esans
bir maddenin özünü çıkardığınızda elde ettiğimiz şey tam olarak budur. fransızlar bunu somut maddeler için kullanabildiği gibi soyut kavramlar için de kullanabilmektedir. bir şeyin özünün çıkması için pek çok evreden geçmesi ve kendinden bir çok şeyi feragat etmesi gerekir. dolayısıyla öz yani, elde edilen madde yahut kavram o şeyin özelliklerinin en yoğun şekilde tasvirini sunar. bir nevi atomu da diyebiliriz. zorlu, daha doğrusu meşakkatli yorucu bir iştir.
bakmayın bizde sadece hacı yağıyla bağdaştırıldığına. bu safi arap medeniyet nefretinden ileri gelen bir olgudur. dünya üzerinde, parfüm ve koku konusuna hatta maddenin özüne ulaşıp ölümsüzlük noktasında araştırma yapmak ve bu konuyu incelemek noktasında çalışmalar yapan milletler ve bilim insanları çok iyi bilir ki öncelikle bu bir erdemdir. soyut anlamda işin özünü çıkaramayan maddeye salt dış özellikleriyle bakabilmektedir. zaten simyaya bağlı olarak kimya da, bir anlamda bu kavramdan hareketle ortaya çıkmıştır.
şimdi sormalı bir bireyin esansı yada özü nedir?.. kibir, iyimserlik, salt gerçeklik, nefret?.. nedir? sizce bireylerin de kendine has esansları var mıdır?.. evet elbette vardır. sürekli dalga geçilen tek gözle bağdaştırılan ancak hiçbir alakası olmayan bazı bilimsel illegal gruplar insan esansı noktasında da atılım yapmış ve yapmaktadır. şimdi buraya birkaç link bırakmak vardı ancak sıkça dentlenip kaldırılıyor. anlayacağınız kendileri de henüz yaptıkları işin legalliğini kanıtlayabilmiş değil. ki öyle de zaten. insan esansı elde etmenin legali mi olurmuş? ohoo neler dönüyor neler neler.... iyisi mi susalım ve dark webden uzak duralım.
bakmayın bizde sadece hacı yağıyla bağdaştırıldığına. bu safi arap medeniyet nefretinden ileri gelen bir olgudur. dünya üzerinde, parfüm ve koku konusuna hatta maddenin özüne ulaşıp ölümsüzlük noktasında araştırma yapmak ve bu konuyu incelemek noktasında çalışmalar yapan milletler ve bilim insanları çok iyi bilir ki öncelikle bu bir erdemdir. soyut anlamda işin özünü çıkaramayan maddeye salt dış özellikleriyle bakabilmektedir. zaten simyaya bağlı olarak kimya da, bir anlamda bu kavramdan hareketle ortaya çıkmıştır.
şimdi sormalı bir bireyin esansı yada özü nedir?.. kibir, iyimserlik, salt gerçeklik, nefret?.. nedir? sizce bireylerin de kendine has esansları var mıdır?.. evet elbette vardır. sürekli dalga geçilen tek gözle bağdaştırılan ancak hiçbir alakası olmayan bazı bilimsel illegal gruplar insan esansı noktasında da atılım yapmış ve yapmaktadır. şimdi buraya birkaç link bırakmak vardı ancak sıkça dentlenip kaldırılıyor. anlayacağınız kendileri de henüz yaptıkları işin legalliğini kanıtlayabilmiş değil. ki öyle de zaten. insan esansı elde etmenin legali mi olurmuş? ohoo neler dönüyor neler neler.... iyisi mi susalım ve dark webden uzak duralım.
devamını gör...
kadının olmadığı bir dünya
bir süre sonra erkeklerin tek tek intihar edeceğini düşünüyorum.
sıkıcı olurdu. erkekler olmasaydı öyle de sıkıcı olurdu.
sıkıcı olurdu. erkekler olmasaydı öyle de sıkıcı olurdu.
devamını gör...
takımyıldız
aslında bulundukları yerde bir takım halinde olmayan, aralarında binlerce ışık yılı mesafe olabilen ama gökyüzüne baktığımızda hepsi bir aradaymış ve birlikte hareket ediyormuş gibi görünen yıldız topluluğu.
şöyle bir örnekle açıklamaya çalışayım. şu resme bakın ve düşünün: yere, gözleriniz tam da bu avizenin altına gelecek şekilde uzanın. ne görürdünüz? yan yana gibi duran, irili ufaklı bir sürü kristal... oysa yandan baktığınızda bunların hepsinin farklı uzunluklarda sarkıtılmış olduğunu görüyorsunuz. takımyıldızlar da bunlar gibidir.

bilinen 88 adet modern takımyıldız var. üstelik gökyüzündeki her şeyin hareketli olması nedeniyle, burçlar kuşağı da denilen zodyak kuşağı'nda artık 12 değil 13 takımyıldız var.
ayrıca (bkz: 88 modern takımyıldız)
şöyle bir örnekle açıklamaya çalışayım. şu resme bakın ve düşünün: yere, gözleriniz tam da bu avizenin altına gelecek şekilde uzanın. ne görürdünüz? yan yana gibi duran, irili ufaklı bir sürü kristal... oysa yandan baktığınızda bunların hepsinin farklı uzunluklarda sarkıtılmış olduğunu görüyorsunuz. takımyıldızlar da bunlar gibidir.

bilinen 88 adet modern takımyıldız var. üstelik gökyüzündeki her şeyin hareketli olması nedeniyle, burçlar kuşağı da denilen zodyak kuşağı'nda artık 12 değil 13 takımyıldız var.
ayrıca (bkz: 88 modern takımyıldız)
devamını gör...
misvak'ın közcü gazetesi yok mu karikatürü
mizah yapmak için gerekli malzemeler;
bir tutam kıvrak zeka
kafi miktarda gözlem ve analiz yeteneği
bir demet illiyet bağı
bir tatlı kaşığı yetenek
önemli not: egemen yanlaması otu, güce tapar gümeci bu yemeği yaparken kullanılmamalidır. bir tutamı dahi yemeği bozar. fazlası ise zehirler. ahçının yeteneğine güvenmiyorsanız sakın tüketmeyiniz.
bir tutam kıvrak zeka
kafi miktarda gözlem ve analiz yeteneği
bir demet illiyet bağı
bir tatlı kaşığı yetenek
önemli not: egemen yanlaması otu, güce tapar gümeci bu yemeği yaparken kullanılmamalidır. bir tutamı dahi yemeği bozar. fazlası ise zehirler. ahçının yeteneğine güvenmiyorsanız sakın tüketmeyiniz.
devamını gör...
yakın arkadaşının olmaması
bu konuda yalnız mıyım bilmiyorum fakat herhangi bir derdimi bile kimseyle paylaşamıyorum. o yüzden çok yakın diyebileceğim arkadaşım olduğunu da sanmıyorum.
devamını gör...
etik dinleyici ile akvaryum radyo yayını
ilk yayın sagopa - bergen düeti ile açılırsa efsaneler ötesi olur. varolan bir eksikliği tamamlayacağını düşünüyorum bu programın. iyi yayınlar.
devamını gör...
unutursun mihribanım
abdurrahim karakoç şiiri. mihriban için her seferinde unutursun dediği halde, kendi için hiç unuturum diyemediği şiir. unutamamış ta zaten mihriban adında kızı olunca nasıl unutabilir ki. mihriban unutmuş mudur unutmamış mıdır orasını bilemem fakat biri banamihribanve unutursun mihribanım gibi iki şiir yazsaydı ben ölsem unutamazdım.
yıllar sinene yaslanır;
hâtıraların paslanır.
bu deli gönlün uslanır...
unutursun mihriban'ım.
süt emerdin gündüz-gece,
unuttun ya, büyüyünce...
ha işte tıpkı öylece
unutursun mihriban'ım.
gün geçer, azalır sevgi;
değişir her şeyin rengi.
bugün değil, yarın belki,
unutursun mihriban'ım.
düzen böyle bu gemide;
eskiler yiter yenide.
beni değil, sen seni de,
unutursun mihriban'ım.
yıllar sinene yaslanır;
hâtıraların paslanır.
bu deli gönlün uslanır...
unutursun mihriban'ım.
süt emerdin gündüz-gece,
unuttun ya, büyüyünce...
ha işte tıpkı öylece
unutursun mihriban'ım.
gün geçer, azalır sevgi;
değişir her şeyin rengi.
bugün değil, yarın belki,
unutursun mihriban'ım.
düzen böyle bu gemide;
eskiler yiter yenide.
beni değil, sen seni de,
unutursun mihriban'ım.
devamını gör...
bildungsroman
bir roman türüdür.
almanca bir niteleme olan bildungsroman türkçeye mealen oluşum romanı olarak çevirilmiştir.
çok geniş bir tanım olan ve birçok kitabı bünyesinde barındıran bildungsroman bir karakterin olgunlaşma sürecini anlatır.
genelde karakterler ergenlik yaşlarında olsalar da bu bir zorunluluk değildir. daha büyük yaşlarda insanlar da konu edilebilir bu tür romanlarda.
saf, gözü açılmamış ve henüz dünyayı tanımayan bir kahramanın zaman içinde başına gelenler, yaşadıkları ve tecrübe ettikleri ile nihai kişiliğini oluşturmasını anlatan bildungsromanlar genelde akıcı ve konu takibi kolay olan romanlar olsa da karakteri analiz edebilmek için dikkatli olunması da gerekir.
çoğunlukla dört aşamadan oluşur bu romanlar. ilk aşamada kahraman genellikle taşradan büyük şehre ya sa alışık olduğu bir ortamdan kendine çok yabancı olan bir ortama doğru bir yolculuğa çıkar. ikinci aşamada kahraman yeni dünyada karşılaştığı olaylarla zihin dünyasında bazı çatışmalar yaşamaya, hayal kırıklıkları ve şaşkınlıklarla boğuşmaya başlar ki bu da yeni bir insan olması için gereken eğitimdir aslında. üçüncü aşamada yaşadığı her şeyle birlikte bir dönüşüm geçiren kahraman yeni bir insan olmaya başlar ve bir olgunluk hissiyle birlikte kişisel gelişimini tamamlar. son aşamada ise kahraman başladığı nokta ile şimdiki geldiği nokta arasındaki farkları görür ve okuyucunun da görmesini sağlar. bu aşama yolculuk çemberinin kapandığı aşamadır.
türk edebiyatında kuyucaklı yusuf ve fatih harbiye bu tür romanın iyi örneklerinden sayılabilir. dünya edebiyatında ise david copperfield, jane eyre ve çavdar tarlasında çocuklar romanlarını sayabiliriz. ancak bu örnekler elbette ki yetersizdir.
almanca bir niteleme olan bildungsroman türkçeye mealen oluşum romanı olarak çevirilmiştir.
çok geniş bir tanım olan ve birçok kitabı bünyesinde barındıran bildungsroman bir karakterin olgunlaşma sürecini anlatır.
genelde karakterler ergenlik yaşlarında olsalar da bu bir zorunluluk değildir. daha büyük yaşlarda insanlar da konu edilebilir bu tür romanlarda.
saf, gözü açılmamış ve henüz dünyayı tanımayan bir kahramanın zaman içinde başına gelenler, yaşadıkları ve tecrübe ettikleri ile nihai kişiliğini oluşturmasını anlatan bildungsromanlar genelde akıcı ve konu takibi kolay olan romanlar olsa da karakteri analiz edebilmek için dikkatli olunması da gerekir.
çoğunlukla dört aşamadan oluşur bu romanlar. ilk aşamada kahraman genellikle taşradan büyük şehre ya sa alışık olduğu bir ortamdan kendine çok yabancı olan bir ortama doğru bir yolculuğa çıkar. ikinci aşamada kahraman yeni dünyada karşılaştığı olaylarla zihin dünyasında bazı çatışmalar yaşamaya, hayal kırıklıkları ve şaşkınlıklarla boğuşmaya başlar ki bu da yeni bir insan olması için gereken eğitimdir aslında. üçüncü aşamada yaşadığı her şeyle birlikte bir dönüşüm geçiren kahraman yeni bir insan olmaya başlar ve bir olgunluk hissiyle birlikte kişisel gelişimini tamamlar. son aşamada ise kahraman başladığı nokta ile şimdiki geldiği nokta arasındaki farkları görür ve okuyucunun da görmesini sağlar. bu aşama yolculuk çemberinin kapandığı aşamadır.
türk edebiyatında kuyucaklı yusuf ve fatih harbiye bu tür romanın iyi örneklerinden sayılabilir. dünya edebiyatında ise david copperfield, jane eyre ve çavdar tarlasında çocuklar romanlarını sayabiliriz. ancak bu örnekler elbette ki yetersizdir.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının şiirleri
gözlerini görsem ne âlâ
meçhule kaysa bakışlarım, karanlıklar arasından
ellerini tutabilsem ne âlâ
yanaşsa gönlüm gönlüne, parmaklıklar arasından.
kanatlarımız olsa uçsak ne âlâ
yarattığın gökyüzünde, uçurtmalar arasında .
fani olmasak, kaybolmasak ne âlâ
asırlarımız geçse şakaklarında, gözlerinin arasında.
yorulmadan,durmadan koşsak ne âlâ
kavuşamamış,yeşerememiş gönüller hatrına.
yağmur olup yağsak ne âlâ
kurumuş, kırılmış, allah'a küsmüş topraklarımız hatrına.
aşıkların özlemi olsak, sarhoşların bitabı olsak
evsizlerin diyarı olsak, kaybolmuşların girdabı olsak ne âlâ
sadece olabilsek meçhul sevgili ne âlâ,ne âlâ,ne âlâ...
meçhule kaysa bakışlarım, karanlıklar arasından
ellerini tutabilsem ne âlâ
yanaşsa gönlüm gönlüne, parmaklıklar arasından.
kanatlarımız olsa uçsak ne âlâ
yarattığın gökyüzünde, uçurtmalar arasında .
fani olmasak, kaybolmasak ne âlâ
asırlarımız geçse şakaklarında, gözlerinin arasında.
yorulmadan,durmadan koşsak ne âlâ
kavuşamamış,yeşerememiş gönüller hatrına.
yağmur olup yağsak ne âlâ
kurumuş, kırılmış, allah'a küsmüş topraklarımız hatrına.
aşıkların özlemi olsak, sarhoşların bitabı olsak
evsizlerin diyarı olsak, kaybolmuşların girdabı olsak ne âlâ
sadece olabilsek meçhul sevgili ne âlâ,ne âlâ,ne âlâ...
devamını gör...
yabancı filmlere türkçe ad uydurmak
sweet november (kasımda aşk başkadır)
smart people (aşkın yaşı yok) yahu bunu nasıl bu şekilde çevirdiniz aklım almıyor?
eternal sunshine of the spotless mind( sil baştan)
katliam resmen.
smart people (aşkın yaşı yok) yahu bunu nasıl bu şekilde çevirdiniz aklım almıyor?
eternal sunshine of the spotless mind( sil baştan)
katliam resmen.
devamını gör...
aşklar içinde
“birazdan akşam olacak sevgilim
bütün heybetiyle akşam olacak
sevgilim, diyorum, oysa kimsecikler yok yanımda
bilmiyorum kime sevgilim dediğimi
bildiğim bir şey varsa
o kadar yeni bir anlamda söylüyorum ki bu kelimeyi
unutup birden zamanı ve yeri
onunla bir günü kutluyorum coşarak
onunla bir günü kutluyoruz sanki.”
edip cansever şiiri.
bütün heybetiyle akşam olacak
sevgilim, diyorum, oysa kimsecikler yok yanımda
bilmiyorum kime sevgilim dediğimi
bildiğim bir şey varsa
o kadar yeni bir anlamda söylüyorum ki bu kelimeyi
unutup birden zamanı ve yeri
onunla bir günü kutluyorum coşarak
onunla bir günü kutluyoruz sanki.”
edip cansever şiiri.
devamını gör...
kimsenin takmadığı bir sözlükte kimsenin takmadığı bir yazar olmak
böyle diyince bir kötü oldum bak
devamını gör...
ben unuturum
sözleri ozan turgut, müziği gökhan türkmen, düzenlemesi tunç çakır'a ait olan harika sonlu bir gökhan türkmen şarkısı *
ben unuturum...
"nasıl uzağız gerçeğe ve nasıl da biliyoruz bunu içten içe...
sahte sevgi arsızlığından her gün daha da derine düşüyoruz.
doğru vicdani boşluğu bulduğumuz andaki naifliğimiz en şeytani gücümüz!
iler tutar yanımız yok.
bin güzelliği bir hatayla siliyoruz çünkü affetmeyi unuttuk; öleceğimizi unuttuğumuz gibi...
uzaktan sızan o ince ışığı soruyorsun ya, al sana define haritası.
sevgiyi kazanmak için verdiğimiz emeği, kazandığımız sevgiyi korumak için de verdiğimizde kurtuluruz.
başka kurtuluş yok!"
ben unuturum...
"nasıl uzağız gerçeğe ve nasıl da biliyoruz bunu içten içe...
sahte sevgi arsızlığından her gün daha da derine düşüyoruz.
doğru vicdani boşluğu bulduğumuz andaki naifliğimiz en şeytani gücümüz!
iler tutar yanımız yok.
bin güzelliği bir hatayla siliyoruz çünkü affetmeyi unuttuk; öleceğimizi unuttuğumuz gibi...
uzaktan sızan o ince ışığı soruyorsun ya, al sana define haritası.
sevgiyi kazanmak için verdiğimiz emeği, kazandığımız sevgiyi korumak için de verdiğimizde kurtuluruz.
başka kurtuluş yok!"
devamını gör...
reddedilmek
beynimizde, reddedildiğimizde aktive olan kısımlarla, gerçek bir fiziksel acı yaşadığımız durumlarda aktive olan kısımlar aynıdır.bu yüzden çoğu insan reddedilme korkusu yaşar.süreklilik gösteren reddedilmeler kalıcı psikolojik etkilere bile neden olur.
devamını gör...
çağımızın hastalığı
sabahattin ali'nin çok sevdiğim bir sözü vardır: "yarın öldüğümüz zaman birisi bize sorsa: ‘dünyada neler gördünüz? ‘ dese herhalde verecek cevap bulamayız. koşmaktan görmeye vaktimiz olmuyor ki…" en büyük sorunlarımızdan birisi de bu aslında. değersiz olanı yüceltip görülmesi gerekene yüz çevirmek. hiç kimseyi dinlemeyip kendimizin dinlenmesini beklemek... kimseyi gönülden sevmeyip sürekli sevilmeyi beklemek...
devamını gör...
hangi normal sözlük yazarıyla ne yapmak isterdiniz sorusu
(bkz: meja) ile çay içmek.
(bkz: merdumgiriz_) ile kahve içmek.
(bkz: yarasa seneca) ile mantı yemek.
(bkz: arnella) ile adana gömmek.
(bkz: tayber doğan) ile mağazalarda kıyafet denemek.
(bkz: chocolatewithmilk) ile çikolatalı süt hüpletmek.
(bkz: pencere) ile şiirleşmek.
(bkz: larktwain_123_) ile alışveriş yapmak.
(bkz: erdal kalın poe) ile leyla ile mecnun izlemek.
(bkz: hazall) ile pijama partisi yapmak.
(bkz: bergenin yan çarı) ile konsere gitmek.
(bkz: lilium) ile denize karşı sohbet etmek.
(bkz: bengaripsengüzeldünyaumutlu) ile yağmurda yürümek.
(bkz: bir bilen) ile kahvehaneye gidip oralet içmek.
(bkz: whisper) ile çiçekler hakkında muhabbet etmek.
(bkz: hristiyanismail) ile milletin ziline basıp kacmak.
(bkz: köylü yazardan ironiler) ile deliler gibi dans etmek.
huh. epey olmuş yav. aklıma geldikçe editlerim. yaparken eğlendim baayagi.
(bkz: merdumgiriz_) ile kahve içmek.
(bkz: yarasa seneca) ile mantı yemek.
(bkz: arnella) ile adana gömmek.
(bkz: tayber doğan) ile mağazalarda kıyafet denemek.
(bkz: chocolatewithmilk) ile çikolatalı süt hüpletmek.
(bkz: pencere) ile şiirleşmek.
(bkz: larktwain_123_) ile alışveriş yapmak.
(bkz: erdal kalın poe) ile leyla ile mecnun izlemek.
(bkz: hazall) ile pijama partisi yapmak.
(bkz: bergenin yan çarı) ile konsere gitmek.
(bkz: lilium) ile denize karşı sohbet etmek.
(bkz: bengaripsengüzeldünyaumutlu) ile yağmurda yürümek.
(bkz: bir bilen) ile kahvehaneye gidip oralet içmek.
(bkz: whisper) ile çiçekler hakkında muhabbet etmek.
(bkz: hristiyanismail) ile milletin ziline basıp kacmak.
(bkz: köylü yazardan ironiler) ile deliler gibi dans etmek.
huh. epey olmuş yav. aklıma geldikçe editlerim. yaparken eğlendim baayagi.
devamını gör...
dilovası
ağır sanayileşmeden dolayı, bir zamanlar kanser vakalarının dünya ortalamasının 30 kat üzerinde olduğu kocael'inin bir ilçesi.
son oranları bilmiyorum.
son oranları bilmiyorum.
devamını gör...
dilaver cebeci
1943 doğumlu, din kültürü öğretmeni ve şair. dilden dile dolaşan "türkiyem" şiirinin yazardır. bir dönem trafik kazası geçirmiş ve hafızasını tamamiyle kaybetmiştir. takvimler 2008'i gösterdiği vakit, 65 yaşında, hayata gözlerini yummuştur. en sevdiğim şiirlerinden birisi olan sitâre şiirininin bir bölümünü sizlerle paylaşmak istiyorum.
"nerden çıktın karşıma böyle sitare
efsaneler dökülüyor gülüşlerinde
kirpiklerin yüreğime batıyor
telaşlı bir kalabalığın ortasında
ayaküstü konuşuyoruz
nedimin nigehban nergisleri gibi
üstümüzde bütün nazarlar
çok utanıyorum sitare
dün oturup hesap ettim
sen doğduğun zaman
ben bir askeri mektepte talebeymişim
sen bilmezsin sitare
burada gündüzler çekip durduğumuz bir mercan tespih
geceler içinde uyuduğumuz birer siyah buluttu
her akşam dokuzda yat borusu çalardı
yat borusu baştan aşağı hüzün çalardı
bir derin uykuya atardım kendimi
siyah benli bir kız düşlerime kaçardı
bende onu alır anamın düşlerine kaçardım."
"nerden çıktın karşıma böyle sitare
efsaneler dökülüyor gülüşlerinde
kirpiklerin yüreğime batıyor
telaşlı bir kalabalığın ortasında
ayaküstü konuşuyoruz
nedimin nigehban nergisleri gibi
üstümüzde bütün nazarlar
çok utanıyorum sitare
dün oturup hesap ettim
sen doğduğun zaman
ben bir askeri mektepte talebeymişim
sen bilmezsin sitare
burada gündüzler çekip durduğumuz bir mercan tespih
geceler içinde uyuduğumuz birer siyah buluttu
her akşam dokuzda yat borusu çalardı
yat borusu baştan aşağı hüzün çalardı
bir derin uykuya atardım kendimi
siyah benli bir kız düşlerime kaçardı
bende onu alır anamın düşlerine kaçardım."
devamını gör...

