en sevdiğim işte, noktalı başlık.

neyse şaka bir yana, ilişkinin bittiği durumlarda taraflardan biri diğerini engellerse, engellenen tarafın soracağı muhtemel sorudur.
devamını gör...

sevmek insanın yüreği kadar
küçükse büyüğünü taşıyamazsın
.
devamını gör...

barış abinin ağlayarak dinlenen şarkısı.
devamını gör...

hakaret etmeden eleştiri yapabilme becerisi.
devamını gör...

kişinin yapmakta olduğu işte, dışarıya kusur vermesi anlamında kullanılan deyim.
devamını gör...

başkaların fikirlerine önem vermeyip, kendi fikrini bildirip çıkan tipler bence
devamını gör...

sait faik, yazma amacımı çok güzel açıklamış ''harita'da bir nokta'' öyküsünde.

--- alıntı ---

söz vermiştim kendi kendime: yazı bile yazmayacaktım. yazı yazmak da bir hırstan başka ne idi? burada namuslu insanlar arasında sakin ölümü bekleyecektim. hırs, hiddet neme gerekti? yapamadım. koştum tütüncüye, kalem kâğıt aldım. oturdum. adanın tenha yollarında gezerken canım sıkılırsa küçük değnekler yontmak için cebimde taşıdığım çakımı çıkardım. kalemi yonttum. yonttuktan sonra tuttum, öptüm. yazmasam deli olacaktım.

--- alıntı ---
devamını gör...

çok çok uzun zaman önce, henüz malum sözlük daha ele ayağa düşmemişken olacakları hissedip, bazı yazarlarla birlikte tasımı tarağımı toplayıp, kabuğumu alıp, kapıyı çarpıp çıkmıştım. tabi biz tosbağayız evimizi sırtımızda taşıyoruz, o sebepten yeni bir ev arayışına da girmemiştim. tabiri caizse sözlük kavramını dahi unutmuştum. neydi, nasıldı, nasıl yazılırdı tamamen silmişim beynimden.

sonrasında bir vesile ile buradan haberim oldu. kalıcı gelmedim aslında, bir bakıp çıkacaktım. zaman zaman arama yaparken sözlüklere bakmak zorunda kaldığımda, ortalığı çöp dağlarının kaplamış olduğunu görmem yüzünden, samimi olarak söylemek gerekirse, burası içinde pek bir umut beslemiyordum.

biraz etrafı dolaştım, tanımları okudum. hımm fena değil, idare eder yahu falan demeye başladım. sonrasında da içeride buldum kendimi. marul, dut yaprağı falan ikram etmiyorlar ama yine de hizmetleri fena değil. kızıl öfke, kitle imha silahı yoldaş'a rağmen sevdim burayı. şimdilik buralardayız. birbirimize bortagal atıp duruyoruz.
devamını gör...

ağız tadını yerine getirendir. uyanır uyanmaz bir fincan kahve ile güne başlamak alışkanlık haline gelmiş bünyeler için olmazsa olmazdır. içilmezse tüm gün keyifsiz gelebilir.
devamını gör...

2007 yapımı ispanyol korku-gerilim filmi..

jaume balaguero yönettiği film, itfaiyecilerin bir gecesini konu alan 3. sınıf bir tv programının kamerasından beyaz perdeye yansıyor. genç kızımızın itfaiyecilerle röportaj yaptığı sırada, bir alarm verilir, itfaiyeciler oraya gider, kızımız ve kameraman kardeşimizle beraber bir apartmana gireriz ve olay orada kopar.

klasik zombi temasına, pov türüyle yaklaşan, gerçekçi atmosferiyle insanı gerçekten korkutan bir film rec. ilk başlarda çok sempatik gelen sunucu kızımız, film ilerledikçe medyanın iğrençliğini simgelercesine itici olmaya başlıyor, insanların gerilimleri, çaresizlikleri ve korkuları yaklaşık 70 dakika izleyeni esir alıyor. yıllar yıllar önce çekilen blair witch project filminin açtığı yolda, onu çok geride bırakarak ilerliyor filmimiz.

özellikle son 10 dakikada tempo iyice artıyor, ortalama ve belki de birazcık havada kalan bir finalle bitiyor film. gerçi rec 2 filminde olaylar aydınlanıyor, bu filmde akılda kalan boşluklar doluyor ancak yine de insan biraz daha ayrıntı bekliyor açıkçası.

kesinlikle türünün en iyi örneklerinden olan film, avrupa sinemasının yaratıcılığının da bir anlamda simgesi oluyor ve olabildiğince büyük övgüleri hak ediyor..
devamını gör...

kanser, hem genetik hem epigenetik bir hastalıktır. yani, kanserleşmede görülen genom değişiklikleri, dna'daki mutasyonlarla sınırlı değildir; epigenetik değişiklikler de bu süreçte rol oynamaktadır.

kanserde basitçe, 3 tane ana gen tipinden bahsedebiliriz :
1-onkogenler (kanserleşmeye neden olan genler),
2-proto-onkogenler (normalde sorunsuz yaratmayan fakat çeşitli mutasyonlar sonucu onkogenlere dönüşebilen genler)
3-tümör baskılayıcı genler (kontrolsüz büyümeyi baskılayan genler)

genetik olarak, dna'da mutasyon birikmesi sonucunda kanserleşme oluşur. bu mutasyonlar genetik olarak aileden gelebilir ya da dış etmenlerle (sigara, uv, vs) sonradan edinilebilir. örneğin, bir tümör baskılayıcı gende oluşan mutasyon, bu genin işlevini (yani kontrolsüz büyümeyi) bozabilir ve kanserleşmenin yolunu açabilir. bunun sonucu olarak hücrenin kontrolsüz büyümesi, değişmesi, ve sonrasında yayılması görülür. dolayısıyla, kanserlerde sıklıkla hücre döngüsünü, bunun regülasyonunu ve dna tamir mekanizmalarını etkileyen genlerde mutasyonların saptanması şaşırtıcı değildir. fakat genetik, tek başına, kanserleşme mekanizmalarının aydınlatılmasında yetersiz kalmaktadır. burada devreye epigenetik girer.

epigenetik, gen ifadesini düzenleyen ancak (genetikten farklı olarak) dna dizisini etkilemeyen olaylar (metilasyon, histon modifikasyonları, vs) ile ilgilenir. bu epigenetik değişimler, dna dizisindeki nükleotitlerin dizisini değiştirmez, fakat genlerin ifade miktarlarını belirler. örneğin, epigenetik değişimlerle onkogenlerin aktivasyonu (aşırı üretimi) ve tümör baskılayıcı genlerin fonksiyonunu yitirmesi ya da işlevinin azalması sonucunda da, dna dizisi değişmeden, kanserleşmenin yolu açılabilmektedir.
devamını gör...

hayat tecrübesi + zeka canım.
devamını gör...

tebrikler, hogwarts cadılık ve büyücülük okuluna kabul edildiniz. hes kodunuzu almayı unutmayın.
devamını gör...

şekli "le" harfine benzediği için " le profili" olarak geçen, inşaat ve makine mühendisliği gibi çelik konstrüksiyonun kullanıldığı yerlerde sıklıkla kullanılan bir yapı elemanıdır. le harfinin kanatlarının uzunluğu birbirine eşit olabilir veya klasik le harfi gibi yere yatay duran kanadı kısa olabilir. çelik olabileceği gibi alimünyum veya plastik malzemeden yapılabilir. ancak inşaat ve makinecilikte kullanılan genelde çelik olanıdır.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

diğer adıyla, "sanat zehirlenmesi" veya "floransa sendromu" kişinin çok beğendiği, hayranlık duyduğu bir sanat eseri karşısında kendisinden geçmesidir.
kalp çarpıntısı, sersemlik, halüsinasyon görme ve bayılmaya kadar gidebilen semptomları mevcut.
bu sendromu ilk tanımlayan kişi: graziella magherini'dir.
sendrom ismini, 19. yüzyılda yaşamış olan fransız yazar stendhal'ın 1871'deki floransa ziyaretinde, machiavelli, michelangelo ve galileo gibi dahilerin mezarlarının bulunduğu , santa croce bazilikası'nda, giotto'nun fresklerini gördüğü anda oluşan duygu yoğunluğundan alır.
ve bu duygu yoğunluğunu şöyle tanımlar:
"floransa'da olmaktan, o muhteşem insanların mezarında dolaşmaktan dolayı kendimden geçmiştim. bu yüce güzelliğin düşüncesi beni avuçları içine almıştı. bir an ilahi hislere gömüldüm. o an her şey ruhuma sahicilikle hitap etmeye başladı. ah, keşke unutabilsem. kalbim hızla atmaya başlamıştı . hayat gözlerimin önünden çekilmişti. yürürken yere yuvarlanıp gitmekten korktum."
devamını gör...

ibn haldun,yalandantehlike
atatürk düşmanı vasıfsızlardır. nick altları bunun gibilerden tiksinen insanların yazıları ile doludur.
devamını gör...

kendimi sevmememin de etkisiyle çok şiddetli yaşadığım duygu.
devamını gör...

sıcaklık ölçmeye yarayan aygıt. uzun süre boyunca cıvalı olanlarını kullandık ancak son yıllarda dijital olanları da kullanılıyor artık.

eski tip cıvalı termometre:

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

dijital termometre:

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

(bkz: zülal_kalender1).
devamını gör...

rus mu rusyalı mı veya ingiliz mi ingiltereli mi deriz diye bir bağlantı kurarsak sanırım türküz.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim