genelleme yapmak yanlış, lakin zaman zaman benimde rastladığım durum.

en basitinden kendi akrabalarımdan örnek vereyim, aşırı dindarlar.

avrupa da yaşayıp her türlü vergi yolsuzluğunu bizzat yapıyorlar.

ama kendileri ile aynı dinden olmayan dürüst insanlara "yavur" yaftasını yakıştırıveriyorlar hemen.

sorsan bunlar müslüman, dindar, ehl-i namus falan.

ama birde gerçekler var. kaçak işte çalışıp kendini çalışmıyor gösterip sosyal yardım almak?

genellemelere katılmasam da bu konuda başlığı açan kardeşime hak veriyorum. ha birde aramızdaki kafatasçı kökten dincileri görmezden gelmek olmaz.

onlara da buradan, yallah arabistana soysuzlar diyorum.
devamını gör...

dolar bile benden değerli.
devamını gör...

başlığı okuduğum an bir kediyi okşayan erkek belirdi gözümde. belki daha tatlı oldukları anlar vardır ama çocukları ve hayvanları severken çok tatlı oluyorlar.
devamını gör...

anısı var bu şarkının *

vocaroo.com/1fYTOfWMfWU4

edit: kalite falan... daha kaliteyi yükseltmek için nasıl başlık açayım bilemiyorum. sanırım kaliteyi düşürmekle buraya ses kaydı atmak aynı şey değil.

neyse...

2. edit: ben sevmiyorum böyle ağır şarkıları fazla. türkçe de söylemem genellikle ama daha çok böyle şeyler dinlendiği ve kısa olduğu için bunu seçtim. yoksa ohoo, şenlendiririm ortalığı! *
devamını gör...

(bkz: başlık açmadan duramayan yazarlar)

çok eski bir twit olmalı bu. modası çoktan geçmiştir.
devamını gör...

fizikte, bir sistemin gelecekteki durumunu belirleyebilmek için var olması gereken ancak ölçümü yapan kişi tarafından bilinmeyen bazı değerler olduğunu iddia eden teori. kuantum mekaniğinde ölçüm sonuçları kesin olmadığından, kuantum teorisini eksik kabul eden bazı fizikçiler tarafından kullanılsa da kuantum mekaniğinde bu türden gizli değişkenlerin varlığı mümkün görülmemektedir.

schrödinger’in kedisi adlı düşünce deneyini ele alalım. bu deneyde gözlem yapmadan kedinin ne canlı ne ölü olduğunu söyleyebiliriz. kedinin canlı ya da ölü olduğunu belirleyecek şey, kutu içerisinde bulunan ve kediyi öldürecek olan maddenin, kutu içerisinde yayılıp yayılmamasıdır. biz bu durumu gözlem yapmadan bilemesek de, kutunun içerisinde durum açıkça bellidir. bunu, kutuya
bakmadan bilmiyor oluşumuz, değişkenin gizli ve bilinemez olduğu anlamına gelmez.

kuzey irlandalı fizikçi john stewart bell bazı eşitsizlikler elde ederek yerel gizli değişken teorilerinin sağlanması gerektiğini öne sürdü. ancak bell eşitsizlikleri, kuantum teorisi ile uyum içerisinde değildir. deneylerle de görülmüştür ki kuantum dünyası bu eşitsizlikleri sağlamaz, hatta ihlal eder. işte bu nedenle kuantum mekaniğinde yerel gizli değişkenlerin varlığı olası görünmemektedir.
devamını gör...

yapay zekâ ile ilgili bir cümle.

kritik nokta için (bkz: teknolojik tekillik)

- yapay zekâ başka bir yapay zekâ yapabilir mi?
cambridge üniversitesi'nde bununla ilgili bir çalışma yapılmıştı. robotlar, insan müdahalesi olmadan başka robotlar üretmeyi başardı. tabii "insan müdahalesi yok" derken biraz özenli olmak gerekiyor. nihayetinde insanların tamamen konu dışında kalması -en azından şu an için- söz konusu olamaz. zira bir yapay zekâya sadece ilk etapta da olsa, verileri biz sağlıyoruz.

- tekilliğe ne kadar yakınız?
bu konuyla ilgilenen bazı isimlere göre 20-25 yıl kadar...
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

piedra ırmağı’nın kenarında oturdum ağladım.

kitabın adını görünce mesela neden ola ki diyip almıştım hemen.
devamını gör...

yanlış hatırlamıyorsam filmi ilk olarak yayınladığı seneden bir sene sonra ya cine5'de ya da digiturk'te izlemiştim. o zamanlar cidden etkilenmiştim. herkese tavsiye ettiğimi falan hatırlıyorum. sonraki izleyişimde o kadar tat almadım ama ben aynı ben değildim * fakat filmin gizem zinciri muazzam. düşününce ilk seferde bütün sır perdesi aralandığı için sonraki izleyişlerim yavan gelmiş olabilir. burun kıvırmamın ve filme tepeden bakıp ''aman o kadar da iyi değilmişsin!'' dememin sebebi bu olabilir. yani aslında ben ben değildim falan deyip kendi gelişimimi kutsamaya çalışıp topu taca atmış olabilirim. şimdi düşündüm de olabilir değil kesin öyle oldu. * şu insanın kendisini hep farklılaştırma çabası lanet bir şey. allahtan tosbalığa geçiş yaptım da kurtuldum bu nane molla özelliklerden. neyse amma lakırdı ettim. fazla ipucu vermeden şöyle bir kademelendirme yapabilirim sanırım;

bir tane fotoğraf var yıllar öncesinden o mühim. sonracığıma bu fotoğraftaki kişiler mühim. karanliktakimum'un bahsettiği yaşlı kadının mevzuyla ilgili bir düşüncesi var ama ne yazık ki teyze bu konuda yanılıyor. büyünün içeriği farklı teyzemin düşüncesi yanlış zira işin içinde akıllara gelmeyecek bir canilik mevzusu da var. buradan sonrasına girersek filmin bütün büyüsü kaçar. büyüsü kaçmasın ve siz büyüye inanın diye o konuda tek kelime dahi etmeyeceğim ki burası da mühim ** hatta söylediklerimde ters köşe bile olabilir o mühim değil * ezcümle; filmin kurgusu ve ilerleyişi kusursuza yakın. hatta 6. hissin yanağından makas alır. lakin onun kadar etki doğurmaması büyük talihsizlik. bir de şunu eklemeden geçemeyeceğim, yaşlı ve tontoş insanlar size fiziki özelliklerinizle ilgili sorular soruyorsa ve bunu kafaya takmışlarsa oradan hızla uzaklaşın. vallahi başınıza her şey gelebilir. bakın burası da mühim. izlemediyseniz izleyin derim. hatta başlık sayesinde bende filmi yeniden izleme isteği doğdu. bu ara bu tarz başlıklara uğramasam iyi olacak liste kabarıyor *
devamını gör...

insan saygısız ise bunun kamu ile hiçbir ilgisi yoktur. her işyerinde, her ortamda saygısız, seiyesiz, işlerini ve bulundukları makamı kötüye kullananlar vardır. bunun kamuda göze batması ise tamamen özel kurumlarda sizden canlı bir şekilde aldıkları paradan dolayı yüzünüze söyleyememeleridir.

bir kamu çalışanı olarak söylemek istediğim, sizi haksız çıkarmak değil bu genellemeyi artık bırakmanız demek içindir. bizler halka hizmet vermek için elimizden geleni yapıyor ve çalışıyoruz. bizler nasıl ki size saygı gösterip işinizi hallediyorsak sizler de bizim işimize biraz saygı gösterip anlayışlı olmanız lazım..

karşılıklı saygı olduğu sürece çözülmeyecek hiçbir mesele yok..
devamını gör...

tamam dedikten sonra koymaya devam ettiği kaşık/kaşıklardır. engel olmak için bir önceki kaşıkta tamam denilmelidir.
devamını gör...

hayatının büyük kısmını ibadet ederek geçiren insanların 'benim inandığım tanrıya onlar nasıl inanmaz?!' diye düşünüp mantıklı bir cevap olarak bulduğu düşüncedir.
burada önemli olan nokta düşündükleriyle kalıp kimseyi taciz etmemeleri.
ateistse ateist. onun dünyasında tanrı yok demek oluyor bu. kabullenmek gerek. sonuç olarak neye inanırsan gerçeğin o olur.
devamını gör...

isminden tutun da konunun işlenişine kadar "ben aytmatov'un kaleminden çıktım." diyen karakteristik bir roman.

ikinci dünya savaşı'nın yanı sıra; kolhoz sistemi, tarımda makineleşmenin etkileri, kadının toplumdaki yeri* gibi birçok önemli konuya değinmektedir.

en çok dikkatimi çeken; alt sosyoekonomik tabakadan bahsederken başka eserlerde görmeye alışık olduğumuz "kolay yönlendirilebilir, sığ" insan profilleri çizmenin aksine karakterleri yüceltmesi ve toplumu sınıfsal ayrım gözetmeden yansıtması oldu.* bunu en çok kadın-erkek rolleri üzerinde hissettim. aynı işleri yapıyor, aynı zorlukları yaşıyorlar ve bir üstünlük söz konusu değil.

ekonomik anlamda kadın ve erkeğin üstlendiği rollerin dışında "anne, eş, gelin" gibi toplumsal rollerin de tek tarafa yüklenmeden işlenmiş olmasını çok takdir ettim. özellikle kitabın sonlarına doğru aliman'ın yaşadıklarının hem tolgonay hem de çevredekilerce karşılanışı bunun en güzel örneğiydi. en önemlisi de tüm bahsettiklerimin kitap içinde açıkça vurgulanmıyor oluşu. aytmatov; kadın-erkek eşitliği hakkında tek bir söz etmeden, yani bir fikri ondan hiç bahsetmeden savunuyor.


birlikte yürürken gözümüzde bütün dünya değişirdi ve biz bir masal âleminde yüzerdik. ve, her tarafı sürülmüş boz toprak, dünyanın en güzel tarlası görünürdü bize. o sırada, önümüzden kalkan bir boz torgay da havalanırdı aydınlardan gökyüzüne doğru. çok yükseklere kadar çıkar, gökyüzünde bir nokta gibi görünür ve bir insan yüreği gibi çırpınarak mutlu mutlu ötmeye başlardı.

-bak bizim torgayımız ötüyor! derdi suvankul.

ne güzel değil mi? bir torgayımız vardı bizim!

boz torgay:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bir erkek olarak inanılmaz rahatsız oluyorum. ekşi'den bu yüzden ayrıldım. her şeyi yazmakta özgürüz ama sizlerin cinsel açlığına maruz kalmakta istemiyorum.
devamını gör...

literatürdeki adı dissosiyatif kimlik bozukluğu'dur.

genellikle çocukluk döneminde yaşanan şiddetli travmadan ve çocuk istismarından kaynaklanır. bu travma aşırı veya tekrarlayan, fiziksel, cinsel veya duygusal istismar olabilir. bunun dışında genetik ve biyolojik faktörlerin de rol oynadığına inanılmaktadır. kişi, bu dayanılmaz acıyı tek başına kaldıramadığı için kendine farklı kişilikler yaratır. bu kişiliklerin hepsinin farklı bir hikayesi olmakla birlikte yaşları, cinsiyetleri, karakterleri vs. farklıdır. öznel yorumum dayanılmaz acılarını farklı kişilikler yaratarak onlara paylaştırdığı yönünde.

nadir bir hastalıktır, tedavi olarak psikoterapi seansları ve ilaç tedavisi uygulanır. günümüzde birçok dizi ve filme konu olan hastalıktır ayrıca. kill me heal me ve split (film) örnek olarak gösterilebilir.

tabii bu dizi ve film'de 12-24 gibi sayıca çok fazla kimlikler işlenmiş fakat çoklu kişilik bozukluğu diyebilmemiz için 2 tane farklı kişilik/kimlik olması yeterlidir. bu kimliklerin kişinin düşünce ve davranışlarına etki ettiği unutulmamalıdır. bana ilginç gelen bir araştırma sonucunu sizlerle paylaşayım, farklı kimlikler bir bedende farklı ellerini kullanıyorlar. yani bir kişi kendi benliğinde sağ elini kullanırken, diğer kişiliği solak olabilir.
devamını gör...

ha leş kargaları, ha yağmacılar dan , ne farkları var bu dolandırıcıların ?
yahu vicdan kalmadı bu insanlarda , bu mikropların yüzünden kimse , kimseye güvenmiyor artık ve haklılar güvenmemek ile .
kim açmış ise o hesapları ,biliyor ki bir ceza almayacak yaptığı yanında kâr kalacak.
lanetliyorum böyle insanları.
devamını gör...

pink floyd'un efsane bateristi. david gilmour ve roger waters arasındaki kavgalarda ortada kalmış mütevazı kişilik. bir röportajında david ve roger'ın kavgaları olmasaydı o albümleri yapamazdık demiş üstad.
devamını gör...

1930 yılında abd'de doğan stanford j. shaw, ingiliz ve ortadoğu tarihi üzerine çalışmalar yaptığı stanford üniversitesi'nden 1951 yılında mezun oldu. ortadoğu tarihi alanında çalışırken türkçe, arapça ve farsça öğrendi. londra üniversitesi'nde bernard lewis ve paul wittek ile birlikte araştırmalar yaptı. 1956 yılında istanbul üniversitesi'nde osmanlı mısırı üzerine çalışmalar yaparken ömer lütfi barkan, halil sahillioğlu ve zeki velidi togan'la tanıştı. doktorasını princeton üniversitesi'nde tamamladı ve 1992 yılında emekli oldu. los angeles üniversitesi'nde profesör olarak ders vermeye devam ederken "ermeni soykırımı yoktur" dediği için ermeni örgütlerce tehdit edildi ve evi bombalandı. 1999'da bilkent üniversitesi'nde osmanlı ve modern türkiye tarihi uzmanı olarak çalışmaya başladı. 2006 yılında ankara'da vefat etti.
devamını gör...

işim varmış gibi sabahın köründe uyandım. herkes uyuyor. ben de çay ve sigara eşliğinde bu beyefendiyle sohbet ediyorum.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim