madalyalı tanımları okumamak
anlamakta ciddi anlamda zorlandığım tepki. tepki dedim ama neye tepki olduğu da belirsiz aslında; sözlüğün getirdiği sisteme mi, bu tanımları yazan insanlara mı, uzun yazıları okumaya mı... bilemiyorum cidden.
yukarıda da bahsi geçmiş; madalya başvurusu yapmanıza gerek yok. bu işle uğraşan editör arkadaşlar zaten akışı sık sık kontrol ederek bu tür tanımlara, tanım sahibinden talep gelmeden de madalya veriyorlar. eğer çok gerilerde kalmışsa tanım, o zaman tanım sahibi çıkıp gözden kaçtığı için madalyasını talep edebilir. kaldı ki içimizde orsalesta anafor gibi, madalyalı tanımlarından madalyayı özellikle kaldırtan yazarlar da var. onu okuyor musunuz sanki, bu hareketini takdir edip? o da yok...
üstelik sıkıntı bunun neresinde tam olarak, anlamak mümkün değil. madalya almadığımızda bir yerimiz eksilmediği gibi, aldığımızda da fazladan uzvumuz çıkmadığına göre bunun zararı tam olarak nedir? bir insanın "şu tanımıma madalya vermediniz" demesinin çok çeşitli nedenleri olabilir.
mesela olası birkaç sebebi yazayım:
- karma puan toplayayım da istediğim rozeti alayım. (ne kadar çok madalyalı tanım, o kadar puan sonuçta...)
- çaylaklar ya da yeni yazar olanlar nasıl bir yazar olduğumu anlamak isterse daha çok bu tür tanımlardan yararlanmalılar. o yüzden madalya istiyorum.
- madalyalı tanım yazınca kendimi bir şey ürettiğim için iyi hissediyorum.
- sözlüğe gelmişken hem öğreneyim hem de gerçekten bilgi için yararlanayım diyenler olabilir. bilgi arayanlar önce madalyalı tanımlara baksın. bu yüzden madalya talep ediyorum şu tanımıma. (bilgi vermek ekşi'nin, viki'nin tekelinde değil sonuçta. isteyen viki'ye gitsin diyenler var, isteyen de sözlüklere bakabilir. burası sadece sohbet edilmesi gereken bir yer değil neticede. öyle olsa adı sözlük olmazdı.)
- profilimdeki görüntüsü hoşuma gidiyor. dursunlar öyle, zararları yok sonuçta.
- ders çalışırken yazdığım ya da başkasının yazdığı madalyalı tanımlardan faydalanıyorum. tek tek "neredeydi bu?" diye aramak yerine elimle koymuş gibi bulayım.
- manyağım ve editörleri uğraştırasım var.
- işim gücüm yok. tüm boş zamanlarda madalyalı tanım yazasım ve bunlara madalya talep edesim var.
- canım öyle istiyor. alıcam madalyayı, vurucam kırbacı, vurucam kırbacı!
vesaire...
bunları akşama kadar çoğaltabilirsiniz ve gördüğünüz gibi hemen hemen hepsi birbirinden farklı amaçlar. o halde soralım: siz neden herkesi aynı zannederek, bir şeye tepki verirken herkese topluca tepki vermeyi seçiyorsunuz? okusanız "vay be! böyle bir şey mi varmış?" diyeceğiniz o tanımlara verilen emeğe yazık değil mi? kendinizi mahrum bırakarak kimseye zarar vermiyorsunuz. derdiniz sistemin kendisiyle ise ona hiç lafım yok. ben de birkaç yerde keşke kaldırılsa bu olay yazdım * ama kaldırılmıyor. şu halde tepkinizi yönetimde bu konudaki yetkili kişiye mesaj atarak bildirmeniz, yazı yazan insanları protesto etmekten çok daha iyi sonuç verir diye düşünüyorum.
"madalyalı tanımları okumayanları okumamak" diye bir kampanya başlatılıp 1 hafta kimse kimseyi okumasa kaç kişi durur burada sanıyorsunuz? tabii ki madalyalı yazan da madalyasız yazan da okunmak için yazıyor (çok küçük bir azınlık hariç. onlar günlük gibi kullanıyor burayı.) üstelik madalyalı tanım yazmak da herkese serbest olan bir şey. siz de yazın, sizi de okusun insanlar.
son olarak bunca lafa rağmen "bana ne! ille de okumayacağım" diyorsanız hâlâ, o da sizin bileceğiniz iş. bize karışılmasını istemediğimize göre, biz de size karışamayız sonuçta.
not: başlığı açan yazarı severim. yazdıklarımı şahsi bir şekilde algılamazsa sevinirim.
yukarıda da bahsi geçmiş; madalya başvurusu yapmanıza gerek yok. bu işle uğraşan editör arkadaşlar zaten akışı sık sık kontrol ederek bu tür tanımlara, tanım sahibinden talep gelmeden de madalya veriyorlar. eğer çok gerilerde kalmışsa tanım, o zaman tanım sahibi çıkıp gözden kaçtığı için madalyasını talep edebilir. kaldı ki içimizde orsalesta anafor gibi, madalyalı tanımlarından madalyayı özellikle kaldırtan yazarlar da var. onu okuyor musunuz sanki, bu hareketini takdir edip? o da yok...
üstelik sıkıntı bunun neresinde tam olarak, anlamak mümkün değil. madalya almadığımızda bir yerimiz eksilmediği gibi, aldığımızda da fazladan uzvumuz çıkmadığına göre bunun zararı tam olarak nedir? bir insanın "şu tanımıma madalya vermediniz" demesinin çok çeşitli nedenleri olabilir.
mesela olası birkaç sebebi yazayım:
- karma puan toplayayım da istediğim rozeti alayım. (ne kadar çok madalyalı tanım, o kadar puan sonuçta...)
- çaylaklar ya da yeni yazar olanlar nasıl bir yazar olduğumu anlamak isterse daha çok bu tür tanımlardan yararlanmalılar. o yüzden madalya istiyorum.
- madalyalı tanım yazınca kendimi bir şey ürettiğim için iyi hissediyorum.
- sözlüğe gelmişken hem öğreneyim hem de gerçekten bilgi için yararlanayım diyenler olabilir. bilgi arayanlar önce madalyalı tanımlara baksın. bu yüzden madalya talep ediyorum şu tanımıma. (bilgi vermek ekşi'nin, viki'nin tekelinde değil sonuçta. isteyen viki'ye gitsin diyenler var, isteyen de sözlüklere bakabilir. burası sadece sohbet edilmesi gereken bir yer değil neticede. öyle olsa adı sözlük olmazdı.)
- profilimdeki görüntüsü hoşuma gidiyor. dursunlar öyle, zararları yok sonuçta.
- ders çalışırken yazdığım ya da başkasının yazdığı madalyalı tanımlardan faydalanıyorum. tek tek "neredeydi bu?" diye aramak yerine elimle koymuş gibi bulayım.
- manyağım ve editörleri uğraştırasım var.
- işim gücüm yok. tüm boş zamanlarda madalyalı tanım yazasım ve bunlara madalya talep edesim var.
- canım öyle istiyor. alıcam madalyayı, vurucam kırbacı, vurucam kırbacı!
vesaire...
bunları akşama kadar çoğaltabilirsiniz ve gördüğünüz gibi hemen hemen hepsi birbirinden farklı amaçlar. o halde soralım: siz neden herkesi aynı zannederek, bir şeye tepki verirken herkese topluca tepki vermeyi seçiyorsunuz? okusanız "vay be! böyle bir şey mi varmış?" diyeceğiniz o tanımlara verilen emeğe yazık değil mi? kendinizi mahrum bırakarak kimseye zarar vermiyorsunuz. derdiniz sistemin kendisiyle ise ona hiç lafım yok. ben de birkaç yerde keşke kaldırılsa bu olay yazdım * ama kaldırılmıyor. şu halde tepkinizi yönetimde bu konudaki yetkili kişiye mesaj atarak bildirmeniz, yazı yazan insanları protesto etmekten çok daha iyi sonuç verir diye düşünüyorum.
"madalyalı tanımları okumayanları okumamak" diye bir kampanya başlatılıp 1 hafta kimse kimseyi okumasa kaç kişi durur burada sanıyorsunuz? tabii ki madalyalı yazan da madalyasız yazan da okunmak için yazıyor (çok küçük bir azınlık hariç. onlar günlük gibi kullanıyor burayı.) üstelik madalyalı tanım yazmak da herkese serbest olan bir şey. siz de yazın, sizi de okusun insanlar.
son olarak bunca lafa rağmen "bana ne! ille de okumayacağım" diyorsanız hâlâ, o da sizin bileceğiniz iş. bize karışılmasını istemediğimize göre, biz de size karışamayız sonuçta.
not: başlığı açan yazarı severim. yazdıklarımı şahsi bir şekilde algılamazsa sevinirim.
devamını gör...
mor hint kurbağası
nasikabatrachus sahyadrensis olarak da adlandırılan, sooglossidae familyasına mensup bir kurbağa türüdür. mor hint kurbağası veya domuz burunlu kurbağa olarak da adlandırılır. aynı zamanda bilinen en çirkin canlılardan biridir. hem suda hem karada yaşayan bu kurbağanın ana vatanı ise hindistan.
devamını gör...
yazılacak kitabın ilk cümlesi
uçurumun kenarında gerçekliğe atlamak için bekliyordu.
devamını gör...
sözlükteki regl ve ped muhabbetlerinden ikrah gelmesi
rahatsız olan az ötede oynasın. ona laf, buna laf. yetti be! ped hakkında da yazarım, regl ağrım hakkında da. kime ne? doğal şeyler bunlar. sırf laf söylemek için laf söylemeyin.
eğer bu tarz başlıkları görmek istemiyorsan;
(bkz: başlığı engelle)
(bkz: engelle)
(bkz: bu kadar basit)
edit: ortada sürekli konuşulan regl ve ped durumu yok sözlükte zaten. aşırı rahatsız kitle neden bu kadar rahatsız onu da anlamış değilim.
edit2: bu konuda tepkili erkek yazarlara zamanında bu konular ayıp ve sakınılması gereken bir şey olarak öğretildiği için olumsuz yönden bakıyorlar regl muhabbetine büyük ihtimalle. bu kafa yapısından en kısa zamanda çıkmanız dileğiyle.
edit3: regl muhabbetini öyle lanse edenler var ki şaşırıp kalmamak mümkün değil. şöyle kanadım böyle kanadım mı diyoruz biz sürekli. gelmiş mastürbasyon muhabbetimi anlatmam da doğal o zaman diyor. konu bu kadar çarptırılabilir.
edit4: ben kime ne anlatmaya çalışıyorum sanki.*
(bkz: nato kafa nato mermer)
edit5*: başlığı açan kişinin de bilmesem yani nasıl biri olduğunu. neyseh.. kaos arayışı hep bunlar..
eğer bu tarz başlıkları görmek istemiyorsan;
(bkz: başlığı engelle)
(bkz: engelle)
(bkz: bu kadar basit)
edit: ortada sürekli konuşulan regl ve ped durumu yok sözlükte zaten. aşırı rahatsız kitle neden bu kadar rahatsız onu da anlamış değilim.
edit2: bu konuda tepkili erkek yazarlara zamanında bu konular ayıp ve sakınılması gereken bir şey olarak öğretildiği için olumsuz yönden bakıyorlar regl muhabbetine büyük ihtimalle. bu kafa yapısından en kısa zamanda çıkmanız dileğiyle.
edit3: regl muhabbetini öyle lanse edenler var ki şaşırıp kalmamak mümkün değil. şöyle kanadım böyle kanadım mı diyoruz biz sürekli. gelmiş mastürbasyon muhabbetimi anlatmam da doğal o zaman diyor. konu bu kadar çarptırılabilir.
edit4: ben kime ne anlatmaya çalışıyorum sanki.*
(bkz: nato kafa nato mermer)
edit5*: başlığı açan kişinin de bilmesem yani nasıl biri olduğunu. neyseh.. kaos arayışı hep bunlar..
devamını gör...
şu an hissettiğiniz burukluğun sebebi
erkek kardeşlerimin tişört hırsızıyım. geçen gün üstünde görüp beğendiğim tişörtüne yüzsüzce el koyacağımı söyledim. bugün dolabı açtığımda tişört önümdeydi, gitmeden koymuş.
devamını gör...
yazarların engellediği ilk yazar
saygı çerçevesinde her türlü eleştiri yapılabilir ama açtığım başlıktan dolayı saygısızca 'ergen fanatik başlığı' ifadesini kullanan yazar kusura bakmayacak muhatabım olamaz, direkt engelledim.
--! spoiler !--
başkasına saygısı olmayanın kendisine de saygısı yoktur. kişi kendisi ne ise karşındakini de öyle bilir.
--! spoiler !--
--! spoiler !--
başkasına saygısı olmayanın kendisine de saygısı yoktur. kişi kendisi ne ise karşındakini de öyle bilir.
--! spoiler !--
devamını gör...
normal sözlük’ün artık eskisi kadar güzel gelmemesi
ister islamcı olsun, ister ateist olsun hatta sağcı-solcu olsun hiç fark etmez. kurallar çerçevesinde başlıklar açıldığı ve tanımlar girildiği sürece sorun olmayacaktır. belli bir kitleye hitap eden yönetim anlayışı diğer sözlükler de olmadığı gibi burada zaten olması imkansızdır. bu sözlüğe yönetim dahil hiç bir yazar sözlük islamcı, sözlük ateist gibi genellemeler yapamaz, çünkü böyle ortamlar da her anlayıştan insanlar bir araya gelir. bu da belli bir kitleye hitap edemeyeceğiniz anlamına geliyor.
devamını gör...
ümit yaşar oğuzcan
duyguları ondan daha iyi ifade eden bir şair görmedim. ‘en iyi şair’ kavramı tabi göreceli. ben bana hissettirdiği ve içimde olan ama kaleme dökemediğim duyguları nasıl ifade ettiğine bakarak değerlendiriyorum. hepimizin yoğun duygular içinde olduğu zamanlar olmuştur,ben de bazen bu duyguları yazıya dökmek istediğimde ‘ali topu at’,’yap ayşe yap’ tarzı basit ve anlamsız sözcüklere dönüşüyor. işte ona hayranlığım burdan. o an yazarken ne hissettiğini tam olarak biliyorum. intiharları olayına değinmeyeceğim; bu kadar yoğun ve acı içinde olan birini anlamak için illa tanışmaya gerek yok. ben onu şiirlerinden tanıyorum. hangi psikolojide olduğunu da sanırım en iyi ‘sen ağlama e mi?’ şiiri yansıtıyor. pek bilinmeyen, bana göre en ilginç şiirini de aşağıya bırakıyorum.
ben sersemin biriyim,
oturmuş senin için aşk siirleri yazıyorum.
ellerinin beyazlığından,
gözlerinin güzelliğinden bahsediyorum.
oysa ki sen bir ettir, ekmektir tutturmuşşun,
gözün dünyayı görmüyor.
al bu şiiri, götür sat,
para ederse
bir ekmek, yarım kilo pirzola al,
otur zıkkımlan...
ben sersemin biriyim,
oturmuş senin için aşk siirleri yazıyorum.
ellerinin beyazlığından,
gözlerinin güzelliğinden bahsediyorum.
oysa ki sen bir ettir, ekmektir tutturmuşşun,
gözün dünyayı görmüyor.
al bu şiiri, götür sat,
para ederse
bir ekmek, yarım kilo pirzola al,
otur zıkkımlan...
devamını gör...
normal sözlük'ün underrated yazarları
(bkz: ıvanmılınskı)
devamını gör...
river phoenix
1970-1993 yıllarında yaşamış, genç yaşta hayata veda etmiş amerikalı oyuncudur.
amerika’da doğan oyuncu, ailesinin işi nedeniyle (iş dediğim de (gbkz: misyonerlik)) oradan oraya memur gibi savrulan bir çocukluk geçirdi. ailesinin maddi durumu iyi olmamasına rağmen, rızkını tanrı verir düşüncesiyle, 4.çocuğu da dünyaya getirirken, river henüz 6 yaşında olmasına rağmen, para kazanmak amacıyla çalışmaya başladı. o yaşta boyundan büyük gitarla, sokakta performans gösterisi yaptı. oregon-teksas-meksika-porto riko istikametlerinden sonra, amerika’ya dönüş yapınca ailesi bir çocuk daha doğurdu. babasının işsiz kalması, 5’i çocuk 7 gırtlak olunca, aile zor zamanlar yaşadı. ailesi sanırım dini nedenlerden, korunmaya ve kürtaja karşılardı. bizde olduğu gibi onlarda da yobaz bir kesim var efendim ve korunmayı bile günah olarak görüyorlar ne yazık ki. konudan saptım , neyse devam.
hem yakışıklılığı hem de sesiyle ailesi ondaki yeteneği anlamış olacaklar ki, henüz 9 yaşındayken müzik yapımcılarının karşısına çıkardılar. istediği çizgiyi yakalayamasa da ‘real kids’ programıyla biraz daha tanınır hale geldi ve minik rollerle sinemaya da ayak parmağı bastı( tam olarak adım attı diyemeyiz buna(u: gülücük).
15 yaşına geldiğinde genç astronotlar filminde tam olarak adım atmış oldu sinemaya. bu filmin peşinden benimle kal, sivrisinek sahili, uzun bir gece filmlerinde oynadı. yine müzik sevgisi ağır basarken kardeşiyle de bir müzik grubu kurdu. bu arada kendisi indiana jones filminde bile oynamıştır. izleyen varsa , son macera’da jones’un gençliğini canlandırmıştır.
19 yaşına geldiğinde boşu boşuna (running on empty) filmiyle en iyi yardımcı erkek oyuncu oscarına aday gösterildi.
1993 yılında , yani henüz 23 yaşındayken, yüksek dozda uyuşturucudan hayatını kaybetmiştir. ayrıca hollywood’un tanınmış oyuncusu christian slater ile yakın arkadaşlardı. hatta interview with the vampire adlı filmde daniel karakteri için river ile görüşülmüştü. ama trajik ölümü sonrası yakın arkadaşı slater rolü aldı ve filmdeki tüm kazancını onun için 2 hayır kurumuna dağıttı.

görsel kaynak: www.vulture.com/2013/10/rem...
amerika’da doğan oyuncu, ailesinin işi nedeniyle (iş dediğim de (gbkz: misyonerlik)) oradan oraya memur gibi savrulan bir çocukluk geçirdi. ailesinin maddi durumu iyi olmamasına rağmen, rızkını tanrı verir düşüncesiyle, 4.çocuğu da dünyaya getirirken, river henüz 6 yaşında olmasına rağmen, para kazanmak amacıyla çalışmaya başladı. o yaşta boyundan büyük gitarla, sokakta performans gösterisi yaptı. oregon-teksas-meksika-porto riko istikametlerinden sonra, amerika’ya dönüş yapınca ailesi bir çocuk daha doğurdu. babasının işsiz kalması, 5’i çocuk 7 gırtlak olunca, aile zor zamanlar yaşadı. ailesi sanırım dini nedenlerden, korunmaya ve kürtaja karşılardı. bizde olduğu gibi onlarda da yobaz bir kesim var efendim ve korunmayı bile günah olarak görüyorlar ne yazık ki. konudan saptım , neyse devam.
hem yakışıklılığı hem de sesiyle ailesi ondaki yeteneği anlamış olacaklar ki, henüz 9 yaşındayken müzik yapımcılarının karşısına çıkardılar. istediği çizgiyi yakalayamasa da ‘real kids’ programıyla biraz daha tanınır hale geldi ve minik rollerle sinemaya da ayak parmağı bastı( tam olarak adım attı diyemeyiz buna(u: gülücük).
15 yaşına geldiğinde genç astronotlar filminde tam olarak adım atmış oldu sinemaya. bu filmin peşinden benimle kal, sivrisinek sahili, uzun bir gece filmlerinde oynadı. yine müzik sevgisi ağır basarken kardeşiyle de bir müzik grubu kurdu. bu arada kendisi indiana jones filminde bile oynamıştır. izleyen varsa , son macera’da jones’un gençliğini canlandırmıştır.
19 yaşına geldiğinde boşu boşuna (running on empty) filmiyle en iyi yardımcı erkek oyuncu oscarına aday gösterildi.
1993 yılında , yani henüz 23 yaşındayken, yüksek dozda uyuşturucudan hayatını kaybetmiştir. ayrıca hollywood’un tanınmış oyuncusu christian slater ile yakın arkadaşlardı. hatta interview with the vampire adlı filmde daniel karakteri için river ile görüşülmüştü. ama trajik ölümü sonrası yakın arkadaşı slater rolü aldı ve filmdeki tüm kazancını onun için 2 hayır kurumuna dağıttı.

görsel kaynak: www.vulture.com/2013/10/rem...
devamını gör...
normal sözlük yönetiminin pkk propagandasına göz yumması
türk milleti, türklük, türkçülük, türk düşmanları ile alakalı şeyler yazıldığında başlığa damlayıp kinini kusan bir kaç zagros beslemesinin mevcut olduğu ve yazılanlara da 'özgürlük' adı altında göz yumulduğu aşikardır.
bunların bir de siyasal islamcıları mevcut ama şu anın konusu değil.
sanal kimliklerin arkasına saklanıp türklüğün kutsallarına salya akıtmaya çalışan ve bunu marifet sayan bu utanmazlara karşı her zaman ve her yerde mücadelemiz devam edecektir.
başbuğ atatürk'ün de söylediği üzere:
ülkeniz sizindir, türklerindir. bu ülke, tarihte türktü, bugün de türktür ve sonsuza dek türk olarak yaşayacaktır.
bunların bir de siyasal islamcıları mevcut ama şu anın konusu değil.
sanal kimliklerin arkasına saklanıp türklüğün kutsallarına salya akıtmaya çalışan ve bunu marifet sayan bu utanmazlara karşı her zaman ve her yerde mücadelemiz devam edecektir.
başbuğ atatürk'ün de söylediği üzere:
ülkeniz sizindir, türklerindir. bu ülke, tarihte türktü, bugün de türktür ve sonsuza dek türk olarak yaşayacaktır.
devamını gör...
hangi yazar gözünde nasıl canlanıyor sorusu
devamını gör...
geceye z kuşağının bilmediği bir bilgi bırak
z kuşağının o kadar da aptal olmaması.
devamını gör...
bir depremin her şeyi yok edebilmesi
bugün biraz fazla ölüm üzerine düşündüğünü gözlemlediğim yazar beyanı. bunun gibi milyon seçenek var, insanın ölüm karşısındaki acizliği bu. yani üzerine düşünmek sadece yersiz stres yapar. ki deprem bunların içinde en kontrol edilebilir olanı, bu ülkede değil ama tabii ki.
devamını gör...
şu an dinlenen şarkıdan bir cümle
devamını gör...
instagram'ın gereksiz bir uygulama olduğu gerçeği
keşfet kısmına bakıldığında gereksiz olduğunu düşünebilirsiniz fakat göz ardı edilemeyecek bir gerçek var ki o da tekelleşen reklam piyasasının artık bu platform sayesinde çökertildiğidir.
yani orayı aile albümü gibi kullanırsak evet gereksizdir ama insanlar daha geniş kapsamlı düşünerek büyük kitlelere ulaşabiliyorlar.
yani orayı aile albümü gibi kullanırsak evet gereksizdir ama insanlar daha geniş kapsamlı düşünerek büyük kitlelere ulaşabiliyorlar.
devamını gör...




