normal sözlük’ün artık bitmiş olması
bitince haber verin çay demleyeceğim.
devamını gör...
şarap içmek
başlık, aklıma nazım hikmetin rubailerinden şu dörtlüğü getirdi:
ölümü, ömrün kısalığını tatlı bir kederle düşünerek
şarap içmek lâle bahçesinde, ayın altında...
bu tatlı keder doğduk doğalı nasip olmadı bize:
bir kenar mahallede, simsiyah bir evde, zemin katında... - nazım hikmet
ölümü, ömrün kısalığını tatlı bir kederle düşünerek
şarap içmek lâle bahçesinde, ayın altında...
bu tatlı keder doğduk doğalı nasip olmadı bize:
bir kenar mahallede, simsiyah bir evde, zemin katında... - nazım hikmet
devamını gör...
cahit zarifoğlu
yedi güzel adam'ın zarif'i. o kendisini abdurrahman cahit zarifoğlu diye tanıtırdı diye tahmin ediyorum. adımın baş harflerinde kimliğim saklı der ya hani. acz.
ben ona imgelerin şahı diyorum. sırlı bir odanın anahtarı gibi kullanıyor kelimeleri adeta. şiirlerimden ben de bir şey anlamıyorum der kendisi. şiirlerin anlaşılmıyor diyenlere de bazen yılmış ve artistik bir vaziyette "hiç kimse şu ya da bu şiiri anlamak zorunda değildir. anlamıyorlarsa niye rahatsız oluyorlar bilmem. ben de botanikten hiç anlamam" der.
ve şiirleri insanı en derininden tutup yakalar.
"ve tüm koşuşmalar ortasında insanları alıp buran olayların en içlerine sarkar şair kanım."
şiir kitaplarının isimlerinde sırasıyla bir serüven barındırır;
işaret çocukları işaret edilen, gösterilen, seçilen çocuklardır bunlar büyüyüp yedi güzel adam olurlar sonra da menziller gelir, belli bir menzile doğru yola koyulurlar ve son olarak korku ve yakarış makamına varırlar.
şiir kitaplarının yanı sıra günlüğü olan "yaşamak" kitabını da mutlaka okumalı "ne çok acı var" cümlesiyle başlar.
-haydi ey şair, sen de uyan ve şimşek gibi çakan şiirlerinle insanları uyandır, ölen duyguları canlandır, unutulan görevleri hatırlat.-
ben ona imgelerin şahı diyorum. sırlı bir odanın anahtarı gibi kullanıyor kelimeleri adeta. şiirlerimden ben de bir şey anlamıyorum der kendisi. şiirlerin anlaşılmıyor diyenlere de bazen yılmış ve artistik bir vaziyette "hiç kimse şu ya da bu şiiri anlamak zorunda değildir. anlamıyorlarsa niye rahatsız oluyorlar bilmem. ben de botanikten hiç anlamam" der.
ve şiirleri insanı en derininden tutup yakalar.
"ve tüm koşuşmalar ortasında insanları alıp buran olayların en içlerine sarkar şair kanım."
şiir kitaplarının isimlerinde sırasıyla bir serüven barındırır;
işaret çocukları işaret edilen, gösterilen, seçilen çocuklardır bunlar büyüyüp yedi güzel adam olurlar sonra da menziller gelir, belli bir menzile doğru yola koyulurlar ve son olarak korku ve yakarış makamına varırlar.
şiir kitaplarının yanı sıra günlüğü olan "yaşamak" kitabını da mutlaka okumalı "ne çok acı var" cümlesiyle başlar.
-haydi ey şair, sen de uyan ve şimşek gibi çakan şiirlerinle insanları uyandır, ölen duyguları canlandır, unutulan görevleri hatırlat.-
devamını gör...
dünya dışı yaşam
dünya dışı yaşam dendiğinde akıllara insan formu gibi evrimin son halkası hayal edilse de aslında ufacık minicik bir bakteri bile yeterlidir dünya dışı yaşamın ispatına.
devamını gör...
pencere (yazar)
sözlüğün kıymetlilerinden... şairlerinden. işte o neydi; olmazsa olmazlar, sözlüğün demirbaşları, en sevdiğin sözlük yazarları... şeysilerinin üyelerinden yalnızca bir tanesi benim için. öte yandan, sayın pencere'nin hakkını teslim eden de bir ben değilimdir zannediyorum ki. pencere, şiirle müteallik olan tüm başlıklara mutlaka birkaç şiir gönderir. bu şiirler, birçoğumuzun daha önce hiç karşılaşmadığı şiirlerdir. şiirlerimize şiir katan bir yazardır kendisi. çok ince çok da güzel şiirler paylaşır, tekrar tekrar okumak için kaydedersiniz. dün gece de nazım abinin, ben senden önce ölmek isterim şiirini seslendirerek şairliğini bir üst seviyeye taşımıştır. dinleyin, tavsiye ederim. içten ve güzel okumuş, severek dinledim. her zaman, sözlükten şiirlere açılan penceremiz olsun isteriz.
devamını gör...
svalbard küresel tohum deposu
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının oy vermiyor olması
yazar olmadığımdandan dolayı üstüme alınmadığım serzeniş.
çünkü bir çaylak olarak beğendiğim girileri oylayamıyorum efendim. moderatör olarak bu hakkı elimden almışsınız. ya da daha doğrusu hiç vermemişsiniz.
çünkü bir çaylak olarak beğendiğim girileri oylayamıyorum efendim. moderatör olarak bu hakkı elimden almışsınız. ya da daha doğrusu hiç vermemişsiniz.
devamını gör...
fake hesaptan sevgilisini deneyen kadın
içinizde böyle saçmalıklar yapacak kadar büyük bir şüphe varsa hiç bu işlere kalkışmadan ilişkinizi bitirin hanımlar.
eğer gerçekten bir sadakatsizlik varsa bir karaktersizden kurtulmuş olursunuz. ortada bir aldatma yoksa, şüpheleriniz tamamen kuruntuysa da adam bir dengesizden kurtulmuş olur. her türlü win win.
eğer gerçekten bir sadakatsizlik varsa bir karaktersizden kurtulmuş olursunuz. ortada bir aldatma yoksa, şüpheleriniz tamamen kuruntuysa da adam bir dengesizden kurtulmuş olur. her türlü win win.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının evcil dostlarının korktuğu şeyler
muhabbet kuşum süpürgenin sesinden korkuyor ve ayrıca siyah renk olan hiçbir şeye konmuyor.
devamını gör...
normal sözlük'teki aile ortamı
sonuna kadar okudum, güzel entrydi. umarım sözlük büyüdükçe şuan oluşan saygılı ve samimi ortam bozulmaz. *
devamını gör...
zengin gösteren şeyler
yeni sweatshirt.
özellikle çocuklarda, birazda büyükçeyse, ve beyazsa zengin çocuğu gibi görünmüyormu..
video kliplerdeki subliminal mesajlar bilinçaltımıza giriyor galiba, aklıma ilk sweatshirt geldi..
özellikle çocuklarda, birazda büyükçeyse, ve beyazsa zengin çocuğu gibi görünmüyormu..
video kliplerdeki subliminal mesajlar bilinçaltımıza giriyor galiba, aklıma ilk sweatshirt geldi..
devamını gör...
christiane vera felscherinow
1962 almanya hamburg doğumlu aktrist ve müzisyen. aynı zamanda eski bir eroin bağımlısı. 12 yaşında esrara 13 yaşında eroine başlamış ve çok zor sancılı bir çocukluk dönemi geçirmiş. o kadar çalkantılı bir hayatı vardı ki bir filme ve bir romana konu oldu. şimdilerde oğlu ile birlikte sakin bir hayat sürüyor.
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sözlük.
bu günde sabah oldu ve inşallah bu günde akşam olacak.
keyifli olsun de mi?
çünkü
ne olursa olsun yaşamaya mecbursun
bulutsuzluk özlemi
bu gün canın çok sıkın
her şey sana zor geliyor
olabilir
bu gün aşkın bitmiş
o seni terk edip gitmiş
olabilir.
bu günde sabah oldu ve inşallah bu günde akşam olacak.
keyifli olsun de mi?
çünkü
ne olursa olsun yaşamaya mecbursun
bulutsuzluk özlemi
bu gün canın çok sıkın
her şey sana zor geliyor
olabilir
bu gün aşkın bitmiş
o seni terk edip gitmiş
olabilir.
devamını gör...
aziz nesin şiirleri
en güzellerinden biri budur bence.
sevgi durağı
sözverdiğimiz yerde buluştuk
sözverdiğimiz zamanda değil.
ben yirmi yıl erken gelip bekledim
sen geldin yirmi yıl geç
ben seni beklemekten yaşlıyım
sense beklettiğin için genç.
sevgi durağı
sözverdiğimiz yerde buluştuk
sözverdiğimiz zamanda değil.
ben yirmi yıl erken gelip bekledim
sen geldin yirmi yıl geç
ben seni beklemekten yaşlıyım
sense beklettiğin için genç.
devamını gör...
anlayana sivrisinek saz anlamayana davul zurna az
anlamayana davul zurna az sözüyle devam eden bir atasözü.
devamını gör...
sekizinci kurban
andreas franz’ın yazdığı, orjinal adı das achte opfer olan bu eser ‘99 yılında çıkmış bir krimi romanıdır. andreas franzı tanımlarken bakış açımı köklü değişime uğratan bir şaheseri var demiştim. işte o eser bu anlatacağım kitaptır.
kitabın arkasından tercüme ediyorum:
tanınmayan bir şahıs frankfurt cinayet masasına incil’den absürt karanlık, belirsiz alıntılar gönderir. ilk akla gelen eşşek şakası yapıldığıdır. fakat aynı zamanda mide bulandıran bir cinayet işlendiğinde baş komiser julia durant arada bir bağlantının olmasından şüphelenir. cinayetlerin ardı arkası kesilmez ve her seferinde aynı imzayı taşır: kurbanların hepsi çıplak ve alınlarında kanla yazılmış 666 sayısı vardır. soruşturma sırasında polis organize suç, yolsuzluk ve gücün kötüye kullanılması bataklığında boğulur.
kitabı beğendiysen yum gözünü! spoi ama değil gibi de:
kitabın isminden de anlayacağın üzere tam olarak sekiz cinayet işlenir. haber verircesine cinayet işlenmeden önce mezara konulan çiçeklerden bir buket baş komiserin masasına gönderilir. tabi ki de notlarla. alıntısız olur mu hiç? o da var.
her seferinde aynı motif:
ölen kişinin boğazı kesilmiş, oradan akan kan ile alnına 666 yazılmış, genitalleri kesilip, göz hizasına denk gelecek şekilde kafasının yanına koyulmuş. yanında da ne var bil? incilden alıntı. hem de dün baş komisere giden çiçeğin içinde ki notun aynısı. wow dimi? yeap.
ilk kurban banka müdürü doktor matthäus
ikinci kurban emlakçı neuhaus
üçüncü kurban çocuk psikoloğu doktor winzlow
dördüncü, beşinci, altıncı ve yedinci kurbanlar ise tanınmış, bilinmiş, saygıdeğer insanlardan oluşuyor.
peki ya sekizinci kurban? işte onu söylersem büyüsü bozulur dostum. al oku yani, mis gibim roman.
kitapların, kadere inancımı körüklediğini düşünüyorum. misal bu kitap yazıldığında ben daha bebekliğimi yeni tamamlamış, çocuk olmuştum artık. asırlar sonrası* kitapçıda dolanırken yıllar önce yazılmış kitabı buldum. şansım varmış o gün ki bulmuşum bu muazzam romanı. bakış açısı nedir? nasıl değişir? detayları ile oturdum üzerine günlerce düşündüm. yetmedi okuduktan yıllar sonra geldim buraya tanımını yazdım. yetmezse daha da düşünürüm yıllar sonra napılabilir diye.
çok güzel bir kitap fakat yeniden açıp okumam. huyum değildir. yeni kitap keşfetmek, aynı kitabı tekrar okumaktan öndedir.
ihtiyacın olan kitabı bulup ruhuna dokundurabilmen dileği ile, cya.
kitabın arkasından tercüme ediyorum:
tanınmayan bir şahıs frankfurt cinayet masasına incil’den absürt karanlık, belirsiz alıntılar gönderir. ilk akla gelen eşşek şakası yapıldığıdır. fakat aynı zamanda mide bulandıran bir cinayet işlendiğinde baş komiser julia durant arada bir bağlantının olmasından şüphelenir. cinayetlerin ardı arkası kesilmez ve her seferinde aynı imzayı taşır: kurbanların hepsi çıplak ve alınlarında kanla yazılmış 666 sayısı vardır. soruşturma sırasında polis organize suç, yolsuzluk ve gücün kötüye kullanılması bataklığında boğulur.
kitabı beğendiysen yum gözünü! spoi ama değil gibi de:
kitabın isminden de anlayacağın üzere tam olarak sekiz cinayet işlenir. haber verircesine cinayet işlenmeden önce mezara konulan çiçeklerden bir buket baş komiserin masasına gönderilir. tabi ki de notlarla. alıntısız olur mu hiç? o da var.
her seferinde aynı motif:
ölen kişinin boğazı kesilmiş, oradan akan kan ile alnına 666 yazılmış, genitalleri kesilip, göz hizasına denk gelecek şekilde kafasının yanına koyulmuş. yanında da ne var bil? incilden alıntı. hem de dün baş komisere giden çiçeğin içinde ki notun aynısı. wow dimi? yeap.
ilk kurban banka müdürü doktor matthäus
ikinci kurban emlakçı neuhaus
üçüncü kurban çocuk psikoloğu doktor winzlow
dördüncü, beşinci, altıncı ve yedinci kurbanlar ise tanınmış, bilinmiş, saygıdeğer insanlardan oluşuyor.
peki ya sekizinci kurban? işte onu söylersem büyüsü bozulur dostum. al oku yani, mis gibim roman.
kitapların, kadere inancımı körüklediğini düşünüyorum. misal bu kitap yazıldığında ben daha bebekliğimi yeni tamamlamış, çocuk olmuştum artık. asırlar sonrası* kitapçıda dolanırken yıllar önce yazılmış kitabı buldum. şansım varmış o gün ki bulmuşum bu muazzam romanı. bakış açısı nedir? nasıl değişir? detayları ile oturdum üzerine günlerce düşündüm. yetmedi okuduktan yıllar sonra geldim buraya tanımını yazdım. yetmezse daha da düşünürüm yıllar sonra napılabilir diye.
çok güzel bir kitap fakat yeniden açıp okumam. huyum değildir. yeni kitap keşfetmek, aynı kitabı tekrar okumaktan öndedir.
ihtiyacın olan kitabı bulup ruhuna dokundurabilmen dileği ile, cya.
devamını gör...
profiline kendi fotoğrafını koyan yazar iticiliği
kime göre neye göre diyeyim önce.
keçi ile selfi çekilecem diye, mart güneşi gözümü yakmış. hatta ağlatmış ama değmişse,
sonuç, keçi için ve benim için de fena değilse, profile de koyarım.
keçinin sahibinden izin de almışım.
keçi ile selfi çekilecem diye, mart güneşi gözümü yakmış. hatta ağlatmış ama değmişse,
sonuç, keçi için ve benim için de fena değilse, profile de koyarım.
keçinin sahibinden izin de almışım.
devamını gör...
güne bir görsel bırak
devamını gör...
kürtajın yasaklanması gerekliliği
kürtaj her kadının hakkıdır . hiçbir kadın isteği dışında doğum yapmaya zorlanamaz .kürtaj yaptırıp yaptırmamak sedece çocuğu doğurucak olan kadının kararıdır
devamını gör...

