1.
defalarca mektubat'ını okumaya niyetlendim ama bir türlü okuyamadım.
devamını gör...
2.
müceddidiye kolunun* kurucusu. müslümanlar tarafından hindistan'da yetişen en büyük alim olarak kabul edilir. evet anlaşılacağı üzere hindistan'da yaşamıştı. hz. ömer'in soyundan geldiği için faruki nesebiyle anılmıştır ve serhend şehrinden olması sebebiyle oraya nisbetle, serhendi denilmiştir.
imam-ı rabbani: ilâhî bilgilere sahip olan âlim demek olup, bundan ilave müceddid-i elf-i sânî unvanıyla da anılmıştır. bu ise, hicrî 2. binyılın müceddidi anlamına geliyor. ailesi soyunun ikinci halifeye dayandığını iddia etmiştir. "iddia etmiştir" diyorum çünkü ne kadar doğrudur bilinmez. tabi imam-ı rabbani'nin ailesini yalancılıkla suçlamıyorum. bakın efendiler, hani bir laf var ya, "ben küçükken sarışınmışım", şimdi biri size bu lafı söylese inanmazsınız, şimdi siz o adamı yalancılıkla mı suçluyorsunuz? anladınız siz.
imam-ı rabbani, 1619 yılında babürlü hükümdarı cihangir tarafından, agra'ya getirilmiştir. bunun sebebi, kendisinin, manevî makamının yüksekliği, özellikle sülûk sırasında ilk üç halifeyi aşması gibi iddialarıydı, yani bunların sorgulanması için agra'ya getirildi. imam-ı rabbani cevaplar verse de, cihangir ikna olmadı ve imam-ı rabbani'nin tutuklanmasını söyledi ve böylelikle de hapishaneye gönderildi, imam-ı rabbani.... aslında cihangir, imam-ı rabbani'yi herhalde bu iddialarından dolayı tutuklatmamıştı. cihangir, herhalde söylemediği bazı nedenler, baskılar sebebiyle imam-ı rabbani'yi tutuklatmıştı.
imam-ı rabbani, cihangir tarafından kibirlilikle suçlandığını söyler. ayrıca yine imam-ı rabbani, hükümdar önünde secde etmeyi reddettiğini de söyler.
imam-ı rabbani yaklaşık 1 yıl sonra serbest bırakıldı ve bundan sonra da muhtemelen kendi isteğiyle bir müddet sultanın sarayında kalmaya devam etti. imam-ı rabbani, sultanla islâm'ın ilkelerinden "1 yıl kadar dahi olsa(bu kendi ifadesidir bu arada)" ayrılmadan muazzam sohbetler yapmıştır. imam-ı rabbani, saraydan ayrıldıktan sonra kendisini sultanın "dua ordusu"nun naçiz bir neferi olarak tanımlayarak ona karşı olan sadakatini belirtmiştir.
bu arada bildiğim kadarıyla imam-ı rabbani'nin cihangir ile olan konuşmaları mektubat'ında yer alıyor. size mektubat'ı okumanızı tavsiye ederim. kesinlikle okuyun.
binlerce top ve tüfek yapamaz asla,
göz yaşının seher vakti yaptığını.
düşman kaçıran süngüleri çok def'a,
toz gibi yapar bir mü'minin duası... - beşinci mektup(tu sanırsam).
imam-ı rabbani: ilâhî bilgilere sahip olan âlim demek olup, bundan ilave müceddid-i elf-i sânî unvanıyla da anılmıştır. bu ise, hicrî 2. binyılın müceddidi anlamına geliyor. ailesi soyunun ikinci halifeye dayandığını iddia etmiştir. "iddia etmiştir" diyorum çünkü ne kadar doğrudur bilinmez. tabi imam-ı rabbani'nin ailesini yalancılıkla suçlamıyorum. bakın efendiler, hani bir laf var ya, "ben küçükken sarışınmışım", şimdi biri size bu lafı söylese inanmazsınız, şimdi siz o adamı yalancılıkla mı suçluyorsunuz? anladınız siz.
imam-ı rabbani, 1619 yılında babürlü hükümdarı cihangir tarafından, agra'ya getirilmiştir. bunun sebebi, kendisinin, manevî makamının yüksekliği, özellikle sülûk sırasında ilk üç halifeyi aşması gibi iddialarıydı, yani bunların sorgulanması için agra'ya getirildi. imam-ı rabbani cevaplar verse de, cihangir ikna olmadı ve imam-ı rabbani'nin tutuklanmasını söyledi ve böylelikle de hapishaneye gönderildi, imam-ı rabbani.... aslında cihangir, imam-ı rabbani'yi herhalde bu iddialarından dolayı tutuklatmamıştı. cihangir, herhalde söylemediği bazı nedenler, baskılar sebebiyle imam-ı rabbani'yi tutuklatmıştı.
imam-ı rabbani, cihangir tarafından kibirlilikle suçlandığını söyler. ayrıca yine imam-ı rabbani, hükümdar önünde secde etmeyi reddettiğini de söyler.
imam-ı rabbani yaklaşık 1 yıl sonra serbest bırakıldı ve bundan sonra da muhtemelen kendi isteğiyle bir müddet sultanın sarayında kalmaya devam etti. imam-ı rabbani, sultanla islâm'ın ilkelerinden "1 yıl kadar dahi olsa(bu kendi ifadesidir bu arada)" ayrılmadan muazzam sohbetler yapmıştır. imam-ı rabbani, saraydan ayrıldıktan sonra kendisini sultanın "dua ordusu"nun naçiz bir neferi olarak tanımlayarak ona karşı olan sadakatini belirtmiştir.
bu arada bildiğim kadarıyla imam-ı rabbani'nin cihangir ile olan konuşmaları mektubat'ında yer alıyor. size mektubat'ı okumanızı tavsiye ederim. kesinlikle okuyun.
binlerce top ve tüfek yapamaz asla,
göz yaşının seher vakti yaptığını.
düşman kaçıran süngüleri çok def'a,
toz gibi yapar bir mü'minin duası... - beşinci mektup(tu sanırsam).
devamını gör...
3.
“allah câhili sevmez. ama sevdiğini de câhil bırakmaz.”
imam rabbânî (ks)
rahmetullahi aleyh.
imam rabbânî (ks)
rahmetullahi aleyh.
devamını gör...
4.
ismi kullanılarak sosyal medya üzerinde istanbul depremi, su savaslari, felaketler türü yayınlar yapılıyor.
tum herkes aynı kaynaktan besleniyor ama covid salgınını es gecip sadece istanbul hakkında seyler soyledigini anlatmaları ilginc.
keske destekli sallasalar da adini kirletmeseler.
tum herkes aynı kaynaktan besleniyor ama covid salgınını es gecip sadece istanbul hakkında seyler soyledigini anlatmaları ilginc.
keske destekli sallasalar da adini kirletmeseler.
devamını gör...
5.
adını duyduğumda gözümde direkt "mektubât"ı canlanan müellif.
devamını gör...
6.
gerçek adı imam-ı rabbani ahmed el-faruki es-serhendi olan hint asıllı bir din adamı olup nakşibendiliğin önemli isimlerindedir. babür imparatorluğu döneminde yaşamış olan imam rabbani, ekber şah'a karşı şeriatsız bir islam'ın olamayacağını savunmuş ve u uğurda mücadele etmiştir. imam rabbani denilen embesil, bilimi inkar eden zırcahil bir yobazın tekidir ve bunun da en büyük kanıtı mektubat adlı saçma sapan kitabıdır. işte, o örnekler:
"ahmak eflatun, nefsinin safasına güvendi. hayâline gelen görüntülere uydu. bunları değerli bir şey sanarak, kendini beğendi. hazret-i isa(a.s.), eflatun zamanında peygamber olmuştu. ruhullah olan o yüce peygambere inanmadı. 'biz, gericilikten kurtulmuş kimseleriz. bizi doğru yola götürecek öndere ihtiyacımız yoktur.' dedi." imam-ı rabbani, mektubat, 313. mektup
''eğer astronomi, mantık, mühendislik ve buna benzer ilimler bir fayda olsaydı; felsefeciler kurtulanlardan olurdu. bu gibi ilimlerin caiz olabilmesi için gereken şart, şeriat hükümlerini öğrenme ve kelam ilmindeki delilleri kuvvetlendirme niyetiyle olmalı. yoksa hiçbir şekilde bunlarla meşgul olmak caiz değildir.'' imam-ı rabbani, mektubat, 73. mektup
''onların akla dayanan; düzgün ilimlerinden bir hendese(geometri) ki, ne dünya saadetine ne de ebedi kurtuluşa faydası yoktur. bir üçgenin üç iç açısının toplamı, iki dik açıya(180 dereceye) eşittir demek ve bunu ispatlamak insanlığa ne kazandırır?'' imam-ı rabbani, mektubat, 266. mektup
''tıp ilmi, nücum(astıronomi) ilmi, ahlâkı güzelleştirmek ilmi, bunların en şerefli ilimleri arasında sayılır. amma, bunların her biri geçmişte gelen peygamberlerin kitaplarından aşırılmıştır.'' imam rabbani, mektubat, 266. mektup
halbuki gerçek tam tersi; asıl matematik gibi pozitif bilimler, antik yunan filozoflarının kitabından aşırılmıştır. kur'an'da adı geçen 25 peygamberin hiçbirisi pozitif bilimleri bilmez. islam'ın altın çağı denilen dönemde yunanca'dan arapça'ya çeviriler yapılmasaydı farabi'ler, ibn-i sina'lar, el-idrisi'ler, biruni'ler vb. önemli bilim adamları olmazdı. gazali neyse imam rabbani de odur: yobaz ittir yani.
ikincisi; eflaton(pilaton), isa ile aynı dönemde değil isa'dan 400 yıl önce yaşamıştır. daha bu kadar basit bir bilgiyi bilmeyecek kadar zırcahilin teki bu imam rabbani malı.
imam rabbani'nin arapça kaligrafisi
"ahmak eflatun, nefsinin safasına güvendi. hayâline gelen görüntülere uydu. bunları değerli bir şey sanarak, kendini beğendi. hazret-i isa(a.s.), eflatun zamanında peygamber olmuştu. ruhullah olan o yüce peygambere inanmadı. 'biz, gericilikten kurtulmuş kimseleriz. bizi doğru yola götürecek öndere ihtiyacımız yoktur.' dedi." imam-ı rabbani, mektubat, 313. mektup
''eğer astronomi, mantık, mühendislik ve buna benzer ilimler bir fayda olsaydı; felsefeciler kurtulanlardan olurdu. bu gibi ilimlerin caiz olabilmesi için gereken şart, şeriat hükümlerini öğrenme ve kelam ilmindeki delilleri kuvvetlendirme niyetiyle olmalı. yoksa hiçbir şekilde bunlarla meşgul olmak caiz değildir.'' imam-ı rabbani, mektubat, 73. mektup
''onların akla dayanan; düzgün ilimlerinden bir hendese(geometri) ki, ne dünya saadetine ne de ebedi kurtuluşa faydası yoktur. bir üçgenin üç iç açısının toplamı, iki dik açıya(180 dereceye) eşittir demek ve bunu ispatlamak insanlığa ne kazandırır?'' imam-ı rabbani, mektubat, 266. mektup
''tıp ilmi, nücum(astıronomi) ilmi, ahlâkı güzelleştirmek ilmi, bunların en şerefli ilimleri arasında sayılır. amma, bunların her biri geçmişte gelen peygamberlerin kitaplarından aşırılmıştır.'' imam rabbani, mektubat, 266. mektup
halbuki gerçek tam tersi; asıl matematik gibi pozitif bilimler, antik yunan filozoflarının kitabından aşırılmıştır. kur'an'da adı geçen 25 peygamberin hiçbirisi pozitif bilimleri bilmez. islam'ın altın çağı denilen dönemde yunanca'dan arapça'ya çeviriler yapılmasaydı farabi'ler, ibn-i sina'lar, el-idrisi'ler, biruni'ler vb. önemli bilim adamları olmazdı. gazali neyse imam rabbani de odur: yobaz ittir yani.
ikincisi; eflaton(pilaton), isa ile aynı dönemde değil isa'dan 400 yıl önce yaşamıştır. daha bu kadar basit bir bilgiyi bilmeyecek kadar zırcahilin teki bu imam rabbani malı.
imam rabbani'nin arapça kaligrafisi
devamını gör...