kırk cümle kuruyorsun, agzını açmadan vazgeçiyorsun. incinme değil bu, insana olan inancını yitirme...
şükrü erbaş
devamını gör...

kadın cinayetlerinin, istismar ve tecavüzlerin arttığı böylesi dönemlerde bir nebze de olsa insanları bilgilendirebilmek, somut verilerle politikalar üretmede yol yordam gösterebilmek adına örgütlenmiş bir platformdur. davalara ve verilere buradan ulaşabilirsiniz.

esdemirei ukdesidir.
devamını gör...

kusura bakma kardeş seni de rahatından ettik.
devamını gör...

tanımlarını okumaya doyamadığım yazar. mahlasıyla sık sık karşılaşmama rağmen tanımlarını okumak bugüne kısmetmiş. geç keşfettiğim için biraz üzüldüm. umarım yazmaya devam eder, bizde bol bol okuruz.
devamını gör...

neyini kıskanıyorlar acaba diye sorarım. adamın veya kadının yıllarca emek verip bir yere getirdiği birliktelik, şu veya bu sebeple bitmiş.
sonuçta ortaya tatsızlık, pişmanlık, boşa geçen yıllar gibi yıpratıcı duygular kalmıştır. bu hemen atlatılabilecek bir durum da değildir ayrıca.
allah kimseyi gördüğü günden geri koymasın...
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
bir gün setten dönmüşüm, torunum emre aradı: “anneanne, yolda araba çarpmış bir kedi gördüm,
veterinere götürdüm, tedavisini yaptırdım. anneme götürdüm, o da temizledi eve
aldı” dedi. peki, getir bakarım dedim. kediyi gördüm, bayağı çirkin bir şey, “ay niye
aldın bunu, pek de çirkinmiş” dedim. anneanne sen de çirkinsin, sana da araba çarpsa
bakmayacak mıyız? dedi. o an beynimden vurulmuşa döndüğümü anladım.
güzeli sahipleniyoruz ama çirkini dışlıyoruz, asıl onları anlamak lazım.
- ayşen gruda
devamını gör...

ben olaya farklı gözle bakıyorum.

hep mağdur edebiyatı görüyorum insanlarda ama madalyonun öbür yüzünde şu var,

kaçırılan bir eser yada anlaşmalar ile götürülen, götürülmeden önce bizim insanımıza göre değersiz

nereden mi biliyoruz, müze gezen yok, gezenler çok az veya foto çekinip çıkıyor

okuyan, destekleyen az.

halkın umrunda değil


bir eser değerliyse bu batılılar değerli dediği için değerli bizde

eser gidene kadar kimse yüzüne bakmaz, eser gidince vay efendim

siz, eserleri değil, batının verdiği değeri istiyorsunuz

nereden mi biliyorum, kaçırılan bir eser varsa 1000 eser hala toprak alında

kimin umrunda

ben söyliyim , avrupalı bir arkeolok gelip, kazmak isterse , oooo oluyoruz

kazmak istemezse, at çöpe , kır yada maloz yap, bina yapçam oraya,

tarihi eserin kazmasıda , taşıması da maaliyetli

insan ev yapçam diyor, bakıyor eser var, ya denize atıyor ya kırıyor, çöpe möpe

ama tarihi eserler umrumuzda


biiiiiipppp umrumuzda

eğer umrumuzdaysa kimse niye umursamıyor yerli arkeolokları

adamlar aç, maaşsız çalışıyor ve genelde h ödenek almıyor, kimin umrunda !!! hemen hemen kimsenin

kusura bakmayın ama bu biraz ikiyüzlülük

gerçekten tarihe, ülkeye, vatana değer veriyorsanız bunu koruyan, çıkaran arkeolokların durumunu halk biraz irdelesin

ama kimsenin umrunda değil, yabancılar avrupa kültürünün temelleri anadoludada olduğu için çalışıyor

bizde o yüzden gaza geliyoruz, yoksa halkın umrunda değil


bir eser değerliyse british museum da , yada diğer avrupa müzelerinde olduğu için önemli

bizde olduğu için değil, avrupa önem vermese boşa para, israf der, üzerine bile konuşmayız.

şimdi kim haklı, kim haksız, eserlerle gerçekten kim ilgileniyor, hangi halk ve millet

doğru olandan ben de artık o kadar emin değilim
devamını gör...

(bkz: masaya çık tepin istersen)

sorunları çözüme kavuşturmak yerine halı altına süpürmekten ne farkı var bunun?
devamını gör...

elle tutulur bir şey olmayan paradır. insanı vezir de eder rezil de. bu sebeple eğer işten anlamıyorsanız sakın ama sakın bulaşmayın bu işlere.

ayrıca uzmanlar tarafından kripto para ile borçlanma ve ödeme gibi işlemlerin yapılmaması tavsiye edilir.
devamını gör...

dün öyle bir şaka yaptı ki hıık diye gidiyordum.
yaman şakacısın delikanlı.
devamını gör...

aslı japonlara dayanan bir oyuncaktır. japonya'da ki yedi şans tanrısından biri olan bilge fukurumu'ya dayanır. şans ve mutluluk tanrısı olan fukurumu 8 kişiden oluşan ailesi ile birlikte iç içe geçmiş kel göbekli bıyıklı görünmektedir. aile birliği vurgusu yapılan bu oyuncak japonya'dan hediye olarak savva mamontov'a hediye olarak gelir. tüccar sanayici olan mamantov bunu ruslara uyarlamaya karar verir. elinde horoz tutan 8 kadın böylece zihinlere düşer....rus ressam sergey vasilyeviç malyutin üzerini boyama işini, tornacı vasiliy zvyozdoçkin’e bu figürleri yapma işini üstlenir.
sonuç olarak;
1900 yılında paris’te dünya çapında düzenlenen bir fuarda “milli sanat” olarak rus matruşkası altın madalya kazanır.
o gün bugün matruşka rus oyuncağı olarak zihinlere kazınır.
devamını gör...

hatırlayınca bir benim mi gözlerim doluyor diye merak ettiğim eylem. ne güzel günlerdi, ne onurlu bir eylemdi. herhalde bu ülke adına umutlandığım son zamanlardı. çok fazla şey öğretmiştir bana, dayanışmanın gücünü (elinizle dokunur gibi hissederdiniz bunu) , hiç ortak noktan olmadığını düşündüğün insanlarla nasıl ortak nokta bulabileceğini, zulme ve baskıya karşı direnmenin insanları ve toplumu nasıl güzelleştirdiği..

en çok aklımda kalan, antikapitalist müslümanlar olmuştu. varlığından o zamana kadar hiç haberdar olmadığım, ama beni epey etkileyen dernek. ne sağlam ne cool bir duruşunuz vardı. gerçek müslümanın tam bir sosyalist olması gerektiğini düşündürmüştü bana.

ve maalesef son güzel zamanları ülkemin. o günleri hatırlayınca umut edebilmenin ne güzel olduğunu da hatırlarım.
devamını gör...

ben atatürk'ün ülkesinde, ülkemde geziyorum.
devamını gör...

yumurtalı pide sade pideyi döver* demeye geldim..gidiyorum.
devamını gör...

hesabı alabilir miyim lütfen?

başka çeşitlerini merak ettim çöktüm bekliyorum bakalım.
devamını gör...

insana huzur veren bir havası vardır. mezarlık, kimine huzur vermez, ölüm ve korkuyu hatırlatır ama o mezarda yatan şey ölünün çürümüş bedenidir, ruhu değildir. köyün serin havası, ölümün soğuk yüzünü hissettirmez, unutturur hatta.
kavak, dut, ceviz ağaçlarının serinlik verdiği, etrafında yıkılacak gibi duran duvarla çevrili, içinde dokunulmamış çeşitli bitkilerin bittiği, ücra köylerin mezarlıklarında mola vererek bir fatiha okumak, kıyısında biraz oturup dinlenmek, toprağa yeşile dokunmak, oranın kendine has kokusunu içine çekmek ve bu şehir hayatında karşılaştığımız bir şey değildir. arada bir karşılaşınca bu da insana farklı bir hissiyat katar.

bazen, uzun yolculuğa çıkıldığında camdan bakıldığında, bir tepenin üst kısmında, etrafı derme çatma bir duvar veya çitle çevrili, üzerinde farklı ağaçlar bulunan ama en çok da servi ağaçlarının hafif rüzgarın vurmasıyla ağır ağır sallandığı yeşillik bir alan gözümüze çarpar. ağacı olmayan, duvarı alçak, yolla aynı hizada olduğu için rahatlıkla görülebilen mezarlıklarda, mezar taşları beyaz mermerden olduğu için de uzaktan bakınca da ilk başta koyun sürüsü sanılabilir.
devamını gör...

twitter, tweet atarak dünyayı kurtaracağını sanan insanlarla dolu bir mecra. kolayca manipüle edilen biriyseniz, sinirlerinizi zıplatırlar, zaten yeterince stresliyiz, bugüne kadar başlamamışsınız ne güzel, akıl sağlığınızı korumak için bugünden sonra da hiç başlamayın...
devamını gör...

moliere eseridir.

edebi bir eser aracılığıyla insanları ağlatmak, hüzünlendirmek çok zordur. ancak aynı yöntemle onları güldürmek ise anlatılamayacak kadar zordur. tabii ki moliere için değil. o bu işi nefes alır gibi yapıyor.

cimrilik belli bir oranda mazur görülebilecek bir huy. kötü bir huy olduğu kesin, bunu tartışmıyorum bile. ama yine de bir yere kadar hoş görülüp adına tutumluluk denebilir. ama ya o sınır aşılırsa?

etrafınızda, evcil bir hayvan olarak cebinde akreple dolaşan bir arkadaşınız mutlaka vardır. bir yere gittiğinizde hesap gelmeden hemen önce tuvalete kaçan. bozuk parası olmadığı için her yerde ödemeyi sizin yapmanıza “ gönülsüzce” razı olan. bence en cimri dediğiniz o arkadaşlarınızdan özür dileyip sarılın boyunlarına bugün çünkü siz henüz harpagon’u tanımıyorsunuz.
devamını gör...

pandemi başından beri dahil olduğum durum. tükenmişlik , hiçlik ve umutsuzluk duygusunun dibini yaşıyorum. *
devamını gör...

bir hışımla gelip aklına gelen herşeyi yazmadan önce biraz ortama bakıp sakinleştikten sonra seviyeyi düşürmeden yazmaya başlamanız gereken sözlük.

(bkz: nabza göre şerbet vermek)
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim