303
karakterler çok iyi (zaten film boyunca iki üç insan görüyoruz)
okul hayatı, genel olarak hayatı kötü giden iki insanın tanışması. yok... sıkıcı romantik filmlerinden değil. ilk dakikalarda o vibe var, sıkılıp kapatmayın sakın.
"vay be" dedirtecek bir şey yok. eğer felsefe ve psikolojiye meraklıysanız, size tanıdık konular olacak konuşulanlar.
(sevgilimle tam anlamıyla jun ve jule ikilisiyiz. insan kendine benzeyen film karakteri bulunca mutlu oluyor)
okul hayatı, genel olarak hayatı kötü giden iki insanın tanışması. yok... sıkıcı romantik filmlerinden değil. ilk dakikalarda o vibe var, sıkılıp kapatmayın sakın.
"vay be" dedirtecek bir şey yok. eğer felsefe ve psikolojiye meraklıysanız, size tanıdık konular olacak konuşulanlar.
(sevgilimle tam anlamıyla jun ve jule ikilisiyiz. insan kendine benzeyen film karakteri bulunca mutlu oluyor)
devamını gör...
melih bulu'nun boğaziçi'ne atanması devrimdir
mevcut cumhurbaşkanı ve yetkileri göz önünde bulundurularak yapılan atamanın devrim olmayacağının kanıtı, zaten bir lafıyla bir insanı rektör yapabilmesidir. şayet devrim yapmak istiyorsa buyursun yök’ü kapatsın, üniversitelerin de özerkliğine karışmasın.
devamını gör...
türkiye'den seri katil çıkmaması
uzun soluklu olmasa da kısa soluklu seri katiller peydah olmuştu. bunlar çivici katil, mobilya kaplamacı katili, koli bantlı katil, artvin canavarı diye hatırladığım ve akla gelebilen örneklerdi.
devamını gör...
regl
türkçe'de yaygın kullanımı "adet görmek/olmak" şeklindedir.
tıbbi terminolojisi menstruasyon'dur. her ay kadının yumurtlamasıyla rahmin buna hazırlığı ve akabinde döllenme olmazsa rahmin yaptığı hazırlığı dışa atması şeklinde gelişir.
21 günden kısa yahut 35 günden uzun süren kanamalar sağlıklı kabul edilmez.
(bkz: pcos)
tıbbi terminolojisi menstruasyon'dur. her ay kadının yumurtlamasıyla rahmin buna hazırlığı ve akabinde döllenme olmazsa rahmin yaptığı hazırlığı dışa atması şeklinde gelişir.
21 günden kısa yahut 35 günden uzun süren kanamalar sağlıklı kabul edilmez.
(bkz: pcos)
devamını gör...
fargo
coen kardeşler'in aynı isimli filminden esinlenmiş olan, her sezonda farklı olayların anlatıldığı kaliteli bir mini dizi.
dizinin 2.sezonunda bir noktadan sonra aşiret tipi güçlü ailelerin şiddetten gelen yetilerinin artık ülkede etkili olamayıp asıl gücün şirketlere geçtiğini, şirketlerin yükselişinin sıradan insanların amerikan rüyasına etkilerini harika bir şekilde arka planda işlemişler. ve bu sadece arka planda işlenen bir konu.
kasapta kasiyer olarak çalışıp sürekli albert camus'nün sisifos söyleni'nini okuyan karamsar genç kız loreen, uyumsuz kızıl derili hanzee, amerikan rüyasının peşinde olan peggy ve kapitalizme yenik düşen mike milligan gibi karakterler dizinin ikinci sezonunu benim için eşsiz kıldı.
"kişiyi kendisini özel hissettirirken farkında olmadan aynılaştıracak, bir yarışın içinde herkesi aynı kalıba sokacak, başarılı, donanımlı, çalışkan, sisteme faydalı bireyler yaratacak yeni imparatorluğun* yükselişinden habersiz bir şekilde peggy, kendisinin en iyi haline ulaşmak istiyor."
diğer sezonlar da bir o kadar kalitelidir. prison break ve la casa de papel gibi dizileri favori dizileri ilan eden izleyici kitlesi dışında herkese tavsiye ediyorum.
dizinin 2.sezonunda bir noktadan sonra aşiret tipi güçlü ailelerin şiddetten gelen yetilerinin artık ülkede etkili olamayıp asıl gücün şirketlere geçtiğini, şirketlerin yükselişinin sıradan insanların amerikan rüyasına etkilerini harika bir şekilde arka planda işlemişler. ve bu sadece arka planda işlenen bir konu.
kasapta kasiyer olarak çalışıp sürekli albert camus'nün sisifos söyleni'nini okuyan karamsar genç kız loreen, uyumsuz kızıl derili hanzee, amerikan rüyasının peşinde olan peggy ve kapitalizme yenik düşen mike milligan gibi karakterler dizinin ikinci sezonunu benim için eşsiz kıldı.
"kişiyi kendisini özel hissettirirken farkında olmadan aynılaştıracak, bir yarışın içinde herkesi aynı kalıba sokacak, başarılı, donanımlı, çalışkan, sisteme faydalı bireyler yaratacak yeni imparatorluğun* yükselişinden habersiz bir şekilde peggy, kendisinin en iyi haline ulaşmak istiyor."
diğer sezonlar da bir o kadar kalitelidir. prison break ve la casa de papel gibi dizileri favori dizileri ilan eden izleyici kitlesi dışında herkese tavsiye ediyorum.
devamını gör...
gönül kırgınlığı
kıranın farkında bile olmadığı kırgınlıktır. gönül kırılmıştır ama müsebbibi, hiç bir şey olmamış gibi devam ediyordur.
devamını gör...
yeni akit'in friends sansürü
akit başlı başına kendini sansürlesin dediğim gazete benzeri gazete olmayan kagit parçalarıdır.
devamını gör...
müvekkilim hacı diyerek beraat isteyen avukat
sokratesin savunmasından esinlenmiş avukattır.
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sözlük.
güleceğiniz, güldüreceğiniz, keyif alacağınız bir gün olsun.
güleceğiniz, güldüreceğiniz, keyif alacağınız bir gün olsun.
devamını gör...
diyanet’in dergisinde z kuşağına hakaret edilmesi
hacı bayram üniversitesi’nden prof. dr. adnan bülent baloğlu, diyanet aylık dergisi’ndeki “liberal piyasanın milenyum bebekleri” başlıklı makalesinde “z kuşağı” gençlerini kapitalizmin oyuncağı olmakla suçladı. yazıda gençler için, "gördükleri şeyleri tanıma özürlüsü" dendi.
link
z kuşağına burda hakaret edilmesinin sadece bir tek sebebi var. z kuşağı koyun bi nesil olmadığı için her şeyi sosyal medyadan takip edip televizyonda ahaber, beyaz tv, 360 tv,cnn türevi kanalları izlemediği için z kuşagının büyük bi kısmı (yüzde seksenden fazlası muhtemelen) akp'ye oy vermeyecek. hükümet kendisine karşı olan herkesi ötekelişterip sonradan terörist ilan ettiği gibi z kuşağınıda diyanet yoluyla aba altından sopa göstermeye başlamış. büyük ihtimal hükümetin bu hamlesi de elinde patlayacak. z kuşağını bu kadar karşılarına alarak kendi gidişlerini hızlandırlar sadece.
link
z kuşağına burda hakaret edilmesinin sadece bir tek sebebi var. z kuşağı koyun bi nesil olmadığı için her şeyi sosyal medyadan takip edip televizyonda ahaber, beyaz tv, 360 tv,cnn türevi kanalları izlemediği için z kuşagının büyük bi kısmı (yüzde seksenden fazlası muhtemelen) akp'ye oy vermeyecek. hükümet kendisine karşı olan herkesi ötekelişterip sonradan terörist ilan ettiği gibi z kuşağınıda diyanet yoluyla aba altından sopa göstermeye başlamış. büyük ihtimal hükümetin bu hamlesi de elinde patlayacak. z kuşağını bu kadar karşılarına alarak kendi gidişlerini hızlandırlar sadece.
devamını gör...
insana kendini güvende hissettiren şeyler
sevdiği bir insana sarılmak; onun kalp atışlarını duymak, hissetmek. sessizlik...
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
sevinç tevs'den geliyor.
ve ben yalnız
ve ben yalnız
devamını gör...
turbo sakız
çocukluğumuzun olmazsa olmaz oyunlarından birinin oluşmasına sebep olan sakız markası. oyunun mantığı basit; turbo sakızlardan çıkan ve koleksiyonunu yaptığınız elinizdeki arabaları üç değer üzerinden birbiri ile karşılaştırıyordunuz. silindir/motor gücü, beygir gücü, azami sürat...
oyuna ilk başlayacak olanı belirlemek içinde ya yazı tura atardınız ya da taş, kâğıt, makas yapardınız. en azından bizde sistem böyle işliyordu. tabi herkes en güvendiği kağıtları sıralı olarak en ön saflara dizerdi.
bela arabalar vardı. misal şu rolls royce gibi. 6750 motor gücü ile önünüze geleni devirirdiniz.

ama şans da yanınızda olacak tabi. oyuna siz başlamışsanız ve bu kâğıt 'tan elinizde sıralı birkaç tane varsa, ortalığı toz duman ediyordunuz. bu sayede, az buz değil yığınla ferrari ve lomborghini üttüm. düşünün azami sürati 198 olan araçla bu canavarları ham yapıyordunuz. inanılmaz keyifli bir duyguydu. karşınızdaki çocuğun kâğıdı size verirken ki, bakışları, mimikleri falan pek hoş oluyordu. anlatılmaz cidden o duygu. yaşamak lazım.
ferrari şöyle bir şeydi ve kaybedenin canı fena yanıyordu. yarış arabası olan ferrari bunun kadar gözde değildi.

lomborghini ise şuydu ve en gözde arabalardan birisiydi. herkes bu arabaya bayılırdı. sarısına ve beyazına kimse itibar etmezdi.

motosikletler ise her oyuncunun yumuşak karnıydı. genelde kimse ilk destelerde elinde motosiklet tutmazdı. koleksiyon anlamında değeri vardı. çocuk aklımla o dönem en çok sevdiğim motosiklet ise şuydu;

nedense bana çok havalı gelirdi. pek zevksizmişim aslında. sevmez olaydım. *

şu kâğıt ise benim belalımdı. yahu bütün koleksiyon elimdeydi. şunu bir türlü bulamadım. aldığım sakızlardan bir türlü çıkmadı. ekrem diye bir arkadaşımız vardı, herifte bundan iki tane bulunuyordu. ne teklif ettiysem vermedi. hergelenin inadı tuttu. en nihayetinde hakkımla üterek, aldım paçasını aşağı. o günkü mutluluğumu tarif edemem. abartısız birkaç gün üst üste kâğıdı destenin içerisinden çıkarıp çıkarıp, arabaya bakmışımdır. demiş ya veysel kavuşamayınca aşk olur diye, işte o misal bizimkisi. çocukluk aşkımdı bu araba benim *
bir de illet kâğıtlar vardı. yani aklıma geldikçe gülüyorum. sakızdan o arabanın çıktığını gördüğünüz an dünyanın başınıza yıkıldığı andır. harçlıklarınızın boşa gittiğinin resmidir ve yapacak hiçbir şeyiniz yoktur. atsan atılmaz, satsan satılmaz. buyurun ona da bir örnek;

hülasa; turbo sakız çocukluk zamanlarımızın olmazsa olmazlarından birisiydi. koleksiyon uğruna az mı kavgalar yaşandı, ütülen kağıtların ardından az mı göz yaşı döküldü. ama hiçbir şey oyunu kazanmanın ve koleksiyonu tamamlamanın tadını asla gölgeleyemedi. serideki tüm kağıtlar halen aklımda. varın gerisini siz düşünün *
oyuna ilk başlayacak olanı belirlemek içinde ya yazı tura atardınız ya da taş, kâğıt, makas yapardınız. en azından bizde sistem böyle işliyordu. tabi herkes en güvendiği kağıtları sıralı olarak en ön saflara dizerdi.
bela arabalar vardı. misal şu rolls royce gibi. 6750 motor gücü ile önünüze geleni devirirdiniz.

ama şans da yanınızda olacak tabi. oyuna siz başlamışsanız ve bu kâğıt 'tan elinizde sıralı birkaç tane varsa, ortalığı toz duman ediyordunuz. bu sayede, az buz değil yığınla ferrari ve lomborghini üttüm. düşünün azami sürati 198 olan araçla bu canavarları ham yapıyordunuz. inanılmaz keyifli bir duyguydu. karşınızdaki çocuğun kâğıdı size verirken ki, bakışları, mimikleri falan pek hoş oluyordu. anlatılmaz cidden o duygu. yaşamak lazım.
ferrari şöyle bir şeydi ve kaybedenin canı fena yanıyordu. yarış arabası olan ferrari bunun kadar gözde değildi.

lomborghini ise şuydu ve en gözde arabalardan birisiydi. herkes bu arabaya bayılırdı. sarısına ve beyazına kimse itibar etmezdi.

motosikletler ise her oyuncunun yumuşak karnıydı. genelde kimse ilk destelerde elinde motosiklet tutmazdı. koleksiyon anlamında değeri vardı. çocuk aklımla o dönem en çok sevdiğim motosiklet ise şuydu;

nedense bana çok havalı gelirdi. pek zevksizmişim aslında. sevmez olaydım. *

şu kâğıt ise benim belalımdı. yahu bütün koleksiyon elimdeydi. şunu bir türlü bulamadım. aldığım sakızlardan bir türlü çıkmadı. ekrem diye bir arkadaşımız vardı, herifte bundan iki tane bulunuyordu. ne teklif ettiysem vermedi. hergelenin inadı tuttu. en nihayetinde hakkımla üterek, aldım paçasını aşağı. o günkü mutluluğumu tarif edemem. abartısız birkaç gün üst üste kâğıdı destenin içerisinden çıkarıp çıkarıp, arabaya bakmışımdır. demiş ya veysel kavuşamayınca aşk olur diye, işte o misal bizimkisi. çocukluk aşkımdı bu araba benim *
bir de illet kâğıtlar vardı. yani aklıma geldikçe gülüyorum. sakızdan o arabanın çıktığını gördüğünüz an dünyanın başınıza yıkıldığı andır. harçlıklarınızın boşa gittiğinin resmidir ve yapacak hiçbir şeyiniz yoktur. atsan atılmaz, satsan satılmaz. buyurun ona da bir örnek;

hülasa; turbo sakız çocukluk zamanlarımızın olmazsa olmazlarından birisiydi. koleksiyon uğruna az mı kavgalar yaşandı, ütülen kağıtların ardından az mı göz yaşı döküldü. ama hiçbir şey oyunu kazanmanın ve koleksiyonu tamamlamanın tadını asla gölgeleyemedi. serideki tüm kağıtlar halen aklımda. varın gerisini siz düşünün *
devamını gör...
öğretmenlere verilen hizmet puanlarının geri alınması
öğretmenlik mesleğini geliştirmek adına çabalayanların ödüllendirildiği bir puanlama sistemi getirilmişti. ama maalesef bu teşvik de uzman öğretmenlik gibi çok uzun sürmedi. hak önce verildi puanım 195 oldu, şimdi ise geri alındın. puanım 71.
iddia ediyorum ki blbir insanın çalışma motivasyonunu nasıl yok ederiz diye ugraşsalar bu kadar yaratıcı olamazlar.
üzerinde düşündükleri her şey çürüyor.
hiçbir şey düzgün ve hakkıyla yapılmıyor.
bundan sonra neden çalışmıyorsun diye soranlara en güzel hareketler benden gelsin.
öğretmenlerin hizmet puanı
(yargı kararı uygulaması)
"(9) öğretmenlerden;
a) doktora mezunu olanlara 90,
b) tezli yüksek lisans mezunu olanlara 50,
c) ortaöğretim alan öğretmenliği tezsiz yüksek lisans eğitimi hariç olmak üzere; tezsiz yüksek
lisans mezunu olanlara 30,
ç) ikinci bir dört yıllık yükseköğrenim mezunu olanlara 10,
d) uluslararası bir hakemli dergide makalesi yayımlananlara en fazla üç makale olmak üzere her
bir makale için 5,
e) ulusal bir hakemli dergide makalesi yayımlananlara en fazla üç makale olmak üzere her bir
makale için 3,
f) en fazla bir adet olmak üzere başarı belgesi alanlara 3,
g) en fazla bir adet olmak üzere üstün başarı belgesi alanlara 4,
ğ) en fazla bir adet olmak üzere ödül alanlara 5,
h) etwining programı kapsamında sertifikası bulunanlara 15,
ı) türk patent ve marka kurumundan patent tescili alanlara her bir patent tescili için 30,
i) türk patent ve marka kurumundan faydalı model tescili alanlara her bir faydalı model tescili
için 20,
j) türk patent ve marka kurumundan tasarım tescili alanlara her bir tasarım tescili için 10,
hizmet puanı verilir.
bu bağlamda; ilgi (a) yönetmeliğin 40'ıncı maddesinin dokuzuncu fıkrası kapsamında yer alan hizmet puanları yargı kararları gereği geri alınmış olup bu doğrultuda hizmet puanı verilmesine ve onaylanmasına ilişkin kullanıcı yetkileri pasif hale getirilmiştir.
iddia ediyorum ki blbir insanın çalışma motivasyonunu nasıl yok ederiz diye ugraşsalar bu kadar yaratıcı olamazlar.
üzerinde düşündükleri her şey çürüyor.
hiçbir şey düzgün ve hakkıyla yapılmıyor.
bundan sonra neden çalışmıyorsun diye soranlara en güzel hareketler benden gelsin.
öğretmenlerin hizmet puanı
(yargı kararı uygulaması)
"(9) öğretmenlerden;
a) doktora mezunu olanlara 90,
b) tezli yüksek lisans mezunu olanlara 50,
c) ortaöğretim alan öğretmenliği tezsiz yüksek lisans eğitimi hariç olmak üzere; tezsiz yüksek
lisans mezunu olanlara 30,
ç) ikinci bir dört yıllık yükseköğrenim mezunu olanlara 10,
d) uluslararası bir hakemli dergide makalesi yayımlananlara en fazla üç makale olmak üzere her
bir makale için 5,
e) ulusal bir hakemli dergide makalesi yayımlananlara en fazla üç makale olmak üzere her bir
makale için 3,
f) en fazla bir adet olmak üzere başarı belgesi alanlara 3,
g) en fazla bir adet olmak üzere üstün başarı belgesi alanlara 4,
ğ) en fazla bir adet olmak üzere ödül alanlara 5,
h) etwining programı kapsamında sertifikası bulunanlara 15,
ı) türk patent ve marka kurumundan patent tescili alanlara her bir patent tescili için 30,
i) türk patent ve marka kurumundan faydalı model tescili alanlara her bir faydalı model tescili
için 20,
j) türk patent ve marka kurumundan tasarım tescili alanlara her bir tasarım tescili için 10,
hizmet puanı verilir.
bu bağlamda; ilgi (a) yönetmeliğin 40'ıncı maddesinin dokuzuncu fıkrası kapsamında yer alan hizmet puanları yargı kararları gereği geri alınmış olup bu doğrultuda hizmet puanı verilmesine ve onaylanmasına ilişkin kullanıcı yetkileri pasif hale getirilmiştir.
devamını gör...
imrenilen sözlük yazarları
yazmak mecburiyetinde olmayan, her an vazgeçebilme lüksü olan her yazara imrenirim.
zed's dead baby ukdesi.
zed's dead baby ukdesi.
devamını gör...
istediğim gibi tahrik edici olurum ama kimse beni cinsel obje olarak göremez
sensin acınası. istediğim gibi olurum. tahrik de ederim. sana mı soracağım.
devamını gör...
cihangir solcusu
memlekette en kanser kitlenin başında gelirler. kafa bin beş yüz olunca istanbul'un göbeğinden güneydoğu'ya ağıtlar yakarlar. git üç gün oralarda yaşa desen kendi konformist hayatlarından zerre ödün vermezler. bir yandan atatürkçü geçinip, diğer yandan seyit rıza'yı anma törenlerinde salya sümük birbirlerini teselli ederler. türk'üm dediğin an ırkçı, faşist diye ağızlarından köpükler saçarak nefret kusarlar. onlara göre batı'nın nimetleri kardeşce paylaşılmalı, doğu ise azınlıkların kontrolünde özerk bir yapıya kavuşmalıdır. ez cümle bulundukları ortam hızlıca terkedilmelidir.
devamını gör...
marek rużyk
marek rużyk, 1965 doğumlu polonyalı bir sanatçı, ressam. genelde deniz manzaralarını resmettiği tablolar ile ünlü olan sanatçı ışığın dalgalar ile yaptığı oynu izletmekte oldukça başarılı. aivazovsky gibi 19. yüzyıl deniz romantiklerinin geleneklerini sürdüren rużyk'yi hiperrealist ressamlar içinde gösterenler de var. eminim resimlere bakınca da aradaki farkı siz de anlayabilirsiniz. tablolarında aivazovsky etkisi görmek mümkün fakat ondan ayrılan birkaç noktası da var bana göre.
şaşırtıcı bir diğer nokta da tüm bu görkemli denizlerin, büyüleyici gemilerin ve ışık oyunlarının yağlı boya ile tuvale aktarılması. denizleri süren gemiler, kayalarda kırılan dalgalar ve dalgalarla boğuşan enkazlar... dramatik bir gökyüzü ile birleşiyor ve bizlere sunuluyor. sanatçı ile yaptığım küçük sohbete göre kendi fikirlerini resmediyor ve kendisi için en önemli şeyin ışık, su ve birbirleri ile oyunları olduğunu söylüyor. gemilerin ve okyanusların insanlar tarafından beğenildiğini fakat kendisi için daha çok ''okyanusun ruhunun'' bir şeyler ifade ettiğinden bahsediyor.
sadece deniz manzaraları değil, natürmort veya nü sanat tarzında da eserler üreten sanatçı günümüzde de etkin olarak eser üretmeye devam etmektedir.
ilgili linkler: instagram sayfası, mymodernmet.com, internet sitesi, thegallerist.art, artliveandbeauty.blogspot.com
şaşırtıcı bir diğer nokta da tüm bu görkemli denizlerin, büyüleyici gemilerin ve ışık oyunlarının yağlı boya ile tuvale aktarılması. denizleri süren gemiler, kayalarda kırılan dalgalar ve dalgalarla boğuşan enkazlar... dramatik bir gökyüzü ile birleşiyor ve bizlere sunuluyor. sanatçı ile yaptığım küçük sohbete göre kendi fikirlerini resmediyor ve kendisi için en önemli şeyin ışık, su ve birbirleri ile oyunları olduğunu söylüyor. gemilerin ve okyanusların insanlar tarafından beğenildiğini fakat kendisi için daha çok ''okyanusun ruhunun'' bir şeyler ifade ettiğinden bahsediyor.
sadece deniz manzaraları değil, natürmort veya nü sanat tarzında da eserler üreten sanatçı günümüzde de etkin olarak eser üretmeye devam etmektedir.
ilgili linkler: instagram sayfası, mymodernmet.com, internet sitesi, thegallerist.art, artliveandbeauty.blogspot.com
devamını gör...
yüz prezentasyonu
doğum sırasında bebeğin ilk olarak yüzünün çıktığı durumdur.
başın en ileri defleksiyon halidir.
nedenler arasında en sık sebep makrozomik bebek yer almaktadır.
eğer bebek mentum posterior(çenenin arkada olduğu pozisyon) vajinal doğum mümkün değildir, sezaryan doğum yapılmalıdır.
başın en ileri defleksiyon halidir.
nedenler arasında en sık sebep makrozomik bebek yer almaktadır.
eğer bebek mentum posterior(çenenin arkada olduğu pozisyon) vajinal doğum mümkün değildir, sezaryan doğum yapılmalıdır.
devamını gör...
sidewalks and skeletons
jake lee isimli ingiliz müzisyenin 2012 yılında hayata geçirdiği witch house dediğimiz müzik tarzını icra eden elektronik müzik projesi. bu proje, 2012 yılından bu yana 6 albüm çıkardı.
cilt 1 ve cilt 2 albümleri kurulduğu yıl olan 2012 yılında bandcamp ve soundcloud üzerinden dinleyiciye sunuldu lakin kendisini tanıtan kısım, o dönem bağımsız elektronik müzik kısmında oldukça farklı işler yapan crystal castles müzik grubu ile yakınlaşmaları ve crystal castles şarkılarına remix yapması ile oldu.
this is your escape'i 2013 yılında piyasaya sürdü ama istediği başarıyı hala elde edememiş olmasına rağmen, bağımız elektronik müzik takipçileri, crim3s, crystal castles gibi grupları bilen insanlar arasında yer edinmeye başlaması ile asıl mevzuya 2014 yılında future ghosts
albümü ile değinmeye ve daha fazla dinlenmeye ulaştı.
2015 yılında yayınladığı whıte lıght albümü ile tarzı tamamen oturmuş ve istediği başarıyı elde etmeye başladı, hemen ardından 2017 yılında the void, 2019 yılında ise forbidden files ve entity albümleri piyasay sürüldü.
bu güzel müzik grubunu dinlemek için sizi şuraya alalım
cilt 1 ve cilt 2 albümleri kurulduğu yıl olan 2012 yılında bandcamp ve soundcloud üzerinden dinleyiciye sunuldu lakin kendisini tanıtan kısım, o dönem bağımsız elektronik müzik kısmında oldukça farklı işler yapan crystal castles müzik grubu ile yakınlaşmaları ve crystal castles şarkılarına remix yapması ile oldu.
this is your escape'i 2013 yılında piyasaya sürdü ama istediği başarıyı hala elde edememiş olmasına rağmen, bağımız elektronik müzik takipçileri, crim3s, crystal castles gibi grupları bilen insanlar arasında yer edinmeye başlaması ile asıl mevzuya 2014 yılında future ghosts
albümü ile değinmeye ve daha fazla dinlenmeye ulaştı.
2015 yılında yayınladığı whıte lıght albümü ile tarzı tamamen oturmuş ve istediği başarıyı elde etmeye başladı, hemen ardından 2017 yılında the void, 2019 yılında ise forbidden files ve entity albümleri piyasay sürüldü.
bu güzel müzik grubunu dinlemek için sizi şuraya alalım
devamını gör...