en güzel çiçek şudur diye ayırım yapamam. bitki ve çiçeklerin arasında olduğumdan buna cevap vermek çok zor. kimi güzel kokar, kimi güzel görünür, kimi çiçek açar, kimi saksıda, kimi dış mekanda yetişir. her biri ayrı bir güzel, ayrı bir özeldir.
devamını gör...

elektronik eşyalara kolayca erişim, ürünlerde daha az vergi ve yurtdışına kolayca gidebilme gibi avantajları sağlayabilecek herhangi bir orta yolcu parti bunların oyunu alır. bu sebeple, ben şahsen bu seçmenin ekseriyetinin liberal-sağ ekseninde bir partiye yöneleceğini düşünüyorum. ak parti, chp ya da mhp değil de, alternatif partilere. mesela deva partisi, iyi parti ya da (eğer seçime girerse) liberal demokrat parti gibi partilere... milliyetçi bir trendin yükselişte olması nedeniyle chp ve hdp onlar için seçenek dışı kalacaktır.
devamını gör...

yine 'z kuşağı' içeren bir başlık ve yine şu kuşağı ötekileştirme çabası.

şu tabir artık çok canımı sıkmaya başladı. bir kesimi belirtmekten ziyade o kesimi sürekli yaftalamak için kullanılıyor gibi.

başlıkla ilgili fikir beyan etmek istemiyorum. kendi bahçelerinde yapmıştılarsa belki sonuç böyle çıkmıştır.
devamını gör...

güzelcim'in kaçırdığım tek yayını an itibariyle; live!
90'lar pop!

bir yer bulalım dünyadan uzak...**
devamını gör...

gelelim kellerin insanlar üzerindeki etkilerine.. öhöm, tamam şaka yaptım.. hâlâ gülüyorum sana..
"keller merhametli olur anneeem" diyerek yüreğini sarmalamaya çalıştığım cağnım arkadaşım.. gülmekten yerlere yapıştıran, yanaklarımı ağrıtan ve kalbimi kırmadan* esprilerini patlatan * biricikimm!
seninle tanışmamız hatta kaynaşmamız "geyiğine" açık davet yolladığın programın sayesinde olsa da seviyorum ulen senii!
yaşlı kurdum, ağabeyim*, canımın içisi, gülüşlerimm! daha sayamadığım tonlarca sıfata sahipsin.. * taş kağıt makas oyununda kaybetsem de, beni bazen sinirlendirsen de farklısın benim için. ömrüm boyunca kalbimde kira vermeden yaşayacak anlar yaşattın bana o programla. iyi ki geyiğini ciddiye almışım keltoşum! ulan bir geyik yapacaktık konu nerelere geldi...
iyi ki varsınn! seviliyosun be reis!
devamını gör...

(bkz: tabi lan manyak mısın?)
devamını gör...

size bir takım komutlar vererek, bu komutları yerine getirdikçe para kazandıran bir sistem.
güvenirliği hakkında detaylı bilgim yok, tecrübe etmedim.

tecrübe edince bu tanımımı güncellerim.

bu komutlar kısaca; reklamları izleme, uygulama indirme, puan verme, yorum yapma, like atma falan diye sıralanıyor.
devamını gör...

ölmeden önce ölme durumunu ve allah yolunda yok olma anlamını ifade eden tabir. kimi görüşe göre ise kişinin kendine dair farkındalık yolcuğudur.
kelimenin oluşumunu incelediğimizde fena+fi+allah şeklinde çözümleme yapar ve bunu şöyle açıklayabiliriz*:
| arapçada yok olma anlamına gelen fena kelimesi,
| ismin önüne gelip o isme yönelme ya da birliktelik anlamı katan harfler* fi,
| son olarak allah ile birleşince kulun allah'ın varlığında yok olması anlamına gelir.
aynı zamanda denilen odur ki, sofiler bu makam için dünyevi her şeyi terki diyar eylerler.

kaynak için tık tık.
devamını gör...

yanlış. babasindan alamadığını arar karşı tarafta. tek boyutlu bir durum değil. ama bir kıstas da dediğim gibi ne eksik ise o.
devamını gör...

üst düzenleme: kişiye göre değişse de vegan kişi bitkiler acı çekmiyor diye vegan değildir. veganlık insanlar için doğaya ve dolayısıyla yaşam alanı olan dünyaya en zararsız yaşama biçimidir. ayrıca bitkiler acı çekiyor olsa bile bunu hayvanlar gibi anlamlandırıyorlar mı bilinmiyor. hayvanlar annelik duygusu hissedebilen, duygusal bağ kurabilen, sütünü yavrusu için üreten canlılardır. bitkilerse nesillerinin devamlılığını sağlamak için çekirdekleri diğer canlıların yiyebileceği şekilde evrilmiş tat, koku ve dokuda bulunan canlılar.


vegan kişi hayvansal gıda ve et ürünlerini hiçbir şekilde tüketmez. üretim sürecinde insana veya hayvana zulüm edilen ve doğada elde ediliş şekliyle herhangi bir şekilde ciddi tahribat yaratan ürünleri tüketmekten kaçınır. örneğin, kakao meyveleri toplanırken işçi maymunların veya çocukların kullanılmadığı çikolataları tercih etmeye çalışır. vegan olma sürecinde kişiyi, et ve süt ürünlerinin bağımlılık yaratması nedeniyle tüketme dürtüsü uyandırması zorlar. veganlar protein ihtiyacını baklagiller, yeşil mercimek gibi kaynaklardan karşılayabilir.
devamını gör...

'nickaltına en sevdiğim yazarları toplamış ve genelinden benim de düşündüğüm gibi 'ne parlamaması yahu ışıltısı yeri göğü aydınlatıyor' yorumu almış'yazarı.

kendisi kedidaşım. kedi sever yahu düşünsene kedi sever gelde sevme şimdi bu canım yazarı. tanımları desek zaten artılar artılar hep onda.

'nasıl kıskandım anlatamam? ' yazarı da diyebilirim aslında. utanır insan böyle güzel kalpli olunur mu? bu kadar tatlış övgüleri nickaltında toplayabilir mi?

hepsini kelimesi kelimesine hak etmiş yazar. okuyunca zaten bizlere hak vereceksiniz.

'çok sevdim' yazarı. biraz hasetlensemde napayım kendimi engelleyemiyorum.

canım yazar ne hoşsun sen yahu?
sevgiyle kal olur mu?
keyifli sözlükler...
devamını gör...

"bu karanlık, puslu ve yeraltının hakim olduğu vadilerde" erkeklerin ne işi var acaba diye düşündürmüş sorunsaldır. kafes dövüşü yahut horoz dövüşü mü yapılıyor, hayırdır? tüm erkekler bu karanlık ve puslu yeraltı dünyasına aşırı meraklı yani bir yönüyle hepsi suça ha bulaştı ha bulaşacak ve bundan da zevk alan tipler mi demek isteniyor? buna itirazı olacak pek çok erkek olacaktır diye umuyorum. gariptir, niyet aksi olsa da erkeklere bir takım isnatlarda bulunulan bir başlık olmuş.
devamını gör...

sen, seni anlayana mucizesin.
devamını gör...

parşömen , kitap ve el yazması eserlerin, şekil ve tarih yönüyle hazırlanış çalışmalarını inceleyen bilim dalıdır.
devamını gör...

evvela sosyalist olmalı, maddeyi anlamalı...

bu sözler mustafa kemal'in "harp okulu" yıllarında günlüklerine yazmış olduğu notlarda bulunuyor. kimileri bu sözleri, gençlik ateşi ve algısı içerisinde değerlendirme yoluna gitse de esasen bunun böyle olmadığını görüyoruz; eğer bu tez doğru olsaydı, mustafa kemal 1921 yılında "hakimiyet-i milliye"de şu sözlerin altına imzasını atmazdı;

"sağa mı sola mı nereye gideceğiz? herhalde sağa değil. çünkü insanlar, fikirleriyle, siyasetleriyle, ilimleriyle, devamlı olarak aksi istikameti takip ediyorlar."

keza yine doğan avcıoğlu'nun "milli kurtuluş tarihi" adlı eserinde mustafa kemal'in şu sözleri karşımıza çıkıyor;

"bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan asya ve afrika'nın köleleştirilmiş halkları uluslar arası sermayenin (kapitalizmin) kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç dünya işçilerince kavrandığı gün, burjuvazinin gücü sona erecektir. ben buna inanıyorum."

mustafa kemal bu sözleri de 1922 yılında sarf etmiştir!

yurttaşlık bilgisi (medeni bilgiler) esasen mustafa kemal tarafından kaleme alınmış, afet inan tarafından hazırlanmıştır... orada "dayanışma" bölümünde yazılanları okumakta da fayda vardır;

örneğin; "ne var ki, yalnızca bir düşünce olarak ele aldığımız dayanışma kurumları, uygulamada "sosyal yardımlar" adı altında toplanabilir. bu sosyal yardımlara, devlet sosyalistliğine yaklaşarak ulaşılabilir..." (sy: 91)

bütün bunları cepte tutun. asıl anlatmak istediğim mevzuya geleceğim; mustafa kemal elbette sosyalist bir figür değildir. devrimci ve ilerici bir figürdür. bu sebeple de aklı başında her sosyalist mustafa kemal'e ve onun bağımsızlıkçı ve ilerici hareketine ve kendisine saygı gösterir. bundan gocunanların, rahatsız olanların ise derdinin başka olduğu aşikardır.

genç kuşakların başta mustafa kemal olmak üzere dünya tarihinin bütün devrimcilerini derinlemesine inceleyip öğrenmeleri elzemdir. zira şu çok iyi bilinmelidir ki; büyük devrimler öyle gökten zembille inmezler. hepsini tetikleyen olaylar ve kişiler vardır. bir nevi bu insanlar devrimlerin önsözüdür, başlangıç metnidir.

mustafa kemal gibi, simon bolivar gibi, jose marti gibi şahsiyetler de işte bu nokta da önem arz ederler. onlar bir silsilenin çıkış noktalarıdır ve her coğrafyanın sosyalistleri bu çıkış noktalarına, ilerici ve bağımsızlıkçı tavra dayanarak mücadelelerini inşa ederler.

venezüella'da chavez sosyalist bir mücadelenin altına imza attıysa arkasında ki temel etken, simon bolivar'dı, fidel ve che'nin, küba devriminin dayandığı ana nokta jose marti'ydi. ve tabiri caizse reddi miras yoluna gitmedikleri için de başarılı olmuşlardır. kendi geçmişlerinden çıkmış olan devrimcileri sahiplenerek, amacı bir adım öteye götürmeyi başarmışlardır.

küba örneğine bakalım mesela, ilk anlamda bu başkaldırının kimse ''komünist'' bir başkaldırı olduğunu savlayamaz. zira açık bir şekilde ne olduğunu kendisi ortaya koymaktadır. çürümüş bir yönetime karşı girişilmiş yurtsever bir harekettir. sierra maestra bildirisi ilgilenenler için gayet güzel bir kaynak olacaktır. keza bu hareketin ilk evrelerinde psp'de yer almamıştır. yani küba komünist partisi işin içerisinde bile değildir.

castro hareketi ilk elden şunu savunuyordu; ''küba'nın iç işlerine herhangi bir yabancı elin karışmasına düşman olma ilkesi''! ve fidel bu programını ulusçu ve ilerici bir program olduğunun altını bizzat kendisi çizmektedir. pek çok siyaset bilimci sierra maestra'da verilen sözleri solcu, ulusçu bir hareket olarak betimler ve altını çizer. ancak konumuz küba olmadığı için bunların şimdilik ayrıntılarına girmiyorum. gerekirse gireriz!

peki, bu hareket daha sonra ne noktaya gelmiştir? sosyalist bir küba'ya zemin hazırlayabilecek bir yol haritasını çizebilecek bir noktaya!

yurtseverlik, antiemperyalizm bakışı kendisini sol iktisatla ve bakışla bütünlemiş ve devrimin nihai çizgisi belli olmuştur.

sıçrama tahtasını iyi kullanmış ve belirli bir noktaya gelmişlerdir.

küba'daki öznel ara parantezden sonra tekrar konunun ana akışına dönelim;

en başta belirttiğim ve devrimlerin çıkış noktası olarak gördüğüm devrimcilerin, genel itibarıyla nasıl bir rol oynadıklarına bakalım; fransızlar açısından olaya fransız sosyalist jean – jaures şöyle bakıyor;

jakoben liderler, aslında terörü legalleştirerek ve radikalleştirerek çok daha korkunç olabilecek bir halk terörünü önlemek istiyorlardı. jakobenler, aydınlanma düşüncesinin henüz dar bir elitin sınırlarını aşmadığı köylü bir toplumda, özgürlük ve özellikle eşitlik ilkesini geniş kitlelere yaymışlardır.” (taner timur, sivil toplum, jakobenler ve devrim, mülkiye dergisi, sayı 219.)

esasen görünüm bizde de büyük farklılık arz etmemektedir. mustafa kemal ve anadolu hareketi de saltanat, hilafet gibi halkı tebaa sayan orta çağa ait kurumları tasfiye etmiş, köklü bir eğitim ve kültür devrimine imza atmış ve benzer bir işlev görmüşlerdir.

yine bu harekete farklı ülkelerin sosyalist liderlerinin bakışı da bu çerçevededir.

stalin, sun yat-sen üniversitesi öğrencileriyle konuşurken çinli öğrencilere şöyle soruyordu; ''nerede sizin kemal'iniz?''

mao zetung ‘`yeni demokrasi'yi kaleme alırken, ''nerede çin'in kemal'i?'' diyordu...

lenin aralof'a mustafa kemal'le ilgili düşüncelerini şöyle aktarıyordu;

"mustafa kemal paşa, tabi ki sosyalist değildir. ama görülüyor ki, iyi bir teşkilatçı. kabiliyetli bir lider, milli burjuva ihtilalini idare ediyor. ilerici akıllı bir devlet adamı. bizim sosyalist inkılâbımızın önemini anlamış olup, sovyet rusya'ya karşı olumlu davranıyor. o işgalcilere karşı bir kurtuluş savaşı yapıyor. emperyalistlerin gururunu kıracağına, padişahı da yardakçılarıyla birlikte silip süpüreceğine inanıyorum..."

rüştünü ispatlamış ve bu konuda söz sahibi devrimciler mustafa kemal hakkında benzeri ifadeleri kullanıyor. konunun uzamaması açısından, fidel'in söylediklerine, bin bella'nın anlattıklarına girmiyorum. ama merak edenler açıp bakabilir ya da gerekirse onlara da gireriz!

1928 komünist enternasyonal programında ''türk devrimi''nin nasıl tanımladığı ve nasıl selamlandığı ise ayan beyan ortadadır!

sosyalist olmak iddiası taşıyan insanların, bu sözleri ve düşünceleri yok saymaya çalışması gibi bir şey olabilir mi?

rus devrimi'nin olgunlaşma sürecinin altında yatan herzen, çernişevski, bellinski gibi isimler de diğerleri gibi bir ön söz özelliği taşırlar. sahiplenilirler.

lenin 1914'te şöyle bir konuşma yapıyor: “ulusal gurur duygusu bize yabancı bir duygu mu? elbette değil! biz, dilimizi ve yurdumuzu severiz... çarın kasapları, soylular ve kapitalistler elinde, güzel yurdumuzun uğradığı hakaretleri, zulmü, aşağılamaları görmek ve duymak bizim için çok acıdır. radiçev'i, dekabristleri, 1870'lerin devrimcilerini kendi içinden yaratmış olan biz büyük rusların, bu zulüm ve aşağılamalara karşı göstermiş olduğumuz direnişten ötürü gurur duyuyoruz.”

şimdi kalkıp, bu cümle içerisinde lenin'in kullanmış olduğu ''biz büyük ruslar'' sözünden ötürü kendisini faşist olmakla suçlayabilecek biri çıkabilir mi? bu mümkün müdür? ama burada ki sahiplenme önemlidir! kendilerinden önce ki devrimcileri nasıl gördüklerini ve onların mirasına nasıl sahiplendiklerini de gözler önüne sermektedir.

sömürgeleştirilmiş ya da yarı sömürge haline getirilmiş bir toplumsal kesitte, toprak ağalarının, feodalitenin, yeni nesil derebeylerinin kol gezdiği, hurafeler ve yobazlığın baskın çıkmaya başladığı bir ortamda sosyalizm hayalinden bile bahsedilemez. emperyalist boyunduruğu kırmış, yobazlığı tasfiye etmiş, antiemperyalist bir mirasa sahip çıkılamamış olmasının acılarını da 68 kuşağı bizzat görmüş, kendi önsözlerini doğru okumuş ve yola koyulmuştur. yöntem yanlışları ve hareketin doğru kurgulanamamış olması konusu ise farklı bir konu olduğu için o kısma da şimdilik girmiyorum.

68 hareketinin bilinen önderleri de kendi topraklarından filizlenmiş olan bu harekete diğer tüm ülkelerde ki devrimcilerin yaptığı gibi sahip çıkmış, onu bir kenara bırakmamıştır.

mahir çayan şu tahlilleri yapar;

kemalizm, emperyalizmin işgali altındaki bir ülkenin devrimci-milliyetçilerinin bir milli kurtuluş bayrağıdır. kemalizm'in özü, emperyalizme karşı tavır alıştır. kemalizmi bir burjuva ideolojisi, veya bütün küçük-burjuvazinin veyahut asker-sivil bütün aydın zümrenin ideolojisi saymak kesin olarak yanlıştır!

kemalizm, küçük-burjuvazinin en sol, en radikal kesiminin milliyetçilik tabanında anti-emperyalist bir tavır alışıdır. bu yüzden, kemalizm soldur; milli kurtuluşçuluktur. kemalizm, devrimci-milliyetçilerin, emperyalizme karşı aldıkları radikal politik tutumdur.


ülkede, kendi solunda, emperyalizme karşı hiçbir devrimci, ulusal-radikal sınıf hareketi olmadığı, dünyada, bugünkü gibi milli kurtuluş savaşlarının destekçisi bir dünya sosyalist bloğunun olmadığı bir evrede, emperyalizme karşı, dünyada ilk muzaffer olmuş bir halk savaşını veren radikal-milliyetçiler, bu bakımdan, ülkemizin -kökeni osmanlı alt bürokrasisinin ilericiliğine dayanan- bir orijinalitesidir. kemalistler için ülkemizdeki, asker-sivil aydın zümrenin jakobenleri diyebiliriz.

ki görüldüğü üzere oda ön sözüne sahip çıkmaktadır. mücadelesinin girizgâhını yapanlara karşı bir devrimcinin alması gereken tavrı takınmıştır...

mahir gibi deniz'de benzer bir konumlandırmayla olaya yaklaşmaktadır. thko savunma metni her şeyi gözler önüne sermektedir;

keza türkiye sosyalist hareketinin öncü isimleri, mehmet ali aybar, hikmet kıvılcımlı, behice boran gibi düşün insanlarının da miraslarına karşı koruyucu oldukları çok net görülecektir ki söylediğim gibi uzamaması için o ayrıntılara da şimdilik girmeyeceğim gerekmesi halinde onları da aktarırız.

netice olarak; mustafa kemal, simon bolivar, jose marti, sun yat-sen, omar torrijos, jomo kenyatta, muhammed musaddık, samora machel gibi önsözler sosyalistler için iyi okunup tahlil edilmesi gereken, olumlu tüm yönleri ile sahip çıkılması lazım gelen, sosyalist olmayan mücadele adamlarıdır ve saygıyı sonuna kadar hak ederler. mustafa kemal ise bu coğrafya üzerinde saygıyı hak eden en önemli figürdür. o yüzden bir sosyalistin 10 kasım saat 9:05'te ülkesini işgalden kurtaran ve bu coğrafyanın zincirlerini kırıp, makus talihini değiştiren tarihi bir figür için saygı duruşunda bulunması ve onu anması kadar doğal bir şey olamaz.

asıl, sosyalist olduğunu söyleyip, bu unsurları görmezden gelerek, mustafa kemal'i yok saymaya çalışanlar ve ona saldıranlardan korkun. onların fikir dünyasını kazıdığınızda altından çok başka şeylerin çıktığını göreceksiniz. selam olsun mustafa kemal'e ve tüm milli kurtuluşçulara!!!
devamını gör...

sözlük dahil sosyal mecraların hepsinde şiir paylaşmak adetimdir. biri demişti düşüyor mu böyle? düşürme gibi amacım olsaydı şiir son yol oldurdu dedim kendisine. şiir seven mi var sanki nerede boş beleş eğlenceli bir şey var insanımız ona koşar.
devamını gör...

rahatsız ukdesi

senin çırpındığın,ulaşmak için yırtıldığın insanın hiç bir şey yapmadığını farkettiğin o an..kalbini bıçaklasalar sanki daha az acırmış gibi geliyor.
ister bir süre kendine acımadan devam edersin çırpınmaya istersen de o an bırakırsın.
daha sonrasında başkasına yaptıklarını gördüğünde de ister istemez bu farkındalığı yaşama mecburiyetinde kalırsın.*
devamını gör...

porta aurea ya da yaldızlı kapı ya da yedikule kapısı olarak bilinen, ii. theodosius tarafından 413 yılında yaptırılan, yedikule'de bulunan istanbul sur kapılarından biri.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
altın kapı, ortada bulunan büyük kemerli kapı ile iki yanında bulunan iki küçük kemerli kapıdan oluşur. bu kapı savaştan dönen imparatorlar için tören yapmak ve imparatorların alayıyla şehre girmesi için kullanılmış. imparatorlar şehre girerken orta kapıdan zafer elde ettikleri zaman geçerlerdi. küçük kemerli kapılar halk içindi.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kapının üzerinde ''avea saecla gerit qui portam constrvit auro''* ve ''haec loca thevdosivs decorat post fata tyranni”* yazan kitabeler bulunuyordu. buradan altın kapı'nın bir zafer takı olduğunu, imparatorun bu kapıyı bir zaferin ardından inşa ettirdiğini anlıyoruz.
altın kapının iki tarafında kuleler bulunuyor. kulelerin üzerinde yine günümüze ulaşmamasına rağmen nike heykellerinin bulunduğu, kapının üzerinde ise fil heykelleriyle beraber ii. theodosius'un heykeli bulunduğu düşünülüyor. ilk fotoğrafta görebiliyoruz.
altın kapı adını gerçekten altından yapılmış kapılardan alıyor ama 1204 latin istilasıyla beraber kapılar kaçırılmış ve günümüze ulaşamamış.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
altın kapıdan şehre girdiğinizde, önünüzde uzanan fotoğraftaki yolu takip ettiğinizde sizi osmanlı'daki divan yoluna (günümüzdeki eminönü'ne giden tramvay yolu) bağlanarak sultanahmet'e kadar götürüyor.
istanbul'un fethinden sonra altın kapı ve kulelere üç kuleli bir sur eklenerek yedikule hisarı inşa edildi. bugün yedikule hisarı açık hava müzesine dönüştürülmüş durumda. randevu alarak rehber eşliğinde restorasyonu bitmiş iki kuleyi gezebilir, surlara çıkarak istanbul'u seyredebilirsiniz. çok bina var ama. evet.

paylaştığım bilgileri yedikule hisarı rehberinden öğrendim, kaynak olarak şurayı bırakayım.
görsel kaynak: birinci fotoğraf için kaynak
diğer iki fotoğraf için kaynak: ben.
devamını gör...

dünya üzerindeki her pisliğin sebebi olan en gereksiz varlık.
devamını gör...

vallahi çok güzelsin kadın!

ama ufak bi' ricam olacak ;

ya beni şair yap, ya da bırak şiirin olayım.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim