30 ağustos zafer bayramı
öyle bir zaferdir ki en zor anda, subayların 2/3 şehit olmuşken, ordunun %40'ı kaçmış iken; silah, cephane ve erzakların gerekirse kars kalesinden gerekirse inebolu'dan getirildiği; cephenin bir tarafını tamamen boş bırakıp diğer tarafına tüm kuvvetleri yığıp kazanılan bir zaferdir.
ve bunların planlayıcıları atatürk ve silah arkadaşlarını rahmetle anıyorum.
ve bunların planlayıcıları atatürk ve silah arkadaşlarını rahmetle anıyorum.
devamını gör...
tefrika
süreli yayınlarda bölüm bölüm yayımlanan, birbirini tamamlayan bölümlerden oluşan yazı dizisi.
aynı isimde tefrika yayınları çocuklar için edebiyat dizisi yayımlayarak alaninda bir ilki gerçekleştirmiştir.
aynı isimde tefrika yayınları çocuklar için edebiyat dizisi yayımlayarak alaninda bir ilki gerçekleştirmiştir.
devamını gör...
tüh bu başlık da tutmadı
dostlar bu konuda gerçekten moralim cok bozuk. muhteşem yüzyıl ile ilgili başlık açıyorum gündeme bile düşüyor, dikkat çekmesini istediğim bir kısa film akıstan aniden kalkıyor. sinir bozucu bir durum.
devamını gör...
yazarların şu an olmak istedikleri yerler
böyle güneşli güzel bir gün ama hava çok sıcak da değil. rüzgar esiyor bir yandan. efulim ile buluşmuşuz. sonunda kavuşmuşuz. sarılmışız birbirimize, kokusunu içime çekiyorum. o ağacın altında, elimde bana hediye olarak çizdiği resmimiz. çok da güzel olmuş. hayallerimdekinden bile güzel. kolları sarmış beni, kollarım sarmış onu... dünya durmuş o an...
benim olmak istediğim yer: o'nun yanıdır kısacası. betimlemek için kelimeler yetmez ama olduğunca anlattım işte*.
benim olmak istediğim yer: o'nun yanıdır kısacası. betimlemek için kelimeler yetmez ama olduğunca anlattım işte*.
devamını gör...
geceye bir film bırak
devamını gör...
ilişkide kişiyi cepte yapan cümleler
"cepte" tabiri pek hoş olmasa da maalesef yerine geçecek daha iyi bir kelime yok.
nedir cepte olmak?
karşıdaki kişi size ne yaparsa yapsın gidememek demektir, size saygı duymayan ve hatta sevgisi dahi olmayan birine bile bağımlı olmak demektir. şunu unutmamalıyız ki, kimsenin hayatı bir diğerine bağlı değildir. vakti geldiği zaman, bize saygı duyulmadığı zaman ve de ilişkinin bize, kişiliğimize zarar verdiğini anladığımız an gitmek gerekiyor.
şimdi gelelim bizi cepte yapacak cümlelere:
- senden başka kimsem yok.
- sensiz yaşayamıyorum.
- beni bırakmaaa noooğluuur.
- sen gidersen ölürüm.
- sensiz yaşayamam
- seni kaybetmekten çok korkuyorum
bu noktada freud reise söz vermek istiyorum:
"bir insana vazgeçilmez olduğunu hissettirdiğinizde, ilk vazgeçeceği kişi siz olursunuz."
nedir cepte olmak?
karşıdaki kişi size ne yaparsa yapsın gidememek demektir, size saygı duymayan ve hatta sevgisi dahi olmayan birine bile bağımlı olmak demektir. şunu unutmamalıyız ki, kimsenin hayatı bir diğerine bağlı değildir. vakti geldiği zaman, bize saygı duyulmadığı zaman ve de ilişkinin bize, kişiliğimize zarar verdiğini anladığımız an gitmek gerekiyor.
şimdi gelelim bizi cepte yapacak cümlelere:
- senden başka kimsem yok.
- sensiz yaşayamıyorum.
- beni bırakmaaa noooğluuur.
- sen gidersen ölürüm.
- sensiz yaşayamam
- seni kaybetmekten çok korkuyorum
bu noktada freud reise söz vermek istiyorum:
"bir insana vazgeçilmez olduğunu hissettirdiğinizde, ilk vazgeçeceği kişi siz olursunuz."
devamını gör...
stefan zweig alıntıları
türkçe'ye acımak/merhamet/sabırsız yürek isimleri ile çevrilen romanının girişine konulan aşağıdaki kısım favorilerimdendir.
"... iki tür acıma duygusu vardır. birincisi, duygusal ve zayıf olanı, başka birinin yaşadığı felaketlerden kaynaklanan acı ve hüzünden alabildiğine çabuk kurtulmak için çırpınan yüreğin sabırsızlığıdır. bu, bir acıyı birlikte hissetmek değil, ruhun yabancı bir derde karşı kendini içgüdüsel olarak savunması anlamındaki acıma duygusudur. diğeri, tek gerçek acıma duygusu ise yaratıcı olan, ne istediğini bilen; sabırla, gücü yettiğince hatta gücünün bile ötesinde katlanmaya ve dayanmaya kararlı bir insanın acıma duygusudur..."
"... iki tür acıma duygusu vardır. birincisi, duygusal ve zayıf olanı, başka birinin yaşadığı felaketlerden kaynaklanan acı ve hüzünden alabildiğine çabuk kurtulmak için çırpınan yüreğin sabırsızlığıdır. bu, bir acıyı birlikte hissetmek değil, ruhun yabancı bir derde karşı kendini içgüdüsel olarak savunması anlamındaki acıma duygusudur. diğeri, tek gerçek acıma duygusu ise yaratıcı olan, ne istediğini bilen; sabırla, gücü yettiğince hatta gücünün bile ötesinde katlanmaya ve dayanmaya kararlı bir insanın acıma duygusudur..."
devamını gör...
aracıların para kazanmasını kabullenmeyen birey
çiftçilerin giderek fakirleşmesi ve bunun da üretimi engellediğini bilen, yerli üreticiyi destekleyen bilinçli bir vatandaştır sadece. üretenin aç, tüketicinin "fiyatlar cep yakıyor" dediği bir sisteme döndü senaryo. elbette herkes kazanmalı ama hakkı olanı, ama haddi olanı!
devamını gör...
pozitif psikoloji
martin seligman tarafından ortaya atılan pozitif psikoloji, bireylerin olumsuz , sorunlu ve eksik yönlerinden çok olumlu özelliklerine, güçlü yanlarına ve erdemlerine odaklanan bir yaklaşımdır. pozitif psikoloji insanın doğasındaki ve geçmişindeki bir takım yanlış noktaları düzeltmektense insan doğasının olumlu özelliklerinin vurgulanması gerektiğini savunmuş, insanın içindeki potansiyelin keşfine vurgu yapmıştır.
kişisel gelişim kitapları bu kuramın ilkelerine dayanarak hazırlanmaktadır.
kişisel gelişim kitapları bu kuramın ilkelerine dayanarak hazırlanmaktadır.
devamını gör...
kırıcı değilmiş gibi görünse de aslında kırıcı olan şeyler
halini hatrını sorduğun kişinin iyiyim sağ ol dedikten sonra senin halini hatrını sormaması.
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
ben goya'yım!
çorak bir tarlaya kuzgunlar gibi süzülen düşman
yuvalarından oydu gözlerimi.
ben acıyım!
ben iniltisiyim savaşın.
41 karlarında yanmış şehirlerim ben.
ben açlığım!ben kırılmış boynuyum
çıplak alana çanlar gibi sallanarak asılmış
bir ihtiyar kadının...
ben goya'yım!
ey gazap üzümleri!
top sesleriyle yürüdüm batı'ya,
çağrısız konuğun külleriyim ben!
o unutulmaz göğe tabut çivileri gibi
sert yıldızlar çaktım!
ben goya'yım!
goya, andrey voznesenski
çorak bir tarlaya kuzgunlar gibi süzülen düşman
yuvalarından oydu gözlerimi.
ben acıyım!
ben iniltisiyim savaşın.
41 karlarında yanmış şehirlerim ben.
ben açlığım!ben kırılmış boynuyum
çıplak alana çanlar gibi sallanarak asılmış
bir ihtiyar kadının...
ben goya'yım!
ey gazap üzümleri!
top sesleriyle yürüdüm batı'ya,
çağrısız konuğun külleriyim ben!
o unutulmaz göğe tabut çivileri gibi
sert yıldızlar çaktım!
ben goya'yım!
goya, andrey voznesenski
devamını gör...
hoşlanılan kızın pitbull beslemesi
köpeği besleyenin ruh hali olumlu sinyaller vermemektedir. erkek de olsa kız da olsa aynı durum. pitbull besleyen kız gibi, sosyal medya profillerinde elinde tabanca ile poz veren kız da aynı duyguyu aşılar.
devamını gör...
iki insanın arasında bağ oluşmasını sağlayan şeyler
- hüznü de mutluluğu da paylaşmak.
- birbirine fedakarlık yapmak.
- almaktan çok vermek.
- ortak zevkin ürünü aktiviteler.
- tatlı mı tatlı bir sohbet.
bunların bir ya da bir kaçı vuku buluyorsa o bağ kendiliğinden oluşuveriyor zaten.
- birbirine fedakarlık yapmak.
- almaktan çok vermek.
- ortak zevkin ürünü aktiviteler.
- tatlı mı tatlı bir sohbet.
bunların bir ya da bir kaçı vuku buluyorsa o bağ kendiliğinden oluşuveriyor zaten.
devamını gör...
en yakın arkadaşın ihaneti
ihanet can yakar, kırar, kanatır. ama sevdiğin ve güvendiğin biri tarafından ihanete uğramak öldürür. inanmak istemezsin, yapmaz dersin ama kendini kandırman gerçekleri değiştirmez. eninde sonunda kabul edersin sırtındaki bıçağı. ihanetin paslı demir kokusunu öğrenin. bir daha yaşamak istemiyorsanız öğrenin. ve herkese güvenmeyin. ihanet güvenden sonra ortaya çıkar.
devamını gör...
yazarların en son ağladığı zaman
5 dakika önce.
bahçede kocaman bir çam ağacı vardı. senelerdir bu evde olduğumuzdan elimizde büyüdü gibi bir şey. kökleri duvara zarar veriyormuş da bilmem neymiş... gitti canımın içi; yerinde çekilmiş bir yirmilik dişin oyuğu gibi kocaman bir boşluk kaldı.
kesileli birkaç gün oluyor aslında ama demin, bulunduğu yerdeki boşluğu akşam karanlığında görünce fena koydu bana bu iş. salya sümük oldum. hayvanlara da bitkilere de hiç kıyamıyorum.
insanlara gelince; gebersin p*ç kuruları! aldığımız her nefes dünyaya zarar resmen...
bahçede kocaman bir çam ağacı vardı. senelerdir bu evde olduğumuzdan elimizde büyüdü gibi bir şey. kökleri duvara zarar veriyormuş da bilmem neymiş... gitti canımın içi; yerinde çekilmiş bir yirmilik dişin oyuğu gibi kocaman bir boşluk kaldı.
kesileli birkaç gün oluyor aslında ama demin, bulunduğu yerdeki boşluğu akşam karanlığında görünce fena koydu bana bu iş. salya sümük oldum. hayvanlara da bitkilere de hiç kıyamıyorum.
insanlara gelince; gebersin p*ç kuruları! aldığımız her nefes dünyaya zarar resmen...
devamını gör...
sözlüğün 1.yılının gelip çatması
iyisiyle kötüsüyle, 12.30 itibarı ile vuku bulmuş hadise.
özet geç, okuyamam diyenler için: bu kutlu gün için, sözlük mağazasında bugün 23.59'a kadar hem rozetlerde hem sözlük içi özelliklerde %50 indirim getirdik.
dünya genelinde, en yakın rakibi ingiltere'ye 6 kat fark atıp, en çok küfür kullanılan ülkenin türkiye olduğunu biliyor muydunuz?
ben biliyordum.
"küfürsüz konsept" fikrini arkadaşlarıma ilk açtığımda, "küfürsüz sözlük mü olur xxx koyim" karşılığını almıştım.
olum dedim, böyle bir ortamda tabii olmaz; önce sizden kurtulacağım, sonra bu siteyi açacağım.
onlardan hala kurtulamadım.
ama küfürsüz sözlük konseptini hayata geçirdim.
hatta bugün 1. yılı.
geçirdiğimiz bir yıl itibarı ile sözlüğümüz 20.000 adet kayıt aldı.
ve içerisinde tamı tamına 1 milyon 295 bin küfürsüz tanım mevcut.
bir ideam daha vardı, "kendi kaynakları ile büyüyen reklamsız bir sözlük".
fikri arkadaşlarıma açtığımda, "rüzgara karşı işeyen adam" yakıştırması yapıldı.
yapamazsın dediler, yapamadım.*
(bkz: başaramadık abi)
aslında ciddi kırılma noktaları olmasa bunu başarabilecek bir kapasiteye ulaşmıştık.
ilk 6 ay muazzam ilerledik.
birçok haber sitesinde bu küçük şirinler köyümüzden bahsedildi.
malum sözlükte hakkımızda 40 sayfa tanım girildi.
bu süreci tekrar baştan yaşama şansım olsa, kırılma noktalarında alabileceğim pozisyonları defalarca düşündüm. düşüncelerimde dahi ne kadar manevra yaparsam yapayım, bu kırılma noktalarını aşabileceğim bir ihtimal yakalayamadım.
her defasında sam amcanın taş duvarına kafayı çarpıp, ovv shit demiş bulundum.
bu zamana kadar kapitalizmi kalıcı olarak aşan bir protest hareket oldu mu ben bilmiyorum.
belki benim basiretsizliğimdir sözlük.
(bkz: affet ağam)
yine de bu garabet sistemde açabildiğimiz kadar delik açıp hava almaya çalışabiliriz.
bu 1 senede, 250 üzerinde yazara kitap ulaştırdık.
10'u aşkın öğrenci yazar arkadaşlarımızı burs veren fabrikatör saim bey ile buluşturup, eğitimlerine katkıda bulunduk.
köy okulu, vakıf ve barınaklara ciddi yardımlar ulaştırdık.
bunlara devam etmek istiyoruz.
evet gelelim sadede.
her birinize bu oluşumun bir parçası olduğunuz için kocaman teşekkür ederim.
birlikte çok güzeliz.
sözlüğümüzde daha önce görev almış ve halihazırda görevde olan, herhangi bir karşılık beklemeden bir ucundan tutan cefakar dostların her birisine teker teker minnetlerimi sunuyorum.
benim için çok değerlisiniz.
uykusuz geçirilen geceler, uzun uzadıya bitmeyen mesailer, kimi zaman alınan kallavi tehditler, kalın sunucu paraları, baskılar, stresler, saça düşen aklar...
her şeyinle seviyorum be seni. 1. yılımız kutlu olsun sevgili sözlük.
normal benjamin franklin
özet geç, okuyamam diyenler için: bu kutlu gün için, sözlük mağazasında bugün 23.59'a kadar hem rozetlerde hem sözlük içi özelliklerde %50 indirim getirdik.
dünya genelinde, en yakın rakibi ingiltere'ye 6 kat fark atıp, en çok küfür kullanılan ülkenin türkiye olduğunu biliyor muydunuz?
ben biliyordum.
"küfürsüz konsept" fikrini arkadaşlarıma ilk açtığımda, "küfürsüz sözlük mü olur xxx koyim" karşılığını almıştım.
olum dedim, böyle bir ortamda tabii olmaz; önce sizden kurtulacağım, sonra bu siteyi açacağım.
onlardan hala kurtulamadım.
ama küfürsüz sözlük konseptini hayata geçirdim.
hatta bugün 1. yılı.
geçirdiğimiz bir yıl itibarı ile sözlüğümüz 20.000 adet kayıt aldı.
ve içerisinde tamı tamına 1 milyon 295 bin küfürsüz tanım mevcut.
bir ideam daha vardı, "kendi kaynakları ile büyüyen reklamsız bir sözlük".
fikri arkadaşlarıma açtığımda, "rüzgara karşı işeyen adam" yakıştırması yapıldı.
yapamazsın dediler, yapamadım.*
(bkz: başaramadık abi)
aslında ciddi kırılma noktaları olmasa bunu başarabilecek bir kapasiteye ulaşmıştık.
ilk 6 ay muazzam ilerledik.
birçok haber sitesinde bu küçük şirinler köyümüzden bahsedildi.
malum sözlükte hakkımızda 40 sayfa tanım girildi.
bu süreci tekrar baştan yaşama şansım olsa, kırılma noktalarında alabileceğim pozisyonları defalarca düşündüm. düşüncelerimde dahi ne kadar manevra yaparsam yapayım, bu kırılma noktalarını aşabileceğim bir ihtimal yakalayamadım.
her defasında sam amcanın taş duvarına kafayı çarpıp, ovv shit demiş bulundum.
bu zamana kadar kapitalizmi kalıcı olarak aşan bir protest hareket oldu mu ben bilmiyorum.
belki benim basiretsizliğimdir sözlük.
(bkz: affet ağam)
yine de bu garabet sistemde açabildiğimiz kadar delik açıp hava almaya çalışabiliriz.
bu 1 senede, 250 üzerinde yazara kitap ulaştırdık.
10'u aşkın öğrenci yazar arkadaşlarımızı burs veren fabrikatör saim bey ile buluşturup, eğitimlerine katkıda bulunduk.
köy okulu, vakıf ve barınaklara ciddi yardımlar ulaştırdık.
bunlara devam etmek istiyoruz.
evet gelelim sadede.
her birinize bu oluşumun bir parçası olduğunuz için kocaman teşekkür ederim.
birlikte çok güzeliz.
sözlüğümüzde daha önce görev almış ve halihazırda görevde olan, herhangi bir karşılık beklemeden bir ucundan tutan cefakar dostların her birisine teker teker minnetlerimi sunuyorum.
benim için çok değerlisiniz.
uykusuz geçirilen geceler, uzun uzadıya bitmeyen mesailer, kimi zaman alınan kallavi tehditler, kalın sunucu paraları, baskılar, stresler, saça düşen aklar...
her şeyinle seviyorum be seni. 1. yılımız kutlu olsun sevgili sözlük.
normal benjamin franklin
devamını gör...
her şeyi kafaya takma sorunu
en kısa zamanda bu konuda uzmanından yardım almak istiyorum. bazen hayat gerçekten zindan oluyor. insanların üstünde bir saniye bile düşünmeyeceği şeyleri ben günler hatta aylarca kafamda yaşıyorum. kendime çok kızıyorum.
devamını gör...
her beğeni bir karma puan
niden beni beğenmiyorlar diye düşündüğümde aklıma geldi
başka yazarlarda beğeni aldıklarında mutlu olduklarına dair tanımlar girmişler.
ben de düşündüm ki; her beğeni attığımızda 1 karma puan kazansak, ortalık şenlenir.
şenlenmez mi?
hani teşvik gibi olur, karma puanın bir önemi yok ama birşeyler kazanmak , tatmin ediyor, hani doğru yoldaymışsın gibi. yazarlarda daha çok beğeni atmaya başlar.
ama favori atma için aynı şeyi söyleyemiyeceğim, onu not defteri gibi kullanan yazarlar var - benim gibi -
hani iyi bir şey gördün at fava, müsait olunca dön araştır/uygula.
başka yazarlarda beğeni aldıklarında mutlu olduklarına dair tanımlar girmişler.
ben de düşündüm ki; her beğeni attığımızda 1 karma puan kazansak, ortalık şenlenir.
şenlenmez mi?
hani teşvik gibi olur, karma puanın bir önemi yok ama birşeyler kazanmak , tatmin ediyor, hani doğru yoldaymışsın gibi. yazarlarda daha çok beğeni atmaya başlar.
ama favori atma için aynı şeyi söyleyemiyeceğim, onu not defteri gibi kullanan yazarlar var - benim gibi -
hani iyi bir şey gördün at fava, müsait olunca dön araştır/uygula.
devamını gör...
bakire olmayan kadınla evlenmek
kadın olmak gurur kırıcı olmak zorunda mı sorusu aklımda epeydir. neden mi?
alkol alan kadınla evlenmek
bakire olmayan kadınla evlenmek
büyük memeli kadın sorunu gibi başlıklar hatta "sorunlar" olduğu sürece bu ülkede bence kadın olmak gurur kırıcıdır. hiç kimse evlenirken erkek kişisine bakir misin diye sormazken kadın kişisinin eline erkek sinek değmemesini istemektedir. kimse kusura bakmasına ama aşkı sevgiyi namusu ruhu dişinin bacak arasında arayan erkek kişisine verilecek bir şey olmaması gerekir bence. başlığa bak bakire olmayan kadınla evlemek evlenme lan insanları bakir bakire diye ayıracağına bi bak bakalım ruhu nasıl kendi nasıl ona bak sanane karşında ki orasından burasından.
alkol alan kadınla evlenmek
bakire olmayan kadınla evlenmek
büyük memeli kadın sorunu gibi başlıklar hatta "sorunlar" olduğu sürece bu ülkede bence kadın olmak gurur kırıcıdır. hiç kimse evlenirken erkek kişisine bakir misin diye sormazken kadın kişisinin eline erkek sinek değmemesini istemektedir. kimse kusura bakmasına ama aşkı sevgiyi namusu ruhu dişinin bacak arasında arayan erkek kişisine verilecek bir şey olmaması gerekir bence. başlığa bak bakire olmayan kadınla evlemek evlenme lan insanları bakir bakire diye ayıracağına bi bak bakalım ruhu nasıl kendi nasıl ona bak sanane karşında ki orasından burasından.
devamını gör...
bartın'daki canilik
nasıl insanlarsınız aklım almıyor gerçekten. umarım yaşattığınızı yaşamadan ölmezsiniz.
devamını gör...