normal sözlük yazarlarının şiirleri
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
başlık "martinneder" tarafından 08.01.2021 18:06 tarihinde açılmıştır.
181.
...kusmak isteyip kusamamak gibi bir şey bu,
korkarsın etrafı kirletmekten, tutarsın.
sonra patlarsın, birer birer dökülür ağzından her şey.
bir bakmışsın kusmayıp şıçmışsın! **
korkarsın etrafı kirletmekten, tutarsın.
sonra patlarsın, birer birer dökülür ağzından her şey.
bir bakmışsın kusmayıp şıçmışsın! **
devamını gör...
182.
yeniliyorum bak zafer tahtımda
ince sivri bir mızrak ucunda,
son kalan umudum
öyleyse tüm fikirleri çıkarmalı zihinden
meczupça gülüp unutmalı belki
bu içinde olduğum ruh
artık sen kadar sarkastik biliyorum
lütfen bu aşkı kusmadan önce hazm et
basit değil, korktuğumuz şayet
yokluğunu somutça hissediyorum
al gözyaşlarımı ek bir tohum gibi dünyaya
o zaman seni de içine hapsedecek distopia
dinle romeo konu sen değilsin
o ben ki jülyetinden daha çaresiz bedenim
kasvetin içinden baş gösteren inayetim
bakma bana öyle anlamazca
ört kirpiklerini üstüme,sus sadece
inan niyetim yaralamak değil seni
ben vazgeçmiş, uslu serseri
kaldır şimdi kirpiklerini bak
düştüm gözünden göz yaşı misali...
-ydd
ince sivri bir mızrak ucunda,
son kalan umudum
öyleyse tüm fikirleri çıkarmalı zihinden
meczupça gülüp unutmalı belki
bu içinde olduğum ruh
artık sen kadar sarkastik biliyorum
lütfen bu aşkı kusmadan önce hazm et
basit değil, korktuğumuz şayet
yokluğunu somutça hissediyorum
al gözyaşlarımı ek bir tohum gibi dünyaya
o zaman seni de içine hapsedecek distopia
dinle romeo konu sen değilsin
o ben ki jülyetinden daha çaresiz bedenim
kasvetin içinden baş gösteren inayetim
bakma bana öyle anlamazca
ört kirpiklerini üstüme,sus sadece
inan niyetim yaralamak değil seni
ben vazgeçmiş, uslu serseri
kaldır şimdi kirpiklerini bak
düştüm gözünden göz yaşı misali...
-ydd
devamını gör...
183.
gözlerimden süzülen bir kaç damla yaşın,
sıcaklığıyla uyanıyorum her gece.
moraran göz altlarının sızısıyla,
uykusuz, kabuslarla büyümüş bir bedende.
gecelerin yalnızın dostu olduğunu,
karanlıkla yalnızlaştıkça anlıyor insan.
umutun mutsuzluktan doğduğunu,
farkediyor aslında her geride kalan.
raks eden dudakların ayrılık şarkısını,
mırıldanarak söyledim yağmurlu gecelerde.
özlemin o özleten beyhude tınısını,
ne zaman arasam bulurdum sesinde.
ve bir gün olurda geri dönersen
bıraktığın yerde, bıraktığın ben değilim.
yabancılaşan bir ruhun zorunlu bedeninde,
belki bir gün özlersin diye ümitlerim.
kızgın değilim,tek kırgınlığım hayallere,
seni benimle buluşturan düşman dostlar.
ölümün nefesiyle, ihanetin tadıyla gerçeklere
alevimi besleyen o keskin korlar.
sıcaklığıyla uyanıyorum her gece.
moraran göz altlarının sızısıyla,
uykusuz, kabuslarla büyümüş bir bedende.
gecelerin yalnızın dostu olduğunu,
karanlıkla yalnızlaştıkça anlıyor insan.
umutun mutsuzluktan doğduğunu,
farkediyor aslında her geride kalan.
raks eden dudakların ayrılık şarkısını,
mırıldanarak söyledim yağmurlu gecelerde.
özlemin o özleten beyhude tınısını,
ne zaman arasam bulurdum sesinde.
ve bir gün olurda geri dönersen
bıraktığın yerde, bıraktığın ben değilim.
yabancılaşan bir ruhun zorunlu bedeninde,
belki bir gün özlersin diye ümitlerim.
kızgın değilim,tek kırgınlığım hayallere,
seni benimle buluşturan düşman dostlar.
ölümün nefesiyle, ihanetin tadıyla gerçeklere
alevimi besleyen o keskin korlar.
devamını gör...
184.
denmeyen kalmadı
sokakların sahibi adamlarca
her yeri tutmuşlar
uçkurlar diyarında
sorsan neden diye.
sayfalarca desenlerle
kafana vururlar.
sokağın başında beklenenler nerede?
ellerinde kalemlerin nasırlarıyla
göremiyoruz onları
bulutların çığlığından.
sokakların sahibi adamlarca
her yeri tutmuşlar
uçkurlar diyarında
sorsan neden diye.
sayfalarca desenlerle
kafana vururlar.
sokağın başında beklenenler nerede?
ellerinde kalemlerin nasırlarıyla
göremiyoruz onları
bulutların çığlığından.
devamını gör...
185.
anneme;
dört duvar arasında
sıkışmışken herşeyimle
elimde tuttuğum tek şeyde
kaybolmuş gidiyor.
dört duvar arasında
sıkışmışken herşeyimle
elimde tuttuğum tek şeyde
kaybolmuş gidiyor.
devamını gör...
186.
hangi soğuk üşütür bir yavrunun içini
etrafında siper olmuşsa anne elleri
hangi dipsiz kuyudan çekip çıkarmaz
karanlığa boğulmuş bitkin yavrusunu anne elleri
yürüdüğün bilinmez yollarda adımların karışmaz
varsa elinden tutan şefkatli anne elleri
bir ömür sıcaklığı kaybolmaz avuçlarından
cennetin anahtarını tutan annenin elleri
etrafında siper olmuşsa anne elleri
hangi dipsiz kuyudan çekip çıkarmaz
karanlığa boğulmuş bitkin yavrusunu anne elleri
yürüdüğün bilinmez yollarda adımların karışmaz
varsa elinden tutan şefkatli anne elleri
bir ömür sıcaklığı kaybolmaz avuçlarından
cennetin anahtarını tutan annenin elleri
devamını gör...
187.
gökyüzüne dalmışım,
kim bilir kimlerden kaçmışım?
kimlerin düşüncelerinden uzaklaşmışım?
aslında gökyüzüne kaçmışım.
kim bilir kimlerden kaçmışım?
kimlerin düşüncelerinden uzaklaşmışım?
aslında gökyüzüne kaçmışım.
devamını gör...
188.
senin kedin vardı,
benim de kredi kartım.
sen yalnızlığın pre bilmem ne sancılarını çekerken,
ben senin borcunu ödüyordum bakkal'a her daim.
kedi önemli burada.
benim de kredi kartım.
sen yalnızlığın pre bilmem ne sancılarını çekerken,
ben senin borcunu ödüyordum bakkal'a her daim.
kedi önemli burada.
devamını gör...
189.
ah dostum sen de mi düşecektin
bu çirkef karanlığın eline
senin de mi mecburi yolculuğun
bir uçurum ötesine
küçük şehirlerin sevdası büyük olur mu ?
sığar mı bu kötü masal çocuk yüreğine ?
hani gülerdik en olmadık şeylere
kimse söküp alamazdı yüzümüzden
o kutlu tebessümlerimizi.
şimdi hangi rüyanın mahkumu oldun böyle
nasıl kandın bir kahinin sözüne ?
bize göre değil kaf dağını aşmak
mümkün mü hiç bir yıldıza dokunmak ?
ne sevdalı bir pervane ol
ne de başına dolan bir ateşin.
anlamayacaksın dostum, biliyorum.
bu satırları bir ateşin içinden yazıyorum.
bu çirkef karanlığın eline
senin de mi mecburi yolculuğun
bir uçurum ötesine
küçük şehirlerin sevdası büyük olur mu ?
sığar mı bu kötü masal çocuk yüreğine ?
hani gülerdik en olmadık şeylere
kimse söküp alamazdı yüzümüzden
o kutlu tebessümlerimizi.
şimdi hangi rüyanın mahkumu oldun böyle
nasıl kandın bir kahinin sözüne ?
bize göre değil kaf dağını aşmak
mümkün mü hiç bir yıldıza dokunmak ?
ne sevdalı bir pervane ol
ne de başına dolan bir ateşin.
anlamayacaksın dostum, biliyorum.
bu satırları bir ateşin içinden yazıyorum.
devamını gör...
190.
ağzımın tadı yoksa, hasta gibiysem,
boğazımda düğümleniyorsa lokma,
buluttan nem kapıyorsam, vara yoğa
alınıyorsam, geçimsiz ve işkilli,
yüzüm öfkeden karaya çalıyorsa,
denize bile iştahsız bakıyorsam,
hep bu boyu devrilesi bozuk düzen,
bu darağacı suratlı toplum!
oktay rifat horozcu
boğazımda düğümleniyorsa lokma,
buluttan nem kapıyorsam, vara yoğa
alınıyorsam, geçimsiz ve işkilli,
yüzüm öfkeden karaya çalıyorsa,
denize bile iştahsız bakıyorsam,
hep bu boyu devrilesi bozuk düzen,
bu darağacı suratlı toplum!
oktay rifat horozcu
devamını gör...
191.
veya sen sus?

bana sanat yapacak metaforu çok gören, bir sıkımlık canı kalan koca göğüslerini soyutlaştırmadan önce, bildiğim bütün kristal sözcükleri, ön sevişmeyi geçmek için kullanmaktan neden çekinecekmişim ki?
bana, hayat bacaklarının arasından akıp giden bir nehir diye nasihat eden sen değil miydin? belkide seni bir başkasıyla kırıştırıyorumdur. belki biz, domalmaya yüz tutmuş iki androidin güncellenmeyi bekleyen eski versiyonlarıyızdır.
ne olursak olalım, politik imajımıza dair yayılan dedikoduları birlikte geliştirmeliyiz. bacak bacak üstüne atmak kadar somut bir yorgunluğun keyfini çatıyoruz her gece. bunun hangi kelebeği ne yönde etkileyeceğini umursayan kişi sadece sensin. ben üzerinde uzlaşmamıza gerek duyulmayan yöntemlerden hoşlanırım.
eğlenceli bir bunalıma adapte olmakla ilgileniyorsan benimle yollarını ayırmalısın. turuncu değil hiç bir güzellik, sevildikçe morarır her ..... sen bilirsin pudrayla parlayan suretlerin çirkin niyetlerini. kimseden bekleme sen bas kıçıma tekmeyi.

bana sanat yapacak metaforu çok gören, bir sıkımlık canı kalan koca göğüslerini soyutlaştırmadan önce, bildiğim bütün kristal sözcükleri, ön sevişmeyi geçmek için kullanmaktan neden çekinecekmişim ki?
bana, hayat bacaklarının arasından akıp giden bir nehir diye nasihat eden sen değil miydin? belkide seni bir başkasıyla kırıştırıyorumdur. belki biz, domalmaya yüz tutmuş iki androidin güncellenmeyi bekleyen eski versiyonlarıyızdır.
ne olursak olalım, politik imajımıza dair yayılan dedikoduları birlikte geliştirmeliyiz. bacak bacak üstüne atmak kadar somut bir yorgunluğun keyfini çatıyoruz her gece. bunun hangi kelebeği ne yönde etkileyeceğini umursayan kişi sadece sensin. ben üzerinde uzlaşmamıza gerek duyulmayan yöntemlerden hoşlanırım.
eğlenceli bir bunalıma adapte olmakla ilgileniyorsan benimle yollarını ayırmalısın. turuncu değil hiç bir güzellik, sevildikçe morarır her ..... sen bilirsin pudrayla parlayan suretlerin çirkin niyetlerini. kimseden bekleme sen bas kıçıma tekmeyi.
devamını gör...
192.
yolun bittiği yerde neyin beklediğini bilmeden
yürüyebilir mi insan korkusuzca
aklının ufkuna kadar uzatabilir mi düşüncelerini
önyargıların bastırdığı idrakini özgürleştirerek
duyurabilir mi ötelenmişlerin, kimsesizleştirilmişlerin
masum ve bir o kadar keskin çığlığını
haykırabilir mi ciğerleri patlayacakçasına
geri getirebilir mi kirlenmemiş çocukluğunu
hayal kırıklıkları dört bir yanda hafıza enkazından
acabalarla dolu bu duygu durumundan
sıyrılabilir mi, sığınabilir mi güvenli bir limana
yürüyebilir mi insan korkusuzca
aklının ufkuna kadar uzatabilir mi düşüncelerini
önyargıların bastırdığı idrakini özgürleştirerek
duyurabilir mi ötelenmişlerin, kimsesizleştirilmişlerin
masum ve bir o kadar keskin çığlığını
haykırabilir mi ciğerleri patlayacakçasına
geri getirebilir mi kirlenmemiş çocukluğunu
hayal kırıklıkları dört bir yanda hafıza enkazından
acabalarla dolu bu duygu durumundan
sıyrılabilir mi, sığınabilir mi güvenli bir limana
devamını gör...
193.
194.
nefes alamıyorum,
üşüyorum mayısın ortasında.
yorgunum,
dünyayı taşımışcasına.
yoksun
yanımda,başucumda.
amansız bir hastalık
yalnızlık
ellerini ellerimden
hayalini benden
alma
bana memleketi anlat,
bu karanlık günlerin şafağında.
bana sevmeyi öğret,
bu yapayalnız dünyada.
aşkı öğret bana kadın
bana bizi anlat
anlatırsan susar kalemim lal olur dilim
dinlerim.
üşüyorum mayısın ortasında.
yorgunum,
dünyayı taşımışcasına.
yoksun
yanımda,başucumda.
amansız bir hastalık
yalnızlık
ellerini ellerimden
hayalini benden
alma
bana memleketi anlat,
bu karanlık günlerin şafağında.
bana sevmeyi öğret,
bu yapayalnız dünyada.
aşkı öğret bana kadın
bana bizi anlat
anlatırsan susar kalemim lal olur dilim
dinlerim.
devamını gör...
195.
bir silgi alsam elime
geçsem yaşamımın karşısına
eksik,yanlış,hata ne varsa silsem
son halimi
sürdürsem seninle.
geçsem yaşamımın karşısına
eksik,yanlış,hata ne varsa silsem
son halimi
sürdürsem seninle.
devamını gör...
196.
sen bir değişmişsin dedim
bir değişmişsin gerçekten
göze çarpan ölgünlüğün yerine
heyecandan yüze çarpan solukların var
anlatmayı bitiremediğin güzel anıların var
görmeden tahminlerin bir küçük dağ kadar
sen bir değişmişsin dedim
artık sevmediklerin kadar sevdiklerin var
güzel hayallerin gerçekleşir gibiymiş
umutların için savaşıyorsun sonuna kadar
sen bir değişmişsin, kelimelerin en çok
artık kendini feda eder bir halin var
gözlerinin rengine takılır olmuşsun
saçlarının yerine
hep dahasını ister halin hiç geçmemiş sahiden
elde etmeyi seviyorum ondan böyle, der gibiydin, ben anladım.
boş ver güzel böyle dedim, değişmemişsin bu yönden.
sen bitince konu karmaya karışırdı
zaman bana bir güne bir gün kalmazdı
sen değişmezsin ki dedim,
dedim diye değişme sakın
yok olur mu, dedi bak çocukluk fotoğraflarım
karma da bitince başladı çocukluğu
aslında bir yerlerdeydim ben de, var göstermeyi unuttuğu,
hatırlıyorum bunları dedim aynısın gerçekten
hep böyleydik hep dedi, senin de ellerin öyle
benden söylenince sanki tüm konuşmalar benimle alakalıydı
kalbimin duvarları seneler ardından sarsıldı
aa dedim ne yazık, otobüsüm de kaçtı
benim vaktim var dedi, o zaman kalalım
kararı o verince niyeyse sevinirdim
bu kalalımlar da onlardan biriydi
zaman ne çabuk geçti böyle dedi
baksana seni beni bile ayırıverdi
bu seferkine yetişeyim dedim
seninle vakit geçirmek çok güzeldir
ama bugun biraz gidesim geldi
seni çok önceden de böyle kaybetmiştim
bazı şeyler için geç kaldığında
unutma limanına yetişmeye çalışıyorsun
bari bu otobüs diyorsun
kaybettiklerim ben değil bir başkası olsun
bir değişmişsin gerçekten
göze çarpan ölgünlüğün yerine
heyecandan yüze çarpan solukların var
anlatmayı bitiremediğin güzel anıların var
görmeden tahminlerin bir küçük dağ kadar
sen bir değişmişsin dedim
artık sevmediklerin kadar sevdiklerin var
güzel hayallerin gerçekleşir gibiymiş
umutların için savaşıyorsun sonuna kadar
sen bir değişmişsin, kelimelerin en çok
artık kendini feda eder bir halin var
gözlerinin rengine takılır olmuşsun
saçlarının yerine
hep dahasını ister halin hiç geçmemiş sahiden
elde etmeyi seviyorum ondan böyle, der gibiydin, ben anladım.
boş ver güzel böyle dedim, değişmemişsin bu yönden.
sen bitince konu karmaya karışırdı
zaman bana bir güne bir gün kalmazdı
sen değişmezsin ki dedim,
dedim diye değişme sakın
yok olur mu, dedi bak çocukluk fotoğraflarım
karma da bitince başladı çocukluğu
aslında bir yerlerdeydim ben de, var göstermeyi unuttuğu,
hatırlıyorum bunları dedim aynısın gerçekten
hep böyleydik hep dedi, senin de ellerin öyle
benden söylenince sanki tüm konuşmalar benimle alakalıydı
kalbimin duvarları seneler ardından sarsıldı
aa dedim ne yazık, otobüsüm de kaçtı
benim vaktim var dedi, o zaman kalalım
kararı o verince niyeyse sevinirdim
bu kalalımlar da onlardan biriydi
zaman ne çabuk geçti böyle dedi
baksana seni beni bile ayırıverdi
bu seferkine yetişeyim dedim
seninle vakit geçirmek çok güzeldir
ama bugun biraz gidesim geldi
seni çok önceden de böyle kaybetmiştim
bazı şeyler için geç kaldığında
unutma limanına yetişmeye çalışıyorsun
bari bu otobüs diyorsun
kaybettiklerim ben değil bir başkası olsun
devamını gör...
197.
kapatın ışıkları
üzerimi örtün benim
kimse yaklaşmasın yanıma
kapılar açılıp kapanmasın
bir ayak sesi dahi gelmesin kulağıma
susturun bütün sesleri, susturun
beni yalnızlığın asırlarına gömün
ne bir şarkı uğrasın bilincime
ne hatıra, ne anı
bir müddet dinleyeyim böylece
suskun, dilsiz zamanı.
üzerimi örtün benim
kimse yaklaşmasın yanıma
kapılar açılıp kapanmasın
bir ayak sesi dahi gelmesin kulağıma
susturun bütün sesleri, susturun
beni yalnızlığın asırlarına gömün
ne bir şarkı uğrasın bilincime
ne hatıra, ne anı
bir müddet dinleyeyim böylece
suskun, dilsiz zamanı.
devamını gör...
198.
aramda bir bağ vardı geçmişle
hatırladıklarım eksikti
bundandı resimde aradıklarım
kim ne zaman, nerede
silinmiş hatıralarım.
hatırladıklarım eksikti
bundandı resimde aradıklarım
kim ne zaman, nerede
silinmiş hatıralarım.
devamını gör...
199.
çiy yağar şiirlerime sabaha karşı.
hiç bir şairin gezmediği hislerde,
titrer dörtlüklerim, dizelerim üşür.
zavallı yetimlerim! anlamazlar sizi.
hiç bir şairin gezmediği hislerde,
titrer dörtlüklerim, dizelerim üşür.
zavallı yetimlerim! anlamazlar sizi.
devamını gör...
200.
çiy düşmüş çimenlere
kapı girişinde, pabuçlarım ıslak
yel esmiş, insanlara, mevsimlere
hala soğuk, hala toprak
kırmızı korkuları varmış avluma
ateş olmuş resimler yanıyor, kül kül
sen yanıyorsun, hatıraların yanıyor
içimin renkleri bir olmuş, menteşeleri dağlıyor
bıraksalar ellerimi alevden tutuşma
arar bulur, defalarca gezindiği çizgileri
tutup can havliyle yaşatır, yeşertir
bir iz bile bırakmadan kaybolursun
kim inanır şu vakitte dumansız yangınlara
kim inanır havada asılı kül, toprağa can olduğuna
çiy düşmüş beni gördüğün,
dilinle değil, gözlerinle konuştuğun son gece
kapı girişinde pabuçların ıslak
yel esmiş, sehere karşı, kırmızılar kayıp
hala sıcak, hala ölü acımak
kapı girişinde, pabuçlarım ıslak
yel esmiş, insanlara, mevsimlere
hala soğuk, hala toprak
kırmızı korkuları varmış avluma
ateş olmuş resimler yanıyor, kül kül
sen yanıyorsun, hatıraların yanıyor
içimin renkleri bir olmuş, menteşeleri dağlıyor
bıraksalar ellerimi alevden tutuşma
arar bulur, defalarca gezindiği çizgileri
tutup can havliyle yaşatır, yeşertir
bir iz bile bırakmadan kaybolursun
kim inanır şu vakitte dumansız yangınlara
kim inanır havada asılı kül, toprağa can olduğuna
çiy düşmüş beni gördüğün,
dilinle değil, gözlerinle konuştuğun son gece
kapı girişinde pabuçların ıslak
yel esmiş, sehere karşı, kırmızılar kayıp
hala sıcak, hala ölü acımak
devamını gör...
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
