ince fikirli olmaları ve etraflarını çok fazla düşünmeleri. sonuç olarak hep üzülen tarafta olmaları.
devamını gör...

oblomov’u sadece tembel olarak tanımlamak yetersiz kalır; çünkü oblomov işin özünde tembel olmaktan hoşlanmıyordu. çalışmadığı için mutsuzdu. tembel olmaktan keyif almıyordu, aksine bu durumdan şikayetçiydi. o halde neden tembellik yapıyordu? bir işi olmadığı için mi? hayır. oblomov geçmişte bir devlet dairesinde memurdu; fakat onu da sudan bir sebeple bırakmıştı. bu sadece işle ilgili bir mesele değil. oblomov her konuda böyleydi.

oblomovluk işte tam olarak budur. sorunların ve çözümlerin farkındasındır. yaşantını değiştirmek için sürekli birbirinden güzel planlar yaparsın; ama o planları asla uygulayamazsın.

bir doğu ülkesi olan rusya’nın çocuğudur oblomov. rusya, batı ülkelerinin aksine sürekli bir ilerleme süreci içinde olmamıştı. avrupa’da teknolojik, bilimsel, kültürel, felsefi ve ekonomik gelişmeler yaşanmıştı. tüm bu gelişmelerin sonucunda batı insanı çalışmayı bir erdem olarak kabul etmiş, elini kirletmekten asla çekinmemişti. batı toplumu dinamiktir. rusya ise toplumsal yapısı gereği hiçbir zaman aynı dinamizme sahip olamamış, sanayileşmeyi, kapitalizmi ve ülkeyi değiştiren bütün ideolojileri batıdan almıştı. rusya’nın köylerinde hayat yüzyıllar boyunca hiç değişmeden devam etmişti.

oblomovluk, yani oblomov’un kendi içinde yaşadığı çelişkiler; rusya’nın yüzyıllar boyunca süren durağanlığından sonra 19. yüzyılda değişmeye başlaması ama bunu kendi toplumsal dinamikleriyle değil de batı gücünün baskısıyla yapması yüzündendi. oblomov, ülkesinin değişmekte olduğunu ve kendisinin de değişmek zorunda olduğunu fark etmişti. köyündeki tüm mal varlığının yönetimini kahyasına devredip kente taşınmış ama hayalindeki değişimi bir türlü sağlayamamıştı. bir rus çocuğu olarak alışmış olduğu rus yaşam tarzını bırakmak zorunda olduğunu görmüş ama bir türlü bırakamamıştı; işte oblomov'u oblomov yapan şey tam olarak buydu.
devamını gör...

kanguru musun kızım sen diyip, ağzının payını vermeniz gerekir.*

ama yapmayın, zira içinden bir pelin su çıkıverir ve hayatınızın zılgıtını yersiniz.*
devamını gör...

sen birazdan her işi halledeceksin
az daha oyalan.
devamını gör...

biz toplum olarak batı ile doğunun arasında kalmışız. batıya kaysak doğu sıkıştırıyor, doğuya kaysak batı sıkıştırıyor. kendi halimize takılmak gibi bir lüksümüz yok. batılılaşalım özgürleşelim dedikçe doğu kültürünü seven tayfa da modernleşmeyi hristiyanlaşmak sanıp çağdaş olmak haramdır diye ortalığı yaygara verip milletin rahatlamasına, dünyadan tat almasını engelliyor. bu toplum da bu olaylardan iki dere bir arada kalmaktan sinirini atamıyor. türk insanın sinirli olması tamamen yanlış siyasettir.
devamını gör...

her şeyi bildiğini sanması.

şu yaşıma dek hiçbir şey bilmeyen bir cahil görmedim.*
devamını gör...

dünya üzerindeki bir noktanın yerini belirlemeyi sağlayan, paralel ve meridyenlerden oluşan değerlerdir.
devamını gör...

eksikliği,doyma hissine engel olur.çocukları ve bebekleri obezleştirir.tedavisi son derece pahalı olup her seferinde olumlu sonuç alınmayabilir.
samsun'da yaşayan yağız bebek bu hastalığa bir örnektir.
www.cnnturk.com/turkiye/yag...
devamını gör...

arada sırada sırf daktilo sesi için dinlediğim cem karaca şarkısı. daktilo'nun müzik aleti olarak kullanılması falan, mükemmel bir şey.

devamını gör...

kafa sözlük içerisindeki tanım / başlık oranlarına bakarsak çok başlık açarak sözlüğün büyümesine yardımcı olan yazarlardan biri.

açtığı başlıklar da eften püften değil, kısa tanım yapıp geçiyor çoğu zaman ama insanı meraka sürükleyip araştırmaya yönelten şeyler çoğu.

geçenlerde yazdığı bir şeye istinaden mesaj atıp "merak ettim, araştıracağım ben bunu" dediğim şeyin içinden daha çıkamadım. *

daim olsun.
devamını gör...

sabah kahvaltısını kruvasan ve filtre kahve ile yapan beyaz yakalı.
devamını gör...

her kuşu öptük bir leylek kaldı demekle yetindiğim hede.
devamını gör...

kazıklı maria'nın b*k gibi book reviews serisinde şu sıralar incelemekte olduğu kitap.
(bkz: kazıklımaria)
devamını gör...

da vinci'nin 1503 tarihli la gioconda'sı. louvre müzesi'nin en ünlü eseri. önünde her daim eserin fotoğrafını çeken bir kalabalık bulabilirsiniz. yanına yaklaşması bile zor olduğu için göz ucuyla biraz inceleyip müzedeki diğer muhteşem eserleri gezmenizi tavsiye ederim.
devamını gör...

destekleyeceğim güzel proje.
her zamanki gibi yine kafa sözlük farkı ve kalitesi.
devamını gör...

englishman in new york şarkısında benim gibi çayı kahveye tercih eden, hoş sesli güzel şarkıları olan dev sanatçı.
devamını gör...

bu gün işten çıkarıldım. son zamanlarda motivasyonum çok düşmüştü evet ama en azından bir yıl daha çalışmam gerekiyordu orada. çok korkuyorum sözlük, kendi ayaklarımın üstünde durmaya çalışmayı becerememekten, her şeyin daha da kötü olacağından. sorumluluklarımın ve borçlarımın altında eziliyorum. kafam bomboş ama aynı zamanda çok da dolu. aslında kurtulduğum için derin bir oh çekmek istiyorum ama türkiye'de yaşadığımı hatırlıyorum sonra. emek sömürücüleri ve liyakatsiz iş ortamlarını biliyorum. bunlarla birlikte yeni bir iş bulsam bile muhtemelen daha kötü şartları olacak. bana biraz daha zaman lazım. ama çok yoruldum sözlük. çok zorlanıyorum.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

uzaktan kumandalı oyuncak araba. ne yazık ki kız çocuğunun ne işi olur oyuncak arabayla diyerek almamışlardı. yıllar sonra gittim kendim aldım. ne zaman elime kumandası geçse hevesimi alana kadar asla bırakmam.
devamını gör...

tuvaleti kullandıktan sonra sifonu çekmeyen kim yaa ?!
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim