#ödüllü filmler
korku / gerilim / kült-efsane / gizem
8.5 / 10
puan ver

öne çıkanlar | diğer yorumlar

aynı zamanda dünya üzerinde en fazla çekim tekrarı yapılmış filmdir.
jack nicholson’un elinde balta ile banyoya dalmaya çalıştığı sahneyi kubrick bir türlü beğenmemiş ve tam 127 tekrar almıştır.
bu bir filmde en çok tekrarlanan sahne olmuştur.
sanırım başarısı da buradan geliyor, en ufak ayrıntı için bile ciddi kafa yorulmuş, kaliteli bir film.
devamını gör...
shelley duvall ve jack nicholson'ın oynadığı '80 yapımı kubrick filmi. stephen king'in romanından uyarlanmıştır. stephen king ise bu filmi sevmemiştir.

bence kubrick'in en iyi filmidir.
devamını gör...
türkçeye ''cinnet'' olarak çevrilen, başrollerinde cinnet geçirmiş adam rolü için biçilmiş kaftan olan jack nicholson, ceylan gözlü shelley duvall ve çok çalışıp hiç oynamadığı için sıkıcı bi çocuğa dönüşen danny lloyd'u bulunduran, kışın izlemesi daha keyifli olan psikolojik gerilim filmi.

''all work and no play makes jack a dull boy.''
devamını gör...
çekildiği otelde otel yönetimi kitapta geçen 217 numaralı odayı kullanmamalarını istemiş. çünkü filmden sonra kimse bu oda da kalmak istemezdir diye düşünmüşler. bu yüzden yönetmen senaryoyu otelde var olmayan oda numarası 237 yi kullanacak şekilde değiştirmiş.
devamını gör...
stephen king'in romanından uyarlanmış bir stanley kubrick başyapıtı. danny'nin kafasından geçenleri daha iyi anlamak için kitabı da okumanızı tavsiye ederim. jack nicholson'ın muhteşem oyunculuğu ile film daha bir üst seviyeye çıkmış, söylenene göre wendy karakterini oynayan shelley duvall sette jack nicholson'dan gerçekten korkmaya başlamış.
filmde çok ince göndermeler var (bkz: kızıl derili katliamı), filmle alakalı çok farklı komplo teorileri de mevcut (bkz: abd nin aydaki görüntülerinin stanley kubrick tarafından çekilen bir kandırmaca olduğu)
bunlarla alakalı şu videoyu mutlaka izleyin filmin adı ne kanka-the shining
devamını gör...
kitabını okumadan filmini izlediğim tek yapıttır.
filmin sonu belirsizdir, yoruma açık kapı senaryodur. akılda soru işareti bırakır bolca. en zevkli kısmı da bu. baştaki anlatılanları ve ortada olanları, son ile birleştirmeye çalışırsınız.
ayrıca jack nicholson'ın ustalığını döktürdüğü anları hayran hayran izlemenize sebep olur.
devamını gör...
tam bir görsel şölen filmidir. stanley kubrick geleneği olarak filmde neredeyse her rengin ve her nesnenin kendine has bir sembolü bulunur. bu filmi anlamak için görmeyi bilmek gereklidir.
devamını gör...
stepen king abimizin kitabında uyarlanan yönetmenliğini üstad stanley kubrickin yaptığı bir diğer başyapıt.


wendynin tuvalete sıkıştığında jackin baltayla kapının önünde 3 pig masalından alıntı yaptığı sahneyi nezaman izlesem hala gerim gerim gerilirim .

(bkz: here s johnny)

devamını gör...
king'in en sevmediğim kitap uyarlamam dediği film . eğer kitabını okuyup izlediyseniz gerçek bir hayal kırıklığı . kubrick'in mükemmelliyetçi tavrı yüzünden oyunculara defalarca , yüzlerce diyen dahi var , tekrar yaptırmış. bu kadar tekrar sonunda shelley duvall kötü bir oyuncu olduğunu düşünüp çökmüş , stresten saçları dökülmeye başlamış . zaten kitapta wendy sarışın ve göz alıcı bir kadın olarak betimlendiği için duvall'ın casttaki yeri tartışmalara yol açmış. jack nicholson karaktere kendini adaması sebebiyle settekileri oldukça ürkütmüş. olaylı geçen zor set günlerinden sonra filmin çekimleri ,başka aksilikler sebebiylede,tahminden çok uzun süre sonra bitmiş. film serbest bir uyarlama olmamasına karşın kitapla arasında çok büyük uçurumlar var . filmi kitabı okumadan önce izleyip beğenmiş olmama karşın, kitabı okuduktan sonra izleyince gerçekten beğenmemiştim . benim için hala gri bir filmdir.
devamını gör...
kitap tek kelimeyle, mükemmel. filmdeki boşluklar burada tabii ki yok. film sinematografik olarak tam bir şaheser olsa da kitabını okuduğunuzda her şey daha anlamlı geliyor. kubrick sinematografiye önem vermiş. belki de king bu yüzden filmin sevilmesine anlam veremiyor. tv dizisi uyarlaması kitaba daha yakın bile olsa yine de kitabın yakınına yaklaşamıyor. okurken geriliyorsunuz. anlamadığınız bir anda olaylar başlamış oluyor. mekanda kopukluk varmış gibi hissediyorsunuz ancak bu kopukluğu karakter de yaşıyor. ne ara, neden oraya gittiğini sonradan düşünüyor. filmdeki son, kitaptaki son değil. tabii ki spoiler vermeyeceğim. yani demem o ki, kitabını okuyunuz.

edit: kubrick’in filminde ana hikaye alınmış sadece. yalnızlıktan toplu histeri yaşıyorlarmış gibi bir algı oluşuyor. hatta bir korku grubunda şöyle bir sorunun sorulduğunu gördüm sırf bu sebepten: “jack torrance, kilerde kilitliylen kapı dışarıdan nasıl kendi açılıyor?”
gel de stephen king ol böyle bir durumda.

(bkz: jack torrance)
(bkz: stephen king)
(bkz: stanley kubrick)
(bkz: overlook hotel)
devamını gör...
usta yönetmen kubrick ve usta oyuncu jack nicholson un 1980 yapım görsel şöleni. çekim açıları, gizli semboller, imgeler, ağır ama canlı ilerleyiş... aah hafızam silinse de tekrar izlesem. filmi seven mutlaka kubrick in o filmin arka planında çektirdiği eziyetlere baksın! seven ve sevmeyenler yarı yarıya olsada kalitesi yadsınamaz bi eser.
(okan bayülgen de çok ilginç buluyor bence*)
devamını gör...
1980 yapımı, stanley kubrick’in yönettiği stephen king’in the shining (kitap) kitabından uyarlama film.

benden önce bir çok kişi filmle ilgili tanım yazmış; özellikle #1458169 nolu tanım filmi bambaşka açıdan açıklamış. ben o yüzden sadece film- kitap içeriğine bağlı olarak filmi eleştireceğim. kubrick’i eleştirmek ne haddime olsa da*

kitap ile uyuşmayan bir çok nokta var. uyarlama filmlerde bunu görmemiz çok normal ama filmde olaylara bodoslama girilmiş; ailenin öncesi yok. çok uzun olmasa da, ailenin kısa özgeçmişini bilmek faydalı olurdu diye düşünüyorum.

ayrıca film kesinlikle kitabı bilenlere hitap ediyor. okumayan kişiler için filmde bir çok yer havada kalıyor. jack’in delirmesi bile bodoslama. yani kademe kademe delirseydi, filmde gerilim daha da artardı ama adamı birden delirtmişler. wendy karakteri ise çok silik kalmış. kitapta da bu zayıflığı olsa da, filmde resmen ağlak bir kadın yaratmışlar. hele danny olayına girmek bile istemiyorum; seçtikleri çocuk oyuncu gerçekten çok başarısızdı. evet bir çocuktan büyük bir oyunculuk bekleyemesek de, gerilmem gereken yerlerde resmen güldüm*. ayrıca danny’nin otelde yaşadıkları ve tony ile sohbetleri es geçilmiş; şahsi fikrim asıl gerilimi yaratan onlardı zaten. hele tony’nin işaret parmağını indirip kaldırarak konuşması kısmında kahkahayla güldüm*. kubrick, genelde koridor arasındaki yürümeleri gerilim faktörü olarak kullanmış; bu kısım ise gerçekten beni sıktı. o dönem için belki de gerilimli müzik ve hayaletli otelin koridorlarında yürümek gerilim olarak sanılıyordu bilemem. ama gerilmekten ziyade sıkıldım sadece.

filmde ise kitapta olan beyaz defteri bulma konusu yoktu. bir sahnesinde daktilo başındaki jack’in yanında otelle ilgili olduğunu kitaptan bildiğim dökümanlar vardı ve onun oraya nasıl geldiğini bilmiyoruz. o kısımlar da es geçilmiş. yani kitabın en önemli yerlerini kırpmışlar ve sonunu dahi değiştirmişler. kitaptaki son çok çok daha iyiydi bana göre.

sıra hallorann’da. çocuk ile hallorann’ın iletişim kurduğunu nasıl anlıyoruz? adam sadece gözlerini sonuna kadar açıyor ve evet buradan anlıyoruz. oraya ‘dick yardım et’ sesini ekleseydi bari. hallorann’ın yol boyunca yaşadığı aksilikleri filmde anlatmasını beklemiyordum ama en azından çocukla telepatik bağ kurma olayını ekleselerdi.

gelelim olumlu tarafına. filmi yüklenen kesinlikle nicholson. adama hayran olmamak elde değil. ondan başka oyuncu düşün deseler yerine koyamazdım. duygu geçişleri, psikopat halleri çok iyiydi. önünde saygıyla eğiliyorum.

sıra ullman’a geldi. kitapta sevimsiz ve herkesin nefret ettiği adamken, filmde minnoş bir adam yapmışlar . adamın karakterine girmek istememiştir anlıyorum ama en azından kitaba bağlı kalsaydı.

en iyi sahne de tabi ki oluk oluk gelen kan sahnesiydi. zaten bunu belirtmeme gerek yok.

genel olarak filmi beğenmedim. kitabı okumasaydım belki beğenirdim ama bu sefer de bir çok yer açıkta kalırdı. izleyecek olanlara iyi seyirler.
devamını gör...
kitap popüler edebiyat türündedir film ise bir sinema şaheseridir. filmdeki derinlik kitapta yoktur. mesela overlook hotel'in kızılderili mezarlığının üstüne yapıldığını kubrick eklemiştir, king'in sopası kubrick'in baltası olmuştur. ki yine kızılderili mevzusuyla alakalı. sinemaya adaptasyon değil de bir tık üstüdür. biraz da zorlar isek farklı bir eser olarak da değerlendirilebilir.

kitapta jack'i delirten unsurlar hayalet ruh zortlamaları falan, bunlar ucuz korku numaralarıdır. kubrick bunları minimum seviyede kullanmıştır. gerilimi daha gerçekçi bir hale sokmaya çalışmıştır ve bence başarmıştır.
devamını gör...
stephen king'in kitaplarının uyarlamaları arasında açık ara en iyi olarak bu yapımı görürüm. stanley kubrick'in sinematografiyi, perspektifi ustaca kullanımı ile mükemmel bir film ortaya çıkıyor. film ne kadar gergin ve karanlık ise oyuncuların röportajlarında söyledikleri üzere çekimler de aynı şekildeymiş. kubrick'in kafasındaki mükemmel filme ulaşmak için oyuncuları psikolojik olarak çok zorladığından bahsediliyordu. uzun bir süreye sahip olsa da zerre hissettirmemişti.
filmin bazı kareleri estetik olarak çok güzel, durdurup duvara asılası sahneleri var. ikonik bir filmdir.
devamını gör...
rob ager'in bu film hakkında 21 bölümlük analizini tavsiye ederim. sıradan bir korku filminin çok ötesinde, okült ve çok karmaşık mesajlar içeren bir film olduğuna dair ilginç bir çalışma.
devamını gör...
pek bilinmeyen bir bilgi serpeyim. küvetteki seks manyağı yaşlı teyzenin adı lorraine massey'dir. normal sözlük pimpiriklisi olmadığı için, gençlere yürür rahatlıkla. filmde 237, romanda 217 numaralı odada yaşayan bu kadın, gerçekte de o küvette hap içip bileklerini keserek intihar etmiştir. çünkü overlook hotel'de aşık olduğu bellboy çocuk, bunu aldatmıştır. genç bellboy, önceleri kadına parası için katlanmış, sonra gidip başka hanımlardan memelenmiştir. başka kadınların içine daldırmıştır erkeklik haznesini.

ölen yaşlı kadının eşi de avukattır bu arada. "aman eller duymasın" kafasında yaşayan top birisi olduğu için, sapık karısının rezilliklerni toplumdan saklamıştır. ki ben aslında kadına sapık demezdim de, pedo tandansları boldur overlook hotel sakinlerinin, n'olur n'olmaz dedim.

bu yaşlı rezil kadın öldükten sonra, küvetten çıkıp danny ve babası dahil herkese yürümeye, genç kız kılığında onları kandırıp sonradan buruşmaya devam etmiştir. the shining şaheserinde detaylar bir harikadır. derinliği olan bir efsane olması boşa değildir. tavşan kostümü olayına hiç girmiyorum. şurada olsa ağlarlardı hemen.
devamını gör...
kitabını okumadım yorumum film için olacak.

öncelikle bu film benim beklentimi biraz yükseltmişti. birçok gif ve meme olsun, film için söylenenler olsun derken ciddi anlamda iyi bir film bekliyordum ama izlediğimde dedim ki bu muydu? tamam kubrick manyak da olaylar düzgün işlenemedi. oyunculara zaten laf söyleyemeyiz. yalnız bu filmin çıkış yılı korku filmlerinin pik yaptığı döneme denk geliyor. x kuşağı için korkutucu olabilir de y kuşağı için pek değil. hadi korkutuculuğunu geçelim. spoiler içine alayım izleyen okusun.


filmde johnny nasıl delirdi? otel onu neden delirtti? bu açıklanmıyor. bu kısımlar çok baştan savma yapılmış. ikiz kızlar çıktı ok ama sonuç? mesela ikiz kızların olayı neydi? sadece korku unsuru mu sağlamışlar ve sonradan neden çıkmadılar?

numarasını unuttuğum girilmemesi gereken odada ne oldu? şimdi o o da neden yasak? orada sadece kadını gördük. eee, sonuç nerede?

otelin hikayesinin de kötü işlendiğini düşünürsek aslında olaylar birbirinden kopuk ilerliyor.


kubrick manyak derecede takıntılı davranacağına filmi düzgün işleseymiş keşke de en azından hak ettiği saygıyı gösterebilseymişiz.
devamını gör...
stephen king'in bu filmi neden beğenmediğini ancak kitabı okuyanlar anlar. kubrick her zamanki gibi başarılı bir iş çıkarmıştır ortaya fakat kitaptan bağımsız olarak.
film kitaptaki karakterleri yansıtma açısından son derece zayıf, görüntü ve ambiyans yaratımında ise oldukça başarılı.
kubrick çocuk oyuncuyu o meşhur tekrarlarıyla öyle bezdirmiş olmalı ki kendisini bir daha beyaz perdede gören olmamış.*
devamını gör...
söz konusu yönetmen kubrick olduğu zaman tabi ki uyarlamalar yeni bir mahiyet kazanıyor. kubrick ele altığı edebi metni, kendi elmastıraş bıçağından geçirip başka bir hüviyete büründürüyor. tıpkı glenn gould'un bach variations kayıtları gibi, artık yorum, eserin orijinalinin de cidarlarını zorlayan başka bir boyuta geçiyor. onu aşmıyor. başka bir alan açıyor. kubrick eserleri reforme ve restore ediyor. ,

seneler önce cündioğlu'nun söylediği bir cümle kafamda epey yer etmişti. özetle film uyarlamalarına kaynak olan edebi metnin değeri ne kadar düşük ve sıradan olursa, filmin o kadar başarılı olacağına dair bir hükümdü. zira, edebi değeri ortalama ama best seller olmuş veya şıpın işi yazılmış b sınıfı bir romanda yeterince iyi ele alınamayan parlak fikirler, dahi bir yönetmenin bakış açısında ve kadrajında görsel ve entelektüel bir şölene dönüşebilir. ancak tekrar etmeliyim ki ingilizce'ye hakim olanların da dediği gibi stephen king her ne kadar kendi türünde çok satan bir otör olsa da tercümelerdeki kadar yüzeysel bir dil kullanan sıradan bir yazar değil. yani kubrick esere sınıf atlatmamış sadece kubrick'in the shining'de anlatılan aynı evrende farklı bir düzlemde ele almış.

benim ilk izlediğimde dikkatimi çeken farka dikkat çekmek istiyorum. jack nicholson bar sahnesinde barmen ile yaptığı konuşmada white man's burden diyor. yani beyaz adamın yükü yahut sorumluluğu. bu kavram ilk defa ingiliz edebiyatçı rudyard kipling'in bir şiirinde geçmiş ve beyaz ırkın, özelinde de ingilizlerin vahşi halkları sömürme ve ehlileştirme, oraya medeniyet götürme gibi bir mesuliyeti olduğundan bahseder. ahlaki açıdan sorunlu bir kavramdır. zira kendince ilkel kavimlere demiryolu, okul, ingilizce, beş çayı götüren beyaz adam, bu sözde fedakarlığı karşılığında yerel halkı bedenen ve ruhen istismar eder. overlook oteli bir kızılderili mezarlığı üzerine kurulmuştur ve kızılderililer amerikan askerlerince vahşice katledilmişlerdir. işte jack nicholson'un film boyunca otelde kaldığı sahnelerde boynuna yük olan sıkıntılı ifadesi muhtemelen atalarının sorumluluğu ve günahını üstlenen bir figür olmasıdır. keza yine orta sınıf caucasian başka bir amerikalı aile babası aynı şekilde cinnet geçirmiş ve ailesini katletmiştir. kubrick'in bu bakış açısı, haram ve gasp edilmiş topraklarla kapital üzerinde kurulan medeniyetin sorunlu olacağı, mutluluk getirmeyeceği yönünde son derece ahlaki bir anlatım.

söz konusu film the shining yönetmen de kubrick olunca ele alınacak çok şey var . keza oda numarasının anlamı, danny'nin parıldama denilen yaratılıştan gelen becerisinin alt metni, tavşan kostümü ve oral seks yapılan adam, fena durumda çürümüş küvetteki yaşlı kadın. tabi ki çoğunun metaforik anlamları var ama bu da akademik bir metin değil. filmi izleyen genç kuşak izleyicilerinin düştüğü hata bu eseri bir gerilim veya korku janrı ürünü gibi ele alıp, korktum-korkmadım kolaycılığında değerlendirmeleri. the shining'i stanley kubrick'in ''parlaması'' şeklinde okumak lazım.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"the shining" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim