emo
genellikle hayat felsefeleri mutsuzluk üzerine kurulu olan, bunalım takılan, hiç kimsenin onları anlamadıklarını düşünen, çocukluğunu mutsuz bir aile yapısında* geçirdiğini, çocukluktan beri hiç bir ailevi problemlerin çözümlenmediğini gören, sürekli ihmal edilmesi, bunları çevresinde dike getiremediği için, toplumdan kendini dışlamış, toplum tarafından fark edilmek ve farklı olduğunu göstermek amacıyla, saçlarını farkı şekillendirmek kıyafet ve makyaj seçimlerinde kasvetli ve koyu renkleri tercih eden ergenler olarak tanımlayabiliriz.
devamını gör...
yemek yapabilen erkek
nerdeyse çocukluktan beri yapıyorum.hala da devam ederim.çok mu anormal.
devamını gör...
narsist birine aşık olmak
ne zaman ki dış dünyayla bağınızın koptuğunu hissetmeye, özgüveninizi kaybetmeye başlarsınız, işte o zaman narsist insanın eline büyük bir koz vermiş olursunuz. sizi sömürüp tüketmesine, ruhunuzu çalmasına izin verirsiniz. bu yönüyle stockholm sendromunu andırır ama ondan çok daha sinsi bir bağımlılıktır bu. artık siz bir kurbağasınızdır, yüzdüğünüz havuzun içinde an be an kavrulduğunuzu bile fark edemez; onun tek bir sözüne, tek bir ilgi kırıntısına muhtaç hale gelirsiniz.
devamını gör...
ilahi adalet
var mı ki!?!?
devamını gör...
yazarlara yazın geldiğini fark ettiren şeyler
atlet giymeyi bırakınca
devamını gör...
yalnızlığın anlaşıldığı anlar
etrafın bir sürü insan kaynıyordur ama senin halini hatrını anlayan, nasıl olduğunu soran kimse yoktur. herkes iyi gününde yanındadır işte o zaman yalnızsındır.
devamını gör...
normal sözlük hunidaşlar kulübü
merhabalar değerli dostlar. malumunuz olduğu üzere sözlüğümüzde kulüp faaliyetleri ışık hızında ilerliyor. ancak mevcut kulüplerin bazı yazarlarımızın beklentilerini karşılayamadığı aşikar. iş bu sebeple ortaya çıkan boşluğu doldurmak ve kendini ötekileştirilmiş hisseden dostlarımızla birlikte yola devam etmek adına, kafa sözlük hunidaşlar kulübünün faaliyetlerine başlamasına karar vermiş bulunuyoruz. hunidaşlar kulübünün diğer güzide kulüplerle herhangi bir problemi bulunmadığının altını da kalın çizgilerle belirtmek isteriz.
iş bu kulüp; 3 adet tahtası eksik yazar tarafından kurulmuştur. bu yazarlar; bythemali, 0330 ve ateist kaplumbağa'dır.
kulübümüzün resmi marşı erkin baba'nın ''hayat katarı'' şarkısıdır. kulübümüze üye olmak isteyenler bu şarkıyı ezbere bilmekle mükelleftirler. bu şarkıyı ezbere söyleyemeyen hiç bir yazar kulübümüze üye olamayacaktır.
ayrıca katılımcıların huniyle çekilmiş bir adet fotoğraflarını başlık altında paylaşmaları zorunludur. fotoğraflarda, yüzlerinizin gözükmesine gerek yoktur. ancak hunileriniz muhakkak gözükmelidir. hunisiz fotoğraf yollayan yazarlar kulübümüze üye yapılmayacaklardır.
kulübümüze katılacak yazarların ''şoför nebahat''adını duyduklarında akıllarına gelecek ilk isim sezer sezin olmalıdır. belgin doruk ve fatma girik gibi isimler aklınıza geliyorsa kesinlikle bu kulübe başvurmayınız.
bu kulübe üye olanlar için ''ıron maiden'' metal müzik aleminin tartışmasız en iyi ve en özel grubu olmalıdır. aksi beyanlar üye olmanıza engeldir. başlangıçta bu durumu kabul edip sonrasında maiden'a şirk koşmanız halinde sorgusuz sualsiz kulüpten atılırsınız.
grubumuzun bir discord hesabı olmayacaktır. bunun sebebi şudur; hunidaşlar zihinsel güçlerini kullanıp, diğer hunidaşlarla zihinsel metotlar aracılığı ile iletişime geçeceklerdir. bunu başaramayan bir yazarın kulübümüze kayıt olması mümkün değildir. kendinizi bu konuda sınamak için 0330 ile zihinsel anlamda iletişime geçmeye çalışınız, başaramıyorsanız da durumu fazla zorlamayınız ve discord hesabı olan kulüplere doğru yol alınız...
yukarıda saydığımız şartlar kulübümüzün kurucu şartları olup, diğer ayrıntılar zihinsel temas ile iletişime geçebilen yazarlarımıza daha sonra bildirilecektir. şimdilik durum bu merkezde. merak ettiğiniz şeyler olursa başlık altından bizlere sorabilirsiniz. elimizden geldiğince cevaplandırmaya çalışabiliriz.
huniler yar ve yardımcınız olsun.
0330 hunidaşımdan önemli bilgilendirme;
- hunilluminati için üye kabulü bu başlık altına ister yüzünüz gizli ister açık hunili resminizi paylaştığınızda gerçekleşecektir. harici zaten standart ayinler için üyesiniz.. kedinizi köpeğinizi sokaktaki hamam böceğinide paylaşabilirsiniz kafada huni varsa sorun yok...
- zihinsel güç ile gece rüyalara girmek yasaktır okunu çıkartmayın!
- telepatik tacizlerden kaçının!
- sağda solda boş beleş huni ile gezmeyin!
- huninizi kimse ile paylaşmayın!
- huni yi kaybettin milyoncudan alırım kafasına girmeyin!
- huni sadece ama sadece kafanızda yer almalı, değişik fantazilerden kaçınınız!
- her hulini hunidaşına saygı göstermek zorundadır!
- hunililer aralarında derneğin çıkarlarını zora sokacak münasebetlerden kaçınmalıdır!
- gel sana huni alıcam diyen tanımadığınız insanların sözüne itibar etmeyiniz ve hemen oradan uzaklaşıp bize haber veriniz.
- hunim sende iki dakka kalsa olur mu diyenlerle diyaloğa girmeyiniz!
- sağda solda huni rock fest.. hunili geceler.. huni şov.. gibi oluşumlara itibar etmeyiniz! gerçekleşecek organizasyonlarda biz zihinsel olarak size ulaşırız...
- her hunili ölümü tadacaktır.. bunu bilerek yaşayın!
- ve sadece eğlenin..
****
ayrıcahuni cinsiyet ayrımı yapmaz.. lütfen sizde yapmayın!
benim hunim çingene pembesi mesela ayrım yapmış mı yooooo yapmamış
tospiğin ki ateist kablumbağa cıfcıflı sarı mesela... baykemal in bythemali hunisi şampanya fümesi...
kulüp kuruluşu resmi gazetede yayımlandı...
girişte ücret talep edilmemekte ilk huni ücretsiz.. kaybetmeniz halinde mali yaptırımı vardır..
ona göre
iş bu kulüp; 3 adet tahtası eksik yazar tarafından kurulmuştur. bu yazarlar; bythemali, 0330 ve ateist kaplumbağa'dır.
kulübümüzün resmi marşı erkin baba'nın ''hayat katarı'' şarkısıdır. kulübümüze üye olmak isteyenler bu şarkıyı ezbere bilmekle mükelleftirler. bu şarkıyı ezbere söyleyemeyen hiç bir yazar kulübümüze üye olamayacaktır.
ayrıca katılımcıların huniyle çekilmiş bir adet fotoğraflarını başlık altında paylaşmaları zorunludur. fotoğraflarda, yüzlerinizin gözükmesine gerek yoktur. ancak hunileriniz muhakkak gözükmelidir. hunisiz fotoğraf yollayan yazarlar kulübümüze üye yapılmayacaklardır.
kulübümüze katılacak yazarların ''şoför nebahat''adını duyduklarında akıllarına gelecek ilk isim sezer sezin olmalıdır. belgin doruk ve fatma girik gibi isimler aklınıza geliyorsa kesinlikle bu kulübe başvurmayınız.
bu kulübe üye olanlar için ''ıron maiden'' metal müzik aleminin tartışmasız en iyi ve en özel grubu olmalıdır. aksi beyanlar üye olmanıza engeldir. başlangıçta bu durumu kabul edip sonrasında maiden'a şirk koşmanız halinde sorgusuz sualsiz kulüpten atılırsınız.
grubumuzun bir discord hesabı olmayacaktır. bunun sebebi şudur; hunidaşlar zihinsel güçlerini kullanıp, diğer hunidaşlarla zihinsel metotlar aracılığı ile iletişime geçeceklerdir. bunu başaramayan bir yazarın kulübümüze kayıt olması mümkün değildir. kendinizi bu konuda sınamak için 0330 ile zihinsel anlamda iletişime geçmeye çalışınız, başaramıyorsanız da durumu fazla zorlamayınız ve discord hesabı olan kulüplere doğru yol alınız...
yukarıda saydığımız şartlar kulübümüzün kurucu şartları olup, diğer ayrıntılar zihinsel temas ile iletişime geçebilen yazarlarımıza daha sonra bildirilecektir. şimdilik durum bu merkezde. merak ettiğiniz şeyler olursa başlık altından bizlere sorabilirsiniz. elimizden geldiğince cevaplandırmaya çalışabiliriz.
huniler yar ve yardımcınız olsun.
0330 hunidaşımdan önemli bilgilendirme;
- hunilluminati için üye kabulü bu başlık altına ister yüzünüz gizli ister açık hunili resminizi paylaştığınızda gerçekleşecektir. harici zaten standart ayinler için üyesiniz.. kedinizi köpeğinizi sokaktaki hamam böceğinide paylaşabilirsiniz kafada huni varsa sorun yok...
- zihinsel güç ile gece rüyalara girmek yasaktır okunu çıkartmayın!
- telepatik tacizlerden kaçının!
- sağda solda boş beleş huni ile gezmeyin!
- huninizi kimse ile paylaşmayın!
- huni yi kaybettin milyoncudan alırım kafasına girmeyin!
- huni sadece ama sadece kafanızda yer almalı, değişik fantazilerden kaçınınız!
- her hulini hunidaşına saygı göstermek zorundadır!
- hunililer aralarında derneğin çıkarlarını zora sokacak münasebetlerden kaçınmalıdır!
