silmarillion
yeni başlayanlar için :
6:45 baskısını, ithaki baskısına göre daha başarılı bulduğum, hobbit ve yüzüklerin efendisi serisinin evveliyatını oluşturmakla kalmayıp, başlı başına bir mitoloji olan muazzam eser. artık yalnızca sahaflarda bulabileceğiniz 6:45 çevirisinin orijinal metindeki üsluba yakın hissiyatı verdiğini düşünüyorum.
silmarillion zikredildiğinde herkesin kafasını karıştıran okuma sırasına gelince. bence kronolojik okuma bu muazzam esere haksızlık etmenize sebebiyet verebilir ve yüzüklerin efendisi üçlemesi gibi bir şaheserle tanışmanıza engel olabilir. bu nedenle yüzüklerin efendisi serisini okuyup önce bu evrenin gönüllü manyağı olun. ardından çerezlik hobbit geçişi sonrası silmarillion ile kendinizi dipsiz kuyularda merdivensiz bırakın. bundan sonraki sayko seviye 12 ciltlik history of middle earth'dür ve buraya bulaştıysanız artık geri dönüşü olmayan bir yoldasınızdır.
ayrıca silmarillion temalı, blind guardian tarafından bestelenen ve zaman geçtikçe efsaneleşen, soundtrack niteliğinde bir albüm vardır " nightfall in middle earth". kitabı bitirdikten sonra bu albümdeki her şarkıyı, sözlerini inceleyerek dinlerseniz, sizin gibi manyakların olduğunu bilmenin verdiği rahatlıkla dünyaya aidiyet duygunuz artar ve bu çileli ama güzel yolun sonunda huzurlu bir yaşamın kapılarını aralarsınız. işte bu kitap böyle bir kitaptır.
6:45 baskısını, ithaki baskısına göre daha başarılı bulduğum, hobbit ve yüzüklerin efendisi serisinin evveliyatını oluşturmakla kalmayıp, başlı başına bir mitoloji olan muazzam eser. artık yalnızca sahaflarda bulabileceğiniz 6:45 çevirisinin orijinal metindeki üsluba yakın hissiyatı verdiğini düşünüyorum.
silmarillion zikredildiğinde herkesin kafasını karıştıran okuma sırasına gelince. bence kronolojik okuma bu muazzam esere haksızlık etmenize sebebiyet verebilir ve yüzüklerin efendisi üçlemesi gibi bir şaheserle tanışmanıza engel olabilir. bu nedenle yüzüklerin efendisi serisini okuyup önce bu evrenin gönüllü manyağı olun. ardından çerezlik hobbit geçişi sonrası silmarillion ile kendinizi dipsiz kuyularda merdivensiz bırakın. bundan sonraki sayko seviye 12 ciltlik history of middle earth'dür ve buraya bulaştıysanız artık geri dönüşü olmayan bir yoldasınızdır.
ayrıca silmarillion temalı, blind guardian tarafından bestelenen ve zaman geçtikçe efsaneleşen, soundtrack niteliğinde bir albüm vardır " nightfall in middle earth". kitabı bitirdikten sonra bu albümdeki her şarkıyı, sözlerini inceleyerek dinlerseniz, sizin gibi manyakların olduğunu bilmenin verdiği rahatlıkla dünyaya aidiyet duygunuz artar ve bu çileli ama güzel yolun sonunda huzurlu bir yaşamın kapılarını aralarsınız. işte bu kitap böyle bir kitaptır.
devamını gör...
çay harareti alır
sözündeki çay içilen değil yüzülen, akarsu olan çaydır. harareti alması içinde yüzülürse mümkündür.
devamını gör...
mudskipper
mudskipper balıkları, karada suda olduğundan daha fazla zaman harcarlar. göç yüzgeçlerini kullanarak kendilerini öne çekerek veya atlama yaparak karada hareket edebilirler.mudskipper balıkları, afrika, asya, avustralya, samoa ve tonga adalarında yaşarlar. genellikle tropik veya subtropikal habitatlarda bulunurlar, ancak birkaç tür ılıman bölgelerde de bulunur.
balıklar, gelgit bölgelerinde, gelgit eylemine maruz kalan bataklıklarda veya nehirlerde bulunurlar. genellikle çamurda görülürler. düşük gelgit sırasında karada beslenirler. bazı türler diğerlerine göre su kenarından daha uzaklara gider. bazıları ise sadece en yüksek gelgitlerde suyla kaplı bir alanda yaşar. bu balıklar gerektiğinde girmek için ıslak bir yuvaya sahip olur.
kaynak
balıklar, gelgit bölgelerinde, gelgit eylemine maruz kalan bataklıklarda veya nehirlerde bulunurlar. genellikle çamurda görülürler. düşük gelgit sırasında karada beslenirler. bazı türler diğerlerine göre su kenarından daha uzaklara gider. bazıları ise sadece en yüksek gelgitlerde suyla kaplı bir alanda yaşar. bu balıklar gerektiğinde girmek için ıslak bir yuvaya sahip olur.
kaynak
devamını gör...
yazarların başından geçen tebessüm ettiren olaylar
dört yaşındayken eski tatil videolarını izlerken bir hotel hakkında "keşke yine oraya tatile gitsek" demiştim ve bir hafta sonra ailem beni oraya tatile götürmüştü. ailemin değerini ve sevgisini kavradığım ilk anlardan biriydi.
devamını gör...
aç gözünü seyret tekrarı yok bunun
devamını gör...
enstantane
kısaca fotoğraf çekerken fotoğrafın aldığı ışık süresi. çekilen fotoğraf hareketliyse ögeyi dondurmak ya da hareketine devam ediyormuş gibi göstermek için kullanılan fotoğraf çekme tekniği.


görsel kaynağı
görsel kaynağı


görsel kaynağı
görsel kaynağı
devamını gör...
birini tanımanın en iyi yolu
aynı evde vakit geçirmek
tatile çıkmak
alışveriş yapmak
emekçi insanlara karşı olan davranış tarzını gözlemlemek
tatile çıkmak
alışveriş yapmak
emekçi insanlara karşı olan davranış tarzını gözlemlemek
devamını gör...
sözlükten birine ciddi ciddi aşık olmak
ben yazanın kadın mı erkek mi olduğunu zor anlıyorum siz nasıl aşık oluyorsunuz valla helal
devamını gör...
petunya
harry potter'ın kıskanç ve sinsi teyzesi.
devamını gör...
kurban bayramından tiskinmek
tiskinmek ne yahu tiksinmek olmasın o.
devamını gör...
okuyana ilaç olacak sözler
minoset
t: itlik ve dahi serserilik peşinde koştuğum başlık..
t: itlik ve dahi serserilik peşinde koştuğum başlık..
devamını gör...
tüm eş cinsellerin kendisine yürümek istediğini sanan hetero erkek
bu düşüncedeki kişi muhtemelen her cinsten her insanın onu deli gibi arzuladığı düşüncesi ile yaşıyordur.
devamını gör...
tam kapanma günlükleri
bir paket köpek maması almıştım. onu açtım yanıma koydum çıktım yola.
ihtiyaçlı birine verilecek market kartlarını vermeye çıktım.
ankara'nın adı anadolu olan, içinde dar gelirlerinin ve suriyeliler'in olduğu mahalleye gittim.
benim sitede olan ağaçlar kadar, ağaçlar var her apartmanın çevresinde. zamanında ne güzel bir mahalleymiş.
kadınlar, evlerinin önüne örtü sermiş oturuyordu.
konum atılan evi, birde telefonla arayayıp teyit ederek buldum.
dışında merdiveni olan, iki katlı bir apartman.
girişte, iki kız çocuğu bizim çocukluğumuzda oynadığımız gibi
su şişesi kapaklarına toprak doldurmuşlar, muhtemelen pasta yapıyorlardı.
en son çocukar küçükken,
kumla kalıplara pasta yapan çocuk görmüştüm.
30'lu yaşlarında 3 çocuk annesi olan, sanki dersin iki katı yaşamış anne ile beş on dakika sohbet ettim. kendi dertlerimden utandım.
yollar insan doluydu.
pazartesi pazarı hariç tüm gıda işletmeleri açıktı.
olan diğer esnafa olmuş.
köpek maması almasa miydin, diye düşündüm bir an. çıkmak için bahaneye gerek yok gibi.
markete girdim göya 80 kişi olması gereken markette, tüm mahalle hep beraber alışveriş yaptık. manav reyonu müşterilere yetişemiyordu.
hava ne kadar ısınmış, efil efil giymelik olmuş.
anlamsızlıklarla dolu sokaklardan eve geldim.
akşama tavuk yapacağım terbiyeye yatırayım.
iftar da olmasa çekilmez bu günler.
ihtiyaçlı birine verilecek market kartlarını vermeye çıktım.
ankara'nın adı anadolu olan, içinde dar gelirlerinin ve suriyeliler'in olduğu mahalleye gittim.
benim sitede olan ağaçlar kadar, ağaçlar var her apartmanın çevresinde. zamanında ne güzel bir mahalleymiş.
kadınlar, evlerinin önüne örtü sermiş oturuyordu.
konum atılan evi, birde telefonla arayayıp teyit ederek buldum.
dışında merdiveni olan, iki katlı bir apartman.
girişte, iki kız çocuğu bizim çocukluğumuzda oynadığımız gibi
su şişesi kapaklarına toprak doldurmuşlar, muhtemelen pasta yapıyorlardı.
en son çocukar küçükken,
kumla kalıplara pasta yapan çocuk görmüştüm.
30'lu yaşlarında 3 çocuk annesi olan, sanki dersin iki katı yaşamış anne ile beş on dakika sohbet ettim. kendi dertlerimden utandım.
yollar insan doluydu.
pazartesi pazarı hariç tüm gıda işletmeleri açıktı.
olan diğer esnafa olmuş.
köpek maması almasa miydin, diye düşündüm bir an. çıkmak için bahaneye gerek yok gibi.
markete girdim göya 80 kişi olması gereken markette, tüm mahalle hep beraber alışveriş yaptık. manav reyonu müşterilere yetişemiyordu.
hava ne kadar ısınmış, efil efil giymelik olmuş.
anlamsızlıklarla dolu sokaklardan eve geldim.
akşama tavuk yapacağım terbiyeye yatırayım.
iftar da olmasa çekilmez bu günler.
devamını gör...
goriot baba
balzactan günümüze uzanan bir klasik.
goriot baba ile günümüzün analizini o kadar iyi yapmış ki sanki bir ailenin hayat hikayesini okuyormuş hissine kapılıyorsunuz zaman zaman. zamanının en iyi tüccarı olan goriot babanın tutumsuzluğu bunun yanında kızlarını şımarık yetiştirmesi ve sonunda da bir pansiyonda noktalanan hayat...
kızlarının goriot baba'yı sadece para istemesi için ziyaret etmeleri garip bir durumdur. goriot babanın son anlarında eugene isimli hukuk öğrencisi bulunmuştur. zaten pansiyondaki hayatı boyunca da eugene yardımcı olmuştur.
goriot baba ile günümüzün analizini o kadar iyi yapmış ki sanki bir ailenin hayat hikayesini okuyormuş hissine kapılıyorsunuz zaman zaman. zamanının en iyi tüccarı olan goriot babanın tutumsuzluğu bunun yanında kızlarını şımarık yetiştirmesi ve sonunda da bir pansiyonda noktalanan hayat...
kızlarının goriot baba'yı sadece para istemesi için ziyaret etmeleri garip bir durumdur. goriot babanın son anlarında eugene isimli hukuk öğrencisi bulunmuştur. zaten pansiyondaki hayatı boyunca da eugene yardımcı olmuştur.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
insanlara ömrüm boyunca sıcak davranmayı huy edindim. hep öyle olmasını istedim. hatta çocukken yaşadığım travmaları, saçma sapan tabuları yıkmak için 7 ay yurtdışında tek başıma yaşadım. bu bana gerçekten çok iyi gelmişti.
0 kompleksin ne kadar önemli olduğunu öğrendim. insanlarla hep istediğimi, istediğim gibi konuştum, paylaştım.
bir perde arkası hiç bir zaman olmadı, olmayacak da. ben insanlara yaklaşmayı, ortak bir şeyler bulmayı çok sevdim.
ama unuttuğum önemli bir şey varmış, farkına vardım; burası türkiye. maalesef. sene 2100 de olsa bazı şeyler hala kabus bulutu gibi insanların tepesinde geziniyor.
ama ben huyumdan asla vazgeçmeyeceğim, sayılı günlerimi saçma sapan şeylerle meşgul etmeyeceğim.
0 kompleksin ne kadar önemli olduğunu öğrendim. insanlarla hep istediğimi, istediğim gibi konuştum, paylaştım.
bir perde arkası hiç bir zaman olmadı, olmayacak da. ben insanlara yaklaşmayı, ortak bir şeyler bulmayı çok sevdim.
ama unuttuğum önemli bir şey varmış, farkına vardım; burası türkiye. maalesef. sene 2100 de olsa bazı şeyler hala kabus bulutu gibi insanların tepesinde geziniyor.
ama ben huyumdan asla vazgeçmeyeceğim, sayılı günlerimi saçma sapan şeylerle meşgul etmeyeceğim.
devamını gör...
yaşanmamış olayları yaşanmış gibi anlatmak
biraz saygı yahu. olmayan bir şey olmuş gibi anlatılır mı? nasıl bir özgüvendir bu? hangi kafadan olduğu kolay kolay da anlaşılmaz. kişiliği eksik kalmıştır.
devamını gör...
mançuna şelalesi
artvin arhavi'ye vardığımızda, ''dün sel oldu, yollar kapalı'' dendi.
''ucunda ölüm olsa da gidip bakacağız.'' dedik.
''eğer yol izin vermezse gitmeyeceğiz'' şiarıyla hareket ederek, yolların yeni açılmış olduğunun sevinci ile
arhavi merkezine, 28 km ötedeki mançuna'ya doğru harekete geçtik.
araçla gidilebilecek en yakın noktaya kadar gittik.
aracı bırakarak, tırmanmaya başladık.
aşağı inen herkes ''daha yolun çok başındasınız'' diyordu. ''ama değecek''. bu motivasyonla, ''gaza gelip'' daha hızlı adımlarla tırmanmaya başladık.
nefesimiz kesiliyordu, ''ama değecek'' diyordu geri dönen kafileler. ''gaza gelip'' bir daha enerjimizi toplayıp, çıkmaya başlıyorduk.
ooof allah'ım, daha şelalenin sesi bile duyulmuyordu, daha ne kadar tırmanmak gerekiyordu!
yine, yeniden ''ama değecek'' motivasyonu.
bak artık söveceğim, başlatmayın motivasyonunuzdan...
son bir dönemeç, amaan tanrım !
işte orada, kamilet vadisi'nde 92 metre yükseklikten dökülen mençuna şelalesi tüm heybeti ile karşımızda.
gerçekten ''değer''di.
asma köprüyle, karşı kıyılarına varabileceğimiz mançuna şelalesi, gerçekten çok büyük ve çok yüksekten dökülen bir şelale.
dev kazanı ise berraklığı ile cezbedici.
haa unutmadan; mençuna'ya giderken çifte köprüden geçip gideceksiniz. mutlaka onu da bir inceleyin.
''
''
''ucunda ölüm olsa da gidip bakacağız.'' dedik.
''eğer yol izin vermezse gitmeyeceğiz'' şiarıyla hareket ederek, yolların yeni açılmış olduğunun sevinci ile
arhavi merkezine, 28 km ötedeki mançuna'ya doğru harekete geçtik.
araçla gidilebilecek en yakın noktaya kadar gittik.
aracı bırakarak, tırmanmaya başladık.
aşağı inen herkes ''daha yolun çok başındasınız'' diyordu. ''ama değecek''. bu motivasyonla, ''gaza gelip'' daha hızlı adımlarla tırmanmaya başladık.
nefesimiz kesiliyordu, ''ama değecek'' diyordu geri dönen kafileler. ''gaza gelip'' bir daha enerjimizi toplayıp, çıkmaya başlıyorduk.
ooof allah'ım, daha şelalenin sesi bile duyulmuyordu, daha ne kadar tırmanmak gerekiyordu!
yine, yeniden ''ama değecek'' motivasyonu.
bak artık söveceğim, başlatmayın motivasyonunuzdan...
son bir dönemeç, amaan tanrım !
işte orada, kamilet vadisi'nde 92 metre yükseklikten dökülen mençuna şelalesi tüm heybeti ile karşımızda.
gerçekten ''değer''di.
asma köprüyle, karşı kıyılarına varabileceğimiz mançuna şelalesi, gerçekten çok büyük ve çok yüksekten dökülen bir şelale.
dev kazanı ise berraklığı ile cezbedici.
haa unutmadan; mençuna'ya giderken çifte köprüden geçip gideceksiniz. mutlaka onu da bir inceleyin.
''
''
devamını gör...



