mahlasını beğendiğiniz yazarlar
(bkz: diyerek noktalıyorum)
sözlük için en uygun mahlas bence.
bonus olarak tabi ki ağzındakikanısilipişteşimdikızandövüşçü.
sözlük için en uygun mahlas bence.
bonus olarak tabi ki ağzındakikanısilipişteşimdikızandövüşçü.
devamını gör...
bir yerden tanıdık gelen yazarlar
banada tam tersi geliyo bu durum. sanki burdakiler farkli bi topluluktanmış gibi. yazdiklarindan kendine yakin hissettigim her kimse sadece burdaymış gibi.. hayatta boyle anlayışlı boyle ayni sorunlari paylasabilecegimiz insanlar yok gibi burdan başka. yada ben bulamiyorum. kimi gorsem mutlu gibi geliyo. burasininda yazarlarininda ayrı bi havası var sanki
devamını gör...
gece 03.07 sularında bütün entrylerimi beğenen yazar
begeni simgesinin yanindaki rakama tiklanildiginda, icerigin gozuktugunu bilmeyen yazarin tanimlarini begenen yazardir, eline sagliktir*.
devamını gör...
viski taşı (yazar)
devamını gör...
gorguts
metal müzikte dissonance akımını başlatmış çok önemli avant-garde death metal grubu. ilk albümleri considered dead gayet düz bir death metal albümüyken erosion of sanity ile birlikte müziklerinde hafif düzeyde deneylere gidilmiş, ancak 1998 yılında çıkardıkları üçüncü albümleri olan obscura ile -gruba yeni gelen gitarist steve hurdle'ın da yardımıyla - kendilerini efsaneleler arasına sokan özgün tarzlarını oturtabilmişler.
obscura gerçekten genel olarak metal adına önemi kolay kolay anlatılabilecek türden bir şey değil. ulcerate, deathspell omega, portal ve sayısız diğer grubun varlığını bu albüme borçluyuz da denebilir. 1 saat boyunca yerinde duramayan, uyumsuz notalarla insanı tokatlayan çok ilginç ve kaotik bir albüm. yapımında dmitri shostakovich gibi klasik müzik sanatçılarından ve biraz da doğu müziğinden ilham almışlar. sindirmesi biraz zor ama gerçekten neden bu kadar saygı duyulan bir iş olduğunu anlamak zor değil.
diskografileri şu şekilde:
considered dead (1991)
the erosion of sanity (1993)
obscura (1998)
from wisdom to hate (2001)
colored sands (2013)
pleiades" dust (2016) (ep)
obscura gerçekten genel olarak metal adına önemi kolay kolay anlatılabilecek türden bir şey değil. ulcerate, deathspell omega, portal ve sayısız diğer grubun varlığını bu albüme borçluyuz da denebilir. 1 saat boyunca yerinde duramayan, uyumsuz notalarla insanı tokatlayan çok ilginç ve kaotik bir albüm. yapımında dmitri shostakovich gibi klasik müzik sanatçılarından ve biraz da doğu müziğinden ilham almışlar. sindirmesi biraz zor ama gerçekten neden bu kadar saygı duyulan bir iş olduğunu anlamak zor değil.
diskografileri şu şekilde:
considered dead (1991)
the erosion of sanity (1993)
obscura (1998)
from wisdom to hate (2001)
colored sands (2013)
pleiades" dust (2016) (ep)
devamını gör...
sessizlik
yanında olduğum çoğu kişinin şiddetle şikayet ettiği konu, konuşamıyorum işte,böyle insanların varlığını kabullenin kendinizi de beni de germeyin diye isyan etmek istiyorum ama onlara verdiğim tepki sadece bir 'ıhı*'.
devamını gör...
ivan ilyiç'in ölümü
iş bankası kültür yayınları tarafından hasan ali yücel klasikler dizisi altında rusça aslından mazlum beyhan çevirisi ile karşımıza çıkan ivan ilyiç’in ölümü, açıkçası 104 sayfada insana yaşam dersi veren bir kitaptır. kitabın içeriğine dair yorumlarıma girmeden önce çevirisinin çok akıcı bir şekilde gerçekleştirildiği ve okurken zevk alacağınızı belirtmek isterim. çeviri işi mühim iş arkadaşlar. neyse.
kitabımızın kahramanı adından da anlaşılacağı üzere rusyada hayatını oldukça sıradan ve normal, daha doğrusu kurallara göre ve olması gerektiği gibi yaşayan ivan ilyiç’in ölümcül bir hastalığın pençesine düşmesiyle beraber başından geçenleri anlatmaktadır.
acaba merak ediyorum yukarıdaki cümlede bir şeyi fark ettiniz mi? hayatını toplumun öngördüğü kurallara ve standartlara göre yaşamış diyorum. evet düşünün bakalım, bu kişi aramızdan kim? cevap uzakta değil, içimizde.
ilyiç’in kitap boyunca sürekli daha bir yaşam kurma mücadelesi içerisinde kendi yaşamının, varlığının iplerini elinde bırakması, sonunda ölüm döşeğindeyken ben bu hayatı ne için ve kim için yaşadım sorusunu kendisine sorduğundaki cevapsızlığı ya da hayal kırıklığı, koskoca hayatında çocuğundan başka sevecek bir şey bulamaması gibi benzer hususlar emin olun size de kendi hayatınızı sorgulatacaktır.
çarpıcı bir eserdir, hazır değilseniz okumayın. çünkü fazla kafa yorarsanız yuva yıkar, insana kariyer değiştirir ama mutlaka okunması gerekir.
not: açıkçası piyasada iyi çevirisi yapıldığına inandığım bütün tolstoy kitaplarını bulma ve okuma amacında bir insanım. tolstoy okurken hiçbir kitabına inceliği ya da kalınlığı nedeniyle önyargılı yaklaşmamanızı kendinizi akışına bırakmanızı tavsiye ederim.
kitabımızın kahramanı adından da anlaşılacağı üzere rusyada hayatını oldukça sıradan ve normal, daha doğrusu kurallara göre ve olması gerektiği gibi yaşayan ivan ilyiç’in ölümcül bir hastalığın pençesine düşmesiyle beraber başından geçenleri anlatmaktadır.
acaba merak ediyorum yukarıdaki cümlede bir şeyi fark ettiniz mi? hayatını toplumun öngördüğü kurallara ve standartlara göre yaşamış diyorum. evet düşünün bakalım, bu kişi aramızdan kim? cevap uzakta değil, içimizde.
ilyiç’in kitap boyunca sürekli daha bir yaşam kurma mücadelesi içerisinde kendi yaşamının, varlığının iplerini elinde bırakması, sonunda ölüm döşeğindeyken ben bu hayatı ne için ve kim için yaşadım sorusunu kendisine sorduğundaki cevapsızlığı ya da hayal kırıklığı, koskoca hayatında çocuğundan başka sevecek bir şey bulamaması gibi benzer hususlar emin olun size de kendi hayatınızı sorgulatacaktır.
çarpıcı bir eserdir, hazır değilseniz okumayın. çünkü fazla kafa yorarsanız yuva yıkar, insana kariyer değiştirir ama mutlaka okunması gerekir.
not: açıkçası piyasada iyi çevirisi yapıldığına inandığım bütün tolstoy kitaplarını bulma ve okuma amacında bir insanım. tolstoy okurken hiçbir kitabına inceliği ya da kalınlığı nedeniyle önyargılı yaklaşmamanızı kendinizi akışına bırakmanızı tavsiye ederim.
devamını gör...
hiçbir yere ait olamamak
ne ağaca benzer, ne de buluta
burası gibi değil gideceğim memleket
denizi ayrı deniz,
havası ayrı hava..
demiş, can yücel
hiçbir yere sığamazsınız, başka bir mekanda olmak ister bunun ait olamama hissini çözeceğini sanırsınız.
aslında gerçekte olan oradan oraya taşıdığınız bedeniniz değil,nereye giderseniz sizle olan,duygu ve düşüncelerinizin kaynağı ruhunuzdur.
evdeyken dışarıda olmayı,harika bir muhabbetin ortasında kaçıp saklanmayı istetir ait olamama duygusu.
burası gibi değil gideceğim memleket
denizi ayrı deniz,
havası ayrı hava..
demiş, can yücel
hiçbir yere sığamazsınız, başka bir mekanda olmak ister bunun ait olamama hissini çözeceğini sanırsınız.
aslında gerçekte olan oradan oraya taşıdığınız bedeniniz değil,nereye giderseniz sizle olan,duygu ve düşüncelerinizin kaynağı ruhunuzdur.
evdeyken dışarıda olmayı,harika bir muhabbetin ortasında kaçıp saklanmayı istetir ait olamama duygusu.
devamını gör...
müslüman aleminin osmanlı’ya hasret olması
bir müslüman olarak dahil olmadığım hissiyat. şükürler olsun.
devamını gör...
bir kadına çirkinsin demek
kalp kırıcı bir durum. erkekler için güç neyse kadınlar için de güzellik odur. bir erkeğe sümsük, ezik demekle eşdeğerdir.
güzellik algısı, adı üstüne "algı" olduğundan mütevellit kişiden kişiye değişir ve birinin bir kadına çirkinsin demesi aslında o kadın için önemli olmamalıdır ama ne olursa olsun yaralar. yaralıyor emenike.
kadınlar olarak güzelliğe tapıyoruz. her kadın güzel olmak ister. sizin güzellik kriterlerinize uymayan bir kadına çirkinsin demek patavatsızlığın daniskasıdır. dürüstlük mıçmak değildir. bazı kadınlar vardır yüksek egoları artık sizi rahatsız etmeye başlar. bu durumda bile yine de çirkinsin dememek naziklik ve görgü göstergesidir. koşarak uzaklaş emenike ne zorluyorsun, değil mi ama?
güzellik algısı, adı üstüne "algı" olduğundan mütevellit kişiden kişiye değişir ve birinin bir kadına çirkinsin demesi aslında o kadın için önemli olmamalıdır ama ne olursa olsun yaralar. yaralıyor emenike.
kadınlar olarak güzelliğe tapıyoruz. her kadın güzel olmak ister. sizin güzellik kriterlerinize uymayan bir kadına çirkinsin demek patavatsızlığın daniskasıdır. dürüstlük mıçmak değildir. bazı kadınlar vardır yüksek egoları artık sizi rahatsız etmeye başlar. bu durumda bile yine de çirkinsin dememek naziklik ve görgü göstergesidir. koşarak uzaklaş emenike ne zorluyorsun, değil mi ama?
devamını gör...
carlsberg sosyal deneyi
bir kitabı kapak dizaynına bakarak mı alırsınız veya dış görünüşlerine göre insanları yargılar mısınız? genelde insanların ezici çoğunluğu kitap konusunda olmasa bile maalesef karşısındakini dış görünüşüne göre yargılamaya çok meyilli oluyor. kişinin bazen fiziki görünüşü, bazen etnik kökeni, bazen de kılık kıyafeti onlarla tek kelime etmeden onları yargılamamıza neden oluyor, bir nevi içindekine değil kitabın kapağına bakıyoruz.
aslında bir reklam olarak başlayan oldukça eğlenceli olan bu sosyal deneyde, hiçbir şeyden şüphelenmeyen çiftler kalabalık bir sinema salonuna girerler. sinemada 150 koltuktan ikisi hariç hepsi doludur. dolu olan 148 koltukta amerikan filmlerinde sıkça gördüğümüz korkutucu görünümlü erkek motorsikletçiler vardır. soru çok basit; bu ortamı gördükten sonra, partneriniz ile boş olan o 2 koltuğa oturur musunuz yoksa oturmaz mısınız? ben de dahil çoğu kimse bunu herhalde iki kere düşünecektir. açıkça itiraf etmeliyim ki o boş koltuklara oturanlar epey cesurmuş ve her riskin bir getirisi olabiliyormuş, sonunda buz gibi carlsberg biralarını kapmış bizim çiftler.
konunun kendisi aşağıdaki videoda mevcut, gong çaldı, ışıklar sönsün, arkanıza yaslanın ve film başlasın:
aslında bir reklam olarak başlayan oldukça eğlenceli olan bu sosyal deneyde, hiçbir şeyden şüphelenmeyen çiftler kalabalık bir sinema salonuna girerler. sinemada 150 koltuktan ikisi hariç hepsi doludur. dolu olan 148 koltukta amerikan filmlerinde sıkça gördüğümüz korkutucu görünümlü erkek motorsikletçiler vardır. soru çok basit; bu ortamı gördükten sonra, partneriniz ile boş olan o 2 koltuğa oturur musunuz yoksa oturmaz mısınız? ben de dahil çoğu kimse bunu herhalde iki kere düşünecektir. açıkça itiraf etmeliyim ki o boş koltuklara oturanlar epey cesurmuş ve her riskin bir getirisi olabiliyormuş, sonunda buz gibi carlsberg biralarını kapmış bizim çiftler.
konunun kendisi aşağıdaki videoda mevcut, gong çaldı, ışıklar sönsün, arkanıza yaslanın ve film başlasın:
devamını gör...
cuma namazı
cuma günleri cemaatle birlikte kılınan namazdır.
her cuma annemin arayıp “ oğlum, cuma namazına gittin mi? “ diye sorması yüzünden ve ben hiçbir cuma namaza gitmediğim için üzerimde görünmez ama amansız bir baskı oluşturan namazdır.
okulda da genelde cuma günleri nöbetler bana yazılır namaza gitmediğim için. namaza gitmek için dersten yirmi dakika erken çıkan arkadaşlarım namazdan sonra öğle yemeği de yiyecekleri için okulda bir nöbetçi olması gerekir bu da ben olurum genelde.
mutlaka o arkadaşlardan biri beni namaza çağırır, ezan da aslında beni namaza çağırmıştır ve ben bu daveti nazikçe reddetmişimdir ama yine de biri mutlaka bana namazı hatırlatmak zorunda hisseder kendini.
aslında bir dönem cuma namazı kaçırmazdım ama yaşadığım şehirde şahit olduğum birkaç olaydan sonra tamamen bıraktım. ben bütün dinlere aynı mesafede duran bir insan olarak cuma namazlarını geleneksel bir eylem olarak gördüğüm için bir dönem her hafta gidip namaz kıldım.
ancak bir çarşamba günü evimin yakınındaki bir caminin ağzına kadar dolu olduğunu gördüm. bir an acaba cuma mı bugün diye düşündüm. çünkü başka günler cami bu kadar kalabalık olmazdı. sonra fark ettim ki belediye başkanının arabası caminin önünde. yani cümle esnaf belediye başkanının rızası için namazda.
bir başka olayda ise eski çalıştığım okulun pek mümtaz müdürü erkek öğretmenleri toplayıp okula oldukça uzak olan bir camide cuma kılmayı teklif etti bize. ve dedi ki “ şehrin zenginlerinde biri orda namaz kılıyor, gidelim yanında saf tutalım, belki okula bağış yapar.”
bahane mi arıyordum bilmiyorum ama o günlerden sonra gelenek için de olsa cuma namazından vaz geçtim. annem her cuma arıyor. aklımda ise akrabaya yardım etmem gerektiği ve düşünüp tutayım diye bana verilen öğütler kaldı.
her cuma annemin arayıp “ oğlum, cuma namazına gittin mi? “ diye sorması yüzünden ve ben hiçbir cuma namaza gitmediğim için üzerimde görünmez ama amansız bir baskı oluşturan namazdır.
okulda da genelde cuma günleri nöbetler bana yazılır namaza gitmediğim için. namaza gitmek için dersten yirmi dakika erken çıkan arkadaşlarım namazdan sonra öğle yemeği de yiyecekleri için okulda bir nöbetçi olması gerekir bu da ben olurum genelde.
mutlaka o arkadaşlardan biri beni namaza çağırır, ezan da aslında beni namaza çağırmıştır ve ben bu daveti nazikçe reddetmişimdir ama yine de biri mutlaka bana namazı hatırlatmak zorunda hisseder kendini.
aslında bir dönem cuma namazı kaçırmazdım ama yaşadığım şehirde şahit olduğum birkaç olaydan sonra tamamen bıraktım. ben bütün dinlere aynı mesafede duran bir insan olarak cuma namazlarını geleneksel bir eylem olarak gördüğüm için bir dönem her hafta gidip namaz kıldım.
ancak bir çarşamba günü evimin yakınındaki bir caminin ağzına kadar dolu olduğunu gördüm. bir an acaba cuma mı bugün diye düşündüm. çünkü başka günler cami bu kadar kalabalık olmazdı. sonra fark ettim ki belediye başkanının arabası caminin önünde. yani cümle esnaf belediye başkanının rızası için namazda.
bir başka olayda ise eski çalıştığım okulun pek mümtaz müdürü erkek öğretmenleri toplayıp okula oldukça uzak olan bir camide cuma kılmayı teklif etti bize. ve dedi ki “ şehrin zenginlerinde biri orda namaz kılıyor, gidelim yanında saf tutalım, belki okula bağış yapar.”
bahane mi arıyordum bilmiyorum ama o günlerden sonra gelenek için de olsa cuma namazından vaz geçtim. annem her cuma arıyor. aklımda ise akrabaya yardım etmem gerektiği ve düşünüp tutayım diye bana verilen öğütler kaldı.
devamını gör...
yazarları bugün mutlu eden olaylar
evimde artık minnak bir yavru kedi geziyor.
devamını gör...
agora meyhanesi radyo yayını
devamını gör...
çok fena cehaletin döndüğü düşünülen yerler
- imam hatipler
- küçük pub, disko, pavyonlar
- ünilerde iktisat kantinleri.
- küçük pub, disko, pavyonlar
- ünilerde iktisat kantinleri.
devamını gör...
hayatından insan çıkartmak için nedenler
hayatıma fazla dahil olması ve artı olarak kendi hayatına -gereğinden fazla- dahil olmamı istemesi. kişisel alan ihlaline girdiği an koşarak uzaklaşıyorum kim olursa olsun.
devamını gör...



