bon jovi - it's my life
devamını gör...

şey temennisi mi bu zengin, kafası basmayan çocuklar özel okullara gidebilsin
devamını gör...

her 6 mayıs'ta inatla gözümü dolduran; şafağında, türkiye tarihindeki en büyük utançlardan birinin yaşandığı gün. deniz'i, yusuf'u ve hüseyin'i anıt gibi bir ağıtla, saygıyla anıyorum.

sardunyaya ağıt

ikindiyin saat beşte,
baş gardiyan rıza başta,
karalar bastı koğuşa
ikindiyin saat beşte.

seyre durduk tantanayı,
tutuklayıp sardunyayı
attılar dipkapalıya
ikindiyin saat beşte.

yataklık etmiş ki zaar
suçu tevatür ve esrar,
elbet bir kızıllığı var
ikindiyin saat beşte.

dirlik düzenlik kurtulur,
müdür koltuğa kurulur,
çiçek demire vurulur
ikindiyin saat beşte.

canların gözleri yaşta,
aklı idamlık yoldaşta,
yeşil ölümle dalaşta
sabahleyin saat beşte.

can yücel
devamını gör...

izlediğim filmlerden ötürü ilgili sahneyi çok gördüğüm ve bir keresinde yaptığım eylemdir. olay şöyle gerçekleşti. çok bunaldığım ve depresif olduğum bir gün kendime bir tepe belirledim ve o tepeye doğru ayaklarımı kullanarak yol aldım. tepeye ulaştığımda fazlasıyla yorgunluk ve hedefime ulaştığım için gelen gazla seni yeneceğim istanbul diye haykırdım. sonrasında ne oldu mu dersiniz yenildim tabiki. yenmek için çabaladım ama asla pes etmiyorum bir gün yendiğimde emeğimin boşa olmadığını göstereceğim sana istanbul.
devamını gör...

jelibon yemenin stres azaltıcı etkisini bilen yazar davranışı. arada krakere de dadandığımız oluyor elbet.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

henüz 15 yaşında iken pkk’lı teröristlerce şehit edilen, adı yaşatılması gereken bir kahraman. iyi ki varsın eren! iyi ki annen senin gibi bir yiğit doğurdu.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
eren'in annesinden..." eşimi aniden kalp krizinden kaybettim. onca çocuğumun içinde eren sanki evin reisi oldu. okula gider, günlük 50 liraya iş bulursa yevmiyeye gider, kazandığı parayı "al anne" deyip bana getirirdi. dağın tepesinde iki gözlü evde büyüttüm ben onu. ayakkabısı yoktu. tepedeki evden maçka'daki okuluna gidebilmek için 5 kilometre gidiş 5 kilometre dönüş 10 kilometre yol giderdi kara lastikleriyle. bütün köyün işine o koşardı. ona hayvan otlatır, 'al sana 2 kilo şeker' derlerdi. fındık toplatır 'al sana 2 kilo un' derlerdi. sırtında sepeti hep çalışırdı yavrum. yardıma koşmadığı insan yoktu."
şahikalar tepesinde yalnız tomurcuk
on beşlik gül, yedi veren sen misin
şehit atalarına nisbetle koşan çocuk
bahçemizin en goncası, maçka eren sen misin
dağ yürekli gözlerinde siyah inceden boncuk
sislerin arkasından düşman gören sen misin
vatan namustur dersin bunu tekrar edersin
kutlu öğütlerinden çokça veren sen misin
on üç kardeşinin hepsinden daha küçük
annesine umut olan tatlı yaren sen misin
bunca kısa hayatından böyle zaferle
gönül merkezlerine hakça giren sen misin
bulutların gölgesinde bir yuva var ufacık
bahçesinde demet demet çiçek deren sen misin
özgür millet ülküsünü, güneş yelpazesiyle
şehitlerin yollarına bolca seren sen misin
yürek kabarınca aşka, dudaklar sevgiyle uçuk
can merhemini kanla, halka süren sen misin
işaret parmağın emanetinde vatanın
kirli defterlerin tümünü, anca düren sen misin (altan ekmen).
devamını gör...

istanbul'da sefarad bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiş filozof. yaşamı neredeyse ölümü beklemek üzerine kuruludur. tüm ailesini yitirdikten çok kısa bir süre sonra da bu bekleyişi intihar ile sonlandırmayı seçmiştir. her ne kadar post mortem'deki o karamsar ve umutsuz tutum annesinin ölümünün bir etkisi olsa bile caraco'nun zihninin içinde başından beri benzer düşünceler dışarıya çıkmak için kıvrandığından bu tutumu tamamen annesinin ölümüne de bağlamak mümkün olmuyor. caraco'nun üslubu bellidir, cümleleri bulduğu ilk çatlaktan içeri sızar ve ruhunuzun her köşesine sirayet eder. caraco okumak açıkça saldırıya uğramaktır ama tam olarak bu yüzden okunmalıdır. sanat ruhumuza bir balyoz gibi indiğinde gerçek bir değişim yaratabilir zannımca. zihin içine bilgileri ve başkalarının düşüncelerini tıkıştıracağımız bir kap değil daha çok düşünmek için ateşlenmesi gereken bir çıradır ve caraco bunun bilincinde olarak yazar. kendi fikirlerini empoze etmeye değil düşünmeye iten bir mizacı benimser kitaplarında. bundan ötürü kısa ama etkili bir anlatı sunar ve okuyucuyu yormak yerine insanın derinine, karanlığa inmesine yardımcı olacak bir yol işlevi görür. insanın içindeki karanlığı huzursuz eden (bkz: bréviaire du chaos) kitabından bir kaç alıntı:


" biz deliliği ve ölümü sunakların üzerine yerleştirdik, tanrı'nın çıldırdığını ve can çekiştiğini söylüyorsak artık ne kalır geriye sorarım size? paradoksun bedelini ödemek kalır ve bunun ödeneceğini öngörüyorum, vaktiyle oynadığımız fikirler şimdi insanlarla oynamaya başlıyor ve insanlar ölçüsüzce tüketecekler kendilerini. hiçbir şeyden kaçamayacağız ve hiçbir şey bize artık lütufta bulunmayacak, sürdürdüğümüz düzen asla iyileşmeyecek, delilik ve ölüm bu düzenin temelleri olarak kalıyor, düzen onlara bağlı ve sağlıklı bir şekilde değişemeyeceğinden, biz istemesek de destekleyen şey öldürecek düzeni. "


"biz onarmak istiyoruz ve bu nedenle yok etmeyi düşünüyoruz, uyuma yeniden kavuşmak istiyoruz ve bu nedenle kaosu sevgimizle silahlandırıyoruz, her şeyi yenilemek istiyoruz ve bu nedenle hiçbir şeyi affetmeyeceğiz. çünkü eğer canlılar böcek olma ve karanlıklarda, uğultu ve pis koku içinde üreyip çoğalma tercihinde bulunursa bile, biz onları engellemek ve insan'ı soyunu kurutarak kurtarmak için buradayız."


"dünya çirkin, giderek daha da çirkinleşecek, ormanlar balta darbeleriyle yok oluyor, her yandan şehirler her şeyi yutarak yükseliyor, çöller her yerde yayılıyor, çöller de insanın eseri. toprağın ölümü şehirlerin uzağa yansıyan gölgesidir, şimdi buna suyun ölümü de ekleniyor, sırada havanın ölümü var, ama dördüncü element olan ateş, diğerlerinin intikamını almak için varlığını sürdü­recek; bizler, sıramız geldiğinde, ateşle öleceğiz."
devamını gör...

en güzel yanı, iyileştikten sonra yaşam enerjinizin geri gelmesidir bence.
devamını gör...

yeraltı edebiyatına ait okuduğum ilk eserdir. çarpıcı kurgusu, karanlık atmosferi bende merak uyandırmıştı. okuyalı uzun denebilecek bir zaman oldu ve üzerine türk edebiyatının post modern özellikli mihenk taşlarını okudukça bu romanın beslenme kaynaklarını çok daha iyi anladım. özellikle tutunamayanlar'ı okuduktan sonra zihnimde kinyas ve kayra'nın bulunduğu yere doğru yeni tüneller ve bağlantı noktaları açıldı.

toplumun iki yüzlülüğüne, kalıplara, ön yargılara sert bir eleştiride bulunuyor. çok sağlam cümleleri vardır her biri aforizma niteliğinde. insanı derin bir sorgulamaya sürüklüyor. karamsarlığa kapılmamak lazım. kitap bir şekilde bir çıkış yolu gösteriyor.

yukarıda bahsettiklerimin yanı sıra pek çok sanat eserine atıfta bulunuyor. okumadan önce birikim şart diye düşünüyorum. katmanlı bir eser. bağlantıları fark ettikçe bırakamıyorsunuz. kitabın içinde onlarca şarkıdan, solistten ve gruptan bahsediliyor. david bowie, iron maiden, slayer, beatles, müslüm gürses, orhan gencebay ve daha fazlası.
devamını gör...

olduğu gibi sevmenizdir. yanında olduğunuzu hissettirmeniz, güvenmeniz, güven vermeniz, desteklemeniz, gülüşüne doyamadığınız, gözyaşına kıyamadığınız biri olduğunu bilmesini istediğiniz zaman o kadın sizi çok sever, sevdiği için çok mutlu olur ve siz de mutlu olursunuz.
devamını gör...

başlıkta görüldüğünden ayrı olarak dönemindeki (تعشق طلعت و فتنت) yazımıyla okurlarla buluşmuş olan kitap. şemsettin sami tarafından kaleme alınmıştır. osmanlı alfabesiyle basılmış ilk türkçe romandır, batılı tarza yazılan ilk türkçe romanlar arasında yer alır. o dönem, takribî padişah abdülmecid'den beri süregelen; kadının toplum içindeki yeri, karı-kocaya mahsus hususlar gibi tatrışma konularını ele almıştır. kitabın adının günümüze uyarlanmış hâli "talât ve fitnat'ın aşkı"dır. konusu da isminden anlaşılacağı üzere iki gencin birbirine olan aşkıdır. aralarındaki aşk türlü türlü müdahalelere uğrar ve kitapta anlatısını bu müdahaleler üzerine kurar.

kitabın orijinal metninden ilk paragrafı aşağıya transkript edilmiş hâliyle aktarıyorum.


--! spoiler !--

ا. فتح كلام
آق سرايده اوفاجق بر اوده. طنطنـهلى دكل لكن پك تميز دوشنمش بر اوطـهده، يوزنده بر حسن و آنك خرابـهلرى نمايان، اللى اللى بش ياشنده بر قادين مندر اوستنه اوتوروب بر شى ديكيور ايدى. كوزى ديكشده الى اكنـهده لكن ذهنى بشقه يرده اولوب بر شى دوشونور و دوشدوندكچه محزون و مكدر اولور كبى كورينور ايدى. بيچاره اختيارلر كچمش شيلرى خاطرلرينه كتوردكچه محزون اولورلر. چونكه عمرلرنده كچورمش اولدوقلرى مسرت كونلرينى آكدقلرى وقتده او كونلرك بر دها عودت ايتميـهجكنه تأسف ايدرلر. و چكمش اولدقلرى كدرلرى ياد ايدكلرنده كوكللرينك ياره لرى تازه لنور.

1. feth-i kelâm
aksaray’da, ufacık bir oda tantanalı değil lakin pek temiz döşenmiş bir odada, yüzünde bir hüsn ü ânın harabeleri nümayan, elli, elli beş ya şında bir kadın minder üstüne oturup bir şey dikiyor idi. gözü dikişte, eli iğnede lakin zihni başka yerde olup bir şey düşünür ve düşündükçe mahzun ve mükedder olur gibi görünüyor idi. bi-çare ihtiyarlar geçmiş şeyleri hatırlarına getirdikçe mahzun olurlar. çünkü ömürlerinde geçirmiş oldukları meserret günlerini andıkları vakitte o günlerin bir daha avdet etmeyeceğine teessüf ederler ve çekmiş oldukları kederleri yad ettiklerinde gönüllerinin yaraları tazelenir.

--! spoiler !--
devamını gör...

presinaptik alfa 2 reseptörleri bloke ederek sempatomimetik etki ortaya çıkartan erektil disfonksiyon tedavisinde kullanılan ajandır.
devamını gör...

insanlar istiyorki benim sözümün üstüne söz söylenmesin, benim görüşüm dışında görüş olmasın (bkz: ağanın poki üstüne pok yapmak)
tek laf söylediklerinde hemen etiket cepten çıkıp aktroll diye yaftalanmaya hazır.

arkadaşlar siyasi parti trollüğü öyle bir şey değil.
şey şey konuşmayın, farkliliklara tahammulunuz olsun, savunduğunuz düşünceyi anlatabilin,sadece aktroll diyerek siyasi görüş savunulup paylaşılmaz.
devamını gör...

yeni keşfettiğim kafa sözlük yazarı.

ayrıca ingilizcede amaçsızca dolaşan kimse anlamına gelen kelime.

daha iki gün önce kadim dostum dr. sokratesin kadehi ile bu kelime hakkında konuşmuştuk. kelimenin etimolojik kökü fransızca flâner kelimesidir. anlamı da savrulmaktır.
devamını gör...

birkaç gündür işten güçten giremediğim cağnım sözlük ne güzel olmuş yahu. radyo açılmış, istek şarkı alır olmuş falan.
hayır, canım ne alakası var nostaljik hislerle tabii gözlerim dolmadı. *

yan yana olunmasa da bundan daha güzel yan yana hissettiren bir şey olamaz sanki, hım?
ben ankara'nın abuk bir yerinde dinliyorum, diğeri izmir'de, öteki, trabzon'da... bir de online takılıyoruz üstüne...

özlediğim samimiyet, kalbime dokundunuz!
devamını gör...

islamcıların yaşadığı hiçbir toprak parçasında kadına, insana, canlıya rahat olmadığını bir kez daha anlamamızı sağlayan olay.
devamını gör...

güçsüz olanın ölmesi, güçlü olanın hayatına devam edip soyunu da devam ettirmesi üzerine kurulu doğa sistemi. tüm doğa, tüm gezegen bu şekilde işler. türlerin devamının, yani iyi genlerin aktarılmasının en büyük nedenidir. bir tür, doğal seçilim sayesinde hayatta kalır. yüz milyonlarca yıldır hayatta kalan türler (mesela köpekbalıkları ve çoğu sürüngen), bütün iyi genlerin aktarılması ile oluşmuşken, 10 milyon sene önce yok olan bir tür, doğa ile başa çıkamayacak kadar zayıf olduğu için artık ortada yoktur. zira "adaptasyon" yeteneği de doğal seçilimin bir parçasıdır.

besin zincirinin dışında olduğumuz için, insanlarda doğal seçilim, genelde "zeka" ile işler. ne de güzel yapar.

sırf bu nedenden dolayı, artık teknolojimiz bunu doğum öncesi farkedebildiği halde, ileri derecede zihinsel engelli olacak bir çocuğu doğurmanın yasa dışı olması gerektiğinin taraftarıyım.

örnek olarak;

(bkz: el bombasıyla polise kafa tutarken patlayarak ölen rus)
(bkz: pandemi yurdundan çarşafla kaçmaya çalışmak)

mesela bu gerizekalılara üzülmüyor, aksine, zayıf zekalarına sebep olan genleri sonraki nesillere geçiremedikleri, bu nedenle de türü zayıflatamadıkları için ölmelerine seviniyoruz.

ters örnek olarak;

(bkz: johhny kim)

kendisinin üreyerek, kendi kalitesine sahip çocukları dünyaya getirmesi ve türün gelişimini bir adım ileri götürmesini umuyoruz.

doğa romantizme bakmaz. etik değerleri yoktur. homo sapiens 100,000 yaşında bir türken, doğa 4.55 milyar yaşındadır. yani kolumuzu ileri uzattığımız zaman, kolumuzun uzunluğunu dünya tarihi olarak düşünürsek, homo sapiens, sadece kesip attığımız tırnak kadar bir zamandır gezegen üzerindedir.

doğal seçilim böyle bir şey.
devamını gör...

aziz nesin'in sözüdür. adam geleceği ta 1990 yılında görmüş. haklılık payı son dönemlerde artmıştır bana göre.
devamını gör...

her zaman yarına bırakılmış işlerim vardır. bugünün işini ertelemek gibi düşünmeyin. bir şeyle meşgulken bile daha sonrasında ne yapacağımı düşünürüm. haliyle bu da ertesi güne kadar uzar gider. sanırım istemeden de olsa bir sonraki zaman dilimiyle bağımı koparmamaya çalışıyorum.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim