1.
2.
her rolün sanatçısıdır.
devamını gör...
3.
leyla ile mecnun’un kürtçe uyarlaması olan mem u zin filminde de fena oynamamıştır.
edit: sevgili yazar nizanim (bu yazar etiketleme nasıl yapılıyor biri öğretsin bana) uyardı. mem u zin; leyla ile mecnun'un türkçe uyarlaması değil, ayrı özellikleri olan bir öykü imiş. ilettiği kaynaktaki bilgileri aşağıya alıntılıyorum, bi gün denk gelirse biri bu entry tanesine; faidelensin.
mem û zîn, cizre'de 1450/1451 yılında yaşanan[1] ve 17. yüzyıl sonunda ahmed-i hani tarafından manzum bir eser olarak yazıya geçirilen destansı aşk öyküsü.
konusu, birbirine âşık olan ancak kavuşamayan iki gencin trajik öyküsüdür. cizre beyi mir zeynuddin'in kız kardeşi zin ile divan kâtibinin oğlu olan memo arasında yaşanan gerçek aşk öyküsüne dayanır. ahmet hani'nin bu öyküden ilham alarak kürtçenin kurmanci lehçesi ile yazdığı mem û zîn mesnevisi, kürtçedeki ilk aşk mesnevisi kabul edilir. yirmiden fazla dile çevrilen eser, ondan fazla kez türkçeye çevrilmiştir.
cizre'de divan vezirinin oğlu tacdin ile onun dostu, hikayenin ana kahramanı mem, bir mart ayında yöredeki köse geleneğinin de etkisi ile kız kılığına girip kırlara çıkar. cizre beyi mir zeyniddin'in erkek kılığına giren kız kardeşleri zîn ve sitî de şenlik alanındadır. tacdin ve mem onları görmeden sevdalanmış iki gençtir. şenlikte onları gören kızlar da sevdaya düşer. parmaklarındaki yüzükleri değişirler. heyecanda bayılan tacdin ayıldığında parmağında sitî yazan yüzüğü, mem ise zîn yazan yüzüğü bulur. dadıları hezebun, hekim kılığına girip gençleri bulur, yüzükleri geri ister. mem, sevgilisinin yüzüğünü vermez.
gençlerin hızla büyüyen aşkları, kentteki herkes tarafından bilinir. cizre'nin önde gelenlerinin aracılığı ile tacdin ve mem, cizre bey'inden kızkardeşlerini ister. bey, tacdin'e sitî'yi verir, yedi gün yedi gece düğün yapılır. iki düğün bir arada olmaz diye mem ile zîn'in düğünü ertelenir. ancak bey'in kapıcısı ikiyüzlü ve fitne beko, zin'in aşkına engel olmaya çalışır. beko'nun fitneleri sonucunda bey, kardeşini mem'e vermeyi reddeder.
bey ahalisini toplayıp ava gittiğinde zîn ve mem gizlice buluşurlar. bey döndüğünde, ava onunla birlikte gidip dönmüş olan tacdin, mem ile zin'i fark etmemesi için kendi evini ateşe verir ve mem’e aşk borcunu bu şekilde öder.
mem, beko'nun oyununa gelerek bey ile iddialı bir satranç oyunu oynar. ilk üç oyunu aldıktan sonra beko, mem'in yönünü değiştirir ve zin'i görüp hayallere dalmasına, böylece oyunu kaybetmesine sebep olur. mem, zin'e aşkını itiraf etmek zorunda kalır ve bey onu zindana atar. mem, orada zîn'in hasretinden ölür. cenazesi kaldırılırken tacdin, beko'yu görüp öldürür. zin'in isteği ile ikisi yakın yere gömülür. zin, mem'in mezarı başından hiç ayrılmaz ve orada can verir; o da mem'in mezarına gömülür.
hikayedeki benzerliklerden ve filmi izlememin üzerinden 10 sene geçmesinden dolayı bele kodlanmış aklımda. sevgili yazara tekrardan teşekkürler!
edit: sevgili yazar nizanim (bu yazar etiketleme nasıl yapılıyor biri öğretsin bana) uyardı. mem u zin; leyla ile mecnun'un türkçe uyarlaması değil, ayrı özellikleri olan bir öykü imiş. ilettiği kaynaktaki bilgileri aşağıya alıntılıyorum, bi gün denk gelirse biri bu entry tanesine; faidelensin.
mem û zîn, cizre'de 1450/1451 yılında yaşanan[1] ve 17. yüzyıl sonunda ahmed-i hani tarafından manzum bir eser olarak yazıya geçirilen destansı aşk öyküsü.
konusu, birbirine âşık olan ancak kavuşamayan iki gencin trajik öyküsüdür. cizre beyi mir zeynuddin'in kız kardeşi zin ile divan kâtibinin oğlu olan memo arasında yaşanan gerçek aşk öyküsüne dayanır. ahmet hani'nin bu öyküden ilham alarak kürtçenin kurmanci lehçesi ile yazdığı mem û zîn mesnevisi, kürtçedeki ilk aşk mesnevisi kabul edilir. yirmiden fazla dile çevrilen eser, ondan fazla kez türkçeye çevrilmiştir.
cizre'de divan vezirinin oğlu tacdin ile onun dostu, hikayenin ana kahramanı mem, bir mart ayında yöredeki köse geleneğinin de etkisi ile kız kılığına girip kırlara çıkar. cizre beyi mir zeyniddin'in erkek kılığına giren kız kardeşleri zîn ve sitî de şenlik alanındadır. tacdin ve mem onları görmeden sevdalanmış iki gençtir. şenlikte onları gören kızlar da sevdaya düşer. parmaklarındaki yüzükleri değişirler. heyecanda bayılan tacdin ayıldığında parmağında sitî yazan yüzüğü, mem ise zîn yazan yüzüğü bulur. dadıları hezebun, hekim kılığına girip gençleri bulur, yüzükleri geri ister. mem, sevgilisinin yüzüğünü vermez.
gençlerin hızla büyüyen aşkları, kentteki herkes tarafından bilinir. cizre'nin önde gelenlerinin aracılığı ile tacdin ve mem, cizre bey'inden kızkardeşlerini ister. bey, tacdin'e sitî'yi verir, yedi gün yedi gece düğün yapılır. iki düğün bir arada olmaz diye mem ile zîn'in düğünü ertelenir. ancak bey'in kapıcısı ikiyüzlü ve fitne beko, zin'in aşkına engel olmaya çalışır. beko'nun fitneleri sonucunda bey, kardeşini mem'e vermeyi reddeder.
bey ahalisini toplayıp ava gittiğinde zîn ve mem gizlice buluşurlar. bey döndüğünde, ava onunla birlikte gidip dönmüş olan tacdin, mem ile zin'i fark etmemesi için kendi evini ateşe verir ve mem’e aşk borcunu bu şekilde öder.
mem, beko'nun oyununa gelerek bey ile iddialı bir satranç oyunu oynar. ilk üç oyunu aldıktan sonra beko, mem'in yönünü değiştirir ve zin'i görüp hayallere dalmasına, böylece oyunu kaybetmesine sebep olur. mem, zin'e aşkını itiraf etmek zorunda kalır ve bey onu zindana atar. mem, orada zîn'in hasretinden ölür. cenazesi kaldırılırken tacdin, beko'yu görüp öldürür. zin'in isteği ile ikisi yakın yere gömülür. zin, mem'in mezarı başından hiç ayrılmaz ve orada can verir; o da mem'in mezarına gömülür.
hikayedeki benzerliklerden ve filmi izlememin üzerinden 10 sene geçmesinden dolayı bele kodlanmış aklımda. sevgili yazara tekrardan teşekkürler!
devamını gör...
