olabilir. benim ona dair de şüphelerim var ama neyse.
bir de televizyonda bir dizide terapi sahnesi olmasına filan kesinlikle karşı değilim. çok güzel bir örneğinin de olduğunu düşünüyorum: istanbullu gelin. istanbullu gelin dizisindeki adem karakterinin terapi sahneleri ve tüm terapi süreci ve karakterin dönüşümü vs müthiş işlenmişti. tilbe saran ve fırat tanış da kusursuza yakın oynuyorlardı tabii. ama en önemlisi elbette senaryosunun başarısı ve senaristin terapiye bakışı ve hakimiyetiydi. kırmızı oda'nın korkunç bir senaryosu olduğunu düşünüyorum acizane. o odada olan şey de bu sebeple terapi değil bir dedikoduya dönüşüyor adeta. yahut bir "ne acılar çekmişsin sen" in anlatılmasından öteye gitmiyor. iyileşme anlatmayla başlar şüphesiz ama sadece hayat hikayesinin anlatılması terapi değildir. kişinin o hikayeye yüklediği anlam ve o anlamın yarattığı travmanın iyileştirilmesi değiştirilmesi gerekir. zor ve sancılı bir süreç olması gerekirken kırmızı oda'da bu durum tamamen pas geçilmiş. bir de anlamadığım ne zaman denk gelsem ısrarla terapist övülüyor karakterlerce. inanılmaz bir minnet ifadesi filan var danışanlarca sarf edilen. hemen bir memnuniyet ve sürekli yukarı giden bir iyileşme grafiği filan. halbuki o grafiğin zikzaklar yapması gerekir. inişler çıkışlar olması gerekir. terapiste daha en başından bu kadar minnet duyulmaması gerekir. bu kadar çabuk tanı konmaması gerekir. bu kadar çabuk iyileşme olmaması gerekir. ay ne bileyim işte, kızgınım bu diziye. bizim binnur kaya'mıza niye bunu yapıyorlar.
bir de televizyonda bir dizide terapi sahnesi olmasına filan kesinlikle karşı değilim. çok güzel bir örneğinin de olduğunu düşünüyorum: istanbullu gelin. istanbullu gelin dizisindeki adem karakterinin terapi sahneleri ve tüm terapi süreci ve karakterin dönüşümü vs müthiş işlenmişti. tilbe saran ve fırat tanış da kusursuza yakın oynuyorlardı tabii. ama en önemlisi elbette senaryosunun başarısı ve senaristin terapiye bakışı ve hakimiyetiydi. kırmızı oda'nın korkunç bir senaryosu olduğunu düşünüyorum acizane. o odada olan şey de bu sebeple terapi değil bir dedikoduya dönüşüyor adeta. yahut bir "ne acılar çekmişsin sen" in anlatılmasından öteye gitmiyor. iyileşme anlatmayla başlar şüphesiz ama sadece hayat hikayesinin anlatılması terapi değildir. kişinin o hikayeye yüklediği anlam ve o anlamın yarattığı travmanın iyileştirilmesi değiştirilmesi gerekir. zor ve sancılı bir süreç olması gerekirken kırmızı oda'da bu durum tamamen pas geçilmiş. bir de anlamadığım ne zaman denk gelsem ısrarla terapist övülüyor karakterlerce. inanılmaz bir minnet ifadesi filan var danışanlarca sarf edilen. hemen bir memnuniyet ve sürekli yukarı giden bir iyileşme grafiği filan. halbuki o grafiğin zikzaklar yapması gerekir. inişler çıkışlar olması gerekir. terapiste daha en başından bu kadar minnet duyulmaması gerekir. bu kadar çabuk tanı konmaması gerekir. bu kadar çabuk iyileşme olmaması gerekir. ay ne bileyim işte, kızgınım bu diziye. bizim binnur kaya'mıza niye bunu yapıyorlar.
devamını gör...
istanbul'da genç kadının sokak ortasında dövülmesi
alışmıyorum, itaat etmiyorum, terk etmiyorum. mülakatlarda torpille alınan savcı hakimlerin yerlerini ellerinden almak için çabalıyorum.
bizde de böyle..
bizde de böyle..
devamını gör...
