okuyor olma ihtimalini düşünmek bile güzel.
devamını gör...

karakterle kendimi özdeşleştirmemi sağlamış kitaptır. aslında hepimiz farkında olmaksızın ölümümüzü bekliyoruz ancak konu idam olunca gerçekleşeceğini kesin olarak bilmenin ancak zamanı hakkındaki belirsizliğin sularında yüzmeye calışmanın, giderek daha da batarak boğulmanın ve buna sevinen martıların çığlıklarını duymanın getirdiği bunalımı yazar başarıyla yansıtmıştır.
devamını gör...

eeeh bee! bitmeyen pazartesi yaşıyorum. kişisel bakımdı, ev toplaması, bulaşık, çamaşır yıkaması, katlaması, yemek yapması, fatura yatırmasıydı, bebekleri kreşe götür/getir, yemek yedirmesiydi derken tükendim. ben bittim, gün bitmedi!

güç bela düştüğüm iki kuple rahat anında bu ikilinin enerjisinden faydalanmak üzere akşam dinleyeceğim yayındır. teşeka.
devamını gör...

bence de rahatsız edici olan bir durumdur. gerek yoktur.
devamını gör...

geçmişin tecrübeleri, geleceğin ön yargılarını oluşturur.
devamını gör...

umursamamak değilde doğal bir süreçtir bu. bizim ülkemizde cinsellik eğitimi yok,bireyler kendi vücudunu tanımıyor. bugün klitoris nerede diye sorsam o ne diyecek kişiler var. kadınların masturbasyon yapması bile ayıp sayılıyor,ülkemizde ‘hymen’ yani halk arasında kızlık zarı tartışması var ki böyle bir şeyin varlığı bile şüpheli. bu tarz ortamlarda büyüyen kişiler için ‘ayy kapat ışığı utanıyorum’ erkeğin haldır küldür içeri girmeye çalışmasını saymıyorum bile. taraflardan biri cinsel eğitim alsa tamam diyeceğim ama iki tarafda da olmayınca sorun yaşanıyor. bir kadının hamile kalması,yada kalabilmesi çok zorlu bir süreç. vajinusmus diye birşey var belli bir tabu içinde büyüyen kişilerin ilişkiden korkması ki bugün 10 kadından 5i bu korkuyu yaşıyor, herhangi bir destek de almıyor. erkek için ise evlilik tamamen kendi üzerine binen bir yük olduğu için sevişmeyi bir görev gibi biliyor. bugün boşanma davalarının çoğu erkeğin aleyhine sonuçlanıyor ve bu durumun %80 sebebi ‘erkeğin kocalık görevini yerine getirmemesi’ kocalıktan kasıt birlikte olmak. neyse fikir firar etmesin,bir kadının hamile kalabilmesi için ayda minimum 15-18 kez ilişkiye girmesi lazım. bunu bir düşünün türkiye şartlarında ? kadının çocuk isteyip,erkeğin çocuk istememesi yada tam tersi durumlarda ailelerin devreye girmesi,kuvvet macunları falan.

herşeyi geçtik ve kadın hamile kaldı diyelim asıl süreç burda başlıyor. hormonlar değişiyor,vücut değişiyor,bu da kadını doğal olarak da erkeği etkiliyor. bugün kadınların bile yanlış bildiği bir bilgi var ‘hamilelikte ilişkiye girersem çocuk zarar görür,yada düşük olur’ bu yanlış, erken düşük genel olarak kromozom anomalileri ya da gelişmekte olan bebekte görülen sağlık sorunlarına bağlı olarak ortaya çıkar. yani bu dönemde cinsel ilişki düşüğe etki etmez. fakat bu dönemde gebelik belirtileri yoğun olarak yaşandığı için çiftlerin geneli ilişki yaşamaz. (3 ay) herşeyi yolunda giden bir hamilelikte son 4 haftaya kadar ilişki yaşanabilir. hamilelik zaten başlı başına zor bir süreç, aş ermeler,sürekli değişen hormon değişiklikleri bla bla bla insanı yıpratır. herşey yolunda gitti ve bu 9 aylık süreci atlattınız lohusalık dönemi başlar. doğum eylemi bittikten sonra plasenta ve zarlarının ayrılmasından sonraki 6-8 (42 gün) haftalık dönemi kapsar. bu sürenin sonunda gebelikte meydana gelen tüm değişiklikler gebelik öncesine döner. lohusalık döneminde anne ve bebeğin hastalıklardan korunması için özenli bir bakıma ihtiyacı bulunmaktadır. çiftlerin çoğu için bu zor bir süreçtir. çünkü erkek,artık karısını ‘anne’ rolünde gördüğü için ilişkiden uzaklaşır ve ‘anne’ görür artık. yani aslında yaratılış amacı estetik kaygılardan ziyade çocuğu beslemek olan bir organ (bkz: ğöğüs) içinden süt çıktığını ve çocuğu emzirdiğini görünce erkek doğal olarak uzaklaşıyor,yaklaşırsam incitirim diye düşünüyor. kadınların çoğu, forumlarda bu durumdan şikayetçi, ‘kocam doğum yaptıktan sonra benimle ilişkiye girmiyor’ minvalinde bir çok şikayet mevcut. eğer destek alınmazsa bu durum ilerliyor ve çiftler boşanıyor, kaldı ki çocuk doğduktan sonra da ‘aman çocuk uyanacak,aman çocuk görür’ diye ilişki sürekli ertelenir. standart ilişki haftada 2 defadır,uzmanlar tarafından önerilen fakat bugün çoğu çift ayda 1 bile zor oluyor diyorlar. bu 5-10 yılı aşkın evliliklerde daha da artıyor. yani aslında bir canlının,içinde başka bir canlıyı barındırması,doğurması,büyütmesi bana göre mükemmel birşey,sırf şu olay bile kadınlara hayran bırakıyor beni ama bu durum herkes için geçerli değil. evlilik-çocuk-çocuk sonrası bunların hepsi yıpratıcı bir süreç. kısaca evlilik insanı yıpratır,arkadaşlar. duygusal aforizmaları bırakıp gerçeklerle yüzleşin.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

mevlana celaleddin-i rûmî der ki;
“sen ne söylersen söyle, söylediğin, karşındakinin anladığı kadardır.” *
devamını gör...

yolları aştım da geldim
yogamı yaptım da geldim
taoya sövdüm de geldim
hunimi aldım da geldim

e takdir edersiniz ki emdi yürek de yırtılur

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

beni kulübe en süper üye olarak almanız için referans: #1211685 . biz kefenimizi giydik de geldik bu arada.
devamını gör...

bir fırtına tuttu bizi, deryaya kardı
o bizim kavuşmalarımız a yarim, mahşere kaldı



bu aralar türkülere dalmış bir birey olarak doldurduğum anket başlığı.*
devamını gör...

elbise ya da etek giydiğim bir gün tuvaletten çıkarken eteğin arkasının külotlu çorabın içinde kalması ve bunu farketmemem.
devamını gör...

etrafındaki insanlardan farklı dertlerin olduğunu hissettiğin o ilk an anlıyorsun aslında ne kadar yalnız olduğunu.farkında olmayanlar arasında farkındalık ne büyük yalnızlık.

eyyyy insanlar korkmayın bu kadar yalnız kalmaktan, yalnızlık bence insanın kendine vakit ayırması demektir.

kendine vakit ayırmak dediğin kalabalıklar içerisinde de olabiliyor, kulağına taktığın bir kulaklıkla başlıyor yalnızlığın, dinlediğin müzik yada ilgini çekebilecek bir podcast seni alıp fiziki olarak bulunduğun yerden bambaşka bir yerlere götürüyor yada herkes konuşurken, gülerken,tv izlerken açtığın kitabın sayfalarında başlıyor senin yalnızlığın.

birde bunun iki kişilik versiyonları var birlikte susuyorsun. birlikte ama yalnız kadar özgür hissediyorsun. bence hayatı paylaşmalıyız yalnızlığı değil..

yalnızlık paylaşılmaz paylaşılır ise yalnızlık olmaz diyen özdemir asaf ,sende mi sevdin yalnızlığı?

herkese, kendine vakit ayiracagi ve bol bol yalnız kalacagi zamanlar diliyorum.
devamını gör...

karşındakinin sana dediği anda, ömrünü veresin gelir, başka bir şey düşünmez olursun.
o andan itibaren dünyan sadece 2 kişiliktir.
devamını gör...

hastaların istenmeyen davranışlarını değerlendirmede fobiler,cinsel sorunlar ve sosyal ilişkileri artırmak gibi konularda yardımcı olmaktır.
devamını gör...

sözlüğe ilk geldiğinizde herhangi bir yazardan farkı olmayan insan kişisidir. siz tanımlarınızı yazıp aynı zamanda onları okumaya başladıkça ortak noktalarınız olduğunu fark eder, yavaş yavaş birbirinizi benimsemeye başlarsınız.
sonraları, ilk başta yazar olarak gördüğünüz bu insanlara arkadaş demeye elvermez gönlünüz, çünkü onlar artık dost; hatta ve hatta ailenizden biri olurlar. onları mutlu görmek, sevinçlerine, üzüntülerine dahil olmak istersiniz.
en basitinden günlük hayatımda "günaydın" demek aklıma gelmeyen ama burada günaydın demeden güne başlayamadığım insanlar var benim. buradaki insanlar çok güzel, arkadaş mı istiyorsunuz? o zaman doğru adreste olduğunuzu söyleyebilirim.
devamını gör...

keman öğretmeni bir annenin kızı olarak dünyaya gelen kate kendi hikayesini şöyle anlatıyor: "annemden ve öğrencilerinden sürekli keman dinlerdim, onlardan dinlemediğim zamanlarda da evdeki plakları dinlerdim, bu yüzden antik/ortaçağ klasik müziğine oldukça aşinayım.

daha 1.5 yaşımda oyuncak bir keman hediye edildi bana ve ben daha ilk günden kırdım. e bu zaten beklenen bir durumdu fakat beklemedikleri şey neydi biliyor musunuz, benim bu enstrümanı ciddiye almak ve hızlıca öğrenmem. daha beklenirken annenin öğrencilerini taklit ediyor ve onların çaldığı parçaları çalıyordum."

15 yaşında donnybrook legacy/dönüş isimli bir gruba katılan ve 4 yıl onlarla birlikte çalan kate, kendilerinden çok şey öğrendiğini söyler. hatta öyle ki kelt müziğini (celtic song) onlar sayesinde sevdiğini ve bu sevginin kendi müzik tarzını bile etkilediğini anlatır. final fantasy ve chrono cross/trigger gibi oyunlardan etkilenip bir sürü minik besteler yaptığını, bunlara sözler yazdığını ve günün birinde bir oyun için besteci olmak istediğini de söyler. erutan ismi de final fantasy'den gelmektedir zaten.

müzik tarzı olarak gerçekten ancient medieval bir tarzı var fakat ayni zamanda sizi bir mmorpg oyununun içine de çekiyor sesi. örnek parçamız şurada

kendisinin a bard's side quest (2013), raindancer (2013) ve the court of leaves (2014) isimli 3 albümü bulunmaktadır. //allahım isimlere bak tam bir rpg oyun teması *
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

açılımı "not safe for work" yani, "işyeri için uygun değil" anlamına gelen; sert (küfürlü) dil, çıplaklık veya müstehcen (veya muzır) içeriklerin lakkkk diye sergilenmeden önce bu etiketle filtrelenmesi işlemidir.

buna sonuç olarak, bu tür içerikleri hiçbir zaman görmek istemeyen kişiler rahatsız olmaz. bu tür içerikleri uygunsuz bir ortamda görmek istemeyenler de zor duruma düşmemiş olurlar.

kısacası bu tür içeriklerin isteğe bağlı olarak görüntülenebilmesi işlemidir.

edit: hidalgo haklı, düzeltiyorum hemen.
devamını gör...

belkide dünya başka bir gezenin cehennemidir sözüyle başka bir boyuta da taşınabilir.
devamını gör...

ortaokulda iken cnbc-e kanalından ailece izlediğimiz, izlediğim ilk yabancı dizi olur. çocukken herkes gibi arthura aşıktım, seneler sonra izledim yine aşık oldum. bende çok ayrı yeri olan bir dizi.

ilk bölümlerde morgana ile arthurun arasındaki çekimi çok severek izliyor ve çok yakıştırıyordum. 3-4 bölüm sonra bitirdiler o işi ve bölümler ilerledikçe bebek suratlı yakışıklı arthuruma gweni layık gördüler (!) ayrıca morgananın kötü halindeki kendinden emin duruşu normalden çok çok daha güzeldi bence.
devamını gör...

çankırı-çerkeş
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim