yok saymaktır. o insana değer vermediğinizi veya o insanın sizin için hiçbir anlam ifade etmediğini hissettirdiğiniz andır. önce umursamaz zamanla sizin değerinizi anlar, sinirlenmeye öfkelenmeye başlar ve zamanla da sizi kaybettigine pişman olur. işte yok saymanın getirdiği o pişmanlık bir insana yapılabilecek en büyük kötülüktür.
devamını gör...

regl ağrısı birde sevdiğin kişinin yalanını yakalamak
devamını gör...

bir insanın ne kadar şanssız ne kadar talihsiz olduğunu anlatmak için kullanılan ve çölde denk gelinen kutup ayısının bir diğer versiyonu olan sözün ilk kısmıdır.

günlük hayatımda ne çok kullandığım sözlerden biridir. zira ben bu sözü çok sık kullanacak kadar şanssız ya da talihsiz olabiliyorum. daha önce çocukluğumda kendi zeka seviyem yüzünden yaşadığım ve dünyada çok az kişinin başına gelmiş olabilecek saman balyası olayından bahsetmiştim.

bu söze ilk kez 2008 yılında izlediğim ve vasat bulmama rağmen bir yandan da eğlendiğim murat şeker’in yönettiği, başrollerinde sarp apak, gürgen öz ve tuba ünsal’ın oynadığı, daha sonradan ün konusunda alıp yürüyen serenay sarıkaya’nın ise bir görünüp kaybolduğu plajda filminde rast gelmiştim. bu sözü filmde sarp apak’ın canlandırdığı karakter söylemekte idi.

sözün devam kısmında çocukluğumuz kahramanlarından birinin adının geçiyor oluşu çok önemli ve ruha dokunur olsa da bu kahramanın bahsedilen kısmı o kadar da hoş değil.

çölde su ararken ütü bulan talihsiz bir insan voltran’ı oluşturduğunda da kafiye gereği mecburen neresi olacaktır tahmin edebilirsiniz.
devamını gör...

bir daha yaşanması mümkün olmayan anlar olduğu için en belirgin iki his hüzün ve özlemdir.
devamını gör...

cengiz aytmatov'un roman'ıdır.

sallantılı varlığımızda hiç bir şey bize daima bizde kalması için verilmemiştir. her şey bir burgaca kapılır, bazen görünür, bazen kaybolur, yeniden meydana çıkar ve sonra yine silinir. bunun içindir ki hislerimizi damgalayarak, ebedileştirerek değişmez bir şekilde ifade yollarını arıyoruz.
devamını gör...

(bkz: ben)
devamını gör...

söylenmek. her konuda. her an. her yerde. canım babam.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kafayı sıyırmamak adına burada hunharca yazı yazacağım dediğim başlıktır.

ha bu arada.. ehe, selam, ben geldim. birkaç gün ayrı kalmak yeter dedim yahu. zaten ben de inanmamıştım buradan tamamen gideceğime. evet, yemedim, içmedim, düşündüm. bir şeyler iyiye gitmiyorsa iyiye gitmesi için çabalamak gerek. tüü kötü oldu burası, püü niteliksiz oldu demek yerine daha güzel tanımlarla gelmeli. kaçmamalı. hele ki yazmayı çook seviyorsak. hem amaç eğlenmek değil miydi yahu? biz ne ara birbirimizi üzer hale geldik.. hem orada kafa izninde yazması da hiç hoşuma gitmedi yahu. ne kafa izni, kafa izni ne?

etliye sütlüye de hiiiç karışmayacağım.* kimsenin ponçik kalbini de kırmak istemiyorum boş yere. sanal ortam olunca bazen kendimizde bazı haklar görüveriyoruz. sanki anonim diye herkese her şeyi söyleyebilirmişiz gibi geliyor ama yapmamak gerek. siber zorbalık bu sanki.*

like the legend of the phoenix, all ends with beginnings.
devamını gör...

kendisini akıllı sanan çakal esnaftır.
devamını gör...

yine gelmiş sadece islamı eleştiriyorcular, adamlar sadece size, sizin dayatmalarınıza yani kısaca islam zorbalığına maruz kaldığı, islam mensuplarıyla tartışma fırsatı bulduğu için olabilir mi? yoksa adam sadece sizin değil tüm dinlerin tanrılarına eşit mesafede uzak ve inanmıyor bir farkı yok.
dinle ahlakın farklı şeyler olduğundan bihabere değinmiyorum bile. adam karısı başkasıyla yatsa laf yapar falan yazmış ilginç kafa. dine inanmayanlar karısını peşkeş çekiyor sanıyor. bu mantıkla dine inananlar da sözde zinadan korkar, kimseyle yapmaz olmalı dimi; ama elalemin namusuna göz koyan hatta tecavüz etmeye çalışan hatta hayvanından damacanasına kadar hallenenler de hep müslümanlar bu nasıl oluyor? *
devamını gör...

moda

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

beni bulun ve yemek ısmarlayın ben sizi gezdiririm
devamını gör...

amerikalı mühendis edward a. murphy jr. tarafından 1949 yılında kaliforniya'da bir görev esnasında mx981 kod adında bir çarpışma testi üzerinde çalışılıyor. bu testte onunla beraber çalışan bir teknisyen sürekli kablolama aşamasında hata buluyor ve sonuca ulaşamıyorlar. bunu gözlemleyen edward, murhpy kanunlarının fitilini ateşleyen o ilk sözü o teknisyen için söylüyor. 'bir işi yanlış yapmanın bir yolu varsa bu adam onu mutlaka bulur' şeklinde ifade ettiği bu sözle tüm dünyayı çalkalayacak kanunların ilk adımını atıyor.

yine aynı yıllar edwar'ın arkadaşı john strapp, çarpışma testinin basın toplantısında 'yıllar yılı devam ettiğimiz bu testlerin güvenle, aksamadan devam etmesi edward murphy'nın önümüze sunduğu 'murphy kanunlarını' görmezden gelmiş olmamızdan dolayı yaşanmakta' diyor. bu toplantıda tüm detaylarıyla bu kanunlara değiniliyor ve kaliforniya hatta abd sınırlanırı aşarak dünyada yankı bulmaya başlıyor.

ilk yıllar çok kısıtlı sayıda olan bu yasalar gün geçtikçe sayısı artıyor. aynı minvalde bir çok özdeyiş ekleniyor. genelde negatif, olumsuz durumlar için lanse edilsede aslında olumlu durumlar içinde bazı özdeyişleri bulunuyor. fakat halk arasında daha çok kötü diyebileceğimiz olayların bir bakıma mizahıda yapılarak karşılık buluyor ve olumlular unutulup gidiyor.

bu kanunlar sözde kalmayıp yazıya da dökülüyor tabi. bir kitap haline getiriliyor ve akıllarda daha çok kalması sağlanıyor. ironi içeren bir çok duruma açıklamalar getiren bu kanunlar harvey hutter tarafından kitap haline getirilmiş durumda. hayatın bir çok alanına, farklı insanlara ve mesleklerdeki kişilerin başına gelen, gündelik ya da özel hayatlarında olan olaylara ışık tutarak pratik çözümler sunuyor bu kitapta okuyuculara sayın hutter.

bazı kanunları aşagıya bırakıyorum ki konu daha detaylı anlaşılsın. açıkçası benim zihnim bu kanunlarla bizim nasıl daha verimli bir hayat sürebileceğimizi anlayamadı. ve bana şöyle gibi geliyor biraz bu. olumsuzu düşünürsen olumsuz olur. ne alaka diyeceksiniz belki murhpy amcanın arkadaşı john abinin dediği cümle beni böyle düşünmeye itti. yani görmezden gelirsek hatalar, başarısızlıklar, zartlar zurtlar, zincirleme olaylar oluşmaz. yani bu abi benim kafamı bu yönde çalışmaya itti. hayır yani ben bu olumsuzlukları bilmem ve düşünmem bana kaygıdan başka bir şey getirmez ki zaten ve bu kaygılar bir diğerini açığa çıkarır ve ve evrene verdiğimiz kaygılı sinyaller daha kaygılı olayların başımıza gelmesini sağlar.

ay ne bileyim ben bana göre fazla düşünmeyin bu işleri. insanı hasta eder valla. sürekli bir olumsuzu beklemek falan püfff hiç bana göre değil. görmeyin anacım duymayın bunları. bunlar gerçek değil hahah.


-bir şeylerin ters gitmesi bir doğa kanunudur. bu sebeple her şey yolunda gidiyor gibi görünüyorsa dikkat edin, mutlaka ters giden bir şeyler vardır.
- birkaç şeyin ters gitme olasılığı varsa, bunların arasında en kötü sonuçlar doğuracak olanı ters gider.
- geç kaldığınız süre ile trafik sıkışıklığı doğru orantılıdır.
- bozulan bir şeyin neresinin bozuk olduğunu tamirciye göstermeye çalıştığınız an, o şeyin çalışması için en uygun andır.
- çok etkileyici bir şey yaptığınızda mutlaka yalnız olursunuz.
- her şey yolunda gidiyor gibi görünüyorsa, senin dünyadan haberin yoktur.
- dostlar hayatınıza gelir gider, düşmanlarsa hep birikir.
- herhangi bir şeyi beğenirseniz o derhal üretimden kaldırılır.
- sigara dumanı her zaman grupta sigara içmeyen kişilere doğru gider.
- yere düşürdüğünüz alışveriş çantası daima içinde yumurta olan çantadır.
- yanlış numara hiçbir zaman meşgul çalmaz.
- bir şeyin ters gitmesi için dört yol olduğunu düşünüp hepsi için önlem alabilirsiniz, ancak beşinci bir yol mutlaka vardır.
- kameranızın hafızasında yer kalıp kalmadığından emin değilseniz kesinlikle yer kalmamıştır.
- kıyafetinizin şıklığı ile üzerinize çamur sıçratan aracın büyüklüğü arasında ciddi bir ilişki vardır.
- ta ki siz diğer şeride geçinceye kadar diğer şeritte trafik hep daha açıktır.
- banyoda düşebilecek bir şey varsa mutlaka tuvaletin içine düşer.
- radyoyu ne zaman açarsanız açın, en sevdiğiniz şarkının son melodisini duyarsınız.
- birileriyle karşılaşma ihtimalin ona hiç görünmek istemediğin zaman en üst düzeydedir.
- bütün büyük buluşlar yanlışlıkla ve yalnızken yapılır.
- hayattaki en güzel şeyler; ya kanun dışı, ya ahlak dışı ya da şişmanlatıcıdır.
- hiçbir iyilik cezasız kalmaz.
- sahip olduğunuz en hassas şey düşüp kırılacak olandır.
- bir işi yapmanın en kolay yolu ancak o iş bittikten sonra aklınıza gelir.
- hiçbir şey göründüğü kadar kısa sürmez.
- öğretmen, sınav sırasında sadece aptalca bir şey yazdığınız esnada başınıza gelip yazdıklarınızı okur.
- tereyağının sertliği ile üzerine süreceğiniz ekmeğin yumuşaklığı doğru orantılıdır.
- rüzgar daima saçınızı en çok bozacak yönde eser.
- en gizli evraklar herkesin kullandığı fotokopi makinesinde unutulur.
- sinemada sıranın tam da ortasında oturanlar salona en son girerler.
- bozuk bir alet tamire geldiğinde kesinlikle çalışır.
- bilgisayarda ne kadar ders çalışırsanız çalışın, anneniz içeri siz oyun oynarken girer.
- kolay yol her zaman mayınlanmış, kısa yolda ise trafik sıkışmıştır.
- sen gırgır geçmeye başladığın anda patron hemen kapıda görünür.
- ne zaman ki bir şeyden vazgeçseniz, vazgeçtiğiniz o şey size hemen geri gelir.
- hiçbir şirkette cuma günleri hasta adam bulunmaz. çünkü ertesi gün cumartesidir.
- herhangi bir şeyin olma olasılığı arzu edilirliğiyle ters orantılıdır.
- bir şey doğru olamayacak kadar iyiyse muhtemelen doğru değildir.
- yeni kravat, mutlaka çorbanın içine girer.
- mağazada ayağa en çok uyan ayakkabı, genellikle en çirkin olan ayakkabıdır.
- bir eliniz doluyken kapıyı açmanız gerekirse, anahtarınız mutlaka dolu elinizin bulunduğu taraftaki cebinizdedir.
- tam da tırnaklarınızı kestiğiniz gün, karşınıza kazıması çok eğlenceli bir şey çıkması için en uygun gündür.
- bir hata ikinci kez yapılmaz. ikinci kez yapıyorsanız, siz bunu üçüncü kez de yapacaksınız demektir.
- kaybettiğiniz bir şeyi ancak onun yerine yenisini aldığınızda bulabilirsiniz.
- bir şirkette birinin unvanı ne kadar uzunsa, yaptığı iş o kadar önemsizdir.
- otomobil tamir ederken düşürdüğünüz alet, her zaman aracın en ulaşılmaz yerine kaçar.
- asla paranızın yeteceği şeyi istemezsiniz.
- yeni aldığınız bir şeyin ucuzunu bulmak için ne kadar aranırsanız aranın, en ucuz seçeneği ancak alışveriş bittikten sonra bulursunuz.
- değerli bir şeyin düştüğü yer, daima parmak ucunuzun bir santim ilerisidir.
- ne zaman sınava çalışacak olsak uykumuz gelir, sınavdan sonra uykumuz açılır.
- beklenmedik bir anda elinize geçen boş vakti mutlaka boşa harcarsınız.
- evli bir çiftin aynı konuda “evet” dediği en son yer nikah masasıdır.
- ne zaman ki işler iyi gidiyor gibi gözükse, mutlaka bir şeyleri gözden kaçırıyorsundur.
- popüler olan kişi, sevilmemeye mahkumdur.
devamını gör...

filmin başında harika bir avukatın nasıl olduğunu öğreneceğimi sanarken bambaşka bir hikayeyle karşıma gelen,çok daha derin anlamlar çıkan izlemeye bayıldığım al pacino'nun oynadığı film.

filmin kibir ve hırsın şeytanın en sevdiği özellik olduğu ve bunlarla insanları nasıl elinde oynattığı mesajını çok güzel bir şekilde verdiğini düşünüyorum.
dava kaybetmeyen kevin lomax'ın sahne aldığı davaların hepsinin de şeytani fikirlerin sonucu olması da şeytanın el attığını gösterir nitelikte.

kevin lomax'ın john milton'un çoçuğu olduğunu nedense en başlarda anlamıştım,bence bu kadar hızlı bu mesaj verilmemeliydi.


dine karşı son kısımlarda olan isyan kibirin zirve noktası oldu.

ancak sonucu gören kevin lomax'ın gerçek hayata döndükten sonra sonucu görüp doğru olanı yapması çok iyiydi.


gerçekten izlenmesi gereken bir film. keyifli seyirler.
devamını gör...

bu hayat da ne ki!.. dar, karanlık odam
sıkıntı dolu; pencereden rüzgar giriyor...
dışarıdaki tek vişne ağacı bile
donmuş camdan görünmez oldu. belki çoktan ölmüştür.
hayat mı bu!


dostoyevski | ezilenler
devamını gör...

yardım ettiğim turist çiftin bana dürüm getirmesi.medeniyetini sevdiklerim.
devamını gör...

insan 16 yaşındayken dünyayı değiştireceğini düşünür.18 olduğunda düşünceleri sert bir kayaya çarpar. 20 yaşına geldiğinde hiçbir şey değiştiremeyeceğini anlar 25 yaşına geldiğinde ise dünyanın onu değiştirdiğini fark eder. ve insan 25 yaşında ölür, 75 yaşında gömülür.
tarkovski
yani dostlarım, tam da hiçbir şeyi değiştiremeyeceğimi anladıktan birkaç tık sonraki yaştayım. ölür müyüm bilmem de yaşamadığım kesin.
devamını gör...

sonuna kadar sabit fikirli olmaları,değişmek istememeleri,yönetmekten bi haber olmaları daha uzar gider bu liste.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim