"ah sana bir sarılsam şimdi, kırılsa yalnızlığımın kemikleri"
özdemir asaf'ın bu sözünden yola çıkarak yalnızlığım diyorum.
devamını gör...

"aydınlığı fark edemiyorsak karanlık nedir ki?" diye sordu adam, önünde nesiller boyu sürecek bir insan karanlığı vardı, onlara ve onlarla konuşuyordu. "uzaklara gideceksiniz bugün, razı olmamak üzere" diye ilave etti sesini daha da yükseltip. "razı gelmediğimiz her şey bizi olmamız gereken yere, karanlığa daha da çabuk götürecek" dedi sonra, kalabalıktaki onay mırıltılarının yerini daha yüksek perdeden çıkan sloganlar almaya başlamıştı. onlara göre uğrunda ölecekleri adamın dediği her şey doğruydu, katıksız bir itaat eğitiminden geçmiş karanlık sürü izlerini ardında bırakarak oldukları yerden ayrıldı. rastladıkları diğer tüm insanlarla karanlık uğruna savaşıp yollarına sayıları nerdeyse hiç kalana kadar devam ettikler, öyle bir an geldi ki karanlık uğruna savaşan kocaman ordudan sadece iki kişi kaldı geriye, o ikiden biri diğerine döndü.

"aynıydık, karanlıktık zaten, şimdi aydınlığı ve kendimizi de sonsuza kadar öldürmenin vakti" dedi ve elindeki hançeri önce ordudaşının sonra da kendi kalbine saplayarak dünyada mutlak karanlığı başlattı.
devamını gör...

canım çok çay çektiğinde çay demlesin. yanına tuzlu kavrulmuş dakota çekirdeği ile servis etsin. daha da bir şey istemez…
devamını gör...

sözlüğün freud'u olma yolunda ilerleyen değerli yazarlardandır. açtığı başlıklardan, girdiği tanımlardan hem bilgili olduğu hem de araştırmayı öğrenmeyi sevdiği anlaşılıyor. kendisinin tanımlarını okumaktan keyif alıyorum doğrusu. ayrıca kendisi çok da kibardır. benimki kadar olmasa da güzel melodi çıkartır ortaya, öyle olduğuna inanıyorum yani. "garibanın yüzü gülür mü" şeklindeki kaderdaşlığımız da cabası. umarım burada olmaya devam eder.
not: istediğin kadar sözlüğün freud'u ol tus'ta haklı olan kazansın(!)
devamını gör...

2020-2021 sezonunun ilk derbi mağlubiyetini ligin 40. haftasında galatasaray'a karşı almış olan, sezonu şampiyon olarak tamamlayacak takım.

fanatiklik ciddi anlamda insanların gözlerini köreltiyor. at gözlüğü takmanın yanı sıra ahlaksızlık kisvelerini de takım elbise görüntüsünde kuşanmalarına sebep oluyor.

sezon başını bir hatırlayın bakalım. şampiyonluk yarışında beşiktaş'ın adı bile geçmiyordu. fenerbahçe uçanı kaçanı öpüyor. galatasaray kaçamayanı yakalıyordu. ligin 6. haftasında beşiktaş düşme potasındaydı. spor otoriteleri ve çok bilmiş zevat beşiktaş'ın bu kadrosu ile ilk beş içinde bile yer alamayacağını buyuruyor, sergen yalçın'ın yakın zamanda istifa edeceğinden dem vuruluyordu.

peki ne oldu? dalga geçilen, yerin dibine sokulan takım. son iki hafta öncesi ciddi bütçelerle kurulan rakiplerinin halen önünde. beşiktaş'ın galatasaray mağlubiyetini aklıselim beşiktaşlıların çoğu bekliyordu zaten. o yüzden beşiktaş-hatay maçı çok önemliydi. beşiktaş'ın şampiyonluk maçı da o maçtı. eğer o maçta bir kaza olsaydı, o zaman işler değişirdi. lakin o maçla birlikte fişi çekmiş olan beşiktaş cebindeki bir mağlubiyet hakkını güzelce ve yerinde kullandı. galatasaray maçında 1 puanı kurtarsaydı iyi olur muydu? elbette olurdu.

lakin maçı izleyenler görmüştür ki; beşiktaş hamle oyuncusu olarak kulübeden dorukhan, necip ve rıdvanı oyuna sokabildi. öyle dar bir rotasyondan bahsediyoruz. işte bu yoklukta halen rakipleri beşiktaş'ın puan kaybını beklemek zorunda ise değmesin kimse beşiktaşlıların keyfine. alemin bir akıllısı sizsiniz zaten. sanıyorsunuz ki, sergen yalçın bunun olacağını bilmiyordu. sanıyorsunuz ki, beşiktaş panikleyecek. yok öyle bir dünya. bu durumun şifreleri de sergen'in hatay maçı sonrasında verdiği röportaj da saklı. muhabirin şampiyonluk sorusuna verdiği cevapta şöyle diyordu; ''önümüzdeki 3 maçta 4 puan alıp şampiyon olacağız.'' adam bütün maçlarımızı kazanacağız, şöyle ezeceğiz, böylece yeneceğiz demiyor. bize 4 puan yetiyor diyor. önümüzdeki 3 maçta da onu almaya çalışacağız diyor. adam gerçekçi. hayal kurmuyor. bazıları gibi hayal satmıyor (!)

sergen'in hesabı karagümrük galibiyeti sonrası göztepe maçına cebinde beraberlik avantajı ile çıkmak. kuvvetle muhtemelde böyle olacak. zira bu sezon içerisinde gördük ki, rakipler ellerini ovuşturmaya, beşiktaş yandı bitti kül oldu şarkıları söylemeye başladığında beşiktaş her seferinde güçlü bir oyunla rakiplerine cevap verdi. halen bundan ders çıkarmamış olanlar var ki, bu da enteresan.

bir kaç çift lafta yeni yetme beşiktaş taraftarlarına etmek lazım; pandemi süreci vesaire yüzünden belki dolmabahçe'den stada kadar tezahüratlarla yürüme imkanınız olmadı. köy içinde marşlara türkülere eşlik edemediniz. belki de canlı olarak hiç beşiktaş maçı izleme fırsatınız olmadı. o yüzden beşiktaşlılığı internet ortamında rakip taraftarların yaptıklarının aynısını yapmak zannediyor ve onlar gibi abidik gubidik tepkiler veriyorsunuz. bu yüzden size kızmıyoruz ama içinize biraz ruh üflemek lazım. hemen enseyi karartıp başkaları gibi timsah yürüyüşüne özenmeyin derim.

ez cümle; beşiktaş'ın bu sezonu şampiyon olarak tamamlayacağını düşünüyorum ki, saydığım sebeplerden ötürü de sergen'in ve takımın başardığı şey azımsanacak bir şey olmayacak. adam çoklarına göre çer çöp kadrodan şampiyon çıkarmak üzere. şapkadan tavşan çıkarmak tam olarak bu oluyor. rakip takımlara da bu durumda havuç suyu, havuç suyu diye söylenmek düşer.

ha futbol bu, hiç ihtimal vermiyorum ama olmuşla-ölmüş bir araya gelir beşiktaş şampiyonluğu kaybeder. bu durumda da rakipleri tebrik eder, önümüze bakarız. ama yine altını çiziyorum bu ancak büyük bir futbol mucizesi ile olur. futbolun tanrılarının sahaya inmesi lazım.

bir ufak iliştirme de sevgili trolümüze yapayım. meşiktaş, emişbahçe, yemişsaray yazmanız bu camiaların büyüklüğüne halel getirmez. olsa olsa sizin hazımsızlığınızın bir göstergesidir. bu sebeple ne diyoruz;

siyah ulan!
devamını gör...

italyan malı zannedilip bellona markası da boykot listesine alınır, ardından bellona gazetelere vallahi de billahi de kayseri firmasıyız diye ilan verir.
devamını gör...

izlenip izlenebilecek en güzel filmlerden bi tanesi. adrien brody nin zaten tüm filmlerini izleyin lütfen. bu filmde bir öğretmeni oynar kendisi, kötü bir okulda aslında çocukların yardım çığlıklarına kulak verir. çocukluk travmalarını kendi içinde affetmiş, kendi gibi geçmişi ve aileleri olan çocukları kurtarma hikayesi ancak, bazıları için geçerli değil. mutlaka izleyin.
devamını gör...

art arda her yıl en az 1 kere yaşadığım durumdur. ilk en yakınım oluyorlar sonra bilgilerimi ve duygularımı bir hırsız gibi çalıp gidiyorlar. geriye de güvensiz bir insan bırakıyorlar.
devamını gör...

honore de balzac tarafından yazılan büyük bir eserdir.

evlatları tarafından terk edilen bir babanın maddi manevi yıkımını anlatır.
balzac çok ama çok gerçek bir yazı ele almış. insanı çok etkileyen bir hikaye anlatıyor ve bunu anlatırken okuyanı paramparça ediyor.

bence zor bir kitap bazı cümleleri anlayabilmek için üstünden bir kaç defa geçmek gerekiyor.
özellikle kitabın başındaki pansiyon tasvirlerinde zorlandım ama iyice anladıktan sonra kitap bambaşka bir hale büründü gözümde.
nedense kitapta geçen pansiyonu eşkiya filmindeki cumhuriyet pansiyonuna benzettim.

bu büyük bir eser okuyucuya çok kıymetli hayat dersleri veriyor.
paranın mutluluk getirmediği zamanlardan gelmiş bir kitap.

goriot baba evlatlarına öyle şefkatle yaklaşır öyle sever ki okurken ağzımdan açık kaldı.
ve goriot babanın gözler önündeki değişimi çok güzel işlenmiş.
sıkılmadan sabırla okunması gereken bir eser. tavsiye ederim.




ah eğer zengin olsaydım, servetimi olduğu gibi muhafaza etseydim de onlara vermeseydim, şimdi burada olur, öpücükleriyle yanaklarımı yalarlardı! bir konakta otururdum, güzel yatak odam, salonlarım, uşaklarım, ocaklarımda gürül gürül yanan ateşlerim olurdu. onlar da kocaları ve çocuklarıyla, hüngür hüngür ağlayarak çevremi sararlardı. işte bütün bunlara sahip olabilirdim. ama, şimdi hiç bir şeyim yok.

başınıza bir dert gelmeyegörsün, her zaman gelip bunu size yetiştiren, elindeki hançeri yüreğinize saplayıp büken, üstelik de sizi hançerin sapına hayran bırakmaya çalışan bir dostunuz bulunur.

kurumuş yürekler görmek mi daha ürkütücüdür, boşalmış kafatasları görmek mi, kim karar verebilir?

çocuklarının mutluluğu kendi mutluluğundan çok daha fazla mutlu eder insanı.

ama aklımı hem başımdan alıyor, hem de kullanmamı istiyorsun
devamını gör...

gezdim dünyayı gördüm konyayı diye bir laf var. benim aklıma ilk gelen bu oluyor nedense.
devamını gör...

seni bana yar ederler mi ile ve programdan önceki şarkıyla programın kalitesi kanıtlandı arkadaşlar. seni bize yar etmediler bengaripsengüzeldünyaumutlu kaç hafta bekledik unuttum valla. tebrik ediyorum hem samimiyetini hem sunuş şeklini hem seni.
devamını gör...

aşırı uzun saçlarım otobüsün kapısına sıkıştı. utancımdan yardım da isteyemedim. bir sonraki durağa kadar kafam kapıya yapışık gittim...
devamını gör...

istanbul istanbul olalı.
devamını gör...

laptopumun başında kişisel işlerimle cebelleşirken arka fonda çalan kafa dinlendirici müzikleriyle düşler kuramasam da düşler sokağına bi ceee dememe neden olmuş programdır. pink’in sakin ve samimi ses tonuyla anlattığı bilgiler bile dinlendiriciydi sanki.
sevdiceğe selam gönderme kısmı yine unutulmamış ne diyelimm kiii takipteyiz!
devamını gör...

kısır, altın günleri. her haltı en iyi kendilerinin bildiğini sanan kadınlar. biri bana kapalı değilim diye "allah seni ıslah etsin" dedikten sonra 2 buçuk saat boyunca o gün orada olmayan birinin dedikodusunu yapmıştı.
devamını gör...

zaten dilediğiniz işte çalışıyorsunuz, istediğiniz gibi özgürsünüz, hiçbir kısıtlamanız yok' diyenlere cevabı içinde barındıran, çok sevdiğim 2. dalga feminizm sloganı.

ülkemizde hâlâ kadınlar, trans bireyler, engelli bireyler(yapmaya yetkileri olduğu hâlde) her alanda özgürce çalışamıyor. girdiği işlerde tacizleri, ücret eşitsizlikleri cabası. ben burada yaşadığım tacizleri, aldığım tehditleri, bu sebepler yüzünden evimi değiştirmek zorunda kaldığımı, mahkemelik oluşumu yazsam, bir kısmınız öfke duyar, hakaretler edersiniz. bir kısmınızın ise 'hak etmişsindir' mentalitesinde olduğunu hepimiz gayet iyi biliyoruz. bunlar sadece benim yaşadıklarım, gün içinde onlarca belki yüzlerce kadın bunlara maruz kalıyor. gelin, bunlarla mücadele edelim dendiğinde neden feminizmi şeytanlaştırıyorsunuz öyleyse?

flört, eş şiddeti, aile içi şiddet hâlâ kadınların üzerinde, hâlâ elini eteğini çekmiş değil. kadının dört duvar arasında yaşadığı psikolojik - fiziksel şiddet de tam olarak bizim konumuz, 'bize ne' diyemeyiz, üzgünüm. eğer bu dünyanın bir parçasıysak nefes alan her canlının 'yaşaması' için sorumluluklarımız var. bu yüzden kapalı kapılar ardında yaşanan her türlü zulüm kamusal alana çekilip değerlendirilmeli, hepsiyle topyekun mücadele edilmeli. ve işte bu yüzden kişisel olan politiktir.
devamını gör...

umarım tez zamanda gerekli kan bulunur, acil şifalar diliyorum.
devamını gör...


-piyango günler efendim! korkarım size çıktım, o talihli sizsiniz kutlarım!
-bana mı söylüyorsunuz?
-bu ev sizin ev değil mi?
-hayır, kiracıyım.
-kim kiracı değil ki? o bağlamda sormadım. yani sizin ikametgah suretinde burası görünmüyor mu?
-evet…
-bu kapı sizin kapı?
-evet…
-sap kapının kendi sapı. siz mi siz değilsiniz ki ben öyle konuşuyorum, maksat radyasyon olsun? e pardon yani!
-beyefendi siz kimsiniz?
-varsayalım ismail, n’olacak? neye faydası var?
-ne istiyorsunuz?
-hiç… geçiyordum, uğradım. dört tekerli menkul değerimle dolaşalım mı?
-sizi tanımıyorum.
-kim kimi ne kadar tanıyor hanımefendi? varsayalım sizi seviyorum…
devamını gör...

naftalin kokusu.
devamını gör...

hak yiyen insan. acaba uyku tutmuş mudur?
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim