kitap kokusu
huzur veren bir kokudur. insanı güvende hissettirir.
devamını gör...
hiçbir şeye tahammülü kalmayan insan
uzun uzun cümleler kurmak yerine kısa yazmayı da tercih eder aynı zamanda.
devamını gör...
karmasıydı takipçisiydi başlığıydı tanımıydı derken profilimizin gökkuşağına çevrilmesi
kızıl nelson isyanıdır.
ama katılmadığım başlıktır.
bende renkli olmasını seviyorum ne olacak kızıl nelson ?
ilerleyen dönemlerde bunu yazara bırakacaklardır mutlaka.
ama katılmadığım başlıktır.
bende renkli olmasını seviyorum ne olacak kızıl nelson ?
ilerleyen dönemlerde bunu yazara bırakacaklardır mutlaka.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının nicklerinin hikayesi
eski mahlasımın hikayesi en sevdiğim yemek olmasıydı ve o mahlasımı da çok çok severdim, sütlü tarhana çorbası, bebeğim, seni çok da özleyeceğim ancak benim için daha anlamlı olacak bir mahlasım olsun, biraz da hayatımda üzerine gittiğim değişimlerden biri de bu olsun istedim, birkaç gün sosyal medya detoxumu yaptım, üzerine güzelce düşünüp geri geldim. şimdi de size nereden çıktı şu claranın sandalyesi onu anlatayım.
beni az çok tanıyan herkes benim heidi’ye kelimenin tek anlamıyla aşık olduğumu bilir. her okuduğumda ve izlediğimde ayrı anlamlar çıkartırım bu güzel yapıttan. son izleyişimde de öncekilerde olduğunun aksine heidi’nin perspektifinden * kopup clara’ya odaklandım, belki de artık kendime onu daha yakın gördüğüm içindir. nedenini açıklayayım. clara nasıl tekerlekli sandalyesine hapsolduysa ben de yaşadıklarıma hapsoldum, ilk başlarda berbat hayatımı bahane edip gerçekten tanımak istemeyeceğiniz bir versiyonum ortaya çıktı; sonrasında suçu kendisine atan, kendine eziyet eden, aç bırakan, acı çektiren versiyonuma sıra geldi, ağlamaktan başı zonkladı, her aynaya baktığında kendine hakaret etti, mutfak zeminine oturup kendi kendini intihar etmemeye ikna etmeye çalıştı ve o zeminde kendini bıraktı; ondan sonra iyileşmeye çalışan versiyonum çıktı ortaya ki o dönemler benim için daha rahattı, kendi kendime eziyet etmeyi bırakabilmem halen en büyük gurur kaynaklarımdan biridir. o halimin de çok hataları oldu tabii, yeteri kadar iyi bir insan olamamıştı hala, kendini tamamen boşverdi, özgüvensiz özgüvensiz dolaştı etrafta. öyle böyle şu anki halime vardım, şu anki halimi size nasıl anlatayım, hapis hayatı gibi, kafese konulmuş bir kuşum adeta. çevremin etkisi bunda çok büyük ancak oturup düşünmeye başladım, tek çevrem mi benim kafesim, yoksa kendi kendime de gol atıyor muyum ben?
yine heidi’mi izlerken, mahlasımın atası sahne geldi karşıma.
bilmeyenler için clara yürüyemeyen bir kız, çok zengin bir ailenin çocuğu ve evinde hapis gibi hayat yaşıyor. evet, aynen benim gibi, dört duvar arasına kısılıp kalmış bir karakter. yürüyemeyeceğine hem o, hem çevresi emin, yürüyebilsem neler olurdu diye bile düşünmemiş bir clara çizin gözünüzde, evet o benim. bacaklarım tutuyor ama bacakların tutmaması durumunu bir varoluşsal kriz olarak da düşünebilirsiniz, bir şeyi yapamayacağınıza kendinizi inandırırsınız ya, o şey gibi düşünebilirsiniz, psikolojik problem olarak da düşünebilirsiniz. clara, bir süre alp’lerde kalınca güçlenip yürüme antrenmanları yapabilecek hale geliyor ki bu da iyileşme süreci olarak görülebilir. clara, çabalarıyla kendi ayakları üzerinde durabilir hale geliyor, mecazen demiyorum, ve minik adımlar da atabiliyor ama yoruluyor ve pes etmek istiyor. evde otururken depoda duran tekerlekli sandalyesini ne kadar çok istediğini fark ediyor ki bu da biz insanların güvenli yerleri * olarak yorumlanabilir. sonrasında clara yürüyerek, evet, evden depoya kadar yürüyerek tekerlekli sandalyesine ulaşıyor, bir daha yürümeye ihtiyacı olmadığı için çok mutlu oluyor, rahatlıyor ve dışarı çıkartmak * için itiyor, ve sonrasında da olan oluyor. tekerlekli sandalyesi alp dağlarından aşağı yuvarlanıp paramparça oluyor. sonrasında da clara bağımlı olduğu o sandalyeden kurtulmasıyla ve düzenli çalışmayla normal insanlar gibi yürüyebilir oluyor. ben de artık beni bağlayan tekerlekli sandalyemi itmek istiyorum, kendi ayaklarım üstünde durmak, özgür olabilmek istiyorum. bunu unutmamak için bu mahlası seçtim. umarım ben de kafesimden kurtulabilirim. bana şans dileyin. zamanını ayırıp bu tanımımı okuyan herkese de ayrıca teşekkür ederim. herkese iyi geceler.
beni az çok tanıyan herkes benim heidi’ye kelimenin tek anlamıyla aşık olduğumu bilir. her okuduğumda ve izlediğimde ayrı anlamlar çıkartırım bu güzel yapıttan. son izleyişimde de öncekilerde olduğunun aksine heidi’nin perspektifinden * kopup clara’ya odaklandım, belki de artık kendime onu daha yakın gördüğüm içindir. nedenini açıklayayım. clara nasıl tekerlekli sandalyesine hapsolduysa ben de yaşadıklarıma hapsoldum, ilk başlarda berbat hayatımı bahane edip gerçekten tanımak istemeyeceğiniz bir versiyonum ortaya çıktı; sonrasında suçu kendisine atan, kendine eziyet eden, aç bırakan, acı çektiren versiyonuma sıra geldi, ağlamaktan başı zonkladı, her aynaya baktığında kendine hakaret etti, mutfak zeminine oturup kendi kendini intihar etmemeye ikna etmeye çalıştı ve o zeminde kendini bıraktı; ondan sonra iyileşmeye çalışan versiyonum çıktı ortaya ki o dönemler benim için daha rahattı, kendi kendime eziyet etmeyi bırakabilmem halen en büyük gurur kaynaklarımdan biridir. o halimin de çok hataları oldu tabii, yeteri kadar iyi bir insan olamamıştı hala, kendini tamamen boşverdi, özgüvensiz özgüvensiz dolaştı etrafta. öyle böyle şu anki halime vardım, şu anki halimi size nasıl anlatayım, hapis hayatı gibi, kafese konulmuş bir kuşum adeta. çevremin etkisi bunda çok büyük ancak oturup düşünmeye başladım, tek çevrem mi benim kafesim, yoksa kendi kendime de gol atıyor muyum ben?
yine heidi’mi izlerken, mahlasımın atası sahne geldi karşıma.
bilmeyenler için clara yürüyemeyen bir kız, çok zengin bir ailenin çocuğu ve evinde hapis gibi hayat yaşıyor. evet, aynen benim gibi, dört duvar arasına kısılıp kalmış bir karakter. yürüyemeyeceğine hem o, hem çevresi emin, yürüyebilsem neler olurdu diye bile düşünmemiş bir clara çizin gözünüzde, evet o benim. bacaklarım tutuyor ama bacakların tutmaması durumunu bir varoluşsal kriz olarak da düşünebilirsiniz, bir şeyi yapamayacağınıza kendinizi inandırırsınız ya, o şey gibi düşünebilirsiniz, psikolojik problem olarak da düşünebilirsiniz. clara, bir süre alp’lerde kalınca güçlenip yürüme antrenmanları yapabilecek hale geliyor ki bu da iyileşme süreci olarak görülebilir. clara, çabalarıyla kendi ayakları üzerinde durabilir hale geliyor, mecazen demiyorum, ve minik adımlar da atabiliyor ama yoruluyor ve pes etmek istiyor. evde otururken depoda duran tekerlekli sandalyesini ne kadar çok istediğini fark ediyor ki bu da biz insanların güvenli yerleri * olarak yorumlanabilir. sonrasında clara yürüyerek, evet, evden depoya kadar yürüyerek tekerlekli sandalyesine ulaşıyor, bir daha yürümeye ihtiyacı olmadığı için çok mutlu oluyor, rahatlıyor ve dışarı çıkartmak * için itiyor, ve sonrasında da olan oluyor. tekerlekli sandalyesi alp dağlarından aşağı yuvarlanıp paramparça oluyor. sonrasında da clara bağımlı olduğu o sandalyeden kurtulmasıyla ve düzenli çalışmayla normal insanlar gibi yürüyebilir oluyor. ben de artık beni bağlayan tekerlekli sandalyemi itmek istiyorum, kendi ayaklarım üstünde durmak, özgür olabilmek istiyorum. bunu unutmamak için bu mahlası seçtim. umarım ben de kafesimden kurtulabilirim. bana şans dileyin. zamanını ayırıp bu tanımımı okuyan herkese de ayrıca teşekkür ederim. herkese iyi geceler.
devamını gör...
dünyanın en samimiyetsiz cümlesi
(bkz: yaa şapşik misin)(bkz: yaa çok şekersin sen)(bkz: yaaa yerim senii)(bkz: gitmeseydiniz biraz daha kalsaydınız)
devamını gör...
çocukken ansiklopedi okumak
internetin olmadığı zamanlar ansiklopedi vardı kendin uğraşıp buluyordun o kadar değerliydi ki...
devamını gör...
sabah sabah edebi başlıklara tanım girmek
güne bir nazım, bir necip gibi başlayan yazarların yaptığı eylemdir. biz de anca yataktan sürüklenerek çıkalım..
devamını gör...
ansızın gözlerinin dolması
bazen kelimelerin yetersiz kaldığı, içinin sızladığı zamanlar olur. dilinle söyleyemediklerini gözlerinle söylemeye çalışırsın ama araya damla damla gözyaşları karışır. ağladığını saklamak isterken anlatmak istediğini de anlatamazsın. gözlerinden akan iki damla gözyaşı içindeki ateşi söndürecek sanırsın ama olmaz.
zira yaşanmışlıkların bir sonucu mudur bilinmez ansızın gözlerin dolar.
kelimeler acı, gözyaşı hüzün olur, iner taa derinliklere...
zira yaşanmışlıkların bir sonucu mudur bilinmez ansızın gözlerin dolar.
kelimeler acı, gözyaşı hüzün olur, iner taa derinliklere...
devamını gör...
alice harikalar diyarında sendromu
adını aynı isimli kitabın yazarı lewis carol'dan alan (onun da bu hastalıktan şikayetçi olduğu biliniyor) sendromu yaşayan kişinin; aynaya baktığında vücudunun el, ayak ve kafasının orantısız olduğunu düşündüğü yani vücut ve cisim algısında birtakım bozulmalar oluştuğu, dünyanın en ilginç rahatsızlıklarından biri.
göz ve beyin arasındaki sinyallerin doğru çalışmaması sebebi olarak düşünülmektedir. bazı rahatsızlıklarla ortaya çıkar ve asıl sebebi bilinmemektedir. kişi görmesinde problem olduğunu düşünür. migren, sık psikoaktif ilaç kullanımı , beyin tümörü, beynin kan dolaşımındaki sorunlar sendroma sebebiyet vermektedir. çocuk ve ergenlikte görülüp 20'li yaşlarda kaybolmaktadır.
aslında herkesin yaşadığı söylenilen alice harikalar diyarında sendromu, ortalama yılda bir kez yaşandığında sorun teşkil etmezken, günde birçok kez yaşanması kişide büyük psikolojik sorunlara yol açmaktadır.
sendromun belirtileri şu şekildedir:
mikropsi (cisimleri olduğundan küçük görme)
makropsi (objeleri olduğundan büyük görme)
metamerhopsi (cisimleri çok şişman, çok ince, kısa, uzun görme)
telopsi (cisimleri olduğundan uzakta görme)
pelepsiya (cisimleri olduğundan yakın görme)
vücut imajını farklı algılama, hareketlerde asimetri
dokunma duyusundaki bozukluklar
zaman algısının bozulması
ses algısının bozulması
koltuğu karınca gibi küçücük görürken, pencereye konan kuşu pencere büyüklüğünde görebilir. bir süngeri çok sert, bir masayı yumuşak algılayabilir, olmayan sesler duyabilirler. semptomlar genellikle gece ortaya çıkar. bunun nedeni gece ışığın ve sesin azalmasıdır. belirtiler hastalara göre değişebilir.
yeteri kadar bir ilerleme sağlanamadığı için etkili bir tedavi yöntemi bulunamamıştır. tedavi migren tedavisine benzer bir yolla yapılır ve bazı vakalarda istirahat, rahatsızlığın ortadan kalkmasında etkili olmaktadır.
kişilerin birbirleriyle deneyimlerini paylaşması da tedavi açısından rahatlatıcı bir etkiye sahiptir.
kaynakça
göz ve beyin arasındaki sinyallerin doğru çalışmaması sebebi olarak düşünülmektedir. bazı rahatsızlıklarla ortaya çıkar ve asıl sebebi bilinmemektedir. kişi görmesinde problem olduğunu düşünür. migren, sık psikoaktif ilaç kullanımı , beyin tümörü, beynin kan dolaşımındaki sorunlar sendroma sebebiyet vermektedir. çocuk ve ergenlikte görülüp 20'li yaşlarda kaybolmaktadır.
aslında herkesin yaşadığı söylenilen alice harikalar diyarında sendromu, ortalama yılda bir kez yaşandığında sorun teşkil etmezken, günde birçok kez yaşanması kişide büyük psikolojik sorunlara yol açmaktadır.
sendromun belirtileri şu şekildedir:
mikropsi (cisimleri olduğundan küçük görme)
makropsi (objeleri olduğundan büyük görme)
metamerhopsi (cisimleri çok şişman, çok ince, kısa, uzun görme)
telopsi (cisimleri olduğundan uzakta görme)
pelepsiya (cisimleri olduğundan yakın görme)
vücut imajını farklı algılama, hareketlerde asimetri
dokunma duyusundaki bozukluklar
zaman algısının bozulması
ses algısının bozulması
koltuğu karınca gibi küçücük görürken, pencereye konan kuşu pencere büyüklüğünde görebilir. bir süngeri çok sert, bir masayı yumuşak algılayabilir, olmayan sesler duyabilirler. semptomlar genellikle gece ortaya çıkar. bunun nedeni gece ışığın ve sesin azalmasıdır. belirtiler hastalara göre değişebilir.
yeteri kadar bir ilerleme sağlanamadığı için etkili bir tedavi yöntemi bulunamamıştır. tedavi migren tedavisine benzer bir yolla yapılır ve bazı vakalarda istirahat, rahatsızlığın ortadan kalkmasında etkili olmaktadır.
kişilerin birbirleriyle deneyimlerini paylaşması da tedavi açısından rahatlatıcı bir etkiye sahiptir.
kaynakça
devamını gör...
do i wanna know
bir kaç defa dinleyince basit gitar riffi ve bulanık vokalleri ile beyninize yapışıp çıkmak bilmeyen arctic monkeys şarkısı.
devamını gör...
diyelim ki o bunu okuyor
vallahi çok güzelsin kadın!
ama ufak bi' ricam olacak ;
ya beni şair yap, ya da bırak şiirin olayım.
ama ufak bi' ricam olacak ;
ya beni şair yap, ya da bırak şiirin olayım.
devamını gör...
sahte anne deneyi
psikolog harry harlow'un 1971 yılında yaptığı deneydir.
annelere yahut kişiyi büyüten herhangi birine bağlanma sebeplerini konu alan deneyde maymunlar kullanıldı.
öncelikle telden bir anne modeli tasarlandı, bu tel anne modeline dolu bir biberon yerleştirildi diğer tarafta ise peluştan yapılma ve maymuna benzeyen bir suratı olan ancak biberonu olmayan bir anne modeli tasarlandı.
diğer bir durumda ise ikisi de biberonlu peluş ve tel anne kullanıldı.
yeni doğmuş maymunlar bu iki annenin yer aldığı kafese konduktan sonra davranışları incelenmeye başlandı.
biberonlu peluş anne tercihleri beklenen bir şeydi.
ancak diğer durumda yani biberonlu tel anne ve biberonsuz peluş anne durumunda yavrular peluş anneyle vakit geçirmeyi tercih ederek yalnızca acıktıklarında tel anneye gidiyor, karınlarını doyuruyor ardından hemen peluş anneye dönüyorlardı.
deney sonucunda bebeklerin annelerine bağlanma sebebinin beslenmeden ibaret olmadığı, dokunma konforu adı verilen olgunun çok daha büyük öneme sahip olduğu ilan edildi.
ayrıntılı bilgi
annelere yahut kişiyi büyüten herhangi birine bağlanma sebeplerini konu alan deneyde maymunlar kullanıldı.
öncelikle telden bir anne modeli tasarlandı, bu tel anne modeline dolu bir biberon yerleştirildi diğer tarafta ise peluştan yapılma ve maymuna benzeyen bir suratı olan ancak biberonu olmayan bir anne modeli tasarlandı.
diğer bir durumda ise ikisi de biberonlu peluş ve tel anne kullanıldı.
yeni doğmuş maymunlar bu iki annenin yer aldığı kafese konduktan sonra davranışları incelenmeye başlandı.
biberonlu peluş anne tercihleri beklenen bir şeydi.
ancak diğer durumda yani biberonlu tel anne ve biberonsuz peluş anne durumunda yavrular peluş anneyle vakit geçirmeyi tercih ederek yalnızca acıktıklarında tel anneye gidiyor, karınlarını doyuruyor ardından hemen peluş anneye dönüyorlardı.
deney sonucunda bebeklerin annelerine bağlanma sebebinin beslenmeden ibaret olmadığı, dokunma konforu adı verilen olgunun çok daha büyük öneme sahip olduğu ilan edildi.
ayrıntılı bilgi
devamını gör...
yazarların şu an dinledikleri şarkı
devamını gör...
normal sözlük samsun zirvesi
biribirilerini vurmasalar bari
devamını gör...
mesafeli insan
gereksiz samimiyet kurmayan , yapmacık ve gösteriş budalası olmayan insandır.
devamını gör...
ot gibi yaşadığı halde günlük tutan birey
ot gibi yaşasam da hep günlük tutarım yazarım. önemli olan gün içinde ne yaptığımı değil ne hissettiğimi yazmak.
devamını gör...
koç burcu erkeği
buna da başlık açılmamış. yay burcu kadınını açtım madem koç burcu erkeğine de değinmezsem olmaz. zira mükemmel uyumun bu olduğunu düşünüyorum. bir kadın bir erkek dizisinin senaristi de benimle aynı fikirde olacak ki iki karakteri de yay burcu kadını ve koç burcu erkeği üzerinden yazmıştır.
enerjik, inatçı, konuşkan ve kültürlüdür. libidoları koçum benim be şeklindedir. inanılmaz eğlenceli, gülmeyi bilen adamlardır. tersleri her insandan bir tık daha fazla pistir. saçma sapan parlayabilir ama hızlıca söner. onu şöyle bir hava almaya göndermek lazımdır. öfkelendiği zaman "tamam okey sensin koçum" falan diyiniz. genel manada ömür geçer bu adamlarla. kocamdır kendisi. okuyorsan s.a. şekerim suratı kes.
enerjik, inatçı, konuşkan ve kültürlüdür. libidoları koçum benim be şeklindedir. inanılmaz eğlenceli, gülmeyi bilen adamlardır. tersleri her insandan bir tık daha fazla pistir. saçma sapan parlayabilir ama hızlıca söner. onu şöyle bir hava almaya göndermek lazımdır. öfkelendiği zaman "tamam okey sensin koçum" falan diyiniz. genel manada ömür geçer bu adamlarla. kocamdır kendisi. okuyorsan s.a. şekerim suratı kes.
devamını gör...
askerde eşini hamile karısıyla aldatmak
"eşi askerde olan hamile kadınla birlikte olmak " olarak düzeltilebilir zannımca.
devamını gör...
normal sözlük'te mit ajanı var mıdır sorunsalı
uzayda bizden başka yaşam var mı sorunsalı ile aynı sorunsaldır.
hiçbir zaman bilemeyeceğiz. *
hiçbir zaman bilemeyeceğiz. *
devamını gör...
