inci küpeli kız - johannes vermeer

çoğu insan tarafından ¨kuzeyin mona lisa’sı¨ olarak düşünülen ¨inci küpeli kız¨, 17. yüzyılın alman ressamı johannes vermeer tarafından resmedildi. bakıldığında oldukça basit görünen bu portre ise aslında fazlasıyla gizemli! başrolünde sadece inci bir küpe takan kız görülse de kızın kimliği etrafındaki spekülasyon, vermeer’in metresi olmaktan onun 15 çocuğundan biri olmaya kadar uzanıyor. kızın saçlarının altın rengi, elbisesiyle zıtlık yaratan mavi bir bantla bağlı olması, arka fonun karanlığını denkleştirerek resme aydınlık kazandırıyor. 1665 yılı civarında yapılmış olan bu ünlü eser, hollanda’daki mauritshuis galerisi’nde görülebilir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

aranıza yeni katıldım ama bu tip mevzulara bence çok takınılmamalı...yani bilmiyorum, buradan herhangi bir kazanç sağlanıyor mu, sağlanıyorsa ne kadardır, nasıl oluyordur yada bunun gibi maddi durumları..yalnız şunu söylemek isterim, 30.000 kişi olup herkesin birbirine sövüp saydığı, kimsenin birbirinin ne yazdığıyla ilgilenmeyip trollük yaptığı, her işin ucunun sekse bağlandığı, abuk sapuk bir platformsa arzulanan, burası o şekilde asla tutmaz çünkü hazırları zaten var...hem de hazırları 22 yıldır var, hatta mirclerden tut, 2000'ler öncesinden çık her türlü vardı...

burayı özel kılan ve benim sevmemin özellikle de ciddiye almamın sebebi, kontrolcü, saygılı ve sıkı bir şekilde denetimli, romantizm olayı...yoksa git ekşi de inci de trollük yap, burası da aynı olacaksa o zaman neden ben buraya geleyim yada insanlar buraya gelsin ki..

insanlar farklılık ister ve bu farklılıkta bir cazibe yaratır...bu sözlüğünde farklılığı gerçekten bu olmalı ve bunu korumalı, o zaman ilgi çeker ve insanlar burayı ciddiye alır, seviyeli 3 kişinin yazacağı yazıları okumak, seviyesiz 3000 kişinin açacağı emmeli gömmeli trollük başlıklarında gezinmekten iyidir...

burasının gerçekten romantik bir sözlük havası var 2010 öncesi ekşi gibi yada uludağ gibi...bunu nacizane olarak koruyun...tabi, bilmiyorum olayın perde arkasını, yani trollük yapılarak ilgi çekilip çatışma ortamı kaos yaratılarak sitenin bu sayede kar marjı falan mı artırılıyor, bu işin bu yönünde hiç olmadım bilmiyorum...
devamını gör...

yunanca kökenli sözcüktür. kadınlara karşı duyulan saygı, sevgi ve hayranlığı belirtmektedir.
-gündemimiz cinayet haberleriyle doluyken pek inandırıcı bir sözcük değil.
devamını gör...

bu başlığı okuduğum için bana da psikatr lazım acil şu an.

edit: bu başlık 2 kere daha düzeltilmeye çalışıldı süper hahah
devamını gör...

evet benim uzuun zamandır beklediğim o gün geldi*. bugün karadereli panda’nın yani benim için çok önemli birinin doğum günü.bulabildiğim her yerden kutlamaya çalışıyorum o yüzden burdan da bi şeyler yazmak söylemek istedim*.iyi ki varsın, iyi ki tanışmışız.bana kattığın her şey için çok teşekkür ederim.doğum günün kutlu olsuunnn*.
devamını gör...

her sene afife jale anısına türk tiyatrosundaki bir kadına ödül verilir efem... afife jaleyi bu kadar önemli kılan nedir bunun üzerine konuşmak istedim.
jale 1902 kadıköy doğumludur. orta halli, kültürlü bir ailede dünyaya gelir. asıl ismi afife olmasına rağmen sahnede oynadığı jale isimli bir karekterden dolayı jale olarak bilinir.
sevgili dostlar; jale 1918 yılında ailesinin de isteği ile istanbul kız sanayi mektebinde eğitim almaya başlar.
müslüman toplumlarda kadınların sahneye çıkması yasaktır malumunuz, ama ilerde edeceği mücadelelerin ilk adımını böylelikle atar.
osmanlı güzellikler ev yada orjinal ismiyle dârü’l-bedâyi-i osmânî'yeye de değinmeden geçmeyelim. osmanlı imparatorluğunda kurulan ilk konservatuvardır. daha sonraları okul kimliğinden çıkarılmış ve tiyatro topluluğuna dönüşmüştür. günümüzde istanbul şehir tiyatrolarının tam karşılığıdır. tiyatronun gelişmesini büyük katkıları olmuştur.
bu topluluk sadece kadınlara yönelik oyunlarda oynaması için sınav açar ve bu sınavı jale ve behire,beyza, memduha katılarak kazanır. toplamda 4 kadın.
daha sonra ikisi zaten müslüman kadınlara sahnenin yasak olduğunu, asla sahneye çıkamayacaklarını düşünerek bırakırlar.
2 kadın ise yollarına devam eder. jale ve refika...
refika suflör olarak, jale ise stajyer oyuncu olarak kadroya alınır.
1920'ye kadar sadece provalarda yer alır.
müslümanlar için yasak olan sahne, gayrimüslimler kadınlar için serbestti. o sıralar kadıköy tiyatrosunda ermeni tiyatro oyuncusu eliza binemeciyan hüsyin suatın eseri yamalar isimli oyunda ''emel'' rolünde oynuyordu. aileden oyuncu olan eliza ailesi ile birlikte parise gitme kararı alınca emel rolünü oynayacak bir kadına ihtiyaç hasıl oldu. emel rolünü darülbedai jaleye verir.
il sahneye çıkması 18 yaşına denk gelen jale; daha sonraları verdiği bir röportajda o geceyi ''hayatımda mutlu olduğum ilk gece'' olarak tanımlayacaktır.
müslüman kadının sahneye çıkması yasaktır demiştik o gece polis tiyatroya gelir efem...ilk sefer uyarıda bulunmak için gelir polis...
hee tamam derler, sonra peş peşe ''tatlı sır'' ve ''odalık'' oyunlarında oynar... tutuklamak için gelen polisten kaçarak yırtar. sonra yakalanır tabe...
polisten kaçamazsın...
o sırada içişleri bakanlığı bir genelge daha yayınlayarak müslüman kadınların sahneye çıkamayacağını bir kez daha vurgular. jalenin karakolda yaşadığı kötü muamele ve bu genelge ile hem gururu hem inancı kırılır...
ailesi tarafından dışlanır, yalnızlaşır...tiyatroda sıkı uyarılar sebebiyle kapıları yüzüne kapatır...
bu sırada bir bestekar olan selahattin pınar ile bir konserde tanışır ve evlenir...
tiyatrodan uzak kaldığı bu dönemde baş ağrıları migrene dönüşür. ağrılar için aldığı morfin onu bağımlı hale getirir...
cumhriyetin ilanıyla birlite kadınların sahneye çıkmasında ki engel kalkar ve burhanettin tepsi kumpanyası ile anadoluyu şehr şehir gezer ve oyunlarda yer alır..
sağlığı bozulan jale, eşinden sağlık sorunları sebebi ile boşanır ve ömrünün son yıllarını bakırköy ruh ve sinir hastalıklarında geçirir....
henüz 39 yaşındayken hayata gözlerini yuman bu kadın, bana nedense satranç oyuncusu bobby fischer'ı anımsatıyor.
bobby fischer dünyaya karşı belgeselinde bobby şöyle diyordu '' ben sadece satranç oynamak istiyorum''
jale de sadece ''oyun oynamak'' istiyordu... bu insanların sırtına bu kadar yük bindirmek neden?
''
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel''
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel



"hep aynı iklimde gül bana, mevsimi boşver..."
attila ilhan
devamını gör...

genç olmak çok güzel evet ama pandemi, sınav stresi, gelecek kaygısı gibi sorunlar izin vermiyor ki doya doya yaşayalım.
devamını gör...

birgün köpek korkumu yener ve eve köpek almaya karar verirsem sahipleneceğim tek köpek türüdür. bir köpek bu kadar mı güzel,bu kadar mı sevimli olabilir. hele bunlara haydut maskesi takmıyorlar mı, aman allahım.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hevesimi kırmak.
devamını gör...

yeni yeni aktif olduğunu gördügum, sık sık başlıkların altında denk geldiğim yazarımizdir. sözlükte parlak bir geleceği olduğunu düşünüyorum. yazarliginiz daim olsun efenim.
devamını gör...

rahatsız ukdesi.

kargaların uzun yaşadığını bilecek kadar kültürlü olunduğuna delalettir. yoksa kimin aklına gelir karga görünce yaşını düşünmek?

bu tarz insanlar kelebek görünce de rahmet okuyorlardır.
devamını gör...

kimsenin sizi üzmesine izin vermeyin daha doğrusu bu yetkiyi karşınızdaki insana vermeyin.tek ihtiyacımız bizimle olduğu için kendini şanslı hisseden birisi.
devamını gör...

tanımlarıma baktığımda her tanımın bir köşesine fotoğraf eklediğimi farkettiğimden beri biraz utanarak kullandığım sözlük özelliği.
devamını gör...

uh, bugün çatır çutur klavyeyi ağlatasım var. (bkz: klavye delikanlısı) delikanlım şarkısını da severim, yılların efsanesi. yapılacak gırla iş var. ne zaman yok ki? amaaaan sal s. diyemiyorum kendime. güzelinden bir makyaj yapasım var, uzun zaman sonra bir cat eyes - eyeliner çekesim var. sonra da ceketli mi - ceketsiz mi dışarıdaki işlerimi halledip eve dönüp ders mers çalışmam gerek. yemek yapmam gerek. daha fazla kitap okuyup, film izlemem gerek. yarım bıraktığım dizilerim, canım dostlarımla görüşmem gerek. temizlik yapmam, aklirik boya ile hunharca tabloya girişmem, masamı düzenlemem, faturalarımı yatırmam gerek. bitmez bu işler. şurada, yumoş koltuğumda oturup yazmak ne kadar güzel. konfor alanı dedikleri işte buuuuuuuuu. bu! çıkasımızın gelmediği alandan el mahkum gerçek hayat sorunları sebebiyle çıkmam gerek. bomba gibi bir enerji yüklendim. kaybolmadan, değerlendireyim. sende öyle yap, yükselince durma. koş, koş, koş!
devamını gör...

-bu kalp seni unutur mu?*

-güzelsen güzelsin yok mu benzerin?*

-hani o bırakıp giderken seni
bu öksüz tavrını takmayacaktın?
alnına koyarken veda buseni
yüzüme bu türlü bakmayacaktın?
...
hani ey gözyaşım akmayacaktın?
*
devamını gör...

bu oyuna sardım saralı yılların satranç oyuncusu olarak satranca burun kıvırıyorum.set evde duruyor çevrede oynayabileceğim babayiğit yok düşünmeye sıkılıyor insanlar. online oynayacak arkadaş varsa yazabilir. epey zaman oldu oynamayalı.
not : şöyle bir söz aklımda kalmış "satranç tüccarların , go ise filozofların oyunudur" şibumi kitabı ,trevanian
devamını gör...

matematik bilmeyen editörlere sahip olunduğunda da oluşabilecek durum. clickbait'ten ziyade matematik bilmemek olabilir. *
devamını gör...

şüphesiz sözlük aleminin en yakıcı ve yıkıcı realitelerinden biridir.
inşallah beynimde tümör falan vardır da yanlış görmüşümdür diye düşündürür.
devamını gör...

reşit olmayan çocukları ailelerinin izni olmadan bir "yerlere" götürmek suçtur. dahası götürüldükleri yerde çalıştırmak başka bir suçtur.

cami temizlemiş ne var bunda diye savunmaksa ikiyüzlülüktür. çocuklar izinsiz tiyatroya da, camiye de, ahıra da götürülemez. bu kadar basit.

not: aşağıda anıtkabir temizlemeye gitseler översiniz diyen bile var. gerçekten okuduğunu anlamaktan aciz insanlarla bir arada yaşıyoruz. evet anıtkabir'de dahil, o çocuklar velilerinin izni olmadan götürülemez, temizlik yaptırılamaz. en üstte yazanı tekrar okuyun. "hiçbir yer" kafa şimdi aldı mı?

başlıkta savunan arkadaşların çocuğu olmadığına neredeyse eminim. ben çocuğumu okula diye göndereceğim, çocuk bir yerleri temizlerken görüntülenecek. aklınız başınızda mı bunu savunan arkadaşlar!! okula temizlik yapmaya mı gönderiyoruz. japonya demeyin kalbinizi kırarım. saçmalamanın lüzumu yok. burası japonya değil. ayrıca orada bir çocuk kaza geçirse, giderken ya da dönerken zarar görseler hesabını kim verecek?

laikliği yanlış anlamışız buyurmuş biri de. evet gerçekten çok yanlış anlaşılıyor. devletin dinle ilgili hiç bir dayatması olamaz. ama maşallah din olunca dokunulmaz oluyor her konu. ezan sesi yuksek diyorsun, ezanları susturamayacaksınız, çocuklar camiye götürülemez, ne var canım cami görsünler, ulan cami temizletmek nedir? ya nolmuş, zaten belediye temizliyor. temizdir orası. bu düşünce tarzı hastalıklı arkadaşım. hele bu çocukların rızası falan laflarına hiç girmeyin, çocuğun rızası lafını duydukça midem bulanıyor. *

umarım sorumluları hakkında gerekli yasal işlem başlatılır.

edit : eklemeler.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim