hayvanat bahçesi öyküsü
(bkz: edward albee) ’nin 1958 yılında yazdığı tek perde absürt tiyatro ürünü bir oyundur. alt orta sınıfla, üst orta sınıfın arasındaki çizginin belirsizliği ve çelişkisini anlatıyor. bu anlatım, iki yalnız insan, peter ve jerry üzerinden somutlaşıyor. hayata karşı öfkeli, adaletsizliklere karşı gelen jerry ve düzene uyumlu hayat süren yayınevinde yönetici olarak çalışan peter arasında geçen bir dönüşüm hikâyesidir.
oyundan güzel bir replik burada dursun:
eğer birbirimizi bu kadar yanlış anlayabiliyorsak, neden sevgi diye bir sözcük icat ettik?
oyundan güzel bir replik burada dursun:
eğer birbirimizi bu kadar yanlış anlayabiliyorsak, neden sevgi diye bir sözcük icat ettik?
devamını gör...
bugün bende bir hâl var
devamını gör...
taciz olaylarının örtbas edilmeye çalışılması
aman amann suss kimse duymasınn aman kimse bilmesin..
bilmesin ya duymasın.. her şeyi halı altı yapalım, tacizciyi hak ettiği cezayı vermeyip daha da kudurtalım, mağduru susturalım.
aman amann kimse duymasın yoksa rezil oluruz.
kimse bilmesin biz çok ahlaklıyız.
ortaokulda bir kızın göğsünü ellemişlerdi. kız hıçkıra hıçkıra sınıfta ağlamaktan canı çıkmıştı.
o kadar kötüydü ki zar zor hocalara kendini anlatabiliyordu. o kadar çocuğun arasında ellerini göğüsüne kapatmış ağlıyordu. ilk gördüğümde ne olduğunu anlamamıştım ama çevremdeki çocukların kaş göz hareketiyle ne olduğunu sezmiştim.
hoca ona dönüp şunu demişti "tamam tamam kızım ağlama yaa.. bak yapmıcakmış bi daha tamam sende hadi ağlama."
bu tacizi yapan da bir çocuktu. daha 13-14 yaşında bir erkeğin bunu yapması ve en fazla kulağı çekilip bırakılması ne kadar korkunç. alıp ateşlere atalım demiyorum ne de olsa bir çocuk ama olayın aman ayıp aman kimse duymasın diye böyle kapatılması kime ne fayda sağladı acaba? o çocuk hatasının farkına vardı mı? o kız çocuğu bunun tramvasını atlatabildi mi? ona destek olundu mu?
o kız o olaydan sonra bi kaç gün okula gelmemişti.
geldiğinde bile aylarca yüzünde hep bi burukluk hep bi hüzün ve utançla dolaştı. utanması gereken en son kişi oydu halbuki.
bilmesin ya duymasın.. her şeyi halı altı yapalım, tacizciyi hak ettiği cezayı vermeyip daha da kudurtalım, mağduru susturalım.
aman amann kimse duymasın yoksa rezil oluruz.
kimse bilmesin biz çok ahlaklıyız.
ortaokulda bir kızın göğsünü ellemişlerdi. kız hıçkıra hıçkıra sınıfta ağlamaktan canı çıkmıştı.
o kadar kötüydü ki zar zor hocalara kendini anlatabiliyordu. o kadar çocuğun arasında ellerini göğüsüne kapatmış ağlıyordu. ilk gördüğümde ne olduğunu anlamamıştım ama çevremdeki çocukların kaş göz hareketiyle ne olduğunu sezmiştim.
hoca ona dönüp şunu demişti "tamam tamam kızım ağlama yaa.. bak yapmıcakmış bi daha tamam sende hadi ağlama."
bu tacizi yapan da bir çocuktu. daha 13-14 yaşında bir erkeğin bunu yapması ve en fazla kulağı çekilip bırakılması ne kadar korkunç. alıp ateşlere atalım demiyorum ne de olsa bir çocuk ama olayın aman ayıp aman kimse duymasın diye böyle kapatılması kime ne fayda sağladı acaba? o çocuk hatasının farkına vardı mı? o kız çocuğu bunun tramvasını atlatabildi mi? ona destek olundu mu?
o kız o olaydan sonra bi kaç gün okula gelmemişti.
geldiğinde bile aylarca yüzünde hep bi burukluk hep bi hüzün ve utançla dolaştı. utanması gereken en son kişi oydu halbuki.
devamını gör...
ölen kişinin ardında bıraktığı yürek burkan şeyler
anıları... gülümseyişi, konuşması, kahkası, hayalleri...
devamını gör...
bana öyle bakma
devamını gör...
kadın ürologlardan hemcinslerine çağrı
2020 yılı itibariyle türkiye’de sadece 8 kadın ürolog bulunmakta. üroloji anabilim dalı başkanları “kadın ürologlara ihtiyaç var. üroloji onlar için muhteşem bir okyanus niteliğinde bir alan” açıklamalarını son zamanlarda sıkça yapıyorlar.
şimdiye kadar kadın ürologların çok az olmasının nedeni olarak kadın doktorların cesaretsizliğini gösteriyorlar.
tanınmış iki kadın doktorun bu konudaki görüşleri…
dr. hatice arıkan: “üroloji yalnızca erkek bölümü gibi olmuş. o yüzden hastaların çoğu da erkek. prostat, sertleşme sorunları gibi problemlerle geliyorlar. üroloji böbrekten, idrar çıkışına kadar olan kısmı inceler. erkekte ve kadında da var ama çıkış organları farklı. erkek cinsel organı yüzünden kadın doktorlar bu branştan uzaklaşmış. erkek hasta kapıyı açıyor, beni görüyor, çekiniyor. anlıyorum, ‘sertleşme probleminiz mi var? diye soruyorum. utanıyor, konuşamıyor. üroloji ayıp bir şeyin yapıldığı yer değil.”
dr. nurten atasoy üroloji bölümü genelde erkek cinsel sağlığıyla ilgilendiği için, kadın doktor adayları tarafından üniversite yıllarından itibaren tercih edilmediğini söyledi. “kimi erkek muayene sırasında utanıp kaçıyor. bir keresinde cinsel sorunları olan bir hasta karşısında beni görünce 'böbrek taşım var' deyip dışarı çıktı. buradan tıp fakültesinde okuyan kadın öğrencilere çağrıda bulunuyorum üroloji alanını tercih etsinler”.
kadın ürologlar erkeklerin genelde eş veya sevgilileri ile geldiğini belirtti. erkeklerin iktidarsızlık, kısırlık problemlerinin çözümü sayesinde birçok çiftin ilişkisini de kurtardıklarını belirten kadın doktorlar hemcinslerinin bu bölüme yönlendirilmesini istedi.
avrupa’daki erkeklerin özellikle prostat muayenesi için senelerden beri ince parmaklı nazik kadın ürologları seçtiği de bilinmekte. erkek jinekologlara muayene olan kadınlar ne kadar normalse, kadın ürologlara muayene olan erkekler de o kadar normal olmalı.
dünya bankası’nın kadınlara fırsat eşitliğini sağlama kıstasında türkiye 85’inci sırada yer almıştı. yurdumuzdaki kadın hakları savunucuların kadın ürologların artması konusunda sus pus olmaları kalın ve iri parmaklı erkek doktorlar tarafından prostat kontrolü yapılan türk erkekleri tarafından çok eleştirilmekte.
doktorların cinsiyet ayrımı yapmadan hastaları muayene ettiğinin bilinmesi gerekir.
şimdiye kadar kadın ürologların çok az olmasının nedeni olarak kadın doktorların cesaretsizliğini gösteriyorlar.
tanınmış iki kadın doktorun bu konudaki görüşleri…
dr. hatice arıkan: “üroloji yalnızca erkek bölümü gibi olmuş. o yüzden hastaların çoğu da erkek. prostat, sertleşme sorunları gibi problemlerle geliyorlar. üroloji böbrekten, idrar çıkışına kadar olan kısmı inceler. erkekte ve kadında da var ama çıkış organları farklı. erkek cinsel organı yüzünden kadın doktorlar bu branştan uzaklaşmış. erkek hasta kapıyı açıyor, beni görüyor, çekiniyor. anlıyorum, ‘sertleşme probleminiz mi var? diye soruyorum. utanıyor, konuşamıyor. üroloji ayıp bir şeyin yapıldığı yer değil.”
dr. nurten atasoy üroloji bölümü genelde erkek cinsel sağlığıyla ilgilendiği için, kadın doktor adayları tarafından üniversite yıllarından itibaren tercih edilmediğini söyledi. “kimi erkek muayene sırasında utanıp kaçıyor. bir keresinde cinsel sorunları olan bir hasta karşısında beni görünce 'böbrek taşım var' deyip dışarı çıktı. buradan tıp fakültesinde okuyan kadın öğrencilere çağrıda bulunuyorum üroloji alanını tercih etsinler”.
kadın ürologlar erkeklerin genelde eş veya sevgilileri ile geldiğini belirtti. erkeklerin iktidarsızlık, kısırlık problemlerinin çözümü sayesinde birçok çiftin ilişkisini de kurtardıklarını belirten kadın doktorlar hemcinslerinin bu bölüme yönlendirilmesini istedi.
avrupa’daki erkeklerin özellikle prostat muayenesi için senelerden beri ince parmaklı nazik kadın ürologları seçtiği de bilinmekte. erkek jinekologlara muayene olan kadınlar ne kadar normalse, kadın ürologlara muayene olan erkekler de o kadar normal olmalı.
dünya bankası’nın kadınlara fırsat eşitliğini sağlama kıstasında türkiye 85’inci sırada yer almıştı. yurdumuzdaki kadın hakları savunucuların kadın ürologların artması konusunda sus pus olmaları kalın ve iri parmaklı erkek doktorlar tarafından prostat kontrolü yapılan türk erkekleri tarafından çok eleştirilmekte.
doktorların cinsiyet ayrımı yapmadan hastaları muayene ettiğinin bilinmesi gerekir.
devamını gör...
kazandığı parayı hak etmeyen meslek grupları
spor (futbol) yorumculuğu.
devamını gör...
yazıp yazıp silinen mesajlar
yazıp yazıp siliniyorsa konu derindir. derin konuları da sakin olunan bir zamanda yüz yüze konuşmak en iyisi.. yoksa, bir derdini anlatmaya çalışırken, ortaya başka bir dert çıkıyor, sonra ayıkla pirincin taşını..
bir de yüz yüze konuşurken karşı tarafa duygunuzu geçirme imkanınız var ama mesajda karşı taraf hangi duygu tonundaysa mesajı öyle yorumluyor, yani kendinizi onun duygularının insafına bırakmış oluyorsunuz ki bu da çok riskli bir durum..
bir de yüz yüze konuşurken karşı tarafa duygunuzu geçirme imkanınız var ama mesajda karşı taraf hangi duygu tonundaysa mesajı öyle yorumluyor, yani kendinizi onun duygularının insafına bırakmış oluyorsunuz ki bu da çok riskli bir durum..
devamını gör...
sözlüğe kız düşürmek
sıkıntıdan düşürdüler gerçekten.tebrik ediyorum kendilerini.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
sevgili miko şarkıyı direk sen söyleseydin keşke *
devamını gör...
kurt sorunu nasıl çözülür sorunsalı
akıllıca açılmış, ekmeğinde yolunda başlık. efendim daha fazla köpek ile çözülebilir. daha fazla çoban istihdam edilerek çözülebilir. kurtlar çok acıktıkları zaman doğaları gereği gözleri hiçbirşeyi görmez, sürü halinde hareket ederlerse öyle iki kangalla falan baş edemezsiniz.
devamını gör...
harvard business review
kur artıyor ekonomi iyileşiyor ve haliyle çöreğim ben doğalgazımın elektriğimin derdindeyim (ben alaçatıda lahmacuna 1000 lira gömemiyorum) ne harvard ı ne business ı ne review i işsizim la ben diyorsunuz. hay hay çöreğiniz sizin dertlerinizi duymaz mı görmez mi? görür.
harvard business review'e para bayılmamak için yapabileceğiniz yöntemler kısaca şunlardır. harvard business review (hbr diyeceğim artık içime gına geldi üç kelime yaz üç kelime yaz)'ın günlük bedava okuma kotası vardır ve bu sayede 3 tane diye hatırladığım makalenizi güzelce okursunuz. hürriyetle 25 kupona değil bedavaya.
ben internetimi kullanmak istemiyorum ama dergiye bayılacak gündemi takip edecek halim yok diyen kafacılar harvard business review'in online kitapçılarda dergiyle aynı fiyata gelen kitaplarını edinebilirler çünkü bu kitaplar aslında dergilerden konuyla ilgili yapılan seçmecelerdir. ay yok benim ona da verecek param yok diyorsanız hırs yapın yeni hürrem sultan siz olun ve aylık puan tablosunda sıranızı kapıp 25 telelik kuponunuzu alırsınız. bu kuponla gider dergiyi de alabilirsiniz. türkçe olan dergisi için konuşuyorum gayet güncel gayet güzel konular konuşulmakta. ha bir para kaybı asla değildir ama okumazsanız bittiniz gibi bir durum yoktur.
özetle kaliteli bir management ve business dergisidir.
harvard business review'e para bayılmamak için yapabileceğiniz yöntemler kısaca şunlardır. harvard business review (hbr diyeceğim artık içime gına geldi üç kelime yaz üç kelime yaz)'ın günlük bedava okuma kotası vardır ve bu sayede 3 tane diye hatırladığım makalenizi güzelce okursunuz. hürriyetle 25 kupona değil bedavaya.
ben internetimi kullanmak istemiyorum ama dergiye bayılacak gündemi takip edecek halim yok diyen kafacılar harvard business review'in online kitapçılarda dergiyle aynı fiyata gelen kitaplarını edinebilirler çünkü bu kitaplar aslında dergilerden konuyla ilgili yapılan seçmecelerdir. ay yok benim ona da verecek param yok diyorsanız hırs yapın yeni hürrem sultan siz olun ve aylık puan tablosunda sıranızı kapıp 25 telelik kuponunuzu alırsınız. bu kuponla gider dergiyi de alabilirsiniz. türkçe olan dergisi için konuşuyorum gayet güncel gayet güzel konular konuşulmakta. ha bir para kaybı asla değildir ama okumazsanız bittiniz gibi bir durum yoktur.
özetle kaliteli bir management ve business dergisidir.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının birinden almış olduğu son hediye
mor kurdele ile fiyonk yapılmış, kese kağıdına sarılmış,pembe şeritler ile süslenip, fosforlu kağıda not düşülmüş 1 kiloluk bergamot çay.
hayatımda aldığım en manidar hediye. yıllar sonra bana çayı sevdirdi çünkü. bana 1 kiloluk bergamot çay alanın 40 yıl hatrı vardır ben de.
içiyorum her gece
her gece başka bir aroma
içiyorum gönlümce
hayat güzel bergamot çayla.
hayatımda aldığım en manidar hediye. yıllar sonra bana çayı sevdirdi çünkü. bana 1 kiloluk bergamot çay alanın 40 yıl hatrı vardır ben de.
içiyorum her gece
her gece başka bir aroma
içiyorum gönlümce
hayat güzel bergamot çayla.
devamını gör...
ilk buluşmada yapılmaması gerekenler
inceleme
olay yeri inceleme ekibinden biri gelmiş sanki. saçından bir parça, kanından bir damla alıp her birini özel korunaklı bölmeye yerleştirip, üzerinde derin araştırmalar yapacak gibi bakmak. abartmıyorum dış görünüşü incelemekten katilin kim olduğunu bulabilecek kadar işinde uzman insanlar var. ellerinde bir mikroskopları eksik böylelerinin.
şimdi gelelim olayın ciddiyetine;
iletişim kurallarında takılmadığınız ve bu etabı geçtiğiniz bir insanla yüz yüze görüşmenizde nasıl çuvallayabileceğizi anlatacağım. şunu da belirteyim ben otorite değilim. elbette ki incelenmeyi sevecek, gururu okşanacak kişilerde olacaktır. ama bahsettiğimiz seviyeli bir şey ise - ki genellikle böyle olması temenni edilir- yazdıklarımı dikkate alabilirsiniz.
öncelikle kişisel alan mesafe sini korumak gerekir. bunu geçtik bu mesafeyi aşmayıp göz ile aşanların sınırını aşma meselesi üzerinde duralım.
uzun uzun, baştan aşağıya, karşıdaki insanın dikkatini dağıtacak kadar bakmak.
trene bakar gibi bakmak. bakarken ne söylendiğini anlamamak. ucunu kaçırmayın dostlar. karşınızdakini takmıyormuş gibi yapın demiyorum ama o tatlı, değerli mesafeyi korumanızı öneriyorum. röntgen çekip onu yeterince yorumlayamıyorsan teşhis koyup akciğerini üşütmüşsün diyemiyorsan bir faydası yoktur.
bol şanslar diliyorum stressiz, öz güvenli ve sevgi dolu olmanızı temenni ediyorum..
olay yeri inceleme ekibinden biri gelmiş sanki. saçından bir parça, kanından bir damla alıp her birini özel korunaklı bölmeye yerleştirip, üzerinde derin araştırmalar yapacak gibi bakmak. abartmıyorum dış görünüşü incelemekten katilin kim olduğunu bulabilecek kadar işinde uzman insanlar var. ellerinde bir mikroskopları eksik böylelerinin.
şimdi gelelim olayın ciddiyetine;
iletişim kurallarında takılmadığınız ve bu etabı geçtiğiniz bir insanla yüz yüze görüşmenizde nasıl çuvallayabileceğizi anlatacağım. şunu da belirteyim ben otorite değilim. elbette ki incelenmeyi sevecek, gururu okşanacak kişilerde olacaktır. ama bahsettiğimiz seviyeli bir şey ise - ki genellikle böyle olması temenni edilir- yazdıklarımı dikkate alabilirsiniz.
öncelikle kişisel alan mesafe sini korumak gerekir. bunu geçtik bu mesafeyi aşmayıp göz ile aşanların sınırını aşma meselesi üzerinde duralım.
uzun uzun, baştan aşağıya, karşıdaki insanın dikkatini dağıtacak kadar bakmak.
trene bakar gibi bakmak. bakarken ne söylendiğini anlamamak. ucunu kaçırmayın dostlar. karşınızdakini takmıyormuş gibi yapın demiyorum ama o tatlı, değerli mesafeyi korumanızı öneriyorum. röntgen çekip onu yeterince yorumlayamıyorsan teşhis koyup akciğerini üşütmüşsün diyemiyorsan bir faydası yoktur.
bol şanslar diliyorum stressiz, öz güvenli ve sevgi dolu olmanızı temenni ediyorum..
devamını gör...
yalnızlığın ilacı
uyumaktır.
çünkü insan uyurken çoğu şeyi kısa süreliğine unutur. sevilmediğini, üzüldüğü şeyleri, kırgınlıklarını, insanları,olayları, ihanetleri kısacası her şeyi.
çünkü insan uyurken çoğu şeyi kısa süreliğine unutur. sevilmediğini, üzüldüğü şeyleri, kırgınlıklarını, insanları,olayları, ihanetleri kısacası her şeyi.
devamını gör...
müşterisine müşteri demeyen meslekler
interaktif sözlük sahipleri.
(bkz: yoldaş benjamin franklin)
(bkz: yoldaş benjamin franklin)
devamını gör...
bruce willis
yetenekli bir aktör, yakışıklı-karizmatik bir adam ve sin city'deki hartigan performansını bir kenara koyup da konuşacak olursak; güçlü bir sesi ve acayip bir sahne performansı vardır.
herif söylüyor. herif çalıyor:
herif söylüyor. herif çalıyor:
devamını gör...
yazarlardan riyakarlık örnekleri
etrafımda olan riyakarlıkları düşününce üzüntü sardı beni. değer verdiğimiz insanlardan gördüğümüz riyakarlıklar acıtır canımızı.. acilen buralardan, bu kişilerden uzaklaşmam gerektiğini fark ettim. yeni bir hayat lazım bana.. herkes riyakar birbirine. ama benim hiç unutamadığım riyakarlıklardan birisi üniversite sınavından çıktığımda bana moral veren destek olan amcamın arkamdan babama düşük almış, çok mu okuyacak gibi laflar etmesi olmuştu. ondan sonra hiç kimseye değer vermez oldum. akraba kavramının içinde tek değer verdiğim kişi oydu. daha neler göreceğiz bu hayatta kim bilir.. her şeyi insanların arkasından değil de yüzüne söyleyin. emin olun daha az kırıcı olur.
devamını gör...
lübnan
bu ülke ile ilgili şu bilgileri vermek istiyorum:
1) bulunduğu coğrafyaya rağmen dağları karlar ile kaplı olan bir ülke olduğu için beyaz anlamına gelen 'leben' sözcüğü bütün ülkenin adı olmuştur.
2) kahvaltılarda sıklıkla tükettiğimiz 'labne' peynirinin de anavatanı bu ülkedir.
3) bayrağında bulunan yeşil ağaçlar ve karlı dağlar ise ülkenin kar ile kaplı dağlarını ve bu dağlarda bulunan sedir ağaçlarını temsil eder.
1) bulunduğu coğrafyaya rağmen dağları karlar ile kaplı olan bir ülke olduğu için beyaz anlamına gelen 'leben' sözcüğü bütün ülkenin adı olmuştur.
2) kahvaltılarda sıklıkla tükettiğimiz 'labne' peynirinin de anavatanı bu ülkedir.
3) bayrağında bulunan yeşil ağaçlar ve karlı dağlar ise ülkenin kar ile kaplı dağlarını ve bu dağlarda bulunan sedir ağaçlarını temsil eder.
devamını gör...

