cinayet büro başkomiseridir. masa başında oturmaz, sinirlendiğinde masayı alıp kızdığı kişinin kafasında kırma potansiyeline sahiptir. amatör ligde top tekmelerken bazı sorunlardan dolayı eski hobisini ve işini bırakıp karısını doğrayan katilleri, çocuklara el uzatan tecavüzcüleri tekmelemeye başlamıştır. belki iyi bir adam olamamıştır, ama kimsenin adamı da olmamıştır.

ukdeydim doldum.
devamını gör...

kötülüğünden korkulan bir kişiden kendini korumak için, kin ve nefret duygularının saklanarak dost gibi davranmak, iyi geçinmeye çalışmak anlamına gelir. biraz korkaklık biraz da ikiyüzlülük içerir.
devamını gör...

fit ve pamuk şeker görünümlü kuş türü.
devamını gör...

namıdiğer ahmet mahmut ünlü isimli vaiz ve hafız. 7 adet kertenkele öldürenin cennete gideceğini iddia eden kişi. arkadaşlardan deneyip başaranlar varsa bizleri aydınlatabilir mi? mesela aynı anda ikili üçlü öldürürsek combo da geliyor mu?
devamını gör...

tabiri caizse cehennem soğuğunun yaşandığı yer.
devamını gör...

bir kere şunu kendinize kabul ettirin. '' ben diyet yapmıyorum ! ben düzgün besleniyorum, zararlı gıdaları hayatımdan çıkarıyorum.
*acıkınca yemek yiyin
* günde en az 45 dk civarı yürüyüş yapın. haftada 4-5 gün yeterlidir.
* ruh halinizi daha stabil tutmaya çalışın, mutlu olmaya, neşeli olmaya çalışın. böylece sıkılınca, sinirlenince, üzülünce atıştırma alışkanlığınız azalır.
*ve en önemli, kolay ama uygulaması zor olan şey; dedektif gibi olacaksınız. satın aldığınız her ürünün içeriğine bakacaksınız. içinde şeker, glikoz şurubu, mısır şurubu, aspartan bulunan hiç bir gıdayı yemeyin. hiç bir gıdaya şeker atmayın.

bu düzene 3 hafta inatla uyarsanız işin büyük bir kısmını başardınız demektir.

not: 40 kilo veren kardeşiniz olarak yazdım bunları.
devamını gör...

varolup olmadigi akademik cevreler tarafindan tartisilan fenomen. pax americana, amerika birlesik devletleri'nin, dunyanin bir numarali supergucu haline geldikten sonra saglanan goreceli baris donemine verilen isimdir. pax americana donemi, ikinci dunya savasi'ndan gunumuze uzanan donemdir. ikinci dunya savasi'ndan sonra amerika ve sovyetler birligi'nin guclerinin esitliginden ve yaratabilecekleri terrorun esitliginden dolayi bir dunya savasinin daha cikilmasinin onune gecilmistir. 1991 ile 2001 yillari arasinda amerika, hiperguc yani dunyanin tek buyuk ve sorgulanamz gucu olmus ve dunyanin jandarmasi gorevini ustlenmistir. bu teoriye gore, amerika'nin gucu baska hicbir guc tarafindan sinanamayacagi icin devletler barisi tercih etmislerdir.

pax americana'nin gercek olup olmadigi bir tartisma konusudur. ikinci dunya savasi'ndan gunumuze olan surecte, goreceli bir baris ve huzurdan yararlandigimiz dogrudur. ancak bunun nedeni her zaman amerika olarak gorulmez. mesela soguk savas donemi icin (bkz: balance of terror) ya da gunumuz icin (bkz: pax atomica). bunun yaninda, liberalizm ve institutionalism bu donemlerdeki barisi aciklamak icin kullanilir. artan ic savaslardan dolayi bazi uluslararasi ilskiler akademisyenleri, daha bariscil bir donemde yasamadigimizi da dusunmektedir.

tarihin baska donemlerinde de, superguclerin sagladigi baris ortami icin (bkz: pax romana), (bkz: pax mongolica), (bkz: pax ottomana), (bkz: pax britanica)
devamını gör...

hayalini kurduğun bir şeyi gerçekleştirme eşiğini gelince oyun bitiyor ve tüm tadı kaçıyor. mümkünse gerçekleşmeyecek hayaller kurun daha zevkli ya da ben sorunluyum.
devamını gör...

merhaba ali. dün gece bi çiftliğin önünden geçerken midillinin biri peşime takıldı. biraz kovdum, git lütfen bir gören olur dedim ama gitmedi. arabaya binerken bi baktım arka koltuğa oturmuş. sonra bi baktım benimle asansöre binmiş, eve gelmiş. yani her şey o kadar hızlı gerçekleşti ki yemin ediyorum fark etmedim.

aynı gece eve çevik kuvvet baskın yaptı. ters kelepçe falan taktılar ama hukuksuzluk sezdim ben. midilli ile sarılmış uyurken böyle bir muameleye maruz kalmış olmak ikimizi de çok üzdü. şimdi merkezdeyim. aradım açmadın, mesaj göndermem için izin verdiler.

midilli hırsızlığından şüpheleniyorlar. midilli beni mi kaçırdı da böyle bir şey düşünüyorlar sahiden anlamıyorum. aklım yetmiyor. sen çok iyi bir avukatsın. en son şu mafya babasının 89 ayrı suçtan yargılandığı davaları kazandığını biliyorum. senden rica etsem beni de gelip şuradan kurtarır mısın? sana merkezin numarasını bırakıyorum. sen gelene kadar konuşmayacağım. buradan da istersen bize gidip bir şeyler içeriz. sıcak şarap ve hayvan postu sever misin? görüşürüz.
devamını gör...

yazarlar nezdinde nasıl bir imaj uyandırdığımı gördüm ve beklediğim gibi çıktı. teşekkürler herkese.
devamını gör...

teknoloji tasarım dersinde öğrendiğim ve “yenilik” anlamına gelen kelimedir.
devamını gör...

çevredeki herkesin size bakıp ' salak mı bu bekliyor' dediğini düşünmenize sebep olur. kesin diyodurlar o ayrı.*
devamını gör...

uzaklık ne demek, özlem ne demek bilmiyordum sayende öğrendim. bir varsın bir yoksun ama buna rağmen bırakamıyorum seni. sensiz bir hayat düşünemiyorum galiba…

dokunmayın bu gece çok duygusalım vallahi üfff.!!
devamını gör...

özellikle yeni oyuncuların - yeni derken en az 1.5 sene oynamış olanlardan söz ediyorum- çok sık aynı hataya düştüğü hint asıllı oyun. hataya gelecek olursak; taşların stratejik değeri ve taş fedası... satrançta taşın değerini kendisi değil oyunun şartları, oyuncunun kurduğu strateji ve taşın bulunduğu mevcut konum belirler. resmi olarak taşların bir sayı değeri vardır evet ve hatta yıllarca ufak bir takım değişikliklere de uğramıştır ama bu durumu yanlış değerlendirip vezir en iyisi kafası yanlış bir kafa yapısıdır ve bu tip oyuncular bir noktada tıkanıp ilerleyemezler. vezir örneğinden gidiyorum çünkü çoğu oyuncu vezirini kaybettiği an oyunu kaybettiği yanılgısına düşüyor. elinizin altında olan vezir kaybettiğiniz filin yerine daha iyi iş yapmayabilir veya yapadabilir bu tamamen oyuncu ve oyunun mevcut şartları ile ilgilidir. bu mantıkla bakıldığında bu insanlar gerektiği yerde vezir fedası yapamazlar ve bir noktada bu yenilgiye sürükleyen büyük bir hataya da dönüşebilir. yakın zamanda yaptığım bir maçtan basit bir örnek vermek gerekirse; mevcut bir piyon terfisinde vezir yerine at tercih ettim. rakibim oyuna girecek ikinci bir rakip vezir olmadığını görünce daha fazla huzursuz olması gerekirken rahat bir nefes verdi ama o at oyunum için kilit bir noktadaydı ve vezirimin sağlayamayacağı bir avantaj ile rakibimi köşeye sıkıştırma olanağı sağladı. demek istediğim eğer orada vezir en iyisi kafası ile vezir tercih edilmiş olsaydı rakibi istediğim pozisyona getirmek bana fazladan en iyi ihtimalle 6 hamleye neden olacaktı ve 6 hamle demek tahtada şartların çok fazla değişmesi demektir. bu da şu noktaya çıkar; en az 3 hamle sonrası üzerine fikir yürütemediğiniz bir maçta neyi ne zaman feda etmeniz gerektiğini veya neyin stratejik değeri olduğunu anlayamazsınız. taşın değerini belirleyen bir diğer nokta da işte bu öngörü durumudur ve bu bizi başka bir konuya götürüyor.

dürüst olmak gerekirse bir kaç parlak ve beklenmedik hamleyi saymazsak eğer satranç uzun zamandır görsel hafıza, ezber ve yapılan alıştırmalar/edinilen tecrübe ile ilgili. açılış ile oyunsonu arasında iyi bir yol izleyen biri nadiren yenilir. şartları kendi lehine çevirecek kadar oyun bilgisi olan biri oldukça zekice yapılmış bir kaç hamlenin bile aleyhine işlemesini kolayca engelleyebilir. bu durumda da notasyon bilmek gerekir çünkü daha önce oynanmış olan maçlar iyi bir yol göstericidir ve bir çok maçı ezberlemek yerine kağıdın üzerinde yazanları ezberlemek daha kolaydır üstelik onlara sanki denklem veya formül gibi yaklaşıyorsanız. ek olarak notasyon okuyamayan biri ne önceki maçları rahatlıkla analiz edebilir ne de eco kodlarına sahip olsa da pek bir şey yapabilir. benim gördüğüm üç tip satranç oyuncusu var; tahtayı savaş meydanı gibi görenler, tamamen matematiksel olarak yaklaşanlar ve ikisi arasındaki dengeyi kurmuş olanlar. ben ikinci tip oyuncu olduğumdan diğerleri hakkında çok yorum yapmadan basitçe kendi oyun mantığımı aktarayım. benim için satranç tahtası önüme gelene kadar af3 sadece af3'dür. o tahtayı yüzlerce kez görmüş olsamda önüme gelene kadar hatta geldiğinde bile bu değişmez. atın hangi kareye ilerleyeceği kafamda olmak zorunda değildir kafamda yalnızca belirli bir sıralamayı tutarım yani kafamda sadece eco kodlarını bulup ezberlediğim sistem vardır benim için at at falan değildir belirli bir örüntüyü bozmadan devam ettirmeye çalışırım oyun boyunca ve oyunun durumuna göre örüntüyü bozmayan en uygun oyunsonu ile bitiririm. elbette tamamen ezber durumu kurtarmıyor ama bu noktada önceki maçlara hakimiyet oyuncuya izleyeceği yol konusunda yardımcı oluyor ki bu maçları hatırlamanın kolay yolu da az önce belirttiğim sistemden geçer. bir maçın her hamlesini akılda tutmak zordur ama notasyon kağıdını bir formül gibi ezberlemek bunu kolaylaştırır. bunu tam olarak açıklamak mümkün değil hangi oyuncu tipini anlatsam da aynı gibi gelecek esasında ama oyuncular rahatlıkla demek istediğim noktayı ve farklılığı yakalayacaklardır. bu sıkıcı bir oyun tipidir çünkü ortada birliklerinizi öne sürdüğünüzü düşünüp gaza geldiğiniz ve gerçekten savaş meydanında bir komutanmış gibi ani ve stratejik kararlar verdiğiniz nadir olur. sadece ezberden sayılar ve harfler vardır önünüzde satranç takımını görmezsiniz ama bu kazanmak için genelde en kesin yoldur yine de zevk almak için en iyi yol olduğu söylenemez. ortada ruhunu kaybetmiş bir oyun vardır demek gayet yerinde olacaktır bence ama kendi adıma zafer kazandığımda bu ruhumu yeterince besliyor zaten.* benim oyunu savaş alanı olarak gördüğüm tek yer kazandığım bir oyunun sonu çünkü rakibin bir piyonunu tamamen centilmenlikten uzak bir şekilde ganimet olarak alıyorum. yani açıkça takımını bozup oynanmayacak duruma getiriyorum ki ganimet olarak toprak almaktan farkı yok bence. utanır mıyım? sanmam.*

şu var ki ben iyi bir oyuncu muyum hiç sanmam ve satranç konusunda akıl verecek son kişiyim çünkü satranç takımı ile değil harf ve sayılarla ilgileniyorum yani dürüstçe kazanmak için sıkıcı ve kısmen hileli yolu tercih ediyorum ama kim ne derse desin çoğumuz o masaya kazanmak için otururuz kaybetmek için değil. ruhumu dinlendirmek istesem go -orada da gelenekselden yola çıkıp sonra agresif oyun sergilemeye başlamamışım gibi.*- oynarım.

sadece ezber yapmak yeterli değil elbette. oyuncunun bilgiye sahip olması onu uygulamada başarılı olup olmayacağına dair güvence vermez. rakip maçı satar gibi her zaman ezber tuzakların içine atlamıyor yaptığı hamleler ile. ya rakibi istediğiniz oyuna yönlendirecek kadar baskı kurabilecek stratejilere sahip olmak gerek ve alexander alekhine değilseniz bu epey zordur ya da oyunu rakibe göre yönlendirebilecek kadar fazla stratejiye sahip olmak. ilki gerçekten zordur çünkü bir gün sert kayaya çarpmak var, her zaman işe yaramaz. ikincisi ise zahmetli ama güvenli bir tercihtir her zaman çünkü rüzgar nereden eserse essin zaten buna uygun bir taktik her zaman sol cepte durur yani tuzağın tuzağı vardır. agresif oyun sergilemek hızlı bir zeka daha pasif kalmak teknik gerektirir işin özeti. bunlar kısmen bilindik ve basit şeyler ama yeni oyuncular sıklıkla es geçiyor. diğer iki oyuncu tipi hakkında çok yorum yapamayacağım çünkü açıkçası benim oyun tarzım ve oyuna bakış açım bu değil onu bilen anlatsın...

ek olarak oynanan kısmen önemli veya zorlama ihtimali olan maçların notasyonlarını okunaklı ve düzgün yazmakta fayda var. o maçlar altın gibidir, bütün hatalarınızı görmek, analiz etmek ve törpülemek için gereklidir. kendi maçlarınızı bitince unutmayın, bittikten sonra da işe yarıyorlar. ayrıca her oyuncunun oyun stili kendine özgüdür ama bence bir büyükusta'nın hatta mümkünse bir kaç tanesinin stilini benimsemekte fayda var. elbette ölü adamların mezarlarının başında ruh çağırma ayini yapın demek değil bu, eski maçları gözden geçirmek analiz etmek ve yapılan analizleri okumak yeterli gelecektir profesyonel oyuncu olacak olsak burada ne ben bunu yazıyor olurum ne siz okuyor olursunuz çiçeklerim.

ben kendi adıma bu oyun tarzı ile eğleniyorum ama diğer iki oyun tipine göre çoğu insan için çok eğlenceli gelmeyebilir. ben de mikhail botvinnik değilim zaten ne diye okudunuz buraya kadar hiç bilmiyorum.
devamını gör...

derinlikli düşünebilme kabiliyetlerinin gelişmemiş olmasından mütevellittir. kadınlar kadar geniş bir perspektiften bakamıyorlar.
devamını gör...

pame'de bu hafta biraz masal, biraz mitoloji var.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

yunan müziğinde mitolojik karakterlerden ve olaylardan esinlenilmiş şarkılardan, masalsı diyarların öykülerini anlatan ezgilere doğru zamansız, müzikal bir yolculuğa çıkacağız yaklaşık bir buçuk saat boyunca. pazar gününü gerçeğin biraz ötesinde tamamlamak isterseniz, yeni hafta için moral bulmak adına müziklerden medet umanlardansanız, ya da sadece arkada çalsın diyorsanız bu akşam pame'ye bekleniyorsunuz.

pame radyo yayını, saat 22:30'da sözlük radyosunda yayında!
devamını gör...

yine geç keşfettiğim için üzüldüğüm ama güzel, kendinden bir şeyler kattığı ve bilgilendirici tanımlariyla beni benden alan bir yazar.. yazmaya hep devam etsin ve ben de heyecanla takip edeyim istediğim yazar. teşekkür ederim efendim. *
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hanımların dikkatine,
overlok makinesi ayağınıza geldi.
halı, kilim, yolluk, paspas kenarına, halıfleks kenarına;
overlok çekilir.
beş dakikada yapılır,
hemen teslim edilir.
devamını gör...

"aramazdım" dediğim başlık. evlatlık veren birini ben neden arayıp bulmaya çalışayım ki? ailem belli zaten, yabancılar umrumda bile olmaz. kan bağıyla falan insan yabancı olmaktan kurtulamıyor ayrıca. kalsınlar kaldıkları yerde.

beni evlatlık veren hayâli kişilere kızgınım şu an*.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim