1.
alman edebiyat eleştirmeni, düşünür, kültür tarihçisi ve estetik kuramcısı. bu abinin en etkili ve ilginç tarafı marksizm ile mistisizmi birleştirmiş olması. çağdaşları tarafından "ne saçmalıyor bu" denilip öldükten sonra dehası kabul edilmiştir. özellikle tarih kavramı üzerine getirdigi yorum marksistleri dumura uğratmıştır.
devamını gör...
2.
3.
rivayet odur ki artık yaşı bir hayli geçkin bir döneminde walter benjamin’in evine gelen bir muhabir, yeni alınmış koliler halindeki kitapları görünce şöyle sorar:
“tüm bu kitapları okuyabilecek vaktinizin olduğuna inanıyor musunuz?”
benjamin’in muhabire cevabıdır:
“kitaplar yalnız okunmak için değil, aynı zamanda birlikte yaşamak içindir de.”
“tüm bu kitapları okuyabilecek vaktinizin olduğuna inanıyor musunuz?”
benjamin’in muhabire cevabıdır:
“kitaplar yalnız okunmak için değil, aynı zamanda birlikte yaşamak içindir de.”
devamını gör...
4.
walter benedix schönflies benjamin
1892/1940 yılları arasında yaşamış alman filozof, edebiyat eleştirmeni, kültür tarihçisi ve estetik kuramcısıdır.

kitapları
esrar üzerine.
fotoğrafın kısa tarihi.
bin dokuz yüzlerin başında berlin'de çocukluk.
sanat ve edebiyatta eleştiri.
estetize edilmiş yaşam.
brecht'i anlamak.
moskova günlüğü.
tek yön.
parıltılar.
son bakışta aşk.
pasajlar.
epik tiyatro üzerine üç metin
anımsama ile uyanış arasında son derece sıkı bir bağ vardır.
1892/1940 yılları arasında yaşamış alman filozof, edebiyat eleştirmeni, kültür tarihçisi ve estetik kuramcısıdır.

kitapları
esrar üzerine.
fotoğrafın kısa tarihi.
bin dokuz yüzlerin başında berlin'de çocukluk.
sanat ve edebiyatta eleştiri.
estetize edilmiş yaşam.
brecht'i anlamak.
moskova günlüğü.
tek yön.
parıltılar.
son bakışta aşk.
pasajlar.
epik tiyatro üzerine üç metin
anımsama ile uyanış arasında son derece sıkı bir bağ vardır.
devamını gör...
5.
naziler fransa'yı işgal edince intihar eden büyük adam. ölümünün (dün) 83. seneidevriyesinde rahmetle anıyoruz.
devamını gör...
6.
korkak.
baba parasıyla kurulan marksist enstütüde takılıp (yersen) nazilerin gölgesinden bile ölümüne korkup kendini öldürmüṣtür.
frankfurt okulu komedidir ama sert gerçeğin içinde her komedi trajediye dönüṣür.
baba parasıyla kurulan marksist enstütüde takılıp (yersen) nazilerin gölgesinden bile ölümüne korkup kendini öldürmüṣtür.
frankfurt okulu komedidir ama sert gerçeğin içinde her komedi trajediye dönüṣür.
devamını gör...
7.
"artık yürümeyi biliyorum;
bir daha asla öğrenemem."
tam adı walter benedix schönflies benjamin olan ve 1892/ 1940 yılları arasında yaşamış alman filozof, eleştirmen ve kuramcı olarak tanınır.
intihar ettiği söylenmektedir.

bazı kitapları
fotoğrafın kısa tarihi
sanat ve edebiyatta eleştiri
estetize edilmiş yaşam
moskova günlüğü
son bakışta aşk
bir daha asla öğrenemem."
tam adı walter benedix schönflies benjamin olan ve 1892/ 1940 yılları arasında yaşamış alman filozof, eleştirmen ve kuramcı olarak tanınır.
intihar ettiği söylenmektedir.

bazı kitapları
fotoğrafın kısa tarihi
sanat ve edebiyatta eleştiri
estetize edilmiş yaşam
moskova günlüğü
son bakışta aşk
devamını gör...
8.
aşağıya bırakacağım dev gibi wikipedia alıntısını sonuna kadar hakeden yahudi asıllı alman kişilik.
asimile olmuş bir yahudi ailesinden gelmektedir. antika ve sanat galericisi babası emil benjamin ve annesi pauline (schönflies), berlin-charlottenburg doğumludur.
walter benjamin, aynı zamanda doğu almanya’nın 1950'li yıllarda adalet bakanlığını yapmış hilde benjamin’in eniştesi ve gertrud kolmar ile günther anders’in kuzenidir. çocukluğunu berlin’de geçirmiştir. lirik ve felsefi bir dille yazdığı “berliner kindheit um neunzehnhundert“ (bin dokuz yüzlerin başında berlin'de çocukluk) adlı eseri onun bir anlamda otobiyografisidir. 1905-1907 yılları arasında türingiya’de reformist bir okulda okudu. burada kendisini derinden etkileyen ve öğrenci hareketlerine katılmasını sağlayan öğretmeni gustav wyneken ile tanıştı. 1912’de liseyi bitirdi ve freiburg (breisgau)’da, albert ludwigs üniversitesi’nde felsefe, alman dili ve edebiyatı (germanistik) ve sanat tarihi okudu. ardından şair christoph friedrich heinle ile sıkı bir arkadaş oldu. 1912-1913 kış sömestirinden itibaren üniversite öğrenimine berlin’de devam etti.
8 ağustos 1914'te arkadaşı christoph friedrich heinle’nin intihar etmesi benjamin’i büyük bir şoka sokmuştu. üzüntüsünü hafifletmek isteminden dolayı kendini heinle’nin bıraktığı eserlerini yayımlamak amacıyla bir yayınevi aramaya vermişti. wyneken’in giderek artan savaş heyecanı benjamin’in öğretmeni ile olan ilişkisinin 1915'ten itibaren bozulmasına neden olmuştur. aynı yıl üniversitede matematik öğrenimi gören kendisinden beş yıl genç gershom scholem ile tanıştı ve yaşamı boyunca onunla olan dostluğu devam etti. 1917'de isviçre bern üniversitesi'nden alman romantizminde sanat eleştirisi kavramı teziyle doktora yaptı. aynı yıl dora kellner ile evlendi. evliliği 13 yıl sürdü. 1918’de dünyaya gelen oğlu stefan rafael, 1972’de de ölmüştür.
benjamin, berlin’e döndüğünde serbest gazeteci ve yazar olarak çalışmaya başladı. 1921’den itibaren baudelaire’nin hikâyelerinin çevirilerini yaptı. eseri “die aufgabe des übersetzers (çevirmenlerin sorumlulukları)“ adı altında yayımlandı. yine 1921’deki “zur kritik der gewalt (şiddetin kritiğine dair)“ adlı eseri büyük dikkat çekti.
paul klees’in angelus novus adlı resminden yola çıkarak angelus novus adında bir dergi çıkarmak isteyen benjamin, bu girişiminde başarısız olunca 1924'te doçentlik yapmak üzere frankfurt’a gitti. bu dönemde theodor w. adorno ve siegfried kracauer ile tanıştı. doçentlik için almanların yas törenlerinin kaynağı üzerine 1925'te yazdığı tez çalışmasının akademik dünyadaki ortodokslar bağlamında resmi olarak geri çevrileceğini tahmin ettiğinden kurula girmekten vazgeçti.
1926-1927 yıllarını paris’te geçirdi. franz hessel ile birlikte marcel proust’un çevirilerini yaptı. özellikle kaybolan, yitirilen zamanın arayışı üzerine. komünizme olan ilgisi onu 1927 kışında moskova'ya taşır. ve burada kız arkadaşı asja lacis’i ziyaret eder. 1930’lu yılların başlangıcında bertolt brecht ile beraber radyo yayınları planlar. 1932’de “berliner kindheit um neunzehnhundert“ adlı kitabını yazmaya başlar.
1932 ve 1933 yılları arasında ispanya’nın balearen adası’nda yaz mevsimini geçirir. jean selz ile tanışması onun uyuşturucuyla tanışması olur. aynı zamanda hollandalı ressam anna maria blaupot ten cate’ye aşık olur. ibiza ve balearen arasında geçen bu zamanı yazar.
nasyonal sosyalistlerin yaptırımı benjamin’in eylül 1933’de paris’e sürgün olarak gitmesinin nedenidir. burada kendisine destek olan hannah arendt ile buluşmuştur. finansal olarak kısmen new york'taki göçmen max horkheimer uzantılı frankfurt okulu’ndan gelen parayla geçimini sağlıyordu.
ernst bloch, theodor w. adorno ve bertolt brecht’in etkisiyle 1930’larda giderek marksizm’e yakınlaşan benjamin, 1933’te nasyonal sosyalistlerin baskısıyla almanya’yı terk ederek sürgün hayatı yaşadığı diyebileceğimiz paris’e yerleşti. burada edebiyat dergilerine ve new york'ta adorno ile horkheimer tarafından yayımlanan zeitschrift für sozialforschung’a (sosyal araştırmalar dergisi) eleştiri ve denemeler yazdı. geri döndüğünde kendisine ait olan son çalışması olan die thesen über den begriff der geschichte (tarih kavramı üzerine tezler)'i yayımladı. 1939 yılında, alman mülteciler tarafından yayımlanan bir dergide çıkan yazısı nedeniyle alman vatandaşlığından çıkarıldı. almanların fransa’yı işgal etmesi ve paris’teki evini gestapo’nun basması üzerine 1940’ta fransa’nın güneyindeki portbou kentine kaçtı; burada polis tarafından gestapo’ya teslim edileceğini öğrenince aşırı derecede morfin alarak intihar etti. intiharı üzerindeki spekülatif söylentiler vardır. kendisinin şizoid olduğu ve bu yüzden intihar ettiğine dair tek kaynak theodor w. adorno'ya verilmek üzere henny gurland'a dikte ettirdiği veda mektubudur. öte yandan stalin'in ajanları tarafından morfin verilerek öldürülmüş olduğu da diğer bir başka söylentidir.[1]
son dönemin yaşamış en büyük marksist ideologlarından bir tanesidir. her ne kadar karl marx'ı kendi okuma listesinin son sırasına bıraksa da, getirmiş olduğu eleştiriler marksist kuram açısından çok önemlidir.
ıı. dünya savaşı’ndan sonra adorno ve scholem, benjamin’in yazdıklarını büyük oranda yeniden düzenlediler ve her şeyden önce 1970-1989 arası geniş kapsamlı olarak yayımlattıkları gesammelten schriften (toplu yazılar), benjamin’in yaşadığı yıllarda yazın dünyasında başarısız gibi görünen ortamı ters yüz etti. oysa doktora tezi neredeyse hiç dikkate alınmamıştı. doçentliğine dair yazdıkları hatta, frankfurt üniversitesi’nce kismen reddedilmişti. ancak ölümünden sonra benjamin’in bıraktıkları, sosyologların ve toplum bilimcilerin başvurduğu önemli bir kaynak olarak hâlâ tazeliğini korumaktadır.
asimile olmuş bir yahudi ailesinden gelmektedir. antika ve sanat galericisi babası emil benjamin ve annesi pauline (schönflies), berlin-charlottenburg doğumludur.
walter benjamin, aynı zamanda doğu almanya’nın 1950'li yıllarda adalet bakanlığını yapmış hilde benjamin’in eniştesi ve gertrud kolmar ile günther anders’in kuzenidir. çocukluğunu berlin’de geçirmiştir. lirik ve felsefi bir dille yazdığı “berliner kindheit um neunzehnhundert“ (bin dokuz yüzlerin başında berlin'de çocukluk) adlı eseri onun bir anlamda otobiyografisidir. 1905-1907 yılları arasında türingiya’de reformist bir okulda okudu. burada kendisini derinden etkileyen ve öğrenci hareketlerine katılmasını sağlayan öğretmeni gustav wyneken ile tanıştı. 1912’de liseyi bitirdi ve freiburg (breisgau)’da, albert ludwigs üniversitesi’nde felsefe, alman dili ve edebiyatı (germanistik) ve sanat tarihi okudu. ardından şair christoph friedrich heinle ile sıkı bir arkadaş oldu. 1912-1913 kış sömestirinden itibaren üniversite öğrenimine berlin’de devam etti.
8 ağustos 1914'te arkadaşı christoph friedrich heinle’nin intihar etmesi benjamin’i büyük bir şoka sokmuştu. üzüntüsünü hafifletmek isteminden dolayı kendini heinle’nin bıraktığı eserlerini yayımlamak amacıyla bir yayınevi aramaya vermişti. wyneken’in giderek artan savaş heyecanı benjamin’in öğretmeni ile olan ilişkisinin 1915'ten itibaren bozulmasına neden olmuştur. aynı yıl üniversitede matematik öğrenimi gören kendisinden beş yıl genç gershom scholem ile tanıştı ve yaşamı boyunca onunla olan dostluğu devam etti. 1917'de isviçre bern üniversitesi'nden alman romantizminde sanat eleştirisi kavramı teziyle doktora yaptı. aynı yıl dora kellner ile evlendi. evliliği 13 yıl sürdü. 1918’de dünyaya gelen oğlu stefan rafael, 1972’de de ölmüştür.
benjamin, berlin’e döndüğünde serbest gazeteci ve yazar olarak çalışmaya başladı. 1921’den itibaren baudelaire’nin hikâyelerinin çevirilerini yaptı. eseri “die aufgabe des übersetzers (çevirmenlerin sorumlulukları)“ adı altında yayımlandı. yine 1921’deki “zur kritik der gewalt (şiddetin kritiğine dair)“ adlı eseri büyük dikkat çekti.
paul klees’in angelus novus adlı resminden yola çıkarak angelus novus adında bir dergi çıkarmak isteyen benjamin, bu girişiminde başarısız olunca 1924'te doçentlik yapmak üzere frankfurt’a gitti. bu dönemde theodor w. adorno ve siegfried kracauer ile tanıştı. doçentlik için almanların yas törenlerinin kaynağı üzerine 1925'te yazdığı tez çalışmasının akademik dünyadaki ortodokslar bağlamında resmi olarak geri çevrileceğini tahmin ettiğinden kurula girmekten vazgeçti.
1926-1927 yıllarını paris’te geçirdi. franz hessel ile birlikte marcel proust’un çevirilerini yaptı. özellikle kaybolan, yitirilen zamanın arayışı üzerine. komünizme olan ilgisi onu 1927 kışında moskova'ya taşır. ve burada kız arkadaşı asja lacis’i ziyaret eder. 1930’lu yılların başlangıcında bertolt brecht ile beraber radyo yayınları planlar. 1932’de “berliner kindheit um neunzehnhundert“ adlı kitabını yazmaya başlar.
1932 ve 1933 yılları arasında ispanya’nın balearen adası’nda yaz mevsimini geçirir. jean selz ile tanışması onun uyuşturucuyla tanışması olur. aynı zamanda hollandalı ressam anna maria blaupot ten cate’ye aşık olur. ibiza ve balearen arasında geçen bu zamanı yazar.
nasyonal sosyalistlerin yaptırımı benjamin’in eylül 1933’de paris’e sürgün olarak gitmesinin nedenidir. burada kendisine destek olan hannah arendt ile buluşmuştur. finansal olarak kısmen new york'taki göçmen max horkheimer uzantılı frankfurt okulu’ndan gelen parayla geçimini sağlıyordu.
ernst bloch, theodor w. adorno ve bertolt brecht’in etkisiyle 1930’larda giderek marksizm’e yakınlaşan benjamin, 1933’te nasyonal sosyalistlerin baskısıyla almanya’yı terk ederek sürgün hayatı yaşadığı diyebileceğimiz paris’e yerleşti. burada edebiyat dergilerine ve new york'ta adorno ile horkheimer tarafından yayımlanan zeitschrift für sozialforschung’a (sosyal araştırmalar dergisi) eleştiri ve denemeler yazdı. geri döndüğünde kendisine ait olan son çalışması olan die thesen über den begriff der geschichte (tarih kavramı üzerine tezler)'i yayımladı. 1939 yılında, alman mülteciler tarafından yayımlanan bir dergide çıkan yazısı nedeniyle alman vatandaşlığından çıkarıldı. almanların fransa’yı işgal etmesi ve paris’teki evini gestapo’nun basması üzerine 1940’ta fransa’nın güneyindeki portbou kentine kaçtı; burada polis tarafından gestapo’ya teslim edileceğini öğrenince aşırı derecede morfin alarak intihar etti. intiharı üzerindeki spekülatif söylentiler vardır. kendisinin şizoid olduğu ve bu yüzden intihar ettiğine dair tek kaynak theodor w. adorno'ya verilmek üzere henny gurland'a dikte ettirdiği veda mektubudur. öte yandan stalin'in ajanları tarafından morfin verilerek öldürülmüş olduğu da diğer bir başka söylentidir.[1]
son dönemin yaşamış en büyük marksist ideologlarından bir tanesidir. her ne kadar karl marx'ı kendi okuma listesinin son sırasına bıraksa da, getirmiş olduğu eleştiriler marksist kuram açısından çok önemlidir.
ıı. dünya savaşı’ndan sonra adorno ve scholem, benjamin’in yazdıklarını büyük oranda yeniden düzenlediler ve her şeyden önce 1970-1989 arası geniş kapsamlı olarak yayımlattıkları gesammelten schriften (toplu yazılar), benjamin’in yaşadığı yıllarda yazın dünyasında başarısız gibi görünen ortamı ters yüz etti. oysa doktora tezi neredeyse hiç dikkate alınmamıştı. doçentliğine dair yazdıkları hatta, frankfurt üniversitesi’nce kismen reddedilmişti. ancak ölümünden sonra benjamin’in bıraktıkları, sosyologların ve toplum bilimcilerin başvurduğu önemli bir kaynak olarak hâlâ tazeliğini korumaktadır.
devamını gör...
9.
26 eylül intih""r günü. geçen sene bu başlığa 27 eylül'de yazmışım, bu sene de aklıma dün (yani 27 eylül'de) geldi. ama yazmadım,,,
galiba zamanı yaklaşık 1 gün geriden takip ediyorum zihinsel olarak.
26 eylül 26 eylül 26 eylül 26 eylül
<olayları, aralarında büyük ve küçük ayrımı gütmeksizin anlatan vakanüvis, bir kez olmuş hiçbir şeyin tarih açısından yitip gitmiş sayılamayacağı gerçeği doğrultusunda davranmış olur. doğal olarak, ancak bütünüyle kurtuluşa erebilmiş bir insanlık geçmişine de bütünüyle sahip olabilir. anlatılmak istenen, şudur: ancak kurtuluşa ermiş bir insanlık için geçmişi, her anıyla alıntılanabilir nitelik kazanmıştır. yaşanmış anlarından her biri, gündemdeki bir alıntıya dönüşmüştür - mahşer gününün gündeminde olan bir alıntı.>
tarih kavramı üzerine, iii.
galiba zamanı yaklaşık 1 gün geriden takip ediyorum zihinsel olarak.
26 eylül 26 eylül 26 eylül 26 eylül
<olayları, aralarında büyük ve küçük ayrımı gütmeksizin anlatan vakanüvis, bir kez olmuş hiçbir şeyin tarih açısından yitip gitmiş sayılamayacağı gerçeği doğrultusunda davranmış olur. doğal olarak, ancak bütünüyle kurtuluşa erebilmiş bir insanlık geçmişine de bütünüyle sahip olabilir. anlatılmak istenen, şudur: ancak kurtuluşa ermiş bir insanlık için geçmişi, her anıyla alıntılanabilir nitelik kazanmıştır. yaşanmış anlarından her biri, gündemdeki bir alıntıya dönüşmüştür - mahşer gününün gündeminde olan bir alıntı.>
tarih kavramı üzerine, iii.
devamını gör...