şimdiye kadar üretilen hiçbir plastiğin henüz yok olmamış olması, yalnızca mikro parçalara ayrılıp okyanuslara karışmış olması ve halen durmaksızın plastik üretilmeye devam edilmesi.
devamını gör...

"bu karanlık, puslu ve yeraltının hakim olduğu vadilerde" erkeklerin ne işi var acaba diye düşündürmüş sorunsaldır. kafes dövüşü yahut horoz dövüşü mü yapılıyor, hayırdır? tüm erkekler bu karanlık ve puslu yeraltı dünyasına aşırı meraklı yani bir yönüyle hepsi suça ha bulaştı ha bulaşacak ve bundan da zevk alan tipler mi demek isteniyor? buna itirazı olacak pek çok erkek olacaktır diye umuyorum. gariptir, niyet aksi olsa da erkeklere bir takım isnatlarda bulunulan bir başlık olmuş.
devamını gör...

henüz tedavisi bulunamayan hastalıktır. herkes kendi yaşamını insanlığın merkezine alıp koşulsuz doğru olarak kabul ederek deneyimlerini başkalarına aktarmaya çalışır. yaşamayı yaşayarak öğrendiğimizi ne zaman öğreniriz bilmiyorum. başka hayatlara deli gibi yol gösterme telaşında olanlar yüzünden salçalaşmış hayatlar ortaya çıkıyor.
devamını gör...

ben de diyordum ki olmayan paramla ne yapsam?
devamını gör...

her 6 mayıs'ta inatla gözümü dolduran; şafağında, türkiye tarihindeki en büyük utançlardan birinin yaşandığı gün. deniz'i, yusuf'u ve hüseyin'i anıt gibi bir ağıtla, saygıyla anıyorum.

sardunyaya ağıt

ikindiyin saat beşte,
baş gardiyan rıza başta,
karalar bastı koğuşa
ikindiyin saat beşte.

seyre durduk tantanayı,
tutuklayıp sardunyayı
attılar dipkapalıya
ikindiyin saat beşte.

yataklık etmiş ki zaar
suçu tevatür ve esrar,
elbet bir kızıllığı var
ikindiyin saat beşte.

dirlik düzenlik kurtulur,
müdür koltuğa kurulur,
çiçek demire vurulur
ikindiyin saat beşte.

canların gözleri yaşta,
aklı idamlık yoldaşta,
yeşil ölümle dalaşta
sabahleyin saat beşte.

can yücel
devamını gör...

çok sevdiğim sitedir. sayesinde doktora tezimde epey ilerledim. dördüncü makalemi de tamamladım.
devamını gör...

kullandığı dil o kadar sade ve o kadar içerden ki. siyasi duruşundan sebep türkiye'de çok sıkıntılar çekmiş ve ince memed kitabını yayınevleri basmaya yanaşmamıştır. daha sonra (bkz: tilda yaşar), (bkz: münevver andaç) ve (bkz: güzin dino) tarafından kitap ingilizce'ye çevrilmiş, hak ettiği değeri ancak bu sayede görmüştür malesef. nobel'e kadar gitmiştir.
devamını gör...

zamanında fetö güzellemesi yapan kitleye, "hocaefendi dediğiniz bir gün sizi ısıracak!.." diyen ve fetö müntesipleri, muhipleri ile akit denen paçavra tarafından kara propagandaya maruz kalan dev isim.

insanlığa hizmeti dokunanlardan.
devamını gör...

(bkz: şimdi ananı laciverde boyadım)
devamını gör...

en nadide eserinim senin..
yokluğun da varım..
varlığın da yokum..
sen oldum bir kere..
aksini iddia etme sakın..

hayalin yüreğim de cicekse..
binbir renkte buketim..
bana ulaşmak zor değil..
elin de sırça.. gönlün de kefenim..
devamını gör...

yukarıdaki tanımlarda yazılanlar gibi anılar olmayacaktır. kadınların askere gittiği ülkeler de var. bir araştırın bakalım nasıl anıları varmış. ayrıca bu regl mevzusu için de kusura bakmayın beyler. ne yapalım işte ayda bir kanıyoruz. savaşa gitsek de kanayacağız evde otursak da. ne yapalım yani yumurtalıklarımıza "kanka savaşa gidiyorum bu ay kanama" mı diyelim? ne bekliyorsunuz tam olarak onu anlamadım ama hadi bakalım. size bol bol ortaokul biyoloji dersi öneriyorum. bir de kadınları iğrenç komedi filmlerindeki gibi aptal ve tek derdi makyaj, manikür olan varlıklar olarak görmekten vazgeçersiniz umarım. kadınlar da insan hani. aman neyse.
devamını gör...

bir insanı sevmekle başlar her şey, der sait faik ama sonra şöyle devam eder o cümleler; burda her şey bir insanı sevmekle bitiyor. şüphesiz denizdeki balığı öpecek kadar ince düşünceli bir adama bu cümleleri yazdıran senin benim yaşadığımız dünya. ardından bu havada ölünür mü hiç diye söylenilen 'durgun deniz bakışlı' öykücü. yky'den çıkma şimdi sevişme vakti ve diğer şiirleri'nde o ve ben isimli bir şiiri var ki durup düşündürüyor insanı dakikalarca, umulmadık kadar korkak olan en çirkin yanımı törpüleyip sevgiye inancımı baki kılıyor; çoğu zaman insanlar sevmekten pek bir şey anlamadığımı düşünse bile. şiirden bahsedip yazmamak olmaz hem zaten şüphesiz yazmasam deli olacaktım.*


sana koşuyorum bir vapurun içinden
ölmemek, delirmemek için.
yaşamak; bütün adetlerden uzak
yaşamak.

hayır değil, değil sıcak
dudaklarının hatırası
değil saçlarının kokusu
hiçbiri değil.
dünyada büyük fırtınanın koptuğu böyle günlerde
ben onsuz edemem.
eli elimin içinde olmalı.
gözlerine bakmalıyım
sesini işitmeliyim

beraber yemek yemeliyiz
ara sıra gülmeliyiz.
yapamam, onsuz edemem
bana su, bana ekmek, bana zehir
bana tad, bana uyku
gibi gelen çirkin kızım
sensiz edemem.

devamını gör...

amerika' ya yaranmak için koreye asker gönderen kişi. nazım hikmetin bununla ilgili çok güzel bir şiiri vardır. ayrıca kendi kendine yeten, dış borcu olmayan ülke onun zamanında ilk kez marshall yardımları ile borçlu hale gelmiştir.

gözlerinizin ikisi de yerinde, adnan bey,
iki gözünüzle bakarsınız,
iki kurnaz,
iki hayın,
ve zeytini yağlı iki gözünüzle
bakarsınız kürsüden meclis'e kibirli kibirli
ve topraklarına çiftliklerinizin
ve çek defterinize.
ellerinizin ikisi de yerinde, adnan bey,
iki elinizle okşarsınız,
iki tombul,
iki ak,
vıcık vıcık terli iki elinizle
okşarsınız pomadalı saçlarınızı,
dövizlerinizi,
ve memelerini metreslerinizin.
iki bacağınızın ikisi de yerinde, adnan bey,
iki bacağınız taşır geniş kalçalarınızı,
iki bacağınızla çıkarsınız huzuruna eisenhower'in,
ve bütün kaygınız
iki bacağınızın arkadan birleştiği yeri
halkın tekmesinden korumaktır.
benim gözlerimin ikisi de yok.
benim ellerimin ikisi de yok.
benim bacaklarımın ikisi de yok.
ben yokum.
beni, üniversiteli yedek subayı,
kore'de harcadınız, adnan bey.
elleriniz itti beni ölüme,
vıcık vıcık terli, tombul elleriniz.
gözleriniz şöyle bir baktı arkamdan
ve ben al kan içinde ölürken
çığlığımı duymamanız için
kaçırdı sizi bacaklarınız arabanıza bindirip.
ama ben peşinizdeyim, adnan bey,
ölüler otomobilden hızlı gider,
kör gözlerim,
kopuk ellerim,
kesik bacaklarımla peşinizdeyim.
diyetimi istiyorum, adnan bey,
göze göz,
ele el,
bacağa bacak,
diyetimi istiyorum,
alacağım da.



25 haziran 1959
devamını gör...

en kolay kıymet verme şekli olduğu için.
teşekkür etmeye gerek yok,
mutlu etmeye gerek yok.
bu esnada yaşayan kıymetlileri de fark etmeye gerek yok.
aynı anda bir bir çok şey es geçilebiliyor.
devamını gör...

23 nisan yoldaşın koltuğuna oturalım. sözlüğe küçük bir sesleniş konuşması yaptıktan sonra yazarlara karma puan dağıtımı yapıp, moderatörlere çeyrek altın takıp koltuğu tekrar yoldaşa bırakırım.
devamını gör...

aldığı kitabı okuma hastalığıyla birleştiğinde harikalar yaratabilecek dünyadaki en güzel hastalıktır.
devamını gör...

melek kızım. *
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yazılımcı çalışıyor ya.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

benimdir. çıldırıyorum. benimkisi mesleki deformasyon. *
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim