cinci hoca (yazar)
beni güldüren, eğlendiren bir yazar. her gün profilindeyim, güzel yazıyor.* bu arada cinlere fazla güven olmaz, dikkat et kendinee de bu sefer biz seni onlardan kurtarmaya çalışmayalım.*
devamını gör...
mach sayısı
deniz seviyesinde, 15 santigrat derecede, saniyede 340 metreye eşit olan, hareket eden bir cismin hızının, içinde hareket ettiği ortamdaki ses hızına oranını veren sayı.
ismini fizikçi ernst mach'tan alsa da, kendisinden daha önceki çalışmalar nedeniyle sarrau sayısı olarak da bilinir.
ismini fizikçi ernst mach'tan alsa da, kendisinden daha önceki çalışmalar nedeniyle sarrau sayısı olarak da bilinir.
devamını gör...
ermeni alfabesi
etiyopya’nın dili amharca’nın yazıldığı ge’ez alfabesi ile çok benzer olan alfabe. mesrop maştots’un ermeni alfabesini bu alfabeden uyarladığı iddia edilir.
devamını gör...
ölmekten değil yaşamaktan korkmak
ölüm ile ne zaman tanıştı ilk insan.
uyuduğunu sanığı arkadaşı bir daha uyanmadığında mı.
yoksa yüksekten düşen bir arkadaşı bir daha ayağa kalkmadığında mı. gerçekten bilebilir miyiz bunu.
peki ya ölüm korkusu ile ne zaman tanıştı. bunu bilebilir miyiz.
evet, tabi ki biliriz.
ölüm korkusu bizim yaradılış gereği beynimize işlenmiştir. hayatta kalma güdüsünün bir parçasıdır bu.
beden hayatta kalmaya programlıdır ve tehlikeli durumlarda kontrolü sürüngen beyin devralır. adrenalin salgılanmaya başlanır.
bazı vahşi hayvanlara verdiğimiz, bazı doğal afet durumlarına verdiğimiz refleks benzeri tepkiler bunun kanıtıdır.
insanoğlu varoluş gereği bir şekilde yaşamını sürdürmek ister ve istemsiz de olsa ölümden korkar.
peki bu kadar tutku ile bağlı olduğumuz yaşamdan, yaşamaktan ne zaman korkar olduk.
bu bizim doğamızın dışında bir davranıştır.
insan hayatta kalmak için avlanır, eker biçer, koşar, göç eder, savaşır ve sevişir.
günümüzde ki insan ise similasyona doğmuştur. kendi balonunun içinde yaşamaktadır. çünkü orası rahattır, güvenlidir.
balonun dışarısındaki dünya ise büyük ve korkutucudur.
normalde korku durumunda salgılanması gereken adrenalin alışılmışın dışına çıkıldığında da salğılanmaya başlar. heyecanlanır, panikler, önce avuç içleri sonra bütün vücudu terlemeye başlar, kaygılanmaya başlar. "ya huzurum kaçarsa", " ya terk ederse", "ya düzenim bozulursa", "ya benim kadar sevmezse", " ya başarısız olursam", "ya balonum patlarsa".
bir an önce o ufacık, sıcacık balonuna dönmek ister.
ve bu onun suçu değildir aslında. toplum mühendisleri ve pazarlamacıların emeğidir bu post modernist yapı.
yaşamaktan işte bunun için korkar insan. kendisi için oluşturulmuş balonun dışarısına çıkar ise başına kötü şeylerin gelebilme olasılığıdır aslında korkusunun sebebi.
kısacası yine hayatta kalma dürtüsüdür, ölüm korkusudur insanın yaşamaktan korkmasının sebebi.
yaşamak risk alanların işi.
uyuduğunu sanığı arkadaşı bir daha uyanmadığında mı.
yoksa yüksekten düşen bir arkadaşı bir daha ayağa kalkmadığında mı. gerçekten bilebilir miyiz bunu.
peki ya ölüm korkusu ile ne zaman tanıştı. bunu bilebilir miyiz.
evet, tabi ki biliriz.
ölüm korkusu bizim yaradılış gereği beynimize işlenmiştir. hayatta kalma güdüsünün bir parçasıdır bu.
beden hayatta kalmaya programlıdır ve tehlikeli durumlarda kontrolü sürüngen beyin devralır. adrenalin salgılanmaya başlanır.
bazı vahşi hayvanlara verdiğimiz, bazı doğal afet durumlarına verdiğimiz refleks benzeri tepkiler bunun kanıtıdır.
insanoğlu varoluş gereği bir şekilde yaşamını sürdürmek ister ve istemsiz de olsa ölümden korkar.
peki bu kadar tutku ile bağlı olduğumuz yaşamdan, yaşamaktan ne zaman korkar olduk.
bu bizim doğamızın dışında bir davranıştır.
insan hayatta kalmak için avlanır, eker biçer, koşar, göç eder, savaşır ve sevişir.
günümüzde ki insan ise similasyona doğmuştur. kendi balonunun içinde yaşamaktadır. çünkü orası rahattır, güvenlidir.
balonun dışarısındaki dünya ise büyük ve korkutucudur.
normalde korku durumunda salgılanması gereken adrenalin alışılmışın dışına çıkıldığında da salğılanmaya başlar. heyecanlanır, panikler, önce avuç içleri sonra bütün vücudu terlemeye başlar, kaygılanmaya başlar. "ya huzurum kaçarsa", " ya terk ederse", "ya düzenim bozulursa", "ya benim kadar sevmezse", " ya başarısız olursam", "ya balonum patlarsa".
bir an önce o ufacık, sıcacık balonuna dönmek ister.
ve bu onun suçu değildir aslında. toplum mühendisleri ve pazarlamacıların emeğidir bu post modernist yapı.
yaşamaktan işte bunun için korkar insan. kendisi için oluşturulmuş balonun dışarısına çıkar ise başına kötü şeylerin gelebilme olasılığıdır aslında korkusunun sebebi.
kısacası yine hayatta kalma dürtüsüdür, ölüm korkusudur insanın yaşamaktan korkmasının sebebi.
yaşamak risk alanların işi.
devamını gör...
obur dünya
koca mustafa kemal'i yedin yine doymadın mı? ayı oğlu ayı dünya...
devamını gör...
erkeklerin birbirlerini görünce koç gibi kafa tokuşturmaları
corona 19 sayesinde kurtulduğumuz başka bir saçmalık daha, yani tokalaşmak yetiyordu ne diye keçilik yapalım , hem bir birimizin kokusunu almak zorunda kalmıyoruz artık çok şükür.
devamını gör...
yazarların evcil dostlarının ismi
çarşı, tilki ve ailemizin son üyesi lapacı.
devamını gör...
londra bira seli

1814 yılında, londra'nın st. giles bölgesinde bulunan meux&company bira fabrikası'nda bira depolarının patlaması ile ortaya çıkmıştır.
depoyu taşıyan destekleyici sütunların yıkılması ile yaklaşık 600 bin litre kadar bira ortalığa yayılmıştır. bu durum diğer depoları da etkileyip yaklaşık olarak 1,5 milyon litre biranın sokaklara yayılmasına neden olmuştur. bu da yaklaşık 3 milyon tane 50 cl'lik bira şişesine tekabül etmektedir.
bu talihsiz ve bir o kadar ilginç durum 8 kişinin ölümüne sebep olmuştur.
bu acı durumun yanında oldukça ilginç durumlar da ortaya çıkmıştır. bunlardan birisi de insanların buldukları kapları bira ile doldurmaya çalışması. kap bulamayanlar ise avuç avuç bira içmeye çalışmışlar.
kazayla ilgili soruşturmada fabrika sahiplerini veya çalışanları suçlu bulmamış ve dosyayı kapatmıştır.
sokaklardaki bira kokusunun ise haftalarca geçmediği belirtilmiştir.
devamını gör...
kırtasiye manyağı olmak
muzdarip olduğum hastalık, cebimi de yoruyor.
devamını gör...
trump'ın son anda 73 kişiye af çıkarması
giderayak nanik yapmış dedirten harekettir.
devamını gör...
edinilmiş en kıymetli hayat tecrübesi
ne kadar iyi olursan ol en küçük hatanda en kötü sensin.
devamını gör...
türkiye'de vasfı olmayanların bile ünlü olması
devamını gör...
en korkulan ölüm şekli
yavaş ölmek, zira hayat da bir yavaş ölüm şeklidir kimine göre.
devamını gör...
iorek byrnison (yazar)
acaba bu herif tanımlarımı okuyarak mı oyluyor yoksa okumadan oylayıp geçiyor mu? diye tribe girdiğim, hunharca seri oy atan yazar.
devamını gör...
sevilmekten korkmak
o sevilmekten korkmak değildir, sevildiğine inanıp sonunda hiç sevilmediğini görüp aslında bir yalana inandığını farkedecek olmanın korkusudur.
nitekim bizi ne severler ne özlerler azizim.
nitekim bizi ne severler ne özlerler azizim.
devamını gör...
luciano pavarotti
tanım: çok mutlu ve samimi gözüken büyük sanatçı.
59.doğum günü konserinde bryan adams ile sahne almış.
böyle bir çok video var. ama bu videoda aralarındaki saygı, gurur ve mutluluk kendisini hissettiriyor.
arada açıp izlemek bile iyi. izlerken gülümsemesi bulaşıyor gibi.
59.doğum günü konserinde bryan adams ile sahne almış.
böyle bir çok video var. ama bu videoda aralarındaki saygı, gurur ve mutluluk kendisini hissettiriyor.
arada açıp izlemek bile iyi. izlerken gülümsemesi bulaşıyor gibi.
devamını gör...
çok fena cehaletin döndüğü düşünülen yerler
ayrım yapamıyorum. organize bir şekilde, tüm ülke sathına, çok fena döne döne yayıldı. evden burnunuzu çıkarmanız kafi.
ezcümle; cevabım türkiye
ezcümle; cevabım türkiye
devamını gör...
imla hatası yapmak
klavye sürçmesi-kazara yapmak ile bilmemek arasında dağlar kadar fark vardır.
bunu tahlil etmeden ok atanlar ya gafildir ya da amaç belden aşağı vurmaktır.
edit not: genel için değinilmiş konudur, şahsi değildir.
bunu tahlil etmeden ok atanlar ya gafildir ya da amaç belden aşağı vurmaktır.
edit not: genel için değinilmiş konudur, şahsi değildir.
devamını gör...
