hülya şenkon
(1941-2008)
üniversitede cebir derslerimin kâbusuydu.sınav kağıtlarımıza bakmak için uzun bir kuyruğun son bulmasını bekler, odasına vardığımızda bu kez de menekşe saksılarından bize kalan yerde kırılmış notlarımızın hesabını tutardık.
bir gün çok tuhaf bir şey oldu: vize sınavları asılmış ve seksen üç almıştım!
inanamıyordum, çünkü böyle bir not almak bir hayaldi. finale hazırlanmaya çalıştım. garip bir süreçti bu: son yirmi yılın sınav soruları, onların çözümleri ve o çözümleri tekrar çözenlerin notlarıydı çalışacaklarım. kütüphanede üç arkadaş dersle boğuşurken yanımıza gelip boyumuz kadar fotokopiyle ne yaptığımızı soranlar olmuştu.
ve finalden kırk aldım.
- hocam, niye böyle? diyecek oldum.
- matçıabla daha iyi yapabilirdin, dedi hoca bana.( elbette adım böyle değildi)
sorum bir şey değiştirmedi ve kaldım.
okuldan soğumama neden olanlardan biri olsa da hülya hoca’nın dersi, soru çözerken belirli bir disiplin ve düzen kazanmamı sağlamıştı.
öğrenciler sembolleri yerinde kullanmadığında, işlem adımlarını takip etmediğinde,dört beş sayfa yazılı kağıdını nasıl bir özen ve dikkatle doldurmaya çalıştığımızı hatırlarım hâlâ.

her zaman asil bir duruşu vardı, bembeyaz saçları dikkat çekiciydi.disiplinliydi, kapıyı kilitlerdi; geç kalamaz, erken çıkamazdınız sınıftan.
1959 yılında matematik-fizik okumak üzere geldiği istanbul üniversitesi’nden 1999 yılında profesör ünvanıyla emekli oldu.kültür üniversitesinde ve hava harp okulunda görev yaptı.
beş dil biliyordu : ingilizce,almanca, italyanca, fransızca ve rusça.
umarım, onun gibi, daha birçok kadınımız da bilim alanında adını duyurur.
*akademik tarih bilgisi wikipedia’dan alınmıştır.
üniversitede cebir derslerimin kâbusuydu.sınav kağıtlarımıza bakmak için uzun bir kuyruğun son bulmasını bekler, odasına vardığımızda bu kez de menekşe saksılarından bize kalan yerde kırılmış notlarımızın hesabını tutardık.
bir gün çok tuhaf bir şey oldu: vize sınavları asılmış ve seksen üç almıştım!
inanamıyordum, çünkü böyle bir not almak bir hayaldi. finale hazırlanmaya çalıştım. garip bir süreçti bu: son yirmi yılın sınav soruları, onların çözümleri ve o çözümleri tekrar çözenlerin notlarıydı çalışacaklarım. kütüphanede üç arkadaş dersle boğuşurken yanımıza gelip boyumuz kadar fotokopiyle ne yaptığımızı soranlar olmuştu.
ve finalden kırk aldım.
- hocam, niye böyle? diyecek oldum.
- matçıabla daha iyi yapabilirdin, dedi hoca bana.( elbette adım böyle değildi)
sorum bir şey değiştirmedi ve kaldım.
okuldan soğumama neden olanlardan biri olsa da hülya hoca’nın dersi, soru çözerken belirli bir disiplin ve düzen kazanmamı sağlamıştı.
öğrenciler sembolleri yerinde kullanmadığında, işlem adımlarını takip etmediğinde,dört beş sayfa yazılı kağıdını nasıl bir özen ve dikkatle doldurmaya çalıştığımızı hatırlarım hâlâ.

her zaman asil bir duruşu vardı, bembeyaz saçları dikkat çekiciydi.disiplinliydi, kapıyı kilitlerdi; geç kalamaz, erken çıkamazdınız sınıftan.
1959 yılında matematik-fizik okumak üzere geldiği istanbul üniversitesi’nden 1999 yılında profesör ünvanıyla emekli oldu.kültür üniversitesinde ve hava harp okulunda görev yaptı.
beş dil biliyordu : ingilizce,almanca, italyanca, fransızca ve rusça.
umarım, onun gibi, daha birçok kadınımız da bilim alanında adını duyurur.
*akademik tarih bilgisi wikipedia’dan alınmıştır.
devamını gör...
mola yerlerinin olmazsa olmazı
tabii ki buz gibi soğuğu. az önce terminalde oturduk biraz, donduk vallahi.
bir çay alayım,* içim ısınır dedim. almaz olaydım. çok değişikti tadı. neyse.
kaç derece ile başlamıştık hâlbuki güne..
bir çay alayım,* içim ısınır dedim. almaz olaydım. çok değişikti tadı. neyse.
kaç derece ile başlamıştık hâlbuki güne..
devamını gör...
çayı çay bardağında içen tip
o ne öyle. çay dediğin leğende içilir.
devamını gör...
green book
2018 yılında vizyona giren benim yeni izlediğim ve yeni izlediğim için üzüldüğüm filmdir.
bu film hakkında yorum yaparken şu kelimeyi kullanmak istiyorum “sıcacık” tamamen sıcacık bir filmdi 2 saat boyunca tebessüm ve keyif arasında dolaşıp durdum.
bence bu film dostluğun filmi insanın kendini tanımasının öğrenmesinin ne kadar önemli olduğunu bize öğreten dostça sıcacık bir film.
amerika da ki çifte standart davranışları eşitsizliği çok acı bir şekilde gözler önüne seriyor.
filmde iki karakter bir yolculuğa çıkıyorlar ve o yolculuktan döndüklerinde bambaşka iki insan oluyorlar.
yolculuğun onlara öğrettiği şeyler çok ama çok önemli.
--! spoiler !--
filmin başında iki siyahi işçinin su içtiği bardakları çöpe atan karakterimiz filmin sonunda siyahi arkadaşına “sıcacık” bir sarılma gösteriyor hem seyirci hem evin içindeki insanlar gözyaşlarını tutamıyor (ben tutamadım).
hayatın ona öğretildiği gibi yaşayan doktor tony bu yolculukta kafasında kodlanmış insan kimliğinden biraz olsun uzaklaşıyor ve rahatlıyor.
tavuk yerken mutlu oluyor o tavuğu arabanın camından dışarı atarken mutlu oluyor yolculuğunda çok şey öğreniyor hem de arka koltukta oturmasına rağmen.
filmin sonunda ön koltuğa oturuyor bence çok güzel bir detaydı.
toplumun ona kazandırdığı kimliğin arasında sıkışıp kalmış bir insan yetersizliğinden avazı çıktığı kadar bağırarak kurtuluyor.
bence filmin en önemli ve en can alıcı sahnesi filmin alt metni.
yetersizliğin üzerine kurulmuş bir hayat yaşayan tony kendi kimliğini yağmur altında arınarak buluyor.
bulurken arkadaşına da çok önemli şeyler öğretiyor.
“beyaz değilim, yeterince siyah değilim, yeterince erkek değilim, o zaman ben neyim?”
--! spoiler !--
izlenip ders çıkarılması gereken bir film kesinlikle izlenmeli.
bu film hakkında yorum yaparken şu kelimeyi kullanmak istiyorum “sıcacık” tamamen sıcacık bir filmdi 2 saat boyunca tebessüm ve keyif arasında dolaşıp durdum.
bence bu film dostluğun filmi insanın kendini tanımasının öğrenmesinin ne kadar önemli olduğunu bize öğreten dostça sıcacık bir film.
amerika da ki çifte standart davranışları eşitsizliği çok acı bir şekilde gözler önüne seriyor.
filmde iki karakter bir yolculuğa çıkıyorlar ve o yolculuktan döndüklerinde bambaşka iki insan oluyorlar.
yolculuğun onlara öğrettiği şeyler çok ama çok önemli.
--! spoiler !--
filmin başında iki siyahi işçinin su içtiği bardakları çöpe atan karakterimiz filmin sonunda siyahi arkadaşına “sıcacık” bir sarılma gösteriyor hem seyirci hem evin içindeki insanlar gözyaşlarını tutamıyor (ben tutamadım).
hayatın ona öğretildiği gibi yaşayan doktor tony bu yolculukta kafasında kodlanmış insan kimliğinden biraz olsun uzaklaşıyor ve rahatlıyor.
tavuk yerken mutlu oluyor o tavuğu arabanın camından dışarı atarken mutlu oluyor yolculuğunda çok şey öğreniyor hem de arka koltukta oturmasına rağmen.
filmin sonunda ön koltuğa oturuyor bence çok güzel bir detaydı.
toplumun ona kazandırdığı kimliğin arasında sıkışıp kalmış bir insan yetersizliğinden avazı çıktığı kadar bağırarak kurtuluyor.
bence filmin en önemli ve en can alıcı sahnesi filmin alt metni.
yetersizliğin üzerine kurulmuş bir hayat yaşayan tony kendi kimliğini yağmur altında arınarak buluyor.
bulurken arkadaşına da çok önemli şeyler öğretiyor.
“beyaz değilim, yeterince siyah değilim, yeterince erkek değilim, o zaman ben neyim?”
--! spoiler !--
izlenip ders çıkarılması gereken bir film kesinlikle izlenmeli.
devamını gör...
rusça dersi vererek para kazanmak
türkiye'de bir dönem giriştiğim lakin, sürekliliğini yakalıyamadım açıkçası.
ya ders verdiğim kişiler soğuyup istemiyordu ya da parada pazarlık yapmaya çalıştıkları için ben vazgeçiyordum.
bir de moronlar vardı temelini bile idrak ettiremiyordum.
ya ders verdiğim kişiler soğuyup istemiyordu ya da parada pazarlık yapmaya çalıştıkları için ben vazgeçiyordum.
bir de moronlar vardı temelini bile idrak ettiremiyordum.
devamını gör...
teoman duralı
şaban teoman duralı.
inanılmaz bir birikim.
felsefe merakı olmayan arkadaşlar henüz tanımamış olabilir hocayı.
herhangi bir programını açıp sadece 5 dakika kulak vererek dinlemeniz, sevmeniz * için yeterli.
şu sıra trt2 de "felsefe söyleşileri" programının tekrarlarına denk gelirseniz mutlaka izleyin, inanılmaz genel kültür, her sözü ders, bilgi.
kendi hayat hikayesini anlattığı röportajı aşağı linke bırakıyorum. ilgilenenlere...
inanılmaz bir birikim.
felsefe merakı olmayan arkadaşlar henüz tanımamış olabilir hocayı.
herhangi bir programını açıp sadece 5 dakika kulak vererek dinlemeniz, sevmeniz * için yeterli.
şu sıra trt2 de "felsefe söyleşileri" programının tekrarlarına denk gelirseniz mutlaka izleyin, inanılmaz genel kültür, her sözü ders, bilgi.
kendi hayat hikayesini anlattığı röportajı aşağı linke bırakıyorum. ilgilenenlere...
devamını gör...
8 kasım 2021 mansur yavaş'ın pkk açıklamaları
mansur başgan gibi biri türkiye’yi yönettiğinde yaşanır bir memleket olmaya başlamışız demektir.
devamını gör...
meryem'e müjde
hıristiyan inancına göre, bakire meryem'in melek cebrail tarafından tanrı'nın oğlu isa'ya hamile olduğunun müjdelendiği hadise.**
sanat tarihinde önemli bir yeri olan bu sahne bir çok sanatçı tarafından resmedilmiş. eserlerin bir kaçını inceleyelim.
leonardo da vinci - annunciation (c. 1472)
da vinci'nin verrocchio yanında çırak olduğu dönemden bir eseri. tabloda ustasının da fırça darbeleri olduğu düşünülüyor. meryem tevrat'ı okumaktayken melek cebrail çıkagelir, cinsiyetsiz ve genç görünümlü bir melek olarak resmedilir. karşısında diz çökerek peygamber isa'yı doğuracağını müjdeler. meryem şaşkın bir halde elini kaldırır.
melek cebrail ve meryem, tablodan detay.
bu sahneyi resmeden sanatçılar genelde meryem'in saflığı ve temizliğini simgeleyen çeşitli semboller kullanmıştır. burada da cebrail'in elinde beyaz bir zambak görüyoruz. tabloyla ilgili daha ayrıntılı bilgi için kaynak
sandro botticelli - the cestello annunciation (1489)
tablonun adı tabloyu sipariş eden floransa'daki cestello manastırından geliyor. meryem'in melek cebrail'i gördüğü an resmedilmiş, korkuyla geri çekildiğini ve cebrail'in söz almak için elini kaldırdığını görüyoruz.
melek cebrail ve meryem, tablodan detay.
cebrail'in elinde tuttuğu beyaz zambağa dikkat edelim. ayrıca eserlerin genelinde meryem tevrat'ı okurken, üzerinde kırmızı bir elbise ve lacivert pelerini ile resmedilir. tabloyla ilgili daha ayrıntılı bilgi için kaynak
lorenzo lotto - recanati annunciation (c. 1534)
burada diğer iki tablodan daha farklı bir hava görüyoruz. tabloda bir hareketlilik var, meryem'in birden ortaya çıkan melek cebrail'den iyiden iyiye korktuğu açık, cebrail ise elindeki görmeye alışkın olduğumuz beyaz zambak ile ona yaklaşıyor. ayrıca diğer iki tabloda görmediğimiz tanrı figürünü sağ üstte gökyüzünde görüyoruz. en sevdiğim detay ise tabi ki kedi. o bile korkmuş, hızla kaçıyor.
meryem ve bulutlar arasındaki tanrı figürü, tablodan detay. tabloyla ilgili daha ayrıntılı bilgi için kaynak
bu konuyla ilgili yapılmış en sevdiğim tabloyu en sona sakladım.
fra angelico - the annunciation (c. 1440)
bu tablo floransa'daki san marco manastırı'nda resmedilmiş, bu sebeple arkaplanın çok sade olduğunu görüyoruz. böylece melek cebrail'in kanatları ön plana çıkıyor, hem renkleri çok hoş hem de çok detaylı resmedilmiş. tabloyla ilgili daha ayrıntılı bilgi için kaynak
melek cebrail ve meryem, tablodan detay.
bu konu üzerine yapılmış daha fazla eser incelemek için buradan
bir de kaynak
sanat tarihinde önemli bir yeri olan bu sahne bir çok sanatçı tarafından resmedilmiş. eserlerin bir kaçını inceleyelim.
leonardo da vinci - annunciation (c. 1472)da vinci'nin verrocchio yanında çırak olduğu dönemden bir eseri. tabloda ustasının da fırça darbeleri olduğu düşünülüyor. meryem tevrat'ı okumaktayken melek cebrail çıkagelir, cinsiyetsiz ve genç görünümlü bir melek olarak resmedilir. karşısında diz çökerek peygamber isa'yı doğuracağını müjdeler. meryem şaşkın bir halde elini kaldırır.
melek cebrail ve meryem, tablodan detay.bu sahneyi resmeden sanatçılar genelde meryem'in saflığı ve temizliğini simgeleyen çeşitli semboller kullanmıştır. burada da cebrail'in elinde beyaz bir zambak görüyoruz. tabloyla ilgili daha ayrıntılı bilgi için kaynak
sandro botticelli - the cestello annunciation (1489)tablonun adı tabloyu sipariş eden floransa'daki cestello manastırından geliyor. meryem'in melek cebrail'i gördüğü an resmedilmiş, korkuyla geri çekildiğini ve cebrail'in söz almak için elini kaldırdığını görüyoruz.
melek cebrail ve meryem, tablodan detay.cebrail'in elinde tuttuğu beyaz zambağa dikkat edelim. ayrıca eserlerin genelinde meryem tevrat'ı okurken, üzerinde kırmızı bir elbise ve lacivert pelerini ile resmedilir. tabloyla ilgili daha ayrıntılı bilgi için kaynak
lorenzo lotto - recanati annunciation (c. 1534)burada diğer iki tablodan daha farklı bir hava görüyoruz. tabloda bir hareketlilik var, meryem'in birden ortaya çıkan melek cebrail'den iyiden iyiye korktuğu açık, cebrail ise elindeki görmeye alışkın olduğumuz beyaz zambak ile ona yaklaşıyor. ayrıca diğer iki tabloda görmediğimiz tanrı figürünü sağ üstte gökyüzünde görüyoruz. en sevdiğim detay ise tabi ki kedi. o bile korkmuş, hızla kaçıyor.
meryem ve bulutlar arasındaki tanrı figürü, tablodan detay. tabloyla ilgili daha ayrıntılı bilgi için kaynakbu konuyla ilgili yapılmış en sevdiğim tabloyu en sona sakladım.
fra angelico - the annunciation (c. 1440)bu tablo floransa'daki san marco manastırı'nda resmedilmiş, bu sebeple arkaplanın çok sade olduğunu görüyoruz. böylece melek cebrail'in kanatları ön plana çıkıyor, hem renkleri çok hoş hem de çok detaylı resmedilmiş. tabloyla ilgili daha ayrıntılı bilgi için kaynak
melek cebrail ve meryem, tablodan detay.bu konu üzerine yapılmış daha fazla eser incelemek için buradan
bir de kaynak
devamını gör...
bayanlardan bile aya gitme hayali kuranlar vardır
neşet ertaş' ın çok sevdiğim bir sözü olan "kadınlar insandır, biz insanoğlu" düsturunu asla anlayamayacağını düşündüğüm kitlenin bir bireyinden gelen açıklama.
dinlerde kadınlar hep yüceltilmiş, milletler kadınların hayatlarındaki önemini her dem hatırlatmışken diyecek söz bulamıyor ve şu repliği iletiyorum;
- sabri abi öyle bir tarikata denk geldim ki içeride işemeli sıçmalı ayin vardı.
dinlerde kadınlar hep yüceltilmiş, milletler kadınların hayatlarındaki önemini her dem hatırlatmışken diyecek söz bulamıyor ve şu repliği iletiyorum;
- sabri abi öyle bir tarikata denk geldim ki içeride işemeli sıçmalı ayin vardı.
devamını gör...
ayın en kasıntı 5 yazarı
bana yer yer meja geliyor kusura bakmasın. yani olur öyle rahatsız oluyorsan okumazsın kardeşim. aynen. göz ardı edebilirsiniz.
düzeltme :
birine akıl verilmeye çalışılması, yersiz nasihatlar dünyanın en saçma şeylerinden olabilir ve bunu egosal bir durum olarak bulurum. hatta belki de öyledir de bu alt egolarla ilgili falan ama ciddiyetine kesinlikle laf edemem ben de öyleyim ve soğuk duruşumu böyle, bu tarz insanlarla daha bir normalize edebiliyorum falan. yaşın 45 olsa 75 olsa nasihat vermek biraz.. tartışılır yani. böyle insanların arasında büyüdüm. hayat öyle işlemiyor diye düşünürdüm yıllardır. şimdi şimdi bunun izlerini görmek hoşuma gidiyor. çocuğuma bile böbürlenip, ahkam kesemezken başkaları başkalarına yapınca ben biraz bu durumu itici buluyorum. içerliyorum da. ama bunu tabii uzun uzun burada yazmayayım şimdi. anladık birbirimizi sanıyorum ki. (meja'ya)*
düzeltme :
birine akıl verilmeye çalışılması, yersiz nasihatlar dünyanın en saçma şeylerinden olabilir ve bunu egosal bir durum olarak bulurum. hatta belki de öyledir de bu alt egolarla ilgili falan ama ciddiyetine kesinlikle laf edemem ben de öyleyim ve soğuk duruşumu böyle, bu tarz insanlarla daha bir normalize edebiliyorum falan. yaşın 45 olsa 75 olsa nasihat vermek biraz.. tartışılır yani. böyle insanların arasında büyüdüm. hayat öyle işlemiyor diye düşünürdüm yıllardır. şimdi şimdi bunun izlerini görmek hoşuma gidiyor. çocuğuma bile böbürlenip, ahkam kesemezken başkaları başkalarına yapınca ben biraz bu durumu itici buluyorum. içerliyorum da. ama bunu tabii uzun uzun burada yazmayayım şimdi. anladık birbirimizi sanıyorum ki. (meja'ya)*
devamını gör...
iki çocuğun kediyi bayıltana kadar dövmesi
yine aile terbiyesinin ve ailede verilen eğitimin ne kadar önemli olduğunu gösteren video.
çocuklara hayvan sevgisini aşılamazsak bu tür insanın kanını donduran görüntülerle karşılaşırız. saldirganca davranıp çevresindekilere zarar verirler. bu çocukların büyüdüğünü ve ileride aile kurduklarını veya büyüdükten sonraki yaşantilarinda nasıl bireyler olacağını tahmin etmek çok da zor değil.
çocuklara hayvan sevgisini aşılamazsak bu tür insanın kanını donduran görüntülerle karşılaşırız. saldirganca davranıp çevresindekilere zarar verirler. bu çocukların büyüdüğünü ve ileride aile kurduklarını veya büyüdükten sonraki yaşantilarinda nasıl bireyler olacağını tahmin etmek çok da zor değil.
devamını gör...
ilk taşı hangi deli attı sorusu
bir şeyler yerken sürekli düşündüğüm soru.
- yoğurt yapmak kimin aklına geldi
- zeytinin, ay çiçeğinin vb yağını çıkarıp yemekte kullanmak peki?
- kakao çekirdeklerinden çikolata yapmak?
- bilimum yaprakları haşlayarak çay yapmak?
- soğanı, domatesi yemeklerde kullanma fikri?
- peki yediğimiz onca meyveyi , ilk önce yemeyi kabul eden o cesur insan kim?
- mayalı ekmeği nasıl yaptılar, nereden düşündüler, tesadüfse bu nasıl bir tesadüf?
sorular çok efendim. bildiğim tek şey, atalarımız bu kadar cesur olmasaydı, eminim ki çok az yenecek şeylerle idare ederdik.
- yoğurt yapmak kimin aklına geldi
- zeytinin, ay çiçeğinin vb yağını çıkarıp yemekte kullanmak peki?
- kakao çekirdeklerinden çikolata yapmak?
- bilimum yaprakları haşlayarak çay yapmak?
- soğanı, domatesi yemeklerde kullanma fikri?
- peki yediğimiz onca meyveyi , ilk önce yemeyi kabul eden o cesur insan kim?
- mayalı ekmeği nasıl yaptılar, nereden düşündüler, tesadüfse bu nasıl bir tesadüf?
sorular çok efendim. bildiğim tek şey, atalarımız bu kadar cesur olmasaydı, eminim ki çok az yenecek şeylerle idare ederdik.
devamını gör...
zihnin geleceği
2014 yilinda michio kaku tarafindan kaleme alinmis ortalama 400 sayfalik nöroloji alaniyla ilgili bir kitap. yazarin kendisi aslinda bir sinirbilimci veya norolog degil, bir teorik fizikçidir. ama bu alana da merak salip yeterli duzeyde bilgi birikimini elde edince bu kitabi yazma geregi duymus. kitabin biraz iceriginden bahsedeyim; zihin, bilinc, beyin anatomisi, yapay zeka, telepati ve telekinezi, akil hastaliklari ve psikolojik rahatsizlar gibi alanlar hakkinda oldukca doyurucu ve aciklayici nitelikte bilgiler bulmak mumkun.
acikcasi kitaba ilk basladigim donemde kitap olabildigince sıkıcı gelmisti. ılk yuz kusur sayfasini zorlamasyon okudum diyebilirim. ama sonrasinda kitapta yer alan konular ve sayfalar ilerledikce zihnimde bazi konular oturdu, kitabin icerigine alistim daha da onemlisi anlamadigim icerik/ bilgi/ terimleri google'dan arastirdim. yuzeysel de olsa bilgi edinmem icerikleri daha kavramama neden oldu. kitabi anladikca da kitabi cok sevdim. baslangicta okuyan yazarlara olabildigince duragan bir kitap gibi gelebilir dogru. ama kitabin ortalarina dogru kitap cok daha akici, konular cok daha ilgi cekici gelecektir. norobilime, zihin, bilinc gibi konulara ilginiz varsa, mutlaka elinizden gecmesi gereken bir kitap diyebilirim.
acikcasi kitaba ilk basladigim donemde kitap olabildigince sıkıcı gelmisti. ılk yuz kusur sayfasini zorlamasyon okudum diyebilirim. ama sonrasinda kitapta yer alan konular ve sayfalar ilerledikce zihnimde bazi konular oturdu, kitabin icerigine alistim daha da onemlisi anlamadigim icerik/ bilgi/ terimleri google'dan arastirdim. yuzeysel de olsa bilgi edinmem icerikleri daha kavramama neden oldu. kitabi anladikca da kitabi cok sevdim. baslangicta okuyan yazarlara olabildigince duragan bir kitap gibi gelebilir dogru. ama kitabin ortalarina dogru kitap cok daha akici, konular cok daha ilgi cekici gelecektir. norobilime, zihin, bilinc gibi konulara ilginiz varsa, mutlaka elinizden gecmesi gereken bir kitap diyebilirim.
devamını gör...
yeşil göz vs mavi göz
iki rengide barındırıyor soranlara ne yeşil ne mavi diyebiliyorum. giydiklerine,mevsime hava koşullarına bağlı değişiyor ve özellikle ağlanıldığı zaman daha mavi olduğunu fark ettim. ve merak için kahverengi lens aldım.işte insan hep kendinde olmayanı ister sayın yazarlar.* )
bunu niye anlattığım ise kısacası insana kattığı bir şey yok sözlükçüler,sadece göz makyajı yapıldığı zaman daha çok belli olur. ek olarak sağlıksız göz renkleridir.
bunu niye anlattığım ise kısacası insana kattığı bir şey yok sözlükçüler,sadece göz makyajı yapıldığı zaman daha çok belli olur. ek olarak sağlıksız göz renkleridir.
devamını gör...
günaydın sözlük
ölümün ne kadar yakın olduğunu bugün bir kez daha anladım ben
daha dün telefonda konuşurken bir can ile bugün mezarın altında kendisi
daha dün telefonda konuşurken bir can ile bugün mezarın altında kendisi
devamını gör...
toplu taşıma araçlarında kitap okumak
trafikte dur kalklar arasında midede ciddi sıkıntı yaratabilir. ayrıca ağzına kadar dolu istanbul toplu taşımalarında tepende dikilen kişiyle birlikte kitap okuma garantisi olan durumdur.
devamını gör...
herkes mahlasına yakışanı yapsın
öyleyse kendi gezegenime (venüs) dönüş yapmalıyım.
devamını gör...
birinden soğumak için nedenler
egoist olması fazlaca yeterli
devamını gör...
bir kedinin öğrenmesi gereken şeyler
defter veya kitabım, çalışma masamda duruyorsa, onu oraya sen kafana göre yırt, parçala stresini at diye koymuyorum.
devamını gör...
herkes mahlasına yakışanı yapsın
bende yoğurt oluvereyim bari napalım artık, elimizden bu kadar geliyor.
gelecekten gelen edit: nickini değiştirince espri anlamsız kalıyor. *
gelecekten gelen edit: nickini değiştirince espri anlamsız kalıyor. *
devamını gör...