buyrun benim.
sebzelerin her türlüsünü yerim ve severim. hiç birini ayırt etmem.

ama şu et mevzusu biraz karışık. yemeğin içinde asla yemem. ızgara olursa yerim. balıklardan hamsi ve somonu severim. onun dışındakileri bazen yerim bazen yemem, o gün onlardan tiksinme gelip gelmemesine göre değişiyor. tavuk ise yine yemeğin içinde yemem. et suyu, tavuk suyu olan hiç bir yemeği, pilavı , çorbayı, vb yemem.

bitti mi? hayır…
ev yoğurdu yemem, hazır yoğurt. o da her marka değil. peynir olayı daha karışık, bir markanın süzme peyniri, bulursam isli çerkes peyniri,lor, kaşar peyniri(o da eritilmiş olursa), hellim peyniri yerim. süt içmem, hayatımda kaymak ağzıma koymadım.

bitti sanıyorsunuz ama daha değil…
sakatat yemem, sadece kokoreç, o da her yerde değil. deniz ürünlerini yemem; iki üç kere az bir parça karides yedim, o kadar. lahmacun yerim amma kıymalı pide yemem( evet çok garip biliyorum).

böyle olunca da zor oluyor işte. misafirliğe gittiğimizde özellikle. neyse ki etrafımdakiler tanıyor beni de üstlerine alınmıyorlar.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

imge,
seküler,
diyalektik,
obsesyon
mantalite.
devamını gör...

(bkz: diyerek noktalıyorum)

sözlük için en uygun mahlas bence.

bonus olarak tabi ki ağzındakikanısilipişteşimdikızandövüşçü.
devamını gör...

benimki zaten gözükmüyor ki.
devamını gör...

celtic angels-edge of night

"home is behind, the world ahead,
and there are many paths to tread
through shadows to the edge of night,
until the stars are all alight."
devamını gör...

bana şunu düşündüren karardır: "koskaca milli eğitim şurasında bir tane bile okul öncesi eğitimi mezunu üye yok muydu?"

meslekte 13. yılını çalışan bir öğretmen olarak değerler eğitiminin en az 8/9 yıldır müfredatta olduğunu söyleyebilirim. çocukların yaş grubuna uygun olarak sevgi, saygı, dürüstlük,paylaşma, yardımlaşma, temizlik, sorumluluk gibi değerlerle ilgili etkinlikler planlıyoruz.

din konusuna gelince çocukların soyut kavramları anlamlandiracagi dönem okul öncesi değildir. piagetin gelişim kuramına göre 3-6 yaş arasındaki çocuklar henüz işlem öncesi dönemdedir. somut işlem dönemi bile 7-11 yaş arasını kapsar ki okuma yazma ve matematiksel işlemlerin öğretildiği yaşlardir. o dönem çocukları bile tam manasıyla soyut kavramları icsellestiremez.

okul öncesi çoğu çocuk için "ölüm" kavramı bambaşka anlamlar ya da korkular içerir. anlamlandiramadigi her kavram çocuk için kaygı oluşturur. bu kadar hassasiyetin yaşandığı yaş aralığında tamamen soyut/manevi konuların anlatıldığı din eğitimi, çocuklarda türlü türlü kaygılar oluşturmaktan başka bir şeye sebep olmayacaktır.
devamını gör...


"acı diyorum efendim,
o da evrensel olmalı;
bir çocuğun eline diken batsa;
insanoğlu yanmalı.


(bkz: farid farjad)
devamını gör...

sözlükte okuduğum en cesur, en kültürlü ve en nüktedan yazarlardandır*. kendisini uzun zamandır takip etmekle beraber bundan bir gün için bile pişman olmadım,doğruyu söylemek gerekirse. tanımlarının her bir satırını özenle okuyorum ki harika bir tespiti veya meşhur yıldızlı bkz'larındaki ufak bir espriyi dahi atlamayayım.
bu arada maymunlar cehennemi'ni tuhaf önyargımdan dolayı ben de izlememiştim** *

not:kendisi 10 nisan sabahı** kafa iznine çıktı. kafa sözlük çok kan kaybetmedi mi gerçekten?
umarım kısa zamanda dönersiniz sevgili una nocte. özleneceğinizi bilin, sevgiler..
devamını gör...

türkiye'nin ilk kadın pilotu 1933 yılında havacılık brövesini alan bedriye tahir gökmen'dir.
kanatlılar dergisi
devamını gör...

seçilmiş değildir, atanmıştır.
devamını gör...

joan baez ile bob dylan 1961 yılında bir festival de tanışırlar ve ilk günden itibaren hem müzik hem de duygusal olarak etkilenirler. ilişkilerinin devam ettiği 1963 – 1965 arası dönemde baez ve dylan artık ayrılmaz ikili olurlar. 1975 yılında yayınlanan ve baez’ in kariyeri boyunca yaptığı en iyi şarkı olarak bilinen, albüme de adını veren, “diamonds and rust” şarkısı baez, dylan aşkının ölümsüz hikayesidir artık.

peki judas priest bu şarkıyı nasıl almış:
www.washingtonpost.com/life...

yani özetle diyorlar ki, biz abd de meşhur olmaya başlayınca piyayasaya girmek için bize bir şarkı yollayın dedik, bu geldi.

önemli not:
judas priest grubu, ismini bob dylan’ın “the ballad of frankie lee and judas priest” şarkısından almıştır, bununla pirlikte baez, dylan ve priest üçgeni tamamlanmış oluyor.

joan baez yorumu:


judas priest yorumu:
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sağlığına kavuşmasını temenni ettiğim başarılı,sevilen teknik adam.
devamını gör...

third earl russell/üçüncü earl russell olarak da bilinen, dönem dönem kendisini farklı ideolojilerin kıskacında bıraksa da hiçbir zaman tam olarak bir ideolojiye bağlı olmayan 20. yüzyıl filozofudur. aynı zamanda matematikçidir. sokrates'e karşı cephe alan filozoflardandır diyebilsek de aslında bu cephe de bile yer almaz. lakin sokrates hakkında söyledikleri kayda değerdir. ve çokça anekdotu hak eden bir insandır.

--- alıntı ---

"platon'un sokrates'i daha sonraki çağlarda yaşamış olan filozoflar için bir örnek teşkil etmiştir. ahlaki açıdan bizler onun hakkında ne düşünmeliyiz? (beni burada alakadar eden yalnızca platon'un tasvir ettiği şekliyle sokrates'tir.) iyi yönleri aşikardır. dünyevi başarılarla ilgisi yoktur. korkudan o kadar aridir ki son dakikaya kadar sakin, kibar ve nüktedandır; çünkü en önem verdiği şey doğru olduğuna inandığı şeylerdir. ancak çok büyük kusurları da vardır. tartışmalarında dürüst olmayıp sofistvari bir tarzı izler. kendi düşünce dünyasında gerçeği aramaktansa, zekasını kendine hoş gelen sonuçlara ulaşmak için kullanmaktadır. insana kötü bir papaz tipini andıran kendini beğenmiş ve kaypak bir yanı vardır. ölüm karşısındaki cesareti, eğer ölümden sonra tanrılar arasında keyif süreceğine olan inancı olmasaydı muhakkak çok daha saygıya değer olurdu. bazı seleflerinin tersine düşüncesi bilimsel değildi ve onu kendi beğenisine uygun bir evrenin varlığını ispat için kullanıyordu. bu gerçeğe ihanettir ve felsefi günahların en büyüğüdür. bir insan olarak ona azizler arasında bir yer verebiliriz, ama bir filozof olarak bilimsel bir arafta epey bir vakit geçirmesi lazımdır." russell, b., 1946, history of western philosophy: george allen and unwin, london, s.164.

--- alıntı ---

ki dediklerine hak vermemek elde değil. sokrates'in felsefesi, sunmuş olduğu saik apaçık bir şekilde tüm dinlerin kökenindeki arayışı ve arzuyu sunar.
devamını gör...

2013'ten beri aşkım olan oyun. geçen bir camii inşa etmişim ama efsane...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

insanın içini dışına çeviren, kalbini ağzına getiren aklını bir karış havaya çıkaran. eşsiz bir o kadar da kontrolsüz bir duygusal nöbet.
devamını gör...

roman columbarium'dan colmar, ilk kez 823'te charlemagne'nin oğlu emperorlouis le pieux tarafından yapılan bir bağış eyleminde adı geçti. 9. yüzyılda colmar'ın mimarisi devasa ahşap binalar, ahırlar, ahırlar, bir pres, bir iç avlu ve güvercinlik şeklindeydi.

şehir, orta çağ'da, 13. yüzyılda bir imparatorluk şehri olana kadar gelişmeye devam etti. o sırada colmar'da dini tarikatlar kuruldu. fransiskenler, dominikanlar ve augustinianlar ibadethanelerini ve meskenlerini inşa ettiler, çok sayıda kilise ve manastır binası bugün hala tarihi merkezde ayakta durmaktadır.

1354'te colmar, ayrıcalıklarını ve imparatorluk şehri durumunu savunmak için birleşen on alsas kentinin federasyonu olan decapole'un kuruluşunda yer aldı. 1480'de tamamlanan koïfhus binası, decapole siyasi üyelerinin toplantılarına, 1678'de colmar'ın devrim'den sonra "fransa'nın kraliyet şehri" haline gelmesine kadar ev sahipliği yaptı. otuz yıl savaşı (1618-1648) şehri harap eden büyük ayaklanmalara neden oldu ve 1635'te colmar, imparatorluk şehri statüsünü, ayrıcalıklarını, haklarını ve geleneklerini terk edecek kadar ileri gitmeden fransa kralı'nın koruması altına alındı.

15. ve 16. yüzyıllarda şehir, tüccarları, tarımı ve her şeyden önce şarapçılık sayesinde zenginlik bulduğu altın çağını yaşadı. muhteşem binalar ve diğer görkemli meskenler inşa edildi. 1698'de colmar, alsace egemen konseyi'nin kurulmasıyla alsas eyaletinin adli başkenti oldu. konsey sarayı 1771'de tamamlandı ve bugün ilk derece mahkemesi'ne ev sahipliği yapıyor. 1753-1754 yılları arasında colmar'da on üç ay kalan voltaire, kenti “yarı alman yarı fransız ve tamamen irokoyalı bir şehir” olarak tanımladı.

2 şubat 1945, şehrin tarihinde önemli bir tarihtir. bu tarih, colmar halkı için ikinci dünya savaşı'nın sonunu, son fransız toprağı olan ve son derece ağır kayıplar veren "colmar pocket" muharebesi işaret eder.
devamını gör...

erkeğe karşı " konuşurken indir o eli, bak indir o eli dedim"
kadına karşı " milletin sevgilisi dövüyor ben sana el bile kaldırmıyorum ona göre kıymetimi bil" .
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim