nefret ile yaşayan insan
nefret olmadan karakter olmaz .sevgilerden nefret ,nefretlerden de sevgi doğar . merhametin ve iyiliğin fazlası zaaftır ,suistimal edilir.
devamını gör...
unutulmayan avrupa yakası replikleri
aklıma ilk gelenle başlıyorum.
burhanın cemi eve almamak için kırk takla attığı bölümden:
''miriba canım,içerde zikir var da şuanda müsait diyilim.arkadaşlarla manevi yönümüzü geliştirmeye çalışıyoruz.sen mümkünse bikaç gün hiç uğrama,mümkünse hiç gelme,sıhıluğrsun.' demesi.
burhanın cemi eve almamak için kırk takla attığı bölümden:
''miriba canım,içerde zikir var da şuanda müsait diyilim.arkadaşlarla manevi yönümüzü geliştirmeye çalışıyoruz.sen mümkünse bikaç gün hiç uğrama,mümkünse hiç gelme,sıhıluğrsun.' demesi.
devamını gör...
küfür
etimolojik köken itibariyle bir şeyin üstünü, yarasını gizleme eylemi anlamına gelir.
islamiyet öncesi dönemde, hasta ve yaralı hayvanların* üzerine zift gibi bir madde dökülerek yarası gizlenirdi. bu maddenin etkisiyle hayvan daha parlak ve canlı görünürdü. işte bu göz aldatmasının eyleme dönüştürülmesine küfür denirdi. eylemi icra edene ise kafir denirdi.
dini literatürde ise; gerçeğin üstünü örtmek, gerçeği gizlemek gibi anlamlara gelir.
islamiyet öncesi dönemde, hasta ve yaralı hayvanların* üzerine zift gibi bir madde dökülerek yarası gizlenirdi. bu maddenin etkisiyle hayvan daha parlak ve canlı görünürdü. işte bu göz aldatmasının eyleme dönüştürülmesine küfür denirdi. eylemi icra edene ise kafir denirdi.
dini literatürde ise; gerçeğin üstünü örtmek, gerçeği gizlemek gibi anlamlara gelir.
devamını gör...
geceye bir söz bırak
gökten altın yağsa insanın arzuları doyrulamaz. isteğin küçük bir zevk verdiğini ve aslında acıya neden olduğunu bilen kişi, bilge kişidir.
-gautama buddha-
-gautama buddha-
devamını gör...
olgunluk belirtileri
ne istediğini bilmek
insanların ne düşündüğüyle ilgilenmemek
kendi kararlarını alıp sonucuna katlanabilmek
sürekli şikayet etmemek
olgunluk belirtilerindendir.
insanların ne düşündüğüyle ilgilenmemek
kendi kararlarını alıp sonucuna katlanabilmek
sürekli şikayet etmemek
olgunluk belirtilerindendir.
devamını gör...
anne babanın sürekli kavga etmesi
boşanmaları gerektiği halde boşanmayan anne babanın yıllarca süren kavgalarıdır. bununla büyüyen çocuklar sağlıklı olmazlar. yazık olur, mutlu mutlu yaşamak varken kavga ederler olmadık şeylerden. işin içinde şiddet de varsa artık dayanılmaz olur, herkes için tabi. üzülürsünüz, birşey yapamazsınız, söz söyleyemezsiniz. burukluk hissedersiniz... keşke herşey farklı olsaydı dersiniz, üzülürsünüz, ağlarsınız, kızarsınız, bıkarsınız.
ama bu olayı artık kanıksadığınızda anne-baba salonda kavga ederken odaya girip hiç bir şey yokmuş gibi televizyonu falan açabiliyorsunuz, ders çalışırken sessiz olun/ya da kapıyı kapatın diye bağırabiliyorsunuz.*
ama bu olayı artık kanıksadığınızda anne-baba salonda kavga ederken odaya girip hiç bir şey yokmuş gibi televizyonu falan açabiliyorsunuz, ders çalışırken sessiz olun/ya da kapıyı kapatın diye bağırabiliyorsunuz.*
devamını gör...
uzak mesafe ilişkisi
hiç bir manası yoktur. anca acı ve gözyaşı getirir. insanı yavaş yavaş tüketen bir acı ile baş etmeye zorlar.
duyuyorsun ama dokunamıyorsun, görüyorsun ama sarılamıyorsun, seviyorsun ama nefesini hissedemiyorsun.
bu ilişkiyi yaşayanlara gerçekten sabırlar diliyorum.
duyuyorsun ama dokunamıyorsun, görüyorsun ama sarılamıyorsun, seviyorsun ama nefesini hissedemiyorsun.
bu ilişkiyi yaşayanlara gerçekten sabırlar diliyorum.
devamını gör...
kitab-ı mukaddes
günümüz türkçesiyle kutsal kitap. tevrat'ın, incil'in ve bazı diğer kutsal atfedilen metinlerin birleştirilmesi sonucudur. tüm zamanların en çok satılan kitabı olduğu zannedilir.
devamını gör...
meja (yazar)
bu evrende değerli olan çok az şey bedelsiz olarak sunulurmuş derler ya, meja da sözlük için böyle birisi. daima var olsun.*
devamını gör...
plajda türk olduğunu belli etmenin yolları
plajda insanlıktan çıkıp, radar görevi görmektir.
devamını gör...
çökertme kebabı
sevdiğim bir yemektir. tadı fast foodları anımsatır. güzel yapılırsa yerim.
devamını gör...
gezen tavuk ile oturan tavuk yumurtası arasındaki fark
yoktur. gezen tavuk tekli kafes yerine bütün tavukların üst üste olduğu bir alanda tutulur. tavuklar birbirine zarar vermesin, yemesin diye gagaları kesilir ya da dağlanır. bu tavukların oluşturduğu yumurtalara gezen tavuk yumurtası denir.
oturan tavuklar tekli kafeste tutulur. kafesler o kadar küçüktür ki hareket imkanları dahi olmaz. beterin beteri desem yeridir.
beslenme şekilleri, yani yemleri aynıysa zaten fark aramak beyhudedir. her ikisi de antibiyotikli hormonlu besinlere maruz kalıyor olabilir. her ikisi de yaşam şartları nedeniyle stres hormonu salgılar ve bu hormon yumurtaya da etki eder. yumurtanın tadı, tavuğun beslenme şekli ciddi bir değişiklik göstermiyorsa farklılık göstermeyebilir.
tabii her gezen tavuk aynı şartlarda yaşamaz. bunun kontrolünü, markalı bir ürünse yumurtanın sertifikalarıyla sağlamak mümkündür. günümüzde çayırda çimende gezen tavuğa da gezen tavuk deniyor, tek farklılığı tekli kafeste yaşamıyor olması olan tavuğa da. bunun kontrolünü sağlayacak olan yine tüketici, yoksa sempatik isimlerle her türlü ürün pazarlanabilir.
köyde gezen tavukla, dört duvar arasında gezen tavuğun ürettiği yumurta aynı isimle satılıyor. ikisi de gezen tavuk yumurtası. bir tarafta da hiç kıpırdamadan yumurta veren bir tavuk var. hangisinin hangisi olduğunu bulabilmek mesele.
oturan tavuklar tekli kafeste tutulur. kafesler o kadar küçüktür ki hareket imkanları dahi olmaz. beterin beteri desem yeridir.
beslenme şekilleri, yani yemleri aynıysa zaten fark aramak beyhudedir. her ikisi de antibiyotikli hormonlu besinlere maruz kalıyor olabilir. her ikisi de yaşam şartları nedeniyle stres hormonu salgılar ve bu hormon yumurtaya da etki eder. yumurtanın tadı, tavuğun beslenme şekli ciddi bir değişiklik göstermiyorsa farklılık göstermeyebilir.
tabii her gezen tavuk aynı şartlarda yaşamaz. bunun kontrolünü, markalı bir ürünse yumurtanın sertifikalarıyla sağlamak mümkündür. günümüzde çayırda çimende gezen tavuğa da gezen tavuk deniyor, tek farklılığı tekli kafeste yaşamıyor olması olan tavuğa da. bunun kontrolünü sağlayacak olan yine tüketici, yoksa sempatik isimlerle her türlü ürün pazarlanabilir.
köyde gezen tavukla, dört duvar arasında gezen tavuğun ürettiği yumurta aynı isimle satılıyor. ikisi de gezen tavuk yumurtası. bir tarafta da hiç kıpırdamadan yumurta veren bir tavuk var. hangisinin hangisi olduğunu bulabilmek mesele.
devamını gör...
bir dinozorun gezileri
kitap kapağında,elinde sigarasıyla mîna urgan ‘anlatacak çok şey var, oturun şöyle’ , der gibi bakar size.gerçekten de,uzun ömründe görüp geçirdikleri paylaşacakları dağlar denizler kadardır.
bir dinozorun anıları’nı çok seneler önce okumuştum ama dinozorun gezileri taze, bu kitabı biraz anlatmak istedim.
önce mîna urgan:
(1915-2000)
amerikan kız koleji mezunu, fransız filolojisini bitiriyor, yetmiyor ingiliz filolojisinde de doktora yapıyor. kitabında kendisini ‘öğretmen ‘ olarak tanımlıyor, profesörlük ünvanını almış olsa da.üç dile de hakim olduğu için onu bir çevirmen olarak da görüyoruz.
dolu dolu geçirdiği seksen beş yıllık yaşamı,siyasi görüşü her ne olursa olsun hemen herkesin dikkatini çekecek denli ilginç dönemeçlerle dolu.her satırını merakla okuyacağınız kitapların yazarı aynı zamanda.
gelelim dinozorun gezilerine:
‘’çektiğin acıları gözler önüne sermemek, büyük kişisel mutlulukların peşinden koşmak ayıbından vazgeçip, küçük mutluluklara sığınmak, onlarla yetinmektir asıl marifet.’
sözleriyle, dünyada acı çeken milyonlar varken kendi acılarını,üzüntülerini anlamsız bulur, penceresinden keyifle yağmuru izlerken, sokakta evsizleri düşünüp keyfinden de vazgeçer. küçük mutluluklar bir dost sohbetidir, yalnız kalıp bir köşede kitap okumaktır, yorgun ayakları denize daldırmaktır.
deniz sevgisi daha küçük bir çocukken içine işlemiş, hiç yanından ayırmadığı sigarası yüzünden belki de yüzücü olma ihtimalini de elinden kaçırmıştır :).
birinci bölüm hayatı ile ilgili kısa anekdotlar içerirken, ikinci bölüm ‘deniz tutkusu’ dur.
bodrum’un yıllar yıllar önce keşfedilmemiş hali onu büyüler, eskisini özlemle anarken yenisinden hoşnutsuzluğunu dile getirir. bir çok dükkan kapanırken yerine ‘modern’ leri açılmış, tatil köyleri insanları eğlendirmekle görevli birer hapishane haline gelmiştir.kitapta çoğu kez katı betimlemelere rastlamamız mîna urgan’ın sadelikten hoşlanan, zengin insan ve onun yaşayışını ayıplayan dünya görüşüyle ilgilidir.
ege ve akdeniz’in el değmemiş dantel dantel kıyılarında ‘mavi yolculuk’ adı verilen, dönemin şair ve yazarlarıyla birlikte yapmış olduğu tekne gezilerini anlatır.bu geziler kitabın önemli bir bölümünü oluşturur.
‘’oysa ilk mavi yolcular, sabahattin eyüboğlu’nun özenle seçtiği, çoğu genç aydınlardı. sadece gezmek tozmak için değil, ege ve akdeniz uygarlıklarının kalıntıları konusunda bilgi edinmek ve bu arada o güzel kıyıları kendi gözleriyle görmek için katılınırdı bu gezilere. teknemiz yüzen bir seminere dönüşürdü kimi zaman. gerekli kitapları okuyup araştırmalarda bulunan yetkili biri, gideceğimiz yerler üstüne bir konuşma yapar; o antik kentin tapınakları, anıtları filân konusunda ön bilgi verirdi. sonra herhangi bir vasıtaya, genellikle bir kamyona doluşup oralara giderdik.’’ diyerek sonradan amaçtan uzaklaşıp her türlü deniz gezisine verilmeye başlanan bu adın aslını bize anlatır.
özellikle genç yaşta gitmeye başlamış olduğu anadolu’nun çeşitli şehirlerinden de bahseder. o yıllarda bu tür yolculuklar hele hele ‘kız başına’ insanlara çok farklı gelmektedir oysa.
daha sonra avrupa ülkeleri,amerika,meksika ve rusya seyahatleri gelir:buradaki insanların yaşayışları hakkında bilgileri de burada gezilecek mekanların nereler olduğunu da bulabiliriz.
bu kitap, bir solukta okunacak kadar sürükleyici, ‘bir dinozor’ un gözüyle bakmak isterseniz ülkemiz ve dünya şehirlerine,vakit kaybetmeden başlayın derim.
bir dinozorun anıları’nı çok seneler önce okumuştum ama dinozorun gezileri taze, bu kitabı biraz anlatmak istedim.
önce mîna urgan:
(1915-2000)
amerikan kız koleji mezunu, fransız filolojisini bitiriyor, yetmiyor ingiliz filolojisinde de doktora yapıyor. kitabında kendisini ‘öğretmen ‘ olarak tanımlıyor, profesörlük ünvanını almış olsa da.üç dile de hakim olduğu için onu bir çevirmen olarak da görüyoruz.
dolu dolu geçirdiği seksen beş yıllık yaşamı,siyasi görüşü her ne olursa olsun hemen herkesin dikkatini çekecek denli ilginç dönemeçlerle dolu.her satırını merakla okuyacağınız kitapların yazarı aynı zamanda.
gelelim dinozorun gezilerine:
‘’çektiğin acıları gözler önüne sermemek, büyük kişisel mutlulukların peşinden koşmak ayıbından vazgeçip, küçük mutluluklara sığınmak, onlarla yetinmektir asıl marifet.’
sözleriyle, dünyada acı çeken milyonlar varken kendi acılarını,üzüntülerini anlamsız bulur, penceresinden keyifle yağmuru izlerken, sokakta evsizleri düşünüp keyfinden de vazgeçer. küçük mutluluklar bir dost sohbetidir, yalnız kalıp bir köşede kitap okumaktır, yorgun ayakları denize daldırmaktır.
deniz sevgisi daha küçük bir çocukken içine işlemiş, hiç yanından ayırmadığı sigarası yüzünden belki de yüzücü olma ihtimalini de elinden kaçırmıştır :).
birinci bölüm hayatı ile ilgili kısa anekdotlar içerirken, ikinci bölüm ‘deniz tutkusu’ dur.
bodrum’un yıllar yıllar önce keşfedilmemiş hali onu büyüler, eskisini özlemle anarken yenisinden hoşnutsuzluğunu dile getirir. bir çok dükkan kapanırken yerine ‘modern’ leri açılmış, tatil köyleri insanları eğlendirmekle görevli birer hapishane haline gelmiştir.kitapta çoğu kez katı betimlemelere rastlamamız mîna urgan’ın sadelikten hoşlanan, zengin insan ve onun yaşayışını ayıplayan dünya görüşüyle ilgilidir.
ege ve akdeniz’in el değmemiş dantel dantel kıyılarında ‘mavi yolculuk’ adı verilen, dönemin şair ve yazarlarıyla birlikte yapmış olduğu tekne gezilerini anlatır.bu geziler kitabın önemli bir bölümünü oluşturur.
‘’oysa ilk mavi yolcular, sabahattin eyüboğlu’nun özenle seçtiği, çoğu genç aydınlardı. sadece gezmek tozmak için değil, ege ve akdeniz uygarlıklarının kalıntıları konusunda bilgi edinmek ve bu arada o güzel kıyıları kendi gözleriyle görmek için katılınırdı bu gezilere. teknemiz yüzen bir seminere dönüşürdü kimi zaman. gerekli kitapları okuyup araştırmalarda bulunan yetkili biri, gideceğimiz yerler üstüne bir konuşma yapar; o antik kentin tapınakları, anıtları filân konusunda ön bilgi verirdi. sonra herhangi bir vasıtaya, genellikle bir kamyona doluşup oralara giderdik.’’ diyerek sonradan amaçtan uzaklaşıp her türlü deniz gezisine verilmeye başlanan bu adın aslını bize anlatır.
özellikle genç yaşta gitmeye başlamış olduğu anadolu’nun çeşitli şehirlerinden de bahseder. o yıllarda bu tür yolculuklar hele hele ‘kız başına’ insanlara çok farklı gelmektedir oysa.
daha sonra avrupa ülkeleri,amerika,meksika ve rusya seyahatleri gelir:buradaki insanların yaşayışları hakkında bilgileri de burada gezilecek mekanların nereler olduğunu da bulabiliriz.
bu kitap, bir solukta okunacak kadar sürükleyici, ‘bir dinozor’ un gözüyle bakmak isterseniz ülkemiz ve dünya şehirlerine,vakit kaybetmeden başlayın derim.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
kafam karışık son zamanlarda
ruhum bedenimden daha yorgun belki de
dizlerim, çocukluğuma kanıyor
ben hala senin peşinde
oturuyorum gözyaşı iskelesinde
çıplak ayaklarım suyun yüzeyinde
sen uzakta bir gemide
ben ellerinin derdinde
canım yanıyor çok defa
susmak da yetmiyor sanırım
şiirlerim yakıyor ağıtlarımı
sinemde koca bir ağırlık
yaşamım ve varlığım
bir bir seriliyor önüme
ah keşke bir bilsen
daha neler var da,neyse...
deliliğimin gerçekliği vuruyor yüzüme
doktorun sözleri kurcalıyor aklımı
sözlerim yalnızlığımı acıtıyor
paylaşıyoruz uzaklığın yakınlığını
ruhum bedenimden daha yorgun belki de
dizlerim, çocukluğuma kanıyor
ben hala senin peşinde
oturuyorum gözyaşı iskelesinde
çıplak ayaklarım suyun yüzeyinde
sen uzakta bir gemide
ben ellerinin derdinde
canım yanıyor çok defa
susmak da yetmiyor sanırım
şiirlerim yakıyor ağıtlarımı
sinemde koca bir ağırlık
yaşamım ve varlığım
bir bir seriliyor önüme
ah keşke bir bilsen
daha neler var da,neyse...
deliliğimin gerçekliği vuruyor yüzüme
doktorun sözleri kurcalıyor aklımı
sözlerim yalnızlığımı acıtıyor
paylaşıyoruz uzaklığın yakınlığını
devamını gör...
normal sözlük için öneriler
istatistikler genişletilebilir.
en çok takipçisi olan yazarlar listesi,
en çok favlanan yazarlar listesi vb.
en çok takipçisi olan yazarlar listesi,
en çok favlanan yazarlar listesi vb.
devamını gör...
evde tost yapıp iş yerine getiren kişi
evde 20 liraya malzeme alıp 10 günlük tost masrafını çıkarabilirken şirket kantininde 10 küsür lirayı bir tost için harcamak kesinlikle daha mantıklı çünkü *. siz onlara fakir varoş deyin ama onun adı hesaplılık ve ay sonunu düşünmek.
devamını gör...
tavuk karası
halk arasında tavuk karası olarak bilinen gece körlüğü, ışığın az olduğu durumlarda özellikle de gece saatlerinde net görememe olarak tanımlanabilir.
geceleri araba kullanırken kendimle ilgili şüphe ettiğim ama aslında yüksek derece miyop ve eser miktarda astigmat sahibi olduğumdan kaynaklandığını fark etmemle ucuz atlattığım hastalık.
geceleri araba kullanırken kendimle ilgili şüphe ettiğim ama aslında yüksek derece miyop ve eser miktarda astigmat sahibi olduğumdan kaynaklandığını fark etmemle ucuz atlattığım hastalık.
devamını gör...


