ezgi mola'ya destek verenlere suç duyurusu
yok canım daha neler! ülkemiz 1 nisan şakası gibi... musa orhan, tecavüzcünün teki dışarıda gezecek, buna tepki verenler de hapise girecek öyle mi? şaka gibi.
muhtemelen hapise girmezler tabii ki ama tecavüzcüye tepki verene destek çıkanlara dava açılmış olması bile insana utanç vermeye yetiyor. yazıklar olsun!
muhtemelen hapise girmezler tabii ki ama tecavüzcüye tepki verene destek çıkanlara dava açılmış olması bile insana utanç vermeye yetiyor. yazıklar olsun!
devamını gör...
ataerkil sisteme tapılmasının nedeni
affınıza sığınarak belki onlarca saat anlattığım, üzerine yüzlerce sayfa okuduğum ve mütemadiyen yazdığım bir konu olan patriyarka ve kapitalizm ilişkisi üzerine elimden geldiğince kısa tutarak bu başlığa bir izah getirmek istiyorum.
patriyarka esasen erkek egemenliği olarak tarifleyebileceğimiz bir toplumsal örgütlenme, toplumsal ve sosyal bir sistemdir. temeli kadın ve erkekler arasında erkek lehine mütemadi bir ayrımcılık ve eşitsizliğe dayanır.
patriyarkanın binlerce yıllık bir geçmişi vardır, açık ve geniş tarifiyle patriyarka, mülkiyetin/devletin/iş bölümünün/ailenin/dinlerin doğduğu ilk ana kadar gider. ve patriyarka o günden bugüne kendini yeniden üreten ve bütün hayatımızı saran bir sistemdir.
örneğin kadınların evrimimiz henüz sürerken bir takım fiziksel aktivitelerden alıkonulması ve bedenlerinin ufalması sonucu dahi patriyarkaya dayanır.
patriyarka; cinsiyet temelli ezme ezilme ilişkilerininin, kadın beden, emek ve kimliği üzerinde erkekler tarafından kuruldan tahakkümün ve cinsiyet temelli eşitsizliklerin ana kaynağı olarak bugüne kadar kendini taşımıştır.
ayrıca patriyarka toplumsal cinsiyet normları (bkz: cinsiyet belası), dinler ve kültürel hegemonyasını empoze eden televizyondan sanata, sanattan eğitime bütün hayatı kapsayan ikna ve zor mekanizmaları ve devletler eliyle (bkz: devlet ve devrim) kendini sürekli yeniden üretir.
işte bu kadim zorbalık, kapitalizmin doğuşuyla bu yeni üretim tarzına eklemlenir. ve artık patriyarkal kapitalizm dediğimiz sistem karşımıza çıkar.
peki ne demektir kapitalizmle patriyarkanın "evliliği"?
kapitalizm, kendi temel dürtüsü olan sermaye lehine olabilecek olan bütün sosyal sistemleri kendisine katma eğilimi gereği, patriyarkayı burjuvazinin lehine olabilecek bütün yönleriyle kendisine katmış ve desteklemiştir. ve bu pek çok yönüyle kapitalizmi kuvvetlendirmiştir. konuyla ilgili şuraya tatlı ve anlaşılır bir yazı bırakayım da tanımım azıcık kısalsın.*
velhasıl kelam patriyarkal kapitalizm ya da kapitalist patriyarka, bir sistemdir ve hayatımızın her yerindedir. konu bir "tapınılma" meselesinden daha çok, somut durumun somut sonuçlarının görünmesidir.
erkekler; egemen oldukları ve ev içi ücretsiz emek başta olmak üzere, kadın, beden ve emeği üzerindeki tahakkümleriyle avantajlı ve daha "konforlu" yaşamlara kavuştuları için, kapitalizm ise kadınların ücretli ve ücretsiz emekleri üzerindeki sömürü silsilesiyle daha çok kar ettiği ve artı değer üretebildigi için asla ataerkiden vazgeçmek istemezler. (bkz: ailenin, özel mülkiyetin ve devletin kökeni)
bundan mütevellit bu erkekliğe tapınma hali olağan ve tutarlı bir sonuçtur.
peki bu silsile eğitimle, adaletle ve yahutta patriyarkal kapitalizmi yeniden üreten kanalların revize edilmesiyle çözülebilir mi? açık olmak gerekirse bu revizyonlar elbette kadınları güçlendirecek ve patriyarkal kapitalizmin zorbalığının tazyikini biraz olsun kesecektir. ama kesin çözüm mutlaka toplumsal devrimde düğümlenmektedir. feminizmin nihayi zaferi olmaksızın patriyarkadan kurtulmak mümkün değildir.
ayrıyeten, kapitalizmin üretim ilişkileri tamamen dağıtılmadan, yani siyasal devrim gerçekleşmeden, patriyarkadan temelli kurtulmak da mümkün olmayacaltır.
çünkü patriyarka ve kapitalizm ilişkisi dışsal ve yahutta taktiksel değildir, stratejik, organik ve içseldir. (bkz: sosyalist feminizm)
velhasıl ataerkil sisteme tapılması, nesnel bir sonuçtur. ve patriyarkal kapitalizmin yarattığı insan ve üretim ilişkilerinin olağan bir sonucu olarak geniş perspektifte kavranmalıdır. ancak bu noktada kavramalarımız inşa edeceğimiz çözümlere hakiki dayanaklar oluşturabilecektir.
dip not: bu tanım boyunca tariflenen tahliller çoğunlukla sosyalist feminist perspektifle kaleme alınmıştır. niyetim başka feminizmlerin, tahlillerini yok saymak değildir.
patriyarka esasen erkek egemenliği olarak tarifleyebileceğimiz bir toplumsal örgütlenme, toplumsal ve sosyal bir sistemdir. temeli kadın ve erkekler arasında erkek lehine mütemadi bir ayrımcılık ve eşitsizliğe dayanır.
patriyarkanın binlerce yıllık bir geçmişi vardır, açık ve geniş tarifiyle patriyarka, mülkiyetin/devletin/iş bölümünün/ailenin/dinlerin doğduğu ilk ana kadar gider. ve patriyarka o günden bugüne kendini yeniden üreten ve bütün hayatımızı saran bir sistemdir.
örneğin kadınların evrimimiz henüz sürerken bir takım fiziksel aktivitelerden alıkonulması ve bedenlerinin ufalması sonucu dahi patriyarkaya dayanır.
patriyarka; cinsiyet temelli ezme ezilme ilişkilerininin, kadın beden, emek ve kimliği üzerinde erkekler tarafından kuruldan tahakkümün ve cinsiyet temelli eşitsizliklerin ana kaynağı olarak bugüne kadar kendini taşımıştır.
ayrıca patriyarka toplumsal cinsiyet normları (bkz: cinsiyet belası), dinler ve kültürel hegemonyasını empoze eden televizyondan sanata, sanattan eğitime bütün hayatı kapsayan ikna ve zor mekanizmaları ve devletler eliyle (bkz: devlet ve devrim) kendini sürekli yeniden üretir.
işte bu kadim zorbalık, kapitalizmin doğuşuyla bu yeni üretim tarzına eklemlenir. ve artık patriyarkal kapitalizm dediğimiz sistem karşımıza çıkar.
peki ne demektir kapitalizmle patriyarkanın "evliliği"?
kapitalizm, kendi temel dürtüsü olan sermaye lehine olabilecek olan bütün sosyal sistemleri kendisine katma eğilimi gereği, patriyarkayı burjuvazinin lehine olabilecek bütün yönleriyle kendisine katmış ve desteklemiştir. ve bu pek çok yönüyle kapitalizmi kuvvetlendirmiştir. konuyla ilgili şuraya tatlı ve anlaşılır bir yazı bırakayım da tanımım azıcık kısalsın.*
velhasıl kelam patriyarkal kapitalizm ya da kapitalist patriyarka, bir sistemdir ve hayatımızın her yerindedir. konu bir "tapınılma" meselesinden daha çok, somut durumun somut sonuçlarının görünmesidir.
erkekler; egemen oldukları ve ev içi ücretsiz emek başta olmak üzere, kadın, beden ve emeği üzerindeki tahakkümleriyle avantajlı ve daha "konforlu" yaşamlara kavuştuları için, kapitalizm ise kadınların ücretli ve ücretsiz emekleri üzerindeki sömürü silsilesiyle daha çok kar ettiği ve artı değer üretebildigi için asla ataerkiden vazgeçmek istemezler. (bkz: ailenin, özel mülkiyetin ve devletin kökeni)
bundan mütevellit bu erkekliğe tapınma hali olağan ve tutarlı bir sonuçtur.
peki bu silsile eğitimle, adaletle ve yahutta patriyarkal kapitalizmi yeniden üreten kanalların revize edilmesiyle çözülebilir mi? açık olmak gerekirse bu revizyonlar elbette kadınları güçlendirecek ve patriyarkal kapitalizmin zorbalığının tazyikini biraz olsun kesecektir. ama kesin çözüm mutlaka toplumsal devrimde düğümlenmektedir. feminizmin nihayi zaferi olmaksızın patriyarkadan kurtulmak mümkün değildir.
ayrıyeten, kapitalizmin üretim ilişkileri tamamen dağıtılmadan, yani siyasal devrim gerçekleşmeden, patriyarkadan temelli kurtulmak da mümkün olmayacaltır.
çünkü patriyarka ve kapitalizm ilişkisi dışsal ve yahutta taktiksel değildir, stratejik, organik ve içseldir. (bkz: sosyalist feminizm)
velhasıl ataerkil sisteme tapılması, nesnel bir sonuçtur. ve patriyarkal kapitalizmin yarattığı insan ve üretim ilişkilerinin olağan bir sonucu olarak geniş perspektifte kavranmalıdır. ancak bu noktada kavramalarımız inşa edeceğimiz çözümlere hakiki dayanaklar oluşturabilecektir.
dip not: bu tanım boyunca tariflenen tahliller çoğunlukla sosyalist feminist perspektifle kaleme alınmıştır. niyetim başka feminizmlerin, tahlillerini yok saymak değildir.
devamını gör...
aşk kalpte midir beyinde midir sorunsalı
kalbin yegane islevi kan pompalamaktir. duygular, hissiyatlar beyinde olusur. basliklarda +83748415162 kere dile getirmisimdir;
an icerisinde bir durumla karsilastigimiz an noronlar vasitasiyla durum, limpik sisteme aktarilir. limpik sistem de durumu once taramadan gecirir. tarama esnasinda eger ilgili durum ya da tecrubeye daha once rastlanmamis ise ona bir his yuklenerek etiketlendirme yapilir ve akabinde "anı olarak" dosyalanir. lakin daha oncesinde bu veya buna benzer bir durumla karsilasilmis ise halihazirda verilmis olan etiketle eslestirilir ve duygu durumu ortaya cikar. sevmek, nefret etmek, korkmak gibi. bir de bu hislerin neticesinde verilen tepkimeler vardir. tepkimeler de su sekilde olusur;
hissedilen duygu hipokampüse sinirler vasitasiyla iletilir. iletim sonrasi devreye otonom sinir sistemi girer. ilgili tecrubeyle alakali tepkimeye gore ya sempatik sinir sistemi ya da parasempatik sinir sistemi devreye sokulur.
aska sira gelince; hislerin icerisinde en ilkel olanidir. tecrube ya da bir yasanmislik getirisinden ziyade an icerisinde olusan bir histir. bu yuzden aslinda duygu durumlarindan cok meselenin hormonlarimizla da alakali oldugu, ozellikle libodonun arttigi donemler icerisinde cinsel cekimle ortaya ciktigi soylenmektedir.
an icerisinde bir durumla karsilastigimiz an noronlar vasitasiyla durum, limpik sisteme aktarilir. limpik sistem de durumu once taramadan gecirir. tarama esnasinda eger ilgili durum ya da tecrubeye daha once rastlanmamis ise ona bir his yuklenerek etiketlendirme yapilir ve akabinde "anı olarak" dosyalanir. lakin daha oncesinde bu veya buna benzer bir durumla karsilasilmis ise halihazirda verilmis olan etiketle eslestirilir ve duygu durumu ortaya cikar. sevmek, nefret etmek, korkmak gibi. bir de bu hislerin neticesinde verilen tepkimeler vardir. tepkimeler de su sekilde olusur;
hissedilen duygu hipokampüse sinirler vasitasiyla iletilir. iletim sonrasi devreye otonom sinir sistemi girer. ilgili tecrubeyle alakali tepkimeye gore ya sempatik sinir sistemi ya da parasempatik sinir sistemi devreye sokulur.
aska sira gelince; hislerin icerisinde en ilkel olanidir. tecrube ya da bir yasanmislik getirisinden ziyade an icerisinde olusan bir histir. bu yuzden aslinda duygu durumlarindan cok meselenin hormonlarimizla da alakali oldugu, ozellikle libodonun arttigi donemler icerisinde cinsel cekimle ortaya ciktigi soylenmektedir.
devamını gör...
inal
okuma ve yazma konularina oldukca ilgi besledigini dusundugum yazarimiz. yazdigi siire de kalbimi birakmis bulunuyorum. kaleminin murekkebi bol olsun ki yazdiklarini bizimle de paylassin. "hos geldin" sayin yazar
devamını gör...
gazetelerden kupon kesmiş nesil
takvim gazetesinden müzik seti
akşam gazetesinden 37 ekran tv
sabah gazetesinden çakma nes oyun konsolu (90 kupona)
arcopal yemek takımı
ana britanica ansiklopedi seti ama yarım kaldı.
daha neler neler. bir zamanlar online alışveriş gibi birşeydi :)
akşam gazetesinden 37 ekran tv
sabah gazetesinden çakma nes oyun konsolu (90 kupona)
arcopal yemek takımı
ana britanica ansiklopedi seti ama yarım kaldı.
daha neler neler. bir zamanlar online alışveriş gibi birşeydi :)
devamını gör...
hevesini atan çıksın sözlük kasıyor
yoo, kasmıyor.
devamını gör...
giorgio vasari
giorgio vasari (1511-1571), leonardo da vinci'nin ilk biyografisini yazan isimdir. rönesans kavramını ilk kullanan isimdir. rönesansı "sanatın kaybolduğu zamanda onu yeniden aşama aşama canlandıran ve yüceltenlerin yaşamını yazmak" olarak tanımlamıştır.
devamını gör...
benjamin olarak moderasyon adına yazarlara son uyarı
az önce benjaminin mektubu mesaj kutuma düşmüştür
durum ciddi galiba
durum ciddi galiba
devamını gör...
ejderha dövmeli kız
kitabı da, 2009 isveç yapımı filmi de gayet başarılı olan serinin ilkidir. o dönem herkes bunu okuyor veya izliyordu. yani hollywood el atana kadar... 2011 david fincher yapımı çıktıktan sonra bıçak gibi kesildi, unutuldu gitti.* yazık oldu kısaca. tıpkı utopia gibi. (bkz: ütopya/@et voila) bir de death note var tabii. bu piçkurusu hollywood neye elini atsa orada bi daha ot bitmiyor.
devamını gör...
akçaabat köftesi
tescilli bir trabzon lezzetidir.
masanın ortasında piyaz olur ekseriyetle. ayran ile servis edilir. yemeğin sonunda fındıklı baklava ya da laz böreği, yanında sınırsız çay ikram edilir.
1930 lu yıllarda trabzon'un akçaabat ilçesinde, akçaabatlı lokantacılar tarafından yapılmıştır.
masanın ortasında piyaz olur ekseriyetle. ayran ile servis edilir. yemeğin sonunda fındıklı baklava ya da laz böreği, yanında sınırsız çay ikram edilir.
1930 lu yıllarda trabzon'un akçaabat ilçesinde, akçaabatlı lokantacılar tarafından yapılmıştır.
devamını gör...
yeni açılmada müzik yasağının 24'e çekilmesi
"müzikle ilgili sınırlamayı da daha ileri bir saat olan 24'e çekiyoruz. kusura bakmasınlar. gece kimsenin kimseyi rahatsız etmeye hakkı yoktur."
ben de evimin yanındaki camide çok yüksek sesle ezan okunmasından rahatsızım (95 db)
müzik yapılan hangi yer sizi yatağınızdan kaldırdı da rahatsız mı oldunuz acaba?
kusura bakacağız.
ben de evimin yanındaki camide çok yüksek sesle ezan okunmasından rahatsızım (95 db)
müzik yapılan hangi yer sizi yatağınızdan kaldırdı da rahatsız mı oldunuz acaba?
kusura bakacağız.
devamını gör...
duyurumluk
türk dil kurumu sözlüğünde tanım başlığımız olan duyurumluk kelimesini yazarsanız anlamı şu çıkıyor:
duyuruların üzerine yazıldığı veya yapıştırıldığı düz levha, duyuru tahtası, ilan panosu, ilan tahtası.
iyi güzel ama ilan panosunun ne suçu var bu işte, niye böyle bir kelimeyi ona layık görüyorsunuz ki?
duyuruların üzerine yazıldığı veya yapıştırıldığı düz levha, duyuru tahtası, ilan panosu, ilan tahtası.
iyi güzel ama ilan panosunun ne suçu var bu işte, niye böyle bir kelimeyi ona layık görüyorsunuz ki?
devamını gör...
açılan başlığa benzer başlık açılması
son zamanlarda sık sık dikkatimi çeken durumdur. bakıyorum bir anda benzer 5 tane başlık açılıyor. özgün bir şeyler üretelim ya da üretilenlerde takılalım arkadaşlar. benzer şeyleri tekrarlamanın alemi yok bana göre.
devamını gör...
big bang teorisi
1931 yılında fizikçi georges lemaitre tarafından ortaya atılmış teoridir.
teorinin temel düşüncesi, genişlemeye devam eden evrenin geçmişteki belirli bir zamanda sıcak ve yoğun bir başlangıç durumundan itibaren genişlemiş olduğudur.
teoriye göre evrenin ilk zamanlarında, günümüz aksine madde değil, ışınım baskındı.
birçok tartışmaya sebep olmuş teori farklı bilim adamlarının sunduğu katkılarla geliştirilip, yeni eklemeler yapılmış var olan düşüncelerden farklı tezler ortaya konmuştur.
fakat bazı bilim adamları bu teoriye karşı çıktı sabit durum teorisi adlı teoriyi big bang'e karşı savundular.
bu teoriye göre ise genişleyen evrende madde yağunluğunun sabit kalmasının sebebi, evrende kendiliğinden madde yaratılmasıydı.
fakat bu teori amerikalı astronomların kaza eseri kozmik mikrodalga arka plan ışınımı 'nı keşfetmesiyle big bang teorisine yenik düştü.
teorinin temel düşüncesi, genişlemeye devam eden evrenin geçmişteki belirli bir zamanda sıcak ve yoğun bir başlangıç durumundan itibaren genişlemiş olduğudur.
teoriye göre evrenin ilk zamanlarında, günümüz aksine madde değil, ışınım baskındı.
birçok tartışmaya sebep olmuş teori farklı bilim adamlarının sunduğu katkılarla geliştirilip, yeni eklemeler yapılmış var olan düşüncelerden farklı tezler ortaya konmuştur.
fakat bazı bilim adamları bu teoriye karşı çıktı sabit durum teorisi adlı teoriyi big bang'e karşı savundular.
bu teoriye göre ise genişleyen evrende madde yağunluğunun sabit kalmasının sebebi, evrende kendiliğinden madde yaratılmasıydı.
fakat bu teori amerikalı astronomların kaza eseri kozmik mikrodalga arka plan ışınımı 'nı keşfetmesiyle big bang teorisine yenik düştü.
devamını gör...
derya yanık
genel olarak yıllardır bütün siyasi tartışma programlarını sapık gibi izlerim. belki sapık söylemi yanlıştır, omurgasız siyaset nasıl yapılır'ı izlemek, benim için adeta guilty pleasure dır.
kim yahu bu fetö sevdalı sıderya yanık diye güne başladım. yakın bir yazar arkadaşımla mesajlaşmamı ''umarım musmutlu bir cuma-ertesi geçirirsin'' diye bitirmek isterken bugünün çarşamba olduğunu öğrendim.*
hızlı ve geçişken gündemlerimizde her kanalda her daim siyasi tartışmalar olur. akp'yi savunmak üzere nerede vasıfsız bir akademisyen, bir avukat, bir gazeteci varsa çıkar ve ölümüne akp'i savunur. artık akp milletvekilleri ya yalnız çıkma teklifi ediyor ya da hiç çıkmıyor.
karşı tarafta her daim muhalifler oturur. gerçi cnn asla muhalif çıkarmıyor, mesela ''hulki cevizoğlu neden şaban sevinçle aynı sırada oturuyor'' diye düşünürken geçen gün deyyyişik bir atatürkçü olduğunu açıkladı!
derya yanık hanfendinin fotoğrafını görmemle beraber, ersan şen tarafından nakavt edildiğini defalarca zevkle izlediğimi hatırladım.
aklımda en spesifik olarak kalan skandal söylemi şu idi;
elbette hukuk tartışması ve bir tarafta derya yanık diğer tarafta ersan şen. derya hanfendi akp avukatlığı yapıyor, ismi ve titri öyle yazıyor televizyonda.....
bir an da tıkanma yaşandı, ersan şen dedi ki efendim ergenekon zamanındaki davaları da biliyoruz, aziz yıldırım davasını da.
derya hanımın cevabı şu oldu; ben o davalardan haberdar değilim, hiç takip etmedim.
söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.
kim yahu bu fetö sevdalı sıderya yanık diye güne başladım. yakın bir yazar arkadaşımla mesajlaşmamı ''umarım musmutlu bir cuma-ertesi geçirirsin'' diye bitirmek isterken bugünün çarşamba olduğunu öğrendim.*
hızlı ve geçişken gündemlerimizde her kanalda her daim siyasi tartışmalar olur. akp'yi savunmak üzere nerede vasıfsız bir akademisyen, bir avukat, bir gazeteci varsa çıkar ve ölümüne akp'i savunur. artık akp milletvekilleri ya yalnız çıkma teklifi ediyor ya da hiç çıkmıyor.
karşı tarafta her daim muhalifler oturur. gerçi cnn asla muhalif çıkarmıyor, mesela ''hulki cevizoğlu neden şaban sevinçle aynı sırada oturuyor'' diye düşünürken geçen gün deyyyişik bir atatürkçü olduğunu açıkladı!
derya yanık hanfendinin fotoğrafını görmemle beraber, ersan şen tarafından nakavt edildiğini defalarca zevkle izlediğimi hatırladım.
aklımda en spesifik olarak kalan skandal söylemi şu idi;
elbette hukuk tartışması ve bir tarafta derya yanık diğer tarafta ersan şen. derya hanfendi akp avukatlığı yapıyor, ismi ve titri öyle yazıyor televizyonda.....
bir an da tıkanma yaşandı, ersan şen dedi ki efendim ergenekon zamanındaki davaları da biliyoruz, aziz yıldırım davasını da.
derya hanımın cevabı şu oldu; ben o davalardan haberdar değilim, hiç takip etmedim.
söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.
devamını gör...
geceye bir 90'lar şarkısı bırak
harun kolçak&bendeniz-elimde değil.
devamını gör...
14 temmuz 2021 cumhurbaşkanlığı kararnamesi
bakin bu cok ama cok onemli bir atamadir ve ulkeyi iyi seylerin beklemediginin gostergesidir. turkiye tarihinde simdiye dek olmadik seyler olacak. bunun hazirligi bu.
trt havuz medyasinda tamam da, bu bambaska bir anlama geliyor. albayrak, kaplan vs.
allah turk milleti'nin yardimcisi olsun, herkes kendine dikkat etsin su gunden sonra.
www.resmigazete.gov.tr/eski...
kararname ile trt yonetim kurulu tamamen degisti.
www.cumhuriyet.com.tr/haber...
akp'li cumhurbaşkanı recep tayyip erdoğan'ın imzasını taşıyan kararla trt yönetim kurulu üyeleri mustafa akış, osman urgun ve erkan durdu görevden alındı.
atama kararında yer alan isimler ise; yönetim kurulu başkanı prof. dr. ahmet albayrak, genel müdür ve yönetim kurulu üyesi prof. dr. mehmet zahid sobacı, yönetim kurulu üyeleri; atakan yılmaz, mücahid eker, doç. dr. oğuzhan bilgin, hilal kaplan öğüt, meryem ilayda atlas çetin, doç. dr. veysel kurt oldu.
trt havuz medyasinda tamam da, bu bambaska bir anlama geliyor. albayrak, kaplan vs.
allah turk milleti'nin yardimcisi olsun, herkes kendine dikkat etsin su gunden sonra.
www.resmigazete.gov.tr/eski...
kararname ile trt yonetim kurulu tamamen degisti.
www.cumhuriyet.com.tr/haber...
akp'li cumhurbaşkanı recep tayyip erdoğan'ın imzasını taşıyan kararla trt yönetim kurulu üyeleri mustafa akış, osman urgun ve erkan durdu görevden alındı.
atama kararında yer alan isimler ise; yönetim kurulu başkanı prof. dr. ahmet albayrak, genel müdür ve yönetim kurulu üyesi prof. dr. mehmet zahid sobacı, yönetim kurulu üyeleri; atakan yılmaz, mücahid eker, doç. dr. oğuzhan bilgin, hilal kaplan öğüt, meryem ilayda atlas çetin, doç. dr. veysel kurt oldu.
devamını gör...
inovasyon
teknoloji tasarım dersinde öğrendiğim ve “yenilik” anlamına gelen kelimedir.
devamını gör...
at hırsızı (yazar)
boğa heykelinin önünde sırtında göztepe forması, elinde göztepe atkısı ile çekilmiş fotoğrafları elimde olan kişi.
o kadar diyorum bak? *
o kadar diyorum bak? *
devamını gör...
