buz devri replikleri
sen tabiatın yüz karasısın, biliyorsun değil mi?
devamını gör...
10 yıl öncesine gitseniz ne yapardınız sorunsalı
deli gibi çalışır dolar alırdım. yapılacak en mantıklı hareket bence bu.
devamını gör...
yazarların cüzdanlarında taşıdığı garip nesneler
devamını gör...
münacat
genel olarak kulun acziyetini ve fakriyetini idrak edip allah'ın esmalarına sığınması şeklinde yazılırlar.
münacaat-ı üveys el karani'yi ilk duyduğumda çok etkilenmiştim, tüylerimi ürpertmişti, arapçasını okumak da türkçesini okumak da ayrı lezzetlidir.
münacaat-ı üveys el karani'yi ilk duyduğumda çok etkilenmiştim, tüylerimi ürpertmişti, arapçasını okumak da türkçesini okumak da ayrı lezzetlidir.
devamını gör...
yenge de erik gibiymiş kütür kütür cümlesinin ingilizcesi
yenge: aunt
erik: plum
gibi: like
kütür kütür: crunchy
the aunt is crunchy like plum?
nö, olmadı. o kadar sözleşme, kanun, yüksek mahkeme kararı çevirdim bu cümleyi çeviremedim. izninizle varoluşsal sancıların kucağına bırakıyorum kendimi ben.
erik: plum
gibi: like
kütür kütür: crunchy
the aunt is crunchy like plum?
nö, olmadı. o kadar sözleşme, kanun, yüksek mahkeme kararı çevirdim bu cümleyi çeviremedim. izninizle varoluşsal sancıların kucağına bırakıyorum kendimi ben.
devamını gör...
değersizlik hissi
boktan bir histir. birinin size değer vermediğini anlayınca oluşan histir. aileden değer görememek özellikle insanın içini yara yapar. yarayı bulamazsınız bulamadığınız için yarayı kapatamazsınız.
devamını gör...
kitap okumuyorum eksikliğini de hissetmiyorum diyen tip
"sen hissetmezsin zaten, cahilin cahil olduğunu bildiği nerede görülmüş." dediğim tiptir.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının hissettikleri
içimde bilemediğim bir kırgınlık var bu gece. peki kime? ben de bilmiyorum. belki biliyorumdur. gerçi bilip bilmediğimi de bilmiyorum ya neyse, peh!
biraz kendime kırgınım sanırım, kendimi bu hale getirdiğim için. her geçen gün kilo alan, günde paket paket sigara içen, benliğinden uzaklaşmış bir merdum görüyorum karşımda. ne kitap okuyabiliyorum ne de film izleyebiliyorum. sevdiklerimi bir tık üzüyor ve kırıyorum sanırım. he bir de utandırıyorum. annem öyle dedi bugün çünkü. utanıyormuş benden, nasıl bir kızmışım ben böyle? ben de bilmiyorum ki, nasıl bir kızım ben?
bugün sanki ben ,ben değildim. demeyecegim şeyleri söyleyip, yapmayacağım şeyleri yaptım. bunun farkına vardıkça da kendi içime kapandım ve müzik dinleyerek uyudum. uyandığımda bir şey değişmemişti. hala sevdiklerimi rahatsız ediyor ve saçmalıyordum. üzgünüm, garibim biraz
sonra sana kırgınım birtanem. beni bu kadar erken bıraktığın için. bu dünyada beni yalnız başıma bırakıp gittiğin için ama çok da kırgın değilim. sen de haklıydın çünkü. küçücük bedenin daha ne kadar dayanabilirdi bu acıya? seni hala çok seviyorum.
rüyalarıma kırgınım biraz, eskiden çok güzel şeyler görürdüm rüyalarımda. şimdi hep kabus hep kabus. artık uyuyamıyorum bile. nereye kadar?
ama şöyle bir baktığımda en çok kendime kırgınım sanırım. neyse, bu da geçer yarına. şarkılarım ve ben biraz oturup konuşalım en iyisi. küçük bir terapi. kapatın gözlerinizi... iyi geceler.
open.spotify.com/track/506P...
biraz kendime kırgınım sanırım, kendimi bu hale getirdiğim için. her geçen gün kilo alan, günde paket paket sigara içen, benliğinden uzaklaşmış bir merdum görüyorum karşımda. ne kitap okuyabiliyorum ne de film izleyebiliyorum. sevdiklerimi bir tık üzüyor ve kırıyorum sanırım. he bir de utandırıyorum. annem öyle dedi bugün çünkü. utanıyormuş benden, nasıl bir kızmışım ben böyle? ben de bilmiyorum ki, nasıl bir kızım ben?
bugün sanki ben ,ben değildim. demeyecegim şeyleri söyleyip, yapmayacağım şeyleri yaptım. bunun farkına vardıkça da kendi içime kapandım ve müzik dinleyerek uyudum. uyandığımda bir şey değişmemişti. hala sevdiklerimi rahatsız ediyor ve saçmalıyordum. üzgünüm, garibim biraz
sonra sana kırgınım birtanem. beni bu kadar erken bıraktığın için. bu dünyada beni yalnız başıma bırakıp gittiğin için ama çok da kırgın değilim. sen de haklıydın çünkü. küçücük bedenin daha ne kadar dayanabilirdi bu acıya? seni hala çok seviyorum.
rüyalarıma kırgınım biraz, eskiden çok güzel şeyler görürdüm rüyalarımda. şimdi hep kabus hep kabus. artık uyuyamıyorum bile. nereye kadar?
ama şöyle bir baktığımda en çok kendime kırgınım sanırım. neyse, bu da geçer yarına. şarkılarım ve ben biraz oturup konuşalım en iyisi. küçük bir terapi. kapatın gözlerinizi... iyi geceler.
open.spotify.com/track/506P...
devamını gör...
uyumayan sözlük kitlesi
ara ara dahil olduğum gruptur.
gerçekten de gece çok daha zevkli oluyor.
gerçekten de gece çok daha zevkli oluyor.
devamını gör...
evde beslemek istenilen yabani hayvanlar
beluga diyerek katıldığım başlıktır efendim. belki su faturası biraz fazla gelir ama canı sağ olsun. değer onun için.
devamını gör...
adıyaman
iki gün önce ailemizde bahsi geçen şehir.
büyük oğlum: şimdi okuyacağım kitap adıyaman'da geçiyor. sizce kitapta neler olabilir?
ben: kahtalı mıçı olabilir.
eşim: menzil tarikatı olabilir.
küçük oğlum: çiğköfte olabilir.
büyük oğlum : off hayır yaa,nemrut var orda. hiç biriniz bilemediniz !!! ne kadar cahilsiniz*.
büyük oğlum: şimdi okuyacağım kitap adıyaman'da geçiyor. sizce kitapta neler olabilir?
ben: kahtalı mıçı olabilir.
eşim: menzil tarikatı olabilir.
küçük oğlum: çiğköfte olabilir.
büyük oğlum : off hayır yaa,nemrut var orda. hiç biriniz bilemediniz !!! ne kadar cahilsiniz*.
devamını gör...
mersin'deki sinan şamil sam heykeli
“kum koyuyorum, su koyuyorum, b.k koyuyorum. öyle oluyo işte.”
fıkrasındaki çocuk yapıyor bu heykeli desem kimse itiraz etmez.
fıkrasındaki çocuk yapıyor bu heykeli desem kimse itiraz etmez.
devamını gör...
giordano bruno
giardano bruno (1548-1600), italyan filozof, gökbilimci ve okültist.

(yakıldığı meydana dikilen heykeli)
soylu bir ailede doğmuş, iyi bir eğitim almış, çocukluğundan itibaren o zamanlar yasaklı olan kitapları okumuş ve üzerlerine düşünmekten, fikir üretmekten çekinmemiştir.
hristiyanlık dahil her şeyi sorguladığı ve hatta yanlış bulduğunu ifade ettiği için kiliseyle arası tüm yaşamı boyunca bozuk olmuştur. gittiği her yerde sapkın olarak yaftalanıp sürekli yer değiştirmek zorunda kalmıştır. bu gezginliğin brunonun fikir dünyasına ayrı bir renk kattığını düşünmekteyim.
kiliseyle çatışmasının temelinde aristonun evren modelini (birbirinin içine geçmiş kürelerin merkezindeki küre dünyadır, evren dünyanın çevresinde şekillenir) reddedip kopernik destekçisi olması (evren bizimki gibi pek çok güneş sisteminden oluşmaktadır ve merkezinde dünya münya yoktur), hristiyanlık hakkında meryemin bekaretine varan sorgulamaları vardır. kafasına çivi gibi çakılmak istenen onca düşünceyi elinin tersiyle kenara itip kendi fikirlerini üretme cesaretini göstermiştir.
fikirleri, yayınlatmaya çalıştığı bilimsel eserleri, hayat görüşü ve kiliseye karşı duruşuyla maalesef uzun bir yaşamı olamamış, soylu sınıfından ters düştüğü bir gammaz tarafından kiliseye teslim edilmiş, yargılanıp dilinden çiviyle asılarak canlı canlı yakılmıştır.
kendisi hakkında günümüzde "bilim şehidi ühühühü" romantizmi yapılsa da düşüncelerinin tamamıyla bilimsel olmadığı, doğaüstü şeylere düşkünlüğüyle de bilindiği sadece bunlar kilisenin dayatmalarıyla çeliştiği için dışlandığını belirtmek gerekir.
kendisi illa övülerek göklere çıkartılacaksa bu yarı-bilimsel, yer yer fantastik olan düşünceleri yüzünden değil; döneminin tüm baskılarına rağmen kafasını dik tutup bu düşüncelerini cesurca haykırması yüzünden olmalıdır. kendisi bir bilim şehidi değil "bizden olmayan herkes ölsün" fikrinin kurbanıdır. ölümü gereksizce romantize edilmemeli, medeniyetin ne aşamalardan geçerek bu noktaya taşındığı (bazı coğrafyalarda hala bunun için uğraş verildiği) her daim hatırda tutulmalıdır.
son olarak, bu inatçı duruşuyla bilim tarihindeki klasik bir tartışmaya da konu olmuştur: galileo mu bruno mu? buradaki ikilemin temelinde yatan şudur: bruno gibi fikirlerin uğruna ölmek mi, galileo gibi baskı halinde caymak (ya da -mış gibi yapmak) mı? aslında galileonun durumu bence bir istisna çünkü kiliseden idam değil ev hapsi cezası almıştı ve artık peşinde olmadığını söylediği çalışmalarını rahatça yürütmüştü. kendisinin bilime yaptığı katkılar da göz ardı edilecek boyutta değil elbette. yine de şimdiye dek brunonun izinden gittiğimi ve yaşamımı da bu şekilde sürdürmek istediğimi ancak galileo gibi olanlara da kendi gururlarını bir kenara bırakıp bilime hizmet etmek için eğilip büküldükleri için içten içe hayran olduğumu belirteyim.

(yakıldığı meydana dikilen heykeli)
soylu bir ailede doğmuş, iyi bir eğitim almış, çocukluğundan itibaren o zamanlar yasaklı olan kitapları okumuş ve üzerlerine düşünmekten, fikir üretmekten çekinmemiştir.
hristiyanlık dahil her şeyi sorguladığı ve hatta yanlış bulduğunu ifade ettiği için kiliseyle arası tüm yaşamı boyunca bozuk olmuştur. gittiği her yerde sapkın olarak yaftalanıp sürekli yer değiştirmek zorunda kalmıştır. bu gezginliğin brunonun fikir dünyasına ayrı bir renk kattığını düşünmekteyim.
kiliseyle çatışmasının temelinde aristonun evren modelini (birbirinin içine geçmiş kürelerin merkezindeki küre dünyadır, evren dünyanın çevresinde şekillenir) reddedip kopernik destekçisi olması (evren bizimki gibi pek çok güneş sisteminden oluşmaktadır ve merkezinde dünya münya yoktur), hristiyanlık hakkında meryemin bekaretine varan sorgulamaları vardır. kafasına çivi gibi çakılmak istenen onca düşünceyi elinin tersiyle kenara itip kendi fikirlerini üretme cesaretini göstermiştir.
fikirleri, yayınlatmaya çalıştığı bilimsel eserleri, hayat görüşü ve kiliseye karşı duruşuyla maalesef uzun bir yaşamı olamamış, soylu sınıfından ters düştüğü bir gammaz tarafından kiliseye teslim edilmiş, yargılanıp dilinden çiviyle asılarak canlı canlı yakılmıştır.
kendisi hakkında günümüzde "bilim şehidi ühühühü" romantizmi yapılsa da düşüncelerinin tamamıyla bilimsel olmadığı, doğaüstü şeylere düşkünlüğüyle de bilindiği sadece bunlar kilisenin dayatmalarıyla çeliştiği için dışlandığını belirtmek gerekir.
kendisi illa övülerek göklere çıkartılacaksa bu yarı-bilimsel, yer yer fantastik olan düşünceleri yüzünden değil; döneminin tüm baskılarına rağmen kafasını dik tutup bu düşüncelerini cesurca haykırması yüzünden olmalıdır. kendisi bir bilim şehidi değil "bizden olmayan herkes ölsün" fikrinin kurbanıdır. ölümü gereksizce romantize edilmemeli, medeniyetin ne aşamalardan geçerek bu noktaya taşındığı (bazı coğrafyalarda hala bunun için uğraş verildiği) her daim hatırda tutulmalıdır.
son olarak, bu inatçı duruşuyla bilim tarihindeki klasik bir tartışmaya da konu olmuştur: galileo mu bruno mu? buradaki ikilemin temelinde yatan şudur: bruno gibi fikirlerin uğruna ölmek mi, galileo gibi baskı halinde caymak (ya da -mış gibi yapmak) mı? aslında galileonun durumu bence bir istisna çünkü kiliseden idam değil ev hapsi cezası almıştı ve artık peşinde olmadığını söylediği çalışmalarını rahatça yürütmüştü. kendisinin bilime yaptığı katkılar da göz ardı edilecek boyutta değil elbette. yine de şimdiye dek brunonun izinden gittiğimi ve yaşamımı da bu şekilde sürdürmek istediğimi ancak galileo gibi olanlara da kendi gururlarını bir kenara bırakıp bilime hizmet etmek için eğilip büküldükleri için içten içe hayran olduğumu belirteyim.
devamını gör...
covid yalanına inanmıyorum
şimdi ben tam olarak nedir ne değildir uzman olmadığım bir alanla ilgili asla ahkam kesemeyeceğim. fakat medya aracılığıyla bize yansıtılanların çoğuna inanmıyorum. zekasını kullanan bireylerin de bunun farkında olduğunu düşünüyorum. yine çıkar ve para hırsıyla ilgili bir çok şeyin çarpıtılarak bize aktarıldığını düşünüyorum . tabi ki siz yine de maske takın o ayrı bir konu, dikkat edin . ama bir de şunu izleyin derim :
devamını gör...
13 mayıs 2021 doların 8.50 tl olması
dün de demiştim, bu ülkenin ekonomisini ipleyen yok. böyle giderse venezuela'ya döneceğiz.
devamını gör...
havasında değilse telefonuna bakmayan şahsiyet
telefonla konuşmayı sevmeyen mecburi durumlarda katlanmak zorunda olan insandır. ayrıca iş ile alakalı durumlarda ve arkadaşlık ilişkilerimde problem yaşıyorum bazı zamanlar. belli bir kesim ise alıştı. yaşam şekli haline geldiğini düşünüyorum.
devamını gör...



