asya, avrupa ve afrika kıtasının 3'ünü kapsayan genel isimdir.
devamını gör...

“hayatımda hiç açık giyinmedim. öyle omuzlarımı bile göstermek falan hiç bana göre değil. ‘sol muhafazakar’ diyorlar ya hani, işte ben tam oyum. sevmiyorum açık giyinmeyi, bana ayıp geliyor. hatta açık giyinen bazı insanları görünce şok oluyorum.”
şeklinde bir açıklama yapmış.
bana ayıp geliyor dediği için linçlemişler. kadın sadece kendi fikrini söylemiş. bence linç etmelerinin bir mantığı yok.
devamını gör...

1882-1967 yılları arasında yaşamış amerikalı ressam ve grafiker. çağdaşlarının aksine kübizm gibi akımlardan değil idealizm ve gerçekçilikten etkilenmiştir, bu yüzden de yaşamı boyunca hak ettiği ilgiyi görememiştir.*

en bilinen eseri nighthawk için walter wells ismindeki eleştirmen ernest hemingway'in "a clean, well-lighted place" isimli öyküsünün etkilerini gördüğünü söyledi ve "hem resim hem de hikâye, tanrısız ya da manevi avuntusuz bir dünyada, en büyük geceye karşı (örn. ölüm) duran bir mabedi temsil ediyor." diye ekledi.

hopper'ın resimlerindeki en güzel şey ışıktır bence. zaten gerçekçi çizimleri insanın içine işliyor bir de ışığı çok etkili kullanmasıyla birlikte baktığınız resmin içinde hissediyorsunuz. bu dediğime bazı yönetmenler de katılmış olacak ki filmlerinde hopper tablolarından etkilenmişler. ikisi burada listelenmiş.
nighthawks
chop suey
automat
devamını gör...

benim muzdarip olduğum bir konu. sevgilimle 5 kere buluşsak 4'ünde abisi oluyor. gelmişsin 30 yaşına rahat bıraksana bizi.
sevgilimle abisinin yanında ben kendimi 3. teker gibi hissediyorum.
geçen hastaneye gitmem gerekti abisi de benim gideceğim güne randevu almaya falan çalıştı.

(bkz: ukde bırakmak yerine tanıma istek yazmak)
devamını gör...

insanlık suçu işlemiş gibi davranmayın , kendileri seçemiyor artık kabullenin derim . ben de bir akrep erkeği olarak ikizlerin yanındayım .
devamını gör...

bir can yücel şiiri.



''özledim seni...
ayrılık yüreğimi uyuşturuyor karıncalandırıyor nicedir.
beynimi uyuşturuyor özlemin...''
devamını gör...

ne bir babayım ne de bir çocuğum var, bir kız çocuğu ve pek çok sorunlu baba kız ilişkisine tanıklık etmiş biri olarak yazacağım.

kızınızı sevin, sevginizi göstermekte cömert olun. bir gün sizden görmediği sevgiyi telafi etmek için olmadık adamlar alır hayatına, üzülürsünüz. kızınız da üzülür. inanın bu sevginizi gösterirken hissedebileceğiniz minicik utangaçlıktan daha acı olur.

kızınıza birey olmayı öğretin. her an yıkılacak, başkasına yaslanmazsa hayatı son bulacak sanmasın kendini. kendine yetmeyi öğretin kızınıza, ayakları sapasağlam bassın dünyada. kendini hayatta nasıl konumlandıracağını bilsin.

olur olmaz bağırıp çağırmayın, sizi örnek alabilir ya da sizden sonra bütün dünyaya korkulu gözlerle bakabilir. her iki durumda da hem sosyal hayatında hem de iç dünyasında sorunlar yaşar.

oturup konuşun kızınızla, sizi aşılması gereken bir duvar zannetmesin. bilsin ki, derdini de sevincini de paylaşabileceği bir babası var.
fikirlerine değer verin, dinleyin kızınızı. babasının bile kulak vermediği bir çocuk tüm hayatı boyunca değersizlik duygusuyla boğuşabilir. sizinle konuşabileceğini bilsin her zaman.

bir eylemi yapıp yapmayacağına karar verirken ölçütü babasının kızıp kızmayacağı değil kendi değerleri olsun. bir gün ona kızacak bir babası olmadığında savrulur o çocuk. kendinize bağımlı yetiştirirseniz hep birilerine bağımlı yaşayabilir. bu siz olmazsanız x olur, y olur.

kızını dövmeyen dizini dövmez efendim, yok öyle bir şey. çocukluğunda babalarından şiddet görmüş pek çok tanıdığım ergenlik döneminde ciddi problemler yaşadı. lütfen şiddetin hiçbir türlüsüne başvurmayın.

son olarak, en başta söylediğimi tekrarlayacağım: sevin efendim kızınızı!
devamını gör...

filipinler'de amerikan sömürgesi zamanından kalma askeri jeep'lerin, filipinliler tarafından boyanıp, bakımlarının yapılmasıyla kullanılmaya başlanan minibüs işlevi gören araçlardır.
devamını gör...

"baktım rüzgarsın sen, baktım çamaşır ipini zorluyorsun."

julio cortázar'ın adını duyduğum an bir sarı çiçek öyküsünden söz edileceğini fark etmiş olmanın garip burukluğunu içimde bir yerde hissettiren şiir gibi bir film. ah be leyla, ıslık çalamayışın bile ben, sanki bir harf ve biraz metanet ile kaçırmış gibiyim sen olmayı ve tabii benim yazdığım şiirler barış bıçakçı'nın elinden çıkmadı. bu filmi nasıl anlatsam bilmiyorum. hani kalabalık, gürültülü bir masanın ortasında aniden bütün sesler kesilir ya; sanki masada biri ölmüş gibi derin bir sessizlik çöker sanki cenaze eviymiş gibi. bu filmi buna benzetiyorum. burası oldukça dengesiz bir dünya ama inanıyorum ki yaşamaya değer bir şeyler bulacağız elbet. bir sarı çiçek öyküsünde şöyle bir cümle var altını çizdiğim: "bizler için bir daha hiç çiçek olmayacaktı, bir daha hiçbir şey olmayacaktı, hiç ama hiçbir şey, hiçlik de buydu işte, bir daha hiç çiçek olmaması."

yavuz için de böyleydi sanırım. filmin sonu ne kadar belirsiz gibi görünse de onun için bir daha hiç çiçek olmadı gibi geliyor bana. belki ben fazla karamsarım ama şiirde dediği gibi barış bıçakçı'nın ve leyla'nın; işte yitirdik bütün taşlarımızı darmadağınık oyun tahtası. biz mi umut için çok geç kaldık yoksa hayat zaten umutsuz bir şey midir bilemiyorum.

edit: imla
devamını gör...

dünya üzerindeki her pisliğin sebebi olan en gereksiz varlık.
devamını gör...

tanım: yanlışlanabilir doğrular bütünü.

bilimi bilim yapan, ürettiği doğruların yanlışlanabilir doğrular oluşudur. yanlışlanabilirlik, illa ki yanlışlanacağını değil, bunu bir potansiyel olarak barındırdığını ifade eder. karl popper'ın teorisine göre, bilimi diğer tüm disiplinlerden ayıran da budur. popper, yanlışlanabilirlik ilkesi üzerinden, başta freud ve marx olmak üzere pek çok "sosyalbilimciyi" topa tutar. ben ise bu konuda yorumsuz kalacağım. freud da yorumsuz kalırdı bence.
devamını gör...

bugün günlerden abur cubur serbest günü efendim. basit ama bana iyi geliyor. arada insan kendini ödüllendirmeli zira hayat bu sıra ödüller konusunda çok cimri. *
devamını gör...

90'lı yıllardaki şarkıların yerinin ayrı olduğunu hissedenlerin ve bunları sevenlerin bıraktığı şarkılardan oluşan başlıktır.*

(bkz: arnavut kaldırımı)
buradan

(bkz: sevme zamanı)
buradan

(bkz: zalim)
buradan

(bkz: sevdik sevdalandık)
buradan
devamını gör...

herhangi anormal dokuyu ifade eden kelime. (kitle, yara vb.)

latince laesio( hasar) kelimesinden gelir.
devamını gör...

ortalama 6-7 dilde sallayarak konuşabilirim. yusuf güney misali.
devamını gör...

her akşam yatmadan önce kullandığım masal..bir kremi varmış bir merhemi yumuşacık edermiş elleri..
(bkz: reklam sloganı)
devamını gör...

bir şiir yeter mesela. ya da güzel bir söz, sen seversin diye alınan küçük hediyeler. mutlu olmak bu kadar kolaydır dostlar.
devamını gör...

kendisini ''alone'' şiiri ile tanımıştım. bana şiiri sevdiren şairlerden biridir. huzur içinde yat poe.

--- alıntı ---

''from childhood's hour ı have not been
as others were—ı have not seen
as others saw—ı could not bring
my passions from a common spring—
from the same source ı have not taken
my sorrow—ı could not awaken
my heart to joy at the same tone—
and all ı lov'd—ı lov'd alone—
then—in my childhood—in the dawn
of a most stormy life—was drawn
from ev'ry depth of good and ill
the mystery which binds me still—
from the torrent, or the fountain—
from the red cliff of the mountain—
from the sun that 'round me roll'd
ın its autumn tint of gold—
from the lightning in the sky
as it pass'd me flying by—
from the thunder, and the storm—
and the cloud that took the form
(when the rest of heaven was blue)
of a demon in my view—''

--- alıntı ---
devamını gör...

sigara içenlerin yanında su içmeye çalışan
devamını gör...

sanıldığım şey.

alıntı yaptığımda, bir başka sözlüğe daha önce yazdığım şeyleri alıntılarım genelde, onu da belirtirim "bir başka sözlükteki kendi yazımdan alıntıdır" şeklinde. nadiren de viki'den falan almışsam, onu da belirtirim. onun dışında yazdıklarım, okulda eğitimini aldığım, kitaplarda okuduğum, videolarda izlediğim her şeyin bir kombinasyonu olduğundan kaynak belirtmemin imkânı yoktur pek. bugüne dek okuyup izlediğim her şeyin hangi birini hangi başlıkta belirteyim?

tabi tarihleri ve isimleri bir yerlerden bakıp yazmak zorundayım elbette. yani bir şeyin keşif yılını ya da keşfeden insanın kızlık soyadıyla beraber tam ismini aklımda tutamam. fakat sorun bana fiziği, kimyayı, kuantumu, astronomiyi, bülbül gibi şakırım *

edit: bir yerden copy+paste olduğundan şüphelendiğiniz bir yazıyı kontrol etmek kolay. yazının içerisinden bir cümlenin tamamını alıp google'a yapıştırın. bire bir aynı cümlenin geçtiği bir site varsa, o yazı oradan alınmıştır. yalnız yazının tamamını kontrol edip diğer cümlelerin de aynı olup olmadığını kıyaslamanız gerekir. bu da burada bilgi olarak bulunsun.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim