dün gece sözlükte yaşanan ahlaksız olay
tarih vereydin, başlık vereydin, entry vereydin, ss vereydin.
kanıtsız entry atıldığı zaman kuşkulanıyorum direkt asparagas mı diye...
kanıtsız entry atıldığı zaman kuşkulanıyorum direkt asparagas mı diye...
devamını gör...
geceyle birlikte gelen şiddetli mutsuzluk
bende tam tersi olan durumdur.
gece olunca yaşama sevincim artıyor resmen. tabii türkiye koşullarında gece vakti çıkıp özgürce dolaşamıyorum ama yine de psikolojik olarak en iyi olduğum zaman dilimi. uyumaktan nefret ediyorum.
keşke insanlarda da güneş enerjisi ile enerji depolama özelliği olsaydı. swh
(bkz: insana güncelleme gelse istenecek özellik)
gece olunca yaşama sevincim artıyor resmen. tabii türkiye koşullarında gece vakti çıkıp özgürce dolaşamıyorum ama yine de psikolojik olarak en iyi olduğum zaman dilimi. uyumaktan nefret ediyorum.
keşke insanlarda da güneş enerjisi ile enerji depolama özelliği olsaydı. swh
(bkz: insana güncelleme gelse istenecek özellik)
devamını gör...
heybeliada
istanbulda gidip görülmesi gereken bir adadır. büyük adaya göre butik ve gezmesi kolay ve daha sakin olandır. plaj daha güzeldir. sahildeki krokanlı dondurmasını da yemeden geçmemenizi tavsiye ettiğim ada parçasıdır.
devamını gör...
bir garip sjw isyan vakası
bu ne lan ne izledim ben. şimdi bunlar dayağı değilde neyi hakediyor *
napıyorsunuz olm. size ne lan. kanser hücresi bunlar cidden. size ne lan çocuğundan. 7 yaşında cinsiyet değiştirmesine hayır denildiyse mahkeme buna karar verdiyse ortada tıbbi bir durum yok demektir. hayırdır lan siz. korkuyorum anne bunlar çiğ çiğ insan yer lan. son olarak aaaağğğğğğğğhhhhhhhhhhhhh hiç bende videodaki kız gibi yırtınayım dedim.
napıyorsunuz olm. size ne lan. kanser hücresi bunlar cidden. size ne lan çocuğundan. 7 yaşında cinsiyet değiştirmesine hayır denildiyse mahkeme buna karar verdiyse ortada tıbbi bir durum yok demektir. hayırdır lan siz. korkuyorum anne bunlar çiğ çiğ insan yer lan. son olarak aaaağğğğğğğğhhhhhhhhhhhhh hiç bende videodaki kız gibi yırtınayım dedim.
devamını gör...
dostoyevski nasıl o kadar iyi bir yazar oldu sorunsalı
dostoyevski çocukluğunu ayyaş bir baba ve hasta bir anne arasında geçirmiş olmasaydı on altı yaşındayken annesini veremden kaybetmeseydi babasına karşı ölüm haberini aldığında mutlu olabilecek derecede büyük bir kin duymasaydı yirmi sekiz yaşında altı ay hapiste yattıktan sonra tam idam edilecekken bir rus çarı tarafından son anda affedilmeseydi tıpkı annesi gibi veremli bir kadınla evlenip akabinde onu da erken kaybetmemiş olsaydı kumar borçlarını ödeyebilme uğruna normal bir insanın bir haftada okuyacağı kitabı üç günde yazmak zorunda kalmasaydı belki de en önemlisi epilepsi hastası olmayıp her an bir sara krizi geçirme ihtimalinin sırtına yüklediği yükten doğan stresle yaşamak zorunda kalmasaydı ne o yazdığı şeyleri yazabilecekti ne de biz yazdığı şeyleri okuyabilecektik. belki de sayısız insan şuan olduğu gibi biri olamayacaktı onun yokluğunda en azından ben aynı ben olamayabilirdim bunu biliyorum. acı bazı insanları güçlendiriyor buna inanıyorum...
devamını gör...
akp çocukları
küfür olarak algılanmalıdır.
"akp çocuğu! "
"akp çocuğu! "
devamını gör...
rüzgarın adı
patrick rothfuss tarafından yazılmış kralkatili güncesi üçlemesinin ilk gününü anlatan yarı otobiyografik dram yüklü yer yer komik fantastik eser. aynı zamanda son yıllarda okuduğum en sürükleyici kitaplardan biri. spoiler konusunda hassas olanlar için biraz korumacı davranacağım. şimdiden şunu söylememde fayda var, bu kitabı okuyun ama gerisinin geleceğini umut etmeyin. zira umut bu toprakları çoktan terk etti.*
maceracı, zeki, çevik ve o kadar da ahlaklı olmayan bir dehanın kvothe’nin hikayesinin ilk günü; bunların hepsinden elini eteğini çekmiş, gözünün feri sönmüş eskinin manyağı bugünün hancısı kothe tarafından anlatılır. kvothe-kothe benzerliği dikkatinizi çekmiştir. bu bir sır değil evet bu ikisi aslında aynı kişi. adam da haklı maceracılık, kadınların peşinde nehirler boyu kayık sürmek , uyuşturucu müptelası ejderuslarla uğraşmak kolay değil. ne mayışı var ne sigortası. maceracılık zor iş ve hayatın her alanında olduğu gibi eğer zekiyseniz çok daha zor.
görsel veya yazınsal herhangi bir hikayeyi tüketirken beni en çok çeken şeylerden biri o ürün veya eserin bunu nasıl anlattığı kısacası hikaye anlatıcılığı. bu kitap bu konuda çığır açıyor. tamam o kadar da çığır açmıyor ama sonuçta her güzel hikaye biraz abartıyı hak eder.* otobiyografik bir anlatım tekniği var. kothe hikayesini bir tarihçiye değil “o” tarihçiye üç günde anlatacaktır. rüzgarın adı o üç günün ilk günüdür. kısacası bu kitapta kvothe’nin hazırlık aşamasını yola çıkışını ve kendini buluşunu görürüz. edema ruh olarak ne yaparlardı, nerelerdeydiler onu görürüz. edema ruh ne diye soracak olursanız akademik olarak da yaptıkları işe çok yoğunlaşan çingenelerden “esinlenilmiş” bir halkı düşünebilirsiniz. kısaca hikaye anlatıcılığını neden beğendiğimi açıklayayım.
çok fazla arketipve klişe kullanılıyor. mutlu ve eğlenceli bir yaşam süren sirk çocuğunun “seçilmiş kişi” olduğuna dair ufak tefek olaylar yaşamasını görürüz ve birdenbire bütün ailesi “saf kötü gibi görünen” yaratıklar tarafından katledilir ve sadece o hayatta kalır. her gece intikam yeminleri eder artık bıçak kemiğe dayanmıştır. çocuğumuz zor bela hayatta kalır ve artık dışarıyı “kaosu” da öğrenir. elde edemeyeceği bir kadına aşık olur vs.. aynı yüzler aynı sesler. biz bu senaryoyu elli bin defa okuduk, izledik ama hâlâ bizi etkiliyor çünkü yazar bunu edebi anlamda ustalıkla kelime seçimleriyle kör göze parmak sokmadan yapıyor. her anlatı gibi rüzgarın adı da gerçekmiş gibi yapıyor bizi inandırmaya çalışıyor ve bunu en eski yöntemlerden birini kullanarak yani arketiplerle kolektif bilinçaltımıza gönderme yaparak başarıyor.*
karakter yaratımı en azından kadın olmayan karakterlerde başarılı. tabi bunda otobiyografik hikaye anlatımının da göz boyamacılığı var. biz karakterleri tanımıyoruz biz karakterleri kvothe’nin tanımasına tanıklık ediyoruz sadece. bast’ı ayrı övmek gerektiğini düşünüyorum ama onu şimdilik yapmayacağım. kitabı okumaya başladığımda oynattığım frp karakterinin adının da bast olması benim için özel bir anı oluşturdu.
evren tasarımı çok özgün değil. büyü tasarımı çok özgün değil. bilim çok özgün değil, dünya çok özgün değil anlayacağınız. peki sorarsanız yarizen yarizen madem özgün değil neden bunları olumlu bir şeymiş gibi yazıyorsun diye sebebi yukarıdaki ile aynı. o dünyaya inanıyoruz. o üniversitenin harç paralarının her dönem başı her öğrenci için ayrı ayrı belirlendiğine inanıyoruz. “boynuza gelmek” deyimini artık kullanacak kadar özümsüyoruz. yarın bir gün bir iblis ile karşılaşırsak yanımızda ne bulundurmamız gerektiğine dair bir fikrimiz var artık.*doğru bildiniz saf demir. burada fantastik edebiyatın gücü devreye giriyor. var olmayan bir evreni var olan evren ile anlatıyor yazar. başka türlüsü mümkün olmazdı zaten. üniversitedeki gıcık hocalar diyorsunuz a burada da var. peki ya hınzır esnaf, e o da burada. çabuk sarhoş olan koca yürekli arkadaş o da tabi burada.
patrick rothfuss bugünkü en iyi hikaye anlatıcılarından biri. kitaptaki en büyük olay da bu. sürükleyici, okudukça okuyasanız geliyor. inanıyorsunuz, merak ediyorsunuz. o dünyada olmak için can atıyorsunuz -özellikle metro yollarında ve hastahane sıralarında-. tek eksik yanı “çok çok iyi” olmasıdır. o kadar üstüne çalışılmış ve planlanmıştır ki artık sezmeye başlarsınız. bir süre sonra tecrübeli okurlar şimdi bunu böyle anlatacak diyebilir. cümle tahmin etmişliğim var.
ikinci kitabı okumak için bekliyorum ama sırada bu seriyi bana öneren güzel insanın önerdiği keyifli mi keyifli çizgi roman serisinin son üç cildi var.* zaten üçüncü kitabı da yıllardır yazmıyormuş amca o yüzden hızlıca okumanın da manası yok gibi şimdilik.*
maceracı, zeki, çevik ve o kadar da ahlaklı olmayan bir dehanın kvothe’nin hikayesinin ilk günü; bunların hepsinden elini eteğini çekmiş, gözünün feri sönmüş eskinin manyağı bugünün hancısı kothe tarafından anlatılır. kvothe-kothe benzerliği dikkatinizi çekmiştir. bu bir sır değil evet bu ikisi aslında aynı kişi. adam da haklı maceracılık, kadınların peşinde nehirler boyu kayık sürmek , uyuşturucu müptelası ejderuslarla uğraşmak kolay değil. ne mayışı var ne sigortası. maceracılık zor iş ve hayatın her alanında olduğu gibi eğer zekiyseniz çok daha zor.
görsel veya yazınsal herhangi bir hikayeyi tüketirken beni en çok çeken şeylerden biri o ürün veya eserin bunu nasıl anlattığı kısacası hikaye anlatıcılığı. bu kitap bu konuda çığır açıyor. tamam o kadar da çığır açmıyor ama sonuçta her güzel hikaye biraz abartıyı hak eder.* otobiyografik bir anlatım tekniği var. kothe hikayesini bir tarihçiye değil “o” tarihçiye üç günde anlatacaktır. rüzgarın adı o üç günün ilk günüdür. kısacası bu kitapta kvothe’nin hazırlık aşamasını yola çıkışını ve kendini buluşunu görürüz. edema ruh olarak ne yaparlardı, nerelerdeydiler onu görürüz. edema ruh ne diye soracak olursanız akademik olarak da yaptıkları işe çok yoğunlaşan çingenelerden “esinlenilmiş” bir halkı düşünebilirsiniz. kısaca hikaye anlatıcılığını neden beğendiğimi açıklayayım.
çok fazla arketipve klişe kullanılıyor. mutlu ve eğlenceli bir yaşam süren sirk çocuğunun “seçilmiş kişi” olduğuna dair ufak tefek olaylar yaşamasını görürüz ve birdenbire bütün ailesi “saf kötü gibi görünen” yaratıklar tarafından katledilir ve sadece o hayatta kalır. her gece intikam yeminleri eder artık bıçak kemiğe dayanmıştır. çocuğumuz zor bela hayatta kalır ve artık dışarıyı “kaosu” da öğrenir. elde edemeyeceği bir kadına aşık olur vs.. aynı yüzler aynı sesler. biz bu senaryoyu elli bin defa okuduk, izledik ama hâlâ bizi etkiliyor çünkü yazar bunu edebi anlamda ustalıkla kelime seçimleriyle kör göze parmak sokmadan yapıyor. her anlatı gibi rüzgarın adı da gerçekmiş gibi yapıyor bizi inandırmaya çalışıyor ve bunu en eski yöntemlerden birini kullanarak yani arketiplerle kolektif bilinçaltımıza gönderme yaparak başarıyor.*
karakter yaratımı en azından kadın olmayan karakterlerde başarılı. tabi bunda otobiyografik hikaye anlatımının da göz boyamacılığı var. biz karakterleri tanımıyoruz biz karakterleri kvothe’nin tanımasına tanıklık ediyoruz sadece. bast’ı ayrı övmek gerektiğini düşünüyorum ama onu şimdilik yapmayacağım. kitabı okumaya başladığımda oynattığım frp karakterinin adının da bast olması benim için özel bir anı oluşturdu.
evren tasarımı çok özgün değil. büyü tasarımı çok özgün değil. bilim çok özgün değil, dünya çok özgün değil anlayacağınız. peki sorarsanız yarizen yarizen madem özgün değil neden bunları olumlu bir şeymiş gibi yazıyorsun diye sebebi yukarıdaki ile aynı. o dünyaya inanıyoruz. o üniversitenin harç paralarının her dönem başı her öğrenci için ayrı ayrı belirlendiğine inanıyoruz. “boynuza gelmek” deyimini artık kullanacak kadar özümsüyoruz. yarın bir gün bir iblis ile karşılaşırsak yanımızda ne bulundurmamız gerektiğine dair bir fikrimiz var artık.*doğru bildiniz saf demir. burada fantastik edebiyatın gücü devreye giriyor. var olmayan bir evreni var olan evren ile anlatıyor yazar. başka türlüsü mümkün olmazdı zaten. üniversitedeki gıcık hocalar diyorsunuz a burada da var. peki ya hınzır esnaf, e o da burada. çabuk sarhoş olan koca yürekli arkadaş o da tabi burada.
patrick rothfuss bugünkü en iyi hikaye anlatıcılarından biri. kitaptaki en büyük olay da bu. sürükleyici, okudukça okuyasanız geliyor. inanıyorsunuz, merak ediyorsunuz. o dünyada olmak için can atıyorsunuz -özellikle metro yollarında ve hastahane sıralarında-. tek eksik yanı “çok çok iyi” olmasıdır. o kadar üstüne çalışılmış ve planlanmıştır ki artık sezmeye başlarsınız. bir süre sonra tecrübeli okurlar şimdi bunu böyle anlatacak diyebilir. cümle tahmin etmişliğim var.
ikinci kitabı okumak için bekliyorum ama sırada bu seriyi bana öneren güzel insanın önerdiği keyifli mi keyifli çizgi roman serisinin son üç cildi var.* zaten üçüncü kitabı da yıllardır yazmıyormuş amca o yüzden hızlıca okumanın da manası yok gibi şimdilik.*
devamını gör...
nuh
bir peygamber.
vaktiyle biz nûh’u kendi kavmine resul olarak göndermiştik. nûh, bin yıldan elli yıl daha az bir süreyle onların arasında kaldı. sonunda zulümlerini sürdürürlerken onları tûfan yakaladı. (ankebut/14)
ayette ilgi çekici olan şey, hz. nuh'un 950 sene kavmiyle yaşadığını direk olarak belirtmek yerine, 1000 yıldan 50 sene az (1000-50=950) ifadesinin kullanılmasıdır. bunun da manidar * bir sebebi var. ayette direk "hz. nuh, 950 sene kavmiyle yaşadı" dense, burda 950 rakamının "tahmini" bir rakam olduğu düşünülebilirdi. yani böyle bir ifadeden, demek ki nuh, 950-959 yıl arası bir zaman diliminde kavmiyle beraber yaşadı diyebilirdik. çünkü 950 sayısının takribi bir sayı olduğunu düşünebilirdik. ayette, 1000 yıldan 50 yıl daha az bir süre ifadesi kullanılarak, hz. nuh'un takriben değil, tam olarak 950 sene kavmiyle yaşadığı belirtilmiş, tam bir sayı verilmiştir.
bu ayet de, nuh tufanının evrenselliği konusunda tartışma başlatacak nitelikte olan bir ayettir;
peygamberleri yalancı saymaları üzerine nûh kavmini de sulara gömdük ve böylece onları insanlık için bir ibret yaptık. biz, zalimler için çok acı bir azap hazırladık. (ankebut/14)
vaktiyle biz nûh’u kendi kavmine resul olarak göndermiştik. nûh, bin yıldan elli yıl daha az bir süreyle onların arasında kaldı. sonunda zulümlerini sürdürürlerken onları tûfan yakaladı. (ankebut/14)
ayette ilgi çekici olan şey, hz. nuh'un 950 sene kavmiyle yaşadığını direk olarak belirtmek yerine, 1000 yıldan 50 sene az (1000-50=950) ifadesinin kullanılmasıdır. bunun da manidar * bir sebebi var. ayette direk "hz. nuh, 950 sene kavmiyle yaşadı" dense, burda 950 rakamının "tahmini" bir rakam olduğu düşünülebilirdi. yani böyle bir ifadeden, demek ki nuh, 950-959 yıl arası bir zaman diliminde kavmiyle beraber yaşadı diyebilirdik. çünkü 950 sayısının takribi bir sayı olduğunu düşünebilirdik. ayette, 1000 yıldan 50 yıl daha az bir süre ifadesi kullanılarak, hz. nuh'un takriben değil, tam olarak 950 sene kavmiyle yaşadığı belirtilmiş, tam bir sayı verilmiştir.
bu ayet de, nuh tufanının evrenselliği konusunda tartışma başlatacak nitelikte olan bir ayettir;
peygamberleri yalancı saymaları üzerine nûh kavmini de sulara gömdük ve böylece onları insanlık için bir ibret yaptık. biz, zalimler için çok acı bir azap hazırladık. (ankebut/14)
devamını gör...
ölümden sonra neler oluyor sorunsalı
ölmüş olan yazarlar başlığı bir aydınlatırsa seviniriz, insan merak ediyor sonuçta.*
devamını gör...
sanat
tanımı yıllar önce (bkz: francis bacon) yapmıştır.
"sanat, tabiata ilave edilmiş insandır."
aksi bir görüş için; (bkz: lucius annaeus seneca)
"sanat, tabiata ilave edilmiş insandır."
aksi bir görüş için; (bkz: lucius annaeus seneca)
devamını gör...
gece olduğunda duyguları daha yoğun hissetmek
hastalık, üzüntü, heyecan, pişmanlık gibi duyguları gece daha yoğun hissederiz. acaba kendimizle gerçekten baş başa kaldığımız tek an geceleri olmasından mıdır?
devamını gör...
suudi arabistan'da ezanın sesinin kısılması
ezan sesinden rahatsız olmuyorum, birçok kişi de olmuyordur ama çok yüksek sesli ezan sesinden rahatsız oluyorum. ayrıca son birkaç yıldır hoparlörlerin sesi ekstra arttı, kulağımdan kaçmadı. bunu şimdi söylesek kafir derler, ateist derler. bıktırmayım insanları, soğutmayın.
bize de gelmesini temenni ettiğim eylem.
bize de gelmesini temenni ettiğim eylem.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarından yarım kalmış öyküler
elindeki cam kasenin kenarından sarkan kiraz tanesine uzandı. tam ağzına götürmek için başını kaldırdığı an birden gözü önündeki karartıya takıldı.
kase yavaşça parmaklarının arasından kaydı.
hızlıca zemine çarptı. evdeki soğuk sessizliği kalebodura çarpan camın sesi kapladı.beyaz zemin yerini yavaş yavaş kırmızılığa bırakıyordu.
kase yavaşça parmaklarının arasından kaydı.
hızlıca zemine çarptı. evdeki soğuk sessizliği kalebodura çarpan camın sesi kapladı.beyaz zemin yerini yavaş yavaş kırmızılığa bırakıyordu.
devamını gör...
çamaşır suyu ile tuz ruhunu karıştırmak
ismen karıştırmak zor. çünkü kullanım yerleri farklı. eğer fiilen karıştırılmak ise kastedilen; aman diyim.
devamını gör...
pasha
sözlük polisi araştırmalarını sürdürüyor.
devamını gör...
at hırsızı (yazar)
kadirşinas bir yazardır. zarif ve kendini bilen biridir. kalp kırmaz küçüğünü hiç incitmez. sohbetiyle ağabey kardeş sevgisini hissettirir. sözlüğün bana kazançlarından biri diyebilirim. ayrıca marul kafali olmasi sempatimi kazandırmada rol oynamıştır. iyi ki varsin patagonyalı...
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
mani pişiyormuş geliverdim
bir tuzla bir şeker katıverdim
baktım aş tadı yerine gelmiş
bir dörtlük de ben yazıverdim
bir tuzla bir şeker katıverdim
baktım aş tadı yerine gelmiş
bir dörtlük de ben yazıverdim
devamını gör...
çok takipçisi olduğu halde bir numarası olmayan yazar
normal yazardır.
siz bu sözlük mevzusunda ne bekliyorsunuz anlamıyorum.
ne numarası olacak anlamıyorum.
yazı yazıyoruz işte ne numaramız olacak.
siz bu sözlük mevzusunda ne bekliyorsunuz anlamıyorum.
ne numarası olacak anlamıyorum.
yazı yazıyoruz işte ne numaramız olacak.
devamını gör...
günün sosyal medya ünlüsü
12 mart günün ünlüsü yazarlarımız;
twitter ünlüsü: lol
instagram ünlüsü: armysuzy
oldu. (bkz: kocaman alkış)

twitter ünlüsü: lol
instagram ünlüsü: armysuzy
oldu. (bkz: kocaman alkış)

devamını gör...
