bulgur pilavı
geleneksel pilavlarımız arasında lezzetli olan, hafif olan pilavdır.
önce 3-4 tane domatesi küp küp doğruyoruz. 1 adet soğanı ince doğruyoruz. 2-3 adet biber de doğruyoruz isteğe göre.
önce soğanı ve biberi zeytinyağında kavuruyoruz. kavrulduktan sonra salçasını atıyoruz.* salçayı da iyice kavurunca tencereyi 3/4 dolduracak kadar su ekliyoruz ve domatesleri de ekliyoruz.
sonrasında kaynamasını bekleyip, kaynayınca da 5-10 dk civarı kısık ateşte kaynatıyoruz.
en son suyun yarısını az geçecek kadar bulguru ekliyoruz ve içindeki su tamamen bitene kadar kısık ateşte bırakıyoruz.
suyu bitince de karıştırıp dinlenmeye bırakıyoruz. 10 - 15 dk sonra hazır.
afiyet olsun...
önce 3-4 tane domatesi küp küp doğruyoruz. 1 adet soğanı ince doğruyoruz. 2-3 adet biber de doğruyoruz isteğe göre.
önce soğanı ve biberi zeytinyağında kavuruyoruz. kavrulduktan sonra salçasını atıyoruz.* salçayı da iyice kavurunca tencereyi 3/4 dolduracak kadar su ekliyoruz ve domatesleri de ekliyoruz.
sonrasında kaynamasını bekleyip, kaynayınca da 5-10 dk civarı kısık ateşte kaynatıyoruz.
en son suyun yarısını az geçecek kadar bulguru ekliyoruz ve içindeki su tamamen bitene kadar kısık ateşte bırakıyoruz.
suyu bitince de karıştırıp dinlenmeye bırakıyoruz. 10 - 15 dk sonra hazır.
afiyet olsun...
devamını gör...
yabancı dil bilmeden yabancı müzik dinlemek
sanat tümüyle dinler, diller ve ırklar üstüdür.
ne anladığından ziyade, sana, ne hissettirdiği önemlidir.
bütün insanlar güler ve bütün insanlar gözyaşı döker.
ne anladığından ziyade, sana, ne hissettirdiği önemlidir.
bütün insanlar güler ve bütün insanlar gözyaşı döker.
devamını gör...
yazarları en son ağlatan hadise
en son can sıkıntısından ağlamıştım .
devamını gör...
ırkçılık
ırkçılık, kesinlikle kabul edilemeyecek bir insanlık suçudur; o nedenle de bu insanlık dışı bakışın yayılmaması için ne gerekiyorsa yapılmalıdır. farklı bir ırk, farklı bir canlı türü değildir. bütün ırklar insanlardan oluşur. bir ırk, topyekün olağanüstü ya da sevilmeyecek nitelikler taşıyamaz. böyle bir bakış, akıl, mantık işi değildir. sen de doğdun, senin de ten rengin var, senin de damarında altın değil kan akıyor. senin de aklın var, senin de kalbin var.
insanlar fiziksel olarak dahi benzersizken, topyekün bir ırkı nasıl bir akıl aynı kefeye koyabilir. dünyadaki insanlar içinde, bizi özel ve benzersiz olmaktan çıkaran ortak olan tek yanımız aynı türde canlılar olmamız. bu konuda da bir tek ırk değil, hepimiz biriz, hepimiz insanız. bir insan düşünün ki karşısındaki insanı sadece rengi , adı , dini , dili , ırkı gibi sebeplerden yargılayabiliyor.. bir insan düşünün ki karşısındaki adamın kim olduğunu bilmeden ne olduğunu düşünüyor ve ona göre de onu yargılıyor.. ben türküm , ben ermeniyim, ben rumum, ben rusum, ben almanım, ben amerikalıyım, ben ingilizim, ben fransızım ve daha niceleri.. bu şekilde konuşan adama demezler mi ben işe yaramaz sen insansın insan.. kaldı ki üzerinde yaşanılan dünya coğrafyasında insanlar sürekli yer değiştirmekte ve ırklar arasında arilik kalmamaktadır.. neyin ırkçılığından bahsedersiniz ki kendiniz bile o ırkın safkan bir üyesi değilken? neyin ırkçılığından bahsedersiniz ki kendiniz bile yaşadığınız toprağın tarihini bilmeden?
insanlar fiziksel olarak dahi benzersizken, topyekün bir ırkı nasıl bir akıl aynı kefeye koyabilir. dünyadaki insanlar içinde, bizi özel ve benzersiz olmaktan çıkaran ortak olan tek yanımız aynı türde canlılar olmamız. bu konuda da bir tek ırk değil, hepimiz biriz, hepimiz insanız. bir insan düşünün ki karşısındaki insanı sadece rengi , adı , dini , dili , ırkı gibi sebeplerden yargılayabiliyor.. bir insan düşünün ki karşısındaki adamın kim olduğunu bilmeden ne olduğunu düşünüyor ve ona göre de onu yargılıyor.. ben türküm , ben ermeniyim, ben rumum, ben rusum, ben almanım, ben amerikalıyım, ben ingilizim, ben fransızım ve daha niceleri.. bu şekilde konuşan adama demezler mi ben işe yaramaz sen insansın insan.. kaldı ki üzerinde yaşanılan dünya coğrafyasında insanlar sürekli yer değiştirmekte ve ırklar arasında arilik kalmamaktadır.. neyin ırkçılığından bahsedersiniz ki kendiniz bile o ırkın safkan bir üyesi değilken? neyin ırkçılığından bahsedersiniz ki kendiniz bile yaşadığınız toprağın tarihini bilmeden?
devamını gör...
merdumlar baskında radyo yayını
kaçız olduklarını saymamakla birlikte, başlarda mütemadiyen karıştırdığım merdum'lar tarikat propagandası mı yapacak acep merakıyla dinleyeceğim yayın. bir süredir, nasıl olduysa artık karıştırmıyorum. bu da başarıdır.
devamını gör...
tokatçı
1983 yılında gösterime giren, yönetmenliğini natuk baytan'ın yaptığı, kemal sunal ve şevket altuğ'un oynadığı komedi filmi.
her izlediğimde beni kahkahalara boğan repliklere sahip filmdir.
--! spoiler !--
"şevket bana bak seni dövdüler, bana para verdiler. hiç anlamadım.."
"şogun. teyibiko çalıştırdinko?
haniko düdüko? niyeko çalmiyıko?
bilmemko."
--! spoiler !--
her izlediğimde beni kahkahalara boğan repliklere sahip filmdir.
--! spoiler !--
"şevket bana bak seni dövdüler, bana para verdiler. hiç anlamadım.."
"şogun. teyibiko çalıştırdinko?
haniko düdüko? niyeko çalmiyıko?
bilmemko."
--! spoiler !--
devamını gör...
halychtidae
had, hudut, saygı, nezaket, özen, itina.
hayatımı bu kavramların bana göre karşılıkları üzerinden kurguluyorum. bu kavramları merkeze alarak evrenler yaratıyor, yok ediyorum. evet herkes kendi evreninin var edicisi hanımlar beyler. benlik bir durum yok.
şimdi ben bunları niye anlatıyorum bu tatlı kadının nickaltında? var kendime göre sebeplerim, geliyorum oraya yavaş yavaş. bana nickaltı girdi alışkın olduğumuz o sevimli diliyle, ben de haliyle beğendim entry'i yüzümdeki kocaman gülümsemenin bir yansıması olarak. iade-i ziyaret gibi duruyorsa da şimdi bu entry, şahsen beni tanıyan insanlar var burada, gülerler yapmayın. ben şimdi bu entry'i giriyorum çünkü; benim beğenim ve favorilememden sonra bana mesaj attı hincime hanım ve entry'i editlediğini, tekrar bakmak isteyebileceğimi düşündüğünü, belki yeni halini beğenmeyebileceğimi söyledi...
bakın arkadaşlar, bunu bir insana zorla yaptıramazsınız. insanın özenli, nazik, saygılı, düşünceli bir ruhu yoksa ne kadar -mış gibi yaparsa yapsın böyle bir tutum içerisinde olamaz. birinin böyle bir insan olup olmadığını anlamak için onunla yıllar geçirmenize de gerek yok. bu özellikler insanın içinde varsa vardır, yoksa yoktur. varsa da her tavrında, her söyleminde bunun izlerini, bakan gözler görür. şöyle bir cümle kurmak özensiz bir insanın aklına gelmez yani anlıyor musunuz?
madem anı anlatıcılığımı da seviyor tanımı şenlendireyim. ben hayatım boyunca hiç kürdan kullanmamış bir insanım. sevmiyorum diyelim, gıcık bir ince tahta parçasını ağzıma sokmayı. hayatı paylaştığım, özensizliğinden, dikkatsizliğinden, nezaketinden sık sık şikayette bulunduğum kişiye mini bir test uygulamak isteyip bir gün kürdanlığı aldım koydum salonun ortasına, sehpanın üzerine. bir hafta, bir hafta yaa, durdu o kürdanlık orada dönüp sormadı ki adam yahu kadın bu kürdan neden bir haftadır sehpada?
kötü bir insan mıydı, asla, benim şikayetlerim bir kulağından girip öbüründen mi çıkıyordu, hayır, hak verip çabalamıyor muydu değişmek için, yoo gayet de uğraşıyordu kendine göre. ama sonuç? boş küme. neden? çünkü öyle.
anlamadı bile neden kürdan mevzusu bu kadar uzadı. bir iki ortak arkadaşımıza herhalde durumun yakıcılığının da etkisi altındayken, kürdan yüzünden boşadı beni kadın falan demişliği vaki. neyse geçelim.
demem o ki, bu işler böyle arkadaşlar. bana göre önem seviyesi çok hayati* olan özelliklerle donatıldığı gün gibi ortada, bununla da yetinmeyip bir de üstüne bonus olarak sepsevimli olabilmiş bir yazar arkadaşımız. nasıl sevinmeyelim?
takipteyiz. çok güldürme hincime, botox pahalı.
hayatımı bu kavramların bana göre karşılıkları üzerinden kurguluyorum. bu kavramları merkeze alarak evrenler yaratıyor, yok ediyorum. evet herkes kendi evreninin var edicisi hanımlar beyler. benlik bir durum yok.
şimdi ben bunları niye anlatıyorum bu tatlı kadının nickaltında? var kendime göre sebeplerim, geliyorum oraya yavaş yavaş. bana nickaltı girdi alışkın olduğumuz o sevimli diliyle, ben de haliyle beğendim entry'i yüzümdeki kocaman gülümsemenin bir yansıması olarak. iade-i ziyaret gibi duruyorsa da şimdi bu entry, şahsen beni tanıyan insanlar var burada, gülerler yapmayın. ben şimdi bu entry'i giriyorum çünkü; benim beğenim ve favorilememden sonra bana mesaj attı hincime hanım ve entry'i editlediğini, tekrar bakmak isteyebileceğimi düşündüğünü, belki yeni halini beğenmeyebileceğimi söyledi...
bakın arkadaşlar, bunu bir insana zorla yaptıramazsınız. insanın özenli, nazik, saygılı, düşünceli bir ruhu yoksa ne kadar -mış gibi yaparsa yapsın böyle bir tutum içerisinde olamaz. birinin böyle bir insan olup olmadığını anlamak için onunla yıllar geçirmenize de gerek yok. bu özellikler insanın içinde varsa vardır, yoksa yoktur. varsa da her tavrında, her söyleminde bunun izlerini, bakan gözler görür. şöyle bir cümle kurmak özensiz bir insanın aklına gelmez yani anlıyor musunuz?
madem anı anlatıcılığımı da seviyor tanımı şenlendireyim. ben hayatım boyunca hiç kürdan kullanmamış bir insanım. sevmiyorum diyelim, gıcık bir ince tahta parçasını ağzıma sokmayı. hayatı paylaştığım, özensizliğinden, dikkatsizliğinden, nezaketinden sık sık şikayette bulunduğum kişiye mini bir test uygulamak isteyip bir gün kürdanlığı aldım koydum salonun ortasına, sehpanın üzerine. bir hafta, bir hafta yaa, durdu o kürdanlık orada dönüp sormadı ki adam yahu kadın bu kürdan neden bir haftadır sehpada?
kötü bir insan mıydı, asla, benim şikayetlerim bir kulağından girip öbüründen mi çıkıyordu, hayır, hak verip çabalamıyor muydu değişmek için, yoo gayet de uğraşıyordu kendine göre. ama sonuç? boş küme. neden? çünkü öyle.
anlamadı bile neden kürdan mevzusu bu kadar uzadı. bir iki ortak arkadaşımıza herhalde durumun yakıcılığının da etkisi altındayken, kürdan yüzünden boşadı beni kadın falan demişliği vaki. neyse geçelim.
demem o ki, bu işler böyle arkadaşlar. bana göre önem seviyesi çok hayati* olan özelliklerle donatıldığı gün gibi ortada, bununla da yetinmeyip bir de üstüne bonus olarak sepsevimli olabilmiş bir yazar arkadaşımız. nasıl sevinmeyelim?
takipteyiz. çok güldürme hincime, botox pahalı.
devamını gör...
17 ocak 2021 normal sözlük güncellemeleri
danke schön iko.
devamını gör...
elmalı bisküvili kek
annemin bi öğretisi vardır: “komşudan gelen tabak boş gönderilmez.” bu öğreti bazen yorucu oluyor. yorucu olsa da güzel ve ince bir öğreti. paylaşmayı öğütlüyor. paylaştıkça çoğalıyor.
yine böyle bir akşam. annem gün içinde yeterince yoruluyor. tabağı doldurma görevini yükleneyim dedim. tarifi nasıl, nereden edindik bilmiyorum. hem kek hem tart gibi. tarçın, elma, ceviz üçlüsünü seven herkes buna da bayılır.
ben kakaosuz bir şey yiyemem diyen için kakao, portakal, fındık uyumunu öneririm. hatta portakal dediğimde portakal kabuğu reçeli varsa bu ince dokunuş tarifi arşa çıkarabilir.
(bu akşam kare borcama yaptım, o yüzden bisküvi ve elma hariç tarifi aslına uygun yaptım. tarifin aslında dikdörtgen borcam vardır. tarifin aslını yazacağım. değiştirdiklerimi parantez içinde bildiririm.)
malzemeler:
* 3 adet yumurta
* 3 çay bardağı şeker
* 1 çay bardağı sıvı yağ
* 1 çay bardağı süt
* 1 paket vanilya
* 1 paket kabartma tozu
* 3 çay bardağı un
* ceviz
* 2 paket petibör bisküvi ( 1 paket kullandım.)
* 2 adet elma ( 1 adet kullandım)
* bol tarçın
yapılışı :
bisküvileri kare borcama iki sıra olacak şekilde dizelim. araları biraz açık bırakalım, kek hamuru bu boşluklara dolacak.

elmaları ince ince dilimleyelim, cevizleri hafif iri olacak şekilde kıyalım. dilimlenmiş elmaları bisküvilerin üzerine dizelim. elmaların üzerine cevizler gelsin. cevizlerin üzerine de tarçın serpelim, bolca olsun. mis gibi koksun.

tüm hazırlıktan sonra sırada keki çırpmak var. standart kek çırpma sahnesi. özellikle yumurtaların oda sıcaklığında olması önemli. hacimli olsun ve daha iyi kabarsın diye şekeri ve yumurtayı çırparken bir çimdik tuz katalım. iyice beyazlaşan ikiliye sırayla süt, sıvı yağı, vanilya ekleyip çırpmaya devam edelim. karışınca birkaç kaşık un koyup kabartma tozunu ilave edelim ve kalan unu da çırpma kabına boca edip kek hamuru sönmeden karıştıralım.
kek hamurumuz da hazır. hamuru borcamda bekleyen malzemenin üzerine dökelim ve kek harcının iyice yayılmasını sağlayalım.

180 derecelik önceden ısıtılmış fırında üzeri, altı, yanı, yöresi kızarana kadar pişirelim.
ilk 25 dk. fırının kapağını açmamak önemli.

afiyet olsun. yarın dilimlenmiş halini de atarım. *
yine böyle bir akşam. annem gün içinde yeterince yoruluyor. tabağı doldurma görevini yükleneyim dedim. tarifi nasıl, nereden edindik bilmiyorum. hem kek hem tart gibi. tarçın, elma, ceviz üçlüsünü seven herkes buna da bayılır.
ben kakaosuz bir şey yiyemem diyen için kakao, portakal, fındık uyumunu öneririm. hatta portakal dediğimde portakal kabuğu reçeli varsa bu ince dokunuş tarifi arşa çıkarabilir.
(bu akşam kare borcama yaptım, o yüzden bisküvi ve elma hariç tarifi aslına uygun yaptım. tarifin aslında dikdörtgen borcam vardır. tarifin aslını yazacağım. değiştirdiklerimi parantez içinde bildiririm.)
malzemeler:
* 3 adet yumurta
* 3 çay bardağı şeker
* 1 çay bardağı sıvı yağ
* 1 çay bardağı süt
* 1 paket vanilya
* 1 paket kabartma tozu
* 3 çay bardağı un
* ceviz
* 2 paket petibör bisküvi ( 1 paket kullandım.)
* 2 adet elma ( 1 adet kullandım)
* bol tarçın
yapılışı :
bisküvileri kare borcama iki sıra olacak şekilde dizelim. araları biraz açık bırakalım, kek hamuru bu boşluklara dolacak.

elmaları ince ince dilimleyelim, cevizleri hafif iri olacak şekilde kıyalım. dilimlenmiş elmaları bisküvilerin üzerine dizelim. elmaların üzerine cevizler gelsin. cevizlerin üzerine de tarçın serpelim, bolca olsun. mis gibi koksun.

tüm hazırlıktan sonra sırada keki çırpmak var. standart kek çırpma sahnesi. özellikle yumurtaların oda sıcaklığında olması önemli. hacimli olsun ve daha iyi kabarsın diye şekeri ve yumurtayı çırparken bir çimdik tuz katalım. iyice beyazlaşan ikiliye sırayla süt, sıvı yağı, vanilya ekleyip çırpmaya devam edelim. karışınca birkaç kaşık un koyup kabartma tozunu ilave edelim ve kalan unu da çırpma kabına boca edip kek hamuru sönmeden karıştıralım.
kek hamurumuz da hazır. hamuru borcamda bekleyen malzemenin üzerine dökelim ve kek harcının iyice yayılmasını sağlayalım.

180 derecelik önceden ısıtılmış fırında üzeri, altı, yanı, yöresi kızarana kadar pişirelim.
ilk 25 dk. fırının kapağını açmamak önemli.

afiyet olsun. yarın dilimlenmiş halini de atarım. *
devamını gör...
normal sözlük yazarlarından aforizmalar
yaşamla ölüm arasında ince bir çizgi var denirdi ya aslında öyle bir çizgi yoktur çünkü yaşamla ölüm aralarına incecik bir çizgiyi bile alamayacak kadar yakındır.
devamını gör...
hayattaki en yüce değer
kendini bilmektir. kendini bilen insan kendine değer de verir.
devamını gör...
sultan 4. mehmed han
sultan ibrahim'in turhan valide sultandan olma oğludur. babası sultan ibrahim bariz bir şekilde delirip "hal" edilince yani tahttan indirilince veliaht şehzade olarak 6 yaşında osmanlı tahtına oturmuştur.
tabi çok küçük yaşta bir çocuk olduğu için erişkin yaşa gelene kadar ilk başta kösem sultan sedarete onun yerine bakmıştır. daha sonra validesi turhan sultan saray içi ayaklanma esnasında kösem sultanı öldürtünce vasilik görevini o devraldı fakat devlet işlerine fazla karışmadı ve köprülü mehmet paşaya bir nevi vekalet verdi. köprülü mehmet paşa iş bilen becerikli bir vezir olduğundan tüm ilişkileri stabil tutmayı başarmıştır.
ikinci viyana kuşatması yine sultan 4. mehmed dönemine denk gelir. osmanlı için sonun başlangıçı olan bu hamle sultan mehmed'in de sonunu getirir.
merzifonlu kara mustafa paşa viyana karşısında başarısız olunca idam fermanını göndermiş, daha sonrasında vazgeçtiyse de gönderdiği ulaklar paşanın kellesini çoktan kesmişlerdir. her ne kadar başarısız olduysa da devleti düştüğü durumdan kurtarabilecek tek adam olması işleri daha karmaşık bir hale sokmuştur. osmanlı ordusu kuşatma sonrası iki ateş arasında kalmış ve yüzlerce yıldır türk yurdu olan budin kaybedilmiştir.
bunun üzerine halk ayaklanmış ve sultan mehmed tahttan indirilmiş yerine oğlu süleyman geçmiştir. 39 yıllık saltanatı ile kanuni'den sonra tahtta en uzun süre kalan padişahtır. sultan mehmet 1687'de tahttan indirildikten sonra edirne sarayında bir sürgün ve hapis hayatı yaşadı. 1693 yılında burada vefat etti.
tabi çok küçük yaşta bir çocuk olduğu için erişkin yaşa gelene kadar ilk başta kösem sultan sedarete onun yerine bakmıştır. daha sonra validesi turhan sultan saray içi ayaklanma esnasında kösem sultanı öldürtünce vasilik görevini o devraldı fakat devlet işlerine fazla karışmadı ve köprülü mehmet paşaya bir nevi vekalet verdi. köprülü mehmet paşa iş bilen becerikli bir vezir olduğundan tüm ilişkileri stabil tutmayı başarmıştır.
ikinci viyana kuşatması yine sultan 4. mehmed dönemine denk gelir. osmanlı için sonun başlangıçı olan bu hamle sultan mehmed'in de sonunu getirir.
merzifonlu kara mustafa paşa viyana karşısında başarısız olunca idam fermanını göndermiş, daha sonrasında vazgeçtiyse de gönderdiği ulaklar paşanın kellesini çoktan kesmişlerdir. her ne kadar başarısız olduysa da devleti düştüğü durumdan kurtarabilecek tek adam olması işleri daha karmaşık bir hale sokmuştur. osmanlı ordusu kuşatma sonrası iki ateş arasında kalmış ve yüzlerce yıldır türk yurdu olan budin kaybedilmiştir.
bunun üzerine halk ayaklanmış ve sultan mehmed tahttan indirilmiş yerine oğlu süleyman geçmiştir. 39 yıllık saltanatı ile kanuni'den sonra tahtta en uzun süre kalan padişahtır. sultan mehmet 1687'de tahttan indirildikten sonra edirne sarayında bir sürgün ve hapis hayatı yaşadı. 1693 yılında burada vefat etti.
devamını gör...
eski sevgiliyle arkadaş olmak
ben bosanamadigim kocamla arkadaşım..
daha üstü yok..
daha üstü yok..
devamını gör...
16 mayıs 2021 kademeli normalleşme genelgesi
tam kapanamama öncesiyle aynı. ne değişmiş?
devamını gör...
üşümemek için öneriler
bazen bir tebessümdür. içini sımsıkı sarar.
devamını gör...
sözlükte cinsellik üzerine yazabilen kadın yazarlar
seks, oral seks, 69, doggy style, anal seks, prone bone, cowgirl, reverse cowgirl yetti mi, devam edeyim mi?
trollün bile kalitelisi lazım yaa. lucifer saldır oğlum.
trollün bile kalitelisi lazım yaa. lucifer saldır oğlum.
devamını gör...
müslüm gürses şarkılarında geçen acımasız sözler
her şeyi al
bana beni geri ver
bana beni geri ver
devamını gör...


