aslında herkeste aynı olan, sanılandan daha karmaşık bir süreçtir.

öncelikle öğrenmek hakkında bilinmesi gereken en önemli nokta, öğrendiğinizi uygulamazsanız öğrenmemiş sayılırsınız. bu uygulama şekli; bilgilerinizi paylaşarak olarak olabilir veya herhangi bir bölüm sonu testi çözerek olabilir; ama kesinlikle bilgiyi kullanacağınız günü beklemek değildir. bu süreçte üzerinde en ufak tereddüt bırakmaması gereken konu ise; bilginin paylaştıkça artacağıdır.

peki nasıl daha iyi öğrenilir ? zeka ne kadar önemlidir bu süreçte ? bilgilerinizi uygularken izlenebilecek yöntemler nelerdir ? yıllardır içinde bulunduğum öğrenme süreci hakkında sadece kendi tecrübelerime dayanarak bu sorulara cevap vereceğim. öğrenme sürecini başarıyla tamamlayan insanlar, bir araya geldiklerinde hepsinin aynı yollardan geçtiğini görmek çok şaşırtıcıdır. yani siz diğer başarılı insanlarla karşılaştığınızda onların da aynı karın ağrılarını çektiğini duyduğunuzda çok şaşırırsınız. bana göre, altını çiziyorum bana göre; çok zeki insanlar hariç, öğrenme süreci herkes için aynıdır, disiplinden disipline ya da kişiden kişiye göre değişiklik göstermez.

yıllarca bir şeyi ezberlemenin yanlış olduğunu düşündüm, ama sanılanın aksine ezber öğrenmenin en büyük parçasıymış. kendimden örnek verecek olursam; sürekli bak bu buradan çıkıyor, şu işlemleri yapar çıkarırım, sadece bunun buradan çıktığını bilsem yeter dedim, bu sefer de şu sorunla karşılaştım. karşımdaki insan çok ileri seviye bir şey anlattığı zaman, beynimin köşelerinden bir takım bilgiler çıkarıyorum ve bu burdan geldi, şu burdan geldi, diye yorumlarken konuyu kaçırıyorum. yani önce öğreneceğiniz şeyi ezberleyip daha sonra öğrenmeniz, öğrenmenin en güzel yöntemidir. sanırım bunu yapanlar sürekli ezberliyor diye eleştirdiğimiz; doktorlar, veterinerler vs.. varmış bir bildikleri, ezberlenen bilginin üzerine bilgi koymak çok daha kolaydır ve ezberledikten sonra bilginin içine girmek çok daha eğlencelidir. insanın ezber yeteneği de en hızlı gelişen özelliklerinden biridir.

diğer önemli nokta ise çalışma tekniğinizdir. bunun en etkili yöntemi de pomodoro tekniğinidir. ne kadar salakça gözükse de uygularken napıyorum lan ben deseniz de, diğer öğrenme tekniklerine göre en fayda sağlayanı budur. ben bunu 33 dakika çalışmaya 8 dakika dinlenme şeklinde uyguluyorum. işin en önemli kısmı ise; 8 dakikalık sürede rahatlayarak, 33 dakikada öğrendiklerinizi düşünmenizdir, bu düşünce çok yoğun olmamalı, sakince düşünmelisiniz. örnek verecek olursam, sonsuz boyut diyip duruyor kitabınızda, 8 dakikalık sürede bu sonsuz boyut kafanızda resimlendirmelisiniz. tam bu sırada bilgi kafanıza oturacaktır.

ayrıca yapılan en büyük hatalardan bir diğeri ise sadece tek bir konu üzerine çalışmaktır. bu bir süre sonra o çalıştığınız tek bir konuyu bile kullanmakta yetersiz olmanıza sebebiyet verecektir. bu bilgisizliğinizden değil, beyninizi kullanış şeklinizin yanlış olmasından kaynaklanır. bu yüzden bir konuda daha çok çalışmayı seçseniz bile, yanına başka konular da koymalısınız. flüt çalmayı öğrenin mesela, ama bu ikisini eş zamanlı yapın. mesela bir biyoloji alanındaysanız, matematik soruları çözün. özellikle sayısal alanlarda okuyanlar bu hatayı çok yapıyor, bunun sonucunda öğrenmesi çok basit olan şeyleri kompleks yöntemlerle öğremeye çalışıyor ve bir süre sonra tıkanıyorlar.

en büyük yanılgılardan birisi de öğrendim sanmaktır. bilgiyi nerede çıkarıp kullanacağınız bilmek, öğrenmenin en önemli parçasıdır. zaten bu oluşmadıysa henüz öğrenmiş sayılmazsınız. tekrar ediyorum bu öğrenmenin en büyük parçasıdır. eğer bir şeyi öğrenmişseniz uygulamaktan çekinmezsiniz çünkü bu sizin işinizi kolaylaştıracaktır bu yüzden uygulamaktan çekiyorsanız öğrenmiş sayılmazsınız.

öğrenmeyi hızlandırmanın bir çok güzel yöntemi vardır. birincisi hayal gücü öğrenme aşamasındaki en önemli silahınızdır. bunu şu şekilde düşünün; bizim atalarımızın derdi bir denklemi ya da bir formülü aklında tutmak değildi, avlanırken takip ettiği yolu aklında tutmak üzerine gelişmiş beyinleri vardı. günümüzde biz de aslında aynı böyle çalışıyoruz. öğrendiklerinizi hayal edin, saçma sapan nesnelere benzetseniz de hayal etmeyi sürdürün. bu sayede kafanızın içindeki bilgileri en derinden alıp getirmek yerine sadece o resmi kafanızda canlandırırsanız o size her şeyi hatırlacak büyük zahmetten kurtaracaktır. ikinci hızlandırıcı süreçse; fiziksel aktivitedir. bu gerçekten garip bir şey, kolumla bacağımla öğreniyorum sanki. bunu öğrendikten sonra yapmalısınız, öğrenmenizi ne kadar hızlandırdığınızı deneyimlediğinizde vazgeçemeyeceksinizdir. üçüncüsü ise ödüldür, kendinize ödül vermeyi bilmelisiniz, çok çalışan insanlarda gördüğüm genelde dinlenirken bile ruh gibi olduklarıdır, bu da çok büyük yanlış. fiziksel aktivite, ödüle benziyor gibi gözükse de sanırım ikisinin çalışma mekanizması farklı, yani kendinize ödül olarak fiziksel aktivite vermeyin bu çok işe yaramıyor, yani mesela sevişmek fiziksel aktivite değil ödüldür, yürüyüşe çıkmak ödül değil fiziksel aktivitedir. bu ayrım çok saçma bir ayrım gibi dursa da kendinizi geçiştirmemenizi sağlar.

zekanın başarıyla alakası olmadığı konusu tamamen yalan, bazı insanlar hiç efor harcamadan bir şeyleri öğrenebiliyorlar, adam hayal kurarak öğreniyor var mı ötesi. bunu sizden daha zeki insalarla aynı ortamda bulununca anlayabilirsiniz. kabullenmek tek çözümdür. buradaki motivasyonumuz, öğrenmeyi sevmemiz olabilir ancak.

genelde yapılan yanlışlardan biriyse bir konuyu tekrar tekrar okumak veya tekrar tekrar yazmaktır. yazmak en güzel öğrenme yöntemlerinden biri bu tartışmasız bir gerçek, fakat tekrar tekrar yazmak hatadır. bir kere yazdıktan sonra yazdıklarınızı, yazdıklarınıza bakmadan hatırlamaya çalışmalısınız ve ne kadar hatırladığınıza göre sadece eksikleriniz üzerine yoğunlaşmalısınız.

bir öğrenme sürecindeki diğer büyük hatalardan biri ise, ürüne odaklanmaktır. mesela dikkat edin, öğrenmeyi seven adamın ağzından "sınavda bunu sorar mısınız hocam" gibi saçma sorular duymazsınız. öğrenmeyi bilen insan ise gidecek hocasına ödev vermediği için sitem edecektir. öğrenme sürecine odaklanmanız, ürüne odaklanmaktan daha büyük başarılar elde etmenizi sağlayacaktır. ayrıca insanlar öğrenmeden saygınlık bekliyorlar, bu böyle olmaz. saygınlık en sonda gelecek süreçtir. size ne kadar saygı gösterileceği, öğrenme sürecini ne kadar başarılı geçireceğinizle ilintilidir, bu da öğrenmeye odaklanmanızı gerektirir.

öğrenme sürecinde benim en çok zorlandığım konu ise; olaylar arasında geçiş yapmak, hala zor geliyor. örneğin; akşam kahve içmeye çıktıysam, dönüp çalışmaya odaklanamıyordum. dikkat ettiğim kadarıyla bunu başarabilen insanlar gerçekten başarılı oluyorlar, mesela bazı arkadaşlarım içip evlerine dönüp çalışmalarına devam edebiliyorlar. bu özelliğinizi geliştirmeniz öğrenme hızınızı çok arttıracaktır. size stres atmanız için imkanlar sağlayacaktır.

şunu da unutmayın, bir şeyi öğrenmek, diğer düşüncelerinizi bile değiştirecektir. aslında yaptığınız tüm salaklıklar bilgisizliğinizden kaynaklanır, o yüzden ne kadar çok öğrenirseniz o kadar yerinde kararlar vermeye başlarsınız.

son olarak; soru veya sorun çözme tekniği herkeste farklılık gösterebilir. burada benim dikkat ettiğim her zaman işe yarayan bir yöntem ise; zor olandan başlamaktır. zor olanı 'çözememek' bakış açınızı geniş bir perspektifte tutmanızı sağlar. zoru genelde çözemezsiniz, hemen arkasına kolayı alın. bunu yapmak daha geniş düşünmenize yardımcı oluyor, kolaylardan başlamaksa daha dar bir bakış açısına itiyor sizi.
devamını gör...

özdemir asaf’ ın sevdiğim şiirlerinden biri.

“gülüş bir yanaşım'dır bir öbür bir kişiye;
bir'den iki kişiyi döndürür bir kişiye..
anılarından kale yapıp sığınsa bile,
yetmez yalnız başına bir ömür bir kişiye.”
devamını gör...

sebeplere tevessül ettikten sonra neticesini allah'a bırakmak. kadere razı olmak. hakka güvenmek.*
devamını gör...

boşa kürek çekmektir.
devamını gör...

z kuşağını ötekileştirdiniz, eyvallah dedik.

çaylaklara salladınız, tamam dedik arayı bulmaya çalıştık.

bir ara kezban furyası başlattınız, ayıpladık ama affettik.

meriçler kırmızı çizgimizdir! onlara uzanan eller kırılsın!*
devamını gör...


“müzik öyle yücedir ki hiçbir akıl sırrına eremez; müzikten her şeye egemen olan ve kimsenin hesabını tutamayacağı bir etki yayılır.”

goethe


koku romanıyla tanıdığımız patrick suskind’in bir oyunu kontrbas.

diyalog havası verilmiş bir monolog ve bu monologun sahibi bir kontrbasçı. babasına karşı durmak için sanatçılığı seçen kahramanımız, devlet sektörünüde işe girince orkestranın kontrbasçısı olur ama bir devlet memurudur.

memuriyet onun kendini sanatçı hissetmesine büyük bir engeldir. zira memursanız yaratıcılığınız yoktur. kendinizi geliştirmeniz mümkün değildir ve böyle bir şeye ihtiyaç da duymazsınız, o yüzden sanatkarlıktan sıyrılıp zanaatkar olmaya doğru yüzersiniz. hele bir de başkontrbasçı değilseniz kimse sizi fark etmez bile. kahramanımız kontrbasın sadece bir enstrüman değil hayata dair birçok şey olduğunu anlatır bize.

kontrbas diğer müzik aletlerinden farklıdır, hantaldır bir kere, her yere taşıyamazsın. evinde devasa hacmiyle büyük bir yer tutar ki bir hanımla kendi evinizde yalnız kalmanız bile kabil değildir. her konunun içindedir, onun dahil olmadığı bir konuşma mümkün olmaz, dikkatleri hemen üzerine toplar. ama onu çalan insan neredeyse görünmez olur. kahramanımız aşıktır öte yandan ama aşık olduğu sopranonun ilgisini çekmesi mümkün değildir, çünkü sopranonun seslendireceği ve kontrbasçının çalacağı bir eser yoktur. ama kontrbasını bu güzel kadına benzettiğ olur.

ona sarılarak, parmaklarından yayların geçişini hissederek…

patrick suskind bu oyunda mozart’tan brahms’a , beethevon’dan schubert’e herkese değinmiş ufaktan kimini yermiş, yetersiz bulmuş kiminiyse hafiften kayırmış. brahms’ın ikinci senfonisiyle başlayan oyun schubert’in alabalık beşlisi, 1. bölümle son bulmuş.tabii bu yazdıklarım antrparantez…

bir saat gibi bir süre içinde okuyabileceğiniz bu esere bir klasik müzik eseriyle fon oluşturursanız okuma zevki birkaç kat artacaktır.
devamını gör...

pripyat, ukrayna'nın kuzeyinde, kiev oblastında, terkedilmiş bir şehirdir.
çernobil nükleer felaketi'nden önce hayat dolu muhteşem bir şehirdi. 1970 yılında çernobil nükleer santrali çalışanları için kurulmuştu. şimdi ise tam anlamıyla hayalet şehir konumunda. bugünlerde bile bölgedeki yüksek radyasyon oranından dolayı pripyat şehrine giriş yasak.
terkedilmiş pripyat şehrinden görüntüler.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

alemlerde mucize diye anıldığım doğrudur.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kahvesever biri olarak online listesinde mahlası sözlüğe ilk geldiğimden beri dikkatimi çeken moderatör. bir nick bu kadar güzel olur.
hoş geldiniz efendim.
devamını gör...

durumum aynen böyle
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

merhabalar kafa sözlük ailesi. ani gelişen osasuna atakları neticesinde robnaja hanımefendi ile gerçekleştirdiğimiz hızlı tiki-takalar sonucu olarak bir anda kendimizi kalenin önünde bulduk ve bu akşam itibariyle sizlerle birlikte bunu gole çevirmeyi planlıyoruz. gelin yayınımızı hep beraber yapalım ki hakime isyan edip “bu da mı gol değil be” diyen sadri alışık gibi kalmayalım, birlikte atalım golümüzü pazartesi sendromuna, ne dersiniz?
devamını gör...

houstan ile bağlantısı kopunca uzayın derinliklerine doğru yalnız başına sürüklenmeye başlayan major tom,yani binbaşı tomdan bahseden şarkıdır. fakat neyse ki gerçekte yaşanmış bir olay değildir bu,kurmacadır. david bowie'nin space oddity'yi yazmasındaki ilhamının 2001:a space oddyssey filmi olduğu söylenir. bowie'nin ilginç bir özelliği de şarkılarına uzaya dair veya onu çağrıştıran isimler koymayı sevmesidir*. ayrıca tesadüftür ki filmdeki astronotun ismi de david bowman'dır*. zihinlerimize secret life of walter mitty filmi ile kazınmış müthiş bir şarkıdır space oddity.
oddity'nin anlamı ise 'tuhaflık'tır.
devamını gör...

uslanmaz insan davranışı. böyle diyince sanki az insanın yaptığı bir şeymiş gibi görünse de, bunu yapmayan insan olmadığını sanmıyorum. bazen yapılan bir hata, diğer bir hatayı doğuruyor.
hatalarla varız. hatasız, yaşamı öğrenmek imkansız gibi bir şey. yine de bilinçli ve başkasına zarar verme amaçlı hatalardan kaçınmak da elimizde. gerisine yapacak pek bir şey olmamakla birlikte, hatasız insanlık temennimdir.
devamını gör...

susuz bir denizde yüzmeye benziyor
sessizlik...
su yok, suyun kaldırma kuvveti de yok.
hatırlıyorum ellerimi ama ne kadar uzak…
bir buluta yazmışlar adımı
görmedin mi beni?

yedinci dem şiiridir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

dünyadaki açlığı bitirmek adına yapıldığı söylenen pek çok girişime rağmen 2019 yılında birleşmiş milletler açıklamasına göre 821 milyondan fazla insan açlık çekiyordu. dünyadaki gıda israfı ise açlık çeken onca insanı üç kez doyurabilecek düzeyde. bir yerde insanlar açlıktan ölürken bir yerde gıdaların azımsanamayacak bir kısmı yenilebilir durumda olduğu halde çöp kutularını dolduruyor.
devamını gör...

nickaltında pek şey yokmuş bende dahil olayım da ilk sıraları kapayım dedim.

kıymetli yazar kardeşimize sözlük hayatında bol favlar bol artılar diliyor karması yüksek takipçisi iyisinden olsun diyorum.
yazdığı entrileri aralıklarla takip ediyprum.
devamını gör...

bana yine tarif yazdıracaksınız ama şu an hiç uğraşamam. lütfen ehlinin elinden yemeden kötüleyip durmayın sebzecağızı.
devamını gör...

çocukluğumun en stresli dönemlerinden birine konu olan eylemdir. o defteri, kitabı asla gerektiği gibi düz ve ortalı tutamazdım. her seferinde uyarırlar fakat ben yine sanki kasıtlı yapıyormuş gibi kaydırırdım.

ayrıca sürekli çantada taşınan kitapların yıpranmasının önüne geçmek için gazete kağıdıyla dahi yapılabilecek eylem.

bu işlem için şeffaf yapışkan asetat kullanılırsa hem kitabın, defterin görünümü korunur hem de daha uzun yıllarca yıpranmasının önüne geçilebilir. bence kitapları muhafaza etmek için en uygun yöntemlerden biri. her kitabı, defteri gerek maliyet gerekse sınırlı adet nedeniyle ciltli satın almak her zaman mümkün olmuyor.
devamını gör...

bir hastalık ya da tercih değil, yönelimdir zira olmasaydı bile kimse bu kadar nefret dolu bir ortamda lgbt bireyi olmayı seçmezdi ayrıca şimdiki bilgisayarın fikir babası, dahi matematikçi, enigma’yı kırıp binlerce masumun hayatını kurtaran eşcinsel alan turing’in hayatını konu alan başrolünde benedict cumberbatch’in olduğu (bkz: the imitation game) filmini izleyerek eşcinsel bireylerin hiçbir gerekçe olmadan sadece kendileri oldukları için toplumda ne kadar ayrımcılığa uğrayabileceğine ve yaşadıkları zorluklara dair fikir sahibi olabilirsiniz.
evet homofobik şuan kullandığın bilgisayarı bir eşcinsele borçlusun.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim