1.
satın aldığımız her yeni şeyin bizi başka yeni şeyler almaya teşvik ettiğini anlatmak için kullanılan bir kavramdır. her alışverişin birbirini tetiklemesi yani basit bir örnekle; yeni aldığımız elbiseye uygun ayakkabı, çanta, takı hatta mont almamız diderot etkisidir.
devamını gör...
2.
kombin yapmak bunun bir sonucudur.
devamını gör...
3.
ünlü fransız filozof denis diderot neredeyse tüm yaşamını yoksulluk içinde yaşadı, ancak bunların hepsi 1765 yılında değişti. diderot 52 yaşındaydı ve kızı evlenmek üzereydi, ancak ortada bir sorun vardır. diderot maddi sıkıntı içindeydi ve düğün masraflarını karşılayamazdı.
maddi sıkıntıları olsa da, diderot’un adı o dönemde oldukça iyi biliniyordu çünkü o zamanın en kapsamlı ansiklopedilerinden biri olan encyclopédie‘nin kurucu ortağı ve yazarıydı. tam da o sıralarda, rusya imparatoriçesi büyük catherine’nin, diderot’un kütüphanesini ondan 1000 gbp karşılığında satın almayı teklif etmesi sorunlarını bir anda ortadan kaldırdı. o dönemin parası ile bu oldukça yüklü bir paraydı. kızını evlendirdi ve kendisine de küçük bir ödül olarak kırmızı bir sabahlık aldı. ancak işte sorunlar bu noktadan itibaren başladı…
1769 yılında düşünür, yaşadığı deneyimi bir makalesinde kaleme aldı ve bu sabahlığının hikayesini anlattı. onun bu yazısı neredeyse iki yüz elli yıl kadar sonra psikologlar ve pazarlama uzmanları tarafından irdelenmeye başladı. bu olay daha sonra diderot etkisi adıyla anılmaya başlandı…
diderot etkisi nedir?
diderot’un kırmızı sabahlığı çok güzeldi ancak o kadar çok güzeldi ki mevcut olduğu diğer eşyaların arasında güzelliği ile sırıtmaya başlamıştı. evin genel havası bozulmuştu, her şey onu rahatsız etmeye başlamıştı. bu bütünlük gereksinimi diderot’ta, tüm eşyalarını iyileştirme arzusunu beraberinde getirdi. böylelikle eşyaları da yeni sabahlığının gösterişine uyumlu hale gelebilirdi. çok geçmeden, yeni bir duvar halısı, yeni tablolar, yeni baskılar, yeni bir sandalye, gardırop, ayna, yeni bir çalışma masası ve pahalı bir saatle, bütün dairesi tamamıyla değiştirdi. ancak bir daha hiçbir zaman eski sabahlığı ile olduğu kadar mutlu olmadı…
“eski sabahlığımın mutlak efendisiydim fakat yenisinin kölesi oldum.”
1988 yılında antropolog grant mccracken, bu bütünlük arzusun ve bu arzunun satın aldığımız şeyleri nasıl şekillendirdiğini tanımlamak için diderot etkisi terimini kullandı. diderot etkisi, yeni bir mülk edinmenin genellikle daha fazla yeni şey edinmenizi sağlayan bir tüketim sarmalı yarattığını belirtir. sonuç olarak, önceki benliklerinizin mutlu ya da tatmin olmak için asla ihtiyaç duymadığı şeyleri satın alırsınız bunun devamında.
diderot etkisi bize hayatınızın içine girmek için savaşacak daha çok şey olacağını söyler, bu nedenle önemli olan şeyleri nasıl iyileştireceğinizi, ortadan kaldıracağınızı ve odaklanacağınızı anlamanız gerekir. sahip olduğumuz eşyaların kişiliğimizi ve toplumdaki yerimizi belirlediğini düşünürüz. ve bu yüzden de çoğunlukla, diderot etkisi’nin gücüyle bir araya gelen eşya kümeleriyle ilgileniriz. fakat genel olarak yeni bir eşyanın yaşamımıza girmesi, diderot’nun sabahlığıyla birlikte gözlemlediği tüketim durumunun ortaya çıkmasına yol açar.
--- alıntı ---
www.matematiksel.org/didero...
--- alıntı ---
devamını gör...
4.
çünki serotonin.
formül: c₁₀h₁₂n₂o
formül: c₁₀h₁₂n₂o
devamını gör...
5.
istiyoruz, çünkü iyi reklam yapıyorlar. ayrıca eşyaların sınıfsal simgeler olması da çok etkili bunda! starbucksa gidince modern gözükeceğini bilmek, hissetmek gibidir bu. oturduğunuz semt bile etkili bunda, sınıfsal simgeler.
devamını gör...
6.
diderot etkisi tüketim çılgınlığı ve savurganlık ile gelen fakirleşmeyi ifade ediyor.şimdiki 200 lira üstü alışverişte %50 indirim,alışveriş sonrası az miktarda verilen hediye çeki kullanmazsan kötü hissedersin kesinlikle kullanmalısın emri verir beyin bedavaymış gibi.ay sonunda gelen kredi kartı borcu ben ne yaptım demeler.
devamını gör...
7.
tüketim sarmalının tarihi en güzel örneklerinden biridir.
vakti zamanında diderot’un ihtiyacı olmadan aldığı bir giysi ile tüketim hortumuna kapılmasını, tüm birikimini bu giysinin yanına yakışacak yeni eşyalar alarak harcamasını, har vurup harman savurmasını anlatan hikayeyle başlar, bu etki.
diderot kulu köpeği olduğu materyalist harcamaların farkına da varır, zamanla. şöyle der hatta: “eski sabahlığımın efendisi iken yenisinin kölesi oldum.”
kulak çekip tahtaya vurulmalı, evlerden ırak denilmeli.
vakti zamanında diderot’un ihtiyacı olmadan aldığı bir giysi ile tüketim hortumuna kapılmasını, tüm birikimini bu giysinin yanına yakışacak yeni eşyalar alarak harcamasını, har vurup harman savurmasını anlatan hikayeyle başlar, bu etki.
diderot kulu köpeği olduğu materyalist harcamaların farkına da varır, zamanla. şöyle der hatta: “eski sabahlığımın efendisi iken yenisinin kölesi oldum.”
kulak çekip tahtaya vurulmalı, evlerden ırak denilmeli.
devamını gör...
8.
katerina, sıfırı tükettiğini duyduğunda diderot’un kütüphanesini satın almış, kütüphaneyi evinde muhafaza etmesini istemiş, üstelik diderot’yu kütüphanecisi yaparak 25 yıllık maaşını tek seferde ödemişti.
borçlarını ödeyen ve rahata kavuşan diderot, şık bir robdöşambr satın almış ve fakat görmüştü ki evinin hiçbir eşyası yeni sabahlığına hiç yakışmıyordu. bunun üzerine sabahlığı ile uyumsuz olan bütün eşyalarını tek tek değiştirmeye başlamış; masası, duvardaki resimleri, koltukları tek tek yenileriyle yer değiştirmişti... kaçınılmaz olarak yeniden borç batağına girmiş ve durumunu ancak o zaman idrak etmişti.
denis diderot, onu ihtiyacı olmayan şeyler almaya iten dürtüyü fark ettiğinde "eski sabahlığım için pişmanlık" adlı yazısıyla hem tüketim çılgınlığını mükemelen anlatmış hem de bu dürtüye isim babası olmuştu.
"neden saklamadım onu sanki? o bana alışmıştı, ben de ona… vücudumun bütün kıvrımlarını sarıyordu. diğeri kaskatı ve kolalı, beni hantal gösteriyor. oysa eskisi tüm ihtiyaçlarımı karşılıyordu. tozlanan kitapları eteği ile silebiliyordum. üzerindeki çizgiler edebiyatı, yazarı, çalışan adamı anlatırdı. oysa şimdi işe yaramaz bir zengin adam havası geldi üzerime. kimse kim olduğumu bilmiyor. onun içindeyken sakarlık etmekten korkmazdım. eski robdöşambrımın mutlak efendisiyken yenisinin kölesi oldum… saygı ve hayranlık duyduğum şu kıymetli giysiye lanet olsun. nerede benim o eski, alelade kumaştan, mütevazı, rahat çaputum?… dostlarım, eski dostlarınızı muhafaza ediniz. dostlarım, varsıllığın size dokunmasından sakınınız. benim durumum size ibret olsun. yoksulluğun kendine has özgürlükleri vardır, zenginliğin de mahzurları… hepsi bu değil dostlarım. lüksün tahribatına, sürekli artan lüksün neticelerine bakın. eski robdöşambrım, etrafımdaki diğer döküntülerle uyum içindeydi. hasır bir sandalye; tahta bir masa; birkaç kitabı taşıyan bir eski kitaplık; çerçevesiz, isli birkaç gravür; bu gravürlerin arasında havaya kalkmış birkaç sıva parçası, bütün bunlar eski robdöşambrımla ahenkliydi. şimdi her şey bozuldu, uyum, birlik ve güzellik yok oldu!"
borçlarını ödeyen ve rahata kavuşan diderot, şık bir robdöşambr satın almış ve fakat görmüştü ki evinin hiçbir eşyası yeni sabahlığına hiç yakışmıyordu. bunun üzerine sabahlığı ile uyumsuz olan bütün eşyalarını tek tek değiştirmeye başlamış; masası, duvardaki resimleri, koltukları tek tek yenileriyle yer değiştirmişti... kaçınılmaz olarak yeniden borç batağına girmiş ve durumunu ancak o zaman idrak etmişti.
denis diderot, onu ihtiyacı olmayan şeyler almaya iten dürtüyü fark ettiğinde "eski sabahlığım için pişmanlık" adlı yazısıyla hem tüketim çılgınlığını mükemelen anlatmış hem de bu dürtüye isim babası olmuştu.
"neden saklamadım onu sanki? o bana alışmıştı, ben de ona… vücudumun bütün kıvrımlarını sarıyordu. diğeri kaskatı ve kolalı, beni hantal gösteriyor. oysa eskisi tüm ihtiyaçlarımı karşılıyordu. tozlanan kitapları eteği ile silebiliyordum. üzerindeki çizgiler edebiyatı, yazarı, çalışan adamı anlatırdı. oysa şimdi işe yaramaz bir zengin adam havası geldi üzerime. kimse kim olduğumu bilmiyor. onun içindeyken sakarlık etmekten korkmazdım. eski robdöşambrımın mutlak efendisiyken yenisinin kölesi oldum… saygı ve hayranlık duyduğum şu kıymetli giysiye lanet olsun. nerede benim o eski, alelade kumaştan, mütevazı, rahat çaputum?… dostlarım, eski dostlarınızı muhafaza ediniz. dostlarım, varsıllığın size dokunmasından sakınınız. benim durumum size ibret olsun. yoksulluğun kendine has özgürlükleri vardır, zenginliğin de mahzurları… hepsi bu değil dostlarım. lüksün tahribatına, sürekli artan lüksün neticelerine bakın. eski robdöşambrım, etrafımdaki diğer döküntülerle uyum içindeydi. hasır bir sandalye; tahta bir masa; birkaç kitabı taşıyan bir eski kitaplık; çerçevesiz, isli birkaç gravür; bu gravürlerin arasında havaya kalkmış birkaç sıva parçası, bütün bunlar eski robdöşambrımla ahenkliydi. şimdi her şey bozuldu, uyum, birlik ve güzellik yok oldu!"
devamını gör...
9.
“eski robdöşambrımın mutlak efendisiyken yenisinin kölesi oldum“ diye özetlenebilecek satın alma çılgınlığı.
devamını gör...
10.
diderot etkisi bir lüks eşyanın diğer eşyalarla koordinasyonu, ahengi bozmasıyla o eski eşyaları da yenileme isteği duymayı tanımlıyor. diderot etkisinin sınırlarını gösterişli bir ürünün bulunduğu ortamda çok sırıtması durumundan biraz daha genelleştirmekte bir yanlış olmadığını düşünüyorum.
satın alınan bir eşyanın, uzun ömürlü veya doğru kullanılabilmesi için beraberinde başka şeyleri satın almayı gerektirmesi de diderot etkisinin içinde olabilir. ayakkabı aldınız, cilasına da ihtiyacınız var çünkü hızla eskiyebilir. çamaşır makineniz çok güzel, son model, internete bile bağlanabiliyor ama o makineye düzenli olarak kireç önleyici almanız lazım ki uzun yıllar kullanabilin. yeni telefonunuzu korumak için ekran koruyucu ve kılıf neredeyse almak zorunda kaldığınız başka yan ürünler. araba aldınız... çok kolaylıklar dilerim.
bu bakışla diderot etkisi lüks, sıradışı bir şeyin (diderot'un cübbesi gibi) ortamda sırıtması ve yarattığı uyumsuzlukla tüketim sarmalı oluşturması durumunu sıradan, lüks olmayan, son derece ihtiyaç konusu eşyaların gerektirdiği ek satın alımlar için de genişletebiliriz diye düşünüyorum. çünkü bu ek satın alımlar olmasa eşyanın bulunduğu ortamla olan ahengi yine bozulacak, bizi huzursuz edecek, kılıfsız bir telefon, kirlenmiş bir ayakkabı, içinden sesler gelen bir makine bir huzur bozucu ve mutsuz edici nesne olarak hayatımızın içinde kahır gibi yaşayıp duracak. lüksün yeni lüksler doğurması bir yana, ihtiyaçların temininin yeni ihtiyaçlar doğuruyor olması da bir tüketim meselesidir. ferhan şensoy da falınızda rönesans var kitabındaki şişe kapağı bölümünde bu genişletilmiş diderot etkisine, bence, ister istemez bir atıf yapmış:
...
bu sanayi üretim hatasını telafi etmek üzere, uyanığın biri o esrarengiz şişe kapaklarını açıcı bir kanırtgan açacak üretiyor. gazoz açacağı mantığından giderek üretilmiş pipo gibi bir zamazingo. açılmamakta direnen rakı kapağının üstüne pipo deliğini oturtuyorsunuz, kanırtınca zart diye söküp alıyor kapağı yerinden. buyurun size hiç gereksiz bir iş kolu. o salak kapak kendi kendine açılsa, böyle açacaklar üreten bir fabrikaya ve o herifin fabrikatör diye kart bastırmasına, yani matbaadaki “ismim yaldızlı yazılsın, adres italik harflerle olsun” eks”tralarjlaşmalarına hiç gerek olmayacak.
üstelik o açacağın açmayı beceremediği rakı kapağı da var. belki bir gün başka birisi de o açacağın açamadığı şişe kapaklarını açma aygıtı yapacak. bu tür renkli türkçe salaklıklar kendilerine gereksiz yan iş kolları üretiyorlar. emek ziyanlığı. o kanırtgan açacağın üretimi için kim bilir kaç işçi çalışıyor? üretim sırasında iş kazası geçiren var. işi salakça bulup iş hayatına genç yaşta küsen çıraklar var. büyüyünce pezevenk oluyorlar. o salak şişe kapağı kendi kendine açılsa, bütün bunlar olmayacak. kimse durup dururken pezevenk olmaz.
o salak şişe kapağı cırt diye açılsa, bu yazıya ne gerek var?
satın alınan bir eşyanın, uzun ömürlü veya doğru kullanılabilmesi için beraberinde başka şeyleri satın almayı gerektirmesi de diderot etkisinin içinde olabilir. ayakkabı aldınız, cilasına da ihtiyacınız var çünkü hızla eskiyebilir. çamaşır makineniz çok güzel, son model, internete bile bağlanabiliyor ama o makineye düzenli olarak kireç önleyici almanız lazım ki uzun yıllar kullanabilin. yeni telefonunuzu korumak için ekran koruyucu ve kılıf neredeyse almak zorunda kaldığınız başka yan ürünler. araba aldınız... çok kolaylıklar dilerim.
bu bakışla diderot etkisi lüks, sıradışı bir şeyin (diderot'un cübbesi gibi) ortamda sırıtması ve yarattığı uyumsuzlukla tüketim sarmalı oluşturması durumunu sıradan, lüks olmayan, son derece ihtiyaç konusu eşyaların gerektirdiği ek satın alımlar için de genişletebiliriz diye düşünüyorum. çünkü bu ek satın alımlar olmasa eşyanın bulunduğu ortamla olan ahengi yine bozulacak, bizi huzursuz edecek, kılıfsız bir telefon, kirlenmiş bir ayakkabı, içinden sesler gelen bir makine bir huzur bozucu ve mutsuz edici nesne olarak hayatımızın içinde kahır gibi yaşayıp duracak. lüksün yeni lüksler doğurması bir yana, ihtiyaçların temininin yeni ihtiyaçlar doğuruyor olması da bir tüketim meselesidir. ferhan şensoy da falınızda rönesans var kitabındaki şişe kapağı bölümünde bu genişletilmiş diderot etkisine, bence, ister istemez bir atıf yapmış:
...
bu sanayi üretim hatasını telafi etmek üzere, uyanığın biri o esrarengiz şişe kapaklarını açıcı bir kanırtgan açacak üretiyor. gazoz açacağı mantığından giderek üretilmiş pipo gibi bir zamazingo. açılmamakta direnen rakı kapağının üstüne pipo deliğini oturtuyorsunuz, kanırtınca zart diye söküp alıyor kapağı yerinden. buyurun size hiç gereksiz bir iş kolu. o salak kapak kendi kendine açılsa, böyle açacaklar üreten bir fabrikaya ve o herifin fabrikatör diye kart bastırmasına, yani matbaadaki “ismim yaldızlı yazılsın, adres italik harflerle olsun” eks”tralarjlaşmalarına hiç gerek olmayacak.
üstelik o açacağın açmayı beceremediği rakı kapağı da var. belki bir gün başka birisi de o açacağın açamadığı şişe kapaklarını açma aygıtı yapacak. bu tür renkli türkçe salaklıklar kendilerine gereksiz yan iş kolları üretiyorlar. emek ziyanlığı. o kanırtgan açacağın üretimi için kim bilir kaç işçi çalışıyor? üretim sırasında iş kazası geçiren var. işi salakça bulup iş hayatına genç yaşta küsen çıraklar var. büyüyünce pezevenk oluyorlar. o salak şişe kapağı kendi kendine açılsa, bütün bunlar olmayacak. kimse durup dururken pezevenk olmaz.
o salak şişe kapağı cırt diye açılsa, bu yazıya ne gerek var?
devamını gör...