fakir semtlerde ortaya çıkan ve bakkal dükkanındaki veresiye borçlarını ödeyen melek gibi melektir.
devamını gör...

türk kahvesidir. ha açıkçası bu aralar filtre kahve içiyorum ama türk kahvesi baş tacıdır.


tanım: en sevdiğimiz kahveleri paylaştığımız başlık.
devamını gör...

idam mahkumuna infaz öncesi en sevdiği yemeği ikram eden gardiyan gibidir.
devamını gör...

sustum, sustum, sustum ama artık yeter. bu adama daha ne kadar müsamaha gösterilecek anlamıyorum? bana gırla küfür etti. sebep ne mi?

gelen mesajlar üzerine toplu açıklama:

kaymak her yeni gelene yazdığı gibi banada yazmıştı ta ocak ayında. iyi birine benziyo dedim arkadaş oldum. max bir hafta anca sürmüştür. bana olan tüm kini ve nefreti telegram grubuna getirdiğim arkadaş sevgilisinide getirdi diye. neymiş arkadaş ortamıymış aşk meşk yasakmış. bu nasıl bir sığlıktır? çıktım gruptan. o gün bu gündür saplantılı gibi sataşıp durdu bana. küfürler etti kendi nickaltında benim adımı vererek. ben ona hala normal cevaplar verdim, hiç bir hakarette bulunmadım. çünkü ruh haline acıyorum.

kendisini eleştiren bir şahsın entrysinde hiç bir hakaret yoktu ve beğendim diye bana methiyeler düzdü kaymak. neymiş o yazar başka bir entrysinde annesine küfretmiş bunun. ben herkesin sicilini araştıracak kadar işsiz miyim? annesine edilen küfürü beğendiğimi yazdı. öyle olmadığı halde! ki kendisi başka insanların ölmüş annelerine hadsizce küfrediyor.

insanlara karşı sürekli bir algı yarattı hakkımda. hala devam ettiğine dair de kanıtım var. buraya koymayacağım.

“kadın beyanı esastır” ben erkek miydim? neden bana küfredildiğinde ceza verilmedi? beni ifşalamakla tehdit eden bu adam (neyle ifşalayacaksa zaten yazıyorum her şeyi entrylere) özel hayatımı kendi discord grubunda herkese anlatıyor. şu yaşta, medeni hali şöyle, şu ülkede yaşıyor vs…

sen kimsin? sana mı kaldı?

limonlu ekşili ben çocuklarımı da paylaştım, yoldaş ifşalayana ceza versin demiş. seninki çocuk benim ki ne? sizi ifşalayan ben değilim. bana da başka yerden ulaştı neler konuştuğunuz. yok sudoku şunu yazmış yok bunu demiş, şunla arkadaş olmuş. sizene lan?

bir de dertleşme grubu, hepimiz çalışan insanlarız denilmiş. hele hele. çalıştığınız halde bu denli örgütlenebilecek kadar boş vaktiniz varsa ne güzel, ne iyi. bir de salağa yatmaları yok mu? ayyy içimi bayıyorsunuz gerçekten.

her ceza alan arkadaşının hesabından gelsin yazsın? ne anladık o cezadan?

son olarak; benim de arkadaş grubum var. aşk meşkte serbest üstelik hahahhahah. ve bu entrynin yazılmasına müsade eden sütlü tarhana benim grubuma geldiğinde ben onun kaymakla arkadaş olduğunu bildiğim halde ötekileştirmedim. gayette iyi davrandım herkes biliyor. “ölü sevici” diyecek kadar gözünüz döndü mü gerçekten? üstelik benim size hiç bir şey yapmadığım halde?

bu adam burada istediği gibi at koşturmaya devam edecek mi tayfası ile? buna nereye kadar müsade edilecek ben bunu bilmek istiyorum. kaymakla olan tartışmamızdan rahatsız olan “onlarca” yazar varmış ya? bu ateşi harlayan ben değilim. görün.
devamını gör...

orman yangınları başladığında kayıp haberi dolanan üniversiteli genç kız. bugün cesedi bulunmuş.

üniversiteli kıza evinde tecavüz edip boğarak öldüren ve banyoda 5 parçaya ayırıp valizle ormana gömen emlakçı mustafa murat ayhan gözaltına alındı.

buradan

buradan

türkiye kadınların mezarıdır. allah kahretsin.
devamını gör...

küçüklüğümde sürekli bir yerlerini yaralayan biri olarak çok defalar maruz kaldığım mikrop kırıcı. tenturdiyot nickli yazarımız ise bilgi dolu ve güzel yazıları ile zihnimizdeki mikropları kırmaktadır. sözlükte varlığı daim olsun.
devamını gör...

genelde enerji bulamamaktan kaynaklanmakla birlikte, bir depresyon halinin yansıması da olabilir.
devamını gör...

gerici yobazlar için kullandığım fevkalade seçenek. dünyadan varlıklarını silmek isterdim ama ne yazık ki sadece buradan engelleyebiliyorum. pek çok düşünceye saygılı bir insanım ama düşünmeyenlere tahammülüm yok.
devamını gör...

fenerbahçe mize ikinci baharını tamamlamaya gelmiş, kulübede oturmayı sevmeyen, agresif ve atak futbol oynatmayı seven portekizli futbol adamı.

2015 senesinde elinde tarihin en iyi fenerbahçe kadrosu olduğu ileri sürülmektedir fakat şahsen ben öyle düşünmüyorum. orta sahaya baktığımız zaman 3 tane altı numara ile oynamak zorunda kalmıştır. ozan tufan mehmet topal ve joseph benzer özellikli oyuncular olmakla beraber bir de medyanın da kronik sakat rvp konusunda sürekli üzerine oynaması o sezonun 2. bitirilmesine neden olmuştur. bu sene ile kiyaslarsak da her mevki için bu sene olduğu gibi bol alternatifli bir kadro yoktu elinde. ayrıca o sezon en az gol yiyen en çok da gol atan takım olmamıza neden olmuştur kendileri. bunun dışında 3 lü savunma ile maça başlamak zorunda kaldığı monaco ön elemesinde de turu kıl payı kaçırmıştır. ayrıca o sene monaco da şampiyonlar ligi'nde yarı final oynamış bir takımdır.

tek sıkıntı ise başkanın beklentiyi yüksek tutup vizyonuna uymayacak hamlelerine devam ediyor olmasıdır. o ayrı bir başlığın konusudur fakat bu hamle de bize başkanın ülkeyi tanıyan bir teknik direktör ile sezona başlayıp zaman kaybetmek istemediğini bize gösteriyor. çünkü artık gerçekten fenerbahçe nin kumar oynayacak ne vakti var ne de sabrı.
vitor pereira in ise bu sene kadroda oluşan şişkinlikten arınıp geçmişteki gibi heyecanlı ve agresif olursa yarım kalan hikayeyi tamamlayacağına dair şüphe duymuyorum. bütçe dahilinde iyi bir kadro yapilanması ve tekrar belirtiyorum aynı mevkilerde oluşan şişkinlikten arinirsak başarı gelecektir. bunun dışında altay, szlai,pelkas,ozan gibi oyunculardan en az ikisini iyi bir paraya satar ise kadroya da oradan gelecek paralar ile birinci sınıf bir santrafor takviyesi yapabilirsek ben pereira hocama güveniyorum.
fenerbahçemize hoş geldin.
devamını gör...

her türlü rolde destan yazan mavi gözlü dev.
devamını gör...

eski bir doğum günü kutlamasından.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ilk çıktığı zamanlar arkadaşlarımı zorla götürmüştüm ayla'ya. bir ara kendimi tutamadım (zaten hiç tutamam, tutmaya da çalışmam) ağlayıverdim. tek ben ağlıyorum sandım, soluma baktım arkadaşım da ağlıyor, sağıma baktım, o da ağlıyor :d biz böyle bir 5 dakika titreşim modunda ağlamıştık.
devamını gör...

"dünyaya bir kadının eli değse zeyna! șöyle ağır bir halı gibi çırpılsa, tozlar havalansa."
her mısrası okunası kadın...
devamını gör...

çalacak şarkımı, merdumkaptan nickli yazara hediye ediyorum.
çok tatlı, çok yardımsever, çok ilgili çünkü.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

çayın sıcaklığını kontrol etmek için yapılan eylem.
devamını gör...

eyvahlar olsun toy yazarlığımın bir göstergesi varmış dediğim başlıktır. ara ara kullanırım.
(bkz: allahın bildiğini kuldan saklamamak)
devamını gör...

zaragoza ebro nehri ve onunla birleşen "huevra çayı" ve "gallego çayı" nun geniş vadisinde ve bu vadi bölgesinin hemen hemen ortasında kurulmuştur. aragon eyaletinin başkentidir. madrid'ten renfe hızlı tren ile veya uçakla gitmek mümkündür. zaragoza'nın en ünlü binaları arap yapısı olan "aljaferia sarayı", "catedral del salvador","basílica de nuestra señora de el pilar" görülecek yer olmakla birlikte şehir merkezinde arap ve hristiyan mimarı stilleri karışımından ortaya çıkartılan aragon tipi "müdejar mimarı stili"'nin en güzel örnekleri olduğu kabul edilen binalar gelmektedir. bu binalar ispanya için unesco dünya mirasları listesine konulmuşlardır.
genelde büyük mağazaların hepsi ispanya meydanı civarına toplanmıştır. çok güzel bir şehirdir. gece hayatı muhteşemdir. her yıl 12 ekimde başlayan ve 10 gün süren fiesta del pilar isimli şenliğe tüm ispanyadan insanlar katılır. boğa güreşi sevenler için arena m muhteşemdir. pilar katedraline yakın eski bir matadorun barı içki içmek için süper bir mekandır ve pilar katedrali etrafında pazar sabahları erken saatlerde bit pazarı açılır. bence gezip görülmesi gereken yerler arasında gelir. alaferia sarayına ilişkin tarih bilen bir kafacı dan bilgi alabiliriz umarım...
devamını gör...

günlerce ağlasam -işlerimi aksatmadığım sürece- 'neyin var?' demez.

biraz mutlu olayım, bir şeye güleyim o anı zehir eder çatar. kendi halime ya da kardeşlerimle dans edeyim gelir hemen 'ayranın kabarmasın, rahat dur, kudurdun bunları da kendine benzetme!' diye kızar.

e benim annem niye hiç sevinmezsin? evladını mutlu görmeye katlanamaz. ben bu kadını anlamlandıramıyorum. istiyor ki herkes kendisi gibi olsun. maalesef narsisistik annesi olan her kız çocuğu bunu yaşıyor. doç. dr. şafak nakajima'nın bu makalesini görene kadar bilmezdim ne ile mücadele ettiğimi...
şimdi onun inadına daha şen kahkahalarım, baktım ki sınır oluyor nefesim kesilene kadar dans ediyorum.

işte o makale... annesinden yana talihsiz hissedenlere ilham olması için paylaşmak istedim.

doç. dr. şafak nakajima
anne zihnimizde, koşulsuz sevgiyle özdeşleştirebileceğimiz yegâne kişidir.
kim olursak olalım, ne yaparsak yapalım, yaşamın fırtınalarından bizi koruyacak, ruh üşümelerimizi ısıtacak kucaktır anne.
bir kız çocuğunun başına gelebilecek en büyük talihsizliklerden birisi, narsisistik yani kendine âşık bir annenin kızı olmaktır.
maalesef narsisistik annelerin kızları ne koşulsuz sevgiyi, ne de güvenli anne kucağını tanır.
bir ömür boyu o sevgiyi tadacağını ve o kucağın kendisine açılacağını umarak, pervane gibi döner annesinin etrafında.
her kötü muameleyi, her dışlanmayı, her ayrımcılığı, her hakareti sineye çeker.
narsisistik anne benmerkezci, samimiyetsiz, yargılayıcı, çıkarları için yalan söylemeye ve gerçekleri çarpıtmaya eğilimli, inatçı, bencil ve soğuktur.
dünya onun etrafında döner.
çocuklarının ihtiyaçlarını, duygularını ve seçimlerini kontrol ve manipüle eder; bunu yapamadığı zamansa cezalandırır.
çocukları arasında ayrımcılık yapar, evde kamplar, düşmanlıklar yaratır.
kızının babasıyla güçlü bağlar kurmasını kıskanır.
eşini ve erkek çocuklarını kızından uzak tutmak, düşman etmek için elinden geleni yapar; çünkü kızıyla rekabet içindedir.
kız çocuğu böyle bir rekabeti aklına bile getiremediğinden, erkek kardeşinden gördüğü kötü muameleye akıl erdiremez.

kız çocuklarının anneyle ilişkisi, oğullardan farklıdır.
kızlar genellikle anneleriyle daha fazla zaman geçirir ve onu rol modeli olarak görürler.
narsisistik anne kızının eğitim ve fiziksel gereksinimlerine duyarlı ve özverili olabilir ama onu duygusal olarak yalnız bırakır.
kızının duygularını paylaştığı her durumda, kendi duygularından bahsederek onu susturur; konu dönüp dolaşıp yine anneye gelir.
kızının başına bir talihsizlik geldiğinde bile, onun için öncelikli mesele kızının ne hissettiği değil, yaşanan olaydan kendisinin nasıl etkilendiğidir.
narsisistik anne kızına hem bir tehdit hem de kendi egosunun bir uzantısı olarak bakar.
evin içinde izole ederken bir yandan da ağır eleştiri ve yönlendirmeleriyle kızını, kendi olmak istediği biçime sokmaya çalışır.
“iyiliği için” neyi sevdiğini veya istediğini, anne belirler.
kızının istediği beden ölçülerine sahip olmaması, beklediği tarzda giyinmemesi, ‘’yanlış’’ erkek arkadaş, eş ya da meslek seçimi gibi durumların cezası, hakaret, lakap takma gibi sözel saldırganlıktan, dışlama, yok sayma ve tüm bağları kesmeye kadar uzanabilir.
narsisistik annenin etrafa göstermek istediği ''mükemmel aile'' imajı, kızının duygularından daha önemlidir!
annemin, yaşamımla ilgili yaptığım bir seçimi onaylamayarak bana, ‘’senin mutluluğun beni ilgilendirmiyor!’’ deyişini, üzerinden geçen on yıllardan sonra bile hala, tüylerim ürpererek hatırlıyorum.
kız, kendi istek ve beklentilerini feda etmekle, annesinin sevgisini kaybetmek arasında bir seçim yapmak durumunda bırakılır.
gerçek benliği önce annesi, sonra kendisi tarafından reddedilir.
sonuç, gerçek benliğinin sevilemez olduğu inancına dayanan içsel utançtır.
kendi annesi onu sevip kabul etmediğine göre, o nasıl iyi ve sevilebilir bir insan olabilir!
narsisistik annenin kızına yönelik bencil, soğuk, katı ve saldırgan tutumu, kızının çocuklarına bile uzanabilir.
narsisistik anne, oğluna da farklı biçimlerde zarar verir.
ona, eşiyle sağlıklı bir bağ kurmasını sağlayacak temel değerleri öğretmez; zaten oğlunun eşi, bir başka rakibidir.
oğluyla duygusal ensest yaşar; onu yüceltir, kimseyle paylaşmak istemez.
oğlunu kızına karşı bir tehdit aracı olarak kullanır; kışkırtır, biler ve saldırtır.
baba genellikle iyi niyetli ama pasiftir.
annenin manipülasyonlarına, saldırılarına ve hasedine karşı kızını koruyamaz.
sürekli eleştiri, utandırma ve dışlama, kız çocuğunun öz güvenini erken yaşlardan itibaren kemirmeye başlar.
kendi duygularına ve dürtülerine güvenemez.
annesinin hiçbir zaman memnun olmamasının, kötü hissetmesinin ve hastalanmasının kendi suçu olduğuna inanır.
ciddi duygusal, fiziksel istismar veya ihmal durumlarında ise, var olma hakkının olmadığını, annesine yük olduğunu ve asla doğmamış olması gerektiğini düşünebilir.
narsisistik anneler kızlarının hayatlarını kontrol altına almak için onların tüm mahremiyetini ihlal eder, kendilerine ait özel alan bırakmaz.
narsisistik annenin kızında açtığı yaraların iyileşmesi çok zordur.
mizacı güçlü değilse, baba yeterince destek olmuyorsa, kendini savunmayı, kendi gücüne güvenmeyi öğrenmesi hiç kolay olmaz.
bu tür annelerin, kızları için empati duymadıklarını unutmamak önemlidir.
annenin acımasız sesi, zamanla kızının içsel eleştirmenine dönüşür.
annesinin olmadığı yerde bile onu eleştiren, aşağılayan, utandıran, mutlu olmasını engelleyen bir iç ses vardır beyninde…
ve karmaşık iyileşme yolculuğu da zaten, bu iç sesin farkına varmak ve onu susturmakla başlar.
ikinci adım, kendisini annesinden ayıran sınırları belirlemektir.
kendisine öncelik vermeyi ve hak ettiği alanı açmayı öğrenmelidir.
nefes alabilmek ve kendini yeniden inşa edebilmek için bazı durumlarda anneden tamamen uzaklaşması gerekebilir.
tüm bunlar zor değişimlerdir; acı verir, kanatır; zaman ve emek gerektirir.
sonuçsa, yaşamda ilk kez narsisistik anneyi gerçek anlamda hayal kırıklığına uğratmak ama hem kendi benliğini ve hem de gelecek kuşakları kurtarmaktır."
devamını gör...

en ilginç bulduğum mitolojik öykü, apollon'un yarışmayı kaybettikten sonraki gazabı bugünün müzik tanrılarının tavırlarına miras kalmış gibi adeta.* bu efsanenin resimlerle anlatılan bir versiyonu afyon karayolunda yanılmıyorsam dinar/suçıkan tarafına kare kare resmedilmişti belediye tarafından, ankara-izmir arası yolculuklarda oradan geçerken canlı bir çizgi roman etkisi yaratırdı. * keza pan'ın da suçıkan tarafında yaşadığı rivayet edilir.
birçok romana, tabloya ve tiyatro oyununa ilham olan zavallı midas'ın hikayesini türkçede en iyi anlatan güngör dilmen olsa gerek. şöyle bir radyo tiyatrosunda efsane isimlerden dinlemek için:
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim