tekli doymamış yağlardan zengin bir besindir. yani kalp dostu , iyi kolesterolün can yoldaşı, kötü kolesterolünde baş düşmanıdır. ayrıca meme ve kolon kanserine karşı safları sık tutup kötülere geçit vermemek adına da oldukça azimlidir.
devamını gör...

cümbür cemaat aşk. kulağa çok saçma geldi ama açıklayınca ya ''adam haklı ya'' diyeceksiniz ve kader arkadaşı olacağız ya da ''ya bu adam salak ya'' diyeceksiniz ve bu benim için pek bir sorun olmayacak haha.

aşk mesleğine ben çok erken yaşta başladım. yaş yedi. çocukluk aşkı sayılmaz demeyin ben beş yıl sevdim bu kızı hala her şeyini hatırlarım. fotoğrafları bile duruyor. neyse, o zamanlar aşk kolektifti. emekçi aşıklardık. bireysel aşkı tanımamıştık henüz. çocuğuz abi. sınıftaki en güzel kıza cümbür cemaat aşık oluyoruz. hatırladığım ilk şey bu benim. kız o kadar güzeldi ki, düşünüyorum, şu an kesin afet-i devran olmuştur her neredeyse. yirmi arkadaş aşık olduk biz bu kıza. sınıfın tüm erkekleri. yakışıklısı, çirkini, şişmanı, zayıfı, fakiri, zengini, sümüklüsü, az sümüklüsü(o dönem sümüksüz olmak mümkün değil) cümbür cemaat abayı yaktık kıza. beş yıl geçti böyle. ben taşınana kadar o ilçeden. hiçbirimiz birbirimizi dövmedik, kırmadık. kıza açıldık, kız hiçbirimizi sevmediğinden birlikte üzüldük. aynı kızı sevdik, birbirimizle dertleştik. bu nasıl bir hoşgörü seviyesi lan? bu nasıl bir medeniyet? resmen aşkta sosyalizmi getirmiştik küçücük ilçeye. biz aşkta çok ileriydik ya. sizin o iki kişilik aşklarınız çok yavan geliyor bana o yüzden. aşk dediğin cümbür cemaat olur.*
devamını gör...

her ikisi de değil, kendi yoluna gitmek en güzeli bence... intikam da almaya kalksan, bağışlamaya da kalksan her halükarda beynin onunla meşgul olduğu için enerjini de çalmış oluyor. her ne yaşandıysa yaşandı, buradan almam gereken dersi alıp kendi hayatıma enerjimi harcayayım diyerek kendi hayatına odaklanmak, bence en iyi intikamıdır ki zaten yaptıkları yanına kâr kalmaz, bir gün yaşattıklarını yaşamadan ölmeyeceği gerçeği zaten yüreğimin soğumasını sağlıyor çünkü ilahi adalete inanıyorum şahsen..
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

insanı insandan alâ yoranı yoktur.
devamını gör...

ironi dolu yazarlarımız var galiba. alt katların yarısına kadar su dolmuş, eşyalar, arabalar mahvolmuş. belkide ölümden dönmüşler. burada yazarlarımız şaka yapıyor. geçmiş olsun.
devamını gör...

osmanlı döneminde hali vakti yerinde olanların ( saray mensupları, konak sahipleri gibi) , misafirlerini özellikle durumu müsait olmayanları iftarda ağırladıktan sonra onları uğurlarken verdikleri hediyeleri ve paraları tanımlayan söz öbeğidir.

bu daha sonraları yarı-resmi bir hal almış, memurlar, amirlerinin evine gitmeyi görev addetmişler ayrıca davete katılabilmek için ev sahibini tanımak da gerekmiyormuş haliyle zamanla bu durumun cılkı çıktığı için medrese öğrencilerinin, dervişlerin ve hocaların dışındakilerin bu davetlere katılamaması kararı alınsa da başa çıkılamamış. bir de bu davetler öyle bir hal almış ki artık iş prestij meselesine hatta ne yazık ki gösterişe dönmüş.*

gel zaman git zaman ıı.meşrutiyetten sonra sarayın eski halinin kalmaması bunu karşılayabilecek konak sahibi kişilerin de olmaması yavaş yavaş bu adetin ortadan kalkmasına yol açmış.

diğer bir taraftan azledilmiş olan deliler'in (bir tür askeri birlik) halktan zorla aldıkları paraya da bu isim verilirmiş.

kaynak :

islamansiklopedisi.org.tr/d...
devamını gör...

bu ülkenin vatandaşı biriyle, güney afrika'da türk lokantasında karşılaşmıştık. bizim türklerle muhabbet ederken konu, konuyu açtı ve "burada bir erkek ne kadar kilolu ise o kadar kolay siyah kız bulabilir, psikolojik galiba, kilolu adamı, "hmm bunda para varki yemiş, böyle kilolu olmuş diye düşünüyorlar" demiştik.
o arkadaşsa "moritanya'da tam tersi, erkek değil kızın kilolu olması adettir, kimse zayıf kızla evlenmez, o yüzden taa bebeklikten kızlara bol bol yemek verilir kilolu olsunlar diye" demişti.
devamını gör...

televizyonda yayınlandığı zamanlar izlemesem de youtube’da kesitlerine denk geldikçe izlediğim ve gerçekten bayıldığım türden entrikalarla dolu dizi.

hayatımdaki bazı insanların bana efsun *demesinin hikayesinin de bi kısmı diziyle bağlantılı olduğundan daha bi seviyorum diziyi ama o entrikaları ve saray hayatını izlerken nası eğlendiğimi anlatamam. **
devamını gör...

yeşilçam ile alakası yok ama kötü kadın müzeyyen geliyor aklıma*
devamını gör...

başlığı açan arkadaşın yanına +1 olarak eklenmesi gereken insandır, yani benimdir.
devamını gör...

önce kitabın yazarından biraz bahsedelim.
viktor emil frankl

avusturyalı yazar. nöroloji ve psikiyatri alanında eğitim görmüş. viyana’da psikanaliz alanında bugün eğitim vermeye devam eden “logoterapi” okulunu kurmuştur. viyana üniversitesinde, daha yakından tanıdığımız bir isimden eğitim almıştır. (bkz: sigmund freud)

ancak frankl’i, diğer yazarlardan ayıran özellik ise, 1942-1945 yıllarında dachau ve ausschwitz toplama kampında esir olarak bulunmasıdır. tüm ailesini toplama kamplarında kaybeden frankl, ikinci dünya savaşının sona ermesiyle bu ölüm kamplarından sağ olarak kurtulanlar arasındadır.

yaşadığı tecrübeyi bilim ile birleştirip kitaplarına aktarmıştır. yıllar önce almancası “trotzdem ja zum leben sagen” kitabını okumuştum. ingilizceye “man's search for meaning” olarak çevrilen kitap yine ingilizceden türkçeye “insanın anlam arayışı” olarak çevrilmiştir.

ancak buraya bir dipnot düşeyim; kitap türkçeye ingilizceden çevrilmiştir. bu biraz bana sol elle sağ kulağı tutmak gibi geliyor ama henüz türkçe çevirisini okumadığım için bu konuda yorum yapmayayım. çeviri meselesine takık biri olarak, kafka’nın kitaplarına yapılan zulmü okumuş ve “bu ne lan” gibi gayet samimi bir tepki göstermiştim. konudan uzaklaşmayalım. başka bir yazımızda çeviri hatalarından bahsederiz.

kitabı okumanızı öneriyorum ancak sakın ola kitabı, şu saçma “kişisel gelişim” türünden sanmayın. yaşanmış bir tecrübenin, bilimsel bakış açısıyla ortaya konulduğu bir kitaptır. frankl, insanın anlam arayışının adresini “sevgi” olarak gösterir. yazımızı kısa bir alıntıyla bitirelim.

“sevmediği sürece hiç kimse, bir baş­ka insanın özünün tam olarak farkına varamaz.”

victor emil frankl - “insanın anlam arayışı”

okunacak kitaplar listenize ekleyin.
devamını gör...

deniz soğudu, balıklar yağlandı.
rakı pahalandı, mastor yaralandı.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

1999 doğumlu, amerikalı pop şarkıcısı. 13 yaşında justin bieber'ın, kendisinin yayınladığı cover'ı tweet atmasının ardından bieber'ın menajeriyle tanışmış ve müzik dünyasına giriş yapmıştır. justin ve madison aynı konserlerde de birçok kez bulunmuştur.**

ancak ne yazık ki ışıltılı giriş pek istenildiği gibi gitmemiş ve justin'in menajeri scooter braun, beer'a "valla patlama falan yapamadın, yerinde sayacaksan sen devam et benim işlerim var" edasıyla veda ederek kendisiyle çalışmayı bırakmıştır.

son yıllarda yine bir şeyler yapmaya çalışmakta. özellikle baby şarkısı ile tiktok sayesinde az biraz popüler olmuştur.
devamını gör...

çocuksu bir sevinç işte...
işin kötüsü çoğunlukla sonradan görüyorum. zaten nickaltim mahlasımı değişince orada kaldı. bir de yazılanlar benden çok gerçek elma kurduyla ilgili. *
bazılarına bakıyorum sayfa sayfa nickalti bende yok. belli ki çevre edinmeyi geçtim, çok az kişinin beğendiği şeyleri yazıyorum. bu da doğal olarak boş bir nickaltı olarak geri dönüyor.
hak etmediğim için gücüme de gitmiyor. sözlük'te bilgi şelalesi yazarlar var. ben mesleğime ilgili bilgi girmek istemiyorum. böyle olunca sözlük yazarlığım, dar bir çerçevede zaman öldüren, kendi kendine takılan biri olarak sürüyor.
yine de yazan yazmayan ,burada tanım girip bildiklerini cömertce ortaya döken emek veren herkese çok teşekkür ederim.
devamını gör...

liverpool’un mısırlı süper yıldızıdır.
şu an form olarak dünyanın en iyi 3 oyuncusundan birisi. liverpool’u ve kendisini son 3-4 senedir bambaşka seviyelere çıkardı.

kariyeri boyunca birçok takımda oynadı ama liverpool’da yaptıkları senelerce unutulmayacak. şimdiden bir liverpool efsanesi.

29 yaşında olan muhammed salah kariyerine al mokawloon takımında başladı, oradan basel, chelsea, fiorentina ve roma gibi takımlara gitti. istediğini bir türlü gerçekleştiremedi. liverpool’dan önce sadece hızlı bir kanat oyuncusuydu.

liverpool’a transfer olduktan sonra 17/18 sezonunda inanılmaz seviyelere çıktı. geldiği sezon tam 44 gol attı ve 14 asist yaptı.* 18/19 sezonunda 27 gol atıp 10 asist yaptı. seviyeyi öyle bir yere çıkardı ki bazı futbol eleştirmenleri, yorumcuları ona tek sezonluk futbolcu dediler.
19/20 sezonunda 23 gol atıp 13 asist yaptı. 20/21 sezonunda 31 gol attı 6 asist yaptı.
şu an sezonun yarısındayız ve şimdiden 23 gol 10 asistle oynuyor.

klopp ile beraber kendisini çok geliştirdi. özellikle son yıllarda bitiricilik anlamında bambaşka seviyelere ulaştı. toplu ve topsuz alanda rakiplerine korku salıyor. ceza sahası içinde çok rahat hareket ediyor, savunma arkasına yaptığı koşular sürekli tehlike yaratıyor. penaltı kullanması, şutları, asistleri bütün detaylarıyla müthiş bir futbolcu.

bir liverpool’u olarak kendisine büyük hayranlığım var, olmaya devam edecek. liverpool taraftarının açık ara en sevdiği futbolcu. özellikle 17/18 sezonunda oynadığı futbolla çoğu ingiliz taraftarı müslüman yapacaktı.

severek izliyoruz.
devamını gör...

kokpit sekmesi, 27 aralık 2020 kafa sözlük güncellemesi sebebi ile en kısa süre içinde görselleri ile güncellenecektir...

edit: güncellenmiştir...
devamını gör...

ah bir joker
mirkelam
gidelim 90'lara.
devamını gör...

tek kelime ile "belirsizlik"tir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim