küçük masa vardı da biz mi oturmadık ?
devamını gör...

devletlerin strateji üretirken iç meselelerine dikkat etmeleri gerekir. hemen hatalarımıza dair iki örnek vereyim.

örneğin biz, ülkemizdeki kürt meselesini hiç umursamadan filistin meselesine dahil olduk. netenyahu'nun oğlu sözde kürdistan bayrağıyla yanıt verdi. kaynak. keza ukrayna meselesine de dahil olunca rus dışişleri sözcüsü zaharova "türkiye'nin çözülmemiş etnik, dinsel sorunları var; dikkat çekmek durumunda kalırız" açıklamasını yapmıştı. ve "kırım hatay'a benziyor" diye eklemişti.
kaynak.

türkçe şartı aranmadan mesleki eğitim verilmesi kararı başka sorunlara kapı açabilir. anadilde eğitim isteyen kürtler şimdi çıkıp 'demekki mesleki eğitimde türkçe şart değilmiş' diyebilir. suriyelileri mutlu etmek adına bu zamana kadar anadilde eğitimin sakıncalarına değinen argümanlar boşa çıkabilir. adamlar 'elin suriyeli göçmenine bu hak var da kürde niye yok' derse artık kim ne diyebilir? netice itibariyle meslek eğitimi sadece göçmen kamplarında verilmiyor, meslek liselerimiz ve meslek yüksekokullarımız da var.

burada mesele bu hakkın verilip verilmemesi değil. milliyetçi geçinen bir iktidarın türkçe şartını kaldırması, bunu yaparken de siyasi sonuçlarını değerlendirebilecek kapasiteden yoksun olması. tıpkı kukla gibi oynatıldıkları dış politikada yaptıkları gibi. gerçekten artık devlet kalmadı, hatta hükümet de kalmadı. bir grup devleti istediği gibi yönetiyor. bir kişi istediği kararların altına imza atıp istediğine atmıyor. ne plan var ne strateji. bu durum ülkemiz adına ciddi bir güvenlik riski doğuruyor.
devamını gör...

çünkü türkiye'nin yaklaşık %40'ı asgari ücretle çalışıyor, dolayısıyla devletin en kolay vergi cukkalayabileceği vatandaşın gelir kalemi bu.

bir diğer sabit gelir kalemi akaryakıt, alkol, sigara, araba alırken ötv var birde onun kdv'si var, var oğlu var. buralardan da kolayca alabiliyor zaten.

bir diğer neden kodaman iş insanlarından, kallavi şirketlerden vs olması gerektiği gibi vergi toplayamaması ya da doğru tabirle toplamaması. her fırsatta her yıl kar açıklayan bankaların ve büyük şirketlerin hatta futbol kulüplerinin vergilerini silmesi.

müslümanlık ve islamiyet kisvesi altında, halk nasıl gondiklenir, yandaşlar nasıl zengin edilir, bir büro çalışanı o lüks araçlara nasıl biner, nasıl kilogram fiyatı 250 bin euro (ki bu yüklü alınırsa fiyatı) olan kokaini nasıl çekebilir sorularının yanıtı da bu asgari ücret vergisinde gizli.

rahmetli aziz nesin türk halkının %60'ı aptaldır derken ne kadar doğru söylemiş, son 20 yıldır bu soyguncu ümmet tayfasının iktidarda kalabilmesi başka şekilde açıklanamaz.
devamını gör...

peşin not: bu tanımı yazdım ancak komunist veya sosyalist bir görüşe sahip değilim. tanımın içerisinde kullandığım dil sizi yanıltmasın.

vladimir ilyiç ulyanov. sovyet sosyalist cumhuriyetler birliği'nin öncüsü, sovyet federatif cumhuriyetler birliği'nin kurucusu, ekim devrimi kahramanı ünlü sosyalist devlet adamı. daha sonra komunist olarak nitelemiştir.

"lenin" soyadını alışı hakkında birçok iddia vardır. bunlardan en bilindik olanı 1912 yılında sibirya'da lena nehri'nin yanında öldürülen işçileri görüp, onların anısına bu soyadı kullanması. bazen de devrim'in başlangıç yeri lena ırmağı olarak kabul edildiğinden (aslında leningrad'tır,(st. petersburg) fakat biraz sembolik bir olay bu) lenin soyadını almıştır denir.
fakat gerçek şu ki lenin bu soyadı bu olaylardan önce de kullanmıştır. 1900 yılında sibirya'da sürgünden döndüğünde 1901 yılında acilen yurtdışına çıkmak ister. fakat pasaportu yoktur. bunun üzerine devlet müşaviri n. lenin'in oğlu o. lenin gizlice babasının pasaportu vladimir ilyiç'e verir ve lenin bu pasaportla yurtdışına çıkar. daha sonra adının başındaki "n" ibaresini kaldırır ve lenin olarak kalır.

lenin 22 nisan 1870'de simbirsk'te doğdu. simbirsk'in adı daha sonra onun hatırasına ulyanovsk olarak değiştirildi. sovyetler yıkıldığında tıpkı leningrad'ın adının yeniden st. petersburg yapılması gibi, ulyanovsk'un adının da simbirsk yapılmasına karar verildi. fakat ulyanovsk halkının verdiği büyük tepkiler sonucu bu engellendi. bugün ulyanovsk hala ulyanovsk olarak durmakta.

lenin'in ailesi serfliğin (köleliğin) kaldırılması ile özgürlüğüne kavuşmuş bir soydan gelir. (ilya ulyanov, maria alexandrova) babası fizik öğretmeniydi. 1869'da simbirsk okullarına müfettiş olarak atandı. lenin bu sırada doğdu. daha sonra simbirsk ilköğretim müdür oldu ve 1886'da beyin kanamasından öldü. bu lenin'in hayatında yaşadığı üç büyük trajediden ilkidir. buraya da bir parantez açmak istiyorum, lenin türk'tü söylemleri aslında kısmen doğrudur. babası çoğunlukla türklerin bulunduğu astrakhan'da doğmuştur. hakkındaki görsellerde de hafif çekik gözlü olduğu görülmekte. ancak lenin'in soyu sadece orta asya türkleri'ne değil onlarca ırka dayanıyor. yahudi, iskandinav, türk, oyrat, rus vb. bu olayı incelerken şöyle düşünmemiz gerekiyor. astrakhan bir türk şehri (idi) fakat bu ilya ulyanov'u kesinlikle türk yapmaz, çünkü astrakhan o dönem rusya'daydı ve oradaki herkes ruslaşmıştı. tıpkı atatürk'ün selanik'te doğup, yunan olmaması gibi düşünün bu olayı.
yani lenin rus'tur. atatürk de türk'tür.

neyse, annesi de öğretmendir ve ekim devrimini göremeden ölmüştür. (1 yıl önce).

lenin'in 6 kardeşi vardır. bunlardan 2'si kendisinden büyüktür, diğerleri küçüktür. büyük olan ağabeyi alexandr ulyanov "narodnaya volya" (halkın iradesi) örgütüne üyeydi ve çara düzenlenen bir suikaste adı karıştı. 19 yaşındayken idam edildi. bu lenin'in yaşadığı 3 büyük trajediden ikincisi idi. daha sonra kardeşi olga ulyanov, st. petersburg'ta eğitim alırken, aniden tifodan hayatını kaybetti. bu da yaşadığı üç trajediden üçüncüsüdür.

lenin'in devrimci fikirleri ağabeyi alexandr'dan aldığı düşünülüyor. fakat lenin'in ailesindeki herkes devrimcidir. mesela öğretmen olan babası ilya ulyanov eğitimin herkese eşit ve bedava sunulması gerektiği savunuyordu. diğer kardeşleri de pravda ve iskra'nın kuruluşunda rol oynamış, çeşitli devrimci faaliyetlerde bulunmuştur. bu alexandr'dan önce de alexandr'dan sonra da böyle devam etmiştir. yani lenin'e ailece devrimci diyebiliriz.

lenin de o devrimcilerden biri idi ve marksist-devrimci faaliyetlerinden ötürü kazan üniversitesinden atıldı. daha sonra st. petersburg hukuk fakültesine kayıt oldu ve avukatlık yapmak için lisans aldı. (1891) daha sonra (1891) samara'ya çalışmaya gitti ve 1893'te yeniden st. petersburg'a geldi. artık çalışmak veya kariyer yapmak istemiyordu. marksizm üzerine ilgileniyordu. bu bağlamda 1895'te arkadaşlarıyla birlikte "işçi sınıfının kurtuluşu için mücadele derneği"'ni kurdu. işçilere yapılan zorbalığa son verilmesini, çalışma saatlerinin kısaltılması gerektiğini haykırdı. bunun üzerine 7 aralık 1895'te tutuklandı. 14 ay hapis yattıktan sonra sibirya'ya sürüldü. burada kendisi gibi devrimci olan nadejda krupskaya ile 1898 yılında evlendi. 1900 yılında sürgünden döndü ve 1901 yılında yurtdışına çıktı. prag, zürih, münih, londra gibi birçok yerde markiszm üzerine çalışmalarını sürdürdü. burada daha sonradan rakibi olacak olan (bkz: julius martov) ile karşılaştı ve beraber iskra'yı kurdular. daha sonra (bkz: rusya sosyal demokrat işçi partisi)ni kurdular. fakat lenin'in 1903 yılında çıkarttığı (bkz: şto delat) (bkz: ne yapmalı) kitabı ile parti içinde ayrışmalar yaşandı. lenin'e göre parlementer sistem işçileri oyalamak için oluşturulmuş bir yönetimdi. çünkü burjuva kesimin oyları ile seçilmiş parlemento üyeleri halka hiçbir şey sunmayacak ve burjuvaya yaranacaktı. bu da çok doğru. ama lenin yine de sisteme tam olarak karşı değildi. işcileri temsil eden görevliler olursa ve işçiler de oy kullanabilirse sistem kabul edilebilirdi. öteki türlü hiçbir sorun çözüme kavuşmuyordu. ki halkın nasıl bu durumdan bıkkın olduğu 1905 ayaklanması açık ve net bir şekilde görüldü.

parlementer sistemi ve martov'u destekleyen menşevik (azınlık) lenin'i destekleyenler ise bolşevik (çoğunluk) olarak ayrıldı. fakat devrim sırasında menşeviklerin birçoğu da bolşeviklere katıldı. örnek vermek gerekirse (bkz: lev trotsky)

tüm bunların üzerine 1906'da lenin rusya sosyal demokrat işçi partisi'nin başkanlığına seçildi. 1907 yılında finlandiya'ya orada prag'a daha sonra paris'e ve en son zürih'e gitti. burada çeşitli toplantılara, konferanslara katıldı. lenin'in paris'te kaldığı dönemi anlatan, (bkz: lenin paris'te) adlı bir film vardır.

1. dünya savaşı çıktığında isviçre'deydi. savaş sırasında avrupa'nın diğer sosyal demokrat, sosyalist partileri emperyalist savaşa destek verdi ve emperyalizm'e hizmet verdiler. bunun üzerine lenin partisinin adını rusya sosyal demokrat işçi partisi iken (bkz: komunist parti) olarak değiştirdi. (nisan 1917.) (nisan tezlerinin yayınlanması ile birlikte) ve kendilerini onlardan ayrı tuttu. çünkü lenin'e göre askerler silahlarını hiç tanımadıkları diğer masum askerlere değil, onlara bu cinayetleri işlettiren emperyalist liderlerine ve efendilerine doğrultmaydı. tüm bunların ışığında 2. enternasyonel'den ayrıldı.

savaş devam ederken, şubat 1917'de st. petersburg'ta ağır çalışma koşullarına, fakirliğe vb. birçok şeye karşı bir isyan başladı. kadınların başlattığı isyan, büyüdü ve işçiler de katıldı. daha sonra rus ordusundan askerler de isyana başladı. bu isyanın başlamasında müttefik kuvvetlerin rusya'ya gıda yardımı gönderememesi de etkilidir. bu bağlamda 1915'te (bkz: çanakkale cephesi) açıldı, baltık denizi'nden teşebbüslerde bulunuldu fakat başarısız oldu. rusya'da insanlar açlıktan kırılmaya başladı. bir tarafta virüs, ağır çalışma koşulları, açlık, fakirlik, yaşanmamış hayatlar diğer tarafta zengin züppeler. burjuvalar...
isyan'ın üzerine (bkz: çar 2. nikolai) tahttan çekildi ve tahtı prens mihail'e bıraktı. fakat mihail isyancılara, olan korkusundan dolayı tahta geçemedi. böylelikle monarşi bitti ve geçici hükümet kuruldu.

isyan ve yeni hükümetin kurulması haberlerini alan lenin, hemen isviçre'den (bkz: uzaktan mektuplar)ı gönderdi. burada partiye izlenecek yolu çiziyordu. geçici hükümete kesinlikle destek verilmemesi gerektiğini belirtti. devrim büyümeli ve tam bağımsız bir işçi devleti kurulmalıydı. bu nedenle rusya'ya geri dönmeliydi fakat 1. dünya savaşı'nın ortasında, isviçre'de sıkışıp kalmıştı. bunun üzerine isviçreli komunist (bkz: fritz platten) alman hükümeti ile lenin'in ve yoldaşlarının rusya'ya trenle seyahat edebilmesi için anlaşmaya vardı. almanya'nın bu teklifi kabul etmesinin nedeni doğu cephesi'ni kapatıp, bir an önce tüm birlikleri batıya çekerek, 1. dünya savaşı'nı kazanmasıydı. lenin bu durumdan istifade ederek almanya'dan feribotla isveç'e geçti. buradaki yolculuğu da yine komunist yoldaşları tarafından hazırlanmıştı. isveç'ten de sonra finlandiya'ya daha sonra da nisan 1917'de leningrad'a (st. petersburg'a) geldi. (o dönemki adı petrograd'tı) tren istasyonunda halka bir konuşma yaptı. geçici hükümete kesinlikle ve kesinlikle destek verilmemesi gerektiğini bildirdi. hemen ardından yayınladığı (bkz: nisan tezleri) ile izlenecek yolu gösterdi. bu tezlerde burjuva hükümetinin devrilmesi gerektiğini, işçi ve köylüleri temsil edecek sovyet iktidarının kurulması gerektiğini, 1. dünya savaşı (emperyalist savaş olarak adlandırır.) sırasında avrupa’daki neredeyse bütün sosyal demokratların kendi hükümetlerinin savaş politikalarını desteklemelerinden ötürü sosyal demokrasinin önemini yitirdiğini, bu nedenle rusya sosyal demokrat işçi partisi olan partinin adının komünist parti olarak değiştirilmesi gerektiğini belirtti.

lenin'in almanlarla anlaşıp, rusya'ya gelmesi almanlara kötü durumdan dolayı verilen tavizlerden ötürü, (bkz: alexandr kerenski) ve lenin muhalifleri, lenin'i ve diğerlerini alman uşağı olarak yaftaladı. bunun üzerine 17 temmuz'da troçki şöyle bir konuşma yaptı:

"öyle dayanılmaz bir hava yaratıldı ki artık ne siz ne de biz nefes alamıyoruz. lenin’e ve zinoviev’e alçakça iftiralar atılmakta. lenin devrim için otuz yıldır mücadele ediyor. ben yirmi yıldır halkın ezilmesine karşı mücadele verdim. bunun sonucunda alman militarizmine karşı, nefretten başka bir duygu beslememiz söz konusu bile olamaz. alman militarizmine karşı mücadelem nedeniyle bir alman mahkemesi tarafından sekiz ay hapis cezasına çarptırıldım. bunu herkes bilir. bu salonda bulunan kimse bizim almanların paralı uşağı olduğumuzu söylemesin."

bu sıralarda gösteriler ve isyanlar artarak devam etti. alexadr kerenski önderliğindeki geçici hükümet bu gösterileri çok acımasız bir şekilde bastırdı. bu da isyanların daha da büyümesine yol açtı. (bkz: pravda) gazetesi basıldı, sol görüşlü matbaalar kapatıldı, lenin hakkında idam kararı verildi ve ortam iyice gerildi. güvenlik amaçlı lenin kılık değiştirdi ve finlandiya'ya gitti. ancak çalışmalar devam ediyordu. temmuz ayı sonunda (bkz: devlet ve devrim) adlı eserini yayınladı. gizlice yapılan 6. kongre'de enternasyonalistler bolşeviklere katıldı.
lenin yeniden petrograd'a geldi ve merkez komite'de devrim'in gerekli olduğunı vurguladı. devrime karşı direnenleri tehdit etti. 16 ekim günü yapılan oylamada 10-2 oyla devrim kararı alındı ve bolşevik ihtilali başladı.

silahlı mücadeleler 7 kasım 1917'de petrograd/st. petersburg/leningrad artık hangi adı kullanmak istiyorsanız, orada başladı :) aslında o dönemki adı petrograd'tır. devrimden sonra leningrad olmuştur ancak şehrin asıl st. petersburg'tur. 10.000 kadar kızıl muhafız 8 kasım'da kışlık sarayı'nı ele geçirdi. aslında devrim kasım'da başlamasına rağmen ekim devrimi olarak adlandırılıyor, bunun nedeni merkez komite oylamasının tarihi değildir (16 ekim). bunun nedeni (bkz: jülyen takvimi)nde 7 kasım'ın ekim ayına denk gelmesi.

iktidarın devrilmesi ile lenin çarlık döneminden kalma borçların ödenmesini reddetti. bir dizi reform ve yenilik yaptı. çocuk işçi çalıştırılmasını yasakladı, soyluluk ünvanlarını kaldırdı, çalışma saatlerini 8 saate indirdi. "komünizm, sovyet iktidarı ile tüm ülkeye elektriğin ulaştırılmasıdır." dedi. "sanayinin modern ve ileri teknoloji üzerinde örgütlenmesinin ve kent ile kırsal arasında bağlantı sağlayacak olan elektriğin yaygınlaştırılmasının kent ile kırsal arasındaki ayrımı ortadan kaldıracağını, kırsaldaki kültür düzeyini yükseltmeye olanak sağlayacağını ve ülkenin en ücra köşelerinde bile geri kalmışlığı, cehaleti, yoksulluğu, hastalığı ve barbarlığı yok edeceğini köylülere göstermeliyiz." dedi. ücretsiz evrensel bir sağlık sistemi önerdi. tüm bunlara "ama onlar dinsiz, ama onlar komunuk." diyerek karşı çıkan anadolu insanı da ezilmeyi sonuna kadar hak ediyor. kısacası lenin ruslara güneşli günler gösterecekti fakat henüz iç savaş bitmemişti.

(bkz: bretz-litowski antlaşması) imzalanmak zorunda kalındı. almanlara ve osmanlı'ya önemli tavizler verildi. bu bazılarını huzursuz etti. parti içi bölünmler başladı. bir dizi kötü olay yaşandı. fakat bu tavizler geri alınacaktı. daha sonra yabancı güçler sovyetler'i yıkmak için örgütlendi, sovyetler de daha sonra adı (bkz: kgb) olacak olan (bkz: çeka) adlı güvenlik kurumunu kurdu. sonrasında troçki'nin yönettiği beyaz ordu, polonya, ukrayna savaşları derken lenin 21 ocak 1924'te öldü. iç savaşa fazla değinmeden sadece iç savaş ile ilgili kızıl ordu'nun bir marşını buraya bırakmak istiyorum:


lenin'in ölüm nedeni almanlara verdiği tavizlerden ötürü bir rus tarafından suikaste uğraması ve kurşunun omuriliğine gelmesi ile ilintilidir. lenin o saldırıdan sağ kurtulmuş ancak kurşun o dönemin yetersiz imkanlarından ötürü çıkartılamamıştır. daha sonra kurşun ilerlemiş ve lenin geçici felç geçirmiştir. ilk felçten sonra iyileşmiş, yeniden felç geçirmiştir. ikinci felçte sağ tarafını kısmen kullanamaz hale gelmişti. yine de ayaktaydı derken üçüncü felci geçirdi ve tamamen yatalak oldu. bu sürede karısına vasiyetlerini yazdırdı. vasiyetlerinde stalin'in engellenmesi gerektiğini bildirdi. bu vasiyetname karısı tarafından duyurulmaya çalışıldı fakat stalin bunu engelledi ve halkın bilmesinin önüne geçti, daha sonra troçki'yi de sürgüne yolladı ve çarlık rejimini resmen geri getirdi
devamını gör...

bir eylem.

fakat ben onunla bırakmam işi. dayanamam; kaşını, gözünü, kulağını öperim. uyumaktan dolayı, fırından yeni çıkmış poğaça gibi sıcacık olmuş bir kediye asla hayır diyemem.
devamını gör...

mutluluğu çalan üç tuzak vardır: geçmiş için pişmanlık, gelecek için kaygı ve şimdiye nankörlük! kendinizi değiştirmenin ne kadar zor olduğunu düşünün ve başkalarını değiştirmek için sahip olduğunuz fırsatların ne kadar önemsiz olduğunu anlayacaksınız.

dört şey geri gelmez: atılan taş... söylenen söz... kaçırılan fırsat... ve geçen zaman.
devamını gör...

jose mauro de vasconceles'in 12 günde yazdığını söylediği kitaptır. elimde eski bir basımı bulunan bu yönüyle de beni ayrıca mutlu eden bir kitaptır hem de.
kitabın kapağını her açtığımda ilk kez okuyormuşum gibi hissederim. kötü şeyler, üzücü şeyler anlatıyor aslında ama zeze'nin tatlı dünyası kitabı güllük gülistanlık yapıyor benim için.
ortaokula giderken okumuştum ilk galiba şimdiki gibi popüler değildi tabi o zamanlar. birilerine tavsiye veriyordum heyecanla zeze'nin hüznünü başkalarıyla da paylaşmak istiyordum. kimse okumamıştı. ilk okuduğum zamanki kadar büyülü bir kitap değil benim için çok daha etkileyici kitaplar okudum çünkü. ama şeker portakalı kadar her yaşa hitap edeni zor bulunur.

portekizlinin öldüğü kısımda zeze gibi yıkılmıştım.
ve şeker portakalının olmadığı bölüm bende de yok.*
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bir insanla evlenmektir.
kişilere yüklediğimiz sıfatların kaynağı kendi çöplüğümüzün en pis noktalarından biridir.
biz ne dersek diyelim karşıdakinin insan olduğu* gerçeğini değiştirmez!
devamını gör...

her çocuk özelse özel olmanın bir anlamı kalmayacağından hiçbir çocuk özel değildir'e varan önerme
devamını gör...

tatlış ve ponçik bir insandır, abartmadıkça kimseye lanet falan da yollamaz. seviyoruz kendisini. :)
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

evrim, tek başına bir fikir, bir teori ya da bir kavram değil, gerçekleşmesi ve kimsenin çürütemeyeceği bir şekilde kanıtlarıyla belgelenmiş olan bir doğa yasasıdır. sanıldığının aksine evrim teorisi, doğa yasası olan evrimin nasıl olduğunu açıklar ve bu doğa yasasını kaplar ve yine sanıldığının aksine teoriler kahvede üretilmiş, "ekonomi çok iyi yeğenim" tarzı argümanlar içermez.
devamını gör...

feminist: kadın ve erkek eşitliğini savunur.
feminist dediğiniz feminazi kadınlar, kadınların üstünlüğünü savunur.
devamını gör...

otomobil….normalde ulaşım aracıyken statü sağlamak için kullanılıyor.
devamını gör...

kimse yazmamış ben yazayım.

(bkz: aşkla bakan)
*
devamını gör...

hastalık hastalığı, aslında gerçek bir hastalıktır. hatta tıbbi adı “hipokondriyazis” dir ve bir tür takıntı hastalığıdır. bu hastalıkta hastanın takıntısı da haliyle “kendi sağlığı”dır. bu kişiler bedensel bir hastalığı olmasa bile doktorlara inanmaz ve mutlaka o hastalığın olduğunu savunurlar. mesela merdiven çıkarken nefes nefes kalsalar kesinlikle yolunda gitmeyen bir şey vardır ve yakın zamanda kalp krizi geçireceğini düşünürler. oysa tüm tetkikler temizdir ve böyle bir sorun yoktur. tedavileri de okb(obsesif kompülsif bozukluk) baz alınarak yapılmalıdır.
devamını gör...

ilk günler yaptığım ve şu anda da yaptığım sanılsa da aslında yapmadığım şey.

sabah kalkınca bir bakıyorum sözlüğe. sonra pc'de başka şeylere dalıyorum ama sekme açık kalıyor tarayıcıda. arada okuyup yazıyorum da ama bazen unutuyorum sözlüğün açık olduğunu orada. pc başından kalkıyorum, başka işler yapıyorum, dışarıya çıktığım bile oluyor. dönüşte bakıyorum ki sözlük açık. yani bazı günler sürekli online görünsem de aslında burada değilim.

ben aslında yoğuuuum...
devamını gör...

dun kurmus oldugum windows'un yeni isletim sistemi. acikcasi benim dibim dustu. sicagi sicagina gozlemledigim bir iki unsuru buraya ilistireyim;
arayuzunun tasarimina ba yil dim! cok daha sade, kullanilan renk tonlari da cok daha goze hos gelecek turde. tasarimin macos'un muadili oldugunu dile getiren kesim fazla, mac kullanmadigim icin benzetme/karsilastirma yapamayacagim. ama gorev cubugundaki baslat menusu olmak uzere, simgelerin yeni surumde ortaya kaydirilmasi denildigi gibi oldugunu gosteriyor. orta kisimda simgelerin bulunmasi, keza baslat menusu panelinin yine orta kisimda acilmasi bende olumsuz bir izlenim yaratmadi. aksine paneldeki program simgelerinin tasarimlari cok sade ve zarif olmus. panel penceresinin koselerinin kavisli olmasini da cok sevdim. ayrica ozellikle baslat menusunun orta kisimda bulunmasi buyuk ekran kullananlar icin buyuk kolaylik. ornegin tv'ye bagladigim bir kasam mevcut, tv ekraniyla solda minicik baslat dugmesine basmak bir eziyet resmen. su anki haliyle eziyet durumu bence ortadan kalkti.

arayuzunun gorumunden cok, beni cezbeden noktasi; bu isletim sisteminin dokunmatik ekran dostu olmasi. tasarimi ve kullanimi touch screen icin cok elverisli. acmasi, kapamasi, suruklemesi, kaydirmasi, buyutmesi, kucultmesi vs cok daha hizli ve akiskan...
sag alt kosedeki gorev simgeleri kucultulmus, goze de cok tatlis geliyorlar.
batarya dostu mudur, degil midir emin degilim ama ben bir sikinti gormedim acikcasi.

yeni sistemde en cok ses getiren ozellik coklu ekran taslagi ozelligi oldu. pencerenin sag ust kosesindeki "buyut" simgesine tiklandigi zaman farkli pencere dizilimleri cikiyor. dusuncesi oldukca guzel, ben kullanir miyim sanmiyorum. bu ozellikle daha cok cift ekran ve birden fazla programi ayni anda kullanacaklara yarayacak gibi gorunuyor.

bu arada widget uygulamasi da degismis. ben begendim acikcasi. ekstra olarak skype artik sistemde halihazirda bulunmuyor. onun yerine "teams" uygulamasi gelmis. oyun severler icin de guzel gelismeler mevcut-mus. auto hdr ozelligiyle oyunlar daha canli gorsel imkani sunacakmis lakin henuz guncellemesi de yapilmamis oyle deniyor. bunun yaninda xbox'a daha uyumlu oldugu soyleniyor vs.

sadede gelecek olursam; gercekten ben cok sevdim. su ana kadar ne bir donma ne bir kasma sikintisi da yasamadim. farkettigim ufak tefek degisiklikler var lakin daha da kesfettikce buraya editler eklemesini yaparim simdilik bu kadar yeter ama.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim