hali hazırda öğrenci olarak bulunduğum eskişehir'dir bence, havası biraz sert fakat aradığınız her şeyi bulabileceğiniz, kaostan uzak bir şehirdir. izmir, ankara ve istanbul'u da gezip gördüm, farklı şehirler de gördüm, pek fazla yaklaşabileni görmedim açıkçası.
devamını gör...

''geç gelen adalet, adalet değildir'' sözüne vurgu yapan, kemal sunal ve savaş yurttaş'ın başrollerini paylaştığı 1987 yılında yayınlanan filmdir.

kemal sunal'ın birçok filmi güldürürken düşündürüp sistem eleştirisini içerisinde bulundurduğu için izlerken büyük keyif duydum fakat bundan 34-35 yıl öncesi ile şu anki yargı sisteminin trajikomik hali tüylerimi ürpertti doğrusu. o günden bu güne nasıl olur da yargı sisteminde neredeyse hiçbir şey değişmez? nasıl olur da hukuk sistemi yaşamı bu kadar zorlaştıran bir halde ilerlemeye devam eder? düşünmesi izleyiciye kalmış. düşünelim bakalım.

edit: filmi izlerken sinirlerinize hakim olamıyorsunuz onun da uyarısını yapayım. küçük bir olay için aylarca hatta yıllarca insanların nasıl yıprandığına şahitlik ediyorsunuz çünkü. bu ülkede adaleti aramak bile hem masraf, hem israf. zaman israfı. ah bir de bulunsa keşke.


dava aç ve sonra avukat tut, masraf. şahitleri getir- götür masraf. dava temyize gitsin sonrasında hakim değişsin, döngüyü tekrarla, masraf. hakim köye incelemeye gelsin, masraf. hadi parayı da geçtim, insanların bir umut içerisinde günlerinin, aylarının, yıllarının geçmesine ne demeli?



avukat: ''kolayı olur mu? hukuk işi kardeşim bu, her şeyin bir usulü var.''
devamını gör...

devrecilik psikolojisi sanki.. minik minik sataşalım.

her acı bir tecrübe olur, z nesillerin de ruhu katılaşır taş gibi olur nihayetinde.

buraya geldiğimde 12 yaşındaydım. her tür pis işi yaptım. sadece vücudum için kullanmaya çalışanlar oldu beni. her gün şampuanladığım masum pipim ortalık malı oldu. çok kez ağladım kimseye demeden. yemin ettim o salı gecesi. benden sonra gelen nesilleri mahvedeceğim dedim. sadece kız olursa iyi davranacağım dedim.

çok ezildik, çok hor görüldük. 15 tane pipo içen entel aynı anda argüman dedi bana. seküler dediler bağırarak. kulaklarımı tıkadım. uyku uyuyamadım.

kahrolsun z nesiller. siteyi mahvettiler. kalite düştü iyice. defolup gitsinler pis ibibikler.
devamını gör...

aklmızda kalanları yazma köşemiz ben başlıyorum.
covid-19 aşısının halkımıza ücretsiz vurulmasını öneren önerge akp ve mhp oylarıyla reddedildi.
devamını gör...

müdürün keline şaplağı yapıştırı yapıştırıverip onu deli ederdim.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

temel ihtiyaçlar dışında kitaplardır.
devamını gör...

boş beleş insanların ergenler tarafından ünlü yapılması hadisesi.
bas auto tune'yi ben de şarkı çıkarırım.
edit: düzeltme
devamını gör...

evi yakmak çözüm değil. hamile kız bir çocuk getirecek dünyaya. bu travmadan sonra asıl o çocuk ne olacak?

evladına cinsel arzu duyan hiçkimsenin savunması olamaz, bu suçlar için bambaşka bir ceza bulunmalı. çocuğunun, karısının varsa başka çocuklarının ve en önemlisi dünyaya gelecek çocuğun hayatını birden mahvettiği için.
devamını gör...

hollandalı, post empresyonist ressam.
en ünlü tablosu olan yıldızlı gece'nin hikayesi ise şöyledir:

van gogh çeşitli zihinsel rahatsızlıkları sebebiyle akıl hastahanesinde tedavi görmektedir. odasında, önünde parmaklık bulunan ufacık bir penceresi vardır. van gogh her gün o parmaklıklara yapışarak gördüğü manzarayı izlemektedir. işte o manzara yıldızlı gece'yi yaratacak olan saint remy de provence manzarasıdır. van gogh, daracık penceresinde gördüğü bu kendinden çerçeveli tabloyu tuvaline aktarır, elbette van gogh farkıyla.. işte yıldızlı gece ortaya çıkmıştır: saint remy de provence şehrinin düşsel bir yorumu.
uzun araştırmalar sonunda, tablonun 25 mayıs 1889, saat 04:40’taki gökyüzünü gösterdiği tespit edilmiştir. ay’ın henüz ilk hilal biçiminde olması ve venüs gezegeninin ufukta görüntülenmiş olmasından yola çıkılarak tablodaki yıldız ve gezegenlerin gün doğarken resmedildiği anlaşılmıştır. van gogh, kardeşi theo'ya yazdığı mektupta bu resimle alakalı şöyle diyor:

"demir parmaklıklı penceremde adeta bir buğday tarlası görüyorum. sabahları ise gün doğumunu tüm ihtişamıyla izliyorum."

"yıldızlara bakmak beni daima hayal dünyasına daldırır. kendime sorarım, fransa haritasındaki noktalar arasında seyahat edip belli bir noktaya ulaşıyoruz da neden gökyüzündeki bu parlak noktalara ulaşamıyoruz? nasıl trene atlayıp tarascon’a ya da rouen’e gidiyorsak yıldızlara ulaşmak için de ölebiliriz."

van gogh'un yıldızlara olan bu hayranlığı sadece yıldızlı gece olarak bilinen o tabloda ortaya çıkmış değildir. pek bilinmese de van gogh, birden fazla yıldızlı gece tasviri çizmiştir.

kuşkusuz ki yıldızlı gece sanat tarihine adını altın harflerle yazdırmıştır. insanoğlunda da, sadece tanrının sahip olduğu yaratım yeteneğinin kırıntılarının olduğunu bize göstermiştir.
devamını gör...

o kısa hayatta koronaya denk geldi. bu bahtsızlığımız üzüyor beni.
devamını gör...

dışarıda yemek yemeye gidince kola yerine ayran söylediğin o an.

(bkz: o an)
devamını gör...

1940; bir alman askeri, silah arkadaşının sigarasını "lav silahı" ile yakarken.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

görsel kaynağı
devamını gör...

rahatsız olanların, kendileri kullanmayarak çözebileceği sorun. ama olur mu? illa bir dikte, illa bir bilmişlik, illa bir kural koyma, illa bir parmak sallama, bıdı bıdı yapma olacak. bu başlığın ne farkı var bütün gün mahalleliyi izleyip dedikodu yaparken, abi geçinip bıyık buran esnaftan. siz listeyi hazırlayın biz ona göre davranırız.
devamını gör...

karambol başta olmak üzere emeği geçen herkese teşekkürler. devamını da görmek ümidiyle...
devamını gör...

valla hiç tatlı falan değil bizim don kişot öyle bir hapşırıyor ki yerden havaya kalkıyor.
devamını gör...

vay anasını hoş geldin mesajı mı geliyormuş. bana gelmedi ki. ben de bu yoğunlukta boş vakit bulursam tanım girmeye çalışıyorum faydam olsun diye. zaten aklıma bişey de gelmiyor yazacak. o kadar kitap okudum ama kasıyorum zor buluyorum yazacak bişey. ilk başta kağıda yazıyorum. beğenmediğim yerleri karalıyorum. 1 top a4 kağıdı sipariş ettikten sonra delete tuşunun işlevini yeni öğrendim. bazen kendimi geri zekalı gibi hissediyorum. bana da mesaj yollayın sayın yönetim. çok yalnızım. belki beynimin bağı çözülür.

edit: allah çarpsın enter tuşuna basar basmaz geldi. sağolasın sayın homeros.
devamını gör...

bilim denilince akan sular durur benim için.
her ne kadar meteoroloji olmasa da merakla beklediğim yayındır.
şimdiden verdiğiniz emekler için teşekkürler.
9'da görüşürüz.*
devamını gör...
(tematik)

önüne geldiği ifadenin niceliğini belirten ''her'' ve ''bazı'' sözcüklerine niceleyici denir.

iki tane niceleyici vardır:

1) (bkz: varlıksal niceleyiciler).

2) (bkz: evrensel niceleyiciler).
devamını gör...

lise de "eğitime destek" temalı bir slogan yarışması vardı. o yarışmada "bedenin seni üç gün yaşatır, eğitime verdiğin destek seni bir ömür boyu hatırlatır" diye bir slogan uydurup 3. olmuştum. valla hiç umudum yoktu ama okulun bahçesinde ismim okununca havalı havalı kürsüye çıkışı mi hiç unutmam, ödül olarak da fotoğraf albümü vermişti pinti müdür. öyle işte sözlük.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim