koklayınca geçmişi hatırlatan kokular
dalin şampuan.
devamını gör...
er ya da geç bir kadın değerimi anlayacak hissi
insan kendini anlayamıyor bir başkası nasıl anlasın ki. en iyisi değer verilen kişilerin anlaşılmazlıklarıyla birlikte birbirlerini tolere etmeleri.
devamını gör...
girişimsel radyoloji
--- alıntı ---
girişimsel radyoloji ise son yıllarda hızlı ilerleme kaydeden bir yan dal olup, radyolojinin tedavi edici bölümüdür. günümüzde hastaya ve işlem yapılan dokuya en az zarar veren, hastanede kalış süresini kısaltan, bakımı kolay, genel anestezi ihtiyacı olmadan gerçekleştirilebilen, komplikasyon oranı ve maliyeti düşük yeni tedavi yöntemleri hızla uygulamaya girmektedir.
girişimsel radyoloji, bu prensiplere uygun bir şekilde geliştirilmiş, temelleri 60’lı yıllara dayanan, birçok farklı hastalıkta ameliyatsız tedavilerin yapılmasına olanak sağlayan yeni bir yan dal olup radyoloji bilim dalı bünyesinde girişimsel radyologlar tarafından uygulanmaktadır.
girişimsel radyoloji de amaç görüntüleme yöntemleri olan ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi, anjiyografi ve manyetik rezonans kılavuzluğunda ciltten girerek damarların içinden veya başka çok farklı damar dışı yollardan milimetrik, ince materyaller ve cihazlar ile hastalığa ulaşarak tedaviyi ameliyatsız bir şekilde gerçekleştirmektir.
girişimsel radyolojik tedavilerin çeşitliliği son zamanlarda hızla artmakta ve teknolojinin gelişmesine paralel olarak ortaya çıkan yeni teknikler birçok hastalığın girişimsel yöntemlerle tedavisini mümkün kılmaktadır.
--- alıntı --- buradan
girişimsel radyoloji ise son yıllarda hızlı ilerleme kaydeden bir yan dal olup, radyolojinin tedavi edici bölümüdür. günümüzde hastaya ve işlem yapılan dokuya en az zarar veren, hastanede kalış süresini kısaltan, bakımı kolay, genel anestezi ihtiyacı olmadan gerçekleştirilebilen, komplikasyon oranı ve maliyeti düşük yeni tedavi yöntemleri hızla uygulamaya girmektedir.
girişimsel radyoloji, bu prensiplere uygun bir şekilde geliştirilmiş, temelleri 60’lı yıllara dayanan, birçok farklı hastalıkta ameliyatsız tedavilerin yapılmasına olanak sağlayan yeni bir yan dal olup radyoloji bilim dalı bünyesinde girişimsel radyologlar tarafından uygulanmaktadır.
girişimsel radyoloji de amaç görüntüleme yöntemleri olan ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi, anjiyografi ve manyetik rezonans kılavuzluğunda ciltten girerek damarların içinden veya başka çok farklı damar dışı yollardan milimetrik, ince materyaller ve cihazlar ile hastalığa ulaşarak tedaviyi ameliyatsız bir şekilde gerçekleştirmektir.
girişimsel radyolojik tedavilerin çeşitliliği son zamanlarda hızla artmakta ve teknolojinin gelişmesine paralel olarak ortaya çıkan yeni teknikler birçok hastalığın girişimsel yöntemlerle tedavisini mümkün kılmaktadır.
--- alıntı --- buradan
devamını gör...
0.5 uç
muhtemelen sayısalcıdır. işlemleri sığdırabilmek için ve sırf kimseye uç vermemek için kullanıyordum. uç tasarrufu önemli.
devamını gör...
maden suyu bağımlılığı
bir dönem yaşadığım bağımlılık. normal su ile falan serinlediğinizi hissetmiyorsunuz hep bi maden suyu içme isteği geliyor.
ama mideye çok zararlı olduğunu öğrenince günde 1'e düşürdüm, şuan rahatım.
ama mideye çok zararlı olduğunu öğrenince günde 1'e düşürdüm, şuan rahatım.
devamını gör...
ilişkide yapılan yanlışlar
ilişkiye girince her şeyin rapor edilmesi durumudur. evet haberi olsun diye değildir resmen rapor etmektir.
devamını gör...
hulk
gerçek olup olmadığı tartışma konusu olan süper kahramandır.
devamını gör...
misc radyo yayını
kanıma girip rezil anılarımdan birisini ortaya dökmeme ramak bırakmış program. rezil anı çok da anonimken bile yazılamayacak kadar rezil bunlar da ya.
ama gönlüm razı olmaz, yazanlar tek başına rezil olmasın, bir nebze eli yüzü düzgün anıyla ben de eşlik edeyim size.
gittiğim ortaokul ve sonrasında gittiğim lise arkalı önlü. o yüzden lisede ortaokuldan ekibin çoğu var yine. ortaokuldan bana çıkma teklif etmiş ve sabrına hayran olacağım kadar ısrarlı teklif etmiş bir çocuk var. sonrasında aynı liseye gidiyoruz. ortak arkadaşlarımız var. okulun bahçesinde bu ortak arkadaş grubuyla duruyoruz*. bu çocuk geldi ortama. fırlama diye tabir ettiğimiz arkadaş girdi lafa. yeter artık kaç yıl oldu kabul et artık çocuğu diye. laf dalaşına girdik. çocuk bakıyor. ben kaptırmış hararetli konuşurken, altıma işemedim sjsjjsns. neyse konuşurken tükürüğümü yutamadım ve salya tükürük gibi akışkan sıvılar ağzımdan saçıldı. tutamıyorum da. silmeye çalışıyorum, akanlar gitti yere. lan ne pis bir görüntü. fırlama arkadaş koptu. ağzını topla önce diyor. çocuk bıyık altı gülüyor. ayy rezillik. ne utanmıştım be. bir daha da teklif etmedi çocuk zaten.
ama gönlüm razı olmaz, yazanlar tek başına rezil olmasın, bir nebze eli yüzü düzgün anıyla ben de eşlik edeyim size.
gittiğim ortaokul ve sonrasında gittiğim lise arkalı önlü. o yüzden lisede ortaokuldan ekibin çoğu var yine. ortaokuldan bana çıkma teklif etmiş ve sabrına hayran olacağım kadar ısrarlı teklif etmiş bir çocuk var. sonrasında aynı liseye gidiyoruz. ortak arkadaşlarımız var. okulun bahçesinde bu ortak arkadaş grubuyla duruyoruz*. bu çocuk geldi ortama. fırlama diye tabir ettiğimiz arkadaş girdi lafa. yeter artık kaç yıl oldu kabul et artık çocuğu diye. laf dalaşına girdik. çocuk bakıyor. ben kaptırmış hararetli konuşurken, altıma işemedim sjsjjsns. neyse konuşurken tükürüğümü yutamadım ve salya tükürük gibi akışkan sıvılar ağzımdan saçıldı. tutamıyorum da. silmeye çalışıyorum, akanlar gitti yere. lan ne pis bir görüntü. fırlama arkadaş koptu. ağzını topla önce diyor. çocuk bıyık altı gülüyor. ayy rezillik. ne utanmıştım be. bir daha da teklif etmedi çocuk zaten.
devamını gör...
savcı ile polisin kimlik sorma davası
aslında mantıklı düşünecek olursak %100 savcının haksız olduğu durum.
kolluk ne için var? yargıyı korumak için, bu dünyanın her yerinde böyledir.
abd'yi örnek alalım, kolay kolay suçlu bir polisin bile öyle basitçe yargılandığını göremezsiniz. çok ciddi suçlama olması lazım gelir dava açabilmek için.
kendi kolluk kuvvetleri ile böyle sudan sebeplerden mahkemelik oluyorlarsa zaten, şimdiden üzerine bir bardak soğuk suyu fondip yapabilirler.
kolluk ne için var? yargıyı korumak için, bu dünyanın her yerinde böyledir.
abd'yi örnek alalım, kolay kolay suçlu bir polisin bile öyle basitçe yargılandığını göremezsiniz. çok ciddi suçlama olması lazım gelir dava açabilmek için.
kendi kolluk kuvvetleri ile böyle sudan sebeplerden mahkemelik oluyorlarsa zaten, şimdiden üzerine bir bardak soğuk suyu fondip yapabilirler.
devamını gör...
brothers düğüm salonu radyo yayını
benim barbie bebeğim yoktu. bunun için ağlamaya gidiyorum şimdi.
devamını gör...
dereyi görmeden paçaları sıvamak
bir deyim. gerçekleşeceği belli olmayan bir şey için önceden hazırlık yapmak manasına gelir.
örnek olarak aklıma 2009-2010 süper lig şampiyonluğu yarışı geldi.
fenerbahçelilerin kendilerini şampiyon zannedip işin aslı ortaya çıkınca perişan olmaları ve bazı kişilerin stadı yakması.***
örnek olarak aklıma 2009-2010 süper lig şampiyonluğu yarışı geldi.
fenerbahçelilerin kendilerini şampiyon zannedip işin aslı ortaya çıkınca perişan olmaları ve bazı kişilerin stadı yakması.***
devamını gör...
marimo

cladophora topu, yosun topu veya göl topu olarak da bilinir. bir yeşil alg türünün (aegagropila linnaei) kadifemsi bir görünüme kavuşarak büyük toplar halinde büyümüş görüntüsüne verilen addır. japonya, kuzey avrupa ve izlanda'daki göl ve nehirlerde bulunur.
3 şekilde büyüyebilir: kayalarda büyüme, serbest yüzen filametler halinde veya top şeklinde. kayalardaki versiyonları genel anlamda kayaların gölgeli yüzlerinde büyür. serbest yüzen filamentler, küçük ve tutturulmamış lif kümeleri şeklinde çamurlu göl dibinde halı oluşturur. büyük topların ise çekirdekleri yoktur.
ekolojisi; düşük ışık koşullarına, rüzgarın neden olduğu akımlara göre değişkenlik gösterebilir. çoğunlukla kalsiyum açısından zengin ortamları tercih eder. ancak popülasyonu hızla azalmaktadır.
japonya'da ainu halkı her ekim ayında akan gölü'nde 3 günlük bir marimo festivali düzenler. marimonun sahiplerine şans ve aşk getirdiğine inanılır.
kaynakça
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
off okumayın böyle bir kafa dağınıklığı yok ön editi: şaka yapmıyorum. kendi yazdığım entrydeki düşünce akışını takip edemedim resmen tekrar okuyunca.
insan izlemeyi çok seviyorum. hiç tanımadığım insanları da hayatımdaki insanları da. aslında kendimi en çok eleştirdiğim özelliklerimden biri de tam olarak bu özelliğimle bağlantılı. insanları izliyor ve onların tavırlarına göre konumlanıyorum. karakterin yok mu senin kardeşim niye kaba göre şekil alıyorsun? di' mi ama? yaaaniii.
şaka şaka, bu kadar basit değil tabi ki. mübalağa sanatına saygımızdan hep. bir sürü başka parametre daha var ama demek istediğim şu; a kişisinin bana yaptığı şeyin birebir aynını b kişisi yaptığında aynı tepkiyi vermiyorum. iyi bir şey de olabilir bu kötü bir şey de. a kişisini de b kişisini de sevdiğimi düşünelim. ikisinin de cinsiyetinin aynı olduğunu, her ikisiyle de aramda benzer kanalda bir ilişki olduğunu varsayalım. yapılan şeyin de birebir aynı olması mümkün olmasa da büyük oranda benzerlik taşıdığını düşünelim. bambaşka tepkiler veriyorum... aklımda şu an hiç değilse 7-8 farklı örnek var. çok saçma değil mi?
hadi gelin düşünelim, evet saçma şeyler de düşünülür ve anlamlandırılmaya çalışılır, bence en yakınsak sonuç şu; konu ilk paragrafta bahsettiğim gibi insanları izlemeyi sevmemle direkt olarak ilişkili. insanlarla olan ilişkilerime onlara yüzde yüz güven duyarak başlıyorum mesela. çok büyük kazıklar yemiş, feleğin çemberinden falan geçmiş bir insan olmadığımdan galiba, kolay boşuyorum karıyı. insanlar benim güvenimi kazanmak için bir şey yapmak zorunda değiller bana sebep(ler) vermesinler kafi. illa benimle ilgili/ilişkili şeyler olmasına gerek de yok. benden bağımsız hayatlarındaki aksiyonlarını izleyerek de bulup çıkarabiliyorum o sebepleri. bu oldu mu da barem barem düşüyor onlara duyduğum güven. bu sadece güven özelinde böyle değil elbette. aslında özetin özeti şu, insanları söyledikleri ile değil, yaptıkları ile, yaptıkları da doğru değil, yaptıklarının benim dünyamdaki karşılıkları ile değerlendiriyorum. herkes, herkesin anladığı kadardır. senin kim olduğunun, kendini kim sandığının, kendini kim gibi gördüğünün inan bana hiçbir önemi yok. ben seni nasıl görüyorsam sen benim için o kadarsın. azı ya da çoğu da olamıyorsun. şimdi a kişisi zibilyon farklı konuda trilyon farklı kırılımla bana bir sürü data verdiği ve bir o kadarını da bambaşka sonuçlar doğuracak şekilde b kişisi verdiği için, (dediğim gibi; biri illa pozitifte diğeri nagatifte olmak zorunda değil bu işlemenin neticesinde, her ikisini de sevmeye devam ettiğim örneğinden devam ediyorum) yaptıkları birebir aynı şeylere, onların aksiyonlarına göre tavır alan bir insan olduğum için farklı tepkiler veriyorum.
çok gereksiz mi uzattım acaba ya? neyse. aslında başka bir şey anlatacaktım konuya girince çıkamadım. insanlarla kurduğumuz diyaloglar, birlikte geçirdiğimiz vakitler, aramızdaki duygular anlatmaya anlatılmıyor, yaşandığı gibi ve haliyle kalıyor ya; ana özel, biricik şekilde. beyninde bile anıları tekrar yaşayamıyorsun. sana yaşattığı duyguları anımsıyorsun başka başka hislerinle de harmanlanmış bir vaziyette "izliyorsun" falan. orası başka bir konu, girmeyelim. bağlayacağım yer şurasıydı, dönüp bakıyorum hayatıma, insanlarıma, artık benim olmayanlara da, her birinde başka bir senem görüyorum. bazı senemleri daha çok seviyorum, bazılarındansa daha az razıyım. aslında hiçbiri ben değilim. hiçbiri de onlar değil. benlik bu kadar akışkan, bu kadar dönüşken, bu kadar nesnellikten uzaksa, kalıpları, sınırları var gibi gözükse de aslında bu kadar geçirgense, neyin gerçek, neyin yanılsama olduğunun ayırdına nasıl varacağız? hangisi benim kabulüm, hangisi değil? neyi nasıl tanımlayacağız arkadaşlar?
yaa. öyle işte. bunlar hep soru(n).
insan izlemeyi çok seviyorum. hiç tanımadığım insanları da hayatımdaki insanları da. aslında kendimi en çok eleştirdiğim özelliklerimden biri de tam olarak bu özelliğimle bağlantılı. insanları izliyor ve onların tavırlarına göre konumlanıyorum. karakterin yok mu senin kardeşim niye kaba göre şekil alıyorsun? di' mi ama? yaaaniii.
şaka şaka, bu kadar basit değil tabi ki. mübalağa sanatına saygımızdan hep. bir sürü başka parametre daha var ama demek istediğim şu; a kişisinin bana yaptığı şeyin birebir aynını b kişisi yaptığında aynı tepkiyi vermiyorum. iyi bir şey de olabilir bu kötü bir şey de. a kişisini de b kişisini de sevdiğimi düşünelim. ikisinin de cinsiyetinin aynı olduğunu, her ikisiyle de aramda benzer kanalda bir ilişki olduğunu varsayalım. yapılan şeyin de birebir aynı olması mümkün olmasa da büyük oranda benzerlik taşıdığını düşünelim. bambaşka tepkiler veriyorum... aklımda şu an hiç değilse 7-8 farklı örnek var. çok saçma değil mi?
hadi gelin düşünelim, evet saçma şeyler de düşünülür ve anlamlandırılmaya çalışılır, bence en yakınsak sonuç şu; konu ilk paragrafta bahsettiğim gibi insanları izlemeyi sevmemle direkt olarak ilişkili. insanlarla olan ilişkilerime onlara yüzde yüz güven duyarak başlıyorum mesela. çok büyük kazıklar yemiş, feleğin çemberinden falan geçmiş bir insan olmadığımdan galiba, kolay boşuyorum karıyı. insanlar benim güvenimi kazanmak için bir şey yapmak zorunda değiller bana sebep(ler) vermesinler kafi. illa benimle ilgili/ilişkili şeyler olmasına gerek de yok. benden bağımsız hayatlarındaki aksiyonlarını izleyerek de bulup çıkarabiliyorum o sebepleri. bu oldu mu da barem barem düşüyor onlara duyduğum güven. bu sadece güven özelinde böyle değil elbette. aslında özetin özeti şu, insanları söyledikleri ile değil, yaptıkları ile, yaptıkları da doğru değil, yaptıklarının benim dünyamdaki karşılıkları ile değerlendiriyorum. herkes, herkesin anladığı kadardır. senin kim olduğunun, kendini kim sandığının, kendini kim gibi gördüğünün inan bana hiçbir önemi yok. ben seni nasıl görüyorsam sen benim için o kadarsın. azı ya da çoğu da olamıyorsun. şimdi a kişisi zibilyon farklı konuda trilyon farklı kırılımla bana bir sürü data verdiği ve bir o kadarını da bambaşka sonuçlar doğuracak şekilde b kişisi verdiği için, (dediğim gibi; biri illa pozitifte diğeri nagatifte olmak zorunda değil bu işlemenin neticesinde, her ikisini de sevmeye devam ettiğim örneğinden devam ediyorum) yaptıkları birebir aynı şeylere, onların aksiyonlarına göre tavır alan bir insan olduğum için farklı tepkiler veriyorum.
çok gereksiz mi uzattım acaba ya? neyse. aslında başka bir şey anlatacaktım konuya girince çıkamadım. insanlarla kurduğumuz diyaloglar, birlikte geçirdiğimiz vakitler, aramızdaki duygular anlatmaya anlatılmıyor, yaşandığı gibi ve haliyle kalıyor ya; ana özel, biricik şekilde. beyninde bile anıları tekrar yaşayamıyorsun. sana yaşattığı duyguları anımsıyorsun başka başka hislerinle de harmanlanmış bir vaziyette "izliyorsun" falan. orası başka bir konu, girmeyelim. bağlayacağım yer şurasıydı, dönüp bakıyorum hayatıma, insanlarıma, artık benim olmayanlara da, her birinde başka bir senem görüyorum. bazı senemleri daha çok seviyorum, bazılarındansa daha az razıyım. aslında hiçbiri ben değilim. hiçbiri de onlar değil. benlik bu kadar akışkan, bu kadar dönüşken, bu kadar nesnellikten uzaksa, kalıpları, sınırları var gibi gözükse de aslında bu kadar geçirgense, neyin gerçek, neyin yanılsama olduğunun ayırdına nasıl varacağız? hangisi benim kabulüm, hangisi değil? neyi nasıl tanımlayacağız arkadaşlar?
yaa. öyle işte. bunlar hep soru(n).
devamını gör...
normal sözlük'ün bilgi vermekten çok fikir bildirme yeri olarak görülmesi
doğru tespit. fakaat bu konuda fikrimi daha önce de belirtmiştim; burayı tdk'daki sözlük anlamına uygun kullanırsak aldığımız bu keyfi alamayız. bir de ben kopyala yapıştır veya bir yerden bakarak buraya bilgi taşımaktan keyif almıyorum. özgün bir şeyler varsa kafamda ilgili konuyla alakalı imla kurallarına ve anlaşılır olmasına dikkat ederek buraya bırakıyorum. ve böyle yapıldığı sürece de formata bir zararı olacağını düşünmüyorum.
devamını gör...
kötü sözlük
2010'lu yılların en "kafa" sözlüğüydü belki de.
devamını gör...
süryani şarabı
lezzetlidir şarapları.
devamını gör...
sözlük yazarlarının toplu taşıma araçlarındaki anıları
lise doneminde otobus hatiralarim coktur. bir gun deshaneye gitmek icin bindim otobuse. 90 li yillarin adanasi. hava 50 derece. insanlar sicaktan yari ciplak ama kimse kimseye bakmiyor. oyle rahat bi donem. neyse parayi verdim ayaktayim. demir tutanaklardan tutunuyorum. bi anda sofor oyle bir fren yaptiki tutundugum demire asılmamla demirin elimde kalmasi ve benim geri geri kosmam senkronize denk gelince en arka 5 li koltukta oturan amcanin kucagina resmen oturdum. tabi bu tip durumlarda genel tavrim kahkaha atmaktir. nitekim kahkaha etmaktan kalkamadim ayaga. amcanin kucaginda elimde demir bi sure baya guldum. amcanin iki yanimdan kalkan kollarini ve hadi kizim kalk artik diyişini unutamiyorum. bir de soforun saga cekip elimdeki demiri alışını.
devamını gör...
hak etmeyen biri için yapılan en büyük şey
masal okudum.
devamını gör...
boğaziçi dayanışma topluluğu 24 nisan tweeti
bu tür tiplemeler her okulda, her üniversitede var. birkaç aptalın eylemlerinden ve fikirlerinden ötürü bütün öğrenciler sorumlu tutulamaz. boğaziçi'nde ayrıca çok büyük bir islamcı topluluğu olduğunu da bilin. tek bir stereotip üzerinden bütün okulu yargılamak, ancak bir iktidar yalakasının işi olabilir.
devamını gör...
