sosyal medyada çok mutlu görünen çiftler
sadece bana mı tuhaf geliyor bilmiyorum açıkçası ben çok mutlu olduğum anlarda fotoğraf çektirmeyi unutuyorum o yüzden mutlu anlarda genellikle fotoğrafım olmuyor ama onların maşallah sanki özellikle fotoğrafçı tutulmuş gibi her anı kayıt altında
devamını gör...
jaguar
besin zincirinin en tepesindeki süper yırtıcı. timsah avlaması ile de bilinir. diğer büyük kediler gibi avının boğazına değil direkt olarak kafatasına saldırır. çenesi inanılmaz derecede kuvvetlidir ve saldırdığı hayvana ani felç geçirtebilir. ilgili bir videosunu şuraya bırakıyorum buyrun;
devamını gör...
ghost of the navigator
iron maiden grubunun 2000 yılında çıkan brave new world albümünden çok güzel bir şarkıdır. sözlerinde de anlatıldığı gibi batıya doğru yelken açan bir gemiyi anlatır, bu gemi aslında ölümü temsil eden güneşin batışına doğru gitmektedir.
devamını gör...
15 yaşındaki kıza organını gösteren adamın serbest kalması
“ dokunma yok” diyerek serbest bırakmak nedir ya? vallahi bu ülkedeki adalete bakınca insanın kafayı oynatmaması mümkün değil. lan şerefsiz lan insan müsvettesi, haysiyetsiz pislik. keşke senin o salladığın organını dibinden kesselerde, adam niyetiyle ortalıkta gezmesen. bu adamın eşi, dostu, arkadaşı, mahallelisi veya işte bakkalı çakkalı selamı sabahı kessin hatta bir güzel meyden dayağı atsınlar. evet doğru okudunuz, şiddete karşı değilim. “hakederse dövülür.” dedikleri bunlar oluyor. haketmiş, dövün. ya yok mu kızılay’ın bir amme hizmeti? hepimize huni verselerde şöyle tertemiz delirip sokaklarda laylaylom, bağıra çağıra, hoplaya zıplaya deli çıksak. oh mis, akarı yok kokarı yok.
devamını gör...
taze fasulye ayıklayan maymun
hayvanların eğitildiği zaman bazı insanlardan daha faydalı olduklarını bizlere gösteren maymun.
devamını gör...
half life 2
onlarca üst düzey yapımın çıktığı 2004 yılında çıkan half-life 2, görsel anlamda gerçek bir devrim niteliği taşıyan bir oyundu. pek az oyun aynı etkiyi verebilmiştir. valve, source engine ile çıtayı çok yükseltmişti. eskiden evde internet çok yaygın olmadığından ötürü, anca kasım 2004'te level dergisinin verdiği bir dvd'de bulunan e3 tanıtım videolarını izleyerek bilgim olmuştu yeni oyundan ve aynı videoyu ağzımın suyu aka aka kaç kez izledim, bilmiyorum.
oyun, özünde binbir türlü ayrıntıyla donatılmış. gözümüze çarpan görsel ayrıntıların yanı sıra, combine askerlerinin bize anlamsız gelen konuşmaları bile özenle yazılmış:
bu kanalda bulunan diğer videolardan da oyunla ilgili daha ilginç ayrıntılar öğrenebilirsiniz.
bu oyunla ilgili bir başka önemli özellik ise, günümüzde çıkan oyunlarda bile bu oyunda bulunan yüz ve dudak animasyonlarının bulunmamasıdır. bunu başarabilmek için de yüz kaslarının duyguları nasıl verdiğini araştıran bir psikoloğun* çalışmalarından yardım almış tasarımcı ken birdwell.
2005 yılında oynayabilmek için 3000 yeni türk lirasına masaüstü bilgisayar toplayıp 70 yeni türk lirasına da orijinal kutulusunu almıştım ve steam'le de tanışmama aracı olmuştu.
oyun, özünde binbir türlü ayrıntıyla donatılmış. gözümüze çarpan görsel ayrıntıların yanı sıra, combine askerlerinin bize anlamsız gelen konuşmaları bile özenle yazılmış:
bu kanalda bulunan diğer videolardan da oyunla ilgili daha ilginç ayrıntılar öğrenebilirsiniz.
bu oyunla ilgili bir başka önemli özellik ise, günümüzde çıkan oyunlarda bile bu oyunda bulunan yüz ve dudak animasyonlarının bulunmamasıdır. bunu başarabilmek için de yüz kaslarının duyguları nasıl verdiğini araştıran bir psikoloğun* çalışmalarından yardım almış tasarımcı ken birdwell.
2005 yılında oynayabilmek için 3000 yeni türk lirasına masaüstü bilgisayar toplayıp 70 yeni türk lirasına da orijinal kutulusunu almıştım ve steam'le de tanışmama aracı olmuştu.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının sevmediği insan tipi
eğitimli ya da eğitimi olmasın kendini bir şey sananlar .aşırı tiksindirici..
devamını gör...
sözlük radyosu
canlı yayına başlayalı bugün itibarı ile tam 2 ay olmuş olan, yalnızca kafa sözlük yazarlarına ait radyodur.
bu gece itibarı ile yaşanan birtakım teknik aksaklıklardan ötürü, kısa bir süreliğine yayını durdurma kararı aldık.
bu süre zarfında teknik aksamaları giderip, sunucumuza ve radyo sitemize güncelleme yapmayı planlamaktayız.
bu kadar ani geliştiği için; yayıncılarımızdan ve dinleyicilerden özür dileriz.
inanın, yaşanan teknik aksama benim için de sürpriz oldu.
hem biraz özleyin, özlemek güzeldir.
bu gece itibarı ile yaşanan birtakım teknik aksaklıklardan ötürü, kısa bir süreliğine yayını durdurma kararı aldık.
bu süre zarfında teknik aksamaları giderip, sunucumuza ve radyo sitemize güncelleme yapmayı planlamaktayız.
bu kadar ani geliştiği için; yayıncılarımızdan ve dinleyicilerden özür dileriz.
inanın, yaşanan teknik aksama benim için de sürpriz oldu.
hem biraz özleyin, özlemek güzeldir.
devamını gör...
ağrı'da altın ve gümüş rezervleri tespit edilmesi
ege'nin bergama, soma , alaşehir, ödemiş arasında ve akhisar taraflarına kadar uzanan dağlık bölgelerinde, yoğun pırlanta ormanları tespit edildi hasad çalışmaları 2023 yılında başlanacak , ilk hasad cumhuriyetin 100 yılına yetiştirilecek dendi ...
devamını gör...
brokoli yiyen insanın amacı
tadını beğenmesi (özellikle sarımsak, zeytinyağı, limon ile yapılan sosla muhteşem oluyor)
sağlıklı olması
şeklini beğenmesi
sağlıklı olması
şeklini beğenmesi
devamını gör...
güzel kadın çirkin erkek birlikteliği
klişe gibi olacak ama gönül kimi severse güzel o' dur.
devamını gör...
normalleştikten sonra sözlükte oluşan değişiklikler
ben buraya ilk geldiğimde burası şirinler köyü gibiydi lan.
herkes sevgi dolu, minnoş, yazarların hepsi beyaz yakalı gibiydi. sanki emekli olmuşum da sahil kasabasına yerleşmiş gibi hissediyordum.
ne zaman ki isim değişikliği oldu, herkes birbirine sarmaya başladı rock çadırına çevirdiniz lan şirinler köyünü.
bu da günlük tespitim, hoççagalın.
herkes sevgi dolu, minnoş, yazarların hepsi beyaz yakalı gibiydi. sanki emekli olmuşum da sahil kasabasına yerleşmiş gibi hissediyordum.
ne zaman ki isim değişikliği oldu, herkes birbirine sarmaya başladı rock çadırına çevirdiniz lan şirinler köyünü.
bu da günlük tespitim, hoççagalın.
devamını gör...
beyza ile tatlı sert
çirkeflik diye tabir ettiğini kendi uyguluyor, etik bulamadım. zira bana da #739105 aynısını yapan yazardır. başlık açıp kendini açıklama/yüceltmeye çalışıp, beklemediği tepkilere maruz kalınca tanımın yarısından çoğunu silen, üstelik linç kültüründen nemalanmakla itham edip, eleştiriyi kaldıramayan, burayı twitter, instagram, tumblr şeklinde kullanan şahıstır.
edit: millete laf atıp, içimize dert olan yazarmış, aynen. her şey etkiye tepkidir.
edit: millete laf atıp, içimize dert olan yazarmış, aynen. her şey etkiye tepkidir.
devamını gör...
bakmak ve görmek arasındaki fark
ikisi aynı şey değildir.
öncelikli bakmak; insanların ve diğer canlıların ortak özelliğidir.
fakat görmek; sadece insanlara özgü bir durumdur.
bakmak için sadece göz yeterli olurken görmek için de akıl ve gönül de gereklidir.
evet belki gözü olan herkes bakabilir ama akıl ve kalp olmadan herkes göremez.
onun içindir ki; baktığı halde göremeyen nice insanlar, hayattaki birçok gerçeğin sırrını anlamamışlardır.
demem o ki sadece gözle bakmayalım, kalbimiz sadece atmasın. duysun, hissetsin ve konuşsun. hayata dair bütün olan bitenlere kalp ve akıl ile bakarak, uzağa, taa uzağa görsün ve birçok şeyi fark etsin.
her neyse;
burada amacım manayı tüketmek, bazı kavramları öylesine kolay kullanarak oracıkta bırakmak deği. içini siz tecrübeyle, dokunuşla, bakışla ve güzel bir görüşle doldurun...
öncelikli bakmak; insanların ve diğer canlıların ortak özelliğidir.
fakat görmek; sadece insanlara özgü bir durumdur.
bakmak için sadece göz yeterli olurken görmek için de akıl ve gönül de gereklidir.
evet belki gözü olan herkes bakabilir ama akıl ve kalp olmadan herkes göremez.
onun içindir ki; baktığı halde göremeyen nice insanlar, hayattaki birçok gerçeğin sırrını anlamamışlardır.
demem o ki sadece gözle bakmayalım, kalbimiz sadece atmasın. duysun, hissetsin ve konuşsun. hayata dair bütün olan bitenlere kalp ve akıl ile bakarak, uzağa, taa uzağa görsün ve birçok şeyi fark etsin.
her neyse;
burada amacım manayı tüketmek, bazı kavramları öylesine kolay kullanarak oracıkta bırakmak deği. içini siz tecrübeyle, dokunuşla, bakışla ve güzel bir görüşle doldurun...
devamını gör...
marie curie
uranyum elementi ile yaptığı deneyler sonucunda radyoaktiviteyi keşfeden, fizik ve kimya alanında nobel ödüllerine sahip olan kadın bilim insanıdır.
aynı zamanda radyoloji biliminin kurucusudur.
nobel ödülünü alan ilk kadın ve bu ödülü iki kere alan ilk bilim insanıdır.
aynı zamanda radyoloji biliminin kurucusudur.
nobel ödülünü alan ilk kadın ve bu ödülü iki kere alan ilk bilim insanıdır.
devamını gör...
macaristan
macarlarla akraba olduğumuz doğrudur. ikimiz de ural-altay kökenli bir dil konuşuyoruz. soy bağımız ise attila'nın hun imparatorluğu'na dayanır. ama bizimle akraba olan her millete "türk" demenin yanlış bir sınıflandırma olduğu düşüncesindeyim. ikimiz de turaniyiz, ural-altay kavmiyiz işte bu kadar basit. almanlar da kürtler de aryandır mesela. ama bu almanların kürt olduğu, veya kürtlerin alman olduğu anlamına gelmiyor tabii ki. bu durumu göz önünde bulundurarak, herkese türk deme alışkanlığımızı bırakalım artık lütfen. turani demek daha kapsayıcı ve güzel bir tanımdır bana kalırsa.
devamını gör...
sigmund freud'un en güzel sözü
en güzel'i yoktur. nokta atışı birden fazla sözü vardır.
mutluluk olarak adlandırdığımız şey ihtiyaçların (tercihen ani ihtiyaçların) karşılanmasıyla doğan memnuniyetten gelir. mutluluğun anlık bir duygu olup, peşinden koşulmasının saçma olduğunu gözler önüne serer.
yaşam belirtisinin kökeninde duygulanma vardır, duygulanmanın da temeli aşktır. hayatı daha yaşanılır kılmak için bir hâllere girme durumu işte.
kişi acı çektiği müddetçe sevmeyi bir kenara bırakmaktadır. bir yere kadar sevgi pıtırcığı olunur. imdat dediğin bir anda sevemezsin. öncelik tabii ki yaralarını sarman.
yeterince yakından bakıldığında kimse normal değildir. bununla ilintili bir diğer sözü fiziksel görüntüler gibi, ruhsal gerçek de göründüğü gibi değildir.
bakıldığında herkes normal bir görünüm ve davranış yansıtmaya çalışırken yanılsama'ya giriyor. bunu neden yapıyor?
çünkü; yanılsamalar acı çekmemiz kadar zevk almamızı da sağlıyorlar.
vee son bombayı patlatıyorum!
kişi,yaşamın anlamını veya değerini sorguladığı an, hastadır.
hadi geçmiş olsun...
mutluluk olarak adlandırdığımız şey ihtiyaçların (tercihen ani ihtiyaçların) karşılanmasıyla doğan memnuniyetten gelir. mutluluğun anlık bir duygu olup, peşinden koşulmasının saçma olduğunu gözler önüne serer.
yaşam belirtisinin kökeninde duygulanma vardır, duygulanmanın da temeli aşktır. hayatı daha yaşanılır kılmak için bir hâllere girme durumu işte.
kişi acı çektiği müddetçe sevmeyi bir kenara bırakmaktadır. bir yere kadar sevgi pıtırcığı olunur. imdat dediğin bir anda sevemezsin. öncelik tabii ki yaralarını sarman.
yeterince yakından bakıldığında kimse normal değildir. bununla ilintili bir diğer sözü fiziksel görüntüler gibi, ruhsal gerçek de göründüğü gibi değildir.
bakıldığında herkes normal bir görünüm ve davranış yansıtmaya çalışırken yanılsama'ya giriyor. bunu neden yapıyor?
çünkü; yanılsamalar acı çekmemiz kadar zevk almamızı da sağlıyorlar.
vee son bombayı patlatıyorum!
kişi,yaşamın anlamını veya değerini sorguladığı an, hastadır.
hadi geçmiş olsun...
devamını gör...
27 yaş krizi
ne oldum, ne olacağım, üniversiteden mezun olduktan sonra herkes hayatını düzene koydu ancak sanki ben yerimde sayıyorum vb düşünceler arasında boğulmanıza sebebiyet veren bunalım.
30 yaşa yüzünüzü iyice dönmeniz sebebiyle gerçekten gelecek kaygısını iliklerinize kadar hissetmenize sebebiyet veren bunalım.
bilemiyorum, hayırlısı...
30 yaşa yüzünüzü iyice dönmeniz sebebiyle gerçekten gelecek kaygısını iliklerinize kadar hissetmenize sebebiyet veren bunalım.
bilemiyorum, hayırlısı...
devamını gör...
son bakış
13 aralık 1980'de* daha 17 yaşındayken yaşı büyütülerek ankara ulucanlar ceza evinde asılarak idam edilen erdal eren'in anısına yazılmış bir şarkıdır. aysel gürel ve sezen aksu tarafından yazılmış, onno tunç tarafından bestelenmiştir.
şarkının hikayesi:
12 eylül 1980 darbesinin ardından 50 kişi idam edildi. idam edilenlerden biri de henüz 17 yaşında olan erdal eren’di.
orta doğu teknik üniversitesi öğrencisi sinan suner, 30 ocak 1980 tarihinde milliyetçi hareket parti'li bakan cengiz gökçek'in koruması süleyman ezendemir tarafından vurularak öldürüldü.
ilişkili haberler
rakamlarla 12 eylül darbesi
rakamlarla 12 eylül darbesi
12 eylül sürgünleri: 101'ler
12 eylül sürgünleri: 101'ler
ankara yapı meslek lisesi öğrencisi erdal eren, suner'in öldürülmesini protesto etmek için 2 şubat 1980 günü düzenlenen gösteride çıkan çatışmadan sonra gözaltına alınan 24 kişinin arasındaydı.
eren, çıkan çatışmada er zekeriya önge'yi öldürdüğü iddiasıyla tutuklandı. gözaltına alınmasından kısa bir süre sonra 19 mart 1980 günü hakkında idam kararı verildi.
13 aralık 1980’de ulucanlar cezaevi’nde idam edildiğinde henüz 17 yaşındaydı...
18 yaşından küçük olduğu araştırılmadı
eren'in avukatlarından ismail sami çakmak, geçen sene cumhuriyet gazetesi'ne verdiği röportajda idam kararıyla ilgili olarak şunları söyledi: "yargıtay üçüncü dairesi, kararı son derece yasal ve hukuka uygun gerekçelerle bozdu. bunlar otopsinin usul ve yasaya aykırı yapıldığı, ölenin vücudundan çıkan kurşunun erdal’ın tabancasından çıkıp çıkmadığının açıklığa kavuşturulmadığı, olay yerinde keşif yapılmadığı, tanıkların dinlenilmediği erdal’ın 18'inden küçük olup olmadığının araştırılmadığı, takdir hakkının kötüye kullanıldığı gibi gerekçelerdi. gerçek de buydu. ama başsavcılık hemen harekete geçti, bozma kararına itiraz etti. dosya gitti geldi, sonunda askeri yargıtay daireler kurulu idam kararını onayladı."
bir fotoğraftan 12 eylül şarkısı
eren’i idamından on altı saat önce ziyaret eden gazeteci savaş ay, eren'in son fotoğraflarını çekti. ve o fotoğraflar bir sezen aksu şarkısına, 'son bakış'a ilham oldu.
savaş ay, 'son bakış'ın hikayesini şöyle anlatıyor:
"erdal eren'i son anlarında çektiğim o fotoğrafları, milyonlarca kişi gibi sezen aksu da görmüş ve çok etkilenmiş. anlatırken, "öylesine masum, öylesine ölümden uzak, öylesine genç ki... hikayesini de okudum. ama beni esas vuran o 'son bakış' fotoğrafıydı savaş.
'ağıt gibi'
aysel gürel'e gösterdim o fotoğrafı. birlikte bir şeyler yazdık. onno'ya verdik besteledi (tunç). şarkıdan çok ağıta benzedi. yürekten kopup gelen, saf, duru, sahici..." dedi. ve işte o ağıtın sözleri.
"bir an duruşu gibi
ömrün gidişi gibi
veda ederken
aşk ateşi gibi söner iç çekişler
amman amman yandım aman
acı yüzler"
'o ağıt' daha sonra bir sezen aksu şarkısı 'son bakış' olarak karşımıza çıktı.
son bakış
bir söz bitişi gibi son buldu sevişler
bir yaz güneşi gibi eritir hep bu terkedişler
bir an duruşu gibi ömrün gidişi gibi
veda ederken aşk ateşi gibi söner iç çekişler
aman aman yandım aman
kurşun gibi izler
son bakıştaki o gözler kaldı aklımızda
aman aman acı yüzler
kurşun gibi izler
son bakıştaki o gözler kaldı aklımızda
aman aman…
erdal eren'in son mektubu:
sevgili annem, babam ve kardeşlerim;
sizlere bugüne kadar pek sağlıklı mektup yazamadım. ayrıca konuşma olanağımız ve görüşmemizde olmadı. zaten dışarıdayken de birbirimizi anlayacak şekilde konuşamadık. (bu konuda sizlere karşı büyük oranda hatalı davrandım. ancak bunu size karşı saygı duymadığım, bu nedenle böyle davrandığım şeklinde yorumlamamanızı dilerim) bu nedenle sizlere anlatacağım, konuşacağım çok şey var.
ancak olanak yok. düşüncelerimi bu mektupla anlatmaya çalışacağım. şu anda ne durumda olacağınızı tahmin ediyorum. ama çok açıklıkla söylüyorum ki benim moralim çok iyi ve ölümden de korkum yok. çok büyük bir ihtimalle bu işin ölümle sonuçlanacağını çok iyi biliyorum. buna rağmen korkuya, yılgınlığa, karamsarlığa kapılmıyorum ve devrimci olduğum, mücadeleye katıldığım için onur duyuyorum. böyle düşünmem, böyle davranmam,halka ve devrime olan inancımdan gelmektedir. ölümden korkmadığımı söylemem, yaşamak istemediğim, yaşamaktan bıktığım şeklinde anlaşılmamalı. elbette ki hayatta olmayı ve mücadele etmeyi arzularım. ancak karşıma ölüm çıkmışsa, bundan korkmamam, cesaretle karşılamam gerekir. biliyorsunuz ki bu ceza işlediğim iddia edilen suçtan verilmedi. asıl amaçlanan böyle bir olayla gözdağı vermek ve mücadeleyi engellemek hedefine dayalıdır. bu nedenle sizinde bildiğiniz gibi, kendi hukuk kurallarını çiğneyerek bu cezayı verdiler.
cezaevinde yapılan (neler olduğunu ayrıntılı bir biçimde öğrenirsiniz sanırım) insanlık dışı zulüm altında inletildik. o kadar aşağılık, o kadar canice şeyler gördüm ki, bugünlerde yaşamak bir işkence haline geldi. işte bu durumda ölüm korkulacak bir şey değil, şiddetle arzulanan bir olay, bir kurtuluş haline geldi. böyle bir durumda insanın intihar ederek yaşamına son vermesi içten bile değildir. ancak ben bu durumda irademi kullanarak, ne pahasına olursa olsun yaşamımı sürdürdüm. hem de ileride bir gün öldürüleceğimi bile bile. sizlere bunları anlatmamın nedeni yaşamaktan bıktığım yada meselenin önemini, ciddiyetini kavramadığım gibi yanlış bir düşünceye kapılmamanız içindir. bütün bu yapılanlar,başımdan geçenler, kinimi binlerce kez daha arttırdı ve mücadele azmimi körükledi. halka ve devrime olan inancımı yok edemedi. mücadeleyi sonuna kadar, en iyi bir şekilde yürütmek ve yükseltmekten başka amacım yoktur.
mesele benim açımdan kısaca böyle. ancak sizin açınızdan daha farklı, daha zor olduğunu biliyorum.
anne, baba ve evlat arasındaki sevgi çok güçlüdür, kolay kolay kaybolmaz. ve evlat acısının da sizin için ne derece etkili olacağını biliyorum. ama ne kadar zor da olsa bu tür duygusal yönleri bir kenara bırakmanızı istiyorum. şunu bilmenizi ve kabul etmenizi isterim ki, sizin binlerce evladınız var. bunlardan daha niceleri katledilecek, yaşamlarını yitirecek, ama yok olmayacaklar. mücadele devam edecek ve onlar mücadele alanlarında yaşayacaklar.
sizlerden istediğim bunu böyle bilmeniz, daha iyi kavramaya çaba göstermenizdir. zavallı ve çaresiz biriymiş gibi ardımdan ağlamanız beni yaralar. bu konuda ne kadar güçlü, ne kadar cesur olursanız, beni o kadar mutlu edersiniz.
hepinize özgür ve mutlu yaşam dilerim.
devrimci selamlar
oğlunuz erdal
kaynak: www.ntv.com.tr/turkiye/son-...
şarkının hikayesi:
12 eylül 1980 darbesinin ardından 50 kişi idam edildi. idam edilenlerden biri de henüz 17 yaşında olan erdal eren’di.
orta doğu teknik üniversitesi öğrencisi sinan suner, 30 ocak 1980 tarihinde milliyetçi hareket parti'li bakan cengiz gökçek'in koruması süleyman ezendemir tarafından vurularak öldürüldü.
ilişkili haberler
rakamlarla 12 eylül darbesi
rakamlarla 12 eylül darbesi
12 eylül sürgünleri: 101'ler
12 eylül sürgünleri: 101'ler
ankara yapı meslek lisesi öğrencisi erdal eren, suner'in öldürülmesini protesto etmek için 2 şubat 1980 günü düzenlenen gösteride çıkan çatışmadan sonra gözaltına alınan 24 kişinin arasındaydı.
eren, çıkan çatışmada er zekeriya önge'yi öldürdüğü iddiasıyla tutuklandı. gözaltına alınmasından kısa bir süre sonra 19 mart 1980 günü hakkında idam kararı verildi.
13 aralık 1980’de ulucanlar cezaevi’nde idam edildiğinde henüz 17 yaşındaydı...
18 yaşından küçük olduğu araştırılmadı
eren'in avukatlarından ismail sami çakmak, geçen sene cumhuriyet gazetesi'ne verdiği röportajda idam kararıyla ilgili olarak şunları söyledi: "yargıtay üçüncü dairesi, kararı son derece yasal ve hukuka uygun gerekçelerle bozdu. bunlar otopsinin usul ve yasaya aykırı yapıldığı, ölenin vücudundan çıkan kurşunun erdal’ın tabancasından çıkıp çıkmadığının açıklığa kavuşturulmadığı, olay yerinde keşif yapılmadığı, tanıkların dinlenilmediği erdal’ın 18'inden küçük olup olmadığının araştırılmadığı, takdir hakkının kötüye kullanıldığı gibi gerekçelerdi. gerçek de buydu. ama başsavcılık hemen harekete geçti, bozma kararına itiraz etti. dosya gitti geldi, sonunda askeri yargıtay daireler kurulu idam kararını onayladı."
bir fotoğraftan 12 eylül şarkısı
eren’i idamından on altı saat önce ziyaret eden gazeteci savaş ay, eren'in son fotoğraflarını çekti. ve o fotoğraflar bir sezen aksu şarkısına, 'son bakış'a ilham oldu.
savaş ay, 'son bakış'ın hikayesini şöyle anlatıyor:
"erdal eren'i son anlarında çektiğim o fotoğrafları, milyonlarca kişi gibi sezen aksu da görmüş ve çok etkilenmiş. anlatırken, "öylesine masum, öylesine ölümden uzak, öylesine genç ki... hikayesini de okudum. ama beni esas vuran o 'son bakış' fotoğrafıydı savaş.
'ağıt gibi'
aysel gürel'e gösterdim o fotoğrafı. birlikte bir şeyler yazdık. onno'ya verdik besteledi (tunç). şarkıdan çok ağıta benzedi. yürekten kopup gelen, saf, duru, sahici..." dedi. ve işte o ağıtın sözleri.
"bir an duruşu gibi
ömrün gidişi gibi
veda ederken
aşk ateşi gibi söner iç çekişler
amman amman yandım aman
acı yüzler"
'o ağıt' daha sonra bir sezen aksu şarkısı 'son bakış' olarak karşımıza çıktı.
son bakış
bir söz bitişi gibi son buldu sevişler
bir yaz güneşi gibi eritir hep bu terkedişler
bir an duruşu gibi ömrün gidişi gibi
veda ederken aşk ateşi gibi söner iç çekişler
aman aman yandım aman
kurşun gibi izler
son bakıştaki o gözler kaldı aklımızda
aman aman acı yüzler
kurşun gibi izler
son bakıştaki o gözler kaldı aklımızda
aman aman…
erdal eren'in son mektubu:
sevgili annem, babam ve kardeşlerim;
sizlere bugüne kadar pek sağlıklı mektup yazamadım. ayrıca konuşma olanağımız ve görüşmemizde olmadı. zaten dışarıdayken de birbirimizi anlayacak şekilde konuşamadık. (bu konuda sizlere karşı büyük oranda hatalı davrandım. ancak bunu size karşı saygı duymadığım, bu nedenle böyle davrandığım şeklinde yorumlamamanızı dilerim) bu nedenle sizlere anlatacağım, konuşacağım çok şey var.
ancak olanak yok. düşüncelerimi bu mektupla anlatmaya çalışacağım. şu anda ne durumda olacağınızı tahmin ediyorum. ama çok açıklıkla söylüyorum ki benim moralim çok iyi ve ölümden de korkum yok. çok büyük bir ihtimalle bu işin ölümle sonuçlanacağını çok iyi biliyorum. buna rağmen korkuya, yılgınlığa, karamsarlığa kapılmıyorum ve devrimci olduğum, mücadeleye katıldığım için onur duyuyorum. böyle düşünmem, böyle davranmam,halka ve devrime olan inancımdan gelmektedir. ölümden korkmadığımı söylemem, yaşamak istemediğim, yaşamaktan bıktığım şeklinde anlaşılmamalı. elbette ki hayatta olmayı ve mücadele etmeyi arzularım. ancak karşıma ölüm çıkmışsa, bundan korkmamam, cesaretle karşılamam gerekir. biliyorsunuz ki bu ceza işlediğim iddia edilen suçtan verilmedi. asıl amaçlanan böyle bir olayla gözdağı vermek ve mücadeleyi engellemek hedefine dayalıdır. bu nedenle sizinde bildiğiniz gibi, kendi hukuk kurallarını çiğneyerek bu cezayı verdiler.
cezaevinde yapılan (neler olduğunu ayrıntılı bir biçimde öğrenirsiniz sanırım) insanlık dışı zulüm altında inletildik. o kadar aşağılık, o kadar canice şeyler gördüm ki, bugünlerde yaşamak bir işkence haline geldi. işte bu durumda ölüm korkulacak bir şey değil, şiddetle arzulanan bir olay, bir kurtuluş haline geldi. böyle bir durumda insanın intihar ederek yaşamına son vermesi içten bile değildir. ancak ben bu durumda irademi kullanarak, ne pahasına olursa olsun yaşamımı sürdürdüm. hem de ileride bir gün öldürüleceğimi bile bile. sizlere bunları anlatmamın nedeni yaşamaktan bıktığım yada meselenin önemini, ciddiyetini kavramadığım gibi yanlış bir düşünceye kapılmamanız içindir. bütün bu yapılanlar,başımdan geçenler, kinimi binlerce kez daha arttırdı ve mücadele azmimi körükledi. halka ve devrime olan inancımı yok edemedi. mücadeleyi sonuna kadar, en iyi bir şekilde yürütmek ve yükseltmekten başka amacım yoktur.
mesele benim açımdan kısaca böyle. ancak sizin açınızdan daha farklı, daha zor olduğunu biliyorum.
anne, baba ve evlat arasındaki sevgi çok güçlüdür, kolay kolay kaybolmaz. ve evlat acısının da sizin için ne derece etkili olacağını biliyorum. ama ne kadar zor da olsa bu tür duygusal yönleri bir kenara bırakmanızı istiyorum. şunu bilmenizi ve kabul etmenizi isterim ki, sizin binlerce evladınız var. bunlardan daha niceleri katledilecek, yaşamlarını yitirecek, ama yok olmayacaklar. mücadele devam edecek ve onlar mücadele alanlarında yaşayacaklar.
sizlerden istediğim bunu böyle bilmeniz, daha iyi kavramaya çaba göstermenizdir. zavallı ve çaresiz biriymiş gibi ardımdan ağlamanız beni yaralar. bu konuda ne kadar güçlü, ne kadar cesur olursanız, beni o kadar mutlu edersiniz.
hepinize özgür ve mutlu yaşam dilerim.
devrimci selamlar
oğlunuz erdal
kaynak: www.ntv.com.tr/turkiye/son-...
devamını gör...
