fransızca daki pastanın karşılığı biz de makarnadır.
devamını gör...

içtiğimiz sudur.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bugün, henüz yeni evlenmiş sayılan akrabalarımın doğacak çocuğunun down sendromlu olacağını öğrendiğimden beri aklıma takılan sorunsal. gerçekten de bir anne veya baba olarak içinde sıkışıp kalabileceğiniz en zor vicdani ikilemlerden birisi de budur herhalde.

yine de dürüst bir cevap vermem gerekirse, sanırım o çocuğun dünyaya gelmesini istemezdim ve kürtaja başvururdum. bunun için taş kalpli ya da engelli düşmanı da olmayacağım. çünkü bu dünya onlar için doğru bir yer değil. engelliler için tasarlanmamış bir dünyada, hor görülecek, evlenemeyecek, sınıf arkadaşlarının ve toplumun kendisine çekinerek ve acıyarak baktığı bir çocuğu, bu dünyaya getirmek, ona yapabileceğimiz en büyük zalimliklerden biri olurdu herhalde. yine de bilmiyorum. belki de vicdanım el vermeyebilirdi.

siz böyle bir durumda ne yapardınız sayın yazarlar? düşüncelerinizi merak ettiğim başlıktır.
devamını gör...

bazı güzellikler detaylarda saklıdır. bazı mutluluklar bu detaylardadır. haliyle bakmak değil görmek gerekir. görüp hissetmek. işte o zaman ya çok mutlu olursunuz ya çok depresif. detayda mutluluğu görebilen detaydaki vahimliği de görebilir. bu özelliği iyi yönde daha cok kullanabilmek mutlu eder olumsuz yönde kullanmak devrimci eder.tercih sizin.

edit: detayları olacaktı.düzeltilirse sevinirim.
devamını gör...

yaşadık ve bugün de bitti.
devamını gör...

birinin beni beklediğini bildiğim zaman çişimi yapamıyorum. isterse yarım saat çişimi yapmak için uğraşayım, kendime telkinlerde bulunayım, yine yapamam. beni bekleyen kişinin beklemeyi bırakması ve bıraktığını söylemesi ve hatta mümkünse alanı terk etmesi gerekiyor.
devamını gör...

kılıcımızı çoktan kuşanmıştık. evelallah her mevzunun üstesinden geliriz.

yönetim ekibi mertçe savaştığı için teşekkür ederim.

poposu yiyen tekrar gelsin.
devamını gör...

üzülerek takip ettiğim haberlerden biridir. olaylar başladığından beri kazakistan'da yaşayan arkadaşıma ulaşmaya çalışıyordum, mesaj günlerce iletilmedi. iletilmedikçe daha çok merak ettim başına bir şey mi geldi acaba diye, sonra geri dönüş yaptı şükür. bizim medyada o kadar farklı anlatımlar oluyordu ki neyin doğru neyin yanlış olduğunu bir türlü anlayamıyordum. sizin de kafanızda bir şeylerin netleşmesi için orda olayı yaşayan kişinin cümlelerini aktaracağım.

"kazakistan'da her şey fiyat, gaz, yiyecek ve diğer şeylerde arttı. halk bundan rahatsız oldu. ülke hükümeti halkı terörist olarak adlandırdı ve vurdu. kazakları öldürmek için ülkemize 5 ülkeden oluşan bir ordu getirildi. 5 ülkenin ordusu! türk dünyası kazakları kaybetti. kazaklar sosyal ağlarda turan'a destek istedi. ama bütün türk ülkeleri sessiz kaldı. turan'da hayal kırıklığına uğradım. bunlar sadece kelimeler. kazaklar yalnız kaldı. destek yoktu."

"şimdi benim şehrimde sessiz. askerler her yerde kazaklar 5 ülkeyi aramak için ateş etmeye geldi. kırgızistan bile asker gönderdi. 5 ülkeden askerler kazakları vurmaya gitti. kazaklar, türklerin ve azerilerin destek vereceğini umdular. ama hepsi sessizce oturuyor. sadece ukrayna ve belarus, kazak halkını taklit etti ve destekle ilgili video gönderildi. diğerleri sessiz. kazaklar türk dünyasına mesafe aldı. şimdi yalnızız ve sadece kendimize güveniyoruz. kimse bize destek olmadı. bankaları ve silah dükkanlarını soyarlar. şimdi yok ediliyorlar. barışçıl insanlar sadece her şey için fiyatları düşürmek isterler. kazaklar savaş istemiyor. kazaklar ülkelerinde barış ve saygınlık istiyorlar. ama şimdi kimsenin bize ihtiyacı yok. cumhurbaşkanı teröristleri gösteren kazakları aradı."

mesajlar bu şekilde. çeviri kullanarak yazdığı için cümlelerde anlamsız yerler var, ben de değiştirmek istemedim. tanıştığımız günden beri ülkesindeki haksızlıklardan ve pahalılıktan yakınıyordu. hatta benim iyi bir insan olarak tanıdığım nazarbayev hakkında öyle şeyler söyledi ki bildiğim her şeyi tekrardan sorguladım. kısacası çok çalışıp bu çalışmalarının karşılığında da insanca bir yaşam istiyorlar. klavye başında milliyetçilik taslayan insanlar da "gerekirse asker gönderelim" yazmışlar twittera. daha fazla kazak türk'ünün öldürülmesi için yani. benzetmek ne kadar doğru bilmiyorum ama (bkz: basmacı hareketi) ile övünüp bu olaydakileri terörist diye yaftalamak da üzerinde ayrıca düşünülmesi gereken bir konu.
devamını gör...

geçenlerde rüyama giren teyze. hiç hesapta yokken rüyamda bomboş sokakta karşıma çıkıyordu. oğlu rahmetli cem karaca rüyalarıma uğramamışken, kendisini görebilmeye bir ihtimal verebilecekken, yaşlı anasını görmek hakikaten enteresan.
devamını gör...

içine bir de limon suyu ekleniyordu sanırım.bir bu iki de zencefilli zerdeçallı süt.bağışıklık şövalyeleri.* ilk başta mide bulantısı yaşatan belli bir zaman sonra insanın aniden aklına gelip canının çektiği şey.

öyle büzüşmesin yüzünüz yiyin için anlarsınız.*
devamını gör...

kızkardeşimin watsup tan,
*yemek söylüyorum bir şey istiyormusun,

satış uygulamalarından
*tebrikler yeni bir siparişiniz var

bu ikisi her gördüğümde mest eder beni :)
devamını gör...

başlık galiba ''yazarların garip huyları'' olacak.
gördüğüm kedilerle sohbet etmeyi severim. bazıları cevap da veriyor.
devamını gör...

uyandım.

kaçak diyor ebru gündeş kafamın içinde, dur gözünü seveyim bağırma, dur!

annem de bağırdı gece, rüya idi, yani sanırım rüyaydı, umarım rüyaydı. kim olduğum konusunda kesin ve yıkılmaz bilgilere sahip ilk kadındı hayatımda annem ve hiçbir bok bilmiyordu benim hakkımda.
o bile böyleyse, siz kimsiniz?
bana nasıl bu kadar yük taşıtıyorsunuz?
siz kimsiniz?
doğduğum andan beri beni benden iyi bilen sizler kimsiniz?
kendimi seve seve ellerine bıraktığım, aynı ellerle beni boğan siz kimsiniz?
niye her sabah sizin ağırlığınızla uyanıyorum ben?
dün - kayıtlara geçilsin lütfen - 25 haziran 2021 cuma günü, buradaki en huzurlu günümdü!
ve bunun tek sebebi de beynimi oyan kimsemin olmamasıydı.
ilk defa lan, ilk defa?
ilk defa bu kadar hafiftim burada.
sevginize sokayım, sevgi değil bu.
lütfen beni rahat bırakın artık, salın benim iplerimi.
lütfen.
devamını gör...

57 senelik yönetmenlik hayatına 30 filmden fazlasını sığdırmış samuray soyundan gelen japon yönetmen. aslında ressam olma hayali ile yola koyulmuş daha sonra sinemaya ilgi duymaya başlamıştır. japon sineması için çok büyük bir kazanımdır. çocukluğu ve gençliği trajediler ile geçmiş, en yakınım dediği abisini ve diğer kardeşlerinden bir çoğunu kaybetmiştir. döneminin yenilikçi yönetmenlerinden olan kurosawa'nın oldukça ilginç bir karakteri vardır hatta eşi yoko yaguchi 'ye ikinci dünya savaşı yıllarında toplu intihar fikrinin eşiğindeyken evlilik teklifi etmiştir. sinema tarihçisi -özel bir ismi varsa eğer bilen aydınlatsın- aldo tassone'un da akira kurosawa isimli bir eseri mevcut. kurosawa'nın iç dünyası ve bunun filmleri üzerine etkisini aydınlatan oldukça kısa ama etkileyici bir eser. kurosawa'nın rus edebiyatı ve fyodor mihayloviç dostoyevski'nin eserleri ile tanışması, bunları yorumlama biçimi ve kendi alanına bunu yedirmeyi başarması yönetmeni insanın gözünde ayrı bir noktaya koymaya itiyor. hakuchi zaten ilk izlediğimde aşık olduğum bir filmdi tassone'un kitabını okuduktan sonra tekrar göz atmamam işten bile değildi özünde. kurosawa'nın karakterlerinin nitelikli incelemeleri için bile okunması gerektiği düşüncesindeyim.



"insanoğlunun çekebileceği acı ve bunalımların en ağır ve katlanılmaz gibi görünenlerini en ince ayrıntılarına dek irdeleyip işleyen dostoyevski'nin bakışlarındaki ölçüsüz sevecenlikte insanüstü bir özellik vardır. ondan başka hiç bir romancı, hiç bir zaman insanoğlunu böylesine namusluca, böylesine derinlemesine ve böylesine sevgiyle tanımlamamıştır. dostoyevski, insanoğlunun davranışlarını en yalın durumundan ele alıp acıların son kertesine dek araş­tırır ve çözümler; işte bu nedenle de onun kahramanları gerçekten olağanüstü kişilerdir." kurosawa'nın bu satırları 1951 yılında yazılmıştı.bu nedenle de daha ilk gençlik çağlarından beri dostoyevski'nin ateşli bir hayranı olan yönetmenin, prens mişkin'in, bu meczup delinin, bu "mutlak iyi" adamın donkişotvari kişiliğinden etkilenmesi, elbette ki kaçınılmazdı. s.100

"zamanının önyargılarının kurbanı olmuş bir bürokrattan daha kötü bir şey yoktur. savaşın sonuna doğru birkaç dostla bir anlaş­maya vardık. eğer korktuğumuz şey gerçekleşir de imparator ulusal harakiri yapılmasını önerir ve telkin ederse, kendimizi öldürmeden önce içişleri bakanlığındaki tüm sansürcüleri gebertmeye ant içtik." bugün dahi sansürcüleri ve bürokratları çağrıştıran en küçük bir sözcük bile kurosawa'nın yüzünü ekşitmesine yetmektedir. memurların at gözlüklü kavrayış biçimlerine yönelik öfkesini de yaşamak'ta haykırmıştır. s.18



filmografisini amme hizmeti niyetine aşağıya bırakıyorum.

seven samurai
kagemuşa
rashōmon
sanjuro
ran
hakuçi ( dostoyevski'nin budala eserinin bir uyarlamasıdır , tavsiye ederim .)

--- alıntı ---

– bizler bulamaçla karnımızı doyuruyoruz. bir samurayı nasıl besleriz?
+ darı yiyebiliriz!
– ama bir samuray sadece yiyecek karşılığı bizim için savaşır mı? aşırı derecede gururludurlar!
— siz de aç samuraylar bulun! ayılar bile, aç olduklarında ormanı terkederler.

--- alıntı ---
devamını gör...

çok saçma bir şey olmalı. eşler resmen,cismen, ruhen hep birbirlerine ihtiyaç ve istek duyarlar. işin doğası bu.

eşler birbirlerinden ayrı kalmaya katlanabiliyorsalar bir yerlerde bir eksik var demektir.
devamını gör...

bu bana pek internette gezinmek gibi gelmedi.
devamını gör...

mümkünse evde yapilmasin bu tatlı. çoğu şerbetli börek gibi oluyor sonra.
devamını gör...

2+2+3+2+2
şekliyle ezberleyen ise bu tabloyu hazırlayıp milleti kandıran müptezel zeka sanırım.
devamını gör...

siz bi de milli fast food umuzu görün.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim