küresel üçgenlerin uzunluk ya da açı hesaplamalarında kullanılan yöntem.
devamını gör...

eskiden olurdu, hala oluyor ama doğru bir ilişki türü değil. 30'lardan sonra aradaki 10-15 yaşlar çok önemli değil (mesela 35-45, 40-55..) ama 30 öncesinde, 18-30 ilişkisinde hiç bir şekilde denklikten ve derinlikten bahsedilemez. denklik yoksa da mutlaka bir taraftan daha çok gider.
devamını gör...

benim de farkettiğim durumdur. biliyorum sözlükte küfür, hakaret yasak ama böyleleri gerçekten aptal. düz aptal yani. hiç kibar olamayacağım. kusura bakın, bilerek oldu, bir daha da olur.
edit: bir de bazıları "mizah yapıyoruz" bahanesine sığınıyor. sizin ben mizahınızı s***y*m.
devamını gör...

arkadaşın vegan olduğunu öğrenmekten, tuttuğu takımı öğrenmekten, ne bileyim en sevdiği rengi öğrenmekten farkı olmayan bir durumdur.
devamını gör...

fikrimden geceler yatabilmirem
bu fikri başımdan atabilmirem.

sözleri çok güzeldir. melodisi ise can alır. bu besteyi yapan, kesin veremden ölmüştür. enstrümental yorumunu yine bizim kıvırcık (bkz: muhlis berberoğlu) uçurmuş. o çalıyor ben söylüyorum.

her bir dertten alan yaman ayrılık
ayrılık ayrılık aman ayrılık

yine düştük üzüme, yine gittik uzaklara.

devamını gör...

cinlerin bile türk halkından daha düzgün yaşadığını gösterir.

amerikan sinemasında cinli veya paranormal olaylar genelde büyük malikanelerde yaşayan 2 çocuklu, çok mutlu beyaz ailelerin başına gelir. genelde ilk çocuklar fark eder evdeki gizli kalmış yerleri, bodrum veya müştemilat gibi, örümcek bağlamış, kapkaranlık yerlere girerler ve cin olmasa bile korkunçtur zaten ortam.

gece duvarlara vurmalar, kapı çarpmalar, yan yatan çocugun arkasından sarılmalar, ıslak saçlı korkunç sesler çıkaran, beyaz eski püskü kirli gecelikle ortalarda dolaşan korkunç ablalar.
bazı korkunç dizi ve filmlerin sonunda korkunç hayalet abla veya abilerin hikayeleri anlatılabilir ve seyirciyi yumşatma suretiyle film sona erebilir.
aman cin de haklı be canım da diyebilirler.
devamını gör...

ben kronik bronşit hastasıyım akciğerlerim problemli yani. herkes kapıp kurtulsun demişsin ama ben hastalanırsam kesin entübe olurum, muhtemelen çok kolay olmayacak atlatmam belki de dayanamayacak ciğerlerim, ölüp gideceğim.

sen hayattan soğumayacaksın diye ben neden ölüyorum.
devamını gör...

hayata dair mutlaka gülecek bir şeyler bulan insandır. iyi yapıyordur başka türlü çekilmez ki. *
devamını gör...

şimdi anlatacağım yanlış anlaşılan bir şeyden çok, yanlış anlatılan olsa da yazmak istiyorum.
yaklaşık 7 yıl önce sanayide bir yerde bir kaç ay çalışmıştım. çalıştığım yer de bir tekstil fabrikası. bilen bilir bu sektörde sonradan görme zenginler çok var, çoğunun da tripleri çekilecek gibi değildir. yaşça büyük erkeklerin ağzından da "yeğenim" lafı eksik olmaz.
bir gün yine bu sonradan görmelerden biri geldi, patron dükkanda yok. ben de yeni olduğumdan ayak işlerine bakıyor, çalışanlara ya da müşterilere bazen de çay-kahve götürüyorum. bu abi geldi "yiğenim, ahmet abin yohmu" dedi. (soru edatını bilerek bitişik yazdım, adam nasıl beceriyorsa konuşurken bitişik yazıyordu). "yok abi" dedim, "oturun, birazdan gelir". bu geçti kapının önünde oturdu, patronu beklemeye koyuldu. ben de yanına gidip "abi, çay-kahve, bir şey içer misiniz?" diye sordum. abiyi de ilk defa gördüğümü belirtmeliyim, oysa ki dükkanın müdavimlerindenmiş. bazı çalışanlar ve patronla aralarında yeni bir jargon oluşturmuşlar, her seferinde de bu şaçma şeylere gülüyorlar. bu sigarasını yaktı, yavaş yavaş bana döndü. dumanıyla beraber şu söyleri çıkardı ağzından. "bana tiribiradada getir yeğenim" dedi, üstüne de güldü. ben anlamadım tabi. her halde bilinen bir şeydir, içerden birine sorar; öğrenirim, getiririm dedim. gittim ablanın birine sordum. "abla" dedim " şu abi tirimiri bir şey istiyor, o da ne ki?" diye sordum. o da bilmiyormuş. neyse, bir daha abiye sorayım dedim, gittim sordum. "abi, sen bir şey istedin de, ben onu anlamadım. tam olarak ne istediniz?" dememle buna bir gülme tuttu, anlatamam. gülerken eliyle üç yapıyor bu. ağzında sigara, elinde kaldırılmış üç parmakla güle güle bi daha söyledi. "tiri yeğenim tiri, yani üç. tiribirarada, üçü bir arada oluyo" dedi. be burada yazamayacağım bir sürü şeyin evladı. ben senin tirine de başlarım, biraradana da başlarım diye içimden söylene söylene gittim getirdim neskafesini. karıştırırken de diyor ki, " şimdi tiribiradanın ne olduğunu anladın mı?" anladım bana ban yedirtecek sözlerin hepsi, anladım.
devamını gör...

herkesin b planı olduğunu öğrendim. eksik olmasın.
devamını gör...

niyeti güzel bulmakla beraber bazı kelimelerin yanlış yazıldığını görerek üzüldüğüm liste.

yanlış: yeksenak
doğru: yeknesak

yanlış: mehdum
doğru: mahdum

yanlış: proloter
doğru: proleter

yanlış: mamafik
doğru: mamafih

yanlış: kakafoni
doğru: kakofoni

yanlış: krizontem
doğru: krizantem

yanlış: ıstavroz
doğru: istavroz

defaeten kelimesi büyük ihtimalle defaaten şeklinde yazılıyor. onu benim de araştırmam gerek.

başlık sahibi arkadaşa mesaj atarak düzeltmesini istemek yerine buradan yazmayı tercih ettim. başlıktan faydalanmak isteyen kişiler ilk tanıma tekrar bakmayabilir ya da editleri gözden kaçırabilir diye düşündüm. amacım asla rencide etmek değil, yanlış anlaşılmasın.

***

öğrenmek isteyenler için birkaç kelime de ben ekleyeyim.

iktifa etmek: yetinmek
maaile: ailece
mütevellit: meydana gelmiş
meyus: üzgün
safdil: saf
müselles: üçgen
vaveyla: çığlık

bu tür kelimeleri bolca görebileceğiniz en güzel yer reşat nuri güntekin romanlarıdır. tavsiye ederim, çok güzel kitapları var.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

tam olarak böyle.
devamını gör...

durun daha yakında mekanları da açarlar bir saat oturmak serbest diye siz o zaman görün asıl dediğim vaka sayısı. anlamadığım insanları öldüren bir salgın hastalık varken herkesin böööö sıqıldııım diye ağlaması. kara veba zamanında dünyaya gelesiceler siziii.
devamını gör...

dolar kurunu takip ederken biz;
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kendisine saygısı olanın yapmayacağı davranıştır. sen onu hemşireye yazdırmış olabilirsin, ne kadar egonu tatmin ettin? ne kadar hoşuna gitti? bir insanın onuru ne kadar kırabilirse o kadar kırmaya çalışıyorlar. ellerinden geleni yapıyorlar bunun için. uyarırsın, herkesin içinde değil çekersin kenara uyarırsın. insanları rencide ederek yapılacak iş değil bunlar. kendi hatasını örtmeye çalışan insanlar başkalarının ayıbını bağıra bağıra anlatırlar. yazık. mobbing.
devamını gör...

feedback nedir?

2 veya daha çok kişinin, olayları yahut kişileri nasıl algıladığına dair görüş belirtmesine feedback denir. genelde işyerlerinde yönetimin veya çalışanların davranışlarını feedback yardımı ile düzeltmesi veya geliştirmesi amaçlanır.

mühim olan feedback ile hakaret arasında ki o ince çizgiyi tutturup, kırmadan eleştirebilmektir. lakin çoğumuz bunu başaramıyoruz. bu noktada da sandviç metodu devreye giriyor.
devamını gör...

düşük öz güvenlerini ve birbirlerine karşı olan güvensizliklerini birbirlerine anlamsız kısıtlamalar ve yasaklar koyarak “kıskançlık aşkın gereğidir” düşüncesiyle maskelemeye çalışmaları.
devamını gör...

peygamberimiz, içtihad kapısı kıyamet gününe kadar açıktır diyor. ilk zamanlar değişik yorumlar islam'a güç verirken, bir zaman sonra artık belli bir mezhep (görüş) kesin doğru görüş haline getirilmiş ve daha sonra birbirlerine düşman olmuşlardır. içtihad kapısı kapatılıp, durağanlık oluşmuştur.
devamını gör...

pencere açık ve radyo dinleyerek uyuduğum 2000'li yıllar ve tam bu saatlerde radyonun cızırtısıyla uyanılan yazlar.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim