hayatta başarısız olacağını ilkokulda fark etmek
ilk ne olmak istiyorsun dediklerinde afallamıştım. düşününce aklıma bir şey gelmemişti. uzun bir süre kimse çakmasın diye mevzuyu öğretmen olmak istiyorum demiştim. neden mi? o dönem çoğu öğrencinin ağzından çıkan kopyala yapıştır bir kelimeydi bu. arada çok çarpıcı meslekler çıkıyordu ortaya. biri ben ressam olucam demişti mesela. en çok onun kini beğenmiştim ama benim bu konuda yeteneğim yoktu söyleyemezdim. çok uzun bir süre sadece bir soruya cevap verme zihniyetiyle oyaladım kendimi zaten çocuksun oyalanmak istersin. aslında biliyordum 'ben bir şey olmak istemiyorum'. içimden gelmiyordu, oyun oynamak istiyordu bu çocuk. ama gel gör ki ömrünün sonuna kadar barbie bebeklerinin kıyafetlerini değiştiremezsin. olamaz.. büyümeyen çocukluk olmalıydı halbuki. haydi ben bu kafayla ip atlamaya gidiyorum.*
devamını gör...
ekşi sözlük
çaylak olarak hesap açtığımda dolar 3 liraydı, hala daha çaylağım. işin saçma tarafı ne kadar sapık, ırkçı,kötü niyetli varsa yazar yapmışlar ama ben sıra bekliyorum kaç yıldır...bu saatten sonra heves kalmadı mis gibi kafa sözlük var biz bize yeteriz...
devamını gör...
sosyal fobi belirtileri
sosyal fobinin belirtileri fiziksel belirtiler, duygusal belirtiler, bilişsel belirtiler ve davranışsal belirtiler olarak 4 gruba ayrılır. tüm diğer kaygı bozukluklarında olduğu gibi aynı kökenli ve aynı türden belirtiler gözlenirken, sosyal fobiye özgü belirtiler de vardır. şurada birkaç örnek.
baş, çene ve göğüs ağrıları
kalabalıklardan kaçınma
kendisi ve olası durum hakkında olumsuz düşünceler
korku, utanç, kaygı ve öfke hissetme
kızarmak
terlemek
göz teması kurmaktan kaçınmak
kalp çarpıntısı
titremek
baş dönmesi, bayılacakmış gibi olma hissi
gözü hiçbir şeyi görmemek, sadece olumsuza odaklanmak
karın ağrısı ve mide bulantısı
çişinin geldiğini hissetmek
ses kısılması ve ses titremesi
göz seğirmesi...
(bkz: kim korkar sosyal fobiden)
baş, çene ve göğüs ağrıları
kalabalıklardan kaçınma
kendisi ve olası durum hakkında olumsuz düşünceler
korku, utanç, kaygı ve öfke hissetme
kızarmak
terlemek
göz teması kurmaktan kaçınmak
kalp çarpıntısı
titremek
baş dönmesi, bayılacakmış gibi olma hissi
gözü hiçbir şeyi görmemek, sadece olumsuza odaklanmak
karın ağrısı ve mide bulantısı
çişinin geldiğini hissetmek
ses kısılması ve ses titremesi
göz seğirmesi...
(bkz: kim korkar sosyal fobiden)
devamını gör...
normal sözlük moderasyon güncellemesi
bir sonraki güncellemeye nick altı yazıldığında bildirim gelmesini ve bildirime tıklandığında direk bildirimin açılmasını getirirseniz bir dal almak isterim.
devamını gör...
ziya paşa
ne günlere kaldık ey gâzi hünkâr, katır mühürdâr oldu, eşek defterdâr.
kalkın ey fellah-ı vatan dediler, kalktık; herkes oturdu biz ayakta kaldık.
âdeme âdem gerektir âdem etsin âdemi, âdem âdem olmayınca âdem netsin âdemi. (adama adam gerekir, adam etsin adamı. adam, adam olmayınca, adam ne yapsın adamı?")
âyinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde. (kişinin aynası yaptığı işlerdir, laflarına bakılmaz; çünkü kişinin aklının seviyesi ancak yaptığı işlerle ortaya çıkar.)
bî-baht olanın bağına bir katresi düşmez; bârân yerine dürr ü güher yağsa semâdan (gökyüzünden yağmur yerine inci ve mücevher yağsa talihsiz olanın bahçesine bir damlası bile düşmez)
sûde olam dersen eğer gelme cihana; meydâna düşen kurtulamaz seng-i kazâdan (eğer mutlu ve rahat olmak istersen bu dünyaya hiç gelme; çünkü şu hayat meydanına bir defa düşen ızdırap verici dertlerden kurtulamaz.)
dehrin ne safâ var acaba sîm ü zerinde; insan bırakır hepsini hîn-i seferinde (dünyanın altınında ve gümüşünde ne mutluluk olabilir ki? insanlar o kaçınılmaz son yolculuğa çıkarken zaten bunların hepsini geride bırakır.)
bed-asla necâbet mi verir hiç üniforma; zer-dûz palan vursan da eşek yine eşektir ( kötü yaradılışlı birine üniforma ya da gösterişli, pahalı giysiler soyluluk verilirr mi hiç; eşeğe altın işlemeli semer vursan da eşek yine eşektir.)
nush ile yola gelmeyeni etmeli tekdir. tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir. (nasihat ile uslanmayanı azarlamalı, azarlama ile uslanmayanı pataklamalı)
ve birçok anlamlı beyitleri ile tanıdığımız ziya paşa, abdülhamid ziyâeddin (1829- 1880) osmanlı imparatorluğu'nda 19'uncu yüzyılın en önemli devlet adamlarından birisidir. tanzimat devri devlet ve fikir adamı, yazar, gazeteci ve şairdir.
şinasi ve namık kemal ile birlikte “batılılaşma” kavramını ilk defa ortaya atan osmanlı aydınları arasında yer alır.
şairlikte ve sadaret kalemi’ndeki başarılarını takdir eden sadrazam mustafa reşit paşa'nın aracılığıyla 1855'te sarayda mâbeyn-i hümâyun katipliği'ne atandı. molière'in tartuffe adlı eserini “tartüf yahut riyanın encamı” adı ile çevirerek türk edebiyatının ilk manzum tercüme piyesini ortaya koydu.
louis viardot’un “endülüs tarihi”, cheruel ve lavelle adlı yazarların “engizisyon tarihi” adlı eserlerini fransızcadan türkçeye çevirdi.
“terci-i bend” şiiri ile ilk defa edebiyat alanında ün sağladı. 132 beyit uzunluğunda, divan tarzında bir eser olan bu şiirde kainat ve dünyayı yeni bir bakışla kavrama çabası görülür ve devrin hükümeti üstü örtük olarak eleştirilir.
atina elçiliğinde görevlendirilen ziya paşa, 1861'de kıbrıs mutasarrıfı oldu ve "paşa" unvanını aldı; 1863'te amasya, 1865’te canik mutasarrıfı oldu. yönetime muhalif olan ittihak-ı hamiyet cemiyeti'nin (sonraki adıyla yeni osmanlılar) üyesi olan ziya paşa, diyarbekirli filip efendi’nin çıkardığı "muhbir" gazetesindeki hükûmeti eleştiren yazılar yayımladı.
yeni osmanlılar cemiyeti, abdülaziz’in seyahatinden sonra çalışma programını oluşturdular; bu programa göre namık kemal ve ziya paşa’nın "hürriyet" adlı bir gazete çıkarması kararlaştırıldı.
abdülaziz’in tahttan indirilmesi ve yerine ıı. abdülhamit’in tahta çıkarılmasından sonra kurulan anayasa komisyonunda yer aldı. bu sırada maarif müsteşarlığı görevinde idi ancak müsteşarlığın işlerinden ziyade anayasa hazırlıkları ile uğraştı. anayasanın 23 aralık 1876’da ilan edilmesinden sonra genç osmanlılar’ı tutuklama ve sürgünlerle çevresinden uzaklaştıran padişah abdülhamit, ziya paşa’yı istanbul’dan uzaklaştırmak için suriye’ye vali olarak gönderdi.
üç buçuk ay süren suriye valiliğinden sonra konya’da bir yıl valilik yapan ve eğitimle ilgili çalışmalar gerçekleştiren ziya paşa son olarak 1878 yılında adana’ya vali olarak atandı.
1874-1875'te arap, fars ve türk şairlerin şiirlerini “harâbât” adlı 3 ciltlik ansiklopedide topladı. antoloji için yazdığı manzum önsöz, “mukaddeime-i harabat”, ayrı bir eser olarak da basılmıştır.
ziya paşa, şiir dışında siyasi konular üzerine küçük kitaplar kaleme aldı. “rüya”, “veraset-i saltanat-ı seniyye”, “ziya paşa’nın arzuhali” bu eserlerdendir.
kalkın ey fellah-ı vatan dediler, kalktık; herkes oturdu biz ayakta kaldık.
âdeme âdem gerektir âdem etsin âdemi, âdem âdem olmayınca âdem netsin âdemi. (adama adam gerekir, adam etsin adamı. adam, adam olmayınca, adam ne yapsın adamı?")
âyinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde. (kişinin aynası yaptığı işlerdir, laflarına bakılmaz; çünkü kişinin aklının seviyesi ancak yaptığı işlerle ortaya çıkar.)
bî-baht olanın bağına bir katresi düşmez; bârân yerine dürr ü güher yağsa semâdan (gökyüzünden yağmur yerine inci ve mücevher yağsa talihsiz olanın bahçesine bir damlası bile düşmez)
sûde olam dersen eğer gelme cihana; meydâna düşen kurtulamaz seng-i kazâdan (eğer mutlu ve rahat olmak istersen bu dünyaya hiç gelme; çünkü şu hayat meydanına bir defa düşen ızdırap verici dertlerden kurtulamaz.)
dehrin ne safâ var acaba sîm ü zerinde; insan bırakır hepsini hîn-i seferinde (dünyanın altınında ve gümüşünde ne mutluluk olabilir ki? insanlar o kaçınılmaz son yolculuğa çıkarken zaten bunların hepsini geride bırakır.)
bed-asla necâbet mi verir hiç üniforma; zer-dûz palan vursan da eşek yine eşektir ( kötü yaradılışlı birine üniforma ya da gösterişli, pahalı giysiler soyluluk verilirr mi hiç; eşeğe altın işlemeli semer vursan da eşek yine eşektir.)
nush ile yola gelmeyeni etmeli tekdir. tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir. (nasihat ile uslanmayanı azarlamalı, azarlama ile uslanmayanı pataklamalı)
ve birçok anlamlı beyitleri ile tanıdığımız ziya paşa, abdülhamid ziyâeddin (1829- 1880) osmanlı imparatorluğu'nda 19'uncu yüzyılın en önemli devlet adamlarından birisidir. tanzimat devri devlet ve fikir adamı, yazar, gazeteci ve şairdir.
şinasi ve namık kemal ile birlikte “batılılaşma” kavramını ilk defa ortaya atan osmanlı aydınları arasında yer alır.
şairlikte ve sadaret kalemi’ndeki başarılarını takdir eden sadrazam mustafa reşit paşa'nın aracılığıyla 1855'te sarayda mâbeyn-i hümâyun katipliği'ne atandı. molière'in tartuffe adlı eserini “tartüf yahut riyanın encamı” adı ile çevirerek türk edebiyatının ilk manzum tercüme piyesini ortaya koydu.
louis viardot’un “endülüs tarihi”, cheruel ve lavelle adlı yazarların “engizisyon tarihi” adlı eserlerini fransızcadan türkçeye çevirdi.
“terci-i bend” şiiri ile ilk defa edebiyat alanında ün sağladı. 132 beyit uzunluğunda, divan tarzında bir eser olan bu şiirde kainat ve dünyayı yeni bir bakışla kavrama çabası görülür ve devrin hükümeti üstü örtük olarak eleştirilir.
atina elçiliğinde görevlendirilen ziya paşa, 1861'de kıbrıs mutasarrıfı oldu ve "paşa" unvanını aldı; 1863'te amasya, 1865’te canik mutasarrıfı oldu. yönetime muhalif olan ittihak-ı hamiyet cemiyeti'nin (sonraki adıyla yeni osmanlılar) üyesi olan ziya paşa, diyarbekirli filip efendi’nin çıkardığı "muhbir" gazetesindeki hükûmeti eleştiren yazılar yayımladı.
yeni osmanlılar cemiyeti, abdülaziz’in seyahatinden sonra çalışma programını oluşturdular; bu programa göre namık kemal ve ziya paşa’nın "hürriyet" adlı bir gazete çıkarması kararlaştırıldı.
abdülaziz’in tahttan indirilmesi ve yerine ıı. abdülhamit’in tahta çıkarılmasından sonra kurulan anayasa komisyonunda yer aldı. bu sırada maarif müsteşarlığı görevinde idi ancak müsteşarlığın işlerinden ziyade anayasa hazırlıkları ile uğraştı. anayasanın 23 aralık 1876’da ilan edilmesinden sonra genç osmanlılar’ı tutuklama ve sürgünlerle çevresinden uzaklaştıran padişah abdülhamit, ziya paşa’yı istanbul’dan uzaklaştırmak için suriye’ye vali olarak gönderdi.
üç buçuk ay süren suriye valiliğinden sonra konya’da bir yıl valilik yapan ve eğitimle ilgili çalışmalar gerçekleştiren ziya paşa son olarak 1878 yılında adana’ya vali olarak atandı.
1874-1875'te arap, fars ve türk şairlerin şiirlerini “harâbât” adlı 3 ciltlik ansiklopedide topladı. antoloji için yazdığı manzum önsöz, “mukaddeime-i harabat”, ayrı bir eser olarak da basılmıştır.
ziya paşa, şiir dışında siyasi konular üzerine küçük kitaplar kaleme aldı. “rüya”, “veraset-i saltanat-ı seniyye”, “ziya paşa’nın arzuhali” bu eserlerdendir.
devamını gör...
orgazm bağımlılığı
alkol ve uyuşturucu gibi bir bağımlılıktır. esir aldığı kişiyi hem psikolojik hem de fiziksel olarak zarara uğratabilir. bu bağlamda kurulan çeşitli topluluklar var. nofap bunlardan biri. nofap, erkekler adına reddit'te oluşturulmuş bir platform, bir harekettir. tebrik edilmesi gerekir. kaliteli gelecek kuşaklar ve ruhsal / fiziksel sağlıklı toplum oluşturmak için önemli olduğunu düşündüğüm bir harekettir. genel mantığı nopmo'dur. yani, no porno masturbation and orgasm'dır. bu terimler ile meydana gelen minimum efor ve kolayca zafere ulaşma hissiyatına rest çekmektir. nopmo, hem kadınlar hem de erkekler tarafından uygulanabilir. fakat, bu bağımlılık fizyolojik olarak da bakıldığında erkekler için daha ciddi bir problemdir.
gerçek hayatımızda "başarmak", belli bir çabalama ve hak edilmiş bir tatmin hissi ile birlikte meydana gelen bir kavramdır. yeni bir dil öğrenmeye çalıştığınızı düşünün. ilk başlar zor olacak, ciddi çabalamanız gerekecek. belki de tüm utangaçlığınızı bir kenara -zor da olsa- itmeniz ve o dili konuşan yeni insanlar ile tanışmanız gerekecek ki "başarıya" ulaşasınız. yine benzer bir şekilde bir kişiden hoşlandığınızı düşünüyorsunuz. onu elde edebilmek için türlü türlü yollar bulmanız; insani iletişim becerilerinizi bir şekilde geliştirmeniz gerekecek ki yine aynı şekilde "başarıya" ulaşasınız. tüm bunlar belli bir "çabalama" süreci gerektirir. süreç boyunca ve sürecin sonunda "gerçek" bir tatmin hissi belirecek ve "başarılı" olmanız dahilinde beyin bunu gerçek bir "mutluluk" olarak algılayacaktır.*
tüm bu zorlu başarı süreçlerini alt üst eden ve beyinde saniyelik "tatmin" hissi oluşturan ve bağımlılık boyutunda olursa eğer hayatınızı siz anlamadan cehenneme çeviren bir olgu var: orgazm.
orgazm ile gelen tatmin ve sadece dakikalar sürecek olan mutluluk hissi, beyinde kolay elde edilen başarı olarak algılanır ve salgılanan dopamin ile birlikte "bağımlılık" yolunda ciddi bir tehdit oluşturur. burada özellikle bağımlılığı tırnak içinde yazıyorum. oturun ve kendinizi dinleyin. yapmadığınızda kendinizi kötü hissediyor musunuz? aklınız sürekli onda mı? karşıt cinsleriniz ile tanışmaktan pek de keyif almıyor musunuz? ya da onlar sizden uzak mı duruyor?
bilimsel olarak kısaca irdeleyebiliriz. bir, beyin fazla ve gereksiz bulduğu glikoz kullanımından her zaman uzak durur ve evrimsel açıdan her zaman en kısa yoldan minimum enerji ve maksimum fayda prensibi ile çalışır. porno ve mastürbasyon yoluyla gelen minimum efor / zaman kullanımı sayesinde kadınlara yaklaşmıyor ya da gereksiz buluyor olabilirsiniz veya hayalinizdeki "ideal" olacağınız kişiye kadar bunu sürekli erteliyor olabilirsiniz. ikincisi, vücudumuzda fazla hormonlar ter yoluyla da atılır. bunu testosteron bağlamında ele alırsak, gereksiz yollar ile vücuttan uzaklaştırılmayan testosteron, ter bezleriyle birlikte havaya salınır ve bu, karşıt cinsinizi size çeker. insanız ama hayvanlarınız en nihayetinde.
kısaca, bu bağlamlardan baktığımızda, bağımlı olduğunuzu düşünüyor iseniz eğer, önce biraz irade kontrolü ve bu konuda açılmış çeşitli topluluklara katılabilir ve siz de bunu başaran herkes gibi yaşam kalitenizi arttırabilirsiniz. artan libido, faydalı işlere kanalize edildiği an işte o gerçek tatmin hissi oluşur ve iyi ki! dersiniz.
beyninizin ve dolayısıyla vücudunuzun kontrolü sizin elinizde. bunu hiçbir zaman unutmayın.
ben bu konuda yazmak istedim. bir kişiye bile faydası olursa bu iyi bir şeydir çünkü. sağlıklı nesiller ve kaliteli genler önemli.
reddit nofap community
reddit'te yorumlar
testosteron mekanizması ve atılımı
porno bağımlılığı hk türkçe bir yazı
gerçek hayatımızda "başarmak", belli bir çabalama ve hak edilmiş bir tatmin hissi ile birlikte meydana gelen bir kavramdır. yeni bir dil öğrenmeye çalıştığınızı düşünün. ilk başlar zor olacak, ciddi çabalamanız gerekecek. belki de tüm utangaçlığınızı bir kenara -zor da olsa- itmeniz ve o dili konuşan yeni insanlar ile tanışmanız gerekecek ki "başarıya" ulaşasınız. yine benzer bir şekilde bir kişiden hoşlandığınızı düşünüyorsunuz. onu elde edebilmek için türlü türlü yollar bulmanız; insani iletişim becerilerinizi bir şekilde geliştirmeniz gerekecek ki yine aynı şekilde "başarıya" ulaşasınız. tüm bunlar belli bir "çabalama" süreci gerektirir. süreç boyunca ve sürecin sonunda "gerçek" bir tatmin hissi belirecek ve "başarılı" olmanız dahilinde beyin bunu gerçek bir "mutluluk" olarak algılayacaktır.*
tüm bu zorlu başarı süreçlerini alt üst eden ve beyinde saniyelik "tatmin" hissi oluşturan ve bağımlılık boyutunda olursa eğer hayatınızı siz anlamadan cehenneme çeviren bir olgu var: orgazm.
orgazm ile gelen tatmin ve sadece dakikalar sürecek olan mutluluk hissi, beyinde kolay elde edilen başarı olarak algılanır ve salgılanan dopamin ile birlikte "bağımlılık" yolunda ciddi bir tehdit oluşturur. burada özellikle bağımlılığı tırnak içinde yazıyorum. oturun ve kendinizi dinleyin. yapmadığınızda kendinizi kötü hissediyor musunuz? aklınız sürekli onda mı? karşıt cinsleriniz ile tanışmaktan pek de keyif almıyor musunuz? ya da onlar sizden uzak mı duruyor?
bilimsel olarak kısaca irdeleyebiliriz. bir, beyin fazla ve gereksiz bulduğu glikoz kullanımından her zaman uzak durur ve evrimsel açıdan her zaman en kısa yoldan minimum enerji ve maksimum fayda prensibi ile çalışır. porno ve mastürbasyon yoluyla gelen minimum efor / zaman kullanımı sayesinde kadınlara yaklaşmıyor ya da gereksiz buluyor olabilirsiniz veya hayalinizdeki "ideal" olacağınız kişiye kadar bunu sürekli erteliyor olabilirsiniz. ikincisi, vücudumuzda fazla hormonlar ter yoluyla da atılır. bunu testosteron bağlamında ele alırsak, gereksiz yollar ile vücuttan uzaklaştırılmayan testosteron, ter bezleriyle birlikte havaya salınır ve bu, karşıt cinsinizi size çeker. insanız ama hayvanlarınız en nihayetinde.
kısaca, bu bağlamlardan baktığımızda, bağımlı olduğunuzu düşünüyor iseniz eğer, önce biraz irade kontrolü ve bu konuda açılmış çeşitli topluluklara katılabilir ve siz de bunu başaran herkes gibi yaşam kalitenizi arttırabilirsiniz. artan libido, faydalı işlere kanalize edildiği an işte o gerçek tatmin hissi oluşur ve iyi ki! dersiniz.
beyninizin ve dolayısıyla vücudunuzun kontrolü sizin elinizde. bunu hiçbir zaman unutmayın.
ben bu konuda yazmak istedim. bir kişiye bile faydası olursa bu iyi bir şeydir çünkü. sağlıklı nesiller ve kaliteli genler önemli.
reddit nofap community
reddit'te yorumlar
testosteron mekanizması ve atılımı
porno bağımlılığı hk türkçe bir yazı
devamını gör...
sabun olan insan
atatürk düşmanı bir kürtçüdür.
kendileri atatürk ve inönü chp'sini istedikleri gibi eleştirebilirler ama siz bunların dersimli diktatörüne en ufak bir laf edemezsiniz.
kendileri atatürk ve inönü chp'sini istedikleri gibi eleştirebilirler ama siz bunların dersimli diktatörüne en ufak bir laf edemezsiniz.
devamını gör...
takipten çıkan takipçi
bugün saat 11.24-22.40 arasında bir yazar beni takipten çıkmıştır. görenlerin, duyanların ya da bilgisi olanların en kısa sürede en yakın nüfus müdürlüğünü başvurması önemle rica olunur. tekrar ediyorum;bugün saat 11.24-22.40 arasında bir yazar beni takipten çıkmıştır. görenlerin, duyanların ya da bilgisi olanların en kısa sürede en yakın nüfus müdürlüğünü başvurması önemle rica olunur. olunuur ur ur.
devamını gör...
psg (yazar)
tanım sayısını yükseltmek amacıyla boş ve saçma tanımlar yazan yazar. sayesinde yaşadığım ilçenin, "kocaeli'nin bir ilçesi" olduğunu öğrendim.
devamını gör...
anti-psikiyatri
günümüzde bir tür “burjuva bilimi” olarak kabul gören psikiyatriyi eleştirdiğinizde sizi “düz dünyacılarla” ya da “aşı karşıtlarıyla” bir tutup küçümsemeye çalışabilirler.
ekşisözlük’te bu konuyla ilgili görüşlerini, iğrenç bir uslüpla belirtmiş olan cinsiyetçi birinin yazısını paylaşacağım şimdi. söyledikleri hakkında tek bir bilimsel kanıt yok bu arada.
(https://eksisozluk.com/entry/46102224)
bu arkadaşın sözde argümantasyonunu da tek bir soruyla sarsalım. “bipolar bozukluk” gerçekten organik bir rahatsızlıksa, bu rahatsızlıktan muzdarip olanlara antidepresanları niçin nörologlar değil de “psikiyatrlar” reçete ediyor?
ekşisözlük’te bu konuyla ilgili görüşlerini, iğrenç bir uslüpla belirtmiş olan cinsiyetçi birinin yazısını paylaşacağım şimdi. söyledikleri hakkında tek bir bilimsel kanıt yok bu arada.
(https://eksisozluk.com/entry/46102224)
bu arkadaşın sözde argümantasyonunu da tek bir soruyla sarsalım. “bipolar bozukluk” gerçekten organik bir rahatsızlıksa, bu rahatsızlıktan muzdarip olanlara antidepresanları niçin nörologlar değil de “psikiyatrlar” reçete ediyor?
devamını gör...
duyulduğunda koşarak kaçılması gereken cümleler
kilo alsan/versen güzel kızsın aslında
devamını gör...
yoldaş benjamin franklin
işin içine para girince kırk yıldır yazmayan adamlar işte böyle online olup favoriler, artılar.
sermaye kölesi değiliz biz diye 1 yıldır kafa ütüleyerek solculuk yapanlar maaşı görünce birden harıl harıl entry girer olurlar.
çünkü kuru işsizler. aylaklar. bir ilizyon gibi sundukları hayatlarının para karşısında anında buhar olmasına tanık etmek paha biçilemez.
para manipülasyonu çok eğlenceli, dansöz gibi oynatmalı buradakileri, ciddiyim.
illa para hee. nerdeydiniz ibibikler bunca zamandır diye sormaz mıyım...
safi nickaltından goygoy yapan tip, para diyince tdk diyor, ukte doldururum diyor sısısıs
çok iyi oldu çok. acayip eğleneceğimiz günler bizi bekliyor.
gözüme kestirdiğim bir iki yazarı da parası neyse verip oynatsam mı acaba. ‘çok yaşa luci’ falaaan yazdırırım nickaltıma. sısısıs
sermaye kölesi değiliz biz diye 1 yıldır kafa ütüleyerek solculuk yapanlar maaşı görünce birden harıl harıl entry girer olurlar.
çünkü kuru işsizler. aylaklar. bir ilizyon gibi sundukları hayatlarının para karşısında anında buhar olmasına tanık etmek paha biçilemez.
para manipülasyonu çok eğlenceli, dansöz gibi oynatmalı buradakileri, ciddiyim.
illa para hee. nerdeydiniz ibibikler bunca zamandır diye sormaz mıyım...
safi nickaltından goygoy yapan tip, para diyince tdk diyor, ukte doldururum diyor sısısıs
çok iyi oldu çok. acayip eğleneceğimiz günler bizi bekliyor.
gözüme kestirdiğim bir iki yazarı da parası neyse verip oynatsam mı acaba. ‘çok yaşa luci’ falaaan yazdırırım nickaltıma. sısısıs
devamını gör...
yazarların yarın için yaptıkları planları
okula gidilecek
ders çalışılacak
saygınlık
ders çalışılacak
saygınlık
devamını gör...
cebeci'den kızılay'a yürümek
"aslında kısacık mesafe, neden bu kadar abartılıyor, neden bu yolun bu kadar edebiyatı yapılıyor?" diyebilirsiniz. cevap veriyorum:
her yeri yokuş olan bir şehirde yürüyecek azıcık düz bir alan bulan masum ankaralı edebiyatı bu.
her yeri yokuş olan bir şehirde yürüyecek azıcık düz bir alan bulan masum ankaralı edebiyatı bu.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
bir çocuk; kahverengi gözlü, siyah saçları alabulus traşlı, güleç yüzünde çilleri olan, kepçe kulakları her daim kızarık, küçücük burnu çoğu zaman akma halinde olan, kolları vücuduna oranla uzun, minicik ellerindeki parmakları dolgun dolgun, genelde pantolonu belinden düşen, beyaz tenli bir çocuk.
bir sokak, çıkmaz bir sokak, üzerinde elektrik telleri olan, yeri gelince çocukların çift kale maç yaptığı, yeri gelince en ateşli tartışmalara ev sahipliği yapan, kenarında beyaz badanalı evlerin hanımeli ile örülü çitlerinin bulunduğu, cılız ışıklarıyla ancak kendisinin farkedilmesini sağlayan lambalarının olduğu, yemek kokularının birbirine karıştığı, delik deşik asfaltında fakirliğin yalın ayak yürüdüğü bir sokak.
minicik ellerinde kocaman hayaller tutan çocuk.
bir tarafından yaşamları sıkıştıran çıkmaz sokak.
çocuk çok sever sokağını. gece gündüz dışarıda. sokak çeker onu içine. çektikçe sokak, korkmaya başlar çocuk. düşen pantolonunu çekerken kocaman hayallerini, minicik elleriyle tutmakta zorlanır çocuk. bir de akan burnu yok mu?
çıkar sokaktan, evine çok uzak olmayan, arada bir gittiği boş arsanın hemen hemen ortasında olan selvi ağacının serin gölgesine oturur. öylece kalır orda. bir an yüreğine uçurtma sevdası ip salar.
sevda bu işte yüreğe düştü mü, hemen harekete geçirir insanı.
çocuk minicik elleriyle, minicik bir uçurtma yapmayı başarır. heyecanlıdır, mutludur.
yaptığı uçurtmayı havalandırmaya çalışır. tutar ipinden koşturmaya başlar. arkasına da bakamadan edemez çocuk. onun bir an önce yükselmesini görmek ister. görmez ki hiç önünü, düşer defalarca. bir çocuk, kısacık bir sürede bu kadar çok düşmüş müdür acaba?
işte daha ilk gün dizlerini paramparça eder çocuk. paramparça eder de dizlerini, ancak bir türlü havalandıramaz uçurtmayı. yine de mutludur çocuk. yüreğine sevda düşmüştür bir kere. o sokağın çıkmaz kısmından, bir çıkış ihtimali bulmuştur ya.
günler birbirini kovalarken çocuk yavaş yavaş uçurtmayı havalandırmayı başarır. yükselir uçurtma, güler çocuk.
uçar uçar, tellere takılır. elektrik tellerine. mutludur yine de çocuk. yeniden yapar uçurtmayı. yeniden takılır tellere.
sürekli sürekli takılır tellere. çocuk bıkmadan usanmadan tekrar tekrar dener. bir çocuk hiç bu kadar çok teli uçurtma ile süslemeyi başarabilmiş midir acaba? sokak sakinleri sürekli elektrik kesintilerinden muzdarip şekilde çocuğa kızarken bile mutludur çocuk.
gökyüzünün masmavi göründüğü bulutsuz bir günde çocuk o bir sürü teli atlatmayı başararak uçurtmasını yükseklere doğru gönderir. ip salmaya başlar hayallerine. en sonunda ipi biter. imdadına, mahalleli yetişir. uçurtmaya ip eklerken mahalleli, kocaman hayaller taşımaktan yorulan minicik elleri rahatlamaya başlayan çocuk daha kolay ip salar. uçurtma yükseldikçe yükselir. artık görünmez olmaya başlar.
çocuk bırakır elinden ipi. evine gider, uyur. yorulmuştur çocuk. sabah kalktığında mutsuz olduğunu hisseder. gridir çocuk. ankara’nın kış mevsimine hakim olan gri havası kadar gridir.
bir sokak, çıkmaz bir sokak, üzerinde elektrik telleri olan, yeri gelince çocukların çift kale maç yaptığı, yeri gelince en ateşli tartışmalara ev sahipliği yapan, kenarında beyaz badanalı evlerin hanımeli ile örülü çitlerinin bulunduğu, cılız ışıklarıyla ancak kendisinin farkedilmesini sağlayan lambalarının olduğu, yemek kokularının birbirine karıştığı, delik deşik asfaltında fakirliğin yalın ayak yürüdüğü bir sokak.
minicik ellerinde kocaman hayaller tutan çocuk.
bir tarafından yaşamları sıkıştıran çıkmaz sokak.
çocuk çok sever sokağını. gece gündüz dışarıda. sokak çeker onu içine. çektikçe sokak, korkmaya başlar çocuk. düşen pantolonunu çekerken kocaman hayallerini, minicik elleriyle tutmakta zorlanır çocuk. bir de akan burnu yok mu?
çıkar sokaktan, evine çok uzak olmayan, arada bir gittiği boş arsanın hemen hemen ortasında olan selvi ağacının serin gölgesine oturur. öylece kalır orda. bir an yüreğine uçurtma sevdası ip salar.
sevda bu işte yüreğe düştü mü, hemen harekete geçirir insanı.
çocuk minicik elleriyle, minicik bir uçurtma yapmayı başarır. heyecanlıdır, mutludur.
yaptığı uçurtmayı havalandırmaya çalışır. tutar ipinden koşturmaya başlar. arkasına da bakamadan edemez çocuk. onun bir an önce yükselmesini görmek ister. görmez ki hiç önünü, düşer defalarca. bir çocuk, kısacık bir sürede bu kadar çok düşmüş müdür acaba?
işte daha ilk gün dizlerini paramparça eder çocuk. paramparça eder de dizlerini, ancak bir türlü havalandıramaz uçurtmayı. yine de mutludur çocuk. yüreğine sevda düşmüştür bir kere. o sokağın çıkmaz kısmından, bir çıkış ihtimali bulmuştur ya.
günler birbirini kovalarken çocuk yavaş yavaş uçurtmayı havalandırmayı başarır. yükselir uçurtma, güler çocuk.
uçar uçar, tellere takılır. elektrik tellerine. mutludur yine de çocuk. yeniden yapar uçurtmayı. yeniden takılır tellere.
sürekli sürekli takılır tellere. çocuk bıkmadan usanmadan tekrar tekrar dener. bir çocuk hiç bu kadar çok teli uçurtma ile süslemeyi başarabilmiş midir acaba? sokak sakinleri sürekli elektrik kesintilerinden muzdarip şekilde çocuğa kızarken bile mutludur çocuk.
gökyüzünün masmavi göründüğü bulutsuz bir günde çocuk o bir sürü teli atlatmayı başararak uçurtmasını yükseklere doğru gönderir. ip salmaya başlar hayallerine. en sonunda ipi biter. imdadına, mahalleli yetişir. uçurtmaya ip eklerken mahalleli, kocaman hayaller taşımaktan yorulan minicik elleri rahatlamaya başlayan çocuk daha kolay ip salar. uçurtma yükseldikçe yükselir. artık görünmez olmaya başlar.
çocuk bırakır elinden ipi. evine gider, uyur. yorulmuştur çocuk. sabah kalktığında mutsuz olduğunu hisseder. gridir çocuk. ankara’nın kış mevsimine hakim olan gri havası kadar gridir.
devamını gör...
öğrencilere sosyal etkinlik adı altında cami temizletilmesi
izmir’deki buca hüseyin ateşoğlu ortaokulu'nda okuyan çocuklara "sosyal etkinlik" adı altında hacı bayram veli camisi temizletildi.
okul öğretmenlerinin bulunduğu whatsapp grubunda paylaşılan görüntülerde yaşları 10 ila 13 arasında değişen çocukların ellerinde bezlerle camiyi temizlediği görüldü. öğrencilerden biri vantilatörü temizlemek için tabureye çıkarken bazı öğrencilerin ise duvarları sildiği görüntülere yansıdı. görüntüler, veliler ve öğretmenlerin tepkisine neden oldu.

yaşananlara tepki gösteren eğitim sen izmir 5 no’lu şube örgütlenme sekreteri mustafa yıldız,''öğrencileri okulun dışında bir geziye, bir müzeye götürürken bile bir sürü prosedür karşımıza çıkıyor. bu etkinlik için izin alınmış mıdır? ve bu etkinlik sonunda nasıl bir kazanım beklediklerini merak ediyoruz" diye konuştu.
buradan
okul öğretmenlerinin bulunduğu whatsapp grubunda paylaşılan görüntülerde yaşları 10 ila 13 arasında değişen çocukların ellerinde bezlerle camiyi temizlediği görüldü. öğrencilerden biri vantilatörü temizlemek için tabureye çıkarken bazı öğrencilerin ise duvarları sildiği görüntülere yansıdı. görüntüler, veliler ve öğretmenlerin tepkisine neden oldu.

yaşananlara tepki gösteren eğitim sen izmir 5 no’lu şube örgütlenme sekreteri mustafa yıldız,''öğrencileri okulun dışında bir geziye, bir müzeye götürürken bile bir sürü prosedür karşımıza çıkıyor. bu etkinlik için izin alınmış mıdır? ve bu etkinlik sonunda nasıl bir kazanım beklediklerini merak ediyoruz" diye konuştu.
buradan
devamını gör...
sevilen şiirin en vurucu dizeleri
ortak yönümüz çoktu bizim birbirimiz için yaratılmıştık sanki.
aynıydı düşüncelerimiz:ben seni düşünürdüm sen kendini.
sunay akın
aynıydı düşüncelerimiz:ben seni düşünürdüm sen kendini.
sunay akın
devamını gör...


