düş sokağı sakinlerinin üç isimli albümünde yer alan şarkısı.



sözcüklerim bulur aşığın ateşini
yıkar gider beni ölüm gibi
bakışların deler içimdekileri
kaldırıp atar beni ceset gibi
arayıp bulmak neyi değiştirir
karşımda duruyor suretim
gülü bitirir
arayıp bulmak neyi değiştirir
karşımda duruyor suretim
gülü bitirir, bitirir
veremem sana acımı
kirlenir dünya
şehrin boş sokakları
ıslanır gözyaşıyla
kovalar arabalar
arkamdaki aynayı
kırılınca biter anlarım
düşümdeki rüya
yollarım yorar yarin günahını
döver olur beni boş kitap gibi
hüzün aşkınadır aşık uykularım
sever olur beni hançer gibi
devamını gör...

sınavların bitmesiyle bir şeye başlayayım dediğim ve dün başladığım dizidir kendileri. şimdilik güzel gidiyor.

sam fazla hırçın gibi, hatta dean'i suçluyor sanki. dean ise şu anlık gayet iyi bir abi, her şeyi içine atan ve kırıldığını belli etmeyen cinsten...
devamını gör...

keşke kısa paça pantalon yerine siyah oje sürmek moda olsaydı, bin kat daha estetik görünüyor.
devamını gör...

ilk başta kulağa çok harika gelen, vay arkadaş hadi bakalım dedirten fakat zamanla skor üreteceğim diye dar alanda kısa paslaşmalara dönen*, hayatta hiç kullanmayacağımız iki üç harfli kelimeleri biraraya getirmeye çalıştığımız, hecelerin matematiği diyebileceğimiz bir oyun, turnuva.

açıkçası 'kelime' kavramı benim için kutsal.
kusura bakmayın ama güzel kelimeleri kullanamayacaksam ne yapayım öyle oyunu.

hasılı ben yokum dostlar bu turnuvada!

fakat her şeye rağmen bu tarz hareketler güzel oluyor.
oyunun ve turnuvanın müdavimlerinin de ne kadar iyi kitapseverler ve okurlar olduğuna şüphem yok.

bu arada puan kaygısından ziyade sevdiği kelimeleri paylaşmak için oynamak isteyen olursa her zaman beklerim: 433oynatanaykut.

edit: durun durun bu böyle çok filtreli, çok ilkesel oldu. içinizden demeyin sonra bıktık şu aykut'un ilkelerinden diye. tek sebep bu değil.

maşallah bazı yazarlar tereyağından kıl çeker gibi benim arayıp da zar zor bulamadığım kelimeleri şıp diye buluyorlar.
bilinçaltımdaki ses de sen bunlarla kapışamayacaksın galiba diyor. sanırım şu aşamada durumu kotarabilecek sevide değilim. matematiksel zekam da yetmiyordur belki bilemiyorum.

ama ağırlıklı olarak bahsettiğim kelimelik oyununun yapısal problemleri bırakmamda etkili oldu.

tekrar ediyorum bu oyun kelime oyunu falan değil, tamamıyla matematik oyunu.
görsel ve matematiksel zekayı bir arada kullanabiliyorsanız biçilmiş kaftan.

not: ulan ne pis bi ego varmış bende de.
bu sözlük ağzıma tükürdü resmen. neyse!

tutarsızlığın dibindeyim editi: şimdi de random birileriyle oynuyorum. ne olacak bu işin sonu hey allah'ım.
devamını gör...

(bkz: eyluling) gayet yaratıcı bence.gezi zamanı everyday im çapuling diye duvar yazısı vardı aklıma onu getiriyo.
devamını gör...

an itibarı ile yeni literatüre girmiş bir söz.

cumartesi gecesi 00.00'dan önce uyuyanlar için söylenmekte.
devamını gör...

bu yaz birebir başıma gelmiş bir ölümden dönme anısıdır:
aylardan haziran , bir gece saat 2 gibi kuzenimle parklardaki çardakların birisinde oturuyoruz. termosta çay yapmışız içip laflıyoruz. o sirada yanımızdan iki tane bizim yaşlarımızda çocuk geçti. s.a dediler , aleykümselam dedik sonra yürümeye devam ettiler. az ileride durup geri geldiler. “ allah’ın selamını veriyoruz , niye ayağınızı indirmiyorsunuz lan “ dedi bir tanesi. tabi ben biradan başımıza gelecekleri az çok anladım ve içimden ( hadi bakalım al bir de burdan yak şimdi ) diyorum. ben “ tamam dostum kusura bakma , uzatmayın hadi salça olmayın bize” dedim. sana mı sorucam lan dedi birtanesi ve kuzenimin yakasına yapıştı. biz de onlar gelmeden önce jbl bluetooth hoparlör ile müzik dinliyorduk. daha onun hamle yapmasına izin vermeden hemen hoparlörü kaptığım gibi çaktım bu dallamanın kafasına. tabi ben ona çakınca yanındaki de bana çaktı ve böylece ikiye iki kavga başlamış oldu. ( bu arada alkol almışlar kokusu leş gibi geliyordu). allahtan sağlam çocuklar değillermiş de ben anında patakladım çocuğu. sonra aşşağı doğru bir baktım ki benim kuzenin üstünde 3 kişi var. ( allah allah lan diyorum bu kavga ikiye iki başladı , bunlar ne ara çoğaldı?). hemen koşarak uçan tekme attım ve dağıttım orayı ama 2 saniye falan geçmedi arkadan birisi de bana çaktı uçan tekmeyi. neyse ben kendimi açığa aldım , daldılar bana 3 kişi. allahtan aktif spor yapıyoruz da direncimiz var . bun 3 kişiyle ben cebelleşirken , parkın üst tarafından da 5-6 kişi bize doğru koşmaya başladı. lan ben de içimden seviniyorum oh kurtulduk diye, ve bağırıyorum bunlara ayırın ! ayırın ! diye. hay şansımıza meğerse bunlar da bizi dövmeye geliyormuş. bu 6 kişi 3-3 ayrılıp kuzenimle bana daldılar. o çocuklar da bize daldı ya aha dedim şimdi öldürdüler bizi burda , pertimiz çıkacak kesin. tabi artık yıkıldım ve yerde tekme yemeye başladım. o sırada bir mucize oldu ve yukarıdan aşşağı bekçiler koşmaya başladı. hemen ayırdılar ve açıkçası beklediğimden çok daha sert müdahale ettiler. polis olsa bu kadar sert olmazdı yani öyle söyleyim. sonra sabahın 5 inde bizi karakola götürdüler ve orada ifade verilirken öğrendik ki , bekçiler bu çocukları ters kelepçeye alırken içlerinden bir tanesi bekçinin belindeki silahı almaya çalışmış. mahkeme sürecini anlatmayacağım çünkü ülkeye olan inancınız kaybolur.
sözün özü arkadaşlar bizim o gün çok büyük 2 şansımız vardı.
1. si : çocuklarda bıçak , sopa vs. bir yaralayıcı şey olamaması ( ki kesin öldürürlerdi )
2. si : o parkta bekçilerin olmasıydı ( 2 kişiye 10 kişi girdiler kesin pert ederlerdi bizi orada).
bu anımdan çıkarılacak ders ve size tavsiyem de şudur sevgili sözlük yazarları :
- nerede olursanız olun , siz düzgün bir insan olsanız bile bela gelir sizi bulur böyle. çok ama çok dikkatli olmalısınız , her an ufakta olsa tetikte olmalısınız. kendinize dikkat edin arkadaşlar .
devamını gör...

osmanlı devleti’nde padişah, vezir gibi devlet büyüklerinin silâhlarının bakımıyla görevli kimse.

bu makam, ilk olarak yıldırım bayezit. zamanında oluşturuldu. silâhtarlar, enderun’a alınan gençler arasında zamanla yetişerek bu mevkiye yükselirlerdi. görevlerinin başında padişahın silâhını taşımak, öteki silâhlarıyla birlikte diğer kıymetli mücevher ve eşyalarını korumak; padişahın gezintilerine katılmak gelirdi. aralarından vezir-i azamlık makamına yükselenler olmuştur. en büyük örneği 4.murad han zamanında ki "silahtar mustafa paşa"'dır.
devamını gör...

karnıbahar, havuç, brokoli ıspanak, pancar bunlardan herhangi biri veya ikisi, üçü varsa az su ile haşlandıktan sonra tencerenin içine rondo tutup, direk kaseye koyduktan sonra, üzerinede, tereyağı eritip dökerseniz, istediğiniz koyulukta artık çorbamı dersiniz, yemekmi, baya doyurucu ve kolay bir yemek, hemde aşırı sağlıklı.

edit : rondodan sonra süzmeyi söylememişim, çıkan bulaşıklarla pek de pratik bir tarif değilmiş diyebilirsiniz ama, çokca yapıp, buzluğa yada konserve kavanozlarına koyarsanız, yemek telaşesini sevmeyenler için, hap içmek kadar pratik birşey acıkınca.
devamını gör...

white chocolate mocha
devamını gör...

ders programı hazırlamak.
devamını gör...

'mikroskobik anatomi' olarak da bilinen bilim dalıdır.
devamını gör...

9 kelimelik trajikomik hikaye.
devamını gör...

kesinlikle mabel matiz. doğu batı sentezi ile çok büyük miktarda oy alacaktır.
devamını gör...

erasmus'un arkadaşı thomas more dan esinlenip ona ithaf ettiği kitaptır. erasmus'a göre bilgelik deliliktir , kendini bilge zannetmekse gerçek deliliktir.
kitap okunmadan önce, thomas more'un ütopyası'nın okunması da şiddetle tavsiye edilir.
ekleme: more' un latince'de delilik coşkunluk aşırı mutluluk gibi bir anlama geldiğini ve erasmus'un aslında kitabın ismini buradan aldığı da emin olmadığım fakat yüksek doğruluk potansiyeli olan bir bilgidir.
devamını gör...

gezegenler roma mitolojisindeki tanrılara göre adlandırılmışlardır.
mesela jüpiter en büyük gezegendir ve roma mitolojisindeki en büyük tanrı olan ıüpiter'den adını almıştır. ayrıca sonradan keşfedilen uydusunun adı ganymedes konulmuştur ki bu tanrı ıupiter'in aşkı ve şarap sunucusudur.
merkür en hızlı gezegen, en hızlı tanrı olan merkür'den,
venüs en sıcak gezegen; aşk, şehvet ve güzellik tanrıçası venüs'ten,
mars kırmızı gezegendir, savaş tanrısı (ve muhtemelen kanla ilişkili olarak) mars'tan,
neptün mavi renkli olduğundan dolayı sanırım, deniz tanrısı neptün'den
adını almıştır.
satürn ile uranüs'ün bağlantısını bulamadım. bence uranüs gezegeninin adı içinde su bulunduğundan neptün olarak adlandırılsa daha mantıklı olurdu..
devamını gör...

"artık bu saçma sapan tanımlarımın silinmesine katlanamiyacagim" derken tanımlarının saçma sapan olduğunu nihayet fark etmiş yazar. darısı benzer saçma sapan tanımlarla sol sütunu işgal eden diğerlerinin başına.
devamını gör...

"artık maria puder, yaşamak için kendisine kayıtsız ve şartsız muhtaç olduğum bir insandı. bu his ilk anlarda bana da garip geliyordu. bu yaşıma kadar mevcudiyetinden bile haberim olmayan bir insanın vücudu birdenbire benim için nasıl bir ihtiyaç olabilirdi? fakat bu hep böyle değil midir? birçok şeylere ihtiyacımızı ancak onları görüp tanıdıktan sonra keşfetmez miyiz?.. ben de, o zamana kadarki hayatımın boşluğunu, gayesizliğini sırf böyle bir insandan mahrum oluşumda bulmaya başlamıştım. insanlardan kaçışım, içimden geçenlerin en küçük bir parçasını bile etrafıma sezdirmekten çekinişim bana sebepsiz ve manasız görünürdü. zaman zaman beni saran hüzünlerin, hayat bıkkınlığının bir ruhi hastalık alameti olmasından korkardım. bir kitabı okurken geçen iki saatin ömrümün birçok senelerinden daha dolu, daha ehemmiyetli olduğunu fark edince insan hayatının ürkütücü hiçliğini düşünür ve yeis içinde kalırdım.

halbuki şimdi her şey değişmişti. bu kadının resmini gördüğüm andan beri geçen birkaç hafta içinde, ömrümün bütün senelerinden daha çok yaşadığımı hissediyordum. her günüm, her saatim, uyuduğum zamanlar bile dopdoluydu. bana sadece yorgunluk veren uzuvlarımın değil, ruhumun da yaşamaya başladığını, içimde, haberim olmadan bekleşen üstü örtülü derin tarafların da birdenbire meydana çıkarak bana fevkalade cazip, kıymetli manzaralar arz ettiklerini görüyordum. maria puder bana bir ruhum bulunduğunu öğretmişti ve ben de onun, şimdiye kadar rastladığım insanlar arasında ilk defa olarak, bir ruhu bulunduğunu tespit ediyordum.”

sabahattin ali, kürk mantolu madonna, sf.84
devamını gör...

dünyanın batı'dan doğu'ya dönüşünün,saptırıcı gücünden kaynaklanır.kuzey yarımküre'deki rüzgarlar ve okyanus akıntıları bu etki nedeniyle sağa sola saparlar.güney yarımküre'dekiler ise sola doğru. ancak akmakta olan suyun,saat ibreleri yönünde veya bunun tersi yönü sapmalarında ihmal edilebilir bir etkidir.
devamını gör...

-tütsü.
-kokulu mum.
-yasemin çiçeği.
-fırından gelen kek kokusu.
-hindistan cevizi yağlı kahvenin kokusu.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim