kendini you dizisindeki joe goldberg sanarak sözlükteki tüm üyeleri takıntı haline getirip stalklayacak ve edindiği bilgilerle hepimizi ifşalayacak olan şahıstır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

çiçeklerin kimisi aşkı, sevgiyi, temizliği, saflığı kimisi hüznü ,isyanı , ayrılığı , sadakati temsil eder. tüm çiçekleri sevsem de belki klasik olacak ama benim favori çiçeğim her zaman gül olmuştur. kırmızı gül goncası masum bir aşkı veya duyguyu ifade etmek için kullanılır. alıcının güzelliğine, gençliğine ve saflığına atıfta bulunulur.
devamını gör...

özgüvenimi yitirmemi sağlayan ve kaygımı arttıran bir farkındalıktır kendisi. boş verip harekete geçeyim desem de bu farkındalık beni hep kısıtlıyor. mala dönüyorum yani.
devamını gör...

kendine öz saygısı olan biri buna yapamaz diye düşünüyorum. yazık yani neyi zorlayacaksın ki değil mi?
devamını gör...

aşk.
devamını gör...

ayrıca kokpit menüsü altına takip listem kısayolu eklenmiştir. profil -> bana özel -> takip şeklindeki kullanımı bir çok yazarımız keşfedemiyordu haklı olarak.
devamını gör...

farsça da kalem anlamına gelen 2 heceli.
devamını gör...

tek başına bir anlamı yoktur. sempatin, zekân, eğitimin ve en önemlisi çevre ile desteklenmelidir.
tek başına güzelliğe güvenip kuru bir özgüvenle ortaya çıkarsanız kurtlar sizi ham yapar.
devamını gör...

hwang dong-hyuk'un yazıp yönettiği 2021 çıkışlı dumanı üstünde fırından yeni fırlamış bir güney kore dizisi.

aksiyon, gerilim, drama türlerinde kendileri. giriş için eh diyelim işte devamı biraz daha hatta bazı yerler çok çok daha hareketli. kan, dağılmış beyin, kan, kan, her yer kan sevenlere pek uygun. ay benim midem kalktı zaman zaman ekranı kapadım. kan, dehşet, kaos sevmiyorum ben yahu.

oyun oynamayı seven, hayattan umudu kalmamış, borç batağına batmış oyuncuları, azgın, zevk düşkünü, sapıtmış para babalarını eğlendirmek toplayıp ıssız bir adada onlara çocuk oyunu oynatıyorlar. ölüm kalım oyunları bu oyunlar. ya kazanacaksın ya öleceksin. başka şansın yok.

başrollerde, lee jung-jae , park hae-soo ve wi ha-joon'un bulunuyor. şimdilik 9 bölüm yayımlandı. 456 katılımcı bulunduran bu oyunun ödülü 45,6 milyar w. biri ölünce hopp paralar camdan bir hazneye akıyor ve oyuncuların gözünü iyice hırs bürüyor. oyun dışı birilerini öldürmek bu nedenle işlerine geliyor. hem ortalık kızışıyor hem izleyenler keyifleniyor. biri bizi gözetliyor misali 5, 10 arsız, uğursuz, zengin yoldan çıkmış herifte evlerinde onları izleyip üzerlerine bahis oynuyor. son bölüm bizzat mekana tefriş ediyor bu fırıldaklar. (ay çok sinirliyim o pislere kusuruma bakmayın.)

456 oyuna son katılan oyuncu. seong gi-hun (lee jung-jae), annesiyle yaşayan ve borç batağında bir adam. kızını geri almak ve annesini biraz daha rahat bir hayat yaşatmak için giriyor oraya. o cehenneme. vicdanlı, merhametli, arkadaşlarını kollamak için kendi canını hiçe sayabilecek bir adam. orada kendine bir takım kuruyor ve hepsi için ayrı ayrı riske giriyor. canım ya pek bizden biri.

seong'un çocukluk arkadaşı 218 yani cho sang (park hae-soo) yatırım uzmanı, yetenekli bir adam parlak bir geçmişi var fakat boğazına kadar borcu var ve dolandırıcılık suçundan her yerde aranıyor. biraz hırslı ve kötü kalbi olan biri kendileri. kader vurmamışta hani hırsı, haseti uğruna kendi yuvarlanmış tipler var ya heh işte tam olarak onlardan. 456'nın takımında kendisi zaten izleyen bakışlarında ki hainliği fark edecektir.

001 oh il-nam (oh yeong-su oh) esrarengiz bir dede kendisi. oyunun en yaşlı ve savunmasızı 456 tarafından sürekli korunup kollanan bir ihtiyar. beyninde timör olduğu ve zaten öleceği için son zamanlarını bu şekilde değerlendirmeye karar vermiş. 001 dede sen yok musun sen! ah beni hiç şaşırtmadın.

067 premses pek tatlış olmayan bir hanım efendi. kang sae (jung ho-yeon), bir sığınmacı hayatı zor yollardan öğrenmiş. babası belki ölü belki yaşıyor güney kore'ye girmeye çalışırken vurulmuş. anne geri gönderilmiş. kardeşi yetimhanede. onları tekrardan bir araya getirebilmek için çok fazla paraya ihtiyacı var ve o da bu yolu seçmiş. 456'nın takımından. adı konmasada aralarında bir şeyler olabileceğini hissetmiştim ben. ama senaristler sanırım bu kadar vahşetin içine aşkı kondurmak istememiş. benim hislerim hava da kaldı püfff. hep dram hep kaos nedir bu arkadaş?

199 ali (tripathi anupam) pakistanlı patron zulmü gören bir işçi. efendi, kendi halinde bir adam. 456'nın takımında ve 218'in kurbanı. izlerken beni pıt ettirdi kendileri. ne denebilir ki? hayat işte bu!

456'nın takımında olmayan ve fazlasıyla ön planda kötü karakterler de mevcut. 101 bunlardan biri. kendileri masfa bozuntusu. jang deok-su (heo sung-tae), kontrolsüz gücün güç olmadığını bize gösteren en 1. kişilerden. kötü mötü değişik bir adam. ve bizim bir türk aktöre benziyor adını hatırlayamadım şimdi.

ay bir cazgır var değinmeden edemeyeceğim 212. çığırtkan, yalancı, şirret bir kadın han mi (kim joo-ryoung) sürekli ortalığı ayağa kaldırma ve tatava yapma derdinde. var böyle bir iki tanıdığım kişi hahah. gerçekten izlerken insanın sinirlerini bozan bir karakter.

aslında bir miktar üstten çekilmiş bir dizi. ama güzel. daha detaya indirilip daha fazla merak uyandırılabilinirdi. benim tahminlerim doğru çıktı. son sahne özellikle bir sürpriz değildi. ama dediğim gibi güzel ben laf olsun aman eleştireyimde de entel görüneyim derdindeyim hahah. ya ben de tespit yapabilirim tabi neden olmasın bu ara zaten buralar hep tespit hahah.

neyse efem tavsiye ediyorum. ben bizzat kendim. izleyip izlememek size kalmış.

iyi seyirler...
devamını gör...

kim kötü acaba?? sen mi ben mi??
devamını gör...

1950'lerde başlayan ve bir dizi nükleer patlama aracılığıyla çalıştırılacak olan bir roket fikri üzerinden yürütülen proje. kısmi nükleer deneme yasağı antlaşmasının devreye girmesiyle proje sonlandırıldı.

projeye göre birkaç tane atom bombası roketten biraz uzak bir mesafede, roketin arka bölgesinde patlatılacaktı. roketin arkasına bir "itme plakası" yerleştirilecekti. atom bombalarından kaynaklanan şok dalgaları bu plakaya çarparak itmeyi sağlayacaktı. itici plakanın, amortisörler aracılığıyla tüm ivmeyi araca dağıtması gerekecekti. böylece teoride yıldızlar arası ortamda yolculuk yapılabilecekti. itme plakasının ortasında bırakılan bir delikten, belirli saniyelerde bir ateşleme yapılması ve sürekli olarak patlama ve şok dalgası döngüsünün yaratılması gerekiyordu.

teorik olarak bu çeşit bir araçla yolculuk yapmak yaklaşık 4,4 ışık yılı uzaklıktaki alpha centauri'ye 47 yılda gitmeyi mümkün kılacaktı.

aslında projede birçok sorun bulunuyordu. bunların bir kısmı çözülmüş olsa da, antlaşma nedeniyle projenin daha fazla sürdürülmesine imkân kalmadı. bu şekilde çalışacak bir "yıldız gemisi" doğrudan dünyadan kalkış yapabileceği gibi, daha hafif bir versiyonu yörüngede de yapılabilirdi. böylece antlaşma şartlarından kaçınmak da mümkün olabilirdi. fakat bu durum aracın boyutunu haddinden fazla küçültmeyi gerektirecekti. böylece araçtan beklenen fayda da epey azalacaktı. ancak dünya üzerinde nükleer serpintiye yol açacağı endişesi nedeniyle pek de olumlu bir yöntem sayılmadığını söyleyebiliriz.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

görselin kaynağı
devamını gör...

gözümün moru zift karası oldu ya…
devamını gör...

diyanet solaklara şeytandır demek istememiştir.açıklama ise şu şekildedir:
--- alıntı ---

yeme-içmeyle ilgili genel ilkeleri belirleyen hz. peygamber (s.a.s.), sol elle yeme-içmeyi hoş karşılamamıştır. nitekim o, bu konu üzerinde önemle durmuş; şeytanların sol elle yiyip içtiklerini haber vererek ümmetini uyarmış ve çocuklara sağ elle yemek yemeyi öğretmiştir (buharî, et’ime, 2; müslim, eşribe, 13).
hz. peygamberin sağ elle yeme ve içme konusundaki tavsiye ve irşadlarına uymak her müslümanın vazifesidir. bu nedenle anne ve babaların çocuklarına diğer yemek adabıyla birlikte sağ elle yeme ve içmeyi de öğretmeleri gerekir. fizikî bir engel sebebiyle sağ eliyle yiyemeyen kimselerin sol elle yeme içmesinde ise bir sakınca yoktur .

--- alıntı ---
sol el ile yemek yemek haram değildir , buradaki amaç daha güzel olana şevki artırmaktır.
devamını gör...

umarım ölümüm hayatımdan değerli olur.
olur olur.. biz ölüleri severiz, yaşarken yüzlerine bakmayız.
çok üzüldüm gencin adına.
kim bilir neler yaşadı, sadece sevgi istediğini kimseye anlatamadı.
keşke ölümü seçmeseydi.
keşke herkesi bir anda terk edip gitseydi ama kendini öldürmeseydi.
devamını gör...

düşünsene atomu parçalayan insanlık,insanlığı birlestiremiyor... saçma.
devamını gör...

davete katılan erkeklerin, sigara içilen odaya giderken üzerlerine koku sinmesin diye giydiği cekettir. ilk çıkış noktası bu şekilde olmuştur. eskiden fransa'da "smoking jacket" olarak bilinen bu ceket, daha sonraları ise "smoking" olarak anılmaya başlanmış. biz de dilimize "smokin" olarak almışız.

smokin, tuxedo kumaşından dikilir. bu ceketlerde tuxedo kumaşının tercih edilme sebebi ise; kapalı ortamlarda sigara ve yağ gibi kötü kokuları içine çekip, açık havada kokuyu dışarı verecek şekilde işlenmiş olmasıdır.
devamını gör...

sokak kedilerini ve köpeklerini besledim.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

(bkz: durumumuz yok yazamıyoruz)
devamını gör...

oysa insanlık ile aynı yaşta idi göçmenlik. ne çabuk unuttuk.
unutmayanlar kendilerine huzur içinde yaşayacağı bir yurt ararken yok oluyor.
sadece haber oluyorlar.
biz unutanlar da haberi okurken az üzülüp sonra unutmaya devam ediyoruz.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim