dinde bir günahı bırakmaya, bir daha işlememeye karar verme olayı.
devamını gör...
pişmanlık ve dönmek anlamına gelmektedir.
dinî bir kavram olarak, kulun işlediği kötülük ve günahlara pişman olup, onları terk ederek allah’a yönelmesi, emirlerine uymak ve yasaklarından kaçınmak suretiyle allah’a sığınarak bağışlanmasını dilemesi demektir.
devamını gör...
4 semavi din içinde de oldukça ciddi bir konu olan ama bu zamanlarda insanların ağızlarında sakız olmuş bir sözcüktür.
devamını gör...
cem karaca'nın namus belası şarkısında,
hep bir hallı, turhallıyız
biz bize benzeriz
yüzbin kere tövbe eder
gene şarap içeriz... demesi gibi anlık kötü hissetmelerle değil, kötü birşey yaptığına gerçekten pişman olup, bir daha yapmamaya direnmektir.
devamını gör...
işlediği bir günah veya suçtan dolayı pişmanlık duyup bir daha yapmamaya kesin olarak karar verme anlamında arapça kökenli sözcüktür.
yani arapçada "tevbe" kelimesi türkçeye "tövbe" şeklinde dahil olmuştur. tdk'de "tevbe" şekliyle değil "tövbe" şekliyle yer alır.
devamını gör...
aniden gelen bir imanla edilen ama arkadaş ortamına girilince unutulan bir dini gerekçe.
devamını gör...
tövbe, islam'da işlenen suçu allah'a itiraf etmek ve o suçu bir daha işlememektir hatta bununla alakalı kur'an-ı kerim'de tevbe suresi vardır. bakara 222'te açıkça "allah, tövbe edenleri ve temizlenenleri sever."
tövbenin yahudilik'teki karşılığı teşuva'dır. dine göre tövbe ederken tanrı ile kul arasına herhangi bir aracı giremez, bunun için islam'da ve yahudilik'te ruhban sınıfı diye bir kurum yoktur. tövbe etmek, ahlaki bir dejenerasyondur. şirk dışındaki bütün günahların(kul hakkı da dahil) tanrı tarafından affedileceği inancı, insana her türlü pisliği yaptırır. tövbe etmek, ayrıca insanın duyarlılığını ve utanma duygusunu yok eder.
devamını gör...
hak dinin getirdiği yasaklar öylesine hayatı korur ki inançsızlar peygamberlerin bunları toplumu ilerletmek için -haşa- uydurduğuna inanmışlardır.

gerçekten günahlar genelde sağlığa veya toplumsal ilişkilere zararlı şeylerdir.bir belgeselde izlemiştim. damardan eroin alan bağımlılar bu enjeksiyon işleminden zevk aldıklarını zannediyorlarmış. oysa ki yaşanan şey vücudu bağımlı kıldıkları zehre ulaşmayı sağlayan can yakıcı bir ritüel. aynı belgeselde bağımlılık için çıkarıldığında rahatlama hissi veren dar bir ayakkabı giyme benzetmesi yapılıyordu. aslında bağımlılıklar çok daha kötüdür. çünkü yoksunluğun verdiği sıkıntı dar bir ayakkabıdan daha kötüdür. ve bağımlılıkların çoğu dar bir ayakkabıdan daha masraflı ve tehlikelidir.

risale-i nur'da günahlarla ilgili şöyle bir uyarı yapılıyor: "masiyetin mahiyetinde, bilhâssa devam ederse, küfür tohumu vardır. çünki o masiyete devam eden, ülfet peyda eder. sonra ona âşık ve mübtela olur. terkine imkân bulamayacak dereceye gelir. sonra o masiyetinin ikaba mûcib olmadığını temenniye başlar. bu hal böylece devam ettikçe, küfür tohumu yeşillenmeye başlar. en-nihayet, gerek ikabı ve gerek dârü'l-ikabı inkâra sebeb olur." (mesnevi-i nuriye)

yani kötülük ve günahların ülfet olunma riski var. hatta aşık ve mübtela olunma riski var. çünkü o günahlara zehirli bal gibi geçici bir zevk de katılmış. ama önceki paragrafta bahsettiğimiz gibi aslında o günaha bağımlı olduktan sonra çekilecek yoksunluk ızdırabı düşünülünce alınan o cüz'i zevk beş kuruş etmez.

günahlar ne kadar yaygın da olsa, ne kadar kolay ulaşılabilir de olsa iki dünya için zararlı oldukları bir gerçek. kurtulmak lazım. bu konuda şanslıyız. çünkü rabbimiz son fermanında ümitsizliğe düşmeyi yasaklayarak tövbe edilirse her günahı affedeceğini buyuruyor.bir şair "hayat bir korkular ve alışkanlıklar bütünüdür." diyor. risale-i nur'da da "terkü'l-âdât mine'l-mühlikât" cümlesi geçiyor. yani adetleri ve alışkanlıkları terketmek kolay değildir. insanı sarsar. her ne kadar bu alışkanlıklar zararlı bile olsa... ama ümitsizliğe yer yok! kur'an-ı kerim şarabı yasaklayınca o güne kadar tiryaki olan sahabeler bir daha ağızlarına bile sürmediler. demek ki iman kuvveti her türlü alışkanlığın sahte konforunu unutturacak ulvi bir güzellik sunabilir.

en büyük günahlardan biri allah'tan ümit kesmektir. ibadetlerin yani kulluğun ruhu ise ihlas yani samimiyettir. allah her samimi tövbeyi ve bu yöndeki çabayı kabul eder. bir hadis-i şerifte mealen "allah korkusundan yaşaran göz cehennemde yanmaz" buyruluyor. elbetteki günahın manası küçük değildir. her bir günah küçük büyük bir parça allah'a bilinçli veya bilinçsiz isyandır. galaksilerin bile dinlediği bir kudretin emirlerinden yüz çevirmektir. atomları bile gören bir latif'i kendine kayıtsız sanmaktır. ama öte yandan allah'ın rahmetinin gazabını geçtiğini hatırlamak, samimi tövbenin yaratılma gayelerimizden biri olduğunun farkında olmak gerekir.

allah gaffariyeti ve rahimiyeti hürmetine bilerek, bilmeyerek işlediğimiz; küçük, büyük bütün günahlardan kurtarsın ve bağışlasın. amin.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"tövbe" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim