sol frame'in bit pazarına dönmesi
sol frame zaten hali hazırda bütün başlıkların biriktiği yerdir.
yazarların ilgisine göre alt kategoriler oluşturulmuş durumda, kültür-sanat kategorisinde dilediğin kitap, film, şiir, dizi vb. içeriklere ulaşabileceğin gibi, bilgi kategorisini okuyarak liste dışı başlıklardan uzak kalabilirsin.
ya da dilersen takip seçeneğine tıklayıp ; takibe aldığın yazarlara ya da takip ettiğin başlıklardaki tanımlara göz gezdirebilirsin.
yazarların ilgisine göre alt kategoriler oluşturulmuş durumda, kültür-sanat kategorisinde dilediğin kitap, film, şiir, dizi vb. içeriklere ulaşabileceğin gibi, bilgi kategorisini okuyarak liste dışı başlıklardan uzak kalabilirsin.
ya da dilersen takip seçeneğine tıklayıp ; takibe aldığın yazarlara ya da takip ettiğin başlıklardaki tanımlara göz gezdirebilirsin.
devamını gör...
exxen'de üyeliğin iptal edilememesi
bu aleme girmek kolay çıkmak zor demek istiyor reis herhalde.
devamını gör...
yalnızlığın en çok dokunduğu an
arkadaşlarımın sevgililerine hediye, sürpriz hazırlarken onlara fikir verdiğim, yardım ettiğim andır. hep o gruplarda yalnız oturuyorum ve bu çok koyuyor bana. çünkü bu zamana kadar başkalarını düşündüğüm gibi kimse düşünmedi beni. kimse sürpriz yapmadı onlara hazırladığım gibi..
bihter ziyagil'in : "gözlerimin önünde birbirlerini seviyorlar" repliği canlanıyor zihnimde..
bihter ziyagil'in : "gözlerimin önünde birbirlerini seviyorlar" repliği canlanıyor zihnimde..
devamını gör...
yaratmak
ezelde olmayan bir şeyi yoktan var etme durumu. bu durumda bunu yapabilecek kişi ancak ezeli biri olabilir. insan ezeli olmadığından, olmayan bir şeyi var etmeye gücü de yetmeyeceğinden yaratmak fiili insan ile beraber kullanılırsa dilde hata yapılmış olur. bir hayvandan bahsederken üretmek, icad etmek gibi fiiller kullanılamayacağı gibi yaratma vasfı olmayan insanda da yaratma fiili kullanılamaz.
insan üretebilir, inşa edebilir, tasarlayabilir fakat yaratamaz.
fakat yaşantısı ithal, kültürü ithal, düşüncesi ithal olan bazı insanların dillerinin ithal olmaması düşünülemez, yeni uydurma dil ile konuşanların böylesine hatalar yapması gayet normal olmakla beraber bu hatanın savunulması ise düşündürücüdür.
aynı dili konuşan insanların anlaşmasına bile böyle kompleksler engel oluyorsa o toplumun bilimde ve edebiyatta ne kadar ileriye gidebileceğini düşünün
insan üretebilir, inşa edebilir, tasarlayabilir fakat yaratamaz.
fakat yaşantısı ithal, kültürü ithal, düşüncesi ithal olan bazı insanların dillerinin ithal olmaması düşünülemez, yeni uydurma dil ile konuşanların böylesine hatalar yapması gayet normal olmakla beraber bu hatanın savunulması ise düşündürücüdür.
aynı dili konuşan insanların anlaşmasına bile böyle kompleksler engel oluyorsa o toplumun bilimde ve edebiyatta ne kadar ileriye gidebileceğini düşünün
devamını gör...
hava soğuyunca gölge veren ağaçları unutmak
insanın vefasızlığını çok güzel bir şekilde anlatan sözdür. anlayana tabii.
devamını gör...
kitap okuyamayanlara öneriler
alın çayınızı, çıkın balkona, kafanızda bir konu belirleyin ve kendi kendinize içinizden konuşmaya başlayın.
bu konu sefalet olabilir, hayal kurmak, aşk, tutku, ölüm. yaşamın içinde var olan her gerçek olabilir. başlayın konuşmaya. bir de bakacaksınız ki sınırlı, belli başlı ezberlerden başka bir şey konuşayamıyorsunuz. kalıplara sıkışıp kaldığınızı hissedeceksiniz. konuşmalarınızın kendi yaşamınızdan, kendi deneyimlerinizden başka bir yerden temellenemediğini göreceksiniz. "hayat bu kadar mı gerçekten ?" diye soracaksınızdır kendinize. eğer gerçekten iki kelam adamakıllı konuşmak istiyorsanız, kafa yormak gerektiğini düşünüyorsanız çevremizde olup bitenlere, çıktığınız kapı orası olacak.
bunlar spesifik konular da olabilir tabii. söz gelimi en sevdiği konu 2. dünya savaşı olan bir insansanız, birahane darbesini bir anlatmaya çalışın kendinize. bir şeyler anımsıyorsanız ama gitmiyorsa okuyacaksınız demektir. eğer bu gerçeğin farkına varabilirseniz açıp okursunuz. eğer gerçekten sözlerinizin, davranışlarınızın birilerine dokunmasını istiyorsanız okursunuz. eğer kibarlığın insanlara yol vermek, bir kadının sandalyesini çekmek, insanlara tatlı dille konuşmak gibi simgesel şeylerle sınırlı kaldığını düşünüyorsanız okursunuz. kibarlık denilince, aklınıza bir dostunuzun rahatsız olacağını bildiğiniz bir konu açıldığında, o hissi sezip, kimseye hissettirmeden ustalıkla konuyu değiştirmek gibi gizli edimler gelmiyorsa okuyacaksınız.
"okuyamıyoruz" diye bir şey yoktur. "merak etmiyorum" vardır. "pencerelerimi kapattım, neyin ne olduğunu bilmek istemiyorum" vardır. "yaşamın ne gibi zalimliklerinin olduğunu, nerede nelerin yaşandığını bilmek istemiyorum" vardır. okumak gereklidir, mecburidir. okumaktan yoksun bir ömrün niteliği tartışılır. yaşamınıza anlam kazandırın.
bu konu sefalet olabilir, hayal kurmak, aşk, tutku, ölüm. yaşamın içinde var olan her gerçek olabilir. başlayın konuşmaya. bir de bakacaksınız ki sınırlı, belli başlı ezberlerden başka bir şey konuşayamıyorsunuz. kalıplara sıkışıp kaldığınızı hissedeceksiniz. konuşmalarınızın kendi yaşamınızdan, kendi deneyimlerinizden başka bir yerden temellenemediğini göreceksiniz. "hayat bu kadar mı gerçekten ?" diye soracaksınızdır kendinize. eğer gerçekten iki kelam adamakıllı konuşmak istiyorsanız, kafa yormak gerektiğini düşünüyorsanız çevremizde olup bitenlere, çıktığınız kapı orası olacak.
bunlar spesifik konular da olabilir tabii. söz gelimi en sevdiği konu 2. dünya savaşı olan bir insansanız, birahane darbesini bir anlatmaya çalışın kendinize. bir şeyler anımsıyorsanız ama gitmiyorsa okuyacaksınız demektir. eğer bu gerçeğin farkına varabilirseniz açıp okursunuz. eğer gerçekten sözlerinizin, davranışlarınızın birilerine dokunmasını istiyorsanız okursunuz. eğer kibarlığın insanlara yol vermek, bir kadının sandalyesini çekmek, insanlara tatlı dille konuşmak gibi simgesel şeylerle sınırlı kaldığını düşünüyorsanız okursunuz. kibarlık denilince, aklınıza bir dostunuzun rahatsız olacağını bildiğiniz bir konu açıldığında, o hissi sezip, kimseye hissettirmeden ustalıkla konuyu değiştirmek gibi gizli edimler gelmiyorsa okuyacaksınız.
"okuyamıyoruz" diye bir şey yoktur. "merak etmiyorum" vardır. "pencerelerimi kapattım, neyin ne olduğunu bilmek istemiyorum" vardır. "yaşamın ne gibi zalimliklerinin olduğunu, nerede nelerin yaşandığını bilmek istemiyorum" vardır. okumak gereklidir, mecburidir. okumaktan yoksun bir ömrün niteliği tartışılır. yaşamınıza anlam kazandırın.
devamını gör...
yazarların çocukluk anıları
7 yasyaşındayım, sömestr tatili için köye gidiyoruz. yollar kötuymüs kim dinler? maaile bize hiçbir şey engel olamıyor. illa ki gidilecek o köye...
kar, buz, yollarda don olsa da gidilecek! gidin, gidin de, görün ebemin örekesini...*
neyse...
köye gidince benim başıma bir bekçi dikin, sonra ne yaparsanız yapın. insan geçmiş yıllardan ders alır değil mi?
ama nerdeeee? *
köye giriş yaptık annemler eşyaları taşıyor, babam içeride dedemle sohbet ediyor. daha bir saat dolmadan ben üst katın balkonunun gider borusundaki boyum kadar sarkıta kafayı taktım. illa onu kıracağım. yerden bir taş aldım, sarkıta attım ama...
aması o gitti babam ve dedemin oturdugu odanın camını kırdı. kırılan yerden babamla göz göze geldik. babam gözüyle kaç işareti yaptı. ben kaçtım üst kata... dedem alt kattan sinirle dışarı fırladı. babamın camı kırarken gördüğü 8-9 yaşlarındaki oğlan çocuğunu aramak için köyü dolaşmaya gitti.
ben diyorum ama kimse dinlemiyor.
anneeeee!
anneeeee!!
bana sahip çık!
beni sakın gözünden ayırma!!!
zaten köyde adim çıkmış kıyamet alametine, herkes benim hakkımda;
-"o kıvırcık var ya, o kıvırcık, tam deccal, ocaklardan ırak!" falan diyor.
az bak bana, bu kız nerede ne yapıyor? öyle başımı boş bırakma!
ama annem yine aynı tas, aynı hamam. saldım çayıra, mevlam kayıra diye attı ortaya... iyi o zaman, olacaklardan ben sorumlu değilim.
.....
annemler ertesi gün yufka ekmek yaptılar. öyle az buz değil. en az yüz kilo undan yaptılar. sonraki günlerde ekmeğe yardim eden komşulara yardim ettiler. imece usulü tüm mahalle ekmek yaptı. birgün sobanın başında otururken dışarıda iki keçinin dolaştığını gördüm. kış günü dışarıda keçi olmaz ki... kesin bunlar başka köyden gelmiş, açlardır deyip annemlerin koca gün uğraştıkları ekmeklerin olduğu üst kata keçileri çıkardım. sonra odadaki ayva dolu kovayı onların önüne çektim. onlar biraz ayvadan yedi sonra büyük olan yufkalari yemeye başladı. diğeri de ona katıldı. bunlar yiyorken birden o koca yığın yufka tüm heybetiyle yere serildi...
keçiler yufkaları yerken o sıra üst kata yengem geldi. gözleri kocaman açılmış. ne olduğunu anlamaya çalışıyor.
en uydurugundan yengeme bir yalan;
-yenge, bunlar girmiş buraya korktum büyük olan keçiden çıkaramadım bir türlü.
yengem keçileri kovdu.
odanın halini gören annemlerde matem havası, kim yardım eder bir daha, hem herkesin ekmeği var?
şunların derdine bak!
yalan dünya bir vaaar, bir yok.
bizim yörede her evin kendine ait tek göz bir ekmek evi vardır. içinde devasa bir sac ocağı, yapılan ekmeği koyarlar ve kapılari çok sağlam kilitli olmaz. sağlam yapın işte ne olur ne olmaz?
keçileri ertesi gün yine gördüm. e bunlar aaaaç!
her gün onlar geldi, bende başka başka komşuların ekmel evine soktum. zaten sonrasını onlar halletti. hala kimse bütün bunları benim yaptığımı bilmiyor.
bak anne "herkesin ekmeği var" diyordun. umudunu yitirme, boşuna dememişler 'gün doğmadan ,neler doğar.'
kar, buz, yollarda don olsa da gidilecek! gidin, gidin de, görün ebemin örekesini...*
neyse...
köye gidince benim başıma bir bekçi dikin, sonra ne yaparsanız yapın. insan geçmiş yıllardan ders alır değil mi?
ama nerdeeee? *
köye giriş yaptık annemler eşyaları taşıyor, babam içeride dedemle sohbet ediyor. daha bir saat dolmadan ben üst katın balkonunun gider borusundaki boyum kadar sarkıta kafayı taktım. illa onu kıracağım. yerden bir taş aldım, sarkıta attım ama...
aması o gitti babam ve dedemin oturdugu odanın camını kırdı. kırılan yerden babamla göz göze geldik. babam gözüyle kaç işareti yaptı. ben kaçtım üst kata... dedem alt kattan sinirle dışarı fırladı. babamın camı kırarken gördüğü 8-9 yaşlarındaki oğlan çocuğunu aramak için köyü dolaşmaya gitti.
ben diyorum ama kimse dinlemiyor.
anneeeee!
anneeeee!!
bana sahip çık!
beni sakın gözünden ayırma!!!
zaten köyde adim çıkmış kıyamet alametine, herkes benim hakkımda;
-"o kıvırcık var ya, o kıvırcık, tam deccal, ocaklardan ırak!" falan diyor.
az bak bana, bu kız nerede ne yapıyor? öyle başımı boş bırakma!
ama annem yine aynı tas, aynı hamam. saldım çayıra, mevlam kayıra diye attı ortaya... iyi o zaman, olacaklardan ben sorumlu değilim.
.....
annemler ertesi gün yufka ekmek yaptılar. öyle az buz değil. en az yüz kilo undan yaptılar. sonraki günlerde ekmeğe yardim eden komşulara yardim ettiler. imece usulü tüm mahalle ekmek yaptı. birgün sobanın başında otururken dışarıda iki keçinin dolaştığını gördüm. kış günü dışarıda keçi olmaz ki... kesin bunlar başka köyden gelmiş, açlardır deyip annemlerin koca gün uğraştıkları ekmeklerin olduğu üst kata keçileri çıkardım. sonra odadaki ayva dolu kovayı onların önüne çektim. onlar biraz ayvadan yedi sonra büyük olan yufkalari yemeye başladı. diğeri de ona katıldı. bunlar yiyorken birden o koca yığın yufka tüm heybetiyle yere serildi...
keçiler yufkaları yerken o sıra üst kata yengem geldi. gözleri kocaman açılmış. ne olduğunu anlamaya çalışıyor.
en uydurugundan yengeme bir yalan;
-yenge, bunlar girmiş buraya korktum büyük olan keçiden çıkaramadım bir türlü.
yengem keçileri kovdu.
odanın halini gören annemlerde matem havası, kim yardım eder bir daha, hem herkesin ekmeği var?
şunların derdine bak!
yalan dünya bir vaaar, bir yok.
bizim yörede her evin kendine ait tek göz bir ekmek evi vardır. içinde devasa bir sac ocağı, yapılan ekmeği koyarlar ve kapılari çok sağlam kilitli olmaz. sağlam yapın işte ne olur ne olmaz?
keçileri ertesi gün yine gördüm. e bunlar aaaaç!
her gün onlar geldi, bende başka başka komşuların ekmel evine soktum. zaten sonrasını onlar halletti. hala kimse bütün bunları benim yaptığımı bilmiyor.
bak anne "herkesin ekmeği var" diyordun. umudunu yitirme, boşuna dememişler 'gün doğmadan ,neler doğar.'
devamını gör...
messi'nin elazığsporlu olması
yanlış olan önermedir.
daha geçen gün konuştum kendisiyle, ben erzincansporluyum dedi.
daha geçen gün konuştum kendisiyle, ben erzincansporluyum dedi.
devamını gör...
tekrar peygamber gelmesi gerekiyor mu sorunsalı
şanlıurfa'dan sesleniyorum, artık buraya gelmeyin vazgeçin fayda etmiyor.
devamını gör...
minnet beklemeden yardım eden insan
gözümde o insandan daha iyisi yoktur. yardım ederken kendini mahcup hissetmemen için elinden gelen her şeyi yapar asla yardımını esirgemez ve genellikle içinin güzelliği dışına vurur.*
devamını gör...
bir kadına yenilmek
başka bir insana yenilmektir. hepsi bu.
küçük bir not düşeyim: onur veya gurur gibi kavramların cinsiyeti olmamakla beraber bir insan yenilgi karşısında gurur yapıyorsa bu, onun olgunlaşamadığının göstergesidir.
küçük bir not düşeyim: onur veya gurur gibi kavramların cinsiyeti olmamakla beraber bir insan yenilgi karşısında gurur yapıyorsa bu, onun olgunlaşamadığının göstergesidir.
devamını gör...
vergi alınmayan şey
memlekette ötv diye bir şey var ve kdv'si alınıyor. şaşırtmalı başlık arkadaşlar, yazmayın fişleyecekler.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının gördüğü en saçma rüya
ronaldo galatasaray'a geliyordu, çevirmeni ve yakın arkadaşıydım.
not: ronaldo bana çekici gelen bir tip değildir.
not: ronaldo bana çekici gelen bir tip değildir.
devamını gör...
lahmacunun keko yiyeceği olması
nimet o nimet! laf soyleyeni allah carpar, hatta ben bile carparim...yemeklerin efendisidir o. bol soganlisi ozellikle pizza ve turevlerini tokatlaya tokatlaya ezer.
devamını gör...
the lord of the rings: the war of the rohirrim

bu sabah aldığım harika bir haberi paylaşmak istiyorum. new line cinema , peter jackson üçlemesinin izinden devam edecek bir animasyon filmi hazırlıklarına başlamış. henüz çıkış tarihi belli olmamasıyla birlikte animasyon filmin üçlemenin 250 yıl öncesini 9.rohan kralı helm hammerhand ve destansı bir miğfer dibi savaşını konu alacağı söyleniyor. ayrıntılı bilgi aşağıda verdiğim linklerde mevcuttur. heyecanlanmamak elde değil orta dünya severler.
buradan
buradan
buradan
devamını gör...
mary and max
''ağzım neredeyse hiç gülmez...ama bu beynimin içinde gülümsemediğim anlamına gelmez.''
"kusurlarımızı biz seçemeyiz, onlar bizim bir parçamız ve onlarla yaşamak zorundayız. ama neyse ki arkadaşlarımızı seçebiliyoruz. ve ben seni seçtiğim için çok memnunum."
bu kadar güzel sözler ve bu filme verilen emek.
daha iyisi olamazdı.
"kusurlarımızı biz seçemeyiz, onlar bizim bir parçamız ve onlarla yaşamak zorundayız. ama neyse ki arkadaşlarımızı seçebiliyoruz. ve ben seni seçtiğim için çok memnunum."
bu kadar güzel sözler ve bu filme verilen emek.
daha iyisi olamazdı.
devamını gör...
ayak yanması
diyabetten muzdarip aile bireylerimin yaşadığı problemdir, hafife alıp geçiştirmek sağlık için doğru bir adım olmayabilir.
devamını gör...
on küçük zenci
agatha christie'nin 100 milyon'un üzerinde en çok satılan kitabıdır. benim de en sevdiğim kitabıdır. her ne kadar gözler meşhur belçikalıyı veya battle'ı arasa da, en akıcı ve keyifli kitabı olduğunu düşünüyorum.
devamını gör...
evli olup çocuk sahibi olmak istememek
çocuk bakmaya uygun hissetmiyor olabilirler kendilerini. saygı gösterilmesi ve her görüldüğü yerde 'ee çocuk ne zaman?' diye sorulmamalıdır.
devamını gör...
