bir gün semtin alışveriş merkezinde gezerken, küçük bir çocuk baba baba diye bağırarak gelip bacağıma sarıldı.
bakıp çoğcuğa gülümsedim ama anası babası nerde acaba diye etrafa bakınırken bir dükkanın kapısında duran kadına gözüm takıldı, birde hemen yanında dükkanın kapısından kafasını uzatmış dışarı doğru bakan adama.

adam bir bana bakıyor bir kadına.
o an ne tepki vereceğimi şaşırdım, çocuk öyle sarılmışki bacağıma bir an şüphe duydum "lan acaba olabilir mi diye" neyse ki babası ile benziyormuşuz.
çömelip çocuğa bak baban orada diyip babasına yönelttim çocuğu ama çömeldiğim yerden zor ayağa kalktım dizlerimin bağı çözülmüştü.
sonra ki 6 ay o alışveriş merkezine gitmemiştim.
devamını gör...

tarih kitapları yazmaz aşk savaşlarını.


küçük iskender.
devamını gör...

kadın ayakkabısı satan erkek bir satıcının "çok rahattır onlar" cümlesine "giydiniz mi?" diye karşılık vermiştim. bence bana yalan falan söylemesinler. canım sıkılıyor öyle oldu mu.

not: denemiştim ve hiç rahat değildi.
devamını gör...

rem uykusuna geçiş ve rem uykusundan çıkış sırasında meydana gelebilen, kas ve sinir sisteminin beyinle senkronize çalışmaması durumu. beynin hala uykuda olduğunuzu düşünüp gerekli iletileri kaslara göndermemesi sonucu meydana gelir.
devamını gör...

benim. belirli insanlara sms atarım. telefon numaralarını özellikle kaydetmem.

z kuşağı bilmez ya da sadece duymuştur, bir mesaj iki kontördü bir zamanlar. biz flört bile edemedik, direkt konuya giriyorduk sms aracılığı ile. çünkü yaaaa salak öyle deme diyecek kontör yok. sni svyrim yazılıyordu. kısaltma önemliydi ki mümkün olduğu kadar fazla şey yazalım. beni unutma çağrısı atıyorduk. çağrı atıp kapatıyorduk. piçler vardı, o çağrıyı elinde telefon hazır beklerdi, direkt açardı, son kontör öyle giderdi. şimdi 50 liraya 750 dakika, 1000 sms, 10 gb internet alabiliyorsun. bunun getirdiği bir kültür var. her şey vıcık vıcık, sohbetler 10 saat sürüyor, kimse net değil. adamın internet paketi var çünkü. neden acele etsin?

benim arkadaşların çoğu bu dönemleri bilen insanlar. sms attığım zaman eski günlerin psikolojisi oluşuyor, net konuşmaya başlıyorlar. 100 kelime kullanmak yerine 12 kelime ile işi özetliyor. o an ihtiyacım olan şey netlikse hiç başka bir iletişim aracı kullanmıyorum.

whatsapp üzerinden yazınca oooooo civciv hanım nerelerdesiniz yav? hiç yazmıyorsunuz uzun zamandır diye konuya girip uzattıkça uzatıyor, meselenin özüne gelene kadar 20 dakika sohbet ediyorsun. sms atınca tamamdır hallediyorum hemen yazıyor.

büyük kolaylık.
devamını gör...

pezevenk kelimesi eski farsça'da pejvend'den gelir. klasik farsça sözlüğünde pejvend " kapı sürgüsü ve çırpıcı tokmağı" na deniyor. yani, zevcesi olacak kadın yabancıyla içeri kapanıp zevk ile safa ile meşgul olurken kapı tokmağı gibi arkasında dikilen adam oluyor. arapça karşılığı deyyus, eski türkçe karşılığı da kurumsak oluyor.
devamını gör...

sağlıklıdır zira sizi tuvalette hareketsiz durmak yerine kültür fizik hareketleri yapmaya teşvik eder.
devamını gör...

kant'ın saf aklın eleştirisi'nde merkeze aldığı kavramlardan..

öncelikle trensendental belli bi bilgi türünün adıdır kant için. terimin işaret ettiği bilgi a priori olanın koşulunun 'mahiyeti' hakkındadır. biraz dıdısının dıdısıdır. ancak merkezidir çünkü evrensel olan a priori bilginin imkanının dayanağıdır. kant tabi ki burda zaman ve mekanın a priori imkanı peşinde koşarak bilimin kıçını kurtarmaya çalışmakta. şu çok önemlidir; kant, transendent ve transendental arasında ayrım yapar. transendent ile tecrübe ötesi kastedilirken, transendental ile tecrübenin a priori unsurlarını işaret eder.

transendental estetik bölümü sae'de kısa tutulmuş ancak üzerine çokça yazılmış bi bölüm. kant'ın burdaki estetikten kastı sanatsal olan değil, kelimenin yunanca* kökenindeki anlamında 'duyu, algı' anlamında kullanır. kant zaten konuya sezgiyi açıklayarak başlar*. sezgi kant için nesneyle olan doğrudan bi ilişkidir ve asla mistik bi yönü yoktur. çünkü nesne sezginin nedenidir ona göre. metinde ciddi muğlaklıklar olsa da norman smith, allen wood gibileri de böyle yorumluyolar. kısaca zihinden bağımsız olarak nesnenin kavranması denilebilir sezgi için. sezgiden kaynaklı bilginin tasarımlarını algılama kapasitesine de 'duyu yetisi' der. işte bu duyu yetisi, sezginin olmazsa olmazıdır. sezgisel bilgi ancak duyu yetisiyle elde edilebilir. (tabi burda fenomenler ve kategoriler falan da giriyo da devreye) kant'ın transendental estetik'teki asıl amacı sentetik a priori'nin kesinliğini göstermek, daha açık söylemek gerekirse zaman ve mekanın a priori olduğunu gösterek duyu yetisini tüm kategorilerden bağımsızlığını ilan ettirip saf sezgiye ulaştırmak..
devamını gör...

bizans'ın belki de tarihi boyunca yaptığı en büyük stratejik hatalardan birine konu olan kaledir. bilirsiniz ordunuz güçlü ise karadan boğazlara kadar ilerlemek kolaydır. ancak osmanlılar için orduları boğazdan geçirmek o dönemlerde çok çok zordur.

bizanslılar, sırp ve bulgar ordusuna karşı yaptığı yardımlara karşı osmanlı ordusuna bu kaleyi hediye etmiştir.

bu kale öyle bir stratejik yerdedir ki hem saroz körfezi'ni hem de çanakkale boğazı'nı gözleyebilirsiniz. o zamanki kuvvet dengesi düşünüldüğünde gelibolu ve balkanların anahtarını altın tepside sunmak gibidir. bu şekilde osmanlı da balkanları çok kısa bir sürede almış. istanbul'a giden yol açılmıştır.
kısacası osmanlı'nın avrupa kıtasındaki ilk toprağı ve hareket noktası olmuştur.

tarihte olsaydı, bulsaydı mantığı olmaz. osmanlılar belki avrupaya geçip istanbul'u yine fethedecekti. ancak süre hatırı sayılır biçimde uzayacaktı.

ben bu tanımı niye yazdım. tatil dönüşü yol üzerindeyken aniden direksiyonu sağa kırıp bolayır'a girerek çimpe kalesini canlı görme imkanı buldum. ayrıca kaleyi alan şehzade süleyman şah ile beraber namık kemal'in de mezarı buradadır. bolayır'ın denizi de muhteşemdir.

yol üzeri çimpe kalesinin görünüşü
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

lüksemburg
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bugüne kadar uzaklaştığımız dünyaya, ağustos’a kadar bekleterek bizi tekrar yaklaştıracak yayın…
ömrümüz yettiğince bekleriz artık, n’apalım…

aynı zamanda, sevgili yayıncımızın tüm koşturmacasından sonra, zıpkın gibi, fişşşşek gibi döneceğinden de emin olduğum yayın…
devamını gör...

can yücel'e ait olduğu sanılan ama can yücel'e ait olmayan bir şiir.*

bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını,kendimi bulduğumda anladım.
herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,
kendi yolumu çizdiğimde anladım..
bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak,dinleyerek değil..
bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım..
yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış,
aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım..
acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden,
neden hiç ağlamadığını anladım..
ağlayanı güldürebilmek,ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş,
gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım..
bir insanı herhangi biri kırabilir,ama bir tek en çok sevdiği, acıtabilirmiş,
çok acıttığında anladım..
fakat,hak edermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını,
gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım..
yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet,
yüreğini elime koyduğunda anladım..
”sana ihtiyacım var, gel ! ” diyebilmekmiş güçlü olmak,
sana ”git” dediğimde anladım..
biri sana ”git” dediğinde, ”kalmak istiyorum” diyebilmekmiş sevmek,
git dediklerinde gittiğimde anladım..
sana sevgim şımarık bir çocukmuş,her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan,
büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım..
özür dilemek değil, ”affet beni” diye haykırmak istemekmiş pişman
olmak,
gerçekten pişman olduğumda anladım..
ve gurur, kaybedenlerin,acizlerin maskesiymiş,
sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış,
yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..
ölürcesine isteyen,beklemez,sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi,
beni af etmeni ölürcesine istediğimde anladım..
sevgi emekmiş,
emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş…
devamını gör...

muhteşem bir detay değil mi?
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

aynı mahlası aldığımızı görünce içimin ısındığı yazar. çünkü aurora olmak başkadır.
keşke mahlasimiz gibi resim yeteneğimiz de benzese, zira ben kendisi kadar yetenekli değilim.
devamını gör...

türkiye ortalamasına iki gömlek üstün bilim adamı.
çok geniş bir bilgi birikimine sahip bir bilim insanıdır. ateisttir ve bunu söylemekten hiç çekinmez. eğer tartışma ortamlarına denk gelirseniz veya izlerseniz "tartışacağın konuyu önce adam gibi öğrenin, ondan sonra gelin" tavrını görecek ve hatta duyacaksınız. bu tavrı eleştirilse de bence doğru ve haklı bir tavırdır. dünya çapındaki bilim insanlığı mevzusuna hiç girmiyorum. hemen herkes duymuştur bir şeyler.
devamını gör...

özrü kabahatinden büyük denir bu duruma!
bir de ballandıra ballandıra yazmış.

aşağıda aktaracağım bilgilerle beraber değerlendirirsek bu özrün ne kadar vahim olduğunu anlarız.

kişisel veri dediğimiz şey kişiselleştirilebilir olan şeylerdir. kişiselleştirmeden kasıt gerçek bir kişiyle ilişkilendirebilmektir. örneğin t.c. kimlik numarası, doğum tarihi, telefon numarası gibi şeyler. bunlar sizin kim olduğunuza dair kişisel verilerdir.

yapılan bu fişleme faaliyeti kişisel verilerin korunması kanununa aykırıdır. aynı zamanda ceza yasasının ilgili hükümlerine de aykırıdır.

kişisel verilerin korunması kanunu;

madde 3- (1)- d)kişisel veri: kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgiyi ifade eder.

madde 4 – (1) kişisel veriler, ancak bu kanunda ve diğer kanunlarda öngörülen usul ve esaslara uygun olarak işlenebilir.
(2) kişisel verilerin işlenmesinde aşağıdaki ilkelere uyulması zorunludur:
a) hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun olma.
b) doğru ve gerektiğinde güncel olma.
c) belirli, açık ve meşru amaçlar için işlenme.
ç) işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma.
d) ilgili mevzuatta öngörülen veya işlendikleri amaç için gerekli olan süre kadar muhafaza edilme.

madde 5 – (1) kişisel veriler ilgili kişinin açık rızası olmaksızın işlenemez.
(2) aşağıdaki şartlardan birinin varlığı hâlinde, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın kişisel verilerinin işlenmesi mümkündür:
a) kanunlarda açıkça öngörülmesi.
b) fiili imkânsızlık nedeniyle rızasını açıklayamayacak durumda bulunan veya rızasına hukuki geçerlilik tanınmayan kişinin kendisinin ya da bir başkasının hayatı veya beden bütünlüğünün korunması için zorunlu olması.
c) bir sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan doğruya ilgili olması kaydıyla, sözleşmenin taraflarına ait kişisel verilerin işlenmesinin gerekli olması.
ç) veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için zorunlu olması.
d) ilgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş olması.
e) bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması.
f) ilgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla, veri sorumlusunun meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması.

madde 6– kişilerin ırkı, etnik kökeni, siyasi düşüncesi, felsefi inancı, dini, mezhebi veya diğer inançları, kılık ve kıyafeti, dernek, vakıf ya da sendika üyeliği, sağlığı, cinsel hayatı, ceza mahkûmiyeti ve güvenlik tedbirleriyle ilgili verileri ile biyometrik ve genetik verileri özel nitelikli kişisel veridir.


türk ceza kanunu;
“kişisel verilerin kaydedilmesi
madde 135 – (1) hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydeden kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) kişisel verinin, kişilerin siyasi, felsefi veya dini görüşlerine, ırki kökenlerine; hukuka aykırı olarak ahlaki eğilimlerine, cinsel yaşamlarına, sağlık durumlarına veya sendikal bağlantılarına ilişkin olması durumunda birinci fıkra uyarınca verilecek ceza yarı oranında artırılır.

verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme
madde 136 – (1) kişisel verileri, hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

nitelikli haller
madde 137 – (1) yukarıdaki maddelerde tanımlanan suçların;
a) kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye kullanılmak suretiyle,
b) belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle,
işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.


hürriyet gazetesi yaptığı bir haberle skandala imza attı. gazetenin internet sitesinde yayımlanan haberde, "darbe bildirisini imzalayan emekli amirallerden 4'ü chp üyesi çıktı" başlığı kullanıldı. haberin içeriğinde ise, bildiride imzası bulunan emekli amirallerin eş, çocuk ve kardeşlerinin isim ve soyisimleri haberleştirildi.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
buradan

bu isimlere hürriyet gazetesi nasıl ulaştı?
soruşturmanın gizliliği neden ihlal ediliyor?
bu verilerin sızdırılması karşısında tck m.136, 137 hükümleri nasıl değerlendirilecektir?

temel hukuk ihlalleri bir özür ile geçiştirilmeye çalışılıyor.

hepsini geçtim, yahu siz nasıl insanlarsınız?
hiç mi utanmanız yok!
yarın size sorduklarında ne diyeceksiniz?
a evet o hukuk ihlallerini biz gerçekleştirdik,
sonra da özür diledik, vicdanımız rahat mı diyeceksiniz?

ayrıca hukukçuların görüşleri için buradan
devamını gör...

öldükten sonra herhangi bir şeyin kıymeti harbiyesi kalıyor mu ki? vesselam çalmasa da olur.
t: cenazede çalınması istenen parça.
devamını gör...

haluk bilginer ve esra bezen bilgin'in iki perdeden oluşan tiyatro oyunu. oyunun hikayesinden ziyade haluk bilginer'in oyunculuğunu canlı canlı görmüş olmaktan büyük keyif aldım. adama bir kez daha ve bu sefer daha içten bir şekilde "sen ne büyük bir üstatsın" dedim. esra bezen bilgin'in oyunculuğu hakkında da olumsuz bir düşünce belirtmek çok yersiz olur. kadın gerçekten çok başarılıydı. şunu da belirteyim bu hikayeyi, aynı senaryoyu, başka oyuncular oynasa aynı keyfi alır mıydım konusunda şüphelerim var.

verilecek çok da bir spoiler yok zaten hikayede. haluk bilginer'in performansıyla sizi güldüren yerler çokça var oyunda. `ihsan yıldırım` profiliyle haluk bilginer'i canlı izlemek gerçekten müthiş bir zevk. tavsiyem şu olabilir hikayesi açısından büyük beklentiyle gidilmezse, sadece haluk bilginer üstadı izlemek için gidilirse oyunun tadından yenmiyor. yaklaşık iki saat gerçek bir tiyatro, gerçek bir oyunculuk görüyorsunuz.

hikayenin sarmaması ile ilgili somut bir örnek verecek olursam -bu tabii ki demek değildir ki oyun kötü; sadece onların kişisel görüşüdür- yan koltukta oturan çift ilk perdeden sonra "oyun hiç sarmadı, çıkalım çok sıkıldım" diyerek çıkıp gittiler. ama şahsi fikir olarak haluk bilginer o senaryoyla 5 saat karşımda oynasa sıkılmadan sadece o adamı izlerim, izletir yani kendini.

dip not: senin o ses tonuna kurban üstat!
devamını gör...

antepliyim ben bir simite methiyeler düzemem.

ankara simidi ve ankaralı arkadaşlarım alınmayınız lütfen. (bu arada ankarayla tek ilişkim başka şehirlere giderken aşti'de bekleşmem. artistlik yapmama bakmayın yani goygoy olsun benim ki hah.)
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim