iyi niyeti suistimal etmek
iyi niyetle yapılan davranış, eylem ve duyguları bilerek veya bilmeyerek kötüye kullanmaktır. bu tip insanlar kendi kredisini tüketen insanlardır.
devamını gör...
namaz
dünyanın en zor işi.
namaz kılmak çok zor bir eylem. başlı başına bir proje çalışması. aslında candy crash gibi bir dünyası yok. özellikle de kadınlar için. öncesinde, esnasında ve sonrasında pek çok hazırlığı gerektiriyor. devamlılık ve gönüllülük durumları da cabası.
bir gün anneme "neden günde bir kez ortalama bir sayıda kılıp bitirmiyoruz ki? " diye sormuştum. annem de; o zaman dur şu işim bitsin , dur bu işim bitsin kılarım derken kalır gider. hem sana verilenlerle istenilenler arasında dünya kadar fark var. alacak verecek hesabı yapsan her defasında borçlu çıkarsın.demişti.
namaz öncesinde;
kadınlar için çamaşırılarini çocuklarla ya da sokakta, iş hayatında namaz kılacak kadar temiz tutmak, ev dışında bir yerde temiz tuvalet bulmak, abdest alacak temiz bir yer bulmak, yanında namaz kıyafeti taşımak ya da camilerdeki namaz kıyafetlerine güvenerek giyinmek büyük mesele. pek çok camide kadınlar için bir paravanin ya da örtünün arkasında 2 metre bir yer ayrılıyor ki zannedersin erkekler bölümü dolup taşıyor. üstelik bu sadece küçük camiler için değil iki katlı büyük camiler için de böyle.
namaz esnasında bir önceki ya da bir sonraki yapacağın işi düşünmeden sadece namaza odaklanabilmek, okuduğun sürenin türkçe karşılığını ezberlemiş olmak, namazı hüşu içinde kılmak, hal.ve hareketlerine dikkat ederek vücudun pozisyonuna dikkat etmek en zoru. nitekim teknoloji çağında insan dikkatini herhangi bir iş için odaklamakta zorlanıyor.
namaz sonrasında bir sonraki namaz için niyetlenmek, bıkmadan üşenmeden, vazgeçmeden, bahanelerle sığınmadan, unutmadan bir sonraki vakit için hazır olmak da nefsani olarak zor.
mesela ; bir vakti bile isteye terk edip ikinci vakit gelince seccade önünde "yaa ben ikindiyi kilmadim ama akşamı kilacagim, biraz ayıp oldu ama..." diye utanmak, sonra "ya böyle yarım yamalak olmaz ki" diyerek diğer vakitleri de boslamak...
mesela; kadir gecesi aşka gelip namaza başlayıp, vakit namazlarinin ardından geçmiş namaz kılarak, oruç borçlarını ödemeye çalışarak bir kaç ay böyle devam edip sonra birden bire hayatında hiç bir şey değişmedi diye ilk engelde herşeyi boylu boyunca bırakmak....
bir grupta çok eğlenirken ya da çok acil bir işin ortasinda linç yemek ya da asagilanmayi göze alarak namazı öncelikli iş olarak görebilmek....
işte bu yüzden namaz kılmak zor bir iş. herkes yapamaz. şimdi bunları okuyunca insanın kılacagi varsa da kılmaz tabi.
yalnız çok ilginç bu ibadette ;
1-mükemmellik beklentisi yok.
2-niyetin halis olması amelden daha önemli.
3-kilmadiklarin için borçlu oluyorsun ama kildiklarin için hem borç siliniyor hem sevap kazanıyorsun.
4- kilamadigin vakitler için telafi etme şansın var.
5- bir defa bir sistem oluşturup rutine bağlayınca bıraktığında hayatında büyük ruhani boşluklar oluşturuyor.
7- kılan insanlarla kılmayan insanların arasındaki duygusal farklılıkları görmeye başlayınca ne kadar şanslı olduğunu idrak ediyorsun.
8- kildigin namazın hatırına isleyebilecegin günahlardan kaçınıyorsun. yani seni temiz tutma özelliği mevcut.
9- özellikle cemaat ile kildigin zamanlarda hiç bir siyasi ya da ideolojik emeli olmayan bir grubun üyesi olduğunu farkediyorsun.
10- like , retweet , hastage vs her türlü hedonizmi en büyük kurucudan aldığın için bağımlılık yapıyor ve bırakamıyorsun.
zaman zaman cehennemden korkarak zaman zaman cenneti umarak ancak her defasında şükretmek ve şükretmek için mutlaka kabul olacağını umarak yapılan, hiç zararı olmayıp sonsuz yararı olan gözümün nuru ibadet.
namaz kılmak çok zor bir eylem. başlı başına bir proje çalışması. aslında candy crash gibi bir dünyası yok. özellikle de kadınlar için. öncesinde, esnasında ve sonrasında pek çok hazırlığı gerektiriyor. devamlılık ve gönüllülük durumları da cabası.
bir gün anneme "neden günde bir kez ortalama bir sayıda kılıp bitirmiyoruz ki? " diye sormuştum. annem de; o zaman dur şu işim bitsin , dur bu işim bitsin kılarım derken kalır gider. hem sana verilenlerle istenilenler arasında dünya kadar fark var. alacak verecek hesabı yapsan her defasında borçlu çıkarsın.demişti.
namaz öncesinde;
kadınlar için çamaşırılarini çocuklarla ya da sokakta, iş hayatında namaz kılacak kadar temiz tutmak, ev dışında bir yerde temiz tuvalet bulmak, abdest alacak temiz bir yer bulmak, yanında namaz kıyafeti taşımak ya da camilerdeki namaz kıyafetlerine güvenerek giyinmek büyük mesele. pek çok camide kadınlar için bir paravanin ya da örtünün arkasında 2 metre bir yer ayrılıyor ki zannedersin erkekler bölümü dolup taşıyor. üstelik bu sadece küçük camiler için değil iki katlı büyük camiler için de böyle.
namaz esnasında bir önceki ya da bir sonraki yapacağın işi düşünmeden sadece namaza odaklanabilmek, okuduğun sürenin türkçe karşılığını ezberlemiş olmak, namazı hüşu içinde kılmak, hal.ve hareketlerine dikkat ederek vücudun pozisyonuna dikkat etmek en zoru. nitekim teknoloji çağında insan dikkatini herhangi bir iş için odaklamakta zorlanıyor.
namaz sonrasında bir sonraki namaz için niyetlenmek, bıkmadan üşenmeden, vazgeçmeden, bahanelerle sığınmadan, unutmadan bir sonraki vakit için hazır olmak da nefsani olarak zor.
mesela ; bir vakti bile isteye terk edip ikinci vakit gelince seccade önünde "yaa ben ikindiyi kilmadim ama akşamı kilacagim, biraz ayıp oldu ama..." diye utanmak, sonra "ya böyle yarım yamalak olmaz ki" diyerek diğer vakitleri de boslamak...
mesela; kadir gecesi aşka gelip namaza başlayıp, vakit namazlarinin ardından geçmiş namaz kılarak, oruç borçlarını ödemeye çalışarak bir kaç ay böyle devam edip sonra birden bire hayatında hiç bir şey değişmedi diye ilk engelde herşeyi boylu boyunca bırakmak....
bir grupta çok eğlenirken ya da çok acil bir işin ortasinda linç yemek ya da asagilanmayi göze alarak namazı öncelikli iş olarak görebilmek....
işte bu yüzden namaz kılmak zor bir iş. herkes yapamaz. şimdi bunları okuyunca insanın kılacagi varsa da kılmaz tabi.
yalnız çok ilginç bu ibadette ;
1-mükemmellik beklentisi yok.
2-niyetin halis olması amelden daha önemli.
3-kilmadiklarin için borçlu oluyorsun ama kildiklarin için hem borç siliniyor hem sevap kazanıyorsun.
4- kilamadigin vakitler için telafi etme şansın var.
5- bir defa bir sistem oluşturup rutine bağlayınca bıraktığında hayatında büyük ruhani boşluklar oluşturuyor.
7- kılan insanlarla kılmayan insanların arasındaki duygusal farklılıkları görmeye başlayınca ne kadar şanslı olduğunu idrak ediyorsun.
8- kildigin namazın hatırına isleyebilecegin günahlardan kaçınıyorsun. yani seni temiz tutma özelliği mevcut.
9- özellikle cemaat ile kildigin zamanlarda hiç bir siyasi ya da ideolojik emeli olmayan bir grubun üyesi olduğunu farkediyorsun.
10- like , retweet , hastage vs her türlü hedonizmi en büyük kurucudan aldığın için bağımlılık yapıyor ve bırakamıyorsun.
zaman zaman cehennemden korkarak zaman zaman cenneti umarak ancak her defasında şükretmek ve şükretmek için mutlaka kabul olacağını umarak yapılan, hiç zararı olmayıp sonsuz yararı olan gözümün nuru ibadet.
devamını gör...
lucifer (yazar)
anormal yoğun ve karışık bir dönem geçiren meme uzmanı yazar. not: sekse her daim devam sısısıs
hepinize selamlar arkadaşlar, yoldaşcığım yalarım naber? iyisindir umarım beybili. birbilen hocam gıdıktan alırım bilirsin.. samanyolu, özleştik yavrumm birgün elbet kadehlerimizi tokuştururuz, zippo, biriciğimm hatunların göbişinden puding dillicez inş birgün, doublecross, sözlüğe meme şart 85 b, kadıköycüğüm bebeğim döneceğim elbet çok az kaldı, düiünmen yeter, ivanımm aşkımm kalp hırsızımm sısısıs seni anmaya kelimelerim yetmez biliyorsun mevzuyu yanığım sana...larktwa özledin mi beni bitanem? summer prensesim buyrunn, armullah hocam bu ne leş bi yazı oldu bütünüyle, affola, yerin ayrı biliyorsun, kuzgun.. ahh kuzgunn gid bırdan, yoldaşşş yavuklumm bende özledim seni.. özledin beni farkındayım sısısıs
herkese saygılar, selamlar. b.k gibi bi nickaltı oldu, önemli mi? değil.
85 b yeni yazar varsa.. dm pliz.
hepinize selamlar arkadaşlar, yoldaşcığım yalarım naber? iyisindir umarım beybili. birbilen hocam gıdıktan alırım bilirsin.. samanyolu, özleştik yavrumm birgün elbet kadehlerimizi tokuştururuz, zippo, biriciğimm hatunların göbişinden puding dillicez inş birgün, doublecross, sözlüğe meme şart 85 b, kadıköycüğüm bebeğim döneceğim elbet çok az kaldı, düiünmen yeter, ivanımm aşkımm kalp hırsızımm sısısıs seni anmaya kelimelerim yetmez biliyorsun mevzuyu yanığım sana...larktwa özledin mi beni bitanem? summer prensesim buyrunn, armullah hocam bu ne leş bi yazı oldu bütünüyle, affola, yerin ayrı biliyorsun, kuzgun.. ahh kuzgunn gid bırdan, yoldaşşş yavuklumm bende özledim seni.. özledin beni farkındayım sısısıs
herkese saygılar, selamlar. b.k gibi bi nickaltı oldu, önemli mi? değil.
85 b yeni yazar varsa.. dm pliz.
devamını gör...
düğüne harcanan parayla eşimle avrupa'yı gezerim diyen çift
milleti eğlendirmek için binler dökmek bana çok saçma geliyo bir de o yetmezmiş gibi her türlü arkandan konuşup kusur buluyolar işte bu yüzden düğüne karşıyım tek bi nikahla evlenmek hayalim tabi bu pek mümkün olmuyo
devamını gör...
aşağılama aygıtı
televizyon için kullanılabilecek tanımlardan bir tanesidir. yanlış hatırlamıyorsam behçet çelik’in patikaların iyi yanı isimli kitabında geçen bir sözdü bu ve kesinlikle televizyon denilen aptal kutusu ile ilgili görüşlerimi aynen yansıttığı için hakkında bir başlık açmak istedim.
televizyon ve içinde yaşayan beş para etmez güruh ekrana aval aval bakan herkesi aşağılamak için hummalı bir çalışma içinde. bu arada belirtmem gerekir ki ben televizyon izlemeyenlerden değilim. izliyorum ama keyif alarak değil nefret ederek.
televizyon ahalisinin sadece zekamızı küçümsemesi yetmiyor artık. kendilerine doğrultulan kameraları görünce önemli insanlar oldukları yanılsamasına kapılan bu sabun köpükleri kendilerini onları izleyen herkesten zeki zannetmek gibi bir gaflet içindeler.
her şeyin en iyisini bilen televizyonda boy gösterme imkanı yakalayan şebekler oluyor nasılsa. alet kullanan maymunların bir alt evrim basamağında olan bu ilkel yaşam formları. bizim haysiyetimizi de yok sayma başladılar, fikirlerimizi de yok saymaya başladılar ve git gide fiziksel benliğimizi de yok sayacaklar.
televizyon ekranında sahte hüzünleri, kahkahaları, mutlulukları, dertleri, tasaları… her şey bize yöneltilmiş birer hakaretten başka bir şey değil.
televizyon ve asalakları bir aşağılama aygıtı ve onu içinde var olan mekanik parçaları bize karşı bir küçümseme kalkışmasından başka bir şey değil.
bizi izlemeye devam edin.
televizyon ve içinde yaşayan beş para etmez güruh ekrana aval aval bakan herkesi aşağılamak için hummalı bir çalışma içinde. bu arada belirtmem gerekir ki ben televizyon izlemeyenlerden değilim. izliyorum ama keyif alarak değil nefret ederek.
televizyon ahalisinin sadece zekamızı küçümsemesi yetmiyor artık. kendilerine doğrultulan kameraları görünce önemli insanlar oldukları yanılsamasına kapılan bu sabun köpükleri kendilerini onları izleyen herkesten zeki zannetmek gibi bir gaflet içindeler.
her şeyin en iyisini bilen televizyonda boy gösterme imkanı yakalayan şebekler oluyor nasılsa. alet kullanan maymunların bir alt evrim basamağında olan bu ilkel yaşam formları. bizim haysiyetimizi de yok sayma başladılar, fikirlerimizi de yok saymaya başladılar ve git gide fiziksel benliğimizi de yok sayacaklar.
televizyon ekranında sahte hüzünleri, kahkahaları, mutlulukları, dertleri, tasaları… her şey bize yöneltilmiş birer hakaretten başka bir şey değil.
televizyon ve asalakları bir aşağılama aygıtı ve onu içinde var olan mekanik parçaları bize karşı bir küçümseme kalkışmasından başka bir şey değil.
bizi izlemeye devam edin.
devamını gör...
edebiyat ve okuma kulübü
ben de buradayım dedim dedim noldu şimdi?
evet sevgili yazarlar çaylak kardeşler, evet sen sen burası nere diyen yeni gelen kardeşim!
4 ay kadar önce entel paratoneri olarak kurduğumuz bu grubumuzdan çoğunuzun haberi hala yok! evet şok olma seslerini duyar gibiyim!
karantina canınıza tak etmedi mi?
tam uber mikemmel kapanmada darlanmıyon mu?
sevgilinle kavga ettin engeli mi yedin?
internete sörf yapmaktan dopaminlerin deforme mi oldu?
çaresiz değilsin, çare kafa sözlük okuma ve edebiyat kulübü! son güncelleme ile filmleri de ekledik. nezih saygılı hedefine yönelik bir grup, en az club house kadar vip bir ortam! (bkz: sısısısı)
ortak seçtiğimiz kitapları okuyup filmleri izleyip brain focuslarımızı çarpıştırdığımız bu telegram grubuna iştahı olan herkesi bekliyoruz. iletişim bir turuncu uzağınızda.
not: aile salonumuz vardır.
evet sevgili yazarlar çaylak kardeşler, evet sen sen burası nere diyen yeni gelen kardeşim!
4 ay kadar önce entel paratoneri olarak kurduğumuz bu grubumuzdan çoğunuzun haberi hala yok! evet şok olma seslerini duyar gibiyim!
karantina canınıza tak etmedi mi?
tam uber mikemmel kapanmada darlanmıyon mu?
sevgilinle kavga ettin engeli mi yedin?
internete sörf yapmaktan dopaminlerin deforme mi oldu?
çaresiz değilsin, çare kafa sözlük okuma ve edebiyat kulübü! son güncelleme ile filmleri de ekledik. nezih saygılı hedefine yönelik bir grup, en az club house kadar vip bir ortam! (bkz: sısısısı)
ortak seçtiğimiz kitapları okuyup filmleri izleyip brain focuslarımızı çarpıştırdığımız bu telegram grubuna iştahı olan herkesi bekliyoruz. iletişim bir turuncu uzağınızda.
not: aile salonumuz vardır.
devamını gör...
ankara'da yaşayan normal sözlük yazarları kulübü
buyrun benim. daha ben denk gelmedim ankara'da yaşayana.
devamını gör...
gökyüzüne mi aitsin denize mi sorunsalı
edebi bir başlık açtığımın ve soruyu düzgün bir şekilde soramadığımın farkındayım ama anladığınızı umarak affınıza sığınarak açıyorum başlığı.
küçük bir kız çocuğuyken denize, denizin mavisine aşıktım. denize girdiğimde çıkmak istemezdim; denizin kızıydım ben, deniz kızı...
ama büyüdükçe ve ben kendi içimde tutsak yaşadıkça ulaşamadığım şeye hasret olduğumu fark ettim; gökyüzüne.
şimdi ne çok dilerdim gökyüzünde özgürce uçabilen bir kuş olmayı... istediğim yerde durmayı, istediğim yerden uçup, kaçıp ayrılmayı.
deniz kızı olmak bir isim gerektiriyor ama kuş olmak öyle mi? belirli süre bir yerde durup oraya bağımlı kalmadan, hiç varolmamışçasına gidebiliyorsun.
kimse seni tanımıyor, bir ismin yok, konuşmak zorunda da değilsin.
velhasıl denizi de seviyorum ama artık gökyüzüne aşık bireyim ben. deniz, gökyüzünün sadece bir yansıması bana göre. tıpkı aynada gördüğüm aksim gibi.
küçük bir kız çocuğuyken denize, denizin mavisine aşıktım. denize girdiğimde çıkmak istemezdim; denizin kızıydım ben, deniz kızı...
ama büyüdükçe ve ben kendi içimde tutsak yaşadıkça ulaşamadığım şeye hasret olduğumu fark ettim; gökyüzüne.
şimdi ne çok dilerdim gökyüzünde özgürce uçabilen bir kuş olmayı... istediğim yerde durmayı, istediğim yerden uçup, kaçıp ayrılmayı.
deniz kızı olmak bir isim gerektiriyor ama kuş olmak öyle mi? belirli süre bir yerde durup oraya bağımlı kalmadan, hiç varolmamışçasına gidebiliyorsun.
kimse seni tanımıyor, bir ismin yok, konuşmak zorunda da değilsin.
velhasıl denizi de seviyorum ama artık gökyüzüne aşık bireyim ben. deniz, gökyüzünün sadece bir yansıması bana göre. tıpkı aynada gördüğüm aksim gibi.
devamını gör...
antisosyal kişilik bozukluğu
toplumda kullanım adı olarak sosyopat, psikopat ya da asosyal gibi isimler verilse de bilimsel adı antisosyal kişilik bozukluğudur. genelde kanunla, kurallarla, ahlaki değerlerle sorun yaşayan kişilerde bulunur. tanısı 18 yaşından önce konulmaz. antisosyal kişilik bozukluğu tanısı koyabilmek için kişinin 15 yaşından önce davranış bozukluğu tanısı konulmuş ve süregiden bir davranış örüntüsü olması gerekir. diğer kişilik bozukluklarına göre tedavi umudu en az olan bozukluklardan bir tanesidir.
genellikle bu tip sorunlu olan kişilerden ziyade bu kişilerle ilişki içerisinde olan - ikili ilişkiler ya da sosyal ilişkiler içerisinde olan- kişiler muzdariptir bu durumdan. çünkü genelde duygudan yoksun davranışlarda bulunurlar. çok bencildirler. zarar verici davranışlarda bulunabilirler ve bundan hiçbir şekilde pişmanlık duymazlar. en üstte de dediğim gibi kurallarla, kanunlarla ciddi sorunlar yaşayabilirler. bu kişilerin psikolojik açıdan en belirgin özelliği sempatik olmalarıdır. (bazı insanlara göre) sempatiktirler ve çok fazla ikili ilişki yaşayabilirler. sempatik dememin sebebini aşağıya yazacağım.
antisosyal kişilik bozukluğu daha çok erkeklerde görülür. kadınlar bu tip sorunu olan erkeklere çok kolay aşık olabilirler ve uzun vadede ciddi sorunlar yaşarlar. (bazı insanlara sempatik gelirler dememin sebebi budur.)
''çok sahipleniyor, çok kıskanıyor, bir yere gittiğimizde beni koruyor kolluyor şeklinde başlayan ilişkiler uzun vadede çok daha hırpalayıcı, yaralayıcı, zarar verici olabilir.
son olarak bu kişiler için en fazla şunları yapabiliriz: öfke kontrolü ile ilgili destek olabiliriz. yaşadıkları depresyon ya da başka duygudurum bozuklukları varsa bunlarla ilgili destek olunabilir.
genellikle bu tip sorunlu olan kişilerden ziyade bu kişilerle ilişki içerisinde olan - ikili ilişkiler ya da sosyal ilişkiler içerisinde olan- kişiler muzdariptir bu durumdan. çünkü genelde duygudan yoksun davranışlarda bulunurlar. çok bencildirler. zarar verici davranışlarda bulunabilirler ve bundan hiçbir şekilde pişmanlık duymazlar. en üstte de dediğim gibi kurallarla, kanunlarla ciddi sorunlar yaşayabilirler. bu kişilerin psikolojik açıdan en belirgin özelliği sempatik olmalarıdır. (bazı insanlara göre) sempatiktirler ve çok fazla ikili ilişki yaşayabilirler. sempatik dememin sebebini aşağıya yazacağım.
antisosyal kişilik bozukluğu daha çok erkeklerde görülür. kadınlar bu tip sorunu olan erkeklere çok kolay aşık olabilirler ve uzun vadede ciddi sorunlar yaşarlar. (bazı insanlara sempatik gelirler dememin sebebi budur.)
''çok sahipleniyor, çok kıskanıyor, bir yere gittiğimizde beni koruyor kolluyor şeklinde başlayan ilişkiler uzun vadede çok daha hırpalayıcı, yaralayıcı, zarar verici olabilir.
son olarak bu kişiler için en fazla şunları yapabiliriz: öfke kontrolü ile ilgili destek olabiliriz. yaşadıkları depresyon ya da başka duygudurum bozuklukları varsa bunlarla ilgili destek olunabilir.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
en son ne zaman bi ürünü fiyatına bakmadan sırf beğendiğim için aldığımı unuttum. bir şeyi beğenince önce fiyata bakıp f/p karşılaştırması sonrasında benim buna gerçekten ihtiyacım var mı diye ik gibi kendimi sorguluyorum. bizimki yaşmak değil ya cidden gün doldurmak.
devamını gör...
haiku
gelin size bu mucizevi kültür ve doğa harikasını anlatayım dostlar. arkadan bu eser çalarken okumanız, üstüne düşünmeniz ve yazı bittikten sonra da dinlemeye devam etmeniz tavsiyedir.
dünyanın en kısa şiiri olarak geçer. geleneksel şekil 5-7-5 hece ölçüsünde olmasına rağmen modern ekoller bu sınırları zorlar. haiku hisleri anlatmaz, çoğu zaman duyguları tanımlayan bir sözcük bile bulamazsınız. kigo isimli ekler ve sözcüklerle mevsimler ima edilir. aslolan bir anı kelimelerle yaratmaktır, şairlikten ziyade tanrılığa soyunmaktır. yazılan kısacık şiirlerle günlerce üstüne düşünülecek o “anı” tekrardan var etmektir. o yüzden geriye kalan bütün kurmacalardan farklıdır, kendi içinde yeni bir evren kurmaya gerek yoktur. içinde yaşadığımız evrenin bir sahnesini bile tam anlamıyla idrak edebilmek yeni evrenler kurmaktan âlâdır. hiç yağmur demeden suyun sesini dumak istemez misiniz?
damda zıplıyor serçe
ayakları ıslakça
zannımca dünyanın gelmiş geçmiş en büyük haiku şairi ve gezgini matsuo başo’dur. rüyasında kelebek olan bir insan mısınız yoksa rüyasında insan olan bir kelebek misiniz size sorgulatır. oku’ya doğru giden sapa yolları aklınızda şöyle canlandırır:
tırtılın biri
kemiriyor çeltiği
ses çıkartmadan

japon estetiğinin bence en güzel örneğidir. taklit etmemeyi, yapmadan yapmayı, durarak eylemeyi öğretmez ama hissettirir. (yukarıya başka bir mucize olan bir (gbkz: haiga )örneği bıraktım.)bu coğrafyadan öyle bir haiku şairi geçti ki onu anmadan olmaz. tabi ki oruç aruoba'dan bahsediyorum. hem bu dilde ne kadar güzel haikular yazılabileceğini gösterdi hem de bunu bir zen budisti sakinliğinde yaptı. üstüne neredeyse hiç konuşmadı sadece yaptı. onun da en sevdiğim haikusunu aşağıya bırakıyorum.
yavaş rüzgârı
altına alıp
denize gitti martı
bahar da geldi hazır, etraftaki her şey ne kadar da haikusal baksanıza. umarım bunu hatırlayabilecek çocuk yüreğinizi ortaya çıkaracak gücü kendinizde bulabilirsiniz.
dünyanın en kısa şiiri olarak geçer. geleneksel şekil 5-7-5 hece ölçüsünde olmasına rağmen modern ekoller bu sınırları zorlar. haiku hisleri anlatmaz, çoğu zaman duyguları tanımlayan bir sözcük bile bulamazsınız. kigo isimli ekler ve sözcüklerle mevsimler ima edilir. aslolan bir anı kelimelerle yaratmaktır, şairlikten ziyade tanrılığa soyunmaktır. yazılan kısacık şiirlerle günlerce üstüne düşünülecek o “anı” tekrardan var etmektir. o yüzden geriye kalan bütün kurmacalardan farklıdır, kendi içinde yeni bir evren kurmaya gerek yoktur. içinde yaşadığımız evrenin bir sahnesini bile tam anlamıyla idrak edebilmek yeni evrenler kurmaktan âlâdır. hiç yağmur demeden suyun sesini dumak istemez misiniz?
damda zıplıyor serçe
ayakları ıslakça
zannımca dünyanın gelmiş geçmiş en büyük haiku şairi ve gezgini matsuo başo’dur. rüyasında kelebek olan bir insan mısınız yoksa rüyasında insan olan bir kelebek misiniz size sorgulatır. oku’ya doğru giden sapa yolları aklınızda şöyle canlandırır:
tırtılın biri
kemiriyor çeltiği
ses çıkartmadan

japon estetiğinin bence en güzel örneğidir. taklit etmemeyi, yapmadan yapmayı, durarak eylemeyi öğretmez ama hissettirir. (yukarıya başka bir mucize olan bir (gbkz: haiga )örneği bıraktım.)bu coğrafyadan öyle bir haiku şairi geçti ki onu anmadan olmaz. tabi ki oruç aruoba'dan bahsediyorum. hem bu dilde ne kadar güzel haikular yazılabileceğini gösterdi hem de bunu bir zen budisti sakinliğinde yaptı. üstüne neredeyse hiç konuşmadı sadece yaptı. onun da en sevdiğim haikusunu aşağıya bırakıyorum.
yavaş rüzgârı
altına alıp
denize gitti martı
bahar da geldi hazır, etraftaki her şey ne kadar da haikusal baksanıza. umarım bunu hatırlayabilecek çocuk yüreğinizi ortaya çıkaracak gücü kendinizde bulabilirsiniz.
devamını gör...
erkeğin kadını mutlu etmek için dünyaya geldiğine inanan insan
her durumda ve her koşulda kadını mutlu etmek için dünyaya geldiğine inanan insana saygım sonsuzdur.
fakat alkol aldığı zaman ve private sohbetlerde kadınını mutlu etmeye çabalayan erkeklere saygı duymuyorum*.
fakat alkol aldığı zaman ve private sohbetlerde kadınını mutlu etmeye çabalayan erkeklere saygı duymuyorum*.
devamını gör...
altruizm
latince kökenli bir kavram olup, başkalarına fayda sağlama, hiçbir beklenti içinde olmadan başka kişiyi kötülükten ve zararlardan koruma amaçlı yardım davranışıdır.
bir çeşit ahlak davranışı ve dünya görüşü olup auguste comte tarafından ortaya atılmıştır. başka insanların mutlu olmasına önem vermek en yüce ahlak ilkesidir.
bir çeşit ahlak davranışı ve dünya görüşü olup auguste comte tarafından ortaya atılmıştır. başka insanların mutlu olmasına önem vermek en yüce ahlak ilkesidir.
devamını gör...
iki kitap arası ideal süre
bir kitap bittiğinde diğer kitaba başlamak için ne kadar süre geçmelidir? böyle bir süre var mıdır? örneğin; bir kitabı bitirdikten sonra en azından bir uyku çekilmeli ve diğer gün mü başlanmalıdır?
kitabı bitirmenin getirdiği ayrı bir motivasyon var. o an dönüp kitaplığa bakınca okunmayan ne kadar kitap varsa hepsini bir çırpıda okuyabilecekmişiz gibi gelir. bir yandan da okuduklarını sindirme, üzerine düşünme payı bırakmak, duygusal olarak etkilendiysek bu etkiden kurtulmak gerekiyor.
böyle bir sürenin var olduğu kanısına bugün vardım. kitabı bitirmemin üzerinden yarım gün geçti neredeyse ama yeni bir kitaba başlayamıyorum. düşününce bunu daha önce de yaşadığımı fark ettim. günü tamamlayıp uyumam ve yeni bir güne başlamam gerekiyor. ama işin ilginç tarafı şu ki; aynı anda birkaç farklı kitap okuyabiliyorum ve biri bittiğinde diğerlerine devam edebiliyorum. ama yeni bir kitaba başlayamıyorum.
edit olmayan özel istek editi: "derdini seveyim" demeyin lütfen.
kitabı bitirmenin getirdiği ayrı bir motivasyon var. o an dönüp kitaplığa bakınca okunmayan ne kadar kitap varsa hepsini bir çırpıda okuyabilecekmişiz gibi gelir. bir yandan da okuduklarını sindirme, üzerine düşünme payı bırakmak, duygusal olarak etkilendiysek bu etkiden kurtulmak gerekiyor.
böyle bir sürenin var olduğu kanısına bugün vardım. kitabı bitirmemin üzerinden yarım gün geçti neredeyse ama yeni bir kitaba başlayamıyorum. düşününce bunu daha önce de yaşadığımı fark ettim. günü tamamlayıp uyumam ve yeni bir güne başlamam gerekiyor. ama işin ilginç tarafı şu ki; aynı anda birkaç farklı kitap okuyabiliyorum ve biri bittiğinde diğerlerine devam edebiliyorum. ama yeni bir kitaba başlayamıyorum.
edit olmayan özel istek editi: "derdini seveyim" demeyin lütfen.
devamını gör...
yazarların vatan için yaptıkları
18 aylık vatani görevimin 14. ayında, yakalandığım bir hastalık sebebiyle elverişli değildir (çürük) raporu verilerek gönderildim.
güneydoğu'da ohal bölgesinde geçen 11 ay kayıtlarda yok. yerine göre kelle koltukta geçen geceler, 3 gün 3 gece ayaktan çıkmayan botlar, hamur gibi olan ayaklar, gözümüzün önünde kaybettiklerimiz, sonrası yıllarca devam eden travmalar.
bir şey yapmadım, yani kayıtlarda vatan için askerlik yapmamış-yapamamış görünen gruptayım.
güneydoğu'da ohal bölgesinde geçen 11 ay kayıtlarda yok. yerine göre kelle koltukta geçen geceler, 3 gün 3 gece ayaktan çıkmayan botlar, hamur gibi olan ayaklar, gözümüzün önünde kaybettiklerimiz, sonrası yıllarca devam eden travmalar.
bir şey yapmadım, yani kayıtlarda vatan için askerlik yapmamış-yapamamış görünen gruptayım.
devamını gör...
ibni rüşd
ameldeki mezhebi malikî, akâidde mezhebi ise eş'ârî idi. kurtuba'da 10 yıl kadar kadılık görevi yapmıştı. sadece dinî ilimlerde değil aynı zamanda tıp alanında da kendini yetiştirmiş bir insandı. el-külliyât fi't- tıb o'nun hekimliğe ilişkin değerli bir eseridir. aristo'nun eserlerini özetleyerek faydalanılacak şekilde tertip etti. bu sahadaki ciddi ve sistematik çalışmaları sayesinde bütün batı dünyasında şârih-i âzâm diye anılır oldu. ayrıca ''emîr'ül felâsife'' ve ''sultân'ul ukûl ve'l efkâr'', yani ''filozofların padişahı'' ve ''fikirlerin ve akılların sultanı'' ünvânı ile tanındı. aristo'nun ''kitâb'ul hayâvan'' ını ve ''mâ- ba'de't-tabia'' sını ve diğer eserlerini şerh etti. ibn rüşd'ün öğrencileri daha çok musevîler ve hristiyanlar arasından çıktığı için bu öğrenciler ''rüşdiye'' (averroism) hareketini meydana getirmişlerdi.
dindar, zâhid, ibadetinde devamlı olan, takvâ sahibi bir kişi olduğu bilinmektedir. ''ilm-i teşrih (anatomi) ile meşgul olmak allah'a imânı kuvvetlendirir ve o'na dair bilgiyi artırır.'' sözü ibn rüşd'e aittir. allah o'na rahmet eylesin.
prof. dr. süleyman uludağ, ''ibn rüşd'' isimli eserinde o'nun hakkında şu tespitlere yer vermektedir: ''ibn rüşd, çok haklı olarak; ''ilim, hâdise ve eşyânın sebepleri hakkındaki doğru bilgidir.'' dedikten sonra, sebep fikrinin ve sebeplerdeki tesir kudret ve kâbiliyetinin inkâr edilmesi hâlinde hikmetin de ilmin de mahv olacağını ifade etmekte, umumî olarak bütün kelâmcıların, husûsî olarak da gazzâlî'nin ilmi ve hikmeti mahv ettiklerini anlatmaya çalışmaktadır. kâtip çelebi, ''keşf'üz-zünûn'' un ''hikmet'' maddesinde ve ''mizan'ül hak''da; ''osmanlılarda müftülerden biri hikmetin ve felsefenin okunmasını ve okutulmasını yasakladı. ondan sonra hikmet de şeriat da mahv olup gitti.'' demekte, böylece ibn rüşd'ün fikirlerini tekrar etmektedir. gerçekten de islâm'daki ilim anlayışının yıkılmasına sebep teşkil eden âmillerin en mühimlerinden biri, akılla olduğu kadar şeriatın özü ile de ilgisini kesmiş olan eş'ârî kelâmının, bütün islâm âlemine hâkim hâle gelmesidir..''
dindar, zâhid, ibadetinde devamlı olan, takvâ sahibi bir kişi olduğu bilinmektedir. ''ilm-i teşrih (anatomi) ile meşgul olmak allah'a imânı kuvvetlendirir ve o'na dair bilgiyi artırır.'' sözü ibn rüşd'e aittir. allah o'na rahmet eylesin.
prof. dr. süleyman uludağ, ''ibn rüşd'' isimli eserinde o'nun hakkında şu tespitlere yer vermektedir: ''ibn rüşd, çok haklı olarak; ''ilim, hâdise ve eşyânın sebepleri hakkındaki doğru bilgidir.'' dedikten sonra, sebep fikrinin ve sebeplerdeki tesir kudret ve kâbiliyetinin inkâr edilmesi hâlinde hikmetin de ilmin de mahv olacağını ifade etmekte, umumî olarak bütün kelâmcıların, husûsî olarak da gazzâlî'nin ilmi ve hikmeti mahv ettiklerini anlatmaya çalışmaktadır. kâtip çelebi, ''keşf'üz-zünûn'' un ''hikmet'' maddesinde ve ''mizan'ül hak''da; ''osmanlılarda müftülerden biri hikmetin ve felsefenin okunmasını ve okutulmasını yasakladı. ondan sonra hikmet de şeriat da mahv olup gitti.'' demekte, böylece ibn rüşd'ün fikirlerini tekrar etmektedir. gerçekten de islâm'daki ilim anlayışının yıkılmasına sebep teşkil eden âmillerin en mühimlerinden biri, akılla olduğu kadar şeriatın özü ile de ilgisini kesmiş olan eş'ârî kelâmının, bütün islâm âlemine hâkim hâle gelmesidir..''
devamını gör...
kuran’ın insan yapısı olduğu gerçeği
her defasında and içen bir tanrı var ortada.
düşünün tanrı her defasında; and olsun ki diyor. kime yemin ediyor. neyi ispatlamaya çalışıyor.
ikinci durum ise; hep bir şiddet hep bir kasıp kavurma var.
üçüncü olay; kadın erkek ayrımı yapması...
düşünün tanrı her defasında; and olsun ki diyor. kime yemin ediyor. neyi ispatlamaya çalışıyor.
ikinci durum ise; hep bir şiddet hep bir kasıp kavurma var.
üçüncü olay; kadın erkek ayrımı yapması...
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
dünyaya geleli 35 yıl olmuş
yolu yarıladın desene
sanmam, yolda olduğumuza inanırım fakat yolun başlangıcı ile sonu arasında bir nefesten fazlasının olduğuna inanmam. dolayısıyla bana göre bu yolun yarısı diye bir sey olamaz.
boş yapıyorsun, yaşlanıyorsun, kabul et
bedenimdeki çürümenin hızlandığını kabul ediyorum, değişimi, dönüşmeyi. yalnız ilk çocukluk yıllarımda koşmaktan nasıl heyecan duyuyorsam bugün de aynı heyecanı duyuyorum. bir güler yüz bir tatlı söz beni o yıllarda nasıl mesud ediyorsa bugün de öyle. böylelikle, dostum, yaşlandığım konusunda seninle aynı fikirde değilim.
normal konuşmayı hiç bir zaman beceremedin, hep alangirli laflar.
normalden ne anlıyorsun?
ne anlaması. çoban rüstem gibi konuşmuyorsun işte. kasap hasan gibi de, manifaturacı hulusi bey gibi de. hep başka havalar var senin konuşmanda. biliyordum ben zaten sen o felsefe mi nedir onu okumaya gittiğin gün biliyordum başka başka halların olacağını.
iki çay söyle de senin hallarını konuşalım madem.
çay içerim amma hal filan sorma bana.
o niye o
zalımın kızı boşuna umutlanma sana varmam ben dedi. şehirli biriyle evlenip bu kasabadan gidecekmiş.
desene asıl sen yaşlanmaya başlamışsın, kara sevda adamı yer bitirir
essah diyon. yok mu bunun çaresi
var tabi, olmaz mı.
yolu yarıladın desene
sanmam, yolda olduğumuza inanırım fakat yolun başlangıcı ile sonu arasında bir nefesten fazlasının olduğuna inanmam. dolayısıyla bana göre bu yolun yarısı diye bir sey olamaz.
boş yapıyorsun, yaşlanıyorsun, kabul et
bedenimdeki çürümenin hızlandığını kabul ediyorum, değişimi, dönüşmeyi. yalnız ilk çocukluk yıllarımda koşmaktan nasıl heyecan duyuyorsam bugün de aynı heyecanı duyuyorum. bir güler yüz bir tatlı söz beni o yıllarda nasıl mesud ediyorsa bugün de öyle. böylelikle, dostum, yaşlandığım konusunda seninle aynı fikirde değilim.
normal konuşmayı hiç bir zaman beceremedin, hep alangirli laflar.
normalden ne anlıyorsun?
ne anlaması. çoban rüstem gibi konuşmuyorsun işte. kasap hasan gibi de, manifaturacı hulusi bey gibi de. hep başka havalar var senin konuşmanda. biliyordum ben zaten sen o felsefe mi nedir onu okumaya gittiğin gün biliyordum başka başka halların olacağını.
iki çay söyle de senin hallarını konuşalım madem.
çay içerim amma hal filan sorma bana.
o niye o
zalımın kızı boşuna umutlanma sana varmam ben dedi. şehirli biriyle evlenip bu kasabadan gidecekmiş.
desene asıl sen yaşlanmaya başlamışsın, kara sevda adamı yer bitirir
essah diyon. yok mu bunun çaresi
var tabi, olmaz mı.
devamını gör...
her millet layık olduğu şekilde yönetilir
celladına aşık olmuşsa bir millet,
ister ezan, ister çan dinlet,
itiraz etmiyorsa sürü gibi illet,
müstehaktır ona her türlü zillet.
sözleri ile de açıklanabilecek olan durumdur. doğrudur.
ister ezan, ister çan dinlet,
itiraz etmiyorsa sürü gibi illet,
müstehaktır ona her türlü zillet.
sözleri ile de açıklanabilecek olan durumdur. doğrudur.
devamını gör...