- gel sana huni alıcam diyen tanımadığınız insanların sözüne itibar etmeyiniz ve hemen oradan uzaklaşıp bize haber veriniz.
- hunim sende iki dakka kalsa olur mu diyenlerle diyaloğa girmeyiniz!
- sağda solda huni rock fest.. hunili geceler.. huni şov.. gibi oluşumlara itibar etmeyiniz! gerçekleşecek organizasyonlarda biz zihinsel olarak size ulaşırız...
- her hunili ölümü tadacaktır.. bunu bilerek yaşayın!
- ve sadece eğlenin..
****
ayrıcahuni cinsiyet ayrımı yapmaz.. lütfen sizde yapmayın!
benim hunim çingene pembesi mesela ayrım yapmış mı yooooo yapmamış
tospiğin ki ateist kablumbağa cıfcıflı sarı mesela... baykemal in bythemali hunisi şampanya fümesi...
kulüp kuruluşu resmi gazetede yayımlandı...
girişte ücret talep edilmemekte ilk huni ücretsiz.. kaybetmeniz halinde mali yaptırımı vardır..
ona göre
devamını gör...
türkiye'de unutulamayan olaylar
fuat ergine boys anılar grubunun canlı yayında saldırması
devamını gör...
kitap alıntıları
birşeyleri değiştiremiyorsan sen değiş.
bakış açını değiştir.
kafayı değiştir.
kısa bir süreliğine ortamı değiştir.
rutin yaptığın her şeyi, akışta kalmakla değiştir.
gerginliğini, sakin kalmaya çalışmakla; nefretini, başka birine ya da bir canlıya duyacağın sevgiyle; kederlerini, sana iyi hissettirecek hayallerle, yanlızlığını tek olarak kendini severek bütüne ulaşmakla değiştir.
her değişimde seni bloke eden unsurlar tek tek yolundan kalkacaktır. çünkü artık o misyon bitmiştir ve seni oraya ulaştırmamak için elinden geleni yapan tüm negatifliklerin görevi sonlanmıştır.
sen değistikçe etrafındaki herkes değişir.
sen değiştikçe dünyan değişir.
kimseye değil önce kendine inan ve kendine güven. bir tırtılın kendine yaptığı kozadan, harika bir kelebek ve çok değerli ipek çıkar. lütfen artık değiş. kendin için, sana değer verenler için ve sana ihtiyacı olanlar için değiş.
serkan sorguç
bakış açını değiştir.
kafayı değiştir.
kısa bir süreliğine ortamı değiştir.
rutin yaptığın her şeyi, akışta kalmakla değiştir.
gerginliğini, sakin kalmaya çalışmakla; nefretini, başka birine ya da bir canlıya duyacağın sevgiyle; kederlerini, sana iyi hissettirecek hayallerle, yanlızlığını tek olarak kendini severek bütüne ulaşmakla değiştir.
her değişimde seni bloke eden unsurlar tek tek yolundan kalkacaktır. çünkü artık o misyon bitmiştir ve seni oraya ulaştırmamak için elinden geleni yapan tüm negatifliklerin görevi sonlanmıştır.
sen değistikçe etrafındaki herkes değişir.
sen değiştikçe dünyan değişir.
kimseye değil önce kendine inan ve kendine güven. bir tırtılın kendine yaptığı kozadan, harika bir kelebek ve çok değerli ipek çıkar. lütfen artık değiş. kendin için, sana değer verenler için ve sana ihtiyacı olanlar için değiş.
serkan sorguç
devamını gör...
musicbuddy
ingiliz punk rock grubu the stranglers
devamını gör...
vajinismus
bir rahatsızlığım yüzünden kadınlar kulübü sitesine bir süre takılmıştım benzer deneyim yaşayan var mı diye, o sıra bu vajinismus başlıklarını gördüm. öyle üzücü şeyler vardı ki eşiyle 2 sene boyunca hiç birlikte olamayıp boşananlar, evden kovulanlar, dayak yiyenler, ölmek isteyenler.. birçoğu da cinsellikten uzak durmaya zorlanarak büyütüldüğü için seksi görev gibi görüyor, evlenince de bu psikolojiden kurtulamayıp vajinismus problemiyle karşılaşıyor muhtemelen. aralarında küçük yaşta tacize uğradığını yazanlar da vardı. çok üzücü bir durum.
sadece şurada 16.649 sayfa yazı var. aynı konudan onlarca olduğunu da belirtmek isterim.
sadece şurada 16.649 sayfa yazı var. aynı konudan onlarca olduğunu da belirtmek isterim.
devamını gör...
kutsal kase
“paris, toprağın altından çıkardığı tuhaf şeye baktı… gülümsedi.
ismini troya savaşı’nın ünlü prensinden almıştı. komik olan ise, onu bugün buraya; bir antik kentin güneyinde yer alan bir roma tapınağının üzerine
inşa edilen, büyük kısmı yerle bir olmuş kiliseye getiren, ona ilham veren kişi, onun derslerine giren arkeoloji profesörü hector’du… burada aradığı şey ise,
ilyada’da söz edilen, kaybolan troyalı askerlerden bile daha ünlü bir mitti…kutsal kase.”
kayıp efsaneler serimizin ilk yazısında elbette kutsal kase var.
son zamanlarda herkes kutsal kase efsanesini az çok duymuş durumda. bunun nedenlerinden birisi, elbette ki sanat tarihçisi eşi sayesinde bizlere louvre’da koşma imkanı sunan dan brown ve ona ilham veren umberto eco ve onun sıra dışı kitabı foucault sarkacı.
kutsal kase, teoloji profesörleri tarafından oldukça tartışılan bir konu. kutsal kase’nin nerede olduğundan tutun, kutsal kase’nin ne olduğuna dair çok fazla görüş söz konusu. gelin hep birlikte, kutsal kase’nin herkes tarafından bilinen efsanesini önce dile getirelim, sonrasında ise ikonografik anlamından söz edelim.
kutsal kase, isa’nın son akşam yemeğinde kullandığı ve mucizevi güçler bahşettiğine inanılan bir kap. bu kabın, aslında bu kadar efsanevi olmasının kaynağının, sadece isa’nın son akşam yemeği olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. bu kadar efsane olmasının asıl nedeni aslında aramatyalı yusuf’un, isa çarmıha gerildikten sonra, isa’nın kanını bu kaseye akıtması…
isa’nın kanıyla sulanan bu kasenin tarihi, isa dirilip 40. günün sonunda göğe yükseldikten sonra tuhaf bir biçimde kaybolması ile başlıyor.
“kutsal kase, aslında başka bir kültürün getirisi olabilir mi?”
kelt mitolojisinde ölüleri dirilten taslar, kazanlar çokça görülür. bu şekilde, aklımıza isa’nın kanı akıtıldıktan üç gün sonra dirilmesi hadisesi geliyor. isa doğmadan yüzlerce yıl öncesinin popüler olan efsanelerinden biri haline gelmiş bu kelt kültleri, birçok teoloji profesörü tarafından kutsal kase’nin bir prototipi olarak ele alınıyor.
“ikonografi, kelime oyunlarını sever.”
sangreal, yani kutsal kasenin, son zamanlarda popüler olma sebeplerinden biri de, bahsettiğim gibi bir dan brown kitabı ve onun öncüsü eco’nun şaheseri idi. sangreal kelimesinde bir kelime oyunu gizli olabilir mi? yoksa sangreal, içine kan akıtılan bir tastan daha fazlası mı? bunu etimolojik olarak ele alma vakti geldi!
sang real, eski fransızcada “asil kan” anlamına gelen kelimeleri içeriyor. asil kan anlamına gelen bu kelimeler, kutsal kase’nin aklımıza bir başka ismi olan graal’i de birlikte getirmekte. gradalis, orta çağ latincesinde “geniş ağızlı veya kenarları alçak kap” anlamına gelmekle birlikte, bir nevi o dönemin sokak ağzı olarak nitelendirir isek, gradalis kelimesi kadın üreme organını da temsil etmekteydi.
gradalis, graal kelimesinin kökeni olduğuna göre, yoksa graal, yani kutsal kase, bir kadını mı temsil ediyordu? işte burada sang real ortaya çıkıp tekrar
kendisini gösteriyor. asil kan anlamına gelen bu sözcük, belki de isa’nın kanı, yani isa’nın kendi çocuklarını taşıyan bir kadın olabilir miydi?
“isa’nın bir çocuğu var ise, bu çocukların annesi kim?!”
ilk inciller yunanca yazılmışlardı ve o dönem yunanca, çok fazla eş anlamlar taşıyan kelimelere sahipti. bir kelime oyunu yapmaya güzel ortam sağlamakla birlikte, birçok şeyi de gizlemek için idealdi. ilk incillere baktığımızda, kayıp olduğu iddia edilen ve kabul edilen 4 incil, yani kanonik inciller dışında, kabul edilmeyen inciller olarak adlandırdığımız apokrif incillerde, fazlası ile bir kadından söz edildiği de birçok roma kaynağında yer almaktaydı.
bu kadın, bir fahişe iken, isa’nın ayaklarına kapanıp tövbe dileyen ve oradan isa’nın yakınında yerini alan, isa’nın dirildikten sonra ilk göründüğü kadın olan mecdelli meryem elbette.
bu kısım, teolojik konuda büyük sarsıntılar yaratmak ile birlikte, son zamanlarda adeta islam — hristiyan teolojisi hakkında da derin rekabete yol açmış durumda.
katolik inancın kesinlikle reddettiği bu efsane, insanın aklına soru işaretleri getiriyor.
niçin katolik inancına ters düşüyor bu mecdelli meryem ve isa’nın aşkı? aslında cevap çok basit. isa, eğer bir çocuk sahibi olacak, bir kadına aşık olacak, sevecek ve sevişecek biri ise, onun tanrısallığı ne yazık ki sorgulanır hale gelecektir. rekabet kısmına gelir isek, tahran üniversitesindeki öğrencilere da vinci şifresi okumak zorunlu hale getirildi…
ama ne var ki, bu kadın aslında bugünün hristiyan inancının, petrus ve pavlus kadar devamını sağlayan bir kadındı. isa’yı dirilmiş halde gören bu kadının ağzından dökülen “isa ölmedi!” haykırışları, bugünün kabul gören incillerinin en önemli kısımları olarak sayılabilir.
“kanonik incillerde fahişe mecdelli metinleri, ortodoks kiliselerindeki mecdelli freskleri…”
yunanca yazılmış apokrif incillerde, mecdelli meryem’in oldukça asil, herkes tarafından bilinir şekilde isa’nın eşi olduğu ve havarilerin,
“yalnızca onu dudağından öperdi” dedikleri kısımlar gözümüze çarpıyor... ama kanonik incillere baktığımızda, mecdelli’yi bir itibarsızlaştırma ve aşık olmayacak kadar insanı duygularından arınmış bir isa karşımıza çıkması ise insanı hayrete düşürür biçimde.
ıslak duvar sıvası üzerine toprak boyayla yapılan resim anlamına gelen freskler, bugün ortodoks kültürünün büyük kısmını kapsamaktadır. katolik fresklerinde mecdelli neredeyse yok denecek kadar az iken, ortodoks freskleri ve ikonalarında bol miktarda gözümüze çarpmakta. katolik fresklerinde tövbe eden bir fahişe rolünde iken, ortodoks fresklerinde gayet asil ve isa’nın yanında yer alan bir dost gibi duran mecdelli’nin önemini, ortodoks inancı, yazılan ilk incillerin yunanca olması yüzünden kavramış olabilir mi?
yüzlerce makale yazılacak bir konuya açılan bu kapı, insanın aklına binlerce cevapsız soruyu da birlikte getiriyor.
bu durumda, isa’nın kanının aktığı bu kasenin bir kadın olması ve bugün isa’nın soyunun belki de aramızda hala dolaşıyor olması, kutsal kase kadar efsane gözükse de neden olmasın diyeceğimiz bir efsane halini almış durumda.
“kutsal kase aslında tapınak şövalyeleri sayesinde vatikan’da saklanıyor olabilir mi?”
gelelim tapınak şövalyelerine. hristiyan efsaneleri arasında en az kutsal kase kadar etkili olan bu korkusuz, haçlı seferlerinin en önemli insan topluluğunun, belki de doğrudan kutsal kase ile bir bağlantıları vardı. o korkunç 13. cuma’ya, yani 13 ekim 1307 gününe gider isek, tapınak şövalyelerine, papalık tarafından büyük çaplı bir darbe yapıldığını hatırlayacağız.
hepsinin yakalanması ve öldürülmeye başlamasıyla ilerleyen sürecin nedenleri, haç’a tükürmek, saygısızlık etmek, bafomet isminde bir pagan tanrısına tapınmak ve eşcinsellik gibi suçlar atfedilmesi idi. ama belki de bunların arkasında çok farklı bir neden vardı…
haçlı seferleri sırasında, kudüs’e giden hacıları korumakla yükümlü dokuz fakir şövalye ile başlayan bu macera, daha sonra binlere ulaşmış ve korkunç derecede, bir anda gelen bir zenginlikle devam etmişti. onları zengin eden şeyin ne olduğunu binlerce sebeple açıklayabiliriz, ama hiçbiri papalığın onlara duyduğu aşırı saygının nedenini açıklamaya yetmiyor. ödü kopan papa, krallar ve daha nicesinin korkmasının nedeni, kudüs’te, süleyman mabedinde buldukları bir şey olabilir mi? bir anda güç kazanan bu topluluğa
gücünü veren şey, mucizevi güçleri olan, isa’nın kanıyla dolmuş kutsal kase olabilir miydi?
eco, foucault sarkacı kitabında tam da bundan bahsetmiş! kutsal kase sayesinde güce erişen tapınak şövalyeleri, artık krallardan ve hatta papa’dan bile üstün bir mevkiye gelmişlerdi. bugünün modern bankacılığının temelini başlatmış bu topluluk, para ve şöhret içinde yüzerken, belki de papa, onların elindeki gücü kazanmak adına onların yakalanıp öldürülmesi ve ellerindeki o büyük hazinenin ele geçirilmesini istemişti.
burada iki farklı teori mevcut. biri, papalığın bu hazineyi ele geçirdikten sonra, gücüne güç kattığı ve diğeri ise yakalanmaktan kurtulan tapınak şövalyelerinin, ellerindeki kutsal kase ile yer altına çekildikleri ve bir gün güçlerini tekrar göstermek adına yüzeye çıkacakları.
kutsal kase ister sadece sıradan, isa’nın kanının akıtıldığı bir kase olsun, ister kelt mitolojisinden çalınan bir kült, isterse isa’nın çocuklarını taşıyan bir kadın, isterse de insanlara güç veren bir mucize olsun, daha binlerce yıl insanların merak ettiği ve aramak için incilleri karıştırıp ünlü rönesans ressamlarının tablolarına göz gezdireceği bir ritüel olarak devam edecek.
ismini troya savaşı’nın ünlü prensinden almıştı. komik olan ise, onu bugün buraya; bir antik kentin güneyinde yer alan bir roma tapınağının üzerine
inşa edilen, büyük kısmı yerle bir olmuş kiliseye getiren, ona ilham veren kişi, onun derslerine giren arkeoloji profesörü hector’du… burada aradığı şey ise,
ilyada’da söz edilen, kaybolan troyalı askerlerden bile daha ünlü bir mitti…kutsal kase.”
kayıp efsaneler serimizin ilk yazısında elbette kutsal kase var.
son zamanlarda herkes kutsal kase efsanesini az çok duymuş durumda. bunun nedenlerinden birisi, elbette ki sanat tarihçisi eşi sayesinde bizlere louvre’da koşma imkanı sunan dan brown ve ona ilham veren umberto eco ve onun sıra dışı kitabı foucault sarkacı.
kutsal kase, teoloji profesörleri tarafından oldukça tartışılan bir konu. kutsal kase’nin nerede olduğundan tutun, kutsal kase’nin ne olduğuna dair çok fazla görüş söz konusu. gelin hep birlikte, kutsal kase’nin herkes tarafından bilinen efsanesini önce dile getirelim, sonrasında ise ikonografik anlamından söz edelim.
kutsal kase, isa’nın son akşam yemeğinde kullandığı ve mucizevi güçler bahşettiğine inanılan bir kap. bu kabın, aslında bu kadar efsanevi olmasının kaynağının, sadece isa’nın son akşam yemeği olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. bu kadar efsane olmasının asıl nedeni aslında aramatyalı yusuf’un, isa çarmıha gerildikten sonra, isa’nın kanını bu kaseye akıtması…
isa’nın kanıyla sulanan bu kasenin tarihi, isa dirilip 40. günün sonunda göğe yükseldikten sonra tuhaf bir biçimde kaybolması ile başlıyor.
“kutsal kase, aslında başka bir kültürün getirisi olabilir mi?”
kelt mitolojisinde ölüleri dirilten taslar, kazanlar çokça görülür. bu şekilde, aklımıza isa’nın kanı akıtıldıktan üç gün sonra dirilmesi hadisesi geliyor. isa doğmadan yüzlerce yıl öncesinin popüler olan efsanelerinden biri haline gelmiş bu kelt kültleri, birçok teoloji profesörü tarafından kutsal kase’nin bir prototipi olarak ele alınıyor.
“ikonografi, kelime oyunlarını sever.”
sangreal, yani kutsal kasenin, son zamanlarda popüler olma sebeplerinden biri de, bahsettiğim gibi bir dan brown kitabı ve onun öncüsü eco’nun şaheseri idi. sangreal kelimesinde bir kelime oyunu gizli olabilir mi? yoksa sangreal, içine kan akıtılan bir tastan daha fazlası mı? bunu etimolojik olarak ele alma vakti geldi!
sang real, eski fransızcada “asil kan” anlamına gelen kelimeleri içeriyor. asil kan anlamına gelen bu kelimeler, kutsal kase’nin aklımıza bir başka ismi olan graal’i de birlikte getirmekte. gradalis, orta çağ latincesinde “geniş ağızlı veya kenarları alçak kap” anlamına gelmekle birlikte, bir nevi o dönemin sokak ağzı olarak nitelendirir isek, gradalis kelimesi kadın üreme organını da temsil etmekteydi.
gradalis, graal kelimesinin kökeni olduğuna göre, yoksa graal, yani kutsal kase, bir kadını mı temsil ediyordu? işte burada sang real ortaya çıkıp tekrar
kendisini gösteriyor. asil kan anlamına gelen bu sözcük, belki de isa’nın kanı, yani isa’nın kendi çocuklarını taşıyan bir kadın olabilir miydi?
“isa’nın bir çocuğu var ise, bu çocukların annesi kim?!”
ilk inciller yunanca yazılmışlardı ve o dönem yunanca, çok fazla eş anlamlar taşıyan kelimelere sahipti. bir kelime oyunu yapmaya güzel ortam sağlamakla birlikte, birçok şeyi de gizlemek için idealdi. ilk incillere baktığımızda, kayıp olduğu iddia edilen ve kabul edilen 4 incil, yani kanonik inciller dışında, kabul edilmeyen inciller olarak adlandırdığımız apokrif incillerde, fazlası ile bir kadından söz edildiği de birçok roma kaynağında yer almaktaydı.
bu kadın, bir fahişe iken, isa’nın ayaklarına kapanıp tövbe dileyen ve oradan isa’nın yakınında yerini alan, isa’nın dirildikten sonra ilk göründüğü kadın olan mecdelli meryem elbette.
bu kısım, teolojik konuda büyük sarsıntılar yaratmak ile birlikte, son zamanlarda adeta islam — hristiyan teolojisi hakkında da derin rekabete yol açmış durumda.
katolik inancın kesinlikle reddettiği bu efsane, insanın aklına soru işaretleri getiriyor.
niçin katolik inancına ters düşüyor bu mecdelli meryem ve isa’nın aşkı? aslında cevap çok basit. isa, eğer bir çocuk sahibi olacak, bir kadına aşık olacak, sevecek ve sevişecek biri ise, onun tanrısallığı ne yazık ki sorgulanır hale gelecektir. rekabet kısmına gelir isek, tahran üniversitesindeki öğrencilere da vinci şifresi okumak zorunlu hale getirildi…
ama ne var ki, bu kadın aslında bugünün hristiyan inancının, petrus ve pavlus kadar devamını sağlayan bir kadındı. isa’yı dirilmiş halde gören bu kadının ağzından dökülen “isa ölmedi!” haykırışları, bugünün kabul gören incillerinin en önemli kısımları olarak sayılabilir.
“kanonik incillerde fahişe mecdelli metinleri, ortodoks kiliselerindeki mecdelli freskleri…”
yunanca yazılmış apokrif incillerde, mecdelli meryem’in oldukça asil, herkes tarafından bilinir şekilde isa’nın eşi olduğu ve havarilerin,
“yalnızca onu dudağından öperdi” dedikleri kısımlar gözümüze çarpıyor... ama kanonik incillere baktığımızda, mecdelli’yi bir itibarsızlaştırma ve aşık olmayacak kadar insanı duygularından arınmış bir isa karşımıza çıkması ise insanı hayrete düşürür biçimde.
ıslak duvar sıvası üzerine toprak boyayla yapılan resim anlamına gelen freskler, bugün ortodoks kültürünün büyük kısmını kapsamaktadır. katolik fresklerinde mecdelli neredeyse yok denecek kadar az iken, ortodoks freskleri ve ikonalarında bol miktarda gözümüze çarpmakta. katolik fresklerinde tövbe eden bir fahişe rolünde iken, ortodoks fresklerinde gayet asil ve isa’nın yanında yer alan bir dost gibi duran mecdelli’nin önemini, ortodoks inancı, yazılan ilk incillerin yunanca olması yüzünden kavramış olabilir mi?
yüzlerce makale yazılacak bir konuya açılan bu kapı, insanın aklına binlerce cevapsız soruyu da birlikte getiriyor.
bu durumda, isa’nın kanının aktığı bu kasenin bir kadın olması ve bugün isa’nın soyunun belki de aramızda hala dolaşıyor olması, kutsal kase kadar efsane gözükse de neden olmasın diyeceğimiz bir efsane halini almış durumda.
“kutsal kase aslında tapınak şövalyeleri sayesinde vatikan’da saklanıyor olabilir mi?”
gelelim tapınak şövalyelerine. hristiyan efsaneleri arasında en az kutsal kase kadar etkili olan bu korkusuz, haçlı seferlerinin en önemli insan topluluğunun, belki de doğrudan kutsal kase ile bir bağlantıları vardı. o korkunç 13. cuma’ya, yani 13 ekim 1307 gününe gider isek, tapınak şövalyelerine, papalık tarafından büyük çaplı bir darbe yapıldığını hatırlayacağız.
hepsinin yakalanması ve öldürülmeye başlamasıyla ilerleyen sürecin nedenleri, haç’a tükürmek, saygısızlık etmek, bafomet isminde bir pagan tanrısına tapınmak ve eşcinsellik gibi suçlar atfedilmesi idi. ama belki de bunların arkasında çok farklı bir neden vardı…
haçlı seferleri sırasında, kudüs’e giden hacıları korumakla yükümlü dokuz fakir şövalye ile başlayan bu macera, daha sonra binlere ulaşmış ve korkunç derecede, bir anda gelen bir zenginlikle devam etmişti. onları zengin eden şeyin ne olduğunu binlerce sebeple açıklayabiliriz, ama hiçbiri papalığın onlara duyduğu aşırı saygının nedenini açıklamaya yetmiyor. ödü kopan papa, krallar ve daha nicesinin korkmasının nedeni, kudüs’te, süleyman mabedinde buldukları bir şey olabilir mi? bir anda güç kazanan bu topluluğa
gücünü veren şey, mucizevi güçleri olan, isa’nın kanıyla dolmuş kutsal kase olabilir miydi?
eco, foucault sarkacı kitabında tam da bundan bahsetmiş! kutsal kase sayesinde güce erişen tapınak şövalyeleri, artık krallardan ve hatta papa’dan bile üstün bir mevkiye gelmişlerdi. bugünün modern bankacılığının temelini başlatmış bu topluluk, para ve şöhret içinde yüzerken, belki de papa, onların elindeki gücü kazanmak adına onların yakalanıp öldürülmesi ve ellerindeki o büyük hazinenin ele geçirilmesini istemişti.
burada iki farklı teori mevcut. biri, papalığın bu hazineyi ele geçirdikten sonra, gücüne güç kattığı ve diğeri ise yakalanmaktan kurtulan tapınak şövalyelerinin, ellerindeki kutsal kase ile yer altına çekildikleri ve bir gün güçlerini tekrar göstermek adına yüzeye çıkacakları.
kutsal kase ister sadece sıradan, isa’nın kanının akıtıldığı bir kase olsun, ister kelt mitolojisinden çalınan bir kült, isterse isa’nın çocuklarını taşıyan bir kadın, isterse de insanlara güç veren bir mucize olsun, daha binlerce yıl insanların merak ettiği ve aramak için incilleri karıştırıp ünlü rönesans ressamlarının tablolarına göz gezdireceği bir ritüel olarak devam edecek.
devamını gör...
cenk’in arka bahçesi
suratımda gülücüklerle kaydını dinlediğim yazar.
devamını gör...
aynı evde yaşıyormuş gibi entryler
şu ışığı kapatın artık yahuu!..
devamını gör...
aptal yerine konmak
sevdiğiniz, önemsediğiniz biri tarafındansa hayal kırıklığına uğrarsınız. çokça kırılırsınız.
devamını gör...
kafa sözlük
olaylara kafa atan, farklı bir duruş sergileyen, kurucusundan* mod ve ed'lerine* kadar işini * hakkıyla yapan insanların olduğu * platform. adı sözlük fakat kendisi her şeyiyle ruhumuzun kafasını, gözünü dağıtmalık mekan.
emeği geçen herkeslere teşekkür ediyorum. bizzat benim iç dünyamı olumlu yönde etkiledi. hayatımın çok zor bir dönemiydi buraya ilk katıldığım günler iyi olmamda hayata daha pozitif bakmamda etkisi azımsanamaz.*
ayrıca burası dışında başka sözlüklerde de bulundum ara ara dolaşın oralarda burayı mumla ararsınız.*
#14 gayet net şekilde ifade edilmiş olduğunu düşünüyorum. çok fazla anlam yüklemeye 'kraliyet ailesindeniz ama ah şu sirk palyaçoları olmasa' havalarına girmeye pek lüzum yok gibi. kurucu bile
bunları söylerken siz buradan tam olarak ne bekliyorsunuz?
kadınlı erkekli bir grup arkadaşın eğlenmek ve bir arada vakit geçirmek için oluşturduğu kar amacı gütmeyen bir platformdur. kurucusu, putin’e yakınlığı ile bilinen @yoldaş benjamin franklin’ dir. kafa sözlük, türkiye’de avrasyacı gençlerin yetişmesine hizmet etmek amacı ile kurulmuş olup kgb’den düzenli olarak fon almaktadır.
tabi ki bunlar birer şaka, putin napsın elin cin ali logolu sözlüğünü allasen?
amacımız; trafiğe, korna seslerine, uzun uzadıya bitmeyen mesailere, toplantılara, kalp sıkışmalara, strese, kirli siyasette, anksiyete krizlerine biraz olsun ara verip soluklanabileceğimiz bir platform yaratmak.
sence de çok hızlı dönmüyor mu dünya ?
kimseciklerin nazarı değmesin efem.kafa göz dalmaya devam edin. havadaki parmaklara değil 'kafa' lara odaklanmaya devam. sevgiler.
emeği geçen herkeslere teşekkür ediyorum. bizzat benim iç dünyamı olumlu yönde etkiledi. hayatımın çok zor bir dönemiydi buraya ilk katıldığım günler iyi olmamda hayata daha pozitif bakmamda etkisi azımsanamaz.*
ayrıca burası dışında başka sözlüklerde de bulundum ara ara dolaşın oralarda burayı mumla ararsınız.*
#14 gayet net şekilde ifade edilmiş olduğunu düşünüyorum. çok fazla anlam yüklemeye 'kraliyet ailesindeniz ama ah şu sirk palyaçoları olmasa' havalarına girmeye pek lüzum yok gibi. kurucu bile
bunları söylerken siz buradan tam olarak ne bekliyorsunuz?
kadınlı erkekli bir grup arkadaşın eğlenmek ve bir arada vakit geçirmek için oluşturduğu kar amacı gütmeyen bir platformdur. kurucusu, putin’e yakınlığı ile bilinen @yoldaş benjamin franklin’ dir. kafa sözlük, türkiye’de avrasyacı gençlerin yetişmesine hizmet etmek amacı ile kurulmuş olup kgb’den düzenli olarak fon almaktadır.
tabi ki bunlar birer şaka, putin napsın elin cin ali logolu sözlüğünü allasen?
amacımız; trafiğe, korna seslerine, uzun uzadıya bitmeyen mesailere, toplantılara, kalp sıkışmalara, strese, kirli siyasette, anksiyete krizlerine biraz olsun ara verip soluklanabileceğimiz bir platform yaratmak.
sence de çok hızlı dönmüyor mu dünya ?
kimseciklerin nazarı değmesin efem.kafa göz dalmaya devam edin. havadaki parmaklara değil 'kafa' lara odaklanmaya devam. sevgiler.
devamını gör...
ateistlerin sevilmemesi
herkes kendi inancını yaşayabilmeli normal şartlar altında. fakat müslümanlar, islamda çan eğrisi varmış gibi başkalarının günahlarına karışmakta bir numaradırlar. ama konu kendi dinlerine gelince ''sin binim inincimi niyi kirişiyirsin'' demekten öte gidemiyorlar.
devamını gör...
sözlük yazarlarının tanışmak istedikleri normal sözlük yazarları
"gerçi burada açılmışı var" denesi başlık.
(bkz: tanışmak istenen sözlük yazarları)
bir de buraya korkudan karşı cins ismi yazamayanlar var, linçlenirim diye. adam/kadın merakından ölüyor "bu kişi gerçekte nasıldır" diye ama sırf birileri gelip "şuna buna yanlayan yazar" demesin diye yazamıyor. sanki her tanışan yatağa dalıyormuş gibi ya da dalsalar bundan bize ne değilmiş gibi...
(bkz: tanışmak istenen sözlük yazarları)
bir de buraya korkudan karşı cins ismi yazamayanlar var, linçlenirim diye. adam/kadın merakından ölüyor "bu kişi gerçekte nasıldır" diye ama sırf birileri gelip "şuna buna yanlayan yazar" demesin diye yazamıyor. sanki her tanışan yatağa dalıyormuş gibi ya da dalsalar bundan bize ne değilmiş gibi...
devamını gör...
karl marx
akademi dünyasının peygamberi. çoğu filozoftan farklı olarak bir şeyi eleştirirken aynı zamanda iyisiyle kötüsüyle bir alternatif sunarak kendisini başka bir boyuta taşımıştır. aydın insanların en büyük sorununun her zaman bir şeyi eleştirip elini hiçbir zaman taşın altına koymamak olduğunu düşünürsek (bkz: domuzcuk) (bkz: sineklerin tanrısı) ( umarım anlayan olur), karl marx çok büyük bir adamdır ve mülk’ü (bkz: jean jacques rousseau) ‘dan alıp başka bir boyuta taşımıştır.
dünyayı anlamak yetmez, onu değiştirmek de gerekir.
dünyayı anlamak yetmez, onu değiştirmek de gerekir.
devamını gör...
