insanın sevildiğini anlaması için ilk önce sevginin ne olduğunu bilmesi gerekir. daha önce görmüş, okumuş, hissetmiş olması gerekir.
ateşi ilk defa gören biri ne olduğunu anlamayacaktır.
ve muhtemelen yanacaktır.
devamını gör...

bizim şarap içmemiz ne keyfimizden,
ne dine, edebe aykırı gitmemizden
bir an geçmek istiyoruz kendimizden,
içip içip sarhoş olmamız bu yüzden.

sonra ozgur1ey sen neden içiyorsun diye soruyorlar. hayyam iç diyor, o yüzden.
devamını gör...

çocuğunuzu sürekli başkalarıyla kıyaslayarak ve yaptığı hiçbir şeyi beğenmeyerek özgüvensiz çocukk yetiştirmenin temellerini atabilirsiniz, gerisi kendiliğinden gelir zaten.
devamını gör...

dosti;
benim nasil birisi oldugumu bilen bilir, bilmeyen 3 gunluk yazardir.*

benden sana ekmek cikmaz, frekans farkli belli iste. sal beni, xoxo.
devamını gör...

bugün dergimizi şereflendiren yazarlarımız:
ironika ve pastirmalicorek. bir solukta okunacak güzel yazılarına buradaki öne çıkanlardan ulaşabilirsiniz. iyi okumalar diliyoruz.
devamını gör...

dağda keçilerini otlatan bir çoban, öğlen bir ağacın altında uyuyakalmış. uyandığında keçileri otlakta bulamamış. çoban, her yeri aramış ama keçileri bir türlü bulamamış. kendi kendine: " ben şimdi ne yapacağım, keçilerin sahibine ne diyeceğim, beni öldürür, nerde bu keçiler, bulamazsam ne yaparım" diye konuşuyormuş. önüne gelene "keçileri kaçırdım, ne yapacağım ben" diyormuş. çobanın halini gören köylüler de keçileri aramaya başlamış.

çobanın keçileri ise bir mağaraya girmiş su içip serinledikten sonra çobanın onları otlattığı yere geri dönüp otlamaya başlamışlar. köylüler sürüyü yerinde görünce şaşırmış, saymışlar keçilerin hepsi de tam. ortada bir sorun olmadığını gören köylüler, çobanın aklını oynattığını düşünmüşler. işte bu deyimin çıkış noktası da bu olaydır.
devamını gör...

sözlüğün instagram tipi tanım beğenme özelliğini bir türlü doğru kullanamıyorum. daha öncede yazmıştım; tanımları okurken birden yanlışlıkla tanım beğeniyorum, geri dönüp bakıyorum felan. buna alıştım zaten fakat birde, bu şekilde beğenmek isteyince de olmuyor bir türlü. inatlaşıp 3-5 kere hırsla tık tık yapıyorum. çoğunlukla olmuyor, sonunda manuel beğeni yapıyorum. bu şekilde kendi kendi cebelleşirken bir şey fark ettim. belki de doğrusu buydu ben geç anladım olayı bilmiyorum. beğenmek istenen tanıma bir kere dokunup, öyle tık tık yapınca sorunsuz çalışıyor özellik. neyse ben bunu içselleştirdim ve bayadır bu şekilde kullanarak beğeni yapıyorum.
-tanıma bir kere bas, tık tık.

salaklık bundan sonra başladı.
instagramda dolaşıyorum, beğeneceğim post'a önce bir kere dokunup, sonra tık tık yapıyorum. 3-5 taneden sonra ben ne yapıyorum diyip fark ettim durumu ama yok, istemsiz bir şekilde, her defasında bunu yapmaya devam ediyorum.

meslek hastalığı gibi, sözlük hastalığı edindim ben de.*
devamını gör...

şu korona döneminde yapılmaması gereken eylemdir.

hatta sayın yazarlarımızın da belirttiği gibi hiçbir zaman yapılmamalıdır.

harbiden kolunu ısırıp saat yapmak ne ya, güldürdünüz:).
devamını gör...

tüm sıkıntıların geride burakıldığı, ailemizle, sevdiklerinize bol kucaşmalı bir bayram dilerim. mutlu bayramlar....
devamını gör...

fransız yazar pierre boulle'un la planète des singes kitabından uyarlanan film ve dahi film serisi.

orijinal serinin bütün filmleri kronolojik sırayla: planet of the apes* (1968), beneath the planet of the apes* (1970), escape from the planet of the apes* (1971), conquest of the planet of the apes* (1972) ve battle for the planet of the apes* (1973) şeklindedir.

bu serinin ardından 2000'li yıllarda yeniden yapılan bir ikinci serisi de vardır. ayrıca televizyon dizisi, animasyonu ve bilgisayar oyunları dahi var imiş.

(girinin geri kalanında 1968'de yayınlanan ilk filmden bahsedilecektir.)

planet of the apes, bir uzay görevi için bilinmedik bir gezegene iniş yapan bir grup astronotu konu edinir. bu astronotlar, gezegende konuşamayan ilkel insan kabileleri ile bilişsel yetenekleri gelişkin ve böylece kendilerine bir uygarlık inşa edebilmiş olan maymunlarla karşılaşırlar. fakat bir sorun vardır: maymunlar her ne hikmetse insanlardan hiç hazzetmemektedirler.

aslında, film, muhteşem bir hiciv örneğidir. gözlerinin önündeki evrim gerçeğini kabullenemeyen (ya da kabullenmek istemeyen) zamane bilim insanlarına ve yöneticilerine alenen saldırılır. inançlarının gerekliliklerini yerine getirecekler diye bilim insanlığı niteliklerini unutan ve mevzubahis her neyse aksini kanıtlamaya çalışmak yerine çocukça görmezden gelmeyi seçen sözde bilim insanlarını hedef alır. zira bilim, inancınız her ne olursa olsun, gözünüzün önünde bir gerçek varsa öncelikle görmek, kabullenmek ve açıklamak; ancak bundan sonra aksini ispat etmeye çalışmaktır. zaten bütün bunların maymunlar üzerinden anlatılması da ister istemez çok eğlenceli bir alegoriyi beraberinde getirir.*

bununla ilgili olarak, filmin en güzel sahnesini de takdim edeyim: üç maymun!
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

peki anlatmaya çalıştığı şey bununla mı sınırlıdır? hayır değildir.


filmin ilerlemesi ve finaliyle birlikte, aslında çok da uzaklarda bir gezegende olmadığımızı, şu bizim soluk mavi nokta'da olduğumuzu anlarız. meğerse hep korktuğumuz şeyi nihayet başarmış ve nükleer bir felaketle türümüzü yok etmiş, kalanları da insanlıktan çıkarmışız. maymunların yöneticileri ise bunu başından beri bilmekteymiş. insan denen hayvandan korkulması ve olabildiğince kontrol altında tutulması gerektiği, tam da bu yüzden dinlerine tesir etmiş.

böylece çıkarımlarımıza bir yenisini daha ekleriz: filmin başından beri "ulan şu maymunlara bak ya ahaha" diye dalga geçtiğimiz maymunlar aslında haklıdır. biz insanlara acıyıp, onların tarafını tutarken; aslında yanlış tarafta saf tutuyoruzdur.


bitti mi? bitmedi!
linda harrison (nova) pek güzel. nazar değmesin. gerçi değmiştir şimdiye kadar.*

ve son olarak da, bir konuyu çözelim: bu film dikkat çekici miktarda hollywood klişesi içerir. hâlâ izlememiş olan varsa*; eski filmlerden hoşlanmıyorsanız* ve özellikle bünyeniz klişeye karşı alerjik reaksiyon gösteriyorsa* izleyip izlememek size kalmış. "ya una nocte, bize bir film önerdin, bu nedir böyle be kardeşim?" demeyin sonra.
devamını gör...

yazar olduğumdan beri hep iyi niyetli insanlar ile karşılaşıyorum. dilerim sonsuza dek bu böyle sürer.
devamını gör...

3.5 yaşındaki kızımla cips yerken yaşanan diyalog.

+baba bu cipsi nasıl yapıyoyyay
-mısırı un haline getirip şekil veriyorlar aşkım
+nasıl un haline getiriyoyyay
-benim kahve öğüttüğüm makine gibi değirmen var bebeğim onunla yapıyorlar
+çok ses çıkaran makine mi babacım
-evet güzelim
+annemde yapay mı bize cips
-yapar hayatım
+nasıl yapay
-onu da anne sor bebeğim
+ bebeğim demiştin ama balım demedin babacım.
devamını gör...
(tematik)

jeoloji, geoloji, yer bilimi
devamını gör...

"bu benim aklıma geldi ama benden daha iyi şekilde anlatacak, tanımını yapacak biri gelsin içini doldursun, o ulu kişiye helal olsun" diye öylece bırakıp gidilen, çoğu zaman da unutulup "x kişisi bıraktığınız xxxxx ukdenizi doldurdu" benzeri bir bildirimle hatırlayıp mutlu olduğum eylem.


şükür yarabbim, bitirebildim cümlemi.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kararlarınızda hep başkalarının gölgeleri olur, fark edemezsiniz. devamlı ben yanlış yapıyorum şu an doğrusu bu olmalı diye kendinizi yargılar ve kısıtlarsınız. aldığınız her kararda ilk onay ve tercih hakkı sizde değil manipülatif kişinin içinizdeki sesindedir. bir süre sonra tek başına karar verememeye en ufak meseleyi bile sormaya başlarsınız. zayıf, etkisiz, değersiz hissettikçe uzantısı olduğunuz kişiye daha muhtaç hale gelirsiniz. en kötüsü de içindeyken fark etmeniz çok zordur.
devamını gör...

satılık: bebek ayakkabıları, hiç giyilmemiş.
devamını gör...

en üstün iyiliğin "haz" olduğunu ileri süren bir felsefi akımdır. bu bağlamda ahlaki eylemlerin amacı hazdır. haz da kişiyi mutlu eder. hedonizme göre bir eylem haz getiriyorsa iyi ve doğru bir eylemdir. hedonistler insanın doğası gereği acıdan kaçtığını bu yüzden de davranışlarımızın hazza yönelik olmasını söyler.
devamını gör...

belirsizlik
gelecek kaygısı
devamını gör...

öncelikle ilk yaşı kutlu olsun sözlüğümüzün. nur topu gibi bir bebeğimiz oldu. yürüyor, koşuyor ve dahi gülüp neşe saçıyor.
sonralıkla ise yüzde 50 indirim nedir sayın cimri yönetim. bari bize el altından yüzde 70 falan yapsaydınız. neyse ne diyorduk? birlikte nice senelere!*

edit: 1500 karmalık harcama yaptım geriye kalan 12836... elim ayağım titriyor.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim