orijinal adı: el otoño del patriarca
yazar: gabriel garcia marquez
yayım yılı: 1975
kendi kendini hapsetmiş olduğu sarayında ölmeyi bekleyen ancak bir türlü ölemeyen bir diktatörün iç hesaplaşmalarını anlatan ve büyülü gerçekçilik akımının örneklerinden olan romandır. öldürmüş olduğu, tuhaf cinsel istekleri için kullandığı yüzlerce insanın anısı zihninden geçerken diktatör bir yandan da tanrıya hesap vereceği için ölümden korkmaktadır.
yazar: gabriel garcia marquez
yayım yılı: 1975
kendi kendini hapsetmiş olduğu sarayında ölmeyi bekleyen ancak bir türlü ölemeyen bir diktatörün iç hesaplaşmalarını anlatan ve büyülü gerçekçilik akımının örneklerinden olan romandır. öldürmüş olduğu, tuhaf cinsel istekleri için kullandığı yüzlerce insanın anısı zihninden geçerken diktatör bir yandan da tanrıya hesap vereceği için ölümden korkmaktadır.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "silinmiş hesap 3502" tarafından 10.12.2020 11:57 tarihinde açılmıştır.
1.
kitabı okurken allah allah bu diktatörü bir yerden gözüm ısırıyor ama dur bakalım diyorsunuz. yaptığı kötülükleri öyle bir organize ediyor ki onun hiç haberi yok izlenimi ediniyor ülkedeki herkes. bak sen şu işe. başkan babamızın haberi olsa böyle mi olurdu diyor halk. halk bilmiyor ki sizin başkan babanız sizin iliğinizi sömürüp sizi hoşaf ediyor.
tanım: yazarın en zor okunan kitaplarından biri.
tanım: yazarın en zor okunan kitaplarından biri.
devamını gör...
2.
marquez abinin en sevdiğim kitabı . etkileyici, okuması zor fakat okunduktan sonra “normal” tarzda yazılmış kitaplar okumaya geri dönüşünüzü zorlaştıracak türden bir anlatıma sahip.
devamını gör...
3.
hayatımda tutunamayanlar*dan sonra okumakta en zorlandığım kitaplardan biridir. tutunamayanları depresifliği yüzünden okumakta zorlanmıştım. sürekli travmalarımı tetikliyordu. bu kitapta durum bu değil arkadaşlar. okumakta zorlanmamın en büyük sebebi bu kitapta nokta yok. evet, komik geliyor değil mi? hayatımda okuduğum en ilginç yazım tarzlarından biriydi. çevirmeni tomris uyar olduğu için mi nokta yok bilemiyorum. türkçeye çevirisinde mi bir sıkıntı var onu da çözemediğim için orijinal dilinde de anlatım umarım bu şekildedir. kitabın okunmasının zorluğu sebebiyle tomris uyar fazlaca eleştirilmiş ve kitaba yorum katmadan olduğu gibi çevirdiğini söyleme ihtiyacı bile duymuş.
sonu gelmeyen betimlemeler, sonu gelmeyen tanımlamalar, sonu gelmeyen durum analizleri, durum çözümleri, anın tasvirleri... marquez okuduğumuza emin miyiz? olay bir türlü ilerlemiyor. bir olay var mı onu bile anlamak sayfalar alıyor. nereden başlamıştım ve şimdi neredeyim derken o kafa karışıklığının içinde bir bakıyorsunuz ki üç sayfa ancak okumuşsun. hissiyatı bir saat okumuşsun gibi gelen üç sayfa. o üç sayfada olayın başladığı noktayı unutmayı başardığım tek eser. yüz yıllık yalnızlığı sıkıcı ve karşılık bulan kişilerin asla başlamasını tavsiye etmiyorum. zira yüz yıllık yalnızlığı aşkla okumuş biriyim.
kitaba başladıysanız tavsiyem hemen bitirin. bu ne böyle diyip bırakırsanız bir daha elinize almanız zor olacak. aynı anda 2-3 kitap okuyan biriyseniz bu kitaba dönmeniz ve bitirmeniz zaman alacak.
kitap okuması zor olmakla beraber konusunu da takip etmesi zor bir kitap. dikkatli okumazsanız sanki bir deli saçması okuyormuş hissiyatına kapılabilirsiniz. büyülü gerçeklik bu eserde o kadar yoğun işlenmiştir ki bana göre kendi içerisinde tutarsızlıklara düşmüştür.
marquez okumadıysanız başlamanız için önermem. marquez sever değilseniz de okunması elzem bir kitaptır diyemem.
cenazesi bile yapılmış olmasına rağmen ölmeyen, yaşı dahi hesaplanamayan, zihnen ve bedenen hasta bir diktatörün duygu, düşünce, arzu, korkularını okumak çok merak ettiğim bir şey olmadığı gibi aşırı da ilgimi çekmedi. temelde biz insanların kitlesel olarak nasıl da ikiyüzlü olabildiğimizi bize gösteren bir kitap.
içeriğinde bana göre şimdi olmasa bile ilerde eleştirileceğine inandığım kadını değersiz gösteren fazlaca öğe var. hatta kitaptaki kadınlardan genel olarak sadece seks ve şehvet duygularıyla bahsedilmiş durumda. marquez'in eserlerinde sıkça kullandığı bir tema olsa da bu kitaptaki bana göre rahatsız edici bir seviyede. konu bütünlüğüyle alakalı değilmişte sanki sapkınlıktan zevkle bahsedilmek istenmiş gibi. bu noktada olumsuz bir eleştiri yapmak istemiyorum ama eseri okurken hep bunu düşündüm. kitabın puanı hangi siteye baksanız en yükseklerden. nobel ödüllü yazar olmak böyle bir şey olsa gerek. insanlar kitabı okuyup anlamamış denmesin diye yerden göklere sığdırılamaz yorumlar yazmış. kitap okumak bence böyle bir şey olmamalı. bir kişinin bağnazı olunmamalı. daha da garibi kitap tam olarak bu noktayı eleştirmektedir.
sonu gelmeyen betimlemeler, sonu gelmeyen tanımlamalar, sonu gelmeyen durum analizleri, durum çözümleri, anın tasvirleri... marquez okuduğumuza emin miyiz? olay bir türlü ilerlemiyor. bir olay var mı onu bile anlamak sayfalar alıyor. nereden başlamıştım ve şimdi neredeyim derken o kafa karışıklığının içinde bir bakıyorsunuz ki üç sayfa ancak okumuşsun. hissiyatı bir saat okumuşsun gibi gelen üç sayfa. o üç sayfada olayın başladığı noktayı unutmayı başardığım tek eser. yüz yıllık yalnızlığı sıkıcı ve karşılık bulan kişilerin asla başlamasını tavsiye etmiyorum. zira yüz yıllık yalnızlığı aşkla okumuş biriyim.
kitaba başladıysanız tavsiyem hemen bitirin. bu ne böyle diyip bırakırsanız bir daha elinize almanız zor olacak. aynı anda 2-3 kitap okuyan biriyseniz bu kitaba dönmeniz ve bitirmeniz zaman alacak.
kitap okuması zor olmakla beraber konusunu da takip etmesi zor bir kitap. dikkatli okumazsanız sanki bir deli saçması okuyormuş hissiyatına kapılabilirsiniz. büyülü gerçeklik bu eserde o kadar yoğun işlenmiştir ki bana göre kendi içerisinde tutarsızlıklara düşmüştür.
marquez okumadıysanız başlamanız için önermem. marquez sever değilseniz de okunması elzem bir kitaptır diyemem.
cenazesi bile yapılmış olmasına rağmen ölmeyen, yaşı dahi hesaplanamayan, zihnen ve bedenen hasta bir diktatörün duygu, düşünce, arzu, korkularını okumak çok merak ettiğim bir şey olmadığı gibi aşırı da ilgimi çekmedi. temelde biz insanların kitlesel olarak nasıl da ikiyüzlü olabildiğimizi bize gösteren bir kitap.
içeriğinde bana göre şimdi olmasa bile ilerde eleştirileceğine inandığım kadını değersiz gösteren fazlaca öğe var. hatta kitaptaki kadınlardan genel olarak sadece seks ve şehvet duygularıyla bahsedilmiş durumda. marquez'in eserlerinde sıkça kullandığı bir tema olsa da bu kitaptaki bana göre rahatsız edici bir seviyede. konu bütünlüğüyle alakalı değilmişte sanki sapkınlıktan zevkle bahsedilmek istenmiş gibi. bu noktada olumsuz bir eleştiri yapmak istemiyorum ama eseri okurken hep bunu düşündüm. kitabın puanı hangi siteye baksanız en yükseklerden. nobel ödüllü yazar olmak böyle bir şey olsa gerek. insanlar kitabı okuyup anlamamış denmesin diye yerden göklere sığdırılamaz yorumlar yazmış. kitap okumak bence böyle bir şey olmamalı. bir kişinin bağnazı olunmamalı. daha da garibi kitap tam olarak bu noktayı eleştirmektedir.
devamını gör...
4.
marquez'in dil ve yazım tekniği açısından en zorlayıcı işi olmakla beraber tamamen ustalık dönemi çalışmasıdır. tomris uyar'ın çevirisine b.k atan çoktur ama sonuçta bu ülkede bir avuç insan hariç kimsenin o çevirinin orijinalini okuyup anlayacak ispanyolcası yok. tek bildiğimiz şey tomris uyar, marquez'in öznenin kaybolduğu, olayın belirsizleştiği sayfalar süren paraglarla ifade etmeye çalıştığı diktatörün zihin dünyasındaki çürümeyi türkçe'ye aktarmaya çalıştığıdır. ileri düzey bir metin okuru değilseniz yaklaşmayın.
devamını gör...
"başkan babamızın sonbaharı" ile benzer başlıklar
başkan
3
