iz bırakan kitap cümleleri
tesadüf seni önüme çıkarmasaydı, gene aynı şekilde, fakat her şeyden habersiz, yaşayıp gidecektim. sen bana dünyada başka bir hayatın da mevcut olduğunu, benim bir de ruhum bulunduğunu öğrettin.
(bkz: sabahattin ali) (bkz: kürk mantolu madonna)
(bkz: sabahattin ali) (bkz: kürk mantolu madonna)
devamını gör...
doğal termometre
cırcır böceklerinden hava sıcaklığını tahmin etmek mümkün. olayın temeli erkek cırcır böceğinin hava sıcaklığının artışına vızıldamasındaki artışla karşılık vermesi temeline dayanıyor. özellikle eğer bulabilirseniz oecanthus fultoni* türünden çok daha hassas termometre olmakta. işte size termometrenin yapımı;
evet yanlış duymadınız.
a) önce bir adet cırcır böceği buluyoruz. vızır vızır ötenler erkek oluyor.
b) 14 saniye’de kaç kere ses çıkardığını hesaplıyoruz.
c) bulduğumuz sayıya 38 ekliyoruz.
d) bu bize fahrenheit cinsinden sıcaklığı veriyor.
e) c/100= (f-32)/180 formülünden sıcaklığı santigrat derece olarak buluyoruz.
evet yanlış duymadınız.
a) önce bir adet cırcır böceği buluyoruz. vızır vızır ötenler erkek oluyor.
b) 14 saniye’de kaç kere ses çıkardığını hesaplıyoruz.
c) bulduğumuz sayıya 38 ekliyoruz.
d) bu bize fahrenheit cinsinden sıcaklığı veriyor.
e) c/100= (f-32)/180 formülünden sıcaklığı santigrat derece olarak buluyoruz.
devamını gör...
çocuğu ayakta sallamak
zaman zaman çocuğu sallamanın denge ve beyin problemlerine neden olacağı, bazen de kendisini anne karnında gibi güvende hissettiğini söyleyen uzmanlar yüzünden halen emin olmadığım uyutma şekli. bana göre çocukların büyük bir kısmı koşullanma yolu ile öğreniyor. bu yüzden kolik değilse hiç alistirmazsaniz farklı şekillerde uyutmak daha sağlıklı diye düşünüyorum. gecenin bir yarısı uykunuzun ortasında bebeği alıp ayakta sallamak cehennem azabı gibi olmalı.
iki çocuğumu da hiç sallamadim belki bu yüzden biraz mesafeli baktığım uyutma şekli.
iki çocuğumu da hiç sallamadim belki bu yüzden biraz mesafeli baktığım uyutma şekli.
devamını gör...
pantolonu patlatmış yazarlar
ortaokul ve lise yıllarımda çok fazla başıma gelen durumdur.
hatta artık bıkmıştım ve yanımda eşofman taşımaya başlamıştım. bir süre sonra da 'başlarım len müdürüne de kıyafetine de' deyip pantolon giymeyi bırakmış ve eşofmanla okula gitmeye başlamıştım. biraz da kilolu olduğum için kimse fark etmemişti neyse ki.
hatta artık bıkmıştım ve yanımda eşofman taşımaya başlamıştım. bir süre sonra da 'başlarım len müdürüne de kıyafetine de' deyip pantolon giymeyi bırakmış ve eşofmanla okula gitmeye başlamıştım. biraz da kilolu olduğum için kimse fark etmemişti neyse ki.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
uzun zamandır yazmak istiyordum içten içe ancak ne o gücü bulabiliyordum kendimde ne de o motivasyonu. aslına bakarsanız şu anki yazma nedenimi de tam olarak bilmiyorum. günün akışında “aklımın boş olduğu günlerden biri” diye adlandırsam da bugünleri, o kadar iyi biliyorum ki içten içe her şeyi arkalara hapsedip önümdekini bitirme içgüdümün canlılığını, artık son damlasına varmışımdır belki de.
açıkçası yazdığım cümleyi tekrar okumayacağım için oldukça devrik, yazım yanlışları olan cümleler kurmuş bulunabilirim. okuyacak biri yoktur diye düşünüyorum genelde ama, ola ki okuyan biri çıkarsa şimdiden belirtmek istiyorum.
bu benim karalama defterimden alıntı bir bölüm ve kimseye herhangi bir şey anlatmak için yazmıyorum. teşekkürler.
her şeyim tam desem dahi, zihnimden ziyade kalbimi (?) oyalayamadığım bir dönemdeyim. geçirdiğim yıllar, süreçler ve yaşım itibarı ile hormonlarımın eskisine nazaran daha normal seviyelerde olmasından dolayı son birkaç aydır kendimi daha farklı görebiliyordum dışarıdan baktığımda.
şu yaşıma kadar asla olduğum yere, yaşa ait hissedemeyip hep o ait olduğum yeri aramaya yönelik yapsam da planlarımı, bugünlerde o kadar çok “sanırım olmak ve kalmak istediğim yaş aralığı bu” dedim ki, alışmış olduğum aranan kişilik modelimden biraz olsun sıyrıldığım için adeta çırılçıplak kaldım ortada.
kendimi psikolojik olarak koruyabilmeyi öğrenmişim örneğin yıllar içinde, ait olduğum yeri koruyabiliyorum artık.
tabii ki istediğim ben ve olduğum ben arasında oldukça fark var ancak, sanki şu an o denli memnunum ki şu halimden, istediğim şeylerin daha fazlasına kavuştuğumda (hepsi olabilirliği olan şeyler, imkansıza oynamıyorum ve bahsim aklımdaki “bluesther modeli” değil.) çok çok daha memnun ve huzurlu olacağımı bildiğim halde şu an nefes alabildiğimi fark ettiğim için burada da kalabilirim diyorum.
evet, yaşadığımı hissettiğim anları dahi unuttum, ki bu hissi tedavi edebileyim.
içimdeki boşluk yıllar sonra o kadar farklı bir boşluk ki, bu sefer beynimin içinde bir yerde değil. bu sefer iman tahtamın tam ortasında, nefes almamı da engelliyor çoğu zaman.
örneğin yarın için randevu aldım dahiliye doktorumdan. bu nefes aldıktan broşlarımın yapıştığını zannettiğim, sanki içimdeki boşluğun bir kısmının artık ciğerlerimi sakin sakin yemeye başladığını hissettiğim midemi bulandıran his için. gidip gitmeyeceğimi bile bilmiyorum şu an, yalnızca gerçek olup olmadığını öğrenmek istiyorum çünkü. vakalar bu haldeyken bu denli önemsiz bir şey için hayatımı/hayatımızı tehlikeye atmak istemiyorum.
inanın bilmiyorum ne yaparım. muhtemelen gitmeyeceğim.
öyle bir boşluk ki bu arada nükseden, sanki birileri iyileştikçe geçmişe saplanıp kalıyorum. sanki kendimi hiçbir zaman bulamayacağım, sanki kişisel menkıbem elimde yitip gideceğim…
geçen yıl bu zamanlarda da aynısını yapıyordum. yine yapıyorum, yapmamak için kaçtım haftalarca. bugün çok yorulmuşum, durmak zorunda kaldım.
madem burada kaldıysam, neden bu kadar acıyor göğsüm? midem neden bulanıyor?
ben burada kaldıysam, tüm güzel hisler için kaldım. yaşamak ve yaşadığımı hissetmek için kaldım. sorgulamalarımın ardı arkası kesilmese dahi onlara önemle dinleyip her birini cevapsızlığıyla sevmek için kaldım.
kaldım ve tutundum sıkı sıkı. hala da tutunuyorum ama bu sefer ellerim kaymıyor. bu sefer rüzgar o denli hızlı esiyor ki, esintiye kapılanlar bana çarpa çarpa beni yok ediyor.
ben ellerimi bırakabileceğimi sanmıyorum ama ellerimin gücü yitene kadar ben kişiliğinin kalacağına emin değilim.
ölüm zamanım geldiğinde bırakabileceğim bir parmağım olacağına emin değilim.
bu boşluk hiçbir zaman dolmayacak, bunu çok iyi biliyorum. kendimi topyekün zamanlar çerçevesinde istediğim kadar kabul edeyim, istediğim kadar etrafımdaki insanları olduğu gibi sevip savaşmayı bırakayım, hayatı tam anlamıyla akışına bırakayım veya tam tersini yapayım, bir elimle tutunup diğer elimle dizginleri tutayım, sevileyim, aşık olayım…
belki arada bir olduğu gibi o boşluğu görmezden gelebileceğim kadar mutlu, heyecanlı olacağım. ancak o yine beni ne yapıp ne edip bulacak ve biz birbirimizi yok edeceğiz.
kendimle yüzleşmekten çok korkuyorum. o yüzden ne yazdıysam hepsi ikinciye okumadığım cümleler.
alıntı yapıp burada paylaşmamın sebebi ise az sonra kağıtlarımı çöpe atacağım, bu en yakın tarihli olduğu için saklamak istiyorum.
artık kendimi unutmak istemiyorum ya da kendim olduğunu düşündüğüm kişiye içtenlikle inanmak istiyorum.
açıkçası yazdığım cümleyi tekrar okumayacağım için oldukça devrik, yazım yanlışları olan cümleler kurmuş bulunabilirim. okuyacak biri yoktur diye düşünüyorum genelde ama, ola ki okuyan biri çıkarsa şimdiden belirtmek istiyorum.
bu benim karalama defterimden alıntı bir bölüm ve kimseye herhangi bir şey anlatmak için yazmıyorum. teşekkürler.
her şeyim tam desem dahi, zihnimden ziyade kalbimi (?) oyalayamadığım bir dönemdeyim. geçirdiğim yıllar, süreçler ve yaşım itibarı ile hormonlarımın eskisine nazaran daha normal seviyelerde olmasından dolayı son birkaç aydır kendimi daha farklı görebiliyordum dışarıdan baktığımda.
şu yaşıma kadar asla olduğum yere, yaşa ait hissedemeyip hep o ait olduğum yeri aramaya yönelik yapsam da planlarımı, bugünlerde o kadar çok “sanırım olmak ve kalmak istediğim yaş aralığı bu” dedim ki, alışmış olduğum aranan kişilik modelimden biraz olsun sıyrıldığım için adeta çırılçıplak kaldım ortada.
kendimi psikolojik olarak koruyabilmeyi öğrenmişim örneğin yıllar içinde, ait olduğum yeri koruyabiliyorum artık.
tabii ki istediğim ben ve olduğum ben arasında oldukça fark var ancak, sanki şu an o denli memnunum ki şu halimden, istediğim şeylerin daha fazlasına kavuştuğumda (hepsi olabilirliği olan şeyler, imkansıza oynamıyorum ve bahsim aklımdaki “bluesther modeli” değil.) çok çok daha memnun ve huzurlu olacağımı bildiğim halde şu an nefes alabildiğimi fark ettiğim için burada da kalabilirim diyorum.
evet, yaşadığımı hissettiğim anları dahi unuttum, ki bu hissi tedavi edebileyim.
içimdeki boşluk yıllar sonra o kadar farklı bir boşluk ki, bu sefer beynimin içinde bir yerde değil. bu sefer iman tahtamın tam ortasında, nefes almamı da engelliyor çoğu zaman.
örneğin yarın için randevu aldım dahiliye doktorumdan. bu nefes aldıktan broşlarımın yapıştığını zannettiğim, sanki içimdeki boşluğun bir kısmının artık ciğerlerimi sakin sakin yemeye başladığını hissettiğim midemi bulandıran his için. gidip gitmeyeceğimi bile bilmiyorum şu an, yalnızca gerçek olup olmadığını öğrenmek istiyorum çünkü. vakalar bu haldeyken bu denli önemsiz bir şey için hayatımı/hayatımızı tehlikeye atmak istemiyorum.
inanın bilmiyorum ne yaparım. muhtemelen gitmeyeceğim.
öyle bir boşluk ki bu arada nükseden, sanki birileri iyileştikçe geçmişe saplanıp kalıyorum. sanki kendimi hiçbir zaman bulamayacağım, sanki kişisel menkıbem elimde yitip gideceğim…
geçen yıl bu zamanlarda da aynısını yapıyordum. yine yapıyorum, yapmamak için kaçtım haftalarca. bugün çok yorulmuşum, durmak zorunda kaldım.
madem burada kaldıysam, neden bu kadar acıyor göğsüm? midem neden bulanıyor?
ben burada kaldıysam, tüm güzel hisler için kaldım. yaşamak ve yaşadığımı hissetmek için kaldım. sorgulamalarımın ardı arkası kesilmese dahi onlara önemle dinleyip her birini cevapsızlığıyla sevmek için kaldım.
kaldım ve tutundum sıkı sıkı. hala da tutunuyorum ama bu sefer ellerim kaymıyor. bu sefer rüzgar o denli hızlı esiyor ki, esintiye kapılanlar bana çarpa çarpa beni yok ediyor.
ben ellerimi bırakabileceğimi sanmıyorum ama ellerimin gücü yitene kadar ben kişiliğinin kalacağına emin değilim.
ölüm zamanım geldiğinde bırakabileceğim bir parmağım olacağına emin değilim.
bu boşluk hiçbir zaman dolmayacak, bunu çok iyi biliyorum. kendimi topyekün zamanlar çerçevesinde istediğim kadar kabul edeyim, istediğim kadar etrafımdaki insanları olduğu gibi sevip savaşmayı bırakayım, hayatı tam anlamıyla akışına bırakayım veya tam tersini yapayım, bir elimle tutunup diğer elimle dizginleri tutayım, sevileyim, aşık olayım…
belki arada bir olduğu gibi o boşluğu görmezden gelebileceğim kadar mutlu, heyecanlı olacağım. ancak o yine beni ne yapıp ne edip bulacak ve biz birbirimizi yok edeceğiz.
kendimle yüzleşmekten çok korkuyorum. o yüzden ne yazdıysam hepsi ikinciye okumadığım cümleler.
alıntı yapıp burada paylaşmamın sebebi ise az sonra kağıtlarımı çöpe atacağım, bu en yakın tarihli olduğu için saklamak istiyorum.
artık kendimi unutmak istemiyorum ya da kendim olduğunu düşündüğüm kişiye içtenlikle inanmak istiyorum.
devamını gör...
ikizler burcu
bir öylesin bir böyle neyin var bana söyle..ismail yk şarkıları tadında.
devamını gör...
kim milyoner olmak ister yarışmasına katılan tügva üyeleri
başlığın tam hali her çarşamba bir tügva kadın üyesinin kim milyoner olmak ister yarışmasına katılması .
murat ağırel, ifşa olan tügva belgelerinden, iş takibi isimli bir dosyayı yayınladı.
dosyaya göre tügva kadın üyeleri ve yüksek düzey yöneticilerin eşleri her çarşamba kim milyoner olmak ister yarışmasına katılmış.
"şimdi gelelim beni şaşırtan dosyaya…
adı: iş takibi dosyası
içinde görevli isimler var ve görevli oldukları konu belirtilmiş.
görev tarihi olarak 13 aralık 2016 yazılmış.
görevin konusu ise “kim milyoner olmak ister yarışmasına katılacak bayan katılımcı sayısı” ve her çarşamba günü öğleden önce kadın katılımcılarının programa kaydı yapılması istenmiş karşısında da “yapıldı kaydı” yazılmış.

"mesela tügva yönetim kurulunda yer almış birçok devlet bankasının işini yapan papillon ajansın sahibi yunus becit’in eşi gerçekten 22 nisan 2017 tarihinde yarışma programında yer almış."

"tügva üyesi şerife tuğçe doğan, 11 mart 2017 tarihinde katılmış. hatta programın reklamında tügva üyesi olduğu da özellikle belirtilmiş."

"yine katılan hicret kızılkaya 25 mart 2017 tarihinde programa katılmış."
buradan
berat albayrak'ın abisinin kanalına, berat albayrak'ın eşinin abisinin kurduğu vakfın üyelerinin çıkması kadar normal bir şey yok sanırım.
ama neden kadın, neden hep kadın?
murat ağırel, ifşa olan tügva belgelerinden, iş takibi isimli bir dosyayı yayınladı.
dosyaya göre tügva kadın üyeleri ve yüksek düzey yöneticilerin eşleri her çarşamba kim milyoner olmak ister yarışmasına katılmış.
"şimdi gelelim beni şaşırtan dosyaya…
adı: iş takibi dosyası
içinde görevli isimler var ve görevli oldukları konu belirtilmiş.
görev tarihi olarak 13 aralık 2016 yazılmış.
görevin konusu ise “kim milyoner olmak ister yarışmasına katılacak bayan katılımcı sayısı” ve her çarşamba günü öğleden önce kadın katılımcılarının programa kaydı yapılması istenmiş karşısında da “yapıldı kaydı” yazılmış.

"mesela tügva yönetim kurulunda yer almış birçok devlet bankasının işini yapan papillon ajansın sahibi yunus becit’in eşi gerçekten 22 nisan 2017 tarihinde yarışma programında yer almış."

"tügva üyesi şerife tuğçe doğan, 11 mart 2017 tarihinde katılmış. hatta programın reklamında tügva üyesi olduğu da özellikle belirtilmiş."

"yine katılan hicret kızılkaya 25 mart 2017 tarihinde programa katılmış."
buradan
berat albayrak'ın abisinin kanalına, berat albayrak'ın eşinin abisinin kurduğu vakfın üyelerinin çıkması kadar normal bir şey yok sanırım.
ama neden kadın, neden hep kadın?
devamını gör...
normal sözlük moderasyonu içerisindeki gerginlik
formata uygun girilen basliklara dokunulmuyor arkadaslar biliyorsunuz.
cumle halinde, soru sorarak, noktalama isareti kullanilarak vs. acilan basliklari mecburen duzenlemek zorundayiz.
birimizin gozunden kacani digerimiz halledebiliyor ve ortalik su an yangin yeri. bir sure bildirim olarak verecegimiz rahatsizlik icin ekibim adina hepinizden ozur diliyorum.
bilmeyenler icin: normal sözlük formatı ve kuralları
afiyet olsun.
cumle halinde, soru sorarak, noktalama isareti kullanilarak vs. acilan basliklari mecburen duzenlemek zorundayiz.
birimizin gozunden kacani digerimiz halledebiliyor ve ortalik su an yangin yeri. bir sure bildirim olarak verecegimiz rahatsizlik icin ekibim adina hepinizden ozur diliyorum.
bilmeyenler icin: normal sözlük formatı ve kuralları
afiyet olsun.
devamını gör...
obur dünya
koca mustafa kemal'i yedin yine doymadın mı? ayı oğlu ayı dünya...
devamını gör...
yaşanmamış olayları yaşanmış gibi anlatmak
bazen konuştuğum kişilere mutlu! anılarımı anlatıyorum. işte bir şekilde uyduruyorum, mutlu olduğumu zannetsin diye...
devamını gör...
aynı hatayı tekrar tekrar yapmak
daha öncekilerin hata değil de talihsizlik olduğunu düşünmektir. bir de işin "artık tecrübe kazandım, düşülecek tüm çukurları ezberledim." gibi çok yanlış bir motivasyonu var.
bir de şey var, ona bayılıyorum: yine dene, yine yenil, daha iyi yenil!
hatalarla yüzleşmek, pişmanlık hissinden kurtulmak adına neredeyse hatayı* cazip hâle getiriyoruz.
bir de şey var, ona bayılıyorum: yine dene, yine yenil, daha iyi yenil!
hatalarla yüzleşmek, pişmanlık hissinden kurtulmak adına neredeyse hatayı* cazip hâle getiriyoruz.
devamını gör...
geek
son zamanlar da ülkemizde de popülerleşen bu geek kültürü nedir yahu?
"geek" sözcüğünün tam bir türkçe karşılığı yoktur. ha ama illa ki bir kalıba oturtacam derseniz "inek" diyin. geekliği kaba bir şekil de şöyle anlatabiliriz:
bir kişinin, bir konuda/bir şeyde takıntılı diyebileceğimiz seviyede bilgili veyahut meraklı olması. aslında her şeyin geeki olabilirsiniz, sınır yok! "makarna geek'i, batman geek'i, anime geek'i, yoga geek'i...." artık geeklere , "geek" diyince buna tepki göstermek yerine gururlanıyorlar. maalesef ki ülkemiz "geek kültürünü" biraz yanlış anladı. ülkemin insanı "geek kültürünü" nedendir bilinmez kurgusal evrenlerden karakterlere "tapıp" onlar için adam dövmek sandı. sırf biri onun sevdiği karakteri sevmiyor diye adres istemek sandı...
"geek" sözcüğünün tam bir türkçe karşılığı yoktur. ha ama illa ki bir kalıba oturtacam derseniz "inek" diyin. geekliği kaba bir şekil de şöyle anlatabiliriz:
bir kişinin, bir konuda/bir şeyde takıntılı diyebileceğimiz seviyede bilgili veyahut meraklı olması. aslında her şeyin geeki olabilirsiniz, sınır yok! "makarna geek'i, batman geek'i, anime geek'i, yoga geek'i...." artık geeklere , "geek" diyince buna tepki göstermek yerine gururlanıyorlar. maalesef ki ülkemiz "geek kültürünü" biraz yanlış anladı. ülkemin insanı "geek kültürünü" nedendir bilinmez kurgusal evrenlerden karakterlere "tapıp" onlar için adam dövmek sandı. sırf biri onun sevdiği karakteri sevmiyor diye adres istemek sandı...
devamını gör...
anksiyete
1)evrenseldir ve her insan yaşayabilir.
2)bireyin algı ve düşüncesini etkiler.
3)yarattığı iç sıkıntısının tanımlanması güçtür.
4)genellikle tehlike habercisi,tehdide karşı uyarıcı ve koruyucudur.
5)belirsizlikleri ve bilinmeyeni bulma çabasıdır.
6)bir tehlikeye karşı hissedilen huzursuzluk ve gerilimdir.
7)benliğin bilinçli yönüyle algılanan ve kavranan bir durumdur.
8)otonom sinir sisteminin belirsiz oran bir tehdide tepki olarak faaliyete geçmesiyle,bireyin kendisini endişeli ve gergin hissetmesidir.
2)bireyin algı ve düşüncesini etkiler.
3)yarattığı iç sıkıntısının tanımlanması güçtür.
4)genellikle tehlike habercisi,tehdide karşı uyarıcı ve koruyucudur.
5)belirsizlikleri ve bilinmeyeni bulma çabasıdır.
6)bir tehlikeye karşı hissedilen huzursuzluk ve gerilimdir.
7)benliğin bilinçli yönüyle algılanan ve kavranan bir durumdur.
8)otonom sinir sisteminin belirsiz oran bir tehdide tepki olarak faaliyete geçmesiyle,bireyin kendisini endişeli ve gergin hissetmesidir.
devamını gör...
anksiyete bozukluğu
21. yy türkiyesinde yaşayan herkesin sahip olduğu, sadece farkında olmadığı hastalık.
devamını gör...
izin kağıdı
hafta sonu sokağa çıkma kısıtlamasında kullanılan belge. araçla dolaşabilme anlamını karşılıyor. ismi biraz tedirgin edici gelebilir. kime sorsanız kolaylıkla izin belgesi almış.
devamını gör...
anın fotoğrafı
an itibari ile bir adet kuş yumurtası. az önce doğdu! zalım kuşlar gelip gidip balkonumda fan fini fin fon yaptılar. hiç düşünmediler bu yumurta ile nasıl başa çıksın evde yaşayan insan? ellemeye korkar mı? kötü kalpli mi? tutup arkamızdan fırlatır mı bu yavruyu? demediler. al işte onca sorumluluğun üstüne bir sorumluluk daha. n’apim şimdi ben bunu? dal, çer çöp, her hangi bir koruma getirmediler bu no name yumurta için. atsan atılmaz satsan satılmaz dedikleri bu işte.
devamını gör...
kötü ilişki vs yalnızlık
gönlü ve zihni yoran bir ilişkiden ziyade, yalnızlığın azametini tercih ederim. en azından bana zarar verecek tek şey yine ben olurum ve ben'i tutabilirim fakat bile isteye kabullendiğim ilişkinin pişmanlığını nereye sığdıracağım?
hayat; umarım bununla sınanmam. *
hayat; umarım bununla sınanmam. *
devamını gör...
sevgili edinme konusunda hiçbir şey yapmayan insan
normal insandır.
sevgili edinmek için ne yapılabilir? hoşlandığınız biri varsa, zemin de uygunsa yürünebilir. bu seçeneği elediğimizde geri kalan seçenek malum. eee, gökten tam da kafa dengi biri inmeyeceğine göre eldeki şansa güvenmek gerek. söz konusu sevgili çünkü.
sevmek önemli.
sevmek kıymetli.
sevmek güzel şey.
neden sevmek güzel şey?
çünkü herkesi sevemezsiniz. sevgi pıtırcığı olsanız bile herkesi aynı oranda ve aynı şekilde sevemezsiniz efenim.
soruya dönelim.
döndük.
sevmeyi öğrenerek ilk adım atılabilir. insanlık hali, deli bir simülasyondayız. normal şeyler bunlar**.
kısacası sevmeyi öğrenmek, ilk adım için epey iyi bir başlangıç olacaktır. amma velakin, fakat, öte yandan, buna bile enerji harcamak istemeyen veya böylesini tercih eden insanların var olması şaşırtıcı değil. tuhaf değil. kötü, korkunç, tü kaka bir durum da değil. kişinin yüce gönlü böyle buyurmuş olabilir. ya da kişi şansına güveniyor olabilir.
bazen güzel şeyler beklemediğiniz anda olur, diyor ve noktalıyorum.
sevgili edinmek için ne yapılabilir? hoşlandığınız biri varsa, zemin de uygunsa yürünebilir. bu seçeneği elediğimizde geri kalan seçenek malum. eee, gökten tam da kafa dengi biri inmeyeceğine göre eldeki şansa güvenmek gerek. söz konusu sevgili çünkü.
sevmek önemli.
sevmek kıymetli.
sevmek güzel şey.
neden sevmek güzel şey?
çünkü herkesi sevemezsiniz. sevgi pıtırcığı olsanız bile herkesi aynı oranda ve aynı şekilde sevemezsiniz efenim.
soruya dönelim.
döndük.
sevmeyi öğrenerek ilk adım atılabilir. insanlık hali, deli bir simülasyondayız. normal şeyler bunlar**.
kısacası sevmeyi öğrenmek, ilk adım için epey iyi bir başlangıç olacaktır. amma velakin, fakat, öte yandan, buna bile enerji harcamak istemeyen veya böylesini tercih eden insanların var olması şaşırtıcı değil. tuhaf değil. kötü, korkunç, tü kaka bir durum da değil. kişinin yüce gönlü böyle buyurmuş olabilir. ya da kişi şansına güveniyor olabilir.
bazen güzel şeyler beklemediğiniz anda olur, diyor ve noktalıyorum.
devamını gör...

