1.
1961 doğumlu, dünyaca ünlü, ödüllü* meksikalı yönetmen.
meksika sadece latin ya da kıta amerikasına değil tüm dünya sinemasına çok büyük hizmetleri olan, şahane yönetmenleri ve filmleri topraklarında doğurmuş a-acayip bir ülke. amerika'nın ispanya'sı. yo sadece kültürel bakımdan değil sinema endüstrisi bakımından da. bir fransa gibi janti, göz önünde değil, bir isveç gibi iddiasız ama etkin değil. tüm ağırlığı ile var olan ama hep bir sebepten arka planda olmaya mecbur bırakılmış bir sineması var meksika'nın. 21. yüzyılın en etkili ilk 20 yönetmenin en az beşte biri bu topraklardandır. latin amerikalılarının hepsini saymaya kalkarsak yarısından falan bahsetmemiz gerekiyor. cuarón, guillermo del toro ve alejandro gonzalez inarritu ile birlikte meksika sineması dendiğinde akla gelen ilk üç isimden biri güncel dönemde. birbirinden çok farklı janrları olan filmlerin yönetmeni. paris, je t'aime, a little princess, great expectations, y tu mamá también, children of men, gravity, roma (film)... birbiriyle hiç alakası olmayan bu filmler cuarón imzası taşıyor. inanır mısınız harry potter bile çekti abimiz. evet azkaban tutsağı'nın yönetmeni de kendisi olur.
kendisiyle ilgili benim en sevdiğim şey duygu aktarımına çok odaklı bir yönetmen oluşu. bazı yönetmenler oyuncular için şans gerçekten. filmlerinde parlamayan oyuncu olmayan/olamayan, karakterlerden süzebileceği hatta sıkıp sularını çıkartabileceği her şeyi son zerreciğine kadar beyaz perdeye yansıtan adamlardan biri alfonso cuarón. roma'yı bu kadar sevmemizin sebebi sadece mükemmel sekansları ya da filmin teknik başarısı değil iddiasız bir hikayenin içinde bile izleyiciyi bu kadar kendini kaybettirerek sürükleyebilmesi. ne çekerse çeksin ister bir uzak plan ister bir gerilim sahnesi ister bir yapış yapış olmayan katarsis anı, birer kukla haline getirdiği oyuncularından kendisinin kafasının içini izliyorsunuz. takipteyiz reis.
meksika sadece latin ya da kıta amerikasına değil tüm dünya sinemasına çok büyük hizmetleri olan, şahane yönetmenleri ve filmleri topraklarında doğurmuş a-acayip bir ülke. amerika'nın ispanya'sı. yo sadece kültürel bakımdan değil sinema endüstrisi bakımından da. bir fransa gibi janti, göz önünde değil, bir isveç gibi iddiasız ama etkin değil. tüm ağırlığı ile var olan ama hep bir sebepten arka planda olmaya mecbur bırakılmış bir sineması var meksika'nın. 21. yüzyılın en etkili ilk 20 yönetmenin en az beşte biri bu topraklardandır. latin amerikalılarının hepsini saymaya kalkarsak yarısından falan bahsetmemiz gerekiyor. cuarón, guillermo del toro ve alejandro gonzalez inarritu ile birlikte meksika sineması dendiğinde akla gelen ilk üç isimden biri güncel dönemde. birbirinden çok farklı janrları olan filmlerin yönetmeni. paris, je t'aime, a little princess, great expectations, y tu mamá también, children of men, gravity, roma (film)... birbiriyle hiç alakası olmayan bu filmler cuarón imzası taşıyor. inanır mısınız harry potter bile çekti abimiz. evet azkaban tutsağı'nın yönetmeni de kendisi olur.
kendisiyle ilgili benim en sevdiğim şey duygu aktarımına çok odaklı bir yönetmen oluşu. bazı yönetmenler oyuncular için şans gerçekten. filmlerinde parlamayan oyuncu olmayan/olamayan, karakterlerden süzebileceği hatta sıkıp sularını çıkartabileceği her şeyi son zerreciğine kadar beyaz perdeye yansıtan adamlardan biri alfonso cuarón. roma'yı bu kadar sevmemizin sebebi sadece mükemmel sekansları ya da filmin teknik başarısı değil iddiasız bir hikayenin içinde bile izleyiciyi bu kadar kendini kaybettirerek sürükleyebilmesi. ne çekerse çeksin ister bir uzak plan ister bir gerilim sahnesi ister bir yapış yapış olmayan katarsis anı, birer kukla haline getirdiği oyuncularından kendisinin kafasının içini izliyorsunuz. takipteyiz reis.
devamını gör...
2.
umut, daha iyi yarınlar için şimdiyi değiştirmeye çalışmaktır *
devamını gör...