türkçe adı: dublör
2024 yılında izleyici ile buluşan david leitch yönetmenliğinde bir filmdir.
mesleği dublörlük olan colt, bir yıl önce işini bırakmıştır. çekim sırasında birden ortadan kaybolan film yıldızının yerine geçmesi istendiğinde kendini akıl almaz olayların içinde bulur.
2024 yılında izleyici ile buluşan david leitch yönetmenliğinde bir filmdir.
mesleği dublörlük olan colt, bir yıl önce işini bırakmıştır. çekim sırasında birden ortadan kaybolan film yıldızının yerine geçmesi istendiğinde kendini akıl almaz olayların içinde bulur.
yönetmen:
david leitch
oyuncular:
ryan gosling
emily blunt
aaron taylor-johnson
hannah waddingham
teresa palmer
david leitch
oyuncular:
ryan gosling
emily blunt
aaron taylor-johnson
hannah waddingham
teresa palmer
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "zed's dead baby" tarafından 02.11.2023 22:23 tarihinde açılmıştır.
1.
yönetmenliğini john wick ve deadpool 2 filmlerinin yönetmeni david leitch'in yaptığı ve başrollerinde ryan gosling ve emily blunt'un oynadığı aksiyon komedi türü film.
filmin gösterim tarihi 1 mart 2024.
dublör | türkçe alt yazılı birinci fragman / uıp türkiye
filmin gösterim tarihi 1 mart 2024.
dublör | türkçe alt yazılı birinci fragman / uıp türkiye
devamını gör...
2.
en sonda söyleyeceğimi ilk başta yazayım. bence "olmamış" bir filmdir. neden olmadığına girmeden önce genel izleyici açısından bazı detaylardan bahsetmek istiyorum.
her şeyden önce aşk filmi olarak oyuncuların kimyası tuttuğu için filmin orası akıyor. seçilen şarkılar ve konumlandırılmış oldukları ambianslar yerli yerinde ben beğendim.
görsellik olarak izleyeceksiniz aksiyon filmi olarak oldukça tatmin edici olan bir film olabilir. oyunculuklar da son derece başarılı. film sektörüne mizahi açıdan yaklaştığı için yer yer çok eğlendiriyor.
filmi çeken yönetmenin daha önce john wick'i çekmiş olmasıyla da ilgili olabilir bilmiyorum ama filmin kadın karakterinin john wick'in alamet-i farikası sayılabilecek hareketlerini yapması mesela kalem saplamayla falan dalga geçilmesi güzeldi.
aksiyon filmlerine aşina olanlar jason bourne serisine yapılan göndermeleri ve doğrudan yapılan atıfları sevecektir diye düşünüyorum.
bu atıfların seslendirilmesinin bana göre sebebi bakın bu sahneleri çeken insanların emeğine saygımızı sunuyoruz fikri olmuş. bir çok aksiyon filmine açık atıf olduğu için böyle düşünüyorum.
filmin bence en büyük güzelliği yıllarca ana erkek ve ana kadın karaktere mikrofon uzatıldığında bu ödülü hak ettiğim için mutluyum ve herkese teşekkür ediyorum ama bu başarının arkasında çok büyük bir ekip ve çok büyük bir emek var ifadesinde geçen ekipler hakkında bir film olması.
yaklaşımı öyle sosyalist değil daha çok filmler nasıl çekilir belgeseli gibi.
nuri bilge ceylan filmlerinde gördüğüm hatta en son da berkin oyada olan bir durum burada da var. belki %100 aynı değil ama çok yakın.
oyuncular filmin içindeyken filmin içinden çıkıp dış dünyaya gidip geri geliyorlar.
bu bir aksiyon filmi olmasa belki daha makul karşılayabilirim ama kurguda zaten yer yer tıkanmalar varken bir de böyle gir çık olunca film film olmaktan çıkmış başka bir şey olmuş. bu yönüyle bende olmamışlık hissi yarattı.
filmin bir yerinde bir oyuncu ben filmleri değil animasyonları seviyorum onlar sizi filmler gibi kandırmıyor diyor.
bu bakış açısı filme de bir ölçüde hakim. peki biz izleyici olarak neyi izliyoruz neyi seviyoruz.
prestij filminde de dediği gibi biz gerçeği bilmek istemiyoruz biz zaten kandırılmak istiyoruz.
john wick serisinde adamın üstüne yüzlerce mermi geliyor biri bile isabet etmez mi demiyorum mesela.
gemi inşaat mühendisi titanik saçma, gemiler öyle çarpmaz böyle batmaz diye film izlemez ya da izlememeli.
sonuç olarak film için candan erçetin'den bir alıntı yaparak bitireyim.
yıllarca sürer sanmışım meğer
boşa kalbimi açmışım meğer
vakit kaybıydı diyemem ama
sen hiç dostum olmamışsın meğer
her şeyden önce aşk filmi olarak oyuncuların kimyası tuttuğu için filmin orası akıyor. seçilen şarkılar ve konumlandırılmış oldukları ambianslar yerli yerinde ben beğendim.
görsellik olarak izleyeceksiniz aksiyon filmi olarak oldukça tatmin edici olan bir film olabilir. oyunculuklar da son derece başarılı. film sektörüne mizahi açıdan yaklaştığı için yer yer çok eğlendiriyor.
filmi çeken yönetmenin daha önce john wick'i çekmiş olmasıyla da ilgili olabilir bilmiyorum ama filmin kadın karakterinin john wick'in alamet-i farikası sayılabilecek hareketlerini yapması mesela kalem saplamayla falan dalga geçilmesi güzeldi.
aksiyon filmlerine aşina olanlar jason bourne serisine yapılan göndermeleri ve doğrudan yapılan atıfları sevecektir diye düşünüyorum.
bu atıfların seslendirilmesinin bana göre sebebi bakın bu sahneleri çeken insanların emeğine saygımızı sunuyoruz fikri olmuş. bir çok aksiyon filmine açık atıf olduğu için böyle düşünüyorum.
filmin bence en büyük güzelliği yıllarca ana erkek ve ana kadın karaktere mikrofon uzatıldığında bu ödülü hak ettiğim için mutluyum ve herkese teşekkür ediyorum ama bu başarının arkasında çok büyük bir ekip ve çok büyük bir emek var ifadesinde geçen ekipler hakkında bir film olması.
yaklaşımı öyle sosyalist değil daha çok filmler nasıl çekilir belgeseli gibi.
nuri bilge ceylan filmlerinde gördüğüm hatta en son da berkin oyada olan bir durum burada da var. belki %100 aynı değil ama çok yakın.
oyuncular filmin içindeyken filmin içinden çıkıp dış dünyaya gidip geri geliyorlar.
bu bir aksiyon filmi olmasa belki daha makul karşılayabilirim ama kurguda zaten yer yer tıkanmalar varken bir de böyle gir çık olunca film film olmaktan çıkmış başka bir şey olmuş. bu yönüyle bende olmamışlık hissi yarattı.
filmin bir yerinde bir oyuncu ben filmleri değil animasyonları seviyorum onlar sizi filmler gibi kandırmıyor diyor.
bu bakış açısı filme de bir ölçüde hakim. peki biz izleyici olarak neyi izliyoruz neyi seviyoruz.
prestij filminde de dediği gibi biz gerçeği bilmek istemiyoruz biz zaten kandırılmak istiyoruz.
john wick serisinde adamın üstüne yüzlerce mermi geliyor biri bile isabet etmez mi demiyorum mesela.
gemi inşaat mühendisi titanik saçma, gemiler öyle çarpmaz böyle batmaz diye film izlemez ya da izlememeli.
sonuç olarak film için candan erçetin'den bir alıntı yaparak bitireyim.
yıllarca sürer sanmışım meğer
boşa kalbimi açmışım meğer
vakit kaybıydı diyemem ama
sen hiç dostum olmamışsın meğer
devamını gör...
