ışık yılı
sanıldığı gibi zaman birimi olmayan, bir uzunluk birimidir. ışık boşlukta 300.000 kilometre/saniye hızla hareket eder ve bu hızla hareket eden ışığın 1 yıllık süre sonunda aldığı mesafeye denir. yaklaşık 9 trilyon km’dir.
devamını gör...
kızların sözlüğü erkek düşürmek için kullanması
doğrunun zirvesi bir tespit. daha iki gün önce hamfendi hamfendi entryler girerek ağımı atmıştım ki misinanın tık tıklamasıyla ayıktım. dedim ulan parçacık ne halt ediyorsun? kendine gel sen harun abisin!
devamını gör...
günü kendinden bir cümle ile sonlandır
ağır gelir bazen hayat, yıkılır üstüne. enkazın altından bağırırsın çaresizce ama çığlıklarını duyan yoktur.
devamını gör...
lord arthur savile’nin suçu
oscar wilde kitabıdır.
oscar wilde, vahşi bir masalcıdır. aslında belki de bu soyisminden kaynaklanan bir yanılgıdır. oscar wilde’ın yazdığı her şey sizi duvardan duvara vurur ama büyük bir şefkatle. intihara meyletmenize neden olacak şeylerden yazmıştır, aşktan nefret etmenizi sağlayacak şeyler de ama içinizde umutla dolduran sayfaları da vardır oscar wilde abimizin. bu kitapta 5 öykü birbirini kovalıyor. hepsi sırayla zihninizi allak bullak edecek türden. tabii eğer bunları çocuk masalı sayıp burun kıvırmazsanız.
ilk öykü kendini gerçekleştiren kehanete bir örnek belki de. bazen okuduğunuz falların, burçların size geleceği gösterdiğini düşünürsünüz. aslında belki de okuduğunuz şeyleri gerçekleştirmek için içinizde farkında olmadığınız bir dürtü sizi ele geçirmektedir. unutmayın olumsuz bir kehanet önce kahini vurur.
ikinci öyküde korkularınızın sizin onları ne kadar ciddiye aldığınızla ilgili olduğunu göreceksiniz. gece vakti yolda yürürken arkanızda bir ses duyarsınız ve adımlarınızı hızlandırdıkça korkunuz artar, korkunuz arttıkça adımlarınız hızlanır. halbuki belki de sadece üzerine bastığınız kuru bir daldan gelmiştir ses. ciddiye almasanız korkmanız için bir neden yoktur.
üçüncü öykü herkesin bildiği mutlu prens öyküsüdür. ve mutlu prens yaptıkları ve yaşadıkları ile sizi derin duygulara batırıp çıkarır.
dördüncü öykü çoğu insanın bildiği ama yazarını tanımadığı klasik bülbül ve gül öyküsü. okuduğunuz zaman kalbinize batan gül dikeninin acısını duyacak ve insanoğlunun dünya için bir virüs olduğuna emin olacaksınız.
son öykü ise yine o çok meşhur öykülerden biri olan bencil dev öyküsüdür. bunu uyumadan hemen önce okursanız bir cennet bahçesinde rüyalara dalacaksınız.
oscar wilde, vahşi bir masalcıdır. aslında belki de bu soyisminden kaynaklanan bir yanılgıdır. oscar wilde’ın yazdığı her şey sizi duvardan duvara vurur ama büyük bir şefkatle. intihara meyletmenize neden olacak şeylerden yazmıştır, aşktan nefret etmenizi sağlayacak şeyler de ama içinizde umutla dolduran sayfaları da vardır oscar wilde abimizin. bu kitapta 5 öykü birbirini kovalıyor. hepsi sırayla zihninizi allak bullak edecek türden. tabii eğer bunları çocuk masalı sayıp burun kıvırmazsanız.
ilk öykü kendini gerçekleştiren kehanete bir örnek belki de. bazen okuduğunuz falların, burçların size geleceği gösterdiğini düşünürsünüz. aslında belki de okuduğunuz şeyleri gerçekleştirmek için içinizde farkında olmadığınız bir dürtü sizi ele geçirmektedir. unutmayın olumsuz bir kehanet önce kahini vurur.
ikinci öyküde korkularınızın sizin onları ne kadar ciddiye aldığınızla ilgili olduğunu göreceksiniz. gece vakti yolda yürürken arkanızda bir ses duyarsınız ve adımlarınızı hızlandırdıkça korkunuz artar, korkunuz arttıkça adımlarınız hızlanır. halbuki belki de sadece üzerine bastığınız kuru bir daldan gelmiştir ses. ciddiye almasanız korkmanız için bir neden yoktur.
üçüncü öykü herkesin bildiği mutlu prens öyküsüdür. ve mutlu prens yaptıkları ve yaşadıkları ile sizi derin duygulara batırıp çıkarır.
dördüncü öykü çoğu insanın bildiği ama yazarını tanımadığı klasik bülbül ve gül öyküsü. okuduğunuz zaman kalbinize batan gül dikeninin acısını duyacak ve insanoğlunun dünya için bir virüs olduğuna emin olacaksınız.
son öykü ise yine o çok meşhur öykülerden biri olan bencil dev öyküsüdür. bunu uyumadan hemen önce okursanız bir cennet bahçesinde rüyalara dalacaksınız.
devamını gör...
içinde istanbul geçen şarkı
ben giderim istanbul senin olsun
sertab erener-olsun
sertab erener-olsun
devamını gör...
aşı olmayanlara pcr testi zorunlu tutulması
cumhurbaşkanının son açıklamasına göre türkiye'de de uygulanacak olan durum. sanırım ilk ve orta öğretim öğrencileri için bir aşı ve test zorunluluğu yok. fakat üniversite öğrencileri için haftada 2 kez test zorunluluğu geldi. bu açıkça bir despotluk ve yıldırma projesidir. isteyen aşısını olur kendini korur isteyende olmaz ve hastalanınca kendisi sonuçlarına katlanır. söylemekten dilimizde tüy bitti, aşılar virüs bulaştırma veya kapma oranını düşürmüyor aşılı ve aşısız kişilerde bulunan virüs yoğunluğu aynı yani aşısız birisi etrafındaki kimseyi ekstra riske atmıyor. buyrun dw haber linki
pcr testi kişinin virüsü taşıyıp taşımadığını tespit etmek için var, aşılı kişilerin virüsü taşıma ve bulaştırma konusunda aşısızlara kıyasla hiçbir farkı olmadığına bakarsak bu testler aynı şekilde aşılı kişiler içinde geçerli olmalıydı. buradan amacın virüslü kişileri tespit etmek değil aşısız kişiler üzerinde bir baskı oluşturmak olduğunu görebilirsiniz.
ayrıca şunu belirtmek isterim, mevzu bir kere aşı olduk bitti değil. şimdi de aşıların etkisini yitirmesi meselesi konuşuluyor. yani siz aşı olduğunuz zaman aşının direnci sonsuz değil gitgide azalıyor. bu şu anlama geliyor ilerleyen aşamada rutin olarak belli aralıklarla sizden sürekli aşı olmanız istenecek.
aşısızlar tedavi olmasın sağlık hizmetlerini meşgul ediyorlar vergilerimizi kullanıyorlar diyen arkadaşlara cevap niteliğinde şunu söylemek istiyorum. bizde vergi veriyoruz. eğer konu sağlık sistemini meşgul etmek ise, sigara ve alkol kullanan insanlar için de aynı uygulama olursa tamam kabulüm. o kişilerde hasta olacaklarını bile bile bunları kullanıyor ve işin sonunda kaçınılmaz bir şekilde hasta oluyorlar ve sağlık sistemini meşgul ediyorlar.
pcr testi kişinin virüsü taşıyıp taşımadığını tespit etmek için var, aşılı kişilerin virüsü taşıma ve bulaştırma konusunda aşısızlara kıyasla hiçbir farkı olmadığına bakarsak bu testler aynı şekilde aşılı kişiler içinde geçerli olmalıydı. buradan amacın virüslü kişileri tespit etmek değil aşısız kişiler üzerinde bir baskı oluşturmak olduğunu görebilirsiniz.
ayrıca şunu belirtmek isterim, mevzu bir kere aşı olduk bitti değil. şimdi de aşıların etkisini yitirmesi meselesi konuşuluyor. yani siz aşı olduğunuz zaman aşının direnci sonsuz değil gitgide azalıyor. bu şu anlama geliyor ilerleyen aşamada rutin olarak belli aralıklarla sizden sürekli aşı olmanız istenecek.
aşısızlar tedavi olmasın sağlık hizmetlerini meşgul ediyorlar vergilerimizi kullanıyorlar diyen arkadaşlara cevap niteliğinde şunu söylemek istiyorum. bizde vergi veriyoruz. eğer konu sağlık sistemini meşgul etmek ise, sigara ve alkol kullanan insanlar için de aynı uygulama olursa tamam kabulüm. o kişilerde hasta olacaklarını bile bile bunları kullanıyor ve işin sonunda kaçınılmaz bir şekilde hasta oluyorlar ve sağlık sistemini meşgul ediyorlar.
devamını gör...
orhan veli kanık
istanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
önce hafiften bir rüzgar esiyor
yavaş yavaş sallanıyor yapraklar ağaçlarda
uzaklarda, çok uzaklarda
sucuların hiç durmayan çıngırakları
istanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
orhan veli kanık
orhan veli kanık'ın yazdığı ve cem karaca'nın seslendirdiği bu şiiri istanbul'dan uzak kaldığım zamanlar da özlemimi gidermesi için çok dinledim. istanbul eskisi gibi sakin değil şiirlere konu olan o istanbul artık yok biliyorum ama bir gün sadece istanbul'u dinlediğinizde o şiir kokusunu tekrardan alıyorsunuz. önce laleliden tramvaya biniyoruz ilk durak eminönü galiba burası dünyaya açılan kapı olmalı. oradan kadıköy vapuruna biniyoruz. kadıköy vapurunun nostaljik bir havası var ne de olsa eskiye döneceğiz. sonrası size kalmış ne görmek istiyorsanız ne duymak istiyorsanız...gözlerinizi kapatın rüzgarın yüzünüzü sevmesine izin verin ve istanbul'u dinleyin.
önce hafiften bir rüzgar esiyor
yavaş yavaş sallanıyor yapraklar ağaçlarda
uzaklarda, çok uzaklarda
sucuların hiç durmayan çıngırakları
istanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
orhan veli kanık
orhan veli kanık'ın yazdığı ve cem karaca'nın seslendirdiği bu şiiri istanbul'dan uzak kaldığım zamanlar da özlemimi gidermesi için çok dinledim. istanbul eskisi gibi sakin değil şiirlere konu olan o istanbul artık yok biliyorum ama bir gün sadece istanbul'u dinlediğinizde o şiir kokusunu tekrardan alıyorsunuz. önce laleliden tramvaya biniyoruz ilk durak eminönü galiba burası dünyaya açılan kapı olmalı. oradan kadıköy vapuruna biniyoruz. kadıköy vapurunun nostaljik bir havası var ne de olsa eskiye döneceğiz. sonrası size kalmış ne görmek istiyorsanız ne duymak istiyorsanız...gözlerinizi kapatın rüzgarın yüzünüzü sevmesine izin verin ve istanbul'u dinleyin.
devamını gör...
ilk buluşmada bana white chocolate mocha al diyen kız
beyaz çikolatalı, şekerli kahve seven kızdır. daha fazla tespit kasılmamalıdır.
devamını gör...
direksiyon sınavından üç kez kalmak
dalga geçilecek bir durum değildir. yolda düzgün yürüyemeyen insanların bile araç kullandığını unutmayın. kendinize güvenin, ama boş bir özgüvenle de trafiğe çıkıp başkasının hayatını tehlikeye atmayın..
eğer o ehliyet alınırsa trafiğe çıkmadan özel ders alınması tavsiye edilir.
eğer o ehliyet alınırsa trafiğe çıkmadan özel ders alınması tavsiye edilir.
devamını gör...
eline krem süren erkek
bakımlı olan erkektir.sayılarının artmasını istiyoruz.
devamını gör...
gözden akan yaş çeşidi
bebeklerde 3 çeşittir:
-temel ağlama
-öfkeden ağlama
-acıdan dolayı ağlama.
küçücük bacaklarıyla neye öfkeleniyorlar ben de anlam veremiyorum*.
-temel ağlama
-öfkeden ağlama
-acıdan dolayı ağlama.
küçücük bacaklarıyla neye öfkeleniyorlar ben de anlam veremiyorum*.
devamını gör...
kilolu olmak
okurken içim biraz burkuldu açık olmam gerekirse gereksiz salak saçma tiplemelere girip insanların fiziksel görünüşlerini yermeye çalışan insanlara karşı aşırı kin tutan yapım vardır. insanların elinde olan veya olmayan durumlarından size ne ? istediği gibi yaşayabilir özgürce yiyebilir özgürce giyebilir ve dahası. kimseyi ilgilendirmez o insanın kilosu sana dert olamaz. olacaksa o kişiye dert olur o kilolar kalkıp kimseye dert olamaz. sevgili yazarcım kalbinin güzelliğine sağlık kendini ifade edişin duygularını bu denli güzel şekilde dile getirmen zaten ne kadar naif bir insan olduğunu belli etmektesin. ve size gelince çirkef, ruhu dışkıya boğulmuş tipler; umarım empati yeteneği kazanır egolarınızdan uzaklaşıp bencilliğinizi en aza indirgeyerek hayatınıza devam edersiniz. sizin sorunlarınız nasıl başka insanlara dert olmuyorsa, başka insanların kiloları size dert olmasın.
devamını gör...
kenacort-a
özellikle aft tedavisinde mucizevi sonuçlar veren, prospektüsünü şu linkten görebileceğiniz reçetesiz satılan ilaç.
devamını gör...
her şey bitti derken çıkagelen insan
reel hayatta hiçbir zaman karşımıza çıkmasa da, ileride bir gün gelebilme ihtimali bile kişiyi hayata bağlayan insandır.
devamını gör...
türklerin göç ettikleri ülkede dönerci açması
valla doğru karardır, olmayan ne varsa onu açıyorlar ne yapsınlar. ben göçsem ben de tantunici açar ipe dizerdim ecnebileri. *
devamını gör...
dünyaya bir daha gelseniz ne olursunuz sorunsalı
mandal yayı.
devamını gör...
evrendeki en ağır şey
en sevdiklerinle beraber olsan da aniden gelen yalnızlık hissi ve varoluşsal krizler.
devamını gör...
biz ölünce sözlük hesabımıza ne oluyor sorunsalı
dijital ayakizi olarak kalıyor.
devamını gör...
kitab-ül hiyel
bir ihsan oktay anar kitabıdır.
bütün ihsan oktay anar kitapları gibi çok değişik ve çok güzeldir.
şu an tanım gireceğim için kitap önümde ve tebessümle bakıyorum.
ihsan oktay anarın en kısa kitabıdır ama kısa olduğuna aldırmayın çünkü diğer kitapları gibi çok yoğun ve okuması zor bir kitaptır. hırs ve zekanın ne kadar kötü sonuçlar doğurabileceğini ne kadar kötü olabileceğini anlatır kitap.
ayrıca kitabı açar açmaz kitabın adını görürsünüz ve altında eski zaman mucitlerinin inanılmaz hayat öyküleri yazar.
ilgi çekici okunması gereken bir eserdir.
tanımımın bir şey anlatmadığının farkındayım zaten tanımım kitap hakkında bir şey anlatamazdı.
kitabın arkasında şöyle bir yazı var ve bu yazı bütün ihsan oktay anar kitapları için geçerlidir.
okuyanın okumayanlara kolay anlatamayacağı, hayal gücünün sınırsızlığını gösteren çizimleriyle insanın birileriyle paylaşmak isteyeceği romanlardan kitab-ül hiyel.
bende sizinle paylaşmak istedim sayın yazarlar.
--- alıntı ---
insanoğullarının hayatları da hayalden çok hiylelerle dolu olduğu için eserine kitab-ül hiyel adı verdiğini rivayet etmiştir.
--- alıntı ---
bütün ihsan oktay anar kitapları gibi çok değişik ve çok güzeldir.
şu an tanım gireceğim için kitap önümde ve tebessümle bakıyorum.
ihsan oktay anarın en kısa kitabıdır ama kısa olduğuna aldırmayın çünkü diğer kitapları gibi çok yoğun ve okuması zor bir kitaptır. hırs ve zekanın ne kadar kötü sonuçlar doğurabileceğini ne kadar kötü olabileceğini anlatır kitap.
ayrıca kitabı açar açmaz kitabın adını görürsünüz ve altında eski zaman mucitlerinin inanılmaz hayat öyküleri yazar.
ilgi çekici okunması gereken bir eserdir.
tanımımın bir şey anlatmadığının farkındayım zaten tanımım kitap hakkında bir şey anlatamazdı.
kitabın arkasında şöyle bir yazı var ve bu yazı bütün ihsan oktay anar kitapları için geçerlidir.
okuyanın okumayanlara kolay anlatamayacağı, hayal gücünün sınırsızlığını gösteren çizimleriyle insanın birileriyle paylaşmak isteyeceği romanlardan kitab-ül hiyel.
bende sizinle paylaşmak istedim sayın yazarlar.
--- alıntı ---
insanoğullarının hayatları da hayalden çok hiylelerle dolu olduğu için eserine kitab-ül hiyel adı verdiğini rivayet etmiştir.
--- alıntı ---
devamını gör...
ilk kimin aklına geldiği merak edilen şeyler
mısır patlatmak ilk kimin aklına geldi çok merak ediyorum. bugün öğrendiğime göre tarlalardan toplanılan ham mısırın patlatılmış mısır olarak kullanabilmesi için değirmenden geçirip tanelerini ayırmak ve kurutmak gibi aşamalardan geçmesi gerekiyormuş. ilk bulduğunda alır haşlarsın, olmadı kızartsın falan da bu aşamalardan geçirip yüksek sıcaklık ve basınç altında patlatmak.. helal olsun gerçekten kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi.
devamını gör...