sözlük yazarlarının sözlük hesaplarının şifresi
başka bir arzun?
devamını gör...
parasite
2019 yılında vizyona giren; kara komedi, aksiyon, gerilim, dram gibi birçok türün birleşimi, 2019 çıkışlı bir güney kore filmidir. ayrıca oscar tarihinde ilk kez ingilizce dışında bir dilde çekilen film, "en iyi film" ödülünü aldı.
genel olarak baktığımda filmin finali beni aşırı şaşırtsa da sınıfsal farkların harika bir şekilde anlatıldığını düşünüyorum.
genel olarak baktığımda filmin finali beni aşırı şaşırtsa da sınıfsal farkların harika bir şekilde anlatıldığını düşünüyorum.
devamını gör...
istenmeyen tüye bunu açıkça söylemek
empati yoksunluğundan başka bir şey değil.
o istemez mi kafanın tepesinde, gözünün üstünde olsun. yanlış yerde çıkmış olmak onun suçu mu?
coğrafya kaderdir!
o istemez mi kafanın tepesinde, gözünün üstünde olsun. yanlış yerde çıkmış olmak onun suçu mu?
coğrafya kaderdir!
devamını gör...
migren
üstteki yazarın serzenişine hak veriyorum. her şiddetli baş ağrısı migren değil. kimseye bunu tek tek soramazsın fakat doktor tescilli olmasa da çoğu kişi migrenim var diyor. buna da hayır bak o iş öyle değil diye açıklama yapmaktan sıkılıp, peki cınım geçmiş olsun madem deyip, kendimi yormayı bıraktım.
gerçeklere dönersek; migren ciddi anlamda hayat kalitesini düşüren bir hastalık. hayattaki her şey mi baş ağrısı yapar? yaparmış. koku, sıcak, soğuk, açlık, fazla tokluk, her türlü ulaşım aracı, üzüntü, heyecan, fazla sevinç, krem, parfüm, sıcak su, soğuk su.... yazamayacağım kadar çok ve bir o kadar da hayatın içinde var olan her şey etkiliyor.
hiçbir zaman hiçbir yerde tam anlamıyla mutlu olamamak demek bu. çünkü ne kadar dikkat edersen et, illa tetikleyecek bir etken çıkıyor. herkes mutlu mesut eğlenirken, sen içten içe kendinle uğraşıyor oluyorsun. hiçbir şeye tam adapte olamamak demek bu.
saniyelik girdim mi bitti geri dönüşü yok. ilaç, cık faydası yok. raporlu raporsuz kullanılan hiçbir ilacın faydası olmadı şimdiye kadar. bitkisel yağlar, çaylar vs. hiçbir faydası olmadı.
baş ağrısı şiddetlenince kusmak kaçınılmaz zaten. gerçi tüm ilaçlar < kusmak. bir nebze de olsa faydası var.
karanlık ve sessiz bir odada uyumak lazım fakat şartları sağlasan da, gözlerin çıkacak şekilde, başını koparıp atmak isteyeceğin ağrıdan uyumak imkansız. o yatak batar, öyle bir illet. en son bir noktada vücut artık dermansız kalıyor, o zaman sızma şeklinde uyuyabiliyorsun. bitti sanma, umarım biter ama dün bu süreci yaşadıktan sonra, bugün hala ağrım devam ediyor. artık vücudum yorulmuş, dayak yemiş gibiyim. ortalama 3. gün bitiyor genelde.
hani korona çıktığında herkes bi ben geçirdim galiba diyordu da, asıl korona olanlar, geçirseniz o farkı anlarsınız diyordu ya, işte bu da onun gibi. şiddetli baş ağrısıyla, bunu yaşayan aradaki farkı anlar.
anlatılmaz yaşanır bir şey yani.
tabii umarım kimse yaşamaz.
gerçeklere dönersek; migren ciddi anlamda hayat kalitesini düşüren bir hastalık. hayattaki her şey mi baş ağrısı yapar? yaparmış. koku, sıcak, soğuk, açlık, fazla tokluk, her türlü ulaşım aracı, üzüntü, heyecan, fazla sevinç, krem, parfüm, sıcak su, soğuk su.... yazamayacağım kadar çok ve bir o kadar da hayatın içinde var olan her şey etkiliyor.
hiçbir zaman hiçbir yerde tam anlamıyla mutlu olamamak demek bu. çünkü ne kadar dikkat edersen et, illa tetikleyecek bir etken çıkıyor. herkes mutlu mesut eğlenirken, sen içten içe kendinle uğraşıyor oluyorsun. hiçbir şeye tam adapte olamamak demek bu.
saniyelik girdim mi bitti geri dönüşü yok. ilaç, cık faydası yok. raporlu raporsuz kullanılan hiçbir ilacın faydası olmadı şimdiye kadar. bitkisel yağlar, çaylar vs. hiçbir faydası olmadı.
baş ağrısı şiddetlenince kusmak kaçınılmaz zaten. gerçi tüm ilaçlar < kusmak. bir nebze de olsa faydası var.
karanlık ve sessiz bir odada uyumak lazım fakat şartları sağlasan da, gözlerin çıkacak şekilde, başını koparıp atmak isteyeceğin ağrıdan uyumak imkansız. o yatak batar, öyle bir illet. en son bir noktada vücut artık dermansız kalıyor, o zaman sızma şeklinde uyuyabiliyorsun. bitti sanma, umarım biter ama dün bu süreci yaşadıktan sonra, bugün hala ağrım devam ediyor. artık vücudum yorulmuş, dayak yemiş gibiyim. ortalama 3. gün bitiyor genelde.
hani korona çıktığında herkes bi ben geçirdim galiba diyordu da, asıl korona olanlar, geçirseniz o farkı anlarsınız diyordu ya, işte bu da onun gibi. şiddetli baş ağrısıyla, bunu yaşayan aradaki farkı anlar.
anlatılmaz yaşanır bir şey yani.
tabii umarım kimse yaşamaz.
devamını gör...
sözlükte cahil yazar artışı
kime göre cahil anlamadım. yani siz kendinizi insanların bilgilerini ölçüp tartacağınız bir konumda mı görüyorsunuz? o kadar yüce varlıklar iseniz burda işiniz ne? evet cahil var. misal şovenizmi şov yapmak sananlar var. trollük adı altında en ufak bir zeka kırıntısı dahi barındırmayan, tebessüm ettirmeyen tipler var. bunlar kabak gibi ortada zaten.
yani hiç eğlenceli şeyler de yazılmasın mı? hep erdoğan ciddiyetinde, gılışdar gibi mi yazalım? abi anlamıyorum siz hangi sıfatla kendinizi sensei gibi gösteriyorsunuz allah allah ya.
yani hiç eğlenceli şeyler de yazılmasın mı? hep erdoğan ciddiyetinde, gılışdar gibi mi yazalım? abi anlamıyorum siz hangi sıfatla kendinizi sensei gibi gösteriyorsunuz allah allah ya.
devamını gör...
know your meme
oldukça faydalı bulduğum site, keşke bizim de memenibil. com'umuz olsa ya da şey göğüsünübil. com hayır hayır, latifenibil. com evet.
devamını gör...
yeni bir insanla tanışmaya üşenmek
sohbetin doğal akışta gerçekleşmediği, yarışmaya katılır gibi kendimi ilk başta anlatmak zorunda kaldığımda üşendiğimdir. yoksa sohbet arasında kendimle ilgili bir şeyden bahsediyorsam, aynı şekilde karşımdaki insan da böyleyse, üşenmiyorum konuşmaya da, dinlemeye de, tanışmaya da.
devamını gör...
bahşılı sefiri
tuhaf tanımlar giren, 2008'li olup olmadığı hakkında beni bilgilendirmesini istediğim yazar kardeşimiz.**
edit: bugün girdiği tanımlar ile kendine sövdürmüştür.
edit: bugün girdiği tanımlar ile kendine sövdürmüştür.
devamını gör...
faydalı mobil uygulamalar
1000k ,kitapdostum,
devamını gör...
üst komşunun kızının poğaça yapıp getirmesi
ne güzel komşuluk ölmemiş dedirten mevzu, aksini düşünenin nefes borusuna kuru poğaça kaçsın.
devamını gör...
ince düşünceli olmak
toplum tarafından anlaşılamamaktır.*
devamını gör...
argo vs küfür
ortalık yerde ana avrat küfredilse yaşlısı da, çocuğu da anlar, ama argo öyle değil. mesela daleden gaftiyim, argo bir tabir, yani doğuştan hırsızım demek. bunu da sadece ilgilisi anlar. yani küfür açık seçik iken, argo kriptodur.
devamını gör...
kafa rock radyo yayını
kafadan denizin mahlasına yakışır kafa atarım haa şiddetindeki gider yaparcasına ses tonunu, tarzını sevdiğim yayın.(bkz: swh)
devamını gör...
yanlış zamanda tanışılan doğru insan
o insan doğru insansa zamanı ben hallederim, zamanı da doğru hale getiririm, gerekirse kuantumu çözerim, doğru insan olsun yeter ki.
devamını gör...
taziye evinde yapılmaması gerekenler
yakınlarına acının yağmur olup yağdığı taziye evlerinde öyle can sıkan şeyler yapılır ki o an delirip evden kovmamak için sabır üstüne sabır dilenir.
gereksiz siyaset içeren konuşmalar ve hatta bu yüzden tartışmak
yemek beklemek
teselli edeceğine can yakıcı sözler söylemek
hastalıklarını saymak
durmadan başkalarını örnek göstermek gibi konuşmalar ilk aklıma gelenler.
sessizce sabır dileyip gidene kadar durmayı beceremeyecekseniz gitmeyin daha iyi.
gereksiz siyaset içeren konuşmalar ve hatta bu yüzden tartışmak
yemek beklemek
teselli edeceğine can yakıcı sözler söylemek
hastalıklarını saymak
durmadan başkalarını örnek göstermek gibi konuşmalar ilk aklıma gelenler.
sessizce sabır dileyip gidene kadar durmayı beceremeyecekseniz gitmeyin daha iyi.
devamını gör...
kurukafa falı
iskambil kağıtları ile bakılan fallardan sadece bir tanesidir ancak diğer falların tamamından farklı olarak çok tehlikelidir.
solitaire ya da spider solitaire oynarken karşılaşılacak bir tehlikeden bahsetmiyorum. bu iki oyundaki tehlike iş saatlerinde oynanan oyunlar oldukları için patrona ya da amire yakalanma tehlikesi olabilir. ben kurukafa falı ile ilgili çok daha büyük bir tehlikeden söz ediyorum.
iskambil kağıtları ile fal bakmak eğlenceli olabilir ya da sadece zaman geçirmek için yapılan bir etkinlik olarak görülebilir ama bazı insanlar bu tür falları bir yol gösterici olarak görür ve hatta zamanlarını bu fallara göre belirleyebilirler. ama kurukafa falı bu planlama mevzuunda diğer bütün fallardan üstündür.
aynı mantıkla işler oyun diğer fallarla. her seferde dört kağıt açılır ve en üstteki kağıt eğer yerde serili olan kağıtlarla uyumlu ise üzerlerine yerleştirilir. sadece bir siyah bir kırmızı olmak zorunda üst üste gelen kağıtlar.
diğer bir durum ise kurukafa falını açan kişinin falın çıkmasını istemiyor oluşudur. zira eğer kurukafa falı çıkarsa fal açan kişi o gece ölecektir. denemek isteyecek kadar cesursanız biraz araştırıp fal kurallarını tam olarak öğrenerek yapabilirsiniz bunu.
ben h.h.munro’nun yalancısıyım ama bunu yapan üç nesil kadının öldüğü bilinmekte.
şeytanınız bol olsun!
solitaire ya da spider solitaire oynarken karşılaşılacak bir tehlikeden bahsetmiyorum. bu iki oyundaki tehlike iş saatlerinde oynanan oyunlar oldukları için patrona ya da amire yakalanma tehlikesi olabilir. ben kurukafa falı ile ilgili çok daha büyük bir tehlikeden söz ediyorum.
iskambil kağıtları ile fal bakmak eğlenceli olabilir ya da sadece zaman geçirmek için yapılan bir etkinlik olarak görülebilir ama bazı insanlar bu tür falları bir yol gösterici olarak görür ve hatta zamanlarını bu fallara göre belirleyebilirler. ama kurukafa falı bu planlama mevzuunda diğer bütün fallardan üstündür.
aynı mantıkla işler oyun diğer fallarla. her seferde dört kağıt açılır ve en üstteki kağıt eğer yerde serili olan kağıtlarla uyumlu ise üzerlerine yerleştirilir. sadece bir siyah bir kırmızı olmak zorunda üst üste gelen kağıtlar.
diğer bir durum ise kurukafa falını açan kişinin falın çıkmasını istemiyor oluşudur. zira eğer kurukafa falı çıkarsa fal açan kişi o gece ölecektir. denemek isteyecek kadar cesursanız biraz araştırıp fal kurallarını tam olarak öğrenerek yapabilirsiniz bunu.
ben h.h.munro’nun yalancısıyım ama bunu yapan üç nesil kadının öldüğü bilinmekte.
şeytanınız bol olsun!
devamını gör...
aşık mahzuni şerif
madem dünyaya dargınsın
mamudo kurban niye doğdun?
kader yolunda yorgunsun
mamudo kurban niye doğdun?
mamudo kurban niye doğdun?
kader yolunda yorgunsun
mamudo kurban niye doğdun?
mamudo kurban niye doğdun?
kurban gelir payın yoktur
haftan yoktur, ayın yoktur
ankara'da dayın yoktur
mamudo kurban niye doğdun?
mamudo kurban niye doğdun?
ankara'da dayın yoktur
mamudo kurban niye doğdun?
mamudo kurban niye doğdun?
kim okuyup yazar seni?
rüzgâr değse bozar seni
ölsen kovar mezar seni
mamudo kurban niye doğdun?
mamudo kurban niye doğdun?
ölsen kovar mezar seni
mamudo kurban niye doğdun?
mamudo kurban niye doğdun?
adam olmasaydın neydin?
gelir miydin hiç bilseydin?
keşke doğmadan ölseydin
mamudo kurban niye doğdun?
mamudo kurban niye doğdun?
keşke doğmadan ölseydin
mamudo kurban niye doğdun?
mamudo kurban niye doğdun?
akar yaşın şakır şakır
tahta döşek takır takır
ölüler senden rahattır
mamudo kurban niye doğdun?
mamudo kurban niye doğdun?
ölüler senden rahattır
mamudo kurban niye doğdun?
mamudo kurban niye doğdun?
mahzuni işin doğrusu
öter zalimin borusu
dayımın öksüz yavrusu
mamudo kurban niye doğdun?
mamudo kurban niye doğdun?
dayımın öksüz yavrusu
mamudo kurban niye doğdun?
mamudo kurban niye doğdun?
dayımın öksüz yavrusu
mamudo kurban niye doğdun?
mamudo kurban niye doğdun?
dayımın öksüz yavrusu
mamudo kurban niye doğdun?
mamudo kurban niye doğdun?
dayımın öksüz yavrusu
mamudo kurban niye doğdun?
mamudo kurban niye doğdun?
kader yolunda yorgunsun
mamudo kurban niye doğdun?
mamudo kurban niye doğdun?
kader yolunda yorgunsun
mamudo kurban niye doğdun?
mamudo kurban niye doğdun?
kurban gelir payın yoktur
haftan yoktur, ayın yoktur
ankara'da dayın yoktur
mamudo kurban niye doğdun?
mamudo kurban niye doğdun?
ankara'da dayın yoktur
mamudo kurban niye doğdun?
mamudo kurban niye doğdun?
kim okuyup yazar seni?
rüzgâr değse bozar seni
ölsen kovar mezar seni
mamudo kurban niye doğdun?
mamudo kurban niye doğdun?
ölsen kovar mezar seni
mamudo kurban niye doğdun?
mamudo kurban niye doğdun?
adam olmasaydın neydin?
gelir miydin hiç bilseydin?
keşke doğmadan ölseydin
mamudo kurban niye doğdun?
mamudo kurban niye doğdun?
keşke doğmadan ölseydin
mamudo kurban niye doğdun?
mamudo kurban niye doğdun?
akar yaşın şakır şakır
tahta döşek takır takır
ölüler senden rahattır
mamudo kurban niye doğdun?
mamudo kurban niye doğdun?
ölüler senden rahattır
mamudo kurban niye doğdun?
mamudo kurban niye doğdun?
mahzuni işin doğrusu
öter zalimin borusu
dayımın öksüz yavrusu
mamudo kurban niye doğdun?
mamudo kurban niye doğdun?
dayımın öksüz yavrusu
mamudo kurban niye doğdun?
mamudo kurban niye doğdun?
dayımın öksüz yavrusu
mamudo kurban niye doğdun?
mamudo kurban niye doğdun?
dayımın öksüz yavrusu
mamudo kurban niye doğdun?
mamudo kurban niye doğdun?
dayımın öksüz yavrusu
mamudo kurban niye doğdun?
devamını gör...
sözlük yazarlarının şahit olduğu absürt ortamlar
o gün öğlene doğru annem aradı. babamın merdivenden düştüğünü, hastanede olduklarını ve ameliyat yapılacağını söyledi. bulunduğum yerden 1 saatlik mesafede olan hastaneye gittim.
küçük bir ilçenin devlet hastanesiydi. babamın emekli olduktan sonra kafa dinlemek amacıyla bir köyden aldığı ve kazayı geçirdiği bahçeye en yakın hastane olduğu için buraya getirmişler. akşama doğru ameliyat bitti. babam hasta odasına alındı. omurgası kırılmış.
telaşe azalınca, babamı hastaneye getirirlerken yardımcı olan iki köylüyü köylerine götürme görevini üstlendim. bu olaylar bilecik ilinin civarında oluyor. yaklaşık 1 buçuk saat sonra köye varabildik.
dönüşte farklı bir yolu kullandım. gece yarısı yaklaşmıştı. söğüt ilçesinden geçerken sokaklarda hareketlilik vardı. bayraklı insanlar mehter marşları söylüyorlardı sanırım. yorulmuş, hayatın olağan akışından kopmuş ve çalışmayan zihnim ile ne olduğunu anlamlandıramadım. çok da merak etmedim. aklıma osmanlı’nın kuruluş yıl dönümü olabileceği geldi. sonuçta söğüt’ten geçiyordum ve ilkokulda öğrenmiş olduğum bilgiyi hiç unutmadım. osmanlı söğüt ve domaniç’te kurulmuştur.
hastaneye geldim. binasıyla ve iç mekanıyla eski bir hastaneydi. zaman makinesiyle doksanlı yıllara dönülmüş hissi veriyordu. biraz komünist işi. sadece hastane değil hastalar da o yıllardan kalmış gibiydiler. hasta odasının bulunduğu kata çıktım. katın girişini bekleme bölümü yapmışlar, bir de tüplü televizyon koymuşlar. kalabalıktı.
tekerlekli sandalyeliler ve bastonlarına yüklenenler. kolları, bacakları, kafaları bandajlı kadın ve erkekler. iç organlarından çıkan tüpleri ellerinde gezdirenler. serum askılıklarıyla yekvücut olmuş olanlar. yatalaklar ve bazı uzuvlarından yoksun kalmış olanlar. beyaz ve mavi önlük giymiş bezgin görünümlü çalışanlar. bir sonraki günü göremeyecek olanlar ve belki de zaten yaşamayanlar. hayalet olduğuna yemin edebileceğiniz nefes alan ruhlar. hepsi gözünü televizyona dikmişti. görmeyenler kulak kabartmıştı. ismi tijen olan sarı saçlı kadın darbe bildirisi okuyor, kendi yarınlarının belirsizliğini yaşayanlara ülkenin belirsizliği de ekleniyordu. bu ruhlar evrende bir anlam, onları hayata bağlayacak bir gerçeklik arıyor gibilerdi. ve absürdizm burada doğuyor olabilirdi.
anestezi etkisi altında olmamış olsa, kırık omurgası üzerinde televizyon karşısında olacak olan babamın odasına girdim. selalar okunuyordu. bir süre sonra ilaçlar etki etmeyi bıraktı. henüz gerçeklik algısı tam oluşmayan babam selaları anlamlandıramadı. gece gece ne selası bu diye sordu. ağzımdan çıkanlar çok ani gelişen, düşüncesiz bir şaka yapma refleksiydi. “selan okunuyor baba”. içinin ürpertisi gözlerine yansıdı. şimdi sağlıklı, şakamı hatırlamıyor.
küçük bir ilçenin devlet hastanesiydi. babamın emekli olduktan sonra kafa dinlemek amacıyla bir köyden aldığı ve kazayı geçirdiği bahçeye en yakın hastane olduğu için buraya getirmişler. akşama doğru ameliyat bitti. babam hasta odasına alındı. omurgası kırılmış.
telaşe azalınca, babamı hastaneye getirirlerken yardımcı olan iki köylüyü köylerine götürme görevini üstlendim. bu olaylar bilecik ilinin civarında oluyor. yaklaşık 1 buçuk saat sonra köye varabildik.
dönüşte farklı bir yolu kullandım. gece yarısı yaklaşmıştı. söğüt ilçesinden geçerken sokaklarda hareketlilik vardı. bayraklı insanlar mehter marşları söylüyorlardı sanırım. yorulmuş, hayatın olağan akışından kopmuş ve çalışmayan zihnim ile ne olduğunu anlamlandıramadım. çok da merak etmedim. aklıma osmanlı’nın kuruluş yıl dönümü olabileceği geldi. sonuçta söğüt’ten geçiyordum ve ilkokulda öğrenmiş olduğum bilgiyi hiç unutmadım. osmanlı söğüt ve domaniç’te kurulmuştur.
hastaneye geldim. binasıyla ve iç mekanıyla eski bir hastaneydi. zaman makinesiyle doksanlı yıllara dönülmüş hissi veriyordu. biraz komünist işi. sadece hastane değil hastalar da o yıllardan kalmış gibiydiler. hasta odasının bulunduğu kata çıktım. katın girişini bekleme bölümü yapmışlar, bir de tüplü televizyon koymuşlar. kalabalıktı.
tekerlekli sandalyeliler ve bastonlarına yüklenenler. kolları, bacakları, kafaları bandajlı kadın ve erkekler. iç organlarından çıkan tüpleri ellerinde gezdirenler. serum askılıklarıyla yekvücut olmuş olanlar. yatalaklar ve bazı uzuvlarından yoksun kalmış olanlar. beyaz ve mavi önlük giymiş bezgin görünümlü çalışanlar. bir sonraki günü göremeyecek olanlar ve belki de zaten yaşamayanlar. hayalet olduğuna yemin edebileceğiniz nefes alan ruhlar. hepsi gözünü televizyona dikmişti. görmeyenler kulak kabartmıştı. ismi tijen olan sarı saçlı kadın darbe bildirisi okuyor, kendi yarınlarının belirsizliğini yaşayanlara ülkenin belirsizliği de ekleniyordu. bu ruhlar evrende bir anlam, onları hayata bağlayacak bir gerçeklik arıyor gibilerdi. ve absürdizm burada doğuyor olabilirdi.
anestezi etkisi altında olmamış olsa, kırık omurgası üzerinde televizyon karşısında olacak olan babamın odasına girdim. selalar okunuyordu. bir süre sonra ilaçlar etki etmeyi bıraktı. henüz gerçeklik algısı tam oluşmayan babam selaları anlamlandıramadı. gece gece ne selası bu diye sordu. ağzımdan çıkanlar çok ani gelişen, düşüncesiz bir şaka yapma refleksiydi. “selan okunuyor baba”. içinin ürpertisi gözlerine yansıdı. şimdi sağlıklı, şakamı hatırlamıyor.
devamını gör...

