ne basarsa bassın okurum, dediğim yayınevi. ursula k. le guin'in yerdeniz serisi ve bazı diğer kitaplarını (bir kısmını ithaki, bir kısmını da ayrıntı) bastığı için gönlümün efendisi zaten. berger, cioran gibi öpüp başıma koyduğum yazarları da mükemmel çeviriyorlar. işlerinde gerçekten profesyoneller.
metis'ten alacağım kitapları biriktirip kendi sitelerinden sipariş veriyorum genelde. her ay hediye kitapları olduğu gibi, her ay indirime koydukları yazar ya da alan da oluyor. çocuklar gibi şen yapabiliyorlar insanı.
2015'ten beri metis ajandayı elimin altından eksik etmiyorum. bu yıl kilo işi satılıyormuşçasına 5er 10ar tane alıp sevdiklerime de hediye ettim. küçük, hafif tam çantaya atmalık ajanda. hemen hemen her güne koydukları alıntılar, pasajlar aşık olunası.
metis, evlen benimle.
devamını gör...

olumlu yanı olarak; beğeni vereceğim tanımları yazarın tanımları arasında arayıp seçiyorum, öyle otomatiğe bağlamıyor, okuyarak beğeniyorum.
olumsuz yanı; bence amacına ulaştı diye düşünüyorum. artık kaldırın bu kısıtlamayı diye rica ediyorum.
bırakın insanları, gönüllerinden geldiğince istedikleri yazarın tanımlarını peşpeşe okuyarak beğenebilsin.
tabiki bir bildiğiniz vardır. yine de bir istişare yapın derim.
saygılarımla...
devamını gör...

bu tür tuhaf olaylar yüzünden bir sürü farklı yurtta kalmıştım. ilk kaldığım yurtta öğle yemeği vakti müdür yüzü kıpkırmızı bir şekilde 'kim o?! kim o?!' diye bağırarak yemekhaneye girmişti. tabi biz ne olduğunu anlamadık kadın bağırdı bağırdı gitti. tekrar geldi bu sefer 'kim s**tı lavaboya çabuk çıksın' diye resmen tepinerek çıldırıyordu :d tabi kimse üstüne alınmayınca gitti. odasından kameraları izleyip izleyip geldi birkaç sefer bağırıp gitti
yine. en sonunda kimin yaptığını buldu da.. ama ne tür bir ceza verdi bilmiyorum. hala merak ediyorum :d üstelik bu tür bir muamelede bulunduğu için sonrasında da bir sürü olay olmuştu. bir başka yurtta ise sürekli bir şeyler çalan bir kız vardı ama sadece kot pantalon ve içi not dolu defterleri çalıyordu. en son kpss ye hazırlanan kızın biri defteri çalındığı için sinir krizine girmişti. baya önlem aldılar ve kim olduğunu buldular. eşyaları çalan kız bir şeyleri çalmanın onda hastalık olduğunu söyleyerek savunma yapmıştı. en son kaldığım yurtta ise oda arkadaşım kaşlarını almayı reddettiğim için çok sinirlenip kapıları çarpa çarpa diğer odadaki arkadaşının yanına gitmişti. çok fazla sinirlenmiş, arkadaşı o yüzden eline yüzüne kolonya sürmüş. onu sakinleştirmek zorunda kalmış. tabi bir de gece yarısından sonra topuklu ayakkabı provası yapan kızlar vardı. saatlerce denerlerdi.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sen yoksun
deniz yok
yıldızlar arkadaşım
ya bu gece harika şeyler olsun
yahut bir bomba gibi
infilak edecek başım.

attila ilhan
devamını gör...

esra erol'un sunduğu programda ortaya çıkan mide bulunduran hadise.
evli kadın, uzun zamandır evli bir adamla yasak aşk yaşamış. sonra hamilelikten çocuk olunca resmi eşinin nüfusuna yazdırmış.brazilya dizilerine taş çıkarır.
esra erol'un dna testi yaptırdığı çocuğun gerçek babası kadının yasak aşkı çıktı.
kadın bu olaya sanki iyi halt etmiş gibi el hareketiyle sevindi.
nasıl bir çürümüşlük? yozlaşmaktır.
çözümleyemedim.
yemişsin bir halt zamanında bari pişmanlık kırıntısı olsun yok o da yok .
buradan
devamını gör...

1891 çünkü rimbaud ölmüştü.
devamını gör...

hint bir çoçuğun kaybolması ve daha sonrasında çocuk esirgeme kurumuna götürülen çocuğun avustralyalı bir aile tarafından evlatlık edilmesini konu alan gerçek hayatta yaşanmış bir hikaye.
filmde 25 yıl sonra ailesini aramaya ve ciddi bir şekilde araştırmaya karar veren genç uzun uğraşlar sonucu başarıyor.
bir tık duygusal insanların yüreğini eritecek bu film bilinçlenmek için güzel bir fırsat olduğunu düşünüyorum.

filmdeki ana karakter saroo'nun 5 yaşından beri ismini yanlış bilmesi hayatının bu yönde evrilmesine neden oldu.aslında adı sheru idi.

ek olarak avustralyalı ailenin şu düşüncesi beni benden almıştır.

çocuk yapabilirdik ancak biz bu dünya için çok fazla insan olduğunu düşünenlerdendik.bu yüzden sizin gibi zor durumda olan çoçuklara ışık olmak istedik.


hindistanda her yıl 80.000 çoçuk kayboluyormuş, farkında olmak önem arz ediyor.
keyifli seyirler.
devamını gör...

kabardı toprak
uyandırma vaktidir bulutları
sev ve evcilleştir onu ey yağmur
durma öyle her an vazgeçebilir gibi
al ve yağmala kentlerin kirli geçmişini
nişangahın ben olayım ey yağmur
vurma geceye bu şiddetle

tedirgin ellerim
saçlarım tenha

karşılayamaz hiçbir vurgunu bu yüzden
münhal hem ağır bedenim

geçitler dar
geçitler şuursuz

örselenmiş kelimelerim
bu ağrılı zamanda ve bu yılgınlıkta
yırtın tutanaklarını ölümün

bir nöbet sonrasıdır
bir uyanıştır belki
kuşlar kanatlarını karanlığa sürmüştür
hiç dokunmadan da sevebilmek
değilse aşk; bildik yanılgı
suçlama kendini
yağmurdandır
devamını gör...

edit 2: usta şöyle bir açıklama yapıp "hatasız insan olmaz" demiş. bize de tanımı güncellemek düşer.

şaşırarak öğrendiğim, beni hayal kırıklığına uğratan haberdir.

evet, yanlış okumadınız. cumhurbaşkanlığı sözcüsü ibrahim kalın'ın sözlerini yazıp bestelediği ve klibini de çektiği "hiç oldum" adlı türkünün düzenlemesini erkan oğur yapmış.

muhalif olduğunu konserlerinde dile getiren bir sanatçıydı. bana düşmez elbet ama ne oldu da böyle bir şey yaptı anlayamadım. şu dijital müzik çağında albümlerinin fiziksel kopyasını aldığım nadir sanatçılardandı. artık kendisini bu yaptığıyla da hatırlayacağım ne yazık ki.

edit 1: ohooo, iyi ki sözlükte küfür yok, olsaydı halim yamanmış. sığ düşünmekle, kutuplaştırıcılıkla eleştirenler olmuş. erkan oğur'u asalım demedim, benim gibi düşünen arkadaşlar da dememiş zaten. kendisini sevdiğimizden eleştirdik. sakin olun.

rejimin ne hale geldiği hepimizin malumu, şimdi burada uzun uzun anlatıp birbirimizi yormanın anlamı yok. ibrahim kalın da bu siyaset içinde olan en becerikli isimlerden biri belki de ama yine de bunca acıya sebep olan siyasetin bir parçasıdır benim gözümde. sanatın politik olmadığını söylemişsiniz ama sanat politiktir. biraz sanat felsefesi, biraz sanat tarihi okursanız ne demek istediğimi anlarsınız. böyle bir durumda eleştirimin gayet yerinde ve dozunda olduğunu düşünüyorum. olmadık ithamlarınızı da kınıyorum :(
devamını gör...

kaliteli bir harekettir. ne kadar insanlar beni bu konuda eleştirseler de gereksiz samimiyeti önlemenin en iyi yoludur. evet ciddiyim ve sizli konuşurum.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

askerlik yapanlar bilecektir, koğuş nöbeti denen saçma sapan bir nöbet türü vardır. neyse. günlerden bir gün gece 3-5 koğuş nöbetim vardı. birliğim de en yakın yerleşim yerine 20 km. uzaklıkta ormanın, doğanın içinde harika bir yer. koğuşun olduğu bina da tek katlı, müstakil saçma sapan bir bina. kapıyı açtığında direkt dışarda oluyorsun. neyse ben giyimdim, çıktım, sandalyeye oturdum mis gibi ağustos gecesi havasını içime çekiyorum. derken tam karşımdaki ormanın içinden davul zurna sesleri, “heeeeey” diye eğlenceli nidalar gelmeye başladı. bu baya bir sürdü. ben de içimden “ulan ne insanlar var, gecenin bu saatinde eğleniyorlar” diyorum. neyse. nöbetim bitti. uyudum.

uyandım. gündüzleyin birine bu durumu anlattım, o da durdu durdu “şaka yapıyorsun” dedi. ben de gayet ciddi olduğumu söyledim. o da “eyvaaaah” dedi.

en yakın yerleşim yeri kilometrelerce uzaklıkta,

seslerin geldiği yön birliğimizin uçsuz bucaksız ormanlık arazisi,

birlikte yalnızca çift haneli rakamlardan oluşan sayıda askere var,

nizamiyedekiler dışında herkes uykuda...

dı dı dım dı dı dı dımmmm...
devamını gör...

feministlerin kendi ayağına sıktığı mantık hatasıdır.

feminizm akımı giderek sosyalist/marksist çizgiden beslenmeye başladı. marksizm materyalist temelli bir ideoloji ve evrimi tamamen benimsiyor.

bugünkü feministler ne istiyor? erkekler kadınlardan birçok alanda daha önde, durumu eşitleyelim.
evrim ne diyor? canlılar zamanla çeşitli mutasyonlarla - adaptasyonlarla değişir - evrimleşir.

eğer erkek bugün daha maskülen ve güçlü ise,
doğa şartlarına daha iyi uyum sağlıyorsa,
hayatta kalmaya daha yatkınsa,
analitik zekası daha iyiyse,
ayda bir kere bir haftalığına iptal olmuyorsa,

demektir ki evrimsel süreçte erkek birşeyleri doğru yapmıştır ve öne geçmiştir. belki o sırada kadınlar mağarada dedikoduyla meşguldü, belki erkeğin avladığı hayvana "ayy kokuyo buuu" diyip surat ekşitiyordu, belki triplere girip mabadını dönüp yatıyorlardı. böylelikle geri kaldılar.

işte burada feministlerin mantık hatası ve ikiyüzlülüğü ortaya çıkıyor. inandıkları evrimsel süreci beğenmeyip, yapay olarak müdahalelerle değiştirmeye çalışıyorlar.

neden milyonlarca yıldır yapamadıklarını medya ve lobi destekleriyle yapmaya çalışıyorlar tartışma konusu.
devamını gör...

"esnek çalışma" saatleri yöneticiler tarafından suistimal edilmeyecekse elbette çok güzel bir karar.

ama gecenin 2'sine kadar insanın canını çıkaran işkolik müdürler, yalnız yaşayıp canı sıkıldıkça zoom dan toplantı gönderen direktörler insanı ürkütmüyor değil. bazı insanlar için işi, kendini yegane var etme şekli nihayetinde.
devamını gör...

kesin afrikalı , siyahi erkekleri kıskandıran bir saaanat çalışması olmuş.
devamını gör...

sözlüğün yeni isminin açıklanması ve ondan evvel sözlükte hiç kimsenin ya da az sayıda yazarın bilgisi dahilinde olduğunu düşündüğüm dava sürecinin bir gecede ortaya konması ve her şeyin oldu bittiye getirilmesi konusunda birkaç kelam etmek elzem olmuştur kanımca.

kurucusu tarafından çoğu ifadesinde maddi amaç gütmeyen, ülkemizin fikir paylaşımı konusunda kısır atmosferinde ilaç niyetine görülecek bir platforma, katılımcılık ruhundan uzak biçimde, "normal" gibi sözlük kültürünün sıfatlarına aykırı bir ismin reva görülmesini doğrusu anlamakta güçlük çekiyorum.

yazmak, herkesin işi değildir, normal bir iş kesinlikle değildir. insanın bileklerini sıvayıp, aklını, kalbini ve ruhunu konuşturduğu bir eylemdir. en saçma geleninden, en edebi ya da felsefi metnine kadar biri oturup birkaç satır karalayıp paylaşıyorsa amacı anlaşılmak ve önemsenmek arzusundan başka bir şey değildir. dinleme kültürünün gelişmediği ülkemizde bir grup insan bir araya gelip yazıyorsa, gerektiğince anlaşıp, bazen güceniyorsa, insanın insana sustuğu, anlamlı konuşmaların yok kabul edildiği şu zamanlarda, kimileri eserine bakıp ben neler yazmışım, birileri de vay ne güzel yazmış diyorsa, buna özellikle saygı duyulmalı gibi geliyor.

bu heves, bu istek, bu tutku başladığı gibi çabuk tükenebilir. çünkü yazmak kesinlikle normal bir iş değildir. sözlükler tabiatı gereği normal olamaz, aykırı ve özgürdür.
devamını gör...

gençlik türü araba yarışı filmlerinden, dünyayı kurtaran adam konulu aksiyona evrilen seri.

dominic toretto karakteri iyice john wick, rambo falan gibi bir karaktere dönüştü. en zeki, en iyi şöför, en iyi dövüşen, en iyi silah kullanan, kısaca her şeyin toplandığı tek beden oldu çıktı. suç dünyasının lideri bir anda devletin baş adamı oldu. ne zaman amerika'nın, aslında filme gösterilene göre dünyanın başı sıkışsa -çünkü onlara göre dünyayı daima amerika korur, kurtarır- koca ülkede tek kurtarıcı dom oluyor. hemen kapısında bitiyorlar yetiş ya muhammed yetiş ya ali modunda. onca teknoloji, silah, milyonlarca asker falan hikaye. dom ve çetesine verin birkaç araba, yaslanın arkanıza onlar halleder.

hani bir filmi ve ya diziyi onca zaman izleyince bir bağ oluşur da kopamazsın ya, ister istemez izlersin devamını. uzun süredir o gözle izliyorum. evet mantık aramadan izleyince iyi aksiyon filmleri; ciddi bütçe harcanıyor, uçaktan araba atma/binadan binaya araba uçurma gibi değişik fantastik şeyler deneniyor ancak uzun zamandır ana konudan uzaklaştığından eski tadı alamıyorum.
seriye paul walker için başlamıştım. her ne kadar ilk filmde de başrol vin diesel görünse de film paul üzerinden ilerliyordu ve bence başrol oydu. sonralarında bariz şekilde diesel'e geçti, paul yan karaktere evrildi. paul'un ölümüyle tamamen kayış koptu. film hızlı ve öfkeli'den çok adı değişse yadırganmaz derecede dominic toretto'ya evrildi, bu sebeple serinin artık biteceğine seviniyorum, çünkü devam etse biliyorum yine izliycem.

son olarak; r.ı.p paul walker..
devamını gör...

yok oyunmuş, jahrein'miş, twitch'miş artık gına getiren samimiyetsizliktir. yapmacık olduğu da o kadar belli ki.

not: gençler olarak sadece ekonomik olarak zorlanmadan yaşayabileceğimiz bir ülke istiyoruz başka bir şey değil.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim