alport sendromu
as, kalıtsal bir nefrit olup, gelişen durumlarda sensorinöral sağırlığın, bazen farklı oküler değişiklikler ile gözlenen bir sendromdur. ilk kez 1900’lerin başında rapor edilmiştir. guthrie, 1902’de, anneye bağlı genetik geçiş gösterdiğini ileleri sürdüğü idiyopatik nefropati taşıyan aileleri saptadı. arthur cecil alport tarafından 1927 yılında “herediter familyal” ya da “konjenital nefrit” olarak tanımlanan bu hastalık, günümüzde daha çok “alport sendromu” şeklinde adlandırılmaktadır. 1954’de bu hastalarda görme sorunları ve retinal bozuklukların geliştiği sohar tarafından belirtildi. ilerleyen araştırmalarda; as’lu olduğu anlaşılan hastalarda, kulak ve işitme sorunlarının ortaya çıktığı saptandı. fenotipik ve genotipik olarak heterojen olan hastalık, erkeklerde kadınlara göre daha sıklıktatır. genellikle, çocuk ve genç erişkinlerde tekrarlayan mikroskopik ya da makroskopik hematüri atakları şeklinde kendini gösterir.
alport sendromu genetik olup x'ten y'ye y'den x'e şeklinde, yani anne oğul, baba kız şeklinde geçiş gösterir.
alport sendromu genetik olup x'ten y'ye y'den x'e şeklinde, yani anne oğul, baba kız şeklinde geçiş gösterir.
devamını gör...
yaran yazım yanlışları
bandılları aldığınız yere koyun.
devamını gör...
insanın anlam arayışı
önce kitabın yazarından biraz bahsedelim.
viktor emil frankl
avusturyalı yazar. nöroloji ve psikiyatri alanında eğitim görmüş. viyana’da psikanaliz alanında bugün eğitim vermeye devam eden “logoterapi” okulunu kurmuştur. viyana üniversitesinde, daha yakından tanıdığımız bir isimden eğitim almıştır. (bkz: sigmund freud)
ancak frankl’i, diğer yazarlardan ayıran özellik ise, 1942-1945 yıllarında dachau ve ausschwitz toplama kampında esir olarak bulunmasıdır. tüm ailesini toplama kamplarında kaybeden frankl, ikinci dünya savaşının sona ermesiyle bu ölüm kamplarından sağ olarak kurtulanlar arasındadır.
yaşadığı tecrübeyi bilim ile birleştirip kitaplarına aktarmıştır. yıllar önce almancası “trotzdem ja zum leben sagen” kitabını okumuştum. ingilizceye “man's search for meaning” olarak çevrilen kitap yine ingilizceden türkçeye “insanın anlam arayışı” olarak çevrilmiştir.
ancak buraya bir dipnot düşeyim; kitap türkçeye ingilizceden çevrilmiştir. bu biraz bana sol elle sağ kulağı tutmak gibi geliyor ama henüz türkçe çevirisini okumadığım için bu konuda yorum yapmayayım. çeviri meselesine takık biri olarak, kafka’nın kitaplarına yapılan zulmü okumuş ve “bu ne lan” gibi gayet samimi bir tepki göstermiştim. konudan uzaklaşmayalım. başka bir yazımızda çeviri hatalarından bahsederiz.
kitabı okumanızı öneriyorum ancak sakın ola kitabı, şu saçma “kişisel gelişim” türünden sanmayın. yaşanmış bir tecrübenin, bilimsel bakış açısıyla ortaya konulduğu bir kitaptır. frankl, insanın anlam arayışının adresini “sevgi” olarak gösterir. yazımızı kısa bir alıntıyla bitirelim.
“sevmediği sürece hiç kimse, bir başka insanın özünün tam olarak farkına varamaz.”
victor emil frankl - “insanın anlam arayışı”
okunacak kitaplar listenize ekleyin.
viktor emil frankl
avusturyalı yazar. nöroloji ve psikiyatri alanında eğitim görmüş. viyana’da psikanaliz alanında bugün eğitim vermeye devam eden “logoterapi” okulunu kurmuştur. viyana üniversitesinde, daha yakından tanıdığımız bir isimden eğitim almıştır. (bkz: sigmund freud)
ancak frankl’i, diğer yazarlardan ayıran özellik ise, 1942-1945 yıllarında dachau ve ausschwitz toplama kampında esir olarak bulunmasıdır. tüm ailesini toplama kamplarında kaybeden frankl, ikinci dünya savaşının sona ermesiyle bu ölüm kamplarından sağ olarak kurtulanlar arasındadır.
yaşadığı tecrübeyi bilim ile birleştirip kitaplarına aktarmıştır. yıllar önce almancası “trotzdem ja zum leben sagen” kitabını okumuştum. ingilizceye “man's search for meaning” olarak çevrilen kitap yine ingilizceden türkçeye “insanın anlam arayışı” olarak çevrilmiştir.
ancak buraya bir dipnot düşeyim; kitap türkçeye ingilizceden çevrilmiştir. bu biraz bana sol elle sağ kulağı tutmak gibi geliyor ama henüz türkçe çevirisini okumadığım için bu konuda yorum yapmayayım. çeviri meselesine takık biri olarak, kafka’nın kitaplarına yapılan zulmü okumuş ve “bu ne lan” gibi gayet samimi bir tepki göstermiştim. konudan uzaklaşmayalım. başka bir yazımızda çeviri hatalarından bahsederiz.
kitabı okumanızı öneriyorum ancak sakın ola kitabı, şu saçma “kişisel gelişim” türünden sanmayın. yaşanmış bir tecrübenin, bilimsel bakış açısıyla ortaya konulduğu bir kitaptır. frankl, insanın anlam arayışının adresini “sevgi” olarak gösterir. yazımızı kısa bir alıntıyla bitirelim.
“sevmediği sürece hiç kimse, bir başka insanın özünün tam olarak farkına varamaz.”
victor emil frankl - “insanın anlam arayışı”
okunacak kitaplar listenize ekleyin.
devamını gör...
sözlükte de görünmez olmak
öyle düşünme lütfen sayın cerci. ben senin yaşındayken bırak sözlüğü, sağımı solumu bilmiyordum. bak bu yaşta bu bilinçdesin. *
devamını gör...
türk müzik tarihinin en iyi klipleri
levent yüksel- bi daha. adeta bir film gibi olan klip. tabi o zamanlar çok güzel bir kadın olan ceyda düvenci'nin hakkını teslim etmek gerek.
devamını gör...
kahve içmeden ayılamam sorunsalı
ayılamamanın yanı sıra bir şeyler eksik yahu. öğlen olacak kahve içemedim. tam anlamıyla keyiflenemiyorum hiç bir şeye..
ve evet içimde ağlamak hissi*
ve evet içimde ağlamak hissi*
devamını gör...
ölmeye verilen isimler
vadesi dolmak.
devamını gör...
sözlükçülere göre en iyi 4 roman
kibariye, tarık mengüç, kobra murat
devamını gör...
sözlük yazarlarının aldığı en güzel hediye
bir arkadaşım bir gün aniden adresimi istemişti sonrasında seni çok seviyorum yazılı bir kutu çikolata gelmişti. özel bir gün değildi sadece içinden gelmişti dururken öyle beni hatırlamıştı, önemsemişti yani onun için değerliydim demek ki gerçekten o yüzden benim için çok ama çok özel bir hediyeydi.
devamını gör...
günün şiiri
fay-murathan mungan
kaç kişiyim bu yalnızlığın ortasında
bir boğa, bir leopar
arena ve opera
iyot ve rüzgar
arsenik ve sözcükler arasında
yüzüm çalılıklarla kaplı
aralayan gözüpek avcılar
için parslar geziyor kuytularında
iyi yürekli bir canavar saklanıyor
yazdıklarımın ve yüzümün
satırlarında
kendim için büyük bir tehlikeyim artık
ilerliyorum
içimdeki yer çatlağı boyunca.
kaç kişiyim bu yalnızlığın ortasında
bir boğa, bir leopar
arena ve opera
iyot ve rüzgar
arsenik ve sözcükler arasında
yüzüm çalılıklarla kaplı
aralayan gözüpek avcılar
için parslar geziyor kuytularında
iyi yürekli bir canavar saklanıyor
yazdıklarımın ve yüzümün
satırlarında
kendim için büyük bir tehlikeyim artık
ilerliyorum
içimdeki yer çatlağı boyunca.
devamını gör...
günün sosyal medya ünlüsü
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın ahali! havalar mı ısındı, ben mi gerginim, stres topu mu oldum bilmem ama acayip bir bombe halinde geziniyorum birkaç gündür! birader bakar mısın dese birisi ne biraderi alüminyum deyip dalabilirim o derce şişmiş haldeyim. ve bugün hala kahve içmediğimi işte bu kelamları ederken farkediyorum. neyse gidem az kafein alam da en azından kafein bağımlılığı gerginliğini egale edeyim. istanbul'da hava kapalı ve yağmurlu ama nedense çok hoşuma giden bir serinlikte var, iç karartmayan bir kapalılık hali. hani tam böyle galata, karaköy taraflarında berduş gibi tüm gün sokaklarda dolanıp salaş mekanların anasını ağlatmak, gündüz kahve akşama doğru da biraz şarap takılıp gece için huzur toplamak için doğmuş bir gün. sağlıcakla.
devamını gör...
biri hiçbiri binlercesi
biri hiçbiri binlercesi'nin pirandello'nun hayatına baktığımızda ne denli otobiyografik ögeler içerdiğini fark ederiz. eşi antonietta ruh hastalığı sebebiyle yazarı tanımamaya, ona farklı bir isimle seslenmeye başlar. bu pirandello'ya ilk kişilik bölünmesini yaşatır: biri çocuklarının gerçeği, diğeri ise eşinin gerçeği olan pirandello.
işte biri hiçbiri binlercesi tam olarak bu noktada başlıyor. eser aslında insanın kendisini göremeyeceğini, iletişimde olduğu hatta göründüğü herkes için yeniden kurgulandığını ve bu kurguları asla kendi içinde bilemeyeceğini; insanın yüz binlerce olduğunu ve bu yüz binlercenin bir bütünlüğe doğru aktığını anlatıyor.
karakterimiz moscarda, herkes için “biri” olmanın yolunu kendisi için hiç kimse olmakta bulur. yansıma benliği görebilmenin tek yolu budur, başkaları için olduğun kişinin farkında olmak kendin için olduğun kişiyi öldürmeyi gerektirir.
peki siz, kendinizi bir şekilde inşa etmeden kendinizi tanıyabileceğinize inanıyor musunuz? ya ben sizi, kendime özgü bir şekilde inşa etmezsem sizi tanıyabilir miyim? ya da siz beni kendinize özgü bir şekilde inşa etmezseniz beni tanıyabilir misiniz? sadece şekil verdiğimiz şeyleri tanıyabiliriz. bu nasıl bir tanıma olabilir? işin aslı bu şeklin kendisinde mi acaba? evet, hem benim için hem de sizler için geçerli bu; ama benim için olduğu şekil sizin için aynısı değil; zaten ne ben kendimi sizin bana atfettiğiniz şekilde tanıyabilirim, ne de siz kendinizi benim size atfettiğim şekilde tanıyabilirsiniz; hiçbir şey herkes için aynı değildir; her birimiz sürekli değişiriz ve değişiyoruz da zaten.
devamını gör...
causerie
charles baudelaire tarafından yazılmış bir şiir. baudelaire vahşi bir yalnızlığı ve aşkı olabilecek en incelikli şekilde kağıda dökmüş sanıyorum. dilimize erdoğan alkan tarafından söyleşi olarak çevrilmiştir. çevirisi de orijinali kadar güzel olan nadir şiirlerden. baudelaire'ın o keskin ve tanıdık karanlığı nasıl insanın içinde binlerce meşale yakıyor henüz anlayabilmiş değilim. şiir; baudelaire tarafından yazılmış olan chant d' automne'un ( dilimize güz şarkısı ve bazı kaynaklarda sonbahar sonesi olarak çevrilmiştir) izlerini taşıyor.
--- alıntı ---
causerie (söyleşi)
vous êtes un beau ciel d'automne, clair et rose !
mais la tristesse en moi monte comme la mer,
et laisse, en refluant, sur ma lèvre morose
le souvenir cuisant de son limon amer.
(siz aydınlık, kızıl bir güz göğüsünüz,
benimse içimde hüzün dalga dalgadır.
ve üzgün dudaklarımın üstünden deniz
çekilirken buruk anılar bırakır.)
- ta main se glisse en vain sur mon sein qui se pâme ;
ce qu'elle cherche, amie, est un lieu saccagé
par la griffe et la dent féroce de la femme.
ne cherchez plus mon cœur ; les bêtes l'ont mangé.
(-cansız göğsümde elin boşa dolanıyor;
yaralı… ve sızlıyor dokunduğun o yer,
kadınlar pençeleyip dişledi, kanıyor,
arama, hayvanlar yüreğimi yedi.)
mon cœur est un palais flétri par la cohue ;
on s'y soûle, on s'y tue, on s'y prend aux cheveux !
- un parfum nage autour de votre gorge nue !...
(davul gibi gümleyen bir saray bu yürek,
ayyaşların, canilerin hora teptiği!
-tadıyor çıplak boynunu koku, yüzerek!..)
o beauté, dur fléau des âmes, tu le veux !
avec tes yeux de feu, brillants comme des fêtes,
calcine ces lambeaux qu'ont épargnés les bêtes
(ey güzellik, ruhların çakıllı düveni!
diyorsun, bu kanlı yürek yok olup bitsin,
kalanı alev gözlerin yakıp kül etsin!)
charles baudelaire
--- alıntı ---
--- alıntı ---
causerie (söyleşi)
vous êtes un beau ciel d'automne, clair et rose !
mais la tristesse en moi monte comme la mer,
et laisse, en refluant, sur ma lèvre morose
le souvenir cuisant de son limon amer.
(siz aydınlık, kızıl bir güz göğüsünüz,
benimse içimde hüzün dalga dalgadır.
ve üzgün dudaklarımın üstünden deniz
çekilirken buruk anılar bırakır.)
- ta main se glisse en vain sur mon sein qui se pâme ;
ce qu'elle cherche, amie, est un lieu saccagé
par la griffe et la dent féroce de la femme.
ne cherchez plus mon cœur ; les bêtes l'ont mangé.
(-cansız göğsümde elin boşa dolanıyor;
yaralı… ve sızlıyor dokunduğun o yer,
kadınlar pençeleyip dişledi, kanıyor,
arama, hayvanlar yüreğimi yedi.)
mon cœur est un palais flétri par la cohue ;
on s'y soûle, on s'y tue, on s'y prend aux cheveux !
- un parfum nage autour de votre gorge nue !...
(davul gibi gümleyen bir saray bu yürek,
ayyaşların, canilerin hora teptiği!
-tadıyor çıplak boynunu koku, yüzerek!..)
o beauté, dur fléau des âmes, tu le veux !
avec tes yeux de feu, brillants comme des fêtes,
calcine ces lambeaux qu'ont épargnés les bêtes
(ey güzellik, ruhların çakıllı düveni!
diyorsun, bu kanlı yürek yok olup bitsin,
kalanı alev gözlerin yakıp kül etsin!)
charles baudelaire
--- alıntı ---
devamını gör...
tourette sendromu
tourette sendromu halk arasında tik hastalığı/ tik bozukluğu olarak da bilinir. kişinin beynini, sinirlerini etkileyen ve istemsiz olarak ortaya çıkan tekrarlı sesler ve/ veya tekrarlı motor hareketler yapmasına neden olan bir bozukluktur.
sendromun semptomları motor ve vokal tikler olarak iki gruba ayrılır. motor tikler bir veya daha fazla kas aynı anda çalıştığında ortaya çıkar. örneğin, aynı anda veya farklı zamanlarda göz kırpma ve başın sallanması, nesnelere dokunma, tekme atma vb.
vokal tikler ise burun, ağız ve boğaz bölgelerinde oluşan tiklerdir. örneğin, bu sendroma sahip kişiler kendilerini bir kelime, cümle, deyim veya küfür söylemekten alıkoyamayabilirler.
yaptığım araştırmalar ve vaka incelemeleri sonucu bu hastalığın çocukluk ve erken ergenlik döneminde ortaya çıkıp ergenlikte daha da şiddetlendiğini söyleyebilirim. hatta hastalar tikleri bastırmaya çalıştıklarında daha da şiddetlendiğini belirtmişler. tikleri bastırmak için konsantrasyon ve çaba gerekir (pinel j.p.j, 2011). tikleri bastırma kararı prefrontal cortexten gelir ve beynin merkezine yakın bulunan kaudat çekirdeğine etki eder (sowell et al., 2008).
hastalarda çok sık görülmese de başkasından duyduğu bir cümleyi tekrar etme durumu da görülebilir. buna literatürde ''echolalia'' denir.
sendromun nedenine gelecek olursak, nedeni tam olarak bilinmese de genetik faktörlerin etkili olduğu bilinmektedir. kesin tedavisi olmasa dahi davranışçı terapi'den yararlanmak doğru bir tercih olacaktır.
tourette sendromu kişinin hayatını karmaşık ve zor bir hale soksa da eğer hastalar aileleri ve yakınlarından destek, ilgi ve sevgi görürlerse yaşamlarını çok daha mutlu ve verimli geçirebilirler.
sendroma sahip olan ünlü kişiler: david beckham, billie eilish, wolfgang amadeus mozart.
sendromun semptomları motor ve vokal tikler olarak iki gruba ayrılır. motor tikler bir veya daha fazla kas aynı anda çalıştığında ortaya çıkar. örneğin, aynı anda veya farklı zamanlarda göz kırpma ve başın sallanması, nesnelere dokunma, tekme atma vb.
vokal tikler ise burun, ağız ve boğaz bölgelerinde oluşan tiklerdir. örneğin, bu sendroma sahip kişiler kendilerini bir kelime, cümle, deyim veya küfür söylemekten alıkoyamayabilirler.
yaptığım araştırmalar ve vaka incelemeleri sonucu bu hastalığın çocukluk ve erken ergenlik döneminde ortaya çıkıp ergenlikte daha da şiddetlendiğini söyleyebilirim. hatta hastalar tikleri bastırmaya çalıştıklarında daha da şiddetlendiğini belirtmişler. tikleri bastırmak için konsantrasyon ve çaba gerekir (pinel j.p.j, 2011). tikleri bastırma kararı prefrontal cortexten gelir ve beynin merkezine yakın bulunan kaudat çekirdeğine etki eder (sowell et al., 2008).
hastalarda çok sık görülmese de başkasından duyduğu bir cümleyi tekrar etme durumu da görülebilir. buna literatürde ''echolalia'' denir.
sendromun nedenine gelecek olursak, nedeni tam olarak bilinmese de genetik faktörlerin etkili olduğu bilinmektedir. kesin tedavisi olmasa dahi davranışçı terapi'den yararlanmak doğru bir tercih olacaktır.
tourette sendromu kişinin hayatını karmaşık ve zor bir hale soksa da eğer hastalar aileleri ve yakınlarından destek, ilgi ve sevgi görürlerse yaşamlarını çok daha mutlu ve verimli geçirebilirler.
sendroma sahip olan ünlü kişiler: david beckham, billie eilish, wolfgang amadeus mozart.
devamını gör...
hatşepsut
bir kadın firavun. hatşepsut, bir erkek evlat istiyordu. bunun sebebi, firavunlar erkek olmalıydı ve hatşepsut da oğlunun firavun olmasını istiyordu. bu sebeple, firavun ıı. thutmose ile evlendi. çünkü bir firavundan oğlu olursa, doğal olarak bu çocuk veliaht olacak ve thutmose ölünce tahta geçecekti. fakat işler beklediği gibi gitmedi, hatşepsut bir kız doğurdu. thutmose ise başka bir kızdan bir erkek evlat sahibi oldu. böylelikle bu çocuk, veliaht oldu. thutmose ani bir şekilde öldü ve bu çocuk, yani ııı. thutmose firavun olmalıydı. fakat yaşı ülkeyi yönetemeyecek kadar küçüktü. hatşepsut, çocuğun üvey annesi olduğu için kral naibliği yaptı. sonra ise bir anlaşma sonucu ülkeyi 30 yıl boyunca sadece kendisi yönetti. işin garip kısmı, hatşepsut firavun olunca erkek kral gibi giyinmiş ve takma sakal kullanmıştır. bunun sebebi dönemin gelenekleriyle alâkalıydı. anlaşılan o ki, hatşepsut iyi biriydi, döneminde mısır refaha kavuştu. ııı. thutmose'u da kendi çocuğuymuş gibi severdi. hatşepsut sonrasında tahta ııı. thutmose geçmiştir. kemik kanseri sebebiyle öldüğü söylenir. bundan ilave hatşepsut, heykellerinde ve resimlerinde de kendisini sahte bir sakal ve erkek vücutlu bir şekilde tasvir ettirmiştir. ııı. thutmose gençliğinde tahta geçmek istediğinde, hatşepsut buna izin vermeyip onunla bir nevi yarışa girmiş ve firavun olmasının tanrının bir isteği olduğunu söylemiştir. ııı. thutmose, ölmeden önce hatşepsut ile ilgili anıtlara zarar vermiş ve onu krallar listesinden çıkarmış, kayıtlardan sildirmiştir. hatşepsut diye bir kadın firavunun varlığı ise 1822 yılında gün yüzüne çıkmıştır..
devamını gör...
herkesin sevdiği sizin sevmediğiniz şey
genelde şerbetli tatlılar oluyor.
devamını gör...
my love from the star
güney kore yapımı fantastik, romantik-komedi türündeki 21 bölümlük dizidir.(byeoreseo on geudae)
oyuncular:jun ji-hyun, kim soo-hyun, park hae-jin, yoo ın-na, shin sung-rokve ahn jae-hyun.
dizide, başka bir gezegenden dünyamıza gelen ve çeşitli güçlere sahip olan bir uzaylının, bundan 400 sene önceki ilk ziyaretindeki -tutulduğu- kıza tıpatıp benzeyen bir ünlü ile karşılaşması; kariyeri düşüşte olan, şımarık mı şımarık, bencil , çekilmez ünlü kızımıza da ister istemez aşık olması ve onu düştüğü zor durumlardan kurtarmaya çalışırken verdiği mücadele anlatılıyor.
dizi başrol oyuncularına ödül getirirken bunlardan bir tanesi de kore televizyon ödüllerin en büyüğüdür.
dizi kaliteli, eğlenceli ve çok romantik.*
not:kore dizilerine daha önce hiç bulaşmadıysanız, farklı bir şeyler arıyorsanız vakit geçirmek için iyi bir seçenek olabilir.tavsiye ederim.*
oyuncular:jun ji-hyun, kim soo-hyun, park hae-jin, yoo ın-na, shin sung-rokve ahn jae-hyun.
dizide, başka bir gezegenden dünyamıza gelen ve çeşitli güçlere sahip olan bir uzaylının, bundan 400 sene önceki ilk ziyaretindeki -tutulduğu- kıza tıpatıp benzeyen bir ünlü ile karşılaşması; kariyeri düşüşte olan, şımarık mı şımarık, bencil , çekilmez ünlü kızımıza da ister istemez aşık olması ve onu düştüğü zor durumlardan kurtarmaya çalışırken verdiği mücadele anlatılıyor.
dizi başrol oyuncularına ödül getirirken bunlardan bir tanesi de kore televizyon ödüllerin en büyüğüdür.
dizi kaliteli, eğlenceli ve çok romantik.*
not:kore dizilerine daha önce hiç bulaşmadıysanız, farklı bir şeyler arıyorsanız vakit geçirmek için iyi bir seçenek olabilir.tavsiye ederim.*
devamını gör...
şık
(bkz: test) tarzı sınav yöntemlerinde soru için cevap seçeneklerinden her birine verilen isimdir.
aynı zamanda güzel giyimli insanlar için de kullanılan sıfattır.
aynı zamanda güzel giyimli insanlar için de kullanılan sıfattır.
devamını gör...
#20liyaşlarchallenge
herkesin yaptığını yapmamak gibi bir huyum olduğundan asla yapmayacağım bir eylem ama oğlumun bu konudaki yorumu * çok hoşuma gitti.
devamını gör...